Şunun için etiket arşivi: 2012

 Türkiye’nin önemli Karagöz ustalarından Suat Veral’ın yetiştirdiği 23 yaşındaki Merve İlken, Türkiye’nin ilk kadın Karagöz ustası olmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 5 yıldır, Suat Veral’ın gösterilerinde ”yardak” olarak çalışan İlken, bu alanda bir ilk olmanın heyecanını yaşıyor.

Merve İlken

30 yıllık Karagöz ustası Suat Veral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aynı zamanda yeğeni olan Merve İlken’i, Türkiye’nin ilk kadın Karagöz ustası olması için yetiştirdiğini söyledi. Gittikleri bütün fuar, festival ve oyunlarda, İlken’in ”yardak”(yardımcı) olarak görev yaptığını anlatan Veral, ”Ben 30 yıldır bu sanatın içindeyim. Hiçbir zaman ‘tamam’ demedim. Onun için Merve de Ahilik geleneğinden geldiği şekilde yetişmeye devam ediyor” dedi.

Seslendirmeden dolayı Karagöz sanatçılarının bugüne kadar hep erkek olduğunu anımsatan Veral, ”Evin reisi annedir. Dolayısıyla bugün genç kızlarımız, belki bir sanat ve meslek öğrenmek ya da kendilerini eğlendirmek için Karagöz sanatına eğilebilir. Kadınların bu sanat dalında da önlerini açmak gerekiyor. Belki kadınlar, Karagöz’ü çocuklarla daha iyi bütünleştirecek, bizlerden daha iyi diyalog kurabilecek. Karagöz oyununu yaygınlaştırdıkları gibi aile içinde birlik ve beraberliği de oluşturacaklar. Belki bu komşuya da yansıyacak, komşular da bu kültürden istifade edecek. Dolayısıyla, Karagöz ve Hacivat kadınlar da olabilir düşüncesinde Merve bir ilktir. Umarım Merve gibiler çoğalır” dedi.

Hayalinin, Karagöz sanatıyla ilgilenen, tasvirini yapan, oyununu oynatan, kurgulayan, perdesini kuran, seslendirmeyi yapan kişi olduğunu belirten Veral, Merve İlken’in çok küçük eksikleri dışında, hayalinin bütün hünerlerini sergileyebildiğini anlattı.

SUAT VERAL

Merve İlken’in, ileride perdeye yansıtacağı gösterilerinde Karagöz ve Hacivat temasıyla ortaya çıkarak, diğer karakterleri de bir kadın sesiyle perdede oynatabileceğini söyleyen Veral, ”Merve’nin eğitimi için, profesyonel sahnede oyununa ‘Zenne’ karakteriyle giriş yapıyoruz. Merve böylece, yaptığı seslendirmeyle perde hakimiyetine alışmaya başlıyor. Karagöz, takip, yoğrulma ve pişmeyle gelen bir sanat. Usta ne zaman ‘tamam’ derse, o zaman o iş olur. Merve benim yardağım olarak çalışıyor. Yardak, hayalinin yardımcısıdır, defe vurandır. Çıraklık da öyle başlar. Hayalinin yaptığı oyunun ezberi kendisinde de olur ” dedi.

”İlk olmak güzel bir şey”
Merve İlken de, bir aile sanatı olan Karagöz ile 5 senedir ilgilendiğini, eğitim döneminde yalnızca ustası Suat Veral’ı izlediğini, bu dönem bittikten sonra ”Hayali” olmaya karar verdiğini söyledi.

Ustası Suat Veral’ın, desteğiyle çalışmalarına ağırlık verdiğini dile getiren İlken, ”Her işin elbette bir zorluğu var. Karagöz’ün zorlu olduğu kadar, eğlenceli bir tarafı da var. Beş yıl içinde zorlukları aştım. Seslendirme konusundaki çalışmalarım devam ediyor. Ustama göre belki yeterli olabilir ama ben 5-10 yıl daha kendimi eğitebilirim. Temelimin sağlam olmasını istiyorum. Bir, iki ay içinde bu işi öğrenip, ‘ben Karagözcü oldum’ demektense, öğrenmeye devam ediyorum” dedi.

Açıköğretim Fakültesi’nde eğitimine devam ettiğini ifade eden İlken, ”Bu alanda ilk olmak güzel bir şey. Bu sanata başlarken yaptığım araştırmalarda, bu mesleği tamamen erkeklerin üstlendiğini gördüm. Artık kadınların yapmadığı meslek kalmadı. Ben de bu alanda bir ilk olarak Karagöz sanatını uzun yıllar devam ettirmek istiyorum” diye konuştu.

Merve İlken

Yeni Karagöz karakterlerini tasarladığını ancak henüz hayata geçirmediğini anlatan İlken, yakın bir zamanda bu karakterleri de perdeye yansıtmak istediğini belirtti.

Tiyatro bölümünde eğitim alan öğrencilerin, az da olsa Karagöz sanatını derslerinde gördüklerini ifade eden İlken, gençlerin geleneksel sanatlara daha sıkı bağlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak :[-]

Belediyenin düzenleyeceği heykel çalıştayı festivalinde dünyanın farklı yerlerinden ünlü isimler bir arada…

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sonbaharda düzenleyeceği ‘Uluslararası Heykel Çalıştayı, dünyanın farklı coğrafyalarından ünlü heykeltıraşları ağırlayacak. İzmirlilerin de izleyebileceği 20 günlük çalışma sürecinde hazırlanacak heykeller, kentin çeşitli noktalarına yerleştirilecek. Çalıştay’ın teması Akdeniz olacak.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından, 13 Ekim-2 Kasım 2012 tarihleri arasında düzenlenecek olan ‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’na katılmaya hak kazanan heykeltıraşlar belirlendi. Kültürpark İzmir Sanat Oditoryum’ta toplanan seçici jüri, 50 farklı ülkeden gelen 150 başvuruyu değerlendirdi. Jüri, çalıştaya katılacak eserlere karar vermekte oldukça zorlandı. Yarışın galibi, 7 yabancı ve 3 Türk heykeltıraş oldu. Jürinin belirlediği heykeltıraşlar, söz konusu tarihlerde Kültürpark Tarih ve Sanat Müzesi önündeki havuzun çevresine kurulacak açık hava işliklerinde heykel çalışmaları yapacak. 20 günlük bir çalışmayla hazırlanacak olan heykeller, daha sonra kentin çeşitli noktalarına yerleştirilecek.
‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’na şu isimler katılacak:
Aldo Shıroma (Peru), Amancio Gonzales Andres (İspanya), Bettino Francini (İtalya), Chander Parkash (Hindistan), Hıtoshi Tanaka (Japonya), Valentıne Mıtev (Bulgaristan), Volodymyr Khochmar (Ukrayna), Hakan Şengönül, Mert Taşkın Demir ve Levent Ayata (Türkiye).

Jüride kimler var?

Uluslararası İzmir Heykel Çalıştayı seçici jürisi, toplam 150 başvurunun geldiği proje dosyalarını seçerken, tasarımların kent dokusu ile ilişkisi, malzeme ile uyumluluğu gibi kriterleri göz önünde bulundurdu. Jüri değerlendirmede ayrıca, projenin uygulanabilirliği ile soyut ve figüratif işlerin dengelenmesini de dikkate aldı.

Yarışmaya başvuran eserleri büyük bir titizlikle inceleyen seçici jüri, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Serpil Baran, heykeltıraş Bihrat Mavitan, heykeltıraş Cem Sağbil, 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölüm Başkanı Gökçen Ergür, heykeltıraş Yücel Tonguç Sercan, mimar Ebru Kandilci ve heykeltıraş Esen Kesecioğlu’ndan oluştu.

İzmir ‘açık hava müzesi’ne dönüşecek‘Uluslararası Heykel Çalıştayı’, kente kalıcı, nitelikli, sanata uluslararası bakışı olan çağdaş yapıtlar kazandırmayı hedefliyor. Sanat ürünlerini dış mekanlara taşıyarak kalıcı eserlerin sürekli olarak sergilenmesini sağlayacak olan çalıştay, kent kültürüne ve estetiğine katkıda bulunmayı ve İzmir’i adeta bir ‘açık hava müzesi’ haline dönüştürmeyi amaçlıyor.

Çalıştayın konsepti, İzmir’in Akdeniz’deki kültür başkentlerinden biri olması hedefinden yola çıkılarak “Akdeniz’ olarak belirlendi. Çalıştay, Akdeniz ülkeleri ve kültürüne dikkat çekerek, İzmir’in önemli Akdeniz kentlerinden biri olarak uluslararası platformdaki etkinliğini arttırmayı, dünya ülkelerini kültür ve sanat alanında Akdeniz başlığı altında buluşturmayı ilke ediniyor.

Herkes izleyebilecek

Çalıştay sürecince, Dokuz Eylül Üniversitesi Heykel Bölümü öğrencileri, sanatçılara asistanlık yapacak. Böylece heykeltıraşlar ve üniversite öğrencileri arasında diyalog oluşacak, öğrenciler sanatçıların deneyim ve bilgilerinden faydalanacak. Çalıştayın Kültürpark içindeki Tarih ve Sanat Müzesi bahçesinde halka açık olarak yapılması ise her yaştan İzmirli’nin yapım ve yaratım süreçlerine dahil olmasını, ulusal ve uluslararası sanatçılar ile ilişki kurmasını sağlayacak. Çalıştaya katılacak olan heşkeltıraşların her biri, ayrıca çocuklarla birer günlük atölyelerde bir araya gelecek.

Kaynak : [-] 

19. İstanbul Caz Festivali, bu hafta sonu cazın yenilikçi isimlerini “tuhaf bir yer”de ağırlayacak.

  Festival, bu yıl da değişik mekân ve yeni etkinliklerle seyircilerinin karşısına çıkmaya devam ediyor.

Festivalin en ilginç etkinliklerinden “Caz İçin Tuhaf Bir Yer (A Strange Place For Jazz)”, yarın akşam, tarihi ve mekânsal özelliklerinin yanı sıra kültür sanat dünyasında önemli bir yere sahip Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde,Volvo Car Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilecek.

Adını, 2008’de kaybettiğimiz ünlü caz müzisyeni Esbjörn Svensson’un grubu e.s.t.’nin bir albümünden (Strange Place For Snow) alan “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” (A Strange Place For Jazz) gecesinde, müziğe yeni ufuklar kazandıran, dünyaca tanınmış müzisyenlerden oluşan üç caz topluluğu, Sakıp Sabancı Müzesi’ni cazseverler için bir festival mekânına dönüştürecek.

Magnus Öström’ün kendi adını taşıyan yeni topluluğu, Stefon Harris, David Sanchez ve Nicholas Payton’ın özel projesi Ninety Miles ile “future caz”ın öncü isimlerinden Bugge Wesseltoft’ın yeni projesi Bugge ‘N Friends, saat 20.00’den itibaren, Sakıp Sabancı Müzesi’nde buluşacak.

* Magnus Öström / Üst Teras, saat 20.00

Avrupa cazının en önemli gruplarından e.s.t.’nin kurucularından perküsyoncu Magnus Öström’ün kendi adını taşıyan yeni topluluğu, gecenin ilk performansını Sakıp Sabancı Müzesi’nin Üst Teras bölümünde saat 20.00’de gerçekleştirecek.

Öncüsü olduğu toplulukla Thread of Life albümünü 2011’in başlarında yayınlayan Öström’e piyanoda Daniell Karlsson, gitarda Andreas Hourdakis ve basta Thobias Gabrielsson eşlik edecek.

* Ninety Miles / Üst Teras, saat 21.45

Gecenin ikinci performansında, Kuzey Amerikalı, Porto Rikolu ve Kübalı müzisyenler, ismini Miami ile Havana arasındaki mesafeden alan özel proje Ninety Miles’da buluşacak.

Konserde, Grammy adaylığı bulunan vibrafonist Stefon Harris, Dizzy Gillespie gibi birçok caz efsanesiyle aynı sahnede yer almış saksafoncu David Sanchez ve Cassandra Wilson, Esperanza Spalding, N’Dambi gibi isimlerle çalışmış trompetçi Nicholas Payton sahnede olacak.

Konserde ayrıca Edward Simon (piyano), Ricky Rodriguez (bas), Mauricio Herrera (vurmalı çalgılar) ve Terreon Gully (davul) de yer alacak. Sakıp Sabancı Müzesi’nin Üst Teras bölümünde gerçekleşecek Ninety Miles konseri saat 21.45’te başlayacak.

* Bugge ‘N Friends / The Seed, saat 23.30

Gecenin son performansında ise özellikle rhodes ve synthesizerlar konusunda uzman, caz, house, tekno, ambient ve noise türlerini birleştiren “future caz”ın öncü isimlerinden Bugge Wesseltoft, Bugge ‘N Friends isimli proje ile sahnede olacak.

Wesseltoft’a, son yıllarda birçok başarılı projeye imza atan saksafoncu İlhan Erşahin, birçok türde sayısız albüm ve projeye imza atmış fenomen trompetçi Eric Truffaz ve elektronik ritimler ve organik vurmalı çalgıların ustası Joaquin “Joe” Claussell eşlik edecek.

Dörtlüyle birlikte bas gitar ve kontrbasta Marius Reksjo, vurmalı çalgılarda Erik Holm ve davulda Andreas Bye da sahnede olacak. Konser, Sakıp Sabancı Müzesi bahçesinde yer alan The Seed’de saat 23.30’da başlayacak.

“Caz İçin Tuhaf Bir Yer”e denizden ulaşım

Cazseverler Emirgan’da, Boğaz kenarında yer alan Sakıp Sabancı Müzesi’ne deniz yoluyla da ulaşabilecek.  Konser öncesinde, saat 18.30’da Kabataş Petrol Ofisi benzin istasyonunun yanındaki Kabataş Turyol Motor İskelesi’nden ve saat 18.50’de Bahçeşehir Üniversitesi’nin önündeki Beşiktaş Turyol Motor İskelesi’nden “Caz İçin Tuhaf Bir Yer”e motor seferi düzenlenecek.

Gecenin bitiminde, saat 24.00’da, Sakıp Sabancı Müzesi’nin önündeki iskeleden kalkacak motor, önce Beşiktaş, ardından Kabataş Turyol Motor İskeleleri’ne yanaşacak.

İzleyicilerin motor seferine katılmak için seferler öncesinde konser biletlerini göstermeleri yeterli. Etkinlik gününde, Sakıp Sabancı Müzesi’nde otopark imkânı olmayacak.

“Caz İçin Tuhaf Bir Yer” (A Strange Place For Jazz) gecesinin biletleri Biletix satış kanalları veİKSV’nin yanı sıra konser günü mekân girişinden alınabilir. Konseri izlemek isteyen cazseverler 60 TL ve 40 TL (öğrenci) üzerinden bilet temin edebilir.

Ayrıntılı bilgi için: caz.iksv.org

Kaynak : [-]

24. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları, yarın akşam MFÖ konseri, ardından Bilkent Tiyatrosu’nun “Batı Rıhtımı” ve klarnet sanatçısı Serkan Çağrı’nın “Crazy Brassy Balkans” konseriyle devam ediyor.

Batı Rıhtımı

20 Haziran’da Oyun Atölyesi’nin“Antonious ile Kleopatra” oyunu ile başlayan “Silinen Sınırlar, Buluşan Dünyalar” temalı 24. ENKA Kültür-Sanat Buluşmaları 13 Temmuz Cuma akşamı Fazıl Say konseri ile sona erecek. Etkinlik yarın akşam MFÖ konseri, 02 Temmuz Pazartesi Bilkent Tiyatro’nun “Batı Rıhtımı” oyunu 04 Temmuz Çarşamba Serkan Çağrı konseri, 06 Temmuz Cuma MİRCAN “Ustalarla Alemlere Yolculuk” konseri, 09 Temmuz 2012 Pazartesi Folklor Kurumu İstanbul’dan “Bizim Deniz, Kuzey Deniz” gösterisi, 11 Temmuz  Çarşamba Dostlar Tiyatrosu “Azizlikler / Nereye Gidiyoruz?” oyunuyla ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu’nda devam ediyor.

Mazhar Alanson, Fuat Güner, Özkan Uğur’dan oluşan MFÖ konseri 29 Haziran Cuma Saat 21.15’de kendi besteleriyle sahne alacaklar. 24. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları; Bernard-Marie Koltès’in yazdığı, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği Bilkent Tiyatrosu’nun “Batı Rıhtımı” ile devam ediyor.

Sistemin köşeye sıkıştırdığı vahşi dünyada insanların hayatta kalma mücadelelerini ve çırpınışlarını anlatan “Batı Rıhtımı” günümüz dünyasının ekonomik ve siyasal gerçeklerini gözler önüne seriyor. Koltès’in kaleminden çıkmış her söz, Bilkent Tiyatrosu’nun oyuncuları;Ceren Narinoğlu, Ebru Demirdöven, Efe Erkekli, Emre Eren Turan, Mertcan Semerci, Merve Ünal, Muzaffer Saygı, Sedat Yılmaz, Tunca Soysal, Tunç Efe ‘nin dudaklarında ironik bir tavra bürünüyor. Günümüz gerçeklerine değinen oyunun dekor ve kostüm tasarımını Hakan Dündar üstlenirken, ışık tasarımı Işıl Kasapoğlu ve Yılmaz Ertekin’e ait, oyunu dilimize çeviren isim ise Yiğit Bener.

04 Temmuz akşamı adına özel klarnet modeli üretilen, Vassilis Saleas, George Zamphir, Gypsy Kings Heritage, Giora Feidman, Trilok Gurto, Ian Anderson, Kocani Orkestrası gibi dünyaca ünlü pek çok müzisyenle de ortak sahne çalışmalarında bulunan Serkan Çağrı, “Crazy Brassy Balkans” albümünden eserleri kendisini dinlemeye gelenler için seslendiriyor.

Başlama saati 21.15 olan tüm etkinliklere, isteyen katılımcılar, her etkinlik öncesi saat 20:00’de Taksim-AKM önünden kalkacak ücretsiz servis ile ulaşabiliyorlar. Etkinlik bitiminde ise, ENKA Eşref Denizhan Açıkhava Tiyatrosu’ndan kalkacak servis, konukların Taksim-AKM’ye ulaşımını sağlıyor. Servisten yararlanabilmek için etkinliklerden en az iki gün önce ENKA ile bağlantıya geçerek rezervasyon yaptırılması yeterli.

Broşür indirmek için Lütfen Tıklayın   

Detay bilgi için lütfen Tıklatın        

 

Yıldızlar altında tiyatro keyfi başlıyor Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali bu yıl 10. yılını kutluyor. 2003 yılından beri yaz aylarında Kadıköylüler yıldızlar altında tiyatro izlemenin keyfini doyasıya yaşıyorlar.

Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali

Bu yıl da birbirinden profesyonel tiyatrocuların oynayacağı oyunlar, 1500 kişilik amfitiyatroda izleyici ile buluşacak. Her yıl Kadıköylülerin yaz akşamlarında sanatı doya doya yaşayabilmeleri için düzenlenen Tiyatro Festivali, bu yıl 30 Haziran-18 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Ali Poyazoğlu Tiyatrosu’nun Beni Unutma isimli oyunu ile başlayacak olan festival Volkan Severcan Tiyatrosu’nun Canlı Yayın isimli oyunu ile son bulacak.  Festivalde ayrıca Nazım Oyuncuları gündeme dair göndermeleri olan Barış… Barış… Barış adlı oyunu sergileyecekler. Festivalin vazgeçilmezi Genco Erkal ise Dostlar Tiyatrosu’nun Aziz Nesin’den uyarlanan Nereye Gidiyoruz oyununu sahneye koyacak.
Kadıköylülerin yoğun ilgi gösterdiği festival, 19 gün boyunca her akşam 21.00’da farklı bir tiyatro oyunu ile ücretsiz olarak izleyici ile buluşacak.

Program
30 Haziran Cumartesi,  Ali Poyazoğlu Tiyatrosu- Beni Unutma
01 Temmuz Pazar, Tuncay Özinel Tiyatrosu- Ben Büyüyünce İnsan Olucam
02 Temmuz Pazartesi, Enis Fosforoğlu Tiyatrosu- Şıpsevdi
03 Temmuz Salı, İstanbul Kumpanyası- Karman Çorman
04 Temmuz Çarşamba, Ak’la Kara- Tom, Dick ve Harry
05 Temmuz Perşembe, Metin Zakoğlu Tiyatrosu- Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz
06 Temmuz Cuma, Ali Erdoğan/ Kabare Dev Aynası- Şakayla Söyler Haldun Taner
07 Temmuz Cumartesi, Tiyatro Kedi- Kamelyalı Kadın
08 Temmuz Pazar, İstanbul Meydan Sahnesi, Benimle Delirir misin?
09 Temmuz Pazartesi, Duru Tiyatro- Tatlı Çarşamba
10 Temmuz Salı, İstanbul Komedi Oyuncuları- Aşka Olan Meyilim Senin Yüzünden
11 Temmuz Çarşamba, Tiyatrokare- Onca Yoksulluk Varken
12 Temmuz Perşembe, Nazım Oyuncuları- Barış… Barış… Barış,
13 Temmuz Cuma, Tiyatro Şenay- Kim Kime Dum Duma
14 Temmuz Cumartesi, Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosu- Benimle Oynar mısın?
15 Temmuz Pazar, İstanbul Halk Tiyatrosu- Paçi Bir Karadeniz Komedisi
16Temmuz Pazartesi, Dostlar Tiyatrosu- Nereye Gidiyoruz?
17 Temmuz Salı, Sadri Alışık Tiyatrosu- Sonbaharı Beklerken
18 Temmuz Çarşamba, Volkan Severcan Tiyatrosu- Canlı Yayın

 Kaynak : [-] 

İlki İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından desteklenerek 65 bin izleyiciye ulaşan “İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali”nin ikincisi, 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihinde gerçekleşiyor. 

İl Milli Eğitim Müdürlüğü ortaklığıyla düzenlenen bienal, Beyoğlu’ndan Tuzla’ya, Kadıköy’den Sultanbeyli’ye 39 ilçenin özel ve kamu okullarında öğrenim gören öğrencilerle birlikte, sokakta çalışan, suça bulaşmış, cezaevinde bulunan, cezaevinde doğmak zorunda kalan çocuklar ve özürlüler gibi dezavantajlı grupları da kapsıyor.

2. İstanbul Çocuk ve Sanat Bienali; Plastik Sanatlar disiplinlerinin çağdaş sanat uygulama ve düzenlemeleriyle, panel, sanatçı sunumu, performans, video gösterimi, enstalasyon, atölye çalışmaları ve birçok farklı müzik grubunun yer alacağı sahne performanslarından oluşuyor. Bin 500 adet öğrenci, öğretmen etkinliğine ve yaklaşık 5 bin öğrencinin bireysel çalışmalarına ev sahipliği yapmayı amaçlayan projede çocuk ve gençlere kendilerini ifade etme fırsatı sunarken, aynı zamanda onlara sanat ve eğitim kariyerlerinde anlamlı bir basamak imkanı sunuyor.

Çocuklara ve gençlere yönelik güncel sanat etkinliklerini kapsayan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali 6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde; şehir hatları vapurları, Kadıköy’deki Karaköy iskelesi, Şirketi Hayriye Sanat Galerisi ve Taksim Meydanı’nda gerçekleştirilecek.

Dünyada sayılı, Türkiye’de ise 2.’si yapılacak olan bienalin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Protokol Salonu’nda yapılan basın tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan Bienal Direktörü Gazi Selçuk, “6 Kasım-6 Aralık 2012 tarihlerinde gerçekleşecek olan İstanbul’un en büyük çocuk ve gençlik sanat organizasyonu olan II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin hazırlık çalışmaları devam ediyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı desteğiyle Türkiye’de ilk kez düzenlediğimiz bienalin, 2. sini gerçekleştiriyor olmaktan ötürü çok mutluyuz. İlk kez düzenlediğimiz ve 65 bin izleyiciyle buluştuğumuz bienalde 5000 öğrenci çalışmalarıyla yer aldı. II. bienale ise, İstanbul’da yer alan 3 bin üzerinde ki kamu ve özel okulun öğrencileriyle birlikte, ilçelerin dezavantajlı bölgelerinde okuyan öğrencilerin de katılımını hedefliyoruz. Özellikle STK’larla yaptığımız işbirliği neticesinde cezaevinde doğan, risk altında bulunan ve engelliler gibi dezavantajlı gruplarında bu bienalde yer almasını sağlıyoruz. Kısa vadede çocukların ve gençlerin kendilerini ve sanatlarını ifade edecekleri önemli bir mecra yaratırken, uzun vadede Türkiye ekonomisinin lokomotifi olması planlanan Kültür Endüstrisinin önemli aktörlerinin yetiştirilmesine katkı sunuyoruz. Bienal, 1-18 yaş aralığında olan herkesin, öğretmen, veli veya sanatçı eşliğinde, video art, ses- görüntü enstalasyonları, heykel, seramik, atık çalışması, karışık teknik, resim, fotoğraf, dans, müzik, sahne performansı vb her türlü sanatsal üretimine açıktır. Ekim sonunda açıklanacak programla öğrenci, öğretmen, sanatçı, sanat takipçisi birçok kesimin dikkatlerini çekecek zenginliğe sahip içerik için hazırlık yapmaktayız. Bu sene mekanların seçiminde kamusal alanları tercih ettik. Türkiye Deniz İşletmeleri ile yaptığımız işbirliği neticesinde Bienal etkinlikleri, 10 şehir hatları vapuru ve Kadıköy’de yer alan Karaköy iskelesinde İstanbullularla buluşacak. Ayrıca Taksim meydanında kuracağımız diğer bir sahne ile Bienal çerçevesinde üretilen beden, müzik ve sahne performansları binlerce izleyiciye ulaşacak. Ayrıca 350 civarında atölye çalışması ve birbirinden farklı 41 panel ve söyleşi ile programı zenginleştirmekteyiz. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienalinin; birbirinden faklı tür ve içeriklere sahip 1500 civarında etkinliğe de ev sahipliği yaparak, 70 bin kişiye ulaşılması planlanmaktadır” şeklinde duygu ve düşüncelerini dile getirdi.

Küratörler adına söz alan Esra Çelikkanat; “II. İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin küratörleri Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi Gülçin Aksoy, sanatçı ve eğitimciler, Leyla Sakpınar, Maria Sezer, Özcan Yurdalan ve benden oluşuyor. Küratörler olarak yaklaşık dört aydır düzenli yaptığımız toplantılarda 2. bienalin konsepti ve işleyişi gibi konularda çalışmaktayız. Bildiğiniz üzere yaratıcılığın geliştirilmesinde sanatın önemli bir yeri olduğu artık kanıtlanmıştır. Sanat, hayatı farklı bir biçimde anlamayı, sorgulamayı ve farkındalığı sağlar. Bu doğrultudan yola çıkarak ve ilk bienalden edinilen deneyimleri de göz önünde bulundurarak, çocuklarımızın keyifle ve yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri bir konsept ortaya çıkarmaya çalıştık. Düş aslında her yaşta kurulur, belki de en yoğun olarak çocuk ve gençlik yıllarında. Düş, gerçeğin kaynağı ve başlangıcıdır. Gerçek olmayan ama çoğu zaman gerçekleşmesi istenen bir umuttur düş. Gerçek düşten, düş gerçekten beslenir. Çocuk düşleriyle keşfeder, hayatına yön verir ve kendi dünyasını kurmaya başlar. Yaratmanın temelinde her zaman düş vardır. Bizde gitgide mekanikleşen bir çağda çeşitli ve zengin yorumlara açık olan “Düş mü? Gerçek mi?” temasından yola çıkarak 2012 yılı için planlanan İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali’nin konseptini “Düş Çocuk, Gerçek Çocuk” olarak belirledik” şeklinde konuştu.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız ise yaptığı konuşmada; çocuklara yaratıcılıklarını sergileyebilecekleri bir sanat platformu kazandırdıkları için çok mutlu olduğunu dile getirdi. Sanat çalışmalarının temellerinin daha çocuk yaşlarda atılmasının ne kadar önemli olduğunun altını çizen Yıldız; ülkemizde bu tür etkinliklere daha fazla destek vermeliyiz. Bienal kapsamında hem çocuklarımız hem de geçlerimiz yaratıcılıklarını özgürce ortaya koyma şansını yakalayıp, performans ve ürettikleri eserleri pek çok izleyici ile buluşturacaklar” şeklinde konu ile ilgili düşüncelerini ifade etti.

Bakırköy’de bir ilki başarıp bir sanat derneği (Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği) tarafından resmi olarak kurulan ve bir ilk olma özelliğini taşıyan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu tüm sanat dallarında verdiği eğitimlerin yanı sıra  çocuklarımızla ” Nar Sanat Yaz kampı” ile de bir ilki başarıp Pazartesi ( 25 Haziran 2012) sanat kampına başlıyor… 

Nar Sanat yaz kampı

Nar Sanat Yaz Kampı yarın başlıyor! Hâlâ geç değil… Sabah 09:00 Akşam saat 17:00 arasında devam edecek olan yaz kampımıza tüm çocuklarımızı bekliyoruz.

Arzu ederseniz birkaç saat çocuğunuzu deneme dersine getirebilirsiniz. Bakırköy ve çevre semtlerde oturuyorsanız Bakırköy Özgürlük Meydanına birkaç dakika mesafede olan binamıza sizleride bekliyoruz. Çocuklarınız deneme dersindeyken sizlerde çayınızı, kahvenizi yudumlayın ve ya çarşıya alış verişe çıkın . Bırakın çocuklarınız sanatla tanışsın.

Detaylı bilgi için lütfen TIKLAYINIZ.

Adres ve haritada görmek için lütfen TIKLAYINIZ.

19 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek festivalde 7’den 70’e herkes “Opera” diyecek…

Türk ve dünya operalarının seçkin yapıtlarını, görsel bir şölende sanatseverlerle buluşturacak olan 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 7 Temmuz’da kapılarını açıyor. Festival biletleri ise www.mybilet.com adresinde ve MyBilet kiosklarında satışa çıktı.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 7 – 19 Temmuz 2012 tarihlerinde İstanbul’un büyülü atmosferinde önemli prodüksiyonlara ev sahipliği yapacak.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Başrejisörü Yekta Kara’nın Sanat Yönetmenliğinde organize edilen festival, 2012 Temmuz ayı boyunca, beş opera prodüksiyonu ve bir Gala Konserin yer aldığı 10 temsille Türk ve Osmanlı dünyasının kapılarını açarak sanatseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Ankara, İstanbul, İzmir,Antalya ve Samsun Devlet Opera ve Balesi yapımlarının yanı sıra festivalin bu seneki sürprizi, dünyaca ünlü Arjantinli tenor Jose Cura olacak.

Festivalin 7 Temmuz’daki açılış temsili, W.A.Mozart’ın operalarından bir başyapıt örneği “Don Giovanni” operası ile gerçekleşecek. Ankara DOB tarafından Yekta Kara’nın rejisi ile sahnelenecek eser, İstanbul’un modern yüzü Haliç Kongre Merkezi’nde izleyici ile buluşacak.

İlk yıldan itibaren festivalin vazgeçilmezi, Viyanalı ünlü besteci W. A. Mozart’ın, Osmanlı İmparatorluğu’nun parlak dönemlerinden bir hikaye sunduğu “Saraydan Kız Kaçırma” operası ise doğal mekanı içinde, ardı ardına üç gün, Topkapı Sarayı’nda, Samsun DOB tarafından sahnelenecek.

İzmir DOB’un, padişahların evi Topkapı Sarayı’nda sahneleyeceği, besteci Okan Demiriş imzalı, “IV. Murat” operası; Osmanlı padişahları arasında en korkusuz, en güçlü ve bir o kadar da eğitimli ve ince ruhlu Sultan Dördüncü Murat’ın trajik hayatının anlatıldığı, belleklerden silinmeyecek bir prodüksiyonla sanatseverlerin karşısına çıkacak.

İstanbul DOB’un sahneleyeceği ve Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’in Timur Han’la olan savaşının konu edinildiği “Yıldırım Bayezid” operası, İtalyan besteci, Antonio Vivaldi’nin muhteşem anlatısını Kadıköy Süreyya Operası’na taşıyacak.

Besteci Selman Ada’nın Halit Ziya Uşaklıgil’in ünlü romanından esinle bestelediği, vicdanı ile arzuları arasında sıkışıp kalan bir kadın karakterin anlatıldığı “Aşk-ı Memnu” operası, Antalya DOB ile festivale Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nden sıcak bir hava katacak.

Tarihsel mekanlarla bütünleşerek İstanbul’u dünya ölçeğinde benzersiz bir konuma yerleştirecek festival, Topkapı Sarayı, Aya İrini, Süreyya Operası, Haliç Kongre Merkezi, Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

 

Kaynak : [-]

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu yıl rekor ödüller dağıtılacak

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya KültürSanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde

En İyi Film ödülü 350 bin TL’den 400 bin TL’ye,

En İyi İlk Film ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyiYönetmen ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyi Senaryo  ödülü 30 bin TL’den 35.000 TL’ye yükseltildi.

Altın Portakal’ın ulusal uzun metraj dalında bu yıl dağıtacağı “en iyi film”, “en iyi ilk film”, “en iyi yönetmen”, “en iyi senaryo”, “en iyi görüntü yönetmeni”, “en iyi müzik” ödülleri, kategorilerinde Türkiye’de dağıtılan en yüksek parasal ödüller olma özelliği taşıyor.

Başvuruların başladığı Ulusal ve Uluslararası Uzun Metraj, Ulusal Belgesel ve Kısa Film yarışmaları için son başvuru tarihi 6 Ağustos olarak belirlendi.

Uluslararası dalda 10 filmin yarıştığı 48. Altın Portakal’a ulusal uzun metrajda 45, belgeselde 104, kısa film dalında 274 film başvuruda bulunmuş; ön jüri elemeleri sonrasında ulusal uzun metrajda 13, belgesel ve kısa film dallarında 20’şer film yarışmaya seçilmişti. 49. Festival’de tüm dallar için geçerli olmak üzere bu sayıların artması bekleniyor.

6 – 12 Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Türkiye’nin en uzun soluklu festivali Altın Portakal’a ulusal uzun metraj film yarışması dalında başvuracak filmlerin yurtiçinde yapılan ulusal ya da uluslararası hiçbir yarışmaya katılmamış, herhangi bir ulusal TV kanalında (pay TV kanalları dahil) gösterilmemiş ve DVD baskılarının satışa sunulmamış olması gerekiyor.

En İyi Film ödülü 400 bin TL 

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında verilecek ödüller şu şekilde belirlendi:

En İyi Film                                     400.000 TL Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> ve Altın Portakal heykeli

En İyi İlk Film                                  55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Yönetmen                              55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Senaryo                                 35.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Görüntü Yönetmeni                                          30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Müzik                                                                        30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Kadın Oyuncu                                                        Altın Portakal heykeli

En İyi Erkek Oyuncu                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu                                  Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu                                   Altın Portakal heykeli

En İyi Kurgu                                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Sanat Yönetmeni                                                 Altın Portakal heykeli

 

Behlül Dal Jüri Özel Ödülü                                          Altın Portakal heykeli

(Herhangi bir dalda genç bir yetenek -yönetmen, oyuncu, senaryo yazarı, görüntü yönetmeni, besteci- için kullanılır.)

 

Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü                                  Altın Portakal heykeli

(Ses tasarımı, özel efekt, kostüm, makyaj tasarımı, v.b. teknik dallardan birinde kullanılabilir.)

 

Antalya Teşvik Ödülü                     70.000 TL                             

(En İyi Film Ödülü’nün sahibi olan yapımcının, ödülü aldığı yılı takiben 2 yıl içinde çekeceği yeni  filminin  bir bölümünü yönetmelikte belirtilen kriterlere uygun olarak Antalya’da çekmesi halinde teşvik amacıyla verilen ödüldür.)

 

En İyi Belgesel  15.000 TL              ve Altın Portakal Heykeli

En İyi İlk Belgesel     5.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

En İyi Kısa Film  10.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

 

Halkın Portakalı 

Birincilik ödülü     30.000 TL

İkincilik ödülü      20.000 TL

Üçüncülük ödülü    10.000 TL

 

Kaynak : (-)  

Nar Sanat İstanbulEğitim ve Kültür Sanat Derneği’nin sahibi olduğu Bakırköy’de bulunan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencilerin 2011 -2012 Eğitim döneminin sone ermesi ile beraber yaz eğitimleri başladı. 3 yıldır Nar Sanat öğrenci ve eğitmenlerinin bir araya gelerek gerçekleştirdikleri etkinlikler her yıl olduğu gibi Bakırköy’de sanat rüzgarları esmesini sağladı… Aşağıda 2011-2012 eğitim dönemi boyunca öğrendiklerini sergileyen öğrenci ve onları yetiştiren eğitmenler ile etkinlikleri izleyen veli ve konukların bir kısmını görebilirsiniz. (Yarın resim ekleme devam edecektir)

 

İtalyan fotoğrafçı Galimberti dünyayı dolaştı, farklı sosyal statülerden çocukları oyuncaklarıyla görüntüledi. Fotoğrafçı, oyuncakların çocuklardan çok ailelere dair fikir verdiği kanısında

İtalyan fotoğrafçı Galimberti

 

Gabriele Galimberti 18 ay boyunca dünyanın çeşitli yerlerinden 3-6 yaş arası çocukları, oyuncaklarıyla birlikte fotoğrafladı.Meksika ’dan Lübnan’a, Hindistan ’dan Malavi’ye çok sayıda ülkede farklı gelir gruplarından ailelerin çocuklarıyla zaman geçiren Galimberti, “Çocukların hepsi aynı aslında, sadece oynamak istiyorlar” diyor. Oyuncakların, çocuklardan çok ailelerin yaşamlarını yansıttığını söyleyen fotoğrafçı, zengin çocukların oyuncaklarını daha çok sahiplendiklerini anlatıyor: “Varlıklı ailelerin çocukları başlarda dokunmama izin vermedikleri oyuncaklarını, onlarla oynamaya başladığımda paylaştı. Fakir ülkelerde çekim yapmak daha kolay oldu. Bu ülkelerdeki çocuklar sadece iki ya da üç oyuncağa sahip olsalar bile, onları paylaşmaya daha açıklar.” Fotoğrafçı, Afrikalı çocukların daha çok plastik hayvan figürlerini sevdiklerini anlatıyor: “Çünkü bu oyuncakların geceleri kendilerini tehlikeden koruyacağını düşünüyorlar.”

Abel Sientes Armas

Abel Sientes Armas, 4, Nopaltepec, Meksİka : Mexico City’nin 500 km güneydoğusunda küçük bir kasabada yaşıyor. Şekerkamışı kamyonlarını görerek büyümüş.

Chİwa Mwafulİrwa, 4, Mchİnjİ, Malavİ: Chiwa annesinin su taşımasına yardım ediyor. Bu üç oyuncak bir STK çalışanından hediye. En sevdiği, onu koruyacağına inandığı dinozoru.

Maudy Sİbanda, 3, Kalulushİ, Zambİya: Maudy’nin köy okulunda tek sınıf var. Muhtemelen bir kamyondan düşmüş gözlük kutusunu bulmalarıyla çocuklar ‘oyuncağa’ kavuşmuş.

Taha

Taha, 4, Beyrut, Lübnan: Taha Filistin ’de doğmuş ancak kalabalık bir mülteci kampında büyümüş. Fotoğraftaki araba sahip olduğu tek oyuncak ve ona gözü gibi bakıyor.

Tangawİzİ Murİİthİ

Tangawİzİ Murİİthİ, 3, Keekorok, Kenya : Masai kabilesinde bir çamur kulübede doğdu. Köyde oyuncağı olan tek çocuk. Ona da bunu bir turist vermiş. Geceleri oyuncağıyla uyuyor.

Radhİka Vachanİ, 6, Mumbaİ, Hİndİstan : Radhika’nın favorisi kutu oyunları. En sevdiği oyun Monopoly, otel ve ev inşa etmeyi seviyor. Mumbai’nin en pahalı semtinde yaşıyor.

 

 

 Kaynak : [-]

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) ilk festivali İstanbul Müzik Festivali, 40. yılını kutluyor!

  Bugüne kadar 3 bine yakın gösteriyle, Türkiye’den ve yurtdışından 40 bini aşkın sanatçıyı ağırlayan festivalde bu yıl 25 gösteri yer alacak. 31 Mayıs–29 Haziran tarihleri arasında 750’nin üzerinde yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayarak klasik müzikseverlere yine dopdolu bir haziran ayı yaşatacak.

2006 yılından bu yana sponsorluğunu Borusan Holding’in üstendiği İstanbul Müzik Festivali’nin kırkıncısı, 31 Mayıs Perşembe akşamı Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen açılış töreni ve konseriyle başladı. İstanbul Müzik Festivali 40. Yıl Açılış Töreni ve Konseri’ne festivalde yer alan isimlerin yanı sıra sanat dünyasından ünlüler de katıldı.

Sunuculuğunu Ceylan Saner’in üstlendiği İstanbul Müzik Festivali 40. Yıl Açılış Töreni, İKSVYönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın açış konuşmasıyla başladı. Bülent Eczacıbaşı konuşmasında, “İstanbul Müzik Festivali, tam 40 yıldır klasik müziğin dünyadaki en seçkin örneklerini ve önde gelen yıldızlarını İstanbul’da müzikseverlerle buluşturuyor. İlk İstanbul Festivali, sanatseverler için dünyaya açılan bir pencere, bir kültür ve sanat vahası görevini üstleniyordu. Bugün, yalnızca nitelikli konserler düzenlemekle kalmayıp aynı zamanda uluslararası arenada ortak yapımlara imza atan, Türkiye ve yurtdışından bestecilere verdiği eser siparişleriyle sanat üretimini destekleyen, genç sanatçıların kendilerini geliştirmelerine yönelik imkânlar yaratan bir festivalimiz var. (…) 40. festivalin teması “umut ve kahramanlar”. 1973’tenbu yana kesintisiz olarak düzenlediğimiz bu festivalin, İstanbullu sanatseverlere her yıl yenilenen bir umut verdiğine, insanlığı yücelten değerlerin güçleneceği bir ortamın yaratılmasına katkıda bulunduğuna inanıyoruz. Bu yıl da müzikseverleri yeni umutlar ve yeni kahramanlarla tanıştıran bir festival sunabildiğimizi ümit ediyor, tüm konuklarımıza zevkli bir festival diliyorum.” dedi.

Törende daha sonra Bülent Eczacıbaşı, İstanbul Müzik Festivali’nin yedi yıldır sponsorluğunu üstlenen Borusan Holding’e teşekkür plaketini takdim etti. Plaketi Borusan Holding adına teslim alan Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi yaptığı konuşmasında “Kuruluşundan bu yana destek verdiğimiz ve kendimizi bir parçası olarak gördüğümüz İKSV’nin 40. yılının heyecanını Borusan Grubu olarak biz de paylaşıyoruz. 2006’dan bu yana sponsorluğunu sürdürdüğümüz ve İKSV’nin en köklü etkinliği olan İstanbul Müzik Festivali’nin 40. yaşını kutlamasıyla heyecanımız daha da artıyor. (…) Borusan Kültür Sanat’ın faaliyetlerinin yanı sıra İKSV’ye verdiğimiz destekle sanatın toplumumuzda yaygınlaşmasına katkıda bulunmaktan mutluluk duyuyor, 40. yılında tüm sanatseverlere keyifli bir festival diliyoruz.” dedi.

Törende ayrıca İstanbul Müzik Festivali’ne en yüksek katkıda bulunan gösteri sponsorlarındanTürkiye İş Bankası adına Kurumsal İletişim Müdürü Suat Sözen, Boeing Ticari Uçaklar adına Türkiye İletişim Danışmanı Ufuk Şenol, Mercedes-Benz Türk AŞ adına Direktörler Kurulu Başkanı Wolf-Dieter Kurz ve Zorlu Gayrimenkul AŞ adına Pazarlama ve İletişim Müdürü Didem Yanaray’a da birer teşekkür plaketi sunuldu. Plaketleri İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı takdim etti.

İstanbul Müzik Festivali’nin her yıl Türkiye’de klasik müzik üretimine büyük katkıda bulunan sanatçılara verdiği “Onur Ödülü” bu yıl, aralarında Diapason d’Or ve  MIDEM Classical Award’ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görülen, ilk kez 1976 yılında 4. İstanbul Festivali’nde henüz 21 yaşındayken yer alan, dünyanın önemli orkestraları ve şefleriyle verdiği konserlerle uluslararası platformda adından sıkça söz ettiren ünlü piyanist Hüseyin Sermet’e takdim edildi. Hüseyin Sermet’e de ödülü İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı tarafından verildi.

40. İstanbul Müzik Festivali’nin “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”ne bu yıl, kökeninde Gürcü folkloru yatan müziği ve içselleştirilmiş romantizmiyle klasik müzik dünyasına damgasını vuran, eserleriNew York Filarmoni, Kurt Masur, Gidon Kremer, Mstislav Rostropoviç gibi günümüzün en büyük orkestra ve yorumcuları tarafından seslendirilen, orkestra, oda müziği, koral ve opera eserleriyle yaşayan en önemli müzik adamlarından Giya Kancheli’ye sunulacak. Giya Kancheli’ye ödülü, İstanbul Müzik Festivali’nin siparişi üzerine bestelediği “Lingering” başlıklı senfonik yapıtının, 11 Haziran Pazartesi günü saat 20.00’de Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirilecek dünya prömiyerinin öncesinde takdim edilecek. 2011 yılının son aylarında kaybettiğimiz yetenekli çellist Benyamin Sönmez’in solist olarak yer almasının planlandığı bu konser, genç sanatçının anısına gerçekleştirilecek. Konserde Kancheli’nin eserlerini, şef Andres Mustonen yönetimindekiBorusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Varşova Filarmoni Korosu seslendirecek. Konserin solistleri ise Gürcü kontrtenor Mamuka Gaganidze, çellist Giedre Dirvanauskaite ile geçtiğimiz yıl festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alan efsane kemancı Gidon Kremer.

40. İstanbul Müzik Festivali Açılış Konseri

40. İstanbul Müzik Festivali Açılış Konseri’nde insanlığın “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” gibi yüce ideallerini anlatan, müzik tarihi için anıtsal bir değeri olan Beethoven’ın görkemli 9. Senfoni’sini seslendirildi. Konserde Türkiye’nin dünya sahnelerinde fırtına gibi esen genç kuşak şancıları, soprano Simge Büyükedes, alto Ezgi Kutlu, bas Burak Bilgili ve tenor Murat Karahan’a, İKSV’nin Sascha Goetzel yönetimindeki sürekli orkestrası Borusan İstanbul Filarmoni ve Cem’i Can Deliorman yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu eşlik etti.

40. İstanbul Müzik Festivali Açılış Töreni ve Konseri, A Haber tarafından HD olarak canlı yayımlandı. Tören ayrıca, festival sponsoru Borusan Holding tarafından Kadıköy Caddebostan,Galata Meydanı ile Bebek Parkı’na kurulan dev ekranlardan ve www.borusan.com web sitesiüzerinden de canlı olarak izlenebildi.

Festivalde neler var?   

“Umut ve Kahramanlar” temasıyla 31 Mayıs–29 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek 40. İstanbul Müzik Festivali, iki dünya prömiyerine ve üç Türkiye prömiyerine ev sahipliği yapacak. Festivalde senfoni ve oda orkestraları, vokal konserler, oda müziği, resitaller olmak üzere toplam 25 gösteri yer alacak. Gösteriler, festivale 40 yıldır ev sahipliği yapan Aya İrini Müzesi’nin yanı sıra

Haliç Kongre Merkezi, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, HollandaBaşkonsolosluğu Bahçesi, Süreyya Operası, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İstanbul Üniversitesi Rektörlük Binası ve İstanbul Arkeoloji Müzesi olmak üzere sekiz farklı mekânda gerçekleştirilecek.

Festivalde gösterilerin yanı sıra “İstanbul Müzik Festivali Genç Solistini Arıyor”, “Genç Ustalar ve Kahramanları” ve Galata Rum İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirilecek “Açık Konservatuar” gibi genç müzisyen ve dinleyicilere yönelik özel projeler de gerçekleştirilecek. Festivalin artık klasikleşen “Konsere Doğru” söyleşilerine ek olarak festivalin bu yılki “Onur Ödülü”nün sahibi Hüseyin Sermet’le de bir ustalık sınıfı düzenlenecek.

Festivalde ilk hafta sonu

Festival ilk hafta sonuna çok hızlı giriyor! Festivalin ilk cumasında, dünyanın en iyi orkestraları arasında sayılan Viyana ile Berlin Filarmoni orkestralarının üyelerinden oluşan, Viyana-Berlin Oda Orkestrası, ELİG Ortak Avukat Bürosu ve Enerjisa eş sponsorluğunda festivalin konuğu oluyor. 1 Haziran Cuma akşamı Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda saat 20.00’de başlayacak konserde, orkestra, günümüzün en prestijli keman virtüözlerinden Anne-Sophie Mutter’e eşlik edecek. Anne-Sophie Mutter konserde, dünya prömiyerini Kasım 2010’da New York’ta gerçekleştirdiği, müzik eleştirmenleri kadar dinleyicilerin de beğenisini kazanan Wolfgang Rihm’in Lichtes Spiel adlı yapıtının Türkiye prömiyerini gerçekleştirecek.

Günümüzün en parlak Chopin yorumcularından Yundi ise 2 Haziran Cumartesi akşamı saat 20.00’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda ilk kez  İstanbullu müzikseverlerin karşısına çıkacak. 2000’deki Uluslararası Chopin Piyano Yarışması’nda aldığı birincilik ödülüyle yıldızı parlayan piyanist Yundi, 2012 Çin Kültür Yılı kapsamında, Chopin’in eserlerinden oluşan bir program sunacak.

40. İstanbul Müzik Festivali’nin biletleri Biletix satış kanalları, İKSV (Nejat Eczacıbaşı Binası No: 5 Şişhane adresindeki ana gişe, 10.00-19.00 saatleri arasında, pazar günleri hariç açık) ve Aya İrini Müzesi’nden (salı hariç her gün 11.00-17.00 saatleri arasında, konser günleri de konserin başlama saatine kadar açık) temin edilebilir.

 Kaynak :[-]

Şunun için etiket arşivi: 2012

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi