şehir tiyatroları

şehir tiyatroları konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. şehir tiyatroları konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. şehir tiyatroları konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri şehir tiyatroları konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Şehir tiyatrolarının eski dekorları kedi evi oldu. Şehir Tiyatroları’nın sahnelerinde dekor olarak kullanılan eski tahtalar ” Sıfır Atık Projesi ” kapsamında kediler için sımsıcak bir yuvaya dönüştürülüyor.

Kedi Evleri, İstanbul’da bulunan parklara konulup hayvanlarının barınmalarını sağlıyor. Son bir ayda 15 adet üretilen  bu sıcak yuvalar İstanbul’daki parklara yerleştirildi.

Kedilere yeteri kadar sıcak yuva yapılmasının ardından kuş yuvası ve köpek evininde yapılması planlar arasında. Belediyeden alınan bilgiye göre, Şehir Tiyatrolarının kent genelinde 11 sahnesi bulunuyor. Bu sahnelerin dekor malzemeleriyle sanatçı kostümleri yıllardır Harbiye’deki atölyelerde üretiliyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, ‘Kan Kardeşleri’ adlı yeni müzikal oyununun ilk gösterimini 7 Nisan 2018 Cumartesi günü B.B. Sanat ve Kültür Sarayı Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirecek

İngiliz oyun yazarı Willy Russel’ın kaleme aldığı, Feyyaz Kayacan ve Ahmet Levendoğlu’nun Türkçemize kazandırdığı ‘Kan Kardeşleri’ adlı müzikal oyununun yönetmenliğini Şehir Tiyatrosu sanatçısı Korel Cezayirli üstlendi. Müzik direktörlüğünü orkestra şefi Aytuğ Ülgen’in yaptığı oyunun dekor tasarımını Başak Özdoğan, kostüm tasarımını Tülay Kale, ışık tasarımını Ali Rıza Tekin ve koreografisini Nur Sonbahar gerçekleştirdi.

Kardeş olduklarını bilmeyen ve farklı hayatlar yaşamak zorunda bırakılan ikizlerin, dramatik öyküsünün anlatıldığı ‘Kan Kardeşleri’ adlı müzikal oyunda, Şehir Tiyatrosu oyuncuları Savran Perk, Umut Bazlama, Murat Danacı, Zafer Ergül, Elif Melda Yılmaz, Nagihan Orhan, Çiğdem Altuğ, Evren Canbulat, Berkay Gökçek, Ilgın Karahan, Ceyda Çınar Onbul, Ünsal Seyhan, Emel Alnady ve Orçun Tiryaki rol alıyor.

Canlı orkestra eşliğinde sahnelenen, hüzünlü ve etkili bir anlatıma sahip ‘Kan Kardeşleri’ müzikalinin ilk gösterimi, Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı Tiyatro Salonu’nda 7 Nisan 2018 Cumartesi günü saat 20.00’de sahnelenecek. Yeni müzikal, sezon boyunca Eskişehir izleyicisi ile buluşmaya devam edecek.

İstanbul’un haftalık sanat ajandası (9-16 Kasım)

sanat duyuru

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için haftanın önemli sanat etkinliklerini derledik…

Dünyaca ünlü Latin şarkıcı Jennifer Lopez, 14 Kasım’da Ataköy Atletizm Arena’da sahne alacak.”Dance Again” turnesi kapsamında 3 konser vermek için İstanbul’a gelecek Lopez, dünya listelerinde uzun süre ilk sırada kalan ”On The Floor” şarkısının yer aldığı ”Love” albümünün yanı sıra sevilen hit parçalarını da seslendirecek.Dünyanın en iyi senfoni orkestraları arasında gösterilen şef Lorin Maazel yönetimindeki Kraliyet Concertgebouw Orkestrası, 10 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde konser verecek. Hollanda ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı kutlamaları kapsamında gerçekleştirilecek konserde, Peter Van Anrooy’un ”Piet Hein Rhapsody”si, Sergei Prokofiev’in ”Romeo ve Juliet Süiti”nden bölümler ile Çaykovski’nin ”Op. 36 numaralı Fa minör 4. Senfonisi” seslendirilecek. Her biri virtüoz 120 müzisyenden oluşan orkestra, kurulduğu 1888 yılından bu yana Strauss, Mahler, Debussy ve Stravinsky gibi pek çok önemli besteci tarafından yönetildi.

İrlandalı hard rock grubu ”Thin Lizzy”, Avea’nın 3. Escape to Music konserleri kapsamında 11 Kasım’da Küçükçiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak. ”Whiskey in the Jar” şarkısını yorumlayış biçimi, ”Jailbreak”, ”The Boys Are Back in Town” ve ”Bad Reputation” gibi parçalarıyla dünya çapında büyük bir hayran kitlesine sahip olan grup, çift gitar armonisi kullanan ilk hard rock gruplarından biri olarak kabul ediliyor. 43 yıllık kariyerinde birçok unutulmaz canlı performans sergileyen grup, müzik kanalı VH1’in ”Hard Rock’un En Büyük 100 Sanatçısı” listesinde 51. sırada gösteriliyor. Van Morrison, Little Feat ve Bob Seger gibi isimlerden ilham alan grup, 1986’da ölene kadar grubun liderliğini yapan basçı, şarkı yazarı ve solist Phil Lynott’ın mirasına duydukları saygıdan dolayı bundan sonraki albümlerini ”Thin Lizzy” adıyla çıkarmayacağını açıklamıştı.

”4. Avea Sıra Dışı Müzik” konserleri, İran asıllı grup ”Niyaz”ın yarın İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda vereceği konserle başlayacak. Azam Ali’nin benzersiz sesi, Loga Ramin Torkian’ın büyülü akustik/elektrik düzenlemeleri ve ”Grammy” adayı prodüktör/remiks ustası Carmen Rizzo’nun öncü elektronik ses örgüleriyle zihinlerde yer eden ”Niyaz”, zengin Sufi mistisizmi ile Orta Doğu’nun şiir ve türkülerini, akustik enstrümanlar ve modern elektronik müziğin tınılarıyla buluşturuyor. Müzik eleştirmenleri tarafından çığır açan bir topluluk olarak görülen ”Niyaz”, 2005’te piyasaya sunulan ilk albümden bu yana sayısız festival ve konserde sahne aldı. Grup, mayıs ayında yayınladığı ”Sumud” ile de Türkiye’deki müzik marketlerde en çok satılan yabancı albümler listelerinin üst basamaklarına tırmandı.

Terence Blanchard Quintet, 13 Kasım’da Nardis Jazz Club’ta sahne alacak. Günümüzün en iyi trompetçilerinden biri olarak görülen Terence Blanchard, 1990’dan bu yana birlikte çalıştığı Spike Lee’nin filmleri için yaptığı müziklerle de büyük beğeni topladı ve bu albümlerle ”Grammy” ve ”Altın Küre”ye aday gösterildi.Blanchard, 2005’te McCoy Tyner, Gary Bartz, Christian McBride ve LewisNash ile birlikte ”En İyi Enstrümantal Caz Albümü” dalında ”Grammy” ödülünü kazandı.

Azerbaycan’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nı ”Love Me Back” adlı şarkısıyla Türkiye’yi temsil eden Can Bonomo, 14 Kasım’da Salon İKSV’de konser verecek. Müzikal yolculuğunda The Shins, Wax Poetic, The Kinks, The Libertines ve The Beatles gibi gruplardan esinlenen Bonomo, alaturka nağmelerden indie melodilere uzanan tarzını ”İstanbul Müziği” olarak tanımlıyor. Bonomo, geçen yılın başlarında çıkardığı ilk albümü ”Meczup” ile geniş bir hayran kitlesine ulaştı.

Fransız şanson geleneğiyle cazı bir araya getiren Amerikalı caz şarkıcısı Stacey Kent, yarın Salon İKSV’de sevenleriyle buluşacak. İlk albümü ”Close Your Eyes”ı 1997 yılında çıkaran Stacey Kent’in ”The Boy Nex Door” albümü Fransa’da ”altın plak”a değer bulundu. Sanatçının 2007’de piyasaya sunulan ”Breakfast on the Morning Tram” albümü Fransa’da ”platin plak” aldı ve ”Grammy”ye aday gösterildi.

Portekiz’in en başarılı fado vokalistlerinden olan Carla Pires, 15 Kasım’da Salon İKSV’de hayranlarının karşısına çıkacak. Berrak alto vokaliyle beğeni toplayan Pires, Avrupa kentlerinde birçok festivalde performans gösterdi.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), yılın en parlak projelerinden biri olan, Güher ve Süher Pekinel’in ”Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler” projesinin yıldızları ile 2012’ye veda edecek. Farklı enstrüman gruplarından yetenekli öğrencilerin destek gördüğü ve Avrupa’da dünyanın önde gelen müzisyenleriyle eğitimlerini sürdürme hakkı kazandığı projenin keman, viyolonsel ve piyano dallarından 4 genç yetenek, BİFO ile birlikte 12 Kasım’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde konser verecek. Şef Sascha Goetzel yönetimindeki orkestra konserde, Sibelius’un ”Keman Konçertosu, Re minör, Op. 47”, Schumann’ın ”Viyolonsel Konçertosu, La minör, Op. 129”, Rachmaninoff’un ”2. Piyano Konçertosu, Do minör, Op. 18” ile Brahms’ın ”Keman Konçertosu, Re Majör, Op. 77” eserlerini seslendirecek.

Tuluyhan Uğurlu’dan Atatürk’ü anma konseri

Piyanist Tuluyhan Uğurlu, 10 Kasım’da Tepe Nautilus AVM’de Atatürk’ü anma konseri verecek. Uğurlu konserde, Atatürk için yazılan en önemli eserler arasında yer alan ”Mustafa Kemal Atatürk ve Güneşin Askerleri” isimli senfonik eserini seslendirecek. Görüntülerle de desteklenecek konserde, ”Dolmabahçe’de Hüzünlü Sonbahar”, ”Sofya’da Dans”, ”Biz Cumhuriyet’i Çok Sevdik”, ”Cumhuriyet’in Kızları”, ”Cumhuriyet Trenleri” adlı eserleriyle sahne alacak Uğurlu’ya, kavalda Murat Toraman, elektrogitar ve yaylı tamburda Uğur Varol, kontrbasta Umut Sel, vurmalı enstrümanlarda Gürkan Özkan eşlik edecek.

Sahne sanatları

”Kanlı Düğün”, ”Carmen”, ”Büyülü Aşk” adlı unutulmaz filmlerin ünlü İspanyol yönetmeni Carlos Saura’nın ”Flamenco Hoy” isimli sahne projesi, yarın, 10 ve 11 Kasım’da TİM Show Center’da görülebilecek. 11 sanatçıdan oluşan dans grubu, Rafael Estevez ve Nani Panos tarafından tasarlanan koreografiyle, asırlar boyunca hüküm süren geleneksel temalarla caz ve çağdaş müziği buluşturuyor. Gösteride, İspanyol piyanist Chano Domingez’in eserlerini, 4 ses sanatçısı yorumlayacak. Ayrıca gitar virtüözü Antonio Rey, 5 müzisyenle birlikte canlı performans sergileyecek. Chano Dominguez ve Antonio Rey’in müzikleri, modern cazla geleneksel motifleri birleştirerek izleyiciyi flamenkonun derinliklerine götürecek.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), ”Midas’ın Kulakları” operasını yarın, 10 ve 13 Kasım’da Kadıköy Süreyya Operası’nda sahneleyecek. Librettosunu temmuz ayında hayatını kaybeden Güngör Dilmen’in yazdığı, Ferit Tüzün’ün bestelediği eserin rejisörlüğünü Yücel Erten yaptı. Orkestra şefliğini Serdar Yalçın’ın, koro şefliğini Gökçen Koray’ın yaptığı operanın koreografisi Selçuk Borak imzası taşıyor. Güngör Dilmen’in aynı ismi taşıyan manzum oyunu ve Ferit Tüzün’ün bestelerinin mükemmel uyumu sonucunda bir Türk klasiği haline gelen ”Midas’ın Kulakları”, masalsı ve şiirsel üslubuyla sanatseverlerin ilgisini çekiyor.

”Wolfgang ve Lorenzo” adlı müzikli oyun, 14 Kasım’da Fulya Konser Salonu’nda sergilenecek. Aydın Büke’nin yazdığı, H. Rıza Murat Göksu’nun sahneye koyduğu oyun, Wolfgang Amadeus Mozart’ın İtalyan metin yazarı Lorenzo Da Ponte ile üç ortak çalışmasını konu ediniyor.

”Çocuk Dünyası” adlı çocuk müzikali, 11 Kasım’da Kadıköy Süreyya Operası’nda izlenebilecek.

Fulya Konser Salonu’nda ise 10 Kasım’da ”Atatürk’ü Anma Konseri” düzenlenecek.

Devlet ve şehir tiyatroları

İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncuları, Küçük Sahne’de yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Herkesin Bildiği Sırlar”, 13, 14 ve 15 Kasım’da ”Çirkin”, Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi’nde yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını”, Cevahir Salon 1’de yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Yanık”, 13, 14 ve 15 Kasım’da ”Sidikli Kasabası Müzikali”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde 15 Kasım’da ”Çehov Makinesi”, Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde yarın, 10 ve 11 Kasım’da ”Düğün Şarkısı”, Kartal Bülent Ecevit Sahnesi’nde 13 ve 14 Kasım’da ”Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını”, Cevahir Salon 2’de 13, 14, 15 Kasım’da ”Düğün Şarkısı’, Üsküdar Stüdyo Sahne’de yarın 10 ve 11 Kasım’da ”Çirkin” ile 13 ve 14 Kasım’da ”Kontrabas” adlı oyunları sahneleyecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda 10 ve 11 Kasım’da, Ümraniye Sahnesi’nde ”Şark Dişçisi” ve ”Fareli Köyün Kavalcısı”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Dar Ayakkabıyla Yaşamak” ve ”Pinokyo”, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde ”Perşembenin Hanımları” ve ”Ali Baba ve Kırk Haramiler”, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Mutfak Söyleşileri” ve ”Boncuk”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Çığ” ve ”Karagöz Tatlıcı”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Ateşli Sabır (Postacı)” ve ”Sokak Kedileri”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde ”Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” ve ”Pırtlatan Bal” adlı oyunlar izlenebilecek.

Ümraniye Sahnesi’nde ”Dar Ayakkabıyla Yaşamak”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Vişne Bahçesi”, Üsküdar Müsahipzade Celal Sahnesi’nde ”Kabare”, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Büyünün Gözleri”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ”Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde ”Toros Canavarı” adlı oyunlar ise 14 ve 15 Kasım’da sergilenecek.

Özel tiyatrolar

Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde ”Tatlı Kaçık”, Tiyatro Pera’da ”Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im”, Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da ”Aşk Dönümü”, İkinci Kat’ta ”Yalnızlar Kulübü”, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde ”Otelde Komik Bir Gece”, Craft Tiyatro’da ”Uğrak Yeri”, Kozyatağı Kültür Merkezi (KKM) Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde ”Sonbaharı Beklerken”, Caddebostan Kültür Merkezi’nde ”Alevli Günler”, oyunları yarın tiyatroseverlerle buluşacak.

Ayrıca, 10 Kasım’da Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde ”Menan Cinleri”, Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde ”Eleni’den Mektuplar”, Gri Sahne’de ”Kutlama”, KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde ”Hasretinden Prangalar Eskittim”, Çevre Tiyatrosu’nda ”Metot”, Şişli Blackk Out Sahnesi’nde ”Tatlı Kaçık”, Kenter Tiyatrosu’nda ”Macbeth”, İkinci Kat’ta ”Torbacının Esrarı”, 11 Kasım’da garajistanbul’da ”Oda ve Adam”, Metin Zakoğlu Cafe Theatre’da ”Arkadaşım Kadın Oldu”, 12 Kasım’da Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde ”Meymenetsiz Musibet”, İkinci Kat’ta ”Limonata”, Kumbaracı 50’de ”Yokuş Aşağı Emanetler” oyunları izlenebilecek.

Sergi

”Atatürk: Bir İnsandan Daha Fazla…” başlıklı fotoğrafı sergisi, 10 Kasım’da Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde açılacak.  Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının farklı yönlerini anlatan sergide, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Koleksiyonu’ndan seçilen 30’ı aşkın fotoğraf yer alacak. Küratörlüğünü Ekrem Işın’ın yaptığı sergi, 30 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

Heykel sanatçısı Ozan Oganer’in ”Dilemma” adlı sergisi, yarından itibaren Galeri Merkur’de görülebilecek. Heykel sanatına, dantel, iğne oyası gibi malzemeleri kazandıran sanatçı, bu sergide, kendine özgü tekniğini, alışılmış materyalin yanı sıra yeni bir malzemenin sınırlarını zorlayarak genişletiyor.Sanatçının son heykel işlerinin yer aldığı sergi, 27 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.

Çocuklar için

”Disney Live Mickey’nin Müzik Festivali”, yarın, 10 ve 11 Kasım’da Trump Towers Mall’da çocuklarla buluşacak.Koreografisi Madonna’nın koreografı tarafından yapılan ve dünyada izlenme rekorları kıran gösteride, Mickey Mouse ve dostları, izleyenleri, ışıltılı kostümler, hareketli ve yüksek enerjili şarkılarla dans ederek eğlendiriyor.

Atlantis Sirki, yarın, 10 ve 11 Kasım’da Merter Meydan AVM’de gösteri sunacak. Akrobasi gösterileri, fanatik köpeklerin futbol şovu, nefes kesen köpekbalıkları, akıllı foklar ve sevimli penguenler, çocuklara eğlenceli dakikalar yaşatacak.

”Sinbad ve Adalar Prensesi” adlı müzikal çocuk oyunu, 10 Kasım’da TİM Fettah Aytaç Salonu’nda, ”Balıkçı ve Pisiler” adlı tek perdeli müzikli oyun ise 11 Kasım’da Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde izlenebilecek.

Bursa

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Altın Kafeste Yangın”, “Kuzguncuklu Fazilet” ve “Tek Kişilik Yaşam”, oyunlarını sahneleyecek.

Eski devlet bakanlarından Yılmaz Karakoyunlu’nun yazdığı, Galip Erdal’ın yönettiği “Kuzguncuklu Fazilet” adlı oyunun dekor tasarımını Başak Özdoğan, kostüm tasarımını Fatma Sarıkurt, ışık tasarımını Yakup Çartık yapıyor.

1942-1944 yılları arasında yürürlükte olan Varlık Vergisi’nin toplum üzerinde yarattığı çarpıklıkları konu edinen oyun, 11 kişilik oyuncu kadrosu ile izleyicilerle buluşuyor. Oyun, Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde bugün ve yarın 20.00’de, 10 Kasım Cumartesi 15.00 ve 20.00’de, 11 Kasım Pazar ise 20.00’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yazdığı, Erkan Yılmaz’ın sahnelediği, Ayşe Lebriz Berkem’in yönettiği “Tek Kişilik Yaşam” adlı oyunun dekor ve kostüm tasarımı ise Hakan Dündar, ışık tasarımı Ali Karaman’ın imzasını taşıyor.

Y. Emir Çiçek’in rol aldığı oyunda, hatıraların insan hayatında gürültü patırtı içinde kısa süreli dinlenme gibi bir kaçış noktası olduğu anlatılıyor. Rüyaların, seslerin, düşüncelerin, hayallerin ve daha başka, yaşayan ya da yaşamayan diğer şeylerin bir hatırası olduğu anlatılan oyun, Feraizcizade Oda Tiyatrosu Sahnesi’nde bugün, yarın ve cumartesi 18.00’de izleyiciyle buluşacak.

Hidayet Sayın’ın yazdığı, Bora Özkula’nın yönettiği “Altın Kafeste Yangın”ın dekor tasarımını ise Özlem Karabay, kostüm tasarımını Fatma Sarıkurt, ışık tasarımını ise Ali Karaman yapıyor. Taner Turan, Rüyam Dirin, Kamil Korunan, Ecehan Şarman Çetinkaya, Sitare Tuna, Emre Yaşa, Emir Çiçek, Erol Aydın, Süheyla Zeybek, Bora Özkula’nın rol aldığı oyunda, Osmanlı sultanları arasında trajik bir hayatı olan Sultan V. Murad’ın umutsuzluklar, korkular, onur mücadelesi ve müzikle dolu 28 yıllık esareti anlatılıyor.

Oyun, 13 ve 14 Kasım tarihlerinde saat 20.00’de Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde sahnelenecek.

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu ise “Karagöz Dadım Olsana” adlı gölge oyununu sahneliyor. Tayfun Özeren’in yazdığı ve sahnelediği oyun 4 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ediyor. Gölge oyunu, 10 Kasım Cumartesi 14.00’de Karagöz Müzesi Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.  Kaynak :[-] Muhabir : Cem Şan / Haluk Yüksel

 

 

‘Yarım porsiyon’ kültür

İKSV’nin düzenlediği “Sanata Destek Mekanizmaları, Örnek Sunumlar ve Model Arayışı” başlıklı panelde uzmanlar kültür politikalarının başka ülkelerdeki durumuna ışık tuttu.

tiyatro

Devlet ve şehir tiyatrolarının özelleştirilmesi, kapatılması Türkiye gündemini meşgul etmeye devam ederken önceki gün İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), dünyanın dört bir yanından konuk ettiği uzmanlarla kültür politikalarının başka ülkelerdeki durumuna ışık tutan bir panel düzenledi. “Sanata Destek Mekanizmaları, Örnek Sunumlar ve Model Arayışı” başlıklı panel Bilgi Üniversitesi’nden Yrd. Dç. Dr. Gökçe Dervişoğlu’nun yönetiminde ABD Başkonsolosluğu Kültür İşleri Sorumlusu Sevil Sezen, İsveç Ulusal Turne Tiyatrosu’ndan yapımcı Figen Solmaz, İstanbul Goethe Enstitüsü Müdürü Claudia Hahn Raabe ve Fransız Kültür Merkezi Müdürü Berenice Gulmann’ın katılımıyla düzenlendi.

Katılımcılar, iktidardaki hükümetlerin kültür politikalarına müdahale etmediğini vurgular ve kültür yönetimi hakkında bilgiler verirken, panelin “Model Arayışı” bölümünde ise verim alınamadı. Panelin en dikkat çeken bölümü ülkelerin kültürel faaliyetlerine ayırdığı bütçeleriydi. Fransa’da devlet bütçesinin yüzde 1.5’ine denk gelen 4 milyar Avro’ya (9 milyar 320 milyon TL) karşılık, bu rakam Almanya’da ise 9.6 milyar Avro (20 milyar TL). Türkiye’de ise devlet bütçesinin yüzde 0.5’ine denk gelen 1 milyar 705 milyon TL’lik bir bütçe söz konusu.

FRANSA

– Kültürel faaliyetlere ayrılan bütçe 4 milyar Avro devlet bütçesinin yüzde 1.5’ine tekabül ediyor. Yerel yönetimlerde ciddi miktarda para aktarıyor, özel sektörden de katkı oluyor.

– Kültür politikalarının en önemli iki unsuru sanatçılar için sosyal koruma ve herkesin kültüre erişimi.

– Tek başına Paris Tiyatrosu yılda yaklaşık 430 temsil veriyor. Bütçesi ise 14 milyon Avro.

– Sanat seyircisi futbol maçına giden seyirci sayısıyla neredeyse eşit.

İSVEÇ

– 9.5 milyonluk ülkede 1.5 milyon göçmene kendi dillerinde ve kültüründe sanat hizmeti veriliyor.

– Sanat kurumlarının gelirlerinin yüzde 80’i devlet tarafından karşılanıyor.

– İsveç’in 1000’li yıllardan bu yana kültür politikası var. 7 maddeden oluşan bugünkü İsveç kültür politikasında; ifade özgürlüğünü yaymak, katılımcı, çok yönlü, dinamik ve kışkırtıcı bir güç olarak kültürün toplumda yer almasını sağlamak da bulunuyor.

– Devlet, profesyonel sanata altyapı oluşturmak için amatör sanata da destek veriyor.

ALMANYA

– Özgür sanatın garantisi Alman anayasının 5. maddesi. Anayasadaki maddeler devlete sanatın ve kültürün ne olduğu konusunda bir yargıda bulunma hakkı vermiyor.

– 2010’da sanata ayrılan bütçe 9.6 milyar Avro.

– Bağımsız tiyatro toplulukları da proje sözleşmeleri yaparak çalıştırılıyor.

– Her tiyatro bileti, devlet tarafından 95 Avro’yla destekleniyor.

– Kamu tiyatroları şehir meclislerinin seçtiği sanat yönetmeni tarafından yönetiliyor.

ABD

– Kültür Bakanlığı olmayan ABD’nin sanata destek kurumu Milli Sanat Vakfı. Vakfa devlet tarafından verilen hibe 74 milyon dolar (154 milyon TL).

– ABD’nin önemli ve büyük müzeleri özel kurumlar. Bu kurumların gelirleri özel fonlar ve kurumların kendi geliştirdikleri döner sermaye aracılığıyla elde ediliyor.

– Sanatta koleksiyonerlere ve sanat destekçilerine vergi muafiyeti ya da indirimi uygulanıyor.

 

Kaynak : [-]

İBB’nin, Şehir Tiyatroları yönetmeliğinde yaptığı değişikliği protesto eden sanatçılar, Galatasay Lisesi önünden Tünel’e yürüdü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir TiyatrolarıGörev ve Çalışma Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler ve repertuar belirleme yetkisinin genel sanat yönetmeninden alınması sanatçılar tarafından protesto edildi.

Beyoğlun'da sanatçı eylemi 24 nisan 2012

“İSTANBUL ŞEHİR TİYATROSU EHLİLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni yönetmeliğini protesto eden onlarca tiyatro sanatçısı, İstiklal Caddesi’ndeki Galatasaray Lisesi önünde toplandı. Sanatçılar ellerindeki “Muhafazakar Sanat”, “Şehir Tiyatroları Yok Edilemez”, “Korkuya Karşı Özgür Tiyatro” dövizlerle protesto gösterisine destek verdi. Aralarında Halil Ergün, Tarık Akan, Bülent Kayabaş, Ayşe Nil Şamlıoğlu, Erkan Can, Mehmet Ali Alabora, Mustafa Alabora, Rutkay Aziz, Fırat Tanış, Perihan Savaş gibi sanatçıların bulunduğu gruba CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP İstanbul milletvekili Süleyman Çelebi de destek verdi.

Grup adına basın açıklamasını tiyatro sanatçısı Engin Alkan yaptı. Alkan, “Herşeyin farkındayız. 1914’ten beri ehil ellerde olan İstanbul Şehir Tiyatrosu göz göre göre ehlileştirilmeye çalışılıyor. Dünyada herhalde ilk kez bir tiyatro, tiyatro insanlarından arındırılıyor. Sanatın içinden sanatçı kovuluyor. Tüm bunlar sanatı ve sanatçıyı hizaya sokma ve halkın gözünden küçük düşürme gayretleridir. Gerçekleri eğip bükerek hiçkimse sanatçı ve sanatçıyla halkın arasına nifak sokamaz. Hedefin ne olduğunu görüyoruz. Özgür düşünceden korkmayan herkes görüyor. Çok sesliliği tek bir notaya dönüştürecek olan muhafazakar sanat gibi söylemler demokratiktirleşme diye sunuluyor. Sanatsal yaratı, siyasi iradeye teslim edliyor. Oysa sanat ve demokrasi hiçbir siyasi iradenin faydacı beklentilerine göre yeniden tarif edilemez. Seçilmişlerin asıl görevi sanata asıl ihtiyacı olan özgür ortamı sağlayacak alt yapı oluşturmaktır” dedi.

24 nisan 2012 Şehir Tiyatroları için eylem

“HUKUKİ ZEMİNDE HAKKIMIZI ARAYACAĞIZ”
Sessiz kalmayacaklarını söyleyen Alkan, “Öncelikle dayatılan yeni yönetmeliğe karşı hukuki zeminde hakkımızı arayacağız. Yüz yıllık şehir tiyatrosu mirasını her zeminde savunacağız. Ustalarımıza, gelecek kuşaklara karşı üstlendiğimiz bu sorumluluğu ülkemizdeki, dünyadaki tüm sanat emekçileriyle paylaşıyoruz. Hedefimiz çağdışı yönetmelik dayatmaları yerine çağdaş ve özerk bir İstanbul Şehir Tiyatrosu yasasıdır” diye konuştu. Alkan, “Sayın belediye başkanının bir canlı yayında kurum sanatçılarına sunduğu öneriyi düstur kabul ediyoruz. Herkes kendi işini yapsın. Bizim işimiz tiyatro” dedi. Basın açıklamasının ardından tiyatro sanatçıları bağırarak yeni yönetmeliği protesto etti.

İSTİFA EDEN ESKİ SANAT YÖNETMENİNDEN ‘HERKES KENDİ İŞİNİ YAPSIN’ MESAJI
Protesto gösterisine katılan tiyatro sanatçısı Cem Davran, “Hayatımın tamamını şehir tiyatrolarında geçirdim. Şehir tiyatrosuna dayatılan yönetmelik asla ve asla bir sanat kurumunda uygulanamaz. Bu vandalca ve garabet bir yönetmelik. Bir an önce ilgili kişiler tarafından değiştirilmesi lazım” diye konuştu.Mehmet Ali Alabora da “Burada yapılacak şey çok net. Şehir tiyatro sanatçılarının diyalog için muhatap alınmaları. Bir yönetmelikle değil bir yasayla şehir tiyatrolarının özerk yapısının koruma altına alınması gerekiyor” diye konuştu.
Yönetmeliğin değiştirilmesine tepki olarak Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği’nden istifa eden Ayşe Nil Şamlıoğlu, “Herkesin uzmanlaştığı alanda işini yapması lazım. Eğer herkes kendi bildiği işi yaparsa bu ülkenin çağdaş bir geleceği çok daha sağlam adımlarla ilerleyeceğine inanıyorum. Onun için ne olur herkes kendi işini yapsın” dedi.

“BUNLAR HEP GERİYE TEPTİ, YİNE TEPECEKTİR”
Sanatçı Halil Ergün, “Bu uygulamayı yapanlar bunu düşünsünler. Bu 28 Şubat müdahalesinden farklı bir şey değildir. Sanatsal kurumlara sanata toplum mühendisliği dayatmak çok görüldü bu ülkede. Bunlar hep geriye tepti, bu da tepecektir. Yazarın bir tanesi parayı veren düdüğü çalar demiş. Kimin parasını kime çalıyorlar ? Belediyenin orada harcadığı para halkın kültürel ihtiyaçlarının parasıdır ” dedi. Sanatçı Rutkay Aziz “Öncelikle tiyatroyu tiyatrocular yönetecektir. Gelip giden belediye başkanlarının tiyatrosu değildirşehir tiyatroları. İstanbul’un ve Türkiye’nin tiyatrosudur. Bırakacaksın tiyatroyu da tiyatrocular yönetecektir” diye konuştu. Ardından onlarca tiyatr sanatçısı Galatasaray Lisesi önünden Tünel Meydanı’na kadar alkışlar, sloganlar ve ıslıklar eşliğinde yürüdü.

 

Sanatçıların tepkisi

ADANADA TİYATROCULARDAN İSTANBUL’DAKİ MESLEKTAŞLARINA DESTEK EYLEMİ
ADANA’da tiyatro oyuncuları, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda repertuvarı belirleme yetkisinin, genel sanat yönetmeninden alınıp, belediye bürokratlarına verilmesini prostesto edip, meslektaşlarına destek verdi.
Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nun önünde bir araya gelen Adana’daki devlet ve şehirtiyatrolarında çalışan oyuncular, Çukurova Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü öğrencileri ve çok sayıda sanatsever “Şehir tiyatroları yok edilemez” sloganları attı.

Eyleme ünlü tiyatro sanatçıları, Şebnem Sönmez, Güler Ökten, Zerrin Sümer, Tilbe Saran Eda Çatalçam, Evren Ercan, Serpil Göral ve Maria Akgüllü de katıldı. Tiyatro oyuncusu Şebnem Sönmez, gerçekleştirdikleri eylemin 71 ilde eş zamanlı yapıldığını ve 10 bine yakın tiyatro oyuncusu ve tiyatroemekçisinin İstanbul Şehir Tiyatroları’ndaki kabul edilemez uygulamalara ortak tepki gösterdiğini söyledi.

Şebnem Sönmez, “İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yönetmeliği bir gecede değiştirildi. Genel sanat yönetmenin bütün yetkileri elinden alındı, yerine belediye atanan bir bürokrat yönetim kurulu başkanı oldu. Bunun üzerine Genel Sanat Yönetmenimiz olan Ayşenil Şamlıoğlu ve tüm yönetim kurulu üyeleri istifa etti.Tiyatrocu arkadaşlarımız, ortak bir tavır gösterip, dayanışma sağladı. Anadolu’nun dört bir yanındaki meslektaşlarımız da bu dayanışmaya destek veriyor olması bizleri gururlandırdı” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın ABD’ye gitmeden birkaç saat önce “Eğer memnuniyetsiz bir durum varsa, tekrar revize edebiliriz” dediğini iddia eden Sönmez, “O açıklamanın ardından 5 günde 15 bin imza toplandı ve eylemler düzenlendi. Amacımız Kadir Topbaş, Türkiye’ye geldiğinde toplanan imza ve sosyal medyadaki mesajları iletilerek, bizlerle yani şehir tiyatrosu oyuncularıyla buluşmasını sağlamak. Bu buluşmada bizler kendisine bu konuyla ilgili yeni öneriler sunarak yönetmeliğin kaldırılmasını isteyeceğiz” diye konuştu.
Bir süre daha alkışlarla tempo tutup, protestolarını sürdüren tiyatrocular, olaysız dağıldı.

DHA

ANKARALI TİYATROCULARDAN DA YÖNETMELİK PROTESTOSU 
Tiyatro sanatçıları, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda yapılan yönetmelik değişikliğini, Ankara’da yaptıkları eylemle protesto etti.

Büyük Tiyatro önünde toplanan ve tiyatro sanatçılarından oluşan kalabalık, ”Korkuya karşı özgür tiyatro”, ”Şehir tiyatroları yok edilmez” yazılı pankartlar açarken, bir tiyatro oyuncusu da adalet heykeli gibi giyinerek hiç hareket etmeden açıklama süresince bekledi.

Kültür Sanat-Sen, Detis, Tobav, Tomeb, Işık-Der, Santekder, Kültür-İş, Nazım Hikmet Kültür Merkezi,Ankara Halk Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, DTCF Mezunları Derneği ve ASSA adına basın açıklamasını okuyan tiyatro sanatçısı Şahin Ergüney, İstanbul Şehir Tiyatroları yönetimliğinde yapılan değişikliğin, sanatı ve sanatçıyı hizaya sokma ve halkın gözünde küçük düşürme gayreti olduğunu öne sürdü.

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın 1914’ten beri ehil ellerde olduğunu belirten Ergüney, ”Tiyatro göz göre göre ehlileştirilmeye çalışılıyor. Dünyada her halde ilk kez bir tiyatro, tiyatro insanlarından arındırılıyor. Sanatın içinden, sanatçı kovuluyor. Bilinsin ki gerçekleri eğip bükerek hiç kimse halkla sanatçı arasına nifak sokamaz” diye konuştu.

Ergüney, yeni yönetmeliğe karşı huhuki zeminde de haklarını arayacaklarını ifade ederek şunları kaydetti:

”Çok sesliliği tek bir notaya dönüştürecek ‘muhafazakar sanat’ gibi söylemler, demokratikleşme diye sunuluyor. Sanatsal yaratı, sanatsal iradeye teslim ediliyor. Oysa sanat ve demokrasi hiçbir siyasi iradenin faydacı beklentilerine göre yeniden tarif edilemez. Seçilmişlerin asıl görevi, sanata ihtiyacı olan özgür ortamı sağlayacak alt yapıyı oluşturmaktır. Onlar bunu sadece sanatçı için değil, halk için yapmak zorundadır. Eğer yapmazlarsa sanat sessiz kalır”

Topluluk, açıklamanın ardından sloganlar atarak dağıldı.

NE OLMUŞTU?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Komisyonu’ndan çıkan kararla Şehir Tiyatroları Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmış, Şehir Tiyatroları’nın bundan sonraki repertuarını tamamı edebiyatçılardan oluşan bir kurulun belirlemesi kararlaştırılmıştı.

Kaynak :  [-]  

Şehir Tiyatrolarında istifa depremi

İstanbul Şehir Tiyatroları protesto

İstanbul Şehir Tiyatroları’na İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin müdahalesine karşı istifalar geldi. Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu ve yönetimdeki 6 kişi istifa ettiğini açıkladı. Belediye Meclisi’nden jet hızıyla geçen yeni yönetmeliğe göre; şehir tiyatrolarıyla ilgili oyun seçiminden sahnelemeye kadar her şeye belediye bürokratları karar verecek.

Tiyatroda sansüre istifalarla yanıt geldi. 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda belediye bürokratlarını yetkili kılan yeni yönetmeliği kabul etmeyen Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu ve yönetimdeki 6 kişi istifa ettiğini açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın sanat danışmanlığı yapan Kenan Işık’ın da istifa etmesi bekleniyor.
Belediye Meclisi’nden jet hızıyla geçen yönetmeliğin uygulamaya geçmesi için Topbaş’ın imzası gerekiyor.

Ayşe nil Şamlıoğlu

Yeni yönetmenliğe göre; Genel Sanat Yönetmeni’nin yetkileri belediyenin genel sekreterine devrediliyor. Böylece; tiyatronun yönetim kuruluna Belediye Genel Sekreteri başkanlık edecek. Bu kararla Şehir Tiyatroları’nda oyun seçiminden, repertuvara alınan oyunların hangi yönetmen ve oyuncu kadrosuyla sahneye konulacağına kadar bir dizi sanatsal işleme, bürokratlar karar verecek.

Şehir Tiyatroları oyuncuları ve tiyatro meslek birlikleri; 13 Nisan günü yeni yönetmeliği protesto etmişti. Muhsin Ertuğrul Sahnesi önünde yapılan açıklamada, karar “kültür ve sanat ortamının muhafazakarlaştırılması” olarak değerlendirildi.

Bir süre önce aralarında İskender Pala’nın olduğu köşe yazarları, “müstehcen oyunlar” sahnelemekle suçladığı Şehir Tiyatroları’nı hedef gösteriyordu. Hatta hedef gösterilen 3 oyundan biri olan Rosenbergler Ölmemeli” adlı oyun programdan kaldırılmıştı.

 

 

Kaynak: ulusalkanal.com.tr

Tiyatro sanatçılarının tepkisiİstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Komisyonu’nda İstanbul Şehir Tiyatroları yönetiminin sanatçılardan alınarak belediyenin bürokratlarına devredilmesi kararı bugün Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi önünde protesto edildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis komisyonunda dün alınan karar uyarınca İstanbul Şehir Tiyatroları yönetimi sanatçılardan alınarak belediyelere devredilecek.

Bu kararın sanatın ve sanatçının özgürlüğünü kısıtlayacağını düşünen tiyatro sanatçıları ve tiyatroseverler bugün Muhsin Ertuğrul sahnesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklaması öncesinde okunan İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği tarafından kaleme alınan, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a gönderilen mektupta, Topbaş’ın yeni yönetmeliği imzalamamasını istediler.

Öngören: “Şehir Tiyatrosu bir sanat kurumu olmaktan çıktı”

İstanbul Büyük Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği adına Aslı Öngören tarafından okunan basın açıklamasında, bir kısım medyanın şehir tiyatrolarına yönelik anlamlandıramadıkları saldırıların nedeninin şimdi daha açık anlaşıldığını vurguladı. “Amaç 98 yıldır sanatçıları tarafından yönetilen Şenir Tiyatromuzun, tüm sanatsal işleyişinin, belediye bürokratlarına teslim edilmesiymiş.

Şehir Tiyatrolarının Genel Sanat Yönetmeninin başkanlığını yürüttüğü ve sanatçıların çoğunlukta olduğu yönetim kurulu tarafından yönetitildiğini hatırlatan Öngören, “Yıllık repertuarımızı belirlemek, bu repertuar doğrultusunda sahnelenecek oyunları seçmek, bu oyunların hangi yönetmenler ve ekipler tarafından sahneleneceğine karar vermek gibi pek çok sanatsal işleyiş, olması gerektiği gibi sanatçıların iradesiyle belirleniyordu.

Bu yeni yönetmeliğe göre artık Şehir Tiyatrosu bir sanat kurumu olmaktan resmen çıkarılarak, basit bir şube müdürlüğüne dönüştürülecek. Yönetim kurulumuza genel sanat yönetmeni yerine, belediye genel sekreter yardımcısı başkanlık edecek. Tüm sanatsal kararlar belediye bürokratlarının çoğunlukta olacağı yeni bir yönetim kurulu tarafından verilecek” dedi.

tiyatroculardan-yonetmelik-tepkisi- muhsin ertuğrul

“Muhafazakarlaşma harekatı”

Yönetmelik hazırlığından kurumlarının, genel sanat yönetmenlerinin, yönetim kurullarının, belediye başkanı sanat danışmanlarının haberlerinin olmasının manidar olduğunu söyleyen Öngören, tiyatrolarının tependen inme bir anlayışla yol edilmek istendiğini vurguladı.

Yapılanların sanat kurumlarının sonu olduğunu ifaade ede Öngören, “Aynı zamanda ülkemizin tüm kültür ve sanat ortamını muhafazakarlaştırma harekatıdır” dedi.

Aydın: “Bu bir ele geçirme operasyonu”

Konuyla ilgili Bianet’e konuşan, tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, “Bu bir ele geçirme operasyonudur. Cumhurbaşkanı sekreteri Mustafa İsen’in ‘muhafazakâr sanat ve sanatçı yaratmalıyız’ konusundaki düşüncesinin hayat bulmuş halidir. Sanat alanı içerisinde var olan yaratıcılar o işin yönetiminde yoksa orası güdülen bir yer haline gelir. Amaçta zaten güdülen bir hal haline getirmek. Bizler bu işi danışarak aşabiliriz. Geç olmadan bütün sanat alanları ellini taşın altına sokmalı” dedi.

Danış: “Karanlık Türkiye kaygısı”

Oyuncu Fırat Danış ise, burada gördüğümüz bu insan topluluğu son dönemde üstlerine çullanan karanlık bir Türkiye projesinden duydukları kaygı için buradalar. Şehir tiyatrosunun kadrosunun bürokrasiye devredilmesi kararı da karanlık Türkiye projesinin bir parçasıdır” dedi.

Sever: “Sanat sanatçılara bırakılmalı”

Oyuncu Erkan Sever ise, “Bir sanat kurumunu bürokratlar ve belediye çalışanları yönetirse orası sanat kurumu olmaktan çıkar. Parklar, bahçeler, mezarlıklar gibi bir belediye kurumu haline gelir. Türkiye’de sanatın sanatçılara bırakılmasını istiyoruz.

Her konuda ve her yerde bir sivil darbe söz konusu. Ufak ufak her yer ele geçirilmek isteniyor.  Bu durum şimdi de tiyatrolara yönelmiş durumda. Bizden olmayan yaşamasın, mahvolsun, istemiyoruz gibi bir anlayış var. Bu gün biz bunun için buradayız. Tiyatromuza, sanatçımıza, ülkemize ve geleceğimize sahip çıkmak için buradayız” dedi. (RDY/HK)

Kaynak : http://www.bianet.org

Rojda Duygu YEŞİLGÖZ

İstanbul – BİA Haber Merkezi

27 Mart Dünya Tiyatro Gününde İBB Şehir Tiyatrosunda sahnelenecek oyunlar.

dünya tiyatro günü

 

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü nedeniyle 27 Mart 2012 Salı günü seyircilerle buluşuyor. İBB Şehir Tiyatroları’nın 9 sahnesinde Oyunlardan önce John Malkovich’in hazırladığı Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi veKenan Işık’ın hazırladığı Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi; Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde sanatçımızJülide Kural, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde sanatçımız Hikmet Körmükçü, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde sanatçımız Aslı Öngören, Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde sanatçımız Nilgün Kasapbaşoğlu, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde sanatçımız Funda Postacı, Ümraniye Sahnesi’ndesanatçımız Ayşe Kökçü, Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Tiyatrosu Sahnesi’nde sanatçımız Betül Kızılok Bavli, Kağıthane Küçük Kemal Çocuk Tiyatrosu Sahnesi’nde sanatçımız Binnur Şerbetçioğlutarafından okunacak.

Oyunlar her yıl olduğu gibi bu yıl da ücretsiz olarak izlenebilecek. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’ndeoynanacak Oyunların biletleri, Oyunların oynanacağı sahnelerin gişeleri ve idare amirliklerinden temin edilebilir.

27 Mart 2012 tarihinde sahnelenecek Oyunlar şöyle;

Otobüs… Çağdaş Bulgar yazınının önemli ismi Stanislav Stratiev’in toplumsal taşlaması olan Oyun, ülkedeki değişimi farklı Oyun kişilerinin üzerinden anlatıyor. Toplumsal yapının ve rejimin eleştirildiğiOyunda, son durağı bilinmeyen bir otobüs yolculuğu, yolcuların kendi dünyaları ve yaşama bakışları açısından değerlendirilişi, kendi aralarında tartışmaları ele alınıyor. Stanislav Stratiev’in yazdığı Arif Akkaya’nın yönettiği Oyunda; Ahmet Özarslan, Mert Aykul, Mert Turak, Elyesa Çağlar Evkaya, İrem Erkaya, Burak Davutoğlu, Can Ertuğrul, Berrin Akdeniz Kortidis, Ergun Üğlü, Fahri Kıncır, Barış Çağatay Çakıroğlu rol alıyor. Oyun, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde…

Aşk Halleri, Nezihe Meriç’in çeşitli öykülerinden Hülya Karakaş’ın uyarlayıp yönettiği bir Oyun… Aşk savrulmaktır, savrulup kaybolmaktır. İhanette vardır içinde, çığlık da… Aşk için serseri bir mayın gibi patlamaz mı insan… Gülmek de aşka dairdir, ağlamak da… Gün gelir aşk için kapının paspası olursun, gün gelir göğsünü siper ederek direnirsin aşk yüreğine sokulunca. Aşkın her haline, en Yalın sözüyleNeşet Ertaş türküleri eşlik ediyor. Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde sahnelenecek Oyunda; Sevil Uluyol, Eftal Gülbudak, Caner Bilginer, Cemal Ahhan Şener, Nurdan Kalınağa, Burcu Çoban, Pınar Aygün, Nazan Yatgın, Ömer Barış Bakova rol alıyor.

Arka Bahçe’de, yıllardır yığınlarca çöpün biriktiği bir arka bahçesi olan evde yaşayan yaşlı hanım, noeli yalnız geçirmek istememekte ve hizmetçisini gittikçe miktarını arttırdığı parayla yanında tutmaya çalışmaktadır. Kendini Amerikan Özgürlük Anıtı gibi hisseden kadın çöplerin ortadan kaldırılmasını istemektedir. Çünkü sanki yığınlar onu suçlamaktadır. Sistem sorgulamasının iyi örneklerinden olan Oyun, güçlü dünyanın Arka Bahçe’sinde çöp muamelesi gören milletlerin varlığını dile getiriyor. Bilgesu Erenus’un yazdığı Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği Oyunda; Güzin Özyağcılar, Şenay Saçbüker, Zümrüt Erkin, Özge Midilli, Mevlüt Demiryay, Deniz Evrenol, Nur Saçbüker, Berk Samur, Doğan Şirin, Melisa Demirhan rol alıyor. Oyun, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde…

İntiharın Genel Provası’nda, intihar etmek isteyen bir mimar Tuna köprüsüne gelir. “Sanatsal bir ölüm” hayaliyle, sevgilisine son kez telefon edip aşkını vurgular. İntihar Eden Adam, köprüden tam atlayacağı sırada Balıkçı feryat edip onu durdurur: Köprü altına ağ yerleştirdiğinden adam buradan atlamamalıdır. Derken adamın sevgilisi Kadın belirir, intihara engel olmaya çalışır. İntihar Eden Adam tam atlayacakken Kadın ile Balıkçı dans etmeye başlar. Bu sırada beyaz üniformasıyla Kaptan belirir. İntiharda kararlı olan adamın mesleğini öğrenince ona bir iş teklifi yapar. Duşan Kovaçeviç’in yazdığı Oyunu M. Nurullah Tuncer yönetiyor. Bora Seçkin, Serhat Mustafa Kılıç, İbrahim Can, Bennu Yıldırımlar’ın rol aldığı Oyun, KadıköyHaldun Taner Sahnesi’nde…

Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum’da; Libby Tucker, on altı yıldır görmediği babasının yanına geldiğinde nasıl karşılanacağını bilmiyordur. Hollywood’da senaryo yazarı olan babası Herbert Tucker, onun sinema artisti olma hayallerine yardım edecek midir? Bu karşılaşmayla başlayan geçmişin sorgulanmasına, babasının kız arkadaşı Steffy ile arasındaki sorunlar da eklenince gerilim artar. Genç bir kızın hayalleriyle, hayattan düş kırıklıklarından yorulmuş bir adamın birbirlerini nasıl etkilediğine ve birbirlerine nasıl ihtiyaç duyduklarına tanık olacaksınız. Bu baba kız hikâyesinde içten içe sessiz sinemadan başlayarak sinemanın gelişimi, sorunları, insandaki yansımaları da işlenmekte. Oyun, Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde… Neil Simon’un yazdığı S. Bora Seçkin’in yönettiği Oyunda; Bestem Türen, Derya Çetinel, Erhan Yazıcıoğlu rol alıyor.

Gönlümdeki Osman Hamdi Bey, ölümünün 101. yılında, Batılı anlayışla figürlü resmin ilk temsilcisi, müzeci, arkeolog ve Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurucusu Osman Hamdi Bey’in hayatını sahneye taşıyor; ünlü ressamın hayatından önemli kesitler sunarken, onun hiç bilinmeyen yönlerini, sanatçı kişiliğini, aile yaşantısını, arkadaşlık ilişkilerini ve aşklarını anlatıyor. Gülsün Siren Kınal’ın yazdığı, Engin Gürmen’in yönettiği Oyunda; Aslı Narcı, Ayşen Çetiner, Tolga Yeter, Engin Gürmen, Vildan Gürelman, Emre Narcı, Enes Mazak, Nurseli Tırışkan, Cem Uras, Ceysu Aygen, Özgür Dağ, Yağız Pala rol alıyor. Oyun, ÜsküdarKerem Yılmazer Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor.

Kargaşa (16+)… Kırılmalar, kayıplar, rüyalar, çocukluğa duyulan özlem… Aşk, sevgi, seven bir kadından geriye kalanlar. Dünyanın herhangi bir yerinde olabilecek bir boşluğun ortasında ve eski bir evde yıllardır uyuyan hikâyenin gizlediği beş kadının dramı KARGAŞA ile açığa çıkıyor… Abdul Mounem Amayri’nin yazıp yönettiği Oyunda; Nergis Çorakçı, Ezgi Sümer Yolcu, İrem Arslan Aydın, Zeynep Özyağcılar, Ece Özdikici rol alıyor. Oyun, Ümraniye Sahnesi’nde…

Özgür Atkın ve Ceren Hacımuratoğlu’nun birlikte yazdığı Özgür Atkın’ın yönettiği Karagöz Balıkçı adlı çocukOyunu Kağıthane Küçük Kemal Çocuk Tiyatrosu Sahnesi’nde;

Aziz Nesin’in yazdığı Haşmet Zeybek’in yönettiği Pırtlatan Bal adlı çocuk Oyunu ise Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Çocuk Tiyatrosu Sahnesi’nde seyredilebilir.

27  MART DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ HAKKINDA GENEL BİLGİ

Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır.

27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca hazırlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka parasız gösteriler düzen­ler. Tiyatroyu halka sevdirmeye çalışırlar.

Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını Türk tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin Ertuğrul yazdı.

Dünyada ilk tiyatro olayının nerede, nasıl başladığı kesinlikle bilinmi­yor, Araştırmacılar; tiyatronun ilkel insanların av dönüşü vurdukları avın çevresinde sevinç ve heyecan sesleri çıkararak dans etmelerinden doğduğunu anlatırlar. Daha sonraları topluluk halinde yaşamaya başlayan insanlar yılın belirli günlerinde, belirli bir yerde toplanmaya başladılar. Bu toplantıda içlerinden bir kişi yüksekçe bir yere çıkarak güldürücü öyküler anlatır, taklitler yapar, şarkılar söylerdi. Bu tür oyunlar zamanla şenlikler geleneğini oluşturdu. Bir süre sonra tiyatroda kişiler ikiye, üçe çıktı. Daha canlı, daha ilgi çeki­ci konular bulundu. Böylece oyunlar, sanat niteliğine kavuştu. Tiyatro da meslek haline geldi.

Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Konusu bakımından harekete, konuşmaya, bazen de müziğe yer verilir. Bu nedenle tiyatro güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biridir.

Tiyatroda oynayanla izleyen arasında yakın, sıcak bir iletişim vardır. İlk çağlarda oyunun yazılı metni yoktu. Yeteneklerine güvenen oyuncular ortaya çıkıp bir çeşit tuluat yaparlardı. Tuluat; oyuncuların o anda düzenle­dikleri hareketleri, tasarladıkları sözleri söylemeleridir. Tuluat, sahnesiz ve metinsiz bir tiyatro oyunudur.

Yazılı tiyatro yapıtları çok sonra ortaya çıktı. Bir süre tiyatro sözsüz oynandı. Oyuncular olayları, el, kol, gövde, bacak ya da yüz hareketleriyle anlatırlardı. Bu sözsüz tiyatroya pandomima denir.

Bizde tiyatro olgusu; çok eskilere dayanan orta oyunu ile onun gölge oyunu biçiminden başlar. Gölge oyunu arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde üzerine belli tipteki kuklaların hareket ettirilmesi ve konuşturulması ile yansıyan Karagöz oyunlarıdır.

Bugün köylerimizde, çok eski geleneklerden kalma bir alışkanlıkla tiyatroya çok benzeyen eğlenceler düzenlenmektedir. Buna oyun çıkarma denir.

Tiyatro oyunculuğu özel eğitimi gerektiren bir meslektir. Tiyatro öğre­timi konservatuar denilen okulda yapılır.

Tiyatro; yazarların dram, komedi, trajedi türünde yazdıkları eserlerin sahnede oynanması sanatıdır. Tiyatro gösteri sanatı olarak tanımlanır. Belli başlı türleri şunlardır:

Komedi  : Oyunların, insanların, durumların gülünç yönlerini gösteren bir tiyatro yapıtıdır. Komedinin belli başlı türleri şunlardır :

a) Vodvil, hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, içinde şarkılar bulunan hafif güldürüdür.

b) Fars, olayların aşırı abartıldığı, taklitlerin sık sık tekrar edildiği bir komedi türüdür.

Trajedi : Konusunu tarih, ya da efsanelerden alan acıklı sahne yapıtı­dır.    .

Dram     : Yaşamımızda var olan umudu, sevinci, acıyı, bir arada sunan tiyatro oyunudur. Dram şiir ve düz yazı ile yazılabilir.

Tiyatrolar; devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları, açık hava tiyatroları ve şehir tiyatroları gibi isimlerle anılır.

Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Yaşamı sergiler. Yaşama sevincini yaratır. Geçmişi, günümüzü, geleceği anlamamıza yardımcı olur. Tiyatro; Sorunlarımıza ışık tutar. Tiyatro, insanlar arasında halkın içinden doğmuş bir sanattır. Tiyatro hep iyiden, güzelden hoştan yana olmuştur.

Tiyatro insanları eğitir. Eğitirken düşündürür. Tiyatro insanlara bera­ber gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılar.

 

-İSTANBUL-

İstanbullu sanatseverler konserler, resim sergileri, tiyatro oyunları ile sanat dolu bir hafta yaşayacaklar. İstanbul’un farklı yerlerinde gerçekleştirilen sanat etkinlikleri ile İstanbulluları sanatın farklı dallarında yeni keşifler bekliyor. Sizin için önemli sanat etkinliklerini derledik…

”Filmmor Kadın Filmleri Festivali”, yarın Pera Müzesi’nde yapılacak açılış töreniyle başlayacak. ”Feminist Sinema”nın 100., Filmmor’un 10. yılının kutlanacağı festivalde, 20’yi aşkın ülkeden 70 film izleyiciyle buluşacak. Festival, İstanbul’un ardından Çanakkale, Van ve Hakkari’de devam edecek.

Müzisyen, şarkıcı ve oyuncu İlhan Şeşen, ”İlhan Şeşen Akustik” konseriyle yarın İstanbul Jazz Center’da sahne alacak.

Capo Verde kökenli sanatçı Lura, yarın Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda konser verecek.  Kendine özgü ilk albüm çalışmasını 2004 yılında yapan Lura, Portekiz pop müziği, caz, Afrika müziği ve Amerikan soul gibi farklı türleri harmanlıyor.

Yorumcu ve söz yazarı Özge Fışkın, yeni albümü ”Bir Avuç Fotoğraf”ın ilk konserini yarın Salon İKSV’de verecek.

Sagopa Kajmer ve Kolera 10 Mart cumartesi günü Bostancı Gösteri Merkezi’nde sevenleriyle buluşacak.

Aynı gün, Fazıl Say, CRR Konser Salonu’nda düzenlenecek ”Fazıl Say Çocuklarla” etkinliğiyle çocukları klasik müzik yolculuğuna çıkaracak.

Sevdalinka ile çingene müziğini ustaca birleştiren Mostar Sevdah Reunion, Avea’nın ”Sıradışı Müzik Konserleri” kapsamında 10 Mart cumartesi günü Küçük Çiftlik Park’ta sahne alacak. Bosna-Hersek kökenli grup, efsane çingene şarkıcı Şaban Bayramoviç ile 2, Balkanların caz divası kabul edilen Ljiljana Buttler ile 2 olmak üzere toplam 7 albüm yaptı.

Aynı gün, Ayşenur Kolivar ilk albümü ”Bahçeye Hanımeli”nin şarkılarını, CRR Konser Salonu’nda müzikseverlerle paylaşacak. Konserde, Doğu Karadeniz türkülerini seslendirecek olan Kolivar, 2001’den bu yana Doğu Karadeniz halk müzikleri konusunda derleme ve icra çalışmaları yürüten ”Helesa Projesi”nde araştırmacı ve solist olarak yer alıyor.

”İstanbul Klarnet Korosu Clarinet Circus 2”, 10 Mart cumartesi günü Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi’nde konser verecek. Genç klarnet sanatçılarından oluşan ve Ocak 2009’dan bu yana izleyicilerle buluşan koroya konserde, şef Serdar Yalçın ve solist Hüsnü Şenlendirici eşlik edecek.

Aynı gün, Türk halk müziği sanatçıları Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde çoğu eski Anadolu türkülerinden oluşan bir repertuvarla dinleyici karşısına çıkacak. Performanslarını ”bir birlikte hatırlama çabası” olarak gören ikili, düo formatında gerçekleştirdikleri türkü yorumlarıyla Türk halk müziğinde yeni bir tarz oluşturuyor.

Zen-funk dörtlüsü Nik Bärtsch’s Ronin, 10 Mart cumartesi günü Borusan Müzik Evi’nde müzikseverlerle buluşacak. Grup, piyanoda Nik Bärtsch, davulda Kaspar Rast, basta Thomy Jordi, klarinet ve saksafonda Sha Bas, perküsyonda ise Andi Pupato’dan oluşuyor.

Aynı gün, Fatih Erkoç vokal, piyano, trombon ve flüt ile performans sergileyeceği ”Fatih Erkoç Akustik Trio” konserini İstanbul Jazz Center’da gerçekleştirecek.

Tune-Yards grubu, 10 Mart cumartesi günü Salon İKSV’ye konuk olacak. ”BiRd-BrAiNs” adlı ilk albümünü 2009’da çıkaran grup, konserde deneysel pop şarkıları seslendirecek.

Jamaikalı sanatçı Lee Scratch Perry, aynı gün garajistanbul’da sahne alacak. Perry, 2003 yılında ”En İyi Reggae Albümü Grammy Ödülünü”, ”Jamaican E.T.” albümü ile aldı.

Yeni nesil tango orkestrası İTÜ Maçka’da

”İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu: Hüseyni” konseri, 11 Mart pazar günü CRR Konser Salonu’nda dinlenebilecek. Koro, konserin ilk bölümünde Hüseyni makamının örnekleriyle müzikseverlerin karşısına çıkacak. Konserin sololar bölümünde keman sanatçısı İhsan Aslan, Türk saz musikisinden iki eser, Ufuk Caba ise neoklasik döneme ait şarkılar seslendirecek.

Aynı gün, Şikago doğumlu Hindistan kökenli müzisyen Sachal Vasandani, CRR Konser Salonu’nda konser verecek. Vasandani, Lincoln Center Caz Orkestrasında Wynton Marsalis ile çalıştı ve New York’ta Zinc Bar’da sahne aldı.

”Opus Amadeus Oda Müziği Festivali”nin ikinci konseri, ”Flüt’ün Sihirli Mozart’ları, Piyano’nun Şiirli Rachmaninoff’ları” adıyla 11 Mart pazar günü Kadıköy Süreyya Operası’nda düzenlenecek. Konserde flütist Bülent Evcil ve piyanist Gökhan Aybulus, Mozart’ın 8 yaşında yazdığı flüt sonatlarını seslendirecek. Gökhan Aybulus, konserde Rus besteci Sergei Rachmaninoff’un 1931 yılında bestelediği ve 20 varyasyondan oluşan ”Corelli’nin bir Teması Üzerine Varyasyonları” ile J.S. Bach’ın Ferrucio Busoni tarafından piyanoya uyarlanan koral prelüdlerini de yorumlayacak.

Yeni nesil tango orkestrası Arjantinli Sexteto Milonguero ve tango sanatçıları, ”Tango Poison”gösterisiyle 11 Mart pazar günü İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maçka Mustafa Kemal Amfisi’nde sahne alacak. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ”TanGOTOIstanbul Tango Festivali” kapsamında gerçekleşecek gösteride, Arjantin tangoları, geleneksel Arjantin ritmleri ve Güney Amerika ezgileriyle beraber dünyanın en usta dansçılarının Arjantin tangosunun doğasına uygun olarak doğaçlama dansları izlenebilecek.

Eurovision temsilcisi Can Bonomo, Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nde

Bakü’de düzenlenecek ”57. Eurovision Şarkı Yarışması”nda Türkiye’yi temsil edecek Can Bonomo, ”tek kişilik kabare”ye benzetilen ilk albümü ”Meczup”tan şarkılarını 11 Mart pazar günü  Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nde seslendirecek.

Piyanist McCoy Tyner, saksafonda Joe Lovano, basta Gerald Cannon ve davulda Francisco Mela ile”McCoy Tyner Trio” 12 Mart pazartesi günü Garajistanbul’da sahne alacak.

Piano Trio Forte’nin ”Müziğin Dev İki Mimarı” konseri, 13 Mart salı günü Borusan Müzik Evi’nde düzenlenecek. Konserde, piyanoda Ece Demirci, kemanda Sevil Ulucan, viyolonselde ise Helmut Rocholl, Johannes Brahms ve Dmitri
Şostakoviç eserleri çalacak.

Aynı gün, Nicholas Payton İstanbul Jazz Center’da müzikseverlerle buluşacak. Payton’a piyano ve klavyede Lawrence Fields, basta Ben Wolfe ve davulda Nasheet Watts eşlik edecek.

Rock grubu Pinhani, 14 Mart çarşamba günü Kozyatağı Kültür Merkezi (KKM) Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde sevenleriyle buluşacak.

Aynı gün, ”CRR Türk Müziği Topluluğu: Aşk Bezirganı” konseri CRR Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek. Konserde, tasavvuf müziğinde Ahmed Yesevi’den Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Ümmi Sinan’dan Niyazi Mısri’ye, Somuncu Baba’dan Eşrefoğlu Rumi’ye eserler seslendirilecek.

Moğollar, Tohum Otizm Vakfı yararına İş Sanat Kültür Sahnesi’nde

Ferit Odman Quartet konseri, 15 Mart perşembe günü Akbank Sanat’ta gerçekleştirilecek. Piyanoda Burak Bedikyan, kontrbasta Kağan Yıldız, davulda Ferit Odman’ın performans sergileyeceği konserde, Ferit Odman’a tenor ve soprano saksafon olarak Kestutis Vaiginis eşlik edecek.

Aynı gün, İngiliz Oda Orkestrası, Roy Goodman şefliğinde CRR Konser Salonu’nda konser verecek.

Koreli sanatçı H.J. Lim, ”İstanbul Resitalleri” kapsamında 15 Mart perşembe günü Sakıp Sabancı Müzesi-The Seed’de sahne alacak. Lim, Rimsky Korsakov’un The Flight of the Bumblebee adlı yapıtını en hızlı çalan piyanist olarak tanınıyor.

Türk rock müziğinin efsane grubu Moğollar, Galata Rotary Kulübü’nün Tohum Otizm Vakfı yararına düzenlediği etkinlik kapsamında 15 Mart perşembe günü İş Sanat Kültür Merkezi’nde sahne alacak. Konserden elde edilecek gelir, vakıf tarafından ailelere yol haritası olması için geliştirilen ”Otizm Eğitim Kiti”nin Türkiye çapında basım ve dağıtım organizasyonunda kullanılacak.

Devlet ve şehir tiyatroları

İstanbul Devlet Tiyatrosunda bu hafta, Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde ”Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk”, Cevahir sahnelerinde ”Yanık” ve ”At”, Küçük Sahne’de ”Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni”, Küçük Çekmece Sahnesi’nde ”Opera Komik” ve ”Aşkın Sıradanlığı”, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde de ”Birdy” oyunları izlenebilecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında bu hafta sahnelenecek oyunlar arasında, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde ”Yüzleşme” ve ”Ufak Bir Hata”, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde”Kargaşa” ve ”Tehlikeli İlişkiler”, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde ”Tarla Kuşuydu Juliet” ve”Lüküs Hayat”, Küçükçekmece Sefaköy Sahnesi’nde ”Perşembenin Hanımları”, Kadıköy Haldun Taner Sahnesinde ”Ateşli  Sabır (Postacı)” ve ‘‘Günlük Müstehcen Sırlar”, Ümraniye Sahnesi’nde”Sevgili Doktor” ve ”Toros Canavarı”, Üsküdar Musahipzade Sahnesi’nde ”Buluşma Yeri” ve”Otobüs”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde ”Kadınlar, Savaş, Komedi” ve ”Mutfak Söyleşileri” yer alıyor.

Yıldız olmaya çalışan gençlerin hikayesi ”Süpernova”

Yıldız olmaya çalışan bir grup genç çocuğun hikayesini anlatan ”Beautiful Burnout/Süpernova”oyunu, 9, 11, 14 ve 15 Mart tarihlerinde Dot Salonu’nda sergilenecek. Bryony Lavery’nin yazdığı, Murat Daltaban’ın yönettiği oyunda Cemil Büyükdöğerli, Hakan Kurtaş, Berrak Kuş, Ünal Silver, Pınar Töre, Tuğrul Tülek, Emre Yetim rol alıyor.

Tiyatro Karnaval’ın ”Bu Filmi Görmüştüm” adlı komedisi yarın Gönül Ülkü&Gazanfer Özcan Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak. Tolga Yeter’in yönettiği oyunun hikayesi şöyle: ”Albert Lamart, Fransa’nın önde gelen siyasetçilerindendir. Yıllar önce eşini kaybeden Lamart, seçimlerden önce tüm dikkatleri üzerine çekmek için oğlu Louis ile birlikte çifte düğün hazırlığı yapmaktadır. Ancak Amerika’dan gelen bir albay, Albert Lamart’ın bütün planlarını alt üst edecektir.”

Uyarlamasını İpek Kadılar Altıner’in yaptığı ve başrolünü Haldun Dormen’in oynadığı Moliere’in ölümsüz eseri ”Kibarlık Budalası”, 10 Mart cumartesi günü KKM Gazanfer Özcan Sahnesi’nde, 11 Mart pazar günü de Tiyatro Kedi Black Out Sahnesi’nde sergilenecek.

Levent Kazak’ın yazdığı, Laçin Ceylan’ın yönetmenliğini üstlendiği ve Dolunay Soysert, Mete Horozoğlu, Deniz Çakır, Bülent Alkış ve Selen Uçer’in rol aldığı tiyatro oyunu ”Cam”, 12 Mart pazartesi günü Yunus Emre Büyük Sahne’de izlenebilecek. Oyun, kadının sosyal konumuna dikkati çekerek kadına dair birçok şeyi sorgulatmayı amaçlıyor.

Çocuklar oyunları

Müzikal çocuk oyunu ”Sinbad ve Adalar Prensesi”, 10 Mart cumartesi günü TİM Fettah Aytaç Sahnesi’nde çocuklara keyifli dakikalar yaşatacak. Murat Altınok’un yazıp yönettiği oyunun hikayesi şöyle:  ”Bir deniz kazasında yunus balıklarının yardımıyla kendisini ıssız bir adada bulan Rose, insanlar ve medeniyet hakkında hiçbir şey bilmeden hayvan dostları tarafından büyütülmüştür. Hayvanlarla konuşabilme yeteneğine sahip Rose tüm adanın sevgisini kazanmıştır ve bir gün denizler prensi kaptan Sinbad bir deniz macerası sırasında Rose’un adasına gelir.”

Çocuklar için müzikli serüven ”Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”, 11 Mart pazar günü İş Sanat Kültür Merkezi’nde sergilenecek.

Sergiler

Ahmet Polat’ın Türkiye’de yaşayan genç insanları konu alarak oluşturduğu 56 fotoğrafın yer aldığı ”Kemal’in Rüyası” sergisi, yarından itibaren Tütün Deposu’nda gezilebilecek. Sergi, Polat’ın geçen altı yıl boyunca İstanbul’dan Karadeniz’e, Güneydoğu’dan Ege’ye seyahatlerinde dostları ve yeni tanıdığı insanlarla söyleşileri ve çektiği fotoğraflara dayanıyor.

Başak Şenova’nın küratörlüğünde hazırlanan ”Kırmızı Koridor” sergisi, 10 Mart cumartesi günü Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açılacak. Sergi, beden dilini kullanan, yüzleri görünmeyen figürler üzerinden bugünün yaptırımlarını, güçlerini, değerlerini, umutlarını, yasaklarını ve inançlarını eleştirel bir yaklaşımla işliyor.

”Hesaplaşma” adlı karma sergi, 14 Mart çarşamba günü Akbank Kültür ve Sanat Merkezi’nde izlenime açılacak. ”Bellek” ile ”kötülük” arasındaki ilişki üzerine şekillenen sergide, Adel Abidin, Almagul Manlibayeva, Ayman Yossri Daydban, Bahar Behrani, Ceren Oykut, Constantinos Taliotis, İpek Duben, Özgül Ezgin, Rheim Alkadhi, Yane Calovski’nin çalışmaları yer alıyor.

 -ADANA-

Adana’da bu hafta, 9 tiyatro oyunu seyirciyle buluşacak.

Adana’da bu hafta, 9 tiyatro oyunu seyirciyle buluşacak.

Adana Devlet Tiyatrosu (ADT), Orhan Kemal’in yazdığı ve Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği “Murtaza” adlı oyunu yarın ve 10 Mart’ta sahneleyecek. Hakan Elmasoğlu, Boğaçhan Sözmen, Devrim Evin, Barış Özkan, Mazlum Taşkıran, Saliha Özkanlı, Yeliz Tekman, Ayşin Çukadar, Yaşar Bayram Gül, Özgür Onur Damar, Ömer Bertan, Recep Kekil, Burak Erol, Çağlar Tekman ve Sabahattin Nazik’in rol aldığı oyunda, 1940’lı yıllarda savaş sonrası göç almaya başlayan Adana’nın gecekondu mahallesinde, Alasonya’dan gelen Bekçi Murtaza ve ailesinin hikayesi anlatılıyor.

ADT, Muzaffer İzgü’nün yazdığı ve Boğaçhan Sözmen’in yönettiği “Sınır” adlı oyunu da yarın ve 14-16 Mart tarihleri arasında seyirciyle buluşturmaya devam edecek.

“Bilinmeyen bir yerde, sınır komşusu bilinmeyen ve bilinmeyen bir nedenle birbirine düşman olan iki ülkenin iki askerinin hikayesi”nin anlatıldığı oyun, Muzaffer İzgü’nün acılı ve gülünç kaleminden çıkan ilginç yorumuyla seyirciyle buluşacak.

ADT, Ephraim Kishon’un yazdığı ve Hale Kuntay’ın çevirdiği, yönetmenliğini Ali Hürol’un yaptığı “Karımla Evleniyorum” adlı oyunu sahnelemeyi sürdürecek. Gökhan Doğan, Burçin Börü, Murat Aslan, Murat Özben, Deniz Gökçe Kayhan ve Özlem Buluttekin’in rol aldığı oyun, sevginin, saygının azaldığı ve sadece nikahlı oldukları için evliliklerini sürdüren çiftlerin düştükleri durumu mizahi bir dille anlatıyor. Oyun 13 ve 15-17 Mart tarihleri arasında izlenebilecek.

Ayrıca ADT, Harun Özer’in yazdığı ve Ebru Kara’nın yönettiği çocuk oyunu “Kayıp Bolluk Ülkesi”ni, 11 ve 14 Mart tarihlerinde sahneleyecek.

Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Kazım Güçlü’nün yazdığı ve Önder Özcan’ın yönettiği “Rüya Oyunu” adlı çocuk oyununu 11 Mart’ta küçük seyirciler için sahneleyecek.

Aynı sahnede 10 Mart’ta Çukurova Belediye Tiyatrosu “Duvarların Ötesinde” ve Genç Dostlar Tiyatrosu “Ben Ne Biçim Vatandaşım” adlı oyunu, 10 ve 11 Mart’ta Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği “Kadınlık Bizde Kalsın” adlı oyunu, 13 Mart’ta ise Aysa Prodüksiyon “Basit Bir Ev Kazası” adlı oyunu sahneleyecek.

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası (ÇDSO), yarın şef Emin Güven Yaşlıçam yönetiminde ve solist Cano Rodenas’ın piyanosu eşliğinde, Chopin’in “Piyano Konçertosu No. 1 Op. 11 mi minör” ve C. Debussy’nin “La Mer” (Deniz) adlı eserini seslendirecek.

Ayrıca Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu Salonu’nda, 12 Mart’ta Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, 15 Mart’ta da Adana Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı birer Türk sanat müziği konseri verecek.

-Mersin-

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB), Rachmaninov’un tek perdelik “Aleko” operasını sahneleyecek.

Puşkin’in “Çingeneler” adlı öyküsünden yazılan ve Sergei Rachmaninov’un tamamlanmış üç operasından birincisi olan Aleko, 10 Mart Cumartesi günü Kültür Merkezi’nde sahnelenecek. Evin Yerli’nin sahneye koyduğu eserde başlıca rolleri Andrei Yevtushenko, Deniz Karausta, Işıl Azaz, Kenan Korbek ve Zeynep Tatlıpınar Kağnıcı paylaşıyor.

MDOB, İngiliz Şair Lord Byron’un aynı adlı şiirinden esinlenilerek baleye uyarlanan “Korsan” balesinin galasını yapacak.

Müziği Adolphe Adam, C. Pugni, L. Delibes ve R. Drigo’ya ait 2 perdelik eser, 13 Mart Salı Günü Kültür Merkezinde sahnelenecek. Nugzar Magalashvili’nin düzenleyip sahneye koyduğu klasik balenin en güzel örneklerinden biri olarak nitelenen eserin orkestra şefliğini Wladimir Lungu, koreografisini Marius Petipa, dekor ve kostüm tasarımını İsmail Dede, ışık tasarımını Tarı Deniz yapıyor.

Eserde başlıca rolleri Özlem Şenormanlılar, Büşra Ay, Meltem Ayar, Tutku Barın Tümen, Özge Uzun Özmen, Iraklı Bakhtadze, Burak Serkan Cebeci, Mahmut Akyol ve Serbülent Biçer paylaşıyor.

-TRABZON-

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular” ve “Islıksever Max” adlı tiyatro Oyunlarını sahnelemeye devam ediyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular” ve “Islıksever Max” adlı tiyatroOyunlarını sahnelemeye devam ediyor.

Plinio Marcos’un yazdığı, Orhan Güner’in Türkçe’ye çevirdiği, Barış Erdenk’in yönettiği “Gece O Kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular” adlı Oyunda, Fatih Topçuoğlu ile Erşan Utku Ölmez rol alıyor.

Tek perdelik Oyunun dekor tasarımı Seyhan Kırca‘ya, kostüm tasarımı Hakan Dündar’a, ışık tasarımı ise Nihat Bahar’a ait. “Harabe bir yapının sefil bir odasında” geçen Oyunda, pazar yerinde çalışan ve parasızlık yüzünden aynı odayı paylaşmak zorunda kalan Paco ve Tonho’nun hikayesi anlatılıyor. Oyun, bugün ve yarın saat 20.00’da, 10 Mart Cumartesi saat 15.00 ve 20.00’da Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, ayrıca “Islık Sever Max” adlı çocuk Oyununu da sahneliyor.

Carsten Krüger ve Volker Ludwig’in yazdığı, Meriç Gök’ün Türkçeye çevirdiği ve Birkan Görgün’ün yönettiği “Islık Sever Max” adlı Oyunda Emre Ön, Sinem Bilgin, Dalya Filmci, Birkan Görgün ve Yavuz Topçuoğlu rol alıyor.

Dekor ve kostümleri Aytuğ Dereli, ışık tasarımı Muharrem Boran, müzikleri Emin Serdar Kurutçu’ya aitOyun, 11 Mart Pazar günü saat 13.30’da ve 14 Mart Çarşamba günü ise saat 13.00’da Atapark Haluk Ongan Sahnesinde tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.

Oyunda, her gün aynı işleri büyük bir can sıkıntısı içerisinde yapan beş arkadaşın her zamanki gibi aynı yerde, aynı bankta oturmaları ve o sırada oradan geçmekte olan bir Oyuncunun kendilerine bir teklif sunmasıyla gelişen olaylar konu ediliyor.

 -SAMSUN-

Samsun Devlet Opera ve Balesi bu hafta, ”İstanbulname” isimli opereti izleyicinin beğenisine sunacak

Samsun Devlet Tiyatrosunda ise ”Ben Feuerbach” adlı oyun sahnelenecek. Samsun Devlet Opera ve Balesi, 12 Mart Pazartesi günü 20.00’da, 1914 yılında henüz 1. Dünya Savaşı başlamamışken İstanbul Galata’da yaşayan bir grup insanın hayatının anlatıldığı Ferdi Merter’in ünlü opereti ”İstanbulname”yi yeniden seyircisiyle buluşturacak. Dekor tasarımı Seyhan Atamer, kostüm tasarımını ise Gülden Sayıl’ın yaptığı oyunun rejisörlüğünü Murat Atak, orkestra şefliğini Tolga Taviş yaptı. Turne sahnesi olarak hizmet veren Samsun Devlet Tiyatrosunda, 13 Mart Salı ve 14 Mart Çarşamba günü saat 20.00’da Trabzon Devlet Tiyatrosunca hazırlanan ”Ben Feuerbach” adlı oyun sahnelenecek. Tankred Dorst’un yazdığı, Yurdaer Okur’un sahneye koyduğu oyunda, uzun süre akıl hastanesinde tedavi gördükten sonra yeniden mesleğini yapmaya çalışan tiyatroya tutkun bir oyuncunun hikayesi anlatılıyor. Samsun Gazi Sahnesinde bugün saat 20.00’da Samsun Seyir Tiyatrosu, ”Vay Başımıza Gelenler” adlı oyunla seyircinin karşısına çıkmaya devam edecek. Günlük hayattaki ilginç olayların komik bir dille anlatıldığı ve Öner Yıldırım’ın sahneye koyduğu oyunun müziklerini Sertaç Batkın yaptı. Samsun Söz Sanat Merkezi de 12 Mart Pazartesi ve 14 Mart Çarşamba günü saat 20.00’da ”Geç Kalanlar” adlı oyunu tekrar sahneleyecek. Evlilik içinde yapılan hatalar, zamanla çiftlerin birbirine yabancılaşması ve modern dünyada kadın erkek ilişkilerinin karşılıklı özensizlik yüzünden bitmesinin anlatıldığı oyunu Pervin Ünalp yazdı, Suat Özgültekin sahneye koydu. Gazi Sahnesinde ayrıca 13 Mart Salı günü, 20.00’da Düşevi Oyuncuları, ”Süreyya” isimli oyunu seyirciyle buluşturacak. Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Cem Kaynar’ın sahneye koyduğu oyunda, hayatının sonuna gelmiş bir kadının yarım bıraktığı birçok şeyi ölmeden önce tamamlamaya çalışması konu ediliyor.

-ORDU –

Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu , 13 Mart Salı günü 20.00’da ”Eşeğin Gölgesi” isimli oyunu seyirciyle buluşturmaya devam edecek.

Haldun Taner’in yazdığı ve Murat Demirbaş’ın sahneye koyduğu oyun, Abdaliya adlı hayali bir ülkenin, Şabaniye kasabasında geçiyor. Şehirdeki panayıra çalışmak için gitmek isteyen berber Şaban, Merzifon 1235 model bir eşek kiralar. Yolculuk sırasında aşırı sıcaktan bunalan Şaban, biraz dinlenmek için durur ve eşeğin gölgesine oturur. Eşek sahibi Mestan ”Ben sana eşeği kiraladım, gölgesini değil” diyerek gölge kirası ister. Tartışırlar, tartışma mahkemeye intikal eder. İş basit bir kira davasından çıkarak farklı bir boyut kazanır. -Çorum- Turne sahnesi olarak hizmet veren Çorum Devlet Tiyatrosunda, yarın 20.00’da ve 10 Mart Cumartesi günü 14.00 ile 20.00 saatlerinde Bursa Devlet Tiyatrosunca hazırlanan ”Bu Da Benim Karım” adlı oyun seyirciyle buluşturulacak.

-ZONGULDAK –

Zonguldak’ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında Ankara Devlet Tiyatrosu ”Dönülmez Akşamın Ufkundayız” adlı oyunu sahneleyecek.

Oyun, Nazlı Nihan Şenol’un yazdığı, Meral Üner’in yönettiği oyunu 10-11 Mart tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezinde izleyenlerle buluşturacak. Mehmet Ege ve Işıl Poyraz’ın rol aldığı oyunda, aile bağlarının kutsallığı işleniyor.

-DİYARBAKIR-

“Bugün Git Yarın Gel” ile “Kurnaz Avukat” Oyunlarını sahneleyecek.

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), bu hafta  “Bugün Git Yarın Gel” ile “Kurnaz Avukat” Oyunlarını sahneleyecek.
Valantin Kataev’in yazdığı, Göksel Kortay’ın çevirip uyarladığı, Orkun Gülşen‘in yönettiği “Bugün Git Yarın Gel” Oyununda, dürüst ve namuslu bir memurun başından geçen trajikomik olaylar anlatılıyor.
Oyunda, Serkan Ekşioğlu, Mümtaz Aydoğan Mengi, Sevi Demirçivi, Birce Birsel Çağlar, Ercan Kılıçarslan, Özden Gököz, N. Özgün Çoban, Gonca Coşkun, Dilek Mengi, Ozan Hafızoğlu ve Filiz Kılıç rol alıyor.

Dekoru Güven Öktem, kostümü Funda Karasaç, ışık düzeni Suat Uçar’a ait Oyun, bugün ve yarın saat20.00’de, 10 Martta saat 15.00 ve 20.00’de Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde izlenime sunulacak.

DDT, pazar günü küçük seyircileri için “Kurnaz Avukat”ı sahneleyecek.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu da, Sophokles’in en önemli yapıtlarından, Celal Mordeniz’in yönettiği “Antigone”yi sergileyecek.

Oyun, Kürtçe olarak Cuma ve Cumartesi günü Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda seyirciyle buluşacak.

-MARDİN-

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde açılan, küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği “Seyreyle Ara Güler Mardin‘de” sergisi devam ediyor.

Usta fotoğrafçı Ara Güler‘in fotoğraflarının yer aldığı sergi “Tanımak ve Anlamak” ile “Yüz Yüze” başlıklı iki bölümden oluşuyor. 114 eserin bulunduğu sergi, bir yıl süreyle açık kalacak.

 

-BURSA-

Bursa Devlet Tiyatrosu “Karmakarışık”, “Rahvan Giden Atlılar” ve çocuk oyunu“Alaaddin’in Sihirsiz Lambası”nı sahneleyecek.

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT) “Karmakarışık”, “Rahvan Giden Atlılar” ve çocuk oyunu “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası”nı sahneleyecek.

Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen ve Kemal Uzun’un çevirdiği “Karmakarışık” adlı oyununyönetmeni Kerem Atabeyoğlu.

İngiliz yazar Ray Cooney’in en komik ve en tempolu oyunu olarak bilinen “Karmakarışık”, İngiltere hükümetinin Başbakan Yardımcısı Bay Philips’in, muhafazakar partinin sekreteriyle yapacağı bir gecelik kaçamakta yaşanan ilginç olayları anlatıyor. Ancak kaçamak, beklenmedik olaylara gebedir. Otel odasında bulunan bir ceset, trajikomik olayları beraberinde getirir.

Bakan, doğacak skandalı önlemek üzere hemen özel kalem müdürünü yanına çağırır. Otel personelinin, sekreterin kocasının, bakanın karısının geceye dahil olmasıyla olaylar daha da karışır.

Oyun, Ahmet Vefik Paşa (AVP) Sahnesi’nde bugün ve yarın saat 20.00’de, 10 Mart Cumartesi ise 15.00 ve 20.00’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Özen Yula’nın yazdığı, Bora Özkula’nın yönettiği “Rahvan Giden Atlılar”ın dekoru ve kostümlerini Başak Özdoğan, ışık tasarımını Ali Karaman yapıyor. Ömer Naci Topcu, Emre Işık, Ozan Sargın’ın rol aldığı oyunda, “Hayat, rahvan giden atlarla yapılan bir yolculuk değil, vahşi, yağız bir atın üstünde çıkılan, her an düşme tehlikesiyle yaşanacak, tedirginlik verici bir koşudur” konusu işleniyor.

Oyun, Oda Tiyatrosu’nda 8-9-10 Mart tarihlerinde saat 18.00’de sahneye konulacak.

Harun Özer’in yazdığı, Ebru Kara’nın yönettiği “Alaaddin’in Sihirsiz Lambası” adlı çocuk oyununundekor ve kostüm tasarımını Özge Akarsu, ışık tasarımını Ali Karaman, dans düzenini Erdem Gündüz yapıyor. Cihan Büyükışık, Serap Uluyol Karanfilci, Ozan Sargın, Cansu Yılmaz, Özlem Altaş, Eray Soykan, Ali Pınar, Hayati Özen, Savaş Ak, Emre Sefer, Mutlu Dereli, Cem Korkmaz, Emre Yaşa, Adnan Tunalı’nın rol aldığı oyunda, kimsenin çalışmadığı, üretmediği, her şeyin bir dileğe bağlı olduğu, kimsenin hiçbir şey yapmadan istediklerinin önüne geldiği bir dünya konu ediliyor. Oyun, AVP Sahnesi’nde 11 ve 13 Mart’ta saat 14.00’te sahnelenecek.

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu

Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, bugün saat 11.00 ve 14.00’te, “Kuşbakışı” adlı çocuk oyunu sahneye konulacak.

Şehir Tiyatrosu, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kaleme aldığı, Ayşegül Çelik Şahin’in uyarlamasıyla Ertan Akman’ın yönettiği ve geçkin yaşına rağmen bambaşka bir hayatın peşinde sürüklenen dul bir kadının yaşamının komik bir dille anlatıldığı “Kaynanam Nasıl Kudurdu” adlı oyunu, bugün ve yarın saat 20.30’da 10 Mart Cumartesi günü ise saat 14.00’te Tayyare Kültür Merkezi’nde (TKM) sahneleyecek.

Tiyatroda, 14 Mart Çarşamba günü saat 11.00 ve 14.00’te, “Güliver Devler Ülkesinde” adlı çocuk oyunu sahneye konulacak.

Ressam Şefik Bursalı Sanat Galerisi’nde, Bursa Büyükşehir Belediyesi Protokol Şube Müdürlüğü’nün düzenlediği “Bursa Kent Rehberi Sergisi” ve “Bursa’nın 100 güzeli” isimli resim sergisi 1-10 Mart tarihlerinde açık kalacak.

Sami Güner Sanat Galerisi’nde ise Bursa Kent Konseyi’nin Dünya Kadınlar Günü ile ilgili düzenlediği, 5 Martta açılan resim sergisi, 10 Mart’a kadar açık kalacak.

 


Şehir Tiyatroları’ndan bazı gazetelerde yayınlanan ‘müstehcen oyun’, ‘seyirci kaybediyor’ haberlerine cevap geldi: ‘Politik oyun’ veya ‘müstehcen oyun’ diye özel bir seçim yoktur; ‘gerici oyun’, ‘ilerici oyun’ vb. olmayacağı gibi! Esas olan öncelikle ‘nitelikli oyun’dur.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na son dönemde yapılan sistemli “eleştiri”lerin tamamı kulaktan dolma, haksız, mesnetsiz ve maddi hatalarla doludur. Sanatı, genel anlamda tiyatroyu ve asırlık geleneğe sahip bir kurumu “arsızlıkla” niteleyenler, “ödenekli tiyatroları kapatalım” baskısını uygulayanlar Şehir Tiyatroları yönetimi ve sanatçılarıyla yakışıksız bir tartışmayı zorlamaktadır.

Kurumumuzun resmi internet sitesi olan www.ibst.gov.tr adresinden oyunların en azından isim – yazar ve konularına göz atan akıl ve izan sahibi hiç kimse “İBBŞT oyunlarında % 80 cinsel sululuk ve müstehcenlik var” çıkarsamasında bulunamayacaktır.

ESAS OLAN ‘NİTELİKLİ OYUN’DUR
Bir kurum tiyatrosunda çalışanlar için “politik oyun” veya “müstehcen oyun” diye özel bir seçim yoktur; “gerici oyun”, “ilerici oyun” vb. olmayacağı gibi! Ödenekli tiyatrolarda esas olan öncelikle “nitelikli oyun”dur! Dolayısıyla Şehir Tiyatroları, Shakespeare de sahneler Moliere de; Necip Fazıl da sahneler Nazım Hikmet de… M.Ö. 480 yılında doğmuş Euripides’in tragedyasını da bugüne taşır, 17 yaşındaki Fehime Seven’in komedisini de… Oyunlarda Mevlana da konu edilir Galilei de… Binlerce yıldır icra edilen bu meslek bunu gerektirir. Tiyatro sanatı bu yüzden güzeldir ve her şeye rağmen bu çeşitliliğini koruyup sahip çıktığı sürece varolacaktır.

(…)

Sonuç olarak tiyatro “eserinde” bir ideoloji, düşünce ve inanç tema olarak işlense de “tiyatro sanatı” hiçbir zaman belli bir zümrenin belli bir inancın belli bir ideolojinin veya baskın siyasi eğilimin emrine girmemiştir. Doğuşundan bugüne varlığının yegâne temeli budur.

Altı çizilen 16 yaş uyarısı öğrencilerini oyunlara getiren hocaların ricası üzerine, çocukların algısının üstünde karmaşık metinler, argo sözcükler içeren ya da sert temaların yer aldığı oyunlarda kullanılmıştır. Bu ibare müstehcenlik ya da erotizm adına koyulmamıştır, bizler tiyatro sanatını icra ediyoruz, başka bir şey değil.

Yaşadığımız bugün için Şehir Tiyatroları’na ne hükümetten ne iktidar partisinden ne de bağlı olduğumuz kurum İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden repertuara ilişkin herhangi bir “resmi” talep veya baskı gelmiştir. İBB Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu’nda Belediye tarafından atanan üyeler varken, Kültür Daire İşleri Başkanı aynı zamanda Repertuar Kurulu’na başkanlık ederken; dışarıdan hiçbir resmi sıfatı olmayan kişilerin, yüz yıllık bir kurumu ve çalışanlarını “ilgili mercilere” ihbar etme çabası trajikomiktir ve hepsinden önemlisi tiyatro sanatına gönülden destek veren ve her zaman yanımızda olan Sayın Başkan Kadir Topbaş ve ekibine büyük haksızlıktır.

 

SANAT VE İSTATİSTİKLER 
İBB Şehir Tiyatroları adı üstünde İstanbul Büyükşehir Belediyesin’e bağlı bir kurumdur. Ancak unutulmamalıdır ki, İBBŞT öncelikle bir “sanat” kurumudur. Şehir Tiyatroları, sınırlı olanaklarına rağmen, repertuarındaki 60’ın üzerindeki oyunu 175 sözleşmeli memur sanatçının yanı sıra sınırlı sayıdaki teknik kadrosuyla seyircisiyle buluşturma başarısını gösteren bir yapıdır. Yine Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri doğru kabul edilerek oranlama yapılsa bile tiyatro çalışanlarının azımsanmayacak bir bölümünün en azından “yoksulluk sınırında” ücret aldığı bilinmektedir.

 

Şehir Tiyatroları’nın “seyirci kaybettiği” yargısı gerçeği yansıtmamaktadır. Buna kaynak olarak verilen İstatistik Kurumu verilerinde 2009-2010-2011 yılları karşılaştırılmış, buna göre 2009 yılında 401.522 olan seyirci sayısının bir sonraki yıl 421.884’e yükseldiği ancak 2011 yılında 12734 kişi; doluluk oranında ise bir önceki yıla göre %2’lik bir azalma olduğu belirlenmiş.

 

Şehir Tiyatroları elbette her yıl bir öncekine göre daha fazla seyirciye ulaşmayı hedefler. Ancak sorun edilen rakam 12.734 kişi ise bunu tamamlamak bir kurum tiyatrosu açısından hiç de zor olmasa gerekir. Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde yapılacak birkaç temsille veya –hizmete açılması durumunda– Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek festival oyunlarıyla bu istatistiklerin üzerine çıkılabilir.

Ayrıca söz konusu haberde hiç değinilmeyen fakat bu yıl 27.’si düzenlenen Çocuk Şenliği’nde 28 farklı oyunla 40 bin’in üzerinde çocuk seyirciye ve yine 27 yıldır düzenlenen Genç Günler’de 65 farklı oyunla 116 gösteri ücretsiz olarak sunularak 50 bin’in üzerinde genç seyirciye ulaşılmıştır.

İBBŞT’nin asıl hedefi ise rakamların çok daha üstündedir. Şehir Tiyatroları yönetimi şu kesimden veya bu kesimden değil; o semtten bu semtten değil; ve hatta üç yüz – beş yüz bin de değil 15 milyon İstanbullu’ya ulaşmayı amaçlamaktadır. 2014 ve 2023 yılına dair hedefler doğrultusunda bu yönde dev projelerin hazırlığı yapılmaktadır.

 

Bütün bunların ötesinde, bir tiyatronun repertuarının niteliğini, bir oyunun başarısını ya da başarısızlığını bu istatistikler belirlemez. Aynı şey tüm sanat ve edebiyat dalları için de geçerlidir. Türk sinemasında 4 buçuk milyon izleyiciye koşan “Recep İvedik” rekor kırarken, Cannes’da “Jüri Büyük Ödülü” alan “Bir Zamanlar Anadolu”da ancak 150 bin kişiye ulaşabilmiştir.

 

Söz konusu haberde ve istatistiklerde yer almayan şu bilgilerin de kayda geçmesi gerekir: İBB Şehir Tiyatroları aldığı davetlerle yurtiçinde Adana, Adapazarı, Ankara, Bursa, Büyükçekmece, Giresun, İzmir, GAP, Mardin, Silivri’ye; yurtdışında Almanya, Arnavutluk, Kıbrıs, Kırım, Makedonya, Romanya, Sırbistan, Suriye’ye toplam 52 turne düzenlemiş ayrıca 13. Uluslararası Devlet Tiyatroları Sabancı Adana Uluslararası Tiyatro Festivali, 17. Uluslararası İstanbul Kültür Sanat Vakfı Tiyatro Festivali, 16. Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Festivali, 6. Uluslararası Eskişehir Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu Festivali, 17. Romanya Sibiu Uluslararası Tiyatro Festivali’nde ülkemizi ve tiyatromuzu başarıyla temsil etmiş; ulusal ve uluslararası alanda 2009-10’dan bugüne toplam 120 daldaki adaylıktan 74 ödüle layık görülmüştür.

 

Ayrıca şu da unutulmamalıdır ki, yalnızca tiyatro ve özellikle Şehir Tiyatroları oyunları için değil, herhangi bir kültürel etkinliğin “yaygın” hale gelebilmesi için en önemli unsur tanıtımdır. Şehir Tiyatroları yalnızca birkaç gazeteye ve tiyatro dergisilerine verdiği ilanlarla tanıtım yapmaya çalışmaktadır. Arzu edilen her mecrada reklam ve haberlerin çıkması, belediyelerin sunduğu olanaklarla kentin dört bir yanında İstanbul ve Türkiye seyircisine tüm oyunların tanıtılmasıdır ki önümüzdeki yıllarda bu hayalin de gerçekleşeceğine eminiz…

Zaman Gazetesi’nin 20 Şubat 2012 tarihli nüshasında önce Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri sunularak seyirci sayısının düştüğü “belirlenmiş” ardından kişisel kanaatler, yanlış bilgilendirme ve yönlendirme sonucu maddi hatalar yapılmıştır.

“Koltuk sayısı artarken seyirci sayısı düşmüştür” anlamakta zorlanıyoruz, salon sayımızda bir değişim olmamıştır -iki küçük çocuk tiyatrosu sahnesi hariç– ki bu iki küçük salon da ifade edilen dramatik artışı oluşturmaktan uzaktır. Devlet Tiyatroları’nın “70 ilde 70 sahne” projesiyle mi karıştırıldık acaba diye düşünmekteyiz.

“Repertuardaki sıkışıklık, eserlerin ‘olgunlaşmadan’ seyirci karşısına çıktığı yönünde eleştirilere sebep oluyor.”

Görsel ya da yazılı basında bugüne kadar böyle bir “eleştiri”ye rastlanmamıştır. Gazeteye bu minvalde “bilgi” sunan Devlet İstatistik Kurumu değilse, eleştiriyi yapan “kişi ya da kişilerin”, bu cümleyi de açıklaması gerekmektedir. Gerek Şehir Tiyatroları’nda gerekse de profesyonel hiçbir tiyatroda bir eser hazırlık sürecini tamamlamadan seyirci karşısına çıkamaz. Şehir Tiyatroları’nda kimi oyunun provası 9 ay, kimi oyunun 2 ay sürer. Bir tiyatro sezonu 3 turda tamamlanır; Mayıs ayında ilk okuma provasını yapan oyunlar Ekim ayında sezon açılışını yaparlar. Kasım ayı itibariyle ikinci tur oyunların provası başlar ve en az iki aylık sürecin sonunda premier yapar. Ocak sonrasında ise üçüncü tur oyunların provaları başlar ve Mart ayında seyirciyle buluşur. Repertuar tiyatroları dünyanın her yerinde bu şekilde çalışır.

“Bazı yönetmenlerin oyunlarını kenar semtlere götürmek istememesi” komik bir iddia olarak görünmektedir. Çünkü Şehir Tiyatroları, sahnelerin teknik imkânları elverdiğince, her oyunu her sahneye götürmeye çalışmaktadır. İddia edildiğinin tam aksine, yönetmenlerin ve oyuncuların talepleri de hep bu doğrultuda gerçekleşir. Bugüne kadar İstanbul’un tarihi mekânlarında, sokaklarında, meydanlarında ve kenar semtlerinde de oyunlar oynanmış bundan sonra da oynanacaktır. Mevsime bağlı olarak özellikle festival ve şenlik açılışları hep açık mekânlarda gerçekleştirilmiştir. Bunun da ötesinde Şehir Tiyatroları yönetimi, teknik anlamda uygun gördüğü her yere oyunlarını göndermektedir. Tiyatro çalışanları da bu konuda özel taleplerde bulunamaz. Aylık Oyun Programı ise Sahne Direktörlüğü tarafından hazırlanıp Genel Sanat Yönetmenliği tarafından onaylanır. Buna göre İstanbul’un çeşitli semtlerindeki her sahnede, hemen hemen her oyunun 2 hafta boyunca oynamasına dikkat edilmektedir.

“Oyuncu performansı” denilen şey de iddia edildiğinin aksine “bir bütündür, bölünemez”; ancak bugüne kadar hep “tiyatro oyuncularının çalışmadan haksız kazanç elde ettiği” türünde yanlış iddiaların göz önüne alınmayarak 4-5 oyunda birden oynayan Şehir Tiyatrosu sanatçılarının özverisine dikkat çekilmesi aslında bir “düzeltme” niteliği taşımaktadır.

Şehir Tiyatroları’nın yoğun bir repertuarı özveriyle sırtlayan bir tiyatro olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. 15 milyonluk nüfusa hitap edebilmek için 60’ın üzerinde oyun, son derece düşük maliyetle ve dar kadroyla gerçekleştirilmektedir. Ve Şehir Tiyatroları, kurulduğu günden bu yana ilk defa çok “ürettiği için” eleştirilmektedir.

 

“Başarılı oyunların oynatılmaması”: İma edilmeye çalışıldığı gibi hiçbir tiyatro kurumu, başarılı prodüksiyonlarını harcamaya çalışmaz. Üstelik “Dünyanın Ortasında Bir Yer”i buna örnek göstermek hiç doğru olmaz. Çünkü bu oyun Türkiye’de ilk kez şu andaki genel sanat yönetmenimiz Ayşenil Şamlıoğlu büyük beğenisi rejisiyle 2007 Devlet Tiyatroları’nda sahnelenmiştir. “Dünyanın Ortasında Bir Yer”in İBBŞT repertuarında da özel bir öneme sahiptir. Oyun iddia edildiğinin aksine bu yıl 14, geçtiğimiz yıl 39, premier yaptığı 2009-10 sezonunda ise 25 gösterim yapmıştır. 2011 Uluslararası Şam Tiyatro Festivali’nde de ülkemizi başarıyla temsil etmiştir. 25 Şubat’ta oynamak üzere Mardin’de düzenlenecek festivale Şehir Tiyatroları yine bu oyunla katılmıştır. 2010 yılında premier yapan “Dört Kişilik Bahçe” bugüne kadar 88 gösterim yapmıştır. Oyun, dekorunun ağırlığından ve teknik güçlüklerinden ötürü bazı sahnelerde oynama imkanı bulamamış ve artık kâfi derecede seyirciye ulaştığı için doğal olarak daha seyrek sahnelenmektedir. Yine 2010 yılında premier yapmış olan “Binali ile Temir” ise bugüne kadar toplam 109 gösterim yapmış, 2012 Ocak’ından bugüne de 14 kez daha oynamıştır.

Geçtiğimiz sezonlara ait oyunların üzerine, sınırlı kadroyla, yeni oyunlar da sahnelenmiştir. Kadro darlığı nedeniyle aynı oyuncuların farklı oyunlarda çakışması söz konusu olabilir. Aylık oyun programı doğal olarak yeni prodüksiyonlara ağırlık verilerek düzenlenir. Dünyanın tüm tiyatrolarında işleyen program süreci bu şekildedir.

Şehir Tiyatroları her şeyden önce bu kentin tiyatrosudur. Bugüne kadar yalnızca tahsis edilen sahnelerde değil, İstanbul’un sokaklarında, köprülerinde, meydanlarında, varoşlarında da oyunlar oynamış bundan sonra da oynamaya devam edecektir. Bir kurum tiyatrosunun herhangi bir sahneye “en zayıf prodüksiyonlarını” göndermesi eleştirisini akılla ve mantıkla izah edebilmek mümkün değildir. “Zayıf” prodüksiyondan kastedilen nedir? Tek kişilik ve hatta dekoru bile olmayan bir oyun, gerek metin gerekse oyunculuk ve görsel anlatım açısından son derece “güçlü” olabilir. Buna örnek pek çok oyun yıllardır her sahneye, yurt içi ve yurtdışı turnelere gönderilmektedir. Dolayısıyla prodüksiyon açısından ne seyirci ne de kurum “zayıf”, “iri”, “dev”, “minik”, “butik” gibi ayrımlar yapar.

 

Şehir Tiyatroları bir sanat kurumudur; besi çiftliği değildir. Küçükçekmece Sefaköy Kültür Merkezi’ne ve diğer merkezlere ancak aylık programın yoğunluğuna göre ayrıca turne yapılabilmektedir. Turne yapılacak sahnelerde ise öncelikle teknik koşulların yerine getirilmesi gösterimlerin selameti açısından önceliklidir.

 

Sonuç olarak Şehir Tiyatroları repertuarındaki her oyun “sanatsal” anlamda tartışılabilir; ancak her kim tarafından olursa olsun provokatif bir tartışmaya malzeme edilmesini ise ancak üzüntü ile karşılarız. Özünde tiyatro sanatını, bir kurum tiyatrosunun yüz yıllık işleyişi ve repertuar politikasını suçlamaya yönelik mesnetsiz eleştiriler bizi üzülerek de olsa böyle bir açıklama yapmak zorunda bırakmıştır. Kanımızca bu türden manipülatif çaba ve dezenformasyonun daha başka bir amacı olsa gerek. Bu bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak ve bu karalama kampanyasını durdurmak için böyle bir yazıyı kaleme almak zorunda kaldık. Ancak bundan sonra Şehir Tiyatroları’nın böylesi karalama ve itibarsızlaştırma çabalarına karşı vereceği cevap sahnedeki oyunlar üzerinden olacaktır. ”

 ————————————————————————————

 Nar Sanat Haber Editörününden :   Her şey bir yana eleştiriye konu olan oyun yıllar önce sahnelenmişti eleştiriyi getirenler o tarihlerde nerede yaşıyorlardı acaba? 

“Günlük Müstehcen Sırlar Türkiye’de daha önce 1994 yılında Tiyatrofil tarafından sahnelenmiştir. Üstelik Tiyatrofil bu oyunla 1995’teki 7. Uluslararası Tiyatro Festivali programında da yer almıştır.(Günlük Müstehcen Sırlar’ın bu sahnelemesinde emeği geçenleri hatırlayalım: Tiyatro Tiyatro dergisinin Aralik 1994 tarihli 44. sayisindan aktariyorum: Sevil Kuvan’in hazırladıgı “Bu Ay Sahnedekiler” isimli köşeden (s.14)… “Günlük Mustehcen Sırlar – Tiyatrofil, Yazan: M. Antonio de la Parra Çeviren: Deniz Yüce, Yoneten: Ozkan Schulze Oynayanlar: Arif Akkaya, Engin Alkan…”

Kaynak :  http://www.coskunbuktel.com/buktelkorlarkorlariizliyor.htm  )