oda müziği

oda müziği konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. oda müziği konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. oda müziği konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri oda müziği konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Eskişehir’de Pazartesi günlerinin vazgeçilmez sanat etkinliği Büyükşehir Belediyesi Oda Müziği konserinde Ulucan Trio, Bulgar Göçmeni Türk besteciler Özcan Sönmez ve Berkant Gençkal’ın eserleriyle izleyicilere Balkan tınılarıyla dopdolu bir akşam yaşattılar.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Büyükerşen’in gerçekleştirdiği projelerle Türkiye’de kültür-sanat kenti olarak tanınan Eskişehir’de her Pazartesi akşamı, biletleri günlerce önceden tükenen Oda Müziği konserinde bu haftanın konuğu Ulucan Trio idi.

Bulgaristan’dan göç ettikten sonra müzik yaşamlarını Türkiye’de sürdüren piyano snatçısı Birsen Ulucan ve keman sanatçısı Özcan Ulucan ile Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim üyesi olan ödüllü viyolonsel sanatçısı Ozan Evrim Tunca’dan oluşan Ulucan Trio, 8 yıldır birlikte konserler veriyor.

Konserin ilk bölümünde Ulucan Trio, Bulgar göçmeni Türk besteciler Özcan Sönmez’in Piyano Trio’sunu ve besteci Berkant Gençkal’ın içinde Balkan esintileri taşıyan Piyano Trio için yazdığı ‘Küpe ve Çocuk’ adlı eseri seslendirdiler. Kendisi de konseri izleyen besteci Berkant Gençkal, başarılı performans için Ulucan Trio’yu sahnede kutladı.

Konserin son bölümünde Ulucan Trio, dünyaca ünlü besteci Ludmig Von Beethoven’ın ‘Ghost’ olarak da anılan Piyano Trio, Re Majör Op. 70 No. 1 adlı eserini seslendirdi. Başarılı konser sonunda salonu dolduran klasik müzikseverler, sanatçıları dakikalarca alkışladılar.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, gelecek programında, 7 Aralık 2019 Cuma günü saat 20.00’de, Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı’nda (Opera) Tolga Taviş’in şefliğinde piyano sanatçısı Aksel Başaran ve saksafon sanatçısı Zuhal Erdin ile bir konser verecek.

Oda müziği terimi başlangıçta, kilise veya konser salonları yerine soylu kişilerin odalarında çalışmak üzere bestelenmiş müzik parçalarını tanımlamak amacıyla kullanılmıştır. Oda müziğinin ilk türlerinde, şarkıya da yer verilmiştir. Zamanla bu terim, bir orkestraya göre daha az sayıda müzisyen tarafından çalınan müzik anlamını taşımaya başlamıştır. Düo, trio, kuartet, kentet, sekstet, septet, oktet ve nonet, oda müziği topluluklarının enstrüman sayısına uygun olarak verilen isimlerdir.

17. yüzyılda ve 18. yüzyılın başlarında org veya klavsen için hazırlanmış trio sonatları yayınlanmıştır. 18. yüzyıl sonlarından günümüze dek iki keman, bir viyola ve bir çellodan kurulu yaylı kuartet türü gelişmiştir. Açıklık ve kuruluş yönünden çeşitli noktaları göz önünde tutmak zorunda olmasından dolayı müziğin en doyurucu türü olarak nitelendirilir.

Nefesli ve yaylı çalgılarla piyano ve yaylı çalgılar için bestelenmiş oda müziği çeşitleri de vardır.

selin-nardemir-resital

 

30 Nisan 2017 Pazar günü saat 18:00 ‘da Selin Nardemir Viyolonsel Resitali Leyla Gencer Operasında yapılacaktır. Biletler Tam 23 TL , Öğrenci 8 TL ‘dir. Biletleri buraya tıklayarak satın alabilirsiniz.

Selin Nardemir Viyolonsel Resitali, 30 Nisan’da Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi sahnesinde…

1993 yılında İstanbul’da doğan Selin Nardemir,2002 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel eğitimine Prof. Sevil Gökdağ ile başlamıştır. Konservatuvar’daki eğitim yıllarında ; Prof. Yovan Markovitch,Iştvan Varga,Laressa Groeneveld,Henrik Brendstrup,Daniel Müller Schott,Anatoli Krastev,Erkki Lahesmaa,Alexander Hülshoff,Jiri Barta’nın ustalık sınıflarına katılmıştır.

Katıldığı 16. Edirne Uluslararası Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması’nda ÜÇÜNCÜLÜK (2014),Bulgaristan’da düzenlenen 18. Uluslararası Dobrich Genç Müzisyenler Viyolonsel Yarışması’nda İKİNCİLİK (2014),ayrıca Yamaha’nın düzenlediği Genç Müzisyenler Yarışması kazanmış ve ödül almıştır.

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası ile Edward Elgar Viyolonsel Konçertosu’nun ilk iki bölümünü seslendirmiş (2014) ,Pera Müzik,Tahta Üflemeli Sazlar (Woodwinds) festivallerinde,Aksanat Genç Yetenekler konserinde yer almıştır.

İlk orkestra deneyimine Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası ile başlamıştır, 2016’dan beri de Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Cihat Aşkın Ensemble grubu üyesidir.Ayrıca İş Sanat’ın Milli Reasürans’ta düzenlenen bu yılki Parlayan Yıldızlar serisinde yer alacaktır. Lise ve üniversite eğitimini okul birincisi olarak bitiren ve Lisans II ‘den beri Türk Eğitim Vakfı üstün başarı bursiyeri olan Nardemir,halen yüksek lisans eğitimine Prof. Sevil Gökdağ’ın viyolonsel sınıfında devam etmektedir.

burcu-isil-oguz-erkan-basa

Marmara üniversitesinin topluma hizmet etkinliği kapsamında Kazım Karabekir (Erenköy) Kültür Sanat Merkezinde  Doç. Dr. Zuhal Özcengiz önderliğinde gerçekleştirilen “Geçmişten günümüze resim ve müzik alanındaki gelişmeler” adlı konser etkinliğinde piyano ve şan eğitmenimiz Işıl Oğuz ‘da yer almıştır. Kendisini Nar Sanat ailesi adına Etkinlik Koordinatörümüz Erkan Başa ziyaret etmiş ve sürpriz yapmıştır. Mart ve Nisan ayında da konserin tekrarı yapılacaktır. Hocamıza başarılarının ve sosyal projelerinin devamını dileriz..

 

KONSER İÇERİĞİ

İLKEL TOPLULUKLAR (ESAT MERT KOÇ Ortaçağ’ın sonuna kadar sunacak.)

İlkel topluluklarda yaratıcılığın temel ögesi doğaydı. İnsanlar hayvanların benzerlerini mağara duvarlarına ve kayalara resmediyorlardı. Taşlara ve kemik parçalarına vurarak değişik sesler çıkartıyorlardı. İlkel topluluklarda müzik ve resmin başlangıcı bu şekilde olmuştur.

ANTİK MISIR (İ.Ö 4000)

RESİM__Eski Mısır dünyasında resim sanatı edebi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerini, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur.

MÜZİK__ Mısır tarihinde müziğin önemini, kazılarda bulunmuş çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden öğreniyoruz. Mısırlıların gelişmiş bir dans kültürü olduğu,özellikle kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de belgeleniyor.

ANTİK YUNAN

RESİM__ M.Ö. 7. yy sonları ve 6. y.y. da siyah figür tekniği, sonraki dönemlerde ise kırmızı figür tekniği kullanılmıştır. Yunanlıların günlük ihtiyaçları için yapmış oldukları vazolarda, resim ve nakış sanatı için önemli belgelerdir.

MÜZİK__ Antik Yunanlıların müzikleri hakkında son yüzyılda pek çok malzeme ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemde müzik hastalıkların tedavisinde de kullanılıyordu. Hipokrates yaklaşık 2400 yıl önce bazı hastalıkların tedavisi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürüyordu.

ANTİK ROMA (M.Ö 9. yy -1453)

Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte “klasik antikite”ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk,savaş, sanat, edebiyat, mimari, teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

ORTA ÇAĞ (476-1400)

RESİM__ Ortaçağ’ın en belirli resim akımını Bizans sanatıdır. “İkon” adı verilen tablo halindeki aziz resimleri de Ortaçağ Avrupa resmi gelişmesini etkilemiştir.Ortaçağ resmi başlangıçta altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürleri ile Bizans sanatından gelme bir tabiat uzaklığı, dini-mistik hava içindeyken, yavaş yavaş bu resim akımlarında doğaya yaklaşma başlar

MÜZİK__Orta Çağ, Antik Çağ ile Rönesans’ın arasındaki dönemi kapsayan ve müziğin gelişimini etkileyen bir dönemdir. Bu dönem karanlık çağ olarakta adlandırılır.Bunun sebebi kilisenin aşırı baskısıdır.Bu dönemde en önemli çalgı insan sesidir ve şarkı sözleri incilden alınmıştır.

RÖNESANS (Yeniden Doğuş) –  (SEFER TURAN sunucak)

Avrupa’da 1000 yıllık karanlık Ortaçağ sonrası katolik kilisesinin acımasız hakimiyetini kaybettiği ve  insanların hümanizmayla birlikte özgürlüklerini yeniden kazandıkları ve bu özgürlükle birlikte özellikle sanatta baskıcılıktan ve yasaklardan dolayı bin yılın biriktirdiği sanat eserlerinin onlarca yıl içinde ortaya çıktığı bir dönemdir.

