Nasreddin Hoca

Nasreddin Hoca konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Nasreddin Hoca konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Nasreddin Hoca konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Nasreddin Hoca konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

MİLLİ Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin sanat, spor ve kültür etkinliklerine katılan ortaokul öğrencilerine katkı puanı için hazırlıkların tamamlandığını açıkladı. Tekin, ortak sınavlara (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş/TEOG) geçerken sadece akademik başarıya bakılmayacağını, öğrencilerin sosyal faaliyetler için teşvik edileceğini açıkladı. “Önemli olan çocuğun bir etkinliğe katılımı, biz bunu ödüllendirmek istiyoruz” diyen Tekin’in Hürriyet’e yaptığı açıklamalar şöyle:

SANAT, SPOR, MÜZİK DERSLERİ TEŞVİK EDİLECEK
Ortaöğretime geçişte merkezi sınav uygulamasını kaldırıp, okul başarı puanı üzerinden yürüyen ortak sınavlara (TEOG) geçerken sadece çocukların akademik başarıları değil, aynı zamanda veli, eğitimci olarak çocuklarımızdan şikayetçi olduğumuz bireysel yeteneklerini geliştirememe, sosyalleşememe, sanatsal sportif anlamda etkinlik yapamama durumlarını da ortadan kaldıracak bir mekanizma üreteceğimizi söylemiştik. Velilerimize “Çocuklarınızı bu tür etkinliklere yönlendirin” demenin bir karşılığı olmadığını daha önceki tecrübelerimizden gördük. Okullardaki görsel sanatlar, spor, beden eğitimi, müzik sayısını ve saatini artırmamıza rağmen işlevsel kullanılamadı. Veliler, öğretmenler, okul idarecileri bu derslerde yine akademik etkinlikler yapmaya devam etti, matematik, fizik sorusu çözdü. Bunun tek başına bir çözüm olmadığını anladık.

ALTYAPI TAMAM
Bunun için de TEOG’a bu yapılan etkinliklerin katkısı olursa kültür etkinliklerinin, boşa geçmiş zaman olarak görülmeyeceğini düşündük. Çocuklarımızın akademik başarısının yanı sıra etkinliklerin de değerlendirileceği bir altyapı üzerinde çalıştık. 15 Temmuz olmasaydı, geçen yıl bunu hayata geçiriyorduk. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla karşılıklı güçlerimizi birleştirmek üzere protokoller yapmıştık ve geçtiğimiz yıl pilot uygulamaya geçecektik. Ancak 15 Temmuz’da yaşananlarla bu pilot uygulamayı erteledik.

HER İLDE BİR PİLOT OKULDA BAŞLIYORUZ
Bu yıl eylül ayında her ilden belirli pilot okullar seçilerek bununla ilgili altyapı süreci hazırlanmış olacak. Bunun için de kamuoyunda objektif bakış açısını ortadan kaldıran bir yapı oluşmamalı, güven zedelenmemeli. Her çocuğa eşit şekilde bu etkinlikleri yapma imkânı sunulabilmeli. Üzerinde çalışacağımız pilot uygulamayla oluşturduğumuz modelin velilerin, öğrencilerin, kamuoyunun güvenini sarsıcı bir unsur olup olmadığını tespit edeceğiz.
Türkiye’nin her tarafında çocuklarımıza bu tür imkânları sunabilme olanağını analiz edeceğiz. Bizi tatmin edici bir sonuç elde edersek bir sonraki eğitim öğretim yılında puan olarak katkısını bütün öğrenciler nezdinde uygulamaya geçireceğiz.

TEOG a ek puan

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

ETKİ ORANI HENÜZ BELLİ DEĞİL
Teog sınavlarına ek puan da şuanki kurgumuz ortaokul sürecinde yani 5-6-7 ve 8’inci sınıftan itibaren bu tür etkinliklere çocukları yönlendirip, teşvik etmek. Eğer objektif şekilde yapabilirsek puan düzeyine katkısını bu uygulama esnasında göreceğiz. Öngörülerimiz var, ama sahada test edeceğiz. Şu anda oranı kararlaştırmadık, yüzde 20-30 da olabilir. Ancak yüzdelik dilim olarak mutlaka ortaokuldan liseye geçişte TEOG’da baz olarak kullanacağız. TEOG puanının hesaplanmasında akademik başarılarının yanına etkinlikleri de ekleyeceğiz.

HANGİ ETKİNLİKLER KATKI YAPACAK?
Bakanlığımız, okullarımızda öğrencilerimiz tarafından yapılan etkinliklerin toplandığı bir sistem oluşturdu. Verilerin geleceğe yönelik uygulamalara ışık tutması için sosyal etkinliklerle ilgili öğretmen ve akademisyenlerimizin katkısıyla bir sistematik yapı kurgulanarak ‘Sosyal Etkinlikler’ ana başlığında 5 alt tema belirledik. Bilimsel, Kültürel, Sanatsal, Sportif Etkinlikler ve Toplum Hizmeti Çalışmaları’nın alt basamakları şunlar:

KÜLTÜREL ETKİNLİKLER: Temel hedefimiz kültürel miras uygulamalarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için gerekli mekanizmaları oluşturmak. Bunun için sözlü gelenekler ve anlatımlar, somut olmayan kültürel miras uygulamaları, toplumsal uygulama ritüel ve şölenler, doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, el sanatları etkinlikleri, geziler (müze-ören yeri-tarihi mekan gezileri), sözlü gelenekler (aşıklık, mani söyleme, Nasreddin Hoca fıkraları anlatma, Dede Korkut geleneği), yöresel etkinlikler (yaylacılık, zeytin ve zeytinyağı kültürü vs) yapılacak.

SANATSAL ETKİNLİKLER: Amacımız küçük yaştan itibaren çocuklarımızın sanatsal yeteneklerinin tespit edilip, sonraki eğitimlerinin buna göre planlanması, her çocuğumuzun bir sanatsal etkinlikle ilgilenmesini sağlamak. Fonetik sanatlar (şan, solo, koro, orkestra, enstrüman), dramatik ve plastik sanatlar, gösteri sanatları (barak, bozlak havaları yöresel olarak tespit edilmiş meddahlık geleneği, okçuluk), el sanatları (ahşap oymacılığı, kilim dokumacılığı, bakırcılık, çalgı yapımcılığı, çömlekçilik, ebru sanatları, keçecilik, kilim dokuma, lüle taşı işleme).

SPORTİF ETKİNLİKLER: Bu etkinlikleri teşvik ederken iki amacımız var. Bir yandan çocuklarımızın vücut sağlıkları, çocukluklarını yaşayabilmeleri için onlara uygun ortamlar oluşturmak. Diğer yandan da profesyonel sportif altyapıyı hazırlamak için, ülkemizin ihtiyaç duyduğu başarılı sporcuları küçük yaştan itibaren tespit edip gerekli eğitimi alabilmelerini sağlamak. Bu amaçla da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan protokolle 50’nin üzerindeki federasyonlarla işbirliği olacak ve tüm spor branşlarıyla ilgili başlıklar takip edilecek.

BİLİMSEL ETKİNLİKLER: Çocuklarımızın eğitim süreçlerine uygun bilimsel etkinliklere yönlendirilmesini de planladık. Bu amaçla başta TÜBİTAK ve üniversiteler olmak üzere yetkin kurum ve birimlerle işbirliği halinde yapılacak çalışmaları kapsayacak şekilde; Bilim Olimpiyatları, Bilim Şenlikleri, Bilim Fuarları, Bilimsel Proje Yarışmaları, Patent Sahibi Olma, Bilimsel Toplantılar, Bilimsel Araştırma Yarışmaları, Zekâ Oyunları vb. başlıkları içerecek çalışmalar izlenecek.

TOPLUMA HİZMET ÇALIŞMALARI: Temel hedefimiz çevresini tanıyan, etrafının sorunlarıyla ilgilenen, topluma yararlı olmayı önceleyen sosyal bireyler olmalarına yardımcı olmak. Öğrencilerimiz tarafından okul Sosyal Etkinlikler Kurulu’nca belirlenen çalışma başlıkları göz önünde bulundurularak, okul kulüpleri marifetiyle çevreye ve sosyal hayatın ihtiyaçlarına duyarlı ve okulun ihtiyaçlarına göre yapacağı toplum hizmetleri çalışmalarını kapsar.

5 İNCİ SINIFLARA HAZIRLIK
Ortaokul 5’inci sınıflarda yoğunlaştırılmış yabancı dil ağırlıklı programı önümüzdeki eğitim yılında başlamak için çalışmalar sürüyor. 600’ün üzerinde okulda pilot uygulayacağız. Herhangi bir dersten azalma olmaksızın seçimlik dersleri bu yönde çeşitlendireceğiz. Programın planlanması aşamasında çalıştaylar, literatür taraması, mevcut yabancı dil öğretim programına yönelik anketler gibi çeşitli çalışmalar yapıldı. Yabancı dil öğretiminde alanında yetkin kuruluşlarla görüşüldü. Yabancı dil öğretimine 5’inci sınıflarda 16-18 saat ayrılması uygun görüldü ve buna göre taslak öğretim programı hazırlandı. Talim ve Terbiye Kurulu program üzerinde çalışıyor. Uzaktan eğitimden yararlanabiliriz. Yabancı dil düzeyi öğrencilere faydalı olabilecek, yeterince skoru ve düzeyi olan öğretmenlere yaz aylarında hizmetiçi eğitim başlattık. Etkili ve verimli hizmet içi eğitimler, ölçme ve değerlendirme sisteminin düzenlenmesi gibi planlamalar var. Amacımız en iyi olanakları kullanarak yabancı dili öğretim sürecini, işlevsel hale getirmek.

DEVAM AFFI SENEYE YOK
Sınav kazanıp devamsızlık yapan liselilere üniversiteyi kazanınca tolerans tanıdık. Son kez mağduriyet yaşanmasın diye düzenleme yaptık. Bundan sonra devamla ilgili velilerden talep gelmesin, çocuklar yönetmelikte tanımlandığı biçimde mutlaka devam etsin, seneye bu konuda çalışmamız olmayacak.

ÖNEMLİ OLAN KATILIMI ÖDÜLLENDİRMEK
Her çocuk bir etkinliğe gitsin istiyoruz, katılımı ödüllendirmek gerekiyor. Çocuğun etkinliğe katılması bizim için bir değer, bunu mutlaka bir veri olarak alalım. Katıldığında bir ürün ortaya çıkarıp çıkarmaması da önemli. Örneğin bir sergi açıyor ya da müzik resitalı veriyor mu? Uluslararası alanda derece elde ediyor mu? Bu da ödüllendirilmeli. Kamuoyunda objektif değerlendirmeyi ortadan kaldıracak bir düzenleme yapmamalı, ona da hassasiyetle dikkat edeceğiz. Etkinliklerden alınan notlarla akademik başarıları belli oranda birleştirip liseye yerleştirilirken öğrenciyi hem yönlendirmiş olacağız, hem de sanat, spor ya da başka yeteneğine göre liseye yerleştireceğiz. Böylece çocuklarımızın okul dışında zaman geçirmesini, etkinliklere katılmasını teşvik edeceğiz.

ÜNİVERSİTE SINAV SİSTEMİ KONUSUNDA YÖK İLE TECRÜBELERİMİZİ PAYLAŞTIK
Üniversite sınav sistemini TEOG benzeri bir sisteme dönüştürme talebimiz yok. Biz sadece TEOG uygulamasının başarılı sonuçlarını paylaşıyoruz. Bu inisiyatif tamamen YÖK’te. YÖK ile de bu konuda tecrübelerimizi paylaştık, gerekli şeyleri anlattık. Bundan sonraki süreçte YÖK’ün atacağı adımlara destek olacağımızı söyledik.

 

Alıntı: mebajans.net

Hepimiz bazı durumları anlatmak veya durumu pekiştirmek için zaman zaman deyim kullanırız. Peki bu deyimlerin nereden çıktığını biliyor muyuz, ya da düşündük mü? bir kaç deyimin ilginç çıkış öyküsünü paylaşalım istedik buyurun deyimlere.

deyimler

1. Çizmeden Yukarı Çıkmak (Çizmeyi Aşmak).

(Bilmediği işe, yetkisi dışındaki konuya karışmak anlamında bir deyim.)

19.yüzyılda, Fransız ressamlarından Delacroix Paris’te bir resim sergisi açmıştı. Sergiyi gezenlerden bir kişi, büyükçe bir şövalye tablosunun önünde uzun süre durarak, yakından uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallarmış. Bu durum ilgisini çeken ressam yanına gelerek sormuş.

-Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor.

-Evet demiş adam. Şövalyenin çizmesindeki körük kıvrımlarında hatalar var.

-Pekiyi nasıl anladınız, işiniz bu mu?

-Ben kunduracıyım, çizme dikerim.

Deyince ressam hemen tuvalini ve boyalarını getirerek adamın söylediği biçimde çizmeyi düzeltmiş ve gerçekten daha iyi olduğunu görmekten memnun olarak adama teşekkür etmiş. Fakat adam yine tablonun başından ayrılmadan, bu kez de şövalyenin pantolonunda ve kemerinde de hatalar olduğunu belirtince bu çok bilmişliğe dayanamayan ressam,

-Bak dostum demiş, sen kunduracısın, çizmeden yukarı çıkma!

2. Avucunu Yala.

(‘Beklediğin olmadı; umduğunu bulamadın’ anlamında kullanılan bir deyim.)

Bu deyim, kışın karlı ve soğuk havalarda inine kapanarak, tabanlarının altını yalamak suretiyle karın doyurmaya uğraşan ayıların hareketinden alınmadır. Çünkü ayılar kışın arasa da yiyecek bulamaz hareket edecek olsa da, boşuna enerji tüketmiş olur. Bunu iyi bilen ayılar kış uykusuna yatar. Ayağını yalamakla yetinir yazın gelmesini bekler. Başka yapacak bir şeyi yoktur.

3. Güme Gitmek.

Zamanında yeniçeriler suçluları yakalayıp zindana kapatırlarken “HOOOPPP GÜM” şeklinde nara atarlarmış.Ancak aynı “kurunun yanında yaş da yanar” atasözünde olduğu gibi bazen zindana atılanlar arasında suçu olmayanlar yani masum kişiler de bulunurmuş. İşte halk suçsuz bir vatandaşın zindana atıldığında,günahsız yere hapse götürülüyor anlamında “Adamcağız güme gitti, yazık oldu” demiş.

4. Çam Devirmek.

(Başkalarını kızdıracak, üzecek, gereksiz, münasebetsiz söz söyleme anlamında bir deyim.)

Zengin bir adamın, Göztepe Erenköy taraflarında, sekiz on dönüm bahçeli, büyük bir köşkü varmış. Adam bu bahçenin bir köşesine bir bina daha yaptırmaya karar vermiş. Eski binalar hep ahşap yapıldığı için, gereken keresteyi tomruk halinde getirtmiş ve inşaat yaptıracağı yere istif ettirmiş. Bu tomrukların içinde çam, gürgen, meşe ve ceviz ağaçları da bulunuyormuş. Sayfiye mevsimi olmadığı için Nişantaşı’ndaki konağında oturan zengin adam bir sabah, köşküne gitmiş ve köşkün saf bekçisine emir vermiş:

-Bir hızarcı bul, bahçedeki ağaçların arasındaki çamları biçtir, tahta ve kalas yaptır demiş.

Saf uşak da efendisinin emri üzerine hızarcıları bulmuş. Çam tomrukları yerine, köşkün bahçesinde ne kadar kıymetli çam ağacı varsa kestirip devirmiş. Bu akılsız uşağın adı, çam deviren uşak kalmış.

5. Çadırını Başına Yıkmak.

Osmanlı hükümdarları, sefer esasında hareketlerinden ve hizmetlerinden hoşnut olmadıkları vezirlerini azletmek için kaldıkları çadırın direklerini söktürüp başlarına yıktırırlarmış. Bu hareket iktidardan düşme manâsına eski Türk geleneklerinde mevcut olup Orta Asya’dan itibaren uygulanmıştır. Fatih’in,Karaman seferi sırasında Mahmud Paşa’nın;Yavuz’un da çaldıran dönüşünde Hersekzade Ahmed Paşa ile Dukaginoğlu Ahmed Paşa’nın çadırlarını başlarına yıktırdıkları meşhurdur.

6. Saman Altından Su Yürütmek.

Vaktiyle bir ova köyünde köylüler tarlalarını sulamak için,ırmağın suyunu nöbetleşe kullanmak üzere anlaşmışlar. Irmak boyunda bulunan tarlalar, açılan kanallar vasıtasıyla sıra ile sulanıyor,herkes ziraatıyla meşgul oluyormuş. Köyün açıkgözlerinden birisi,daha fazla su alabilmek için tarlasında derin ama ince bir kanal kazıp ırmaktan su çalmayı aklına koymuş. Kanalı gizleme maksadıyla da üzerini çalı çırpı ve taşlarla örtüp araziye uydurmuş.

7. Buyurun Cenaze Namazına

IV. Murad zamanında tütün,içki ,keyif verici madde yasağı koyar ve yasağa uymayanları şiddetle cezalandırır. Bugünkü Üsküdar civarında bir kahvehanede tütün vs. içildiğini istihbarat alır. Derviş kılığında tebdili kıyafet buraya gider. Selam verir, oturur.

Kahveci yanına gelip; “Baba erenler kahve içer mi” diye sorar.

Padişah “Evet” der.

Kahveci: “Tütün içer misin?”

Padişah: “Hayır”.

Kahveci işkillenir.Tütün içmiyor da ne işi var burada. Zaten padişahın tebdili kıyafet dolaştığı haberleri var. Eli titreye titreye kahveyi götürür.

-Murad.

-Peki isimde sultan da var mı?

-Elbette var.

-Baba erenler ismini bağışlar mı?

Deyince kahvecinin bet benizi atar. Zangır zangır titrer ve “Öyleyse buyrun cenaze namazına” der, olduğu yere yığılır. IV. Murad bu lafa çok güler ve kahveciyi bir defalığına affeder.

8. Pabucu Dama Atılmak.

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarların bağlı bulunduğu teşkilat, ticaretin yanında sosyal hayatı da düzene sokuyordu. Kusurlu malın, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için de ilginç bir önlem alınmıştı. Bir ayakkabı aldınız veya tamir ettirdiniz diyelim. Ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet şikayeti ve sanatkarı dinliyor. Eğer şikayet eden gerçekten haklıysa, o ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödeniyordu. Ayakkabılar da ibret-i alem olsun diye ayakkabıyı imal edenin çatısına atılıyordu. Gelen geçen de buna bakıp kimin iyi, kimin kötü ayakkabı tamir ettiğini biliyordu. Böylece pabuçları dama atılan ayakkabıcı maddi kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılmış oluyordu.

9. Kozunu Paylaşmak.

Koz, ceviz manasına gelir.Eskiden Kastamonu’nun iki köyü arasında ortak olarak kullanılan bir cevizlik vardı. Ceviz toplama mevsimi gelince bir gün belirlenir ve iki köy halkı cevizlikte buluşur cevizleri paylaşırlardı. Ancak her seferinde haksızlık olduğu ileri sürülerek kavga çıkardı.Hatta olay öyle bir seviyeye geldi ki,köylerde kavgaya müsait eli sopa tutan delikanlılar koz paylaşma gününden önce günlerce hazırlık yaparlardı. Bir ana oğlunun büyüdüğünü anlatmak için ”Benim oğlan kozunu paylaşacak çağa geldi” derdi…

10. Atma Recep Hepimiz Din Kardeşiyiz.

Balkan devletlerinin mühim bir kısmı ve bu meyanda Arnavutluk, Osmanlı İmparatorluğu haritasına dahil iken, bu ülkeleri idare etmek çok zordu. Bu devirlerde sık sık dağa çıkan Arnavut eşkıyalarını takip eden hükümet kuvvetleri Recep isminde bir sergerdenin avanesini kuşatıp sıkıştırıyorlar. Çıkar yol kalmadığını gören Arnavutlar ve başlarındaki Recep, saklandıkları yerden bağırıyorlar:

– “More atmayın, biz de din kardeşiyiz, teslim olacağız.”

Teslim oluyorlar, az bir ceza ile kurtuluyorlar. Fakat palavracı Arnavut bu olayı şurada burada anlatırken:

– “More vallahi geberttirecektim zaptiyeleri, çolukumuz çocukumuz var deyip ağladılar, acıdım da bıraktım” şeklinde palavra atınca etrafında toplanıp dinleyenler arasında olayın iç yüzünü bilen birisi:

– “Atma Recep biz de din kardeşiyiz…” deyince Arnavut Recep`in yüzü kızarıp bozarır.

11. Foyası Meydana Çıkmak.

Kuyumcular yaptıkları yüzük,küpe,gerdanlık gibi ziynet eşyalarının üzerine mücevherin ışığı daha iyi yansıtması ve parlaklığının artması için FOYA adı verilen bir madde sürerler.Zamanla sürülen bu foya dökülür.Bu duruma foyası çıkmış denilir. Halk arasında yalan söyleyen, sahtekarlık yapan kişilerin yalanları ortaya çıktığında “foyası meydana çıktı” şeklinde benzetme yapılır.

12. Vermezse Mağbut Neylesin Mahmut.

Sultan Mahmut’ un hazineleri dillerde dolaşırmış. İstanbul’ un her semtinden dedikodu toplarlar, bunu Sultana iletirlermiş. Bir tanesi varmış ki, dedikleri kolay kolay yutulur şeyler değil. Her sözün sonunu da “Ahh, ahh! Hadi bıraktık hazine dairesini, bize azıcık verse ömür boyu yeter artar” dermiş. Sultan Mahmut bu adama için için öfkelenirmiş. bir gün huzura getirtmiş;

– ” Bana bak! Sen böyle etrafta bilmeden ne atıp tutuyorsun? Bilir misin ki, ne yüklerin altındayız? Bilir misin ki, geceleri rahat uyumamaktayız?….”

