Yazılar

26 Ocak 1920’de günlüğüne şunları ekler Virginia Woolf:

“Dün doğum günümdü; açıkçası 38’ime girdim, 28’imden çok daha mutlu olduğumdan kuşku yok, bugün de dünden daha mutluyum, çünkü öğleden sonra yeni bir roman için yeni bir biçim fikri geldi aklıma…”

Ve şöyle de ekler Virginia Woolf :

“ Diyelim ki, bir olay ötekinin içinden doğup çıksa -bir roman taslağından olduğu gibi- sadece 10 sayfalığına değil, 200 sayfa filan – bu benim istediğim gevşekliği ve hafifliği vermez mi, böylelikle olaya daha yakınlaşılır ama aynı zamanda biçim ve hız korunur, her şey, her şey de kuşatılmış olmaz mı?

Kuşkum bunun insan yüreğini ne ölçüde kuşatacağı – onu orada kıskıvrak yakalayacak kadar hakim miyim konuşmalara? Çünkü biliyorum yaklaşımım tamamıyla farklı olacak bu kez; kaba inşaat yok; tek bir tuğla bile görülmeyecek; her şey akşam alacası, ama yürek, tutku, mizah, her şey siste yanan ateş gibi için için parlayan.

O zaman başka şeylere yer olacak – bir şenlik alakasız bir ayrıntı- tüy kadar hafif adımlarla yürüyeceğim kendi gönlümce. (…) Umuyorum ki türlü türlü marifet gösterecek kadar iyi öğrendim işimi.

Gene de el yordamıyla gitmeli, denemelerde bulunmalıyım, ama bugün öğleden sonra bir ışık yandı kafamda. Hakikaten, yazılmamış romanı bu kadar ilerletebildiğime göre doğru yoldayım diye düşünüyorum.”