Yazılar

Red Snapper, 17 Ekim Cuma, 22.00
 
İngiliz acid caz üçlüsü Red Snapper 17 Ekim Cuma gecesi Salon’da. 1993’te Ali Friend, Richard Thair ve David Ayers tarafından kurulan Red Snapper üç EP yayımladıktan sonra ilk albümlerini Prince Blimey’i 1996’da yayımladılar. 1997’de Prodigy ile İngiltere’yi turladılar. 2002 yılında dağıldıklarını açıklayan Red Snapper 2007 yılında yeniden bir araya geldiler. Akustik enstrümanlarla elektronik öğeleri bir arada sunan Red Snapper’ın Hyena isimli yeni albümü Eylül ayında çıkacak. 
 Quattro-Music-Festival-2014
Caz, dub, trip-hop, drum&bass türlerini ustaca harmanlayan, yenilikçi ve güncel melodileriyle Red Snapper 17 Ekim Cuma saat 22.00’de Salon sahnesinde olacak.
Hakkında ufak bir not: Martin Scorsese tarafından teknolojik olarak yenilenen, 70li yıllardaki Senegal’i anlatan ve ilk bağımsız Afrika filmi olan 1973 yılında Djibril Diop Mambéty tarafından çekilen Touki Bouki filminin soundtracki Red Snapper’a ait.  Ekip filmden o kadar etkilenmiş ki, bir yıl boyunca Avrupa’nın çeşitli yerlerinde film müziğini canlı olarak seslendirdi, . Ayrıca 2011 yılında yayımladıkları Key albümünü de Touki Bouki filminden ilham alarak hazırlamışlar.
• Kairos 4tet, 18 Ekim Cumartesi, 21.30
İngiltere cazının son dönemde en çok konuşulan caz gruplarından Kairos 4tet 2009’da besteci Adam Waldmann tarafından kuruldu ve ertesi yıl ilk albümleri Kairos Moment yayımlandı. 2011 yılında yayımladıkları Statement of Intent ile Mojo tarafından en iyi caz albümleri arasında gösterilen ve aynı yıl “En İyi Caz Performansı” kategorisinde Mobo Ödülü kazanan Kairos 4tet, 20. İstanbul Caz Festivali’nin “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” serisinin de konuğu oldu. Kairos 4tet, son albümü Everything We Hold   ile ulusal ve uluslararası medyada 4 ve 5 yıldızlı eleştiriler alırken, The Observer tarafından “2013 yılının gizli mücevheri” olarak anıldı ve “Yılın Albümü” olarak öne çıktı.
Seyirci ile kendileri arasındaki bariyerleri yıkmaya yönelik değişik mekanlarda çalmayı tercih eden ve öğretici olmak isteyen, Adam Waldmann (saksafon), Jasper Høiby (bas), Jan Scott (davul), Ivo Neame (piyano) ve Emilia Martensson’dan (vokal) oluşan modern caz topluluğu Kairos 4tet 18 Ekim Cumartesi gecesi Salon’un konuğu olacak.
Hakkında ufak bir not: Kairos 4tet’e ait Everything We Hold albümünün sırrının, Waldmann’ın eski ve yakın arkadaşı, Homeland dizisindeki Quinn karakteri olarak tanınan Rupert Friend’in yazdığı büyüleyici şarkı sözleri olduğu söyleniyor. Rupert Friend aynı zamanda Song For The Open Road şarkısının eşsiz ve büyüleyici video klibinin yönetmeni.
Salon biletleri Biletix satış kanalları ve hizmet bedeli olmadan İKSV ana gişeden (pazar hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında) temin edilebilir.

insan-sermayesiFilmekimi’nde, Cannes, Venedik ve Berlin Film Festivalleri’nde ödül alan filmler gösteriliyor.

Sinema izleyicilerinin geçtiğimiz aylarda festivallerin gözdeleri olan filmlerle buluştuğu filmekimi 11 Ekim’de başladı. 18 Ekim’e kadar sürecek İKSV tarafından Vodafone sponsorluğunda düzenlenen festivalde 43 film gösteriliyor.

Etkinlikte Cannes’da önemli ödüller alan filmler dikkat çekiyor. Genç Kanadalı yönetmen Xavier Dolan’ın yönettiği ama bu sefer kendisinin başrolde yer almadığı filmi ‘Mommy’, sorunlu bir ergen, annesi ve komşuları arasında geçen karakter dinamiklerinden beslenen bir film. Cannes’da yarışan film, Jüri Özel Ödülü’nü Jean Luc Godard’ın benzersiz 3D deneyimi ‘Dile Veda’ (Adieu Au Langage) ile paylaştı. Ustalar ustası Godard’ın yeni yapıtı, festivalin direktörü Azize Tan’ın programdaki gözdesi. Rus sinemasının güçlü temsilcisi Andrey Zvyagintsev, Cannes’dan En İyi Senaryo Ödülü ile dönen ‘Leviathan’la günümüz Rusyasına eleştirel bir bakış getiriyor. Cannes’dan filmekimi’ne gelen diğer filmler arasında Mike Leigh imzalı tarihi biyografi ‘Bay Turner’ (Mr. Turner), David Cronenberg’in Hollywood taşlaması ‘Yıldız Haritası’ (Maps to the Stars) da yer alıyor.

Eylül ayında düzenlenen Venedik Film Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan’ı kazanan ‘İnsanları İzleyen Güvercin’ (A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence) sinemaseverleri fazla merakta bırakmadan, filmekimi’nde gösteriliyor. Film, İsveçli sinemacı Roy Andersson’ın insanlık hallerine mizah soslu bakışının yeni temsilcisi. Ayrıca Venedik’in diğer bir dikkat çeken filmi, Abel Ferrara’nın Piel Paolo Pasolini’nin son gününü hayal ettiği, İtalyan entelektüeli ise Willem Dafoe’nun canlandırdığı ‘Pasolini’ de filmekimi programında.

Berlin Film Festivali yarışmasından En İyi Senaryo Ödülü alarak filmekimi’ne gelen Alman filmi ‘Çile’ (Kreuzweg) ise programın gizli cevherlerinden. Genç yönetmen Dietrich Brüggemann, seküler toplumda katı dini kuralların işlememesini ergen bir karakter ve 14 plan sekans anlatırken, çok güncel tartışmalara yer açıyor.

Festival farklı şehirlere yayılıyor

Festivalin 11 – 18 Ekim’de İstanbul ayağı, Atlas, Beyoğlu, Nişantaşı Citylife ve Rexx sinemalarında gerçekleşiyor. Ardından filmekimi, Ankara Büyülü Fener Kızılay Sineması’nda 10-12 Ekim, İzmir Karaca Sineması’nda 15-19 Ekim, Bursa Cinetech Korupark Sinemaları’nda 17-19 Ekim, Diyarbakır N-City AVM Avşar Sinemaları’nda 24-26 Ekim, Urfa Emek Sineması’nda 24-26 Ekim ve Trabzon Lara Sinemaları’nda 31 Ekim- 2 Kasım’da yapılacak.

Detaylı bilgi için http://filmekimi.iksv.org/tr adresi ziyaret edilebilir.

Kaynak: Milliyet Sanat

Cuma günü başlayacak 51’inci Uluslararası AntalyaAltın Portakal Film Festivali’nden 6 ayrı ödül kategorisinden 11 jüri üyesinin istifası, Belgesel Sinemacılar Birliği’nin festivalden çekilme kararı ve çeşitli sinema platformlarının aldığı boykot kararına, dün akşam saatlerinde yenisi eklendi.

Altın Portaka

BELGESELCİLER ÖZÜR VE ÖZELEŞTİRİ İSTEDİ

Festivalin Ulusal Belgesel Film Yarışması kategorisinde yer alan 15 belgeselin 13’ünün yönetmeni, Festival Komitesi’nden özür ve özeleştiri metni sunulmadığı takdirde yarışmadan çekileceklerini deklare etti. Açıklamada belgeselciler, filmlerinin Türk Ceza Kanunu’nun maddelerine göre değerlendirilmesini kabul etmediklerini, festivallerin bağımsızlık ve özgürlükten yana bir anlayışa sahip olması gerektiği belirtildi.

altın portakal1

FESTİVAL KOMİTESİNDEN YANIT

Belgeselcilerin, dün saat 20.00 sıralarında ’51’inci Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali Komitesi ve Kamuoyuna’ başlığı altında yaptığı açıklamaya, festival komitesi sabah saatlerinde karşılık verdi. ’Kamuoyuna önemli duyuru’ başlığıyla yapılan açıklama, uzlaşı çağrısıyla başladı. Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeselinin Ulusal Belgesel Film Yarışması’ndan çıkartılmasıyla başlayan sürece ilişkin net ifadelerin yer aldığı açıklamada şu sözler yer aldı:

“Günlerdir içinde bulunduğumuz üzücü ve yıpratıcı tartışmalara bir son vermek ve sektörün tüm unsurlarıyla birlikte bir uzlaşma noktası yakalamak ve sinemamızın 100’üncü yılında en köklü festivalimizin sağlıklı bir ortamda yapılmasını sağlamak için bir çağrıdır bu.”

“BİZ DE SORUMLUYUZ”

Sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle aynı fikirde olduklarını açıklayan Festival Komitesi “Sansür kabul edilemez” diyerek devam ettiği açıklamasında çok kısa sürede büyük bir festival hazırlığı içine girdiklerini ve hiç beklemedikleri bir krizle karşılaştıklarını dile getirdi. “Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz” denilerek, beklenen özür bir şekilde dile getirildi. Açıklama şöyle devam etti:

“Sayın Reyan Tuvi’nin ’Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır. Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.”

SİNEMA BAYRAMI OLSUN

Hülya Uçansu, Zeynep Özbatur Atakan, Alin Taşçıyan’dan oluşan Festival Komitesi adına yapılan açıklama, “Hepimizin ve sinemamızın ortak çıkarı, bir tartışmaya tüm festivali kurban etmemektir. Karşılıklı suçlamalar ve ithamlar yerine, konuşup tartışarak çözemeyeceğimiz bir konu ve sorun olmadığı inancındayız. Meselenin tüm taraflarını 51. Antalya Altın Portakal Film Festivalimizi bir sinema bayramı biçiminde kutlamaya davet ediyoruz” ifadeleriyle sona erdi.

 

Kaynak : [-]  Emre BAYLAN

Malatyalı Genç Yönetmen Bölgesel Dalında En İyi Film Ödülünü Aldı

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “21. Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışmasında” Malatyalı genç yönetmen Turgay Kural’ın yönettiği “Cibik” adlı film, belgesel dalında en iyi film ödülüne…

odul-cibik

 

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen “21. Altın Koza Film Festivali, Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışmasında” Malatyalı genç yönetmen Turgay Kural’ın yönettiği “Cibik” adlı film, belgesel dalında en iyi film ödülüne layık görüldü
Cibik filmi, 21. Altın Koza Film Festivali’nde Belgesel Dal’ında Türkiye, Fransa ve İspanya’dan toplam yedi filmin yönetmeni filmleriyle finalde yarıştı. Her dalda tek ödülün verildiği yarışmada “En İyi Belgesel Film Ödülü” Malatyalı genç yönetmen Turgay Kural’ın “CİBİK” (Reed) adlı belgeseline layık görüldü. Cibik filmi, Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’nda ödül alan tek Türk yapımı oldu. Film, zor koşullarda yaşayan sazlık işçilerinin çok düşük ücretlerle geçimlerini sağlama ve borçlarını bitirme mücadelelerini yansıtıyor.
Yönetmen Turgay Kural, filmi Kayseri’ni Develi ilçesinde çektiklerini belirterek, “Cibik filmi için gölün donması beklenildi. Doğa ve insan mücadelesinin daha iyi yansıtılması için kışın zorlu şartlara ulaşması beklenildi. Çekimler 34 gün sürdü. 15 gün görüntü seçildi. Ekip 34 gün işçilerle aynı çadırda kaldı ve aynı yemekleri paylaştı. Zor koşullar altında ekip arkadaşlarımla çektiğim filmle uluslararası alanda Türkiye’ye bir Malatyalı olarak ödül kazandırmaktan onur ve gurur duyuyorum. Avrupaların desteklediği büyük bütçeli çalışmalar arasından mütevazı bir filmle sıyrılmak beni çok mutlu ediyor. Yaşanan tüm zorluklara rağmen bunun karşılığını almak çok güzel ve onur verici. Farklı çalışmalarla Türkiye’yi ve Malatya’yı temsil etmeye devam edeceğiz” dedi.

Kaynak :[-]

 

 

Bedia Ceylan GüzelceHaber:  Bedia Ceylan Güzelce

Kayak:[-]

Halk ozanı, Anadolu’nun yetiştirdiği en büyük isimlerden biri olan Aşık Veysel’in yaşamı müzikal oldu. Genç tiyatrocuların girişimiyle hayata geçen proje bu yıl sahnelenecek.

‘Kara Toprak,’ ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ gibi dünyanın tanıdığı bestelere imza atan halk ozanı Aşık Veysel’in yaşamı ilk kez müzikal olarak sahneye uyarlandı. Ailesi, onun mirasına ve ismine sımsıkı tutunuyor. Aralarında müzisyenler de, serbest meslek icra edenler de olan kalabalık bir aile. Her yıl Aşık Veysel’e dair birçok proje ile karşılaşıyorlar. Bunların içinden aile meclisinin onayladıkları hayata geçiriliyor, onaylanmayanlar ise nazikçe reddediliyor. Karabük Üniversitesi’nden Numan Çakır, Aşık Veysel’e gönül vermiş bir tiyatrocu. Geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği Aşık Veysel müzikaliyle Türkiye’yi dolaşmak istiyor. Aşık Veysel’in müzikalini yapma sürecini hem Numan Çakır’la hem de Aşık Veysel’in torunu Burcu İşler’le konuştuk.

aşık veyselin hayatı sahnede

Müzikal fikri nasıl oluştu?

2013 yılı Temmuz ayında yapmayı hayal ettim. Önce müzikal olarak yazmamıştım. Yazarların Aşık Veysel’in hayatıyla ilgili yazdığı kitapları okumaya başladım, şiirinin yapısını incelemeye başladım. Okudukça kendimi, insan olduğumu anlamaya başladım. Beni en çok etkileyen şiiri, ‘Beni hor görme kardeşim sen altınsın ben tunç muyum, aynı vardan var olmuşuz, sen gümüşsün ben saç mıyım?’ oldu. Bu şiirleri okuduktan sonra bu ülkede yaşayan bir genç olarak kendimi ona borçlu hissettim. Şiiri içerisinde zaten doğal bir müzik var, onu kavramaya başlayınca da bunun bir müzikal olması gerektiğine karar verdim.

Bu güne dek nasıl tepkiler aldı?

Bedia Ceylan Güzelce - Al Jazeera Karabük Üniversitesi öğrencisi Numan Çakır, Aşık Veysel müzikalinin yönetmenliğini yapıyor.

Bedia Ceylan Güzelce –
Karabük Üniversitesi öğrencisi Numan Çakır, Aşık Veysel müzikalinin yönetmenliğini yapıyor.

2014 yılında dört defa sahnelendi, sahnelenmeye de devam edecek. Her temsilden önce salonu doldurup dolduramayacağımızın endişesini yaşıyorduk ancak her seferinde o salon kadar insan dışarıda kaldı. Bu ilgi elbette Aşık Veysel’e olan ilgidir. Ona duyulan özlemdir bana göre.

Müzikali oluşturmadan önce Aşık Veysel’in ailesiyle nasıl iletişime geçtiniz?

Ben önce Aşık Veysel’in diğer torunu Nazender Süzer’e ulaştım. Ondan bilgiler ve fotoğraflar aldım. Sonra Burcu Hanım’a ulaştım. Sorular sordum, bütün sorularıma büyük bir sabırla yaklaştı o da. Ailenin kapılarını bize sonuna kadar açtılar. Aşık Veysel’in samimiyeti bütün ailesinde mevcut bence. Sahnede yer verdiğimiz her hikaye için ailenin onayını aldık.

Aşık Veysel’in hayatını müzikale nasıl uyarladınız?

Kronolojik olarak hayatını anlatan, bir belgesel müzikal. Doğumundan ölümüne kadarki süreyi anlatıyoruz. Annesi Gülizar Hanım’ın koyundan gelirken çektiği doğum çilesinden, ölmeden önce duvarına uzanıp sazını son defa eline almasına kadar her anı koymaya çalıştık. Lirik dans, şarkılar ve anlatımın birlikte olduğu bir form.

aşık veysel müzikali

Bu müzikalle amaçladığınız nedir?

Hedefimiz bir Türkiye turnesi yapıp, üniversite öğrencilerine ve halka Aşık Veysel’i hatırlatmak, tanıtmak ve anlatmak.

Burcu İşler: Türkülerini dinleyip efkarlanıyorum

Burcu İşlerBurcu İşler, Aşık Veysel’in küçük torunu. Özel bir hastanenin hasta kabul bölümünde çalışıyor. Dedesine büyük bir tutkuyla bağlı. Ona dair düşüncelerini Al Jazeera Turk ile paylaştı, ‘Büyük dedem Aşık Veysel’in ismi birçok yerde kullanılıyor. Seçim mitinglerinden, sahne gösterilerine kadar. Bu konuda tek bir cevabım hiçbir zaman olmadı. Öncelikle şunu söyleyeyim, popüler kültürün içinde olması beni çok fazla rahatsız etmiyor. Ancak genel olarak bu konulara dair iki farklı görüşüm var. Aşık Veysel, sanatının hiçbir zaman siyasete alet edilmesini istememiş bir insandır. Ama şimdiki zamana da baktığımızda, kullanılması bir yandan mantıklı geliyor çünkü daha fazla insan onu tanıyor, görüyor. Sırf benim, sizin bilmenizle sınırlandırılamayacak biri Aşık Veysel. Siyasete alet edilmemek üzerine kendi cümleleri de var olduğunu unutmamak lazım. Ailece bir araya geldiğimizde hep ondan bahsederiz, onu yeniden yeniden yad eder, anlamaya çalışırız. Tabii her seferinde de onunla ilgili farklı farklı konular çıkar. Mesela 21 Mart’ta (Aşık Veysel’in ölüm yıldönümü) dayımın anlattığı bir hikaye vardı. Bayramda köye, dedenin (Aşık Veysel) elini öpmeye giderlermiş. Dayım biraz şakacı biridir, çocukken de öyleymiş, bayram sebebiyle dedemin elini öpmek için sıraya giriyor. Önce büyük dayım gitmiş Aşık Veysel’in elini öpmüş, sonra dayım bir başkasını koymuş sıraya kendinden önce. Tabii dede beş lira beş lira veriyor çocuklara. Dayım da şunu hesaplıyor, küçük paralar bitsin, bana büyük para kalsın diye en sona kalmayı bekliyor. Bütün çocuklar gittiğinde, dayım dedenin yanına gidiyor, elini öpüyor, harçlığını beklerken, dede yine bir beş lira buluyor cüzdandan ve onu veriyor. Bazen dedemin türkülerini dinleyio efkarlanıyorum, keşke yaşasaydı diyorum.’

51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na seçilen filmler belli oldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10 – 18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan Festival’de Türkiye sinemasının öncü yönetmenlerinin ve genç temsilcilerinin gelenekten geleceğe bir köprü oluşturan filmleri bir arada yer alacak.

51_ALTIN_PORTAKAL

2011’de konan prömiyer yapma şartının kaldırılması üzerine Festival’e 57 uzun metrajlı film başvuruda bulundu. Alin Taşçıyan,Atalay Taşdiken, Serkan Çakarer ve Sevin Okyay’dan oluşan jüri tarafından yapılan ön eleme sonucu 12 film yarışmaya seçildi. Çağdaş Türkiye sinemasının çeşitliliğini yansıtan seçkide bulunan filmler, 14 daldaAltın Portakal’ın yanı sıra SİYAD, Film-Yön veİzleyici ödülleri için de yarışacak. Bu filmlerden beş tanesi En İyi İlk Film Ödülü’nün de adayları.

51. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na katılmaya hak kazanan filmler şöyle sıralanıyor:

  • Balık / Derviş Zaim
  • Çekmeköy Underground / Ayşim Türkmen Keskin  İlk Film, Dünya Prömiyeri
  • Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku / Çiğdem Vitrinel  Dünya Prömiyeri
  • Guruldayan Kalpler / Ömer Uğur  Dünya Prömiyeri
  • İtirazım Var / Onur Ünlü
  • İyi Biri /Ayhan Sonyürek  Dünya Prömiyeri
  • Klama Dayika Min – Annemin Şarkısı / Erol Mintaş  İlk Film, Türkiye Prömiyeri
  • Kumun Tadı / Melisa Önel  İlk Film
  • Kuzu / Kutluğ Ataman  Türkiye Prömiyeri
  • Neden Tarkovski Olamıyorum / Murat Düzgünoğlu
  • Oflu Hoca’yı Aramak – O.H.A. / Osman Levent Soyarslan  İlk Film, Dünya Prömiyeri
  • Sivas / Kaan Müjdeci  İlk Film, Türkiye Prömiyeri

    Kaynak :[-]

Rusya parlamentosu alt kanadı Duma Kültür Komisyonu Başkanı ünlü yönetmen Stanislav Govoruhin, Rusya sinema piyasasına Hollwood filmleri yerine Türkiye, İran, Kore ve Avrupa filmlerini almayı önerdi.

Stanislav Govorukhin

Stanislav Govorukhin

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin yanlısı Halk Cephesi eşbaşkanı görevini de yürüten Govoruhin, Moskova’da yaptığı toplantıda Hollywood filmlerinin fazla gösterilmesini eleştirdi.

Ünlü Sovyet ve Rus yönetmen, “Rus kanallarında Hollywood sinemasını sınırlamanın iyi olacağına inanıyorum. Fakat burada Rus sinemasını hesaba katmayı önermiyorum, çünkü yılda yaklaşık 60 film çekiyoruz. Türkiye, Kore, İran, Japonya ve Avrupa gibi zengin sinema kültürü olan ülkeleri hesaba katalım.” dedi.

Govoruhin sinema dahil sanat konularında ulusal kültüre sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

21. Altın Koza Film Festivali kapsamında yarışacak filmler netleşti. 2014 festivalinde 12 film ‘en iyi’ seçilmek için yarışacak.

mahur_ozmen

Adana’da gerçekleştirilen Altın Koza Film Festivali’nde ‘Ulusal Uzun Metraj’ kategorisinin adayları açıklandı. Festivale başvuran 45 filmden 12’si yarışmaya hak kazandı. Bu yıl 15-21 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalde jüri başkanlığını ise yönetmen Reha Erdem gerçekleştirecek.

Altın Koza ulusal uzun metraj adayları:

21_ak_logo_trBalık – Derviş Zaim

Beni Sen Anlat – Mahur Özmen

Deniz Seviyesi – Nisan Dağ, Esra Saydam

Firak – Halil Özer

Gittiler: Sair ve Meçhul – Kenan Korkmaz

İçimdeki Balık – Ertan Velimatti Alagöz

Neden  Tarkovski Olamıyorum? – Murat Düzgünoğlu

Nergis Hanım – Görkem Şarkan

Silsile – Ozan Açıktan

Toz Ruhu – Nesimi Yetik

Yağmur – Kıyamet Çiçeği –  Onur Aydın

Yola Çıkmak – Evren Erdem

Ulusal Uzun Metraj kategorisinde yer alan 12 filmin 7’si yönetmenin ilk filmi olma özelliğine sahip. Bu filmlerin 8’inin Türkiye prömiyeri festival kapsamında gerçekleştirilmiş olacak. Bu yıl 21.’si düzenlenecek olan Altın Koza Film Festivali’nin kazananları 20 Eylül’de düzenlenecek kapanış töreninde açıklanacak. Festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, sergi ve atölyeler de düzenlenecek.

İlki 1995 yılında organize edilen Saraybosna Film Festivali, 15 Ağustos 2014 tarihinde Meksikalı yönetmen Inarritu’nun ‘Paramparça Aşklar ve Köpekler’ filmi ile açılmıştı. Uluslararası festivalde 247 film gösterilecek.

sarajevo_film_fest_20

Dünyanın farklı ülkelerinden sinema sanatçılarını ve sinemaseverleri ağırlayan festival kapsamında bu yıl 60 ülkeden 247 film gösterilecek.

Geçen yıl 100 bin kişinin ziyaret ettiği festival bölgesindeki en iyi film festivali olarak tanımlanıyor.

Festival müdürü Mirsad Purivatra, tüm bölgeye yönelik yapılan festivalin başarısını organizasyon ekibinin büyük tutku ve heyecanına bağlıyor.

Purivatra, “Festivalin çok kaliteli bir programı var, Bosna-Hersek ve bölgesel sinematografinin gelişmesine destek olan çok güçlü bir endüstrimiz var. Ayrıca ‘Talent Sarajevo’ eğitim programımız da genç yeteneklerin pratik çalışmaları ve aralarında bir ağ oluşturmalarını sağlıyor” diyor.

saraybosna-film-festivali-2014

Saraybosna’nın Kalbi Onur Ödülü

20. Saraybosna Film Festivali Film Festivali, Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’nun ”Paramparça Aşklar ve Köpekler” filminin de aralarında bulunduğu üç filmle açıldı.

Açılışa özel olarak da  ”Saraybosna’nın Kalbi Onur Ödülü” tasarımcı Agnes B. ve oyuncu Gael Garcia Bernal’e verildi.

İlk filmi olan “Paramparça Aşklar ve Köpekler” filminin dünyada böyle bir ilgi göreceğini tahmin etmediğini belirten Bernal, “Filmi çektiğimiz sıralarda asla Saraybosna’ya filmin tanıtımını yapmaya geleceğimi düşünemezdim fakat bu başarının hayatımı çok fazla değiştirdiğini düşünmüyorum. Burada bulunmak olağanüstü bir his” diye konuştu.

Türk yapımlar da yarışıyor

Festivalde bu yıl Türk yapımlarından Erol Mintaş’ın yönettiği ”Annemin Şarkısı” ve Kutluğ Ataman’ın ”Kuzu” filmleri ”En İyi Film” dalında, Nuri Bilge Ceylan’ın ”Kış Uykusu” filmi ise ”Focus” dalında yarışacak.

Bu yıl da ünlü konukları ağırlama geleneğini sürdürecek olan festivale, sinema ve tiyatro oyuncusu Halit Ergenç, Meksikalı ünlü oyuncu Gael Garcia Bernal ve Oscar ödüllü Bosnalı yönetmen Danis Tanoviç katılacak.

Festival, Güney Koreli Bong Joon-ho’nun yönettiği “Snowpiercer” filmiyle sona erecek.

Özpetek’in filmleri İtalya’da, Akın’ın filmleri Almanya’da, Ceylan’ın filmleri ise Fransa’da önemli seyirci sayısı ve hasılata ulaşırken kendi ülkelerinde gişede hüsrana uğruyor

Yurt dışında aldıkları ödüllerle kendilerinden söz ettiren Fatih Akın, Ferzan Özpetek ve Nuri Bilge Ceylan, Türkiye’de gelirlerinin ve filmlerini izleyen seyircilerin azlığı ile dikkati çekiyor.

AA muhabirinin Box Office Mojo ve Box Office Türkiye’den aldığı verilere göre, yurt dışında büyük üne sahip ve Türkiye’de en çok filmi izlenen yönetmen Nuri Bilge Ceylan.

Ceylan’ın beyazperde macerası, toplam 259 bin lira hasılat ve 63 bin seyirciye ulaştığı 2002 yılındaki “Uzak” filmiyle başladı. Ardından vizyona giren “İklimler” filmi ise Türk sinema seyircisini salonlara çekemedi. Türkiye’de 256 bin lira hasılat elde eden film, sadece Fransa’da bunun iki katı hasılata sahip oldu. Yıllar geçtikçe adından daha çok söz ettiren yönetmen, bu yıl Cannes FIPRESCI ve Altın Palmiye ödüllerini kazanan filmi “Kış Uykusu” ile kendi rekorunu kırdı. Ceylan’ın Kış Uykusu filmi toplam 132 kopya ile 3 milyon liraya yakın hasılat elde etti ve 254 bin seyirciyle buluştu.

Türkiye’nin en şanssız yönetmenlerinden Ferzan Özpetek, 1999 yılından bu yana birçok filmi yönetmesine rağmen Türkiye’de en çok izlenen filmi yine o yıla ait “Harem Suare” oldu. Özpetek, bu filmi ile toplam 224 bin seyirciyle buluşurken Cem Yılmaz’ı da kadrosuna dahil ettiği “Şahane Misafir” filmi 166 bin seyirciyle sınırlı kaldı. Filmleri yurt dışında büyük ilgi gören yönetmene, özellikle filmlerini çektiği İtalya’da büyük saygı duyuluyor. “Karşı Pencere” filmiyle Türkiye’de 1 milyon liralık bir hasılat elde etse de İtalya’da bunun tam 12 katı hasılata ulaşan Özpetek’in “Cahil Periler” isimli filmi ise Türkiye’de sadece 98 bin kişi tarafından izlendi.

Almanya’da ve Avrupa’da adından en çok söz ettiren Fatih Akın ise Türkiye’de fazla rağbet görmüyor. Filmlerinde mutlaka Türk oyunculara yer veren ve Türk kültürüne de değinen Akın’ın Türkiye’de gösterime giren son filmi 2012 yılında “Cennetteki Çöplük” isimli belgeseli oldu. Sadece 5 kopya ile salonlarda yer bulabilen filmin izlenme sayısı da 6 binle sınırlı kaldı. Yönetmenin “Soul Kitchen” adlı komedi filmi ise Türkiye’de 811 bin lira hasılat yaparken, Almanya’da 20 milyon lira, İspanya’da 1 milyon lira, İtalya’da da 3 buçuk milyon lira gişe geliri elde etti. Filmleri daha çok Almanya, Fransa ve İspanya’da izlenen Akın, şu sıralar “The Cut” filminin yönetmenliğini yapıyor.

Öte yandan, üç ünlü yönetmenin filmleri, uluslararası film eleştiri sitesi IMDB’de aldıkları yüksek puanlarla seyirciler tarafından takdir topluyor. Fatih Akın’ın “Soul Kitchen”ı sitede 10 üzerinden 7,3 puan alırken, Özpetek’in “Karşı Pencere”si 7,4 ve Ceylan’ın “Kış Uykusu” 9,4 puan ile değerlendiriliyor.

Senarist Barış Erdoğan, bu yönetmenlerin Türkiye’de az izlenmesine ilişkin ise “Türk sinema seyircisinde Hollywood eğilimi var ve üç yönetmenimizin yaptığı işler popüler kültüre hitap eden işler değil. Dolayısıyla daha spesifik bir kitleye hitap ediyorlar. Bu üç yönetmenin filmleri, enerji harcamayı gerektiren filmlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

Sayfalar

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi