Şunun için etiket arşivi: şiir

Ölümünün 400. yılında, tüm zamanların en büyük ozanı William Shakespeare’in üzerinden dönen bir gizem hikâyesi “Bir Zamanlar Londra’da”…

“William Ireland için çok tuhaf bir duyguydu bu – William Shakespeare’in doğduğu varsayılan evde olmak, binlerce kez yürüdüğü odada oturmak, bu kasabın yüzünde ünlü ailesinin hatlarını görmek… Yine de hiçbir şey hissetmemek, bir aşinalık sezmemek, bütün cazibeden sıyrılmış olmak – en esrarengiz tarafı da buydu.”bir-zamanlar-londrada,4dO-txZge0WkXLl2cIlixA

Mary Lamb, deli bir baba, baskıcı bir anne ve aklı havada bir kardeşle tıkılı kaldığı evde yitip gitmektedir. William Ireland’la tanışınca, ona bir kurtarıcıya sarılır gibi yapışır. William, babasının kitapçısında çalışan silik bir gençtir. Ne Mary’nin kardeşi Charles Lamb ile Charles’ın Doğu Hindistan Şirketi’ndeki iş arkadaşlarının arasına kaynaşabilmektedir ne de hayatı boyunca gururlandırmaya çalıştığı babasının gözüne girebilmektedir. Tesadüfen tanıştığı bir kadının, merhum eşinin terekesinde bulduğu, Shakespeare’in imzasını taşıyan senedin babasının ve edebiyatseverlerin nazarında kendisine saygınlık kazandıracağını ummaktadır. Senedi mektuplardan şiirlere Shakespeare’in çeşit çeşit belgesinin keşfi izlerken Mary ile William kendilerini etrafları büyük ozanla sarılmış, hayaller içinde yüzerken bulurlar. Asıl soru, bu hayallerin asılsız olup olmadığıdır…

Peter Ackroyd, Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti,Dickens, Poe: Kısacık Bir Hayat gibi kitaplarında İngiliz edebiyatının büyüklerine, The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını) ve London: The Biography’deyse (Londra: Biyografi) bu büyük şehre saygı duruşunda bulunuyor. Bir Zamanlar Londra’da, bu ikisini, Ackroyd’un edebiyat tutkusu ile Londra sevgisini bir araya getiriyor. Ölümünün 600. Yılında Shakespeare’in kitaplarından alıntılar ve büyük ozana göndermelerle dolu kitap aynı zamanda hem on dokuzuncu yüzyıl Londra’sını hem de  Shakespeare dönemini yakından tanıma fırsatı veriyor.

“Shakespeare’in en büyük, en cesur, en deli hayranlarıyla ilgili zarif bir tarihî roman… Tuhaf bir şekilde etkileyici ve bütünüyle eğlenceli.”—The Washington Post Book World

“Döneme sadık kalan ama akıcılığını koruyan harikulade eğlenceli bir kitap… Bu dünyayı Peter Ackroyd’dan iyi tanıyan kimse yok ve geçmişin Londra’sına yaptığı bu son yolculukta kalemi her zamankinden güçlü.”—The Sunday Telegraph

“Dâhice ve büyüleyici… Yanlış gerçekler ve gerçek görünen yalanlarla ilgili baş döndürücü bir roman.”—The San Francisco Chronicle

PETER ACKROYD KİMDİR?

Peter Ackroyd, İngiliz biyografi yazarı, romancı, eleştirmen. 1949’da Londra’dadoğan Ackroyd eğitimini Cambridge Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra özel bir bursla iki yıl Yale Üniversitesi’ne gitti. Ackroyd, başta Londra olmak üzere İngiliz tarihi ve kültürü üzerine kurgu ve kurgu dışı eserleriyle tanınır. Somerset Maugham, Guardian ve Booker ödülleri gibi birçok ödül kazanan yazarın romanları arasında The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını), Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti, Doktor Dee’nin Evi, kurgu dışı kitaplarının arasında iseDickens, London: The Biography (Londra: Biyografi), Shakespeare: A Biography(Shakespeare: Bir Biyografi) ve Poe: Kısacık Bir Hayat sayılabilir.

sairler-eskisehir-de-bulusuyor-141302-5

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması, 26-29 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Açılış, bu akşam saat 18.00’de Özdilek Sanat Merkezi’nde yapılacak ve tüm etkinlikler burada şiir severlerle buluşacak. Direktörlüğünü Şair Haydar Ergülen’in yaptığı şiir buluşmasının bu yılki onur konuğu Ahmet Telli olacak. Telli, açılıştan önce, saat 17.00’de okurları için kitaplarını imzaladı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dr.Ahmet Ataç, “Dolu dolu geçeceğine inandığım şiir günlerimize sanatseverleri davet ediyorum” dedi.

ODAK ÜLKE NORVEÇ

6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması’nın açılışında, şair-müzisyen Muzaffer Özdemir ve sonraki günlerde de Müzik Kutusu birer konser verecek. Buluşma boyunca dört “müzik-şiir okuması” gerçekleştirilecek. Behçet Necatigil, doğumunun 100. yılında şair Mahmut Temizyürek’in hazırladığı bir sunumla anılacak. Yakın tarihlerde aramızdan ayrılan şairler Sennur Sezer, Gülten Akın, Ahmet Oktay ve Ahmet Ada da bir etkinlikle anılacak.

Öte yandan, Onur Konuğu Ahmet Telli’nin şiirinin tartışılacağı bir oturum gerçekleştirilirken yurt dışından gelen konuk şairlerin katılacağı “Şiir ve Barış” ile “Norveç Şiiri” oturumları yapılacak. Bu yıl odak ülke Norveç olacak.

Şiir Buluşmasında her yıl olduğu gibi bu yıl da, çocuklarla bir “Çocuk Şiiri” oturumu yapılacak. Tepebaşı Belediyesi’nin Esentepe’deki Çocuk Sanat Merkezi’nde şairler Mehmet Atilla ve Erol Büyükmeriç konuşacak.

NAZIM ÖDÜLÜ

Şiir Buluşması kapsamında verilen “Nazım Hikmet Araştırma Ödülü, bu yıl Arif Keskiner ve M. Melih Güneş’in Hazırladığı “Nazım’ın evinde, Vera’nın Sofrasında” adlı kitaba verildi. Bu ödül için de bir tören gerçekleştirilecek.

6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşmasına bu yıl; Fransa, İran, İtalya, Norveç, Polonya, Suriye ve ülkemizden 30 şair katılacak. Şairlerin şiirlerinden oluşan Türkçe-İngilizce bir kitap ile, Türk şiirinin ustalarından Behçet Necatigil’in 100. Yaşı nedeniyle şair Mahmut Temizyürek tarafından hazırlanan bir kitap ve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, Komşu Yayınları tarafından basımı yapılan şiir kitapları şiir severlere ücretsiz dağıtılacak.

Türkçe’nin en özgün şairlerinden Behçet Necatigil’in hayatının anlatıldığı “Sevgilerde Behçet Necatigil 100 Yaşında Sergisi” Beşiktaş’ta açıldı. Sergi, 3 Mayıs’a kadar görülebilecek.

Türkçe’nin özgün sesi Behçet Necatigil, doğumunun 100. yılı vesilesiyle İstanbul’da Fulya Sanat Merkezi’nde açılan sergiyle anılıyor.

“Sevgilerde Behçet Necatigil 100 Yaşında Sergisi” Yapı Kredi Yayıncılık ve Beşiktaş Belediyesi ortaklığında hazırlanırken sergide şairin ve ailesinin fotoğraf arşivlerinden yararlanıldı. Necatilgil’in kızı yazar Ayşe Sarısayın’ın sunduğu katkılarla hazırlanan foto-biyografik sergide  şairin fotoğrafları, elyazısı şiirleri, notları, kişisel eşyaları, kitaplarının ilk baskıları bulunuyor.

Necatigil 100. Yıl Şiir Emek Ödülü ise Egemen Berköz’ün oldu.

img_9933

23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi’nin açılış günüdür. Her 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı birlikte kutlarız.
Egemenlik yönetme yetkisidir. Ulusal egemenlik; yönetme yetkisinin ulusta olmasıdır. Osmanlı imparatorluğu döneminde egemenlik padişah­ta idi. Padişah ülkeyi dilediği gibi yönetirdi. imparatorluğun son yıllarında padişahlar rahatlarını düşündüler. Yurt bakımsız kaldı. Ülke sorunları yüzüs­tü bırakıldı. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başladı. Savaş dört yıl sürdü. Bizimle birlikte olanlar savaşta yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenil­miş sayıldık. Yurdumuz İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı. Padişah ve yandaşları ülkenin paylaştırılmasına ses çıkarmadılar.
Mustafa Kemal Paşa Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbul’dan Samsun’a 19 Mayıs 1919 günü geldi. Samsun’dan Amasya’ya, oradan Erzurum’a ve Sivas’a gitti. Sivas ve Erzurum’da kongreler topladı. Mustafa Kemal Paşa egemenliğin ulusta olduğuna inanıyordu. Bu inançla «Ulusu yine ulusun gücü kurtaracaktır. Tek bir egemenlik vardır, o da ulusal egemenliktir» diyordu. Yurdun dört bir yanından seçilip gelen temsilciler – milletvekilleri – Ankara’da 23 Nisan 1920 günü toplandılar.
İlk Büyük Millet Meclisi’nin toplandığı yapı Ankara’da Ulus Alan’ından istasyona giden caddenin başındadır. Bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olan bu yapı tek katlıdır. O yıllar ülkemiz yokluk yoksulluk içindeydi. Milletvekillerinin oturduğu sıralar bir okuldan getirildi. Meclis gaz lambası ile aydınlanıyor, soba ile ısınıyordu. Top seslerinin Ankara’da duyul­duğu zamanlarda bile meclis düzenli toplandı.
Ulusal Kurtuluş Savaşımızla ilgili bütün kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde ulusumuz dünyaya Ulusal Kurtuluş Savaşı dersi verdi. Ezilen uluslara kurtuluş yolunu açtı. Bağımsızlık savaşının öncüsü olan kurtuluş savaşımız yeryüzünün öteki uluslarına örnek oldu.
23 Nisan 1920 ilk Büyük Millet Meclisi’mizin toplandığı gündür. 23 Nisan, ulusun yönetme yetkisini kullanmaya başladığı gündür. Bu gün Milli Egemenlik Bayramı’mızdır.
23 Nisan dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır. Atatürk’ün Türk çocuklarına armağan ettiği bu bayram şenliklerine son yıllarda yabancı ulus­ların çocukları da katılmaya başlamıştır. Atatürk çocuklara çok değer verir, gezilerinde okullara uğrar, ders dinler, sorular sorardı. «Bugünün küçükleri yarının büyükleridir.» diyen Atatürk, yönetimin bayram süresince öğrencilere bırakılması geleneğini başlattı. 23 Nisan’da yönetim birimleri seçimle gelen kurullar bir süre çocuklara bırakılır. Bu güzel gelenek her yıl yinelenir. Her 23 Nisan’da yurdumuz bir bayram alanı olur. Çocuklar törenlerde konuş­malar yaparlar, şiirler okurlar. Gece fener alayları düzenlenir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı egemenliğin ulusta olduğu düşüncesinin kabul edildiği gündür. Çocuk bayramımızdır. Yarının büyükleri olan siz çocukların bayramıdır.çocuk bayramı

İstiklâl Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin millî marşı. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir.

Tarihçe

Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921’de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine, Ankara’daki Taceddin Dergahı’nda yazdığı ve İstiklal Harbi’ni verecek olan Türk Ordusu’na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif’in yazdığı şiir coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı’nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim BakanıHamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.

Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı’nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat’a dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu beyan etmiştir.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930’da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör’ün yakın dostu Cemal Reşit Rey’le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin (örneğin “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” mısrası ezgili okunduğunda “şafaklarda” sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) esas sebebi de budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde günümüzde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.

Metni

İSTİKLÂL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli.
Bu ezanlar -ki şehadetleri dînin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

MEHMET AKİF ERSOY

8 ocaktan itibaren raflara çıkacak Seyrek Yağmur’u bekleyeduralım, bu süre içerisinde bir başlangıç kitabı önermesiyle Baharda Yine Geliriz’i konuşalım dedik.

 

Dingin, aydınlık ve buna rağmen karmaşık ve bulanık metinlerin yazarı Barış Bıçakçı. Gerek üretim yoğunluğu, gerek özgün bir biçimde inşa edebildiği üslubu gerekse pek dışa kapanık ve çekingen profiliyle okuyucularının gözünde ayrıksı bir yer edinebilmiş çağdaş bir yazarımız.

Bıçakçı, “Herkes Herkesle Dostmuş Gibi” adlı ilk bireysel çalışması ve hemen ardından gelen “Veciz Sözler” ile edebiyat ortamımıza sessiz sakin bir giriş yaptı. Zaman geçtikçe üretim yoğunluğunu ve niteliğini düşürmeyen Bıçakçı, günümüzde yedi cilde sığdırdığı öykü ve romanlarıyla geniş bir okuyucu kitlesine sahip. Öyle ki gelecek hafta raflara çıkacak son kitabı “Seyrek Yağmur”, daha şimdiden kapak tasarımı nedeniyle tartışma konusu oldu.[1] 8 ocaktan itibaren raflara çıkacak Seyrek Yağmur’u bekleyeduralım, bu süre içerisinde bir başlangıç kitabı önermesiyle “Baharda Yine Geliriz”i konuşalım dedik.

Hüseyin Kıyar ve Yavuz Sarıalioğlu ile birlikte yayımladığı iki şiir kitabından sonra Bıçakçı öykü ve roman üzerine bireysel çalışmalara yöneldi. İlk zamanlar pek dikkat çekmeyen yazarın zaman içerisinde kalıplaştırdığı kendi kurgu atmosferi onu geniş kitlelerce tanınır hale getirdi. 2004 yılında yayımlanan ve okuyucular tarafından büyük bir beğeniyle karşılanan “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” adlı romanı, genç yaşta kaybettiğimiz yetenekli yönetmen Seyfi Teoman tarafından 2011 yılında beyaz perdeye uyarlandığında Barış Bıçakçı ülke genelinde tanınan ve takip edilen bir yazardı.

