Rock Müzik sanatçısı Umut Kuzey’in genel koordinatörlüğünde yola çıkan Zeytinli Rock Festivali,Kral Pop TV medya sponsorluğunda,Edremit Belediyesi desteğiyle, sahne alacak gruplar, ses-sahne firmaları ve birçok kişi ve kurumun elini taşın altına koymasıyla hayat buluyor. Zeytinli Rock Festivali yoluna düzenli olarak ve her sene gelişerek devam etmeyi hedefliyor.

Türkiye’nin önde gelen rock gruplarının sahne alacağı festival, 3 gün boyunca katılımcılarına bol bol müzik, eğlence ve unutamayacakları bir tatil vadediyor. 29 – 30 – 31 Ağustos tarihlerinde her zamanki gibi Zeytinli Dalyan Sahili’nde gerçekleşecek Zeytinli Rock Festivali’nin biletleri satışa çıktı.

Kamp + Kombine bileti olan katılımcılara kapılarını bir gün önceden açacak olan festival kapsamında, erken gelen kampçılar için hoşgeldiniz partisi düzenlenecek. Ankara’nın sevilen grubu “Metropolis” kampçılara bir sürprizle hoşgeldin diyecek. Grup eski solisti Ercüneyt Özdemir ile yeniden ve ilk kez festival kapsamında sahne alacak.

Festivalin açılışını İzmir’in sevilen grubu Başıbozuk yapacak. Türk Rock Müziğinin yenilikçi isimlerinden Korhan Futacı ve Kara Orkestra performansının ardından, Yasemin Mori sevilen şarkılarını seslendirecek. Festivale özel bir perfromans ile Cem Adrian’nın sahne almasının ardından, Zeytinli’ye hiç de yabancı olmayan bir isim, “Nev” yeni albümüyle müzikseverlerle buluşacak. Rock müzik tarihimizin 46 yıllık çınarı Moğollar’ın ardından da mor ve ötesi ilk güne noktayı koyacak.

Festivalin ikinci günü, deneysel müziğin çıkış yapan gruplarından “Yüzyüzeyken Konuşuruz” ile başlayacak. Karadeniz müziğinin sınırlarını zorlayan “Marsis”, dillerden düşmeyen sahne performansını bu kez Zeytinli Rock Festivali’nde sergileyecek. Eğlenme garantili “BaBa ZuLa” performansının ardından Umut Kuzey festivale özel bir konser verecek. Büyük Ev Ablukada’nın dinleyicileri kendi dünyasına taşımasının ardından Behzat Ç’nin müziklerini yapınca geniş kitleler tarafından keşfedilen Ankara’nın 25 yıllık grubu Pilli Bebek sahne alacak. Günün kapanışını yapacak grubun ismi ise 1 Temmuz’da açıklanacak.

Festivalin kapanış gününde gitarların sesi biraz daha yüksek ve distortionlu duyulacak. İlk albümüyle beğeni toplayan Pera günün açılışını yapacak. Pentagramın eski solisti Murat İlkan ile devam eden sahne, dört müzik emekçisinden oluşan dörtxdört’ün performansıyla iyice ısınacak. Festival, rock müziğin bu coğrafyadaki duayenlerinden Ogün Sanlısoy ve hemen ardından festival, katılımcılarına “Yeni Şarkı” sürprizi hazırlayan Kurban ile iyice hızlanacak. Muhteşem sahne şovunu Zeytinli seyircisiyle paylaşacak olan Hayko Cepkin ‘in ardından festivale noktayı efsanevi heavy metal grubu Pentagram koyacak.

Günlük: 30 tl
Kombine: 50 tl
Kombine + Kamp: 60 tl

28 Ağustos 2014 Perşembe
Hoş geldiniz Partisi ve Metropolis konseri
29 Ağustos 2014 Cuma
00:00 mor ve ötesi
22:15 Moğollar
21:00 Nev
19:45 Cem Adrian
18:45 Yasemin Mori
17:45 Korhan Futacı ve Kara Orkestra
17:00 Başıbozuk

30 Ağustos 2014 Cumartesi
00:30 (1 Ağustos da açıklanacak)
22:45 Pilli Bebek
21:30 Büyük Ev Ablukada
20:15 Umut Kuzey
19:00 BaBa ZuLa
18:00 Marsis
17:15 Yüzyüzeyken Konuşuruz

31 Ağustos 2014 Pazar
00:30 Pentagram
22:30 Hayko Cepkin
21:15 Kurban
20:00 Ogün Sanlısoy
18:45 dörtxdört
18:00 Murat İlkan
17:15 Pera

Bu yıl 26-28 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek uluslararası sanat fuarı ArtInternational, geçen yıl olduğu gibi ziyaretçileri Haliç Kongre Merkezi’nin terasında karşılayacak.

jaume-plensa

Fuarın “By The Waterside” bölümünde sergilenecek heykeller arasında ünlü Katalan sanatçı Jaume Plensa’nın işi de bulunuyor.
Uluslararası sanat fuarı ArtInternational’ın Haliç Kongre Merkezi’nin terasına özel hazırlanan açık hava heykel galerisi “By The Waterside”, bu yıl da dünyaca ünlü sanatçıların çalışmalarını bir araya getiriyor.
Birbirinden etkileyici 9 heykeli Haliç’in eşsiz görüntüsüyle bütünleştirecek “By The Waterside”da yer alacak sanatçılardan biri de Katalan sanatçı Jaume Plensa olacak. Kamusal alanlara yerleştirilen devasa heykelleriyle çok konuşulan Plensa’nın, meditasyon yapan ve harflerden oluşan bir insan figüründen oluşan heykeli “TRIPTYCH”, Mario Mauroner Gallery ile İstanbul’a gelecek ve fuarın terasında sergilenecek.
Harflerin büyücüsü Plensa
Görenleri adeta büyüleyen ve şoke eden işlere imza atan Piensa, Latinceden Yunancaya, İbraniceden Arapça ve Japoncaya, dünyanın tüm dillerini insan bedeninde topladığı heykelleriyle de tanınıyor. Çocukluğundan beri edebiyata düşkün olan sanatçı, bu çalışmalarında Shakespeare, Oscar Wilde, Baudelaire, Edgar Allan Poe gibi hayran olduğu şair ve yazarların cümlelerini kullanıyor.
Piensa’nın ArtInternational’ın terasında sergilenecek “TRIPTYCH” adlı 3 metre uzunluğundaki heykeli de harflerden oluşuyor. İnsanların esas iletişim aracı olan harflerin ülkeler ve sınırlar üstü olduğunu ve onları bir arada kullanmanın barış için bir umut taşıdığını düşünen sanatçı, insan bedeninin umutlarımız, rüyalarımız ve arzularımızı toplayan ideal bir kap, mimari için de ideal bir biçim olduğunu söylüyor.
Sanatseverler “By The Waterside”da ayrıca; Galerie Lelong’dan Joan Miró, PİLOT Galeri’den Ali Miharbi, waterside contemporary’den Libia Castro ve Ólafur Ólafsson, Weingrüll’den Benjamin Appel, Lisabird Gallery’den Karl Karner, Rosenfeld Porcini’den Keita Miyazaki, Louise Alexander’dan Laurent Bolognini, Leila Heller’dan Steven Naifeh’ın heykellerini görme şansı yakalayacak.
ArtInternational sanat fuarı 26-28 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.

Ülkemizde pek çok yerde  saat kulesi var. Bazı saat kuleleri bulunduğu bölgenin simgesi haline geliyor saatin yayın olmadığı dönemlerde pek çok işlevsel özelliğin yanı sıra saat kulesi olarak planlanmayan ama sonradan saat eklenerek saat kulesi haline dönüştürülen kuleler de mevcut. Kimi zaman seyahat esnasında veya yaşadığımız bölgelerde saat kulelerini görüp de tarihçesini merak etmeyenimiz var mı acaba? Saat kuleleri ile ilgili onediyo.com sitesinde tarihçe görünce sizlerle paylaşmak istedik dileriz bir nebze de olsa merakınızı giderebiliriz.

1174 Erzurum

erzurum saat kulesi

Erzurum Saat Kulesi

Diğer bir adı Tepsi Minare olan saat kulesi, Saltuklu Emirlerinden İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey tarafından İçkale Camisi’nin minaresi ve gözetleme köşkü olarak yaptırılmış. Ezan okunan yer olarak “Tepe Minare”, üstünün yıkılmasıyla “Kesik Kule” ve “Minare Kule” adını aldı. Kırım Savaşı’ndan önce kuleye bir saat yerleştirilince “Saat Kulesi” adıyla tanınmaya başladı. Kırım savaşından sonra bu saati Ruslar yerinden söküp almış ve bunun üzerine 1877 yılında İngiltere tarafından bugünkü saat armağan edilmiş.

Üst kısımda, saatten 1.50 m. aşağıda kuleyi çepeçevre kuşatan Arapça küfi yazılı yazıtta “İkbal dinin ışığı, İslâm’ın kutbu, devletin yardımcısı, milletin zahiri, arkası, meliklerin ve emirlerin güneşi Ebil Kasım oğlu Ebil Muzaffer Gazi İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey içindir” yazısı bulunuyor.

1798 Karabük

safranbolu saat kulesi

Karabük Saat Kulesi

Padişah III. Selim’in Safranbolulu sadrazamı İzzet Mehmet Paşa, hemşehrilerine bir söz verir: “Hepinize ikişer saat hediye edeceğim. Biri evinize, diğeri iş yerinize.” Kasabalı sevinir. Ancak Paşa, onların hiç de aklına gelmeyen bir işe koyulur. En hâkim tepeye 12 metre yüksekliğinde bir kule yaptırıp İngiltere’den de çanlı saat getirtir. Kasabalı, 1798’de kuleden gelen sesle irkilir. Yarım saatte bir vuran çan, saatin kaç olduğunu duyurmaya başlayınca halk uyanıklığı fark eder. Herkesin iki saati vardır artık. Saat evden de duyulur, işten de…

Safranbolu Kalesi’nde bulunan bu saatin en önemli özelliği, Türkiye’de bir benzerinin daha olmaması. Çünkü saati çalıştıran mekanizma, yani zemberek, dünyada sayılı saat kulelerinde kalmış oldukça eski bir model.

1827 Balıkesir

balikesir-saat-kulesi

Balıkesir Saat Kulesi

Silistre Valisi Girit-i Zade Mehmet Paşa tarafından 5 katlı olarak yaptırılan saat kulesi yapı itibariyle Galata Kulesi’ne benzetiliyor. 5 katlı olarak inşa edilen 20 metre yüksekliğindeki kule,1897 yılında meydana gelen bir depremde yıkılıp mutasarrıf Ömer Ali Bey tarafından 1901 yılında yeniden yaptırılmış.

1862 İstanbul

Tophane / Nusretiye Saat Kulesi- İstanbul

Tophane (diğer bilinen adıyla Nusretiye Saat Kulesi) Saat kulesi, İstanbul’da ayakta kalan en eski saat kulesi.

Nusretiye Camii’nin yanında yer alan saat kulesi, Sultan Abdülmecid tarafından yaptırıldı. Yukarı doğru kademeli olarak daralan, saatli bölümle beraber dört katlı bir yapıdan oluşuyor. Dört cephesi birbirine eş olarak tasarlanan kulenin denize bakan cephedeki kapısının üstünde de Abdülmecid’e ait tuğra yer almakta.

1866 Amasya

amasya_saat_kulesi

Amasya Saat Kulesi

Merzifon’un bir çok yerinden görülebilen saat kulesi, Çelebi Sultan Mehmet’in emri ile Mehmet Memişoğlu Ebubekirtarafından yapıldı.

1938 yılında meydana gelen depremle yıkılan kule, sonrasında Amasya belediyesinin çabaları ile tekrar inşa edildi.

1882 Adana

Büyük Saat olarak da anılan kule, 32 metre ile Türkiye’nin en uzun saat kulesi olma özelliğini taşıyor. Yapımına Ziya Paşa döneminde başlandı, Abidin Paşa döneminde başarıyla tamamlandı.

Adana Saat Kulesi

Adana Saat Kulesi

8 metre genişliğinde diktörtgen şekilde yükselen saat kulesinin dört tarafında saat kadranı bulunuyor. Almanya’dan 1925 yılında özel olarak getirilen saat makinesiye yenilenen kulenin tepesinde motifler ve kabartmalarla süslenmiş dev bir çan göze çarpıyor.

1884 Ankara

Ankara Saat Kulesi

Ankara Saat Kulesi

Ankara‘nın o dönemki valisi Sırrı Paşa tarafından Hacı Süleyman Refik Efendi gözetiminde yaptırılan Ankara Saat Kulesi, büyük bir çana sahip. Çanın üzerinde 1884 yılında “Louis Edel” tarafından Strasbourg’da yapıldığı yazdığı için kulenin de orada yapıldığı düşünülmektedir.

1885 Muğla

Balıbey mahallesinde, merkezi bir noktada yer alan saat kulesi, Muğla’da yaşamış Rumların şehre kazandırdığı en güzel eserlerden birisi.

Muğla Belediyesi’nin ilk başkanı Hacı Süleyman Ağatarafından yaptırılan saat kulesinin mimarı Rum Filivari Usta’dır. Üzerinde yer alan kitabede hem yapanı, hem de neden yapıldığı hakkında bilgiler bulunur.

Muğla Saat Kulesi

Muğla Saat Kulesi

Sahib’ül hayr Hacı Süleyman Efendi 

Yine deryayı itâsını ikân eyledi zuhur, 

Bahusus aktar-ı eshar vaktini ilân için, 

Bu mahalle bir muvakkithane yaptı bi kusur, 

Beldemizde misli nâmesbuk kebir çan saati Avrupadan celb edince herkese verdi süru, 

Kalmadı hiç ihtiyaç cep saati taşımaya, 

Aksi avaz ile alem vakti etti şuur, 

Hem ziya şevkiyle buldu mücevher tarihi, 

Geldi meydana muvakkithane bi evsa-ı vufur, 

Harerehu İsmail Hakkı 1301 fi Şaban.

1885 Kastamonu

Dönemin valisi Abdurrahman Paşa tarafından yaptırılan Saat Kulesi, İstanbul’dan dönemin padişahı II. Abdülhamidtarafından Kastamonu’ya gönderilen ‘sürgün’ bir saat aslında. Bu sürgünle ilgili çeşitli rivayetler dolaşıyor.

Kastamonu Saat Kulesi

Kastamonu Saat Kulesi

Rivayete göre; II. Abdülhamid zamanında saat İstanbul’da Sarayburnu’nda bulunurken yanlış gitmesi ve zamansız çalması sarayı kızdırmış, saray tarafından cezalandırılarak Kastamonu’ya sürgün edilmiştir.

Diğer bir rivayete göre de; dönemin padişahının hareminde bulunan gözde bir cariyesinin Sarayburnu’ndaki bu saatin vurma sesi nedeni ile karnındaki çocuğunu düşürmesi sonucu, padişah tarafından Saat Kulesi, Kastamonu’ya sürgün edilmiş.

1890 – 1891 Bolu

Mudurnu Saat Kulesi

Mudurnu Saat Kulesi

Ahşap olarak inşaa edilen Mudurnu Saat Kulesi, çıkan bir yangın sonrası yanarak yıkıldı. 1905 yılında Mudurnu Kalesi’nden sökülüp getirilen taşlar ile mahkûmlar tarafından inşa edilen kuleye bir Türk demirci ustasının yaptığı saat takıldı. 1963-1964 yıllarında bir yangına daha maruz kalan kule tekrar tamir edilerek şimdiki halini aldı.

1894 Çorum

Çorum Saat Kulesi, Abdülhamid döneminde padişahın Beşiktaş Muhafızı, İstanbul’daki Ali Suavi olayını bastıran Hasan Paşa tarafından yaptırıldı. Kulenin çanı da Hasan Paşa tarafından itina ile seçilerek İstanbul’dan gönderilmiş.

Saatin çanının sesi ilk yıllarda çok güçlü olduğu ve merkeze bağlı köylerden bile duyulduğu söyleniyor. Ancak restorasyon için yapılan incelemede yıllardır tokmağının aynı noktaya vurması ile derince bir oyuk oluştuğu ve bu nedenle çanın sesinin azaldığı saptandı.

Saat Kulesi’nin kapısı üzerinde eski yazı ile bir kitabe vardır. Kitabe, Muhammet Nuri Bektaşi (Korman) tarafından yazılmıştı.

Günümüz Türkçesi ile;

Zamanın ulu hakanı cömert Abdülhamid Han’ın
Yüce fermanıyla şanlı Hasan Paşa
Adadı bütün vaktini hayır işleri yapmaya
Başarılı kılsın her dileğini Mevla
Saat Kulesi kısaca seçkin hayratıdır onun
Bol bereketle yapıldı bu şehri etti ihya
Çıkıp kutlu bir zamanda yazıldı kapısına tarih
Bu büyük saati yaptı bak Hasan Paşa’nın lutfu

1895 Mersin/Tarsus

Mersin-Tarsus Saat Kulesi

Mersin-Tarsus Saat Kulesi

Tarsus Kaymakamı Ziya Bey tarafından inşa ettirilen yapının masraflarını Tarsus eşrafından Feyzullah Ağa üstlenmiş. Feyzullah Ağa’nın o dönemin parasına göre verdiği 200 lira ile yapılan saat kulesine, 100 liraya da Avrupa’dan çalar saat getirilmiş ve hayırsever 1895’te Mecidiye Nişanı ile taltif edilmiş.

Saat, kadranları ve makinesinin ilk yapıldığı orijinal haliyle duruyor.

1890 – 1895 İstanbul

Dolmabahçe Saat Kulesi

Dolmabahçe Saat Kulesi

2. Abdülhamid Han tarafından yaptırılan Dolmabahçe Saat Kulesi; Bezm-i Alem Valide Sultan Camii ile Dolmabahçe Sarayı’nın Saltanat Kapısı arasında yer almakta. Yapımı ise 1.210.550 kuruşa mal olmuş.

Her bir cephesinde saat bulunan kulenin saatleri Fransız imalatı. Saatçibaşı Johann Meyer tarafından takılan Paul Garnier markalı saat 1979’da elektronik sisteme çevrilmiş ve çalışır durumda.

1897 Çanakkale

Çanakkale Saat Kulesi

Çanakkale Saat Kulesi

Dönemin Çanakkale İtalyan konsolosu Vitalis Gaptirole’nin de yapımı için on bin altın gönderdiği Çanakkale Saat Kulesi,Sultan 2.Abdülhamid döneminde yaptırıldı. Beş kattan oluşan kulenin yapımında pembe granit taşlar kullanılmış. Saat odası dördüncü, çanı ise beşinci katta bulunuyor.

1901 İzmir

İzmir-saat-kulesi

II. Abdülhamid’in (hükümdarlığı:1876-1909) tahta çıkışının 25. yılı için Sadrazam Mehmet Said Paşa tarafından Alman Konsolosluk binasını yapan Raymond Charles Péré adlı mimara  yaptırılan kule 25 metre boyunda olup, dairesel esas etrafında dört çeşmesi bulunuyor.

Kulenin saati Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediyesi ve kurulduğu günden bu yana yalnızca bir kere durmuş. 5.2 şiddetindeki 1974 İzmir Depremi sırasında hasar alan kulenin saatin kadranları üzerindeki son kat yıkılmış ve saat depremin oluş saati olan 02:04’te durmuş. Kule ve saat, iki yıl içerisinde onarılıp eski haline getirilmiş.

1901 Antalya

Antalya Saat Kulesi

Antalya Saat Kulesi

Antalya‘daki saat kulesi, Sadrazam Küçük Sait Paşatarafından II. Abdülhamid şerefine yaptırıldı. Dört tarafında da birer saat ve tepesinde bir çan bulunan kulenin, yerden yüksekliği 14 metre, surların üzerinden yüksekliği ise 8 metredir.

1901 İzmit

izmit-saat-kulesi

İzmit Saat Kulesi

İzmit saat kulesi 33 yıl süren Sultan II. Abdülhamid saltanatı tarafından İzmit’te yaptırılan ve günümüze kadar ayakta kalabilen ender yapılardan biri.

Saat kulesi, köşelerinde ikişer sütun ve kenarlarında çember şeklindeki kemerli sebiller bulunan kare bir kaide üzerinde yükseliyor. İkinci katta kaide ile gövde arasına bir balkon yapılmış. Demir korkuluklardan yapılan balkon, devrin üslup özelliklerini yansıtıyor.

Kulenin 3. katında her cephe yüzeyinde kaş kemerli pencerelere yer verilmiş; bu pencerelerin alt kısımlarında, mermer madalyonlar içerisinde II. Abdülhamid’in tuğrası bulunuyor.

Dördüncü katta dört yöne yönelik birer saat kadranı yerleştirilmiş, saatlerin üst kısımlarda üçer pencere kuşağı bulunmakta.  Dört katın üzeri ince sivri bir külâh ile örtülmüştür.

1902 Tokat

tokat-saat-kulesi

Tokat Saat Kulesi

Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamid Han tarafından yaptırılan saat kulesi günümüzde de çok iyi bir şekilde korunuyor. Kentin her yerinden görülebilen, yapımında kesme taş kullanılan kulenin yüksekliği tam 33 metre.

1917 yılında alafrangaya çevrilen saat kısmı, dört yöne büyük kadranlarla her yarım ve saat başlarında iki dakika ara ile tam çalar durumda. Sesi de kentin her noktasından rahatlıkla duyulabiliyor.

1905 Bursa

Bursa Saat Kulesi

Bursa Saat Kulesi

Bursa saat kulesi ilk olarak 1900’lerin başında Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmış ancak bilinmeyen bir tarihte yıkılmıştır. 2 Ağustos 1904’te yapımına tekrar başlanmış, 31 Ağustos 1905’te tamamlanarak II. Abdülhamid’in tahta çıkışı şerefine, Vali Reşit Mümtaz Paşa tarafından törenle hizmete sokulmuştur.

6 katlı ve 65 metre uzunluğundaki saat kulesi, günümüzde bir elektronik saate sahip ve Bursa Belediyesi’nce yangın gözetleme amacıyla da kullanılıyor.

1906 Kayseri

Kayseri Saat Kulesi

Kayseri Saat Kulesi

Kayseri’nin şehir sembollerinden kabul edilen Kayseri Saat Kulesi, Cumhuriyet Meydanı’nın ortasında bulunuyor. Saat Kulesi ve ona bitişik olan Muvakkithane, Kayseri MutasarrıfıHaydar Bey döneminde, 1906 yılında yaptırılmış.

Sultan II. Abdülhamid’in fermanıyla bütün büyük şehirlere birer saat kulesi ve muvakkithane (Güneşe bakılarak vakitlerin belirlendiği yer) inşa edilmiş. Saat Kulesi’nin yapım masrafları Vilayet Muhasebe-i Hususiyesi (Özel İdare) tarafından karşılanmıştır. Saat, Tavlusunlu Salih Ustatarafından inşa edilmiş ancak mimarı bilinmiyor.

1907 İstanbul

 

İstanbul Saat Kulesi

İstanbul Saat Kulesi

II. Abdülhamid tarafından o zamanki ismi “Hamidiye” olan Şişli Etfal Hastanesi’nin bahçesine 1907’de inşa edilen kule, İtalyan mimar R. D’Aronco’ya ait. Mühendishane-i Hümayunhocalarından Mahmut Şükrü Bey gözetiminde yapılmış. Tarihi yapı, II. Abdülhamid’in hatırası olarak gelecek nesillere en büyük miras olarak görülüyor.

1908 Yozgat

 

Yozgat Saat Kulesi

Yozgat Saat Kulesi

Belediye Başkanı Tevfikizade Ahmet Bey tarafından inşa ettirilen Yozgat Saat Kulesi, altı bölüm halinde yapılmış. Kaynaklardan öğrenildiğine göre mimarı Şakir Usta’dır. Her bölüm birbirinden ayrılmış olup, her cephesine birer pencere yerleştirilmiştir. Kulenin içerisindeki merdivenlerle yukarı çıkılmaktadır ve en üst katı balkonla çevrelenmiştir.

1923 Bayburt

Bayburt Saat Kulesi

Bayburt Saat Kulesi

Yapımına Cumhuriyetin ilan edilmesiyle başlanan Bayburt Kalesi’nin hemen önünde yükselen Saat Kulesi’nin yapımı 1923’e dayanıyor. Kulenin inşaatı tam 1 yıl sürmüş. Muhittin Usta adında bir taş ustası tarafından yapımına başlanmış,Rizeli İbrahim Usta tarafından da tamamlanmış.

Kulenin uzunluğu 21 metreyi buluyor. Aynı zamanda şerefesi de mevcut. Kulenin saati ise İsviçre’den getirilmiş ve hala çalışır durumda.

1927 Şanlıurfa

Şanlıurfa Saat Kulesi

Şanlıurfa Saat Kulesi

Şanlıurfa il merkezindeki Ulu Cami avlusunda yer alan kuleUrfa Saat Kulesi’ne dönüştürülmüş. Bu kule sekizgen planlı olup, Haçlı Kontluğu döneminde burada yapılmış olan kilisenin çan kulesidir. Kule üzerine bir saat kulesi ilave edilmiş. Ancak bu kulenin ne zaman saat kulesine dönüştürüldüğü bilinmiyor.

İl merkezindeki Ulu Cami avlusunun bahçesinde bulunan saat kulesi, şehrin hemen hemen her noktasından görülebiliyor.

Kaynak :[-]

baglama-cocuk3

Konfüçyüs, müziğin birleştirici yönüne, “gök ve toprak arasındaki uyumdur” diyerek vurgu yapmıştır.

Eğitim olarak ele alındığında müzik, bireyin yaratıcılığını arttırması ve sosyal yaşamını desteklemesi açısından önemlidir.

Bu bağlamda herhangi bir sanat dalıyla uğraşan çocukların, hiç bir sanat dalıyla ilgilenmeyen çocuklara göre gerek yaratıcılık, gerek kendini tanıma ve tanıtma, gerekse farkındalık anlamında daha aktif oldukları araştırmalarca kanıtlanmıştır. İşte tam da bu noktada, bu yazının da temasını oluşturan “kendini tanıma, tanıtma ve farkındalık” konusuna değinmek isterim.

Sanatın her dalının çocuğu bir adım ileri taşıyacağı gerçeğinin yanında, çocuğun sanatsal ve kültürel anlamda kendini tanıması, yaşadığı coğrafyaya ait olan müziğin ve bu müziğin icra edildiği enstrümanın farkında olması gerektiğini de göz ardı etmemek gerekir. Çocuğun kültürel anlamdaki gelişimi, öncelikle kendi müziğini ve enstrümanını tanımasıyla doğru orantılıdır. Yaşadığımız coğrafyanın belirleyici ve birleştirici ezgileri, halkın ortak değerlerle var ettiği Türk Halk Müziği’dir. Bu müziğin geleneksel enstrümanı da şüphesiz Bağlama’dır. Dolayısıyla çocuğun enstrüman olarak Bağlama’yı seçmesi, diğer bir çok sanat dalına da bakışını şekillendirecek, ileride farklı bir enstrüman veya sanat dalıyla ilgilenirken/ilgilenirse, daha emin ve bilinçli adımlar atmasını sağlayacaktır. Çocuklar için Bağlama eğitimi, kültürel fakındalığın yanı sıra diğer sanat dallarına açılan bir pencere olarak da düşünülebilir. baglama-cocuk

Yine Konfüçyüs; “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak mı istiyorsunuz? O ülkenin müziğine bakınız.” diyerek bir ülkenin kendi müziğinin ne kadar belirleyici olduğunu belirtmiştir.

Ailelere düşen ise, çocukları için doğru enstrümanı seçerken bunları da düşünmeleridir.

Unutulmamalı, toprağı bilmeyen betonda yürüyemez.

Müzik eğitimi alanında zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. Ülkemizde müzik eğitimi veren dernekler, kurslar, topluluklar var. Bu zincire konservatuarları da eklersek, kaliteli eğitimin hiç de zor olmadığını görebiliriz.

Genel olarak düşünüldüğünde müzik, bağlayıcı olduğu kadar şiddetten uzaklaştıran, eğiten, sosyal hayata katkı sağlayan, bireyin topluma bakışını değiştiren ve ufkunu açan bir olgu. Yerelde ise halk müziği, ait olduğu ülke halkının gerçek duygularını yansıtması açısından, özellikle çocuklar için sosyal ve kültürel değerlerin farkına varmak adına önemli ve belirleyici.

Özetleyip toparlamak gerekirse Halk Müziği ve bu güzel paydanın ürünü olan Bağlama; özellikle genç dimağlar tarafından doğru anlaşılıp anlatılırsa, ülkemiz müziğinin korunup yaşatılmasının yanısıra, yazıda genel olarak bahsetmeye çalıştığım kültürel farkındalık anlamında da olumlu bir gidişat sergileyecektir. Yani tek başına eğitimin yanında, doğru bir şekilde, bilinçli olarak alınan eğitim de önemlidir. Dolayısıyla müzik eğitiminde de doğru kararlar vermeli ve tercihlerimizi bu bilinçle yapmalıyız diye düşünüyorum.

Sözlerimi bitirirken, bu anlamda yapacağınız doğru tercihler için teşekkür ediyorum.

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni
Murat HASGÜN

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’ne bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu‘nun düzenlediği ve kurum öğrencilerinin yıl boyu aldıkları eğitimleri sahne etkinlikleriyle sunmalarına olanak tanıyan Nar Tanesi (Nar Çiçekleri) Festivalinin beşincisi, 01 Haziran 2014 tarihinde  küçük sanatçı adaylarının sergisi ile başladı. 21-22 Haziran 2014 tarihlerinde Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezinde ise Müzik, Folklor, Tiyatro, Bale gösterisi ile kapanış gerçekleştirildi.

Etkinlikte, Nar Sanat öğrencilerinin bireysel ve grup performanslarının yanı sıra eğitmen orkestrası da sahne aldı.

Bale ve Tiyatro öğrencilerinin hazırladıkları sahne gösterileri izleyenleri büyüledi.

21-22 Haziran 2014 tarihlerinde Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezinde gerçekleşen 5. Nar Tanesi (Nar Çiçekleri) Festivalinin görsellerine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

First Feature Image   First Feature Image

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’ne bağlı Nar Sanat Tiyatrosu, ARAF NE TARAF adlı 2 perde komedi tiyatro oyunu ile Ramazan Etkinlikleri kapsamında ücretsiz olarak sahnede.

Beylikdüzü Belediyesi ve Nar Sanat Tiyatrosu işbirliği ile 4 Temmuz 2014, Cuma saat : 22:00 de sahnede olacak.

Oyun Hakkında:

Pardon Zebani Bey…
…bazı sınavlar yakıcı olabilir

Birbirinden farklı iki samimi arkadaş Cennet ve Cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor. Ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Mahmut (Cumhur SARI) ve Bilal’in (Halis BAYRAKTAROĞLU) Zebani (Uhde SEÇİL) ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel hostes Şule (N. İrem MERCAN) de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Zebaninin yardımcısı Zu boş duruyor mu peki? Tabi ki hayır.

CCYS (Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı) için geçen yılın sorularının peşine düşmüş, yeni merhum şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı araya dursun, sizler gülme krizinden çıkma yolları arayacaksınız.

Ebru ERDEMOĞLU’nun kaleme aldığı Genel Sanat Yönetmenliğini Halis BAYRAKTAROĞLU’nun üstlendiği ARAF NE TARAF, bir NAR SANAT TİYATROSU prodüksiyonudur.

Tarih: 04 Temmuz 2014, Cuma

Saat: 22:00

Adres: Gürpınar mah. Millet Cad. Okutan İş Merkezi/ Beylikdüzü

araf-ne-taraf-beylikduzu

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’ne bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencilerinin hazırladığı 5.Nar Tanesi Festivali (Nar Çiçekleri Festivali) Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde başlıyor.

 

Nar Sanat Davetiye1

Bakırköy’ün Bağımsız tek sanat festivali olan“Nar Tanesi Festivali” çerçevesinde 300’ün üzerinde öğrenci gerek Dünyaca bilinen klasik müzik ve gerekse ulusal pek çok ezgiyi seslendirecek. Eğitmen orkestrasının da yer alacağı festival 1 hafta daha sürecek.

Piyano, Gitar, Keman, Akordeon, Çello, Klarnet, Bateri öğrencilerinin hazırlayacağı eşsiz müziklerin yanı sıra konuk sanatçılar ve Nar Sanat Eğitim Kursu Öğretmenlerinin hazırladığı parçalar ile öğrenci orkestrası da yer alacak.

Halk oyunu gösterileri ile devam edecek festivalde Kafkas Dansları gösterisi de yapılacak.

01 Haziran 2014 tarihinde açılan  küçük sanatçı adaylarının sergisi ile başlayan ve 15 Haziran 2014 Tarihinde Hale ÜRKMEZGİL Resim Atölyesi’nin öğrencileri ile devam eden Festival, 21 Haziran Cumartesi 2014 gündüz ve gece müzik dinletileri ile devam edecek.

Bale öğrencilerinin hazırladığı Kuğu Gölü Balesi, Carmen, Sokak Dansı ve Kelebek Dansı ve Nar Sanat Tiyatrosu öğrencilerinin hazırladığı “DEDİKODU” adlı tek perde tiyatro oyununun da yer aldığı etkinlik  22 Haziran 2014, Pazar günü saat 17:00’de Cem Karaca Kültür Merkezi‘ nde  sahne alınacak. Etkinlikler bir hafta daha devam edecek olup festivalin devamı  Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğinin Nar Sahnesinde yapılacak. Farklı etkinlikler ve söyleşilerle önümüzdeki Pazar (29 Haziran 2014) tarihindeki 2149. Şamata Sanat ile son bulacak.

Not: Kurumumuz 21 ve 22 Haziran 2014 tarihleri arasında etkinliklerden dolayı kapalı olacaktır. Acil durumlar için 0530 880 71 80 nolu telefona ulaşabilirsiniz.

resim-sergisiÖzel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencilerinin hazırlamış olduğu öğrenci resim sergisi izleyicisi ile buluşuyor. 

Hale Şakar ÜRKMEZGİL atölyesi öğrencilerinin bir kısmının hazırladığı sergi Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’ne ait Nar Sanat Galerisi’nde gerçekleşecek. Sergi, 15 Haziran 2014, Pazar günü saat: 17:30′da kapılarını açıyor.

Sergi 15 Haziran 2014 ile 30 Haziran 2014 tarihleri arası gezilebilir.

Tüm Halkımız Davetlidir.

Öğrencilerimiz:

Akademi Sınıfı
FEYZANUR KURAN
MAHSUN ERKILIÇ
YASİN YILDIRIM
DENİZ KANMAZ
ERDİM TÜRKAY
RABİA SARI
Hobi Sınıfı
MİHRİBAN S.DEMİRER
ZEYNEP KASAPOĞLU
CANAN SAMSAMA
SERAP TAVŞAN
AYŞAT AKINCI
EDA GÜNGÖR
ÜMİT ÖZCAN

resim-sergisi-2

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfınca (İKSEV) bu yıl 28’incisi düzenlenen “Uluslararası İzmir Festivali”, 14 Haziran’da başlayacak.

izmir-fest-2014

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfınca (İKSEV) bu yıl 28’incisi düzenlenen “Uluslararası İzmir Festivali”, 14 Haziran’da başlayacak.

Efes Antik Tiyatro’daki açılış töreninin ardından besteci şef Krzysztof Penderecki yönetimindeki Varşova Senfoni Orkestrası, piyanist Hüseyin Sermet solistliğinde sahne alacak.

Orkestra, Ludwig van Beethoven’ın “Prometheus Overture” ve “Piyano Konçertosu No.5” ile Krzysztof Penderecki’nin “Senfoni No.2” adlı eserlerini seslendirecek.

18 Haziran’da ise Arte dei Suonatori orkestrası, Efes Celsus Kütüphanesi’nde, kemancı Rachel Podger solistliğinde sahne alacak.

Festival, 3 Eylül’de Silk Road Ensemle konseriyle sona erecek.

İZDOB

İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), geçen yıl prömiyeri yapılan Tevfik Akbaşlı’nın “Muhteşem Süleyman” adlı eserini 17 Haziran’da sahneleyecek.

Mehmet Balkan’ın sahneye koyduğu operada, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğumundan, Zigetvar seferinde otoğındaki ölümüne kadar geçen sürede yaşadıkları, hasta yatağında çektiği acılar, pişmanlıklar ve üzüntüleri konu ediliyor.

Orkestra şefliğini Gagliardo Vargas’ın, koro şefliğini Zdravkov Dimitrov yaptığı, librettosunu Işık Noyan’ın yazdığı operanın, dekor tasarımı Tayfun Çebi’ye, kostüm tasarımı Sevda Aksakoğlu’na, ışık tasarımı ise Müfit Özbek’e ait.

İZDOB Çocuk Balesi, 12-14 Haziran’da gösteri sunacak.

İZDOB etkinlikleri, Elhamra Sahnesi’nde gerçekleştirilecek.

Diğer etkinlikler

Zuhal Olcay, Zülfü Livaneli ve Güvenç Dağüstün, bu akşam “Camerata İzmir Nazım Şarkıları” konserinde sahne alacak.

Şef İbrahim Yazıcı’nın yönetimindeki konserde, ayrıca Gustav Holst’un “St. Paul’s Suite Op. 29 No. 2” ve Leopold Mozart’ın “Mi Bemol Maj. İki Korno Konçertosu” adlı eserleri seslendirilecek, İzmir Wheelchair Dance Project’in engelli sanatçıları da Banu Dağcıoğlu’nun koreografisiyle bir dans gösterisi sunacak.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’ndeki konserin başlama saati, 20.00.

Kültür Modern Sanat Akademisi, bu akşam Uğur Sayınbatur şefliğinde, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde film müzikleri konseri verecek. Konser, saat 21.00’de başlayacak.

Türk Halk Müziği yorumcularından Vildan Turan, yarın saat 20.30’da İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde başlayacak albüm tanıtım konserinde, müzikseverlerle buluşacak.

Moda Sahnesi oyuncuları, William Shakespeare’ın eseri Hamlet’i 14 Haziran’da İzmir Sanat’ta sahneleyecek. Kemal Aydoğan’ın yönettiği oyunda, Onur Ünsal, Esra Kızıldoğan, Kübra Kip, Murat Tüzün, Timur Acar, İnan Ulaş Torun, Çağlar Yalçınkaya, Hasan Demirtaş ve Alper Baytekin rol alıyor.

Gamze Aksoy ve Demet Küçüktürk’ün yönettiği “Pinokyo” adlı çocuk oyunu, 15 Haziran Pazar günü, 11.00 ve 14.00 saatlerinde İzmir Sanat’ta sahnelenecek.

Çağırhan Erkan’ın piyanoda, Seher Erkan, Atabey Aydın, Çiçek Bilen ve Ersin Kuşkanat’ın vokalde olduğu “Siyah Beyaz Tuşlar Eşliğinde Türküler ve Şarkılar” dinletisi, 16 Haziran’da İzmir Sanat’ta gerçekleştirilecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu Konseri, 17 Haziran’da İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde düzenlenecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesinin Bornova Aşık Veysel Amfi Tiyatrosu’nda düzenlediği “Aşık Veysel Sanat Günleri” etkinliği çerçevesinde, 17 Haziran’da Şükriye Tutkun sahne alacak.

Sergiler

Sunay Özel’in resim sergisi, Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde 19 Haziran’a kadar açık kalacak.

Aslıhan Akyel’in yarın İzmir Sanat’ta açılacak resim sergisi, 18 Haziran’a kadar gezilebilir.

3 Haziran – 15 Haziran 2014 tarihlerinde dördüncüsü gerçekleştirilecek İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali – IST. Festival (ISTANCOOL) herkese açık ve ücretsiz olarak yılda bir kez düzenlenen uluslararası festival, dünyanın en yetenekli ve yaratıcı zihinlerini İstanbul’a getirerek, kültürel ve sanatsal ilişkilerin gelişmesine öncülük eden etkileyici ve eşsiz bir deneyim sunuyor.

istan-cool

Üç güne yayılan programı süresi boyunca takipçilerine açık panel ve konuşmalar, özel gösterimler, workshop etkinlikleri ve sergilere katılma olanağı sunarken; sanatsal işbirlikleri ve performansları da bire bir tecrübe etme imkanını sağlar.

Katılımcıları arasında yazar, yönetmen, oyuncu, yapımcı, müzisyen, tasarımcı, sanatçı ve performans sanatçıları gibi farklı ve yaratıcı disiplinlerinden isimler bulunduran IST. Festival, yaratıcılığı tetikleyen fikir ve duyguların evrensel bir dile dönüşmesine öncülük etme tutkusunu paylaşan yaratıcı zihinleri bir araya getirir.

IST. Festival, 2014 yılında yeni bir adım olarak, “Kültür ve Sanatta Kültürlerarası Diyaloglar” temasını, günümüz küresel toplumunda yer alan farklı coğrafi köken, dil ve kültürlerden gelen yaratıcı insanlar yelpazesini tanımlayan “kültürel mozaik” kavramını vurgulayarak tanıtmaktadır. Festivalin 2014’teki yeni yüzü, kendi kültürel miraslarını, gerek ait oldukları coğrafyanın içinde gerekse dışında, farklılıklarını sürdürerek korumayı ve kökenlerinin özellikleriyle dünyayı etkilemeyi başarmış sanatçıları İstanbul’da buluşturmayı amaçlamaktadır.

Festival, birçok farklı kültürlerden gelen sanatçılar arasındaki münazara ve işbirlikleri aracılığıyla, onların farklı seslerini ortaya çıkartarak, toplumsal farkındalığı ve bu farklı kimliklerin sanatlarına ve sanatları aracılığıyla dünyayı nasıl etkilediklerine dair daha derin bir kavrayış sağlamayı hedeflemektedir. Söz konusu kültürel diyaloglar, yaratıcılığın gelişmesine ve “kültürlerarası” olarak tanımlanabilecek yeni bir dilin oluşmasına öncülük edecektir.

IST. Festival izleyicileri, kendi kültürlerinin değerini, İstanbul gibi Doğu ile Batı’nın yan yana geldiği, yüzyıllardır pek çok farklı medeniyetin buluşma noktası olan özel bir şehirde kavrayıp, bunu hissetme şansına sahip olacaklardır.

İstanbul’a yerleşen Amerikalı heykeltıraş Carole Turner ’ın, yaptığı heykel sergisi açıldı.

Carole-Turner-Pofuduk

Sert malzemelerden, ‘yumuşak’ nesneler üretme fikrine duyduğu derin tutkusuyla tanınan sanatçı, İstanbul’daki ilk kişisel sergisinde de bu arayışına devam ediyor. “Pofuduk” isimli sergisinde Turner, yontma taş ve çelik sac kullanarak yarattığı, yumuşacık ve şehvetli figürler; göz alıcı ve kıvrımlı, kümelenmiş formlar ve dalga dalga bulutlardan oluşan bir koleksiyonla çıkıyor sanatseverlerin karşısına.

Carole Turner’ın heykelleri uluslararası organizasyonlarda sergilenmiş; sanatçı pek çok ülkede anıt heykeller yapmak üzere görev almıştır. Carole Turner’ın eserleri çeşitli müzelerin koleksiyonları, belediyeler, heykel parkları gibi kamusal alanların yanı sıra ve İtalya, Arjantin,Almanya, Vietnam, Rusya, Güney Kore, Polonya, Romanya, Meksika, Mısır, Türkiye, Çin, Avusturya, Bulgaristan, Costa Rica, ABD’deki çeşitli kurumlarda da görülebilir.

Carole Turner’ın “Pofuduk” isimli heykel sergisini 4-30 Haziran 2014 tarihleri arasında Galeri Selvin 2 ’de görebilirsiniz.

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik , geride bıraktığı yüzyılda birçok başarılı ve gurur verici yapımı armağan eden Türk sinemasının en iyi 100 filminin halkın oyları ile belirleneceğini bildirdi.

100 iyi türk filmi

Çelik, yaptığı yazılı açıklamada, Türk sinemasının 100. yılının kutlandığını ve bakanlık olarak halkın sinemaya olan ilgisini arttırmayı hedeflediklerini belirtti.

Türk sinemasının Fuat Uzkınay tarafından 1914’te çekilen “Ayestefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı” adlı belgesel ile tarihi yolculuğa başladığını kaydeden Bakan Çelik, “Geride bıraktığı yüzyılda birçok başarılı ve gurur verici yapımı bizlere armağan eden Türk sinemasının en iyi 100 filmini halkımızın oyu ile belirleyeceğiz” ifadesini kullandı.

sienma_100Son yıllarda Türk sinemasının uluslararası alanda elde ettiği prestijli ödüllerin, katıldığı uluslararası festivallerin geleceğe yönelik umut ve beklentileri daha da yükselttiğini bildiren Çelik, açıklamasında şunları belirtti:

“Akademisyenler, meslek birlikleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından belirlenen 500 film arasından seçilen 300 film halkımızın oyuna sunulacak. 1 Eylül’e kadar sürecek oylamanın sonuçlarını düzenleyeceğimiz özel bir gece ile kamuoyuna duyuracağız. Düzenlenecek gecede seçilen ‘En İyi 100 Türk Filmi’ne ait afiş ve görüntüler de bir sergi ile sinemaseverlerle buluşturulacak. Ayrıca her filmden bir kostüm tekrar dikilerek kamuoyunun beğenisine sunulacak ve ardından bu kıyafetler, açılacak ‘Ulusal Film Arşivi ve Sinema Müzesi’nde sergilenecek. En iyi 100 filmi belirlemek için http://100yil100film.gov.tr/ veya ‘http://www.yuzyilyuzfilm.gov.tr/‘ adresleri ziyaret edilebilecek.”