Yazılar

Pantene Altın Kelebek Ödülleri, Zorlu Center’da düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu.Televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği gece bu yıl “Pantene Altın Kelebek Ödülleri” adıyla yapıldı.Zorlu Center’da yapılan muhteşem törende Halit Ergenç sunuculuğu üstlendi.’Poyraz Karayel’ dizisinin çocuk yıldızı Ata Berk Mutlu, en iyi çocuk oyuncu seçildi. Gözyaşlarına boğulan Mutlu ödülünü alırken tüm salonu ağlattı.

Altın Kelebek'i alan Ataberk Mutlu hem ağladı hem ağlattı

 

Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenlerinden Cem Cücenoğlu ‘nun da rol aldığı Poyraz Karayel dizisi En iyi dizi yönetmeni ödülü ve en iyi dizi senaryo yazarı ödülüne layık görüldü.
Altın Kelebek Ödülleri’nin sahipleri:

En iyi kadın oyuncu: SERENAY SARIKAYA (MEDCEZİR)

En iyi erkek oyuncu:  ÇAĞATAY ULUSOY (MEDCEZİR)

En iyi kadın sunucu: ÖYKÜ SERTER (İŞTE BENİM STİLİM)

En iyi erkek sunucu: İLKER AYRIK (BEN BİLMEM EŞİM BİLİR)

En iyi dizi: GÜNEŞİN KIZLARI

En yakışan çift: ELÇİN SANGU VE BARIŞ ARDUÇ

En iyi çocuk oyuncu: ATABERK MUTLU

En iyi komedi dizisi: GÜLDÜR GÜLDÜR

En iyi kadın komedi oyuncusu: ÖZGE ÖZPİRİNÇCİ (AŞK YENİDEN)

En iyi erkek komedi oyuncusu : AHMET KURAL – MURAT CEMCİR (KARDEŞ PAYI)

En iyi dizi yönetmeni ödülü : ALİ BİLGİN (MEDCEZİR) + ÇAĞRI VİLA LOSTUVALI (POYRAZ KARAYEL)

Jüri özel onur ödülü 1 : BEYAZIT ÖZTÜRK (BEYAZ SHOW)

Jüri özel onur ödülü 2 : KURTLAR VADİSİ PUSU

Panten yıldızları parlayanlar ödülü: BENSU SORAL – NİLAY DENİZ – HANDE ERÇEL 

En iyi proje ödülü : KAYAHAN EN İYİLER (İPEK AÇAR SAMSUN DEMİR-MURAT YILDIRIM)

En iyi magazin programı ödülü : PAZAR SÜRPRİZİ

En iyi türk pop müzik kadın solist ödülü : SILA 

En iyi türk pop müzik erkek solist ödülü : MUSTAFA CECELİ 

En iyi fantezi müzik kadın solist ödülü :  EBRU GÜNDEŞ 

En iyi fantezi müzik erkek solist ödülü : HAKAN ALTUN 

En iyi dizi senaryo yazarı ödülü :  ERSOY GÜLER (AŞK YENİDEN) + ETHEM GÜLER (POYRAZ KARAYEL) 

En iyi kadın haber sunucusu : NAZLI ÇELİK

En iyi erkek haber sunucusu : FATİH PORTAKAL 

En iyi dizi müziği : TOYGAR IŞIKLI (MEDCEZİR) 

En iyi klip ödülü: METİN AROLAT – GÜLŞEN (BANGIR BANGIR) 

En iyi halk müziği kadın solist : ŞEVVAL SAM 

En iyi halk müziği erkek solist : VOLKAN KONAK 

Yılın şarkısı ödülü : BANGIR BANGIR (GÜLŞEN – OZAN ÇOLAKOĞLU)

En iyi çıkış yapan solist : EDİS – İDO – İLYAS YALÇINTAŞ – SİMGE SAĞIN

En iyi müzik grubu ödülü : MODEL

En iyi yarışma ödülü : SURVİVOR ALL STAR (ACUN ILICALI)

En iyi spor programı ödülü: YÜZDE YÜZ FUTBOL

 

RAGTIME

1800’lerin sonunda Ragtime New Orleans’ta çok popülerdi.1870 dolaylarında ortaya çıkan ilk caz parçalarına Ragtime deniliyordu. Ragtime New Orleans stili caz müziğindeki ilk stil olarak niteledirildi. Ragtime’ın ortaya çıktığı yer ise Missouri eyaletindeki Sedaila idi.Rag kelimesi askeri marşların ve Afro-Amerikan Banjo müziğinden alınmış ritimlerin bir arada kullanıldığı müzik türü anlamına gelir. Genellikle Ragtime ilk olarak 1890’larda görülen, piyano için yazılmış müziklere verilen isimdir.

  • Ragtime Stili Müziksel Yapısı

“Ragtime”lar, “serbest doğaçlama” ürünü eserlerdir. Ragtime’ın ana karakter özelliği senkoplu ya da “düzensiz” [ragged] ritmidir. Parçayı, ritmik bir şekilde ayrı ayrı ve birçok sesin meydana getirdiği ses dizisi takip eder. 19. yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan bir “tür” ya da “ön biçim” olan “Ragtime”, sert vurgulu ritmik yapısı ve folklorik melodileriyle bir piyano müziği olarak Amerika’daki siyahlar tarafından uygulanmıştır. “Ragtime”, genellikle 2 zamanlı ölçü birimlerinde, orta tempoda ve “Avrupa Müziği’nin “March” (Marş, yürüyüş) karakterine yakınlık gösteren özellikler taşımaktadır. Ragtime başlangıcı, siyahilerin, çeşitli törenlerde söyledikleri eski şarkılardır. Ragtime’ da, da, o zamanlar önemli olan Chopin ve Lizst’ den marş ve polkalara kadar her şey vardır, ancak bütün bunlar ritmik bir yorum ve zencilerin dinamik icra tarzıyla bütünleşmiştir.

  • Ragtime Bestecileri

Ragtime’ın en önemli sanatçıları Jelly Roll Morton, James Scott, Ernest Hogan ve  ”Beyaz Derili ”Joseph Lamb Scott Joplin’dir(1868-1917).Scott Joplin 600’den fazla ”Ragtime” bestelemiştir. Scott Joplin’in en önemli besteleri arasında Maple Leaf ve The Entertainer sayılabilir. Ragtime için ‘’zenciler tarafından çalınan beyaz müziğidir’’ denilir.

  • Ragtime Caz Stili Midir? Ragtime Son Dönemleri

Ragtime terimi sadece piyano için yazılan bir müzik olmanın dışında müziğe giriş devrini tanımlamakta da kullanılır. Örneğin, 1890-1920 yılları arasında New Orleans’ta Ragtime piyanistlerinin yanı sıra Ragtime orkestraları, Ragtime şarkıcıları ve Banjo ile Ragtime yapan müzisyenler vardı. Bugün caz müzisyeni olarak adlandırdığımız müzisyenlerin birçoğu, o zamanlar kendilerini Ragtime müzisyeni olarak tanıtıyorlardı. Bu yüzden bazı müzikologlar Ragtime’ın ilk caz stili olduğunu düşünürler. Tutucu görüşlere göre ise, Ragtime bir caz stili değildir. Sadece biraz doğaçlama içerir ve cazın Swing duygusundan oldukça uzaktır.

Ragtime’ın bununla beraber cazın habercisi olduğunu söylemek kaçınılmazdır.Joplin’in kendi döneminde mekanik piyanoya kaydettiği bir “Ragtime”ını, yaklaşık 50 yıl sonra Amerikalı caz eleştirmeni R. Blesh plağa aktararak bu örneği günümüze taşımıştır.1917’den sonra gözden düşmekle birlikte sonraki on yıllarda çeşitli defalar yeniden canlanan Ragtime Erik Satie, Claude Debussy ve Igor Stravinsky gibi klasik müzik bestecilerini etkiledi.

 

 

Resim 1:  1910 Yılına Ait Bir Caz Orkestrası

 

Aslı Gürbüz ‘ün hazırladığı makaleyi indirmek için buraya tıklayınız.

 

Reha Yalnızcık’ın “Tadı Hayalimde İstanbul” adlı resim sergisi 18 Aralık Cuma günü saat 18.30 ‘da Leonardo Sanat Galerisinde açılacaktır.

[supsystic-gallery id=’28’ position=’center’]

rehayalnizcikREHA YALNIZCIK
(1950, İstanbul)

1950 yılında İstanbul’da doğan Reha Yalnızcık 1975’de Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Grafik Sanatlar Bölümünden (Günümüzde Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) mezun oldu. Orta öğrenimi sırasında tanıştığı Grafik Sanatların birçok dalında ürünler verdi, ödüller aldı (kitap kapağı, afiş ve illüstrasyon çalışmaları ile). Basın yayın kuruluşlarının gazete ve dergi tasarımlarından logolarına kadar farklı alanlarında da çalıştı.

 

Sanatçının her zaman en büyük arzusu yalnızca resim yaparak yaşamaktı. Önceleri resim ve grafik sanatları birlikte sürdürdü. İlk kişisel sergisi “Doğa ile Haşır Neşir”i (1980 İstanbul Taksim Sanat Galerisi), “Barış’a”(1981 İstanbul Taksim Sanat Galerisi), “Benim İstanbul’um”(1984 İstanbul Taksim Sanat Galerisi),

 

“Her gün 23 Nisan”(1985 İstanbul Taksim Sanat Galerisi), sergilerini bu dönemde gerçekleştirdi. Günümüze kadar 66 kişisel sergi açtı, 100’ün üzerinde karma sergiye katıldı. Ayrıca kendi gibi ressam olan kızı Perincan Yalnızcık ile ortak 10 sergiye imza attılar. 1988-89 yıllarında çocuklara televizyondan resim dersleri verdi.
Pek çok soruna göndermeler içeren resimleriyle oluşan sergilerinin dışında, çok önem verdiği düşünme eğilimine dikkat çekme adına 1992 yılının Ocak ayında 2 adet düşünce kitabı yayınladı. Yurtiçi ve Yurtdışında çok çeşitli yayınlarda yer aldı. Kartpostal, kupa ve telefon rehberi gibi Unicef ürünleri için eserleri seçildi, yayınlandı.

 

1992 yılında sanatçıya Çocuk Vakfı tarafından “Son Kırk Yılın Çocuk Resimlerine Katkı Ödülü”, Inepo’nun ilk kez dağıttığı “Çevre Sanat Ödülleri”nden; “Resim Dalı” ödülü verildi.(2001)

Bozkırdan Gelen Keman Sesi

Bozkırdan Gelen Keman Sesi İstanbul Üniversitesi öğrencileri 10 Aralık Perşembe günü yapılacak olan seminerde öğrenciler Köy Enstitülerini ve edebiyat alanına etkilerini konuşacaklar.

1940’lı yıllarda açılan Köy Enstitüleri 1954’e kadar çok büyük etki yarattı. Kültür derslerinden, ziraat dersleri ve teknik derslere kadar bir çok dersin verildiği Köy Enstitüleri’nde ise 17251 Köy Öğretmeni yetişti.

Köy Enstitülerinin yarattığı etkilerden birisi de kültür sanat alanında oldu. Mandolin, keman, bağlama gibi bir çok çalgı eğitiminin verildiği Köy Enstitüleri’nde konserler düzenlenmiş ve  tiyatro oyunları oynanmış, bunun yanı sıra Köy Enstitüleri halk dünya edebiyatıyla tanışmıştı.

İstanbul Üniversitesi’nde faaliyet göstermekte olan  Mavi Çınar Edebiyat Topluluğu da, düzenleyeceği bir etkinlikle Köy Enstitüleri’nin edebiyata etkileri ve yarattığı edebiyatı isimli  konuya yer vererek , etkinlikte, aydınlanma ürünü olan Köy Enstitülerinin yarattığı edebiyatı ve bu edebiyatın yarattığı iklimin geçmişe ve günümüze etkilerini Köy Enstitüsü Mezunlarından Yazar Yusuf Ziya Bahadınlı ve Edebiyat Eleştirmeni B.Sadık Albayrak anlatacak.

‘Bozkırdan Gelen Keman Sesi – Köy Enstitülerinden Doğan Edebiyat’ başlığıyla duyurulan etkinlik 10 Aralık Perşembe günü saat 14’te Yeşil Kafe’de (İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi yanı) düzenlenecek.

 

london-college-of-musicLondon College of Music sınavı 14 Ocak Perşembe günü Özel Nar Sanat Eğitim Kursunda yapılacaktır. Sınav programı şu şekildedir. Sınava aşağıdaki isimler katılacaktır.  Sınav 09.00 ‘da başlayacaktır.

Ege Yılmaz
Bilge Kandur
Jewahir Başak Sait
Ahmed Doğukan Balık
Aysu Bayram
Berzah Aydemir
Doğa Aynacı
Fidan Hüseynov
Levgenıı Gostyshchev
Yağmur Kozan
Yaprak Şeren
Zeynep Özmen
Zehra Mina Fırıncı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılına ilişkin “Opera, Bale, Orkestra, Koro ve Topluluk İstatistikleri”ni açıkladı.

bale ve opera

Türkiye’de 2013-2014 sezonunda, bir önceki sezona göre opera ve bale salonu sayısı yüzde 25 artarak 15’e, opera ve bale salonu koltuk sayısı ise yüzde 51,8 artışla 10 bin 288’e çıktı. Söz konusu dönemde opera ve bale seyirci sayısı yüzde 6,7 artarak 400 bin 420’ye yükseldi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2014 yılına ilişkin “Opera, Bale, Orkestra, Koro ve Topluluk İstatistikleri”ni açıkladı.
Buna göre, Türkiye genelinde geçen sene Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı 6 orkestra, 13 koro ve 9 topluluk bulunuyordu.
Opera ve bale salonu sayısı son dört sezonda yüzde 16,7 artarken, koltuk sayısı aynı dönemde yüzde 102,6 artış gösterdi. 2013-2014 sezonunda, 2012-2013 sezonuna göre opera ve bale salonu sayısı yüzde 25 artarak 15’e, opera ve bale salonu koltuk sayısı ise yüzde 51,8 artışla 10 bin 288’e çıktı.
2013-2014 sezonunda, önceki sezona göre opera ve bale salonlarında oynanan eser sayısı yüzde 19,7 azalarak 188 oldu. Oynanan yerli eser sayısı geçen sezona göre yüzde 19,7 düşerken, oynanan yabancı eser sayısı da yüzde 19,6 azaldı.
Söz konusu dönemde opera ve bale seyirci sayısı yüzde 6,7 artarak 400 bin 420 oldu. Yerli eser seyirci sayısı geçen sezona göre yüzde 16 azalırken, yabancı eser seyirci sayısı yüzde 38,9 arttı.
Orkestralarda seyirci sayısı yüzde 7,5 azaldı
Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı orkestralarda 2013-2014 sezonunda 412 sanatçı görev yaptı ve bunların yüzde 41,3’ünü kadın sanatçılar oluşturdu.
Orkestraların yaptıkları gösteri sayısı, 2013-2014 sezonunda 2012-2013 sezonuna göre değişmeyerek 212 oldu. Aynı sezondaki izleyici sayısı ise yüzde 7,5 azalarak 141 bin 393’e geriledi. Son dört sezonda orkestraların yaptıkları gösteri sayısı yüzde 15,8 artarken, izleyici sayısı yüzde 12,7 yükseldi.
Korolarda görev yapan 701 sanatçının yüzde 38,1’ini de kadın sanatçılar oluşturdu. Kadın sanatçıların oranının en yüksek olduğu meslek grubu ise yüzde 53,9 ile ses sanatçıları oldu.
Söz konusu dönemde, koroların yaptıkları gösteri sayısı yüzde 32 azalışla 168’e düştü. Aynı sezondaki izleyici sayısı yüzde 30,4 gerileyerek 69 bin 250’ye geriledi. Son dört sezonda koroların yaptıkları gösteri sayısı yüzde 12, izleyici sayısı da yüzde 12 arttı.
Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğüne bağlı topluluklarda 2013-2014 sezonunda 384 sanatçı görev yaparken, bu sanatçıların yüzde 27,1’ini kadınlar oluşturdu. Topluluklarda kadın sanatçıların oranının en yüksek olduğu meslek grubu ise yüzde 47,3 ile dansçılar oldu.
Toplulukların yaptıkları gösteri sayısı da yüzde 9,9 azalarak 183’e geriledi. Aynı sezondaki izleyici sayısı yüzde 10,3 azalarak 205 bin 510’e düştü. Son dört sezonda toplulukların yaptıkları gösteri sayısı yüzde 7, izleyici sayısı yüzde 77,9 arttı.

İstanbul Eminönü’ndeki 537 yıllık tarihi Çandarlızade Atik İbrahim Paşa Camii’nin son cemaat mahfili ile iç kısımdaki pencerelerin tamamı PVC ile kaplanmış.

pvc camii

İstanbul Eminönü’ndeki Mercan’da bulunan Çandarlızade Atik İbrahim Paşa Camii, adeta pimapenlerle donatılmış durumda. Sadrazam İbrahim Paşa’nın 1478’te inşa ettirdiği tarihi caminin son cemaat mahfili olarak bilinen kısmı ile iç kısımdaki pencerelerin tamamı pimapen (PVC) ile kaplanması tepkilere yol açtı. Pimapen kaplamaların kim tarafından, ne zaman yaptırıldığı ise bilinmiyor. Yapının 1980’li yılların sonunda onarılmaya başlandığını belirten Mimar Dr. Sinan Genim, ahşap tavan, minber ve mihrabı yeniden yapılan tarihi caminin 1993’te yeniden ibadete açıldığını söylüyor.

Milliyet gazetesinden Mert İnan’ın haberine göre, dış cephenin yanı sıra caminin iç kısmında bulunan tarihi çinilerin üzerine monte edilen elektrik tesisatı da yaşanan ihmali gözler önüne seriyor.

İstanbul Anıtlar Kurulu eski Başkanı Prof. Dr. Mete Tapan, yapılan uygulamanın Koruma Yüksek Kurul kararlarına aykırı olduğunu belirterek, “Çandarlızade Atik Paşa Camisi 1478 yılında Atik İbrahim Paşa tarafından yaptırıldı. Maalesef, 15. yüzyıla ait bu camide PVC (Polivinil klorür) malzemeyle yapılan doğramalara yer verilmiş. Ayrıca Koruma Yüksek Kurul ve ilke kararlarına rağmen caminin son cemaat mahfili de kapatılmış ve tüm konstrüksiyon burada da PVC profillerinden oluşturulmuş. Rüzgar ve soğuğu önleme, daha fazla kapalı alan yaratma amacıyla yapılan bu türlü revakların kapatılması caminin orijinal estetiğini bozmaktadır. Dünyada benzer müdahalelerde çok daha titizlilikle davranılmakta” diyor.

Yazan: Erman ERTUGRUL

Kaynak : arkeofili.com

anadoluda 40 yıllık yolculuk

Anadolu’yu ziyaret ederek fotoğraflar çeken Stephane Boudoyan, “Doğu Anadolu’da 40 Yıllık Yolculuk” konulu söyleşide izlenimlerini aktardı.

[supsystic-gallery id=’10’ position=’center’]

Anadolu’yu ziyaret ederek fotoğraflar çeken Stephane Boudoyan, “Doğu Anadolu’da 40 Yıllık Yolculuk” konulu söyleşide izlenimlerini aktardı.

İstanbul Fransız Kültür Merkezi ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenen söyleşiye katılan Boudoyan yaptığı açıklamada, 47 yıldır, her sene doğuya giderek tarihi eserleri, sosyal hayatı ve insanları fotoğrafladığını söyledi.

Stephane Boudoyan, Anadolu ziyaretlerine başlama nedeninin babasından kaynakladığına dikkati çekerek, “Babam 1965’de Fransa’dan Türkiye’ye otobüsle gelmişti. Ziyaretinde kendi anne babasının evini ziyaret etmişti. Döndüğünde bize gördüklerini anlattı. Eski tarihe karşı merakım ve keşfetmeye dair kıvılcımım burada belirdi. Üç sene sonra, 1968’de ben de gezmeye başladım” dedi.

Yıllar içinde gerçekleştirdiği gezilere ilişkin bilgi veren Boudoyan, şöyle konuştu:

“Keşfetmeye ilk başladığım zamanlar, pek iyi algılanmıyordu. Fransa’daki Ermeniler buna iyi bakmıyordu. Türkler de hazine aradığımızı veya kiliseleri yağma edeceğimizi düşünüyordu. Zamanında bazı kötü şeyler de yaşandı ama artık zaman değişti ve korku yok oldu. Bugün ise arabamın üstünde bir Ermeni bayrağı var ve bununla korkmadan dolaşabiliyorum. Bundan dolayı çok mutluyum.”

Boudoyan, yaptığı gezilerde kendisini en çok etkileyen yerin, Van Gölü ve çevresi olduğunu dile getirerek, “Orada hala devam eden bir tarih var. Ben tarihi çok seviyorum ve insanların izinde yürümek hoşuma gidiyor” ifadelerini kullandı.

Arşivindeki fotoğrafların yakında internet ortamına aktarılacağını belirten Boudoyan, Doğu’da eski tarihi en iyi anlatan yerlerin ise dini mekanlar olduğunu söyledi.

 

 

Sayfalar

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi