Türk filmlerini Hollywood’la buluşturan Los Angeles Türk Film Festivali’nin 3. sü bu yıl, 06- 09. Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek.

 

Türkiye filmlerini Amerikan sinemasının kalbi Hollywood ‘la buluşturan Los Angeles Türk Film Festivali’nin 3. sü bu yıl, 06- 09. Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleşecek. Festival ünlü Türkiyeli yönetmenleri Amerikalı sinemaseverlerle bir araya getirirken, genç Türkiyeli yeteneklere ise Amerikan sinema dünyasıyla tanışma fırsatı sunuyor.

ADAYLAR BELLİ OLDU

Los Angeles Türkiye Film Festivali’nin kısa film yarışmasında yarışacak adaylar belli oldu. Los AngelesTürkiye Film Festivali’nin kısa film yarışmasında yarışacak adaylar belli oldu. Genç sinemacıların merakla bekledikleri Los Angeles Türk Film Festivali sonunda ön elemeleri geçen adayları açıkladı. Los AngelesTürk Film Festivali Kısa Film Yarışması’nın ön finalisti, ünlü film eleştirmeni ve LACMA Film Independent serisi küratörü Elvis Mitchell tarafından açıklandı. Mitchell’ın yarışmaya başvuran iki yüz bir 3.los_angels_Turk_film_festivaliarasından seçtiği 10 kısa filmin yönetmenleri, festival boyunca Los Angeles ‘ta misafir edilecekler ve Mart ayında filmlerini Hollywood ‘un tarihi sineması Egyptian Theater’da sergileme imkanı bulacaklar.

Geçtiğimiz yıllarda Derviş Zaim ve Semih Kaplanoğlu ‘nun başkanlığını yaptığı jüride bu sene yer alacak olan isimler ise Şubat ayında açıklanacak. Geçtiğimiz yıl Yılmaz Erdoğan imzalı Kelebeğin Rüyası adlı filmle açılış yapan festival hem yerli hem yabancı basından büyük ilgi gördü.

YARIŞACAK FİLMLER,

Avni Amca – Çiğdem Topaloğlu

Birlikte – Barış Çorak

Boş Köy – Hakan Hücüm

Kafa – Koray Sevindi

Kor – Cihan Sağlam

Mama – Ahmet Bikiç

Nefs – Aksel Bonfil

Patika – Onur Yağız

Şeref Dayı ve Gölgesi – Buğra Dedeoğlu

Yolculuk – Nadim Güç

Bant Mag. ekibi bu yıl 10. yılını kutluyor. 10. yılın şerefine yıl boyunca birçok etkinlik düzenlenecek. Bunlardan ilki 21 Şubat’ta Babylon’da gerçekleşecek olan Bant Mag. Bonanza!’da ünlü oyuncu Elijah Wood’un San Francisco’lu DJ Turquoise Wisdom’la olan projesi.

dj_elijah_wood_yuzuklerin_efendisi

‘Yüzüklerin Efendisi’nin Frodo’su ünlü oyuncu Elijah Wood ve San Francisco’lu DJ Turquoise Wisdom’ın bir araya gelerek oluşturduğu Wooden Wisdom, her an her şeyin olabileceği sıradışı bir setle 21 Şubat akşamı gerçekleşecek İstanbul Blue Night Presents: “Bant Mag. Bonanza” gecesine konuk oluyor.

Gecede, sevenleri tarafından çok da bilinmeyen DJ’lik yeteneklerini sergileyecek olan Elijah Wood ile Turquoise Wisdom’dan oluşan Wooden Wisdom, müzikseverlere sürprizlerle dolu bol danslı bir set sunacaklar.

Kaynak : [-]

Kuveytli milletvekili Muhammed el Cebri, parlamentoda söz alarak, “Mevlana Celaleddin Rumi’ye ülkeye giriş izni verilmemesini” istedi.

Design By LeAk

Mevlana ’nın yaklaşık 741 yıl önce öldüğünü bilmediği anlaşılan tasavvuf karşıtı milletvekili, “Rumi kendi felsefesini ve kaynağını bilmediğimiz tuhaf fikirlerini yaymak üzere Kuveyt’e gelecek. Gece yapılacak dansa da (semah) da sadece kadınları alacaklarını söylüyorlar. Rumi’nin bu sempozyumu düzenlemesini İçişleri Bakanlığı engellemeli” dedi.

El Cebri sosyal medyada alay konusu oldu. 

“KABAHAT SENDE DEĞİL, SENİ SEÇENDE”

Muhammet_el_cebriEl Cebri, bu sözleriyle sosyal medyada alay konusu oldu. Twitter’de bir kullanıcı “Milletvekili olmak için okuma- yazma bilmek yetiyor. El Cebri’den o zaman ne bekliyoruz” derken, başka bir kullanıcı ise “Kabahat sende değil, seni seçende” ifadelerini kullandı.
El Cebri ise “Rumi derken organizatörleri kastediyordum” diyerek kendisini savundu.

Kaynak:[-]

Devlet Tiyatroları’nın geleceğine ilişkin tartışmalar yeni bir aşamaya giriyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Tiyatroları dışında, orkestralar, opera-bale ile güzel sanatlar gibi bakanlığa bağlı sanat birimleriyle ilgili yapılacak düzenlemeyi sivil toplum örgütlerinin görüşlerine açıyor.

tc-kultur-ve-turizm-Bakanligi-logoKonu ile ilgili Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in başkanlık edeceği belirtilen bir toplantı 22 Ocak’ta yapılacak. Toplantıya tarafların temsilcileri katılacak. Toplantıda, bakanlık tarafından daha önce hazırlanan yasa taslağı ilk kez ilgili kesimlerle görüşülecek.

Bakanlığın hazırladığı “Türkiye Sanat Kurumu ile Sanatın Desteklenmesi Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı” başlıklı çalışma, geçtiğimiz sanat sezonunun sonunda gündeme gelmişti. Ancak bakanlık taslakla ilgili açıklama yapmamıştı. Söz konusu toplantıda ise bakanlık, adı geçen taslağı sahiplenerek, sivil toplum örgütlerinin, ilgili tarafların görüşüne açacak. Taslağın ilgili kurumların görüşleri alındıktan sonra Meclis’e getirilmesi hedefleniyor. Taslak, devlete bağlı Devlet Tiyatroları, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Opera Bale Genel Müdürlüğü ile orkestraların faaliyetlerinin tamamının Türkiye Sanat Kurumu’na (TÜSAK) bağlanmasını içeriyor. Kurum, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tavsiyesi ve Bakanlar Kurulu kararı ile atanacak 11 kişiden oluşan Türkiye Sanat Kurulu ve hizmet birimlerinden oluşacak. Türkiye’de desteklenecek tüm kültür-sanat faaliyetleri 11 kişinin uhdesinde olacak. Tasarının ‘gerekçe’ bölümünde, yeni düzenlemede, İngiltere’nin 1940 yılında kurulan ‘İngiliz Sanat Konseyi’, İtalya’da 1976 yılında kurulan Kültürel Faaliyetler Bakanlığı ile Avustralya’da 1975 yılında kurulan Sanat Konseyi’nin örnek alındığı belirtiliyor.

Sanat kurumları TÜSAK’a devredilecek

Devlet-TiyatrolariTasarıda, kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte söz konusu devlete bağlı sanat kurumlarının kapanarak, yöneticilerinin bakanlık müşavirliği kadrosuna, personelinin ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredileceği belirtiliyor. Emeklilik dönemine yakın personelin de emekliliğini istemesi halinde emeklilik ikramiyesinin yüksek miktarlarda ödeneceği taahhüt ediliyor. 30 yaşını geçmemiş ‘sanatçı memur’ statüsündeki personelin bir kısmının da TÜSAK’ta ‘uzman yardımcısı’ olarak başvuru yapabileceği belirtiliyor. Böylece devlette ‘sanatçı’ kadrosu tamamen ortadan kalkacak. Taslakta, TÜSAK’ın görev tanımlarına bakıldığında, Türkiye’deki tüm kültür-sanat faaliyetlerinin bu kurum eli ile gerçekleştirileceği görülüyor. Sanat projelerinin değerlendirilmesi, desteklenmesi ve yaptırılması TÜSAK’a ait olacak. Kurum, mali ve idari özerkliğe sahip, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyetlerini sürdürecek.

Sanatçılar tepkili

Bindikleri dalı keserler

Ayten Gökçer (Oyuncu) Eski köye yeni âdet getirmeye gerek yok. Devlet Tiyatroları’nı kapatmaya çalışıyorlarsa açıkça söylesinler. Bunu yapamazlar, onları aşar. Dünyanın her yerinde sanat özgürdür. Kuruma destek verenler tabii ki orada neler olduğuna bakacaklardır ama direkt müdahale edemezler. Bu bindiğin dalı kesmektir. Böyle bir karar almayacaklarını düşünüyorum. Aklı başında kişiler oldukları kanısındayım.

Kapatmak çözüm değil

Nevra Serezli (Oyuncu) Devlet Tiyatroları, uzun yıllar süren bir geleneğe sahip. Kendi iç tüzükleri, işleyişi var. Bunları yok sayıp onu atıyorum, bunu kapatıyorum tutumu çok yanlış. Bu kökten değişim, her şeye kökten el koymak oluyor. Çok üzücü. Mevcut sistemin sorunu varsa onu gidermeye çalışırsın, kapatarak sorun çözemezsin. Sanat kurulunu iktidarın belirlemesi sanatın siyasallaşması anlamına geliyor. Sanat, özgürlük demek. Onu kısıtlarsan, bariyerler koyarsan hiçbir şey üretemezsin. Olamaz böyle bir şey. Umarım keyfe keder böyle düzenleme yapılmaz.

