Yazılar

Rönesans Gayrimenkul Yatırım bünyesindeki alışveriş merkezlerinin, Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Fotopya işbirliği ile gerçekleştirdiği fotoğraf yarışmalarının 3’üncüsü düzenleniyor

cocuk hakları kareleri

Fotopya – Rönesans Holding – Yaratıcı Çocuklar Derneği  “Çocuk Hakları Kareleri” Fotoğraf Yarışması

Geçtiğimiz senelerde “Gülümseten Kareler” ve “Dostluk Kareleri” konulu fotoğraf yarışmalarına gösterilen yoğun ilgi nedeniyle bu yıl 3’üncüsü düzenlenecek yarışmanın son başvuru tarihi, 17 Nisan. Katılmak isteyenler www.fotopya.com adresinden başvuruda bulunabilecek. “Çocuk Hakları Kareleri” konulu yarışmanın sonunda, farklı kategorilerdeki tam 69 eser sahibi, toplamda 22 bin 650 TL’lik ödülün sahibi olacak.

Çocuk Hakları ile ilgili toplumda bilinç oluşturmayı ve çocuk haklarının önemine dikkat çekmeyi amaçlayan “Çocuk Hakları” isimli fotoğraf yarışması; “18 yaş üstü”, “Lise 9-12. sınıf öğrencileri” ve “Ortaokul 5-8. sınıf öğrencileri” kategorilerinde gerçekleştirilecek. Seçici kurulunda, akademisyen, fotoğrafçı ve yöneticilerden oluşan seçkin bir ekibin yer aldığı yarışma sonucunda dereceye girenler, birbirinden değerli hediye çekleri ile ödüllendirilecek.

Dereceye giren fotoğraflar ve sahipleri, Fotopya-Mag, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu, Yaratıcı Çocuklar Derneği, Optimum Outlet, Kozzy AVM ve Piazza AVM’nin facebook ve twitter sayfaları üzerinden 11 Mayıs gününde duyurulacak. Bu fotoğraflar, yine Rönesans’ın ülke geneline yayılmış; İstanbul’daki Kozzy AVM, İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’daki Optimum Outlet’ler ile Samsun, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki Piazza AVM’lerinde sergilenecek.

 

Bugünümüzü iyisi ve kötüsü ile inşa eden insanlar da bir zamanlar çocuktu. 

Yaşadığımız şu anki hayatımızı nasıl dünün çocukları şekillendirdiyse, geleceğimizi de bugünün yetişmekte olan çocukları şekillendirecek.

Dünya üzerindeki mutlu topluluklardan biri olabilmek için,
hatalarımızı görmek ve düzeltmeye çalışmak zorundayız.

Çekilecek fotoğraflar üzerinden bugün yaşanan aksaklıkların tespit edilmesi ve tüm Türkiye genelinde sergilenmesi, bizlere bu yanlışlara müdahele etme ve onları düzeltebilme yolunu acaçacaktır.  Bu hedef doğrultusunda Rönesans Holding, Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Fotopya olarak bu sene üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz ödüllü fotoğraf yarışmamızın konusunu “Çocuk Hakları Kareleri” olarak belirledik.

Atılan her başarılı adım hem bizlere hem çocuklarımıza daha mutlu bir dünya sağlayacak, yapılan her yanlış ise bizleri daha karanlık ve mutsuz bir dünyaya mahkum edecek.
Uluslararası Çocuk Hakları Bildirgesi’nden Bir Kaç Madde…

·         Çocukların gelir düzeyine ve nerde yaşadığına bakılmadan alması gereken eğitim hakkı

·         Güvenli bir ortamda yaşama, büyüme hakkı

·         Düşüncelerini özgürce konuşarak, yazarak anlatabilme hakkı

·         Çocukların düşüncelerine saygı gösterilmesi hakları

·         Bedensel, zihinsel şiddete karşı korunma hakları

·         Sağlık hizmeti alma hakkı

·         Çevre kirliliğinden, yetersiz beslenmeden korunma hakları

·         Zihinsel ve bedensel engelli çocukların her türlü eğitim, sağlık ve yaşam koşullarının ücretsiz şekilde sağlanması          ile ilgili hakları

·         Çocukların uyuşturuculara karşı korunma hakları

·         Cinsel sömürüye karşı korunma hakları

·         Zorla çalıştırılamaya karşı korunma hakları…
Dünyamızı daha mutlu bir dünya yapma yolunda, olumlu veya olumsuz yaklaşımlardaki düşüncelerinizi içeren  değerli fotoğraflarınızı yarışmamıza bekliyor ve bu anlamlı desteğiniz için sizleri şimdiden kutluyoruz.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından on birinci kez AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 34. İstanbul Film Festivali 4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Dünya sinemasının yeni örneklerinden ödüllü filmlere, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklerine, yeni keşiflerden başyapıtlara, yönetmen ve oyuncuların katılımıyla yapılacak söyleşilerden partilere, şehrin gözü iki hafta boyunca festivalde olacak.

iksv

Gösterdiği filmlerin çeşitliliği ve niteliğiyle 34 yıldır önder konumunu koruyan İstanbul Film Festivali’ne sayılı günler kaldı. İstanbul Film Festivali bu yıl 4-19 Nisan tarihleri arasında, sinemaseverlere 2014 ve 2015 yıllarının en yenilerinden klasik başyapıtlara, usta yönetmenlerin son filmlerinden yaratıcılığın sınırlarını zorlayan keşiflere yine çok zengin bir program sunacak. Festival, 20’nin üzerinde bölümde 62 ülkeden 222 yönetmenin 204 filminin yanı sıra ücretsiz olarak gerçekleştirilecek usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmalarını, sinema dersleri ile özel etkinlikleri izleyicilerle buluşturacak.

Sinema Onur Ödülleri
oduller15

nbul Film Festivali tarafından her yıl sinema dünyasına imzasını atan isimlere verilen Sinema Onur Ödülleri ’ni bu yıl yönetmen ve yapımcı Yılmaz Atadeniz , müzisyen Cahit Berkay , oyuncu Nebahat Çehre , senarist ve yönetmen Safa Önal ve oyuncu Süleyman Turan alacak. Sinemanın beş usta ismine ödülleri, akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek 34. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni ’nde takdim edilecek.

Festival kapsamında Yılmaz Güney ve Nebahat Çehre’nin başrollerinde yer aldığı, Yılmaz Güney ’in filmi Seyyit Han , yönetmenliğini Yılmaz Atadeniz ’in üstlendiği, Tamer Yiğit, Selma Güneri, Erol Taş ve Süleyman Turan’ın rol aldığı Maskeli 5ler ve Süleyman Turan’ın Ekrem Bora’yla başrolünü paylaştığı Temel Gürsu ’nun yönettiği Dikkat Kan Aranıyor filmleri de gösterilecek.

Festival programında neler var?

34. İstanbul Film Festivali bu yıl da sinemaseverlere 2015 yılında Sundance ve Berlin Film Festivalleri’nde prömiyerleri yapılan filmlerden, tartışma yaratan belgesellere, çocuk filmlerinden usta yönetmenlerin son başyapıtlarına zengin bir program sunacak. Festivalde Akbank Galaları, Ustalar, Dünya Festivallerinden, Yeni Bir Bakış, NTV Belgesel Kuşağı, Mayınlı Bölge, Antidepresan, Çocuk Mönüsü, Geceyarısı Çılgınlığı gibi klasikleşmiş bölümlerin yanı sıra bu yıla özel bölüm ve gösterimler gerçekleştirilecek.

Sinemaseverlerin iki hafta boyunca elinden düşürmediği, filmlerin bilgileri, festivalin çizelgesi, etkinlikleri ve tüm detaylarını içeren festival katalogu, festival sinemaları ve Biletix satış noktalarından 5 TL’ye alınabilir.

Festivalin yeni bölümleri

• Balkanlar: Ateşin Sineması: İstanbul Film Festivali bu yıl, yönetmen Kujtim Cashku’nun “Balkanlar öyküler ve öykücülerin diyarıdır”, Nuri Bilge Ceylan’ın “bir tür kişilik, bir tür ruh, bir öz” diye bahsettiği Balkan bölgesinin sinemasına özel bir bölüm ayırıyor. Profesör Dina Iordanova’nın aynı adlı kitabının başlığını taşıyan Balkanlar: Ateşin Sineması, bu özel bölgenin en iyi ve en güncel sinema örneklerini bir araya getirecek. Bölüm kapsamında Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Slovenya, Arnavutluk, Hırvatistan ve Makedonya Cumhuriyeti’nden 7 film gösterilecek.

• Aile Bağları: İstanbul Film Festivali’nin bu yılki bir diğer yeni bölümü ise oyuncu Aishwarya Rai’nin “Ailem hem zaafım hem kuvvetimdir” dediği, Brad Pitt’in “Aile riskli bir girişim” olarak bahsettiği, Haneke’nin de her filminde bir aile parçaladığı Aile Bağları. En çok kutsanan, en çok eleştirilen, en sık sömürülen toplumsal kurum olan aile içi bağlar festivalin bu bölümünde ele alınıyor, inceleniyor, hırpalanıyor, sorgulanıyor. Aile Bağları bölümünde 10 film izleyicilerle buluşacak.

• Özel Gösterim: Ufak Hakikatler: İstanbul Modern’in kuruluşunun 10. Yılında, Türkiye sinemasının 100. yılına ithafen gerçekleştirdiği bu projede İstanbul Modern Sinema’nın seçtiği beş yönetmen ve yönetmen ikilisi, Türkiye’de sinemayı referans alan birer kısa film çekti. İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle, özellikle bu proje için üretilen ve ülkenin sinema tarihine güncel bir yaklaşımla katkı sağlayan bu kısa filmler, “Ufak Hakikatler” başlığı altında festivalde bir arada gösterilecekler.

• Alman Canlandırma Sineması: İstanbul Film Festivali ve Goethe-Institut işbirliğiyle hazırlanan bu bölümde Alman canlandırma sinemasından filmler yer alıyor. DOK Leipzig Uluslararası Belgesel ve Canlandırma Film Festivali’nin Canlandırma Bölümü Yöneticisi Annegret Richter’in hazırladığı program iki bölümden oluşuyor.

Latin Amerika’nın en gözde yönetmenlerinden Lisandro Alonso’nun tüm filmleri festivalde

Yeni Arjantin Sineması’nın en önemli temsilcileri arasında sayılan senarist ve yönetmen Lisandro Alonso’nun tüm filmleri Türkiye’de ilk defa festival kapsamında izleyiciyle buluşacak. Bu bölümde yönetmenin başrollerinde Viggo Mortensen’in oynadığı 2014 yapımı son filmi Hayal Ülkesi / Jauja’nın yanı sıra dörtleme olarak da adlandırılan Liverpool (2008), Hayalet / Fantasma (2006), Ölüler / Los muertos (2004) ve Özgürlük / La libertad (2001) gösterilecek. Festivalin bu özel bölümü, geleneksel kurgu teknikleriyle belgesel yapısını birleştiren Alonso’nun filmlerindeki kendine has büyüleyici ve gizemli atmosferi beyazperdede keşfetmek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.

Türkiye sinemasının başyapıtlarından Metin Erksan imzalı “Yılanların Öcü” yenilenmiş kopyasıyla festivalde

YILANLARIN OCU (METIN ERKSAN)  (3)

İstanbul Film Festivali, Groupama işbirliğiyle sekiz yıldır Türkiye sinemasının önemli yapıtlarını yenileyerek sinemaya yeniden kazandırılmalarını sağlıyor. Türk Klasikleri Yeniden kapsamında bu yıl Türkiye sinemasının başyapıtları arasında sayılan Metin Erksan ’ın 1962 yapımı filmi Yılanların Öcü restore edilerek beyazperdeye taşınacak. Film, Fanatik Film tarafından restore ediliyor. Yılanların Öcü’ nün yenilenmiş kopyası yapılacak gala gösteriminin ardından ’da izleyicilerle buluşacak.

Festival Onat Kutlar’ı Anıyor

onat

 

Sinematek’in 50. kuruluş yılı özel gösterimi: “Il Gattopardo”

İstanbul Film Festivali, Festivalin kurucularından Onat Kutlar’ı , ölümünün 20. yıl dönümünde özel bir gösterimle anıyor. Onat Kutlar ve arkadaşları tarafından 1965 yılında kurulan Türk Sinematek Derneği’nin bu yıl kuruluşunun 50. yılı . Onat Kutlar’ın favori yönetmenlerinden Visconti ’nin 1963 yılı yapımı başyapıtı Il Gattopardo / Leopar festival kapsamında gösterilecek. Onat Kutlar’ın 1967 yılında Sinematek’in yayını olan Yeni Sinema Dergisi’ne yazdığı Visconti yazısı da festival katalogunda yer alacak. Sinematek yıllarının, misyonunun ve mirasının tartışılacağı söyleşi günü İstanbul Modern’de yapılacak.

34. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ ULUSLARARASI YARIŞMA
iksv yabancı
Gerçeklik / Réalité / Reality / Quentin Dupieux / Fransa-BelçikaNeden Tarkovski Olamıyorum / Why Can’t I Be Tarkovsky / Murat DüzgünoğluAltın Çağ / Huang jin shi dai / The Golden Era / Ann Hui / Çin-Hong Kong

Vahşi Yaşam / Vie Sauvage / Wild Life / Cédric Kahn / Belçika-Fransa

Taşa Yazılmış Hatıralar / Bîranînen li ser kevirî / Memories On Stone / Shawkat Amin Korki / Almanya-Irak

Itsi Bitsi / Ole Christian Madsen / Danimarka

Star / Zvezda / Star / Anna Melikyan / Rusya

Kara Ruhlar / Anime Nere / Black Souls / Francesco Munzi / İtalya-Fransa

Yüzündeki Sır / Phoenix / Christian Petzold / Almanya

Bana Bak Philip / Listen Up Philip / Alex Ross Perry / ABD

Çılgın Kalabalıktan Uzak / Far From The Madding Crowd / Thomas Vinterberg / ABD-İngiltere

Fanusta Yaşayanlar / Vonarstræti / Life in a Fishbowl / Baldvin Zophoniasson / İzlanda-Finlandiya-İsveç-Çek Cumhuriyeti

ULUSAL YARIŞMA

altın lale_iksv6

– Limonata / Lemonade / Ali Atay

– Eksik / Lack / Barış Atay

– Nefesim Kesilene Kadar / Until I Lose My Breath / Emine Emel Balcı

– Kümes / The Coop / Ufuk Bayraktar

– Misafir / The Visitor / Mehmet Eryılmaz

– Yeni Dünya / The New World / Caner Erzincan

– Saklı / Secret / Selim Evci

– Kar Korsanları / Snow Pirates / Faruk Hacıhafızoğlu

– Hasret / Yearning / Ben Hopkins

– Sarmaşık / Ivy / Tolga Karaçelik

– Gece / Night / Erden Kıral

Festival biletleri ne zaman, nerede satışa çıkıyor?
iksv sinema
Festival biletleri 28 Mart Cumartesi günü 10.30’ta Biletix satış kanalları, Atlas ve Rexx sinemalarında açılacak ana gişelerden satışa çıkacak.Bilet fiyatları  Hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30, 16.00 ) yalnızca 5 TL; Hafta içi 19.00 ve hafta sonu (11.00, 13.30, 16.00, 19.00) tam 17 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü 12 TL; Tüm 21.30 seansları 17 TL; Atlas ve Rexx sinemalarında yapılacakAkbank Galaları ilk gösterimlerinin biletleri 20 TL.

Ayrıntılı program için: İKSV Film

Facebookİstanbul Film Festivali

Twitteristfilmfest

Terry Gilliam’ın Sıfır Teorisi’ni kısaca özetlemek gerekirse George Orwell’in 1984’üne Brazil dersek Sıfır Teorisi’ne de Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünyası diyebiliriz.

sıfır-teorisi

Terry Gilliam’ın son filmi Sıfır Teorisi (The Zero Theorem) Türkiye’de ilk defa İstanbul Film Festivali’nde gösterildi.

Gilliam son filmini şöyle anlatıyor:

“1984 yılında çektiğim Brazil’de, o tarihte dünyadan ne anlıyorsam onun resmini çizmeye çalışmıştım. Sıfır Teorisi’nde de şu anda dünyadan ne anlıyorsam onu resmetmeye çalıştım.”

1984’ten 2014’te ne değişti? Berlin Duvarı yıkıldı, Sovyetler dağıldı, 9/11, ABD’nin Irak ve Afganistan işgali, Justin Bieber, askeri darbeler, AKP, İnternet, Arap Ayaklanması, cep telefonları, Twitter/Facebook, Occupy Wall Street, Fukuşima…

Bunlar ilk on saniyede aklıma gelenler, ne yazık ki bu listeyi çıkartırken hologram teknolojisine giriş yapsak da henüz uçan araba ve uçan kaykaylarımızın (hovercraft) icat edilmediğini hüzünle hatırlatırım.

Uçan cisimler bir yana, Gilliam’ın 30 yılında ne değişti? Gilliam’ın 30 yıl içinde ürettiklerinden 12 Maymun (Twelve Monkeys) ve Balıkçı Kıral (Fisher King) her ne kadar bize bir fikir verse de, Brazil’den Sıfır Teorisi’ne baktığımızda daha renkli ve bir o kadar daha boğucu bir dünyaya geldiğimizi söyleyebiliriz.

Gri binalardan rengarenk kabuslara

2011-06-07_11-05-26_week_end_4.jpg

Brazil’in bürokrasinin batağında, gri fütüristik binaların gölgesinde, gündelik hayatın “terör” ve “şiddet” ile normalleştiği, 1984’ün var olup olmadığı bilinmeyen Büyük Birader’i gibi bir otoriteryenliği içinde tek kurtuluşumuz Icarius’un kanatlarıydı.

Ama şimdi içinde düştüğümüz daha da vahimi…

Sıfır Teorisi’nin, yani Gilliam’ın 2014’ü, renklerin ve desenlerin çılgınlığı, puslu ve gri, çamur içinde sokaklarda bizimle konuşan, bizi çağıran, bizden çağı yakalamamızı isteyen dijital reklam panoları, tüketimin ve markaların hegemonyası, üretimin bürokrasinin beyaz kağıtlarından iletişim aygıtlarına geçtiği ve iktidarın iktidar olarak kalmakla birlikte korporatist*  bir biçime büründüğü dünya…

Gökkuşağı renklerinin griden daha iyi olduğunu düşünürken Gilliam’ın filmlerinde işin tersine dönmesi neden peki?

screen

Brazil, her ne kadar otoriteryenliğin devlet ve bürokrasinin aygıtlarıyla inşa edildiği, insanların Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nın da atası olan dev gri binalarda mini minnacık odalara hapsedildiği, “terör”ün bir devlet propaganda aracı olarak kullanıldığı ve şiddetin yoğunluğu ölçüsünde normalleştiği bir dünya olsa da hala daha bir umudu içinde barındırıyordu:

Anarşist enerji mühendisi Harry Tuttle. Sistemin büyüklüğü ölçüsünde yetersizliği sebebiyle kendine alan açan Tuttle aynı zamanda bürokrasinin ve haliyle devletin de en büyük düşmanıydı.

Tuttle’ın varlığı aslında sistemin arka kapılarının ve haliyle sistem dışılığın da ispatıydı. Tabii bunu göze alabilene.

Kontrol Yönetim’de

Sıfır Teorisi’nde ise Yönetim’in (The Management) “araç”ı olmayan tek karakter Bob, ki o da Yönetimin biricik oğlu.

sıfır noktası

İki film arasındaki benzerliklere baktığımızda Bob ile Tuttle’ın misyonu her ne kadar benzer olsa da Gilliam’ın Bob ile sistem dışılığı yine sistemin içinden tarifleyişi 30 yıllık değişen mücadele biçiminin bir yansıması gibi.

Sistemin içinden çıkamama hali aslında Sıfır Teorisi’ne genel olarak işlemiş bir kavram. Öyle ki sisteme (dijital olarak) sürekli bağlı kalmaktan yani çevrimiçi olmaktan muzdarip Qohen Leth’in tek derdi olan ve kendisine hayatın anlamını söylemesini beklediği “çağrı”yı kaçırma sebebi de bir anlık “çevrimdışı” olması. Gilliam’ın filminde Leth’in Yönetim ile mücadelesinin umudu yine Leth’in sisteminin içinde yatıyor.

Gilliam için son 30 yıl için tüketim toplumu eleştirisi baki kalsa da, Brazil’i çekerken 2014’teki gibi bir dünyayı tahayyül dahi edemediği açık. Öyle ki estetik ameliyat, burjuva alışkanlıkları ve yozlaşmayla resmettiği tüketim toplumu eleştirisi Sıfır Teorisi’nde çok daha renkli ve çok daha karanlık bir hal alıyor.

Parlak renkli, kostümvari giysiler, rengarenk saçlar, çılgın kalabalık partiler, sınırsız yemek ve içecek, sürekli alıma teşvik eden interaktif ve daimi reklam panoları Sıfır Teorisi’nin gündelik hayatını oluşturuyor.

Tüm bunların yanında iktidar 30 yıldır aynı şeyin peşinde: Bilginin.

Gözetim ve denetim faaliyetiyle iktidar Sıfır Teorisi’nde de her ne kadar pozisyonunu korusa da aynı zamanda partilere katılan, “baba” olan, kişisel hırsları olan yani daha “insani” bir iktidar. Öyle ki Yönetim’i sinemada “kötü karakter” olarak izlemeye alışık olmadığımız Matt Damon canlandırıyor.

Yönetim, küçük güvenlik kameraları ve iletişim araçları üzerindeki hakimiyetiyle insanları üzerinde daimi bir kontrole sahip.  Ve iktidar kelimenin tam anlamıyla bir “işadamı”.

Keza sloganı da belli: Merak etmeyin, her şey kontrol altında!

Mücadelenin yeri: Sistemin içi mi, dışı mı?

the-zero-theorem

ki film için ortak ve değişken daha pek çok şey söylemek mümkün ancak spoiler kazasına düşmeyelim.

Ama kısaca özetlemek George Orwell’in 1984’üne Brazil dersek, Sıfır Teorisi’ne de Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünyası diyebiliriz.

1984/Brazil’in bürokratik otoriteryen distopyası, kendi sisteminin kustuğu sistem kırıcıları da üretiyor ve ürettiği ölçüde de kullanıyor. Ancak tüm bunların yanında yine de bir çıkış yolu görünüyor.

Fakat Cesur Yeni Dünya/Sıfır Teorisi’nin haz bazlı toplumu ve korporatist iktidarı, “insani” hazların maskesi altında bir hegemonya kuruyor. Bu sistemden çıkış yolu ise sisteme karşı değil bireyin kendisine karşı mücadelesini gerektiriyor. Bu yüzden renkli yüzü ve sınırsız imkanlarıyla çok daha derin ve karanlık bir dünya.

Sıfır Teorisi’ni 12 Nisan’da Nişantaşı City’s sinemasında İKSV Film Festivali’nde izleyebilirsiniz. Film hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ve şuradan ulaşabilirsiniz.

* Korporatizm, hepsi de tüketici olan bütün üreticiler tarafından, bütün tüketiciler için düzenli üretimdir. Bir taraftan işleticilerle işletilenler, diğer taraftan da üretim ile tüketim arasındaki ilişkileri değiştirme ve geliştirmeye yönelik bir ekonomipolitik sistemdir.  (vikipedi)

Kaynak :[-]

 

 

 

Twitter’a yasak rekor getirdi. Erişim yasağına rağmen Twitter’da kullanıcı ve mesaj patlaması yaşandı. Twitter’daki Türk kullanıcıların saat başına attığı mesaj sayısı 1.2 milyonu gördü. Mesaj ve sosyal ağın üye sayısında da patlama yaşandı.

twitter

Twitter’a erişimin engellendiği ilk gününe ait veriler, yasağa karşı gösterilen genel tepkiyi bir kez daha doğrular nitelikte. Twitter Türkiye’deki kullanıcı sayısını neredeyse 2 milyon artırırken, atılan tweet oranı yüzde 30’un üzerinde çıktı.

Mashable sitesinin sosyal medya araştırma şirketi Sysomos’tan elde ettiği verilere göre, erişim yasağının getirildiği Perşembe gece yarısından sonra gelen saatlerde atılan tweet sayısı ise 1.2 milyona çıktı. Dakikada atılan tweet ortalamasının 17 bine çıktığı Türkiye’de, kullanıcılar erişim yasağını tanımadı.

‘Turkey’ ve ‘Twitter’ içerikli mesajların oranı ise son bir haftada yüzde 200 artarak Perşembe-Cuma günü 80 bine ulaştı.

Kullanıcı ve tweet sayısı arttı

Bir diğer sosyal medya araştırma firması Somera’nın verileri, yasağın geçerli olduğu 20 Mart gecesi 23.00’dan itibaren geçen 13 saatlik dilimin verilerini topladı. Bu süre içinde Türkiye’de atılan tweet sayısı bir önceki güne oranla yüzde 33, üye sayısı ise yüzde 17 artış gösterdi. Twitter’a erişimin engellemesinden bu yana paylaşılan mesaj oranı yaklaşık yüzde 95 arttı.

Verilere göre, yasağın uygulamaya geçtiği 20 Mart’ta gece yarısından sonra tweet sayısı 1.2 milyona fırladı. Yasağın ilan edildiği andan, 21 Mart 12.00’a kadar atılan toplam tweet sayısı ise 6.07 milyon oldu. Kullanıcı sayısı ise bu süreçte 1.75 milyon arttı. Sysomos, yasağın geçerli olmasından önceki iki gün içinde atılan toplam tweet sayısını 7.2 milyon olarak verdi.

Yaklaşık 10 milyon kullanıcıya sahip olan Twitter, yasağın ilk dakikalarından itibaren erişim için bilgi sunarken, Türkiye’nin dört bir yanında bina ve evlerin duvarları DNS bilgileriyle donatıldı. Uluslararası medya ve kamuoyunun da büyük destek verdiği Türk kullanıcılar, yasağın ilan edildiği andan itibaren kullanım miktarını da artırmaya devam ediyor.

Kaynak: aljazeera.com.tr