türk dünyası

türk dünyası konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. türk dünyası konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. türk dünyası konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri türk dünyası konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Kazakistanlı sinemaseverler, Türk Filmleri Haftası’nın açılış filmi “Ertuğrul 1890”a yoğun ilgi gösterdi.

ertugrul-1890

Kazakistan’da düzenlenen Türk Filmleri Haftası, “Ertuğrul 1890” filminin açılış gösterimiyle başladı.

Etkinliğin koordinatörü Öner Kılıç, açılış gecesi yaptığı konuşmada, Türkiye ve Kazakistan’ın binlerce yıllık ortak kültürel değere sahip iki ülke olduğunu vurgulayarak, Türk Filmleri Haftası’nın sadece gösterimlerle sınırlı olmadığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı‘nın (TÜRKSOY) desteğiyle düzenlenen Türk Filmleri Haftası’nın önemine dikkati çeken Kılıç, şöyle konuştu:

“Pek çok ortak kültürel çalışma yaptığımız Kazakistan’da özellikle bu etkinlikte sinemacılarla bir araya gelmek bizim için değerli. En büyük ortak değerlerimiz olan Hoca Ahmet Yesevi ve Farabi’yi beyazperdeye taşıyarak, Türk ve Kazak sinemacıları bir araya getirmek ve ortak sinema filmleri çekmek en büyük amacımız.”

UNESCO’nun 2016 yılını Ahmet Yesevi yılı ilan ettiği ettiğini hatırlatan Kılıç, Farabi’nin felsefesiyle Ahmet Yesevi’nin inancını birleştiren bir anlayışla Yesevi filmi için Kazak sinemacılarla bir araya gelecekleri bilgisini verdi.

TİKA Başkan Yardımcısı Mehmet Süreyya Er ise bağımsızlıklarını kazandıkları günden beri Türk cumhuriyetlerinin yanında yer aldıklarını belirterek, bu tarz kültürel etkinliklerin desteklenmesiyle kardeş ülkeler arasında her alanda birlikteliğin sağlanmasını arzu ettiklerini dile getirdi.

“Türk filmleri pazarının büyütülmesi gerekiyor”

Ertuğrul 1890” filminin gösteriminin ardından konuşan başrol oyuncusu Kenan Ece, sinemaseverlerin gösterdiği ilgiden büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Türk Filmleri Haftası’nın, Türk- Japon ortak yapımı olan Ertuğrul 1890 filmiyle açılması oldukça anlamlı. Filmimiz iki millet arasındaki dostluğu ve barışı anlatıyor. Tüm dünyaya mesajı olan bir yapım. Gerçekten zor günler geçiriyor dünyamız. Savaşlar, problemler bir türlü bitmiyor. Film de en zor zamanlarda farklı milletlerin birbirine destek olması ve yardım etmesiyle ilgili bir konuyu ele alıyor.” dedi.

“Burada olmak benim için çok güzel bir tecrübe oldu”

Türk dizilerinin dünyanın her tarafında izlendiğini aktaran Ece, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dizilerimiz Güney Amerika’dan Türk dünyasına kadar her yerde izlenip ilgi görürken, filmlerimizin aynı oranda seyirci bulmaması için hiçbir sebep yok. Örneğin Kazakistan’a geldim, televizyonu açtığımda Türk dizisi oynuyordu. Bizim yapımların burada hatırı sayılır bir seyirci kitlesi var. O yüzden bana göre Türk sinemasının buralara ulaşması mümkün. Burada olmak benim için çok güzel bir tecrübe oldu.”

Türk mitolojisi, tarihi Türk halklarının inanmış oldukları mitolojik bütüne verilen isimdir. Eski efsaneler, Türk halklarının eski ortak inancı Tengricilikten öğeler taşımaktan ziyade sosyal ve kültürel temalarla doludur. Bunların bazıları sonradan İslâmî öğeler ile değiştirilmiştir.

Türk mitolojisi, birçok araştırmacıya göre aynı Tengricilik’te de olduğu gibi tek tanrıcı bir temelden, zamanla çok tanrıcı bir biçime doğru gelişmiştir. Ayrıca tarihi Türk halklarının temasa geçtikleri Zerdüştlük, Mani dini ve Budizm de Türkler’in mitolojisinden izler taşımaktadır. Türk halklarının mitolojilerinde çok önemli yer edinmiş ve farklı şeylerle özdeşleştirilmiş birçok hayvan miti vardır. Fakat bunlardan 9 hayvan özellikle önemlidir. Halkların ve kültürlerin evrilmesiyle beraber elbette mitolojide de bazı değişiklikler olabilmektedir. Genelde uzun yıllar alan bu evrilme bazen aniden ve şiddetle de olabilmektedir. Bu nadir durum gerçekleşmesine şahit olmak ilginç bir durum.  Sırayla bu 9 hayvana bir göz atalım ve ensonunda elbette bu ani ve şiddetli mitolojik hayvanımıza da göz atalım…

9-Kartal

kartal

Türklerin milli simgelerinden olan kartal, şamanist uygulamalarda çok yaygın olarak karşımıza çıkar. Yakutların en yüksek ruhları taşıdığına inanılan hayvan, Gök Tanrı’nın timsali olarak ya da şaman ruhunu ifade etmek amacıyla Dünya Ağacı’nın tepesinde tasavvur ediliyordu.Hayvan ata ya da yardım ruhlardan birini temsilen zaman zaman şaman elbisesi üzerinde yer alıyordu. Önemli bir türeme simgesiydi. Özellikle Göktürk ve Uygur devirlerinde kartal ve diğer yırtıcı kuşlar, hükümdar ya da beylerin timsali, koruyucu ruhun ve adaletin simgesiydi. Güneşi ve aynı zamanda güç ve kudreti ifade ediyordu.

Kartalın hükümdarlık, güç, kuvvetle ilgili simgesel anlamları İslamiyetten sonra da devam etmiş, hatta zaman zaman arma olarak da kullanılmıştır. Söz konusu yırtıcı kuş ya da kuşlar bu anlamları ifade eder biçimde gerek küçük sanatlarda gerekse mimari eserler üzerinde kabartma olarak yaygın bir biçimde kullanılmıştır.

8. Kartal Başlı Griffon

Grifonlar

Grifonlar göğü, tan ağarışını, ilim, irfan, kuvvet gibi kavramları ifade eder. Türk sanatında özellikle kartal başlı grifonlar yaygın olarak görülür. MÖ II. binyılda Shang devrine ait koyun kürek kemiklerinde yırtıcı kuşların Gök Tanrı’nın simgesi olduğu ifade edilir.

7. Kurt

 kurt1

Kurdun proto-Türk topluluklarında bir totemken, Hun devrinde ata kültünün bir parçası haline geldiği görülmektedir. Türk dünyasının çeşitli yerlerinde kaya veya mezar taşları üzerinde ya da şaman elbisesi ya da malzemelerinde tanrı-kurt tasvirlerine rastlanır.

Kurtla ilgili olarak zamanla gelişen hayvan-ata kavramı devlet, hükümdarlık vb. unsurların simgesi de olmuş, gök ve yer unsurlarıyla ilgili çeşitli anlamlar kazanmıştır. Türk-Çin mücadeleleri esnasında beyaz kurdun haraç veya vergi olarak değer kazanması onun Türkler arasındaki önemine işaret eder. Kurt, Oğuz Kağan Destanı’nda da yol gösterici bir unsur olarak karşımıza çıkar.

Kurdun Türk kozmolojisinde göz unsuruna bağlı olarak aydınlığın ve buna bağlı unsurların simgesi olduğu anlaşılmaktadır. Kurt öğesinin biçim değiştirme temasıyla da ilgisi vardır; örneğin Oğuz Kağan Destanı’nda gök kurdun bir ışıkla beraber ortaya çıkması buna işaret etmektedir.

6. Garuda

GARUDA

Hint mitolojisinde önemli yeri olan Garuda, Türk mitolojisinde de yer almıştır. Garuda; bir kartalın gagası, pençeleri ve başına sahiptir. Gövdesi, kol ve bacakları insan görünümündedir. Annesi Vinata, babasıysa Kasyapa’dır. Hayat Ağacı’nın dalları üzerinde bir yuvada bulunan yumurtadan çıkmıştır. Garuda’yla ilgili birçok efsane vardır. Bu efsanelerde Garuda, ya kutsal yılanlar olan nagalarla mücadele eder, ya da tanrılara karşı gelerek onlarla savaşır. Tanrılarla giriştiği bir mücadelede başarılı olamayınca tanrı Vişnu’nun binek hayvanı olur.

5. Ayı

ayıresmi

Türk mitolojisinde önemli bir yer tutmakla beraber hiçbir zaman kartal, at ya da kurt kadar önemli olmamıştır. Yapılan araştırmalarda, Türkler ve çevrelerindeki topluluklarda görülen orman kültünün, birtakım Türk topluluklarındaki ayı kültü ve simgeciliğinin temelini oluşturduğu anlaşılır. Ayı orman tanrı ya da orman ruhunun simgesidir. Başkurtlar gibi bazı Türk toplulukları ata saydıkları ayıdan türediklerine inanırlardı. Öte yandan Yakutlar ayı kafatası üzerinde ant içiyorlardı. Ayı elbiseleri, şamanlar arasında makbuldü. Şamanın göğe yaptığı yolculuğu esnasında bazen ayı da bir yardımcı ruh olarak kullanılıyordu.

4. Ejderha

Ejderha Figürleri

Ejderha, bütün dünyada Çin mitolojisi ve sanatına ait kabul edilirse de Türk mitolojisi ve sanatında da büyük yer tutmuştur. Bu masal hayvanı, gök ve yer-su unsurlarına bağlı olarak geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Türk kozmolojisinde yer ejderi ve gök ejderinden söz edilir. Yeraltında ya da derin sularda bulunan yer ejderi bahar dönümünde yerin altından çıkıyor, pullar ve boynuzları oluşarak gökyüzüne yükseliyor, bulutların arasına karışıyordu. Böylece yağmur yağmasını sağlayarak, bereket ve refahın oluşmasına katkıda bulunuyordu.

Türklerde özellikle erken dönemlerde bereken, refah, güç ve kuvvet simgesi olarak kabul edilmiş bu efsanevi yaratık, Ön Asya kültürleriyle ilişkiye geçildiğinde bu anlamları zayıflamış ve daha çok altedilen kötülüğün simgesi olmuştur.

3. Aslan

aslan

Türk sanatında aslan figürleri daha çok Budizmle birlikte görülmekle beraber, Altaylarda Pazırık kurganlarından çıkarılan eserler üzerinde aslan-grifon tasvirlerine rastlanması bu hayvanın Türklerde daha erken devirlerden itibaren tanındığını gösterir. Hayvan mücadele sahnelerinde aslan gök unsuruna uygun olarak zafer kazanan konumdadır ve iyi-kötü, aydınlık-karanlık gibi kavram çiftlerinden olumlu olan tarafa karşılık gelmektedir. Dolayısıyla birçok hayvan için geçerli olduğu gibi aslan da savaş, zafer, iyinin kötüyü yenmesi, kuvvet ve kudret simgesi olmuştur.

Aslanın postu ve yelesi de yiğitlik simgesi olarak kullanılmıştır. Bu nedenle Türklerde uzun saçın yaygın olmasıyla aslan yelesi arasında simgesel ilişki kurulmuştur.

2. Kaplan

kaplan

Kaplan, Türk mitolojisi ve sanatında, Çin’dekine paralel bir şekilde yer alır. Türk kabilelerinin ve yiğitlerinin en eski tözlerindendir. Türklerde kaplanın yiğitlik ongunu ya da simgesi olması, aynı zamanda astrolojiyle ilgiliydi. Dört anayönden birine ait olan ak ya da benekli pars, dört büyük yıldız grubundan birinin de timsaliydi.Aslan gibi kaplan da bir taht simgesidir. Öte yandan zıt kavramların savaşına işaret eden hayvan mücadele sahnelerinde kaplanın galip hayvan olarak, yani olumlu unsura karşılık gelecek şekilde gösterilmiştir.

1. At

 

akhal-teke

Şamanist törenlerde at, şamanın gökyüzüne çıkacağı bineği ve kurbanlık hayvan olarak önem kazanmıştır. Çoğu kere Gök Tanrı’nın simgelerinden biri olarak önem kazanmakta ve kurban olarak da sunulmaktadır. Şaman, at yardımıyla yer altına ya da öteki dünyaya geçebildiği için at ölümün de simgesi olmuştur.

Türklerle ilgili bir çok efsane, destan ve hikayede at, sahibinin yakın arkadaşı zafer ortağı, en değerli varlığı sayılmıştır. Savaştaki faydaları dolayısıyla kuvvet ve kudret timsali de olmuştur. At sürüleri ise zenginliğin ifadesi olarak görülür.

At, Türk kozmolojisinin çeşitli unsurlarına göre de anlam kazanmaktadır; örneğin su unsurunun hayvan biçimli timsali, attır. Öte yandan su kökenli atlar denilen ve sudan çıkan kanatlı atları anlatan efsaneler de bu unsurlarla ilgilidir. Diğer bir tür efsanevi at ise; gök kökenli attır. Bu atlar da kanatlı olarak düşünülmüşlerdir.

BONUS: Trafo Kedisi

1trafo kedisiVe elbette olayın gelişimine katkıda bulunan ve kayıtlara geçmiş kedileri  aşağıdaki galeride bulabilirsiniz.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Kaynak onedio.com ve internet

Leyla Gencer Anısına 17. Türk Dünyası Opera Yıldızları Konserleri Leyla Gencer Opera Ve Sanat Merkezinde Başlıyor.

17ç. türk dünyası opersası konseri

Türk halkları arasında kültürel ve sanatsal işbirliğini geliştirmek amacıyla Türk dünyasının önemli opera sanatçılarının katılımıyla Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından düzenlenen Leyla Gencer Anısına 17. Türk Dünyası Opera Yıldızları konserleri Türk dünyasının önemli opera sanatçılarının katılımıyla ve Bakırköy Belediyesi’nin katkılarıyla Leyla Gencer’in adını taşıyan Bakırköy Belediyesi Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde 15 Eylül-Pazartesi saat 20.00’de şefliğini Murat Kodallı’nın yaptığı Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Operası eşliğinde başlıyor.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Hakas (Rusya Fed.), Saka Yakut (Rusya Fed.), Tataristan(Rusya Fed.), Çuvaşistan (Rusya Fed.), Kabardin Balkar (Rusya Fed.), Moğolistan, Sincan Uygur Özerk Bölgesi (Çin), Tacikistan’tan opera sanatçılarının katılacağı konserler Bakırköy Belediyesi Leyla Gencer ve Sanat Merkezi’nin ardından Bursa, Ayvalık, Bodrum, Marmaris, Ödemiş ve Girne’de devam edecek.

Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ve TÜRKSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov, ücretsiz gerçekleştirilecek konsere bütün İstanbulluları davet etti.

Eskişehir, Türk dünyası sinemasına ev sahipliği yapacak. 24-27 Şubat tarihlerinde Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti faaliyetleri çerçevesinde, Uluslararası Turkuaz Sinema Günleri düzenleniyor.Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı tarafından organize edilen etkinlikte Türk dünyası coğrafyasından seçme 20 film gösterilecek, ayrıca sinema ve kültür dünyasını temsilen yurtdışından 20, yurtiçinden ise 50 konuk ağırlanacak. Festivali Medyaradar adına sinema yazarımız Murat Tolga Şen takip edecek.

turkuaz
Eskişehir’de gerçekleşecek olan Turkuaz Sinema Günleri süresince aynı zamanda atölye ve paneller de yer alacak. Türkmen sinemasının büyük ismi Hocakulu Narlıyev, sinemada senaryo kurmak üzerine senaryonun muhteviyatı hakkında ‘Senaryo Hikayeleri’ başlıklı bir atölye düzenleyecek. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu türkçe konuşan filmlerSinema-TV Merkezi’nden öğretim üyesi Yüksel Aktaş, sinemada makyajın sırlarını işleyeceği bir ‘Makyaj Atölyesi’ yapacak. Kırgız sinemasının büyük yönetmeni rahmetli Tolomuş Okeyev’in kızı Alima Okeyeva’nın katılacağı panelde ‘Tolomuş Okeyev Sineması’ enine boyuna ele alınacak. Türkçe konuşulan coğrafyalardan gelen konukların katılacağı ‘Türk Dünyası Sineması’ başlıklı panelde ise Türkçe konuşulan toplulukların ortaya koyduğu sinemanın mevcut durumu, sorunları ve geleceğe dönük çözümleri ve işbirliğine dönük imkanları masaya yatırılacak.

Turkuaz Sinema Günleri çerçevesinde ayrıca bir de sergi düzenlenecek. Sergi ‘Türk Dünyası Sinemasından Kareler ve Portreler’ başlığını taşıyor. Sergide Türk dünyası sinema tarihine bir yolculuk yapılarak, bu dünyayı meydana getiren ülkelerde çekilen filmlerden sahneler ve bu coğrafya sinemalarının önemli sanatçılarının portreleri sinema ilgililerinin alakasına sunulacak. Programda dağıtılacak olan Prof. Tevfik  İsmailov’un yazdığı ve MSGSÜ Güzel Sanatlar Vakfı’ndan yayınladığı üç ciltlik ansiklopedik ‘Türk Cumhuriyetleri Sinema Tarihi’, bu ülkelerin Sovyetler Birliği döneminde yaptıkları filmleri, sinema hayatını, yönetmenleri ve genel olarak sanatçıları ele alan ama bu dönemin öncesi ve sonrasına da değinen bir eser olarak göze çarpıyor.

Uygur Sinemasını temsilen gelen konuklar

Programa biraz erken gelen Çin Uygur Özerk Bölgesi’nden yönetmen ve eski Tanrıdağ Uygur Sinema Stüdyoları yöneticisi Firdevsi Azizi,

mutlaka Türkiye’yle sinemasal işbirliği yapılmasının önemine vurgu yapıyor. Her iki toplumun ortak kültürel değerlerinden hareketle, ortakyapımların çok verimli bir şekilde ortaya konabileceğini, ilk olarak da tarihi şahsiyetlerin bu çalışmalarda ele alınabileceğini ileri sürüyor. Bunun için de fon anlamında kaynak yaratılmasının önemli olduğunu ve her iki bölgedeki stüdyo ve plato imkanlarının gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyor.

 

Tolomush Okeyev

Tolomush Okeyev

Festival Direktörü İhsan Kabil, Turkuaz Sinema Günleri’nin hedefleri konusunda şunları söylüyor:

“Gerçekten de bunu diğer Türkçe ve lehçelerinin konuşulduğu bölgelere uyarladığımızda nasıl bir sinemasal ve kültürel potansiyelin ortaya çıkarılabileceğinin, hayata geçirilebileceğinin hayalini bile kurmak insana heyecan veriyor. Ortak kültürümüzün insani değerlerinin işleneceği, özel bir dilin ve estetiğin kurulacağı nitelikli bir sinema ortamı ve bunun yanısıra dağıtım ve sektörel işbirliğinin gerçekleştirileceği bir endüstriyel ve iktisadi çerçevenin, Türkiye’de festivaller de dahil olmak üzere sinema ortamına yeni alanlar, normlar ve kimlik temelinde bambaşka bir canlılık ve verimlilik getireceği ortadadır.”

Dünyanın çok renkli kültürel zemininde bulunduğumuza işaret eden İhsan Kabil, daha sonra şu bilgileri veriyor: “Kültürel olarak ilişkide olduğumuz Ortaasya coğrafyası ve İslam dünyasıyla gerçekleştireceğimiz sinema sahasındaki işbirlikleriyle, tüm dünyaya insanlık tarihinde ortaya koyduğumuz medeniyet anlayışımızın çeşitli donelerini estetik bir yaklaşımla sergilemek, içinde yaşadığımız sorunların giderilmesinde sanatın dilini kullanarak çözümlere dair ipuçları sunmak sinemanın işlevleri bakımından da yerinde veriler olarak görülebilir.”

Turkuaz Sinema Günleri etkinliğinin organizasyonu ise Hazar Film tarafından gerçekleştiriliyor. Hazar Film, daha önce de Az Gelişmiş Ülkeler Film Festivali ve Gelişen Ülkeler Film Festivali gibi etkinliklere imza atmıştı.

Adana 13 Kare Sanat Festivali, 4-8 aralık tarihlerinde yapılacak. Festivalde fotoğraftan karikatüre, tiyatrodan edebiyata kadar bir çok alanda etkinlikler düzenlenecek.

Festivalle ilgili makamında bir toplantı düzenleyen Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, festivalin bu sene iki ana temasının olacağını vurguladı. Bunlardan ilkinin ‘Adana’yı Seviyorum’ sloganı ile Adanalıyı kucaklamak, ikincisinin ise 19. yüzyılda yasa dışı yollardan Adana’dan çıkarılmış olan Satsneferu Heykeli’ni şehre kazandırmak için kamuoyu oluşturmak olduğunu ifade eden Aldırmaz, ‘Satsneferu Heykelimizi geri istiyoruz’ adıyla imza kampanyası başlatılacağını da açıkladı.

Festival kapsamında Turhan Selçuk’un ‘Söz Çizginin’ adlı karikatür sergisinin Abidin Dino Parkı’nda açılacağını söyleyen Aldırmaz, aynı gün ‘Sanat Sevgidir’ yürüyüşü ile Genco Erkal’ın ‘İnsanlarım’ adlı oyununun sanatseverlerle buluşacağının altını çizdi.

Festivalin ilk gününde 75. Yıl Sanat Galerisi’nde Özcan Ağaoğlu’nun ‘İranabak’ adlı fotoğraf sergisi açılırken, Özcan Ağaoğlu ile Füruzan’ın imza etkinliği yapılacak. Aynı gün Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda Altın Oran Doğa Grubu’nun ‘Torosların Nadide Çiçekleri’ adlı gösterisinin ardından Genco Erkal, ‘İnsanlarım’ adlı oyunu sahneleyecek.

Festivalin ikinci gününde ise fotoğraf sanatçısı Sıtkı Fırat’ın ‘Türk Dünyasından İzler’ adlı sergisi sanatseverlerle buluşacak. Aynı gün Mevlana’nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi ‘Mevlana ve Mesnevilik’ konulu söyleşiye katılacak. Söyleşinin ardından ise Uluslararası Mevlana Vakfı Rumi Türk Musikisi Topluluğu tarafından konser verilecek.

Festivalin üçüncü günü ise Mehmet Baltacı anısına bölümünde Gültekin Çizgen’in sunumuyla İstanbul Fotoğraf Müzesi Koleksiyon Sergisi ile birlikte ‘Mehmet Baltacı’nın Bir Zamanlar İstanbul’ sergisi ve Altınoran Düşünce Sanat Platformu’nun fotoğraf sergileri açılacak. Bunun yanında ‘Ustalardan Sunumlar’ bölümünde İzzet Keribar’dan ‘Endülüs ve Valancia’, Sıtkı Fırat’tan ‘Sıladan Gurbete-Fotoğrafın Ardında 65 Yıl’, Ara Güler’den ‘Seçmeler’ adlı fotoğraf gösterileri ve söyleşiler yapılacak. Gültekin Çizgen ise ‘Gergedanlar İyi Fotoğraf Çekemez’ adlı kitabını imzalayacak.

Festivalin dördüncü günü 7 Aralık’ta ise Adana Kültür Sanat Merkezi’nde Mahmut Hazım Kısakürek sunumuyla ve Metin Bahçıvan moderatörlüğünde ‘Çocuk ve Tiyatro’ çalıştayı yapılacak. Aynı gün Ali Öz’ün ‘Tarlabaşı: Ayıp Şehir’ adlı fotoğraf sergisi Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak. Serginin ardından Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası Büyükşehir Belediye Tiyatro Salonu’nda konser verecek.

Etkinliklerin son gününde ise Mesut Dikel, İlham Enveroğlu ve Ömer Tayfur Öztürk’ün hat, minyatür, resim ve heykel sergisi Büyükşehir Belediyesi Fuayesinde açılacak. Altın Kamera Fotoğraf Yarışması ödül töreni ve sergisi ise AFAD’ın Kasım Gülek Fotoğraf Sanat Galerisi’nde yapılacak. Aynı gün ‘Mısırlı Hemşire Sansneferu Heykeli’ni Geri İstiyoruz’ konulu imza kampanyası başlatılacak.

Bu arada, etkinlikler kapsamında Orhan Kemal’iin oğlu Işık Öğütçü, okullarda babasının yaşamı ve edebiyatını anlatacak.

 Kaynak :[-]

”Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi”nin beşincisi, 2012 Türk Dünyasının Kültür Başkenti Astana’da düzenleniyor

TÜRKSOY’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, bugün ve yarın gerçekleştirilecek kongre, Çin’den Kosova’ya, Yakutistan’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne kadar 15 ülkeden 30’dan fazla editör, yazar ve bilim adamına ev sahipliği yapacak.

Kongrede, ”Türk Dünyasında Yılın Edebiyat Adamı” ilan edilen Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı Anar Rezayev’e de ödülü takdim edilecek.

Kongre kapsamında, Kazakistan’ın önemli edebiyat dergilerinden ”Culduz”un 90. yıl kutlamaları ve II. Uluslararası Kaşgarlı Mahmut Hikaye Yarışması Kazakistan etabı ödül töreni de yapılacak.

Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Kongresi, Türk dünyasının edebiyat alanında önde gelen isimlerini bir araya getirerek karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla 2008 yılından beri düzenleniyor.