Yazılar

Her yılın 25 Şubat günü “European Cultural Association-Avrupa Kültür Derneği” aracılığıyla kutlanmakta olan “Dünya Commedia dell’Arte Günü”nün bu yılki ev sahibi İstanbul olarak seçildi.

Navelli/Palazzo Santucci, fotoğraf: Franco Soldani

Kutlamaların merkezi Bologna (İtalya), Torino (İtalya), Malaga (İspanya) kentlerinden sonra bu yıl İstanbul oldu ve 25 Şubat günü, başta İstanbul olmak üzere Avrupa, Amerika, Orta

ve Uzak Doğu dâhil olmak üzere dünyanın ulaşılır her yerinde Commedia dell’Arte ile ilgili gösteriler ve tanıtımlarla kutlandı. Ayrıca 25 Şubat Dünya Commedia dell’Arte Günü kapsamında 22-23-24 Şubat’ta Kumbaracı50′de Mario Gallo ile Commedia dell’Arte Atölyesi gerçekleşecek.

2010 yılında Dario Fo, 2011 yılında Roberto Tessari, 2012 yılında Miguel Romero Esteo tarafından kaleme alınan bildirilere bu yıl Türkiye’den tiyatro eleştirmeni Üstün Akmen’in mesajı eklendi.

Üstün Akmen’in “2013-Dünya Commedia Dell’Arte Günü” üzerine bilgilendirici tanıtımı şöyle:

25 Şubat Uluslararası Commedia dell’Arte Günü’nün 4. yıldönümünü kutlarken İtalyan Kültür ve Sanat Birliği (SAT) bir ileti hazırlamamı isteyerek onurlandırdı beni. Bu vesileyle, İtalya’da doğan, ama günümüzde bütün dünyaya yayılmış olan Commedia dell’Arte geleneğini tanıtmak amacıyla tiyatrocu dostlara, dünyadaki tüm tiyatroseverlere sesleniyorum.

Önce şunu söylemeliyim ki, Commedia dell’Arte, yaklaşık iki yüzyıl kadar Avrupa tiyatrosunu etkisi altına almış, çeşitli ülkelerin tiyatro yaşantılarını derinden etkilemiş İtalyan halk tiyatrosu geleneğinin adıdır.

Diğer taraftan, Commedia dell’Arte, bir kültür geleneği haline gelen, popüler kökenlerden türemiş organik ve güçlü bir gelişimin koruması altına girmezden önce, halkın geçmişteki bilgilerinin parçası olan bir halk olayı olarak tarihe kazınmıştır.

Bu halk olayının, anadili farklı insanların konuştukları teatral dili bulmalarını sağlayan yol olduğunda da ayrı bir gerçek payı vardır.

25 Şubat Uluslararası Dünya Commedia dell’Arte Günü’nün bu yılki ev sahibinin İstanbul olması da bence bir rastlantı sayılmamalıdır. Nedenine gelince, açık alanda halkın ortasında oynanan geleneksel Türkiye halk tiyatrosu olan “ortaoyunu” kökleri de mimuslara ve commedia dell’Arte oyunlarına uzanmaktadır. Commedia dell’Arte ile Ortaoyunu arasındaki kişiler, konular, kurgu benzerlikleri şaşırtıcıdır.

Batılı incelemeciler Commedia dell’Arte’nin geleneksel Türkiye tiyatrosu üzerindeki etkisi üzerinde durmuş; bu etkinin kaynağını Türklerin Venedik ve Cenevizlilerle uzun süren ilişkilerine bağlamışlardır. Arlecchino, Pantalone, Scaramuccia, Colombina’nın sırasıyla Pişekâr, Kavuklu, Sevgili (Çelebi) ve Zenne tiplerine benzemeleri hiç kuşkusuz tesadüf değildir. Gerçekten de iki gelenek arasındaki yakınlığı Pişekâr’ın kullandığı pastav/şakşak ile Arlecchino’nun tahta sopası (battocio) arasındaki benzerlik de desteklemektedir.

Diğer taraftan, Ortaoyunu’ndaki “orta” sözcüğünün Commedia dell’Arte’deki “arte” sözcüğü ile benzerliğinin de etkilenmenin doğrudan kanıtı olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca, benzerlikler elbette bunlarla da sınırlı değildir: Bir ortaoyunu terimi olan “palanga” (meydan) sözcüğü, İtalyancadaki “palanca”yı; ortaoyunu kişilerinden ayyaş’a verilen isim olan “Matiz” sözcüğü “madidus”u (ayyaş) çağrıştırmaktadır.

Commedia dell’Arte’nin doğasında şenlik ruhu olduğundan, Uluslararası Dünya Commedia dell’Arte Günü’nün de şenlik havası içinde kutlanması gerektiğine inanmaktayım. Şenliğin hayatın ve kültürün gizli gücünü ve dinamizmini dışa vurduğunu, toplumda egemen kılınmaya çalışılan güçlerin, ideolojilerin bastırmaya çalıştıkları dinamikleri gün ışığına çıkardığını açık yüreklilikle savunuyorum.

Şenliğin bireyi değil topluluğu eksene aldığını, böylece topluluğun diğer bireyleriyle, samimi ve köklü ilişkiler kurarak varolma ve paylaşma sevincini hayata geçirme imkânı yarattığı kanısındayım.

Şenlik anlayışında olduğu gibi, Commedia dell’Arte dünyasında da her an her şeyin olabileceği, sınırların kalktığı, her türlü aşırılığın, abartının mümkün olduğu, gülünç ve korkunçluk karşıtlığının bir arada olduğu grotesk bir zemin vardır.

2013-Uluslararası Dünya Commedia dell’Arte Günü, şenlik havası içinde tiyatroculara, tiyatroseverlere kutlu olsun.

****

Faction of Fools tiyatro kumpanyası tarafından 2010 yılından bu yana bütün dünyada düzenlenen etkinliklerle ilgili olarak, İtalyan Kültür ve Sanat  Birliği (SAT) tarafından “Dünya Commedia dell’Arte Günü”nün amacı İtalya’da doğan, ama bugün bütün dünyaya yayılan bu geleneği tanıtmak olarak özetlendi. Diğer taraftan, UNESCO’nun önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (I.T.I) tarafından ilan edilen “Dünya Tiyatro Günü’nde olduğu gibi, aynı kurum tarafından kabul edilen “Dünya Commedia dell’Arte Günü”nün de bütün tiyatro topluluklarına ve bireylere açık olduğu açıklandı.

Mario Gallo ile Commedia dell’Arte Atölyesi, 22-23-24 Şubat’ta Kumbaracı50′de…

Bu proje kapsamında yapılacak etkinliklerden birisi de Tiyatro Barbone’nin misafir ettiği Mario Gallo’nun vereceği “Maske Yapımı Atölyesi”.

Tiyatro Barbone’nin uluslararası partneri Teatro Ricerche’nin Sanat Yönetmeni Mario Gallo’nun vereceği atölyede katılımcılar kendi maskelerini yapmayı öğrenmenin yanısıra Commedia dell’Arte hakkında kapsamlı bilgi sahibi de olabilecekler. Atölye sonunda katılımcılar evlerine dönerken yapmış oldukları maskelerini de yanlarında götürecekler.

Mario Gallo ile Commedia dell’Arte Atölyesi
25 Şubat Dünya Commedia dell’Arte Günü kapsamında
22-23-24 Şubat’ta Kumbaracı50′de…
Atölye çalışması İtalyanca olacak, Türkçe ardıl çeviri yapılacaktır.

Atölyede yapılan maskelerden biri 25 Şubat’ta İtalyan Kültür Merkezi’nde yapılacak sergide yer alacak.

Bilgi ve Rezervasyon için:
0 532 684 32 03

Kaynak : (-)

TEB BAŞKANI ÜSTÜN AKMEN: BU ORTAMDA SANAT GÜNÜ KUTLANAMAZ

  Bu yıl dünyada ilk kez kutlanacak 15 Nisan Dünya Sanat Günü nedeniyle bir açıklama yapan Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen: “Bu ortamda sanat günü kutlanamaz, hele İstanbul’da hiç kutlanamaz” dedi…

Bu yıl dünyada ilk kez kutlanacak 15 Nisan Dünya Sanat Günü nedeniyle bir açıklama yapan Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen: “Bu ortamda sanat günü kutlanamaz, hele İstanbul’da hiç kutlanamaz” dedi.

98 yıllık İstanbul Şehir Tiyatroları’nın ani ve despotik bir tavırla yönetmelik değişikliğinin yapıldığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT)’nın Şube Müdürlüğü statüsüne indirgenmesini yeniden gündeme getiren Akmen, tiyatro yönetiminin sanatçıların elinden alınıp siyasilerin iradesine verildiğini “Dünya Sanat Günü”nde de bir kez daha protesto ettiklerini açıkladı. “Bu ortamda Türkiye’de, hele hele İstanbul’da ‘Dünya Sanat Günü’nü kutlamak abesle iştigaldir” diyen Üstün Akmen, İstanbulluların vurdumduymazlığından yakındı.

Üstün Akmen, açıklamasında “İstanbulluların tiyatrosu elinden alınıyor, başına buyruk birileri kentin tiyatrosunun idam fermanını imzalıyor, İstanbullu uyuyor, hem de sürekli uyuyor” ifadesini kullandı. “Bu kent halkı, Atatürk Kültür Merkezi yıkılmaktan kurtuldu, Sabancı’nın inayetiyle restore edilecek diye zil takıp göbek attı. Kültür Bakanlığı ile Sabancı arasındaki sözleşme metnini merak dahi etmedi ve hâlâ etmiyor.

Oysa işin esası, AKM çok amaçlı bir salon olacak. Terzihaneleri, boyahanesi, marangozhanesi, demirhanesi; plastik, bezleme, çiçek, şapka atölyeleri; kostüm/dekor depoları şimdi olduğu gibi dışarıda bırakılan AKM AKM olmaz, olsa olsa AKM-SA olur. Tanık olduk ki, İstanbullu AKM’sine de sahip çıkmadı ve çıkmıyor. Playback’den opera dinliyor/izliyor, akustiği olmayan salonlarda konsere gidiyor ses etmiyor.

 Bu ne tevekkül yahu? Dansçılarımız, bale yaşamlarını erken bitirecek sahnelerde dans etmek zorunda bırakılıyor İstanbullu umursamıyor. Bu yıl Ulusal Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Başkanı Bedri Baykam sayesinde ilk kez kutladığımız “Dünya Sanat Günü” ile ilgili mesajım doğrudan İstanbullulara… Tiyatrosuna, Atatürk Kültür merkezine sahip çıkmayan İstanbullu sözüm sanadır! Bütün bunların günahı senin boynuna… Sanat senin neyine! Devam et uyuklamana!”

Kaynak: http://www.tiyatronline.com

Bir garip dava ve TEB Başkanı Üstün Akmen: “Alın Size, Bir Hukuk Skandalı Daha”

Tuncer Cücenoğlu’nun “Kördövüşü” başlıklı oyununun Manisa Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından düzenlenen Liselerarası Tiyatro Festivali’nde Manisa Demirci Sağlık Meslek Lisesi tarafından sahnelenmesi ile ilgili davada alınan takipsizlik kararını Yargıtay bozdu.

Bilindiği gibi, 2010 yılında Manisa’da düzenlenen Liselerarası Tiyatro yarışmasında Demirci Sağlık Meslek Lisesi birincilik ödülünü kazanmıştı. Ancak okulun “Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi” dersi öğretmeni tarafından, oyun içerik olarak illegal düşünce, çarpık zihniyet ve üfürükçü hoca tiplemesi nedeniyle din adamlarına hakaretle suçlanarak ergenlik dönemindeki gençlerin gelişimlerine olumsuz örnek oluşturduğu iddiasıyla Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması olay olmuştu. Şikayet üzerine savcılık soruşturma başlatmış, yapılan inceleme sonucunda bahsedilen konularla ilgili “takipsizlik” kararı vermişti. Diğer taraftan, oyunu sahneye koyan iki öğretmen bu suçlamayı yapana manevi tazminat davası açtı, dava geçen haziran ayında sonuçlandı ve yerel mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozuldu.

Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan, Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (IATC/AICT) Türkiye Merkezi (TEB) Başkanı Üstün Akmen, olayı “utanç verici” olarak değerlendi. Devlet tiyatroları tarafından defalarca oynanmış, ödüller almış, dünyaya oyunları sahnelenen bir yazarımızın bu oyununun çarpık zihniyet ve din adamlarına hakaretle suçlanmasının ve ergenlik dönemindeki gençlerin gelişimlerine olumsuz örnek oluşturacağı savının komik olduğunu vurgulayan Akmen: “Hukuk, her geçen gün biraz daha ‘guguk’ halini getiriliyor. Diğer taraftan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yirmi birinci yüzyıldaki kadrosunun zavallılığı da bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Mustafa Kemal’in ‘muasır medeniyet seviyesi’ dediği ve yıllardır aşılmaya çalışılan, aşılması için yarışılan seviye, işte bu kararla bilerek ve istenilerek seviyesizleşiyor. Yıllardan beri Türkiye’nin her tarafında oynanan oyunun yazarından özür dilemelidir” dedi.

Kaynak : http://www.tiyatrodergisi.com.tr

 

Çok sayıda sanatçının, ülkenin içinde bulunduğu durumdan yola çıkarak biraraya geldiği “Sanatçılar Girişimi” 29 Şubat Çarşamba günü saat 12.00’de bir basın açıklaması gerçekleştirecek. Sanatçılar, “ülkemizin geleceği için kaygılıyız” diyor.

Birçok alandan sanatçının biraraya gelerek oluşturduğu “Sanatçılar Girişimi” bir çağrıda bulundu.

“Ülkemizin geleceği için kaygılıyız” diyen sanatçılar, kaygılarını dile getirmek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirecek. 29 Şubat Çarşamba günü, saat 12.00’de, İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Ses Tiyatrosu’nda gerçekleşecek basın açıklaması için çağrıda bulunan sanatçılar, “Evrensel aydınlanma değerleri, Cumhuriyetimizin kazanımları yok ediliyor” diyor.

Sanatçılar Girişimi tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

Bizler, Türkiye’nin yazarları, şairleri, ressamları , heykeltraşları, sinema ve tiyatro sanatçıları, karikatüristleri, fotoğraf sanatçıları, tüm sanat insanları, ülkemizin geleceği için kaygılıyız.

Evrensel aydınlanma değerleri, Cumhuriyetimizin kazanımları yok ediliyor.

Bağımsız düşünce, demir parmaklıklar arkasında.

Sanatsal yaratma özgürlüğü tehdit altında.

Türkiye, sadece Cumhuriyet tarihinin değil, birkaç yüzyıllık demokrasi, bağımsızlık ve uygarlık savaşımları tarihimizin yörüngesinden koparılarak, emperyalist çıkarların Ortadoğu’daki işbirlikçisi olmaya sürükleniyor.

Doğal ve kültürel doku katlediliyor.

Ülke zenginlikleri yağmalanıyor.

Kaygılarımızı Türkiye ve dünya kamuoyuyla paylaşacağımız basın açıklamamıza, yerli ve yabancı medya mensupları ve tüm sanatçı dostlarımız davetlidir.

Sanatçılar Girişimi

Sanatçılar Girişimi’nde kimler var
Birçok alandan sanatçının biraraya gelerek oluşturduğu Sanatçılar Girişimi’nin açıklamasında, Tarık Akan, Edip Akbayram, Onur Akın, Sunay Akın, Üstün Akmen, Alaattin Aksoy, Mehmet Aksoy, Aytaç Arman, Hayati Asılyazıcı, Semir Aslanyürek, Engin Ayça, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Kürşat Başar, Cezmi Baskın, Bedri Baykam, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Cahit Berktay, Metin Coşkun, Tuncer Cücenoğlu, İsa Çelik, Nevzat Çelik, Haluk Çetin, Meral Çetinkaya, İsmail Hakkı Demircioğlu, Metin Demirtaş, Nuri Dikeç, Atilla Dorsay, Leyla Erbil, Bilgesu Erenus, Genco Erkal, Altan Erkekli, Erdal Erzincan, Mert Fırat, Müjdat Gezen, Altan Gördüm, Mehmet Güleryüz, Tarık Günersel, Hüseyin Haydar, Emin İgüs, Levent İnanır, Özdemir İnce, İlhan İrem, Ekrem Kahraman, Bülent Kayabaş,Yıldız Kenter, Erol Keskin, Suna Keskin, Tuğrul Keskin, Arif Keskiner, Levent Kırca, Mine Kırıkkanat, Nuri Kurtcebe, Mustafa Köz, Küçük İskender, Yılmaz Onay, Zeynep Oral, Yılmaz Onay, Nedim Saban, Vedat Sakman, Sali, Menderes Samancılar, Ferhan Şensoy, Burhan Şeşen, Cihat Tamer, Yavuz Top, Gülsen Tuncer, Cüneyt Türel, Yaman Tüzcet, Metin Uca, Ersan Uysal ve Nejat Yavaşoğulları’nın imzası bulunuyor.