RESİM__ Leonardo Da VİNCİ (1452-1519) insanlık tarihinin şahit olduğu tüm çağlara hitap edebilen en önemli tasarım, ressam ve mucitlerindendir. Rönesans döneminde doğadaki altın oran düzenini sanatına yansıtarak insanlığın fikri ve sanatsal gelişiminin belkide en önemli ivmesini gerçekleştirmiştir.

MÜZİK__Guilio CACCİNİ (1550-1618) bu dönemde konusu ilk din dışı şarkılar olan madrigallerin en ünlü bestecilerindendir. Amarilli mia bella en ünlü madrigalidir. ( Sefer Turan AMARİLLİ eserini seslendirecek.)

BAROK  DÖNEM (1600-1750) (AYHAN DOĞAN sunacak)

RESİM__ Barok resimde ışık bütün resim yüzeyine aynı ölçüde dağılmaz ve parçalar halinde yansır. Savrulan uçuşan hareketli figürler , eğri çizgiler oluşturacak biçimde resme yerleştirilmiştir.

MÜZİK__Barok müzik , armoninin açık seçik olmadığı , modülasyonlar ve uyumsuzlukla dolu entonasyon güç ve hareketi zor olan müziktir. Müzikteki başlıca büyük yeniliği “fonksiyonel tonalite” kavramının çok geliştirilmesindedir.

GİOVANNİ PAOLO PANİNİ (1691-1765)

Barok Dönemde yaşamış ve o dönemin özelliklerini eserlerine yansıtarak günümüze kadar ulaştırabilmiş İtalyan ressamdır. Eserlerinde daha çok içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır. Roma Antigua adlı eserini birçok yap-bozun üstünde görmek mümkündür.

JOHANN SEBASTİAN BACH (1685-1750)

Alman barok müzik bestecisi Bach köklü Alman stillerini , özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritm, form, armoni ve kontrpuan birikimleri ile müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir. Eserleri arasında konçertoları , varyasyonları ,si minör missa , 2 çile ve 200 tanesi günümüze kadar ulaşmış 300 den fazla kantatı bulunmaktadır. (AYHAN DOĞAN Bach sol minör menüet çalacaktır.)

MİCHELANGELO CARAVAGGİO  (1573-1610) (MELİKE GÜZEL sunacak)

İtalyan ressam, aşırı gerçekçilikle yarattığı eserler dışında duygusal anlatımlı dinsel resimler de yapmıştır. Işığın kullanımında yenilik getirerek  karanlık alana, tek kaynaktan kuvvetli bir ışık vermeyi yeğlemiştir.

George Frideric Handel (1685-1759)

Alman bestecisidir, Su müziği, Havai Fişekler için müzik ve Mesih gibi eserleriyle Barok dönemin en büyük bestecilerinden biri sayılmıştır. Almira operasıyla  besteci olarak ilk başarılarını kazanmıştır. 40’tan fazla opera  ve oratoryo bestelemiş. Ayrıca orkestra müziği ve solo çalgılar için birçok eser yazmıştır. (Melike Güzel Handel sol minör sonata çalacak.)

 

KLASİK DÖNEM (1750-1827) (BURCU IŞIL OĞUZ sunacak)

RESİM__ Resimde insan, bir mekan içinde gösterilir. Yüzlerin ifadesi heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmaz. Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanır.

MÜZİK__ Barok müziğin süslü anlatımı yerini sadeliğe bırakmıştır. Kontrpuantal yazım yerini homophoneye bırakmıştır. Orkestra müziği gelişmiştir. Piyano icat edilmiş ve piyano için besteler yapılmıştır.

JACQUES-LOUİS DAVİD (1748-1825)

Dönemin önemli ressamlarından biridir. Döneme damgasını vuran rokaka akımının ve Fransız ihtilanin etkileri eserlerinde görülür.

WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756-1791)

Dönemin ünlü bestecilerindendir. Eserlerinde dönemin getirisi olan yalın müziği ve akıcı melodileri işleyişi göze çarpmaktadır. Opera buffa ve opera seria tarzlarında operalar yazmıştır. Senfoni, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Ömrüne 626 eser sığdırmıştır. ( Burcu Işıl Oğuz Mozart – Als Luise seslendirecek.)

ANTOİNE – JEAN GROS (1771-1835) (ESAT MERT KOÇ sunacak.)

Fransız asıllı ressamdır. Minyatür ressamı olan babası tarafından 6 yaşında eğitilmeye başladı. 1785’in sonuna doğru jacques Louis David’in atölyesine katıldı. Yaşadığı dönem ve siyasi durumdan kaynaklı olarak genellikle; devlet liderleri, savaşlar ve meclis üyelerinin portelerini çiziyordu.

LUDWIG VAN BEETHOVEN (1770-1827)

Alman besteci ve müzisyendir. Yaşamı boyunca çeşitli sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 yılında işitme problemleri yaşamaya başlamıştır. Bu süre zarfında çok sayıda piyano sonatı ve konçertolar bestelemiş bir de Fidelio adında opera yazmıştır. 1817’de tamamen sağır olan Beethoven yazdığı 9 senfoninin bir kısmını sağır olduğu zamanlarda yazmıştır. Hayatta çeşitli zorluklar yaşaması onun müzikal karakterini belirlemiştir. Besteleriyle kendinden sonraki dönem olan romantik dönem için önemli temeller atan Beethoven müziği aşırı belirgin duygu geçişleriyle, gerilen ve çözülen akorlarla bilinir.( Esat Mert Koç Beethoven – Pathetique sonat 2. bölüm çalacak.)

ROMANTİK DÖNEM (SEDEN CANALP sunacak.)

Romantizm dönem olarak, 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen süreyi kapsar. 19. yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardır. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpmaktadır.

JEAN AUGUSTE DOMİNİQUE INGRE

29 Ağustos 1780 yılında Toulouse yakınlarında Montauban’da dünyaya geldi. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylece Dominique İngres on yaşlarındayken babasın¬dan ilk resim derslerini aldı. Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bü¬tün çıplaklarını kapsayan  Türk Hamamı adlı tablosu oldu.

FRANZ SCHUBERT

Yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır.600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. (Seden Canalp Schubert – Sarabande çalacak.)

Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan1828) (SELİN ECE KARAAĞAÇ sunacak.)

Romantik dönemin en önemli ressamlarından biri olan Francisco Goya, 30 Mart 1746’da Zaragoza’da doğmuştur. İlk resim denemelerini  Zaragoza’da yapmıştır. Başlangıçta  portre çalışmalarını manzara resimlerine tercih eden Goya, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti. (Selin Ece Karaağaç Schubert – Die Forelle seslendirecek. Not : Seden de schubert çaldığı için ressam hakkında bilgi verip eserine bağlayacaktır. )

HENRİ MATİSSE (31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) (BURAK OTLU sunacak.)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Matisse renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir. Fovist akımın öncülerindendir.

SERGEY RAHMANİNOV (01 Nisan 1873 – 28 Mart 1943)

Sergey Rahmaninov, Sergey Rahmaninov 20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir.İlk önemli eseri 1895-1896’da yazdığı Re Minor 1. Senfoni’dir. (Burak Otlu Rachmaninov – Vocalise çalacak.)

PAUL CEZANNE (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906)  (GÜL SIVACI sunacak.)

30 mart 1746 da  Zaragoza da doğmuştur. İlk resim denemelerini Zaragoza da yapmıştır. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

CAMİLLE SAİNT SEANS (1835-1921)

Fransız bestecidir. Orkestra şefi ve piyanisttir. Saint-Seans’ in opera, senfoniler, konçerto, şarkılar, solo piyano ve oda müziği gibi neredeyse tüm türlerde yazdığı eserler 19. yüzyıl Fransız bestecileri arasında bir anormallikti. (Gül Sıvacı Camille – Kuğu çalacak.)

ÇAĞDAŞ DÖNEM (1900 ve Günümüz) (CEM ONAT TAYLAN sunacak.)

Resim : Birçok sanat akımının bir arada toplandığı dönemdir. Bu dönemde vurgulanan en önemli olgu resimde bulunan disiplinlerin kendine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğu ve bundaki amacın ise o  disiplini geliştirmek ve önemini arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda doğadaki görüntülerin takliti yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Gelinen en son nokta ise; insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylece içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.

Müzik: Bu dönem; teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm kuralların eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başladığı dönemdir. Belli bir stil veya kalıp yoktur. Birçok besteci müziğin kurallarını tekrar değiştirip farklı tekniklerde başarılı örnekler sunmuşlardır. Sadece orkestral müzikte değil, sahne müziklerinde de yenilikler yapılmıştır. Son olarak teknolojideki gelişmeler ile beraber müzik salona gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir.

PABLO PİCASSO (1881-1973)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de bilinmektedir. Picasso nun amacı tutarlılık portresi çıkarmak yerine, his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Kübizmin önemli bir temsilcisidir. Bu yüzden eserlerinde doğa olgusunun olduğu gibi yansıtılmaması gerektiğini öne süren, nesneleri geometrik bir biçimle yansıtan bir anlayışa sahiptir. Eserlerinde metaforlar kullanarak gizlenmiş şekilde hikayelerde anlatmaktadır.

FREDERICK LOEWE   (10 Haziran 1901-14 Şubat 1988)

Viyana müzikal stilini benimsemiştir. ‘Fritz’  15 yaşına geldiğinde popüler bir şarkı olan ‘Katrina’ yı bestelemiştir. Film müzikalin den 9 akademi ödülü kazanmıştır. (Cem Onat Taylan Loewe – Ascot Gavotte çalacak.)

MARC CHAGALL (1887- 1985) (ÖZLEM ASİLTÜRK sunacak.)

Rus asıllı Fransız ressam. 1.Dünya Savaşı öncesinde Paris’teki avangard akımlara dahil oldu, fakat çalışmaları, kübizm ve fovizm gibi akımlara daha yakındır. Eserlerinde ülkesine ait folklorik öğeler göze çarpar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’ te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı.

JUAN JOSE BUSCAGLİA (1893-1958)

Arjantin’ li gitarist ve şarkıcı. Chagall gibi, ülkesi Arjantin’in ulusal müzik türü olan ve folklorik motifler taşıyan milonga ve tango türünde besteler yapmıştır. (Özlem Asiltürk Buscaglia – Milonga çalacak.)

GİRİŞ 

Piyano, yedi oktavdan fazla ses alanıyla bütün müzik enstrümanlarının ses rejistrlerini bünyesinde toplayan temel enstrümandır. Solo dışında oda müziği, koro ve orkestrada da işlevi olan tek çalgıdır. Klavye vasıtasıyla çalınan bu sazda aynı anda 12 sesli akor veya cluster denilen ses yığınları elde edilir. Üç pedalı ile sesleri kısmaya, yalnız bas sesi uzatmaya veya bütün sesleri uzatmaya elverişlidir. Konsol adı verilen duvar tipleri ve kuyruklu tiplerin en küçüğü 130 cm. olan, boyu üç metreye kadar uzayan konser piyanoları vardır.

Piyano başlıca batı dillerinde şu terimlerle söylenir: Piano ( Fr. ), Piano (İng.), Pianoforte  (İt.), Klavier  (Alm.)

  1. GENEL YAPISI

Piyano  ya da nadir olarak kullanılan italyanca ismiyle pianoforte tuşlu bir çalgıdır. Piyanoda ses, teller vasıtasıyla elde edilir. Piyanonun tuşlarına basıldığında içindeki tahta çekiç tellere vurarak sesin meydana gelmesine sebep olur. Tahta çekicin tellere vurmasından dolayı piyano vurmalı müzik aleti olarak adlandırılır.

Herhangi bir akustik piyano genellikle ses tahtasını ve metal telleri çevreleyen aynı zamanda koruyan ahşap kasadan oluşmakla birlikte 88 tuşa (52 beyaz tuş, 36 siyah tuş) sahiptir. Piyano, tuşlarına basıldığında içerisindeki teller aracılığıyla ses çıkarır çekildiğinde ise teller damper (titreşim azaltan parça) yoluyla susturulur. Fakat pedallar yardımıyla tuşlardan parmaklar kaldırmasına rağmen sesi uzatmak mümkündür.

Piyanoda herhangi bir tuşa bastığımızda keçe ile kaplanmış çekiç o tuşa ait tellere vurur ardından geri gelir ve çekiç eski konumuna gelmesine rağmen teller titreşmeye devam eder bu titreşme bridge (köprü) yoluyla ses tahtasına iletilir ve ses tahtası sesi yükselttikten sonra havaya yayar. Parmak tuştan çekildiğinde damper ( titreşim azaltan parça ) tellerin titreşmesini durdurur ve sesi keser. Enstrüman sınıflandırma sistemine göre piyano chordophone ( telleri ve onu ileten gövdeleri olan enstrümanlar ) olarak sınıflandırılmıştır. Teknolojik gelişmelerle birlikte chordophone bir enstrüman olan piyano akustik olmasının yanı sıra elektrikli, elektronik ve dijital olacak şekillerde de geliştirilmiştir.

 

piano

 

                1.1.Piyano mekanizmasının parçaları  

Piyanonun çekiç mekanizması: 1) Tuş, 2) tuş ayarı, 3) şövale, 4) eşapman ayarı, 5) eşapman kolu, 6) çekiç kenar vidası, 7) tekrarlama vidası, 8) çekiç sapı, 9) tekrarlama kolu, 10) çekiç başı, 11) çekiç yakalayıcı, 12) susturucu kiriş çatalı, 13) susturucu kirişi, 14) susturucu kaşığı, 15) susturucu, 16) tel, 17) madenî plaka, 18) zımba, 19) akort çivisi, 20) çivi yatağı.

240px-Fortepian_-_mechanizm_angielski.svg

  1. İÇYAPI VE ÖZELLİKLERİ

Atası, klavsenden en önemli farkı, tuşa basarken uygulanan kuvvete göre çıkan sesin şiddetinin de aynı yönde değişken olmasıdır. Duvar piyanosu: Telleri ve armoni tablosu düşey olan piyanodur. Elektro piyano: Rezonansı çalgının mekanizmasına dahil olan ya da dışarıdan bağlanan yükselteçlerin sağladığı piyanodur. Hazırlanmış piyano: Tellerinin arasına Çalgının tınısını değiştirecek nesnelerin (çivi, tahta, maden ya da kauçuk parçaları) yerleştirildiği piyanodur. Kuyruklu piyano: Telleri ve armoni tablosu yatay olan piyanodur. Mekanik piyano: 1880’e doğru Amerika’da icat edilen otomatik piyano (üzerinde dişler bulunan tahta bir silindir, bir zemberekle döndürülür ve çekiçleri hareket ettirir.) Pnömatik piyano: Pirinç ve cetvelin (PanFlür Denir) delikleri ile uyuşan karton bir rulonun deliklerinden çalgının içine hızla giren havanın basıncıyla çekiçlerin hareket ettiği otomatik piyano.

Bir piyano 7 bini geçen parçadan oluşur. Piyanoyu oluşturan parçalar ise preslenmiş yün, çelik, bakır ve tahta parçalarından oluşur. Piyanonun değerli olmasının sebepleri arasında neredeyse tamamen elde yapılması başı çekiyor.

Piyano imalatında 3 materyal kullanılır. Ahşap, metal ve çuha/keçe… Ahşap malzeme hem Armoni (ses) tablası (sound board) olarak, hem iç mekanizma parçalarında hem de dış bölüm de mobilya olarak kullanılır. Çalgının yapımında kullanılan armoni (Ses) Tablası Piyanonun en önemli temel malzemelerindendir. Piyanonun arka bölümünde montajlıdır. Çok kaliteli sedir cinsi özel kurutulmaya tabi tutulmuş çok özel ağaçlardan imal edilir. Piyanonun en nazik malzemelerindendir.

Piyanoda üç pedal (ayaklık) vardır. Sağdaki pedal “Yastık Pedalı” dır. Bu pedala basılırsa bütün yastıklar kalkar ve teller serbestçe titreşebilir. Pedal bırakılınca ise yastıklar yeniden tellere değer. Soldaki pedal; “Yumuşak pedal” da denilen tek tel pedalıdır. Bu pedala basılınca bütün mekanizma olduğu gibi bir parça kayar ve böylece çekiçler her ses için gerilmiş bütün tellere değil yanlızca bir veya iki tele vurabilir. Böylece ses şiddeti azalır. Ortadaki pedal “Uzatma Pedalı” dır. Bu pedal yastık pedalı gibi bütün sesleri değil yanlızca pedala basıldığı sırada çalınmakta olan sesleri uzatır.

Piyanonun bir diğer temel malzemesi de kumaş cinsi çuha ve keçedir. Tokmaklar ve susturucular bu malzemeler kullanılarak elde edilir. Güve ve haşarat için giysilerde kullandığımız naftalin veya bu işi görebilen böceksavar kullanmak gerekir.

Piyanoların ömrü genellikle 30 ile 80 yıl arasındadır. Alman malzeme ile üretilen kaliteli piyanolar tonlarını yıllarca bozulmadan korurlar. İyi bir piyanonun tuş ağırlığı 50-55 gr arasında olmalıdır.

 

  1.   ÇEKİÇLERDEKİ SIR

                Çekiçler keçeyle kaplanmıştır. Çekiçler çok sert yada çok yumuşak olmamalıdır. Yumuşak çekiçler donuk, cansız bir ses oluşturur. Sert çekiçler ise çınlayan, acı bir ses oluşturur. Tuşa basılınca ve çekiç harekete geçince tele değmekte olan bir keçe yastık telin üzerinden kalkar. Tam çekicin tele vurmasından önce, bir kaldıraç çekici tuştan ayırır. Zaten hızlı hızlı hareket etmekte olan çekiç tele doğru hareketine serbestçe devam eder. (Eğer tuşa yavaş yavaş basılırsa çekiç hızlanmaz ve tele vuramaz. Dolayısıyla bir ses oluşmaz.) Tele vurup geri dönen çekiç, geri engeli tarafından (yakalayıcı) yakalanır ve tutulur. Tuş kalkınca, yastık keçe (susturucu keçesi) yeniden telin üzerine inerek susturulur.

  1. GÜNÜMÜZDE

                Günümüzde ses alanı 7,5 oktav ve 88 tuştan oluşan standart piyanolar yapılmaktadır. 218 gerili telin çelik çapraza verdiği güç üç ton civarındadır. En kalın seslerde tek tel, daha sonra iki tel, orta ve ince oktavlarda üç tel kullanılır. Konser salonlarında tercih edilen dünyanın en iyi markaları başta Steinway and Sons, Bösendorfer, Blüthner veya Yamaha’ dır.

                KAYNAKLAR

                Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

Erişim Tarihi: 12.03.16 / 19.30

 

Ahmet Say – Müzik Tarihi ( Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)

Erişim Tarihi: 12.03.16 / 20.00

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

Erişim Tarihi: 13.03.16 / 20.25

 

http://www.slideshare.net/Serap_Eren/serap-dev

Erişim Tarihi: 16.03.16 / 21.00

 

http://www.piyanogalerisi.com/PiyanoHakkinda

Erişim Tarihi: 16.03.16 / 21.40

 

http://hayalsahnesi.com.tr/piyanonun-tarih%C3%A7esi/

Erişim Tarihi: 19.03.16 /  19.15

 

 

Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

Ahmet Say – Müzik Tarihi ( Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

http://www.slideshare.net/Serap_Eren/serap-dev

http://www.piyanogalerisi.com/PiyanoHakkinda

http://hayalsahnesi.com.tr/piyanonun-tarih%C3%A7esi/

Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

 

Hazırlayan: Burcu Işıl Oğuz

 

Ludus Ensemble, 7 Mart Pazartesi günü Martı Klasiklerinde “Sıra dışı bir kadının müzikli dünyası: Clara Schumann” başlıklı dinleti-söyleşinin konuğu.

 Dinletinin söyleşi bölümünü Aydın Büke idare edecek.

Ludus Ensemble, Martı Klasikleri dahilinde, Dünya Kadınlar Günü için 7 Mart Pazartesi saat 20’de  Martı İstanbul Hotel’de düzenlenen müzikli söyleşide Clara Schumann’ın Piyano Trio’su ile kadın duyarlılığının izini sürüyor.

Dinletide Ludus Ensemble’ın üç değerli üyesi; Banu Selin Aşan- Keman & Seren Karabey – Viyolonsel & Elif Gökçe Tuğrul – Piyano yer alıyor.

“Romantizmin Işığı Clara ” kitabının yazarı Aydın Büke, “19.Yüzyılda Kadın Besteci” olmak üzerine müzisyenlerle sohbet ediyor.

Ludus Ensemble’ın muhteşem yorumu ve değerli müzisyen ve yazar Aydın Büke’nin genç müzisyenler ile sohbeti kaçırılmaz.  Anısı belleklerde kalacak bu harika geceye eşlik etmek isteyen müzikseverlerin biletleri Biletix ve konser öncesi Martı Otel’den temin etmeleri mümkün. Ludus Ensemble Dünya Kadınlar Günü konserinin  biletleri,  tüm kadın ve emekli dinleyeciler için indirimli!

“Ludus Ensemble, 2013 yılında, eğitimlerini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda almış dört genç müzisyen tarafından kuruldu. Banu Selin Aşan, Tuna Erten, Seren Karabey ve Elif Gökçe Tuğrul, Ludus Ensemble’ı kurarken, 2000li yıllarda İstanbul’da yaşayan genç klasik müzik yorumcuları olarak, ülkeler ve kültürler arası sınırların şeffaflaştığı, geçmiş ve günümüz sanatının birbirini zenginleştirdiği düşüncesini çıkış noktası edindiler.

 Dünyanın farklı coğrafyalarından ve zaman dilimlerinden bestecilerin eserlerini yorumlamak, Ludus Ensemble’ın üyelerine, zamanın ve mekanın sürekli değiştiği bir oyuna dahil olmak hissini verdiğinden, oluşumlarına isim olarak Latince ‘oyun’ anlamına gelen ‘ludus’u’ seçtiler.

Ludus Ensemble, dinleyicilerini zaman ve mekan ötesi yolculuklara davet ederek, klasik müziğin heyecan veren renkli dünyasını paylaşmayı hedefliyorlar. Ludus Ensemble üyeleri (keman,viyolonsel, piyano) 2014 Ekim’den beri Türk Eğitim Vakfı Güsel Bilal Yurt dışı Bursu ile Hamburg Hochschule für Musik und Theater’de Prof.Niklas Schmidt ile ‘Oda Müziği’ yüksek lisans çalışmalarına devam ediyorlar.”

Ludus Ensemble diğer konserleri:
– 12 Mart Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi Kış Konseri AIMA Yalısı

– 14 Mart Bodrum

– 16 Mart Summart Sanat Merkezi / İSTANBUL

Ludus Ensemble bu konserde Fransız besteci Jean Francaix’nin triosu, Arjantinli bandoneon sanatçısı ve besteci Astor Piazzolla’nın 4 Mevsim’i ve Amerikalı besteci Paul Schoenfield’in Cafe Music’ini seslendirecek olan Ludus Ensemble, Summart’ta gerçekleştireceği bu konserde dinleyicilerini caz etkilerinin hissedileceği farklı bir dünyaya çağırıyor.. 

7 Mart Pazartesi Ludus Ensemble Martı Klasiklerinde1

http://www.summart.org/tr/summart-sahne/gelecek-etkinlikler/ludus-ensemble/i-178
– 10 Nisan Jesteburg/Hamburg

– 19-20-21 Mayıs Avusturya Turnesi

– 31 Mayıs Süreyya Operası

– 16 Haziran Laeiszhalle/Hamburg

Oda Müziği -Murat Hasgün

Oda Müziği -Murat HasgünMüzik eğitiminin amaçlarından biri de, kendi müzik kültürümüzün yanında evrensel müzik kültürlerinin tanıtılması ve öğretilmesidir. Evrensel müzik kültürünün bir boyutu olan çok seslilik ise, geleneksel Türk müziğinin yapı ve ifade özelliklerine aykırı düşmemek koşuluyla önem arz etmektedir. Öyle ki Türk müziğinin çok seslendirilmesi ilgili yapılan bazı çalışmalar, müziğin geleneksel üslubunu yok etmiş ve bu durum, “Türk Müziğinde çok sesli çalışmalar yapılmalı mı, yapılmamalı mı” tartışmasını beraberinde getirmiştir. Bu tartışmalar çok yaygın olmamakla birlikte hala süredursun, ben, ana hatlarına zarar vermemek şartıyla Türk Müziğinin çok seslendirilmesi konusunda herhangi bir sakınca görmüyorum. Hatta düşüncem o ki; aşırı koruyucu disiplinler, zaman zaman bu koruyuculuğu abartıp, Türk Müziği üzerinde baskıcı bir anlayış oluşturmuşlar ve bu durum, müziğimizin kendi kimliğini ‘paylaşmasına’, dolayısıyla gelişmesine engel olmuştur. Türk müziği icra eden oda müziği topluluklarının sayı bakımından az olması, sanırım çok sesliliğe duyulan ön yargının yansıması.

Bu noktada, Çok Seslilik ve Oda Müziği konularını, tanımlardan yola çıkarak açıklamak yerinde olur.

Çok seslilik

Çok seslilik ile ilgili birden fazla tanım yapmak mümkün. Bir tanıma göre; “Aynı anda tınlayan seslerin, belli bir amaca yönelik olarak ve zamanla değişen görüşlere göre bir düzen içinde kaynaşmasıdır.”(Cangal, 1988:147). Başka ve daha geniş bir tanıma göre ise; “Birden fazla ses partisinin yer aldığı müzik. Gelişim süreci, Avrupa’da orta çağdan günümüze uzanır. 11.yüzyıldan başlayarak gelişen çok seslilik, yöntem bakımından iki genel yönelim izlemiştir: Birincisi Polyphoni (polifoni) olarak nitelenen kontrpuan tekniğine dayalı yatay çokseslilik; ikincisi, Homophonie (homofoni) denen armoni bilimi ve sanatına dayalı dikey çokseslilik. Çağdaş müzikte ilke olarak bu iki çok seslilik yöntemine bağlı kalınmamış yeni çok seslilik stil ve teknikleri geliştirilmiştir” (Say, 2002:135).

Çok seslendirme yönteminin ilk örnekleri barok çağın başlangıcı sayılan 1600 yıllarına rastlamaktadır. Rönesans (1450-1600) ve barok (1600-1750) çağın en önemli çok seslendirme yöntemi olan “kontrapunt”taki “yatay çokseslilik” örgüsüne karşıt olarak aynı anda tınlayan seslerin “dikey” ilişkisine dayanan armonik çok seslendirme, bütün barok çağ boyunca kontrapuntla yan yana (kimi zaman iç içe) kullanılmış olmasına karşın, kullanılan yöntemin teknik yanı ile ilgili yazılı açıklamalar ilk kez 1722 yılında Rameau tarafından yapılmış, konunun teknik yanını ifade eden “armoni bilgisi” terimi de ilk kez G.A.Sorge’nin “Armonik Özet ya da Armoni Bilgisi” (Conpendium harmonicum oder… Lehre von de Harmonie, 1760) başlıklı kitabında kullanılmıştır (bkz.,Cangal, 1999)

Türk Müziğinde çok seslilik

Türk müziğini ilk kez çok sesli yazan kişinin Sultan V. Murad olduğu bilinir. Sultan V. Murad Osmanlı padişahları arasında en çok batı tarzı eser vermiş olanıdır. Armonilenen ilk Türk parçası, Weber’in “Oberon” operasındaki bir Rumeli oyun havasıdır. Ülkemizde çok sesli müziğin gelişimi Cumhuriyet sonrası açılan müzik okulları, bandoların kurulması ve bestecilerimizin yurt dışına gönderilmeleri ile başlar. İlk olarak 19. yüzyılın ortalarında etkilerini gösteren batılaşmanın da etkisi ile tek sesli olan Osmanlı müziği, değişerek çok sesli hale geldi. Cumhuriyetin ilan edilmesi ile birlikte Avrupa da müzik öğrenimi alan Cemal Reşit Rey, Türkiye’ye geri dönerek İstanbul kurslarında öğretmenlik yapmaya başladı. Öğretmenlik döneminde yetenekli gençlere müzik eğitimi vererek, onların Avrupa’ya gidip eğitim alması sağladı. Türk müziğine katkılarından dolayı, çok sesli Türk müziğine adları Türk beşleri olarak geçmiştir. Türk beşleri olarak bilinen isimler Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Ahmet Adnan Saygun ve Necil Kazım Akses’dir.

Türk beşlerinden sonra bu alanda, Nuri Sami Koral, Kemal İlerici, Ekrem Zeki Ün, Bülent Tarcan, Sabahattin Kalender, Nevit Kodallı, Ferit Tüzün, İlhan Usmanbaş, Bülent Arel, İlhan Mimaroğlu, Muammer Sun, Cenan Akın, Cengiz Tanç , Kemal Sünder, İlhan Baran, Yalçın Tura, Ali Doğan Sinangil gibi isimler ürünler vermişler ve vermeye devam etmektedirler. Bu kuşaktan sonra da yine bu alanda, giderek artan oranda bir çok besteci ürün vermeye devam etmektedir. Günümüzde ise bu alanındaki besteci sayısı 60′a yaklaşmıştır. Cumhuriyetin kurucusu olan Atatürk de çok sesli müziğe önem vermiştir. Atatürk çok sesli müziğin ülke çapında yaygınlaştırılması amacıyla en ünlüsü 1927 Sarayburnu söylevi olmak üzere bir çok konuşmasında konuyu gündeme getirmiştir.

Oda Müziği

Oda müziği, konser salonunun aksine bir odada veya küçük bir salonda çalınmak amacıyla yapılan ve genellikle çalgı toplulukları için yazılan, yaylı çalgılar dörtlüsünde olduğu gibi her partinin bir çalgıyla çalındığı klasik müzik formudur (Hutkinson Müzik Sözlüğü, 2004, sf.120). Oda müziği, bir zamanlar vokal müzik ve çalgısal müziği kapsardı. Ama bugün terim her bir partiden yalnız bir kişinin sorumlu olduğu (her partiyi tek bir çalgının çalması bakımından diğer orkestral müzikten ayrılır), sınırlı sayıda müzisyen için yazılmış çalgısal çalışmalar için kullanılmaktadır (Collins Müzik Ansiklopedisi, 1991, sf.113). Köken olarak “oda müziği” terimi bir misafir odasında veya küçük bir salonda sınırlı sayıda bir dinleyicinin önünde veya dinleyici olmadan ev ortamında gösteri için yazılan ve solo çalgılardan oluşan müziği ifade eder (Çelenk, 2001, sf.20).

Oda müziği terimi, sonat biçimindeki çalgı parçalarını belirtir. Başka bir deyişle bir grup çalgı için yazılmış sonat veya senfonidir. Wagner dışında 19. ve 20. Yüzyıl bestecilerinin çoğunluğu bu alana ilgi duymuşlardır. Günümüzde oda müziğinin alanı daha da genişlemiştir. Terim bir veya daha fazla çalgı için yazılmış sonatları, ikilileri, üçlüleri, dörtlüleri, beşlileri, altılıları kapsar. Solo veya eşlikli ses parçaları da bu kapsamdadır. (Say 1992, sf.966)

H.Ulrich’e (1966, sf. 2) göre oda müziği, alanı tanıyanlara keyif veren zengin bir kaynaktır. Bir kere literatürlerin en eğlenceli ve en kıymetli olanıdır. Müzik alanındaki amatörler bunu genelde hobi olarak yapar ve müzik alanındaki varlığını ona borçludur. Profesyonel müzisyen ise bu müziği gevşemek amacıyla ve başka hiçbir alanda bulamadığı bir hazzı yaşamak için kullanır. Hem müziksel hem de sosyal açıdan özel yetenek isteyen oda müziği, amatör ya da profesyonel olsun daha çok zevk için yapılır.

Türk Müziği bağlamında oda müziği

Türk müziğinin geleneksel icra yapısı ve ifadesine aykırı olmayacak şekilde, orkestra müziğinden farklı olarak, az sayıda müzisyenden oluşan küçük topluluklarca, konser salonundan daha küçük bir salonda çalınır. Oda müziği toplulukların­da orkestra şefi yoktur. Toplulukta uyum sağlama ve yönetme işini genellikle çalgıcılar­dan biri yürütür. Örneğin, bir yaylı çalgılar dörtlüsünde bu işi birinci keman üstlenir. Geleneksel oda müziği topluluğu “yaylı çalgılar dörtlüsü” biçimindedir.

Geleneksel çalgılarımızın oda müziği kimliğinde çok sesli bir pota içinde değerlendirilmeleri fikri, dönemin azınlıkları dikkate alınarak, 19. yüzyıldaki ilk nota yayınlarında piyano eşliği şeklinde başlamıştır 1930 sonrasında H. Saadettin Arel, arkadaşı Dr. Zühtü Rıza Tinel ile birlikte oluşturdukları “Kemençe Beşlemesi” hem bir ilk, hem bir mihenk taşı olmuştur. Fakat tüm bu ve benzeri atılımların, Arel’in vefatından sonra sessizliğe büründüğünü söylemek mümkün. Öyle ki günümüzde, Türk müziği icra eden oda müziği topluluklarının sayı bakımından az olması, konuya spesifik bir örnek.

Sonuç

Örnek olarak Türk Halk Müziğini ele alırsak, bu müzik için ‘tek sesli’ demek, çokta doğru olmaz. Öyle ki halk müziğinin yapı taşı Bağlama, geleneksel olarak tek tel ile değil, tüm teller kullanılarak (yöre tavırlarına göre farklılık gösterebilir) çalınır. Nitekim alt tel, ana melodiyi çalarken, aynı anda orta ve üst tel, melodiye eşlik eder ve doğal bir çok seslilik oluşur. Bu mantıktan hareketle, kendi müziğimizi, tekrar söylüyorum, ana hatlarını bozmadan ve erozyona uğratmadan, geliştirmek ve ileri kuşaklara taşımak istiyorsak; geleneksel anlayışı bozmamak koşuluyla bu tür yeniliklere, başka bir tabirle bu tür buluşturmalara açık olmalıyız. Bağlama, senfoni orkestrasıyla, repertuarından ödün vermeden çalabilmeli veya bir tambur, oda müziği topluluklarına girebilmeli.

Demem o ki gelişime açık olmak, doğal olanı bozmayacaksa, ona zarar vermez.

*

Murat Hasgün ‘ün makalesini buradan indirebilirsiniz.


 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), mart ayını Dünya Kemanları Festivali ile açacak.

dunyanin-kemanlari-festivali

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu, mart ayının ilk haftasında İstanbulluları müzikal anlamda farklı kültürlerin lezzetleriyle buluşturmaya devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), mart ayını Dünya Kemanları Festivali ile açacak.

1 ve 2 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Dünya Kemanları Festivali birçok masterclassa sahne olacak. Festivale; Ara Malikian, Ayla Erduran, Ani Schnarch ve Yarub Smarait’in de içlerinde yer aldığı dünyaca ünlü keman virtüözleri katılacak. Cihat Aşkın’ın koordinatörlüğünü üstleneceği festivalin ilk akşamı Ayla Erduran şerefine Onur Gecesi düzenlenecek. Program, Grammy ödüllü Parker Quartet yaylı çalgılar dörtlüsünün kapanış konseriyle son bulacak.

‘Don’t worry, be happy’ şarkısıyla bir zamanlar tüm dünyaya ‘mutlu ol’ diyen Grammy Ödüllü sanatçı Bobby McFerrin, son albümü olan “Spirityouall” ve en güzel şarkıları ile 3 Mart Salı günü 20.00’de CRR’de İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. Dünyaca ünlü ses virtüözü McFerrin, eşsiz yorumu ve sahne performansı ile dinleyicilere uzun süre hafızalardan silinemeyecek büyülü bir akşam yaşatacak.

Piyano başında bir evliya olarak tanınan dünyanın en önde gelen piyanistlerinden Maria João Pires, önemli bir atılım gerçekleştiren genç kuşak sanatçılarından Miloš Popović ile birlikte 6 Mart Cuma günü 20.00’de CRR’de eşsiz bir resital sunacak. İkili, Schubert ve Beethoven’in piyano için yazılmış dünyaca ünlü unutulmaz eserlerini dinleyicilerle paylaşacak.

Türkiye’nin çeşitli orkestralarının önde gelen; solo, orkestra ve oda müziği kariyerlerine sahip ve alanında virtüöz sanatçılarından Muhittin Dürrüoğlu, Bülent Evcil, Selçuk Akyol, Cihangir Nuvasil, Engin Güngördü ve Cem Akçora’dan oluşan Troia Wind Ensemble, 7 Mart Cumartesi günü 20.00’de muhteşem bir oda müziği konseri sunacak.

Dünya Kadınlar Günü’nde ‘İstanbul’un Hanım Bestekârları’

Türk Sanat Müziği’ne özgün yorumlarıyla zenginlik katan İncesaz Grubu, Dünya Kadınlar Günü için hazırlanan ‘İstanbul’un Hanım Bestekârları’ programını 8 Mart Pazar günü 20.00’de İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda dinleyicilere sunacak. Konserde; Mehveş Hanım, Neveser Kökdeş ve Leyla Saz gibi İstanbul’un en önemli hanım bestekârlarının şarkılarına da yer verilecek. Programda, Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkılara viyolonselde Hakkı Öztürk ve klarnette Evrim Güvemli eşlik edecek.

İşte programın detayları:

1 Mart Pazar

Dünyanın Kemanları Festivali – 1. Gün

Festival Koordinatörü, Cihat Aşkın
Ani Schnarch Ustalık Sınıfı (Masterclass)
Saat:10.00

(Ustalık sınıfına katılım için, 26 Şubat Perşembe günü Saat:16.00’a kadar http://crrkonsersalonu.org/?p=iletisim adresinden müracat edebilirsiniz. Adaylar, yukarıda bulunan linke özgeçmişlerini göndererek katılabilirler, Ustalık sınıfında aktif olarak yer alacak adaylar ise 27 Şubat Cuma günü web sitemiz üzerinden açıklanacaktır. Katılım ücretsizdir.)

Ani Schnarch

Rumen – İsrailli – İngiliz kemancı, birçok prestijli ödülün sahibi olan Schnarch, kuşağının en heyecan verici ve çok yönlü kemancılarından biri olarak anılıyor.

İtalya ve İngiltere’de bulunan New Virtuosi Mastercourse & Festival’i Sanat Danşmanı olan Ani, İsrail’deki ünlü Keshet Eilon keman okulunun da kurucusu ve fakülte üyesi.

Dünyanın Kemanları Açılış Etkinliği
Saat: 14.00

Söyleşi: Dünyanın Kemanları
Moderatör: Cihat Aşkın
Katılımcılar: Emre Aracı, Ertuğ Korkmaz, Ani Schnarch, Amnon Weinstein, Ara Malikian, Yarub Smarait, Mehmet Emin Bitmez

(Dünyanın Kemanları Söyleşisi, Fuaye Alanında Gerçekleştirilecektir. Katılım Ücretsizdir.)

Sergi Açılışı: Kemençe’den Kemana Akdeniz’de Bir Yolculuk (Amnon ve Avshi Weinstein)
Saat: 15.00

Amnon Weinstein

Uluslararası üne sahip büyük usta, keman yapım üstadı ve restoratörü Amnon Weinstein dünyada pek çok yardım ve eğitim amaçlı projenin öncülüğünü yaptı. İsrail ve dünyada pek çok prestijli orkestra ve sanatçı ile çalıştı.
Viyola ve trompet sanatçısı olan Weinstein zanaatını çocukluk yıllarında kendisi gibi keman yapım üstadı olan babasından öğrendi.

Avshalom Weinstein

İsrailli usta bir keman yapımcısı olan babası Amnon Weinstein tarafından yetiştirilen Avhsalom Weinstein, 3. kuşak keman yapımcısıdır.

2006 yılında Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) projesine davet edildi ve o zamandan beri projede yer alıyor. Son iki yıldır usta bir keman ve yay yapımcısı olan Daniel Schmidt ile çalışan Avshalom, kendi atölyesini 2009 yılında İstanbul’da açtı. Atölyede keman, viyola, çello ve yay için satış, yapım, sertifika ve danışma hizmeti sunuluyor.

(Sergi Fuaye Alanında gerçekleştirilecektir. Festival boyunca, ücretsiz gezilebilir.)

Akdeniz’den Tatlar
Saat: 16.00

Ara Malikian, keman
Yarub Smarait, keman
Mehmet Emin Bitmez, ud
Cihat Aşkın, keman
(Konser ücretsizdir.)

Ara Malikian

Ara Malikian şüphesiz ki jenerasyonunun en zeki ve etkileyici kemancılarından biri. Sahip olduğu kendine özgü stili, kökeni ve zengin müzikal tecrübeleri onu müzik dünyasının en özgün ve yenilikçi seslerinden biri yapıyor.

Yarub M. Smarait

1988’de Ürdün’ün başkenti Amman’da doğmuş ve büyümüş olan keman sanatçısı Yarub Smarait, henüz 4 yaşındayken keman dersleri almaya başladı. Amman’daki Ulusal Müzik Konservatuvarı’nda başlamış olduğu derslerden sonra konservatuvar orkestrasına girdiğinde 11 yaşındaydı.
Aynı zamanda bir ses teknisyeni olan Yarub, İspanya’daki Berklee Müzik Okulu’nda modern enstalasyon alanında burslu olarak yüksek lisans yapıyor.

Mehmet Bitmez

Günümüzde dünyadaki ud virtüözlerinden biri olarak gösterilen Bitmez, öğrenim yılları ve sonrasında da Tanburi Cemil Bey’in makam ve icra anlayışını analiz ederek, ileri teknik, üslup ve tavrı üzerine kapsamlı araştırmalar yaptı.
İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak görevini sürdürmektedir.

Cihat Aşkın

Prof. Ayhan Turan’ın sınıfından mezun olan Cihat Aşkın, daha sonra Londra’da Royal College of Music ve The City University’de Mastır ve Doktora programlarını bitirerek yurda döndü.
CAKA, Andante’nin düzenlediği 2011 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’nde Yılın Klasik Müzik Etkinliği ödülüne layık görüldü. Basın tarafından “Bu toprağın kemancısı” olarak onurlandırılan sanatçı, konserlerinde Jean-Baptiste Vuillaume (1846) ve Joseph Gagliano (1796) kemanları ile çalmaktadır.

Vieuxtemps İstanbul’da
Saat: 18.00

19. yüzyılın en önemli keman virtüözlarından biri olan Henri Vieuxtemps’ın İstanbul seyahatinin müzikli anlatımı

Katılımcı Sanatçılar Emre Aracı ve Cihat Aşkın, Roberto Issoglio

(Etkinlik, Fuaye alanında gerçekleştirilecektir. Katılım ücretsizdir.)

Emre Aracı

Müzik tarihçisi, besteci ve orkestra şefi Emre Aracı Edinburgh Üniversitesi’nden BMus (Hons.) ve PhD dereceleri ile mezun oldu.
1987’den beri Birleşik Krallık’ta yaşamakta olan Dr Emre Aracı Türkiye-Avrupa müzik ilişkileri üzerine yoğunlaştığı araştırmalarını Nurol Holding ve Çarmıklı Ailesi desteği ile sürdürmektedir.

Roberto Issoglio

Müzisyen solist olarak ulusal ve uluslararası Oda Müziği topluluklarında çalışmış; 2002’de, BBC Orkestrası ve Londra Filarmoni Orkestrası ve daha sonra Berliner Philharmoniker’ın müzisyenleriyle birlikte çalmıştır.
Roberto Issoglio beş yıldır Pâques de Cervo (IM) Festivali’nin Oda Müziği Geliştirme Kursları’nın Sanat Yönetmenliği’ni ve Mozart İtalya Derneğinin Torino Kürsüsü Başkanlığı’nı yürütmekte, aynı zamanda Marcello Abbado ve çok ünlü başka yorumcularla birlikte ulusal danışmanlık yapmaktadır.

Ayla Erduran Onur Gecesi

Saat: 20.00

Ayla Erduran, keman
Cihat Aşkın, keman
Tatjana Masurenko, viyola
Can Okan, piyano
Rahşan Apay, viyolonsel
Yelda Özgen, viyolonsel

Ayla Erduran

İstanbul’da dünyaya gelen sanatçı, önce annesiyle kemana başlamış, dört yaşında Karl Berger’in öğrencisi olmuş, ilk resitalini on yaşında, Ferdi Ştatzer eşliğinde, Saray Sinemasında vermiştir. 1946-51 yılları arasında Paris Ulusal Konservatuvarı’nda Benedetti ve Benvenuti ile eğitim görerek keman bölümünden mezun olmuştur.

Erduran’ın yaşamını anlatan, Evin İlyasoğlu’nun yazdığı “Ayla’yı Dinler misiniz?” başlıklı biyografik roman Remzi Kitabevi tarafından 2002’de; Erhan Karaesmen’in yazdığı “Evrenimizi İç Işıklarıyla Aydınlatanlar: Ayla Erduran Müzik ve Keman” başlıklı kitap SCA tarafından 2007’de yayımlanmıştır. Amerika’dan Uzakdoğuya, dünyanın her yerinde CD’leri satılan Sanatçı’nın kayıtları ülkemizde “Ayla Erduran Arşiv Serisi” başlığı altında Lila Müzik’ten yayınlanmıştır.

Tatjana Masurenko

Müzik eleştirmenlerinden olumlu tepkiler alan viyola sanatçısı Masurenko, 15 yıldır hem solo hem de oda müziği sanatçısı olarak müziğin içinde.

Can Okan

25 Mart 1986 tarihinde İstanbul’da doğdu. Beylerbeyi Lütfi Erçin İlkokulu’nda öğrenim görmekteyken, piyano öğrenimine 1994 yılında Meliha Doğuduyal ile başladı.
Can Okan, MSGSÜ Devlet Konservatuari’nda Prof. Metin Ülkü ile piyano ana sanat dalındaki doktora eğitimine, orkestra şefliği bölümünde araştırma görevliliğine ve devlet sanatçısı İdil Biret ile düzenli çalışmalarına devam etmektedir.

Yelda Özgen Öztürk

Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel, oda müziği ve orkestra dersleri aldı. Halen İTÜ Türk Musiki Devlet Konservatuvarı’nda yardımcı doçent olarak çalışmakta ve İTÜ Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde Müdür Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

2 Mart Pazartesi
Dünyanın Kemanları Festivali

Dünyanın Kemanları Festivali – 2. Gün
Aşkın Ensemble
Saat: 18.00

Ertuğ Korkmaz, şef
Ani Schnarch, keman
Aşkın Ensemble
Aşkın Ensemble, günümüzün kaliteli müzik ihtiyacına cevap verebilmek, oda müziği projeleri oluşturmak, müziğe sıradışı bir yorum getirmek ve genç müzisyenlerin gelişimlerini desteklemek amacı ile Cihat Aşkın tarafından 09 Mart 2007 tarihinde kuruldu.
Müzik eleştirmenlerinden olumlu tepkiler alan Aşkın Ensemble, en büyük desteğini genç ve yaratıcı müzisyenlerinden almakta ve çalışmalarını bağımsız olarak sürdürmektedir.

Ertuğ Korkmaz

Orkestra Şefi – Kompozitör

11 yaşında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Prof. Mehmet ERTEN ile Trompet çalışmalarına başladı. 1975 yılında Kompozisyon bölümüne kabul edildi ve Prof. Erçivan SAYDAM ile Armoni, Kontrapuan çalışmalarına başladı. 2003 yılında International Rostrum of Composers jürisi seçilen Ertuğ Korkmaz aynı yılın Mart ayında Müzik ve Sahne Sanatları alanında kurucu üye olarak Başkent Üniversitesi kadrosuna katılmıştır. Sanatçı halen Orkestra Akademik Başkent Sanat Yönetmenliği ve Daimi Orkestra Şefliği görevlerini sürdürmektedir.

Ani Schnarch

Rumen – İsrailli – İngiliz kemancı, birçok prestijli ödülün sahibi olan Schnarch, kuşağının en heyecan verici ve çok yönlü kemancılarından biri olarak anılıyor. Romanya doğumlu Schnarch, kemana 7 yaşında başladı ve çalışmalarına İsrail’de devam etti. Bartok ve Ysaye ağırlıklı resital programları büyük alkış alan sanatçının, yine Bartok’un keman ve piyano için yazmış olduğu eşsiz eserlerini seslendirdiği performansı çeşitli ülkelerde radyo, TV ve web üzerinden yayınlanıyor. Yoğun konser takviminin yanı sıra, Ani aynı zamanda Londra Kraliyet Müzik Okulu’nda aranan bir profesör olarak, Avrupa, ABD, Kanada, İsrail ve Japonya’da ustalık sınıfları veriyor, sayısız uluslararası keman yarışmalarına jüri olarak davet ediliyor. İtalya ve İngiltere’de bulunan New Virtuosi Mastercourse & Festival’i Sanat Danşmanı olan Ani, İsrail’deki ünlü Keshet Eilon keman okulunun da kurucusu ve fakülte üyesi.

Dünyanın Kemanları Festivali Kapanış Konseri

Saat: 20.00

PARKER QUARTET

Daniel Chong, keman
Ying Xue, keman
Jessica Bodner, viyola
Kee-Hyun Kim, viyolonsel

Program

S.PROKOFIEV İki numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Fa Majör, Op.92
J. WIDMANN 3 Numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, “Jagdquartett”
J. BRAHMS Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Si bemol Majör, Op. 67

Muhteşem… (New York Times)

Hayal gücü ile dolu bir yorum anlayışı, olağanüstü bir virtüözite, (Washington Post)

Kusursuz bir mükemmeliyet (Boston Globe)

2002’de kurulan Parker Quartet “klasik müziğin laboratuarı” olarak bilinen yaylı çalgılar dörtlüsü oluşumunda, kısa sürede kuşağının önde gelen topluluklarından biri olmuş, başarılı çalışmaları büyük övgülerle, hattâ müzik endüstrisinin en prestijli ödüllerinden Grammy ile taçlandırılmış.
Gördükleri esaslı öğrenimi bir de Cleveland Quartet, Kim Kashkashian, György Kurtág, ve Rainer Schmidt gibi ustalarla pekiştiren topluluk üyeleri bu konserde yaylı çalgılar dörtlüsü için üretilmiş literatürden oldukça farklı kimliklerde üç eser sunacak: Prokofiev, Widmann ve Brahms müzikal gramerleri ve farklı deyişleriyle bu çeşitliliği yansıtacak üç isim.

3 Mart Salı / 20.00

Bobby McFerrin ‘spirityouall’

Bobby McFerrin, vokal
Gil Goldstein, piyano
David Mansfield, keman
Armanda Hirsch, gitar
Jeff Carney, bas
Louis Cato, davul
Madison McFerrin, vokal
Bir zamanlar tüm dünyaya ‘mutlu ol’ diyebilen adam, mesajını tekrarlamak üzere geliyor. Bobby McFerrin 3 Mart’ta İstanbul’da..

Onun davetkar müziğini, şifalı sesini duymak ve ruhlarımızı aydınlatmak için 3 Mart 2015’teki İstanbul konseri çok iyi bir şans.

6 Mart Cuma / 20.00

Maria João Pires, Miloš Popović Dört El ve Solo Piyano Resitali

Program

L.v.Beethoven Piyano Sonatı No 21 “ Op. 53 “Waldstein”
F. Schubert “Lebensstürme” D 947, 4 El Piyano için
F. Schubert “Fantazi” Fa minör, D 940, 4 El Piyano için
L.v.Beethoven Piyano Sonatı No 32 Op.111

Piyano başında bir evliya… Sadece çalışıyla değil, ona özünü veren duyarlılığı, kimliği, duruşuyla da apayrı bir yeri olan, dünyanın en önde gelen piyanistlerinden Maria João Pires, bu dikkat çekici buluşmada genç kuşaktan, 2000’li yıllarla birlikte önemli bir atılım gerçekleştiren Miloš Popović ile birlikte, aynı sahneyi paylaşacak.

Konserdeki partneri Miloš Popović ise, Haydn, Beethoven, Schumann ve Chopin gibi klasiklerin yanı sıra, keman sanatçısı Lorenzo Gatto ile kaydettiği, Enescu, Martinů ve Mokranjac’ın eserlerine yer verdikleri albümle dikkat çekiyor.

7 Mart Cumartesi / 20.00

Troia Wind Ensemble

Muhittin Dürrüoğlu, piyano
Bülent Evcil, flüt
Selçuk Akyol, obua
Cihangir Nuvasil, klarnet
Engin Güngördü, fagot
Cem Akçora, korno

Program

L. Van Beethoven Piyano ve üflemeli dörtlü için Beşli
F. Poulenc Piyano ve üflemeli beşli için Altılı
C. Nielsen Üfelemeli Beşli

Türkiye’nin çeşitli orkestralarının önde gelen; solo ,orkestra ve oda müziği kariyerlerine sahip ve alanında virtüöz sanatçılarından Bülent Evcil, Selçuk Akyol, Cihangir Nuvasil, Engin Güngördü ve Cem Akçora ‘dan oluşan oda müziği topluluğu, ilk kez 2009 yılında bir araya gelmiş ve çalışmalarına başlamıştır. Konserlerinde oda müziği repertuvarının önde gelen büyük bestecilerine yer veren topluluk, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı’nda profesör ve dünyaca ünlü Türk piyano sanatçısı Muhiddin Dürrüoğlu ile de performanslar sergilemektedir. Konser programına devam eden topluluk, İstanbul konseri için; içinde NIELSEN , POULENC ve BEETHOVEN ‘in eserlerinin yer aldığı bir program sergileyecektir.

8 Mart Pazar / 20.00

İncesaz

Ezgi Köker, solist
Bora Ebeoğlu, solist
Cengiz Onural, gitar
Murat Aydemir, tanbur
Taner Sayacıoğlu, kanun
Emre Erdal, klasik kemençe
Volkan Hürsever, kontrbas
Türker Çolak, ritim saz

“İstanbul’un Hanım Bestekârları”

İncesaz bu konserde Cengiz Onural ve Murat Aydemir’in bestelerinden oluşan klasik İncesaz repertuvarının yanı sıra Dünya Kadınlar Günü’ne özel Mehveş Hanım, Neveser Kökdeş, Leyla Saz gibi İstanbul’un en özel hanım bestekarlarının şarkılarına da yer verecek. Son albümleri Geçsin Günler’in solistleri Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkılara Hakkı Öztürk (Viyolonsel) ve Evrim Güvemli (Klarnet) konuk sanatçı olarak katılacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 42. İstanbul Müzik Festivali’nin biletleri 8 Şubat Cumartesi günü satışa çıkıyor.

42.müzik festivali

Klasik müzik hayatının öncü etkinliklerden İstanbulMüzik Festivali, bu yıl 42. kez müzikseverlere kapılarını açıyor. 31 Mayıs – 27 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek festivalde 800’e yakın yerli ve yabancı sanatçı ağırlanacak. 2 dünya ve 2 Türkiye prömiyerinin gerçekleşeceği 42. İstanbul Müzik Festivali’nde bu yıl, baroktan çağdaş müziğe uzanan bir yelpazede senfonik ve oda müziği konserleri, vokal performanslar ve resitaller ile Pazar Klasikleri’ni kapsayan toplam 26 etkinlik yer alacak.
42. İstanbul Müzik Festivali konserlerinin biletleri, 8 Şubat Cumartesi günü saat 10.00’dan itibaren;
Lale Kart sahipleri festival biletlerinde %20–25 oranındaki “Lale üyelerine özel indirim”lerden yararlanabiliyor. Tüm bilet alımlarında kredi kartı geçerli. Öğrenci biletleri ise İKSV gişesinden kimlik kartı gösterilerek satın alınabilecek. Festival biletleri festival süresince Aya İrini Müzesi’nde yer alan gişeden de alınabilir.
42. İstanbul Müzik Festivali program kitapçığı İKSV Ana Gişe’den ve Biletix satış noktalarından temin edilebilir.
Açılış Töreni ve Konserini İzlemek İsteyen Müzikseverler İçin
42. İstanbul Müzik Festivali’nin, 31 Mayıs Cumartesi akşamı Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilecek Açılış Töreni ve Konseri’nin biletleri Biletix ve İKSV Ana Gişe’den satın alınabilir.
Piyanist Gülsin Onay’a 42. İstanbul Müzik Festivali’nin “Onur Ödülü”nün takdim edileceği Açılış Töreni’nde ayrıca festival sponsorlarına ve katkıda bulunan kuruluşlara birer teşekkür plaketi sunulacak. Törenin ardından gerçekleştirilecek konserde, uluslararası yarışmalardan ödüllerle dönen başarılı genç viyolonselcimiz Dorukhan Doruk’a, şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusanİstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Orkestra onursal şefi Gürer Aykal yönetiminde, ayrıca festivalin teması olan “Doğanın Şarkısı”na gönderme yapan bir program seslendirecek.

CRR Konser Salonu tarafından bu yıl ilki düzenlenecek olan “CRR Caz Şubatı” 1 Şubat – 18 Şubat tarihleri arasında dünyaca ünlü yıldızları İstanbullu cazseverler ile buluşturuyor. 

 Wadada Leo Smith

Wadada Leo Smith

 Grammy ödüllü ,Kenny Garrett  yeni albümü “ Pushing the World Away “  ile  CRR Caz Şubatı’na konuk oluyor.  Washington City Paper tarafından Jenerasyonun en önemli alto saksafoncusu, belkide en cesuru”  olarak tanımlanan  Kenny Garrett yenilikçi ve yaratıcı kariyeri ile günümüzün en etkili caz müzisyenleri arasında yer alıyor.  Kenny Garret’in son albümü “Pushing the World Away” ‘ de ,”I Say a Little Prayer” cover’ı hariç hepsi Kenny Garrett’ in kendi bestesi… Sanatçı, ”  Pushing the World Away “  ile 2013 Grammy Ödüllleri’nde “ En İyi Enstrümantel  Caz Albümü” adayıdır.   3 Şubat  Pazartesi günü saat 20:00’de CRR Konser Salonu’nda gerçekleşecek bu konseri  kaçırmayın!

joan &andrea

joan &andrea

Andrea Motis ve Joan Chamorro CRR Caz Şubatı’nda ilk kez İstanbullu cazseverlerle buluşuyor! Caz sahnelerindeki  1995 doğumlu Andrea Motis, Norah Jones ‘un veliahtı olarak görülüyor. Andrea’yı caz dünyasına kazandıran akıl hocası Joan Chamorro’nın da gruba katkısı oldukça fazla.  Saksafon sanatçısı olarak şöhret kazanan Chamorro’nın kariyerini birkaç cümleyle özetlemek zor … Genç yıldız Andrea Motis’in ilk albümü Joan Chamorro’nun öncülüğünde  “ Joan Chamorro presents Andrea Motis” başlığı altında müzik marketlerde yerini almıştır. Bu albümle Katalan cazının dünya caz sahnelerindeki yeni temsilcisi olduğunu kanıtlayan Andrea Motis, caz klasiklerini bossa nova formuyla caz tutkunlarına sunuyor.  Gitarda mükemmel eşliğiyle Josep Tarver, piyanoda Ignasi Terraza, davulda Esteve Pi ile Avrupa’nın önemli caz festivallerinde sahne alan bu grubu dinleme şansına ulaşacağınız için kendinizi şanslı hissedebilirsiniz.  Andrea Motis ve Joan Chamorro  Quintet konseri 4 Şubat Salı günü saat 20:00 ‘de CRR Konser Salonu’nda gerçekleşecek.

Modern cazın en önemli temsilcilerinden trompet virtüözü Wadada Leo Smith Golden Quartet, son albümü “ Ten Freedom Summers  ile CRR Caz Şubatı kapsamında cazseverleri büyülecek. 40 yılı aşkın bir süredir besteleri ve doğaçlamaları ile yaratıcı çağdaş caz müziğinin en önemli isimlerinden olan Wadada Leo Smith çok sayıda enstrümanı büyük bir ustalıkla çalmasıyla tanınıyor. Golden Quartet, cazın en sade müzikal ifade biçimini, doğu müzik kültürü ile harmanlayarak, usta besteci ve sanatçıların oluşturduğu bir dörtlü… Wadada Leo Smith,  Golden Quartet, Silver Orkestra, ve Organic ile çalışmalarına devam ediyor. AACM-Orkestrası, Kronos

kenny garrett

kenny garrett

Quartet, Da Capo Oda Oyuncuları, New Century Oyuncuları, San Francisco Çağdaş Müzik Oyuncuları, Chicago Üniversitesi Çağdaş Oda Oyuncuları, S.E.M. Topluluğu, Southwest Oda Müziği, Del Sol String Quartet ve New York Yeni Müzik Topluluğu sanatçının eserlerini seslendiren topluluklar arasında yer alıyor. Wadada Leo Smith 5  Şubat Çarşamba günü saat 20:00’de CRR Konser Salonu’nda , Golden Quartet ile karşınızda olacak.

Biletler CRR Konser Salonu gişeleri ve Biletix’de !

1 Şubat -18 Şubat tarihleri arasında CRR Konser Salonu’nda  ilki gerçekleşecek olan “ CRR Caz Şubatı “ ‘nın biletlerine CRR Konser Salonu gişelerinden ve Biletix’in tüm satış noktalarından ulaşabilir.

Haber : Suat Unal

Bitirmek üzere olduğumuz yılın şubat ayında Nusret İspir – Selen Akçora Klarnet İkilisi’yle başlayan Küçük Gece Müzikleri konser dizisi 26 Aralık Perşembe akşamı bir “sekizli” olan “Octagon” Üflemeli Çalgılar Topluluğu’nun konseriyle sona erdi. Pera Müzesi’nce düzenlenen, Mehmet Mestçi’nin sanat yönetmenliğini üstlendiği 2013 konserlerinin bir ayırıcı özelliği her ay “üye sayısı bir artan” bir topluluğu müzikseverlerle buluşturmaksa, ikinci ayırıcı özelliği Pera Müzesi’nin ikinci katındaki Sevgi ve Erdoğan Gönül Salonu’nda “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar”sergisinin ortasında yapılmasıydı. Çalınan yapıtların büyük çoğunluğunun tablolarda yansıtılan dönemlerin ürünü olması da, kuşkusuz, konsere ayrı bir boyut katıyordu.

Nusret_İspir-Selen Akçora

Küçük Gece Müzikleri 2013 konser dizisinin son konseri, İstanbul Devlet Senfoni, Borusan Filarmoni, Cumhurbaşkanlığı Senfoni ve Devlet Opera ve Balesi Orkestralarında çalan değerli sanatçıların kurduğu Octagon Üflemeli Çalgılar Topluluğu’nun ise ilk konseriydi. Sezai Kocabıyık (obua), Barkın Balık (obua), Ferhat Göksel (klarnet), Barış Yalçınkaya (klarnet), Cavit Karakoç (fagot), Sertaç Çevikkol (fagot), Cem Akçora (korno) ve Sadi Baruh’dan oluşan (korno) topluluk klasik Batı müziğinin iki büyük ustasının, Mozart ve Beethoven’ın büyük yapıtlarına oranla az çalınan birer yapıtını seslendirdiler.

Mozart’ın “serenattan çok üflemeliler için yazılmış bir senfoni” olarak tanımlanan KV 388 Do Minör Üflemeli Çalgılar için Serenad’ı da, Beethoven’ın “dönemin divertimentolarını geride bırakan bir divertimento olan ve bestecinin sonradan yaylı çalgılar beşlisine dönüştürdüğü” Op.103 Mi Bemol Majör Üflemeli Çalgılar için Sekizli’si de ustaca çalındı. Oda müziğinin güzelliğini yaşatan, keyifli bir konserdi.

Küçük Gece Müzikleri konserleri önümüzdeki yıl da sürecek. Ocak – Mayıs dönemi izlencesinde beş topluluk yer alıyor. 18 Ocak 2014’deki ilk konserde dinleyeceğimiz topluluk Nihan Atalay – Zeynep Keleşoğlu Flüt İkilisi. Konserler yine müzenin ikinci katındaki Sevgi ve Erdoğan Gönül Salonu’nda saat 19:00’da.

 

Dünyaca ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say ‘İstanbul Senfonisi’ eseri ile Avrupa’nın en büyük ve prestijli müzik ödülü olan ECHO’yu kazandı.

Seçici Kurul yaptığı açıklamasında ödülün ‘Doğu ve Batı arasında oluşturduğu sanatsal köprüdeki başarısı” gerekçesiyle Say’a verildiğini belirtti. Büyük ödüle layık görülen CD’de ‘İstanbul Senfonisi’ni, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve şef Gürer Aykal eşliğinde Burcu Karadağ (ney), Hakan Güngör (kanun) ve Aykut Köselerli (vurmasazlar) icra etmişti.
nar sanat fazıl say
Fazıl Say daha önce, 2001 yılında Stravinski’nin ‘Bahar Ayini’ kaydı ile en iyi yorumcu ve 2008 yılında kemancı Patricia Kopatchinskaja ile yaptığı CD ile en iyi oda müziği ödülüne layık görülmüştü. Say, 2013 yılında bu kez besteci olarak ‘İstanbul Senfonisi’ ile en iyi beste özel ödülünün sahibi oldu. ‘İstanbul Senfonisi’ eseri 2009 yılında bestelendi. Yedi bölümden oluşan eser 45 dakika. ‘İstanbul Senfonisi’ kısa bir süre içinde 12 ülkede, 50’den fazla konserde seslendirildi.

Kaynak :[]