Anneler

Anneler konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Anneler konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Anneler konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Anneler konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Türk Anneler Derneği Bakırköy Şubesi 8 Mayıs 2016 Anneler Günü kutlamasında, Azerbaycan Dede Korkut Milli Fondu Başkanı Sayın Eldar İsmayılov tarafından, Zübeyde Hanım’ın vefatının 93. yıl dönümü anısına yapılmış olan Azerbaycan Mehriban Ana madalyası takdim edilecektir. Türk Anneler Derneği  Anneler Günü kutlamasında, Mehriban Ana madalyasını kalplerimizde yaşatmak için, elele birlikte olmak dileğiyle herkesi kutlamasına davet ediyor..


Başkan
Çiğdem Göymen
Saat 10:00’da kahvaltı
Saat 11:00’de tören
Yer: Ataköy 5. Kısım Atilla İlhan Parkı (Kavaklı Park) Bakırköy

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak; Keman, piyano, bağlama, akordeon, şan, solfej, ve gitar eğitmenlerimizin yer alacağı dinletide hepimiz için kutsal olan annelerimizin önemini enstrumanlarında yaşatarak ruhumuzu besleyecekleri ve yalnızca Eğitmen Orkestramızın vereceği konsere 8 Mayıs 2016 Pazar günü saat 19:00 ‘da  herkes davetlidir.

 

Önceki Eğitmen Dinletilerimizden görüntüler;

 

35. İstanbul Film Festivali’nde Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” filmi, Altın Lale Ulusal yarışmada “En İyi Film”, “En İyi Senaryo” ve “En İyi Kadın Oyuncu” ödüllerini kazandı.

35. İstanbul Film Festivali’nde ödül kazananlar belli oldu.

Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen törende, Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri için 2015-2016 sezonunda tamamlanan 11 film yarıştı.

Cem Davran’ın sunuculuğunu yaptığı gecede ilk olarak, Jeyan Ayral Tözüm, Şerafettin Gür, Suzan Avcı ve Perran Kutman’a Sinema Onur Ödülleri verilirken, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden yönetmen Ülkü Erakalın’ın ödülü oğlu Murat Erakalın’a takdim edildi.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” adlı filmi layık görüldü.

Ahu Öztürk ödülünü alırken yaptığı kısa konuşmada, “Ben ödülü, Şırnak’ta çocuklarının ölüsünü buzdolabında saklayan annelerden, yurtdışında çocuğuyla vedalaşıp burada tekrar cezaevine gelen sevgili Meral Camcı’ya uzanan o yol adına alıyorum. Savaşlar kadınları ve önce çocukları vuracaksa, barışı da kadınlar kuracak” dedi.

Ulusal yarışma

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül kazanlar şöyle:

En İyi Film: Toz Bezi

En İyi Yönetmen: Mustafa Kara (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kadın Oyuncu: Asiye Dinçsoy (Toz Bezi)

En İyi Erkek Oyuncu: Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)

En İyi Senaryo: Ahu Öztürk (Toz Bezi)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kurgu: Mustafa Kara, Umut Sakallıoğlu ve Ali Aga (Kalandar Soğuğu)

En İyi Özgün Müzik: Doğan Duru (Tarla)

Jüri Özel Ödülü: Rauf (Barış Kaya ve Soner Caner)

Uluslararası Yarışma

Festivalde, Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın “Bin Başlı Canavar” adlı filmi değer görüldü.

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü’nü ise Britanyalı yönetmen Brady Corbet’in “Bir Liderin Çocukluğu” adlı filmi kazandı.

Kısa, mansiyon, belgesel, Seyfi Teoman ödülleri

Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film Ödülü’nü Ziya Demirel’in “Salı” adlı filmi kazandı. Ödülü yönetmene jüri üyelerinden Can Evrenol verdi.

Barış Sarhan’ın “Cemil Şov” adlı filmi ise Mansiyon ödülüne layık görüldü.

Ulusal Belgesel Yarışması’nda da En İyi Belgesel Ödülü Onur Bakır ve Panagiotis Charamis’in yönettiği “Hazır Ol!” filmine verildi.

Ayşe Polat’ın yönettiği “Ötekiler” filmi ise Mansiyon’a layık görüldü.

Bu arada, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü “Çırak” filminin yönetmeni Emre Konuk kazandı.

 istanbul-film-festivali-nde-odulleri-toz-bezi-topladi-128713-5 (1)
pariste çanakkale sergisi

paris-te-canakkaleFransa’nın başkenti Paris’te Anadolu Kültür Merkezi ve Paris Büyükelçiliği tarafından Çanakkale Savaşları’nın 100. yıl dönümü nedeniyle Genelkurmay Askeri arşiv fotoğraflarından oluşan “Çanakkale – Savaştan Barışa Uzanan Yol” isimli fotoğraf sergisi açıldı.

Serginin açılışında Anadolu Kültür Merkezi Başkanı Doktor Demir Fitrat Onger Çanakkale savaşı ile ilgili bilgi veren bir konuşma yaptı. Onger’in ardından konuşan Paris Büyükelçisi Hakkı Akil I. Dünya Savaşı’nın en ölümlü savaşlardan biri olduğunu belirterek, “Galatasaray Lisesi’ne ilk girdiğim zaman dikkatimi çeken ilk şey Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden öğrencilerin listesiydi. Savaşta lise öğrencilerinin sayısı on beş bindi” dedi

Büyükelçi Akil, savaş sonrası Atatürk’ün Anzak annelerine yazdığı mektuptaki “Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz” ifadeleri ile Çanakkale Savaşı’nın insani yönleri ağır basan bir yönü olduğunun da altını çizdi.

Anadolu Kültür Merkezi ve Paris Büyükelçiliği tarafından düzenlenen sergiye Paris Büyükelçisi Hakkı Akil ve eşi inci Akil, Paris Askeri Ataşesi Albay Turgut Çelebi ve eşi, Yarbay Cem Yılmaz ve eşi, Amerika, Kanada, Macaristan Askeri Ataşeleri, Avusturalya ve Yeni Zelanda Büyükelçilik diplomatları, Fransa Yurtdışı vatandaşlarından sorumlu Milletvekili Habib Meyer, Paris Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı Ali Onaner, müsteşar Selen Evcit ve çok sayıda konuk katıldı.

Sergi salonunda slayt gösterisi düzenlendi. Türk mutfağından örneklerin ikram edildiği bir kokteyl verildi. Konuklar açılan defteri imzaladı. Paris’te Anadolu Kültür Merkezi’ndeki sergi 28 Haziran’a kadar gezilebilecek.

Kaynak: Gerçek Gündem

tarihte-bugun-ne-oldu426 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 146. (artık yıllarda 147.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 219 gün vardır.

Olaylar

  • 1538 – Jean Calvin ve yandaşları Cenevre’den sürgün edildi. Kalvenizm’in kurucusu Fransız din adamı 1541’de tekrar Cenevre’ye dödüğünde katı bir teokratik yönetim kurudu.18 Mayıs 1564’te Cenevre Diktatörü olarak öldü.
  • 1647 – Alse Young adındaki bir kadın Amerikan kolonilerinde cadılık suçlamasıyla idam edilen ilk şahıs olmuştur. Young Hartford, Connecticut’ta asılarak idam edilmişti.
  • 1832 – Quebec’te Asya kolerası salgını: yaklaşık 6000 kişi öldü.
  • 1889 – Eyfel Kulesi’nin ilk asansörü halka açıldı.
  • 1894 – Rusya’nın son çarı II. Nikola taç giydi.
  • 1926 – Milli Mücadele’ye katılmayan memurların görevlerine son verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.
  • 1938 – Atatürk, Ankara’dan son kez ayrıldı.
  • 1938 – Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (HUAC) ilk oturumunu yaptı.
  • 1946 – Belediye seçimleri olaylı geçti. Demokrat Parti, iktidarın seçimde yanlı davrandığı ve seçim güvenliği olmadığı gerekçesiyle seçimlere katılmadı.
  • 1957 – Abant’ta meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi öldü.
  • 1963 – İskenderun Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
  • 1966 – Denizli’de gerçekleşen genel kurul toplantısında Çelik Yeşilspor Gençlik ve Pamukkale Gençlik kulüplerinin katılımlarıyla Denizlispor profesyonel futbol kulübü kuruldu.
  • 1968 – Başbakan Süleyman Demirel, “düzeni değiştirmek isteyenler meczuptur, anarşisttir” dedi.
  • 1970 – Sovyetler Birliği yapımı Tupolev Tu-144 süpersonik uçağı, Mach 2 hızını aşabilen ilk ticari hava taşıt aracı oldu.
  • 1972 – ABD ve SSCB arasında balistik füzelerin sınırlandırılması antlaşması imzalandı.
  • 1973 – Orhan Kemal Roman Ödülü’nü “Büyük Gözaltı” romanıyla Çetin Altan aldı.
  • 1982 – Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı Şerif Gören’in yönettiği ‘Yol’ filmi Cannes Film Festivali’nde büyük ödülü Costa Gavras’ın ‘Kayıp’ filmiyle paylaştı.
  • 1983 – Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu; Genel Başkanlığa Erdal İnönü seçildi.
  • 1992 – Orhan Kemal Roman Ödülü’nü “Köylüler” romanıyla Talip Apaydın aldı.
  • 1993 – Salman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabını yayımlamaya başlayan Aydınlık gazetesi toplatıldı.
  • 1997 – Susurluk’taki kazanın duruşmasında, kamyon şoförü Hasan Gökçe, 6 milyon 420 bin lira para cezası ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak’ın ailesine 100 milyon lira manevi tazminat ödemeye mahkûm edildi.
  • 1999 – Danıştay Sekizinci Dairesi, başı açık görev yapmayı kabul etmeyen baş örtülü memurların, uyarı cezası verilmeden işten çıkarılmasına karar verdi.
  • 2003 – Ukrayna Havayolları’na ait uçak, Trabzon’un Maçka ilçesi yakınlarında düştü. İspanyol Barış Gücü askerlerini taşıyan uçakta 62 asker ile 13 kişilik mürettebat öldü.
  • 2006 – 6.3 büyüklüğündeki Mayıs 2006 Cava Depremi meydana geldi. Depremde en az 5749 kişi öldü, 38,568 kişi yaralandı ve 600,000 kişi evsiz kaldı.[1]

Doğumlar

  • 1566 – III. Mehmet, Osmanlı Sultanı (ö. 1603)
  • 1650 – John Churchill, İngiliz general[2] (ö. 1722)
  • 1689 – Lady Mary Wortley Montagu, İngiliz yazar (Osmanlı toplumu üzerine ayrıntılı gözlemleriyle de bilinir.) (ö. 1762)
  • 1904 – Necip Fazıl Kısakürek, Türk edebiyatçısı (ö. 1983)
  • 1907 – John Wayne, ABD’li aktör (ö. 1979)
  • 1926 – Miles Davis, ABD’li caz trompetçisi ve bestecisi (ö. 1991)
  • 1954 – Alan Hollinghurst, İngiliz yazar
  • 1964 – İlkay Akkaya, müzisyen
  • 1971 – Matt Stone, Yahudi kökenli, ABD’li aktör
  • 1975 – Suat Suna, Türk şarkıcı
  • 1977 – Luca Toni, İtalyan futbolcu
  • 1979 – Mehmet Okur, Türk basketbolcu
  • 1982 – Hasan Kabze, Türk futbolcu[3]
  • 1992 – Jenni Vähämaa, Fin buz patenci

Ölümler

  • 1421 – Çelebi Mehmet, 5. Osmanlı sultanı (d. 1389)
  • 1512 – II. Bayezid, 8. Osmanlı padişahı (d. 1447)
  • 1703 – Samuel Pepys, İngiliz yazar (d. 1633)
  • 1883 – Abdülkadir Cezayiri, Cezayirli halk önderi, din adamı, asker (d. 1808)
  • 1976 – Martin Heidegger, Alman varoluşçu filozof (d. 1889)
  • 1978 – Orhan Peker, Türk ressam (d. 1927)
  • 1991 – İzzettin Ökte, Türk besteci, tanbur sanatçısı (d. 1910)
  • 1995 – Doğan Kasaroğlu, eski TRT Genel Müdürlerinden (d. 1933)
  • 2005 – Eddie Albert, ABD’li aktör (d. 1906)
  • 2008 – Sydney Pollack, Akademi Ödülü sahibi ABD’li yönetmen, yapımcı ve oyuncu (d. 1934)

Tatiller ve Özel Günler

  • Anneler Günü (Polonya)

tarihte-bugun-ne-oldu410 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 130. (artık yıllarda 131.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 235 gün vardır.

Olaylar

  • 1497 – Amerigo Vespucci, Yeni Dünya’ya doğru yapacağı ilk yolculuk için İspanya’nın Cádiz kentinden ayrıldı.
  • 1503 – Kristof Kolomb, Cayman Adaları’na geldi ve burada gördüğü sayısız deniz kaplumbağasından dolayı buraya Las Tortugas adını verdi.
  • 1556 – Marmara denizi depremi meydana geldi.
  • 1799 – Cezzar Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Akka’da Napolyon Bonapart’ın komutasındaki Fransız ordusunu yenilgiye uğrattı.
  • 1824 – Londra’nın Trafalgar Meydanı’nda bulunan ünlü müzesi The National Gallery halkın ziyaretine açıldı.
  • 1868 – Bugünkü adı Danıştay, olan Şura-yı Devlet kuruldu.
  • 1872 – Victoria Woodhull, ABD Başkanlığı’na aday olan ilk kadın oldu.
  • 1876 – Osmanlı devletinde basına sansür uygulaması başlatıldı.
  • 1907 – Anneler Günü, ilk kez ABD’nin Philadelphia kentinde kutlandı.
  • 1908 – Anneler Günü, ABD’de ilk kez olarak West Virginia Eyaleti’nin Grafton kentinde kutlandı.
  • 1919 – İtilaf Devletleri temsilcileri, Paris’te, Yunanların İzmir’i işgali konusunda karar aldı.
  • 1920 – ABD Komünist Partisi kuruldu.
  • 1920 – New York’ta mültimilyarder iş adamı Nelson Rockefeller, sahibi olduğu binanın ön cephesine Meksikalı ressam Diego Rivera’nın yaptığı duvar panosunda Lenin resmi olduğu için ressamı kovdu, panoyu parçaladı.
  • 1921 – Mustafa Kemal Paşa, TBMM’de Müdafaayı Hukuk Grubu’nu kurdu.
  • 1933 – Naziler Almanya’da Heinrich Mann, Upton Sinclair, Erich Maria Remarque gibi yazarların kitaplarını yakmaya başladı.
  • 1940 – 2. Dünya Savaşı: Winston Churchill, İngiltere Başbakanı olarak görevlendirildi.
  • 1941 – 2. Dünya Savaşı: Rudolf Hess, İngiltere ve Almanya arasında gerçekleşebilecek bir barış antlaşmasını başlatabilmek umuduyla İskoçya topraklarına gizlice paraşütle indi.
  • 1941 – 550 Alman uçağı Londra’yı bombaladı, yaklaşık 1.400 sivil öldü.
  • 1960 – ABD’ye ait USS Triton nükleer denizaltısı Dünya çevresini su altından dolaştığı ilk seferini tamamladı.
  • 1961 – TBMM, nispi temsil seçim sistemini kabul etti.
  • 1971 – Sıkıyönetim yasasında değişiklik yapıldı. Gözaltı süresi 30 güne çıkarıldı.
  • 1978 – İstanbul, Beyoğlu’ndaki tarihi Çiçek Pasajı çöktü. Enkaz altında kalan 12 kişi öldü, 16 kişi yaralandı.
  • 1981 – François Mitterrand, üçüncü kez katıldığı seçimlerde Fransa Cumhurbaşkanı oldu.
  • 1993 – Tayland’da Kader Oyuncak Fabrikası’nda çıkan bir yangın çoğu çocuk denecek yaşta genç kadınlardan oluşan 188 işçinin ölümüne yol açtı.
  • 1994 – Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyah devlet başkanı Nelson Mandela göreve başladı.
  • 1996 – DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’in başbakanlıktan ayrılmadan 22 gün önce örtülü ödenekten 500 milyar lira çektiği açıklandı.
  • 2001 – Gana’da bir futbol maçında çıkan kargaşa ve panik sonucunda 120 seyirci yaşamını yitirdi.
  • 2002 – Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Paris’te bir tren garının zemininde gerçekleştirdiği fotoğraf eylemini sona erdirdi.
  • 2010 – Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ettiğini açikladı.

Doğumlar

  • 1890 – Clarence Brown, ABD’li sinema yönetmeni (ö. 1987)
  • 1895 – Christina Montt, Şilili oyuncu (ö. 1969)
  • 1899 – Fred Astaire, ABD’li sinema oyuncusu, dansçı ve şarkıcı (ö. 1987)
  • 1923 – Haydar Aliyev, Azeri devlet adamı, Azerbaycan cumhurbaşkanı (ö. 2003)
  • 1950 – Andrzej Szarmach, Polonyalı futbolcu
  • 1957 – Sid Vicious, Sex Pistols basçısı
  • 1960 – Merlene Ottey, Jamaikalı atlet
  • 1960 – Bono, U2 solisti
  • 1966 – Mustafa Yıldızdoğan, Türk şair
  • 1969 – Dennis Bergkamp, Hollandalı futbolcu
  • 1973 – Mahmud Qurbanov, Azeri futbolcu
  • 1973 – Rüştü Reçber, Türk futbolcu
  • 1974 – Sylvain Wiltord, Fransız futbolcu
  • 1975 – Merih Ermakastar, Türk şarkıcı ve sinema oyuncusu
  • 1977 – Nick Heidfeld, Formula 1 pilotu
  • 1982 – Farid Mansurov, Azeri güreşçi

Ölümler

  • 1696 – Jean de La Bruyere, Fransız yazar (d. 1645)
  • 1774 – XV. Louis, Fransa kralı (d. 1710)
  • 1829 – Thomas Young, İngiliz bilimadamı, dilbilimci (d. 1773)
  • 1850 – Joseph Louis Gay-Lussac, Fransız kimyager ve fizikçi (d. 1778)
  • 1863 – Stonewall Jackson, Amerika Konfedere Devletleri generali (d. 1824)
  • 1889 – Mihail Yevgrafoviç Saltıkov-Şçedrin, Rus hiciv ustası, romancı (d. 1826)
  • 1974 – Hal Mohr, ABD’li görüntü yönetmeni(d. 1894)
  • 1975 – Necdet Tosun, sinema sanatçısı (d. 1926 )
  • 1977 – Joan Crawford, ABD’li aktris (d. 1905)
  • 2002 – Yves Robert, Fransız aktör, yönetmen ve senarist (d. 1920)
  • 2005 – Ahmet Tufan Şentürk, Şair
  • 2008 – Leyla Gencer, Türk Opera Sanatçısı (d. 1928)

Tatiller ve Özel Günler

Dünya Psikologlar Günü

anneler günü nar sanat

Bir insanı sadece doğurmak değil aynı zamanda kendi hayatından fedakarlıklar yaparak yetiştiren, yeri geldi mi kendi canından dahi vazgeçebilecek kadar fedakar olan annelerimizin her gün olması gereken gününü bir gün de kutlamak elbette yetmez. Fakat bir sembol olarak gördüğümüz bu gününüzde “ANNEMİ ÇOK SEVİYORUM” demek biz çocukların en büyük borcudur. Tüm annelerin ve kendini anne hissedenlerin, Kadın eğitmenlerimizin ve velilerimizin günü kutlu olsun.

anneler-gunu-nar

 

 

Anneler gününün Tarihçesi

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün. 

Anneler günü, anneleri onurlandıran özel bir gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır. Bu günü farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlarlar.

Anneler günü geleneği, Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa’nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.

ABD’de Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.

Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.

Kaynakça :[-]

tarihte-bugun-ne-oldu49 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 129. (artık yıllarda 130.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 236 gün vardır.

Olaylar

  • 1485 – Davutpaşa Lisesi, dönemin sadrazamı Davut Paşa tarafından ‘Mekteb-i Sübyan’ adıyla kuruldu. Okul 1874’te Rüştiye Mektebi’ne dönüştü.
  • 1868 – Nevada Eyaleti’nde bulunan Reno şehri kuruldu.
  • 1926 – ABD’li kaşif Amiral Byrd, Kuzey Kutbu’na doğru ilk uçuşunu yaptı.
  • 1935 – Cumhuriyet Halk Fırkası Dördüncü Büyük Kurultayı toplandı. Kurultayda fırka yerine parti sözcüğü benimsendi. Altı ok daha ayrıntılı şekilde ele alındı. “Partinin güttüğü bütün bu esaslar Kemalizm prensipleridir” denilerek, Kemalizm ilk kez resmi olarak tanımlandı.
  • 1936 – Benito Mussolini, İtalya Faşist İmparatorluğu’nu ilan etti.
  • 1936 – İtalya resmen Etiyopya’yı ilhak etti.
  • 1945 – Nazi gizli servisi Gestapo’nun şefi, Reichstag ve Hava Kuvvetleri Komutanı Herman Goering, ABD 7. Ordusu’na esir düştü.
  • 1950 – Avrupa Günü, 1950’de Robert Schumann, Avrupa’nın güvenliği için kaçınılmaz olan birleşik bir Avrupa fikrini ortaya çıkardı. Schumann Deklerasyonu olarak bilinen bu sunuş, Avrupa Birliği’nin temellerini attı. Sonra, 1985 Milan Zirvesi’nde 9 Mayıs’ın Avrupa Günü olarak kutlanması kararı alındı.
  • 1955 – Anneler Günü, Türkiye’de ilk kez kutlandı.
  • 1955 – Batı Almanya NATO’ya katıldı.
  • 1958 – ‘Yeni Gün’ gazetesi ve ‘Akis’ dergisi birer ay kapatıldı. Yazı işleri müdürleri Mehmet Altan Öymen 10 ay, Tarık Holulu 16 ay hapis cezasına çarptırıldı.
  • 1960 – ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) ilk doğum kontrol hapının piyasaya sürülmesini onayladı.
  • 1970 – Çoğu üniversite öğrencisi 75.000-100.000 dolayında savaş karşıtı Washington, D.C.’de ABD’nin Vietnam Savaşı’na son vermesi için gösteri yaptı.
  • 1971 – Darüşşafaka Lisesi’ne kız öğrenci alınması kararlaştırıldı.
  • 1975 – Ankara ve Mersin Öğretmen Okulları’nda çıkan öğrenci çatışmalarında 13 öğrenci yaralandı. Gazi Eğitim Enstitüsü 10 gün kapatıldı.
  • 1978 – İtalya’da Kızıl Tugaylar örgütünün 16 Mart’ta kaçırdığı eski başbakan Aldo Moro’nun cesedi Roma’da bir arabanın bagajında bulundu.
  • 1978 – Bir grup , Yıldız Teknik Üniversitesi’nde dersten çıkan öğrencilerin üzerine ateş açtı: 3 kişi öldü, 12 kişi yaralandı.
  • 1979 – İstanbul’da tümsarraf ve kuyumcular, hükümetin altın piyasasını kontrol altına almayı amaçlayan kararını protesto için kepenk indirdiler.
  • 1984 – Yaşar Kemal’e Fransız devlet nişanı “Legion d’Honneur” verildi.
  • 1987 – Polonya havayollarına ait bir yolcu uçağı Varşova’dan New York’a gitmek üzere havalandıktan hemen sonra düştü: 183 kişi öldü.
  • 1988 – Mardin’in Nusaybin ilçesi Taşköyü’nün Behmenin mezrasını basan PKK’lı teröristler, bir aileden 8’i çocuk, 2’si kadın 11 kişiyi katlettiler, 2 çocuk ağır yaralandı. PKK’lı teröristlerin Şırnak baskınında kaçırdıkları 3 kişi de ölü bulundu.
  • 2000 – Aralarında Uğur Mumcu suikasti faillerinin de bulunuduğu 9 kişinin sorgusu sürüyor. Ankara DGM Savcısı Hamza Keleş,Sorguda faili meçhullerle ilgili önemli bilgilere ulaşıldığını belirtti.
  • 2000 – İstanbul DGM’de, Susurluk sanıkları ve Çakıcı aynı gün yargılandı.
  • 2000 – Çankaya Köşkü’nü terk etmeden önce 80’e yakın devlet başkanına veda mektubu yazan Demirel; Esad, Kaddafi, Saddam, Miloseviç ve Müşerref’i listesine dahil etmedi.
  • 2000 – Devlet Bakanı Recep Önal, Türkiye – Suriye arasındaki ticaret hacmini 1 milyar doların üzerine çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı.
  • 2000 – Macaristan’da düzenlenen ve olimpiyat elemelerine hazırlık niteliği taşıyan 17. Uluslararası Szeged Kürek Şampiyonası’nda Türk sporcuları iki altın, dört gümüş ve üç bronz madalya kazandı. Kürekçilerimiz, Türk Kürek tarihinde de en fazla madalya kazanan ekip oldu.
  • 2000 – Schuman Bildirgesi’nin 50. yıldönümü AB kurumlarınca kutlandı.
  • 2001 – Gana’nın başkenti Akra’da futbol maçında izdihamda 130 kişi öldü.
  • 2002 – Taburcu olduktan sonra çalışmalarını evinde sürdüren Başbakan Bülent Ecevit, ‘görevini bırakmayacağını’ söyledi.

Doğumlar

  • 1800 – John Brown, ABD’li kölecilik karşıtı, isyancı (ö. 1859)
  • 1814 – John Brougham, İrlanda asıllı ABD’li oyuncu ve oyun yazarı (ö. 1880)
  • 1909 – Gordon Bunshaft, ABD’li bir mimar
  • 1936 – Albert Finney, 5 kez Oscar’a aday gösterilmiş İngiliz oyuncu
  • 1937 – Rafael Moneo, İspanyol bir mimar
  • 1940 – James L. Brooks, üç Oscar, 19 Emmy ödülü sahibi Amerikalı yapımcı, senarist ve film yönetmeni.
  • 1962 – David Gahan, Depeche Mode solisti
  • 1993 – Ryosuke Yamada, Hey! Say! JUMP grubu üyesi Japon sanatçı.

Ölümler

  • 1805 – Friedrich Schiller, Alman şair ve düşünür
  • 1931 – Albert Abraham Michelson, ABD’li Nobel Ödülü sahibi fizikçi (d. 1852)
  • 1977 – James Jones, ABD’li yazar (d. 1921)
  • 1978 – Aldo Moro, İtalya Başbakanı (kaçırılarak öldürüldü) (d. 1916)
  • 1985 – Edmond O’Brien, ABD’li aktör (d. 1915)
  • 1998 – Haşim Nezihi Okay, Türk şair (d. 1904)
  • 2001 – Nikos Sampson, EOKA-B isimli örgütün lideridir
  • 2011 – Wouter Weylandt, Belçikalı bisiklet sporcusu.

Tatiller ve Özel Günler

  • Zafer Günü (Sovyetler Birliği)
  • Avrupa Günü (5 Mayıs ve 9 Mayıs)
  • Dünya İstatistik Günü

tarihte-bugun-ne-oldu45 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 125. (artık yıllarda 126.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 240 gün vardır.

Olaylar

  • 553 – İkinci İstanbul Konsili başladı.
  • 1260 – Kubilay Han, Moğol imparatoru oldu.
  • 1474 – Kristof Kolomb Jamaika Adasına ayak bastı ve adaya Santa Gloria adını verdi.
  • 1762 – Rusya ve Prusya, aralarındaki Yedi Yıl Savaşı’nı sona erdiren St. Petersburg antlaşması imzaladılar.
  • 1809 – İsviçre’nin Aargau kantonu Yahudileri vatandaşlık haklarından mahrum etti.
  • 1821 – Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart, ikinci sürgün yeri olan Güney Atlantik Okyanusu’ndaki Saint Helena Adası’nda öldü.
  • 1835 – Kıta Avrupası’nın ilk demiryolu hattı Belçika’da açıldı.(Avrupa’nın ilki ise İngiltere’deydi)
  • 1862 – Cinco de Mayo kutlamaları. Meksika ordusu III. Napolyon komutasındaki Fransız ordularını Puebla’da mağlup etti.
  • 1865 – ABD’deki ilk tren soygunu Cincinnati (Ohio) yakınlarında gerçekleşti.
  • 1891 – New York’taki Carnegie Hall konser salonu, Pyotr İlyiç Çaykovski’nin misafir kondüktörlüğünde ilk açılışını yaptı.
  • 1916 – Amerikan Deniz Piyadeleri Dominik Cumhuriyeti’ni işgal etti.
  • 1920 – Sacco ve Vanzetti (Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti) soygun ve cinayet suçlamalarıyla tutuklandı. Amerikan adalet sisteminin ayıbı olarak tarihe geçen davalarından sonra 1927’de idam edileceklerdir.
  • 1921 – Paris’li ünlü modacı Coco Chanel, Dünyanın en ünlü parfümlerinden biri olan Chanel No. 5’i piyasaya verdi.
  • 1925 – Atatürk Orman Çiftliği’nin kuruluş çalışmalarına başlandı.
  • 1925 – Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e suikast girişimi gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırılan Manok Manukyan idam edildi.
  • 1936 – İtalyan birlikleri Addis Ababa’yı (Etiyopya) işgal etti.
  • 1947 – Belçika, İngiltere, Danimarka, Fransa, Hollanda, İrlanda, İsveç, İtalya, Lüksemburg, Norveç; bir araya gelerek Avrupa Konseyi’ni kurdu. Türkiye, Avrupa Konseyi’ne Ağustos 1949’da katıldı.
  • 1952 – Kibrit tekeli kalktı.
  • 1954 – Paraguay’da askeri darbe gerçekleşti.
  • 1955 – Batı Almanya tam egemenlik hakkına kavuştu.
  • 1955 – Türk Kadınlar Birliği’nin girişimiyle her yıl mayıs ayının ikinci pazar gününün Anneler Günü olarak kutlanmasına karar verildi. TKB, Nene Hatun’u yılın annesi seçti. Anneler Günü’ne ilişkin ilk resmi öneri,1872’de ABD’li Julia Howe’dan geldi.
  • 1960 – Ankara’da öğrenciler 555K (beşinci ayın beşinde saat 17.00’de, Kızılay’da) koduyla bir gösteri yaptı.
  • 1960 – Sovyetler Birliği, bir süredir kayıp olan ABD’ye ait casus uçağı U-2’yi düşürdüğünü açıkladı.
  • 1961 – Alan Shepard, ABD’nin uzaya gönderdiği ilk insan oldu.
  • 1968 – Fransa’da, Vietnam Savaşı nedeniyle ABD karşıtı gösterilerde altı öğrencinin tutuklanması üzerine Daniel Cohn-Bendit liderliğinde 30 bin öğrenci barikatlar kurarak Paris’te ayaklandı; Sorbonne Üniversitesikapatıldı.
  • 1980 – Konstantin Karamanlis, Yunanistan devlet başkanı seçildi.
  • 1981 – IRA militanı Bobby Sands açlık grevinin sonunda İngiltere’de hapishanede öldü. Sands aynı zamanda Birleşik Krallık Parlamento’sunun da bir üyesiydi.
  • 1990 – İlk özel televizyon kanalı olan Magic Box şirketinin Star 1 televizyonu programlı yayına başladı.
  • 1994 – Naim Süleymanoğlu, Çek Cumhuriyeti’nde yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’nda 64 kiloda dünya rekoru kırarak üç altın madalya aldı.
  • 2000 – Anayasa Mahkemesi başkanı Ahmet Necdet Sezer,TBMM’de yapılan oylamaların 3. turu sonunda,oylamaya katılan 517 milletvekilinden 330’unun oyunu alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. cumhurbaşkanı seçildi.
  • 2005 – İngiltere’de yapılan genel seçimleri, Tony Blair’in başında olduğu İşçi Partisi üçüncü kez kazandı.
  • 2007 – Kamerun’un Doulala kentinden, Kenya’nın başkenti Nairobi’ye gitmek üzere havalanan Kenya havayollarına ait Boeing 737-800 tipi yolcu uçağı düştü: 115 kişi öldü.

Doğumlar

  • 1813 – Søren Kierkegaard, Danimarkalı düşünür
  • 1818 – Karl Marx, Alman düşünür ve komünizmin kurucusu (ö. 1883)
  • 1895 – Mahmut Yesari, Türk roman ve oyun yazarı
  • 1900 – Paul Baumgarten, Alman mimar (ö. 1984)
  • 1917 – Pío Leyva, Buena Vista Social Club grubunun vokalisti (ö. 2006)
  • 1925 – Perihan Altındağ Sözeri, Klasik Türk Müziği yorumcusu (ö. 2008)
  • 1929 – Ayhan Işık, Türk sinema oyuncusu (ö. 1979)
  • 1944 – John Terry, ABD’li aktör
  • 1944 – Christian de Portzamparc, Fransız mimar
  • 1959 – Brian Williams, ABD’li spiker
  • 1961 – Şefika Kutluer, Türk flüt solisti
  • 1966 – Sergey Stanishev, Bulgar politikacı, Bulgaristan’ın 48. başbakanı
  • 1967 – Levent Kazak, Türk senaryo ve oyun yazarı
  • 1970 – Naomi Klein, Kanadalı gazeteci, yazar ve aktivist
  • 1976 – Juan Pablo Sorín, Arjantinli futbolcu
  • 1979 – Michael Albert Yobo, Nijeryalı futbolcu ve Joseph Yobo’nun kardeşi
  • 1980 – Anastasia Gimazetdinova, Özbek artistik buz patencisi.
  • 1981 – Craig David, İngiliz şarkıcı
  • 1983 – Henry Cavill, İngiliz aktör
  • 1988 – Adele, İngiliz şarkıcı-söz yazarı.
  • 1989 – Chris Brown, ABD’li şarkıcı

Ölümler

  • 311 – Galerius (Gaius Galerius Valerius Maximianus), Roma İmparatoru (d. 250)
  • 1705 – I. Leopold, Habsburg Hanedanı üyesi ve Kutsal Roma İmparatoru (d. 1640)
  • 1821 – Napolyon Bonapart, Fransız komutan (d. 1769)
  • 1900 – İvan Ayvazovski, Rus ressam (d. 1817)
  • 1907 – Şeker Ahmet Paşa, Osmanlı ressam (d. 1841)
  • 1953 – Orhan Burian, deneme ve eleştiri yazarı, çevirmen
  • 1973 – Arkadaş Zekai Özger, Şair (d. 1948)
  • 1982 – Orhan Gündüz, Türkiye’nin Boston Fahri Başkonsolosu (ASALA tarafından yapılan silahlı saldırıda)
  • 1992 – Jean-Claude Pascal, Fransız şarkıcı, aktör (d. 1927)
  • 2002 – George Sidney, ABD’li film yönetmeni (d. 1916)
  • 2006 – Atıf Yılmaz Batıbeki, Türk yönetmen (d. 1925)
  • 2011 – Halit Çelenk, Türk avukat (d. 1922)

Tatiller ve Özel Günler

  • İstanbul Ahırkapı Hıdırellez Şenlikleri
  • 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü
  • Cinco de Mayo

Anne Olmak – Dr.Erdal Atabek

Çocukluğumda annemin bize kızdığı zaman ‘köpekler ana olmasın’ dediğini anımsarım. Annem bize çok kızdığı zamanlarda bile şefkatinin korumacı kalkanını aşamaz, kendine böyle söylenirdi. Gerçekten de ‘ana olmanın’ nasıl bir şey olduğunu anlamak için çevremizdeki hayvanların analık dönemlerine bakmak bile çok öğreticidir.

anne olmakü

Bir tavuk kuluçkadan civcivlerini çıkardığı zaman onları yem bulmaya götürür. Civcivler analarının peşine takılır, cik cik sesleriyle hem yerde yiyecek bir şeyler ararlar, hem de analarının yanından pek uzaklaşmamaya çalışırlar. Fark etmeden biraz uzaklaştıkları zaman hemen koşarak ana tavuğun yanına gelirler. Ana tavuk da civcivlerini kollar, dağıldıkları zaman özel bir sesle onları yanına çağırır. Yabancı bir hayvan (kedi, köpek, kuş vb) yanlarına yaklaştığı zaman da ana olmadığı zamanlarda hiç yapmadığı bir şeyi yapar, civcivlerine yaklaşan hayvanlara saldırır. Başa çıkamayacağı bir durumla karşılaşırsa civcivlerini gene bırakmaz, hem oradan kaçar, hem de geri dönerek yavrularını korumaya çalışır, bu arada da ciyak ciyak bağırarak dikkatlerini çeker.

Aynı davranışları ana olmuş kedilerde de, köpeklerde de görürsünüz. Demek ki ‘ana olmak’ sonradan edinilmiş davranışlar değil, içgüdüsel davranışlardır. Türün devamını sağlamaya yönelik bu içgüdüsel davranış aynı zamanda ‘annelerin korumacılığını’ da açıklar. Eğer annelerin koruması olmasaydı yavruların kendilerini korumaları olanaksız olurdu. Annenin koruması aynı zamanda yavruların kendini koruması, beslemesi için özel bir eğitimdir. Hangi canlı türü olursa olsun, korunması, beslenmesi ve çoğalması hem kendisinin, hem de türünün yaşaması için temel koşuldur. Burada önemli nokta, annenin bir yandan çocuğunu korurken aynı zamanda çocuğun gücüyle orantılı olarak ona ‘kendisini korumayı’ öğretmesidir.

anne bebek
Çünkü çocuğun asıl korunması ‘kendi gücüyle kendini korumayı öğrenmesi’ olarak sürecektir. İşte bu noktada ‘koruyucu anne’ ile ‘korumacı anne’ arasındaki fark da belirmeye başlayacaktır.

‘Koruyucu anne’ çocuğunu korurken ona ‘kendisini korumayı öğreten’ annedir. Bu tutum hem çocuğun kendine güvenini arttıracak, hem de onun hayatın güçlükleriyle başa çıkmasını sağlayacaktır. Buna karşın ‘korumacı anne’, çocuğunu korumayı uzun yıllar boyunca sürdürecek, böylece çocuğunu koruduğunu düşünürken aslında hiç de istemeden onu kendine güvenmeyen bir kişilikle büyütmüş olacaktır.

Annenin koruyuculuğunda önemli iki faktör ‘güven’ ve ‘sevgi’. Daha doğumla başlayan güven ve sevgi anne tarafından çocuğa hayatı boyunca verilecektir. Anneliğin bu iki temel davranışı ondan hep beklenecek, bu iki faktörden birisinin ya da ikisinin eksikliği annelik niteliğine aykırı sayılacaktır. Anne bu iki duyguyu da çocuğuna koşulsuz ve karşılıksız verir. Çocuk doğduğu andan başlayarak bu iki temel besinle beslenir. Çocuğun gerek biyolojik gerek psikolojik gelişimi için bu temel besinler yaşamsal önemdedir. Onun için de ‘güven’ ve ‘sevgi’nin nasıl verileceğini bilmek, tutarlı davranışlar gösterebilmek annelik öğretisinin alfabesidir.

anne-olmak
Çocuğun doğumla başlayan algıları, temel gereksinmeleri annenin dokunuşlarıyla, sesiyle, kokusuyla, bebeğin beslenişiyle, temizlenişiyle karşılandığı zaman çocuk ‘güven’i ve ‘sevgi’yi almaya başlamıştır. Aynı zamanda çocuğun kişiliği de oluşmaya başlamıştır. Annenin yanından ayrılışıyla strese girecek, yeniden yanma gelişiyle de güven kazanacaktır. Onun için de anneyle çocuk arasındaki özel iletişim başlamış olacaktır. Bu iletişimin bütün sırları henüz çözülememiştir. Bütün duyuların rol oynadığı bu iletişim biçim değiştirecek ama hayat boyu sürecektir. Anneliği özel kılan da budur.

Anne olmanın biyolojik yanı bütün canlıların ortak davranışlarını belirtiyor ama insanda bu olgunun kültürel yanı da çok ağırlıklı. Her kültür kendine özgü bir ‘anne kimliği’ oluşturuyor. Bu kültürün normlarını koyuyor, annelerde bu normları görmek istiyor, anneyi bu ölçütlere göre değerlendiriyor. Bir de ‘bilinçli anne olmak’ olgusu var ki, bu da biyolojik anneliği tanımak, kültürel anneliği de irdelemekle elde edilebiliyor. Bu olguya biraz daha yakından bakmak doğru olacak.

Biyolojik Annelik
anne-olmak (1)
Anneliğin biyolojik yanı kadının gebe kalmasıyla başlayan bir süreç. Gebelik süreci de anne adayı için çok önemli bir dönem. İçinde bir canlıyı büyütmek, hele de kendi varlığından oluşan bir canlıyı büyütmek başlı başına incelenmeye değer bir olay. Onun için de bu çocuğun bir sevgi ürünü olması ya da istenmeyen bir ilişkiden kazanılmış olması çok önemli. İstenen, beklenen bir gebelik kadın için son derece olumlu, onu geliştirici bir olay. Oysa istenmeyen bir gebelik ya da beklenmeyen bir olay kadın için büyük bir stres. Bunların henüz doğmamış çocuk üzerinde ne gibi etkileri olduğu çok iyi bilinmiyor ama etkileri olduğu da bir gerçek. Annenin ruhsal durumuna bağlı olarak salgıladığı hormonların çocuğa da ulaştığı düşünülürse biyolojik değişimlerin etkili olacağı da anlaşılıyor. Gebelik döneminin sonundaki doğum olayı da anneyle bebeğin gerçek anlamda göbek bağlarının ayrılışı oluyor. Yeni doğan bebek artık kendi hayatını yaşamak üzere başka bir ortama çıkmıştır.

tavuk

Bu dönem anne için de yoğun bir ‘biyolojik annelik’ dönemi. Çocuğunu emzirmek, onu kollarında tutmak, bebeğin sesiyle harekete geçmek, onunla yeniden bütünleşmek annenin içindeki yoğun duygular. Yapılan bir araştırma tren yolunun yakınında oturan bir annenin hiçbir tren gürültüsüne uyanmadığını ama bebeğinin en hafif sesiyle uyandığını ortaya koyuyor. Anne bebeğinin her çağrısına böylesine duyarlı, böylesine yoğun ilgili. Bu dönem bebeklikten sonraki (0-1 yaşlar) ve çocukluk döneminde de sürüyor (11-12 yaşlar arası). Çocuğun gençliğe geçtiği erinçlik (puberte/büluğ) dönemiyle birlikte biyolojik annelik dönemi etkisini azaltıyor. Bunu öteki canlı türlerinde de görmek olası. Bu dönemin başını ve sonunu yavrunun anneye gereksinmeleri belirliyor. Öteki canlı türlerinde de yavrusu için çok koruyucu olan anne, yavrunun gelişip kendi gereksinmelerini karşılamaya başladığı zamanlardan sonra ilgisini azaltıyor, yavrunun artık anneye gereksinmesi kalmadığı zaman da ilgisini kesiyor. O artık kendi başına yaşamaya başlayan yeni bir canlıdır. Bu olguyu da evcil hayvanlarda, tavuklarda, kedilerde köpeklerde görüyoruz. Erinçlik dönemine gelmiş çocuklarımızda da anne babalarından ayrılmaya yönelik, duygusal bağlarını azaltmaya yönelik davranışlar görürüz. Bu davranışlar anneleri de babalan da üzer, düşündürür. Çocuğumuz artık bizimle birlikte olmak istememekte midir? Neden bizden ayrı olmak isteği duymaktadır? Bunlar ve benzer sorular annelerin babaların aklını kurcalar. Oysa bu davranışlar doğal gelişim süreçlerinin yansımalarıdır. Artık genç olmaya başlayan çocuk kendi birey olma gelişimini yaşamaya başlamıştır. Şimdi belki de her zamankinden daha çok annesinin babasının ilgisini beklemektedir ama artık beklenen ilginin biçimleri değişmiştir. Biyolojik annelik dönemi de bundan sonra etkisini azaltacaktır. Şimdi ‘kültürel annelik’ süreci ağırlık kazanacaktır.

Kültürel Annelik
anne çocuk
Aslında kültürel annelik çocuk doğmadan başlar, hayatın sonuna kadar da sürer. ‘Kültürel annelik’ bir toplumun kültürü içinde anneden beklenen davranışlardır. Bizim kültürümüzde bu kavramın içine ‘çocuğunu temiz büyütmek’, ‘iyi beslemek’, ‘temiz giydirmek’, ‘iyi terbiye vermek’ gibi sosyal normların belirlediği tutumlar girer. ‘Anne fedakar olmalıdır’. ‘Kendini yuvasına ve çocuklarına adamalıdır’. ‘Onlar için her türlü sıkıntıya katlanmalıdır’. ‘Çocukları için her şeyi yapmalı, onların üzülmemesi, sıkılmaması için çalışmalıdır’. ‘Çocukları aileye saygılı olmak, aileye bağlı olmak, söz dinler yetiştirmek’ de annenin kültürel görevleri içindedir. Sonradan bunlara babayla ortak olarak ‘onları iyi okutmak’, ‘iyi bir meslek sahibi yapmak’, ‘iyi bir iş sahibi yapmak’, ‘iyi bir evlilik yapmasını sağlamak’, ‘hayatlarını düzgün geçirmek’ gibi görevler de eklenecektir.

Bizim toplumsal normlarımızda annelerin çocuklarının yaptığı her şeyden sorumlu tutulmaları önemli bir ölçüttür. Anne (pek çok konuda baba da) çocuklarının hayat boyu yaptıkları her şeyden, ulaştıkları başarıdan, karşılaştıkları başarısızlıktan sorumlu tutulacaklar, övülecek ya da yerileceklerdir.

‘Anneliğin kültürel yanı’, toplumsal ideolojimizin birey olmayı kabul etmeyen, bireyi ailenin bir parçası olarak kabul eden temel tutumunun anneye yansımasıdır. Bu nedenle de anneden her zaman çocuklarını gözetmenin ötesinde gözetleyen, ilginin ötesinde denetleyen, yönlendirme yerine baskı yapan bir anne olması beklenecektir. ‘Kızını dövmeyen dizini döver’. Bu atasözü de bu ideolojiyi çok iyi yansıtmaktadır.

Onun için de anneler, çocuklarının yaşadığı her yerin içindedir. Çocuğun arkadaşlarını seçmekten ders çalışmasına, okuduğu kitaplardan gittiği filmlere, gireceği sınavlardan seçeceği mesleğe kadar uzanan bütün yaşama alanı annenin sorumluluğunda (bu nedenle de denetiminde)dir. Bu sorumluluk ve denetim yükümlülüğü de çocuk yerine annenin karar verme yetkisini birlikte getirecektir. Bu tutum ilerde gençlerle büyükleri arasındaki çatışmanın önemli alanlarından birini oluşturacaktır.

Bilinçli Annelik
bilinçli anne
‘Bilinçli annelik’, biyolojik anneliği de, kültürel anneliği de ‘bilerek’, ‘irdeleyerek’, ‘neyin neden ve nasıl yapılacağını sorgulayıp öğrenerek’ kazanılan bir anne kimliğidir.

‘Bilinçli anne’, gebelikten başlayarak ‘artık çocuğu için yaşamayı’ değil, ‘çocuğuyla birlikte yaşamayı’ hedefler. Beslenmesini düzenlerken, işini sürdürürken, kontrolünü yaptırırken, hayatını düzenlerken ‘çocuğu ile birlikte olduğunu’ bilir.

Doğumla birlikte de dünyaya ‘yeni bir insan’ getirdiğinin bilincindedir, içgüdüleri çok güçlüdür. İçgüdülerinin etkisini duyar. Çocuğunu korumaktadır ama asıl hedefin ‘çocuğun kendini korumasını öğretmek’ olduğunu bilir. Çocuğuna ‘güven’ ve ‘sevgi’ verecektir. Ama bunu verirken de ‘paylaşmanın önemini’ bilir. Çocuğuna verdiği her şeyin onda nasıl etkiler yaptığını, onu nasıl değiştirdiğini gözlemler, yalnız kendi yaptıklarına değil, çocuğunun gelişmesine de bilinçle bakar. Çocuğuyla yaşadığı hayatı bir ‘verme’ olarak değil, bir ‘paylaşma’ olarak kabul eder. Bu davranışta çocuk kişiliğini kabul etmenin, onun kişiliğini bilinçle geliştirmenin farkı vardır.

‘Bilinçli anne’ çocuğunun bütün gereksinmelerini karşılarken aynı zamanda onun öğretmeni, onun eğitmeni olduğunu da bilen annedir. Çocuğunun her şeyini kusursuz yapmakla övünmek yerine, çocuğunun her yaşta kendi yapabileceği şeyleri ona yaptırmayı, bunları öğretmeyi, bunları yapma disiplinini kazandırmayı amaçlar.

‘Bilinçli anne’, çocuğunun elbette kendinden bir parça olarak doğduğunu duyumsar ama artık onun ‘ayrı bir varlık’ olduğunu bilerek onu kendi kişiliği içinde geliştirmeyi amaçlar. ‘Kendini çocuklarına adayan’ anne olmayı değil, ‘çocuklarına hayatı öğreten, kendi hayatlarının güçlükleriyle başa çıkabilen bireyler yetiştiren’ anne olmayı bilir.

Elbette onlara sevgiyi de saygıyı da öğretecektir! Ama ‘bilinçli anne’, bunları durmadan söyleyip durmak yerine ‘onlara doğru örnek olma’nın daha etkili olduğunu bilir. Onlara ‘yalan söylemenin kötü olduğunu’ söylerken ufak tefek gibi görünen yalanların bile asıl etkiyi yaptığını bilerek davranır. Çocuklarına ‘öğüt veren’ değil, ‘örnek olan’ anne olur.

‘Bilinçli anne’, çocuklarıyla çok ilgilidir. Bu ilgi ‘onlara değer verme’ biçimindedir. Bunun için de ‘onları dinler’, ‘onlara zaman ayırır’, ‘onların güçlüklerini onlarla birlikte çözmeye çalışır’. Çocuğun hayatında çok önemli yer tutan sözleri, üzüntüleri, sıkıntıları, başarıları ‘paylaşır’. Onları ciddiye alır, onların kişiliklerinin değerli olduğunu belirtir, onlara önem verdiğini davranışlarıyla açıklar.

‘Bilinçli anne’, hareketlerinde tutarlıdır. Bir keresinde gösterdiği davranışı aynı koşullarda gene gösterir. Tutarsız davranışlarla çocuğunun gözündeki saygıyı kaybedeceğini bilir.

Çocuklardan sevgi beklerken, saygı beklerken onlara da sevgi göstermenin, saygı göstermenin gerektiğini bilmek ‘bilinçli anne’nin önemli bir kuralıdır. Sevgi ve saygıyı göstermelik, yapmacık, bir şey kazanmak için yapılan içi boş davranışlar yerine içtenlikli, gerçek, geliştirici davranışlar olarak benimsemek ancak bilinçli davranışlarımızın ürünü olabilir. Günümüzde bu kavramlar değişik amaçla insanları duygu yoluyla sömürmenin araçları kılınmaktadır. Oysa sevgi de, saygı da insanların temel erdemlerindendir. Onun için de bu davranışlarımızı içtenlikli, gerçekçi, geliştirici kılmak çocuklarımıza çok küçük yaşlardan başlayarak verdiğimiz örneklerle yakından ilgilidir. ‘Bilinçli anne’lerin bu konudaki görevleri de çok önemlidir.

‘Bilinçli anne’, çocukları için hayatı kolaylaştırmanın yolunu, ‘gereken her şeyi onlar için yapmak’ olarak algılamaz. Bunun doğru yolu, ‘çocuklarımıza hayatı kolaylaştırmanın doğru yollarını öğretmek’tir. Her şeyi onlar için hazırlayan, bunun için çalışan didinen anneler ve babalar gerçekte onlara yardım etmek yerine onları hazırcılığa, kolaycılığa, her şeyi başkalarından beklemeye, tembelliğe alıştırmaktadırlar. Oysa doğru bir insan yetiştirmek istiyorsak, ‘kendi hayatını kurabilen, kendi geleceğini hazırlayan, kendi gücünü arttırarak hayata katılabilen’ çocuklar yetiştirmeyi öğrenmeliyiz.

Bir Çin atasözünün dediği gibi: ‘Birisini bir kez doyurmak istiyorsanız ona balık verin. Eğer hayatı doymasını istiyorsanız ona balık tutmayı öğretin’…

Nesrin Hanımın Sorusu…

Bir toplantıda Nesrin adındaki katılımcı anne, açıkladığım bu düşüncelerden sonra şöyle bir soru sordu:
anneye benzemek
“Bu düşünceleri doğru buluyorum. Aslında benim de annemle en büyük tartışmam bu konudaydı. Ben anneme bana güvenmediğini, her şeyimi denetleyerek beni incittiğini söylüyordum. Annem de bana, henüz hayatı bilmediğimi, bu nedenle de çok üzüleceğimi, aslında beni koruduğunu söylüyordu. Daha o zamanlardan ‘annem gibi bir anne olmayacağımı’ kendime söyleyip duruyordum. Sonra ben anne oldum, benim de bir kızım oldu. Gördüğünüz gibi o da burada. (Genç kız da toplantıdaydı ve annesini dikkatle dinliyordu.) Ama işler hiç de düşündüğüm gibi olmadı. Bir gün baktım ki ben de annemde neleri eleştirmişsem hepsini yapıyorum. Kızımla tartışmalarımda da tıpkı annem gibi konuştuğumu farkettim. Annem de bana her zaman ‘sen de anne olduğun zaman bunları daha iyi anlayacaksın’ derdi. Acaba böyle mi? Yoksa annelerimiz gibi davranmak kaçınamayacağımız bir şey mi?”

anne gibi

Böyle bir durumu yaşayan pek çok anne vardır. Bunlar sonradan ‘belki de genç kız oldukları zaman gerçekleri göremediklerini ama anne oldukları zaman hayatı daha iyi anladıklarını’ düşünürler. Aslında olay, toplumsal rollerin değişmiş olmasıdır. Toplumsal kültür içinde bir genç kız ‘anne’ olduğu zaman bu kültürün yarattığı normların onlardan beklediklerini yapmak biçiminde bir sosyal davranışı benimser. Buna bir de karmaşık kent hayatının ürkütücü yanları eklenince onlar da kendilerini ‘anneleri gibi’ bulurlar. Burada önemli olan, kültürel normların sorgulanmadan kabul edilişidir. Toplum onlardan ‘nasıl bir anne olmalarını istiyorsa’ onlar da farkında bile olmadan ‘öyle anne olurlar’. Toplumsal normların dışına çıkabilmek, bu normları irdeleyebilmek, doğru bulmadığını kabul etmemek, doğruları kendi irdelemesi sonucunda kabul ederek uygulamak oldukça güç bir ‘birey olma’ çabası ister. Üstelik de toplumun pek onaylamadığı tipte ‘birey olma’ çabası. Onun için de bizim kültürümüz içinde kendi toplumsal rolünü irdeleyen anneler, kendi bireysel normlarını uygulayan anneler yadırganır, dahası eleştirilir. Bunu göze alan, bunu göze alarak kendi rolünü benimseyen, kendi görevlerini saptayan, kişisel görüşlerini hayata geçiren anneler toplumsal engelleri de aşmak zorunda kalırlar. Bu da bize ‘bilinçli anne olma’ eğitiminin bütün toplum için ne denli önemli, ne denli gerekli olduğunu ortaya koyar.

Kaynak : narteks.net

Bildiğiniz gibi sanatın pek çok dalında ciddi ve akademik eğitim veren kursumuzdan talepler doğrultusunda çocuk  drama eğitimlerinin yanı sıra “oyun grubu “ içinde gelen yoğun taleplere kayıtsız kalamadık ve 2-3 yaş aralığı oyun grubu oluşturmaya başladık. Çocuk gelişimi ve drama uzmanı eğitmenimizin denetim ve katkıları ile gerçekleştirilecek “oyun grubu” çalışmaları hakkında biraz bilgi vermenin  yararlı olacağına inanmaktayız.

 oyun grubu 2- 3 yaş

Bildiğini gibi; pek çok semtte farklı isim ve anlayışla oyun grupları faaliyet göstermektedir. Fakat gelen taleplerden de anlaşılacağı üzere velilerimiz bunların pek çoğundan memnun olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü drama ve çocuk psikolojisi ve çocuk gelişimi hakkında yeterli bilgi ve daha da önemlisi; yeterli deneyimi olmayan eğitmenler ile yapılan çalışmaların verimli olmadığı bir gerçektir.

Her şeyden önce “OYUN GRUBU” kavramı ile kastedilen çocukların sadece oyun oynamasını sağlamak değildir.

Unutulmamalıdır ki  oyun çocuklar için ciddi bir iştir. Çünkü çocuklar oyun oynarken hayatı tanır ve gerekli becerileri kazanırlar ve hayata hazırlanmaları, kişilik, motor hareketler, paylaşım v.b. pek çok konuda oyunun ciddiyetini anlamamıza yardımcı olabilir.

Çocuklar kendi yaşıtlarıyla birlikte olmaya ihtiyaç duyarlar.Şehir hayatında kendi sosyal alanlarını oluşturamayan çocuklar içine kapanık, utangaç,öz güveni eksik ya da bencil , saldırgan tutumlar sergileyen bireyler olmakla karşı karşıya kalmaktadırlar.

.Ailelerinden özellikle de annelerinden uzun süre ayrı kalmaları hayatlarını etkileyecek  olumsuz  izler bırakabilmektedir.Bu  sebeple okul adı altında 2-3 yaşlarında  ani kopuşlar  yaşamaları uygun değildir.Oyun grubu gerçekçi bir çözümdür.

Çünkü;

Oyun ve oyuncak çocukların yaşamı öğrenmesinde en önemli araçlardır. Yaş akranlarıyla birlikte oynayarak öğrenen çocuklar mutlu olurlar. Oyun grubu çocuğunuzun sağlıklı ve güvenli koşullarda, keşif yapmasına, deneyerek öğrenmesine yeni beceriler geliştirmesine olanak sağlar. Oyun gurupları sosyalleşme ve öğrenme sürecini beraber işler. Amaç sosyalleşme sürecinde ona yeni beceriler ve bilgiler kazandırmaktır.

Bebeğimiz hareketlenmeye başladığı, etrafındaki değişiklikleri algılamaya ve bu değişikliklere tepki vermeye başladığında aslında artık bir oyun gurubuna katılabilir demektir.
Oyun özellikle dil gelişiminin yeni geliştiği 1,5 yaş civarında çocukların sözel olarak anlatamadığı ihtiyaçlarını ifade etmesine imkân tanır. Yaşıtlarıyla zaman geçirmesi ve sosyalleşmesi adına iyi bir araçtır. İşbirliği ve sorumluluk duygularının gelişmesini sağlar. Bedensel ve ruhsal olarak biriken enerjinin en uygun şekilde boşaltılması sağlayan oyun aynı zamanda hamur, kil ve boya araçları sayesinde okul döneminde gerekli olan el kaslarının gelişmesine yardımcı olur.

Çocuklar, sosyal açıdan kabul görmeyen duygularını oyun esnasında özgürce ortaya koyabilirler. Böylece yaşanılan tüm gerilimler oyun sayesinde azalmış olur. Kısacası oyun, çocukların sosyal, bedensel ve ruhsal gelişimleri açısından sahip oldukları en doğal hazineleridir.

Oyun Grubunun Amacı;

oyun-grubu-bakırköy
Yukarıda da belirtildiği gibi; Oyun grubunun temel amacı; çocuğun tam zamanlı bir okul öncesi eğitimine hem ruhsal, hem de zihinsel açıdan en sağlıklı şekilde hazır olmasını sağlamaktır.

 Oyun Grubu ile yapılacak çalışmalar

1-Serbest etkinlik

2-çember zamanı

3-kurallı oyun

4-sanat etkinliğinden

oluşan programımız 2-3 yaş çocukların sosyal ve duygusal,zihinsel,fiziksel,dil gelişimlerini desteklemek  amacıyla oluşturulmuştur. Çocuk oyun grubunun ihtiyaçları doğrultusunda zaman zaman  Anneler etkinliklere katılırlar ve okul öncesi eğitim uzmanımızdan danışmanlık alabilirler.

Amacımız sağlıklı ve güvenli koşullarda çocuklara yaşıtlarıyla oynama fırsatı tanımak, sosyalleşme becerilerini arttırarak, sosyalleşme ve öğrenme sürecini beraber işlemektedir. 24 ile 35 ay aralığındaki gruplara özenle hazırlanmış bir eğitim-öğretim programı bulunmaktadır. Bu programda çocuğa yeni beceriler ve bilgiler kazandırmak, yeni kavramlar öğretmek, düşünme becerilerini geliştirmek ve motor gelişimlerini desteklemek genel hedeflerdir.

Oyun Grubunun Faydaları

» Çocuğunuz zeka gelişimi açısından gerekli olan değişik uyaranlarla dolu ortama gelir.
» Oyun grubu çocuğunuzun ortalama olarak 2 yaşında başlayan “Ben Çağı”nı destekler
» Güvenli geniş bir mekanda çok çeşitli oyun malzemeleri ile oynar.
» Çocuğunuz, oyun grubu içinde sosyal gelişimi için gerekli olan kendi yaşıtları ile beraber oynama imkanı bulur.
» Yeni arkadaşlar edinir, sahip olmayı, paylaşmayı, “hayır” demeyi, her istediğini alamamayı öğrenir.
» Oyun grubu belirli kurallara uyma açısından iyi bir başlangıçtır oluşturur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Elbette zaman zaman  sanat ile ilgili minik dinletiler ve sanata yaklaştırma çalışmaları da yapılacak ve sanatın çocukların ruhuna yansıması ve duyguların gelişmesine de katkıda bulunulacaktır.

Sizleri ve çocukları da bekliyoruz. Sanat ile iç içe huzurlu bir ortamda çocuğunuzun gelişimine birlikte katkıda bulunmak için daha fazla gecikmeyin ve bizleri arayarak ders süre ve zamanı hakkında bilgi alabilirsiniz. Çocuğunuzun kişiliğini dolaysıyla geleceğini şimdiden planlayabilir, şehrin sıkışmış yaşantısı içersinde çocuğunuzun farkındalıklarını artırma yolunda bir adım daha önde olabilirsiniz.

Oyun grupları farklı zamanlarda farklı gruplarla olmaktadır. Arzu ederseniz çocuğunuzla birlikte misafirimiz olup ücretsiz tanışma dersine katılabilir, sanat dolu bir ortamda çayınızı kahvenizi yudumlayabilir, eğitmenimizle tanışabilirsiniz.

Cumartesi : 11:00 – 13:00 arası

Not: Hafta sonu grubunda kontenjan sınırlıdır.-Taleplere göre hafta içi gruplarda açılabilir.-

Bir telefon kadar yakınınızdayız. Adres ve telefon bilgilerimiz için TIKLAYINIZ.

Bir insanı sadece doğurmak değil aynı zamanda kendi hayatından fedakarlıklar yaparak yetiştiren, yeri geldi mi kendi canından dahi vazgeçebilecek kadar fedakar olan annelerimizin her gün olması gereken gününü bir gün de kutlamak elbette yetmez. Fakat bir sembol olarak gördüğümüz bu gününüzde “ANNEMİ ÇOK SEVİYORUM” demek biz çocukların en büyük borcudur. Tüm annelerin ve kendini anne hissedenlerin günü kutlu olsun.

anneler-gunu-nar

 

 

Anneler gününün Tarihçesi

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün. 

Anneler günü, anneleri onurlandıran özel bir gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır. Bu günü farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlarlar.

Anneler günü geleneği, Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa’nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.

ABD’de Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.

Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.

Kaynakça :[-]