21. Altın Koza Film Festivali kapsamında yarışacak filmler netleşti. 2014 festivalinde 12 film ‘en iyi’ seçilmek için yarışacak.

mahur_ozmen

Adana’da gerçekleştirilen Altın Koza Film Festivali’nde ‘Ulusal Uzun Metraj’ kategorisinin adayları açıklandı. Festivale başvuran 45 filmden 12’si yarışmaya hak kazandı. Bu yıl 15-21 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalde jüri başkanlığını ise yönetmen Reha Erdem gerçekleştirecek.

Altın Koza ulusal uzun metraj adayları:

21_ak_logo_trBalık – Derviş Zaim

Beni Sen Anlat – Mahur Özmen

Deniz Seviyesi – Nisan Dağ, Esra Saydam

Firak – Halil Özer

Gittiler: Sair ve Meçhul – Kenan Korkmaz

İçimdeki Balık – Ertan Velimatti Alagöz

Neden  Tarkovski Olamıyorum? – Murat Düzgünoğlu

Nergis Hanım – Görkem Şarkan

Silsile – Ozan Açıktan

Toz Ruhu – Nesimi Yetik

Yağmur – Kıyamet Çiçeği –  Onur Aydın

Yola Çıkmak – Evren Erdem

Ulusal Uzun Metraj kategorisinde yer alan 12 filmin 7’si yönetmenin ilk filmi olma özelliğine sahip. Bu filmlerin 8’inin Türkiye prömiyeri festival kapsamında gerçekleştirilmiş olacak. Bu yıl 21.’si düzenlenecek olan Altın Koza Film Festivali’nin kazananları 20 Eylül’de düzenlenecek kapanış töreninde açıklanacak. Festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, sergi ve atölyeler de düzenlenecek.

İlki 1995 yılında organize edilen Saraybosna Film Festivali, 15 Ağustos 2014 tarihinde Meksikalı yönetmen Inarritu’nun ‘Paramparça Aşklar ve Köpekler’ filmi ile açılmıştı. Uluslararası festivalde 247 film gösterilecek.

sarajevo_film_fest_20

Dünyanın farklı ülkelerinden sinema sanatçılarını ve sinemaseverleri ağırlayan festival kapsamında bu yıl 60 ülkeden 247 film gösterilecek.

Geçen yıl 100 bin kişinin ziyaret ettiği festival bölgesindeki en iyi film festivali olarak tanımlanıyor.

Festival müdürü Mirsad Purivatra, tüm bölgeye yönelik yapılan festivalin başarısını organizasyon ekibinin büyük tutku ve heyecanına bağlıyor.

Purivatra, “Festivalin çok kaliteli bir programı var, Bosna-Hersek ve bölgesel sinematografinin gelişmesine destek olan çok güçlü bir endüstrimiz var. Ayrıca ‘Talent Sarajevo’ eğitim programımız da genç yeteneklerin pratik çalışmaları ve aralarında bir ağ oluşturmalarını sağlıyor” diyor.

saraybosna-film-festivali-2014

Saraybosna’nın Kalbi Onur Ödülü

20. Saraybosna Film Festivali Film Festivali, Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’nun ”Paramparça Aşklar ve Köpekler” filminin de aralarında bulunduğu üç filmle açıldı.

Açılışa özel olarak da  ”Saraybosna’nın Kalbi Onur Ödülü” tasarımcı Agnes B. ve oyuncu Gael Garcia Bernal’e verildi.

İlk filmi olan “Paramparça Aşklar ve Köpekler” filminin dünyada böyle bir ilgi göreceğini tahmin etmediğini belirten Bernal, “Filmi çektiğimiz sıralarda asla Saraybosna’ya filmin tanıtımını yapmaya geleceğimi düşünemezdim fakat bu başarının hayatımı çok fazla değiştirdiğini düşünmüyorum. Burada bulunmak olağanüstü bir his” diye konuştu.

Türk yapımlar da yarışıyor

Festivalde bu yıl Türk yapımlarından Erol Mintaş’ın yönettiği ”Annemin Şarkısı” ve Kutluğ Ataman’ın ”Kuzu” filmleri ”En İyi Film” dalında, Nuri Bilge Ceylan’ın ”Kış Uykusu” filmi ise ”Focus” dalında yarışacak.

Bu yıl da ünlü konukları ağırlama geleneğini sürdürecek olan festivale, sinema ve tiyatro oyuncusu Halit Ergenç, Meksikalı ünlü oyuncu Gael Garcia Bernal ve Oscar ödüllü Bosnalı yönetmen Danis Tanoviç katılacak.

Festival, Güney Koreli Bong Joon-ho’nun yönettiği “Snowpiercer” filmiyle sona erecek.

 Güzel sanatların tüm bölümleriyle ve sporla ilgilenen ve Y.G.S. sınavlarına giren  gençler şu sıralar büyük bir heyecan içindeler.Yetenek sınav tarihleri açıklanan üniversite güzel sanatlar veya spor bölümleri ya sınavlara başladılar yada hazırlık içindeler sınavlar aşamalı olarak yapılıyor birinci aşamada eleme, arkasından da kesin kabul sınavları ile sonuca varılıyor.

coskun-nehir-2            Sınava hazırlanan öğrenciler ise şanslarını biraz daha yükseltmek ve açıkta kalmamak için ülkemizin çeşitli illerindeki üniversitelerin eğitim fakültesi  müzik, resim , beden eğitimi bölümlerine ; konservatuarlarına koşturup duruyorlar. Sınav tarihleri birbirine çok yakın olan bu okullar en iyi öğrenci bizim olsun ,başka okullarda sınava girip de elenen öğrenci bize kalmasın diye onlar da kendi aralarında bir mücadele veriyorlar ; birbirlerinin sınav tarihlerini çok iyi takip ediyorlar hata ve hata aynı güne sınav tarihi koyup iyi öğrenci kapma yarışına giriyorlar.Olan bu bölümlere girmek isteyen öğrenci adaylarına oluyor.

Örneğin; yetenek sınavlarına giren yakın bir tanıdığımın kızı, önce Samsun Eğitim Fakültesine sonra,  Trabzon; (KTÜ)   Karadeniz  Teknik Üniversitesi, Eğitim Fakültesine arkasından, İstanbul Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Müzik bölümü sınavlarına en son da Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü sınavlarına girecek.

Diğer bir arkadaşımın Opera Sanatçısı olmak isteyen kızı;  İzmir 9 Eylül Üniversitesi Devlet konservatuarı Sınavına girdikten sonra İstanbul’a gelip Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,  Devlet Konservatuarında sınava girdikten hemen sonra İzmir’e gidip oradaki üniversitesinde sınavı tamamlayacak. Bir düşünecek olursanız ne büyük yorgunluk, ne büyük masraf ve ne büyük bir stres .

       Bir de olayın diğer yönüne bakalım. Yüzlerce öğrenci üniversitelere müracaat ediyor alınacak öğrenci sayısı ise  Konservatuarlarda 10-20 kişi arasında; Eğitim fakültelerin de ise 40-50 kişi arasında  değişiyor. Üniversitelerdeki öğretim üyeleri ise zor durumda hak yememek için sağlıklı bir sınav yapmak zorundalar . Sınavları birkaç güne yayıyorlar ama öğrenci sayısı o kadar fazla ki  sabah 08 de başladıkları sınavı gece yarılarına kadar sürdürüyorlar.

Zamanı kısaltmak için 2-3 komisyona bölünseler de  komisyonlar arasındaki ufak görüş farklılıkları bazen sınava giren çocukları olumsuz olarak etkiliyor. Bir komisyon sınavında başarısız olan bir öğrenci diğer komisyonda sınava giren kendisinden başarısız bir öğrencinin kazandığını görünce çok üzülüyor.

yetenek sınavları

         Sınava girecek öğrenciyi sabah sınava çağrılıyor ve çok uzun bir süre sonra örneğin; akşam öğrenci  sınava alınıyor. Yorgun , bitkin stres içindeki bu öğrencinin nasıl verimli olacağını düşünebilirsiniz?

       Bir de  olayı diğer yönden düşünelim.İçeride sınav komisyonundaki öğretim üyelerini.   Öğrencilerin biri gidip diğeri geliyor sınava her öğrenciye aynı kalıptaki sorular soruluyor. Bir müddet sonra dikkat dağlıyor ve monotonluk başlıyor. Hele de çok geç zamanda biten sınavlarda bu daha da belirginleşiyor. Dikkat dağınıklığı ve yorgunluk belirtileri başladığı için iyi dinlenemeyen öğrencilerde az da olsa kulağı zayıf olan öğrenciler sınavı kazanıyorlar. Ondan sonra okulda öğrenime başlayan bu öğrenciler hem başkalarının hakkını yiyorlar hem de okulda çok zorlanıyorlar. Zaman zaman bu öğrenciler uzun senelerini mezun olmak için heba oluyor, öğretmenlerini üzüyorlar, büyük bir çoğunluğu da okulu bırakmak zorunda kalıyorlar.

                     Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi (Önceki yazı için TIKLAYINIZ)sınavlardaki soru tipleriyle sınav uygulamalarıyla yetenek sınavları adı altında yapılan bu sınavlar maalesef yeterli ve ölçülü değildir. Bir çok gencimiz bu sınavlar sonucu spordan ve müzikten uzaklaşmaktadırlar.

           Öğleyse bu sınav sistemleri acilen değiştirilmelidir.Üniversitelerimizin sanat kurumlarının ülkemizde bulunan DEVLET SENFONİ ORKESTRALARI, OPERA VE BALELERİ,TİYATROLARI VE SPOR KURULUŞLARI VE RESİM, FOTOĞRAF V.B. DALLARDA UZMAN KİŞİLERLE işbirliği içine girip bu soruna çare bulacağı inancını taşımaktayım.

Sevgi ve saygılarımla……

COŞKUN  NEHİR

İST. DEV. OPERASI SAN. VE MARMARA ÜNİV. ATATÜRK EĞ. FAK. MÜZİK BÖL. ÖĞ. ÜYESİ.

Nar Sanat Kursu Ses Terapisti ve Şan Eğitmeni (Özgeçmiş İçin Tıklayınız)

Eğitmen ve Sanatçının sitesi için lütfen www.coskunnehir.com.tr tıklayınız.

Türkiye, 27-31 Ağustos’ta Çin’de gerçekleştirilecek 2014 Pekin Uluslararası Kitap Fuarı’na “Onur Konuğu” olarak katılacak.

 kitap fuarı çin

Fuara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ulusal Kitap Fuarları Türkiye Ulusal Organizasyon Komitesi tarafından Hilton Bosphorus Otel’de basın duyurusu yapıldı. Toplantıya, edebiyat ve yayıncılık dünyası temsilcileri katıldı.

Programın açılışının 26 Ağustos’ta yapılacağını ifade eden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, “Fuar merkezinde stantlar açacağız. Fuarda 932 bin metrekarelik alanda kurulacak 3 stantta sunumlar yapacağız. Bu stantlarda, Türk edebiyatının güncel ve klasik eserlerinde oluşan aşağı yukarı 3 bin eserlik kitap sergisi açılacak. Hat, tezhip ve ebru gibi geleneksel el sanatlarına ilişkin canlı performanslar sunulacak. Bakanlığımız tarafından desteklenen 9 telif ajansı da görüşmeler yapacak” şeklinde konuştu.

Bu yıl 21’incisi düzenlenen Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali 30 Ağustos’ta başlıyor. Festival programında ‘Attila’dan ‘Aida’ya sekiz farklı temsil sahnelenecek.

Festivalde 'Attila' operası Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sahnelenecek.

Festivalde ‘Attila’ operası Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sahnelenecek.

Antalya’nın iki bin yıllık antik tiyatrosu Aspendos, dünyada doğal akustiği en iyi yerlerden biri olarak biliniyor. Aspendos antik tiyatrosu yirmi yıldan fazladır müzikli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Bunlar içerisinde en eski olanı bu yıl 21’incisi gerçekleşecek olan Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün birlikte hazırladığı festival 30 Ağustos’ta başlıyor.

Festival kapsamında İzmir, Mersin, Antalya, Ankara, Antalya Devlet Opera ve Balesi müdürlüklerinin yanı sıra Budapeşte Operet ve Müzikal Tiyatrosu ile İtalya – Sicilya, Taormina Festival Operası gibi yabancı konuk topluluklar da yer alacak. 30 Ağustos akşamı Guiseppe Verdi’nin ‘Aida’ operası ile başlayacak olan festivalde, 3 Eylül’de ‘Notre Dame’ın Kamburu’ balesi, 6 Eylül’de ‘Operetler Galası’ konseri, 10 Eylül’de ‘La Traviata’, 13 Eylül’de ‘Harem’ operası, 17 Eylül’de ‘Attila’ operası, 20 Eylül’de ‘Tosca’ operası ve 24 Eylül’de ise ‘Herkül’ operası sahnelenecek.

30 Ağustos – 24 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan festival biletleri 50 TL olarak satışa sunuluyor.

Kaynak: Al Jazeera

İyi bir kursta en uygun gün ve saate çocuklarınızın veya sizin bir sanat eğitimine mi ihtiyacı var? O zaman elinizi çabuk tutun ve en uygun gün ve saat imkânını kaçırmayın. Eğer geç kalırsanız uygun saatler dolabilir ve elbette zaman sizleri zorlayıp sanat eğitiminden  uzak kalmanıza yol açabilir. Lütfen unutmayın! Haftanın 7 günü sabah 09:00- akşam 21:00 arasında açığız ve derslerimiz devam ediyor.

sanat-egitimi

Kaliteli bir ortamda, eğitimli ve işinin uzmanı eğitmenlerle pozitif bir yapı içerisinde siz veya çocuklarınız sanat ile tanışacak.

Huzurlu, bakımlı, samimi bir ortamda ister çocuğunuz dersteyken sizde bir başka derse girebilir, isterseniz çayınızı yudumlayarak müzik sesleri arasında diğer veliler ile sohbet edebilirsiniz.

Buyurun gelin tanışalım! Daha içeri adım atar atmaz huzur ve sanatı hissedeceğiniz kurumumuza misafir olun. Kayıt olma zorunluluğunuz elbette yok, gelip bilgi alabilir sohbet edebilirsiniz. Bir başka kurumda eğitim alacak olsanız dahi kurumumuza gelin merak ettiğiniz şeyleri sorun öğrenin. Nar Sanat bir sanat derneği kuruluşu ve sizlerin nerede olursa olsun sanat eğitimi almasını destekleyen bir kurum.

Tek beklentimiz özellikle çocuklarımızın doğru eğitmenler eşliğinde iyi bir eğitim alması. Çocuk drama eğitiminden, hobi veya akademiye hazırlık resim, piyano, gitar, bateri, bağlama, keman, tiyatro, bale, dans, diksiyon, fotoğraf ve daha nice sanat dalı konusunda her türlü bilgi desteğini vermeye hazırız, yeter ki çocuklarımız sanatın içerisinde olsun.

Lütfen unutmayın hangi kuruma giderseniz gidin kurum imkanlarına ve eğitmenlerin eğitim düzeyine bakınız ve özellikle M.E.B.’e bağlı olmasına dikkat ediniz!

Davetlimizsiniz bekleriz…

Hep Sanat, Nar Sanat

 0212 570 80 68

Barış İçin Müzik, İstanbul Kültür Sanat Vakfı desteğiyle, ilki geçen yıl Salzburg Festivali kapsamında gerçekleştirilen Sistema Europe Orkestra Kampı’nın ikincisini 14-22 Ağustos tarihleri arasında İstanbul’da düzenleyecek.

sistema-europe-orkestra-kampi-istanbul-da-bulusuyor

Boğaziçi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde yapılacak Sistema Europe Orkestra Kampı’na, 9 ülkeden katılacak 200 çocuk ve eğitmen, bir hafta boyunca provalar yaparak birlikte çalışma imkânı bulacaklar. Barış için Müzik’in müzik direktörlüğünü yürüten Bruno Campo ile MozartBologna Orkestrası ve Lucerne Festival Orkestrası üyesi Etienne Abelin’in müzikal liderliğiyle gerçekleştirilecek Sistema Europe Orkestra Kampı’na Türkiye’den Barış İçin Müzik Orkestrası’yla birlikte, Avusturya, Danimarka, Hırvatistan, İngiltere, İsveç, İsviçre, İtalya ve Portekiz’den yaşları 10-19 arasında değişen 200 çocuk katılacak.
İstanbul’da gerçekleştirilecek Sistema Europe Orkestra Kampı’nın en önemli etkinliklerinden biri de geleceğin El Sistema eğitmenlerinin yetişebilmesi için düzenlenecek “El Sistema Modeli eğitimKampı” olacak. İlk kez düzenlenecek eğitim kampında, Türkiye’nin farklı illerinin yanı sıra Avusturya, Hırvatisyan, İngiltere, İran, İsviçre, İsveç, İtalya, Macaristan, Peru, Portekiz ve Venezüella’dan 50’nin üzerinde eğitmen yer alacak. El Sistema modeli eğitimin öğretileceği çalışmalara Barış için Müzik Orkestrası’nın gelecekteki öğretmenleri de katılacak.
200 kişilik Sistema Europe Gençlik Orkestrası’nın konseri 
21 Ağustos Perşembe akşamı 20.00’de 
Leyla Gencer Opera ve Kültür Merkezi’nde 
Bir hafta boyunca birlikte prova yapan 200 çocuğun aynı sahnede buluşacağı Sistema Europe Gençlik Orkestrası, 21 Ağustos Perşembe akşamı 20.00’de Bakırköy Belediyesi Leyla GencerOpera ve Kültür Merkezi’nde ücretsiz bir konser verecek. Şef Bruno Campo yönetimindeki Sistema Europe Gençlik Orkestrası konserde, Tchaikovsky’nin Slav Marşı, Arturo Marquez’in Danzon no.2, Rossini’nin William Tell Uvertürü, Elgar’ın Enigma Varyasyonları’ndan Nimrod, Mozart’ın Küçük Bir Gece Müziği ve Grieg’in Holberg Suit’inden 1. Bölüm’ü seslendirecek.
Sistema Europe Orkestra Kampı İstanbul 2014, Barış için Müzik Vakfı tarafından, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın desteği ve Boğaziçi Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Hilti Foundation, Canan Pak İmregün, Liv Hospital, Berrin Erengül, Twist, Nestlé ve Turyol sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Sistema Europe Orkestra Kampı’nın üçüncüsü 2015 yılında Barış için Müzik’in de katılımıyla İsveç’te düzenlenecek.
Barış için Müzik hakkında
Mimar Mehmet Selim Baki ve Yeliz Baki tarafından 2005 yılında başlatılan Barış İçin Müzik mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlamayı ve sanata katılım önündeki engelleri kaldırmayı amaçlıyor. Bugüne kadar 4 binin üzerinde çocuğa ücretsiz müzik eğitimi veren Barış İçin Müzik, 2012’de 29 Avrupa ülkesinin içinde yer aldığı Sistema Europe’un üyelerinden biri oldu ve çalışmaları Sistema Europe’un “en iyi uygulamalarından” biri olarak değerlendirildi. Barış İçin Müzik, Haziran 2014 tarihinde El Sistema’nın kurucusu Jose Antonio Abreu ve Fundamusical Simón Bolívar Müzik Vakfı direktörü Eduardo Méndez ile imzalanan “dostluk” anlaşmasıyla resmen El Sistema’nın bir parçası olarak kabul edildi.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı, 2013 yılından bu yana Barış İçin Müzik Vakfı’nın kurumsal destekçiliğini üstleniyor ve Lale Kart Üyelik Programı ile de bu oluşuma eğitim desteği veriyor.
Kaynak:Milliyet

Bu yıl 14-28 Kasım tarihleri arasında Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği tarafından düzenlenecek II. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali kapsamında yapılacak olan Ulusal Kısa Film Yarışması’na başvurular başladı. 

boğaziçi-film-festivali


Başta sinema olmak üzere, ülkemizin önemli kültür sanat etkinlikerinden birisi olacağını henüz ilk yılında yaptığı, dünya sineması seçkisi, özel gösterim bölümleri, söyleşiler, atölye çalışmaları ve özellikle kısa filme verdiği yapım destek fonu ile göstermiş olan, Uluslararası Boğaziçi Film Festivali ikinci yılına hazırlanıyor. Bu sene İstanbul Medya Akademisi koordinatörlüğünde Türk Sinemasının 100.Yılına özel olarak alanında yetkin yerli ve yabancı ünlü isimlerin katılımlarıyla, akademik tartışmalar, özel program ve seminerler, workshoplar ve çeşitli organizasyonlar ile hem teorik hem de pratik tartışmaların gündeme getirilmesi planlanıyor. Son başvuru tarihi 26 Eylül 2014 olarak belirlenen Ulusal Kısa Film Yarışması hakkında detaylı bilgi, başvuru formları ve şartnamelere www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ulaşılabilir.

2014 yılında çekilen en iyi basın fotoğrafları ‘World Press Photo-Dünya Basın Fotoğrafları 2014’ adı altında İstanbul’da sergilenecek.

JohnStanmeyer

John Stanmeyer’e ait fotoğraf Cibuti’de çekildi. Somali’deki yakınlarına ulaşmaya çalışan yerliler.

Bu yıl altıncısı gerçekleşen ‘World Press Photo-Dünya Basın Fotoğrafları’ sergisi, dünya çapında çekilmiş basın fotoğraflarından hazırlanan bir seçkiden oluşuyor. İnsanlığın 2014 yılı içerisindeki ortak hafızasını ve spordan ekonomiye, sanattan siyasete tüm gelişmelere dair bir kronoloji niteliğinde.

Bir yarışma ile hazırlanan sergi koleksiyonu, 98 bin 671 fotoğraf arasından 19 jüri üyesinin seçtiği 140 fotoğrafı görme imkanı veriyor. 132 ülkeden 5.754 katılımcının yer aldığı yarışmanın seçkisi 12 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında Forum İstanbul’da görülebilecek.

Kenya’daki alışveriş merkezi katliamından, albino oldukları için Hindistan’da özel bir eğitime tabi tutulan görme engelli çocuklara, Cibutili yerlilerin Somali’deki akrabalarına ulaşmak için deniz kenarlarında telefonlarının sinyali çekmesini beklemeleri gibi 2014’e dair birçok çarpıcı an bu sergide yer alıyor.

Handout/Reuters Batı Bengalden Albinolu çocuklar

Handout/Reuters Batı Bengalden Albinolu çocuklar

 

Daha Fazlası için lütfen LİNKE tıklayınız.

 

Venedik’te 1895 yılından bu yana düzenlenen bienal kapsamında bu yıl ilk kez kalıcı bir Türkiye pavyonu yer alıyor. Küratörlüğünü mimar Murat Tabanlıoğlu’nun üstlendiği bienalin sergi konukları arasında tanınmış sanatçı Sarkis de yer alıyor. Defne Ayas’ın sunum küratörlüğünde gösterilecek olan eser, Arsenale’de 2014-2034 yılları arasında Türkiye’ye yirmi yıl süreyle tahsis edilen mekanda sergilenecek.

venedik-bienali

9 Mayıs – 22 Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Venedik Bienali 56. Uluslararası Sanat Sergisi’nde yer alacak olan Sarkis, Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü. İlk sergisini 1960 yılında İstanbul Sanat Galerisi’nde açtı. Resimle başladığı sanat hayatına heykelin yanı sıra disiplinler arası (işitsel, görsel) enstalasyonlar gibi farklı sanat formları ekleyen sanatçının eserleri, aralarında Centre Georges Pompidou  (Paris), Guggenheim Museum (New York), Musée d’Art Moderne de la Ville de Paris (Paris), Kunst-und-Austellungshalle (Bonn), Louvre Müzesi (Paris), Bode Museum (Berlin), Kunsthalle Düsseldorf’un bulunduğu birçok sanat merkezi, müze ve galeride sergilendi. When Attitudes Become Form sergisi (Kunsthalle Bern, 1969), DOCUMENTA VI, DOCUMENTA VII (Kassel, 1977, 1982) ile Sidney, Şangay, Sao Paulo, Moskova ve İstanbul Bienalleri Sarkis’in katıldığı önemli sergiler arasında.

Sarkis’in son dönem kişisel sergileri arasında Galeri Manâ (İstanbul, 2013),  Arter (İstanbul, 2013), Museum Boijmans van Beuningen (Rotterdam, 2012), Galerie Nathalie Obadia (Paris, 2011 ve 2014), MAMCO-Cenevre Çağdaş Sanat Müzesi (Cenevre, 2011), Centre Pompidou Çağdaş Sanat Merkezi (Paris, 2010), ve İstanbul Modern (2009) sayılabilir. Sanatçı çalışmalarını 1964’ten bu yana Paris’te sürdürüyor.

Venedik Bienali hakkında tarihçe

1895 yılında yapılan ilk bienalde dekoratif sanatlar önemli rol oynamıştır. Yirminci yüzyılın ilk on yılında etkinlik daha da uluslararası niteliğe erişmiştir. 1907’den sonra birçok ülke kendi ulusal pavyonlarını kurmaya başlamıştır. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Biennale modern sanattakiyenilikçi akımlara ilgi göstermye başlamıştır. İki dünya savaşı arasındaki yıllarda birçok önemli modern sanatçı bu etkinlikte işlerini sergilemiştir.

1930’da, Biennale’in kontrolü Venedik şehir meclisinden ulusal Faşist hükümete geçmiştir. 1930’larda birçok yeni etkinlik bölümü eklenmiştir: 1930’da Müzik Festivali, 1932’de Uluslararası Film Festivali, 1934’te Tiyatro Festivali. 1938’den itibaren Sanat Sergisi bölümünde “Büyük Ödül”ler verilmeye başlanmıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında altı yıl ara verildikten sonra, 1948’de yeniden yapılmaya başlanan Biennale, ilgisini önce Avrupa’daki avangard sanat, daha sonra tüm dünyadaki güncel akımlar üzerinde yoğunlaştırmıştır. Soyut Dışavurumculuk 1950’lerde, Pop Sanatı 1960’larda etkinlikte yer almıştır. İtalyan mimar Carlo Scarpa 1948’den 1972’ye kadar Biennale’nin sergi mekanlarına önemli katkılarda bulunmuştur.

1968 protestoları Biennale’de krize neden olmuş, Büyük Ödüller iptal edilmiş, monografik olanlar yerine daha çok tematik sergiler yeğlenmiştir. 1974’te yapılan etkinlik Agusto Pinochet’nin diktatörlüğünü kültür yoluyla protesto etmek amacıyla tümüyle Şili’ye adanmıştır. Yeni ödüller -Venedik Film Festivali’nin Altın Aslanları- verilmeye başlanmıştır.Postmodern sanat, gittikçe artan çeşitlilik ve popülerlikte sergiyle sahneye girmiştir.

1980’de Achille Bonito Oliva ve Harald Szeemann ortaya çıkan yeni sanatı araştırmayı amaçlayan “Aperto” isimli bölümü açmışlardır. İtalyan sanat tarihçisi Giovanni Carandente1988 ve 1990 yıllarının yöneticiliğini yapmıştır. Ardından üç yıl ara verilerek, 1995 yılında yapılacak etkinliğin Biennale’nin 100. yıldönümüne denk gelmesi sağlanmıştır. 1993 yılının etkinliği Achille Bonito Oliva, 1995 Jean Clair, 1997 de Germano Celant tarafından yönetilmiştir.

1999 ve 2001 yıllarında peşpeşe iki yıl Harald Szeemann’ın yönetimindeki Biennale’ye Asya ve Doğu Avrupa’dan, her zamankindan daha genç sanatçılar çağrılırken Arsenale’de yeni restorasyonu biten bölümlere sergi mekanları eklenmiştir.

50. Biennale Francesco Bonami tarafından yönetilirken, yedi yardımcı küratörle (Hans Ulrich Obrist, Catherine David, Igor Zabel, Hou Hanru ve Massimiliano Gioni) ile çalışması bir rekor olarak görülmüştür.

51. Biennale Haziran 2005’te açılmıştır. Maria de Corral ve Rosa Martinez’in küratörlükleriyle etkinlik ilk defa iki kadının yönetiminde yapılmıştır. De Corral “The Experience of Art” (Sanatın Deneyimi) isimli bölümü organize ederek eski ustalardan gençlere kadar 41 sanatçının işini sergilemiştir. Rosa Martinez ise Arsenale’yi alarak “Always a Little Further” (Hep Biraz Daha İleri) başlığı altında “romantik yolcu mitini” işleyen 49 sanatçının işlerine yer vermiştir.

51. Biennale’de ABD’li sanatçı Barbara Kruger ömür boyu başarısı için “Altın Aslan” ile ödüllendirilmiştir.

2007’de ABDli Robert Storr baş yöneticiliğini üstlendiği 52. Biennale’nin başlığı Think with the Senses – Feel with the Mind. Art in the Present Tense (Duyularla düşün – Akılla Hisset. Şimdiki Zamanda Sanat) olmuştur. Bu yıl Meksika ilk resmi katılımını sanatçı Rafael Lozano-Hemmer ile Van Axel Sarayı’nda yapmıştır.

İsveç’li küratör Daniel Birnbaum 2009 yılının sanat yöneticiliği için saçilmiştir.

Venedik Bienali Formatı

Resmi Biennale Giardini’de 30 kalıcı ulusal pavyonun bulunduğu parkta yer alır. Kalıcı pavyonlar, daha çok 1930’ların ve Soğuk Savaş’ın uluslararası politik yapısının bir dayatmasıdır. Her ülkenin kendi pavyonunu nasıl kullanacağı konusunda tek bir format yoktur. Büyük Britanya pavyonu her zaman British Council (İngiliz Kültür Konseyi) tarafından yönetilirken ABD bu sorumluluğu İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenen bir galeriye vermektedir. Giardini’de Biennale’nin yöneticisinin küratörlüğünü yaptığı büyük bir sergi salonu da bulunmaktadır.

Aperto genç sanatçılar ve ulusal olarak temsil edilmeyen ülkelerin sanatçıları için daha marjinal bir yan etkinlik olarak başlamıştır. Genellikle Arsenale’de sergilenmektedir ve resmi bienal programının parçası olmuştur. 1995’te Aperto olmayınca katılan ülkeler yeni sanatçılarının işlerini sergileyebilmek için yerler kiralamışlardır.

Müzik ,resim, beden eğitimi , tiyatro gibi branşlara ilgi duyan her yaş gurubu, eğer bu branşlarla profesyonel olarak ilgilenmek isterlerse …

coskun-nehir-ses-terapisi-1

Nar Sanat Eğitim Kursu Şan eğitmeni ve “Hocaların Hocası” olarak bilinen Devlet Opera ve Balesi sanatçısı ve aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nde Şan Hocası olan Coşkun NEHİR bildiğiniz gibi bir yıldır Nar Sanat Eğitim Kursu’nda Şan ve Ses Terapisi konusunda eğitmenlik yapmaktadır.  Hocamızın yetenek sınavları hakkındaki yazısını sizlerle paylaşmak istedik.

Müzik ,resim, beden eğitimi , tiyatro gibi branşlara ilgi duyan her yaş gurubu, eğer bu branşlarla profesyonel olarak ilgilenmek isterlerse karşılarına yetenek sınavları denen bir engel çıkar.

Nedir bu yetenek sınavları?

İnsanlar dünyaya geldikleri zaman diğer insanlardan farklı olarak bazı öğeleri farklı olarak doğarlar. Bu öğeler kişilerde Diğerlerinden mutlaka ön plandadır. Bazıları güzel konuşmalarıyla , bazıları matematik zekalarının farklılıklarıyla ,bir diğeri düzgün fiziği ile ,güzel sesiyle, spora olan yatkınlığı ile ,farklı duyuşlarıyla diğer insanlardan ayrıcalıklı olarak dünyaya gelirler.

Bazı insanlarda da aynı anda bu ayrıcalıklar bir arada bulunur. İşletmecilik ,ticari zekayı da bu ayrıcalıklara ilave edebiliriz.
Ben bunlardan güzel sanatlar dalı olan müzik ,bale,beden eğitimi tiyatro dalları üzerinde durmak istiyorum. Her ne kadar yanlış olsa da bir insan bu dallardan biriyle ilgilenmek istese karşısına ‘Yeteneğin var mı ? ‘ sorusu ve arkasından bir dizi sınav karmaşası çıkıyor. Amatör olarak bu dallarda biriyle ilgilenmeye kalkanlar bile engellerle karşılaşıyorlar.

Halbuki ünlü Fransız müzik düşünürü ALBERT LAVİGNAC müziği herkesin yapabileceği müziği yapamayanların ya tembel ya da geri zekalı olduklarını ifade etmiştir. Evet benim yıllarca edindiğim tecrübelerde de güzel sanatların herhangi bir dalı ile uğraşanların matematiksel olarak uğraştıkların da mutlaka belirli bir seviyeye geldikleri gözlemledim. Piyano, akordeon, bağlama,gitar çalanlara ,sesi çirkin olduğu halde nota hatası yapmadan şarkı söylemelerine şahit oldum.

Fakat bu durum belirli bir yerden sonra yerini yukarıda belirttiğim ayrıcalıklara terk ediyor. Aynı eseri çalan ,hareketi (dansı)yapan,aynı tiyatro eserini canlandıran beş (5) veya daha fazla kişiye aynı eseri icra ettirdiğimizde şu kişi diğerlerinden çok farklı dediğimizde o zaman yetenek ortaya çıkıyor.

yetenek-sinavlari

Dünyanın bir çok ülkesinde ve yurdumuzda sanatçı yetiştiren veya müzik öğretmeni yetiştiren kurumlar yetenek sınavları yaparlar , Klasikleşmiş bir takım sorular sorarlar müracaat sayısı fazla olup alınacak öğrenci sayısı az olursa sorular zorlaşır ; böylece sınava iyi hazırlanamamış bir sürü yetenekli kişi kazanamayınca küsmüş olarak geri dönerler bu ise büyük hayal kırıklığı yaratır.

Y.G.S. sınavı yapıldı ve arkasından da L.Y.S. sınavları yapılıyor. Sonuçlar açıklandıktan sonra Eğitim Fakülteleri müzik ,resim, ve spor akademileri yetenek sınavları bunun ardından KONSERVATUARLARIN tiyatro ,opera bölümleri yetenek sınavlarıyla öğrenci alacak. Gene Güzel Sanatlar Liseleri,Spor Liseleri de aynı yolu izleyecekler. Buraların sınav sistemlerine alışmak için mutlaka bir hazırlık devresinden geçmek gerekli .Bu da aynı üniversite ye sınavlarına hazırlanırken gittiğiniz dershaneler gibi bu sınavlara hazırlayan kurumlar la iletişim kurmanızla gerçekleşir ve uzun bir hazırlık dönemi gerektirir.

Güzel sanatların herhangi bir dalıyla veya sporu yaşamının bir parçası yapmak isteyen gençler sizin için hala geç değil . Bu konuda eğitim veren kurumları lütfen iyice inceleyiniz. Hemen iletişime geçiniz.

SİZLERE BAŞARILAR DİLİYORUM.

SEVGİLERİMLE….
Coşkun Nehir
(OPERA SANATÇISI)
www.coskunnehir.com.tr

Özpetek’in filmleri İtalya’da, Akın’ın filmleri Almanya’da, Ceylan’ın filmleri ise Fransa’da önemli seyirci sayısı ve hasılata ulaşırken kendi ülkelerinde gişede hüsrana uğruyor

Yurt dışında aldıkları ödüllerle kendilerinden söz ettiren Fatih Akın, Ferzan Özpetek ve Nuri Bilge Ceylan, Türkiye’de gelirlerinin ve filmlerini izleyen seyircilerin azlığı ile dikkati çekiyor.

AA muhabirinin Box Office Mojo ve Box Office Türkiye’den aldığı verilere göre, yurt dışında büyük üne sahip ve Türkiye’de en çok filmi izlenen yönetmen Nuri Bilge Ceylan.

Ceylan’ın beyazperde macerası, toplam 259 bin lira hasılat ve 63 bin seyirciye ulaştığı 2002 yılındaki “Uzak” filmiyle başladı. Ardından vizyona giren “İklimler” filmi ise Türk sinema seyircisini salonlara çekemedi. Türkiye’de 256 bin lira hasılat elde eden film, sadece Fransa’da bunun iki katı hasılata sahip oldu. Yıllar geçtikçe adından daha çok söz ettiren yönetmen, bu yıl Cannes FIPRESCI ve Altın Palmiye ödüllerini kazanan filmi “Kış Uykusu” ile kendi rekorunu kırdı. Ceylan’ın Kış Uykusu filmi toplam 132 kopya ile 3 milyon liraya yakın hasılat elde etti ve 254 bin seyirciyle buluştu.

Türkiye’nin en şanssız yönetmenlerinden Ferzan Özpetek, 1999 yılından bu yana birçok filmi yönetmesine rağmen Türkiye’de en çok izlenen filmi yine o yıla ait “Harem Suare” oldu. Özpetek, bu filmi ile toplam 224 bin seyirciyle buluşurken Cem Yılmaz’ı da kadrosuna dahil ettiği “Şahane Misafir” filmi 166 bin seyirciyle sınırlı kaldı. Filmleri yurt dışında büyük ilgi gören yönetmene, özellikle filmlerini çektiği İtalya’da büyük saygı duyuluyor. “Karşı Pencere” filmiyle Türkiye’de 1 milyon liralık bir hasılat elde etse de İtalya’da bunun tam 12 katı hasılata ulaşan Özpetek’in “Cahil Periler” isimli filmi ise Türkiye’de sadece 98 bin kişi tarafından izlendi.

Almanya’da ve Avrupa’da adından en çok söz ettiren Fatih Akın ise Türkiye’de fazla rağbet görmüyor. Filmlerinde mutlaka Türk oyunculara yer veren ve Türk kültürüne de değinen Akın’ın Türkiye’de gösterime giren son filmi 2012 yılında “Cennetteki Çöplük” isimli belgeseli oldu. Sadece 5 kopya ile salonlarda yer bulabilen filmin izlenme sayısı da 6 binle sınırlı kaldı. Yönetmenin “Soul Kitchen” adlı komedi filmi ise Türkiye’de 811 bin lira hasılat yaparken, Almanya’da 20 milyon lira, İspanya’da 1 milyon lira, İtalya’da da 3 buçuk milyon lira gişe geliri elde etti. Filmleri daha çok Almanya, Fransa ve İspanya’da izlenen Akın, şu sıralar “The Cut” filminin yönetmenliğini yapıyor.

Öte yandan, üç ünlü yönetmenin filmleri, uluslararası film eleştiri sitesi IMDB’de aldıkları yüksek puanlarla seyirciler tarafından takdir topluyor. Fatih Akın’ın “Soul Kitchen”ı sitede 10 üzerinden 7,3 puan alırken, Özpetek’in “Karşı Pencere”si 7,4 ve Ceylan’ın “Kış Uykusu” 9,4 puan ile değerlendiriliyor.

Senarist Barış Erdoğan, bu yönetmenlerin Türkiye’de az izlenmesine ilişkin ise “Türk sinema seyircisinde Hollywood eğilimi var ve üç yönetmenimizin yaptığı işler popüler kültüre hitap eden işler değil. Dolayısıyla daha spesifik bir kitleye hitap ediyorlar. Bu üç yönetmenin filmleri, enerji harcamayı gerektiren filmlerdir” değerlendirmesinde bulundu.