Şunun için etiket arşivi: zaman

BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali ödülleri dünyanın uzak coğrafyalarından gelen filmlerin oldu. Festivalde Fethi Kayaalp Büyük Ödülü’nü yarışmaya Şili’den katılan, acı çekmek, yaşlanmak ve zamanın kendisi üzerine keskin bir gözlem yapan ‘Surire’ filmi kazandı.

bidef_a3_1

Bu yıl ikincisi düzenlenen ve daimi konusunun ‘çevre’ olan BIFED Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali ödülleri dünyanın uzak coğrafyalarından gelen filmlerin oldu.

Bozcaada Belediye Başkanı ve Festival Başkanı Dr. Hakan Can Yılmaz yaptığı kapanış konuşmasında “Barışa, doğaya, kültüre ve geleceğe sahip çıktıklarını”, “Baskı ve sansür tehdidine rağmen BİFED’in tamamen bağımsız ve özgür bir etkinlik” olduğunun altını bir kez daha çizerek “Biz artık ölümleri değil barışı konuşmak istiyoruz. Biz var oldukça bir tek başak tanesi susuz, bir tek zeytin dalı yalnız kalmayacak, söz veriyoruz” dedi

BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ ŞİLİ’YE…
13 ülkeden, 16 filmin yarıştığı festivalde 7.000 lira değerindeki Fethi Kayaalp Büyük Ödülünü, Şili’den katılan, yönetmenliğini Bettina Perut ve Iván Osnovikoff’un gerçekleştirdiği, acı çekmek, yaşlanmak ve zamanın kendisi üzerine keskin bir gözlem yapan “Surire” filmi aldı.
İkincilik ödülü; “Kadınların, çocukların, doğanın katline karşı çıkmak için hangi coğrafyada olursak olalım muhakkak bir fırsatımız vardır” diyen, Fransa’dan Anna Roussillon’ın filmi “I am The People / Ben Halkım” alırken, üçüncülük ödülünü cesaretli ve umut dolu, gençliğin gücüne ve direnişe övgü olduğu için İtalya’dan Paolo Pissanelli’nin filmi “Good Morning Taranto / Günaydın Taranto”ya layık görüldü.
Yapımcı ve senarist Funda Alp, ABD ’li belgesel yönetmeni ve insan hakları aktivisti Liz Miller, Yunanlı sinema yazarı Maria Chalkou, belgesel yönetmeni Manou Khalil, gazeteci Banu Güven, yönetmen Özcan Alper, belgesel yapımcısı Gaye Günay’dan oluşan jüri, verilen üç ödülün yanı sıra “duygusal ve çağrışımlarla dolu ve gelecek sinema macerasında çok iyi olacağını” düşündükleri Ardahan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Turgay Kural’ın yönetmenliğini yaptığı filmi “Cibik” i de desteklediklerini belirttiler.

ÖĞRENCİ FİLMLERİNE DESTEK İÇİN GAİA ÖDÜLÜ
BIFED bu yıl öğrenci filmlerine destek ve farklı bir yarışma alanı sağlamak için GAIA Ödülü’nü verdi. Festivaleİngiltere ’den katılan, yönetmenliğini Benjamin Huget’in yaptığı “Takımada” GAIA Ödülü’nü alırken, Mansiyon ödülünü ise da Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Murat Haksever “Çoban” filmi ile kazandı.
www.bifed.org

Yıllardır kendi adına bir müze kurulup fotoğraflarının burada yaşaması için uğraşan Ara Güler, bir müze için Doğuş Grubu’yla anlaşmak üzere.

ara-guler

Yıllardır kendi adına bir müze kurulup fotoğraflarının burada yaşaması için uğraşan Ara Güler’in, bunun için Doğuş Grubu’yla anlaşmak üzere olduğu konuşuluyor.
Türkiye’nin, özellikle de İstanbul’un son 70 yılının görsel hafızasını barındıran Ara Güler’in arşivi için önce Doğuş Grubu’na ait İstanbul Bomonti’deki bir mekâna bakıldığı, Güler’in burayı beğenmemesi üzerine Galatasaray’daki Güler Apartmanı’nın müze için planlandığı belirtiliyor.
Müze projesine Ara Güler’i ikna etmek için Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk‘in bizzat çeşitli kereler görüştüğü, müzenin ise daha büyük bir projenin bir parçası olarak planlandığı öğrenildi. Projenin geneliyle ilgili bilgi henüz verilmezken, Ara Güler’e, projenin yönetimi için bir şirket kurulması ve bütün tasarrufunun Ara Güler’e bırakılmasının teklif ettiği dillendiriliyor.
Kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre, kamuoyuna açıklama ise imzalar atıldıktan sonra yapılacak.
Konuyla ilgili ulaştığımız Ara Güler, arşivini sattığı söylentileriyle ilgili, dedikoduları hiç sevmediğini vurgularken “Ben kimseye bir şey satmıyorum, devretmiyorum. Benim tek istediğim bir an önce bir Ara Güler Müzesi’nin oluşması ve bu müzenin içinde benim bütün eserlerimin, özel eşyalarımın ve bana hediye edilen fotoğraf ve resim koleksiyonumun yapılacak olan müzede bütün insanlara sunulması. Tek arzum budur,” diyor.

‘Ranta kurban gitmesin’

Bir zamanların İstanbul’unu görsel bellek olarak barındıran arşiv, günümüzde dönüşüme tabi tutulan Beyoğlu’nun eski halini de bünyesinde barındırıyor. “Nerede o eski İstanbul” diyenlerin en doyurucu cevabı aldıkları, Türkiye için böylesi önemli bir arşivle bir şirketin ilgilenmeye başlaması ise bazı soruları beraberinde getiriyor. Kurulacak olan şirketin yöneticilerinin kim olacağı, işletmesinin nasıl yapılacağı, neredeyse 1 milyon diaya barındıran arşivin hangi amaçla kullanılacağı bunlardan bazıları.
Konuştuğumuz kaynaklar ise müzeyle ilgili en doğru kararın Ara Güler tarafından verileceğini belirtirken bu arşivin ve neredeyse İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Güler Apartmanı’nın “ranta kurban gitmemesinin” daha önemli olduğunun altını çiziyor.
Doğuş Grubu’ndan ise konuyla ilgili bir yorumda bulunulmuyor.

‘Dünyadaki örnekler gibi olmalı’

Belgeselci Osman Akkan: Ben aslında kimsenin bu köşeyi ‘Yıkıp yeniden yapacağız!’ masalıyla Ara Güler’in karşısına çıkacağını düşünemiyorum! Buna en doğru cevabı dünya kültürüne katkılarıyla şimdiden efsaneleşen Ara Güler verecek, orasının babası Dacat Bey’in kemiklerini sızlatmadan, aslına en uygun biçimde restore edilip tıpkı Goethe’nin, Beethoven’ın, Gutenberg’in yüzyıllardır ayakta duran evleri gibi bir galeri-müzeye; aynı zamanda gençlere ışık tutan bir akademiye dönüşmesini sağlayacaktır. Sözünü ettiğiniz holding de umarım kültüre ve bilime saygılı bir kuruluştur ve rant uğruna o köşeyi tarihi dokusundan koparıp bir ‘flagstore-lüks otel-cafe-restoran’ kompleksine dönüştürmek yerine, öncelikle Ara Güler’in ve dünya kültür çevrelerinin haklı beklentilerine cevap verecek bir restorasyon modeli önerir.

‘Güler geleceğe kalmalı’

Belgeselci Nebil Özgentürk: Bu arşivin değerlendirilmesi gerekiyor. Ara Ağabey bunun için yıllardır uğraşıyor. Bazın dostalarına danışıp onlardan görüş alıyor. Bazen de sempatik ama kendine buyruk tavrıyla fikir değiştiriyor. Bazı büyük sermaye gruplarının bu arşivle ilgilendiğini biliyorum. Burada önemli olan Ara Güler Müzesi’nin kurulacak olması, fotoğraflarının kurumsal mantıkla sonraki kuşaklara kalması.

‘Tavsiye edilecek mekân olmalı’

Fotomuhabiri Coşkun Aral: Ara Güler Müzesi olması gereken bir şey. Güler, Türkiye’nin ihtiyacı olan evrensel birisi. Türkiye’de fotoğrafı sanat olarak, gazeteci olarak gündeme getiren bir insan. Ara Güler’in bir müzesi olmasın da kimin olsun. Umarım gezilebilecek, tavsiye edebilecek bir mekân olur.

‘Ara Güler Müzesi mutlaka yapılmalı’

Edebiyatçı Doğan Hızlan: Ara Güler Müzesi’nin mutlaka olması gerekiyor. Çünkü bizde ne yazık ki devlet de özel teşebbüs de bir insana, bir ustaya değer vermiyor. Beyoğlu’nun kışından, yazından, tramvayından en önemli fotoğraflar Ara Güler’dedir. Onun epey önemli bir albümü vardır. Onun için müze yapılmalı. Bunlar kaybolur, ellerde dağılır bir daha da fotoğrafları göremezsiniz.

 

Beyoğlu’ndaki dönüşüm

Emek Sineması “Grand Pera” projesi kapsamında yapının en üst katına “taşındı”. Bulunduğu yer ise iş ve alışveriş merkezi yapılacak. Bir dönemin ünlü sanatçılarının atölyelerinin bulunduğu Narmanlı Han restoran ve işyeri yapılmak üzere restore edilecek.
Restore edileceği gerekçesiyle boşaltılan AKM, kullanılamaz hale getirildikten sonra âtıl halde bırakıldı. AKM, Gezi Direnişi sonrasında polisin devamlı karargâhı haline geldi.
Demirören AVM, İstiklal Caddesi’nde, izin verilen yükseklikten daha yüksek inşa edildiği haberlerine rağmen yapıldı, açıldı ve halen faaliyette.
Bulunduğu binanın restore edileceği gerekçesiyle İstiklal Caddesi’nin sembollerinden İnci Pastanesi kapatıldı ve 70 gün sonra yan sokaktaki yeni yerinde açıldı. İnci Pastanesi artık Mis Sokağı’nın bir simgesi.
Uzun yıllardır İstiklal Caddesi numara 389’da yer alan Robinson Crusoe 389 Kitabevi, Beyoğlu’ndaki dönüşümün sonucu artan kiralar sebebiyle uzun süre ayakta kalmaya çalıştı. Kapanmak zorunda kalan kitabevi SALT Beyoğlu’nun içinde bir yere taşındı. Artık İstiklâl Caddesi’nde 136 numarada ve 4. katta.
1940’ta yıkılan Topçu Kışlası yeniden inşa edilerek otel ve alışveriş merkezi yapılmak istendi. Gezi Parkı’ndaki ilk ağaçlar sökülmek istenirken başlayan Türkiye’nin en büyük direnişi üzerine inşaat projesi “buzdolabına konuldu”. Projeden vazgeçilmedi, inşaata devam edebilmek için yasal yollar yaratılmaya çalışılıyor.

43. istanbul müzik festivali

istanbul-muzik-festivali600’e yakın sanatçı eserleriyle İstanbul gecelerini daha anlamlı kılacak. O halde, İstanbul’u dinlemenin tam vakti…

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 43. İstanbul Müzik Festivali, yarın akşam gerçekleştirilecek açılış töreni ve konseriyle başlıyor. “Kültürel Manzaralar” temasıyla 29 Haziran tarihine kadar aralarında Yuri Bashmet, Fazıl Say, Gidon Kremer, Yuja Wang, Magdalena Koená, Emmanuelle Haïm ve festivalin bu yılki Yerleşik Konuk Orkestrası Deutsche Kammerphilharmonie Bremen’in de bulunduğu 600’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı Aya İrini Müzesi ve Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall gibi İstanbul’un 12 farklı mekânında ağırlayacak.

Festivalin mihenk taşlarının festival heyecanlarını ve festivalden beklentilerini sorduk. İlk olarak da İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak’ın kapısını çaldık.

‘YILDIZ İSİMLERDEN ÇOK, İÇERİK ÖNEMLİ’

-Festival denince akla artık ilk olarak İKSV geliyor. Özellikle de İstanbul Müzik Festivali. Sizce uzun soluklu festival olmasının ardında ne var?

İstanbul Müzik Festivali’nin 43 yıldır hem sanatçılar hem de izleyiciler tarafından ilgiyle takip edilmesinin ve uluslararası alanda etkisini artırabilmesinin sırrı, yaratıcı programları, seyirciyi şaşırtabilmesi, sürekli yenilik peşinde koşması ve dünyada klasik müzikte olan gelişmeleri çok yakından takip edebilmesinde yatıyor. Bugün Türkiye’de pek çok özel kurum, klasik müziğin en büyük isimlerini sunabiliyor. Festivalin farkı burada ortaya çıkıyor. Bizim için artık ‘yıldız isim’lerden çok, projenin içeriği önemli. Bir festivalin en önemli görevi, sanatçılar ve projeleri için yaratıcı bir platform oluşturmaktır. Bir festival sanatçılara hayal kurabilecekleri yaratıcı bir ortam sağlamalı, hatta bir adım ötede yaratıcı anlamda riskler alabilmeleri için bir platform oluşturabilmeli. Seyirciler açısından baktığımızda ise, öncelikle onlar için bu festivalde nasıl sıra dışı ve özel anlar yaratabileceğimizi göz önünde bulundururuz. İstanbul Müzik Festivali olarak dinleyicilerimize mümkün olduğunca çeşitli yenilikler içeren ve sürprizlerle dolu anlar yaşatmayı, dağarcıklarına yeni eserler kazandırarak kimi zaman onları konfor alanlarından çıkarmayı ve özel anlar yaratmayı amaçlıyoruz.

-Bu yılki tema epey derin ve müzikseverler tarafından merakla bekleniyor. “Kültürel Manzaralar”ı etkinlik boyunca katılımcılar nerelerde yakalayacak?

Festivalin başından sonuna kadar pek çok “Kültürel Manzara” karşımıza çıkacak. İlk olarak müzikseverlerin kaçırmaması gereken günümüzün en büyük kemancılarından Gidon Kremer ve Kremerata Baltica’nın 1 Haziran tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde sunacakları “Rus ve Amerikan Mevsimleri” konserini saymak istiyorum. Astor Piazzolla’dan Philip Glass’a ulaşan muhteşem bir konser programı ve arkada gösterilecek olan özel video projeksiyonu kaçırmamalarını tavsiye ederim. Seyirciler için gerçek bir deneyim olacak bu konser. Tabii bunun dışında Angela Hewitt’den “İspanyol Manzaraları”, Alliage Quartet’ten “Paris Dans Ediyor” konseri, Schubertiade, Franz Liszt Oda Orkestrası, Borodin Quartet, Kim Kashkashian konserleri dünyanın pek çok yerinden manzaralar sunacak bizlere.

-İKSV her yıl çıtayı yükseltiyor. Genç müzisyenlere de el uzatıyor. Bu festivalin bir de misyon sırtlandığını düşünebiliriz sanırım.

Genç müzisyenler bizler için çok önemli, bu ülkenin geleceği onlar. Bu nedenle 9 yıldır festivalin açılış konserlerini ülkemizin gelecek vaat eden genç müzisyenleriyle gerçekleştiriyoruz. Bu yıl açılış konserinde dinleyeceğimiz genç piyanist Can Çakmur, gerçekten özel bir yetenek. Aynı zamanda her yıl festival genç solistini sunan projemiz var. Bu yıl genç solistimizi flüt dalında seçtik. Bengisu Kömürcü Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Orkestrası eşliğinde ilk kez festival izleyicileriyle buluşacak. Tabii Barış İçin Müzik Orkestrası’nı da unutmamamız gerekir. Onlar da küçük topluluklarıyla festival süresince konser öncesi etkinliklerimizde yer alacak.

NEREDE? NE ZAMAN?

29 Haziran’a kada rsürecek. 43. İstanbulMüzik Festivali programına ve biletlerine muzik.iksv.org adresinden ulaşılabilir.

SAYILARLA MÜZİK FESTIVALİ

-Festival 42 yılda 3 bine yakın etkinlik gerçekleştirdi.

-Bu yıl yaklaşık 25 bin seyirciye ulaşacak.

-İstanbul Müzik Festivali gençleri desteklemek ve müziğe teşvik etmek amacıyla, 2007 yılından bu yana festivalin açılış konserlerinde genç müzisyenlere programında yer veriyor.

-Aynı şekilde İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 40. yılında (2012), geleceğin sanatçılarının yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla, vakfın kurucuları arasında yer alan ve Türkiye’de operanın gelişmesine büyük katkıda bulunan Aydın Gün anısına başlattığı teşvik ödülü, her yıl klasik müzik alanında bir gence veriliyor.

-İKSV, Barış İçin Müzik Vakfı’nın gelişimine, uluslararası arenada yer edinmesine ve sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar yürütecek; destekçi arayışı, iletişim çalışmaları ve organizasyona yönelik konularda da 2013 yılından beri kurumsal partnerliğini üstleniyor.

PROF. FİLİZ ALİ: BEREZOVSKY’NİN KONSERİ KAÇMAMALI

İstanbul Müzik Festivali Onur Ödülü’ne layık görülen Prof. Filiz Ali ödülünü yarın akşam alacak. Ali’den konserlerde en ön sıralarda olacağı, heyecanla beklediği konserleri aldık.

“Ödülü aldığımı duyduğumda benim için büyük bir sürpriz oldu. Ödül alma amacıyla değil, içtenlikle yaptığım ve bu nedenle ödüllendirildiğim için çok mutlu oldum. İKSV tarafından verilmesi benim için ayrıca anlamlı. Kurucularını da yakinen tanırım. İstanbul Müzik Festivali sayesinde dinleyebileceğimizi ummadığımız müzisyenler getirildi. Eskiden kaliteli müziğe ulaşmak gerçekten çok zordu.

Yaşam boyu başarı ödülü alacak olan Borodin kuarteti ile son zamanların en ilgi çeken piyanistlerinden Berezovsky’nin konserine gitmeyi çok istiyorum. Tabii AIMA Festival Orkestrası’nın Alexander Rudin ve Julian Milkis ile verecekleri konser de çok önemli. Ermeni bestecilerin eserlerinin de yorumlanacağı Kim Kashkashian & Peter Nagy konserine de gitmeyi çok isterim.”

ÇANAKKALE MUHAREBELERİNİN 100. YILI ŞEREFİNE

43. İstanbul Müzik Festivali, besteci, keman virtüözü ve şef Hasan Niyazi Tura’ya festival tarafından sipariş edilen “Şehidin Türküsü” eserinin dünya prömiyeriyle başlayacak. Tura şöyle diyor: “Festivalde dinleyicilerin duyacağı ilk notaların bestecisi olmak heyecan verici. İKSV’nin Çanakkale muharebelerinin 100. yılı şerefine bir eser ısmarlaması ve ortaya çıkan yeni eserimde Çanakkale gazisi büyükbabam Mustafa Niyazi Tura’nın, söz ve müziğini yazdığı türküsünü bir aile yadigârı olmaktan daha ileriye taşımam tarifi zor ama çok güzel duygular.”

“GENÇLERE BÜYÜK SALONLARDA ÇALMA İMKANI VERİLİYOR”

Türkiye’nin dört bir yanında ve yurtdışında eğitimlerini sürdüren 24 yaş altı flütçüler arasından Bengisu Kömürcü festivalde konuk olmaya hak kazandı. 22 yaşındaki Kömürcü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası ve şef Antonio Pirolli ile aynı sahnede olacak. İleride eğitimci olmak isteyen Kömürcü, “İstanbul Müzik Festivali’nin çok dolu bir tarihi var. Her zaman önemli müzisyenleri ağırladı, bu sene de öyle olacak. Biz gençlere de yer veriliyor olması çok anlamlı. Çünkü maalesef bugün ülkemizde büyük bir kitleye haber verip, böyle salonlarda çalma imkânımız yok. 20 Haziran’daki konserim için de çok heyecanlıyım. Bunu bir başlangıç olarak görüyorum. Gelişmeye devam etmeyi ve ileride öğrenci yetiştirmeyi hedefliyorum” diyor.

PİYANİST ANGELA HEWİTT: BENCE HER ŞEY HARİKA OLACAK

“1700’lerde Domenico Scarlatti’nin yazdığı sonatlarının yanı sıra Albeniz’in süiti, Granados’un dansları ve Falla’nın fantezilerini çalmak ve dinlemek ilginç ve etkileyici bir deneyim. Bu isimler fevkalade eserler yazdı ve piyanistlerin neler yapabileceğini gözler önüne serdi. Bu konser için ben de çok heyecanlıyım. İstanbul’da birkaç kere çalmama rağmen İstanbul Müzik Festivali benim için ilk olacak, bu yüzden çok heyecanlıyım fakat bence harika olacak! Umarım dinleyiciler de memnun kalır.”

GABOR BOLDOCZKİ: YENİ TROMPET KONÇERTOLARI GEREK

“İstanbul’un görkemli Osmanlı saray ve bahçelerinin yanı sıra gece hayatı etkileyici. Fazıl Say ile birkaç kere çaldım, harikaydı. Gülsin Onay ile yeni bir müzikal işbirliği gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşıyorum. Yakında İstanbul’a yeni trompet konçertoları getirmek istiyorum.”

Kaynak: Habertürk

pariste çanakkale sergisi

paris-te-canakkaleFransa’nın başkenti Paris’te Anadolu Kültür Merkezi ve Paris Büyükelçiliği tarafından Çanakkale Savaşları’nın 100. yıl dönümü nedeniyle Genelkurmay Askeri arşiv fotoğraflarından oluşan “Çanakkale – Savaştan Barışa Uzanan Yol” isimli fotoğraf sergisi açıldı.

Serginin açılışında Anadolu Kültür Merkezi Başkanı Doktor Demir Fitrat Onger Çanakkale savaşı ile ilgili bilgi veren bir konuşma yaptı. Onger’in ardından konuşan Paris Büyükelçisi Hakkı Akil I. Dünya Savaşı’nın en ölümlü savaşlardan biri olduğunu belirterek, “Galatasaray Lisesi’ne ilk girdiğim zaman dikkatimi çeken ilk şey Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden öğrencilerin listesiydi. Savaşta lise öğrencilerinin sayısı on beş bindi” dedi

Büyükelçi Akil, savaş sonrası Atatürk’ün Anzak annelerine yazdığı mektuptaki “Uzak memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar; burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz” ifadeleri ile Çanakkale Savaşı’nın insani yönleri ağır basan bir yönü olduğunun da altını çizdi.

Anadolu Kültür Merkezi ve Paris Büyükelçiliği tarafından düzenlenen sergiye Paris Büyükelçisi Hakkı Akil ve eşi inci Akil, Paris Askeri Ataşesi Albay Turgut Çelebi ve eşi, Yarbay Cem Yılmaz ve eşi, Amerika, Kanada, Macaristan Askeri Ataşeleri, Avusturalya ve Yeni Zelanda Büyükelçilik diplomatları, Fransa Yurtdışı vatandaşlarından sorumlu Milletvekili Habib Meyer, Paris Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı Ali Onaner, müsteşar Selen Evcit ve çok sayıda konuk katıldı.

Sergi salonunda slayt gösterisi düzenlendi. Türk mutfağından örneklerin ikram edildiği bir kokteyl verildi. Konuklar açılan defteri imzaladı. Paris’te Anadolu Kültür Merkezi’ndeki sergi 28 Haziran’a kadar gezilebilecek.

Kaynak: Gerçek Gündem

ekşi sözlük kutsal eğlence kaynağı festivali

eksi-fest-2015“Kutsal Bilgi Kaynağı” Ekşi Sözlük’ün “Kutsal Eğlence Kaynağı” Ekşi Fest, bu yıl da eğlenceli bir konser serisi sunmaya hazırlanıyor.

Ekşi Fest’te Büyük Sürpriz: Selda & Boom Pam

Bu yıl Ekşi Fest’in en büyük sürprizi ise  Selda & Boom Pam isimli proje. Türk müzik tarihinin önemli isimlerinden Selda Bağcan ve Tel Avivli surf rock gubu Boom Pam’in bir araya gelerek Selda Bağcan’ın klasikleşmiş parçalarını orkestrayla tekrar canlandırdıkları projeleri Selda & Boom Pam Türkiye’de ilk kez Ekşi Fest sahnesinde olacak.

Bunun dışında Ekşi Fest’in bu yılki ana sahnesinde, Yüzüklerin Efendisi’nin Frodo’su Elijah Wood ve grubu Wooden Wisdom (Elijah Wood + Turquoise Wisdom), DJ Fitz, Grup Ses Beats; enerjileriyle iş çıkışı bile hepinizi oynatabilecek kapasiteye sahip hiperaktif grup Che Sudaka, Fransız reggae grubu Dub Inc., büyük bir şenliği küçük bir sahneye sığdıran La Rue Ketanou, Beyrut’un blues/rock grubu The Wanton Bishops, protest müziğin en sevilen gruplarından Bandista uzun ve muhteşem canlı performansların sempatik sanatçısı Carmen Souza sahne alacak.

Alternatif sahnede Tribali, Cem Başak, Burcu Tatlıses, Cemiyette Pişiyorum, Ars Longa, Road Side Picnic, 90 BPM, Frapan, Biz ve Cem Başak Ekşi Fest dinleyicisiyle buluşacak.

Gün boyu süren müzikle birlikte oyunlar, yarışmalar, sosyal medya ve doğa aktiviteleri ile renkli, eğlenceli, alışılmışın dışında bir festival deneyimi yaşatan Ekşi Fest, aynı zamanda farklı görüşten birçok katılımcı ve sivil toplum kuruluşunun bir arada eğlenebildiği nadir etkinliklerden biri…

Festival, farklı görüşten birçok Sivil Toplum Kuruluşu’nun koşulsuz yer bulabildiği ve katılımcıların görüşlerini dile getirip, eğlenceyle fikirlerini özdeşleştirebildiği en özgür festivallerden biri olma özelliği taşıyor.

30 Mayıs Cumartesi günü, alışılmışın dışında bir festival Life Park’ta olacak!

43 bin yıllık Neandertal Flütü

Dünyanın en eski müzik aleti, Neandertal Flütünü dinlemez misiniz? 43 bin yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen bu müzik aleti ile, atalarımızın sanatçı ruhlu olduğu anlaşılıyor.

2008 yılında arkeologlar, Almanya’nın güneyinde Hohle Fels adında bir Taş Çağı mağarasında flüt parçaları buldular. Bu flüt parçaları, akbaba ve mamut kemiklerinden yapılmıştı. Günümüzden önce yaklaşık 42.000 ila 43.000 yıllarına tarihlenen bu enstrümanlar, gelmiş geçmiş en eski enstrümanlar olarak kabul ediliyor. Daha önce en eski kabul edilen enstrümanlar ise 35.000 yıl öncesine tarihleniyordu.

neandertal-fülütü

Araştırmacılar, titizlikle oyularak yapılmış flütlerin, özellikle mamut kemiğinden yapılmış olanların bilhassa zorlu olduğunu düşünüyor. Keşif sırasında bazı araştırmacılar flütlerin, nesli tükenmiş neandertallere karşı, ilk Avrupalı modern insanlara avantaj sağlayan kültürel başarılarından biri olabileceğini iddia ettiler. Fakat Homo sapienlerle melezleşmeleri de dahil, Neandertallerle ilgili bilgilerimiz arttıkça bu iddiaların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

bone-fl

Uzun yıllar boyu yeteneksiz olarak görülen Neandertaller de kendi flütlerini yapıyordu. Ya da en azından 1995’te keşfedilen, mağara ayısının femur kemiğinden yapılmış bir flüt de bunu gösteriyor. Kuzeybatı Slovenya’da, Divje Babe adında bir neandertal bölgesinde Arkeolog Ivan Turk tarafından bulunan bu enstrüman, en az 43.000 yıllık. Hatta 80.000 yaşında bile olabilir.Müzikolog Bob Fink’e göre, flütün üzerinde bulunan dört delik, dört notayla eşleşiyor. Fink: “Flütün notaları kaçınılmaz şekilde diyatonik (ton dışı nota vermeyen) ve herhangi antik ya da modern standart diyatonik bir ölçekle mükemmele yakın bir uyum gösterebilir.” dedi.

neandertal-fülütü-2

Arkeologların, Turk’un iddia ettiği gibi enstrümanın Neandertaller tarafından yapılıp yapılmadığını hararetle tartışmasına rağmen, bulgular insanın yakın akrabalarının hiçbir müzik izi bırakmadan yok olduklarını yalanlıyor ve tarih öncesi müziğin kapısını aralıyor.

Neandertal-flütü

Flütten çıkan sesleri duyabilmek için Slovenya Ulusal Müzesi Küratörü, flütün kilden bir kopyasını yaptı. Prehistorik enstrüman diyatonik ölçülerden tam ve yarım tonları çıkarabiliyor. Müzisyen Dimkaroski de bu flütle, Beethoven, Verdi, Ravel, Dvorak ve diğer sanatçıların eserlerinden birkaç parça çalmayı başarabilmiş. Aynı zamanda birkaç hayvan sesi de çıkartabilmiş. Slovak Müzisyen Ljuben Dimkaroski’nin çaldığı Neandertal flütünü buradan dinleyebilirsiniz:

Kaynak: Press Haber

muzik-ogretmeniHem iddialısınız, hem işinizi iyi yaptığınızı düşünüyor, hem  enerji dolusunuz, hem de… Siz hala kapitalist ve sömürgeci kolejlerde mi çalışıyorsunuz? Size yazık! İnanın doğru söylüyoruz yani, vallahi bak!

Ailemize 2015-2016 eğitim dönemi için Nar Sanatlar için; yeni (kullanılmamış veya az kullanılmış ya da en azından az yıpratılmış) sanat ile ilgili dallarda öğretmenler/eğitmenlere ihtiyaç var. Lütfen aşağıdaki nitelikleri taşıyan ve anlayanlar başvursun.

Bir bakalım alınacak arkadaşlarda neler arıyormuşuz?

-TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN (Demiyoruz, diyemiyoruz demeye çalışsak dahi anlamı yok!)

Ama “bir dil bir insandır.” sözünden yola çıkarak bir dil biliyorsanız sizin adınıza seviniriz bizim için çok önemli değil. Çünkü literatürü takip dışında yapacağınız işle bir ilgisi yok. Fakat bu sıra irili ufaklı sadece yurt içine çalışan dille ilgisi olmayan tüm firmalar dahi İngilizce bilen eleman arıyor. Bir bildikleri olmalı. Biz onlar kadar bilemeyiz değil mi?

ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK (Mümkün müdür ki? Bizce mümkün.)
O kadar işin arasında sizi eğitecek ne paramız, ne de zamanımız var. Mesleğinizle ilgili gelişmeleri iş saatleri dışında kendiniz araştırıp öğrenmek zorundasınız. Yani onca yılda sanatınızı, işinizi öğrenemediyseniz zaten araştırmasanız da olur aslında, hayatı ve şansı fazla zorlamamak lazım değil mi?

İNİSİYATİF SAHİBİ (Bu çok önemli öyle demeyin. Söylerken insanın ağzında kalabalık oluyor, deneyin valla bak! “binaenaleyh” istiyoruz!) 

Üstlerinden habersiz iş yapabilecek, ancak başarısız olursa canına okunmasına katlanabilecek…(Kesin bilgi yayalım) Ha hiç bir şey  sahibi değilseniz ve “özel mülkiyete” karşıysanız zaten “inisiyatif” sahibi de olmayın canım ne var yani!

SİSTEM OLUŞTURABİLEN (kendine ait bir sistem oluştur bize yeter)
ISO çalışmalarına başladık. Yazılacak 88 adet prosedür var. (Kağıda boğacağız sizi)(yok yok şimdilik şaka) yeter ki iş sistematiğiniz olsun. (Var değil mi?)

SORUMLULUK ALABİLEN
Vergi, sigorta müfettişleri bir usulsüzlüğü yakaladığında! “Valla üstlerimin bu işlemlerden hiç haberi yoktu, onlara danışmadan kendim yaptım…” diyebilecek, saflıkta olan demiyoruz, diyemiyoruz ama demek istiyoruz ki demeyeceğiz. Sanat ve vergi, sigorta usulsüzlük hımm bu maddeyi kimse yemez ama olsun. (olmaz deme hayatta her şey mümkün)

ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI (Asker selamı veremiyorsanız sanat yapamazsınız!)
Kadınsanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yani.( Ne! İsrailli misin?Olur olur tabü!) Tamam tamam askerlik yapmamışsa da olur ısrar etmiyoruz.

BİLGİSAYAR KULLANABİLEN 
Valla geçen gün müdür dersliklere bilgisayar koysak mı demişti, ya koyarsa.(Tedbirli olmak lazım, hem ders esnasında sosyal medyayı boş bırakmaya gemez muhakkak bir şeyler paylaşmak lazım. Değil mi?)

KARİYER OLANAKLARI SUNAN ŞİRKETİMİZ

Başlangıç ücreti olarak piyasanın altında veriyoruz(!)-sahi alt neresi , üst neresi?-, ama burada gece yarılarına kadar çalışıp yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz.  ( Mesela gitar telinden sorumlu gitar eğitmeni, Keman yaylarından sorumlu yaylanmayan keman şefi gibi)

SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN 
Altınıza bir araba vereceğiz, o şehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolaşacaksınız. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz eşinize bir danışın.Ya da hiç danışmayın, bu sizin için iyi bir fırsat olabilir. Artık ona siz karar verin. Çünkü şehir, hatta inanın ülke dışından bile arayıp sanat dersleri isteyenler var inanmıyorsanız gelin çalışanların telefon ile yaptıkları konuşmaları dinleyin. Tüm ihtimali düşünerek seyahat engeli falan olmasın hem havası var dedik. Kötü mü yaptık yani?

B SINIFI –Olmazsa A-Z arası herhangi bir sınıfta olabilir– SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP (neyi nerenize süreceksiniz vallahi bizde bilmiyoruz!) 

Size araba vereceğiz ama şoför veremeyeceğiz en kötü ihtimalle araba lastiği veririz (Yani bunu da hatırınız için veririz, sanat eğitimiyle araba isteğiniz yan yana şık durmaz mı?). Uzun yola alışıksınızdır umarız. Malum kurum dışında önümüze gelene sanat eğitimi veriyoruz, bakkala falan gönderiyoruz. Olur mu olur!

İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI 
Şirketimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. Dedikodunun dibine vuran kişilere acayip ihtiyacımız var. he vallahi hee!

İKNA KABİLİYETİ OLAN 
Öğrenci ve velilerimiz kalitesiz ve seviyesiz sanat eğitimini daha pahalıya almaya razı ettikten sonra derslikte hiçbir şey yapmayıp yayılacak ve sosyal medyanın dibine vuracak hatta dersteyken yaptığı skorları veli ile paylaşacak onu bunu beğenecek, (burada sosyal medya uzmanlığı devreye giriyor) dersten çıkınca veli ve müdürü bu konuda ne kadar iyi eğitim verdiğine ikna edebilecek kadar ikna kabiliyeti şart. ( Bu madde BİLGİSAYAR KULLANABİLEN maddesiyle de ilişkili galiba)

ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN 
Ne bütçeyi tutturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Her şey arap saçına döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. Bu da olsa olsa sanat eğitmenleridir zaten. Hadi şimdi analitik düşünelim fakat önce … unuttum!

TERCİHEN YÜKSEK LİSANS, DOKTORA VE ÜSTÜ, KONUSUNDA EN AZ 20 YIL DENEYİMLİ 30 YAŞINI AŞMAMIŞ. ”  (Süperman neredesin?)
Oha demeyin! Aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilir miyiz onu da bilmiyoruz. Ama müdürümüz yazın havası olur “dedi. Ama bak vallahi  ilan havalı oluyor. Yalan mı ha, yalan mı?

GENEL KONULARI DA EKLEYELİM…

Tercihen muhasebe bilen, finansal analiz, istatistik, CAT, proses, kaynak,demir doğrama,  reanimasyon,MS Project, PMP Sertifikasına sahip, kalıpçı, amuda kalkabilen, CNC Router, Frezeci,  olursa off ki off dadından yenmez !)

Şimdi bunları niye istiyoruz diye bir sorun hele! Çekinmeyin sorun yaa! Sizi tam olarak nerede kullanacağımızı veya bunları neden istiyoruz muhasebe ne alaka pmp nedir CAT n’oluyor biz de bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi… Hele bir siz işe başlayın. Gerisini sonra düşünürüz. Ha unutmadan büro makinelerini ve inşaat makinelerini da kullanırsa bi dalda biz alırız yani!

Daha yazardık ama yer kalmadı şimdilik bunlarla idare edelim.

Haydi bakalım bu şartlar dahilinde

Not: M.E.B.’a  Bağlı olmamızdan  dolayı (biliyorsunuzdur fakat biz yine de yazalım) elbette ilgili okul mezunu olunması gerekmektedir.

  • Sahne sanatları
  • Görsel sanatlar
  • Müzik dallarında

Öğretmen/Eğitmenlik için hemen başvurun ama sadece lütfen e-mail ile. 

Mail adresimiz:  [email protected]

anneler günü nar sanat

Bir insanı sadece doğurmak değil aynı zamanda kendi hayatından fedakarlıklar yaparak yetiştiren, yeri geldi mi kendi canından dahi vazgeçebilecek kadar fedakar olan annelerimizin her gün olması gereken gününü bir gün de kutlamak elbette yetmez. Fakat bir sembol olarak gördüğümüz bu gününüzde “ANNEMİ ÇOK SEVİYORUM” demek biz çocukların en büyük borcudur. Tüm annelerin ve kendini anne hissedenlerin, Kadın eğitmenlerimizin ve velilerimizin günü kutlu olsun.

anneler-gunu-nar

 

 

Anneler gününün Tarihçesi

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün. 

Anneler günü, anneleri onurlandıran özel bir gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır. Bu günü farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlarlar.

Anneler günü geleneği, Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa’nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.

ABD’de Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.

Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.

Kaynakça :[-]

trt belgesel günleri

trt-belgesel-gunleriArtık gelenekselleşen “TRT Belgesel Günleri”, 7-11 Mayıs 2015 tarihleri arasında İstanbul’da izleyicileriyle buluşuyor.

TRT tarafından ilk kez 2009 yılında Türk belgeselciliğinin gelişmesine katkıda bulunmak ve nitelikli belgesel filmlerin seyirciyle buluşmasını sağlamak amacıyla ulusal düzeyde “TRT Belgesel Film Yarışması” adıyla düzenlenen “TRT Belgesel Ödülleri”, 2010 yılında kapsamı genişletilerek uluslararası bir kimlik kazandı. Amatör ve profesyonel belgesel filmcileri desteklemek, yerli-yabancı belgeselcileri buluşturan bir platform oluşturmak amacıyla düzenlenen yarışma bu yıl da uluslararası ve ulusal olmak üzere iki ana kategoride düzenlendi. Ulusal yarışma ise öğrenci filmleri ve profesyonel olarak iki alt kategoride gerçekleştirildi.

Her yıl hedeflerini yükselterek yoluna devam eden TRT Belgesel Ödülleri’ne bu yıl 42 ülkeden 348 belgesel film başvurusu yapıldı. Bu yıl yedincisi düzenlenen yarışma, artık gelenekselleşen “TRT Belgesel Günleri” etkinlikleriyle 7-11 Mayıs 2015 tarihleri arasında İstanbul’da izleyicileriyle buluşuyor. “TRT Belgesel Günleri” yerli-yabancı belgeselcileri buluşturan bir platform olma niteliğiyle belgesel severlerin merakla bekledikleri bir etkinlik olarak ülkemiz kültür-sanat ajandasındaki yerini pekiştiriyor.

FİLM GÖSTERİMLERİ

Finale kalan filmlerin yanı sıra dünyanın çeşitli bölgelerinden birçok nitelikli belgesel filmin halka açık ve ücretsiz gösterimleri, yönetmenlerinin de katılımıyla İstanbul’da yapılacak. TRT Belgesel Günleri etkinlikleri bu yıl Harbiye’deki TRT İstanbul Radyosu ve Notre Dame De Sion Fransız Lisesi salonları ile İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu olmak üzere üç salonda gerçekleştirilecek. Program açılış filmi gösterimi, finalist filmlerin gösterimleri, yarışma dışı gösterimler, söyleşiler ve diğer etkinliklerle devam edecek etkinlikle eş zamanlı yapılacak olan final jürisi izleme ve değerlendirme çalışmalarının da tamamlanmasının ardından 11 Mayıs akşamı yapılacak ödül töreni/gala gecesi ile son bulacak.

YARIŞMAYA 42 ÜLKEDEN 348 BELGESEL FİLM KATILDI

Bu yıl 42 ülkeden 348 belgesel filmin katıldığı etkinlikte, ulusal ve uluslararası kategori filmlerini iki ayrı ön eleme kurulu değerlendirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcileri ve BSB temsilcilerinin katılımlarıyla oluşan ön eleme kurulları, çalışmalarını Şubat ayının sonunda tamamladı. Ön eleme kurullarının kararına göre ulusal öğrenci filmleri kategorisinde 10, ulusal profesyonel kategoride 9, uluslararası kategoride ise 14 eser finalde yarışmaya hak kazandı.

AÇILIŞ FİLMİ: “UYGURLAR, ABSÜRD BİR TUTSAKLIK HİKAYESİ”

TRT Belgesel Günleri’nin açılış filmi ise, yönetmenliğini Patricio Henriquez’in yaptığı “Uygurlar, Absürd Bir Tutsaklık Hikayesi” adlı Kanada yapımı belgesel olacak. Film, Çin’den kaçan üç Uygur’un Afganistan’dan Guantanamo’ya, oradan da Bermuda’ya uzanan inanılması güç hikayesini anlatıyor. Filmin yönetmenin katılımı ile herkese açık gösterimi ise 11 Mayıs Pazar günü İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu’nda yapılacak.

ÖZEL GÖSTERİM: SAVAŞ PANORAMA

TRT Belgesel Ödülleri yarışma dışı gösterimlerinin özel dosyası bu yıl savaş temalı belgeselleri konu alıyor. “Savaş Panorama” adı verilen bu bölümdeki filmler sıcak çatışmalardan ziyade ister uzak, ister yakın geçmişten olsun savaşların yol açtığı ve etkileri bugünlere uzanan sorunları etkileyici bir şekilde ele alan, bu yüzden de son yılların en çok ilgi gören filmleri arasından seçildi. 6 farklı ülkeden 10 belgesel filmin yer aldığı Savaş Panorama gösterimleri ve yönetmenlerle söyleşiler 8-9-10 Mayıs günlerinde Karaköy’deki İstanbul Modern Sanat Müzesi Sinema Salonu’nda takip edilebilecek.

TRT Belgesel Günleri çerçevesinde savaş temalı belgesellerin yer aldığı Savaş Panorama bölümünü tamamlayıcı mahiyette bir de panel düzenlenecek. Savaş Panorama bölümü yönetmenlerinin konuşmacı olarak yer alacağı “Savaşın acılarını yeniden üretmeden anlatmak mümkün mü?” konulu panel, 9 Mayıs’ta İstanbul Radyoevi’nde izlenebilecek.

PARTNER ÜNİVERSİTE MARMARA ÜNİVERSİTESİ

Amaçlarından biri de amatör belgeselcileri desteklemek olan TRT Belgesel Ödülleri etkinliklerinin çözüm ortaklarından biri de Marmara Üniversitesi oldu. “Partner Üniversite” uygulaması çerçevesinde karşılıklı olarak düzenlenmesi planlanan çeşitli etkinliklerle iki kurum arasındaki işbirliğinin birçok alana yansıması amaçlanıyor.

TRT Belgesel Ödülleri gala gecesi ve ödül töreni bu yıl 11 Mayıs akşamı TRT Tepebaşı Stüdyoları’nda yapılacak. Gecede üç kategoride ödüller sahipleriyle buluşacak. 7. TRT Belgesel Ödülleri ve TRT Belgesel Günleri ile ilgili program ve diğer ayrıntılı bilgiler, www.trtbelgesel.com adresinden takip edilebilecek.

Kaynak: trt

enginar-festivaliİzmir Urla Yarımadası’nın sembol ürünlerinden enginarın tanıtımı için düzenlenen 1.Uluslararası Urla Enginar Festivali’nin gala yemeği dünyada varlığını sürdüren tek tahaffuzhane olma özelliği ile zamana direnerek ayakta kalma savaşı veren Karantina Adası’ndaki tahaffuzhane binasında gerçekleşti.

Hastalık durumunda salgın ve ölümcül vakaların önüne geçilebilmesi için ulusal ve uluslararası kanunlarla oluşturulmuş stratejik öneme sahip olan Tahaffuzhane’de düzenlenen gala yemeğine; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da katıldı.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na katkı ve desteklerinden dolayı plaket takdim eden Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, “Urlalılar adına size çok teşekkür ederim. Bizler için çok kıymetli ve değerlisiniz” dedi.

Urla’nın sakız enginarını dünyaya tanıtmak için İzmir Büyükşehir Belediyesi, Urla Belediyesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen festivalin oluşmasında ve sonrasında emeği geçen ekibe enginar yapraklarının kağıda dönüştürülmesinden oluşan plaketleri Başkan Sibel Uyar takdim etti.

Birbirinden farklı enginar lezzetlerinin yer aldığı gala yemeğinde davetliler denize karşı Grup Yankı’nın şarkıları ile keyifli bir akşam yaşadı.

afgife-tiyatro-odulleriYapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri’nde, “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülünü Aslı Yılmaz, “Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülünü Tuğrul Tülek aldı. “Yılın En Başarılı Prodüksiyonu” ödülüne ise “Sırça Hayvan Koleksiyonu” oyunu ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları layık görüldü.

Gecede ayrıca, “Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü” Prof. Dr. Zeliha Berksoy’a, “Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü” Firuze Engin’e, “Yapı Kredi Özel Ödülü” ise Şahika Tekand’a verildi.

Törende konuşan Yapı Kredi Sanat Danışmanı Haldun Dormen, ilk kez 1919’da sahneye çıkan Afife Jale’nin, farkında olmadan bir devrim yaptığını anlattı.

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın 100. yılını da kutlayan Dormen, Şehir Tiyatroları için, “İyi ki varsınız. İyi ki hep vardınız. İyi ki hep olacaksınız” dedi.

Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın da tiyatronun bir okul gibi sürekli bir şeyler öğrettiğini aktararak, “Bize atfedilen, kültür sanat bankası ünvanına layık olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu kapsamda edebiyattan tiyatroya, çağdaş sanattan müziğe, farklı alanlarda sanatçı ve sanatseverlere, büyük bir gurur ve mutlulukla destek olmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Ödüllerin 19 yılda çizgisini yükselttiğini dile getiren Açıkalın, “Her zamanki gibi bu gecenin de asıl kazananı Türk tiyatrosu olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri İcra Kurulu Başkanı Salih Başağa ise ödüllerin tiyatronun köklü bir geleneği haline gelmesinin gurur verdiğini dile getirerek, şunları söyledi:

“Çok sayıda tiyatrocu, dişini tırnağına takıp, yoktan var ettikleri sahnelerde çok değerli işler üretiyor. Tiyatromuz belli ki bu gayretlerin üzerinde yükselecek. Biz bu gayretleri çok önemsiyoruz ve yanında durmak istiyoruz. Sorumluluğumuzun her yıl biraz daha arttığının farkında olarak, uygulamalarımızın şeffaf, metodik ve tutarlı olmasına özen gösteriyoruz.”

Törende, Şehir Tiyatroları’nın 100. yıl dönümü ile Aziz Nesin ve Haldun Taner’in 100. doğum günü kutlandı. Sanat dünyasının son bir yıl içindeki kayıplarının “Yitirdiklerimiz” başlığıyla anıldığı törende, hayatını kaybeden sanatçılar için sahneye beyaz güller bırakıldı.

ÖDÜL KAZANANLAR

Tiyatro ve sinema dünyasının ünlü isimlerinin ilgi gösterdiği gecede ödül alan isimler şöyle:

“Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülü: Aslı Yılmaz (Tesir)

“Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülü: Tuğrul Tülek (İki Kişilik Yaz)

“Yılın En Başarılı Prodüksiyonu” ödülü: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (Sırça Hayvan Koleksiyonu)

“Yılın En Başarılı Yönetmeni” ödülü: Alexander Popovski (İmparatorluk Kuranlar Yahut Şümürz)

“Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülü: Tomris İncer (Kral (Soytarım) Lear)

“Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” ödülü: Yavuz Şeker (Bir Yaz Gecesi Rüyası)

“Yılın En Başarılı Işık Tasarımı” ödülü: Yakup Çartık (Hamlet Makinesi)

“Yılın En Başarılı Sahne Müziği” ödülü: Orhan Enes Kuzu (Paşa Paşa Tiyatro Yahut Ahmet Vefik Paşa)

“Yılın En Başarılı Giysi Tasarımı” ödülü: Candan Seda Balaban (Kral (Soytarım) Lear)

“Yılın En Başarılı Sahne Tasarımı” ödülü: Sven Jonke (Bir Yaz Gecesi Rüyası)

“Yılın En Başarılı Genç Kuşak Sanatçısı” ödülü: Edip Tepeli (Sırça Hayvan Koleksiyonu)

KAYNAK: NTV

tarihte-bugun-ne-oldu427 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 117. (artık yıllarda 118.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 248 gün vardır.

Olaylar

  • 1640 – Seyahatnâme (Evliya Çelebi)seyahat programı Bursa-İstanbul-İzmit ile başladı.[1]
  • 1749 – Handel’in Ateş Oyunları Müziği ilk kez Londra Green Park’ta seslendirildi.
  • 1810 – Beethoven, ünlü eseri Für Elise’yi besteledi.
  • 1865 – Sultana isimli ve 2,300 yolcu taşıyan buharlı gemi Mississippi Nehrinde infilak ederek battı: 1.700 kişi öldü.
  • 1908 – 1908 Yaz Olimpiyatları Londra’da başladı.
  • 1909 – II. Abdülhamid tahttan indirildi; yerine V. Mehmed tahta geçti.
  • 1927 – Türkiye’de ilk radyo yayını başladı. Türk Telsiz Telefon A.Ş. adıyla çalışmalarına başlayan özel kuruluş, yayınlarını 1938’de devlet radyosu kurulana kadar sürdürdü.
  • 1937 – Adolf Hitler’in İspanya’da ayaklanan Falanjist güçlerin lideri Francisco Franco’ya gönderdiği uçaklar, Guernica’yı bombaladı.
  • 1938 – Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk antlaşması imzalandı.
  • 1940 – Köy Enstitüleri’nin kuruluşuna ilişkin kanun kabul edildi. Köylünün eğitilmesini, kalkınmasını ve toprağa bağlanmasını amaçlayan Köy Enstitüleri, 1946’dan sonra klasik öğretmen okullarına dönüştürüldü.
  • 1941 – II. Dünya Savaşı: Alman birlikleri Atina’ya girdi.
  • 1960 – Togo, Fransa’dan bağımsızlığını kazandı.
  • 1961 – Sierra Leone, İngiltere’den bağımsızlığını kazandı.
  • 1965 – ABD’nin Vietnam Savaşı’na giderek artan şekilde katılması Fransa’da Paris sokaklarında protesto edildi.
  • 1978 – Afganistan Devlet Başkanı Muhammed Davut ve hükümeti, saatler süren sokak çatışmalarından sonra kanlı bir darbeyle iktidardan düşürüldü.
  • 1981 – Xerox PARC şirketi ilk bilgisayar faresini tanıttı.
  • 1988 – Cardiff’te yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’nda ilk kez Türkiye adına uluslararası bir şampiyonaya katılan Naim Süleymanoğlu, bir dünya rekoru kırdı ve üç altın madalya kazandı.
  • 1993 – Ankara Devlet Tiyatrosu “kamyon tiyatrosu” uygulamasına başladı.
  • 1994 – Güney Afrika’da siyahi vatandaşların da oy verebildiği ilk demokratik seçimler yapıldı.
  • 2007 – Türk Silahlı Kuvvetleri basın açıklaması yaptı. (bkz. 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması)
  • 2009 – İstanbul’da sabaha karşı 60 ev ve işyerine baskınlar düzenlendi. Baskınların düzenlendiği evlerden biri olan, Bostancı Emanet Sokak’ta bir apartman dairesinde saat 05.30’da çatışma çıktı. 6 saat süren silahlı çatışmada Devrimci Karargâh yöneticisi Orhan Yılmazkaya, çatışma sırasında başından vurulan Mazlum Şeker ve Polis Amiri Semih Balaban öldü. Çatışmada aynı zamanda 7 polis de yaralandı.
  • 2010 – Aygül Özkan Türk kökenli Almanya vatandaşı ilk bakan oldu.

Doğumlar

  • 1759 – Mary Wollstonecraft, İngiliz yazar (ö. 1797)
  • 1791 – Samuel Finley Breese Morse, ABD’li mucit (ö. 1872)
  • 1820 – Herbert Spencer, İngiliz felsefeci (ö. 1903)
  • 1822 – Ulysses S. Grant, ABD’nin 18. başkanı (ö. 1885)
  • 1857 – Theodor Kittelsen, Norveçli ressam (ö. 1914)
  • 1891 – Sergei Prokofiev, Rus besteci (ö. 1953)
  • 1902 – Fehmi Ege, tangolarıyla ünlü hafif müzik bestecisi, orkestra şefi (ö. 1978)
  • 1903 – Rikkat Kunt, Türk Tezhip sanatçısı (ö. 1986)
  • 1913 – Philip Hauge Abelson, Nobel Fizik Ödülü sahibi ABD’li fizikçi (ö. 2004)
  • 1932 – Anouk Aimee, Fransız sinema oyuncusu
  • 1936 – Theodoros Angelopoulos, Yunan film yönetmeni
  • 1941 – M. Fethullah Gülen, Türk emekli vaiz
  • 1951 – Hülya Darcan, Türk oyuncu
  • 1986 – Dinara Safina, ünlü Rus tenis oyuncusu
  • 1987 – William Moseley, İngiliz oyuncu

Ölümler

  • 1521 – Ferdinand Magellan, Portekizli kâşif ve denizci (d. 1480)
  • 1882 – Ralph Waldo Emerson, ABD’li yazar ve düşünür (d. 1803)
  • 1915 – Alexander Scriabin, Rus besteci (d. 1872)
  • 1937 – Antonio Gramsci, İtalyan düşünür, siyasetçi ve Marksist teorisyen (d. 1891)
  • 1938 – Edmund Husserl, Alman filozof (d. 1859)
  • 1969 – René Barrientos, Bolivya devlet başkanı (d. 1919)
  • 1977 – Güner Sümer, Türk tiyatro ve sinema oyuncusu (d. 1936)
  • 1979 – Celal Atik, Dünya ve Olimpiyat şampiyonu Türk güreşçi (d. 1918)
  • 1981 – Mübin Orhon, ressam
  • 1981 – Münir Nurettin Selçuk, Ses sanatçısı ve besteci (d. 1899)
  • 1997 – Arif Sami Toker, Türk bestekar (d. 1926)
  • 1998 – Carlos Castaneda, Peru doğumlu ABD’li yazar (d. 1925)
  • 1999 – Al Hirt, ABD’li trompetçi (d. 1922)
  • 2007 – Mstislav Rostropovich, Rus çellist ve orkestra yönetmeni (d. 1927)
  • 2011 – Arman Kırım, Türk İşletme İktisadı profesörü (d. 1954)

Tatiller ve Özel Günler

  • Finlandiya: Gaziler Günü
  • Sierra Leone: Cumhuriyet Günü
  • Güney Afrika: Özgürlük günü
  • Hollanda, Aruba, Curaçao, Saint Martin: Kraliçe Günü