Şunun için etiket arşivi: tablo

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde düzenlenen !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde şimdi sıra Ankara ve İzmir’de

if-izmir-2014

!f İstanbul, yılın en çok konuşulan bağımsızlarını 27 Şubat-2 Mart tarihlerinde Ankara ve İzmir’e taşıyacak.

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında yapılan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 27 Şubat-2 Mart 2014 tarihlerinde Ankara’da Cinemaximum Armada’da, İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier’de gerçekleşecek.

Yılın beklenen filmleri Ankara ve İzmir’de ilk kez

13-f-istanbul-uluslararasi-bagimsiz-filmler !f İstanbul’un Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmleri Ankara ve İzmir’de ilk kez seyirciyle buluşacak.

Ankaralı ve İzmirli sinemaseverlerin izleyeceği filmler arasında; Jude Law’u en sıra dışı rollerinden birinde izleyeceğimiz suç komedisi Dom Hemingway; Locarno’da kadın oyuncu dahil dört ödül birden alan, Atina ve Valladolid’de seyircinin gönlünü kazanıp pek çok ödülü toplayan Short Term 12/Kısa Dönem 12; Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlanan, James McAvoy’un övgülere boğulan performansıyla “yeni Trainspotting” sıfatını sonuna kadar hak eden Filth/Pislik; Jean-Marc Vallée’nin Oscar’larda 6 dalda aday son filmi Dallas Buyers Club/ Sınırsızlar Kulübü; Richard Ayoade’nin Submarine’den sonraki filmi The Double/Öteki; Scarlett Johansson’ı Femme fatale uzaylı rolünde izleyeceğimiz etkileyici bilimkurgu Under the Skin/Derinin Altında; Hayao Miyazaki’nin sinemaya vedası The Wind Rises/Rüzgâr Yükseliyor; Ramon Zürcher’in Toronto, Cannes, Berlin gibi festivallerde büyük övgüyle karşılanan filmi The Strange Little Cat/Tuhaf Kedicik; Clio Barnard’ın Cannes’da Label Europa Cinemas Ödülü’nü kazanmış, Stockholm ve Londra film festivallerinde ‘En İyi Film’e değer görülmüş The Selfish Giant/Bencil Dev’i; Koray Kaya’nın Aşk & Başka Bi’ Dünya Yarışması’nda “En İyi Film” seçilen, çağdaş müziğin algı süreçlerini, öncesi ve şimdisini İlhan Mimaroğlu’dan Aydın Esen’e, İlhan Erşahin’den Arto Tunçboyaciyan’a, önemli müzisyenlerle tartışan filmi Anarchic Harmony/Anarşik Armoni; Fasulye filmiyle kendine has bir seyirci kitlesi kazanan Bora Tekay’ın uğurböceğinden süper kahraman, birkaç boş sayfadan da uzun metraj film yarattığı komedisi Böcek; gerek özel yaşamı gerek çektiği fotoğraflarla tartışmalar yaratan Nan Goldin’in yaşamı ve çalışmalarını konu alan Nan Goldin – I Remember Your Face/Nan Goldin – Yüzünü Hatırlıyorum ve prömiyerini 2013 Sundance’te yaptıktan sonra Berlin Film Festivali’nde Teddy Jüri Ödülü kazanmayı başaran Amerikalı yönetmen ve senarist Stacie Passon’ın etkileyici draması Concussion/Sarsıntı yer alıyor.

Yılın en iyi kısaları bir arada

!f İstanbul’un kısa metrajlı film üretimine dair son bir yıl içerisindeki eğilimlerin derlemesini yapmak amacıyla hazırladığı “Türkiye’den Kısalar”, bu yıl da Ankara ve İzmir’de yapılacak ücretsiz gösterimlerle kısa tutkunlarını bekliyor. Yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlanan ve tematik olarak programlanan “Türkiye’den Kısalar” seçkileri, Ankara’da Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Ahmet Taner Kışlalı Sanat Evi, Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi RTS Stüdyosu, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, ODTÜ GİSAM ve Tayfa Kitap Cafe’de; İzmir’de ise Fransız Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak.

Bu yıl “Türkiye’den Kısalar” bölümü bu yıl dört derlemeden oluşuyor. Türkiye’nin son bir yılında çoğumuzu derinden etkileyen bağzı meseleleri konu alan 6 kısalı “Biz Buraya Nasıl Geldik?”, idealize edilen mutlu aile tabloları yerine başka aile tablolarını bir araya getiren “Aile Tablosu”, her birinde farklı bir coğrafyanın/mekânın renginin filmin atmosferinin baskın geldiği üç farklı sinemasal lezzeti buluşturan “Üç Renk”, cümlesini hem doğrudan bir soru, hem de bir meydan okuma olarak sordurtan “Kim Korkar Hayattan !/?”, yılın en kendine özgü kısa programı olarak seyircilerini bekliyor.

Biletler biletix’de

!f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin biletleri biletix’den, biletix gişelerinden, biletix çağrı merkezinden ve festival sinemaları gişelerinden satın alınabilecek.

 

Bilet ücretleri ise şöyle:

Hafta içi Gündüz Gösterimleri: 8 TL

Tam: 14 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)

Öğrenci: 11,5 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)

“Ev” Bölümü Filmleri: 8 TL

21:30 – 22:00 Seansları: 14 TL

İş Bankası Maximum Kartlılara özel avantajlar

Festivalde İş Bankası Maximum Kart sahiplerine özel olarak hazırlanan “Maximum Film” paketi ile biletlerde %50 indirim ayrıcalığı sunulacak. İş Bankası Maximum Kart sahipleri, “Maximum Film” paketiyle en az 4, en fazla 20 adet festival sinema biletini %50 indirimle satın alabilecekler. Paket almayı tercih etmeyen İş Bankası Maximum Kart sahipleri için de film biletlerinde ön satışta %20 indirim ayrıcalığı sunulacak.

Turkcell’den bir bilet alana bir bilet bedava

Festivalde ayrıca, Turkcell Profesyoneller Kulübü üyeleri de Cuma ve Cumartesi akşamı 19:00 ve 19:30 seanslarında “bir bilet alana bir bilet hediye” fırsatından faydalanacaklar.

İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında gerçekleşecek !f Ankara ve !f İzmir, 2 Mart’ta sona erecek.

Sanat tarihçisi Thierry Lenain, kitabında sanatta sahtecilik algısının yüzyıllar içindeki değişimini konu alıyor

Aziz Anthony'nin Baştan Çıkarılışı

Michelangeloİtalyan Rönesansı’nın en önemli isimlerinden Michelangelo Buonarroti’nin, çağının tanınmış eserlerinin kopyalarını çıkarıp isle yaşlandırarak orijinalleriyle değiştirdiği ortaya çıktı.

Londra’da bulunan Institut Français’de çalışmalarını sürdüren sanat tarihçisi Thierry Lenain, Michelangelo’nun sahtecilik kariyerini “Art Forgery: The History of the Modern Obsession” adlı kitabında anlattı. Lenain’in kitabına göre ünlü sanatçı, sahiplerinden ödünç aldığı orijinal eserlerin kopyalarını çıkararak kopyaları geri vermek suretiyle orijinal eserlere sahip oluyordu. Bir seferinde gravür sanatçısı Martin Schongauer’e ait bir Aziz Antonio baskısını kopyalayan Michelangelo’nun çıkardığı iş ile orijinalin birbirine son derece yakın olduğu kitapta yer alan ifadeler arasında.

Michelangelo_BuonarrotiSanat tarihi festivali VIEW’da konuşan Lenain, Michelangelo’nun “orijinal eserlere mükemmel oldukları için hayran olduğunu ve onları aşmak istediğini” belirtti.

Rönesans döneminde sanat kopyacılığı anlayışı daha sonraki yüzyıllarda gelişen negatif yaklaşımdan çok farklıydı. Lenain konuşmasında durumu, “Geç-modern dönem sahteciliğinde yaklaşım bir sanat eseri yaratmaktan ziyade bir tuzak kurmak. Rönesans’tan 18. yüzyıla kadar ise bu olaya tam tersi şekilde yaklaşılıyordu. Bunu yapabilen sanatçılar eleştirilmek yerine büyük bir övgüyle karşılanıyordu,” şeklinde açıkladı.

