Yazılar

Derya Bengi’nin imza attığı ”50’li Yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük’, dönemin kültür sanat alanındaki gelişmelerini sözlük formatında birleştiriyor

Gazeteci ve araştırmacı Derya Bengi, 50’li yıllarda Türkiye’de ve dünyada kültür sanat alanındaki gelişmeleri bir sözlük altında birleştirdi.

Derya Bengi, “İkinci Dünya Savaşı’nın ortak acıları ve açtığı yaraların sızısıyla geçen bir önceki on yılın sonrasında bir uyanış, nefes alış, neşe ve refah dönemi” olarak tarif ettiği 50’li yılların Türkiyesi’nin bir sözlüğünü oluşturma amacıyla ‘50’li yıllarda Türkiye: Sazlı Cazlı Sözlük’ adlı kitabını çıkardı. Kitabın alt başlığı olan ‘Şimdiki Zaman Beledir’ ise 50’li yılların popüler türkülerinden biri olan ‘Ha Bu Diyar’dan bir mısra. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan 370 sayfalık kitap 50’li yılların Türkiyesi’nin kitaplarına, filmlerine, şarkılarına, danslarına yer veriyor.

Kitap her ne kadar ’50’li yıllarda Türkiye’ başlığıyla çıksa da, o dönemde Türkiye’deki kültür sanatın büyük ölçüde Avrupa ve Amerika’dan etkilendiğini de göz önünde bulunduruyor ve 50’lerde Türkiye’de kültür sanat anlamında olan biten her şeye değinmeye çalışıyor.

Bengi, dönemi incelerken alfabetik bir sıralama yapmayı tercih etse de kitabın sonuna 50’lerin kronolojisini de eklemeyi unutmamış. Bu da, sözlükte okur için aradığını bulma kolaylığı sağlıyor. Kitap aynı zamanda döneme ait zengin bir görsel içeriğe sahip. Dönemin karikatürlerine, kartpostallarına, dergi kapaklarına, plak görsellerine, film afişlerine ve kült fotoğraflarına yüksek çözünürlükte yer verilmiş.

Koleksiyon kitabı gibi

Marilyn Monroe’dan Zeki Müren’e, dönemin politik olaylarından gece hayatına, dergilerinden sinemasına, Bazıları Sıcak Sever’den (Some Like it Hot) Yağmur Altında’ya (Singin’ in the Rain) kadar geniş bir çeşitliliğe sahip olan sözlük, koleksiyon kitabı niteliğinde.

Kaynak: MilliyetSanat

barok-sanati-nedir

Maniyerizm’den sonra ortaya çıkan Barok Sanatı 16. Yüzyılın sonlarına doğru İtalya’da doğmuştur. Bu akım 18. Yüzyılın başında ise tüm İtalya’ya ve birçok Avrupa ülkesine yayılmıştır. Rönesansta dengeli olan görünüm Barokta bozulmuştur ve anlatım oldukça abartılıdır. Ayrıca Barokta gösteriş ve heyecan vardır. Bunun sonucunda da ortaya gösterişli mimari yapılar ve duygu yüklü eserler çıkmıştır. Bu akımın bilinen en önemli özellikleri görkem, aşırılık ve heyecandır.

Barok sanat akımı özellikle mimaride, heykelcilikte ve resimde görülmektedir.

Barok Resim Sanatı

Barok resim sanatında sıkça işlenen konular arasında azizlerin yaşamı, mitolojik konular, ailelerin tarihi ve kahramanlık öyküleri yer alır. Ayrıca barok sanatında manzaralar ve natürmort ile tek ya da grup portreleri de ön plandadır. Barok resim sanatının ayırt edici özelliklerinden birisi de kuvvetli gelen ışığın yüzeyde gölgeler oluşturacak şekilde yansımasıdır. Bunun sonucunda ise resimdeki duygu ve hareket güçlenir. Bu sanatın önde gelen ressamları arasında Caravaggio(İtalya), Velazquez(İspanya), Rubens(Belgium), Lorrain(Fransa) ve Rembrant(Hollanda) sayılabilir.

barok-sanati-nedir

En önemli Barok Resim Sanatı Eserleri aşağıdaki gibidir:

• Caravaggio – Aziz Thomas’ın şüphesi

• Rembrandt – Gece Devriyesi

• Rubens – Masumların Katli

• Vermeer – İnci Küpeli Kız

• Bernini – Apollo’nun Daphneyi Kaçırması

• Tintorette – Son Akşam Yemeği

• Valezquez – Yumurta Pişiren Yaşlı Kadın

• Murillo – Kavun Yiyenler

• Anthony Van Dyck – Kutsal Aile Dinleniyor

• Carracci – Kasap Dükkanı

• Guido Reni – Tesbihli Madonna

• Tiepolo – Palazzo Labia’daki Kleopatra’nın Ziyafeti

• El Greco – Kont Orgaz’ın Cenazesi

• Ter Borch – Munster Anlaşmasının Onaylanması

• Pieter De Hooch – Anne

• Jacob Van Ruisdael – Wijk Bij Duurstede’deki Yel Değirmeni

• Meindert Hobbema – Middelharnis’deki Yol

• Frans Hals – Toplu Portre

• Titian – Urbino Venüsü

Barok Mimari

Barok sanat akımı mimarlık alanında da ön plana çıkmıştır. Barok sanatının Roma’da doğduğu varsayılır ve İtalya’daki barok sanatının en güçlü mimarları Francesco Borromini ile Lorenzo Bernini’dir. Bu mimarların ardından ise Pietro Berettini Da Cortona, Guarino Guarini ve Baldassare Longhena gelmektedir. Barok mimari sanatının yayıldığı diğer ülkeler ise Fransa, İspanya, Almanya, Polonya, Avurturya, Rusya ve Çekoslavakya’dır.

barok-sanati

Barok mimarisinin en önemli özellikleri şöyledir:

• Renkler ve süsler çok yoğun kullanılmaktadır.

• Görkemli heykeller, fıskiyeli havuzlar, muazzam salonlar, mükemmel duvar işlemeleri, tamamlanmamış mimari öğeler, geniş skalalı tavan freskleri barok mimaride yer alan ana unsurlardır.

• Yumuşak olan gotik tarz tamamen reddedilmektedir.

• Düz hatlar yerine yuvarlak hatlar kullanılmaktadır.

• Sarayların ve diğer büyük yapıların cephelerine çok önem verilmektedir.

Barok döneme ait en önemli mimari yapılar aşağıdaki gibidir:

• Versailles Sarayı

• Palais du Luxemburg

• Belvedere Sarayı

• San Carlo alle Quattro Fontane

• St. Paul Kilisesi

Barok Dönemi Heykelciliği

Bu dönemde hem resim hem heykelde insanların iç dünyasını ve ruh halini aksettirmek ön plandadır. Heykellerdeki kahramanlarda tıpkı resimlerdeki kahramanlarda olduğu gibi çirkine pek yer verilmez. Bunun yanında barok dönemi heykelciliğinin özellikleri ülkeden ülkeye de bir takım değişiklikler göstermektedir.

barok-art

Ülkeden ülkeye değişen bazı özelliklere karşın bu dönemde yapılan heykellerin karakteristik özellikleri şunlardır:

• Tam gerçekçilik

• Büyük ölçüde resimli etkiler

• Teknik üstünlük

Yine İtalya’dan örnek verecek olursak, bu alanda bir deha olan Bernini’den bahsetmemek olmaz. Bernini hem heykeltıraş hem mimardır ancak mimari eserleri de adeta heykellerini vurgulama özelliği taşımaktadır. Bunun en güzel örneği ise Vatikan’da yer alan sütunlardır.

Barok Sanatı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

• Barok kelimesi Portekizce Barucco’dan gelmektedir. Barucco ise düzensiz incilere verilen isimdir.

• Barok sanatı özellikle Roma’da yer alan kiliselerde, Avrupa’daki saraylarda ve şatolarda etkisini göstermiştir.

• Barok resim sanatında vücut adalelere ve damarlara kadar gösterilmektedir.

• Yine barok resimde durgun yüz ifadeleri yerini hisli ve neşeli, bazen de ıstıraplı ifadelere bırakır.

• Avrupa ile temasların artması sonunda Osmanlı’da da Barok tarzının etkileri görülmeye başlamıştır. Ancak bizim sanatçılarımızın da yorumlarıyla beraber batıdakinden daha farklı eserler ve yapılar ortaya çıkmıştır. İstanbul’da yer alan barok mimarisi eserlerinden bazıları Nuruosmaniye, Ortaköy ve Laleli camileri ile Selimiye Kışlası’dır.

• Katolik ülkelerde veba salgınının bittiğine şükretmek için yapılan Veba Sütunları da barok dönemi eserleri arasında yer almaktadır.

• Barok akımı aynı zamanda edebiyatta, dansta ve müzikte de etkilerini göstermiştir.

fovizm

Tarihe şöyle bir göz atarsak onlarca sanat akımının olduğunu görürüz. Her bir sanat akımının kendine has özellikleri vardır ve bu özellikler sayesinde diğer akımlardan ayrılırlar. Fovizm de bu sanat akımlarından bir tanesidir ve 1898 ile 1908 seneleri arasında Fransa’da Henri Matisse tarafından geliştirilmiştir. Bu akımın en belirgin özelliği göz alıcı ve canlı renklerin kullanılmasıdır.  Bu akım ilk kez 1905 senesinde Paris’te açılan bir sergide duyulmuştur. Bu sergiye katılanlar farklı bir anlatımla karşılaşmış ve doğrudan sürülen renkler ile bozuk perspektif onları şaşırtmıştır. Sergiye katılan eleştirmenlerden birisi olan Louis Vauxcelles bu gruba vahşi hayvanlar anlamına gelen Les fauves adını vermiştir ve akım da ismini buradan almıştır.  Fovizm’in Özellikleri Nelerdir? Canlı, çiğ, sert ve bağıran renkler doğrudan kullanılır. Temiz ve düz renkler kullanılmalı, resim sade olmalıdır. Bu akımda ön planda çarpıcı renk tonları vardır ve renk şiddetine önem verilir. Bununla birlikte derinlik resimden atılmıştır. Eğer resimde ışık alan bölgeler ya da uzaklıklar gösterilecekse bu renk değişiklikleri ile yapılır. Bazı kaynaklara göre izlenimcilik akımının devamı olarak belirtilir. Resimdeki anlam ya da duygu renklerle anlatılmaktadır. Fovizm’de boyalar direkt tuvale sıkılmaktaydı. Resimlerde konu genellikle natürmort, insan figürleri ya da peyzajdı. Fovizm Hakkında Bilinmesi Gerekenler  Fovizm akımının öncüleri olarak bilinen Henri Matisse ve Andre Derain, Gustave Moreau’nun öğrencileridir. Fovizm, ilk olarak Vincent van Gogh, Paul Gauguin, Paul Cezanne ve Georges Seurat’dan ilham almıştır. 1908 senesinde bu akımın sanatçıları başka hareketlere ( bilhassa kubizme ) geçmiş ve böylece fovizm akımı son bulmuştur. Fovizm denince akla gelen sanatçılar şöyledir: Henri Matisse, Andre Derain, Raoul Dufy, Van Dongen, Maurice Vlaminck, Albert Marquet, Othon Friesz, Georges Braque ve Georges Roulaut’dur. Fovizm akımına örnek olabilecek bazı resimler şunlardır: The Green Line ( Henri Matisse ), Woman With A Hat ( Henri Matisse ), The River Seine at Chatou ( Maurice de Vlaminck, Regent Street, London ( Andre Derain ).

fovizm-nedir

Görsel: Maurice de Vlaminck

Henri Matisse Kimdir?

Fovizm akımının öncülerinden birisi ve belki de en önemlisi olan Henri Matisse tarihteki önemli ressamlardandır. Önce hukuk eğitim almış ama asıl istediği bu olmadığı için Paris’e gitmiş ve resim eğitimi almaya başlamıştır. Fovizm akımının ortaya çıkmasına neden olan sergiye katılmış ve sergiye katılanlar burada yer alan resimlerdeki anlatımı oldukça farklı bulmuştur. Bugün Matisse renklerin özgürlüğüne katkıda bulunmuş bir ressam olarak anılmaktadır.

Andre Derain Kimdir?

Andre Derain de tıpkı Henri Matisse gibi fovizm akımının liderlerindendir. İki ressam beraber yaptıkları resimleri bir sergide sunmuşlardır. Bu sergi sonunda bir eleştirmen bu gruba vahşi hayvanlar anlamına gelen Les Fauves adını takmış ve böylece Fovizm akımı ortaya çıkmıştır.

fovizm

Andre Derain denince ilk akla gelen Londra resimleridir. Bu şehri daha önce birçok ressam çizmiştir, ancak Derain’in resimleri bunlardan farklıdır. Ressamın Londra resimlerine canlı renkler hakimdir.

ronesans

ronesansRönesans Dönemi’nde Üflemeli Çalgılar

Üçlemesi çalgıları gelişimi Rönesans’ta telli ve yaylı çalgılar gibi hızlı olmamıştır.16. Yüzyılda düz ve yan flüt kullanılıyordu. Ancak kalın sesli olanların ses rengi Org sesini andırıyordu.Fifre savaş çalgıları düz sayılıyor,  davul ve Trampet ile birlikte kullanılıyordu.1539 yılında Afrainio adındaki bir papaz kamışlı ve kalın sesli bir çalgı icat etti. Afrainio fagotto adını verdiği bu çalgı kısa sürede bütün ortaçağ Üflemeli  çalgilarini aşarak tutundu. Süreç içinde değişik biçimler alan fagotto sonunda  günümüz orkestra çalgıları biri oldu.

Metal Üflemeli çalgılar da Rönesans döneminde gelişmiştir. Büyük savaş boruları 15. yüzyıldan başlayarak zarif bir eğrilik kazandılar. Corno denen Avcı boruları son ve kesin biçimini almış trombon da sürgünün geliştirmesiyle tatlı sesli bir çalgı durumuna gelmiş.

Ortaçağ  da Üflemeli Çalgılar

Romalılar’in ünlü kornosu  9. yüzyıldan başlayarak küçük bir doğal boynuz olarak kullanılmıştır.  Sonraları metalden yapılıyordu. Sürek avında kullanıldığı gibi Alman ülkelerindeki posta işletmesinin sembolü olarak kalmıştır.
Romalılar’in tuba dedikleri trompet ortaçağ da az kullanılmıştır ama son dönemde trombon ile birlikte vardı.

Kaynak: Ahmet Say müzik tarihi

yılıniyilerindenimagori
Gotan Project’ten bildiğimiz Christoph H. Müeller, enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş eski toprak Hans-Joachim Roedelius’u da yanına alarak oldukça yoğun, atmosferik bir elektronik müzik füzyonu ortaya çıkarmış. Bu yılın ‘kıyıda köşede kalacak’ ama iyi albümlerinden biri ‘Imagori’.
Kıyıda köşede kalacak ama yılın iyilerinden: 'Imagori'

70’lerin krautrock sınırları ve deneysel elektronik müzik geleneğinin önemli gruplarından Harmoni ve Kluster’ın kurucusu, 1934 doğumlu Hans-Joachim Roedelius, kendinen yaşça hayli küçük, müzikal perspektif bakımından da farklı Christoph H. Müeller ile birlikte bir albüm yaparsa nasıl olur?

İsviçreliler ve Almanlar bir araya gelince genelde güzel şeyler olur. Müzik alanında da bu değişmiyor. Gotan Project’ten bildiğimiz Müeller, enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş eski toprak Roedelius’u da yanına alarak, ortaya oldukça yoğun, atmosferik bir elektronik müzik füzyonu çıkarmış.

2012 yılında Paris yakınlarında Enghien-les-Bains’deki sanat merkezinde bir seri doğaçlama performans sonrasında doğan birliktelik, ‘Imagori’ albümünde tam manasıyla son halini almış. 70’ler film müziklerinden bir piyano pasajını krautrock yağında kavurun, üzerine acid-jazz sosu dökün, işte size ‘Imogari’.
8+2+3 parçalık uzunçalarda genellikle melodik piyano tınılarına Roedelius, elektronik seslere ise Müeller hayatveriyor. Yaptıkları müzikle 80’lerindeki Roedelius ve ondan neredeyse iki kuşak sonradan gelen Müller, oldukça iyi bir iş çıkarmışlar.

Plak versiyonuna dahil edilmemiş iki parça ‘808 Fantasy’ ve ‘The Question’ fena değiller. Vasat oldukları için olsa gerek, plağa layık görülmemişler. Sonraki 3 parça ise sadece dijital olarak satışta ama maalesef ülkemizde değil. Orada Peter Kruder, Takamovksy ve Ken Hayakawa remix’leri var.
Asıl albümdeki sekiz parçaya dönecek olursak; ‘Himmel Über Lima’daki Viyana kokulu dub etkisi yeterince sıcak. ‘Valse Mecanique’i dinlerken, Basel’de akşam yemeğini yiyen İsviçrelinin saatinin içinde geziniyor gibi hissediyorsunuz. Açılış parçası ‘Time Has Come’ da hiç beklenmedik şekilde clicks & cuts var. ‘QM’ de ise Cluster ruhu! ‘About Tape’te Brain Eno sesiyle eşlik ediyor. B yüzünün açılış parçası ‘A Song or Not’ ise benim için albümdeki en iyi ve öne çıkan parça. Müeller’in hünerleri biraz olsun daha ön planda gibi. Piyano akorlarını serpiştiriş biçimi Gotan Project’i hatırlattığı için belki de.

Roedelius’un müzik aşkına bir egzersiz diye nitelediği ‘Imagori’de doğaçlamanın gücü de unutulmamış tabii ki.
Albümün karanlık, puslu atmosferinde nedense hiç karamsar duygulara kapılmıyorsunuz. Sadece derin düşüncelere dalıyorsunuz; ya da dikkatinizi vermediyseniz eğer, size bir çeşit asansör müziği gibi gelecektir ‘Imagori’. Zaten kotarılış biçimi de, Bauhaus döneminde tasarlanmış sandalyeleri ya da Dieter Rams’ın Braun ürünleri gibi. Çok güzel görünürler, ama kimse onları görmez. Son derece mükemmel tasarlanmalarına rağmen ‘less is more’ düsturuna uygun olarak az ve öz oldukları için, görünmezdirler.
Usta iki müzisyenin hayat verdiği ‘Imagori’nin içindeki ses parçacıklarının her biri de, öncesinde saatlerce süren doğaçlama seanlarından sonra, özenle oraya yerleştirilmiş. Pikabın iğnesi dokunduğunda ses veriyor ve sadece görevlerini yerine getiriyorlar, fazlasını değil. Ama bunu duyan kulaklarımız için hikaye daha yeni başlamış oluyor. Bu yılın ‘kıyıda köşede kalacak’ ama iyi albümlerinden biri ‘Imagori’.

Türkiye’de yetişmiş en yetenekli gitaristlerden biri olarak kabul edilen ve 2001’de genç yaşta trajik şekilde hayata veda eden Yavuz Çetin’in ‘İlk’ albümü 18 yıl sonra Rainbow45 Records etiketiyle ilk kez plak formatında müzikseverlerle buluşuyor.

yavuz_çetin

 

Türkiye’de yetişmiş en yetenekli gitaristlerden biri olarak kabul edilen ve 2001’de genç yaşta trajik şekilde hayata veda eden Yavuz Çetin’in ‘İlk’ albümü 18 yıl sonra Rainbow45 Records etiketiyle ilk kez plak formatında müzikseverlerle buluşuyor.

yavuz-çetin

 

 

2001 yılında genç yaşta trajik bir şekilde aramızdan ayrılan, Türkiye ’de yetişmiş en yetenekli gitaristlerden biri olan, blues tandanslı Türkçe rock türünde yazdığı şarkıları ve sergilediği eşsiz performanslarıyla bir dönemin idolü Yavuz Çetin‘in ‘İlk‘ albümü, 18 yıl sonra Rainbow45 Records etiketiyle ilk kez plak formatında müzikseverlerle buluşuyor. Türkçe rock müziğinin en başarılı albümlerinden birisi olarak kabul edilen ve dönemi itibarıyla rock tutkunlarının vazgeçemediği bu albüm, yüksek ses kalitesinde, açılır kapaklı, 180 gr. ağırlığında, ayrıca önlü arkalı poster ve Yavuz Çetin‘in yakın dostlarının kendisiyle ilgili anıları, duyguları ve düşüncelerinin yer aldığı 2 sayfalık ‘özel buklet‘li tasarımıyla plakseverlere sunuluyor…

Yaşamı boyunca 1960’lı ve 1970’ li yılların blues ve rock müziklerinden etkilenir Yavuz Çetin… Blues ve rock müziğinin ruhunu Türkçe sözlerle harmanlar ve birbirinden güzel şarkılar yazarak kısa sürede büyük bir hayran kitlesine sahip olur. Jimi Hendrix’i ve dünyaya mal olmuş blues şarkılarını da yorumlamaktan her zaman büyük bir keyif alır.
Kendine özgü duruşu, tavırları, sevecenliği, paylaşımcılığı, olağanüstü müzikal yeteneği, stili ve şarkılarıyla kısa sürede müzik dünyasında farkedilen ve çok sevilen Yavuz Çetin, kendi şarkılarının yanı sıra çok sayıda sanatçının stüdyo albümlerinde yer alır ve sahne performansları sergiler. Kurucusu olduğu Labirent, Grup Pi, Yavuz Çetin Band ve 16 yıl çaldığı Blue Blues Band‘in yanı sıra uzun süre MFÖ grubunun gitaristliğini de üstlenir ve sayısız sahne performansına imza atar…

Ercan Saatçi ile Aykut Gürel’in prodüktörlüğünde ve Yavuz Çetin‘in süpervizörlüğünde gerçekleşen sanatçının bu ‘İlk‘ albümünde toplam 12 adet söz ve müziği yavuz cetinkendisine ait şarkı yer alır. Kendisine Özkan Uğur, Göksel, Sunay Özgür, Cengiz Tuncer, Yavuz Darıdere ve Serdar Öztop gibi tanınmış başarılı müzisyenler eşlik eder.

‘Erkeğin Olmak İstiyorum‘, ‘Bilmem Neden İnat Ettim‘, ‘Kimse Bilemez‘, ‘Bodrum Gecesi Yüzünden‘, ’Ağlamayı Sevmem Ben’, ‘Sahil‘, ‘Birkaç Saat’ ve ‘Fanki Zonki Tonki’ gibi Çetin’in bugün de hala dillerden düşmeyen hit şarkılarını barındıran plak, bu hafta itibarıyla EMI–Universal Müzik Türkiye dağıtımıyla büyük müzik marketlerde, İstanbul’un seçkin plak dükkanlarında ve rainbow45records.com web sitesinde satışa sunuldu.

 

tarihte-bugun-ne-oldu431 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 151. (artık yıllarda 152.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 214 gün vardır.

Olaylar

  • MÖ 1279 – Eski Mısır’da, 19. Hanedan firavunlarından II. Ramses başa geçti.
  • 1799 – Napolyon, Akka yenilgisinin ardından, savaş meydanını Cezzar Ahmed Paşa kuvvetlerine terk etti.
  • 1859 – Londra’daki ünlü saat kulesi Big Ben’in saati ilk kez çalışmaya başladı.
  • 1911 – RMS Titanic yolcu gemisi denize indirildi. (Yapımı 1912’de tamamlanacaktır)
  • 1927 – Ford Model T otomobillerin sonuncusu üretim bandından çıktı. Bu tarihe kadar aynı modelden tam 15,007,003 araç üretilmişti.
  • 1933 – İstanbul Darülfünunu’nun kapatılıp yerine Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı yeni bir üniversitenin kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.
  • 1946 – Varto ve Hınıs’ta 5,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 839 kişi öldü, bin 991 ev yıkıldı.
  • 1957 – Atatürk Üniversitesi kanunu kabul edildi.
  • 1960 – Türk Ordu Milli Futbol Takımı ikinci defa Dünya Şampiyonu oldu.
  • 1967 – Türkiye’de ikinci kez bir hastaya yapay kalp kapakçığı takıldı.
  • 1969 – Ünlü soprano Maria Callas, Pier Paolo Pasolini’nin Göreme’de çekeceği ‘Medea’ filmi için Türkiye’ye geldi.
  • 1971 – THKO gerillaları Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alparslan Özdoğan Kahramanmaraş’ın Nurhak ilçesindeki Nurhak Dağları’nda güvenlik güçleri ile girdikleri çatışma sonucu öldürüldü.
  • 1983 – Milli Güvenlik Konseyi, 79 sayılı bildirisiyle Büyük Türkiye Partisi’ni kapattı.
  • 1985 – Ecstasy olarak da bilinen psychedelic ilaç Methylenedioxymethamphetamine (MDMA) ABD’de yasaklı ilaçlar listesine alındı.
  • 1987 – Yunanistan’ın ilk yasal özel radyo istasyonu yayınına başladı.
  • 1996 – Erzurum Dadaşkent Belediye Başkanı Ensar Coşkun, “öğrenciye ev verenin kanalizasyonunu tıkarım. Erkek ve kız öğrenciler kiraladıkları evlerde karı koca hayatı yaşıyor” dedi.
  • 1999 – PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yargılanmasına İmralı Adası’nda başlandı.
  • 2002 – 2002 FIFA Dünya Kupası Güney Kore ve Japonya’da başladı.
  • 2010 – İsrail ordusu, Türkiye’den hareket eden İHH (İnsani Yardım Vakfı)’nın 9 insani yardım gemisine baskın operasyonu düzenledi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, operasyonu desteklediğini açıkladı.
  • 2013 – Gezi Parkı protestolarının başlangıç tarihi. 31 Mayıs sabahı parktaki ağaçların kesilmemesi için Taksim başta olmak üzere Türkiye genelinde protestolar başlamıştır.

Doğumlar

  • 1819 – Walt Whitman, ABD’li şair (ö. 1892)
  • 1852 – Francisco Pascasio Moreno, Arjantinli kaşif, antropolog, jeolog (ö. 1919)
  • 1907 – Peter Fleming, İngiliz gazeteci, gezgin (ö. 9 Ağustos 1971)
  • 1923 – III. Rainier, Monaco prensi (ö. 2005)
  • 1930 – Clint Eastwood, ABD’li aktör ve yönetmen
  • 1931 – Robert Schrieffer, Nobel Ödülü sahibi ABD’li fizikçi
  • 1952 – Jim Vallance, Kanadalı müzisyen
  • 1955 – Nilüfer, Türk pop şarkıcısı
  • 1965 – Adnan Tönel, Oyuncu, akademisyen
  • 1972 – Facundo Arana, Arjantinli sinema oyuncusu
  • 1974 – Kenan Doğulu, Türk Pop Şarkıcısı
  • 1976 – Colin Farrell, İrlandalı aktör

Ölümler

  • 1809 – Franz Joseph Haydn, Avusturyalı besteci (d. 1732)
  • 1832 – Évariste Galois, Fransız matematikçi (d. 1811)
  • 1837 – Joseph Grimaldi, İngiliz palyaço, komedyen (d. 1779)
  • 1962 – Adolf Eichmann, Nazi subayı (İsrail’de yargılanıp idam edildi) (d. 1906)
  • 1963 – Ahmet Bedevi ‘Manisa Tarzanı’ olarak tanınan (d. 1899)
  • 1971 – Sinan Cemgil, Türk devrimci (d. 1944)
  • 1976 – Jacques Monod, Nobel ödüllü Fransız biyolog (d. 1910)
  • 1983 – Jack Dempsey, ABD’li ağır sıklet boks şampiyonu (d. 1895)
  • 1994 – Uzay Heparı, müzisyen (d. 1969)
  • 1999 – Davor Dujmovic, aktör (d. 1969)
  • 2000 – Tito Puente, Porto Riko asıllı ABD’li Latin caz müzisyeni (d. 1923)
  • 2004 – Mehmet Fuat Doğu, Türk asker ve istihbaratçı (d. 1914)
  • 2006 – Raymond Davis Jr., Nobel Ödülü sahibi ABD’li fizikçi (d. 1914)
  • 2006 – Miguel Berrocal, İspanyol ressam ve heykeltıraş (d. 1933)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Sigara İçmeme Günü
Nar Sanat

sanatŞehrin havasını, tadında ve kıvamında müziklerle taçlandırmak isteyenlere: en âlâsından hafta sonu güzergâhı takdimimizdir… Ayrıca ‘ben artık şarkı dinlemek değil, söylemek istiyorum’ diyenlere de en temizinden karaoke çetelesi tuttuk… ‘Bana uyar’ derseniz de usuldan yanaşınız ajandamıza!

KONSERLERDEN

29 MAYIS CUMA

*Genç Bi Şenlik’15: Athena – Gripin – Can Gox – Yüzyüzeyken Konuşuruz:29 Mayıs Cuma, saat 15.00’ten itibaren İstanbul, KüçükÇiftlik Park’ta. Ayakta: 55 TL. Tel: (0212 231 3045)

*Demet Akalın: 29 Mayıs Cuma, saat 22.00’de, Bursa, Jolly Joker’de. Giriş: 113, 56 TL. Tel: (0224 451 5080)

*Mehmet Erdem: 29 Mayıs Cuma, saat 22.00’den sonra Ankara, Jolly Joker’de. Giriş: 90, 45 TL. Tel: 0312 424 11 11)

*Alman DJ ve prodüktör Fritz Kalkbrenner: 29 Mayıs Cuma, saat 22.00’den sonra İstanbul Kloster’de. Giriş: 50 TL. Tel: (0533 258 93 93)

*Jehan Barbur: 29 Mayıs Cuma, saat 22.30’da, İstanbul, Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde. Giriş: 39 TL. Tel: (0212 245 10 48)

*Dilek Sert Erdoğan: 29 Mayıs Cuma, saat 21.45’te, İstanbul, Kılçık Mekan’da. Giriş: 23 TL. Tel: (0538 986 7373)

*Feridun Düzağaç: 29 Mayıs Cuma, saat 22.30’dan sonra İstanbul, KadıköySahne’de. Giriş: 50 TL. Tel: (0216 550 0492)

*Adamlar: 29 Mayıs Cuma, saat 23.50’den itibaren İstanbul, BKM Mutfak Sahne’de. Giriş: 28 TL. Tel: (0212 259 09 14)

*Vocal Djane Katrin Shirmanova: 29 Mayıs Cuma, saat 23.00’ten sonra İstanbul, XLarge Club’ta. Giriş: 55 TL. Tel: (0506 788 7372)

*Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ADSO Sezon Sonu Konseri: 29 Mayıs Cuma, saat 20.30’da, Antalya Kültür Merkezi’nde. Şef Murat Göktaş, solist Tuncay Kayış, vokal Melodi Kayış (keman), Cem Sevgi trompet (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası), İ. Kutay Maktay trompet (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası), Cem Güngör trombon, Alan Bedi Durham trombon (Ankara Devlet Opera ve Balesi), Fatma Gözde Durham trombon (Ankara Devlet Opera ve Balesi), Alpay İşman bas gitar, Zafer Gerdanlı davul, Yunus Şahyan kanun, Atıf Peynirci (İzmir Devlet Opera ve Balesi). Giriş: 12, 7 TL. Tel: (0242 238 5444)

*Luxus: 29 Mayıs Cuma, saat 22.00’den sonra Antalya Dolma Meyhane – Bar’da. Giriş: 25 TL. Tel: (0242 247 4055)

*Demir Demirkan: 29 Mayıs Cuma, saat 21.00’den sonra Aydın, Hayal Kahvesi Kuşadası’nda. Giriş: 34 TL. Tel: (0532 406 5402)

*Levent Yüksel: 29 Mayıs Cuma, saat 22.00’den sonra İstanbul, Jolly Joker’de. Giriş: 56 TL. Tel: (212 249 0749)

*3 Singers: Neşet Ruacan Trio – Şenay Lambaoğlu – Asena Akan – Başak Yavuz: 29 Mayıs Cuma, saat 22.00’den sonra İstanbul, Living Room’da. Giriş: 45, 25 TL. Tel: (0216 405 24 04)

*Koray Candemir: 29 Mayıs Cuma, gece yarısından sonra İstanbul, Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde. Giriş: 39 TL. Tel: (0212 245 1048)

30 MAYIS CUMARTESİ

*An Evening with Hugh Jackman: 30-31 Mayıs ve 1 Haziran, saat 21.00’de, İstanbul, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde. Gösteride 32 kişilik bir orkestra ve dansçılar Jackman’a eşlik ediyor. “Singin’ in the Rain ve Guys and Dolls” gibi klasik olmuş müzikallerden yorumların yanı sıra sanatçının vatandaşı olduğu Avustralya’nın yerli Aborjin kültürü ile “The Boy from Oz (Oz’lu Çocuk)” adlı ve kendisine Tony Ödülü kazandıran filmde canlandırdığı Peter Allen’ın bestelerine de yer veriliyor. Giriş: 975, 192 TL. Tel: (0216 556 98 00)

*OneRepublic: 30 Mayıs Cumartesi, saat 19.00’dan sonra İstanbul, Volkswagen Arena’da. Dünya müzik listelerinde zirveye yerleşen “Apologize”, “If I Lose Myself” ve “Counting Stars” parçalarının sahibi, ABD’li pop-rock grubu OneRepublic’in ayakta ve saha içi ayakta biletleri tükendi. Sahne önü ayakta: 195 TL. Tel: (0212 377 6700)

*Itzhak Perlman: 30 Mayıs Cumartesi, saat 21.30’da, İzmir, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde. Giriş: 250, 30 TL. Tel: (0232 293 3800)

*Sagopa Kajmer: 30 Mayıs Cumartesi, saat 21.00’den sonra İzmir, Bornova Açıkhava Tiyatrosu’nda. Giriş: 40 TL. Tel: (0232 373 4445)

*Şebnem Ferah: 30 Mayıs Cumartesi, saat 20.00’de, İzmir, Container Hall’de. Giriş: 78, 45 TL. Tel: (0532 064 83 24)

*Ekşi Fest 2015: 30 Mayıs Cumartesi, saat 13.00’te, İstanbul, Life Park’ta. Festivalin sürprizi: Türk müzik tarihinin en önemli isimlerinden Selda Bağcan ve Tel Avivli surf rock grubu Boom Pam’in bir araya gelerek Selda Bağcan’ın klasikleşmiş parçalarını orkestrayla tekrar canlandırdıkları projeleri Selda & Boom Pam. Diğer konuklar arasında; Yüzüklerin Efendisi’nin Frodo’su Elijah Wood ve grubu Wooden Wisdom (Elijah Wood + Turquoise Wisdom), DJ Fitz, Grup Ses Beats, Che Sudaka, Fransız reggae grubu Dub Inc., büyük bir şenliği küçük bir sahneye sığdıran La Rue Ketanou, Beyrut’un blues/rock grubu The Wanton Bishops, protest müziğin en sevilen gruplarından Bandista uzun ve muhteşem canlı performansların sempatik sanatçısı Carmen Souza yer alıyor. Tel: (0216 556 98 00)

*Güzel Bir Gün: 30 Mayıs Cumartesi, saat 12.00’de, İstanbul, KüçükÇiftlik Park’ta. Piknik havasında geçecek Güzel Bir Gün’de; Gaye Su Akyol’dan İlhan Erşahin’e, Feathered Sun ve Nu’dan Büyük Ev Ablukada’ya pek çok ismi dinlemek mümkün. Giriş: 78 TL. Tel: (0212 231 3045)

*Selami Şahin: 30 Mayıs Cumartesi, saat 22.00’den sonra Ankara, Jolly Joker’de. Giriş: 165, 56 TL. Tel: (0312 424 11 11)

*Gökhan Tepe: 30 Mayıs Cumartesi, saat 22.00’den sonra Bursa, Jolly Joker’de. Giriş: 134, 45 TL. Tel: (0532 306 80 22)

*Ah! Kosmos: 30 Mayıs Cumartesi, saat 21.30’da, Ankara, Noxus’ta. Giriş: 28 TL. Tel: (0312 419 8009)

*Kurban: 30 Mayıs Cumartesi, saat 21.00’de, İstanbul Mask Live Music Club’ta. Giriş: 40, 30 L. Tel: (0212 231 3045)

*Yıldız Tilbe: 30 Mayıs Cumartesi, saat 22.00’den sonra Antalya, Jolly Joker’de. Giriş: 169, 56 TL. Tel: (0530 383 29 29)

*Grup Gündoğarken: 30 Mayıs Cumartesi, saat 21.30’da, İstanbul, Beyrut Performance’ta. Giriş: 56, 34 TL. Tel: (0541 954 61 85)

31 MAYIS PAZAR

* 1st Harvest Festival – Alt-J – Mew: 31 Mayıs Pazar, saat 12.00’den itibaren İstanbul, KüçükÇiftlik Park’ta. Giriş: 168, 84 TL. Tel: (0216 556 98 00)

*Ayhan Sicimoğlu – Latin All Stars: 31 Mayıs Pazar, saat 20.00’de, İstanbul, Caddebostan Kültür Merkezi’nde. Giriş: 89, 50 TL. Tel: (0216 296 3055)

*Cem Adrian: 31 Mayıs Pazar, saat 18.00’de, İstanbul Mall Of İstanbul MOİ Sahne’de. Giriş: 56, 46 TL. Tel: (0212 801 1000)

** *** *** ***

HAFTANIN TİYATROLARI

*“Mükemmel”: 29 Mayıs Cuma, saat 20.30’da, İstanbul Borusan Oto Dolmabahçe Sahne’de. Süpervizör Levend Öktem, yazar Sibel Yıldırım Özer, yönetmen Ali Gökmen Altuğ, oyuncular arasında ise Levend Öktem, Sibel Yıldırım Özer, Barış Çelikkol ve Tuna Gürcoşkun gibi isimler yer alıyor. Tel: (0532 365 0213)

*“Kuşlar”: 29-30 Mayıs, saat 20.30’da, İstanbul Çevre Tiyatrosu’nda. Aristofanes’in yazdığı, Volkan M. Sarıöz’ün yazdığı oyunun oyuncuları arasında Cansu Saka, Ezgi Ulusoy, Gözde Şencan, Güliz Gündüz, Hakan Atalay, İbrahim Barulay ve Merve Dizdar yer alıyor. Tel: (0212 585 5935)

*“Mus’ab Bin Umeyr”: 29 Mayıs Cuma, saat 20.00’de, İstanbul 1001 Sanat’ta. Menan Cinleri’nin yazarı ve yönetmeni Mahmud Tahsin’in iki perdelik oyunu. Tel: (0212 504 1001)

*“Yaşamaya Dair”: 29 Mayıs Cuma, saat 21.00’de, Eminönü Ali Paşa Hanı’nda. Nazım Hikmet’in ölümünün 50. yıldönümü için Genco Erkal’ın uyarlayıp yönettiği oyunda, Tülay Günal da oynuyor. Piyano ve viyolonsel eşliğinde oynanan oyunda, başta Fazıl Say ve Zülfü Livaneli olmak üzere değişik bestecilerin Nazım şarkıları da seslendiriliyor. Tel: (0532 350 83 80)

*“Göl Kıyısı”: 29-30 Mayıs, saat 20.30’da, İstanbul, Talimhane Tiyatrosu, Şişli Black Out Sahnesi’nde. Theresa Rebeck’in yazdığı, Mehmet Ergen’in çevirip yönettiği oyunda; Meltem Cumbul, Pelin Ermiş, Seren Şirince, Ushan Çakır, Yiğit Özşener rol alıyor. Tel: (0212 233 1205)

*“Agamemnon: Süpermarketten Döndüm Oğlumu Bir Temiz Dövdüm”: 29 Mayıs Cuma, saat 20.30’da, İstanbul Galata Perform’da. Rodrigo Garcia’nın yazdığı, Burak Safa Çalış’ın yöneip oynadığı oyunun süpervizörü Yeşim Özsoy. Tel: (0212 243 9991)

*“Benim Adım Anna”: 30 Mayıs Cumartesi, saat 20.30’da, İstanbul Tiyatro Karakutu’da. Egemen Sancak’ın yazıp yönettiği oyunda Erşan Özhim, Hamdi Alp, Ayça Çetin, Mevlüt Atış rol alıyor. Tel: (0531 430 08 97)

*“Küçük Prens Bana Dedi ki”: 30 Mayıs Cumartesi, saat 20.30’da, İstanbul, Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’nde. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nun yeni oyunu. Tel: (0212 240 4333)

*“Garaj”: 30 Mayıs Cumartesi, saat 20.30’da, 31 Mayıs Pazar, saat 17.00’de, Craft Kadıköy’de. Kemal Hamamcıoğlu’nun yazdığı, İpek Bilgin’in yönettiği oyunda Enis Arıkan ve Güven Murat Akpınar rol alıyor. Tel: (0216 345 0518)

** *** *** ***

HAFTANIN KAÇMAZLARI

Ajandaya not düşülecekler!

* Berlin Filarmoni’nin 12 Çellisti: 1 Haziran Pazartesi, saat 20.30’da, İstanbul, Aya İrini Müzesi’nde. Giriş: 325, 39 TL. Tel: (0216 556 98 00)

*Rus Mevsimleri ile Amerikan Mevsimleri: Kremerata Baltica – Gidon Kremer: 2 Haziran Salı, saat 20.30’da, İstanbul Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da. Giriş: 275, 39 TL. Tel: (0212 373 11 00)

*Hindi Zahra: 3 Haziran, Çarşamba, saat 20.30’da, Ankara, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi Kemal Kurdaş Salonu’nda. Giriş: 50, 35 TL. Tel: (0312 210 41 51)

*Anjelika Akbar – Hakan Aysev – Mutlu Aşk Şarkıları: 3 Haziran, saat 20.00’de, İstanbul, İş Sanat Kültür Merkezi’nde. Giriş: 84, 56 TL. Tel: (0212 316 1083)

*“Woyzeck”: 3 Haziran Çarşamba, saat 20.30’da, İzmir Sanat’ta. Georg Büchner’in yazdığı, Hasan Kuruyazıcı’nın dilimize çevirdiği, İbrahim Güngör’ün yönettiği oyunda; Batuhan Köksal, Jülide Derya, Burak Özhan, Mehmet Onur, Ege Derin gibi isimler yer alıyor. Tel: (0232 482 09 39)

*Oliver Schnyder – İstanbul Resitalleri: 4 Haziran Perşembe, saat 20.00’de, İstanbul, Sakıp Sabancı Müzesi – the Seed’de. Giriş: 150 TL. Tel: (0212 323 6050)

** *** ** **

SERGİLERDEN

Hangi galerileri geziyoruz?

*“Paris’te 3 Gün / 3 Days in Paris / 3 Jours à Paris” başlıklı sergi, 5 Haziran’a kadar Karaköy, İstanbul Gradiva Hotel’de görülebilir. Üç gün üç gece aynı sokaklarda farklı açılarda yaşayan şehri ölümsüzleştiren Lebin Ebru Çokişler, Çiğdem Keskin, Onur Tekin, Orhan Akkaya, Kadircan Savaşkan, Elif Savaşkan, Selda Uçan Genç, Dinçer Kaymak ve Levent Özçelik fotoğraf tutkunlarını 18 fotoğraflık bir sergiyle buluşturuyor. Telefon: (0212 249 77 00)

*TESYEV yararına sanatseverlerle buluşan “Yaban” adlı sergiyi, 6 Haziran’a kadar Akaretler 41’de takip edebilirsiniz. Kenya, Tanzanya, Zambiya, Botsvana, Etiyopya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Svaziland, Namibya, Ruanda, Madagaskar gibi birçok farklı ülkelerde gerçekleşen çekimlerle ortaya çıkan fotoğraf sergisinin yaratıcıları İbrahim E. Temo ve Engin Akış.

*2006 yılında Granada’da dünyanın ilk Sualtı Heykel Müzesi’ni açan ve su üstü hayatını su altına taşıyan, kendisi de bir dalgıç olan Jason De Caires Taylor’ın beton heykellerinin fotoğrafları bu yıl 17.si düzenlenecek Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO) Kongresi kapsamında sergileniyor. National Geographic’in dünyanın en iyi 25 harikası arasında gösterdiği Taylor’ın heykelleri doğa ve insanın kurduğu dünya arasındaki karmaşık ilişkileri sembolize ediyor. Gerçek insan boyutunda, doğa ve sanatın iç içe geçtiği Taylor’ın 18 şaheserinin fotoğraflarını 4-5 Haziran tarihleri arasında Askeri Müze’de 9-16 saatleri arasında kongredeki sergide görebilirsiniz. Tel: (0212 233 2720)

*Galeri Nev’de, Meltem Işık‘ın “Şüpheli Benzeşmeler” başlıklı sergisi görülebilir. İlk sergisinde kişinin bedeniyle ilişkisini, aynı anda hem gören hem de görülen olma özelliği çerçevesinde ele alan Işık, bu defa işlerinde insan bedeni üzerinden, gördüğümüzü nasıl algıladığımızı araştırıyor. Sanatçı, yakın kadraj fotoğrafladığı bedenlere ait detayları bir araya getirirken, görülene dair alternatif okuma olanakları ima ederek, algının ve belleğin kurgulama potansiyeline işaret ediyor. Sergi 9 Haziran’a kadar açık kalacak. Tel: (0212 252 1525)

** *** *** *** **

HAFTANIN MEKANLARI

Şimdi karaoke zamanı!

*Hard Rock Cafe / Beyoğlu Terasında her salı akşamı 20.00 – 00.00 arasında gerçekleşen karaoke deneyimi ile özel barbekü sosuyla servis edilen ‘chicken tenders’ ve fıçı arpa keyfini sürebilirsiniz. Ücreti: 49.90 TL. Tel: (0212 244 67 38)

*KB Küçük Beyoğlu / Beyoğlu: Mekan “paralel sesler, paralel eğlenceler” sloganıyla her cumartesi, saat 20.00’den itibaren meraklılarını ağırlıyor. Tel: (0506 896 6665)

*My Moon Karaoke Bar / Taksim Cuma ve Cumartesi saat 10.00-05.30, diğer günler ise saat 10.00-04.00’e kadar karaoke tutkunlarının buluşma adresi olmaya devam ediyor. Tel: (0212 245 96 99)

*Club Karaoke / Beyoğlu Pazar, pazartesi kapalı olan mekan, cuma-cumartesi saat 19.00-05.00, diğer günler ise saat 19.00-02.00 arasında açık. Tel: (0212 293 76 39)

Kaynak: Habertürk

Bu yıl festival programında 23 ülkeden 40 kukla tiyatrosu topluluğu 42 gösteriyi 38 gösteri mekânında 153 kez sahneleyecek. Biri Norveç’ten gelen 4 sergi sanatseverleri ağırlayacak. Biri profesyonel sahne sanatçıları, üçü çocuklar için dört atölye çalışması festival programını zenginleştirecek. İlköğretim okulları arası kukla oyunu yarışmasında heyecanlı saatler yaşanacak. Dünyanın en büyük kukla festivallerinden biri bir kez daha İzmir’de devam ediyor.

izmir kukla günleri

9. İzmir Uluslararası Kukla Günleri 5 Mart’ta başladı. İzmir bir kez daha dünyanın en ünlü kuklacılarıyla tanışıyor. Avrupa’nın lider kukla festivali olarak tanınan etkinlik İzmir’i dünyaya tanıtıyor…

23 ülke, 40 kukla tiyatrosu grubu, 42 farklı gösteri, kentin her yanındaki 38 gösteri mekânında 150’nin üzerinde temsil, biri Norveç’ten 4 sergi, biri profesyonel sahne sanatçıları için, üçü çocuklar için 4 atölye çalışması, ilköğretim okulları arası bir kukla oyunu yarışması ve daha birçok etkinlik…

Burgas State Puppet Theatre - Bulgaristan

Burgas State Puppet Theatre – Bulgaristan

9. İzmir Uluslararası Kukla Günleri 5 – 22 Mart 2015 tarihleri arasında İzmir’de, bir kez daha dünyanın en büyük kukla festivallerinden biri olarak gerçekleşecek. Festivale bu yıl 23 ülkeden sanatçılar katılacak, 40 kukla tiyatrosu grubu, 42 ayrı oyunu, 38 gösteri mekânında 150’nin üzerinde gösterimle 50.000’den fazla seyirciyle buluşturacak. Bu yıl festivalde yine dünyanın birçok ünlü kukla tiyatrosunun yanı sıra, sergiler, atölye çalışmaları ve bir kukla oyunu yarışması yer alacak.

Chıldren’s Theatre of Republıc of Srpska - Sırbistan

Chıldren’s Theatre of Republıc of Srpska – Sırbistan

Festival programında, her yıl olduğu gibi, değişik kukla teknikleriyle oynatılan oyunlar bulunuyor. Programdaki farklı yaş gruplarına yönelik oyunlar festival süresince her yaştan izleyiciye kukla sanatının her türünden en iyi örnekleri sunarken, keyifli anlar yaşatacak.
Festival direktörü Selçuk Dinçer İzmir’in kukla dünyasında çok bilinen bir merkez durumuna geldiğini ve ülkemizde modern kukla sanatının gelişimine öncülük ettiğini söyledi. Selçuk Dinçer “İzmir Uluslararası Kukla Günleri İzmir’in en önemli kültür markalarından biri ve İzmir’in adını dünyaya duyuruyor. Sevindirici olan bir diğer şey de, İzmir’de modern kukla sanatının festivalimize paralel bir şekilde hızla gelişiyor olması. Çok yakında dünyanın önemli kukla festivallerinde İzmirli grupların oynayacağı kukla gösterilerinin boy göstereceğine hiç şüphe yok.” diye konuştu.

Demmeni  Marionette Theatre - Rusya

Demmeni Marionette Theatre – Rusya

Festivalin en önemli etkinliklerinden biri de Hayali Suat Veral’ın Karagöz tasvirlerinden oluşan sergi. Bugüne değin açılmış en kapsamlı Karagöz tasvirleri sergisi olacak sergi aynı zamanda daha önce hiçbir tasvir ustasının yapmadığı büyüklükte tasvirleri de içeriyor. Suat Veral’ın 1 metre boyundaki tasvirleri Türk Gölge Oyunu Karagöz adına önemli bir yenilik.

Ensemble Material Theater - Almanya

Ensemble Material Theater – Almanya

Bu yıl festivale katılan ülkeler ve gruplar şöyle: Amerika (Paul Zaloom), Almanya (Ensemble Material Theatre), Arjantin (Objetable Theatre), Avustralya (Perth Theatre Company), Avusturya (Gundberg Figurentheater & Musik), Bulgaristan (Burgas State Puppet Theatre, Mila Theatre, Pro Rodopi Art Center, Theatre Trio, Varna State Puppet Theatre, Vidin State Puppet Theatre), Estonya (Nuku Theatre), Fransa (Centre De Creations Pour L’Enfance), Güney Kore (Hyundai Puppet Theatre), Gürcistan (Fingers Theatre), Hindistan (Katkatha Puppet Arts Trust), İngiltere (Storybox Theatre), İran (Marble Puppet Theatre), İspanya (Trukitrek Puppet Company), İsrail (The Galilee Multicultural Theatre, Train Theatre), İtalya (Teatro Necessario, Teatro Telaio Brescia), Norveç (Hordaland Teater), Polonya (Teatr Nemno), Romanya (Lightwave Theatre Company, Teatrul Tandarica, Teatrul De Marionete Gepetto), Rusya (Tomsk Regional Puppet and Actor Theatre, Demmeni Marionette Theatre), Sırbistan (Children’s Theatre of Republic of Srpska), Slovenya (Lutkovno Gledalisce Ljubljana), Türkiye (Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Hayalperest Kukla Tiyatrosu, İlker Kılıçer Kukla Tiyatrosu, Kuklita Kukla, Küçük Salon Oyuncuları, Hayali Suat Veral, Tiyatro Oyun Kutusu, Uçaneller Kukla Evi), Yunanistan (Nevma Theatre)

Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu - Türkiye

Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu – Türkiye

Festivalin bu yılki destekçileri: Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İpragaz A.Ş., Kipa AVM, Recordati İlaç, Aliağa Belediyesi, Bornova Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi, Konak Belediyesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Amerikan Büyükelçiliği, Avustralya Büyükelçiliği, Avusturya Kültür Ofisi, Dimitrie Cantemir Romen Kültür Merkezi, İzmir Alman Kültür Merkezi, Institut Ramon Llull, İsrail Dışişleri Bakanlığı, İzmir İtalyan Konsolosluğu, Kore Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosluğu, Enrico Aliberti, Forum Bornova A.V.M., Froma Kimya, Han Tiyatrosu, İduğ, İzmir Özel Tevfik Fikret Okulları, İzmir Magazin Gazetecileri Derneği, Bizim İzmir, Haber Türk, Hürriyet, Milliyet, Posta, Yeni Asır, İsmira Otel


Festival programıyla ilgili detaylı bilgiler festivalin www.izmirkuklagunleri.com adresindeki internet sitesinde bulunabilir.

80’lerle kafayı bozmuş bir annenin çocuğu olan 5 yaşındaki Sam‘in çizdiği resimler dönemin müziğine bakışımızı azıcık değiştirdi.

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-12-650x400

80’lere dair her şeyi seven, özellikle de zamanın müziğini evde sürekli olarak dinleyen Lori bir gün oğlu Sam‘in Thompson Twins – “Hold Me Now” şarkısını resme döktüğünü gördü.

“Hold Me Now” – Thompson Twins

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-11

“It’s Raining Men” – The Weather Girls

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-6

“Crazy for You” – Madonna

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-1

“Every Little Thing She Does Is Magic” – The Police

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-10

“I Want to Know What Love Is” – Foreigner

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-9“Lost in Your Eyes” – Debbie Gibson

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-5

“Where the Streets Have No Name” – U2

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-8“Back in Black” – AC/DC

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-12-650x400 “Careless Whisper” – George Michael

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-3

“Sharp Dressed Man” – ZZ Top  

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-7 “Invisible Touch” – Genesis

80lerin-sarkilarini-resme-doken-cocuk-nolmus-2

 Kaynak : nolm.us

65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde (Berlinale) “Altın Ayı” ödülünü İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin “Taksi” adlı filmi kazandı.

altın ayı

Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen festivalin ödülleri, Berlinale Palast’ta yapılan törenle sahiplerini buldu. Tören öncesinde siyaset ve sanat çevresinden bir çok ünlü, kırmızı halıda yürüdü.

Darren Aranofsky’nin jüri başkanlığını yaptığı festivalde “Altın Ayı” ödülünü İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin “Taksi” adlı filmi kazandı. Panahi, ülkesinden çıkması yasak olduğu için törene katılamadı. İranlı yönetmenin yerine ödülünü yeğeni aldı. Sahneye gelen Panahi’nin yeğeni, “Bir şey söyleyemeyeceğim” diyerek, göz yaşlarını tutamadı. Panahi’nin ailesinin de törene katıldığı bildirildi.

Jüri Büyük ödülüne Pablo Larrain’in yönettiği “El Club” filmi layık görülürken, en iyi yönetmen dalında Gümüş Ayı ödülünü “Aferim!” filmiyle festivale katılan Rumen yönetmen Radu Jude ile “Body” filmiyle Polonyalı yönetmen Malgorzata Szumowska paylaştı.

Uluslararası Jüri, en iyi erkek oyuncu ödülünü “45 Years” filminde oynayan Tom Courtenay’a verirken, en iyi kadın oyuncu ödülüne aynı filmindeki rolüyle Charlotte Rampling layık görüldü.

En iyi senaryo dalında Gümüş Ayı ödülünü “El Boton de Nacar” filmiyle Şilili Patricio Guzman alırken, festivalin “Berlinale Shorts” adlı kısa metrajlı film yarışmasında, en iyi film dalında Altın Ayı ödülünü, Güney Koreli yönetmen Na Young-kil’in “Hosanna” adlı filmi kazandı. Yönetmen Na’yı bu yıl Uluslararası Kısa Film Jüri Üyesi olarak görev yapan Halil Altındere takdim etti.

Kısa metrajlı filmler arasında jüri ödülü kategorisinde Gümüş Ayı ödülünü, ABD’li Joanna Arnow’un ”Bad at Dancing” aldı.

65. Altınayı ödüllerinin kategorileri ve kazananlar ise şöyle sıralandı :
En iyi film (Altın Ayı): Jafar Panahi/”Taksi”
Jüri Büyük Ödülü: Pablo Larrain/”El Club”
En iyi yönetmen: Radu Jude/”Aferim!”ve Malgorzata Szumowska/”Body”
En iyi kadın oyuncu: Charlotte Rampling/”45 Years”
En iyi erkek oyuncu: Tom Courtenay/”45 Years”
En iyi senaryo: Patricio Guzman/”El Boton de Nacar”
Alfred Bauer Ödülü: Jayro Bustamante/”Ixcanul”
En iyi ilk film: Gabriel Ripstein/”600 Millas”
En iyi kısa film(Altın Ayı): Na Young-kil/”Hosanna”
Kısa film jüri ödülü: Joanna Arnow/”Bad at Dancing”
Berlin’de 5 Şubat’ta başlayan 65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde 72 ülkeden 441 film gösterilmiş, 19 film “Altın Ayı” ve “Gümüş Ayı” için yarışmıştı.

İş Bankası partnerliğinde düzenlenecek 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin yeni bölümü ‘Aziz(e)ler, Şairler ve Meczuplar’, Patti Smith, Burroughs, Pina Bausch, The Doors, Pink Floyd, Derek Jarman ve Fassbinder’in gizli kalmış filmlerini Türkiye’de ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor.

Azizeler, Şairler ve Meczuplar

İş Bankası partnerliğinde düzenlenecek 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin bu yılki yeni bölümü ‘Aziz(e)ler, Şairler ve Meczuplar’, hayat hikâyeleri ve eserleriyle ikonlaşmış sanatçıları ve sinemacıları bir araya getiriyor ve onların yıllar öncesinde çekilmiş ama ya çok az kişiye ulaşmış ya da hiç gösterilmemişfilmlerini gün ışığına çıkarıyor.

The Doors’un çektiği tek film !f’te
three-stones-for-jean-genet
Türkiye’de ilk kez gösterilecek bu filmler arasında 2013 Nisanında Jean Genet’nin Fas’ın Laraş kentinde bulunan mezarını ziyaret eden Patti Smith’i yol boyunca izleyen ve onun 30 yıl boyunca Genet için sakladığı taşları bırakışını anlatan 7 dakikalık enfes kısa, ‘Three Stones for Jean Genet/Jean Genet İçin Üç Taş’; karanlık ve rahatsız edici eserleriyle ünlü, beat kuşağının yaratıcılarından Amerikalı yazar William S. Burroughs’un trajik ve sıradışı yaşamının bilinmedik derinliklerine inen, 31 yıl sonra restore edilmiş kopyasıyla gösterilecek olan ‘Burroughs: The Movie/Burroughs’; ‘Jeanne Dielman’ın yönetmeni Chantal Akerman ile modern dansın tanrıçası Pina Bausch’u bir araya getiren, Wuppertal Tanztheater’ın Avrupa turnesi boyunca Bausch’u izleyerek bir süre sonra Akerman’ın kişisel filmine dönüşen, 30. yıldönümü olan 2013’te yenilenmiş kopyasıyla gösterilecek ‘One Day Pina Asked…/Bir Gün Pina Dedi ki…’; 68 yılının yazında turne yolundaki The Doors’u izleyerek bir yandan grubun içinde neler olup bittiğine çok yakından tanık eden, bir yandan da konserlerden parçalar dinleten, The Doors tarafından yapılmış, kameranın The Doors’un elemanları arasında dolaştığı tek film olan ‘Feast of Friends/Arkadaşların Şöleni’ ve usta belgeselci Peter Whitehead’ın Syd Barrett dönemi Pink Floyd’unu, klasik 60’lar sonu şarkılarının olduğu performanslarıyla kameraya çektiği, Desist Film’in ‘Beklenmedikliği ve dinamik geometrisiyle, film kendi başına ‘sinematografinin yüce bir fikri’ (Robert Bresson) oluveriyor’ sözleriyle övdüğü ‘Pink Floyd London ’66-’67’ bulunuyor.

Jarman ve Fassbinder’in kayıp görüntüleri bulundu!

Bölümün heyecan uyandıran vintage filmlerinden ikisi sinemaseverleri özellikle yakından ilgilendiriyor. 20 yıl önce kaybettiğimiz İngiliz yönetmen Derek Jarman’ın 1984’te bir video kamerayla, Londra’da bulunan Benjy adlı bir barı çektiği ‘Will You Dance with Me?/Benimle Dans Eder Misin?’, yapımcı ve yönetmen arkadaşı Ron Peck tarafından ilk kez günışığına çıkarılıyor.

BFI’ın meşhur küratörlerinden William Fouler’ın ‘Bir filmde dansın bu kadar iyi göründüğünü görmemiştim’ sözleriyle övdüğü bu 70 dakikalık film, bir yandan 80’ler yeraltı kültürüne dair eşsiz bir belge sunarken, Jarman’ın deneysel çalışmalarını takip edenler için de büyüleyici bir deneyim sağlıyor.

Sinema tutkunlarını heyecanlandıracak bir diğer film ise, Danimarkalı sinemacı Christian Braad Thomsen’ın, yakın arkadaşı Rainer Werner Fassbinder’le 1970 yılında yaptığı uzun konuşmalar ve röportajları buluşturduğu ‘Fassbinder – To Love without Demands/Fassbinder: Talepsiz Sevmek’. İlk gösterimini yapacağı Berlinale’den hemen sonra ilk kez !f’te gösterilecek olan bu nefis arşiv belgesel, Fassbinder’in annesi Lilo Pimpout’la yaptığı ses röportajlarını ve kült oyuncuları Irm Hermann ve Harry Baer’le olan güncel mülakatları da içine alarak kült yönetmenin pek bilmediğimiz, hayatının değişik dönemlerin ışık tutan oldukça samimi bir portresini çiziyor.

!f günleri 12 Şubat’ta başlıyor

İş Bankası  partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında yapılacak 14. !f İstanbulUluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir‘de gerçekleşecek. !f İstanbul bağımsız sinemanın en iyilerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music partileriyle İstanbul’un eğlence hayatına alternatif olacak, !f² ile de 34 şehir, 40 farklı noktaya film götürecek.

14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, Cinemaximum Kanyon, Cinemaximum Budak; 26 Şubat-1 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum Armada ve İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier sinemalarında gerçekleşecek.

Ön satış 30 Ocak’ta

İş Bankası  partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında düzenlenecek 14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12-22 Şubat 2015 tarihlerinde İstanbul’da, 26 Şubat-1 Mart 2015 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilecek.

Festival biletleri ise 30 Ocak’ta biletix’te indirimle ön satışa çıkacak. İş Bankası  Kart sahipleri geçen yıl olduğu gibi ön satış döneminde %20 indirimden yararlanabilecekler.