Şunun için etiket arşivi: U

Kastamonu Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Kılıç, TÜBİTAK destekli “Bas gör gitar” adını verdiği proje kapsamında bir gitar geliştirdi.

Kastamonu Üniversitesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Abdulkadir Kılıç, TÜBİTAK destekli “Bas gör gitar” adını verdiği proje kapsamında, hangi perdeye basıldığını ve perdenin hangi notaya karşılık geldiğini gösteren gitar geliştirdi.

Orman Endüstri Mühendisliği dördüncü sınıf öğrencisi 22 yaşındaki Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müziğe yeni başlayanlar, gitarı nota ile öğrenmek isteyenler ile pratiği olup da nota bilmeyenler için bir gitar geliştirmek fikriyle yola çıktığını anlattı.

Yapmayı düşündüğü gitarın projesini hazırlayıp TÜBİTAK’a sunduğunu belirten Kılıç, “Proje dersimizde projeyi yazdım ve hocalarımız vasıtası ile TÜBİTAK’a gönderdim. Projem kabul edilerek 2 bin 500 lira hibe aldım. Bu da yaptığım masrafları karşıladı.” dedi.

Projesinde, gitar klavyesindeki tele basılınca ana notaların hem led ışık hem de porte (Notaların üzerine yazıldığı eşit aralıklı beş çizgi ve dört aralıktan oluşan şekil) ile gitar üzerinde yerini gösteren bir cihaz bulunduğunu anlatan Kılıç, şunları kaydetti:

“Yedi yıldır müzikle uğraşıyorum. Notayı öğreniyorsunuz ama bunu gitara adapte etmek zor. Bunu kolaylaştırmak için ilk beş perdenin gitar üzerinde hem ışıkla hem de yazılımda nerede olduğunu görmek için bir gitar düşündüm. Klavyenin üzerinde tellerin altında raptiye ve sap ile klavye arasında ‘baskı devre’ adında elektronik bir devre oluşturdum. Bu raptiyeler baskı devreye ve led ışıklara bağlı. Led ışıklar ise gitarın gövdesinde çizilmiş porte üzerine notaya göre dizili. Hangi tele basarsak, o tel hangi notaya denk geliyorsa o led yanıyor. Böylelikle hem hangi notaya basıldığını hem de yazılımda yerini görmüş oluyoruz.”

Kılıç, “Bas gör gitar” adını verdiği projesi için patent başvurusunu yapmaya hazırlandığını, bir sponsor veya müzik aletleri firmasıyla projesini geliştirmek istediğini sözlerine ekledi.

thumbs_b_c_23da06e7bad232c3c099e7a0781b6aab

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yapılan kazı çalışmalarında, 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden 17 basamaklı tapınak merdivenleri bulundu.

Kocaeli‘nin İzmit ilçesinde yapılan kazı çalışmalarında, 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden 17 basamaklı tapınak merdivenleri bulundu.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İzmit’in Roma İmparatorluğu’na da başkentlik yaptığını, döneminin en görkemli saray heykellerinin yapıldığı bir liman kenti olduğunu söyledi.

Zamburkan, yaklaşık iki ay önce Çukurbağ Mahallesi’ndeki 3. derece sit alanında inşaat için bir vatandaşın sondaj yapmak istemesi üzerine müze müdürlüğü gözetiminde çalışma yapıldığını, bu sırada heykel bulunması üzerine de kazı başlatıldığını anlattı.

Kalıntıları ortaya çıkarıp turizmin hizmetine sunacaklarını vurgulayan Zamburkan, şöyle devam etti:

“Bölgedeki çalışmalar kapsamında 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden yapılmış 17 basamaklı tapınak merdivenlerine rastlandı. Bu kazının ilk aşamasında da burada bir ‘sağlık tanrıçası’ denilen heykel de çıkmıştı. Bu merdivenlerin yukarıya doğru devam ettiğini görüyoruz. Merdivenlerin alt tarafında da bir tünel kalıntısı var. Yapıların birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Sahilden kaleye kadar birbiriyle tünellerle bağlantılı olduğunu tahmin ediyoruz. Burası Nikomedia’nın kurulduğu bir alan. Tarihi eserlerin bu bölgede olduğunu düşünüyoruz.”

thumbs_b_c_daa4316762433416c0be4c0a27783c6d

2009’tan bu yana Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde kursiyerlere sanat dersleri veren, Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kursu , yaz döneminde Temmuz ayından itibaren ”Çocuk Kursiyerlere” Resim dersi vermeye hazırlanıyor.

Resim dersleri için kayıtlar başladı. Dersin içeriği ise şöyle: Haftada 1 gün 2 ders saati şeklinde olacak olan grup hafta içi Kursiyerlerin talepleri doğrultusunda Resim Grubu ders saatleri Kursiyerler tarafından belirlenerek derslere başlanacaktır.

Resim Sınıfı için yaş ortalaması ise . 4 ila 7 ve 8 ila 12 yaştır.

Çocuklara yönelik başlatılan Resim dersi, eğitmenimiz ”Sevgi GENCAN” tarafından verilecektir.  Yaz sonunda ise, eğitmenimiz Sevgi GENCAN desteği ile öğrencilerin becerilerini ortaya koyarak, sanatsal algının oluşumuna destek vermek ve öğrencilerin motivasyonunu yükseltmek amacıyla çocukların yaptıkları Resimlerden sergi açılacaktır.

Kayıt için son tarih dönemi 30 Haziran’dır.

Türk resim sanatının önemli isimlerinden Fikret Mualla Saygı’nın Paris Sainte-Anne Akıl Hastanesi’nde yaptığı çizimlerin yer aldığı “Sainte-Anne Desenleri” sergisi ziyarete açıldı.

Türk resim sanatının önemli isimlerinden Fikret Mualla Saygı’nın Paris Sainte-Anne Akıl Hastanesi’nde yaptığı çizimlerin yer aldığı “Sainte-Anne Desenleri” sergisi ziyarete açıldı.

Amerikan Hastanesi Operation Room Sanat Galerisi’ndeki sergiye ilişkin AA muhabirine açıklama yapan serginin küratörü Ilgın Deniz Akseloğlu, Fikret Mualla’nın Fransa’da yaşarken 1953, 1956 ve 1957 yıllarında belirli aralıklarla Paris Sainte-Anne Akıl Hastanesi’nde kaldığını ve sergideki desenlerin bu çizimlerden oluştuğunu söyledi.

Sergilenen 43 eserin iki farklı koleksiyondan derlendiğini kaydeden Akseloğlu, “Bir kısmı büyük ölçüde Ferit Edgü’nün kişisel koleksiyonu. Birçok orijinal eseri ondan aldık. Bunun yanı sıra 1992 yılında Metin Deniz’in düzenlediği, galerisindeki bir sergide kullanılan eserlerin aynı basımlarını da çerçeveletip koymak istedik. Sergide 32 tane orijinal eser var.” ifadelerini kullandı.

Sergi, 30 Ağustos’a kadar görülebilecek.

thumbs_b_c_f494c295bd064d39262981f3923e5b36

Muhabir: Hilal Uştuk

“Hababam Sınıfı”nın 41. yılı, arabalı sinema etkinliği ile kutlanacak.

Hababam Sınıfı”nın 41. yılı, arabalı sinema etkinliği ile kutlanacak.

İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği’nden (İKOD) yapılan açıklamaya göre “Yeşilçam’a Saygı” temalı etkinliklerine bir yenisini daha ekleyecek olan İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği, Hababam Sınıfı’nın öğrencilerini yıllar sonra çok farklı bir organizasyonla bir araya getirecek.

Etkinlikte, Özel Çamlıca Lisesi’ne Akil Öğretmeni’ni ziyarete gelen Bakan Bey’in 1957 model aracı da, flama ve resmi plakasıyla birlikte filmden görsellerle süslenmiş şekilde sergilenecek. Film, Hafize Ana’nın ders aralarında çaldığı orijinal zille başlayacak ve oyuncularla birlikte 41. yıl pastası kesilecek.

İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği ve Arzu Film iş birliğiyle Fenerbahçe Dalyan Club’da gerçekleştirilecek etkinlikte, Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz romanından uyarlanan ve 1975 yılında usta yönetmen Ertem Eğilmez tarafından sinemaya aktarılan Hababam Sınıfı’nın 2. seri filmi “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”, Hayta İsmail, Postal Rıza, Bacaksız gibi çeşitli lakapları olan birçok oyuncusunun ve 2000’li yıllarda çekilen Hababam Sınıfı devam filmlerinin yapımcı yönetmeni Ferdi Eğilmez’in katılımlarıyla, 1960’lı ve 1970’li yıllara ait bir döneme damgasını vurmuş klasik otomobillerden izlenecek.

Arzu Film’in yapımcılığını, Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini üstlendiği Hababam Sınıfı’nın İnek Şabanı Kemal Sunal, Hafize Anası Adile Naşit, Domdom Alisi Feridun Şavlı, Paşa Nurisi Sıtkı Akçatepe, Tulum Hayrisi Cem Gürdap ve artık hayatta olmayan diğer oyuncuları, 41 yıl sonra hayatta olan diğer oyuncularıyla anılacak.

thumbs_b_c_90fedffde8fb22188a48a498264bd7ff

Nar Sanat Eğitim Kursu oalrak 29-30 Haziran tarihlerinde Yunus Emre Kültür Merkezinde gerçekleşecek olan Yıl Sonu Gösterimizde görev alacak öğrencilerimizin orkestra provaları eğitmenlerimizin gözetiminde ve yardımında devam etmektedir. İşte provalardan görüntüler;

 

 

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Yaratıcı Drama derslerimiz her hafta bilinçaltı eğitimi oyunlarıyla devam etmektedir.  Yaratıcı Drama eğitmenimiz Banu Çavuş tarafından kurgulanan oyundan görüntüler;

Tarihin çözüme kavuşmamış gizemli metinleri görenlerin kafalarını oldukça karıştırıp, büyük merak uyandırıyor..

Tarihte birçok uygarlık kalıcı olma ve geleneklerini gelecek nesillere aktarma adına semboller ve kendilerine ait alfabeler içeren eserler bırakmış.  Ancak onlardan bazıları hala daha gizemlerini korumakta ve sır olarak tutulmakta.

1 – Gregory  Külliyatı 13.yüzyıl

gregory-külliyatı-el-yazması-metinleri

Bir diğer ismi ‘’Smithfield Külliyatı’’ olan bu eser Papa 9. Gregory tarafından yazılmıştır. Bu metinde yazılanlardan çok içerdiği resimler dikkat çekiyor. Dini bir özellik taşımasına rağmen, hayvan başlı insan vücutlu canlılar kanlı işler yaparken resmedilmiş bu kitapta.

2 – Ripley  Metinleri 16.yüzyıl

ripley-metinleri

16.yüzyılda yaşamış olan George Ripley’e ait bu eser. Bir parşömen üzerinde yazılmış bu metin 6 metre uzunluğunda ve şifreler içeriyor. Bilim dünyasında birçok soruya cevap olacağı düşünülen bu eserin ölümsüzlüğün sırrını bile içerdiği söylenmekte.

3 – Voynich  El Yazması 15.yüzyıl

voynich-el-yazması

Polonya’da bir sahaf olan Wilfird M. Voynich’e ait olan bu el yazmalarından bazıları Yale Üniversitesi kütüphanesinde bulunmakta. Birçok uzman bu metinleri çözmeye çalışsa da henüz daha ne alfabesi olduğu bile bulunamamış.

4 – Soyga Kitabı 16.yüzyıl

Soyganın-kitabı-el-yazması-metinleri-book-of-soyga-768x747

Kraliçe Elizabeth’in danışmanı görevinde bulunan John Dee’ye verilmiş olan bu kitapta günümüzde gizemini korumakta. Aynı zamanda dönemin ünlü matematikçi ve simyacılarından olan John, kitabı uzun yıllar boyunca kütüphanesinde saklamış. Ölümünden sonra ise akıbeti bilinmeyen kitap 1994 yılında tekrar bulunuyor. Yunanca anlamı ‘’kutsal’’ olan bu kitabın büyü tarifi içerdiğine inanılıyor.

5 – Popol Vuh 1701

Popol-vuh-Metinleri

Guatemela’da Ximenez isimli misyoner bir rahip tarafından ispanyolcaya çevrilen kitabın sırrı hala daha çözülememiş. Maya uygarlığının kullandığı ‘’Kiçe’’ alfabesiyle yazılmış olan bu kitab ‘’İnsanların Kitabı’’ anlamına geliyor. Anlamına bakınca o dönemlerin birçok ‘’akıllı’’ canlı türüne sahiplik yaptığını düşünmemek elde değil.

6 – Rohonc Metinleri 19.yüzyıl

Rohonc-Metinleri

Kimliği bilinmeyen bir adam tarafından Macar bilim adamlarına bağışlanmış bu metinler tarihin en gizemli metinleri arasında yer alıyor. Sebebi ise 200 farklı sembolden oluşan bir alfabesinin olması ve nereden geldiğinin bilinmemesi.

7 – Vivian Kızların Hikayesi 1973

vivian-kızları-el-yazması-metinleri

Çok eski tarihlere dayanmamasına karşın bu eser oldukça enteresan. Yaklaşık 15.000 sayfadan oluşan eser bir hastane görevlisi olan Henry Darger’ın kütüphanesinde bulunmuş. Bu eseri enteresan kılan özelliklerden biri ise içine sulu boya kullanılarak birçok korkunç görselin çizilmiş olması.

Gizemi hâlâ çözülememiş olan kitaplar ve şifreleri yıllarca kafaları meşgul eden esrarengiz metinler.

Smithfield ya da Gregory Külliyatı

Bu kitabın esas gizemi metinlerinde değil de görsellerinde. Papa 9. Gregory tarafından dini hükümleri açıklamak için bastırılan bu kitapta, o zamanın modasına uygun olarak metinlere eşlik eden kaligrafiler ve illüstrasyonlar bulunuyor. İşte ilginçlik de burada başlıyor. Normalde Meryem Ana, İsa ve Azizlerin süslediği dini külliyat sayfalarının tersine bu külliyatta kılıçla kafa kesen dev tavşanlar, bir kurdu idam eden kazlar ve tek boynuzlu atlar gibi Hristiyan öğretileriyle (görselden de anlaşılacağı gibi) açıkça çelişen tasvirler bulunuyor. Bu metinleri inceleyen din adamları ve tarihçiler, Smithfield külliyatının gizemini hâlâ çözebilmiş değiller.1

Ripley Metinleri, 15. yüzyıl

Isaac Newton’ın bile bir dönem simyaya ve gizli bilimlere ilgi duyarak yakından takip ettiği büyük simyacı George Ripley, konusundaki en yetkin isimlerden biriydi. Yazdığı metinlerde gizemli felsefe taşının nasıl yapılacağını tarif ediyor, sıradan metalleri altına çevirmenin yollarını anlatıyordu. Belirsiz, şifreli bir yazı dili kullanan Ripley’in metinlerinde ölümsüzlüğün sırrını verdiği dahi söyleniyor. Ripley’in en gizemli metniyse, 6 metre uzunluğundaki parşömen tomarı. İlginç illüstrasyonlar barındıran bu metnin ne anlatıyor olabileceğine dair gizem hâlâ çözülebilmiş değil.

2

 

Voynich El Yazması, 15. yüzyıl

Yale Üniversitesi’nin bir parçası olan Beinecke Nadir Kitaplar ve El yazmaları Kütüphanesi’nde, şimdiye kadar hiç kimsenin okumayı başaramadığı bir kitap bulunuyor. Adını kitabı 1912’de bir şekilde eline geçiren Polonyalı sahaf Wilifrid Voynich’den alan, daha önce görülmemiş bir dilde kaleme alınmış bu el yazması yıllar süren çabalara rağmen bir türlü çözülemiyor.

Karbon 14 testi sonucunda 15. yüzyılda yazıldığı anlaşılan kitap, bulunmasının üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen hâlâ gizemini koruyor.

İçinde, astronomi ve botanik bilimleriyle ilgili bir şeyler anlatıyormuş gibi görünen garip illüstrasyonlar bulunan kitap, kimi akademisyenlere göre bir aldatmacadan ibaretken, kimilerine göre dünya ve evrenle ilgili hâlâ çözülmeyi bekleyen büyük sırlar taşıyor.3

 

Prodigiorum Ac Ostentorum Chronicon, 1557

Latince’den Alametler ve Kehanetler Kronolojisi olarak çevrilebilecek olan bu kitap Adem ve Havva’dan beri yaşanan bütün doğa üstü olayları anlatan bir ansiklopedi. Fransız hümanist Conrad Lycosthenes tarafından kaleme alınan kitapta, meteor yağmurlarından (Halley kuyruklu yıldızının belirişi de de dâhil), sellere ve depremlere kadar kehanet olarak görülmüş tüm doğa olaylarından kronolojik olarak bahsediliyor.

Bazı sayfalarında UFO benzeri çizimlere ve deniz canavarı tasvirlerine de rastlanan bu garip kitap, gizem avcılarını hâlâ hayrete düşürmeyi başaran nadir el yazmalarından biri.

4

 

 

Soyga Kitabı, 16. yüzyıl

6. yüzyılda yaşamış olan matematikçi, astrolog, simyacı ve okültist olan John Dee’ye atfedilen bu kitabın büyü tarifleri içerdiğine inanılıyor. İçindeki çizimlerin ve yazıların sırrı hâlâ çözülememiş olan kitap, bir dönem Kraliçe Elizabeth’e de danışmanlık yapmış olan Dee’nin geniş kütüphanesinin bir dönem en önemli parçasıydı.
Kitap, Dee’nin ölümünden sonra ortadan kaybolmuş, ardından şaşırtıcı bir biçimde 1994’de Deborah Harkness adlı bir akademisyen tarafından Britanya Ulusal Kitaplığı’nda bulunmuştu. Bazı din bilimcileri Soyga Kitabı’nın, Eski Ahit’ten önce şeytan tarafından indirilmiş olduğunu iddia ediyor. ‘Soyga’ antik Yunanca’da ‘kutsal’ anlamına geliyor.

5

 

Popol Vuh, 1701

Guatemala’da misyonerlik yapan Dominikan rahip Francisco Ximénez’in bulduğu bu metinler, Maya uygarlığının kullandığı Kiçe alfabesiyle yazılmış bir el yazmasıydı. “İnsanların Kitabı” anlamına gelen Popol Vuh yazması, rahip Ximénez tarafından İspanyolca’ya aktarıldı.

Mayaların binlerce yıllık sözlü geleneğinin yazıya aktarılmış hali olan bu el yazması dünyanın yaratılış hikâyesini ve diğer Orta Amerika mitolojilerinden örnekleri içeriyordu. Ximénez’in bu kitabı nasıl bulduğunu tam olarak açıklamaması kitabı daha da gizemli kılıyordu. Üstelik kitabı İspanyolca’ya çevirmek için kimden yardım aldığı da bilinmiyordu. Altın değerindeki bu yazıtlar, bugün Maya kültürüne ışık tutan en önemli belgeler olarak kabul ediliyor.

6

 

Rohonc Metinleri, 19. yüzyıl

Tartışmasız gelmiş geçmiş en gizemli el yazmalarından biri olan Rohonc Metinleri’nin ne anlattığı ya da nereden geldiği bilinmiyor. 19. yüzyılda kimliği belirsiz biri tarafından Macar Bilim Akademi’sine bağışlanan bu kitabın izi de sürülemiyor.

Birçok dilbilimci tarafından incelenen ve bir türlü çözülemeyen metin, alışılmışın çok dışında olan 200 farklı sembolden oluşan alfabesiyle günümüz dillerinden hiçbirine uymuyor. Ayrıca kitaptaki çizimlerden kitabın yazıldığı coğrafyaya dair de bir ip ucu yakalanamıyor. Sonunda çoğu dilbilimci ve tarihçi tarafından bir aldatmacadan ibaret olduğuna karar verilen kitabın tüm sayfalarına şuradan ulaşabilirsiniz. Olur da çözerseniz bize de haber verin.

7

 

Zodyak Katili’nin Mektupları, 1960-1970

1960 ve 1970 yılları arasında 20 ila 28 kişiyi öldürdüğü düşünülen seri katil Zodyak, cinayetlerden sonra gazetelere garip mektuplar gönderiyordu. Şifreli olan bu mektuplardan yalnızca bir tanesi çözülebildi. Mektuplarda katilin kurbanlarından bahsettiği ve kendi kimliği hakkında ipuçları verdiği düşünülüyor.

8

 

Vivian Kızlarının Hikâyesi, 1973

Henry Darger adında münzevi bir hastane hademesinin evinde bulunan bu kitap, benim gördüğüm en ürkütücü işlerden biri. Vivian Kızlarının Hikâyesi adlı bu eser, 40 yıl boyunca tek odalı bir apartman dairesinde yaşayan ve hiç kimseyle konuşmayan Henry Darger öldükten sonra, ev sahibi tarafından bulundu. Kitap, çoğu gazete ve dergilerden kesilen resimlerden yapılan kolajlardan oluşuyor. Sulu boyayla renklendirilen bu kolajların üzerine eklenen metinlerde anlatılan hikâyelerin fazlasıyla fantastik olduğu söyleniyor.

Tamamı 15.000 sayfa olan eserin çocuk köleliğini sona erdirmek için mücadele veren yedi küçük kızın hikâyesini anlattığı düşünülüyor. Bazı sayfalarda kırlarda koşuşan mutlu çocuklar tasvir edilirken, bazı sayfalarda işkence ve şiddet betimlemeleri yapılıyor. Çoğu hâlâ çözülemeyen metinler ve illüstrasyonlar kimilerine göre Art Brut (ham sanat) akımının en iyi örneklerinden biriyken, kimilerine göre düpedüz akıl hastalığının nişanesi.

9

 

Codex Seraphinianus, 1981

Hiç kimsenin çözemediği bir dilde yazılan bu kitap, gerçek dışı figürler ve garip illüstrasyonlarla dolu. Bir ansiklopedi formatında yazılmış olan kitabın yazarı İtalyan mimar Luigi Serafini, kitabın verilere dayalı, bilimsel bir çalışma olduğunu iddia ediyordu.

Çizimler de dâhil tamamı el yazması olan bu kitabı inceleyen akademisyenler ve bilim insanları fantezi ürünü olduğu çok aşikar bir işle karşılaşmışlardı. Yine de bazı dilbilimciler, şifreli yazılmış olduğunu düşünerek kitabın anlamını çözmeye gayret gösterdi. Sonunda çoğu eve eli boş dönmüş, ne yazılar, ne de garip illüstrasyonlardan bir anlam çıkarılabilmişti. Yine de bazı şifreciler, kitabın ve çizimlerin şifreli bir anlamı olduğu konusunda ısrarcı.

10

 

 

Oyuncu Nesrin Cavadzade, sosyal medya hesabına gönderilen taciz içerikli çıplak fotoğraflarla sergi açmayı düşündüğünü söyledi. Cavadzade, “Kimliklerini de açıkça göstereceğim. Erkek cinselliğini bu şekilde sergilemekte bir sakınca görmüyorsa, kadın da bundan sanat üretmekte sakınca görmemeli” diye konuştu.

Hürriyet’ten Hakan Gence’ye konuşan Nesrin Cavadze’nin açıklamalarından ilgili bölüm şöyle:

“İnstagram’da özelden, mesajdan çıplak fotoğraflarını yolluyorlar. Başlarda çok üzülüyordum. Ama sonra aklıma dâhiyane bir fikir geldi. Şimdi hiçbirini silmiyorum, onlarla sergi açacağım. Kimliklerini de açıkça göstereceğim. Erkek cinselliğini bu şekilde sergilemekte bir sakınca görmüyorsa, kadın da bundan sanat üretmekte sakınca görmemeli. Onların yaptıkları şey bir cinsel taciz. Dolayısıyla ben onlara dava açabilirim. Hiçbirinin penis fotoğrafını zorla almadım. Ne biliyorsun, belki ünlenecekleri için mutlu bile olabilirler. Kadınların da bu kadar pervasız olabilme özgürlüklerinin olması gerektiğini öğrendim.”

oyuncu-nesrin-cavadzade-kendisine-gonderilen-taciz-icerikli-fotograflarla-sergi-acacak-141822-5

Mersin’de düzenlenen 5. Atıf Yılmaz Kısa Film Şenliği Cuma akşamı yapılan törenle sona erdi. Festivalde kurmaca, belgesel ve animasyon dallarında yarışma düzenlendi. Ayrıca çeşitli workshop’lar ve söyleşiler yapıldı. Sinema Yazarları jürisinde Şenay Aydemir ve Ayça Çiftçi ile birlikte görev aldım. Kurmaca dalında birincilik ödülünü paylaştırdık. Emrah Erkanı’nın yönettiği ve travesti bir seks işçisini anlatan Tuhaf Zamanlar ile Süleyman Demirel’in yönettiği ve bir çiftin dramatik bir gününü anlatan Asfalt ödülü paylaştılar.

Belgesel dalında en iyi film ödülünü Ömer Akbaş’ın yönettiği Son Nefes’e verdik. “Son Nefes”, 3 yıl önce Soma’da yaşanan büyük maden kazasını konu alıyordu. Geliyorum denen kaza sırasında ve sonrasında yaşananların unutulmaması ve sorumluların cezalandırılması gerekiyor ki bir daha bu tür kazalar ya da cinayetler yaşanmasın. Animasyon daalında birincilik ödülünü ise Hüseyin Gülgen’in yönettiği “Zirve”ye verdik. Zirve, bir dağ tırmanışı eşini ve bir bacağını kaybeden bir dağcının, protez bacağıyla o zirveye yenideen tırmanışını başarılı bir sinema diliyle anlatıyordu.

Ana jürilerin ödülleri ise şöyle oldu: Kurmaca dalında Azad (Yakup Tekintangaç) ve 7 Santimetre (Methan Şereflioğlu) birinciliğ paylaşırken, Asfalt da mansiyon aldı.

Belgesel dalında Bulut Renas Kaçan’ın “Gezgin”i birinci oldu. Animasyon dalında ise birinciği Metin Vatansever’in “Nefretin Üvey Evlatlarıyız” adlı filmi kazandı.

5-atif-yilmaz-kisa-film-festivalinde-isbirligi-13050

Ölümünün 400. yılında, tüm zamanların en büyük ozanı William Shakespeare’in üzerinden dönen bir gizem hikâyesi “Bir Zamanlar Londra’da”…

“William Ireland için çok tuhaf bir duyguydu bu – William Shakespeare’in doğduğu varsayılan evde olmak, binlerce kez yürüdüğü odada oturmak, bu kasabın yüzünde ünlü ailesinin hatlarını görmek… Yine de hiçbir şey hissetmemek, bir aşinalık sezmemek, bütün cazibeden sıyrılmış olmak – en esrarengiz tarafı da buydu.”bir-zamanlar-londrada,4dO-txZge0WkXLl2cIlixA

Mary Lamb, deli bir baba, baskıcı bir anne ve aklı havada bir kardeşle tıkılı kaldığı evde yitip gitmektedir. William Ireland’la tanışınca, ona bir kurtarıcıya sarılır gibi yapışır. William, babasının kitapçısında çalışan silik bir gençtir. Ne Mary’nin kardeşi Charles Lamb ile Charles’ın Doğu Hindistan Şirketi’ndeki iş arkadaşlarının arasına kaynaşabilmektedir ne de hayatı boyunca gururlandırmaya çalıştığı babasının gözüne girebilmektedir. Tesadüfen tanıştığı bir kadının, merhum eşinin terekesinde bulduğu, Shakespeare’in imzasını taşıyan senedin babasının ve edebiyatseverlerin nazarında kendisine saygınlık kazandıracağını ummaktadır. Senedi mektuplardan şiirlere Shakespeare’in çeşit çeşit belgesinin keşfi izlerken Mary ile William kendilerini etrafları büyük ozanla sarılmış, hayaller içinde yüzerken bulurlar. Asıl soru, bu hayallerin asılsız olup olmadığıdır…

Peter Ackroyd, Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti,Dickens, Poe: Kısacık Bir Hayat gibi kitaplarında İngiliz edebiyatının büyüklerine, The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını) ve London: The Biography’deyse (Londra: Biyografi) bu büyük şehre saygı duruşunda bulunuyor. Bir Zamanlar Londra’da, bu ikisini, Ackroyd’un edebiyat tutkusu ile Londra sevgisini bir araya getiriyor. Ölümünün 600. Yılında Shakespeare’in kitaplarından alıntılar ve büyük ozana göndermelerle dolu kitap aynı zamanda hem on dokuzuncu yüzyıl Londra’sını hem de  Shakespeare dönemini yakından tanıma fırsatı veriyor.

“Shakespeare’in en büyük, en cesur, en deli hayranlarıyla ilgili zarif bir tarihî roman… Tuhaf bir şekilde etkileyici ve bütünüyle eğlenceli.”—The Washington Post Book World

“Döneme sadık kalan ama akıcılığını koruyan harikulade eğlenceli bir kitap… Bu dünyayı Peter Ackroyd’dan iyi tanıyan kimse yok ve geçmişin Londra’sına yaptığı bu son yolculukta kalemi her zamankinden güçlü.”—The Sunday Telegraph

“Dâhice ve büyüleyici… Yanlış gerçekler ve gerçek görünen yalanlarla ilgili baş döndürücü bir roman.”—The San Francisco Chronicle

PETER ACKROYD KİMDİR?

Peter Ackroyd, İngiliz biyografi yazarı, romancı, eleştirmen. 1949’da Londra’dadoğan Ackroyd eğitimini Cambridge Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra özel bir bursla iki yıl Yale Üniversitesi’ne gitti. Ackroyd, başta Londra olmak üzere İngiliz tarihi ve kültürü üzerine kurgu ve kurgu dışı eserleriyle tanınır. Somerset Maugham, Guardian ve Booker ödülleri gibi birçok ödül kazanan yazarın romanları arasında The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını), Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti, Doktor Dee’nin Evi, kurgu dışı kitaplarının arasında iseDickens, London: The Biography (Londra: Biyografi), Shakespeare: A Biography(Shakespeare: Bir Biyografi) ve Poe: Kısacık Bir Hayat sayılabilir.