Dehşet içindeyim

Haldun Dormen (Oyuncu-Yönetmen) Böyle bir şeyi nasıl yaparlar, sanatı böyle nasıl baltalarlar anlamıyorum. Dehşet içindeyim. Sanatı bir yerlere getirmek için bu kadar yıldır çalışıyoruz. Müzikte, tiyatroda, sinemada dünya çapında isimler yetiştirdik. Böyle bir düzenleme, bunları yok etmektir.

ASLIHAN AYDIN -AYHAN HÜLAGÜ

Kaynak : onedio.com

simone-de-beauvoirSimone de Beauvoir Fransız yazar ve filozoftur. Modern feminizmin temellerini atan kişiler arasında yer alan Simone de Beauvoir’in 106. doğum günü için Google tarafından sürpriz bir doodle hazırlandı. Peki Simone de Beauvoir’un hayatını merak ediyor musunuz? İşte Simone de Beauvoir hayatı hakkında bilgiler…

Simone de Beauvoir kimdir?

Simone de Beauvoir 9 Ocak 1908’de Paris’te Georges Bertrand ve Françoise (Brasseur) de Beauvoir çiftinin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Ataerkil bir ailede büyümüştür. Kişiliğinin koyu katolik annesinin ve bilinemezci babasının karşıtı olarak şekillendiği söylenebilir.

Katolik Enstitüsü’nde matematik öğrenimi ve Saınte Marie Enstitüsünde yabancı dillerde yazın eğitimi gördü. Daha sonra Sobone’da felsefe eğitimi aldı. 1929’da seçkin Ecole Normale Superieure’ye kayıt olan ve Sabone’da kurs almakta olan Jean-Paul Sartre ile tanıştı. 1929’da felsefede Agregation başaran en genç öğrenci olur. Sartre o yıl birinci olur, Simone ise ikinci. Ancak herkes bilir ki de Beauvoir felsefede en iyi idi. Sartre’a birincilik erkek olduğu için verilmiştir.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra Modern Zamanlar isimli politik gazetede çalışır ve ölene dek bu gazetede editör olarak hayatına devam eder. 14 Nisan 1986’da vefat eder. 1981’de Sartre’ın acı dolu son yıllarını anlattığı Veda Töreni’ni (Cérémonie Des Adieux) yazar. Kendisi de Paris’de Cimetière du Montparnasse Mezarlığına Sartre’ın yanına gömülür. Mezar taşında isimleri alt alta yazılır.

Google bugün ünlü yazarın 106’ıncı doğum günü için özel bir doodle hazırladı ve onu anasayfasına taşıdı.

Kaynak: Bakırköy Gazetesi

2013 yılında Türkiye’de 47 bin çeşit kitap üretildi. Kişi başına ise 7,1 kitap düştü. Geçen yıla oranla kitap üretiminde ve çeşitte yüzde 12’lik artış var.

kitap basımı

Türkiye’de 2013 yılında kişi başına 7,1 kitap düştü.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı ISBN Ajansı ile Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden edindiği bilgilere göre;

2013 yılında 47.352 çeşit (başlık) kitap yayınlandı.

536.259.040 adet kitap üretildi. 75.627.384 nüfusa oranına göre, 2013 yılında kişi başına 7,1 kitap düştü.

Toplam üretilen kitap sayısının 206.241.635 adedi Milli Eğitim Bakanlığı 2013 yılında ilk ve orta öğretim öğrencilerine dağıttığı ücretsiz kitapları kapsıyor.

2012’de Türkiye’de 42.337 çeşit (başlık) kitap yayınlanmış, 480.257.824 adet kitap üretilmişti. Kişi başına düşen kitap sayısı 6,4’dü.

2013 verileri göz önüne alındığında, geçen yıla göre yayınlanan kitap çeşidinde yüzde 11,6, üretilen kitap adedinde yüzde 12 artış olduğu görülüyor.

kitap-okuma

Kaynak:[]

İngiliz ve dünya edebiyatının mihenk taşlarından ünlü yazar William Shakespeare, genel olarak kabul olan biyografisine göre 2014 yılında 450. yaşına girecek. Bu sebeple, dünya sahnelerinin en başarılı isimlerinden olan yazar, tüm dünyada ve Türkiye’de çeşitli etkinliklerle anılacak.

ShakespeareHer yıl olduğu gibi bu yıl da yurt dışında, ünlü aktörlerin âdeta imtihan verdiği Shakespeare oyunları sahnelenecek. Jude Law, 15 Şubat’a kadar “V. Henry” ile West End’de sahnede olacak. Kevin Spaceyli “III. Richard” ile başarılı bir başlangıç yakalayan Sam Mendes’in “Kral Learı” da, yaklaşık bir ay sonra perdelerini açacak.

Yurt içinde Kent Oyuncuları, Şehir Tiyatroları ve İstanbul Devlet Tiyaroları kutlamalara için özel olarak Shakespeare oyunlarından bazılarını sahneleyecek. Ayrıca “Titus Androcinus”, Semaver Kumpanya’nın ses getiren yorumuyla ve yenilenen kadrosu tarafından sergilenirken sezon açılışında da Tiyatro Pera tarafından sergilenecek “Kısasa Kısas” sanatseverlerle buluşacak. Tüm bunlara ek olarak Devlet Tiyatroları, Shakespeare’i Anadolu sahnelerine taşıyacak. Moda Sahnesi’nde açılış oyunu olarak sergilenmeye devam edilen ve kadrosunda Onur Ünsal’ın da yer aldığı “Hamlet”; 4 Ocak Cumartesi, 5 Ocak Pazar, 9 Ocak Perşembe ve 10 Ocak Cuma 2014 tarihlerinde seyirciyle tekrar buluşacak.

Sanat tarihinde pek çok ilginç olay vardır. Fakat sıkça duyduğumuz ve gördüğümüz, bildiğimiz sanatçılar veya eserleri ile ilgili aşağıdaki 6 olayı bilmek gerekir.

1959 Yıllarında 2,5 Milyon Doları Reddeden Fakir Bir Sanatçı

mark-rothko-modern-resim

Mark Rothko Soyut Dışavurumcu anlayışa sahip, resimlerinde abartılı bir sadelik bulunan Polonya asıllı bir ressamdır. 30 yıllık sanat hayatı boyunca kendi deyimi ile ‘Fakirliğin Mark Rothkotadına vardı’ ve çok ciddi maddi sıkıntılarla boğuştu.

Ancak bir gün Rothko nun tüm hayatı alt üst olacaktı.

Manhattan da bulunan süper lüks bir restoran olan Four Seaosons açılışı için Mark Rothko ya sipariş verildi. Restoranın 1959 da açılışı yapılacaktı. Yapacağı resim karşılığında ona tam 35 bin dolar ödemeyi kabul ettiler. Bu günümüz parası ile 2,5 Milyon dolar demekti.

Bu gün 2,5 milyon doları reddedebilecek kaç insan tanıyorsunuz ?

Rothko oraya gelecek olan zengin sınıfının kendi sanatını anlayamayacağını düşünerek, oraya resimlerini vermeyi reddetmiştir. Aradan geçen 10 yılın içerisinde  ölümü saplantı haline getiren sanatçı evindeki banyosunda ölü bulunmuştur.

Mona Lisa Kaçırıldı

Sanat tarihinin en bilinen yüzlerinden olan Mona Lisa. Artık bıkkınlık veren sırlarla şifrelerle günümüzde oldukça popülerdir.

mona-lisa-resim-büyük-boyjpgAncak gülüşünün sırrı bir yana yaklaşık 40 kat çok ince boya sistematik olarak üst üste bindirilerek yapılmış bir eserdir.

Pek bilinmeyen ilginç bir hikayeye de tanıklık etmiştir.

Tablo 1911 yılında bulunduğu müzeden kaçırılmıştır. Hem de Müzenin bir çalışanı tarafından. 2 yıl sonra bulunabilmiştir. Ancak işin ilginç yanı ise tablo kaçırıldıktan bir gün sonra tam 60 bin kişi tablonun kaçırıldığı müze olan Louvre Müzesine akın etmiştir.

Neden mi ?

Olmayan resmi görmek için olsa gerek…

Bu Resmi Siz mi Yaptınız ? Hayır Siz Yaptınız !

Picasso_Guernica nar sanat

 

Başlığı okuyanlar kimden bahsettiğimiz hemen bileceklerdir. Ancak bilmeyenler için söyleyelim Picasso.

Çağdaş Sanatın babalarından olan Picasso resimlerine her bakan anlam veremeyebilir.

Bunu bende yaparım bile diyebilirler. Ancak Picasso 20 yaşına gelene kadar yeteri kadar gerçekçi çalışma yapmıştır. Ve sonrasında taklitçilik olarak adlandırdığı klasisizme ve gerçekçiliğe sırt çevirerek kendi gerçekçiliğini yaratmış bir sanatçıdır. O aptal değildi aksine son derece zeki bir adamdı.

Picasso o gün Fransa da ki eski bir binadaki atölyesinde çalışıyordu. Picasso sık sık yaratıcı resimlerinden hoşnut olmayan despota tarafından ziyaret ediliyor ve denetleniyordu. O tehlikeli bir adamdı ve en güçlü silahı şüphesiz sanatıydı. Yine böyle bir denetim sırasında bir Almansubay atölyede dolanmaya başladı. Masanın üzerinde sanatçıya ait bir resmin fotoğrafını gördü.

Fotoğrafa umursamaz bir tavırla göz gezdirdikten sonra Picasso’ya göstererek,

  • Bunu siz mi yaptınız diye sordu.

-Hayır dedi Picasso

  • Siz yaptınız.

Resim küçük bir köyün üzerine bir gecede atılan tam 6 bin bombayı konu alıyordu. Guernica köyünde tehdit unsuru olarak nitelendirilecek hiç bir şey yoktu. Orada sadece fakir çiftçiler ve köylüler yaşam sürmekteydiler. Ve Alman uçakları o köyü Kübik bir hale getirmişti. Bunu dünyaya bir mesaj vermek amacı ile yapmışlardı. Bakın biz bunu yapabiliyoruz deniyordu.

Ve Guernica tablosu bu olaya atılan en şiddetli tokat niteliği taşımaktaydı.

Rakı fiyatına Picasso resmini satmak!

fikret-mualla

Fikret Mualla bu ülkede yaşamış en değerli sanatçılarımızdan biridir. O hayatın aksiliklerinden kurtulamamış ve kurtulabilme amacı ile kendisini resme vermiş bir efsanedir.

İnanılmaz zor bir hayat yaşamıştır. Okulda İspanyol Giribine yakalanmış ve annesine bulaştırarak ölümüne neden olmuştur. Bu olay ölene kadar bastıramayacağı bir suçluluk duygusuna neden oldu. Annesinin ölümünden hemen sonra babasının genç kadınlarla evlilikleri onda öfke krizlerine sokan bir ruhsal duruma sokmuştur.

O iyi bir insandı ne yazık ki aksilikler ölene kadar peşini bırakmamıştır.

Ancak Fransa da büyük bir sergi açmış ve tüm yapıtlarını satmayı başarmıştır. Üstelik Picasso’nun bile dikkatini çekmiştir. Onun resimlerine hayran kalan Picasso bir çalışmasını satın almıştır. Bununla yetinmeyip bir resmini de Fikret Mualla’ya hediye etmiştir. Picasso’nun resmini görüp beğenen birine bir şişe rakı fiyatına resmi vermiştir.

Yanlış anlaşılan “Devrimlerin simgesi” resim

Eugène_Delacroix_ozgurluk-ve devrim

Eugene Delacroix burnunun dibinde gerçekleşen devrimden hoşnut değildi. Üstelik devrimin sokakta rahat rahat gezme hakkını engellediğini ve tehlikeli olduğu içinde tehlikeli buluyordu.

Eugene_delacroixDerdi neydi bu insanların ortalığı karıştırdılar !

3 silahşör ün yazarı Alexandra Dumas onu bir gün cadde kenarında görmüş ve hakkında şöyle yazmıştır; Biraz pısırık bir adam.

Delacroix Fransız devrimi hakkında böyle düşünüyordu. Etliye sütlüye karışmayı sevmeyen böyle bir adam nasıl Dünyadaki tüm devrimlerin simgesi olabilecek bir resim yapabilirdi ?

Delacroix bu durumu eleştiren bir resim yapmaya kafaya koymuştu. Ancak amacı devrimcileri yüceltmek değildi. Aksine o bir kralcı anlayışa sahipti. Resme dikkatle bakıldığında devrimin aslında yüceltilmediğine ve devrime katılan insanların iyi insanlar olmadığını anlamak söz konusudur. Etraftaki insanlar öldürdükleri askerlerden çaldıkları eşyaları üstlerinde taşıyorlardı. Kontrolsüzce oraya buraya saldırıyorlar izlenimi vermekteydi.

Resim her iki taraftan da sansür yedi. Devrimden sonra öne çıkan yöneticiler ayak takımı sayesinde devrimi gerçekleştirdikleri gerçeğini gösterdiğinden resmi sergiletmediler. Devrim yıkıldıktan sonra da resim eski kötü bir olayı anlattığı gerekçesi ile sergilenemedi.

Ancak ne olursa olsun devrim denilince akla gelen ilk resim olma özelliğini hiç bir zaman kaybetmedi.

Heykelde Burun Estetiği Operasyonu

Michelangelo_DavidMichalengelo Rönesansın en büyük sanatçılarından bir tanesidir. O yaptığı resim ve heykellerle zamanında devrim yapmayı başarmış ender sanatçılardandır.

Ancak o resim konusundaki eşsiz ustalığından ziyade heykel alanındaki ustalığının ön plana çıkmasını istiyordu. Ne var ki Sistina Şapeline yaptığı o devasa duvar resimleri heykellerinin bir adım önüne geçmiştir.

O atmosferi yaşamak isteyenler

Bir diğer ölümsüz yapıtı ise Davut heykelidir. Davut aslında bir dini karakter değildir. İsrail topraklarında ilk imparatorluğu kuran bir emperyalisttir. Ancak incil de sıkça adı geçtiğinden ve dev yaratık Golyatı bir sapan ile yendiğinden heykeli yapılması istenmiştir.

İnanması zor ancak Michalengelo bu heykeli en tepeden saçlarından başlayarak aşağıya doğru ine ine yapmıştır. Bir gün heykeli bitirmeye yakın bir sırada heykeli sipariş veren büyük din adamı kontrole gelir. Ona;

-Burnu sence de biraz büyük olmamış mı ? Biraz düzeltmen gerekiyor der.

Michalengelo ne derse desin Rahip i ikna edemez ve yerden bir miktar mermer tozu alarak merdivene tırmanır, burnun yanına çıkar. Çekiçle vuruyormuş gibi yaparak avucundan tozları yere bırakmaya başlar.

En sonda avucunda kalan mermer tozlarını aşağıda duran rahibin yüzüne üfleyerek tam mı diye sorar ?

Rahip hoşnut bir şekilde gülümser.

  • Muhteşem oldu

Ancak burunda hiç bir değişiklik yapılmamıştır.

 

MÖ18.yüzyıl’a tarihlenen ve Eski Babil Dönemine ait olan bu yazıt dünyanın bilinen en eski aşk şiiri olarak nitelenmektedir. Sümer inancına göre toprağın bereketini ve döl yatağının verimli olmasını sağlamak amacıyla kralın yılda bir kez bereket ve aşk tanrıçası İnanna yerine bir rahibe ile dünyanın en eski şiirievlenmesi kutsal bir görevdi. Bu şiir, büyük olasılıkla kral Suşin için seçilmiş bir gelin tarafından, yeni yıl bayramını kutlama töreninde söylenmek üzere kaleme alınmıştı ve ziyafetlerde, şölenlerde müzik, şarkı ve dans eşliğinde söyleniyordu.

 

 

Çevirisi:

Damat, kalbimin sevgilisi
Güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı
Aslan, kalbimin kıymetlisi
Güzelliğin büyüktür, bal gibi tatlı

…………………

Damat, seni okşayayım
Benim değerli okşayışılarım baldan tatlıdır
Yatak odasında bal doludur
Güzelliğinle zevklenelim
Aslan seni okşayayım
Benim değerli okşayışılarım baldan tatlıdır
Damat benden zevk aldın,
Anneme söyle, sana güzel şeyler verecektir.
Babam sana hediyeler verecektir.

…………………

Sen, beni sevdiğin için,
Lütfet bana okşayışlarını,
Beyim tanrım, beyim koruyucum,
Tanrı ENLİL’in kalbini memnun eden ŞUSİN’im
Lütfet bana okşayışlarını

…………………

Kaynak : [-]

Sümerler Hakkında Bilgi

Sümerler, MÖ 4000 – MÖ 2000 yılları arasında Güney Irak’ta (Mezopotamya) yerleşik olan, medeniyetin beşiği olarak bilinen coğrafi bölge ve medeniyet.

Mezopotamya’da ortaya çıkan sayısız medeniyetin temelini Sümerler atmıştır. Ayrıca yazı ve astronomi de ilk kez Mezopotamya’da Sümerlerde ortaya çıkmıştır.Genel kanı Sümerlerin çağdaşı olan halklarla yakın etkileşim ve benzerliklerinin olduğu yönündedir.

Sümer Devleti, Sami olmayan bir topluluk tarafından kurulmuştur.

Mezopotamya’da yaşayan birçok farklı kavimden ilk öne çıkan ve daha sonraki medeni oluşumların temelini atan Sümerlerdir. Gerek yazı, dil, tıp, astronomi, matematik, gerekse din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda ilk öne çıkan ve bilinen toplum Sümerlerdir. “Yaratılış” ve “Tufan”a ilk kez Sümerlerde rastlanır. Sümer döneminde 21’i büyük olan yaklaşık 35 büyük şehir ve kasaba vardı. Bunlar arasında Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur sayılabilir.

Sümer Şehir devletleri

MÖ 4000 yılları başlarında Sümer sınırları kanallar veya sınır taşları ile belirlenmiş bir düzine şehir devletine bölünmüştü. Bütün şehirlerin merkezinde şehre ait özel bir sahip tanrı veya tanrıçaya adanmış olan ve bir rahip yöneticinin (ensi) veya kralın (lugal) idaresindeki tapınak bulunurdu.

Hanedanlık öncesi ilk beş şehir:   

  1. Sümer-sehirleriEridu (Ebu Şahreyn)
  2. Bad-tibira (El-Medain)
  3. Larsa (Es-Senkereh)
  4. Sippar (Ebu Habbah)
  5. Şuruppak (Fara)

Diğer temel şehirler:

  1. Kiş (Uheymir ve İnharra)
  2. Uruk (Warka)
  3. Ur (El-Muqayyer)
  4. Nippur (Afak)
  5. Lagaş (El-Hiba)
  6. Ngirsu (Tello veya Telloh)
  7. Umma (Jokha)
  8. Hamazi 1
  9. Adab (Bismaya)
  10. Mari (Hariri2
  11. Akşak 1
  12. Akkad 1
  13. Isin (İşhan el-Bahriyat)

(1Yeri belirsizdir)
(2Mezopotamya’nın kuzeyinde kalan bir şehir)

Küçük şehirler (güneyden kuzeye):

  1. Kuara (El-Lahm)
  2. Zabala (Ibzeikh)
  3. Kisurra (Ebu Hatab)
  4. Marad (Wannat es-Sadum)
  5. Dilbat (Ed-Duleim)
  6. Borsippa (Birs Nimrud)
  7. Kutha (İbrahim)
  8. Der (El-Badra)
  9. Eshnuna (Asmar)
  10. Nagar (Brak)

(2Mezopotamya’nın kuzeyinde kalan bir şehir)

 Sümer şehri

Sümer şehri, Mezopotamya’nın güney ucunda, Dicle ve Fırat nehirleri arasında, sonradan Babil olmuş, günümüzde de Irak’ın Bağdat şehrinden Basra Körfezi’ne kadar olan bölgede idi.

Sümer şehri, Sümerlerden önce yaşamış ve Sümerce konuşmayan ve Sami olmayan bir halk tarafından, MÖ 4000 – 2350 yılları arasında kurulmuştur. Bu halka günümüzde Proto-Fıratlılar ya daUbaidliler denmektedir. Ubaid ismi Al-Ubaid şehrindeki kazı alanından gelir. Ubaidliler Sümer şehrinde kurulmuş ilk medeniyettir. Bataklıkları tarım için kurutmuşlar, ticaret, dokumacılık, dericilik, demircilik, taş oymacılığı ve çanak-çömlekçilik gibi işlerle uğraşmışlardır. Ubaidlilerin bölgeye yerleşmesinden sonra çeşitli Sami halklar da aynı bölgeye yerleşmiş, kültürlerini Ubaidlilerinki ile karıştırarak Sümerler öncesi yüksek bir medeniyet kurmuşlardır.

KAYNAK VE DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.

 

Bitirmek üzere olduğumuz yılın şubat ayında Nusret İspir – Selen Akçora Klarnet İkilisi’yle başlayan Küçük Gece Müzikleri konser dizisi 26 Aralık Perşembe akşamı bir “sekizli” olan “Octagon” Üflemeli Çalgılar Topluluğu’nun konseriyle sona erdi. Pera Müzesi’nce düzenlenen, Mehmet Mestçi’nin sanat yönetmenliğini üstlendiği 2013 konserlerinin bir ayırıcı özelliği her ay “üye sayısı bir artan” bir topluluğu müzikseverlerle buluşturmaksa, ikinci ayırıcı özelliği Pera Müzesi’nin ikinci katındaki Sevgi ve Erdoğan Gönül Salonu’nda “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar”sergisinin ortasında yapılmasıydı. Çalınan yapıtların büyük çoğunluğunun tablolarda yansıtılan dönemlerin ürünü olması da, kuşkusuz, konsere ayrı bir boyut katıyordu.

Nusret_İspir-Selen Akçora

Küçük Gece Müzikleri 2013 konser dizisinin son konseri, İstanbul Devlet Senfoni, Borusan Filarmoni, Cumhurbaşkanlığı Senfoni ve Devlet Opera ve Balesi Orkestralarında çalan değerli sanatçıların kurduğu Octagon Üflemeli Çalgılar Topluluğu’nun ise ilk konseriydi. Sezai Kocabıyık (obua), Barkın Balık (obua), Ferhat Göksel (klarnet), Barış Yalçınkaya (klarnet), Cavit Karakoç (fagot), Sertaç Çevikkol (fagot), Cem Akçora (korno) ve Sadi Baruh’dan oluşan (korno) topluluk klasik Batı müziğinin iki büyük ustasının, Mozart ve Beethoven’ın büyük yapıtlarına oranla az çalınan birer yapıtını seslendirdiler.

Mozart’ın “serenattan çok üflemeliler için yazılmış bir senfoni” olarak tanımlanan KV 388 Do Minör Üflemeli Çalgılar için Serenad’ı da, Beethoven’ın “dönemin divertimentolarını geride bırakan bir divertimento olan ve bestecinin sonradan yaylı çalgılar beşlisine dönüştürdüğü” Op.103 Mi Bemol Majör Üflemeli Çalgılar için Sekizli’si de ustaca çalındı. Oda müziğinin güzelliğini yaşatan, keyifli bir konserdi.

Küçük Gece Müzikleri konserleri önümüzdeki yıl da sürecek. Ocak – Mayıs dönemi izlencesinde beş topluluk yer alıyor. 18 Ocak 2014’deki ilk konserde dinleyeceğimiz topluluk Nihan Atalay – Zeynep Keleşoğlu Flüt İkilisi. Konserler yine müzenin ikinci katındaki Sevgi ve Erdoğan Gönül Salonu’nda saat 19:00’da.

 

Seyirci ilgisinin her geçen gün arttığı sinema sektörü, yerli yapımların da etkisiyle 2013’te son 30 yılın en yüksek rakamlarını gördü.

sinemaKültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Bakanlık ve özel teşebbüslerin işbirliğiyle büyümesi hız kesmeyen sektörde, son 30 yılın en yüksek bilet satış rakamlarına ulaşıldı.

Beyazperdedeki 52 haftayı aşan vizyon yolculuğunda sinema gişelerinde, 49 milyon 580 bin bilet kesildi. Hem yerli hem de yabancı yapımların görücüye çıktığı bu sürede, bilet satışlarından 497 milyon lira hasılat elde edildi.

Sinemaseverlerin özellikle geçmişe kıyasla yerli yapımlar daha çok ilgi çekerken, yine bu yıl bir günde ortalama 138 bin kişi, zamanını sinemaya giderek değerlendirdi.

Yerli filmleri 28,5 milyon kişi izledi

Öte yandan geçen yıla oranla bilet satış sayısındaki artış ise yüzde 15 olarak gerçekleşti. Seyircinin büyük ilgisiyle karşılaşan yerli yapımlar için bu yıl 28,5 milyondan fazla bilet satıldı.

Türk filmlerinin yıllık bilet satışındaki oran tüm bilet satış rakamlarının yüzde 58’ini buldu. Bu sayede yerli sinemaya olan ilgi son 10 yılın en yüksek ikinci satış rakamına ulaşmış oldu.

Rekor komedide

2013’te en çok izlenen yapım ise yüksek bütçeli filmlerin aksine Cem Yılmaz’ın sahne gösterilerinden derlenen “CM101MMXI Fundamentals” olurken, kısa süre öne gösterime giren “Düğün Dernek” gişede Cem Yılmaz’a yaklaştı.

Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Rasim Öztekin gibi isimlerin başrolünü paylaştığı komedi türündeki yapım 24 günde, 3 milyon 700 bin seyirciyle buluştu. Ayrıca toplamda 12 filmin, 1 milyon izleyici sınırını aştığı 2013’te, beş film ise 2 milyondan fazla seyirci tarafından görüldü.

 

Kaynak:[-]

Rock tarihinin en önemli isimlerinden biri kabul edilen Jimi Hendrix’in 1968 yılında İngiltere’nin başkenti Londra’da kiraladığı ve “hayatımda sahip olduğum tek ev” diye nitelendirdiği apartman dairesi, müze oluyor.

PN1021_Jimi_HENDRIX“Heritage Lottery Fund” adlı vakıf, Brook Street’deki çatı katı dairesinin, Hendrix’in 1968’de kız arkadaşı Kathy Etchingham ile birlikte yaşadığı ve haftalık 50 dolar kira ödediği dönemdeki haline benzetebilmek için yaklaşık 2 milyon dolar harcanacağını açıkladı.

Tüm zamanların en iyi gitaristlerinden biri olan Hendrix, 1966 yılında ABD’den Londra’ya ilk geldiğinde henüz tanınmayan bir müzisyendi. Olağanüstü yeteneği kısa sürede Londra’daki müzik çevrelerinde kulaktan kulağa yayılmış, John Lennon, Eric Clapton, Pete Townshend ve Mick Jagger Hendrix’i çaldığı yerde dinlemeye gitmişti. Hendrix, grubu “Jimi Hendrix Experience

jimi-hendrix_eviile 1967’de “Purple Haze”, “Foxy Lady” gibi kendisini dünya çapında bir yıldız yapan şarkıların bulunduğu “Are You Experienced” albümünü yayınlamıştı.

1968’te, tüm zamanların en iyi rock albümleri arasında gösterilen “Electric Ladyland” albümünü yayınlayan Hendrix, 1970’te henüz 27 yaşındayken bir otel odasında ölü bulunmuştu.

Ünlü müzisyenin müzeye dönüştürülecek evinde yaşamından, kariyerinden ve müzik mirasından kesitler sergilenecek.