Michelangelo Kimdir?

Michelangelo-Michelangeli di Lodovico Buonarroti Simoni (d. 6 Mart 1475 – ö. 18 Şubat 1564), ünlü İtalyan rönesans dönemi ressam, heykeltıraş, mimar ve şairidir. Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni.

Michelangelo, 6 Mart 1475’te Arezzo yakınlarında Caprese’de doğar. Ailesi, o daha bir aylıkken Floransa’ya taşınır. Annesi, kendisi altı yaşındayken ölen Michelangelo, 13 yaşına geldiğinde Floransa’da Domenico Ghirlandaio’nun yanına öğrenci olarak verilir. Bertoldo di Giovanni’nin zamanında, Medici ailesine ait olan San Marko bahçesinde çalışan genç Michelangelo, bu arada Lorenzo de’ Medici ile tanışır.

Michelangelo, heykeltıraştaki rüştünü kanıtladığı ilk ve en ünlü eseri olan çocuk kral Davud’un heykelini yaptığında henüz 26 yaşındadır. Beş buçuk metrelik bir mermer kütleden çıkaracağı eser için genç dâhi, mermer bloğun yanına bir baraka inşa ederek, yardımcısız bir şekilde, çoğu zaman geceli gündüzlü çalışarak Rönesans sanatının harikalarından biri olarak kabul edilen David’i yaratır.

1505 yılında Papa II. Julius tarafından kendisine, en önemli başarılarından biri olacak Vatikan’ın yanındaki Sistine Şapeli’nin tavan resimlerinin yapılması işi verilir. 3 yıl sonra başlayacağı bu görevi sanatçı, 520 metrekarelik bir alanda yaklaşık dört yıllık bir çalışmanın ürünü olarak bitirir. Ortasının da, her biri Âdem, Havva ve Nuh Tufanıyla ilgili İncil’in Eski Ahit’inden alınma öykülerden esinlenerek yapılan resimlerin bulunduğu dokuz pano bulunan freskin yan unsurları da mitolojik figürlerle bezelidir. Özellikle “Adem’in Yaratılışı” ismindeki sahne batı resim sanatının en canlı tasvirlerinden biri kabul edilir.

Michelangelo-cut_out_black1519 yılında Cosimo de’ Medici’nin soyunun son temsilcisi Lorenzo de’ Medici’nin ölmesiyle Michelangelo, onla birlikte genç yaşta ölen Nemours Dükü Giuliano’nun mezarlarının konulduğu kiliseye iki ünlünün heykelini yapar. 1534’te Papa III. Paulus’un heykeltıraşı ve mimarı yapılan Michelangelo’ya Sistine Kilisesi’nin sunak duvarına bir ‘Kıyamet Günü’ tasviri yapmasını ister. Meryem’in Göğe Yükselişi, İsa’nın Vaftizi ve Musa’nın Hükmü’nün anlatıldığı freskler süsler bu duvarı.

Kıyamet Günü tablosuna başından beri muhalefet eden yeni Papa IV. Paulus ise, tablodaki imgelerin fazlaca müstehcen göründüğünü belirterek Michelangelo’dan tabloyu biraz daha ‘düzgün’ hale getirmesini isteyince, ustanın cevabı şu olur: “Papa’ya söyleyin, bu küçük bir mesele ve kolaylıkla uygun hale getirilebilir. Önce kendisi yaşadığımız bu dünyayı uygun ve yaşanılır bir hale getirsin, sonra da bu tablo da aynı uygunluğa girecektir.” Michelangelo’nun yaşadığı çağ, kendisiyle boy ölçüşebilecek derecede yetkin ressam ve heykeltıraşçılara da tanıktır aynı zamanda.

Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci gelir. Bu sanatçılar arasında keskin ancak hoşça bir rekabet vardır. Anlatılan bir öyküye göre, sanatçının rakiplerinden Rafael ve Bramante, işbirliği yaparak Michelangelo’ya Sistine Kilisesinin işini verdirmeye çalışırlar. Böylelikle, kendini ressamdan çok bir heykeltıraş olarak kabul eden Michelangelo, bu işi kabul etmeyerek Papanın gözünden düşecektir. Hayatının son dönemini Roma’daki Aziz Peter Kilisesi’nin mimarı olarak geçiren Michelangelo 18 Şubat 1564’te 89 yaşında ölür.

Rönesans sanatına benzersiz bir etkide bulunan Michelangelo, klasik sanat tekniklerini öğrenmesinin yanı sıra asıl olarak, insan formunu her açıdan tasvir edebilmek için kadavralar üzerinde çalışıp, Yunan ve Roma sanatından devraldığı idealleştirilmiş insan tasarımlarını ulaştığı gerçekçilik boyutunu yakalamaya çalışır. Batı resminin babası olarak bilinen Giotto’nun resmindeki doğallık ve gerçekçilik ile 15. yüzyıl başında tam olarak anlaşılabilen derinlikte perspektif olgusunu geliştirip kendi tarzına temel yapan Michelangelo onlarca heykel, freske imza atıp Roma’nın yeniden inşa ve düzenlenmesinde de önemli görevler almıştır.Onu idolü olarak seçen birçok kişi vardır.

LCM (London College of Music) Sınav başvurularında son günler… Başvurmakta lütfen gecikmeyiniz. Bildiğiniz gibi Bakırköy sınav merkezi olan ÖZEL NAR SANAT EĞİTİM KURSU’na gelerek başvurunuzu gerçekleştirebilir veya LCM sınavlarına yönelik eğitim için kurs kaydı yaptırabilirsiniz. 2013 yılı başarı oranımız tüm dallarda % 100 dür.

London College of Music Sertifikasyon

LCM   SINAVLARINDA UYULMASI  GEREKEN KURALLAR

LCM uygulama ve teori sınavları her yıl Haziran ayında yapılır. (Olağanüstü durumlar dışında)

  1. Tüm kayıt işlemlerinin, kurumsal ve bireysel müracaatların bitiminden sonra sınavların yapılacağı takvim, internet yolu ile ilan olunur.
  2. Kurumsal yapılan işlemlerde her kurum, koordinatörden aldığı sınav tarihini ve bilgilerini kendi sitesinde ve iletişim araçları kanalıyla ilan eder.
  3. Koordinatör kurumsal çalışmayanların sınav takvimini ve diğer bilgilerini de internetten yayınlar
  4. Kurumsal LCM merkezleri sınav için erken başvurularda sınav tarihini seçebilirler.
  5. Kişisel başvurularda ise sınav tarihini şartlarından dolayı değiştirmek isteyenler, koordinatörün sınav tarihini internet sitesinde duyurmasını takip eden 10 gün içerisinde değişiklik yapmak üzere müracaat edebilir.
  6. Sınava gününde gelmeyen adayların sınav hakları yanar, sınav harcı iade edilmez.
  7. Geçerli bir mazereti bulunan ve raporla tespiti yapılarak mazereti kabul edilenlerin sınavı takvim içinde bir başka güne ya da bir dahaki seneye ertelenir. Bu işlem sınavlar başlamadan 1 hafta öncesi ile sınırlıdır. Seneye ertelenen sınavın yarı ücreti mahsup edilir.
  8. Uygulama sınavları sabah 09.00 akşam 17.30 saatleri arasında yapılır.  Adaylar sınav saatlerine uymak zorundadır, bu konuda mazeret kabul edilmez.
  9. Uygulama Sınavlarındaki sınav saatleri tablosu aşağıdaki gibidir:

Sabah                                                     Öğle

            09.00-11.00  / Oturumu 120 dk.          14.00-16.00 / Oturumu 120 dk.       

            11.15-13.00 /  Oturumu 105 dk.          16.15-17.30 / Oturumu 75 dk.       

13 .Seviyelere göre ortalama uygulama sınav süreleri şöyledir;

Prepreparatory,  Step 1, Step 2,               10 dk.                   Grade 6, Grade 7   25 dk

            Grade 1, Grade 2, Grade 3,                     15 dk.                   Grade 8                 30 dk.      

            Grade 4, Grade 5                                     20 dk.                  

 Diploma Sınavları; ALCM, LLCM, FLCM ortalama 60 dakikadır.

  1. Sınava hazırlanan öğrenci veya hazırlayan öğretmen kesinlikle fotokopi doküman kullanamaz. Yasaktır. Fotokopi ile sınava gelen adaylar sınava alınmaz.
  2. Bu olay herhangi bir sınav merkezinde gerçekleşirse o sınav merkezinin hiçbir ihbara gerek kalmadan, sınav merkezi unvanı geri alınır bir daha sınav yapamaz.
  3. Eşlik ihtiyacı veya zorunluluğu olan enstrüman sınavlarında eşlikçiyi bulmak ve çalıştırmak öğrencinin kendisine aittir. Sorumluluk kabul edilmez.
  4. Uygulama sınavı süresinde sırasını bekleyen adaylar, veliler ve öğretmenler bekleme odasında bekler, sınav kapısından içerisi dinlenmez ve sınav kapısında durulmaz.
  5. LCM sınavlarında İngiltere’den gelen komisyonundan başka sınav odasında sadece koordinatörün kontrolündeki çevirmen (tercüman) bulunur.
  6. Uygulama sınavları değerlendirme puanları aşağıdaki gibidir. Sınav değerlendirmeleri 100 tam puan üzerinden yapılmaktadır.

0 – 64 puan Başarısız, 65-74 puan Geçer,75- 84 puan İyi ,  85- 100 puan Çok iyi             

            ALCM, LLCM, FLCM için geçer not en az 75’dir.        

Sınav sonuçları koordinatörün internet sitesinde geçerli puan alan adaylar ilan edilir. Kurumlar ise sınav sonuç bilgilerini kendi duyuru sistemleri ile açıklarlar. Sertifikaları alan kurumlar yapacakları törenle belgeleri dağıtırlar.

london_college_of_music                                                         

LCM SINAVLARI

London College of Music’in Grade ve Diploma Sınavları, sınava girenlere, sahip olduğu bilgi ve beceriyi kanıtlama ve uluslararası geçerliliğe sahip bir belgeye sahip olma imkanı sunmaktadır. LCM, uluslararası düzeyde kabul gören akreditasyon kurumu Ofqual tarafından akredite edilmiştir.

Sınavlar her yıl Haziran ayında yapılır. İngiltere Ulusal Eğitim Bakanlığı denetim elemanları tarafından yapılan LCM sınavlarının uluslararası sınav kurulları içerisinde ciddi bir saygınlığı vardır.

LCM sınavları Qualifications and Curriculum Authority (QCA) (Nitelikler ve Müfredat Kurumu) tarafından ve The National Qualifications Framework (NQF) (Ulusal Kualifikasyon Çerçevesi) standartları doğrultusunda ulusal ve uluslararası akreditasyona sahiptir.

Çok sayıda ülkede uygulanan bu sınavlar, çeşitli seviyeleri, seviyeler için gereken beceri ve bilgi standartları, seviyelerin birbirleriyle bağıntısı ve aşamalı süreçleri ile dünyada eşi benzeri bulunmayan bir yapıdadır.


SINAVLARIN TEMEL ÖZELLIKLERI

1- Grade ve Diploma derecelerinde geniş bir portfolyöye sahiptir. Her çeşit enstrüman için seçenekler bulunmaktadır.
2- Grade 8 derecesi, Ofqual tarafından müzik lisesi mezunu seviyesinde kabul edilmektedir. Adayların bu seviyede elde edecekleri başarı, üniversiteye girişlerinde büyük önem arz etmektedir.

OFQUAL AKREDİTASYONU1- Kurumsal Tanınma Akreditasyon kurumumuz West London Üniversitesi’nin Büyük Britanya’daki Ofqual (Nitelik ve Sınav Düzenleyici Kurum), Galler Bölgesi’ndeki DCELLS ve Kuzey İrlanda’daki CCEA kurumları tarafından tanınırlığı vardır.
2- Nitelik Akreditasyonu Dolayısıyla çok çeşitli konulardaki Grade belgeleri ile performans ve öğretmenlik diplomaları Ofqual, DCELLS ve CCEA tarafından tanınmaktadır. Bu belgelerin tanınması için sınavların, içerik, yürütme, değerlendirme ve raporlama prosedürlerinin kriterlere kesinlikle uygun olması gerekmektedir.

Sistemin seviyeleri Grade ( Derece ) ve Diploma sınavları şeklindedir.
SINAV SEVİYE DEĞERLENDİRME TABLOSU

EŞDEĞER STANDART SEVİYELER LCM SINAVLARIN QF
Seviye 7 FLCM Müzik Performans Master derecesi modülü
Seviye 6 – 7 A seviyesi
Seviye 6 LLCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin son yılı modülü (Lisans)
Seviye 5 ALCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin ikinci yılı modülü (Ön lisans)
Seviye 4 Dip LCM Müzik Performans ve Müzik Öğretmenliği Üniversitenin birinci yılı modülü
Seviye 3 Seviye 8 seviye ( Lise Mezunu )
Seviye 2 Seviye 4 – 5 GCSE Seviyeleri A* – C
Seviye 1 Seviye 1 – 3 GCSE Seviyeleri D – G

LCM ÖĞRENCİ ADAYLARI

London College of Music sınavlarına girmek isteyen öğrenciler başvurularına Eylül ayından itibaren başlayabilirler. Sınav seviyelerinin çalıştıkları öğretmen tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Eğitim alınan kurum veya öğretmen bu konuda öğrenci adayına en doğru cevabı verecektir. Başvuruların erken yapılması sınav kitaplarının temini açısından önem taşımaktadır. Sınav kitapçıkları ve repertuar notaları adayın başvurmasının ardından genel merkezden temin edilir. Kitaplar İngiltere’den geldiği için geç başvurular öğrencinin sınava hazırlanma sürecini kısaltmaktadır.

LCM sınavına girecek öğrenci adayları; 
A – Sınav Başvuru Formunu eksiksiz doldurmalı,
B – 1 adet vesikalık resim,
C –Nüfus kağıdı fotokopisi,
D – Sınav harcı ve kitap parasını LCM sınav merkezine eksiksiz teslim etmelidir.
Öğrenci adayları LCM sınav merkezlerinde ilan edilen yıllık sınav harcı ve kitap parası dışında bu sınavlara katılmak için (eğitim aldıkları kurumun veya öğretmenin bedeli haricinde) başka bir bedel ödemezler.

GRADE VE DİPLOMA SINAVLARIÖğrenci kendi bilgi ve becerisine göre öğretmenin tespit ettiği dereceden başlayabilir. Bazı sınav seviyelerini geçmek için Teori sınavını vermek gerekir (Örneğin Grade 8 derecesinden mezun olabilmek için Teori 5 seviyesinde başarı göstermek gerekir). Grade 8 mezunu, tüm dünyada MÜZİK LİSESİ mezunu sayılmaktadır.
DİPLOMA SEVİYELERİNDEPerformans, Bestecilik ve Öğretmenlik seçenekleri vardır. Pre Preparatory ( Başlangıç seviyesinde)GRADE SINAV SEVİYELERİ

  • Step 1
  • Step 2
  • Grade 1
  • Grade 2
  • Grade 3
  • Grade 4
  • Grade 5
  • Grade 6
  • Grade 7
  • Grade 8
GRADE DERECESİ BÖLÜMLERİ

  • PIANO/ PİYANO
  • SINGING/ ŞAN
  • POP VOCAL/ MÜZİKAL – POP ŞARKICILIĞI
  • CLASSICAL GUITAR/ KLASİK GİTAR
  • BASS GUITAR/ BAS GİTAR
  • STRING/ YAYLI SAZLAR / KEMAN – VİYOLA – ÇELLO
  • WOODWIND/ FLÜT – OBUA – KLARİNET – SAKSAFON
  • BRASS/ TROMPET – TROMBONE – TUBA – FRENC HORN – CORNET
  • DRUM KITS/ VURMALI SAZLAR – BATERİ
  • ORGAN/ ORG
  • HARP
  • THEORY/ MÜZİK TEORİSİ

DİPLOMA SINAV SEVİYELERİ

  • DipLCM / Önlisans (1)
  • ALCM – Associate / Önlisans (2)
  • LLCM – Licentiate / Lisans
    FLCM – Fellowship
    Yüksek Lisans

Diploma seviyelerinde Performans bestecilik ve öğretmenlik seçenekleri vardır. DİPLOMA DERECESİ BÖLÜMLERİ

  • PIANO/ PİYANO
  • SINGING/ ŞAN
  • CLASSICAL GUITAR / KLASİK GİTAR
  • STRING/ YAYLI SAZLAR / KEMAN- VİYOLA- ÇELLO
  • WOODWIND / FLÜT – OBUA – KLARİNET- SAKSAFON
  • BRASS/ TROMPET – TROMBONE-TUBA – FRENC HORN- CORNET
  • PERCUSSION/ PERKÜSYON
  • ORGAN/ ORG
  • THEORY/ MÜZİK TEORİSİ
  • COMPOSİTİON / KOMPOZİSYON
LCM KURUMLARIN EN ÖNEMLİ HEDEFLERİ

  • Öğrenci adayını kendi alanında uzman öğretmenler eşliğinde çalıştırmak.
  • Eğitim alan kişileri doğru bilgi ile yönlendirmek.
  • Akademik seviyesine bilimsel katkı yapmak.
  • Sanatsal gelişimini sağlamak.
  • Sanatsal bakışını değiştirmek ve geliştirmek.
  • Öğrencinin uluslararası akreditasyon sistemi içerisinde yer alan bir belgeye sahip olmasını sağlamak.
  • Öğrencinin gelecek eğitim ve iş hayatı için oluşturacağı portfolyosunu güçlendirmek.
  • Öğrencinin gelecek eğitim ve iş hayatındaki uluslararası rekabet ortamında güçlü ve tercih edilir bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktır.

Sanat tarihinde pek çok ilginç olay vardır. Fakat sıkça duyduğumuz ve gördüğümüz, bildiğimiz sanatçılar veya eserleri ile ilgili aşağıdaki 6 olayı bilmek gerekir.

1959 Yıllarında 2,5 Milyon Doları Reddeden Fakir Bir Sanatçı

mark-rothko-modern-resim

Mark Rothko Soyut Dışavurumcu anlayışa sahip, resimlerinde abartılı bir sadelik bulunan Polonya asıllı bir ressamdır. 30 yıllık sanat hayatı boyunca kendi deyimi ile ‘Fakirliğin Mark Rothkotadına vardı’ ve çok ciddi maddi sıkıntılarla boğuştu.

Ancak bir gün Rothko nun tüm hayatı alt üst olacaktı.

Manhattan da bulunan süper lüks bir restoran olan Four Seaosons açılışı için Mark Rothko ya sipariş verildi. Restoranın 1959 da açılışı yapılacaktı. Yapacağı resim karşılığında ona tam 35 bin dolar ödemeyi kabul ettiler. Bu günümüz parası ile 2,5 Milyon dolar demekti.

Bu gün 2,5 milyon doları reddedebilecek kaç insan tanıyorsunuz ?

Rothko oraya gelecek olan zengin sınıfının kendi sanatını anlayamayacağını düşünerek, oraya resimlerini vermeyi reddetmiştir. Aradan geçen 10 yılın içerisinde  ölümü saplantı haline getiren sanatçı evindeki banyosunda ölü bulunmuştur.

Mona Lisa Kaçırıldı

Sanat tarihinin en bilinen yüzlerinden olan Mona Lisa. Artık bıkkınlık veren sırlarla şifrelerle günümüzde oldukça popülerdir.

mona-lisa-resim-büyük-boyjpgAncak gülüşünün sırrı bir yana yaklaşık 40 kat çok ince boya sistematik olarak üst üste bindirilerek yapılmış bir eserdir.

Pek bilinmeyen ilginç bir hikayeye de tanıklık etmiştir.

Tablo 1911 yılında bulunduğu müzeden kaçırılmıştır. Hem de Müzenin bir çalışanı tarafından. 2 yıl sonra bulunabilmiştir. Ancak işin ilginç yanı ise tablo kaçırıldıktan bir gün sonra tam 60 bin kişi tablonun kaçırıldığı müze olan Louvre Müzesine akın etmiştir.

Neden mi ?

Olmayan resmi görmek için olsa gerek…

Bu Resmi Siz mi Yaptınız ? Hayır Siz Yaptınız !

Picasso_Guernica nar sanat

 

Başlığı okuyanlar kimden bahsettiğimiz hemen bileceklerdir. Ancak bilmeyenler için söyleyelim Picasso.

Çağdaş Sanatın babalarından olan Picasso resimlerine her bakan anlam veremeyebilir.

Bunu bende yaparım bile diyebilirler. Ancak Picasso 20 yaşına gelene kadar yeteri kadar gerçekçi çalışma yapmıştır. Ve sonrasında taklitçilik olarak adlandırdığı klasisizme ve gerçekçiliğe sırt çevirerek kendi gerçekçiliğini yaratmış bir sanatçıdır. O aptal değildi aksine son derece zeki bir adamdı.

Picasso o gün Fransa da ki eski bir binadaki atölyesinde çalışıyordu. Picasso sık sık yaratıcı resimlerinden hoşnut olmayan despota tarafından ziyaret ediliyor ve denetleniyordu. O tehlikeli bir adamdı ve en güçlü silahı şüphesiz sanatıydı. Yine böyle bir denetim sırasında bir Almansubay atölyede dolanmaya başladı. Masanın üzerinde sanatçıya ait bir resmin fotoğrafını gördü.

Fotoğrafa umursamaz bir tavırla göz gezdirdikten sonra Picasso’ya göstererek,

  • Bunu siz mi yaptınız diye sordu.

-Hayır dedi Picasso

  • Siz yaptınız.

Resim küçük bir köyün üzerine bir gecede atılan tam 6 bin bombayı konu alıyordu. Guernica köyünde tehdit unsuru olarak nitelendirilecek hiç bir şey yoktu. Orada sadece fakir çiftçiler ve köylüler yaşam sürmekteydiler. Ve Alman uçakları o köyü Kübik bir hale getirmişti. Bunu dünyaya bir mesaj vermek amacı ile yapmışlardı. Bakın biz bunu yapabiliyoruz deniyordu.

Ve Guernica tablosu bu olaya atılan en şiddetli tokat niteliği taşımaktaydı.

Rakı fiyatına Picasso resmini satmak!

fikret-mualla

Fikret Mualla bu ülkede yaşamış en değerli sanatçılarımızdan biridir. O hayatın aksiliklerinden kurtulamamış ve kurtulabilme amacı ile kendisini resme vermiş bir efsanedir.

İnanılmaz zor bir hayat yaşamıştır. Okulda İspanyol Giribine yakalanmış ve annesine bulaştırarak ölümüne neden olmuştur. Bu olay ölene kadar bastıramayacağı bir suçluluk duygusuna neden oldu. Annesinin ölümünden hemen sonra babasının genç kadınlarla evlilikleri onda öfke krizlerine sokan bir ruhsal duruma sokmuştur.

O iyi bir insandı ne yazık ki aksilikler ölene kadar peşini bırakmamıştır.

Ancak Fransa da büyük bir sergi açmış ve tüm yapıtlarını satmayı başarmıştır. Üstelik Picasso’nun bile dikkatini çekmiştir. Onun resimlerine hayran kalan Picasso bir çalışmasını satın almıştır. Bununla yetinmeyip bir resmini de Fikret Mualla’ya hediye etmiştir. Picasso’nun resmini görüp beğenen birine bir şişe rakı fiyatına resmi vermiştir.

Yanlış anlaşılan “Devrimlerin simgesi” resim

Eugène_Delacroix_ozgurluk-ve devrim

Eugene Delacroix burnunun dibinde gerçekleşen devrimden hoşnut değildi. Üstelik devrimin sokakta rahat rahat gezme hakkını engellediğini ve tehlikeli olduğu içinde tehlikeli buluyordu.

Eugene_delacroixDerdi neydi bu insanların ortalığı karıştırdılar !

3 silahşör ün yazarı Alexandra Dumas onu bir gün cadde kenarında görmüş ve hakkında şöyle yazmıştır; Biraz pısırık bir adam.

Delacroix Fransız devrimi hakkında böyle düşünüyordu. Etliye sütlüye karışmayı sevmeyen böyle bir adam nasıl Dünyadaki tüm devrimlerin simgesi olabilecek bir resim yapabilirdi ?

Delacroix bu durumu eleştiren bir resim yapmaya kafaya koymuştu. Ancak amacı devrimcileri yüceltmek değildi. Aksine o bir kralcı anlayışa sahipti. Resme dikkatle bakıldığında devrimin aslında yüceltilmediğine ve devrime katılan insanların iyi insanlar olmadığını anlamak söz konusudur. Etraftaki insanlar öldürdükleri askerlerden çaldıkları eşyaları üstlerinde taşıyorlardı. Kontrolsüzce oraya buraya saldırıyorlar izlenimi vermekteydi.

Resim her iki taraftan da sansür yedi. Devrimden sonra öne çıkan yöneticiler ayak takımı sayesinde devrimi gerçekleştirdikleri gerçeğini gösterdiğinden resmi sergiletmediler. Devrim yıkıldıktan sonra da resim eski kötü bir olayı anlattığı gerekçesi ile sergilenemedi.

Ancak ne olursa olsun devrim denilince akla gelen ilk resim olma özelliğini hiç bir zaman kaybetmedi.

Heykelde Burun Estetiği Operasyonu

Michelangelo_DavidMichalengelo Rönesansın en büyük sanatçılarından bir tanesidir. O yaptığı resim ve heykellerle zamanında devrim yapmayı başarmış ender sanatçılardandır.

Ancak o resim konusundaki eşsiz ustalığından ziyade heykel alanındaki ustalığının ön plana çıkmasını istiyordu. Ne var ki Sistina Şapeline yaptığı o devasa duvar resimleri heykellerinin bir adım önüne geçmiştir.

O atmosferi yaşamak isteyenler

Bir diğer ölümsüz yapıtı ise Davut heykelidir. Davut aslında bir dini karakter değildir. İsrail topraklarında ilk imparatorluğu kuran bir emperyalisttir. Ancak incil de sıkça adı geçtiğinden ve dev yaratık Golyatı bir sapan ile yendiğinden heykeli yapılması istenmiştir.

İnanması zor ancak Michalengelo bu heykeli en tepeden saçlarından başlayarak aşağıya doğru ine ine yapmıştır. Bir gün heykeli bitirmeye yakın bir sırada heykeli sipariş veren büyük din adamı kontrole gelir. Ona;

-Burnu sence de biraz büyük olmamış mı ? Biraz düzeltmen gerekiyor der.

Michalengelo ne derse desin Rahip i ikna edemez ve yerden bir miktar mermer tozu alarak merdivene tırmanır, burnun yanına çıkar. Çekiçle vuruyormuş gibi yaparak avucundan tozları yere bırakmaya başlar.

En sonda avucunda kalan mermer tozlarını aşağıda duran rahibin yüzüne üfleyerek tam mı diye sorar ?

Rahip hoşnut bir şekilde gülümser.

  • Muhteşem oldu

Ancak burunda hiç bir değişiklik yapılmamıştır.

 

Aralarında Matisse ve Picasso’nun da eserleri bulunan, Nazi döneminde el koyulan yüzlerce tablo Münih’te ortaya çıktı.

naziler_ve_sanatAlmanya’nın Münih kentinde ünlü ressamlara ait 1500 tablo ortaya çıkarıldı. Alman medyasına göre tabloların toplam değeri 1 milyar Euro civarında.

Bulunan eserler arasında Pablo Picasso, Henri Matisse, Marc Chagall, Paul Klee gibi ressamların tabloları bulunuyor. Eserlerin bir bölümüne Nazi döneminde “yozlaşmış” olarak değerlendirildiği için el konulduğu belirlendi. Bir bölümü de Yahudi koleksiyonculardan çok ucuz fiyatlara zorla satın alındı ya da çalındı.

Sanat eseri ticareti yapan Hildebrand Gurlitt’in tabloları, 1930 ve 1940’lı yıllarda satın aldığı, oğlu Cornelius Gurlitt’in de bu eserleri yarım yüzyıldan beri evinde sakladığı belirlendi. Yetkililer tablolara Cornelius Gurlitt ile ilgili vergi kaçaklığı soruşturması sayesinde ulaştı. Soruşturma çerçevesinde Gurlitt’in evinde yapılan aramada eserler bulundu.

Münih yakınlarındaki Bavyera gümrük dairesinde tutulan eserlerin tam değeri araştırılıyor.

Dünyada en çok kopyalanan ve yarım milyondan çok satan “Çinli Kız” tablosu, açık artırmada satılacak.

İngiltere’nin başkenti Londra’daki Bonhams Müzayede Evi, Rus ressam Vladimir Tretchikoff’un ünlü tablosunun 20 Mart’ta yapılacak Güney Afrika Sanatı açık artırmasında satışa çıkarılacağını açıkladı. Yeşil renkli teni ve kırmızı dudaklarıyla Çinli Kız’ın portresinin, en az 1 milyon dolara alıcı bulması bekleniyor.

Kitsch kralı

Rusya’da doğan ve Şanghay’da büyüyen Tretchikoff, 1946’da Güney Afrika’ya yerleşmiş ve amcasının Cape Town’daki çamaşırhanesinde çalışan 17 yaşındaki Monika Sing-Lee’nin portresini 1952’de tamamlamıştı. Ucuz sanat ve rüküş anlamına gelen ‘kitsch’in kralı olarak tanınan Tretchikoff, 2006 yılında 93 yaşındayken hayata veda etmişti.

 

Paris Kent Deneyi grubunun gizliliklerine takıntı derecesinde düşkün üyeleri, son 30 yılı Fransa başkentinin altındaki tünellerde gizli kapaklı sanat etkinlikleri düzenleyerek geçirdi. Yetkililerden ne izin ne de destek beklediklerini söylüyorlar.

BBC- Kirsty Lang

Kaldırımda gergin bir şekilde bekliyoruz. Gelen geçen herkesi çaktırmadan süzmeye çalışırken, göze batmadığımızı umuyoruz.

Haftalar süren pazarlıklardan sonra gizemli Fransız sanat kollektifi Les UX’in temsilcileriyle, Paris’in güneyindeki bir belediyenin önünde randevumuz var. Pazar akşamı geç bir saat ama sokak hala epey kalabalık.

Sonunda kırmızı beresi ile küçük sırt çantası hariç tepeden tırnağa siyahlar giymiş genç bir adam çarpıyor gözüme. Biraz duraksıyor, sonra onu izlememiz için bize işaret ediyor. İstikamet yeraltı mezarlıkları, Paris’in kaldırımları altında uzanan tüneller.

Birkaç dakika sonra Tristan (tabii gerçek adı bu değil) ve iki arkadaşı bir rögarın ağır çelik kapağını kaldırıyor. “Çabuk, çabuk,” diyor Tristan, “Polis gelmeden.”

Ucu bucağı görünmeyen kara deliğe bir göz atıp, temkini adımlarla paslı merdivene basıyor ve aşağı inmeye başlıyorum.

Birkaç merdivenden daha inip, dibe ulaşıyoruz. Etrafta sıçan olmadığını fark edince rahat bir nefes alıyorum. Sıçanların indiğinden daha da derinlere inmişiz. Ama göz gözü görmüyor ve her yer ıslak.

Sular bileklerime kadar çıkıyor; ayakkabılarım sırılsıklam. Tristan lastik çizmeleriyle suları sıçratarak önümüzden giderken gülüyor. Telefonumdaki ışığı kullanarak onu izlemek için elimizden geleni yapıyoruz. Duvarlarda yer yer renkli grafitiler ve hain bakışlı bir kedinin tablosu var.

Birkaç dakika sonra kuru, açık bir alana varıyoruz. İşte duvarlarında girift oymalar olan bu alanda nihayet oturup, gizemli yol arkadaşlarımıza sorularımızı sormaya başlıyoruz.

Tristan normalde yasak olan yerlere girmekten ayrı bir keyif aldığını söylüyor. Paris’in yeraltı mezarlıklarında dolanmayı seven bir “mezarlıksever”miş.

Tristan kiliselerin çatılarına da tırmanıyor. “Bütün kent ayaklarının altında,” diyor, “Özellikle geceleri manzara harika. Piknik için de ilginç bir yer.”

UX farklı farklı insanları bir araya getiren gevşek bir yapılanma. Aralarında yalnızca sanatçılar değil, mühendisler, memurlar, avukatlar ve hatta bir savcı varmış. İlgi alanlarına göre farklı gruplara bölünüyorlar.

Bu gruplardan biri, Fare Evi, yalnızca kadınlardan oluşuyormuş ve bir yerlere sızmakta ustaymışlar. Bir diğer grup, tıklayın Untergunther, devletin ihmal ettiğini düşündükleri kültür varlıklarını gizli gizli restore ediyor.

La Mexicane de Perforation grubu yeraltında sinema festivalleri gibi etkinlikler düzenliyor. Bir seferinde Trocadero yakınlarındaki Palais de Chaillot’nun altında taşa koltuklar kazarak, koca bir sinema salonu yapmışlar.

Paris’teki tüneller hiçbir yerde yok. Zaten kentin kendisi, binaların altından çıkarılan kireç taşından yapılma. Bu yüzden kilometrelerce uzanan maden tünelleri var.

Buna metro için, telefon şebekesi, kanalizasyon vs için kazılan tünelleri ekleyin, gün ışığı görmeden kenti boydan boya kat edebilirsiniz.

UX’in kurucuları 1980’lerin başında, Paris’in Sol Yaka’sındaki bir lisede tanışmışlar. Önceleri, sırf yapabileceklerini kanıtlamak için, yeraltı tünellerini kullanarak müzelere ve anıtlara girmeyi seven bir avuç çocuktan ibaretmiş grup.

Video editörü Lazar Kuntsmann (tabii bu da takma ad) onlardan biriymiş. Şimdi grubun sözcüsü olan Kuntsmann “Büyüdükçe, yeryüzünde herkes kendi kariyerini kurdu.” diye anlatıyor.

“İki önemli ilkemiz var. Birincisi, asla izin istemeyiz, yetkililere asla haber vermeyiz ne yapacağımızı. Ve tabii bir de asla maddi destek almayız.”

UX’in en ünlü eylemlerinden biri, bundan altı yıl önce Fransa’nın en ünlü evlatlarının gömüldüğü Pantheon’da 19. yüzyıldan kalma bozuk bir saati onarmaktı.

Grubun kurucu üyelerinden, gerçek bir saat ustası olan Jean Baptiste Viot öncülüğünde kurulan sekiz kişilik restorasyon ekibi, malzemelerin saklandığı bir dolabın arkasına gizli bir atelye kurmuş. Aylarca her gece çalışmışlar.

İşlerini bitirdikten sonra Pantheon’un müdürüne haber vermişler. Müdür önce minnettar kalsa da, onun patronları aynı fikirde olmamış. Saati parçalarına ayırıp, UX’e 43.800 euroluk tazminat davası açmaya kalkmışlar.

Fransa’da kamuya ait binalara izinsiz girmek ya da onları onarmak suç sayılmadığı için dava düşmüş. Lazar Kuntsmann bu tepkiyi yetkililerin “utancına” bağlıyor.

Kuntsmann’ın kendisi de bir seferinde Pantheon’da gece vakti bir tiyatro oyunu sergilemiş. Ama Paris’in yeraltı tünellerini kullananlar yalnızca UX grubunun üyeleri değil.

Bazı mekanların bin kişiyi alacak büyüklükte olduğu söylenen yeraltında büyük partiler de düzenlendiği biliniyor. Bu partiler için barlar kurularak, DJ ve özel ışık efekti yapacak insanlar getirilerek, Paris metrosundan elektrik çekilerek yeraltı mekanları geçici gece kulüplerine çevriliyor.

 Kaynak : [-]

Soyut ekspresyonizm akımının önemli temsilcilerinden Rus asıllı Amerikalı ressam Mark Rothko’nun “No 1 (Royal Red and Blue)” adlı eseri, New York’ta yapılan açık artırmada 75 milyon dolara satıldı.

Sotheby’s Müzayede Evi’nde yapılan açık artırmada, Rothko’nun başyapıtlarından biri kabul edilen eser, adının açıklanmasını istemeyen bir koleksiyoncu tarafından satın alındı. Eserin, 35-50 milyon dolara alıcı bulması bekleniyordu.

Eser, Rothko’nun 1954 yılında Chicago’daki Sanat Enstitüsü’nde düzenlediği solo gösterisinde sergilenmesi için seçtiği 8 çalışmasından biriydi.

Rothko’nun “Orange, Red, Yellow” adlı eseri, Mayıs 2011’de Christie’s müzayede evinde 86,9 milyon dolara satılarak şimdiye kadarki en pahalı çağdaş sanat eseri olmuştu.

Sotheby’s Müzayede Evi’ndeki açık artırmada Amerikalı ressam Jackson Pollock’un “Number 4” adlı tablosu 40,4 milyon dolara, İngiliz sanatçı Francis Bacon’ın “Screaming Pope” tablosu 30 milyon dolara ve Willem de Kooning’e ait bir çalışma da 20 milyon dolara alıcı buldu.

Andy Warhol’un “Suicide” adlı eseri 16,3 milyon dolara, “Green Disaster” tablosu 15,2 milyon dolara ve “The Kiss” eseri de 9,3 milyon dolara satıldı.

Açık artırmada toplam satış, 375 milyona ulaştı.

Kaynak : [-]

 

İbrahim Çallı’nın terk edilmiş bir evde uzun yıllar rulo halinde tutulan ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” adlı tablosu, 500 bin liraya satıldı.

”Karşı Müzayede” tarafından Bağlarbaşı’ndaki International Art Center’de (IAC) gerçekleştirilen Anadolu yakasının ilk müzayedesinde, 330 eser satışa çıkarıldı.

Müzayedenin en ilgi çeken eseri, İbrahim Çallı’nın 3 metre boyundaki ”en büyük ve mitolojik” tablosu olarak bilinen 80 yıllık ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” isimli eseri oldu. 400 bin liradan satışa çıkarılan ve 4 sanatseverin almaya talip olduğu tablo, müzayedeye telefonla katılan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir sanatsevere 500 bin liraya satıldı.

IAC İstanbul’un kurucusu Hafize Uncuoğlu, İbrahim Çallı’nın”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” isimli çalışmasının satılmasından dolayı hem üzgün hem de mutlu olduklarını ifade ederek, ”Bugünkü müzayedenin Anadolu yakasında gerçekleştirilen ilk müzayede olması nedeniyle, çok heyecanlıyız. Anadolu yakası ve sanat adına hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Uncuoğlu, tarihi bir ana tanık olduklarını anlatarak, kayıp olan 80 yıllık bir eseri sanat camiasına kazandırdıklarını kaydetti.

Müzayedeye katılan İbrahim Çallı’nın torunu Yaşar Çallı ise ”Batı anlamındaki Türk resminin öncüleri İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Ruhi Arel ve Sami Yitik’tir. Bu tablo, Avrupa ülkelerinden birinde yapılsaydı, daha iyi bir fiyata satılırdı. Müzayedeye daha çok devlet erkanı ve sanatseverin katılmasını beklerdim” dedi.

Eser

Çallı’nın ”Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar” eserinin hikayesi şöyle:

”1930’lu yıllarda Mustafa Kemal Atatürk, İbrahim Çallı’ya Kaşık Adası’nda çalışması için bir yer tahsis eder. O yıllarda Burgazada’da İbrahim Çallı’nın doktoru Mehmet Medeni Akman yaşamaktadır. Çallı ve Akman’ın dostluğu, uzun yıllar devam eder. Çallı, ‘Kayalıklarda Yıkanan Çıplaklar’ adlı eserini, Mehmet Medeni Bey için yapar. Çallı’nın o dönemde, bu kadar büyük tuval olmadığı için 2 tuvali birleştirerek yaptığı 2.98 X 2.18 boyutlarındaki tablo, Medeni Bey’in Burgazada’daki yalısında uzun yıllar asılı kalır. Mehmet Medeni Bey’in ölümünden sonra, boyutundan dolayı uzun süre bakımsız kalan tablo, Bayram Karşıt’ın gözetimine geçerek, restore edilir ve İbrahim Çallı’ya ait olduğu belgelenir, ayrıca Bayram Karşıt tarafından sertifikası da verilir. Ancak eser, rulo şeklinde saklandığı için Çallı’nın imzası dökülmüştür. Son olarak restorasyon işleri, Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan tarafından denetlenir ve korumaya alınır. Eserin, 1930’lu yıllarda yapıldığı tahmin ediliyor.”

Müzayedede, İbrahim Safi, Nazmi Ziya, Sabri Berkel, Avni Arbaş, Nuri Abaç, Fikret Mualla, Adnan Çoker, Abidin Dino ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun da aralarında bulunduğu birçok sanatçının yaklaşık 100 eseri, alıcı buldu.

 Kaynak : [-]

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi kuruluşunun onuncu yılını Monet sergisiyle kutluyor.

6 Ocak 2013’e dek izlenebilecek ‘Monet’nin Bahçesi’ sergisi, izlenimciliğin isim babası Monet’nin olgunluk döneminde Giverny’deki evinin bahçesinde ürettiği doğa ve çiçek tablolarına ağırlık veriyor.

Bu sene 10’uncu yılını kutlayan Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM) düzenlediği ‘Monet’nin Bahçesi’ sergisi bugün ziyarete açıldı. Fransa’daki Marmottan Monet Müzesi’nin koleksiyonundan yapılan 39  tabloluk seçkiyi sunan sergi, Monet’nin ağırlıklı olarak çiçek ve doğa temalı tablolarına yer veriyor. Çünkü, sergideki tablolar “Belki de ressam olmayı çiçeklere borçluyum” diyen Monet’nin olgunluk dönemindeki sanatsal üretiminin ana temasını oluşturan Giverny Bahçesi’ne odaklı. Monet’nin 1883 yılında ikinci eşi ve çocuklarıyla birlikte yaşadığı Giverny’deki ev, sanatçının sanatsal üretiminin de kaynağı haline gelmişti. Evin dekorasyonu, eski meyve bahçesinin bir çiçek bahçesine dönüştürülmesi ve daha sonra buraya bir su bahçesinin eklenmesi, Monet’nin tam 15 yılını aldı. Sonrasında Giverny Bahçesi’nde çiçeklerle sarılı bir hayat süren Monet, tablolarında da hep onları resmetti. Öyle ki, bahçedeki renkleri paletine göre oluşturuyor; bahçeyi de bir sanat eseri gibi hayranlık yaratacak şekilde tasarlıyordu.

Paleti ve piposu da sergileniyor

SSM’de açılan ‘Monet’nin Bahçesi’ sergisi; empresyonizm, namı diğer izlenimcilik akımına adını veren Monet’nin Giverny Bahçesi’ndeki evi, geç dönem bahçe manzaraları, nilüferler ve ünlü Japon köprüsü tablolarına yer veriyor.
Bunların yanı sıra, Monet’nin yakın arkadaşı ressam Auguste Renoir imzalı Monet ve eşi Camille’in portreleri ve fotoğraflarıyla, Monet’nin paleti, çalışma gözlüğü ve piposu gibi kişisel eşyasını da sergide görmek mümkün.

Sanatçının bahçe tutkusunu ve büyük önem verdiği aile yaşamını yansıtan ‘Monet’nin Bahçesi’nde

Monet’nin Nar Ağacı

ressam, sanat yaşamında sergilediği yenilikçi yaklaşımlar ve 1940 ile 50’lerin geleneklere karşı gelen genç sanatçılarına ilham veren kimliğiyle izleyiciye tanıtılıyor. Marmottan Monet Müzesi Küratörü Marianne Mathieu tarafından hazırlanan sergiyi, 6 Ocak 2013’e dek görmek mümkün.

 

Kaynak :[-]

 

 

 

 

Leonardo da Vinci, Mona Lisa’dan önce Isleworth Mona Lisasını yapmış.

Rönesans döneminin efsanevi ismi Leonardo da Vinci‘nin, ünlü tablosu “Mona Lisa“dan önce “Isleworth Mona Lisası” olarak bilinen eserini yaptığı iddia edildi.

Merkezi Zürih’te bulunan Mona Lisa Vakfı, 35 yıl süren araştırmalar sonucu usta ressamın “Isleworth Mona Lisası” adlı eserini başyapıtından yaklaşık 11 yıl önce tamamladığını ileri sürdü.

Regresyon testleri ile matematiksel hesaplamalar yaparak tabloları karşılaştıran ve arşivleri tarayan uzmanlar, elde ettikleri sonuçları “Mona Lisa: Leonardo’s Earlier Version” adlı kitapta topladı.

Kitabın yazarı ve sanat tarihçisi Stanley Feldman, oturur halde resmedilen kadının bedeninin tüm unsurlarının her iki tabloda tamamen ayrı konumda bulunduğunu keşfettiklerini söyledi.  Feldman, “Kadının duruşu, ellerini tutuşu, yüz ifadesi, saçı, örtüsü ve giysisi her iki tabloda bire bir aynı. Öyle ki bu tablolardan birini, ancak diğerini de boyayan kişi yapabilir.

Tablolardaki tek fark, arka plandaki manzara” dedi. Gizemli gülüşüyle genç bir kadını tasvir eden “Isleworth Mona Lisası”, Paris’teki Louvre Müzesi’nde sergilenen başyapıttan biraz daha büyük ve daha canlı renklere sahip. CENEVRE

 Kaynak :[-]

İsveç’in başkenti Stocholm’deki Modern Sanat Müzesi, yeni bir sergide 20’nci yüzyılın iki modernist sanatçısı Pablo Picasso ile Marcel Duchamp’ın sanatsal yaklaşımlarındaki karşıtlığı vurgulayacak şekilde eserlerini bir araya getiriyor.

‘Picasso/Duchamp eserlerinin kıyaslandığı serginin ismi ise ‘’ O yanılıyordu’’
Serginin adı Picasso’nun, Duchamp’ın 1968’deki ölümü sonrası Fransız sanatçı hakkında sarf ettiği meşhur yorumdan alınmış. Sergi bu nedenle iki ustanın ölüm sonrası tiyatral bir karşılaşması gibi tasarlandı. Müze küratörü Daniel Birnbaum iki sanatçının hayattayken hiç bir araya gelmediğini ve birbirlerinden hiç hoşlanmadıklarını belirterek “Resme bir sanat biçimi olarak meydan okuyan kavramsal bir yaratıcı olan Duchamp’ın nesnelliği ile Picasso’nun öznelliğini içeren eserlerin karşıtlığı ilk kez sanatseverlere bir arada sunulacak” diye konuştu. Sergi 3 Mart 2013’e kadar görülebilecek.

Pablo Picasso:

Picasso 25 Ekim 1881’de Malaga, İspanya’da doğdu.(İsmini,annesi rüyasında görmüştür) Babası bir ressam ve resim öğretmeniydi. Küçük yaşta resim yapmaya babası tarafından yönlendirildi. Resim yeteneği kısa sürede keşfedildi. 1895’te Barcelona Güzel Sanatlar Okulu’na girdi. 1901 yılından itibaren anne soyadı olan Picasso’yu kullanmaya başladı. Desenleri İspanyol bir dergi olan Juventut’ta yayımlandı.

1900’de ilk kez Paris’e gitti. Dönemin yenilikçi sanatçılarının yaşadığı Montmartre semtinde bir süre para içinde yaşadı. Picasso yaklaşık 1901-04 arasındaki ilk dönem yapıtlarında sıradan insanların, sirk palyaçolarının,akrobatlarının resimlerini yaptı. Büyük kentlerdeki yaşam kadar, sirk yaşamı da ilgisini çekiyordu. Ne var ki, tablolarında bu yaşamın hüzünlü yanını yansıttı. Sanatçının bu dönemi ‘Mavi Dönem’ olarak tanımlanır.

Picasso, Georges Braque ile kübizmin temellerini atmış sayılmaktadır. 1907’den 1914’e kadar kübist olarak adlandırılan tarzda tablolar yapar. Kübist tabloların genel özelliği, geometri ve geometrik şekillerin kullanılmasıdır. Resmedilen nesneler geometrik formlar oluşturacak şekilde basitleştirilmiş yahut geometrik şekillere bölünmüştür. Kübizmin bir diğer özelliği de uzaydaki üç boyutlu bir cismi iki boyutlu yüzeye aktarma çabasıdır. Bu amaçla Picasso, şekilleri yanal yüzeylerine bölüştürüp her birini iki boyutlu yüzeyde göstermeye çalışır. Yine bu nedenden portrelerindeki insanların hem profili hem de önden görünüşü görülmektedir.

I. Dünya Savaşı sırasında Picasso, Jean Cocteau ile beraber Roma’da kalır. Burada sahne dekoratörü olarak çalışırken dansçı Olga Kokhlova’yla tanışır. Picasso ikinci eşi olan Olga Kokhlova ve oğlunun birçok portresini yapmıştır. (Paul en Pierrot, 1925, Picasso Müzesi, Paris)

20’li yılların başında ressam klasisizme geri döner: Trois Femmes à la fontaine (1921, Modern Sanat Müzesi, Paris). Ayrıca mitolojiden de esinlenir: les Flûtes de Pan (1923, Picasso Müzesi, Paris).

Picasso tanınan en üretken sanatçıdır. Guiness Rekorlar Kitabı’na göre, toplam resim, 100,000 baskı, 34,000 kitap resmi ve 300 heykel ve birçok seramik ve çizim üretmiştir.

Bir genelevdeki beş hayat kadınını gösteren ve Kübizm akımının en önemli örneklerinden biri olarak görülen ünlü eseri Avignonlu Kadınlar, Fransa’da 1907 yazında çizilmiştir

En tanınmış eseri Alman ordularının Guernica kasabasını bombalamasını anlatan Guernica adlı eseridir. Resim 1937’de yapılmıştır. Bu resim şu anda Madrid’de Reina Sofía Müzesinde bulunmaktadır. Picasso, bir sergisi sırasında kendisine, “Bu resmi siz mi yaptınız” diye soran bir Alman generaline, “Hayır, siz yaptınız” cevabını vermiştir. Bu resim Picasso’nun savaşa ve Guernica’nın bombalanmasına karşı duyduğu güçlü nefreti anlatmaktadır. Resimdeki insan ve hayvan figürleri acı, hüzün ve savaşa karşı duyulan nefreti yansıtmaktadır.

Ayrıca 1911 yılında Leonardo Da Vinci’ye ait Mona Lisa eserini, bu eserin doğduğu şehir, Floransa’ya kaçırmakla suçlandı.

 

Marcel Duchamp

  Fransız/Amerikalı sanatçı. Asıl adı Henri-Robert-Marcel Duchamp’dır. Yirminci yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika’nın en önemli sanatçılarından olmuş, II. Dünya Savaşı sonrası Amerika’da pop sanatı ve kavramsal sanat akımlarının temellerinin atılmasında etkili olmuştur.

Duchamp’ın ilk eserleri post-izlenimci üslubunda olmuşsa da daha sonra en etkili Dada sanatçısı olmuştur. Académie Julian okulundan gelip etkisini günümüzün çağdaş sanatçılarına kadar sürdürmüştür. Siyasal görüş olarak bireyci anarşist olarak tanımlanabilir, I. Dünya Savaşı’na karşı çıkıp ABD’ye yerleşmiştir. Max Stirner’in görüşlerinden etkilenmiş, bu fikirleri kendi sanatsal ve bireysel gelişimi için birer dönüş noktası olarak kabul etmiştir.

1. Dünya Savaşı öncesinde birçok sanatçının eserini “retinal” yani sadece göze hitap eder bulmuş ve bunun yerine sanatı “yeniden zihnin hizmetine sunmak gerektiğini” söylemiştir. Doğal olarak Duchamp’ın tabu deviren tarzı, Dada hareketinin ilgisini çekmiştir.

1887 Rouen yakınlarında Blainville’de doğdu.

1897-1907 Rouen’deki Corneille Lycee’de felsefe, tarih, belagat, aritmetik, fen, İngilizce, Almanca, Latince ve Yunanca içeren ağır ve akademik bir eğitimden geçti. Bu yıllarda izlenimcilik (empresyonizm), simya (alkemi), gizemli bilimler (okültizm) ile ilgilendi. 1904’te Paris’i ziyaret etti.

1908 Courrier Français gazetesinde çalıştı.

1910 Fovizm ile ilgilendi. Francis Picabia ile tanıştı.

1911 Futurizm, Orfizm ve biçim ayrışması uygulamaları ile ilgilendi. “Symbolic Overtones” çalışmaları yaptı. Simya ikonografisi “Bahar” adlı resmini etkiledi. Albert Poisson’un “Simyacıların Teorileri ve Sembolleri” adlı kitabı ile içiçeydi. Kübistlerin “Section d’Or” grubu ile çalışmaya başladı.

1912 İki aylığına Münih’i ziyaret etti. “Merdivenden inen çıplak” adlı tablosu, Section d’Or sergisinden reddedildi. Temmuz ayında “Büyük cam”ın ilk eskizlerine başladı.

1913 St. Genevieve kütüphanesinde çalıştı. “Zaman ve Mekanı Ölçülendirme Sistemi”ni geliştirdi. “Şansın Yasaları” nı konu alan müzikal kompozisyonlar yazdı. New York’a gitti. Dev “Armory Show” sergisine “Merdivenden inen çıplak” ile katıldı. Resim skandal yarattı.

1914 İlk “Ready-Made”ini yarattı.

1915 Yeniden New York’a gitti. Francis Picabia ile buluştu. Arensberg ve Stieglitz’in katkılarıyla çağdaş sanat sergisini açtı. “Büyük Cam” üzerine çalışmaya devam etti. New York Dada hareketinin merkez katılımcısı oldu. Zürih Dada ile bağlantı kurdu.

1917 “Dada ve Anti-Sanat kuramları doğrultusunda, Anti-Sanat niteliği taşıyan çalışmalar yaptı. “Bottle Rock”, “L.H.O.O.Q.” gibi manifestolarından sonra, New York’taki bir sergiye “R. Mutt” takma adıyla “Çeşme” ismini verdiği porselen bir idrar kabıyla başvurdu ve reddedildi.

1918 New York Dada ile Zürih Dada’nın biraraya gelmesini sağladı.

1921 Saçını kuyruklu yıldız (komet) biçiminde kestirdi. Her türlü sanatsal rekabetten ve kendini kanıtlama çabasından çekildi. Satrançla uğraşmaya başladı.

1926 Man Ray ve Marc Allegret ile beraber “Anemik sinema”yı yaptı.

1934 “Kendi güveyleri tarafından çırılçıplak soyulan gelin” ya da “Büyük cam” adlı toplu çalışmayı yayımladı. New York ve Paris çağdaş sanat sergileri gibi bazı organizasyonlara yardım etmek dışında hiçbir sanatsal etkinlikte bulunmadı. 1920’lerden beri büründüğü içine kapanık tavrı daha da arttı.

1947 Paris’teki Sürrealizm sergisinin gerçekleşmesine büyük yardımı dokundu.

1967 Rouen müzesinde, kardeşleri yontucu Raymond Duchamp-Villon, ressam Gaston Duchamp ve ressam Suzanne Duchamp ile beraber retrospektif sergisi açtı.

1968 Neuilly’de öldü. Daha sonra hayatının son yıllarını ve daha önceki çalışmalarını özetleyen ikinci bir asamblaj açıklandı.

Kaynak :

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Resim Derslerimiz için lütfen irtibat kurunuz.Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bildiğiniz gibi sizlere çok yakınız.  Bakırköy’ün merkezinde bulunan; Otobüs duraklarına 5 dakika minibüslere ise 1 dakika mesafede olması açısından sizleri yormayacak ve kolay ulaşabileceğiniz bir sanat merkezi konumundadır. Örneğin Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Sefaköy, Küçükçekmece, Halkalı toplu konutlar, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı, Cennet Mahallesi, Avcılar, Başakşehir, Bahçeşehir gibi semtlerden kolaylıkla ulaşabilirsiniz.