[supsystic-gallery id=’30’ position=’center’]

Bıçakçı’nın metinleri genellikle aynı atmosferin içerisinde dolanan ortaklıklara sahip karakterlerle bezelidir. Yazarın değişmeyen coğrafyası, aynı zamanda yaşadığı kent olan Ankara’dır. Kimi zaman bir metro istasyonu, kimi zaman çoğaldıkça eskiyen aparmanlar, kimi zaman bir askeriyenin yatakhanesi kimi zamansa bir köy. Ama ya Ankara’nın içerisinde barınan ya da onun biraz dışarısında bir gözü Ankara’ya dönük mekânlardır bunlar. İnsanların ortaklığı ise sıradanlıklarıdır. Adım attığımız nefes aldığımız her yerde, hatta aynanın tam karşısında gördüğümüz o sıradan insanın günlük telaşları, sıkıntıları, neşe ve endişeleri. Bu duygular içerisinde hareket eden sıradan insanların tüm karmaşasını yine aynı sıradanlığın getirdiği sakinlikle metne işleyebilmiştir Bıçakçı. Baharda Yine Geliriz’in sonlarına doğru yazarın kendi satırlarından da okuyabiliyoruz onun yazarlığını;

“Eksilerle artıların birbirini götürmesi gibi kalabalığında bir matematiği var. Sıradanlık bu olmalı: Bütün karşıtlar birbirini götürüyor. Başka ne söyleyebilirim ki size?” [s.109]

Baharda Yine Geliriz, alışageldiğimiz beklediğimiz Bıçakçı atmosferi ve karakterleriyle bezeli bir öykü kitabı. Yazarın satır aralarından okuyucu zihninde derin gedikler açmak üzere haykıran cümlelerle dolu kısa öyküler barındırıyor içerisinde. İlk satırla birlikte çoktan başlamış bir süregelmişliğe kaptırıp bırakıyoruz kendimizi; “Durakta Mahir’e rastladım. O da sarhoş. Son otobüsü kaçırmışız.” [s.11] Bitmekte olan güne ve yaşananlara dair hiçbir şeyin önemi yoktur artık. İki tanıdık insanın (belli ki) evlerine ulaşma çabalarıdır tek göreceğimiz.

Bu sakinlik içerisinde seyreden öykülerin ardından bir Şehir Rehberi çıkar karşımıza. İki öykü de bir Şehir Rehberi başlığıyla yazılmış kısa metinler kitabı bir nevi bölümlere ayırır. Adı geçmese de farkındayızdır Ankara’dan bahsedildiğinin. “Bu berbat şehirde görüp görebileceğiniz en güzel şeyin terk edilmiş bir fabrikanın kara yıkıntısı olması saçma ya da gülünç mü?” [s.15] sorusuyla başlayan rehber parçaları okuyucu gözünü irili ufaklı şehir manzaralarına çevirir ve metinler arasındaki seyrini yavaşlatır.

Henüz Barış Bıçakçı okumamışlar yahut şu hengameli kış günlerinde biraz zihnini dinlendirmeyi düşünenler için Baharda Yine Geliriz iyi bir başlangıç kitabı. İyi okumalar.

Kirkor Cezveciyan

 

Buradan indirebilirsiniz.

antalya edebiyat ödülleri

antalya-edebiyat-odulleri

Muratpaşa Belediyesi tarafından, edebiyatımıza katkıda bulunmak, yaratıcılarını ödüllendirip teşvik etmek amacıyla düzenlenen “Antalya Edebiyat Ödülleri” yarışmasında ödüller verildi.

Konferans Salonu’nda düzenlenen ödül töreninde Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, kendi yazdığı “Firuze Tespihimin Taneleri” isimli öyküyü okudu.

Gecede, dramatize edilen öyküler sahneye taşınırken, bestelenen şiirler de seslendirildi. “Öyküler Sahnede” bölümünde, Füruzan’ın “Parasız Öykü”, Sabahattin Ali’nin “İçimdeki Şeytan” öyküleri Özel Antalya Modern Sanat Kursu öğrencileri tarafından dramatize edilip okundu. Sabahattin Ali’nin şiirlerinden bestelenen şarkılar ise “Şiirin Müziği: Sabahattin Ali” başlığı altında İlke Türkdoğan ve Tuğçe Akat tarafından seslendirildi.

Füruzan, Aysu Erden, Ayşegül Tözeren, Faruk Duman, İbrahim Karaoğlu ve Özcan Karabulut’tan oluşan jürinin yaptığı değerlendirme sonucunda “Sonunda Herkes Yalnız” isimli eseri ile En İyi Öykü kitabı seçilen Hasan Özkılıç ödülünü Başkan Ümit Uysal ve usta yazar Füruzan’dan aldı.

Antalya Edebiyat Ödülleri’nin jüri üyeleri arasında bulunan ve etkinliğin Onur Konuğu olan Füruzan’a ise Başkan Uysal plaket sundu. Antalya Edebiyat Günleri’nde birinci seçilen öykü yazarı Hasan Özkılıç 5 bin TL’lik ödülün de sahibi oldu.

Genç Öykü Yarışması’nın üniversite kategorisinde “Issız Bir Gölün Kıyısı” isimli öyküyle Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisi Hasan Yayan birinci olurken, “İşler” isimli öyküyle Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümü öğrencisi Muhammed Demir ikinci seçildi. “Bahar Telaşı” isimli öyküyle Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Hakan Sinek ise üçüncülük ödülünü kazandı. Lise kategorisinde, “Hayal Et Antalya” isimli öyküyle Güzeloluk Anadolu Lisesi’nden Kazım Kava Özbey birincilik, “Geride Kalan Kesitler” isimli öyküyle Hasan Çolak Anadolu Lisesi’nden Hazal Özer ikincilik, “Son Randevu” isimli öyküyle de Antalya Anadolu Lisesi’nden Ecem Coşan üçüncülük ödülünü aldı.

Gecede, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Edebiyat Kulübü işbirliğiyle yapılan “Kuşaklar Buluşuyor” projesinin tanıtım filmi de gösterildi. Genç Öykü Yarışması’nda dereceye giren öykülerle, Kuşaklar Buluşuyor projesi kapsamında yazılan öyküler Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından kitaplaştırılarak edebiyat dünyasına kazandırılacak. Büyük İskender’in ele geçiremediği şehir olarak tarihe geçen Termessos’u edebiyatçılar ele geçirecek. Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentleri arasında yer alan Termessos’ta yarın saat 14.00’de düzenlenecek etkinlik kapsamında öyküler okunacak.

 

20_izmir_kitap_fuari_sona_erdi18 Nisan’da açılan 20. İzmir Kitap Fuarını 423 bin kişi ziyaret etti. 26 Nisan Pazar saat 19.00’da kapanan TÜYAP 20. İzmir Kitap Fuarı ziyaretçi rekoru kırmış oldu.

18 Nisan’da açılan 20. İzmir Kitap Fuarını 423 bin kişi ziyaret etti. 26 Nisan Pazar saat 19.00’da kapanan TÜYAP 20. İzmir Kitap Fuarı ziyaretçi rekoru kırmış oldu.

TÜYAP 20. İzmir Kitap Fuarı’nı, 18-26 Nisan 2015 arasında 423 bin kişi ziyaret etti.

TÜYAP Tüm Fuarcılık A.Ş. ile Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenen fuar, 26 Nisan Pazar saat 19.00’da, rekor sayıda ziyaretçinin katılımıyla sona erdi. Bu yıl 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı İzmir Kitap Fuarı’nda söyleşi, şiir dinletileri, panel ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 150 kültür faaliyeti yapıldı. Fuar boyunca düzenlenen etkinlikler ve imza günlerinde yüzlerce yazar, okuyucularıyla buluştu.

Kaynak: Medya

pera-fest-2015PERA FEST, 13. yılında sonbahardan ilkbahara taşındı.

21 Mart Dünya Şiir Günü’nde başlayarak 3 Nisan’a dek sürecek 13. PERA FEST’in bu yılki teması “Şiddete Karşı Sanat”.

Kültürlerarası İletişim Disiplinlerarası Sanat Derneği ve PPR ( Pi Prodüksiyon Halkla İlişkiler) işbirliğinde düzenlenen festivalin programı tiyatro ağırlıklı.

Festival kapsamında sergilenen oyunlardan “şiddet” temasını işleyen oyunlar arasından bir seçki sunulacak. Toplumsal/SiyasalŞiddet” ve “Kadına yönelik Şiddet” üzerinde odaklanan oyunların ardından yazar, yönetmen ve oyuncuların katılımı ile söyleşiler düzenlenecek. Festivalin son haftasında, Salt Beyoğlu’nda ‘şiddet’ temalı filmler gösterilecek.

PERA FEST, bu yılki programıyla “tiyatronun direnen çocuklarına şapka çıkarmak” istediklerini belirtiyor.

Festival kapsamındaki etkinliklerin geliri toplulukların olacak. Biletler, oyunların sahneleneceği tiyatrolardan ve internet üzerinden temin edilebilecek.

Festival, saat 14.00’da Tiyatro Pera’nın “ Şiirinle Gel ! ” başlıklı Dünya Şiir Günü etkinliği ile başlayacak. Etkinlikte oyuncular seçtikleri şiirleri bir kutuda toplayacaklar ve kutudan çektikleri şiirleri doğaçlama okuyacak.

Girişi ücretsiz olan etkinlikte izleyiciler de, seçtikleri bir şiiri kutuya atacaklar ve oyunculardan birinin bu şiiri okumasını bekleyecekler. Dünya Şiir Günü etkinliğinin bir de konuk şairi var; Bejan Matur.

Saat 16.30’da ise, Şermola Performans’ta Destar Tiyatro’nun yeni oyunu “ Çenadengızi (Deniz Kızı) ” sergilenecek. Galisyalı yazar Secho Sende’nin oyununu sahneye koyan Aslı Öngören ve oyuncular, oyun sonrası yapılacak söyleşiye katılacak.

günü 18.30’da, Kumbaracı yokuşundaki BiSahne’de Bi Tiyatro’nun yeni oyunu, Edward Bond’un “ Kırmızı, Siyah ve Cahil ” sergilenecek. Oyun sonrası gerçekleştirilecek “Şiddet Kültürü ve Edward Bond” konulu tartışmaya Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Işıl Baş, Kültür Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Eradam ve BiTiyatro’nun kurucuları, Laçin Ceylan ve Nihat İleri katılacak.

20.00’de, Küçük Sahne’de İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun “ Sevgili Hayat ” adlı yeni oyunu, PERA FEST için ücretsiz sergilenecek. Oyun sonrası yapılacak söyleşiye, yazar Funda Özşener, yönetmen Metin Belgin, müzisyen Stelyo Berber ve oyuncular Ebru Aytürk Evren ile Yeşim Gül katılacak.

günü saat 18’de Beyoğlu’ndaki Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde “Yitirilen Külltür Mirasımız: Beyoğlu’nun Tiyatro Yapıları” adlı bir söyleşi var.

Konuşmacılar, Devlet Tiyatroları eski Genel Müdürü Yücel Erten, İstanbul Şehir Tiyatroları eski Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya, tasarımcı Metin Deniz ve mimar Prof. Hasan Kuruyazıcı.

Aynı akşam, 20.30’da Tiyatyro Pol, Harbiye’de bir apartman dairesinde, aile içi şiddet’i konu alan “ Teklif ” adlı oyunu sergileyecekler.

“Seyirci Gözüyle : Tiyatroya Disiplinlerarası Yaklaşımlar” başlıklı söyleşiye, mimar – şair Cengiz Bektaş, hukukçu – psikolog Miyese Kendirci, doktor-yazar-oyuncu Ercan Kesal, tiyatro yönetmeni Yeşim Özsoy Gülan, oyuncu Zeynep Özden ve PERA FEST Sanat Yönetmeni Vecdi Sayar katılıyor.

günü 18.00’de Beyoğlu Aznavur pasajındaki Sekizinci Kat adlı tiyayroda düzenlenecek “Kadına Karşı Şiddet ve Tiyatro” başlıklı söyleşi, Ebru Nihan Celkan, Jale Karabekir, Zeynep Özyağcılar, Merve Engin, Tilbe Saran ve Sündüz Haşar’ın katılımı ile gerçekleşecek. Söyleşinin ardından 20.30’da Tiyatro Neki’nin “Kesit” adlı oyunu oynanacak.

Dünya Tiyatro Günü’nde saat 17.00’de Orhan Aydın, Metin Boran, Cuma Boynukara, Ayşe Lebriz Berkem, Kemal Oruç, Ragıp Yavuz ve Üstün Akmen Tiyatro Rampa’daki söyleşide “Tiyatroya Yönelen Şiddet: Sansür ve Baskılar”ı tartışacak.

Saat 20.30’da ardından, Matei Visniec’in “İlerleme Kelimesi Annemin Ağzında Feci Yanlış Tınlıyordu” oyunu sergilenecek.

Festivalin ikinci yarısında da, D 22 “Bent”, Büyülü Sahne “Kadın Oyunları”, İkinci Kat “Üst Kattaki Terörist”, Gaklata Perform “Aşk ve Faşizm”, Altuıdan Sonra Tiyatro “Hak”, Tiyatro Hal “Kırmızı”, Tiyatro Martı “Uçlar” adlı oyunları sergileyecek.

PERA FEST kapsamında, 28 Mart – 1 Nisan tarihleri arasında Salt Beyoğlu’nda şiddet temasına ilginç yaklaşımlar içeren “Sivas” ve “Beyaz Tanrı” adlı kurmaca filmler veAntalya Film Festivali’nde sansür tartışmasının odağındaki “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” adlı belgesel gösterilecek.

Katılımın ücretsiz olacağı bu gösterimlerin yanısıra 1 Nisan’da gene Salt Beyoğlu’daYaşar Kemal’in anısına bir etkinlik düzenlenecek. Arif Keskiner’in “Binbir Renk-Binbir Çiçek – Yar Kemal” balıklı söyleşisinin ardından “Türkan Şoray’ın “Yılanı Öldürseler” adlı filmi gösterilecek.

Bursa 13. Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılacak.

Bursa-13.-Kitap-Fuari

Bu yıl onüçüncü kez kapılarını açmaya hazırlanan Bursa Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında dolu dolu bir programla kitapseverleri konuk edecek. Aralarında İlber Ortaylı, Gülten Dayıoğlu, Can Dündar, Doğan Hızlan, İnci Enginün, Deniz Kavukçuoğlu, Hakan Bıçakçı, Doğu Yücel, Zeynep Oral, Ahmet Şık, Buket Uzuner, Yalvaç Ural, Bengi Semerci, Yekta Kopan, Hakan Akdoğan ve Üstün Dökmen’in de bulunduğu pek çok değerli yazar, şair ve bilim insanı fuar süresince okurlarıyla buluşacak.

300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilecek Bursa Kitap Fuarı’nda dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 80 kültür etkinliği düzenlenecektir.

Çanakkale’nin 100. Yılı

Bursa Kitap Fuarı, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Uluslararası basında Çanakkale Zaferi’nin yansımaları üzerine Timaş Yayınları tarafından “Yüzyıl Öncesinde Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları Sergisi” düzenlenecek ve fuar boyunca çeşitli paneller gerçekleştirilecektir.

Haldun Taner 100 Yaşında

haldun taner

Türk tiyatrosunun önemli ismi Haldun Taner’in 100. yaşı Bursa Kitap Fuarı’nda çeşitli etkinliklerle kutlanacak. 14 Mart Cumartesi günü Haldun Taner’in öykücülüğü Doğan Hızlan, Yavuz Ekinci ve Faruk Duman’ın katılımıyla ele alınacaktır. 21 Mart Cumartesi günü düzenlenecek Haldun Taner’in yaşamı, eserleri, tiyatrosu ve her yönüyle ele alınacağı panele ise eşi Demet Taner, Zeynep Oral, Ömer Naci Topçu ve Kazım Güçlü konuşmacı olarak katılacaklardır. Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi Okuma Grubu tarafından 15 Mart Pazar günü Haldun Taner’in “Timsah” oyunu okunacaktır.

TÜYAP tarafından, tasarımını Sadık Karamustafa’nın üstlendiği bir sergi de düzenlenecektir. Haldun Taner 100 Yaşında “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” sergisinde yazarın yaşamı, fotoğrafları, aile albümü ve eserlerinden metinler okurlarla buluşacaktır.

Yayınlama Özgürlüğü Yolunda

Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın da destekçilerinden biri olduğu “Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Yayınlama Özgürlüğü Alanında Farkındalık Yaratma” projesi kapsamında 15 Mart Pazar günü düzenlenecek “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda” paneline Buket Uzuner, Ahmet Şık, Turhan Günay ve Fatih Erdoğan konuşmacı olarak katılacaktır.

Müzeyyen Senar’ın Ardından

Yakın zamanda kaybettiğimiz Müzeyyen Senar’ı doğum yeri Bursa’da bir panelle anıyoruz. Sanatçının biyografisini yazan Radi Dikici’nin konuşmacı olarak katılacağı söyleşide Müzeyyen Senar’ın yaşamı ve eserleri kitapseverlerle paylaşılacak.

Edebiyatımızda Mehmet Kaplan

Türk edebiyatına önemli katkıları bulunan akademisyen, eleştirmen Mehmet Kaplan, 100. yaşında 14 Mart Cumartesi günü bir panelle Bursa’da anılıyor. İnci Enginün, Zeynep Kerman, Kelime Erdal’ın konuşmacı olarak katılacakları ve Alev Sınar Uğurlu’nun yöneteceği panelde Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatına katkıları ele alınacaktır.

Kadına Karşı Şiddete Karşı Dur-abilmek

Bursa Kitap Fuarı’nda Avukat Hülya Gülbahar ve Hürriyet Gazetesi Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu’nun konuşmacı olarak katılacakları panelde Kadına Karşı Şiddete Karşı Durabilmek hukuki ve pratik boyutlarıyla ele alınacaktır.

Girişin ücretsiz olduğu fuar her gün 10.00-19.30 saatleri arasında (22 Mart 2015 tarihinde saat 19.00’da sona erecektir) ziyaret edilebilir.

 

Fuat hakkında daha fazla detay öğrenmek için lütfen tıklayınız: www.bursakitapfuari.com

merkez-bankasi-ozel-koleksiyonu-canakkalede-sergilenecekÇanakkale Savaşları’nın 100. yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, kuruluşundan bu yana oluşturduğu sanat koleksiyonundan özel bir seçkiyi, “Kırmızıdan Maviye, Çağdaş Türk Resim Sanatı” adlı sergiyle Çanakkale’de sanatseverlerle buluşturacak.

Çanakkale Belediyesi tarafından restore edilerek seramik müzesi olarak hizmet veren tarihi Müstahkem Mevki Er Hamamı, şehrin en büyük sergisine evsahipliği yapmaya hazırlanıyor. Farklı bir kavramsal temayla savaşın yıldönümüne metaforik bir yaklaşımla ve Türk resim sanatının ustalarının eserleriyle katkıda bulunulacak. Sergi, kırmızı ve mavi tonların dominant kılındığı ve bu renklerin stratejik öneme sahip olduğu Türk resminin usta sanatçılarının seçkin eserlerinden oluşuyor, Türk resminin klasik, modern ve çağdaş örneklerini, karşılaştırmalı biçimde biraraya getiriyor. Türk resim sanatının gelişimini ve değişimini, kırmızı ve mavinin yoğunlukta olduğu bir düşünsel kavram eşliğinde, sergi mekanını kullanarak bir pasaj halinde özgün eserlerle gözler önüne seriyor. 18 Mart 2015 tarihinde açılacak serginin saati 18.03 olarak belirlendi. 28 Nisan 2015 tarihine kadar Çnakkale Belediyesi Seramik Müzesi’nde ziyaret edilebilecek serginin küratörlüğünü ise Ahmet Albayrak üstleniyor.

“Kırmızıdan Maviye, Çağdaş Türk Resim Sanatı” sergisinde Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen, 28 sanatçının 32 eseri yer alıyor. Bunlar mekanın belleğiyle bütünleşen bir algıyı temel alırken tarihi bir yerde, sonradan müzeye dönüştürülen bir hamamda kurgusal ve koordineli bir biçimde konumlanıyor. Sergi mekanının giriş bölümü, eserlerin üzerinde birincil derecede hakim olan kırmızı rengin dışavurumsal ve tinsel yapısıyla mekanı kullanırken sergi mekanının üst katı ise meditatif, şiirsel ve soyut bir biçimde, eserlerde dominant şekilde var olan mavi pigmentin dolaşımıyla mekansal algıyı harekete geçiriyor. Klasik bir koleksiyon sergisi olma yerine düşündürmeye, farklı bir sergi deneyimine davet eden sergi, konsept olarak renk kavramının Türk resmindeki düşünselliğine, problematiğine de işaret ederken aynı zamanda Türk resminin çağdaşlaşma görüntüsünü de özgün bir seçkiyle ortaya koyuyor.

Kaynak: Çanakkale

Karşıyaka Belediyesi, 2015 yılından başlayarak, her yıl, Attilâ İlhan Şiir Ödülü vermeyi kararlaştırmıştır

attila-ilhan

Ödülle ilgili koşullar şunlardır:

1.Ödüle “yayına hazır kitap dosyası” ile başvurulur. Kitap oylumu taşımayan dosyalar değerlendirmeye alınmaz. Ödüle aday gösterilecek ürünlerin, daha önce ödül almış olmaması gerekmektedir. Dosyada bulunan tek şiirlerin ödül almış olması katılımı engellemez.

2. Ödüle katılanlar, yapıtlarını yedi nüsha olarak göndereceklerdir. Yapıtla birlikte, ödül için başvuruyu yapan şairin adı, soyadı, yaşamöyküsü, bir fotoğrafı, açık adresi, telefonu ve diğer iletişim bilgileri bir zarf içinde gönderilecektir.

Adaylar başvurularını açık ad ve adresleriyle yapmak zorundadırlar. Edebiyat alanında nüfus kaydındaki adından farklı bir adla yayın yapan ve bu adla tanınanlar, eserlerini bu adla sunabilirler; ancak resmi işlemler ve ödülün kendilerine teslim edilebilmesi için gerçek adlarını verecekleri bilgiler içinde mutlaka belirtmek zorundadırlar.

3. Ödülü kazanana, ödül plaketiyle birlikte 5000 Türk Lirası verilir.

4. Başvurular, elden, iadeli taahhütlü ya da APS posta veya kargo ile 6 Mayıs 2015, Çarşamba günü çalışma saatleri sonuna kadar, “KARŞIYAKA BELEDİYESİ ATTİLÂ İLHAN ŞİİR ÖDÜLÜ, Karşıyaka Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Bahriye Üçok Bulvarı, No: 5 Karşıyaka-İZMİR” adresine ulaştırılmalıdır.

5. Seçici kurul, 5 Haziran 2015 tarihine kadar toplanarak seçimini yapacaktır.

6. Attilâ İlhan Şiir Ödülü, şairin doğum yıldönümü olan 15 Haziran 2015 tarihinde, Karşıyaka Belediyesi’nin Bostanlı, Suat Taşer Sahnesi’nde düzenlenecek bir törenle sahibine sunulacaktır.

7. Karşıyaka Belediyesi çalışanları, Belediye’de herhangi bir biçimde görevli olanlar veya iş ilişkisi
bulunanlar ödüle katılamazlar.

8. Ödül koşullarına uymayan dosyalar değerlendirmeye alınmaz.

9. Ödüle katılan yapıtlar, bilgi ve belgeler iade edilmez.

10. Seçici Kurul: Doğan Hızlan, Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, Ünal Ersözlü , Tuğrul Keskin ve (Attilâ İlhan’ın ailesi adına) Kerem Alışık’tan oluşmaktadır.