Padişahtan azarı işiten adam sus pus olmuş. iyice büzülmüş, çökmüş.

– ” Bak, her lafın sonunu da Padişah bize yedirmiyor diye bitirirmişsin? ” Artık kellesinden de korkmaya başlayan adam, kaçacak delik aramış.

– ” Ben insaflı biriyim. Sana bir şans tanıyacağım. Ama sen de söylenmeyi bırakacaksın.”

Adamla anlaşan Padişah, beraberce hazine dairesine gitmiş:

– ” Kenardaki küreği al ve daldırabildiğin kadar dibe daldır. Kürektekiler senindir. İyi düşün hangisinden almak istersen oraya daldır küreğini. Bir kez şansın var. Ona göre! ”

Padişahın sandığı gibi zalim biri olmadığını anlayan azardan yıkılmış ve gördüğü hazinenin muhteşemliği karşısında dili tutulmuş adam heyecanla küreğe sarılmış.

Daldırabildiği kadar derine, çil çil altınların dibine daldırmış. Sevinçle küreği çıkarmış ki, bir de ne görsün? Küreğin üstünde bir tek altın parıldıyor. Meğerse adam heyecandan küreği ters daldırmış.

-” Ee, gördün mü evlat, kazanmak o kadar da kolay değilmiş… Yapacak bir şey yok! Al o bir altını, git ve bir daha sakın arkadan konuşma. Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut? ”

13. Altı Kaval Üstü Şeşhane

Şeşhâne, namlusunda altı adet yiv bulunan tüfek ve toplara denir. Yivler mermiye bir ivme kazandırdığı için ateşli silahların gelişmesinde önemli bir yere sahiptir. Evvelce kaval gibi içi düz bir boru biçiminde imal edilen namlular, yiv ve set tertibatının icadıyla birlikte fazla kullanılmaz olmuş ve gerek topçuluk gerekse tüfek, tabanca vs. ateşli silahlarda yivli namlular tercih edilmiştir. Merminin kendi ekseni etrafında dönmesini ve dolayısıyla daha uzağa gitmesini sağlayan yivler bir namluda genellikle altı adet olup münhani (spiral) şeklinde namlu içini dolanırlar. Altı adet yiv demek, namlunun da altı bölüme (şeş hâne = altı dilim) ayrılması demektir ki halk dilinde şeşâne şeklinde kullanılır. Bu izahtan sonra üstü kaval, altı şeşhâne biçiminde bir silah olmayacağını söylemeyi zaid addediyoruz. Ancak yine de vaktiyle bir avcının, yivlerin icadından sonra çifte (çift namlulu) tüfeğinin kaval tipi namlularının üst kısımlarını teknolojiye uydurmak için şeşhâne yivli namlu ile takviye ettiğine dair bir hikâye anlatılır. Hattâ bu uydurma tüfek öyle acayip ve gülünç bir görünüm almış ki diğer avcılar uzunca müddet kendisiyle alay etmişler ve “Altı kaval üstü şeşhâne / Bu ne biçim tüfek böyle” diyerek kafiyelendirmişler. O günden sonra halk arasında bu hadiseye telmihen birbirine zıt durumlar için altı kaval üstü şeşhâne demek yaygınlaşmış ve giderek deyimleşerek dilimize yerleşmiştir.

14. Tabakhaneye B*k Yetiştirmek.

Eskiden bu yana gelen işleme şekliyle tabakhaneler, yani hayvan derilerinin islendiği atölyeler köpek b.kuna ihtiyaç duyarlarmış. Çünkü bir tek taze köpek b.ku içinde bekletilen deri, yumuşacık, kıl köklerinden arınmış, gözenekleri açık, ince, homojen yani kaliteli olabilirmiş. ” Tabak mısın; it b.kuna muhtaçsın “, denirmiş “tabak”lara (“debag”lara), yani deriyi işleyip kullanılabilir hale getiren meslek erbabına. Ham deri, kıllardan, yağ ve et tabakalarından mekanik olarak temizlendikten sonra kimyasal olarak işlendiği sama safhasında, taze köpek b.kundaki enzimlere ihtiyaç duyulduğundan tabakhanelerin olduğu yerleşim yerlerinde çoluk çocuk ellerinde teneke maşrapalar, köpek b.ku toplarlar, sama işlemi ancak dumanı tüten taze b.kla yapılabildiğinden koşa koşa tabakhanelere yetiştirirlermiş. ” Ne o, tabakhaneye b.k mu yetiştiriyorsun ” deyimi buradan doğmuş, günümüzde bilenler tarafından halen kullanılmaktadır.

15. Altından Çapanoğlu Çıkmak.

(Girişilen bir işte beklenmedik tehlike, zorluk ve sorunlarla karşılaşmak.)

Tarihimizde Çapanoğlu lakabıyla anılan bir sülale vardır. Yozgat şehrini kuran Ahmet Paşa bu sülalenin ilk tanınmış kişisi olup 1764 yılında Sivas valisi iken önce azledilmiş ardından da idam ettirilmiştir. Ahmet Paşa’nın büyük oğlu Mustafa Bey ve ardından da küçük oğlu Süleyman Bey vali olurlar. Süleyman Bey bu sülalenin şöhretini afaka salmış bireyidir. Yozgat şehrini bayındır hale getiren ve Osmanlı hükümet boşluğundan istifade ile Amasya, Ankara, Elazığ, Kayseri, Maraş, Niğde ve Tarsus’u içine alan bir hükümet kurup adını Celâlîler listesinin levhasına yazdıran odur.

Süleyman Bey zamanında sadece halk arasında değil; devlet kademelerinde de Çapanoğlu adı korku ve çekingenlikle anılmaya başlar. İşte o dönemde devlet memurlarından biri, verilecek bir yolsuzluk kararını kovuşturmak üzere müfettiş tayin olunur. Araştırmaları ona, Çapanoğullarından birkaç kişinin de yolsuzluklarda parmağı olduğunu gösterir. Çapanoğlu Süleyman Bey’in nüfuzundan çekinen memur, durumu yakın bir arkadaşına anlatıp fikrini ister. Aldığı cevap şöyledir:

-Bu işi fazla kurcalama; altından Çapanoğlu çıkarsa başın belada demektir!..

Müfettiş ne yapsın; soruşturmalarını yarıda bırakıp yuvarlak cümleler ile sonucu ilgili mercilere bildirir.

16.Bam Teline basmak

Bâm (bem) kelime olarak evin üstü, çatı demektir. Türkçe’de dam olarak kullanılır. Bir musikî terimi olarak kullanılan bam telinin orijinal telâffuzu “bem teli”dir. Bem, aslında kanun, tambur gibi sazlara takılan tel demektir. Bem (veya bam) sakalın dudağa en yakın olan kalın teline de derler. Telli sazların en üstünde bulunduğu ve kalın ses verdiği için bu tele musikîde “bam teli” denilmiştir. Bunun karşıtı zîr (alt) olup o da en ince teli karşılar (zîrübem=alt ve üst, ince ve kalın teller).

Eskiler en yüksek perdeden nağme çıkaran bam telinin sesini, bağıran, öfke ile sesini yükselten kişilerin köpürmelerine benzetmişler ve bunun adını “(Birinin) bam teline basmak (veya dokunmak)” diye koymuşlar. Eğer birisini aşın derecede kızdıracak bir sözü kasden söylüyorsanız, karşınızdakinin bam teline bastığınızdan hiç şüpheniz olmasın. Çünki o da bam telinden ses verecek, hışım ile kubbeleri çınlatacaktır.

17.Toprağı bol olsun

Ölen yakınlar için “toprağı bol olsun.” deyimi kullanılır. Deyimin kökü çok eskilere dayanıyor. Kadim zamanlarda ölen kişiler kıymetli eşyalarıyla gömülürmüş. O eşyaları kullanıp mutlu olacakları varsayılırmış. Bu sefer mezar hırsızları çoğalmış. Bunun üzerine mezarların üzerine dağ gibi toprak yığarak hırsızlık önlenmek istenmiş. Anadolu’da bu tür toprak yığını olan yerlere höyük de denir.

“Toprağı bolsun.” deyimi mezarın üzerinde toprak fazla olsun. Hırsızlar onun kıymetli eşyalarını çalamasın, ölmüş kişi de böylelikle mutlu olsun, anlamında kullanılmaktadır.

18.Saman Altından Su yürütmek

Geniş bir ovanın üzerinde bir köy, bu köyünde bir tanecik ırmağı varmış. Irmağın suları aynı anda köyün bütün tarlalarına yetecek kadar gür olmadığından her gün bu ırmağı bir köylü kendi tarlasına sulamak için kullanıyor, diğerleri de sıranın kendisine geleceği günü bekliyorlarmış. Ancak bir gün köyün açıkgözlerinden biri ırmaktan kendi tarlasına gizli bir kanal yapıp, diğer köylüler bu durumu fark etmesin diye kanalın üstünü toprak ve samanlarla kapatmış. Böylece tarlasına her gün yeteri kadar su geliyor, bolca mahsul alıyormuş. Bir süre sonra ırmağın suları azalıp, bu açıkgözün tarlasından bereket fışkırınca köylüler vaziyetten kuşkulanıp adamın tarlasına baskın yapmışlar. Birde bakmışlar ki kanallar suyla dolu ve üzerinde otlar yüzüyor. Cevap belli: ;Ulan köftehor, saman altından ne su yürütüyorsun!

19. Atı Alan Üsküdarı Geçti​

Bolu dağlarında yaşayan Köroğlu efsanesini duymayanımız yoktur. Bir sabah Köroğlu kalktığında atını bağladığı yerde bulamamış. Düşünsenize; Köroğlu gibi biri için Attan mühim ne olabilir ki!
Önce bütün Bolunun, sonra da civar illerin altını üstüne getirmiş Köroğlu ama atını bir türlü bulamamış. Tesadüfen İstanbul’un Avrupa yakasındaki bir at pazarını gezerken atına rastlamış. Atta onu tanımış tabi ki. Köroğlu bindiği gibi yıldırım hızıyla uzaklaşmaya başlamış pazardan, satıcıda tabi peşinden. Kıyıya ulaştığında hemen bir tekne bulup atıyla beraber Üsküdara doğru yoluna devam etmiş Köroğlu. Satıcı beyimiz kıyıya vardığında Köroğlu çoktan Üsküdara varmış. Durumu gören biride o ünlü sözü patlatmış: Boşuna uğraşma beyim, atı alan Üsküdarı geçti.

20. İnsanoğlu Kuş Misali​

Hazır Üsküdar’a geçmişken ordan devam edelim. Zamanında Üsküdar’da bir Miskinler Tekkesi bulunurmuş. Adından da anlaşılacağı üzere buraya yurdun en tembel, en miskin insanları takılırmış. İşte burada iki miskin kendilerine iki sandalye bulup oturuyorlarmış. Gel zaman git zaman havalar gittikçe soğumaya başlamış. Tekkeninde penceresi açık ama kimsenin ayağa kalkıp pencereyi kapatmaya mecali yok.

Birinci miskin: Yahu havalar iyice soğudu, şu pencereyi kapatmak lazım.

İkinci miskin: Doğru söylüyorsun mirim, kapatmak lazım.

Aradan saatler geçer, haftalar geçer, hatta ay geçer, yine aynı diyalog aralarında sürer gider. Sonunda birinci miskin daha fazla dayanamaz bütün gücünü toplayıp karşı pencereye ulaşır, camı kapatır ve hemen oracıktaki bir iskemleye kendini bırakır. Sonra öteki miskin arkadaşına şunları der: Ya mirim gördün mü, insanoğlu kuş misali.

Dün neredeydim, bugün neredeyim.

Hakkında Hayırlısı Böyleymiş​

Bu deyim daha çok değer verilmeyen birinin başına gelen felaketi birazda alay ederek- hafife almak için kullanılıyor.

Hikaye şöyle;

Bir zamanlar Üç kişilik bir hırsız gurubu varmış. Bunlar her gittiği yeri soyup soğana çevirmekte yurt çapında ustalaşmış, namı almış yürümüş kişilermiş.

Aralarından biri şefmiş. Şef oldukça sert mizaçlı, acımasız biriymiş. Bir gece konağın birini soyuyorlarmış, çatıdan salona iç sallandırmışlar, biri topladığı eşyaları iple tırmanarak çatıdaki şefe veriyor, şef; bunları dışarıda gözcülük yapan diğer hırsıza ulaştırıyormuş. İçerdeki hırsız salonda som altından bir şamdan görmüş, iple çatıya çıkarken, şefim bu şamdan benim ona göre demiş. Şef bu lafa bir hayli sinirlenip ipi kesmiş, adam kafa üstü yere çakılıp ölmüş. Konaktan yürütebildikleri ile birlikte öteki hırsızla hızla uzaklaşırlarken adam ölen arkadaşı ile ilgili bütün cesaretini toplayıp; Zühtü de iyi adamdı be şefim Şef sert bir bakış fırlattıktan sonra gür sesiyle bağırmış: Sus ulan! Hakkında hayırlısı böyleymiş.

21. Bize de mi lo lo!

Başkalarının hakkını yiyiyorsun, yamuk yapıyorsun, bari bize yapma manasında.

Bir gün adamın biri pazarcıyla bir sebepten münakaşaya başlamış ve kahramanımız sonunda kendini tutamayarak pazarcıya okkalı bir küfür savurmuş. E tabi pazarcıda arkadaşı mahkemeye vermiş. Adam ettiğine bin pişman, pazarcıdan özür üstüne özür diliyor ama pazarcı yumuşamıyor. Adam ümitsiz durumu bir arkadaşına anlatmış. Mahkemelerde itibarım iki paralık olacak diye hayıflanmış. Arkadaşı: Ben seni bu dertten kurtarırım ama on altın isterim Adam çaresiz kabul etmiş. Ne yapmam lazım söyle, ben bu davadan yırtayım on altının lafı olmaz demiş. Arkadaşı: Mahkemeye çıktığında hiç konuşma, sadece lo lo lo de.

Hakim seni dilsiz sanınca davada kendiliğinden düşer

Duruşma günü gelmiş arkadaşının dediğini yapınca beraat etmiş, sevinç içinde eve dönerken arkadaşı çevirmiş yolunu: Hani bizin on altın? adam rolüne kendisini o kadar kaptırmış ki lo lo diye cevap vermiş. Arkadaşı da, Ulan demiş, bize de mi lo lo!

22. Pabucu Dama Atılmak

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarların bağlı bulunduğu teşkilat, ticaretin yanında sosyal hayatı da düzene sokuyordu. Kusurlu malın, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için de ilginç bir önlem alınmıştı. Bir ayakkabı aldınız veya tamir ettirdiniz diyelim. Ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet şikayeti ve sanatkarı dinliyor. Eğer şikayet eden gerçekten haklıysa, o ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödeniyordu. Ayakkabılar da ibret-i alem olsun diye ayakkabıyı imal edenin çatısına atılıyordu. Gelen geçen de buna bakıp kimin iyi, kimin kötü ayakkabı tamir ettiğini biliyordu. Böylece pabuçları dama atılan ayakkabıcı maddi kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılmış oluyordu.

23. Ağzından Baklayı Çıkarmak​

Vaktiyle çok küfürbaz bir adam yaşarmış. Zamanla kendine yakıştırılan küfür bazlık şöhretine tahammül edemez olmuş. Soluğu bir tekkede almış ve durumu tekkenin şeyhine anlatıp sırf bu huyundan vazgeçmek için dervişliğe soyunmaya geldiğini söylemiş. Şeyh efendi bakmış, adamın niyeti halis, geri çevirmek olmaz, matbahtan bir avuç bakla tanesi getirtmiş. Bunlara okuyup üfledikten sonra yeni dervişe dönüp tembih etmiş:

-Şimdi bu bakla tanelerini al. Birini dilinin altına, diğerlerini cebine koy. Konuşmak istediğin vakit bakla diline takılacak, sende küfür etmeme isteğini hatırlayıp o an da söyleyeceğin küfürden geçeceksin. Bakla ağzında ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir baklayı dilinin
altına yerleştirirsin. Adamcık şeyhinin dediği gibi tekkede kalıp kendini kontrol etmeye başlar. Bu arada şeyh efendi de bir yere gidince onu yanından ayırmamaktadır. Yağmurlu bir günde şeyh ile derviş bir sokaktan geçerlerken bir evin penceresi hızla açılır ve gençten bir kız çocuğu başını uzatarak,

– Şeyh efendi, biraz durur musun? Deyip pencereyi kapatır. Şeyh efendi söyleneni yapar, illa yağmur sicim gibi yağmaktadır. Sığınacak bir saçak altı da yoktur. Üstelik niçin durdurulduğunu henüz bilmemektedir ve kız da pencereden kaybolmuştur. Bir ara evin kapısına varıp kızın ne istediğini sormak geçer içinden ve tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrar pencerede görünür ve,

– Şeyh efendi, der, birkaç dakika daha bekleseniz…

Şeyh içinden “lahavle” çekse de denileni yapmamak tarikat adabına mugayir olduğundan biraz daha beklemeyi göze alır. O sıra da küfürbaz derviş kendi kendine söylenmeye başlamıştır. Yağmurun şiddeti gittikçe artmakta, bizimkiler de iliklerine kadar ıslanmaktadırlar. Nihayet pencere üçüncü kez açılır ve kız seslenir:
– Gidebilirsiniz artık!..
Şeyh efendi merak eder ve sorar:
– İyi de evladım bir şey yok ise bizi niçin beklettin?
– Efendim, der kız, elbette bir şey var, sizi sebepsiz bekletmiş değiliz. Tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk. Yumurtaları tavuğun altına koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur, horoz çıkarmış. Annem sizi geçerken gördü de yumurtaları kuluçkaya koydu. Münasebetsizliğin bu derecesi üzerine şeyh efendi,
– Ulan derviş, der, çıkar ağzından baklayı..

24. Ağzına Tükürmek

Vaktiyle, saçma sapan şiirler yazan bir şair, Molla Camii’nin meclisinde,

-Üstat, demiş, dün gece rüyamda şiirler yazıyordum ki Hızır aleyhisselamı gördüm. Mubarek ağzını tükürüğünden bir parça benim ağzıma tühledi.

Molla cami adamın şiirlerinde keramet sezilmesi için böyle söylediğini ve güya Hızırın feyiz verici nefesine mas har olduğuna dair yalancı şöhret peşinde koştuğunu anlayıp cevabı yapıştırmış:

– Be ahmak, öyle değil. Bence Hızır aleyhisselam bu şiirleri senin yazdığını görünce yüzüne tükürmek istemiş, ama o sırada ağzın açık olduğundan, tükürük suratına geleceği yerde ağzına girmiş!.. ​

25. Gemileri Yakmak​

Gemiyle işgale gittikleri bir yerde ordusu rakibin gücü karşısında korku duymaya başlayınca Sezar askerlerini yüksek bir tepeye çıkartır ve aşağıda kalan bir kaç askere gemileri ateşe vermeleri emrini verir. Geldikleri gemiler gözlerinin ününde çıtır çıtır yanan ordu şok geçirmiştir. sezar gördüğünüz gibi gemileri yaktık artık dönüş yok ya bu savaşı kazanırsınız ya da hepimiz burada ölürüz şeklinde bir konuşma yapar. savaş sezarın ordularının ezici zaferiyle sonuçlanır.

26. Ateş Pahası​

Bir gün Kanuni Sultan Süleyman mütevazı sayıda bir maiyetle Istranca Ormanları’na doğru avlanmaya çıkmıştı ki, kendisini gören bir adam “Uğurlar olsun Sultanım!” diyerek yarenlikte bulundu. Fakat avcılık töresince bu söylem kişiye uğursuzluk getirirdi. Söylenmesi gerekense “rastgele” cümlesiydi. Padişah ve maiyeti bu uğursuzluğu kırmak için yedi adım geriye gittikten sonra yollarına devam ettiler. Tam ormana varılmış bir yavru ceylanın ardınca koşturulmaya başlanmıştı ki gök gürledi ve bulutlar sağanaklar halinde yükünü boşaltmaya koyuldu. Herkes ne yapacağını bilmez bir halde, civarda kandili parlayan bir kulübeye koşup sığındılar. Islaktılar. Üşümüşlerdi. Konuksever kulübeci, onca insanı bir başına ısıtmak için yakacak neyi var neyi yoksa yaktı.

Nihayette av erbabının üstleri kurumuş, içleri ısınmıştı. Ve birkaç saat kadarlık bir süre içinde yağmur tamamen dinmiş, misafirlere yol görünmüştü. Ve lala, kulübecinin yanına gelip, teşekkürlerini bildirdikten sonra yakılan ateşin pahasını sordu. Adam: “Bin altın efendim” dedi. Lala “Bre! yaktığın odunlar bir altın bile etmezken niçin böyle densüzlük eyler de pahalı bir fiyat söylersin” diyerek adama çıkışınca adam “Doğrusu odunların pahası dediğiniz gibi bir altın bile etmez. Fakat bu sağanak altında, bu dağ başında bir sığınak bulmak ve binbir zahmetle yakılmış bir ateşin karşısına geçip ısınmak gerçekten çok pahalı bir şey. Ben sizden odun değil ateş pahasını istedim” dedi.​

27. Mürekkep Yalamak

Uzun yıllar tahsil görmüş, ilim öğrenmiş kişiler hakkında “mürekkep yalamış” denir. Bu deyim bize matbaadan evvelki zamanların elyazması kitapları ve hattatları, yahut müstensihlerin yadigarıdır.

