Şunun için etiket arşivi: nbsp

23-Nisan-2015-dinletisiNar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Özel Nar Sanat Eğitim kursu işbirliği ile Nar Sanat öğrencilerinin sahne alacağı dinleti programı bu akşam 18:30’da Nar Sahnesi’nde.

Sahne alacak öğrencilerimiz ve performansları:

ALARA YÜCEL – SONATİN/F. KUHLAU

ARDA SERT –THE ENTERTDİNER/S.JOPLİN

EGEMEN HIZLIBAŞ – ARABESK/BURGMÜLLER

KEREM İNAN – GÜN DOĞARKEN/J. THOMPSON

IRMAK KAYTAN ve ATAKAN TOKELLİ – PUMP İT/BLACK EYED PEAS

ZEYNEP DURU ÇİL – PRAMENADE ALA RAME/M.ADDRAN

ASIM GÜVEN BOZKURT – VİVE LES DEFLİES/J.VOGT

MADLEN ARZUMAN – VALS NO.9/CHOPİN

İDİL DENİZ BAKIR – LA DİSPUTE/Y.TİERSEN

SUDE ALDATMAZ – BANGO BOOGİES/J.W.SCHDUM

EDA KÖLÜKFAKİ – YUGOSLAW TARZINDA/B.BARTOK

NEHİR ERGÜN – KIZILDERİLİ DAVULU/J.THOMPSON

BERKİN AY – MENUET/KRİGER

MERİÇ GÖKCAN – YAVAŞÇA KÜREK ÇEKELİM/J.THOMPSON

MERT GÜNEŞ – YANKEE DOODLE/J.THOMPSON

RÜYA YILDIZ – FLY TO THE MOON/B.HOWARD

ELA ÖZBAŞ – DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN

EGE YILMAZ – TROMBON ÇALGICISI/J.THOMPSON

BİLGE KANDUR – FIRTINA/C.GURLİTT

ÖYKÜ UFACIK – MELODİ/ECKSTAİN

DURU KESER – ALABAMA

ÖYKÜ GÜLEÇ – MY WAY/SİNATRA

DENİZ KAPLAN – HALAY/Y.İMAN

GÜNEŞ EKİM DÖNMEZ – LE BEAV YANKEE/M.AARON

AZRA DAYIOĞLU – ETÜD/A.BURKARD

İREM YILMAZ – FRENCH FOLK SONG/SUZUKİ

ASLI DEMİROK – KABİLE DANSI/J.THOMPSON

MİNA FIRINCI – FİLLERLE DANS

PINAR ÖZOĞUL – UNUTAMADIM/BARIŞ MANÇO

GÖKÇEN ÖDEN –

NAZ ARSLAN – BUZ PATENCİSİ/J.THOMPSON

NİL ERGÜN – YAVAŞÇA KÜREK ÇEKELİM/J.THOMPSON

NUR İLAYDA BUDAK – ETÜD NO.7/SUZUKİ

YAĞMUR İHVAN – ALLEGRO NO.8/SUZUKİ

BAHAR ECE SARSIN – CRAZİER/T.SWİFT

CANSU NUR KILIÇ – ETÜD/DUVERNOY

BEYZA YALVAÇ – HİSTORİA DE UN AMOR

İNCİ SARACİK – HÜZÜN/BURGMÜLLER

İREM YEŞİM SAVAŞ – PERPETUAL-MOTİON/SUZUKİ

DENİZ DURSUN – DUYDUMKİ UNUTMUŞSUN.

 

canakkale-film-gunleriKültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği tarafından düzenlenen Çanakkale Zaferi’nin 100. Yılı Film Günleri, 17-21 Nisan’da Çanakkale’de gerçekleşecek. Russell Crowe’un ‘Son Umut’ filminin gösterimi ile başlayacak olan etkinlikte; Ertem Eğilmez’in ‘Bir Millet Uyanıyor’, Yeşim Sezgin’in ‘Çanakkale: 1915’, Serdar Akar, Ahmet Karaman ve Kemal Uzun’un yönetmenliğini yaptığı ‘Çanakkale: Yolun Sonu’, Levent Akçay’ın ‘Sarı Siyah’ ve Tolga Ören’in ‘Son Mektup’ filmleri gösterilecek.

Ayrıca Tolga Örnek’in ‘Gelibolu’, Ahmet Okur’un ‘Son Kale: Çanakkale’ adlı belgeselleri de izleyiciyle buluşacak.

 

 

piyano-kursuPiyano aslında sanat ve müzik dünyasının en önemli enstrümanlarından birisidir. Sanatın tüm dalları ile ilgilenen kişilerin sözel, davranışsal, duygusal, ruhsal ve sosyal davranışları diğer kişilere oranla daha etkileyicidir.

Enstrümanlar içinde ana enstruman diyebileceğimiz Piyano hakkında bilinmeyenleri sizler için derledik.

  • Hiç bir solo çalgı piyanonun gücüne sahip değildir. Piano, parmağın dokunuşuna anında yanıt verir.
  • Geniş ton aralığından ötürü piyanoya “Enstrümanların Kralı” denir.
  • Bir piyanonun klavyesi 88 tuşa sahiptir.
  • Satılan en pahalı piyano 1,2 milyon dolara satılan Steinway Grand’dir.
  • Birçok müzik okulunda ana enstrüman olmasa bile piyano zorunlu bir çalgıdır.
  • Bir piyanist, ister tek başına, ister bir orkestra eşliğinde olağanüstü bir müzik gerçekleştirebilir. Henüz keşfedilmemiş bir yetenek.
  • Piyano’nun verebildiği en kalın ses ‘La’ sesidir ve bütün piyanolarda bu sesi veren telin boyu 2 metre kadardır.
  • Piyanoda ses, tellere vuran çekiçler sayesinde ortaya çıkar.
  • Asıl adı “Piyano e forte” olan piyanoyu Floransalı Bartolomeo Cristofori 1711 yılında icad etmiştir.
  • Piyano 220-230 telden oluşur ve her tel 76 kilo ağırlığı çeker. Tüm teller toplamda 18-20 ton çekebilir.
  • Piyano 12.000’e yakın parçadan oluşur ve bunların 10.000 tanesi ses çıkarmak için hareket eder.

Piyano Kursumuza 4 yaşından itibaren herkes katılabilmektedir. Piyano dersleri hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Sanatın tüm dalları hakkında akademik bilgilere ulaşabilmeniz de mümkün. Tıklayınız.

Piyano hakkında size yol gösterecek bir kaç bilgi. Tıklayınız.

Piyano Kursu Öğrencilerimizin Piyano Sınıfında Çalışmalarından Örnekler. Tıklayınız.

Çocuklar için Piyano Eğitimi nedir ne değildir? Tıklayınız.

Tüm bu konularda bize ulaşmanız mümkün. Hemen arayın: 0212 570 8068 – 0530 880 71 80

 

 

 

alaçatı-ot-festivaliAlaçatı Sanat ve Kültür Derneği tarafından organize edilen Alaçatı Ot Festivali 26-29 Mart 2015 tarihleri arasında 6. kez tüm doğaseverleri Alaçatı’da buluşturacak.

6. Alaçatı Ot Festivali Programı

26 Mart 2015, 12:00 Kalp Dostu Bitkiler ve Kalp Sağlığını Koruyucu Beslenme
Konuşmacı: Doç. Dr. Cevad Şekuri
Yer: Köstem Otel

26 Mart 2015, 14:00 Biyoçeşitlilik: Önemi ve Korunması
Konuşmacı: Dr. Ayfer Tan
Yer: Köstem Otel

26 Mart 2015, 16:00 Türkiye’de Biyokaçakçılık ve Biyokaçakçılıkla Mücadelenin Önemi
Konuşmacı: Hüsniye Kılıçarslan – OSB Biyoteknoloji Şube Müdürü
Yer: Köstem Otel

27 Mart 2015, 12:00 Otların Gücü: Metabolizmayı Hızlandıran ve Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Otlar ve Bitkiler
Konuşmacı: Prof. Dr. Mithat Bahçeci – Endokronoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzamnı
Yer: Köstem Otel

27 Mart 2015, 12:00 Ebegümeci Konulu Bilimsel Söyleşi
Konuşmacı: Dr. Ruhan Aşkın Uzel – Gıda İşleme Bölümü Yaşar Üniversitesi MYO
Yer: İmrenhan Otel

27 Mart 2015, 14:00 Sakız Ağacı Sunumu
Konuşmacı: Ahmet Keçeci – Çeşme İlçe Ziraat Odası
Yer: İmrenhan Otel

27 Mart 2015, 14:00 GDO ve Toplum Sağlığı
Konuşmacı: Doç. Dr. Alev Haleki – EÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü
Yer: Köstem Otel

28 Mart 2015, 14:00 Otlar ve Bitkiler Nede Soframızda Olmalı?
Konuşmacı: Dr. Tuncay Filiz – Dahiliye Uzmanı
Yer: Köstem Otel

28 Mart 2015, 14:00 Beslenme ve Gıda İçin Biyoçeşitlilik
Konuşmacı: Dr. Ali Osman Sarı
Konu: Beslenme ve Gıda İçin Biyoçeşitlilik Proje Sunuları ve Proje Posterlerinin Sergilenmesi
Yer: İmrenhan Otel
Konuşmacı: Teresa Borelli
Konu: Küresel Beslenme ve Gıda İçin Biyoçeşitlilik Proje Tanıtımı
Yer: İmrenhan Otel
Konuşmacı: Dr. İsa Özkan
Konu: Türkiye, Brezilya, Kenya, Sri Lanka Beslenme ve Gıda İçin Biyoçeşitlilik Proje Çalışmaları ve Beslenme ve Gıda İçin Biyoçeşitlilik Poster Oturumu
Yer: İmrenhan Otel

Etkinlikler

26 – 27 – 28 Mart 2015, 08:30 Doğa Yürüyüşleri – Otları Tanıma ve Toplama Gezileri
Toplanma Yeri: Belediye Önü

26 – 27 – 28 Mart 2015, 11:00 Uygulama Bahçesi Tanıtım Ziyareti
Yer: Belediye Uygulama Bahçesi

27 Mart 2015 18:00 Basın Toplantısı
Yer: İmrenhan Otel

28 Mart 2015, 15:00 Alaçatı Ot Festivali Korteji

28 Mart 2015, 17:00 Basın Müze Gezisi
Zeytinler Müze Ziyareti

28 Mart 2015, 10:00 Sakız Fidan Dikimi

Atölyeler

26 Mart 2015, 11:00 Yemek
Konuşmacı: Ayşenur Mıhçı
Yer: Asma Yaprağı Restoran
27 Mart 2015, 16:00 Bitki Çayları
Konuşmacı: Teapot
Yer: Köstem Otel
26 Mart 2015, 15:00 Mutfakta Ebegümeci
Konuşmacı: Dilek Yetkiner
Yer: Ev Baharat
28 Mart 2015, 12:00 Zeytinyağı Tadımı
Konuşmacı: Feyza Üstüner – Gıda Mühendisi
Yer: Köstem Otel
27 Mart 2015, 10:30 Enginarlı Beğendi
Konuşmacı: Mustafa Dumanlıdağ
Yer: Alaçatı Palas
28 Mart 2015, 10:30 Çocuklarla Balık Atölyesi
Konuşmacı: Süleyman Dilsiz
Yer: Alaçatı Palas
27 Mart 2015, 15:00 Rakı ve Balık
Konuşmacı:
Süleyman Dilsiz
Yer: Ev Baharat
28 Mart 2015, 13:30 Otlar ve Zeytinyağı
Konuşmacı: Vedat Başaran
Yer: Alaçatı Palas

Eğlence

27 Mart 2015, 17:15 Çeşme Sokak Tiyatrosu
Yer: Değirmen Altı Sanat Galerisi Meydanı

27 Mart 2015, 19:00 Açılış Kokteyli
Yer: Göz Lounge

28 Mart 2015, 19:30 Yemek – Anason Orkestrası
Yer: Dutlu Kahve

29 Mart 2015, 13:00 Konser ve Sarı Zeybek Dans Gösterisi
Yer: Amfi Tiyatro

29 Mart 2015, 15:00 Festival Kapanış Konseri
Çeşme TSM
Yer: Amfi Tiyatro

29 Mart 2015, 16:00 Ödül & Kapanış Töreni
Yer: Amfi Tiyatro

29 Mart 2015, 19:00 After Party
DJ by Göz Lounge
Yer: Göz Lounge

Nar Sanat Tiyatrosu tarafından hazırlanan Çocuk oyunları Caddebostan Kültür Merkezinde izleyicisi ile buluşuyor. Nar Sanat Tiyatrosu’nun hazırladığı oyun akışı şu şekilde:

21 Mart 2015, Cumartesi

Saat: 13:00 

Yastık Kavgası 

Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

 

 

 

 

 

21 Mart 2015, Cumartesi

Saat: 15:00

Erimekten Korkan Buz Pıtır

Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

 

 

 

 

 

22 Mart 2015, Pazar

Saat:13:00

Oyun Delisi

Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

 

 

 

 

 

22 Mart 2015, Pazar

Saat:15:00

Erimekten Korkan Buz Pıtır

Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

 

 

 

 

 

 

Eminseniz isterseniz aşağıda 7 madde halinde verilen metni okuyup tekrar düşünün!

Bize sürekli gösterilen harita..

Bize sürekli gösterilen harita..

Dünyamız, her zaman küresel güçlerin mücadelesine sahne olmuştur. Medya, ekonomi, siyaset ve popüler kültür bu mücadelenin en çetin savaşlarının yaşandığı alanlardır. Bu sefer sizi çok farklı bir arenaya götürüyoruz. Dünya haritasına bakış açınızı değiştirecek bir gerçeğin ardındaki komplo teorilerine inanamayacaksınız. İşte 7 maddede dünya haritasının ardında yatan sır!

eski tip harita

Merkatör Projeksiyonunu daha önce duymuş muydunuz? Günümüzde hemen her okulda, kurumda ve daha bir çok alanda karşılaşabileceğiniz dünya haritalarının tamamı Merkatör Projeksiyonu esas alınarak çizilen haritalardır. Ve işin doğrusunu söylemek gerekirse, dünyanın doğru kabul edilen en büyük ve yaygın yalanıdır. Merkatör Projeksiyonu, son derece yanlış hesaplamalarla çizilen haritalar ortaya koyar. Sadece ekvator çizgisi hizasında doğru sonuçlar verebilen harita, kuzey ve güney uçlarda gerçeği yansıtmayan ölçümler ortaya koyar.

1500’lü yıllarda ortaya atılan bu harita türü, her ne kadar teknik imkansızlıklardan ortaya çıkmış masum bir hata gibi görünse de aslında büyük bir propaganda malzemesidir. Çünkü ilerleyen yıllarda doğru ölçümlerle oluşturulan haritalar, kabul görmemiş ve Merkatör Projeksiyonu kullanılmaya devam etmiş. Neden? Bilimsel her türlü gelişmeye kucak açan insanlık, neden Merkatör Projeksiyonu gibi ilkel, teknik hatalarla dolu bir ölçüme bağlı kalmış? Anlatacaklarımız komplo teorisi gibi görünebilir ancak bilimsel veriler yüzlerce yıllık bir yalanı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

1. Gerçeklerin gün ışığına çıkması

uzaydan dünya

Büyük yalan ilk önce, kaşifler tarafından fark ediliyor. Ölçeklendirmesi hakkında net bilgiler verilmeyen Merkatör Projeksiyonunu esas alarak Dünyayı gezmek için denizlere açılan yüzlerce amatör kaşif, gittikleri yerlerde garipliklerle karşılaşıyorlar. Grönland’ın güney kıyılarına yanaşan gemilerden inen kaşifler kuzeye doğru ‘uzun’ bir yolculuğa çıktıklarını düşünüyorlar ancak yolculuk sandıklarından çok kısa sürüyor. Benzer şekilde Orta Afrika’da keşfe çıkan gruplar Merkatör Projeksiyonuyla hazırlanmış haritalara göre yaptıkları yolculukta, Ümit Burnu’na hesapladıkları sürede bir türlü varamıyorlar. İlk defa kafalarda soru işareti uyandıran tespitler bazı konferanslarda dile getirilince, haritalara paralel ve meridyenler eklenerek, kuzey ve güneydeki paralel-meridyen aralıklarının boyutu büyültülüyor. Böylece haritalar çok dikkat çekmeyen çizgilerle gerçek bir görünüm sunuyormuş gibi şekillendiriliyor. Ancak yine de haritada bir şeylerin yanlış olduğu çeşitli kesimlerce iddia edilse de, geçiştiriliyor.

James Gall

James Gall

 

Geçiştirilen iddialar, sadece kaşiflerin değil astronomların da ilgisini çekiyor. İskoç astronom James Gall’ın 19. yüzyılda yaptığı çalışmalar sonrasında, haritacılar Merkatör Projeksiyon haritaların altına bir not düşmek zorunda kalıyorlar; “Güney Amerika Grönland’ın 5 katı büyüklüğündedir”. Bu ufak detay başlarda kimsenin ilgisini çekmiyor. Çekse de üstünde çok fazla düşünülmüyor. Ta ki, aradan 100 yıl geçene kadar.Arno Peters

Arno Peters

Sene 1974. Dünya 400 yıla yakın bir süredir inandırılan bir yalanın peşinde dünyayı tanımaya çalışıyor. Geçmişinde film yapımcılığı gibi işler bulunan, Berlin doğumlu Alman bilim adamı Arno Peters, Avrupa merkezli dünya fikri üzerine tezler üzerine çalışıyor. Çalışmalarında dikkatini antik haritalar üstüne yönlendiriyor. Antik çağlardaki kaşiflerin haritalarının tümünün, bilinen dünya haritasından belli başlı özelliklerle farklılaşması garibine gidiyor. “Hepsi yanılmış olamaz” diyor Peters ve mevcut dünya haritasını mercek altına alıyor. Peters, James Gall’ın çalışmaları üstünden en doğru harita projeksiyonunu hazırlamak için kolları sıvıyor. Ortaya çıkan sonuç sarsıcı boyutlarda oluyor. Bilinen dünya haritasının önemli bir bölümünün yalandan ibaret olduğu anlaşılıyor.

2. Yanlışta ısrar

asıl dünya haritası

 

1974 yılında Peters, çalışmalarını dünya ile paylaşıyor. Gerçek dünya haritası yukarıda gördüğümüz şekilde ortaya koyuluyor. Peters’ın geliştirdiği Peters-Galls Projeksiyonu bilim çevrelerince dünyanın en doğru haritası olarak kabul ediliyor. Peters’ın hazırladığı haritalar dünyaya yayılmak üzere 80 milyon adet basılıyor. Ama bu haritalar; ne okullara, ne kurumlara girebiliyor ne de medya tarafından yayınlanıyor. 1989 yılında Peters, “Peters’ın Dünya Atlası” adında bir harita kitabı da bastırıyor ancak kitap da kitlelere bir türlü ulaşamıyor. Dünya ortaya çıkan bir gerçeği görmezden geliyor ve yalanda ısrar ediyor. Merkatör Projeksiyonlu haritalar dünyanın yüzü olarak nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor.

3. Merkatör Projeksiyonu’nun asıl sorunu

 

MARKATÖR

 

Merkatör Projeksiyonu temel sorun olarak, küre şeklinde bir cismin düzleme çevrilirken yaşadığı eğilmeler ve bükülmelerle karşılaştığı için yanıltıcı bilgiler verir. Ya da bize öyle söylenir çünkü masum görünen bu eğilme ve bükülmeler doğal değildir. Eğilip bükülmeler kuzey ve güneydeki alanların olduğundan büyük görünmesini sağlayabilir ancak asla orta alanlarda daralmaya sebep olmaz. Merkatör Projeksiyonu, kuzey ve güneydeki alanları abartılı bir şekilde büyük göstermekle kalmaz, Afrika gibi dünyanın ortasında yer alan devasa bir kıtayı da olduğundan daha küçük gösterir. Merkatör Projeksiyonun asıl sorunu geometri değil, propagandadır. Batı dünyasının propagandasına maruz kalmış bir dünyanın eğilip bükülüşünün kanlı canlı kanıtıdır!

4. Büyük Propaganda

SİYASİ HARİTA

 

Peki Merkatör Projeksiyonu kimin işine yarıyor? Ya da bu yalanı kabul etmek kimin işine geliyor? İşte size örnekler:

Kanada

Merkatör projeksiyonuna göre Kanada, ABD’nin Kuzeyinde devasa bir ülke gibi duruyor. Ama gerçek boyutlarında dünyanın kuzeyine sıkışmış bir ülke görünümünde.

ABD

Merkatör Projeksiyonunda Kuzey Amerika Güney Amerika ile hemen hemen aynu hatta daha büyük bir kıta konumunda. Ancak gerçekte Güney Amerika, Kuzey Amerika’dan gözle görülür bir şekilde daha büyük. ABD’de bu ölçeklendirme içinde Güney Amerika’nın karşısında daha küçük görünüyor.

İngiltere

Merkatör Projeksiyonu, İngiltere’yi Dünya’ya hakim bir noktaya konumlandırır. Gerçek dünya haritasında ise İngiltere kuzeydenizinde bir ada gibi görünmekte.

Avrupa

Dünyanın küresel gücü ABD değil mi? Merkatör Projeksiyonu’na göre dünya ABD merkezli gibi olması gerekmez mi? Ama bir zamanlar dünyanın küresel gücü Avrupa ülkeleriydi. Merkatör Projeksiyonuna bakarsanız, Avrupa ülkeleri dünyanın merkezinde durur. Gerçek Dünya haritasında ise merkezde Kuzey Afrika ila Orta Afrika civarında bir bölge duruyor.

Rusya

Topraklarının büyük çoğunluğunu Sibirya’nın karlar altındaki arazilerinin oluşturduğu Rusya, Merkatör Projeksiyonunda korkunç boyutlarda büyük görünüyor. Ama Gerçek dünya haritasında Asya’nın kuzeyinde bir çizgiden ibaret.

Baltık Ülkeleri

Merkatör Projeksiyonu sayesinde daha gözle görülür bir alanda karşımıza çıkar Norveç, İsveç ve Finlandiya gibi ülkeler de aslında gerçek dünya haritasında kuzeye sıkışmış ülkeler konumundalar. Hatta bir baltık ülkesi olarak sayılan Danimarka bile Grönland sayesinde adını büyük harflerle dünyanın gözüne sokabiliyor. Dünya haritasında neredeyse Afrika’dan daha büyük duran Grönland, gerçek dünya haritasında ise kuzeye sıkışmış küçük bir ada görünümünde.

5. Ne yapılmaya çalışılıyor?

WORLDMAP

Peki Merkatör Projeksiyonuyla ne yapılmaya çalışılıyor? aslında bu haritanın ekmeğini yiyen ülkelere baktığımız zaman ne yapılmaya çalışıldığı son derece açık. Ama bir de “Markatörzede” ülkelere bakalım. Yalanlarla dolu bir haritadan kimler zararlı çıkıyor?

Afrika Ülkeleri:

Hemen hemen bütün Afrika ülkeleri gerçekte olduğundan çok daha küçük bir şekilde Merkatör Projeksiyonunda gösteriliyor, çünkü zaten Afrika kıtası bütünüyle küçültülmüş!

Çin:

Çin Merkatör haritasında bile zaten büyük bir ülke gözükürken, gerçek dünya haritasında aslında ne kadar büyük olduğunu daha rahat bir şekilde görebiliyoruz. Bu noktada Rusya’nın Çin ile arasındaki boyut dengesinde inanılmaz farklılıklar otraya çıkıyor.

Arap Yarım Adası:

Dünyaya dayatılan haritada Arap Yarım Adası olarak bilinen alanın ne kadar küçük olduğu gözlerden kaçmıyor. Gerçek dünya haritasında ise Arap Yarım Adasının büyüklüğü ortaya çıkıyor.

Meksika:

Aynı şekilde Merkatör Projeksiyonu Meksika’yı olduğundan daha küçük gösterme eğiliminde. Gerçek Dünya haritasına göre ise Meksika oldukça büyük bir alan kaplıyor.

İran ve Hindistan:

İran ve Hindistan da gerçek dünya haritasında, dayatılmaya çalışılan haritaya oranla daha büyük bir alanı kaplıyor.

Güney Amerika:

Güney Amerika kıta halinde, Kuzey Amerika’dan daha büyük bir alanı kapladığı halde, Merkatör Projeksiyonuyla yapılan haritalarda abartılmış bir Grönland adasıyla birlikte Kuzey Amerika, Güney Amerika’dan daha büyük gözükmekte.

6. Bölgeler Arası Denge

Haritalar

Kıtalara mevcut dayatılan harita üzerinden objektif bir yorumla bakacak olursak; Büyük bir Rusya, büyük bir Kuzey Amerika, küçük ama merkezde bir Avrupa, bastırılmış bir Afrika ve sıkıştırılmış bir Ortadoğu görüyoruz. Dünyayı politik açıdan değerlendirecek olursanız hemen hemen aynı yorumu yapabilirsiniz. Coğrafi olarak olmasa da politik açıdan gerçekleri yansıtan bir harita karşımızda durmuyor mu? Peki ya dünyaya egemen olan politika, gerçek dünya haritasıyla paralel doğrultuda olsaydı, nasıl bir dünyada yaşıyor olurduk ve dünyaya hangi güçler egemen olurdu?

7. Sonuç

dunya-haritasi

Dayatılmaya çalışılan dünya haritasında büyük gözüken ülkelerle, gerçek dünya haritasında büyük gözüken ülkeleri karşılaştırdığımız zaman ortaya çıkan sonuçlara baktığımız zaman ister propaganda olarak tanımlayın isterseniz komplo teorisi, büyük bir kandırmacaya hala inanıyor olduğumuz yadsınamaz bir gerçek.

Ülkelerin tam yüz ölçümü için tıklayınız.

Kaynak : radikal.com.tr

Akbank Kısa Film Festivali, bu yıl 16-26 Mart tarihleri arasında 11. kez düzenlenecek.

akbank-kisa-film-festivali

10 gün boyunca yurtiçi ve yurtdışından geniş katılımlı atölye çalışmaları ve söyleşilerin yapılacağı festivalde bu yıl ilk kez “Dünyadan Kısalar” bölümüyle uluslararası yarışma gerçekleştirilecek. Festivalde, Festival Kısaları, Dünyadan Kısalar, Kısadan Uzuna, Deneyimler, Belgesel Sinema, Yarışma Dışı Seçki ve Özel Gösterim bölümlerinde bu yıl 23 ülkeden toplam 86 Kısa Film ve 2 uzun metraj film seyirciyle buluşacak. Festivalin söyleşi ve atölye çalışmalarında Berlin Film Festivali Kısa Film Bölümü Küratörü Maike Mia Höhne, yönetmen Jessica Woodworth, Yeşim Ustaoğlu, Tülin Özen, Sermet Yeşil ve Ahmet Rıfat Şungar, görüntü yönetmeni Florent Herry gibi isimler deneyimlerini sinemaseverlere aktaracak. Festivalin ulusal ve uluslararası yarışmalarında En İyi Film’e 5 bin dolar para ödülü verilecek.

 

Şimdilerde hiç bir izi kalmamış ama kendi zamanlarında bin yıllarca dünyaya hükmetmiş saklı medeniyetler. Elbette aşağıda saydıklarımızın dışında da medeniyetler var fakat bazıları neredeyse özel meraklılar ve ilgileri dışında pek bilinmiyor…

1  100

 

1- Vinka Medeniyeti

2 Vinka-Medeniyetijpg

İşte karşınızda hiç duymadığınız ama Avrupa’nın en eski tarih öncesi medeniyeti olan Vinkalar. Yaklaşık 1500 yıl bugünkü Sırbıstan ve Romanya topraklarında hüküm süren Vinkaların, milattan önce 5500 yıllarında kurulduğu tahmin ediliyor.

Haklarındaki ilk bulgulara 20. yüzyılda ulaşılan Vinkaların, metal işçiliğine ilgilerine, dünyanın ilk bakır işleyen medeniyeti olduklarına ve Avrupa’da ilk madencilik faaliyetlerini yürüttüklerine dair de güçlü kanılara varıldı.

Her ne kadar Vinka Medeniyeti’nin yazıyı kullandığına dair resmi bir bulgu olmasa da, yazı öncesi kullanılan sembollerin burada da yaygın olduğuna dair kanı uyandıran ve M.Ö. 4000 yılına tarihlenen birtakım taş tabletlere ulaşıldı. Bunların yanı sıra, bazı mezarlarda bulunan hayvan şekilli heykeller, Vinkaların hem çocuklara hem de sanata karşı özel bir ilgilerinin olduğunu gösterir nitekilteydi. Aynı zamanda çok da düzenli bir medeniyet kuran Vinkaların şehirlerinde çöp toplama alanları ve mezarlıklar bulunuyordu.

2-Harappan (İndus Vadisi) Uygarlığı

3 Harappan-İndus-Vadisi-Uygarlığı

İndus Vadisi Uygarlığı ya da Harappa Uygarlığı, İndus vadisinin bel kemiğini oluşturduğu çok geniş bir bölgeye yayılmış, Güney Asya’daki en eski kent uygarlığıdır. MÖ 3300 yılları dolaylarında bir kent uygarlığı şeklini aldığı kabul edilmektedir. Uygarlığa ilişkin ilk arkeolojik buluntular, 1921 yılında Pakistan’ın Pencap eyaletinde Harappa ve 1922 yılında Sind eyaletindeki Mohenco-daro antik yerleşimlerinde bulunmuştur.

Bu iki kentin dışında yüzün üstünde kent, kasaba ve köyde hüküm sürdüğü bilinen İndus Uygarlığı’nın 250-500 kadar karakterden oluştuğu sanılan yazı dili henüz çözülememiştir.

İndus Irmağı’nın verimli ovalarında taşkınları önleyecek, daha verimli tarım yapılmasını sağlayacak teknikleri geliştiren uygarlık, İndus Vadisi boyunca yayılmıştır. Ağırlıklı olarak buğday, arpa, bezelye, pamuk ve susam tarımı yapılmaktadır ve kedi, köpek, sığır, kümes hayvanları, manda, domuz ve deve evcilleştirilmiştir. Fildişi takılardan, filin de evcilleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir. Mühürlerde insan, hayvan ve Şiva figürleri kullanılmıştır. Bulgular, Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarıyla ticari ilişkilerde bulunulduğunu göstermektedir.

Uygarlık, MÖ 2. binyıl ortalarında kentlere saldıran Ari kabilelerce yıkılmıştır.

3-Norte Chico Uygarlığı

4 Norte-Chico-Uygarlığı

Modern Peru’nun kuzey sahillerinde yeşeren Norte Chico uygarlığı, M.Ö. 3000 yıllarında bugünkü Peru civarlarında Amerika kıtasının en sofistike medeniyetini kurmuştu. Bu uygarlığın, 1200 yılın ardından M.Ö. 1800 yıllarında gerilemeye başladığı sanılıyor. En net arkeolojik verilere ulaşılan kazı yeri olarak ise Supe Vadisi’ndeki Caral bölgesi olarak kabul görüyor.

Günümüz Peru’sunun olduğu alanda 20’den fazla büyük şehir kuran Norte Chicolular, gelişkin bir mimari ve tarım bilgisine de sahiptiler. Kurdukları inanılmaz karmaşık sulama sistemleri, o dönemlerde Amerika kıtasının başka hiçbir yerinde rastlanmayan bir yöntemle inşa edilmişti.

Norte Chico’nun bir medeniyet olarak kabul görüp görmemesi üzerine de bir tartışma bulunmaktadır. Bu her ne kadar aynı zamanda “medeniyet” tanımına dair bir tartışma da olsa, genellikle sanat formu veya şehirleşme olarak kabul edilen bulgular, bu konuda aydınlatıcı olarak kabul ediliyor; ki bu ikisi de Norte Chico’da bulunmuyor. Bu tartışmayı akademisyenlere bırakacak olursak, Norte Chico’nun kendinden sonra gelen Güney Amerika uygarlıklarına çok çeşitli konularda öncülük yaptığını kesinlikle söyleyebiliriz.

 4-Elam Ülkesi
5 Elam-Ülkesi

Elam Ülkesi, bugünkü İran topraklarının çoğu ve bir kısım Irak toprağında yeşeren bir uygarlıktı. Dünyanın da en eskilerden biri olan bu uygarlık, İran topraklarındaki en eski medeniyettir. Sümer ve Akat uygarlıklarıyla yakın komşu olan Elamlılar, kendilerine özgü bambaşka bir dil kullanıyorlardı.

Her ne kadar en az 1000 yıl bölgede varlıklarını korumuş olsalar da, bugün onlara dair bilgimiz çok çok az. Bunun en büyük sebebi de Elam kültüründe yazının bilgi toplama veya belgeleme aracı ya da edebi bir anlatım yolu olarak değil, sadece devlet büyüklerinin övüldüğü bir anlatım olarak kullanılmasıdır. Bu sebepten kendilerinden sonra gelen nesiller ve medeniyetler üzerindeki etkileri de çok azdır.

5-Dilmun Medeniyeti

6 Dilmun-Medeniyeti1

Dilmun uygarlığı, bölgede ilk izlerine milattan önce 4000 yıllarında rastlanan çok gelişmiş bir ticaret kolonisiydi. Sümer kaynakları, kentin bu uygarlığa ait çok zengin bir envanter kaynağı olduğunu gösteriyor. Antik kentin en önemli bölümüyse yapay tepelerin en üst kısmında yer alan ve yakın bir tarihe kadar Portekizliler tarafından kullanılmış olan göz kamaştırıcı tarihi liman.

Bahreyn’de bulunan Qal’at-al-Bahrain antik kenti, milattan önce 2300 yılında kurulmuş, bilinen en eski arkeolojik yerleşkelerden biri. İnsan eliyle oluşturulmuş yapay tepelerden meydana gelen kent, bölgedeki en önemli uygarlıklardan biri olan Dilmun uygarlığına da başkentlik yapmış.

6-Hatti İmparatorluğu

7 Hatti-İmparatorluğu

Hatti, MÖ 2500-2000/1700 yıllarında Anadolu’da yaşamış bir uygarlıktır ve hatta Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı Hatti Ülkesi’dir.

İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde kullanılan bu adlandırma, MÖ 7. yüzyıl Asur yıllıklarında görüldüğü üzere, MÖ 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Böylece Anadolu en az 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak tanındı. Bu ad o denli yerleşmişti ki Anadolu’da Hattilerden sonra yaşayan Hititler yaşadıkları ülkeden söz ederlerken, Hatti Ülkesi deyimini kullandılar. Bu ve bazı arkeolojik bulgular nedeniyle uzun yıllar boyunca Hititler ve Hattilerin aynı ırk ya da akraba ırklar oldukları varsayıldı.

Kültürel açıdan baktığımızda Anadolu Hatti sanatının Hititler tarafından alındığını ve köklü Hatti geleneğinin Hititler’de yaşadığını görürüz. Hatti yer isimleri, şahıs isimleri, efsaneleri Hitit kültüründe yer bulmuştur. Gerek Alaca Höyük gerekse son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar Hatti kültürünün gücünü ortaya koymaktadır. Anadolu’ya ne zaman geldikleri bilinmeyen, belki dağınık gruplar halinde gelmiş olan Hititler bu gücün bir parçası olmuşlardır.

7-Punt Ülkesi

8 Punt-Ülkesi

Kral Sahure’nin hükümdarlığından (İÖ yaklaşık 2450) III. Ramses zamanına kadar (İÖ yaklaşık 1170), en az bin üç yüz yıl eski Mısırlılar düzenli olarak Punt diye bildikleri bir bölgeye ticari seferler yapmışlardır. Punt’un Mısır’ın güneyinde bir yerde olduğu bilinmekteyse de çağdaş bilim adamları bunun tam yerini ve Mısır ticari heyetlerinin hangi kara ve deniz yolundan gittikleri konusunu uzun zamandır tartışmaktadırlar.

Punt Ülkesi ve halkı hakkındaki bilgimiz metinlerden ve resimlerden gelmektedir. Resimlerde çizilmiş sahneler ve kazınmış yazılar, tüccarların oraya altın, aromatik reçineler, ince tahtalar, fildişi ve vahşi hayvanlar (zürafa, maymun ve babunlar) gibi egzotik şeyler almak üzere gönderildiğini göstermektedir. Bazı Yeni Krallık tapınak ve mezarlarındaki resimlerde Puntlar, koyu kızıl tenli ve ince yüz hatlı insanlar olarak gösterilmiştir. Bunlar daha eski dönemlerden kalma resimlerde uzun saçlıyken, 18. Hanedan sonrasından başlayarak daha kısa saçlı olarak resmedilmişlerdir.

Punt, bir zamanlar günümüz Somali’si olarak düşünülmüşse de, artık Punt Ülkesi’nin, resimlerdeki ve rölyeflerdeki bitki ve hayvanların daha çok bulunduğu Güney Sudan’da ya da Etiyopya’nın Eritre bölgesinde olduğu iddia edilmektedir.

8-Hurri Uygarlığı

9 Hurri-Uygarlığı

Hititleri her yönden etkileyen bir diğer unutulmuş medeniyet ise Hurriler’di. Mezopotamya bölgesindeki bazı yer ve insan isimlerinin Hurri dilinde yazıldığına dair M.Ö. 3000 civarına tarihlenen kimi kayıtların ortaya çıkarılmasıyla, milattan önce 2000 dolaylarında Orta Doğu’nun büyük bir kesiminde hüküm süren Hurriler’in, bu tarihten önce de bölgede olduklarına dair kanılar giderek güçleniyor.

Bu medeniyete dair ulaşabildiğimiz tüm bilgilerin, komşu medeniyetler olan Sümer, Hitit ve Mısır’dan geliyor olması da bu konuda kafa karışıklıklarına yol açıyor.

En büyük şehirlerinden biri olan Urkeş, kuzeydoğu Suriye’de yer alıyordu ve Hurri dilinde yazılmış en eski tabletlerin yanı sıra ünlü “Louvre Aslanı” heykeli de burada bulundu.

9-Zapotekler

10 Zapotekler

Çoğu kişinin Mayalar ve Aztekler ile ilgili ufak da olsa fikri varken, Zapotek uygarlığı neredeyse tamamen unutulmuştur. Hem yazı hem de tarım alanlarında bölgelerinin lideri olan bu unutulmuş medeniyet, Kuzey Amerika’nın da ilk şehir devletlerinden biri olarak kabul edilen Monte Alban’ı kurmuşlardır. Milattan önce 5. yüzyılda bu şehir 25.000 dolaylarında bir nüfusa sahipti ve yaklaşık 1200 sene boyunca da ayakta kalmıştı.

Meksika ve Orta Amerika’yı savaş, diplomasi ve haraçlar yoluyla büyük oranda kontrolü altında tutan Zapotek medeniyetinin yok oluşuna dair pek bir bilgiye sahip değiliz ne yazık ki. Ancak en büyük şehirlerinin neredeyse hiç hasar almadan terk edilmiş olması, bize bu yok oluşun aniden gerçekleştiğini anlatıyor.

Zapotekler, günümüzde Meksika’daki bir etnik azınlık olarak varlıklarını sürdürmekte ve yaklaşık 400.000 kişi Zapotek dilini konuşmaktadır.

10-Nok Medeniyeti

11 Nok-Medeniyeti

İsimlerini, kültürlerine dair ilk kalıntıların bulunduğu Nijerya’daki bölgeden alan Nok Medeniyeti, yaklaşık 1200 yıl kadar Afrika’da yaşamış ve M.S. 200 dolaylarında da yok olmuştur.

İçinde bulundukları coğrafi bölgenin kaynaklarını, aynı onlardan önceki ve sonraki sayısız medeniyetin yaptığı gibi hunharca tüketen Nokluların sonunu bu tüketimin getirdiğine dair teoriler bulunuyor. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da Nok Medeniyeti’nin bölgedeki Yoruba ve Benin gibi diğer kültürleri oldukça fazla etkilediğidir.

En bilinen kültürel varlıkları, kilden ürettikleri heykeller olan Noklar, aynı zamanda demiri eritmeyi başaran ilk Afrika medeniyeti olma özelliğine de sahip. Ancak bunu kendilerinin bulmadığı ve Kartacalılardan öğrendikleri  düşünülmektedir, keza tarihsel olarak demirin eritilmesi bakırdan sonra gelir. Ayrıca bu topraklarda bakır eritildiğine dair hiçbir bulguya da rastlanmamıştır.

Kaynakça: dunyalilar.org

 

doku-sanat-galerisiNar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Resim eğitmeni Hale Şakar Ürkmezgil’in 20. Kişisel Heykel Sergisi izleyicisi ile buluşuyor.

Doku Sanat Galerisi’nde gerçekleşecek etkinliğin iki ana teması var:

Cumhuriyet Kadınları…

Özgürlük diye / diye… kanatlandım…

 

Etkinlik 10 Mart 2015, Salı günü saat:18:00’de açılacak. 30 Mart’a kadar görülebilecektir.

Yer: Doku Sanat Galerisi

Adres : Av. Süreyya Ağaoğlu Sok. (Ihlamur Teşvikiye Yolu ) No:10/10D, Teşvikiye İstanbul Türkiye
Telefon : 212-246 2496
Web: http://www.haleurkmezgil.com

İnsan beyninin 10 yaşına kadar sünger kıvamında olduğunu ve bu dönemde temel yetenek ve becerilerle ilgili her şeyi emdiğini söyleyenYard. Doç. Dr. Oktay Aydın bu dönemin çocukların içindeki potansiyeli açığa çıkarma ve yükseltmek için çok önemli olduğunu vurguluyor. Yani çocuğun beynini bir santral gibi düşündüğümüzde bu santrali 50 hatla kullanmak yerine bin hatlık bir merkeze dönüştürmek mümkün.

çocuklar

Ancak bunu yaparken beynin nasıl işlediğini çok iyi bilmek gerektiğini belirten Aydın “Okul öncesi süreçte aklına gelen her davranışı yapmaya çalışan çocuk, ilköğretim döneminde daha mantıklı ve kontrollü davranışlar geliştirir. Bunu sadece büyüme ile açıklamak mümkün değil. Aslında buradaki değişikliğin sağ ve sol beyindeki tepkilerden kaynaklandığını bilmek ebeveynlerin yapacağı pek çok yanlışı da önleyebilir. Çünkü beyni bilmeden çocuğun davranışlarını yorumlamak pek çok hataya neden oluyor. Çocuğun birçok davranışı ile ilgili ‘vurdumduymaz, saygısız, saldırgan, tembel vb.’ nitelemeler yapılabilir. Oysa bu tepkiler çocuğa özgü değil, bulunduğu yaşa uygun davranışlar” diyor. Oktay Aydın’ın çocukların 10 yaşına kadar beynini geliştirecek 10 yöntem ve bu konudaki tavsiyeleri ise şöyle :

ARDIŞIK RAKAMLARLA İŞLEM YAPTIRIN

matematik ve çoçuk

Okul öncesinden başlayıp ilkokulu bitirinceye kadar çocuklara oyunlaştırılmış ortamlarda dikkat ve bellek çalışmaları yaptırılmalı.Dikkat ve bellek çalışmaları sanılanın aksine sadece bu konuda sorun yaşayan çocuklar için değil, bu yaştaki tüm çocuklar için gerekli.Ardışık olarak verilen sayı ve sözcük kümelerini tekrar etmek.(Örneğin, 3-0-9-8, araba-toprak-masa-deniz gibi. Giderek sayı ve sözcük sayısı artırılarak uygulama devam ettirilebilir.) İki resim arasındaki farkları bulmak. Anlamsız cümleleri söyleyip tekrarlamasını istemek gibi uygulamalar yapılabilir. (Örneğin, “Gökyüzünde yürüyen evin yaprakları mutluydu.”)

PARMAKLARIYLA DEĞİL AKILDAN HESAP YAPTIRIN

matematik_ve_çocuk

 

Akıldan hesaplama egzersizleri de beyin açısından oldukça etkili.Çocuğun yaşına uygun yönergeler verin ve hesaplamayı parmaklarıyla değil, akıldan yapmasını isteyin. Uygulamayı, zorluk düzeyini artırarak ve zenginleştirerek tekrarlayın. “İki elman var, iki elma da ben verirsem, kaç elman olur?” “Üç elman var, ikisini ben alıp yesem, kaç elman kalır?” “Dört elman var, birini ben yedim, birini de arkadaşın yedi, toplam kaç elman kalır?” “Beş elman var, iki elma daha verdim, bir elmanı da arkadaşına verdin, kaç elman olur?” “28+12+7=?” “33-6+5=?”

SES VE GÖRÜNTÜSÜNÜ KAYDEDİP İZLETİN

çocuk ve ses

 

Çocuğun günlük bir  faaliyetini, oyununu, hareketini görüntülü olarak kaydedip daha sonra izlettirin. Bu çocuğun kendini dışarıdan görmesi ve izlemesini sağlar.İzleme sürecinde, olumsuz herhangi bir yorumun yapılmaması son derece önemlidir. Sadece, çocuğun kendisi ile ilgili söylediği şeyler olursa dinleyin ve söylediklerinin özünü ona tekrar edin. Ya da belirli bir konuyu öğrenme aşamasındayken, konuyu sesli olarak okuyarak veya anlatarak ses kayıt cihazına kaydedin ve dinlemesini sağlayın. Böylece, okurken/anlatırken ve kendi sesinden dinlerken tekrar tekrar öğrenme gerçekleşir. Ayrıca, uygulama çocuklara ilgi çekici geldiğinden ders çalışma motivasyonlarını da artırıyor. Kendi sesimizi dinlemenin yaratacağı sempati de öğrenme sürecimizi kolaylaştırıcı bir başka etkendir. Uygulamanın bir başka şekli de, tanıdığı, sevdiği kişinin konuyu okurken ya da anlatırken kaydedilmesi ve onun izlenmesi yolu ile olabilir.

SÖZCÜKLERİ TERSİNE ÇEVİREREK OKUTUN

okuyan-çocuk

 

Tersine çevirme işlemi zorlayıcı olduğu için beyni geliştirir. Sözcükleri, verilen sayıları, işlemleri, olayları, hareketleri vb. tersine çevirin. Mesala “araba” sözcüğünü ya da “8-2-5 sayılarını” tersten okumasını isteyin. Çocuğunuzla “20’den geriye doğru 2’şer say” “56’dan geriye 7’şer say” “Labirenti sondan başa doğru çizerek tamamla” gibi alıştırmalar yapabilirsiniz.

ANLATTIKLARININ RESMİNİ ÇİZDİRİN

res,m çizen çocuk

Beyin girdi-işlem-çıktı süreci ile çalışıyor. Dışarıdan gelen bilgiler üzerinde bir dizi işlem yapan beyin, onları konuşma, yazma, okuma, hareket etme vb. çıktılara dönüştürüyor. Baktığı resmi anlatma, anlatılan öykünün resmini yapma, resimde gördüklerini canlandırma, dinlediği şarkının resmini yapma gibi pratikler beynin kapasitesiniartırıyor.

İSTEKLERİNİZİ TEKRARLATIN

tekrarlayan çocuk

Çocuklar, çoğu zaman kendisinden yapılması istenen şeyi ya hatırlayamaz ya da nasıl yapacaklarını şaşırırlar. Bu nedenle dinleme, işitsel dikkat, sıralama gibi becerilerinin gelişimini sağlamak için onlara bir ile dört aşamalı isteklerde bulunun ve bu isteklerinizi tekrar etmesini isteyin. Örneğin: “İstersen önce kitabını çıkarıp resim yapabilir, sonra oyuncaklarınla oynayabilirsin” gibi bir yönerge verdikten sonra “Hadi tekrar et bakalım senden ne yapmanı istedim” deyin.

BİR SANAT DALI İLE İLGİLENMESİNİ SAĞLAYAN

Little girl smiling at piano keyboard

Çocuğun farkındalık, fiziki ve ruhsal gelişimini etkileyecek ve daha estetik fizik ve düşünce yapısına ulaşabilmesi için hobi amaçlı bile olsa , resim, dans, bale, müzik (Gitar, keman, piyano, bağlama, Akordeon, Bateri, ritm aletleri  v.b.)  bir sanat dalı ile ilgilenmesi için teşvik edin. Bunu yaparken mümkün olduğunca ilgisi olan bir alanı seçmeye çalışın ve amaç olarak sanatçı olmasını değil bir hobi edinmesi düşüncesi ile yapın. Beklentilerinizi onu strese sokacak bir düşünce ile yapmayın beyinin daha işlevsel olması için çaba harcayın ve teşvik edin.

5N1K KURALINI UYGULAYIN

kitap-cocuk

Kitap okuma çocukların gelişimleri açısından çok önemli. Ancak, kitabı sadece okumak yeterli değil. Okuma, beyne girdi sağlıyor ama çıktı sağlamıyor. Oysa beyin çıktılarla daha fazla geliştiği için okunan metnin anlatılması çok daha etkili. Okumalarda kısa metinden başlayıp aşamalı olarak uzun metinlere doğru gidilmelidir. Çocuğunuzdan öncelikli olarak serbest anlatma (çocuğun kendi istediği gibi anlatması) değil, yapılandırılmış anlatma (5N1K) yapmasını isteyin. Böylece,çocuğun zihninde belirli bir okuma sistematiği kodlanmış oluyor. Bu okuma ve anlatma sistematiği yerleştiğinde, çocuğunuz görsel (metni okuyabiliyorsa) ve işitsel dikkati (metin kendisine okunmuşsa), okuduğunu anlama becerileri gelişiyor ve kısa süreli hafızası daha da güçleniyor.

 

 

ÖĞRENDİKLERİNİ BİR ARKADAŞINA ANLATSIN

dedikodu

Öğrenmenin en iyi yolu öğretmedir. Beynimiz, dışarıdan gelen birçok bilgiye lokal bölgelerle tepki verirken öğretme eyleminde neredeyse topluca tepki veriyor. Bu nedenle, çocuğunuzla bir arkadaşını “öğrenme/öğretme partneri” olarak tanımlayın. Derslerden sonra çocuğunuz, partneri olan arkadaşıyla öğrendiklerini paylaşsın ve ona aklında kalanları anlatsın. Öğrendiklerini arkadaşına anlatırkenbeyni daha yoğun şekilde harekete geçecek ve öğrenme kapasitesi belirgin şekilde artacaktır.

BAKTIĞI RESMİ CANLANDIRSIN

resim-cocuk

Beynimize gelen uyarıcıların büyük çoğunluğu görsel alana (occipital lob) ulaştığı için öğrenmede görsel unsurlar son derece önemli. Etkili öğrenme için etkili görsel canlandırmalar yapılması gerekiyor.Çocuğunuza gözleri kapalıyken bir öykü, konu okuyun ya da anlatın. Bu anlatım süresince gözlerini hiçbir şekilde açmamasını isteyin. Konu bittiğinde, öykü ya da konu ile ilgili sorular sorun. Gözlerini açmadan bunlara yanıt vermesini isteyin. Bir başka uygulamada da çocuğunuzabelirli bir resim, şekil, tablo, grafik, formül, obje göstererek belli bir süre bakmasını isteyin. Baktığı şeyin zihinsel olarak “fotoğrafını çekmesini” söyleyin. Daha sonra gözlerini kapatarak az önce baktığı şeyi zihninde görüntülü olarak canlandırmasını isteyin.

HOŞ KOKAN BİR ODADA DERS ÇALIŞSIN

cocuk-ve-kokular

Koku, beyinde duyguların merkezi olarak tanımlanan limbik sistemidoğrudan etkilediği için kendi başına olumlu ya da olumsuz bir duyguyu harekete geçirebilir ve buna bağlı olarak tepkilerimizi de etkileyebilir.Güzel ve hoş kokular olumlu duyguları, rahatsız edici kokular ise olumsuz duyguları tetikler. Koku çocukların ders yaptığı ortamlardaolumlu bir uyarıcı olarak kullanılabilir. Çocuğun kokulara karşı sağlığını etkileyecek bir hassasiyeti yoksa, ders çalıştığı odaya çalışmadan önce hoşuna giden bir koku sıkılarak olumlu duyguları harekete geçirilebilir.

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN SAĞ BEYNİ ÇALIŞIR

ilkokul_ogrencileri

Okul öncesi ve ilkokul dönemi çocuklarının temel farklılıklarından biri de düşünme şekli. Okul öncesi çocuklarda sağ beyin baskın olduğu için, kurallara bağlı kalmaksızın düşünürler. Akıllarına geleni söylerler. İlkokula gelindiğinde ise düşünce yapısında da gelişmeler olur veçocuk daha mantıklı, kurallı düşünme becerisi geliştirir. Bu çocuklar genelde daha akıllıca konuşan, dili daha iyi kullanabilen, gerçeği algılamada daha başarılı olan bir performans sergiler. Bu beceri de daha çok sol beynin bir fonksiyonudur. Eğitimsel açıdan her iki beyni koordineli şekilde kullanmak en iyi olanıdır. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, çocuklara, her fırsatta sağ ve sol beyin yarıkürelerini birlikte çalıştıracak etkinlikleri yaptırmaları gerekiyor. Örneğin, piyano, bateri çalmak, sağ el ile sol kulağı gösterme, sol el ile sağ ayağa dokunma gibi oyunlar, belirli bir hareketi taklit etme, yapılan bir hareketi anlatma vb. çalışmalar bu anlamda yararlı olacaktır.

 

HANGİ YAŞTA HANGİ BECERİLER GELİŞİYOR ?

0-1 yaş anadil

0-2 yaş görme, işitme, tat alma vb. duyular

1-4 yaş matematik ve mantıksal yetenekler

5 yaşına kadar genel zeka

3-10 yaş müzik yeteneği

0-10 yaş yabancı dil

Alın bölgesi gelişmediği için ergenler agresif oluyor. Beyin arkadan öne doğru geliştiği için en son alın korteksi (prefrontal korteks) gelişiyor ve alın korteksinin olgunlaşması 20’li yaşlara kadar devam ediyor. Ergenlik döneminde duyguları ve hareketleri baskılayan ve kontrol eden alın bölgesi tam gelişmediğinden, ergenler ilişkilerinde çatışmacı ve eleştirici bir dil kullanıyor. Kaygı düzeyleri de yüksek olduğu içinagresif davranışlar sergiliyorlar. Yaş ilerledikçe bu davranışlar yerini sakin ve kontrollü hareketlere bırakıyor. Halk arasında davranışlardaki olgunlaşma olarak ifade edilen bu süreç aslında beyindeki olgunlaşmanın bir sonucu. Çocukların da doğumdan itibaren sürekli hareketli olması, içinden geçeni hemen yapmak istemesi, duygularının götürdüğü yere gitmesi ve şimdiki zamanı yaşaması gibi birçok davranışı, beynin arkadan öne doğru gelişmesinden dolayı yaşanan bir durum.

1940’lı yıllardan itibaren günümüze Batman karakterinin sinemada yansıyan görüntüleri. 1943 yılında başlayan Batman macerası en son 2014’te karşımıza ‘The Lego Movie’ isimli filmle çıkmıştı.

batmanFilmler sırası ile şöyle;

  • Batman (1943 serial)
  • Batman and Robin (1949 serial)
  • Batman: The Movie (1966)
  • Batman (1989)
  • Batman Returns (1992)
  • Batman : Mask of the Phantasm (1993)
  • Batman Forever (1995)
  • Batman & Robin (1997)
  • Batman Begins (2005)
  • The Dark Knight (2008)
  • The Dark Knight Rises (2012)
  • The Lego Movie (2014)

 

1692 yılında, A. Boogert olarak bilinen bir sanatçı Flemenkçe bir kitap yazdı. Boogert’in amacı ana renkleri her varyasyonda birbiriyle karıştırarak yeryüzündeki tüm renkleri elde etmekti. İşin ilginç yanı, bu kitabı açtığınızda karşınıza yalnızca renkler çıkmıyor çünkü Boogert hangi rengi nasıl elde ettiğini de detaylı bir şekilde açıklamış. Böyle bir proje kulağa kolaymış gibi gelebilir fakat Boogert’in yazdığı kitabı görünce insanın ağzı açık kalıyor.

El ile yazılmış ve boyanmış bu 800 sayfalık kitabın adı Traité des couleurs servant à la peinture à l’eau. Kitap tarihçisi Erik Kwakkel’e göre bu kitabın yazılış amacı insanları renkler hakkında eğitmekti. Fakat işin ironik tarafı bu kitaptan yalnızca bir tane olması ve sadece çok az sayıda insanın kitaba ulaşabilmesiydi. İlk kez 1963 yılında yayınlanan Pantone Renk Kataloğu ile kıyaslanamaz elbette fakat günümüzde Fransa’da bulunan bu inanılmaz kitabın zamanının çok ötesinde bir çalışma olduğunu kimse inkar edemez.

İşte Boogert’in şaheserinden birkaç sayfa:

Kitabın ilk sayfaları.

ilk-pantone

Kitapta yalnızca renkler değil, renklerin nasıl elde edildiği bilgisi de bulunuyor.

ilk-pantone-2

Renkler bazı temalar etrafında ustalıkla gruplanmış.

ilk-pantone-3

Renk gruplarına isimler verilmiş.

ilk-pantone-4

Bir rengin siyah ve beyaz arasında kalan tüm tonları resmedilmiş.

ilk-pantone-5

Açık ve koyu tonların etkileri, üzerlerine yazılar yazılarak gösterilmeye çalışılmış.

ilk-pantone-6Kaynak: Onedio