The Buddy Holly Story

The Buddy Holly Story konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. The Buddy Holly Story konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. The Buddy Holly Story konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri The Buddy Holly Story konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Müzisyen biyografilerinin gündemde olduğu şu günlerde biz de sinema tarihinden seyredilmesi gereken müzisyen filmlerini sizler için seçip derledik. Seçkimizde belgeselleri, televizyon film ve dizilerini dışarıda bıraktığımızı hatırlatalım.

Piyanist 2002 (The Pianist)

Gerçeklere tanıklık eden bir dönem filmi olması ve fazla müzik içermemesi nedeniyle “müzisyen biyografisi” denilince ilk akla gelen filmlerden değil belki… Ama öte yandan her şeyiyle sinema tarihinin en çarpıcı müzisyen biyografilerinden biri olduğu kesin. 7 dalda Oscar’a aday gösterilen “Piyanist” gösterime girdiği yılın en çok konuşulan filmlerinden biriydi.

Piyanist Wladyslaw Szpilman’ın gerçek hayat hikâyesi baştan sona her şeyiyle çarpıcıydı. Polonyalı bir Yahudi olan Szpilman, II. Dünya Savaşı yılları arasında savaşa, soykırıma tanık olmuş ve mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başarmıştı. Roman Polanski’nin yönetmenliğinden büyük destek alan film, başroldeki Adrien Brody’ye en iyi erkek oyuncu dalında bir Oscar kazandırdı.

The Buddy Holly Story 1978

Elvis Presley ve Bill Haley’den etkilenen, Beatles’a ilham verdiği söylenen Amerikalı müzisyen Buddy Holly ve grubu The Crickets’in hikâyesi… Film Holly’nin hayatını Texas’daki ilk yıllarından başlayarak getiriyor karşımıza. İlk başarısız denemelerinin ardından “That’ll Be the Day” şarkısı geliyor ve Holly yükselmeye başlıyor…

Steve Rash’in yönettiği filmde, şarkılar ve sahne performansları canlı olarak çekilip kaydedilmişti. Buddy Holly’nin rock-and-roll enerjisini beyazperdeye başarıyla yansıtan Gary Busey, kariyerinin en iyi performanslarından birini sergilemiş ve Oscar’a aday gösterilmişti. Filmin bir başka özelliği de disko müziğin altın çağı yaşanırken Amerikan gençliğine Buddy Holly’yi ve müziğini tanıtmış olmasıdır. Holly’nin en güzel şarkılarına yer veren film, müzisyenin albüm satışlarını da artırmıştı.

Bird 1988

Seyirciyi 1940’li ve 50’li yılların caz kulüplerine götüren, “Bird” lakaplı Charlie Parker’ın müziğini ipnotize edici güzellikte aktaran bir film… Bir caz güzellemesi ya da saygı duruşu da denilebilir. Yönetmen Clint Eastwood, ilk dinlediği andan itibaren hayranı olduğu Parker’ın müziğini zarif bir anlatımla birleştiriyor; onun ustalığını, caz müziğine katkılarını vurgulamayı ihmal etmiyor.

Bohem bir hayat sürdüren ve uyuşturucu nedeniyle erken yaşta hayatını kaybeden efsane caz saksafoncusunda Forest Whitaker, kariyerinin en etkileyici ve başarılı performanslarından birini çıkarıyor.

Control 2007

Joy Division grubunun 23 yaşında intihar eden gizemli solisti Ian Curtis’in öyküsü… Film Curtis’in hayatını şöhrete ulaşmadan önce, bir iş bulma ajansında çalıştığı yıllara giderek anlatıyor. İlk zamanlar grubun adı Warsaw. Sonra adı değişiyor ve giderek yükselen bir başarı grafiği çiziyor.

Şöhrete ulaşmadan önce de melankolik bir genç olan Ian Curtis, aynı zamanda epilepsi hastası. Grubun popülerleşmesi sürecinde genç yaşta evlendiği Debbie ve daha sonra ilişki kurduğu Annik arasında kalan Ian Curtis, sorunlarla baş etmekte zorlanıyor… Anton Corbijn’in siyah – beyaz 35mm formatıyla çektiği “Control”, görsel atmosferiyle öne çıkan hüzünlü bir biyografi. Ian Curtis’i Sam Riley canlandırıyor.

Get On Up 2014

Tate Taylor’ın yönettiği film, 2014 yazında gösterime girdiğinde seyirciden ilgi görmedi. Belki de bu başarısızlığı nedeniyle Türkiye’de gösterime girmedi. Eleştirmenler ise filme karşı daha ilgiliydiler. Sonuçta, “Get On Up”, kesinlikle kötü bir film değil. Film, soul müziğin büyük ustası James Brown’ın yaşam öyküsünü kronolojik bir düzende değil, 1980’ler, 60’lar ve 30’lar arasında gidip gelerek anlatıyor.

Brown’ın yoksul ve zor çocukluğu, cezaevinde geçirdiği günler, müzikteki yükselişinin yanı sıra müziği nasıl değiştirdiği de filmin konuları arasında… Chadwick Boseman’ın performansı bile filmi seyretmek için yeter aslında. Boseman, Brown’ın sahnedeki enerjisini ve ruhunu “aslına sadık” bir yorumla canlandırıyor.