El yazması kitapların sayfaları hazırlanırken pürüzleri kaybolsun ve kalemin kayganlığı sağlanssın diye parşömenlerin üzeri aher denilen bir tür sıvı ile cilalanır ardın da mühürlenirmiş. Aher, yumurt akı ve nişasta ile hazırlanan muhallebi kıvamında bir hamule olup kağıt üzerinde bir tabaka oluşturur. Kitap kurtlarının pek sevdiği aher, aslında suyu görünce hemen erir. Aherlerin bu özelliğinden dolayı eski zmanların hattatları yahut kopya usulü kitap çoğaltan zenaatkarları (müstensihler), bir hata yaptıkları vakit onu silmek için (mürekkep silgisi henüz icad edilmemiştir) serçe parmaklarının ucunu ağızlarında ıslatıp hatalı harf veya kelimenin üzerine sürerler, böylece zemindeki aher dağılır ve aherle birlikte hata da kendiliğinden kaybolup gidermiş. Bazen bütün bir cümlenin silinmesi gerektiğinde aynı işlemitekrarlamak gerekir, hattatın serçe parmağına gelen mürekkep ister istemez diline geçer, böylece hattat mürekkebi yalamış olur.
Mürekkep bezir isinden hazırlandığı için suda çözülmesi tabidir. Bu yüzden el yazması eserler asla su ve türevleri ile temas ettirilmez. Ancak kitap henüz yazılma aşamasındayken mürekkebin bu özelliği hattatların işine yarar, gerek divitlerin ucunda kalan mürekkep lekelerini gidermek ve temizlemek, gerekse sayfaya küçük bir tırfil yahut imla koymak için diviti tekrar mürekkebe bandırarak israf etmek yerine ucunu dillerine değdirir ve oradaki mürekkebin çözülüp kullanılmasını sağlarlarmış. Bu durumda da dillerinin mürekkep olması, yani mürekkebi yalamış olmaları kaçınılmazdır. Bu durumda da dillerinin mürekkep olması, yani mürekkebi yalamış olmaları kaçınılmazdır. Sonuçta eskiler, bir insanın yaladığı mürekkep miktarca ilminin ziyadeleştiğini varsayarlar ve okuma yazma bilenlerin pek az olduğu çağlarda azıcık da olsa mürekkep yalamış olmayı toplum içinde saygı alameti olarak alırlarmış.

28. Kazan Kaldırmak

İsyan etmek anlamında kullanılan bir deyimdir.

Yeniçerilerin her ortasının matbahı ve aşçısı ve aşçı ustası vardı; ve her orta kendi yemeğini kendi arzusuna göre ayrı ayrı pişirirdi; bunun için orta efradı kendi yevmiyelerinden her hafta kumanya parası olarak levazım heyetine bir para verir ve bu para ile bir haftalık yemek ihtiyacı temin edilirdi; hükümet bunların iaşeleriyle uğraşmazdı; yalnız yeniçerilere verilecek etin fiyatı muayyen olup et fiyatı ne kadar yüksek olursa olsun yeniçerilere o fiyattan fazlaya verilmezdi. fakat hükümet bu miktardan fazlasının parasını zarar-ı lahim ismiyle hazineden kasaplara öderdi. yeniçerilerin yemekleri her ortanın matbahında pişerdi; yemek pişen kazan oda halkı tarafından mukaddes addolunurdu. Bir isyan vukuunda bu kazanlar meydanlara çıkarılırdı ki buna tarihlerde kazan kaldırma denilmektedir. ​

29. Püf Noktası​

Ahi Evran zamanında ( Usta – Çırak müessesesi de diyebiliriz) , çırak ustasından onay ( icazet ) alır ve ancak o zaman ayrılıp kendi dükkânını açabilir. Orta Anadolu’ da bir camcı ustası vardır. Ahilik yapar. Zamanı gelen eski çıraklarına ” sen oldun ” der ve el verir, uğurlar. Böylece eski çırak artık yeni bir usta olmuştur. Günlerden bir gün çıraklardan birisi ustanın el vermesini bekleyemez. Ayrılacağını, onay ve el vermesini ister. Ustası da daha olmadığı nedeniyle veremeyeceğini söyler. Çırak nesinin olmadığını sorar;

– ” İşin en önemli kısmını, yani püf noktasını bilmiyorsun. ” der. Çırak dinlemez, başka bir şehre gider ve dükkan açar. Dikiş tutturamaz. Yaptığı bütün cam işleri, biblolar, her şey bir müddet sonra çatlamaktadır. Esnaf ve halk tarafından ayıplanan çırak, bir yıl sonra iflas etmiş olarak ustasının yanına döner. Elini öper, ben ettim sen etme der. Ustası da olana kadar yanında çalışması gerektiğini söyler. Sonunda bir gün usta çırağına müjdeyi verir. Olduğunu, gidebileceğini, el vereceğini söyler. Ayrılmadan önce ustası onu karanlık odaya sokar. İzin almadan girilmediği üzere daha önce buraya hiç girmemiştir. Yeni bitmiş, sıcak ürünler odanın bir kenarında durmaktadır. Tavanda bir yerde, toplu iğne deliği kadar büyüklükte bir güneş ışığı huzmesi vardır. Usta sıcak bir parça alır, ışığa tutar, evirir çevirir. Bakar ki camın bir yerinde gözle görülemeyecek kadar küçük bir hava kabarcığı vardır. Püf yaparak üfler ve kabarcık kaybolur. Parçayı çırağa uzatır, ayrı koymasını, soğumaya bırakmasını söyler. Daha sonra çırak üflemeye başlar. Nasıl üfleneceğini, neresinin püfleneceğini iyice öğrenir. Ve anlar ki, çatlamaya bu küçük kabarcıklar neden olmaktadır. Daha sonra helâlleşirler ve püf noktasının önemini kavramış çiçeği burnunda usta yoluna devam eder. her işin ve her şeyin bir püf noktası vardır.

30. Akla Karayı Seçmek

(Bir işin üstesinden gelene kadar çok zorluk çekmek, güçlükle başarmak)
Dinimize göre, sabah namazının kılınma vakti, güneş doğuncaya kadar geçerlidir. Ortalık ağarmaya başlayıp da ak iplik ile kara iplik birbirinden seçilinceye kadar sabah namazı kılma süresi devam eder. Ağır hastalar bütün gece sancı ve ızdırap içinde kıvranarak uyuyamadıklarından, sabahı zor ederler.​

31. İpe Un Sermek

(İstenilen işi yapmamak için çeşitli bahaneler uydurmak, güç koşullar öne sürmek, güçlük çıkarmak anlamında bir deyim.)
Nasreddin Hocanın, aldığını bir türlü geri vermeyen ya da kırık dökük, delik, kopuk, sakat olarak geri getiren bir komşusu Hocadan bir gün urgan ister. Hoca da Bizim hanım biraz evvel urganın üzerine un serdi, veremeyiz. Der. Komşusu güler;Aman hocam, hiç urgan üstüne un durur mu, ipe un serilir mi? diye sorunca, Hoca cevabı yapıştırır. Neden serilmesin. Vermeye gönlüm olmayınca, ipe un da serilir elbet.

32. Pabucu Dama Atılmak

Osmanlı döneminde esnaf ve sanatkarların bağlı bulunduğu teşkilat, ticaretin yanında sosyal hayatı da düzene sokuyordu. Kusurlu malın, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için de ilginç bir önlem alınmıştı. Bir ayakkabı aldınız veya tamir ettirdiniz diyelim. Ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet şikayeti ve sanatkarı dinliyor. Eğer şikayet eden gerçekten haklıysa, o ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödeniyordu. Ayakkabılar da ibret-i alem olsun diye ayakkabıyı imal edenin çatısına atılıyordu. Gelen geçen de buna bakıp kimin iyi, kimin kötü ayakkabı tamir ettiğini biliyordu. Böylece pabuçları dama atılan ayakkabıcı maddi kazançtan da oluyor ve gerçekten pabucu dama atılmış oluyordu. ​

33. Dimyat’a Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmak

Dimyat Mısır’da Süveyş Kanalı ağzında bir limandır. Eskiden Mısır’ın meşhur pirinçleri ince hasırdan örülmüş torbalar içinde buradan Anadolu’ya getirilirmiş. Dimyat’a pirinç almak için giden bir Türk tüccarının bindiği gemi Akdeniz’de korsanlar tarafından soyulmuş ve adamcağızın bütün altınlarını almışlar. Binbir zorluk içinde İstanbul’a dönen pirinç tüccarı o yıl iflas etmiş. İstanbul’dan kalkmış memleketi olan Karaman’a gitmiş. O sene tarlasından kalkan buğdaları da bulgur tüccarlarına sattığından kendi ev halkı kışın bulgursuz kalmışlar.​

34. Avucunu Yala

“Beklediğin olmadı; umduğunu bulamadın” anlamında kullanılan bir deyimdir. Bu deyim, kışın karlı ve soğuk havalarda inine kapanarak, tabanlarının altını yalamak suretiyle karın doyurmaya uğraşan ayıların hareketinden alınmadır. Çünkü ayılar kışın arasa da yiyecek bulamaz hareket edecek olsa da, boşuna enerji tüketmiş olur. Bunu iyi bilen ayılar kış uykusuna yatar. Ayağını yalamakla yetinir yazın gelmesini bekler. Başka yapacak bir şeyi yoktur.

35. Çam Devirmek, Pot Kırmak

Başkalarını kızdıracak, üzecek, gereksiz, münasebetsiz söz söyleme anlamında bir deyimdir. Zengin bir adamın, Göztepe Erenköy taraflarında, sekiz on dönüm bahçeli, büyük bir köşkü varmış. Adam bu bahçenin bir köşesine bir bina daha yaptırmaya karar vermiş. Eski binalar hep ahşap yapıldığı için, gereken keresteyi tomruk halinde getirtmiş ve inşaat yaptıracağı yere istif ettirmiş. Bu tomrukların içinde çam, gürgen, meşe ve ceviz ağaçları da bulunuyormuş. Sayfiye mevsimi olmadığı için Nişantaşı”ndaki konağında oturan zengin adam bir sabah, köşküne gitmiş ve köşkün saf bekçisine emir vermiş:​

-Bir hızarcı bul, bahçedeki ağaçların arasındaki çamları biçtir, tahta ve kalas yaptır demiş.

Saf uşak da efendisinin emri üzerine hızarcıları bulmuş. Çam tomrukları yerine, köşkün bahçesinde ne kadar kıymetli çam ağacı varsa kestirip devirmiş. Bu akılsız uşağın adı, çam deviren uşak kalmış.​

36. Ana Gibi Yar Bağdat Gibi Diyar Olmaz

Dilimizdeki Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz. sözünün aslı muhtemelen Ane gibi yar; Bağdat gibi diyar olmaz. şeklindedir. Çünkü sözün aslındaki Anne kelimesi Bağdat yakınlarındaki sarp bir uçurumun kuşattığı dik bir geçidin adıdır. Bağdat gibi(güzel) şehir Ane gibi de (sarpama manzaralı)yar(uçurum) olmaz demeye gelir. Ancak siz Bağdat’ın Osmanlı Türk’ü için önemine bakınız ki oradaki Aneyi anne yapıvermiş. Tıpkı Yanlış hesap Bağdattan döner. sözüyle Bağdatın eskiden beri bir ilim merkezi olduğunun altının çizilmesi gibi.

37. İki Dirhem Bir Çekirdek

Giyim kuşamına özen göstermiş şık ve süslü kıyafetleriyle dikkat çeken insanlar hakkında sık sık iki dirhem bir çekirdek sözü kullanılır. Bu yakıştırma ağırlık ölçüsü olarak okkanın kullanıldığı eski devirlerden kalmadır.Belki biliyorsunuz bir okka bugünkü ölçülerle 1283 gram tutar.Okkanın dört yüzde birine dirhem adı verilir (Şimdiki gram ile aynı birim olduğunu sanarak gram diyecek yerde dirhem denilmesi hatalıdır.). Dirhem daha ziyade hassas teraziler için kullanılan bir ölçüdür.Ancak sarraflar dirhemden daha hassas ölçümler için bir ağırlık birimi daha kullanırlar. Buna çekirdek denir ki toplam 5 santigram karşılığıdır.​

Eski devirlerin en kıymetli parası olan bir Osmanlı altını toplam iki dirhem bir çekirdek ağırlığa sahiptir. Bu durumda süslenmiş kimselere iki dirhem bir çekirdek yakıştırmasında bulunanlar mecaz yoluyla onlara altın demiş olurlar ki bizce pek zarif bir nüktedir.

38. Güme Gitmek

Zamanında yeniçeriler suçluları yakalayıp zindana kapatırlarken “Hoooopp gümm!” şeklinde nara atarlarmış. Ancak aynı “kurunun yanında yaş da yanar” atasözünde olduğu gibi bazen zindana atılanlar arasında suçu olmayanlar yani masum kişiler de bulunurmuş. İşte halk suçsuz bir vatandaşın zindana atıldığında günahsız yere hapse götürülüyor anlamında “Adamcağız güme gitti, yazık oldu.” demiş.

39. Devlet Kuşu Konmak

Bir rivayete göre, vaktiyle İran”da hükümdarlar öldüğü zaman, bütün şehir halkı sarayın önündeki meydanda toplanırmış. Sarayın balkonundan, adına devlet kuşu denilen bir kuş uçurulur, kimin başına konarsa, o adam ülkeye hükümdar olurmuş.​

Gerçi tarihte, gerek İsa”dan önce İran”da yaşayan Medler ve Persler, gerek İsa”dan sonra yaşayan kavimler zamanında, böyle garip bir yolla hükümdar seçildiğini gösterir bir kayıt yoktur; üstelik böyle bir seçim yapılmış olması, mantığa da uygun düşmemektedir. Ama hak etmediği yerlere, şans eseri gelenler için, “başına devlet kuşu kondu” denmesi, yukarıda sözü edilen masaldan gelmiş olsa, yerinde ve anlamlı bir sözdür.

40. Çizmeden Yukarı Çıkmak

Bilmediği işe, yetkisi dışındaki konuya karışmak anlamında bir deyimdir. 19.yüzyılda, Fransız ressamlarından Delacroix Paris”te bir resim sergisi açmıştı. Sergiyi gezenlerden bir kişi, büyükçe bir şövalye tablosunun önünde uzun süre durarak, yakından uzaktan ciddi ciddi seyreder, beğenmediğini belirten bir biçimde de başını sallarmış. Bu durum ilgisini çeken ressam yanına gelerek sormuş.

Bu tablo ile çok ilgilendiğiniz belli oluyor.

-Evet demiş adam. Şövalyenin çizmesindeki körük kıvrımlarında hatalar var.​

-Pekiyi nasıl anladınız, işiniz bu mu?​

-Ben kunduracıyım, çizme dikerim. deyince ressam hemen tuvalini ve boyalarını getirerek adamın söylediği biçimde çizmeyi düzeltmiş ve gerçekten daha iyi olduğunu görmekten memnun olarak adama teşekkür etmiş. Fakat adam yine tablonun başından ayrılmadan, bu kez de şövalyenin pantolonunda ve kemerinde de hatalar olduğunu belirtince bu çok bilmişliğe dayanamayan ressam,

-Bak dostum demiş, sen kunduracısın, çizmeden yukarı çıkma!

41. Kozunu Paylaşmak

Koz ceviz manasına gelir.Eskiden Kastamonu’nun iki köyü arasında ortak olarak kullanılan bir cevizlik vardı.Ceviz toplama mevsimi gelince bir gün belirlenir ve iki köy halkı cevizlikte buluşur cevizleri paylaşırlardı.Ancak her seferinde haksızlık olduğu ileri sürülerek kavga çıkardı.Hatta olay öyle bir seviyeye geldi ki köylerde kavgaya müsait eli sopa tutan delikanlılar koz paylaşma gününden önce günlerce hazırlık yaparlardı. Bir ana oğlunun büyüdüğünü anlatmak için “Benim oğlan, kozunu paylaşacak çağa geldi.” derdi.​

42. Foyası Meydana Çıkmak

Kuyumcular yaptıkları yüzük küpe gerdanlık gibi ziynet eşyalarının üzerine mücevherin ışığı daha iyi yansıtması ve parlaklığının artması için FOYA adı verilen bir madde sürerler.Zamanla sürülen bu foya dökülür.Bu duruma foyası çıkmış denilir. Halk arasında yalan söyleyen sahtekarlık yapan kişilerin yalanları ortaya çıktığında “foyası meydana çıktı” şeklinde benzetme yapılır.

43. Afyonu Patlamak

Eski tiryakiler, ramazanda afyonu macun haline getirir ve mercimek büyüklüğünde toplar yapıp her sahurda iki üç tane yutarlarmış.ancak her bir macunu da bir, iki, üç kat kağıtlara sarmayı da ihmal etmezlermiş. Böylece kağıt mide öz suyunda macun midede dağılır ve birkaç saatliğine keyif devam edermiş.tabii iki kat kağıda sarılan macun da onu takiben kana karışınca tiryaki iftara kadar rahat etmiş oluverir. Ancak bu plan yolunda gitmediği, Afyonun kağıdının zor parelenmediği yahut kana karışması geciktiği durumlarda tiryaki krizlere girer ve dış dünyadan adeta kopar. Afyonu patlayıp kana karışıncaya kadar farklı tepkiler verir.

Konuşulan veya yapılan şeye uygun karşılık verilmeyen, anlama ve algılamada geciken durumlarda “Daha afyonu patlamadı galiba! gibi cümleler söylenmesi bundandır.

44. Burnundan Fitil Fitil Getirmek

Nankörlük, haramzadelik ve ihanet hallerinde beddua manasıyla kullandığımız bu deyimdeki fitil (fetil) kelimesinin eskiden kullanılan 4 anlamı vardır:

1. Lamba fitili
2. Ovalamakla deriden çıkarılan yuvarlak kir
3. Yaraya konulan pamuk
4. Örgü ​

Bu anlamların hemen hiç biri yukarıdaki deyime tam uygun gözükmüyor. En sondaki örgü anlamı biraz eski işkence tarzlarını hatırlatıyor(yer yer düğüm atılmış olan bir yumak ipliğin ucunu suçlunun burnundan ağzına sarkıtıp bir ileri bir geri sararak işkence yapıldığını Evliya Çelebi yazar ve dolayısıyla bir beddua elverişli görünüyorsa da deyimde geçen fitil kelimesi bir ağırlık ölçü birimi olarak bambaşka bir anlam taşır. Dirhemin dörtte birine denk, dengin dörtte birine kırat, kıratın dörtte birine fitil denir. Bu durumda fitil dirhemin kesirlerinden biri olarak muhtemelen bir damla kan ağırlığında olmalıdır ki hakkı yenilen kişinin hakkı, eylediği beddua gereği zalimin burnundan damla damla (fitil fitil) gelebilsin.

45. Karamanın Koyunu Sonra Çıkar Oyunu

Olağan görünen bir işin altından başka şeyler çıkabilir.

Karamanoğullarıyla, Osmanlı Devletinin kıyasıya savaşa tutuştuğu yıllarda, Karaman halkı savaşlardan çok çekmiş; ezilmişler, evleri, barkları, malları çok zarar görmüş. O devrin uluları toplanıp, “Bu kardeş kavgasını tatlılığa bağlıyalım” diye kurultay kurmuşlar. Karaman Beyi ile Osmanlı Beyi’ni Konya’ya çağırmışlar, her iki tarafın şikayetini dinlemişler. Sözü tatlıya getirip, her iki beye de, bir daha savaş yapmamaları için yemin ettirmişler. ​
Karaman Beyi yemin ederken, elini koynunua götürerek: “Bu can burada kaldıkça, Osmanlı’yı kardeş bilip, kılıç çekmeyeceğime söz veriyorum” demiş. Fakat kurultaydan çıkan Karaman Beyi, kaftanının altından bir kuş çıkarıp salıvermiş ve “İşte can çıktı söz bitti” demiş. Karaman Bey’inin koynundan kuş çıkarıp salıvermesinden sonra bu darb-ı mesel halk arasında yayılmıştır.

46. Eli Kulağında​

Gerçekleşmesi pek yakın olan işler hakkında (Henüz olmadı ama) eli kulağında deriz. Bu deyimin kaynağı Asr-ı Saadette Bilal-i Habeşiye kadar uzanır. İslamiyet yayılmaya başlayıp da müslümanların sayısı artınca, namaz için onları biraraya toplamak üzere ezan okunması kararlaştırılmış ve sesi güzel olduğu için Habşistanlı eski köle Hz. Bilal, bu vazifeye seçilmişti. Ne var ki Medine’de nmüşrikler ve diğer dinlere mensup olanlardan bazı tahammülsüz insanlar, ezan okunurken sesi duyulmasın diye gürültü yapmaya, çocukları toplayıp Bilal-i Habeşi ile alay etmeye başlamışlardı. Bunun üzerine Hz. Bilal, ellerini kulaklarına tıkayarak ezan okumaya başladı biilahare müezzinler ellerini kulaklarına tıkamyı bir tür Bilal-i Habeşi sünneti gibi gördüler ve ezanı öyle okudular.

Eskiden birisi yakındakine,​
– Ezan okundu mu, dediğinde, eğer vakit çok yakın ise,
– Okunmadı ama (müezzinin) eli kulağında; dermiş.

47. İşi İnada Bindirmek

Adamın biri hayatında hiç namaz kılmamış bunu bilen bir arkadaşıda yahu şu mübarek ramazan bari bir-iki rekat namaz kıl demiş o da tamam tamam kılarız iki rekat deyip akşam teravih namazına gitmiş teravih başlamış bir-iki-dört derken namaz devam ediyor bir camdan kafasını uzatıp cami önünde bekleyen oğluna, evlat sen eve git bu iş inada bindi demiş.​

48. Boru Değil Bu

Eskiden askeri okullarda nerdeyse bütün işler borunun verdiği sese göre yapılır.Öğrenciler bu boru sesine göre hareket ederlermiş. Kalk borusu,yat borusu ,karavana,paydos,derse gir,dersten çık ,istirahat v.s, bir çok boru sesi. Hikayenin geçtiği askeri lisede o gün ,sınıf kıdemlisi öğrenci, sınıfa dalar.
-Çocuklar size havadisim var! Duydunuzmu? diyerek bağırır. Diğer öğrenciler de Duymadık! Ne ise borusu çalar biz de duyarız demişler.

Kıdemli öğrencide

-Çocuklar! bu boru değil .Yarın yeni padişah tahta çıkıyor.Şenlikler var. Sınıf komutanın özel emri var. Bütün dersler paydos demiş.​

Diğer öğrencilerde çok sevinirler bu işe.​

O günden sonra o okul ve diğer okullarda öğrenciler aralarında konuşmaya başlamadan önce,

-Dinle ! Bu boru değil .Anlatacaklarım çok önemli … diyerek lafa başlarlarmış​

Yanlış hesap, Bağdattan döner.​

İstanbul kapalı çarşıya kervanlar gelir.Tüccarların siparişleri kumaş,kürk,baharat neyse dağıtılır.Daha sonra tüccarlardan paraları tahsil edilirmiş.

Yine bir alış veriş sonrasında, tüccarın biri hesap yaparken dört işlem hilleri ile kervancıyı 400-500 altın içerde bırakır.

Hesaptaki yanlışlığı anlayamayan kervancı Bağdat Hicaz ve Mısıra seferine çıkar.

Tüccarda, şimdi bu Mısırdan altı-yedi ayda zor döner.bende bu parayı işletirim. diye düşünür.

Kervancı yol uzun ,zaman bol bütün hesapları tekrar tekrar inceler.

Tüccarın yaptığı hileyi anlar.Kervan Bağdata girmek üzereyken,kervanı oğlu ve güvendiği bir kişiye emnet eder,

-Siz beni Bağdatta bekleyin. der.

İyi bir Arap atı alıp dört nala İstanbula dönmeye başlar. ​

Yolda, bu adam bu parayı hemen öyle vermez diye düşünüp bir plan kurar.İstanbuldaki dostlarında plan için yardım ister.

Ertesi gün tüccarın dükkanına iki kadın gelir.

Tüccara ,

-Sorup soruşturduk bu civarda en dürüst ,en güvenilir kişi sizmişsiniz.Biz Hicaza gideceğiz.Size bu iki çantayı emanet etmek istiyoruz.derler.​
Çantaları açıp tüccara gösterirler.Çantaların için inci.altın,pırlanta envayi çeşit müccevher.​

-Olurda gelemezsek bunlar size helali hoş olsun.bize bir dua okutur,belki bir hayrat yaptırırsın.derler.​

Bunları duyan tüccar sevinçten uçar.Kadınları hürmet ,ziyafet. Bu sırada kervancı içeri girer, Bunu gören tüccar ,daha kervancı lafa başlamadan , -Yahu hoşgeldin.bizim hesapta bir yanlışlık olmuş .paralarını ayırdım.Çocuklarada tenbihledim,eğer ölürsem kervancının parasının mutlaka verin.Ben kul hakkı yemem kardeşim. der.​ Parayı hemen verir. Bu sırada kadınlar, Biz bu sene gitmekten vazgeçtik .Kısmetse seneye !.deyip dükkan çıkarlar.​

Oyuna geldiğini anlayan tüccar ,kervancıının peşinden koşup ,
-hani sen mısıra gidecektin .yaktın beni! diye bağırır.
Atına binen kervancı,
-yanlış hesap adamı Bağdattan dödürür.der ve yoluna gider.
Mürekkep yalamak
Eskiden mürekkeplerin içinde bezir isi denilen bir madde bulunur.Yazarken yapılan yanlışlıklar ancak yalamak yoluyla giderilirmiş.
Okuma-yazma bilen kişiler az olduğundan ,bir,iki satır yazacak kişiler el üstünde tutulur.Mürekkep yalayanlar üstün sayılırmış.

49. Asayiş berkemal

Sultan Abdülazizin son yıllarında Musul ve Bağdat gibi illerde toplum içi anarşik olaylar artar.Irak ve çevresinde yabancı devletlerinde etkisi ile iyice asayiş bozulur. Durumları İstanbuldan gizlemeye çalışan devrin yetkilileri, Vilayet gazetesine her baskısında şu şekil manşet atarlardı:

Saye-i asayiş vaye-i padişahide ,vilayetin her bir tarafında emn-ü asayiş berkemaldir..

Padişahın şahane idaresi altında,vilayetimizin her tarafında asayiş ve huzur hakimdir.

Yine büyük olaylardan sonra ertesi gün aynı manşet verilince , Bölgenin ünlü şairlerinden Kerküklü Şeyh Rıza Efendi dayanamayıp Aşağıdaki beyti yazıp gazeteye gönderir.

Katl ü nehb-i eşkiyadan millet oldu payimal,
Emn-ü asayiş yine,elhamdülillah berkemal!!

Eşkıyanın cinayet ve yağması yüzünden millet ayaklar altında kaldı ama,
Allaha şükür asayiş yinede sağlanmış durumda.

50. Aklım kesiyor

Ünlü bir hekim olan İbni Sina aynı zamanda matematik konusunda deha seviyesindeymiş. Babası onu çocukken matematik konusunda hassas eğitim veren bir okula gönderir.Ancak İbni Sina cebir,geometri bir türlü beceremez,okuldan kaçar.Babasından korktuğundan ,eve dönmez bir kervana katılır. Kervanbaşı en küçük yaştaki İbni Sinayı su alması için bir kuyuya gönderir. Sapına ip bağlı kovayı kuyudan çekerken,ipin sürtündüğü taşı kestiğini görür.
Ve kendine sorar: bu ip taşı nasıl keser?
Biraz daha düşünür:ip çok uzun zamandır,bu taşa sürtünüyor.ve aynı yere sürekli sürtüne sürtüne demekki taşı kesebiliyor.
Madem ip bile taş kesiyor,benim aklım niye cebiri kesmesin? der.
Okuluna döner ve bildiğimiz tıp dehası İbni Sina olur.

51. Balık kavağa çıkınca

Eski İstanbul şimdiye göre tam anlamıyla balık ve balıkçı şehiriymiş.
Tutulan balıkların satılması Yemiş iskelesi ve Balık pazarından başlayan ve bu merkezlerin etrafında mahalle mahalle büyüyen pazarlarda yapılırmış.
Balığın çok fazla çıktığı günlerde ise,
Tophaneden Rumeli Kavağına ve Üsküdar’dan Anadolu Kavağına kadar her yere çeşitli vasıtalarla götürülüp satılırmış.
Fiyat kırmak isteyen yada çok düşük fiyata almak isteyen müşterilerinede balıkçılar,
-Oooo! O fiyatı ancak balığı kavağa çıkardığımızda satarız biz.derlermiş.

Kaynak: Maxicep – Ünimetre

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor

nasreddin-hoca

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, 7-8 Mayıs’ta yaklaşık 30 ülkenin katılımıyla gerçekleştireceği toplantı sonunda “Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği” hakkında bir dosya hazırlayıp böylece Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor.

UNESCO Türkiye Milli Komitesi Başkanı Öcal Oğuz, Nasreddin Hoca fıkralarının da inanılmaz geniş bir coğrafyada anlatıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Dünyanın birçok yerinde Nasreddin Hoca fıkraları kuşaktan kuşağa, atadan toruna miras olarak aktarılıyor. Doğu Türkistan’da, Çin’de, Türkistan’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, Anadolu’da, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Hindistan’da Nasreddin Hoca fıkraları anlatılıyor. Bu bölgelerdeki 43 ülkeyi, 7-8 Mayıs’ta UNESCO’ya ‘Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği’ni çok milletli bir dosya olarak sunmak için davet ettik. 30’un üzerindeki ülkeden olumlu yanıt geldi. UNESCO’nun bunu dünya mirası listesine almasını hedefliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü ile bu çalışmanın içindeyiz. Bu dosyayı, UNESCO’ya sunacağız” dedi.

Nasreddin Hoca UNESCO listesine girmeye aday

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor

UNESCO Türkiye Milli Komitesi, 7-8 Mayıs’ta yaklaşık 30 ülkenin katılımıyla gerçekleştireceği toplantı sonunda “Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği” hakkında bir dosya hazırlayıp böylece Nasreddin Hoca’nın UNESCO’nun Somut Olmayan Dünya Mirası Listesi’ne alınmasını hedefliyor.

nasrettin-hoca-ve-essegi
UNESCO Türkiye Milli Komitesi Başkanı Öcal Oğuz, Nasreddin Hoca fıkralarının da inanılmaz geniş bir coğrafyada anlatıldığını vurgulayarak şöyle devam etti: “Dünyanın birçok yerinde Nasreddin Hoca fıkraları kuşaktan kuşağa, atadan toruna miras olarak aktarılıyor. Doğu Türkistan’da, Çin’de, Türkistan’da, Özbekistan’da, Kazakistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Azerbaycan’da, Anadolu’da, Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Hindistan’da Nasreddin Hoca fıkraları anlatılıyor. Bu bölgelerdeki 43 ülkeyi, 7-8 Mayıs’ta UNESCO’ya ‘Nasreddin Hoca Fıkraları Anlatı Geleneği’ni çok milletli bir dosya olarak sunmak için davet ettik. 30’un üzerindeki ülkeden olumlu yanıt geldi. UNESCO’nun bunu dünya mirası listesine almasını hedefliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü ile bu çalışmanın içindeyiz. Bu dosyayı, UNESCO’ya sunacağız” dedi.

Festival bu yıl ‘zaman ve değişim’ temasıyla 4-29 Haziran tarihlerinde yapılacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 41. İstanbul Müzik Festivali, aralarında Vadim Repin, Maxim Vengerov, Shlomo Mintz, Mario João Pires, Khatia Buniatishvili, Magdelena Kožená, Kim Kashkashian, Sol Gabetta gibi isimler ile dünyanın önde gelen orkestralarından Deutsche Kammerphilharmonie Bremen ve Münih Oda Orkestrası’nın da bulunduğu 500’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak.

İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, 41. İstanbul Müzik Festivali’nin 22 özel konserle müzikseverlerin karşısına zengin bir programla çıkacağını belirtirken, New York Filarmoni Orkestrası’nın Festival dışı özel bir proje olarak Mayıs ayında Türkiye’ye gelecek olmasının 2013’ün en önemli müzik olaylarından biri olacağını söyledi. İSTANBUL (ANKA)-İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Müzik Festivali, 41. yılında “Zaman ve Değişim” temasıyla müzikseverleri zengin bir programla karşılamaya hazırlanırken, İKSV festival öncesi bir sürpriz olarak dünyanın en büyük senfoni orkestralarının en önemlisi sayılan New York Flarmoni Orkestrası’nı Mayıs ayında Türkiye’ye getiriyor. İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, 41. İstanbul Müzik Festivali’nin 22 özel konserle müzikseverlerin karşısına zengin bir programla çıkacağını belirtirken, New York Filarmoni Orkestrası’nın Festival dışı özel bir proje olarak Mayıs ayında Türkiye’ye gelecek olmasının 2013’ün en önemli müzik olaylarından biri olacağını,projeyle ilgili detayların gelecek günler içinde açıklanacağını söyledi.

41.İstanbul Müzik Festivali’nin programı, son dört yıldır festivalin basın toplantılarına mekân ve ikram desteği veren Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus’da düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı. Festival sponsorluğunu 2006 yılından beri Borusan Holding’in üstlendiği İstanbul Müzik Festivali, bu yıl “Zaman ve Değişim” teması etrafında, 4-29 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Basın toplantısına, konuşmacı olarak İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi ve İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak katıldı. 41. İstanbul Müzik Festivali, aralarında Vadim Repin, Maxim Vengerov, Shlomo Mintz, Mario João Pires, Khatia Buniatishvili, Magdelena Kožená, Kim Kashkashian, Sol Gabetta gibi isimler ile dünyanın önde gelen orkestralarından Deutsche Kammerphilharmonie Bremen ve Münih Oda Orkestrası’nın da bulunduğu 500’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak.41. İstanbul Müzik Festivali’nin afişi Sarkis ve Bülent Erkmen işbirliğiyle hazırlandı. Günümüzün önde gelen güncel sanatçılarından Sarkis’in parmak izi ve el yazısı, İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişine dönüştü.

-“HEDEFİMİZ KLASİK MÜZİĞİ GENİŞ KİTLELERE ULAŞTIRMAK”-

Basın toplantısında konuşma yapan İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, İstanbul Festivalleri’nin bu yılki tanıtım ve duyuru afişlerinde yeni bir işbirliğine gidildiğini duyurarak “Farklı sanat dallarının önde gelen temsilcilerinin desenleri, yapıtları, işaretleri ve el yazıları, grafik tasarımcı ve İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla festival afişlerine dönüşecek. 41. İstanbul Müzik Festivali’nin afiş görselinde de günümüzün önde gelen güncel sanatçılarından Sarkis’in parmak izi ve el yazısını görüyorsunuz. Disiplinlerarasılığın ilham verici gücünü kullanan bu işbirliklerini, 2013 yılında gerçekleştireceğimiz Film ve Caz Festivalleri’nde ve önümüzdeki yıllarda da farklı sanatçıların katılımıyla devam ettireceğiz” dedi. İstanbul Müzik Festivali’nde gençlere yönelik projelerin de artırılarak devam edeceğinin altını çizen Eczacıbaşı ayrıca İstanbul genelinde farklı mekânlarda ücretsiz konserler gerçekleştirerek klasik müziği kentin değişik noktalarına taşımayı ve daha büyük kitlelere ulaştırmayı hedeflediklerini de söyledi.

-“İKSV ARTIK DÜNYADA ÖZEL SİPARİŞLERİYLE ANILIYOR”-

İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak konuşmasında “Geçtiğimiz yıl İKSV’nin ve Müzik Festivalinin 40. yılını kutlarken oldukça detaylı bir arşiv çalışması yapmıştık. Festivalin ilk yıllarındaki programlarıyla bugünün programları içerik açısından oldukça farklılık gösteriyor. Bugün farklı sanatçıları bir araya getirdiğimiz, sadece bizim festivalimize özgü projelerin ve eser siparişlerinin prömiyerlerinin ve genç müzisyenlerimizin daha çok yer aldığı, daha maceracı ve yeniliklere daha açık bir festival programı oluşturduğumuzu gördüm. Aradan geçen 41 yıllık zaman, festivalimizi bir yandan olgunlaştırırken diğer yandan kaçınılmaz olarak da değiştirdi” dedi. Oymak, Festivalin bu yılki temasının çıkış fikrini açıklarken de konser programlarındaki kimi eserler ve projelerin “zaman ve değişim”e direkt gönderme yapan başlıklar taşıdığını, kimilerinin biçimsel değişimi ya da belli bir yüzyıla ait bir stilin farklı bir yüzyılda yepyeni bir müzikal dille ele alınması sonucundaki değişimi sergilediğini belirtti. Festivalin 2011 yılından bu yana, Türkiyeli ve yabancı bestecilere eser siparişi vererek, çağdaş müzik repertuvarını zenginleştirmeye yönelik çalışmalar yaptığını anlatan Yeşim Gürer Oymak, “Birçok festival ve orkestra artık İstanbul Müzik Festivali’ni eser sipariş eden bir kurum olarak tanımakta” dedi. Festival programını anlatırken gençlik projelerine de değinen direktör, “Bizim genç sanatçılarımızı, gelecekteki umutlarımızı da müzikseverlerin alkışlarıyla desteklemelerini ve onları cesaretlendirmelerini ümit ediyorum” dedi.

Yeşim Gürer Oymak,Festivalde genç müzisyenlere yönelik özel projeler de yer aldığını belirterek, geçen yıl, ülke çapında genç yetenekleri keşfetmek ve teşvik etmek amacıyla başlatılan “İstanbul Müzik Festivali Genç Solistini Arıyor” projesinin bu yıl viyolonsel dalında devam ettiğini, konservatuvar öğrencilerini festival izleyicileriyle buluşturan “Açık Konservatuvar” projesinin ise bu yıl 9 Haziran Pazar günü Galata Rum İlköğretim Okulu’nda gerçekleştirileceğini ifade etti.

-NASREDDİN HOCA ÖZEL SİPARİŞİ-

İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak 41. İstanbul Müzik Festivali’nde orkestralı konserler, oda müziği ve resitaller ile bazıları özgün programlardan oluşan toplam 22 konser yer aldığını, şehri kucaklamak üzere farklı mekanlarda da dinleyicilerle buluşmaya özen gösteren festivalin bu yıl ilk defa Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’ni kullanacağını, Festivalin bu yılki diğer mekânları arasında Aya İrini Müzesi, Süreyya Operası, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Galata Mevlevihanesi Müzesi, Galata Rum İlköğretim Okulu, İstanbul Modern ve İş Sanat Kültür Merkezi’nin bulunduğunu söyledi. Yeşim Gürer Oymak 41. İstanbul Müzik Festivali’nin, verdiği eser siparişleriyle çağdaş müzik repertuvarına katkıda bulunmaya da devam ederek çeşitli dünya ve Türkiye prömiyerlerine ev sahipliği yapacağını ifade ederek, Festival tarafından besteci Kâmran İnce’ye sipariş edilen “Nasreddin Hoca” adlı eserin dünya prömiyerinin, Berlin Counterpoint Ensemble tarafından gerçekleştirileceğini bildirdi. Oymak,. Festivalin besteci Peteris Vasks’a Amsterdam Sinfonietta, Amsterdam Viyolonsel Bienali ve Toronto Senfoni Orkestrası’yla ortak siparişi olan Viyolonsel Konçertosu’nun Türkiye prömiyerini ise Sol Gabetta’nın yapacağını kaydetti.

-“41 KERE MAŞALLAH”-

Toplantıda konuşan Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi ise şu görüşleri ifade etti: “Borusan olarak toplumumuzun eğitim ve kültür seviyesini yükseltmeyi ve çağdaş bir toplumun inşası için sorumluluğu üstlenmeyi öncelikli kurumsal değerlerimiz arasında görüyoruz. Yüksek başarı, yenilikçilik ve sürekli gelişimi desteklerken, topluma katkı sağlayacak çalışmalar gerçekleştirmeyi de bir görev kabul ediyoruz. Bu değerleri, kurucumuz ve onursal başkanımız rahmetli Asım Kocabıyık, Borusan’ın kurum felsefesinin temellerine oturtmuştu. Yönetimi ondan devralan kuşak olarak bizler de onun yolundan ilerliyoruz. Sürdürdüğümüz kültür ve sanat faaliyetlerinin yanı sıra toplumumuzun gelişmesinde büyük payı olan İKSV’nin düzenlediği İstanbul Müzik Festivali’ne 20 yılı aşkın zamandır destek vermek ve son sekiz yıldır da sponsoru olmak bizim için bir mutluluk kaynağı.41. yılında 41 kere maşallah diyoruz.”

-FESTİVALİN AÇILIŞ KONSERİ-

41.İstanbul Müzik Festivali, 4 Haziran Salı akşamı Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek tören ve ardından Açılış Konseri’yle başlayacak. 7. Uluslararası Genç Müzisyenler Çaykovski Yarışması birincisi, 17 yaşındaki yıldız kemancı Veriko Çumburidze konserde Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde Franz Waxman’ın Carmen Fantezisi’ni seslendirecek. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın sürekli orkestrası Borusan İstanbul Filarmoni ayrıca Hector Berlioz’un Fantastik Senfoni’sini yorumlayacak. Müzikseverlerin her yıl heyecanla beklediği Açılış Konseri öncesinde verilecek kokteyl için de ayrıca sınırlı sayıda bilet satışı olacak.

-FESTİVALİN YAŞAM BOYU BAŞARI VE ONUR ÖDÜLLERİ-

41.İstanbul Müzik Festivali’nin “Onur Ödülü”, piyano ikilisi olarak yaptıkları çok başarılı uluslararası kariyer, müzikte ulaştıkları derinlik ve mükemmeliyetin yanı sıra Türkiye’de çoksesliliğin yayılması konusunda yaptıkları değerli çalışmalar ile genç müzisyenlerin eğitim ve gelişimleri yönünde verdikleri girişimleri dolayısıyla Güher ve Süher Pekinel’e takdim edilecek. Güher ve Süher Pekinel’e ödülleri, 4 Haziran Salı akşamı Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek açılış töreninde verilecek. Festivalin “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” ise yaşayan en büyük müzik insanlarından, 20. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vurmuş, kullandığı avangart olduğu kadar geleneksel müzik dili ile günümüzün en fazla sipariş alan ve aralarında senfonik eserler ve operaların da bulunduğu çok zengin bir eser birikimine sahip Polonyalı besteci Krzysztof Penderecki’ye verilecek. Penderecki’ye ödülü, 17 Haziran Pazartesi akşamı Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirilecek şef Alexander Liebreich yönetimindeki Münih Oda Orkestrası’nın konserinden önce takdim edilecek. Konserde orkestra, Penderecki’nin 1960’ta bestelediği, UNESCO ödüllü “52 Yaylı İçin Hiroşima Kurbanlarına Ağıt” adlı eserini de seslendirecek.

FESTİVALİN BU YILKİ TEMASI “ZAMAN VE DEĞİŞİM”

“Zaman ve Değişim” temasını işleyen 41. İstanbul Müzik Festivali’nde müzikseverleri bu çerçevede seçilmiş eserler ve konserler bekliyor. Alman çoksesli müzik dünyasının en parlak meşalelerinden biri kabul edilen Münih Oda Orkestrası, genç neslin en duyarlı piyanistlerinden, ECHO ve Choc ödülü sahibi Khatia Buniatishvili solistliğindeki konserinde Penderecki’nin dünya tarihindeki bir dönüm noktasına işaret eden eserinin yanı sıra yine festival temasıyla ilişkili Haydn’ın “Veda” başlıklı 45 numaralı senfonisini seslendirecek.2008 İstanbul Müzik Festivali Yaşam Boyu Başarı Ödülü sahibi Jordi Savall, kurucusu olduğu Hespèrion XXI ile 11 Haziran’da Aya İri Müzesi’nde zaman ve değişim temasına odaklanan en yeni projesi “Hayatın Evreleri”ni müzikseverlerle paylaşacak. Hayat döngüsünün farklı evrelerine dair şarkıları, kutlamaları ve ağıtları ele alan, Balkanlar’ın son derece zengin müzikal ve sözel mozaiğinden beslenerek kurgulanan konser, festivalin kaçırılmaması gereken etkinliklerinden.Piyano ikilisi Ufuk ve Bahar Dördüncü İstanbul Modern’deki 7 Haziran tarihli konserde Rachmaninov ve Ravel’in süit ve valslerini seslendirecek. Solo kariyerlerinin yanı sıra oda müziğine olan tutkularının peşini hiç bırakmamaları sayesinde hem dostluk hem müzik sevgisiyle bir araya gelen Piano Trio Forte’nin 22 Haziran’daki konseri zamanın yol açtığı değişimleri anlatan eserlere yer verirken stil çeşitliliği ve güçlü tekniğiyle tanınan kemancı ve şef Shlomo Mintz ile Cameristi Della Scala’nın 18 Haziran’daki konseri, Bach ve Schubert’in yanı sıra Grieg’in bir önceki yüzyılın danslarını ve stillerini kendi dönemine uyguladığı neoklasik eseri Holberg Süiti ile Aya İrini’de “geçmişi geleceğe taşıyacak.

-FESTİVALİN ÖZEL ESER SİPARİŞLERİ-

İstanbul Müzik Festivali üç yıldır, Türkiyeli ve yabancı bestecilere eser siparişi vererek, çağdaş müzik repertuvarını zenginleştirmeye katkıda bulunuyor. Festivalin bu yılki programında da dünyaca ünlü iki bestecinin yeni eserleri yer alıyor.Türkiye’nin önde gelen bestecilerinden Kâmran İnce’nin festivalin siparişi üzerine bestelediği eserin dünya prömiyeri, Berlin Counterpoint Ensemble tarafından 19 Haziran Çarşamba akşamı Süreyya Operası’nda gerçekleştirilecek. Günümüzün önde gelen “topluluk piyanistleri”nden biri olarak kabul edilen Zeynep Özsuca, kuşağının gelecek vaat eden flütçülerinden Aaron Dan, barok obua ve blok flütte de çağdaş obuada olduğu kadar usta bir müzisyen Yigal Kaminka, pek çok önemli oda müziği topluluğunca da aranılan bir fagotçu olan Heidi Elizabeth Mockert, klarnetteki eşsiz tonu ile tanınan Sascha Rattle ile Avrupa’nın birçok önemli orkestrasında görev alan kornocu Dániel Molnár’dan kurulu Berlin Counterpoint Ensemble festivalin en hoş sürprizlerinden biri sayılabilecek “Nasreddin Hoca”yı seslendirecek.

İstanbul Müzik Festivali’nin Letonyalı besteci Peteris Vasks’a Amsterdam Sinfonietta, Amsterdam Viyolonsel Bienali ve Toronto Senfoni Orkestrası ile ortak siparişi olan Viyolonsel Konçertosu’nun ise Türkiye prömiyeri yapılacak. Dünyanın belli başlı tüm salonlarında seçkin sanatçılarla konserler veren Amsterdam Sinfonietta ile klasik müziğin yükselen yıldızı Sol Gabetta’yı besteci Peteris Vasks’ın yeni eserinin Türkiye prömiyeri için festivalde buluşturan konser, 25 Haziran Salı günü Aya İrini Müzesi’nde gerçekleşecek.

41.İSTANBUL MÜZİK FESTİVALİ’NDEN SEÇMELER

Festival bu yıl, benzersiz müzikal stiliyle dünyanın sayılı orkestraları arasında anılan Deutsche Kammerphilharmonie Bremen’i 14 ve 15 Haziran tarihlerinde iki gece üst üste Aya İrini Müzesi’nde ağırlayacak. Uluslararası üne sahip Türk şef Alpaslan Ertüngealp’in yöneteceği ilk konserde Portekizli piyanist Maria João Pires solist olarak yer alacak. İkinci konserinde şef James Judd yönetiminde çalacak Deutsche Kammerphilharmonie Bremen, dünyanın önemli keman virtüözleri arasında gösterilen Vadim Repin’e eşlik edecek. Çok yönlü sanatçı Cihat Aşkın ile “şeytanın kemancısı” lakaplı Roby Lakatos, bir festival klasiği haline gelen, “Festival Buluşması” dizisi kapsamında ilk kez İstanbul’da bir araya gelecek. Aşkın ve Lakatos’un topluluklarının yorumuyla, Türk müziği ile Çigan müziğinin renkli dünyalarının birleşiminden oluşan benzersiz bir müzik ziyafeti, festival kapsamında 13 Haziran akşamı Aya İrini Müzesi’nde müzikseverleri bekliyor. Günümüzün en büyük viyolacılarından Kim Kashkashian ile piyanist Péter Nagy’nin birlikte vereceği konser festivalin öne çıkan etkinliklerinden biri olacak. İkili konserde, Beethoven’ın Mozart üzerine çeşitlemelerinden, 1869 Kütahya doğumlu Ermeni besteci Komitas’a uzanan renkli bir program sunacak. Kashkashian ve Nagy, festival izleyicisiyle 26 Haziran Çarşamba gecesi festivalin yeni mekanlarından Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’nde buluşacak.

-FESTİVAL BİLETLERİ 2 ŞUBAT’TA SATIŞTA-

Rus ekolünün önde gelen temsilcilerinden kabul edilen keman virtüözü Maxim Vengerov festivalin son gecesine konuk oluyor. Keman çalmaya beş yaşında başlayan, Grammy dahil pek çok prestijli ödül kazanan Maxim Vengerov, bugüne kadar dünyanın önemli orkestraları eşliğinde çaldı ve keman repertuvarının en büyük eserlerini kaydetti. 29 Haziran Cumartesi akşamı, Aya İrini Müzesi’nin büyülü atmosferine bir sonraki festivale kadar veda anlamına da gelen Kapanış Konseri’nde Vengerov’a Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek.

41.İstanbul Müzik Festivali’ndeki konserler ile Açılış Töreni ve Konseri’nin biletleri 2 Şubat Cumartesi günü saat 10.00’dan itibaren satışa sunulacak. 41. İstanbul Müzik Festivali bilet fiyatları 15 TL ile 350 TL arasında değişiyor. Öğrenci biletleri yalnızca İKSV gişesinden kimlik kartı gösterilerek satın alınabilecek.Lale Kart sahipleri festival biletlerinde yüzde 20-25 oranındaki “Lale üyelerine özel indirim”lerden yararlanabilecekler.

Kaynak :[-]


2 Uluslararası Çizgi Film Festivali

Istanbulles Didier PasamonikBerrak Hadımlı ve Jean-Marie Derscheid tarafından 2010 yılında kurulanİstanbul’un ilk uluslararası çizgi roman festivali.

Bu seneki festivalin merkezinde Lucky Luke (Red Kit İstanbul’da sergisi) yer almakla birlikte farklı ülkelerden gelen sanatçıların çalışmalarından oluşan altı sergi daha beğenilerinize sunulacaktır: Türkiye, Belçika (Frankofon ve Flaman), Fransa, Makedonya, Bosna-Hersek, İtalya, Sırbistan, İspanya, ABD… Festival profesyonel veya amatör buluşmalara ev sahipliği yapacak, Avrupa veya Avrupalı olmayan ülkelerin çizgi roman dünyasına bir bakış açısı sunmak için yazar, yayıncı, kültürel etkinlik ve festival organizatörlerini konuk edecek, Belçika, Fransa ve Cezayir’den gelen davetlilerimizi ağırlayacaktır.

Sainte Pulchérie Lisesi’nde Jean-David Moran, Herr Seele ve Çiztanbul ekibi gibi çizgi romanın çok tanınmış isimleri ile buluşmaya hazırlanıyoruz. Bu yazar ve çizerler bizlere çizgi romana tezatlarla dolu bir bakış önermekteler. Fransız Jean-David Moran’ın küreselleşmiş bilim kurgusuna karşılık dünyadaki büyük çizgi roman akımları: manga, Comics ve Fransız-Belçika çizgi romanları.

İspanyol Alberto Jiménez Alburquerque, Makedon Aleksandar Sotirovski, Sırp Aleksandar Zograf, Bosnalılar Amra Hejub, Enis Cisic et Esmir Prlja, Amerikalı Charles Vess, Belçikalı Dany, İtalyan Roberto Diso ve Murat Mıhçıoğlu tarafından yönetilen Stüdya Rodeo’nun Türk çizerlerinden oluşan bir grup sanatçı İstanbul’a dair düşüncelerini anlatıyorlar.

Bu sergiler 23.05.2012 – 08.06. 2012 tarihleri arasında Sainte Pulchérie Lisesi’nde gezilebilir. Sergi salonları çarşamba ve pazar günleri hariç, diğer günler saat 9.00-18.00 arasında açıktır.

23 Mayıs 2012 Açılış Gecesi Programı/ Herkese açık

– 19.00 : Herr Seele piyano performansı, gösteri salonu
– 19.30 : Herr Seele sergisi açılış kokteyli, “Atölyeler” sanat galerisinde
– 19.30 : Jean-David Morvan ve Çiztanbul sergisi açılış kokteyli, “Od’A- Ouvroir d’Art “sanat galerisinde

Konuk Sanatçı: Ergün Gündüz

Çiztanbul sergisinin açılışında, yurt dışından gelen sanatçıların yanırısa, Studio Rodeo’nun bir önceki yıllığı Totem’de çalışmaları bulunan ünlü Türk çizgi romancı Ergün Gündüz de bulunacak ve hayranları için Totem’deki işlerini imzalayacak.

Bu sergiler 23.05.2012 – 08.06. 2012 tarihleri arasında Sainte Pulchérie Lisesi’nde gezilebilir. Sergi salonları çarşamba ve pazar günleri hariç, diğer günler saat 9.00-18.00 arasında açıktır.

Sainte Pulchérie Fransız Lisesi/ Çukurluçeşme sok. no 7 Küçükparmakkapı
BEYOĞLU -34433 ISTANBUL

Sainte Pulchérie Lisesi, WBI, Fransa ve Belçika Genel Konsoloslukları, Flaman Edebiyat Fon, Studio Rodeo’nun katkılarıyla.

Biyografiler

Jean-David Morvan

1969’da Reims’te dünyaya gelen Jean-David Morvan günümüz Fransız senaryo yazarlarının en önde gelenlerinden biridir.

Mesleğine, Glénat’da Akira mangasının etkisinin açıkça hissedildiği çizgi roman senaryoları yazmakla başladı: Kévin Hérault’nun çizdiği HK ve Sylvain Savoia ve Philippe Buchet tarafından çizilen Nomad. Delcourt’da Joann Sfar ile senaryosunu ortaklaşa yazdıkları ve Olivier Boiscommun’un çizdiği Troll serisi ve özellikle de büyük bir başarıyı yakalayan Sillage, Philippe Buchet’nin çizdiği bir Uzay Operası, kariyerini oluşturdular.

Bu başarı birçok yayıncının onunla yakından ilgilenmesini sağladı: Navis ve Spirou ve José-Luis Munuera’nın Fantasio’su bunlardan en önemlileridir. 2009’da, Çinli çizer Huang Jia Wei ile birlikte Uluslar arası Manga Ödülleri kapsamında bir gümüş madalya kazandı, Zaya serisi için Japon hükümeti tarafından verilen bir ödül. Marvel için de kendisine bir Wolverine verilmeli.

Yayıncı, Delcourt ve Ankama yayın direktörü, Jean-David Morvan son yıllarda Reims, Fransa ve Tokyo arasında mekik dokuyor. Avrupa, Çin, Japonya ve ABD’de yayınlanan yüzden fazla çizgi romanın da senaryo yazarı.

Herr Seele

Herr Seele

1959 doğumlu Herr Seele doğu Flaman bölgesinde, Ostende’de yaşamaktadır. Sanatçı bir aileden gelen (annesi ve büyükbabası tanınmış ressamlardır) Seele eğitimini iki alana paylaştırır; Galler’in güneyinden Floransa’ya kadar uzanan bir müzik eğitimi ve Gand Akademisi’nde güzel sanatlar . Akademide büyük mizah ustası Kamagurka ile tanışır. Bu ünlü isim, Fransa’da çizgileri Charlie Hebdo ve Hara Kiri’de yayınlanan, ülkesinde ise Herr Seele ile birlikte yaptıkları televizyon şovları ile olduğu kadar TV dergisi Humo’daki yayınları, yüzbinler satan albümleri ile bu alanda bir otorite sayılmaktadır.

Herr Seele “Popüler Sürrealizm”adını verdiği bir eleştirel düşünce yapısını temel almaktadır. Sürrealizm başlangıçta, birkaç yüz kişiyi ilgilendiren bir burjuva hareketiydi. Kitlelere yönelik gerçeküstücülük ise çizgi roman, tiyatro veya televizyon gibi popüler medyalarla desteklenen bir akımdır. Özellikle de televizyon. 30 yılda, Kamagurka ile ortak oluşturdukları gag bombardımanını ve absürd mizahı keyifle izletmiştir. Basit çizgileri ise büyük bir incelik taşır, Hergé’nin etkileri ile Amerikan Underground’unu birleştirir. Albümleri yakında Frémok yayınevi tarafından basılacaktır.

Sainte Pulchérie Lisesi’ndeki sergisinde, Herr Seele diğerlerinin yanı sıra, pop ikonunu konu alan yirmi kadar orijinal yapıtını da beğenilerize sunacaktır: bu, sıra dışı ve kontrolsüz güdülerle hareket eden sözde kovboy, 1981’den beri klişeleri yıkmakta ve ahlak normlarını altüst etmektedir.

ÇİZTANBUL

Dany Henrotin

CIZTANBUL Dany Henrotin

1943’te Belçika’nın Marche-en-Famenne kentinde doğan Dany Henrotin, çizgi roman dünyasında kısaca Dany olarak tanınıyor.

Dany, kariyerine 1966’da, Tintin dergisi sanatçılarından Mittei’nin asistanı olarak başladı. Kısa zamanda büyük beğeni kazanan çizgileri sayesinde, derginin yöneticisi Greg’in atölyesine dahil oldu ve kendi öykülerini yaratmaya başladı. Greg’in bir fikrinden hareketle ortaya çıkan Olivier Rameau, Dany’nin ününü perçinlemekle kalmadı, en uzun soluklu serisi de oldu. Şiirsel bir masal alemini konu alan bu serinin ardından, Dany, Jean Van Hamme’ın yazdığı Kahramansız Öyküler’i çok daha gerçekçi bir üslupla resimledi.

Ülkemizde Demir Yumruklu Adam olarak tanınan Bernard Prince’in çeşitli maceraları dahil olmak üzere, Dany’nin Frankofon çizgi romana katkıları saymakla bitmez.

Bu büyük usta, Çiztanbul projesi kapsamında İstanbul’u ziyaret edene dek Türkiye’yi hiç görmemişti. Çok etkilendiği kozmopolit şehrimizi, Ayça ismindeki Türk kızına aşık olan bir Belçikalının hikayesine konu etti.

Sergimizde, Dany’nin Çiztanbul için gerçekleştirdiği “İstanbul Rüyası” isimli eserden dört sayfanın yanı sıra, kapak resminin de röprodüksiyonu yer alıyor.

Roberto Diso

Roberto Diso - Totem

1932 Roma doğumlu Diso, İtalyan çizgi romanının efsane ismi.

Diso, kariyerinin büyük bölümünü Avrupa’nın önemli yayıncılarından Bonelli’de geçirdi. Daha ziyade Mister No ve Tex gibi popüler dizilerle tanınıyor. Bizzat yazıp çizdiği Şövalye Rodo isimli post-apokaliptik bilimkurgu çizgi roman ise, kısa süre önce ülkemizde de yayınlandı. Diso’nun çok eskiden İngiliz yayın evleri için de çalışmışlığı var; ancak geçtiğimiz yıl Studio Rodeo projelerinde görev almaya başlayana dek neredeyse yarım asırdır İtalya dışından bir kurumla çalışmamıştı.

“Totem” isimli 2011 Çizgi Roman Yıllığı’nda Murat Mıhçıoğlu’nun yazdığı bir öyküyü çizip, kapaklardan da birini yapmasını takiben, Çiztanbul’da “Yıllar Sonra” isimli çalışmasıyla ve Yerebatan Sarnıcı’nı çizdiği kapakla yer alıyor.

Bu sergideki röprodüksiyonlar arasında, Roberdo Diso’nun Çiztanbul’daki öyküsünden iki sayfanın yanı sıra, kapak resmi de mevcut.

Aleksandar Sotirovski

Çeşitli ülkelerden yayıncılarla çalışan Makedon sanatçı, 1971 Manastır (Bitola) doğumlu.

Üsküp’te yaşayan Sotirovski, Oxford University Press, Cambridge University Press, Person Longman ve Macmillan başta olmak üzere İngiltere merkezli çok sayıda yayıncı için illüstrasyonlar yaptı; Image Comics ve Asylum Press dahil ABD merkezliler içinse daha ziyade çizgi roman çalışmaları gerçekleştirdi. Alman ve Amerikan oyun firmalarına görsel konseptler geliştirdiği gibi, üç sinema filminin storyboard çalışmalarına ve yüzlerce reklam görseline imza attı.

Sotirovski,  2011’deki Studio Rodeo yıllığı Totem için bir kapak çalışması gerçekleştirmişti. Çiztanbul’a ise, sadece kapakla değil, memleketi Manastır’ı İstanbul’a mistik şekilde bağlayan uzun bir fantastik öyküyle de katıldı.

Sergimizde, Sotirovski’nin İstanbul konulu çalışmasından sayfa röprodüksiyonlarının yanı sıra, kapak resmi de yer alıyor.

Aleksandar Zograf

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın yakınlarındaki Pançevo’da yaşayan 1963 doğumlu Aleksandar Zograf’ın gerçek ismi, Saşa Rakeziç. Asıl mesleği gazetecilik olan bu sıradışı sanatçı, gözlem ve içsel sohbetlere dayalı metinlerini naif ve duyarlı bir çizgiyle birleştiriyor.

Özellikle 1990’larda, son Balkan savaşları sırasındaki hislerini ve tespitlerini de kattığı çalışmalarla bağımsız çizgi roman dünyasında tanınır hale gelen Zograf, Weirdo ve Zero Zero gibi yayınlarda Amerikalı okura tanıtılmıştı. Seattle merkezli Fantagraphics tarafından kitapları yayınlanmaya başladığında, dünya çapındaki bilinirliği arttı.

Yaptırımlar Altında Hayat, Psychonaut, Rüya Gözlemcisi ve Sırbistan Bülteni, Zograf’ın belli başlı eserleri arasında sayılabilir. Fransa’da L’Association, İtalya’da PuntoZero, Almanya’da Jochen Enterprises, İspanya’da ise Under Comics, Zograf’ın çalışmalarını bu ülkelerin dillerine kazandırmış yayıncılar.

İstanbul’a ilk kez Çiztanbul projesi kapsamında ayak basan Zograf, “Kediler Arasında” isimli çalışmasından iki örnek sayfa ile sergimizde yer alıyor.

Charles Vess

1951’de Lynchburg, Virginia’da doğan Vess, Amerikan çizgi edebiyatının en saygın isimlerinden biri.

Virginia Commonwealth University mezunu olan sanatçı, bir süre bu eyaletteki çeşitli kuruluşlarda ilüstrasyon ve animasyon çalışmaları yaptıktan sonra 1976’da New York City’e taşındı ve Heavy Metal, Klutz Press, Epic Comics ve National Lampoon gibi periyodik yayınlara katkıda bulunmaya başladı.

Takip eden süreçte, Vess, Marvel (Spider-Man, Raven Banner) ve DC (Books of Magic, Swamp Thing, Sandman) için yaptığı çalışmalarla ödüller aldı. Özellikle Sandman‘de Neil Gaiman’la yakaladığı uyum, çizgi romanın da sınırlarını aşarak, ikiliyi, aralarında Stardust’ın da bulunduğu çeşitli alternatif projelere ve çocuk kitaplarına yöneltti.

Vess’in 175 tablo ile görsel boyut kazandırdığı Stardust, Paramount Pictures tarafından 2007’de Michelle Pfeiffer, Robert DeNiro ve Claire Danes’li oyuncu kadrosu  ile sinemaya uyarlandı.

Çiztanbul projesi kapsamında İstanbul’u ilk kez ziyaret eden Vess, bir tesadüf sonucu kültürümüzdeki yerini öğrendiği Nasreddin Hoca’nın fıkralarından ve genel mizacından çok etkilendi. Vess, bu masal karakterinden de yararlanarak mistik bir üslupla resimlediği “İşte Bu İstanbul” adlı çalışmasından örnek sayfaların yanı sıra, kapak resmiyle de sergimizde yer alıyor.

Alberto Jiménez Alburquerque

1982 Madrid doğumlu İspanyol sanatçı, küçük yaştan beri çizgi romanlara ilgi duydu.

Onsekiz yaşındayken, Madrid’deki  bazı özel sanat okullarında kurslara giderek, yeteneğini bu alanda nasıl geliştirebileceğini keşfetmeye başladı. Bir yandan da İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında üniversite eğitimini sürdüren Alburquerque, kendi ülkesinde çizgi roman üretiminin fazla canlı olmamasından hareketle, daha ziyade Frankofon yayıncılar için çalışmaya başladı. 2007’de Fransa’nın bu alandaki önemli markalarından Soleil için çizmeye başladığından bu yana, eserler vermeye devam ediyor.

Alburquerque’ün bugüne dek imza attığı çalışmalar arasında, H. Rider Haggard’ın klasik macera romanından hareketle gerçekleştirilen She (Elle) adlı albümler serisi, Le Dieu des Cendres, Les Contes de Korrigan, Larmes de Fées ve Les Fugitifs de l’Ombre gibi fantastik çizgi romanlar mevcut.

Alburquerque, İstanbul’u bu projedeki ziyareti sırasında ilk kez gören sanatçılardandı. Sergimizde, Kız Kulesi efsanesinden hareketle yazıp çizen genç İspanyol’un eserinden örnek bir sayfa var.

Enis Cisic

1980 Saraybosna doğumlu Enis Cisic, çocukluğunu savaşın zor yıllarında geçirdiği bu şehirdeki Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun.

Ülkesinin tanınmış medya ajanslarından “Fabrika”da animasyon ve grafik alanında çalışan Cisic, Strip Pressing ve Think Tank gibi yayınlar için çeşitli çizgi romanlar yaptı. Ana dili dışında bugüne dek sadece Türkçe olarak Çiztanbul’daki çalışmasıya yeni okur kitlelerine ulaşan sanatçı, bilimkurgu ve macera türlerinde çeşitli konseptler geliştirmekte.

Video art ve animasyon ağırlıklı kariyerinde çizgi romanları ön plana çıkartmak isteyen Cisic, sergide örnek sayfalarına yer verdiğimiz “Kaç Kurtul İstanbul’dan!” isimli çalışmasında şehrimize distopik bir çerçeveden baktı.

Ermir Prlja & Amra Hejub

1978’de Banja Luka’da doğan Esmir Prlja, halen yaşamakta olduğu Saraybosna’daki  Güzel Sanatlar Akademisi’nden 2009’da mezun oldu.

2004 yılında Publika adlı yayınevinin düzenlediği “en iyi çizgi roman senaryosu yarışması”nda ödül alan Prlja, o tarihten bu yana ülkesindeki çeşitli dergi ve gazetelerde yazıp çizmektedir.

Prlja’nın eşi olan Amra Hejub ise, 1983 Saraybosna doğumlu. Diş hekimi olarak diploma almak üzere olsa da, Hejub, edebiyat alanındaki çalışmalarına hiç ara vermemiş bir isim. Hejub, Prlja’nın çizgi roman kariyerine özellikle dramatik kurgu noktasında katkıda bulunuyor.

Prlja-Hejub çifti, Çiztanbul’da yazıp çizmek üzere İstanbul’a geldiklerinde en çok şehrin karmaşasından ve taksilerin çokluğundan etkilenmişler. Yakın geleceğin İstanbul’unda geçen bir “uçan taksi” öyküsüyle karşımıza çıkan ikilinin eserinden örnek sayfalar sergimizde yer alıyor.

 

Kaynak : [-]

2012  HENKEL ART AWARD YARIŞMASI

2012 yılında Viyana merkezli Henkel Orta ve Doğu Avrupa (Henkel CEE), 11’inci yılında ‘Orta ve Doğu Avrupa Henkel Art.Award.’ yarışması için başvuruları kabul etmeye başladığını açıkladı. Proje, Avusturya’da KulturKontakt ve “Museum der Moderner Kunst Stiftung Ludwig” (Modern Sanat Müzesi – MUMOK) ortaklığıyla yürütülüyor. Birinciliği kazanan sanatçı 7 bin euro para ödülünün yanı sıra, kendi ülkesinde düzenlenecek bir sergi imkânına da sahip olacak. Ayrıca eserlerini önümüzdeki yıl MUMOK’ta düzenlenecek olan kişisel bir sergi kapsamında sergileme ve sergi kataloğunun yayımlanması fırsatını elde edecek.

Özel bir tema belirlemeyen Henkel Art.Award, Orta ve Doğu Avrupa’daki sanatçılar tarafından resim, çizim, fotoğraf, video ve enstalasyon alanlarında üretilen çarpıcı ve yenilikçi sanat eserlerini ödüllendiriyor. Yarışmanın birincisi çok aşamalı bir seçim süreci ile belirleniyor.

Geçtiğimiz yıllarda çok sayıda Henkel Art.Award finalisti veya birincisi daha sonra uluslararası sergilere davet edildi ve uluslararası ölçekte başarı kazandı. Bu isimlerin arasında Dan Perjovschi (2002), Miha Strukelj (2008) ve Mladen Miljanovic (2009) gibi sanatçılar da yer alıyor.

Henkel Art.Award. 2012 – Başvuru dokümanları:

– CV ve sanat kariyeri hakkında bilgi (İngilizce veya Almanca)

– Yaş sınırı: 40 (Ekim 2012’de Avusturya’da düzenlenecek olan gala töreni sırasında sanatçı 40. yaş gününe ulaşmamış olmalıdır.)

– Sanat eserlerinin 3-5 adet röprodüksiyonu: Orijinal eserler gönderilmemelidir!

– Resim, çizim ve fotoğraf alanlarında sanat eserleri: Fotoğraf, dosya ve/veya katalog biçiminde olmalıdır. (Boyut: azami A3). Slayt, CD veya DVD olarak gönderilmemelidir.

– Video ve enstalasyon dallarında sanat eserleri: DVD’de video olarak gönderilmelidir. (Azami sunum süresi: 10 dakikadır.)

– Bütün sanat eserleri 2009 sonrasında üretilmiş olmalıdır.

– Aşağıdaki ülkelerden yapılacak başvurular kabul edilecektir: Arnavutluk, Belarus, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Kazakistan, Kosova, Letonya, Litvanya, Makedonya, Moldovya, Karadağ, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Türkiye ve Ukrayna.

Kayıtlar, Haziran ayında yerel bir jürinin ön elemesine tabi tutulacak. Uluslararası jüri, 2012 yazında toplanarak 5 finalist belirleyecek ve birincinin seçileceği Viyana’ya gönderecek. Ardından, finale kalan sanatçılar haberdar edilecek ve Henkel CEE tarafından Henkel Art.Award. 2012 Gala törenine davet edilecekler.

Tören kapsamında 7 bin euro para ödüllü Henkel Art.Award., beş finalist arasından bir kişiye verilecek.

Sunulan sanat eserleri jüri oturumundan sonra bunları üreten sanatçılara iade edilecek.

Not:

– Yarışmaya katıldıkları için sanatçılara ücret ödenmemektedir.

– Sanat eserlerinin kaybolması veya zarar görmesiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul edilmemektedir.

Henkel Art.Award.2012’ye başvurular, en geç 25 Mayıs 2012 tarihine (zarf üzerindeki tarih) kadar aşağıdaki adrese yapılmalıdır;

Türk Henkel A.Ş.

Kurumsal İletişim

İçerenköy Mah. Karaman Çiftliği Yolu Cad.

No:49/A PK 34752 Ataşehir – İstanbul

kurumsal.iletisim@henkel.com

Tel: 216 579 40 59

2012 DERS BELGELİĞİ DESEN YARIŞMASI

KATILIM:

– Her katılımcı yarışmaya, 2012 yılı içerisinde yapmış olduğu en

fazla üç eseri ile katılabilir.

– Yarışma; Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel

Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-iş Anabilim Dalı / dB atölye MEZUNLARI *

ve öğrencileriyle birlikte diğer ÖĞRENCİLERE de açık bir yarışmadır.

Kapsama alanı dışındaki öğrenciler kimlik kartlarının bir

fotokopisiyle başvuru yapabilirler (aslını göstermek şartıyla)

– Desenler, 50x70cm boyutunda desen kağıdı üzerine yapılacaktır.

– Katılımcı, desen kağıdının arkasına adını, soyadını, mezun olduğu

yılı, eğer öğrenime devam ediyorsa sınıfını ve iletişim adresini

yazacaktır.

– Desenler, (15-24 Mayıs 2012) Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri

saat 9:45 ile 17:00 arasında 8 numaralı atölyeye teslim edilecektir.

Detay için Lütfen Tıklayın  

AKŞEHİR BELEDİYESİ ANMA VE MİZAH GÜNLERİ İÇİN AFİŞ YARIŞMASI 2012

AFİŞ YARIŞMASI

Akşehir Belediyesi bu yıl 53.’sü düzenlenecek olan Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Anma ve Mizah Günleri için bir afiş yarışması düzenledi. Amatör yada profesyonel tüm sanatçıların katılabileceği afiş yarışmasında son başvuru tarihi ise 16 Mayıs 2012 Cuma günü olarak belirlendi.

Anma Ve Mizah Günleri İçin

Afiş Yarışması…Akşehir’de her yıl Nasreddin Hoca’nın anısına düzenlenen ve bu yıl 53.’sü gerçekleştirilecek olan Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Anma ve Mizah Günleri için hazırlıklar devam ediyor. Bu yıl yapılacak etkinliklerde kullanılacak afiş içinde bir yarışma açıldı.

Organizasyon Komitesi tarafından açılan yarışmaya Amatör yada profesyonel tüm sanatçıların katılabileceği bildirildi. 53. Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Anma ve Mizah Günleri”nin tanıtımında kullanılacak afiş yarışmasının amacı, bir taraftan ünlü gül-düşün ustası Nasreddin Hoca’yı felsefesi ve mizahi kişiliğiyle daha bilimsel yöntemler ve daha çok ses getirici araçlarla geniş kitlelere tanıtmak, diğer taraftan da tasarım alanında çalışan kişilerin yaratıcı çabalarını destekleyerek grafik sanatının gelişmesine katkıda bulunmak olarak açıklandı…

Her katılımcının en fazla 3 afişle katılabileceği yarışmada son başvuru tarihi ise 16 Mayıs 2012 tarihi olarak belirlendi. Organizasyon Komitesi tarafından belirlenen Jüri değerlendirmesi sonucunda birinci gelen eser, 1.250,00t ikinci gelen eser 1.000,00 t üçüncü gelen eser 750,00 t ve Nasreddin Hoca plaketi ile ödüllendirilecek. Ayrıca, yarışmaya katılan eserlerden sergilenmeye değer görülenler ise etkinlik süresince sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Yarışma ile ilgili şartname ve geniş bilgi Akşehir Belediyesi Özel Kalem, Kültür ve Sosyal İşler Birimi’nden temin edilebilecek.

Detaylar için lütfen tıklayınız   

NURİ İYEM RESİM ÖDÜLÜ 2012

NURİ İYEM

Nuri İyem adına 2006 yılından bu yana gerçekleştirilen “Nuri İyem Resim Ödülü” Resim Yarışması bu yıl yedinci kez düzenleniyor.

Seçici Kurul tarafından ödüle layık görülen sanatçıya 10.000 Türk Lirası para ödülünün yanı sıra “Nuri İyem Resim Ödülü” nü simgeleyen, Prof. Rahmi Aksungur tarafından özel olarak üretilen bronz “Heykel” verilecek. Ayrıca ödül alan sanatçı, Lebriz.com sanatçı katalogları bölümünde iki yıl süreyle online katalog hakkı kazanacak.

“Nuri İyem Resim Ödülü – 2012” Seçici Kurulu; Prof. Rahmi Aksungur, Prof. Dr. Adem Genç, Prof. Dr. Zeynep İnankur, Prof. Kemal İskender, Ümit İyem, Prof.Dr. Erhan Karaesmen, Temür Köran, İrfan Önürmen ve Prof. Dr. Mehmet Özer’den oluşuyor.

“Nuri İyem Resim Ödülü”nü alan resim ve Seçici Kurul tarafından sergilenmeye değer bulunan resimler, Evin Sanat Galerisi’nde 26 Haziran 2012 tarihinde düzenlenecek ödül töreninin ardından, 26 Haziran–10 Temmuz 2012 tarihleri arasında sergilenecek ve hazırlanacak kapsamlı katalogda bir araya getirilecek.

Yarışmaya katılım için 18 yaşını doldurmuş, T.C. vatandaşı ressamların; Evin Sanat Galerisi ve www.evin-art.com ’dan temin edecekleri katılım formlarını, yapıtlarıyla birlikte 01.06.2012 tarihinden başlamak üzere 03.06.2012 saat 19.00’a kadar Evin Sanat Galerisi’ne teslim etmeleri gerekiyor.

TURGUT PURA VAKFI ULUSLARARASI RESİM VE HEYKEL YARIŞMASI 2012

TURGU PURA VAKFI YARIŞMASI

Bu yıl 31. si düzenlenecek olan serbest konulu “Turgut Pura Vakfı Uluslararası Resim ve Heykel Yarışması” başvuruları başlamıştır. Turgut Pura Vakfı tarafından gerçekleştirilen uluslararası yarışma resim ve heykel olmak üzere 2 kategoride yapılacak olup; yarışma için son başvuru tarihi 26 Nisan 2012.

26 Nisan tarihine kadar başvuruların kabul edileceği yarışmanın ödül töreni 25 Mayıs 2012 tarihinde İzmir Devlet Resim ve Heykel Müzesi alt salonunda saat: 19:30 da gerçekleşecektir.

Seçici kurullar tarafından seçilen eserler 25 Mayıs-03 Haziran 2012 tarihleri arasında İzmir Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenecek ve sergi kataloğunda yer alacaktır.

Turgut Pura Vakfı Uluslararası Resim ve Heykel Yarışması’nın resim ve heykel alanındaki birincileri 5.000 TL’lik para ödülü, 1.’lik Beratı ve Ödül Heykelciği ile ödüllendirilecek ve eserler Turgut Pura Vakfı Kolleksyonuna dahil edilecektir. Yarışmanın 2. leri; 2.’lik Beratı ve Ödül Heykelciği ile ödüllendirilecektir. Ayrıca Heykel ve Resim Dalı Seçiciler Kurulları ödüle layık gördüğü diğer eserleri mansiyon ile ödüllendirecektir.

Bu yıl 31. Düzenlenecek olan “Uluslararası Turgut Pura Resim ve Heykel Yarışması” seçici kurullarında;

Resim bölümünde; Burcu PELVANOĞLU, Greg WOLFF, Marcus GRAF, Turan AKSOY

Heykel bölümünde; Genco GÜLAN, Günnur ÖZSOY, Mike BERG, Seckin PİRİM yer almaktadır.

“31. Turgut Pura Vakfı Uluslararası Resim ve Heykel Yarışması” başvurusu ve ayrıntılı bilgi için: www.turgutpuravakfi.com

Turgut Pura Vakfı 1981 yılında Turgut Pura’nın eşi Güngör Pura tarafından, resim ve heykel sanatçısı Turgut Pura’nın 1979’da ölümünden sonra kurulmuş bir SANAT vakfıdır. Vakıf, İzmir Resim ve Heykel Müzesi’nin kuruluşunda büyük emeği geçen heykeltıraş Turgut Pura’nın anısını yaşatmakta ve resim, heykel ve seramik dallarında sanatçılar yetiştirmektedir. Vakıf Bünyesinde Bu amaç doğrultusunda kurulduğu yıldan itibaren her sene resim ve heykel alanında sanatçılarımızın çalışmalarını desteklemek, sergilemek ve kalıcı eserler kazandırmak amacıyla uluslararası resim ve heykel yarışması düzenlenmektedir.

1464.Sk.No-25-27 Alsancak/İZMİR (Kıbrıs Şehitleri Caddesi Saint Joseph Lisesi Arkası)

Tel: 0232 422 32 86 Fax: 0232 422 32 86

PENDİK BELEDİYESİ ŞİİR YARIŞMASI 2012

PENDİK BELEDİYESİ

 Yarışma Konusu

Şiir yarışmasının konusu “PENDİK’TE ZAMAN” olarak belirlenmiştir.

Yarışma Tarihi

15 Mart – 15 Haziran 2012 tarihleri arasındadır.

Teslim Tarihi

Eserler 10 Haziran 2012 mesai bitimine kadar teslim edilecektir.

Teslim Şekli

Yarışmacılar eserlerini www.pendik.bel.tr adresinde açılacak online başvuru sayfasından sisteme giriş yaparak teslim edecektir.

Ödüller

Birinciye : 10.000

İkinciye : 7.000

Üçüncüye : 5.000

Üç adet mansiyon verilecek olup her mansiyon 1000′dir. Derece sahipleri ve mansiyonlar dışında eserleri yarışma kitabında yayımlanmaya değer bulunanlara 100 telif ücreti ödenecektir.

Katılım Koşulları

1. T.C vatandaşı olmak.

2. Yarışmaya en az 15 yaş ve üzeri katılımcılar katılabilir.

3. Pendik Belediyesi çalışanları ve birinci derece yakınları yarışmaya katılamaz.

4. Jüri üyelerinin birinci derece yakınları yarışmaya katılamaz.

5. Bir yarışmacı en fazla 1 (bir) eserle yarışmaya katılabilir.

6. Eserler 12 punto ve 1.5 satır aralığıyla dizilmiş olmalı ve Times Nev Roman yazı karakteriyle yazılmış olmalıdır.

7. Eserlerin son teslim tarihi 10 Haziran 2012’dir.

8. Sonuçlar 2012 Haziran sonuna kadar ödül sahiplerine bildirilecektir.

9. Dereceye giren eser sahiplerine ödülleri 2012 Eylül ayında düzenlenecek ödül töreninde idare tarafından dağıtılacaktır.

10. Ödül kazanan eserlerin her türlü yayım ve telif hakları Pendik Belediyesine aittir.

Şiir Yarışması Jürisi

1.A.Ali URAL

2.Haydar ERGÜLEN

3.Celal FEDAİ

4.Baki ASİLTÜRK

5.Cevdet KARAL

Bilgi İçin

İletişim Merkezi 4447635 Dahili:3616

2012 RAŞİT KARA ŞİİR YARIŞMASI

İÇERİK:

Raşit Kara Şiir Yarışması; şair, yazar, çevre dostu Raşit Kara’yı yaşatmak, onun misyonunu gelecek kuşaklara taşımak adına, geleneksel hale getirilen ve ülke genelini kapsayan bir yarışmadır.

DÜZENLEYEN:

Kar Dergisi ve Raşit Kara ailesi adına kızı Avukat Türkan Kara.

(Girişimi başlatan ailesi, ileride kurulacak dernek, vakıf ya da benzeri tüzel oluşumlara bu yetkiyi devredebilir.)

ARIŞMA ŞARTLARI:

1-Yarışma 18 yaşını aşmış tüm şairlerimize açıktır. Konu serbesttir.

2-Yarışmada Birincilik, İkincilik ve Üçüncülük ödülleri verilecektir. (Jüri gerek görürse bir kişiye de Özendirme ödülü verebilir.)

3-Şairler, en fazla 2 (iki) şiirle yarışmaya katılacaktır. Şiirler, A4 kâğıdına 12 punto ile (Times New Roman karakterinde) bilgisayarda yazılarak gönderilecektir.

4-Şiirlerde, daha önce ödül almamış ve hiçbir yerde yayımlanmamış olması koşulu aranacaktır.

6-Ödüller 21 Temmuz 2012 saat 16.00’da, Kınalıada’da yapılacak Raşit Kara Anma etkinliğinde verilecektir.

7-Birincilik ödülüne 1000 TL+plaket, İkincilik ödülüne 750 TL+plaket, Üçüncülük ödülüne 500 TL+plaket verilecektir.

8-Şiirlerde rumuz kullanılacaktır. Yarışmacılar tek zarf hazırlayacaktır. Her şiir 5 (beş) adet çoğaltılarak gönderilecektir. Katılımcı, özgeçmiş ve iletişim bilgilerini ayrı bir mektup zarfına koyarak zarfın ağzını kapatacak, zarfın üzerine şiirlerinde kullanmış olduğu rumuzu yazarak büyük zarfın içine koyacaktır.

9-Başvurular en geç 10 Haziran 2012 tarihine kadar,

Türkan Kara, E 5 Yanyol, Teknik Yapı, Uprise Elite Residence, Kat: 19, D: 167 Soğanlık, Kartal/İSTANBUL adresine elden, kargo ya da posta yoluyla ulaştıracaktır. (Postadaki gecikme ve ulaşımsızlık sorumluluğu katılımcıya aittir)

SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ:

1-Ahmet Saraçoğlu (Şair)

2-Niyazi Yaşar (Kar Dergisi Genel Yayın Yönetmeni-Yazar)

3-İsmail Biçer (Şair-Yazar)

4-Gülderen Canyurt (Şair)

5-Türkan Kara (Raşit Kara ailesi adına kızı-Avukat)

İLETİŞİM:

Ahmet Saraçoğlu

ahmets1956@hotmail.com

(0535) 768 90 21

(0216) 290 11 44

(0216) 290 11 45

GELENEKSEL AŞK ŞİİRLERİ YARIŞMASI 2012

1. Şiirin konusu Sevgiliye aşktır (siyasal bir düşünce veya lidere övgü türündeki şiirler yarışma dışı bırakılır.) Yarışmaya 2 adetten fazla şiir göndermeyiniz.

… 2. Yarışmaya kendi yazmış olduğunuz şiir veya şiirlerinizle katılabilirsiniz. Bir başkasının yazmış olduğu şiirle katıldığınızın belirlenmesi durumun…da, “şiir hırsızı olarak” suçlanarak kamuoyuna açıklama yapacağımızın bilinmesini isteriz.

3. Yarışmaya katılan şiirlerin bir başka yerdeki yarışmada ilk üç dereceye girmemiş olması gerekmektedir. (Bu konudaki dürüst davranışı katılımcıya bırakıyoruz.)

4.Katıldığınız türü mutlaka belirtiniz.

5. Şiirlerinizin altına gerçek adınızı yazmayınız. Bir rumuz ile yaşınızı belirtiniz. Bir başka kağıt üzerinde ise; yarışmaya katıldığınız şiirinizin adını, şiirin altında kullandığınız rumuzunu ve açık adresinizi (varsa telefon numaranızı) belirtmeniz gerekmektedir.

6. Şiirlerinizi kapalı zarf içerisinde elden getirebileceğiniz gibi, posta ile de gönderebilirsiniz. (Posta gönderilerindeki aksaklıklardan dolayı,Yarışma Kurulumuz sorumlu değildir.)

7. Yarışmaya katılan ve ilk 3 dereceye giren katılımcılara

1.nciye 750 lira

2.nciye 500 lira

3.üncüye 250 lira ve plaketler verilecektir

8.Yarışmamıza göndereceğiniz şiirlerin bugünden başlamak üzere, en geç; 16 MAYIS 2012 TARİHİNE kadar elimize ulaşmış olması gerekmektedir. (Son gün, saat: 20.00′e kadar açık olacağız.)

9.Yarışma sonuçları YARIŞMA ÖDÜL TÖRENİ 4 HAZİRAN PAZARTESİ SAAT 19,00 DA İZMİRDE GERÇEKLEŞECEKTİR .

Tüm katılımcıların ödül dağıtım töreninde bulunmalarını, ödül günü gelemeyecek olanların yerlerine bir yakınlarının gelmelerini ve şiirlerini bugünden itibaren göndermelerini bekliyoruz.

Tüm katılımcılara şimdiden başarılar diliyor, şiirlerinizi süresi içinde göndermenizi bekliyoruz.

NOT:YARIŞMAYA KATILAN ŞİİRLER KİTAPLAŞACAKTIR BU KİTAPTA YER ALMAK İSTEYENLER 50 TL ÖDEMESİ GEREKMEKTEDİR .

HER KATILIMCIYA 10 ADET VERİLECEKTİR .

TÜM KATILIMCILARA DUYRULUR

SEÇİCİ KURUL

1:TURABİ YILMAZ(ŞAİR-HALK OZANI)

2:OKAN YÜKSEL (ŞAİR)

3:ÖZTÜRK ERBEK (ŞAİR)

4:GAZİ KESKİN (ŞAİR)

5:MURAT OZANOĞLU (ŞAİR-HALK OZANI)

ANADOLU SANATSAL FAALİYETLER VE KÜLTÜR DERNEĞİ

Yarışma Başvuru Adresi:GAZİLER CADDESİ NO:50 KÜREBAŞI İŞ HANI KAT :7 ÇANKAYA /İZMİR

Yarışma İletişim Bilgileri:0 232 484 14 15-0232 489 33 34

email.anadolusanatdernegi@hotmail.com

4 MEVSİM BAĞCILAR FOTOĞRAF YARIŞMASI

fotograf yarismasi secilen

Bağcılar Belediyesi, ilçenin kuruluşunun 20′inci yıl dönümü dolayısıyla “4 Mevsim Bağcılar” konulu fotoğraf yarışması düzenliyor. Ünlü fotoğrafçı Ara Güler’in de aralarında bulunduğu jüri üyeleri en iyi fotoğrafları seçecek. Birinciliği kazanan fotoğrafçı 5 bin TL para ödülü kazanacak.

Bağcılar Belediyesi, ilçenin en güzel fotoğraflarını çekenleri ödüllendirmek için “4 Mevsim Bağcılar” konulu fotoğraf yarışması düzenliyor. Yarışmaya farklı mevsimlerde çekilen Bağcılar fotoğrafları katılabilecek. Fotoğraflar, ünlü fotoğrafçılar Ara Güler, Coşkun Aral, Prof. Dr. Sabit Kalfagil, Prof. Dr. Güler Ertan ve Ümit Karalar ile ünlü haber spikeri Oğuz Haksever’den oluşan jüri tarafından değerlendirilecek.

Fotoğraflarda birinciliği kazanan fotoğrafçıya 5 bin TL para ödülü verilecek. Yarışmada ikinciye 2 bin 500, üçüncüye ise bin 500 TL para ödülü verilecek. Yarışma kapsamında dört fotoğrafa da 500 TL olmak üzere mansiyon ödülü verilecek.

SERGİ AÇILACAK

5 Ekim 2012′ye kadar devam edecek yarışmada sergilenmek üzere de 20 fotoğraf 150 TL karşılığında satın alınacak.

Bağcılar’ın kuruluşunun 20′inci yıl dönümü olduğunu ifade eden Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, serginin de bu kapsamda açıldığını ve Bağcılar’ın 20 yılda yaşadığı değişim ve dönüşümü fotoğraflarla görmek ve göstermek istediklerini belirtti.

Daha Fazla bilgi için lütfen tıklayınız

 

2012 WILO ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI

Su Dünyanın Her Karesinde - Fotoğraf Yarışması

Hayati önem taşıyan suyu Türkiye’nin her noktasına, geliştirdiği yeni teknolojilerle ulaştıran WILO, çevre dostu projelerine bir yenisini daha ekliyor. Dünyada ve ülkemizde su kaynaklarının verimli kullanılması gerektiğine dikkat çeken WILO, Dünya Su Günü’nde “WILO 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması”, düzenlediğini açıklıyor. WILO, “Su, Dünyanın Her Karesinde” konulu fotoğraf yarışması ile suyun ve sanatın yaşamımızdaki önemini de vurguluyor.

WILO Pompa Sistemleri A.Ş., enerji tasarrufunda dünya lideri markalardan biri olarak faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor. Yeşil binasıyla Türkiye’de ve Avrupa’da kendi sektöründe LEED Gold Sertifikası’na (Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik Sertifikası) sahip ilk firma olan WILO Türkiye, çevre dostu projelerine bir yenisini daha ekliyor. WILO, 22 Mart Dünya Su Günü’nde “WILO 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması” düzenlediğini açıklıyor.

WILO’nun, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onayı ve İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği’nin (İFSAK) desteğiyle düzenlediği “Su, Dünyanın Her Karesinde” konulu fotoğraf yarışması; içme suyu kaynaklarının azalması, suyun temiz kalması ve verimli kullanılması konusunda bilinci artırmayı hedefliyor.

Dünyanın büyük bölümü su kaynaklarıyla çevrili olsa da bu kaynaklar giderek azalıyor. Düzensiz yapılaşma, aşırı nüfus artışı, sera gazlarındaki artış ve sanayileşme, dünyayı daha “susuz” bir hale getiriyor. Bu sebeple WILO Türkiye, “Su, Dünyanın Her Karesinde” konulu yarışması ile hayatın her anında ihtiyaç duyduğumuz suyun verimli kullanımına dikkat çekmeyi hedefliyor. Hayat fonksiyonlarımızı dengede tutan suyun fotoğraflarla belgeleneceği fotoğraf yarışması ile toplumda su bilincinin yükselmesini amaçlıyor.

WILO 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması amatör ve profesyonel tüm fotoğrafçıların katılıma açık olarak düzenleniyor. Katılımın ücretsiz olarak gerçekleşeceği yarışmada son başvuru tarihi, 24 Eylül 2012 olarak belirlendi.

Yarışmanın Seçici Kurulu; İFSAK Yönetim Kurulu Başkanı Tanju Akleman, AFIAP unvanlı fotoğraf sanatçısı Ali Balkı, AFIAP unvanlı fotoğraf sanatçısı Cengiz Karlıova, İFSAK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve AFIAP unvanlı fotoğraf sanatçısı Serkan Turaç ve WILO Pompa Sistemleri A.Ş.’den Melis Akçin’den oluşuyor.

“Su Dünyanın Her Karesinde” konulu yarışma sonucunda birinci olan esere 3000 TL, ikinci esere 2000 TL, üçüncü esere ise 1000 TL ödül verilecek. Ayrıca yarışmada başarılı olan diğer eserler mansiyon ve sergileme ödüllerinin yanısıra TFSF yayını olan Almanak 2012 kitabında yer alacak ve 12 Ekim 2012 tarihinde düzenlenecek ödül töreninde de sergilenme imkânı elde edecekler.

Yarışmanın sonuçları, 29 Eylül 2012’de gerçekleşecek Seçici Kurul toplantısı ile belirlenecek. Toplantının ardından sonuçlar 01 Ekim 2012 tarihinde basın yoluyla ve www.tfsf.org.tr, www.ifsak.org.tr adresleri ile www.wilofotografyarismasi.com adresinden duyurulacak.

Yarışmaya başvurmak ve şartname konusunda detaylı bilgi almak için www.wilofotografyarismasi.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

2012 yılını “Enerji Verimliliği Farkındalık Yılı” ilan eden WILO Türkiye, enerji verimliliği konusunda öncü marka olarak çalışmalarını bu doğrultuda sürdürüyor. WILO Türkiye’nin faaliyetlerini sürdürdüğü Tuzla-Orhanlı’daki yeşil binası, özellikle suyun verimli kullanımı konusunda birçok uygulama içeriyor.

Enerji ve su tasarrufu bilinciyle hareket eden WILO bu bilinç ve anlayışını; “Su Dünyanın Her Karesinde” konulu fotoğraf yarışmasıyla tüm topluma aşılamayı amaçlıyor.

Fotoğraf Yarışması Takvimi:

Son Başvuru tarihi: 24.09.2012

Seçici Kurul Değerlendirmesi: 29.09.2012

Sonuçların Açıklanması: 01.10.2012

Ödül Töreni ve Sergi : 12.10.2012

DEĞİŞEN BODRUM’UN DEĞİŞMEYEN YÜZÜ FOTOĞRAF YARIŞMASI

Fotoğraf yarışması

Bodrum, gerek kentsel gerekse turizm anlamında hızla gelişmesiyle birlikte geleneksel kültüründen ve özgünlüğünden hızla uzaklaşmaktadır. Ancak bu hızlı gelişmeye karşın kentsel ve toplumsal geleneklerini de yaşamaktadır. Bu amaçla Bodrum’un henüz kaybolmamış bu değerlerini fotoğraf sanatının olanakları içersinde saptamak ve görsel arşiv oluşturmak amacıyla BKST bir fotoğraf yarışması düzenlemiştir.

Son katılım tarihi: 09.08.2012

Daha Fazla bilgi için tıklayınız    

 

 

“TARIM VE İNSAN” KONULU ULUSAL FOTOĞRAF YARIŞMASI 2012

Tarım ve insan 4. ulusal Fotoğraf yarışması

Amatör ve profesyonel 7’den 70’e tüm fotoğraf severlerin katılabileceği 15 bin lira toplam para ödüllü “Tarım ve İnsan” konulu ulusal fotoğraf yarışmasına başvurular başladı. Yarışmaya katılmak isteyenler, 13 Temmuz 2012 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek.

Özellikle fotoğraf severlerin büyük ilgi gösterdiği ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın geleneksel hale getirdiği ve DenizBank’ın katkılarıyla düzenlenen yarışmanın, bu yıl 4’üncüsü yapılacak. Büyük ilgi gören yarışmaya, çiftçi-üretici,öğrenci,genel olmak üzere 7’den 70’e herkes başvurabilecek.

Başvurular beş ayrı kategoride kabul edilecek

“Tarım ve İnsan” konulu yarışmaya katılmak isteyenler için son başvuru, 13 Temmuz 2012 olarak belirtiliyor.Genel, çiftçi-üretici, öğrenci, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve DenizBank personeli olmak üzere başvuru sonuçları, 24-27 Temmuz’da açıklanacak.Yarışmasının ödül töreni de Ekim’de yapılacak.

15 bin lira ödül verilecek

Yarışmanın genel kategori birincisine 4 bin, ikincisine 3 bin, üçüncüsüne 2 bin, çiftçi-üretici, öğrenci, Bakanlık personeli kategorilerinde 2’şer bin lira olmak üzere, toplam 15 bin lira ödül verilecek. Amatör ve profesyonel tüm fotoğraf severlerin katılabileceği yarışmanın başvuru formu ve diğer bilgilere, www.tarimyayin.gov.tr internet sitesinden ulaşılabiliyor.

SANPELLEGRINO CAFE SOCIETY FOTOĞRAF YARIŞMASI 2012

Sanpellegrino meyveli içeceklerin 11 senedir Avusturalya’da düzenlediği ve bir gelenek haline gelen Sanpellegrino Café Society Fotoğraf Yarışması ikinci kez Türkiye’de! Sanpellegrino şişeleri ile bir cafe veya restoranda kompozisyon yarat, fotoğrafını çek, Facebook uygulamasıyla fotoğrafını yükle ve yarışmaya katıl!

Uzman jürinin değerlendirmesi sonucunda kazananları ALMA School’da yeme – içme workshop’unu da kapsayan 2 kişilik VIP İtalya seyahati fırsatı, iPad2, iPhone4 ve Nikon L100 Dijital Fotoğraf Makinesi; katılımcıların oylarıyla seçilen Facebook kategorisi birincisini ise, 1 senelik Sanpellegrino tüketimi, illy X7 Francis Francis Espresso Makinesi ve 12 adet illy espresso fincan takımı bekliyor!

Yarışmaya başvurular 1 Nisan – 1 Haziran 2012 tarihleri arasında!

Daha Fazla Detay İçin Lütfen Linklere tıklayınız:

http://www.cafesocietyturkey.com/

http://www.facebook.com/cafesocietyturkey

https://twitter.com/#!/CafeSocietyTR

http://www.facebook.com/cafesocietyturkey/app_167827073337736

BÜYÜKÇEKMECE BELEDİYESİ FOTOĞRAF YARIŞMASI 2012

Büyükçekmece Belediyesi 3. Uluslararası Fotoğraf Yarışması

Son Katılım Tarihi: 31.05.2012

Daha fazla detay için lütfen tıklayınız   

 

2012 HENKEL ART AWARD YARIŞMASI

2012 yılında Viyana merkezli Henkel Orta ve Doğu Avrupa (Henkel CEE), 11’inci yılında ‘Orta ve Doğu Avrupa Henkel Art.Award.’ yarışması için başvuruları kabul etmeye başladığını açıkladı. Proje, Avusturya’da KulturKontakt ve “Museum der Moderner Kunst Stiftung Ludwig” (Modern Sanat Müzesi – MUMOK) ortaklığıyla yürütülüyor. Birinciliği kazanan sanatçı 7 bin euro para ödülünün yanı sıra, kendi ülkesinde düzenlenecek bir sergi imkânına da sahip olacak. Ayrıca eserlerini önümüzdeki yıl MUMOK’ta düzenlenecek olan kişisel bir sergi kapsamında sergileme ve sergi kataloğunun yayımlanması fırsatını elde edecek.

Özel bir tema belirlemeyen Henkel Art.Award, Orta ve Doğu Avrupa’daki sanatçılar tarafından resim, çizim, fotoğraf, video ve enstalasyon alanlarında üretilen çarpıcı ve yenilikçi sanat eserlerini ödüllendiriyor. Yarışmanın birincisi çok aşamalı bir seçim süreci ile belirleniyor.

Geçtiğimiz yıllarda çok sayıda Henkel Art.Award finalisti veya birincisi daha sonra uluslararası sergilere davet edildi ve uluslararası ölçekte başarı kazandı. Bu isimlerin arasında Dan Perjovschi (2002), Miha Strukelj (2008) ve Mladen Miljanovic (2009) gibi sanatçılar da yer alıyor.

Henkel Art.Award. 2012 – Başvuru dokümanları:

– CV ve sanat kariyeri hakkında bilgi (İngilizce veya Almanca)

– Yaş sınırı: 40 (Ekim 2012’de Avusturya’da düzenlenecek olan gala töreni sırasında sanatçı 40. yaş gününe ulaşmamış olmalıdır.)

– Sanat eserlerinin 3-5 adet röprodüksiyonu: Orijinal eserler gönderilmemelidir!

– Resim, çizim ve fotoğraf alanlarında sanat eserleri: Fotoğraf, dosya ve/veya katalog biçiminde olmalıdır. (Boyut: azami A3). Slayt, CD veya DVD olarak gönderilmemelidir.

– Video ve enstalasyon dallarında sanat eserleri: DVD’de video olarak gönderilmelidir. (Azami sunum süresi: 10 dakikadır.)

– Bütün sanat eserleri 2009 sonrasında üretilmiş olmalıdır.

– Aşağıdaki ülkelerden yapılacak başvurular kabul edilecektir: Arnavutluk, Belarus, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Kazakistan, Kosova, Letonya, Litvanya, Makedonya, Moldovya, Karadağ, Polonya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Türkiye ve Ukrayna.

Kayıtlar, Haziran ayında yerel bir jürinin ön elemesine tabi tutulacak. Uluslararası jüri, 2012 yazında toplanarak 5 finalist belirleyecek ve birincinin seçileceği Viyana’ya gönderecek. Ardından, finale kalan sanatçılar haberdar edilecek ve Henkel CEE tarafından Henkel Art.Award. 2012 Gala törenine davet edilecekler.

Tören kapsamında 7 bin euro para ödüllü Henkel Art.Award., beş finalist arasından bir kişiye verilecek.

Sunulan sanat eserleri jüri oturumundan sonra bunları üreten sanatçılara iade edilecek.

Not:

– Yarışmaya katıldıkları için sanatçılara ücret ödenmemektedir.

– Sanat eserlerinin kaybolması veya zarar görmesiyle ilgili herhangi bir sorumluluk kabul edilmemektedir.

Henkel Art.Award.2012’ye başvurular, en geç 25 Mayıs 2012 tarihine (zarf üzerindeki tarih) kadar aşağıdaki adrese yapılmalıdır;

Türk Henkel A.Ş.

Kurumsal İletişim

İçerenköy Mah. Karaman Çiftliği Yolu Cad.

No:49/A PK 34752 Ataşehir – İstanbul

kurumsal.iletisim@henkel.com

Tel: 216 579 40 59

DEVLET FOTOĞRAF YARIŞMASI 2012

fotograf_yarismasi

AMAÇ

Türk Fotoğraf sanatçılarının çalışmalarını desteklemek, son eserlerini bir arada sergilemek, sanat ortamımıza seviye ve canlılık kazandırmak ve buna bağlı olarak da fotoğraf sanatının yaygınlaşmasını sağlamak, gerektiğinde uluslararası platformlarda ülkemizi temsil edecek nitelikte fotoğraf sergileri oluşturmak amacıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığınca “Devlet Fotoğraf Yarışması”nın onbeşincisi düzenlenmiştir.

KONU

1. Anadolu’da insan ve yaşam

2. Anadolu’da doğal hayat

3. Anadolu’da tarihi yapılar

4. Deneysel çalışmalar

KATILIM ŞARTLARI

● Yarışma; Seçici Kurul Üyeleri ile birinci derece yakınlıkları dışında, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu, yaşayan tüm sanatçılara açıktır.

● Fotoğraflar, sayısal ortama kayıtlı olarak gönderilecektir.

● Yarışmaya her kategoride en fazla üç eser gönderilebilir.

● Katılımcı daha önceden herhangi bir yarışmada ödül almamış ya da sergilenmemiş eserleriyle katılabilir.

● Yarışmaya gönderilen eserler, bir CD/DVD’de, uzun kenarı en fazla kısa kenarı . geçmeyecek şekilde 300 dpi çözünürlükte ve JPEG formatında kayıtlı olarak gönderilecektir.

● Eserlerin kaydedildiği CD/DVD’de her kategori için bir dosya oluşturulacak ve fotoğraflar şartnamede belirtilen sıra numarası verilerek ait oldukları dosya içine kaydedilecektir.

● CD/DVD’lerin üzerine en az 2 (iki) harf 4 (dört) rakamdan oluşan bir rumuz yazılacaktır. Örnek(AS5379) CD/DVD’ ye kayıt edilen fotoğraflara, katılımcı kesinlikle kendi ismini yazmayacak, yalnız rumuz ve sıra numarası yazacaktır.

● CD/DVD’ler bir zarfa konmalı, zarf kapatılarak üzerine sadece RUMUZ yazılmalıdır. Katılım formu eksiksiz doldurularak başka bir zarfa konmalı, zarf kapatılmalı ve üzerine yine yalnızca rumuz yazılmalıdır. Her iki zarf, ayrıca hazırlanan gönderim ambalajına konarak gönderilmelidir.

● Her fotoğrafa isim verilerek fotoğrafın nerede ve ne zaman çekildiği CD/DVD’deki dosyada belirtilmelidir.

● CD/DVD’lerin posta ya da kargo ile gönderimi sırasında zarar görmemesi için sertleştirilmiş ambalajlarda paketlenerek gönderilmesi gerekmektedir. Gönderim sırasında doğabilecek zararlardan Kültür ve Turizm Bakanlığı sorumlu olmayacaktır.

● Katılımcılar formları eksiksiz olarak doldurup imzalayarak göndereceklerdir.

● Yarışmaya eser verecek olan sanatçılar, kendi anlatım biçimlerine uygun her türlü yaklaşımı/yorumu kullanmakta serbesttirler.

● Fotoğrafların kayıtlı olduğu CD/DVD ve Katılım Formları 10-18 Mayıs 2012 tarihleri arasında aşağıda belirtilen adrese kargo ya da posta ile gönderilmeli veya teslim makbuzu karşılığında elden teslim edilmiş olmalıdır.

● Posta veya kargo ücretleri yarışmacılar tarafından ödenecektir. Posta ve kargoda meydana gelebilecek gecikmelerden Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sorumlu değildir.

● Katılımcı yarışmaya gönderdiği eser/eserlerin kendisine ait olduğunu ve tüm izinlerini aldığını kabul, beyan ve taahhüt eder. Eseri ödül alan veya sergilenmeye değer bulunan katılımcılardan bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettiği anlaşılanlardan bu yarışma ile elde ettikleri ödül, unvan ve her türlü kazanımları geri alınır.

TOPLAMA MERKEZİ

Kültür ve Turizm Bakanlığı

Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü

Roma Meydanı Hipodrom Cad. 06330 Hipodrom/ANKARA

Tel: 0312 384 42 00/160

SEÇİCİ KURUL

● 15. Devlet Fotoğraf Yarışması Seçici Kurulu aşağıda isimleri belirtilen üyelerden oluşur:

– Kültür ve Turizm Bakanlığı Temsilcisi

– Yrd. Doç. Dr. Gökhan BİRİNCİ (Sanatçı)

– Sıtkı FIRAT (Sanatçı)

– İzzet KERİBAR (Sanatçı)

-Yrd. Doç. Seçkin TERCAN (Sanatçı)

●Seçici Kurul üyelerinin isimleri soyadı alfabetik sırasına göre yazılmıştır.

●Seçici Kurul toplantısı için en az üç üyenin katılımı gereklidir.

●Değerlendirme toplantısı için yeterli sayıda Seçici Kurul üyesi bulunmaması halinde yeterli sayıda yedek üye çağırılabilir.

DEĞERLENDİRME

Seçici Kurul, 2012 yılı Mayıs ayı içerisinde Ankara’da toplanarak, her kategoriden ayrı ayrı 3 Başarı Ödülü ve 20 sergilenmeye değer eseri belirler.

ÖDÜLLER

15.Devlet Fotoğraf Yarışması’nda, Başarı ödülüne değer görülecek her bir kategorideki üç eser için; 3.000.-TL ve Başarı Belgesi verilecektir.

●Seçici Kurul, ödüllerin tümünü ya da bir kısmını dağıtıp dağıtmamakta serbesttir.

TELİFHAKKI

●Yarışmada ödüle değer bulunan eserlerin baskı ve sayısal kopyaları, tüm haklarıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Koleksiyonuna ait olacaktır.

●Yarışma sonunda ödül alan eserler, bütün telif haklarıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından satın alınmış gibi işlem görür. Kültür ve Turizm Bakanlığı,ödüle değer bulunan eserleri, etkinliklerinde eğitim faaliyetlerinde sergileme,afiş, katalog, broşür vb. her türlü tanıtım malzemelerinde kullanma ve gösterme,medyada yayınlama hakkı da dahil olmak üzere eser sahibinin ismi ile birlikte5846 sayılı yasadan doğan tüm telif haklarına sahip olacaktır.

SERGİLEME

15.Devlet Fotoğraf Yarışması Sergisi, 2012 yılı Haziran ayında Ankara’daaçılacaktır.

ESERLERİN İADESİ

●Sergi bitiminden sonra Bakanlığımıza gönderilmiş olan CD/DVD’ler bir ay içerisinde sanatçılar tarafından elden geri alınabilir. Bu süre içinde geri alınmayan CD/DVD’ler bir komisyon tarafından imha edilecektir.

DİĞER

●Katılım Formları ve Şartnameler, Valiliklerden (İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri), ilgili Fakülte ve Derneklerden, Bakanlığımız web sitesi www.kulturturizm.gov.tr veya www.guzelsanatlar.gov.tr adresinden de indirilebilir. Fotokopi ile çoğaltılabilir.

●Başarı ödülü alan ve sergilenmeye değer bulunan fotoğraflar Kültür ve Turizm Bakanlığınca sergilenecektir.

●Kültür ve Turizm Bakanlığı, sergilenmeye değer bulunan eserleri afiş, katalog, broşür v.b.her türlü tanıtım malzemesi olarak kullanma hakkına sahip olacaktır.

●Kültür ve Turizm Bakanlığı, yarışmaya teslim edilen eserlerin sergilenmesi sırasında gereken tedbirleri alır. Buna rağmen söz konusu eserlerle ilgili olarak doğabilecek aksaklıklarda “Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Plastik Sanat Eserlerini Seçme ve Değerlendirme Kurulu”nun kararı geçerlidir.

●Yarışmaya katılan tüm sanatçılar, bu şartname hükümlerini kabul etmiş sayılırlar.

DASK KISA FİLM YARIŞMASI 2012

Dask kısa flm yarışması

Konu

Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) 2012′de dördüncüsünü düzenlediği Kısa Film Yarışması’nın konusu “Sallanmaya vakit yok!” olarak belirlenmiştir.

Bu çerçevede kritik başarı faktörü, zorunlu deprem sigortasının öneminin ve bu kapsamda son dönemde Türkiye’de yaşanan depremlerden edinilen deneyim ve derslerin filmlere yansıtılmasıdır.

Başvuru şartları

Yarışma, Türkiye’deki bütün üniversitelerin lisans ve lisansüstü öğrencilerine açıktır

Yarışmaya birden fazla eserle başvurulabilir.

Öğrenciler yarışmaya grup çalışmalarıyla katılabilirler. Bu çalışmalarda öğrenci sayısı en fazla 4 olabilir. Başvuruyu yapan kişi, diğer grup üyelerinin de yazılı onaylarını başvurusuna eklemelidir.

Başvuru formuna www.dask.gov.tr ve www.facebook.com/dask adreslerinden ulaşabilirsiniz.

Katılımcılar başvuru formunu eksiksiz doldurmalıdır. Her proje için ayrı bir form doldurulup projeyle birlikte gönderilmelidir.

Tüm başvurulara özgeçmiş, 2 adet fotoğraf ve okul kimliğinin fotokopisi eklenmelidir.

Tüm çalışmalar için dekanlık onayı gerekmektedir.

Filmlerin DVD formatında, 3 kopya olarak teslim edilmesi gerekmektedir.

Jüride yer alan isimler ve yakın akrabaları ile DASK çalışanları ve birinci dereceden yakın akrabaları bu yarışmaya katılamazlar.

Filmlerde aranan özellikler

Filmler Şubat 2012 tarihinden sonra yapılmış olmalıdır.

Filmlerin süresi 45 saniye ile 3 dakika arasında olmalıdır.

Tür sınırlaması yoktur. Kurmaca, deneysel, belgesel, animasyon gibi kısa filmin bütün dallarında ürün gönderilebilir.

Yarışmaya eser verecek öğrenciler, kendi anlatım biçimlerine uygun her türlü teknik ve malzemeyi kullanmakta serbesttirler.

Filmde kullanılan müziklerin telifiyle ilgili her türlü yasal sorumluluk film sahibi/sahiplerine aittir.

Eserlerde kaynak belirtilmeksizin alıntı yapılamayacak, yapanlar hakkında yasal işlem başlatılacaktır.

Yarışma şartlarına uymayan çalışmalar değerlendirme dışı tutulacaktır.

Yarışmaya gönderilen çalışmalar iade edilmez.

Yarışma takvimi

Son başvuru tarihi:01 Haziran 2012

Ön jüri değerlendirmesi11 – 15 Haziran 2012

Jüri değerlendirmesi: 25 – 29 Haziran 2012

Facebook oylaması: 9 Temmuz – 5 Ağustos 2012

Sonuçların açıklanması:7 Ağustos 2012

Değerlendirme

Yarışmaya başvuran bütün eserler 11 – 15 Haziran 2012 tarihleri arasında bir gün ön jüri tarafından değerlendirilecektir.

Ön jüri tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda finale kalan eserler 25 – 29 Haziran 2012 tarihleri arasında bir gün düzenlenecek olan toplantıda jüri tarafından değerlendirilecektir.

Her iki jürinin değerlendirmesinde de aşağıdaki kriterler esas alınacaktır:

Temaya uygunluk

Senaryoda özgünlük

Görsellik

Kurgu

Jürilerin değerlendirmesinde gizlilik ilkesi esastır.

Jüri ödüle değer gördüğü ilk 3 filmi dereceleriyle birlikte belirleyecektir.

İlk 3′e giren filmlerin dışında kalan 5 filmi de 9 Temmuz – 5 Ağustos 2012 tarihleri arasında DASK’ın Facebook sayfası üzerinden yapılacak izleyici oylamasına katılması için seçeceklerdir.

DASK’ın Facebook sayfasından oylamaya sunulan 5 filmden en çok oy alan ilk 2′sine “İzleyici Özel Ödülü” verilecektir.

Sonuç duyurusu

Yarışma sonuçları basın, www.dask.gov.tr ve www.facebook.com/dask aracılığıyla duyurulacaktır.

Jürinin kararları DASK tarafından başvuran kişilere iletilecektir.

Yayın ve telif hakkı

Yarışmada dereceye giren eserlerin yayın ve telif hakları DASK’a aittir.

Bu yapıtlar, DASK’ın içinde bulunduğu topluluğa ait kuruluşlarda kullanılabilir ya da yayımlanabilir.

DASK, tüm projeleri basılı veya elektronik ortamda kamuoyuyla paylaşabilir.

Ödüller

Birincilik Ödülü: MacBook Pro / Sony HXR – MC2000E Kamera

İkincilik Ödülü: MacBook Pro

Üçüncülük Ödülü: iMac

1. İzleyici Özel Ödülü: Canon SLR Dijital Fotoğraf Makinesi

2. İzleyici Özel Ödülü: Canon Compact Dijital Fotoğraf Makinesi

Yarışma başvurusu

Sevil Eroğluer

Grup 7 İletişim Danışmanlığı

İnönü Cad. Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya Sok. Gümüşsuyu İş Mrk. No:11/1 34427 Beyoğlu / İstanbul

Tel: 0212 292 13 13

E-mail: serogluer@grup7.com.tr

BEYAZ GÜVERCİN KISA FİLM YARIŞMASI 2012

Kısa Film Yarışması

HH İnsani Yardım Vakfı, İstanbul’da gerçekleşecek 5. Uluslararası Çocuk Buluşması kapsamında Beyaz Güvercin ismiyle bir kısa film yarışması düzenliyor. Kurmaca, belgesel ve animasyon kategorilerinde yarışacak filmlerin son teslim tarihi 21 Mayıs.

1992 yılından bu yana savaş, işgal ve doğal afet bölgelerinde sürdürdüğü yetim çalışmalarıyla

36 ülkede 23.000’in üzerinde yetim çocuğa kucak açan İHH İnsani Yardım Vakfı, insanlığı bu kutlu emanete sahip çıkmaya çağırmak, konuya insanlığın dikkatini çekmek ve farkındalık

oluşturmak amacıyla “Kutsal Emanetlerimiz Yetimler” temalı bir kısa film yarışması düzenliyor.

İstanbul’da gerçekleştirilecek 5. Uluslararası Çocuk Buluşması kapsamında ödül töreni de

düzenlenecek kısa film yarışmasında kurmaca, belgesel ve animasyon kategorilerinde filmler yarışacak. Derviş Zaim, İhsan Kabil, Rıdvan Şentürk, Semih Kaplanoğlu ve Yusuf Kaplan gibi birbirinden değerli isimlerin jüri üyeliğini yapacağı yarışmada eserlerin son teslim tarihi ise 21 Mayıs 2012.

Yarışmada kurmaca ve belgesel dallarında birincilik ödülü Sony NEX-FS100k video kamera iken animasyon dalında birincilik ödülü de Apple iMac 21,5 inç bilgisayar ve WACOM Cintiq 21 UX Pen Display çizim ekranı. Ayrıca jüri özel ödülünü kazanacak filmin yönetmeni de yetimleri ziyaret etmek için Afrika seyahati kazanacak. Mansiyon ödülü kazanan filmler de çeşitli video kameralar ve pen tabletler ile ödüllendirilecek.

Dünyanın her yerinden amatör ya da profesyonel kısa filmcileri “Kutsal Emanetlerimiz” dediğimiz çocuklarımız için bir hikâye anlatmaya davet ediyoruz. 165 milyon yetim çocuğun başrol oyuncusu olduğu bu büyük hikâyeyi anlatmaya istediğiniz yerden başlayabilirsiniz!

ayrıntılı bilgi için www.beyazguvercin.org

SEKANS FİLM ELEŞTİRİSİ YARIŞMASI 2012

sekans kısa film yarışması

Amacı

Düzenlenen yarışmayla film eleştirisi alanında ürün veren amatör / profesyonel yazarların ürünlerini değerlendirmek ve böylece film eleştirisi üretimini desteklemek ve özendirmek; sinema kültürünün gelişmesine katkı ve bu alanda üretim yapan kişilere ortam sağlamak ve ulusal sinemanın, film eleştirisi alanında üretilen yazılar aracılığıyla daha geniş bir platformda tanınması ve tartışılmasının önünü açmak amaçlanmaktadır.

Kapsam ve Koşullar

1- Yarışmaya katılacak yazılar Türkiye yapımı filmler üzerine olmalıdır. 2- Yazıların daha önce yayımlanmamış olması gerekmektedir. 3- Her yazar en çok iki yazıyla başvurabilir.

4- Çeviri eleştiri yazılarıyla yarışmaya başvurulamaz. 5- Yazılar Times New Roman karakterinde, 12 punto, çift satır aralıklı olmalıdır. Yazılar posta veya elden başvurularda 4 kopya olarak teslim edilir. E-posta yoluyla yapılan başvurularda yazının elimize ulaştığı başvuru sahibine iletilir. 6- Yazılara konu olan filmlerin yapım yılı, türü vb. konusunda bir sınırlama yoktur. 7- Yazıların dili Türkçe olmalıdır. 8- Yazılarına ek olarak, katılımcıların bir sayfayı aşmayan biyografilerini teslim etmeleri zorunludur. 9- Katılımcılar açısından amatör / profesyonel ayrımı yoktur. 10- Başvuru, yazıların yazarları tarafından yapılır. Eser sahipliği ve telif hakları konusunda yaşanacak herhangi bir hukuki sorun karşısında başvuru sahibi sorumludur. 11- Yarışmaya katılan tüm yazıların yayın haklarının 1 Temmuz 2013 gününe kadar Sekans Sinema Grubu’na ait olduğu katılımcılar tarafından kabul edilmiş sayılır. 12- Yarışmaya katılan herkes bu kapsam ve koşulları kabul etmiş sayılır ve yerine getirmedikleri koşullar nedeniyle ön elemeyi aşamazlar.

Başvuru Yöntemi

Yarışmaya başvurular 20 Mayıs 2012 tarihine kadar posta, e-posta yoluyla veya elden yapılabilir.

Posta ve elden teslim adresi: Tan Kitabevi (Konur-2 Sokak No: 54 / 12 Kızılay – Ankara)

E-posta: info@sekans.org

Değerlendirme Süreci

1- Yazıların ön elemesini gerçekleştirecek olan Eleme Kurulu, Sekans Grubu yazarlarından oluşmaktadır. 2- Ön elemeden geçen en fazla 10 yazı Seçici Kurul tarafından değerlendirilecek ve yarışmanın birinci, ikinci ve üçüncülüğe değer bulunan eleştiri yazıları belirlenecektir. 3- Yarışma sonuçları 20 Haziran 2012 günü medyada duyurulacak ve ardından Sekans Sinema Yazıları Seçkisi’nde yayınlanacaktır.

Seçici Kurul

Ahmet Gürata (Bilkent Üniversitesi)

Hakan Savaş (Anadolu Üniversitesi)

Ece Özdemir (Sekans Sinema Grubu)

Ödüller

Birincilik ödülü: 30 kitaplık sinema kitabı seti

İkincilik ödülü: 25 kitaplık sinema kitabı seti

Üçüncülük ödülü: 20 kitaplık sinema kitabı seti

Sponsor Kurumlar: Bağlam Yayınları, Der Yayınevi, Doruk Yayımcılık, Kalkedon Yayıncılık, Küre Yayınları, Metis Yayınları, Phoenix Yayınevi.

İLKADIM BELEDİYESİ KISA FİLM YARIŞMASI 2012

BAŞVURU ŞARTLARI

1.Katılım sadece İlkadım İlçesi Sınırlarındaki İlköğretim okulları (Devlet ve özel) için geçerlidir.

2.Katılımı Sağlayacak İlköğretim Okulları,15 Mayıs 2012 Tarihine kadar, eserin 2 DVD kopyasını ,filmle ilgili en az iki adet siyah beyaz veya renkli fotoğrafını(filmin afişi veya filmden kare)ve filmin özetini (en fazla 100 kelime ) bir CD içerisinde İlkadım Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne bir zarfın içinde teslim etmeleri gerekmektedir.

3.Katılım okul adına ve okul müdürlüğünün imzası ile istenen evrak ve materyaller İlkadım Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğüne elden teslim edilecektir.

4.Son başvuru tarihinden sonra yapılacak başvurular kesinlikle kabul edilmeyecektir.

5.Filmde rol alacak kişiler okul öğrencilerinden olacaktır. Ana tema içinde yardımcı oyuncular olabilir.

6.Film içerisinde animasyon görüntü kullanılmayacaktır.

7.Belediyemize teslim edilen tüm filmlerin kullanma hakkı belediyemize ait olacaktır. Belediye bu filmleri kendi etkinliklerinde kullanma hakkına sahip olabilecektir.

8.Katılımcı her okul yukarıdaki tüm koşulları kabul etmiş sayılacaktır. Yukarıda belirtilmeyen tüm hususlar için karar mercii yarışma komisyonudur.

9.Bireysel başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.

10.Yarışma sonuçları 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla İlkadım belediyesinin düzenleyeceği programda açıklanacak ve ödüller aynı programda sahiplerine takdim edilecektir.

5 ADIMDA KISA FİLM ÇEKİMİ

1. Filminizin senaryosunu/hikayesini yazın.

Senaryo: Senaryo, filmin kâğıt üzerindeki ilk halidir. Senaryo, görüntü ve sese dönüşecek bir düşüncenin, bir olayın yazıya dökülmüşüdür. Göstermeyi esas alan bu nedenle, yazım biçimi, kurgulama, zaman, mekan ve diyaloglar gibi teknik açıdan farklı nitelikler taşıyan yazıdır.

Senaryonun temeli “bir hikâye en iyi şekilde nasıl anlatılır?” sorusudur. Eğer iyi bir hikâyeniz varsa onu anlatmak için iyi bir senaryo ilk şarttır.

İyi bir senaryonun temel özellikleri nelerdir: İyi bir senaryonun ilk şartı hikâyenin iyi olmasıdır. Hikâye yöresel olmamalı, sınırları asmalı, tüm dünya insanlarına ulaşmalı. Hikâyenin bir çıkış noktası olmalı. Senaryo “Ben ne anlatacağım?”, “Bir mesaj veriyor mu?” soruları ile kurulmalı. Burada mesajı bilgi olarak verip, altını çizip dikte etmek seyirciyi sıkmanın en kestirme yolu.

2. Filmi çekeceğiniz ekipmanın seçimi (Kamera, video çekimli fotoğraf makinası, cep telefonu vb. )

Çekimde dikkat edilmesi gerekenler;

Filminizi 16:9 formatında çekiniz. Yani çekim yapacağınız ekipmanı dikey olarak değil yatay şekilde kullanınız.

Mümkün olduğunca tripod/üç ayak kullanarak çekim yapınız. Böylelikle görüntüde titreme ve netlik kaybolması olmaz.

Eğer bir harici ışık kaynağınız yok ise çekimlerinizi gündüz yapınız.

3. Sahne çekimleri

Bir mekan da birden fazla çekim gerekiyorsa bütün çekimler aynı anda yapılır.

Sahnelerin sıralaması çekim bittikten sonra kurgulanır.

4. Senaryonuzdaki sahneleri birden fazla çekerek en iyisini filminize seçiniz.

5. Bilgisayarda movie maker vb video işleme programlarında senaryonuza göre kurguladığınız şekilde filminizi oluşturunuz.

GENÇ SANATÇILAR VE SANATSEVERLER DERNEĞİ KISA FİLM YARIŞMASI 2012

BAŞVURU KOŞULLARI

1.Yarışmaya 01/01/2010 tarihinden sonra çekilmiş filmler katılabilir.

2.Katılımcılar HER DALDA YANLIZCA 1 ADET film ile yarışmaya katılabilirler.

3.Başvuruda bulunacak filmler KURMACA ve BELGESEL dallarında değerlendirileceklerdir.

4.Başvuruda bulunulan film Türkçeden başka bir diller çekilmişse ,Türkçe altyazılı olarak gönderilmelidir.

5.Yarışma filmleri ,bir ekip olarak çekilmiş olsa bile,başvuru,filmin tek bir yönetmeni tarafından yapılmalıdır.

6.Daha önce herhangi bir yarışmada ödül almış veya GSSD yarışmasına katılmış filmler yarışmaya KATILAMAZLAR

7.GSSD yönetim kurulu bu yarışmaya katılamaz.

8.Filmde telif hakkı doğuran tüm işlemler için,ilgili telifleri almak katılımcının sorumluluğundadır.

9.Katılımcı ,hangi tür makina ile çekerse çeksin,filmlerinin 2 ADET PAL OLARAK ÇEKİLMİŞ DVD KOPYASINI + DOLDURULMUŞ VE İMZALANMIŞ BAŞVURU FORMUNU 15 / 05 /2012 TARİHİNE KADAR AŞAĞIDAKİ ADRESE , KARGO YOLUYLA YOLLAMASI GEREKİR.

10.Yarışmaya katılan film kopyaları,dernek arşivinde saklanır ve GSSD derneğinin,ticari olmayan tüm faaliyetlerinde kullanılabilir.Yarışma hakkında gelişmeler,dernek internet sitesinden takip edilebilir.Yönetmen ya da başvuru sahipleri, Festival programı kamuya duyurulduktan sonra filmlerini festivalden geri çekemezler.

10.Yarışma değerlendirmesi,seçıci kurul tarafından yapılacak.Finale kalan filmler arasında aşağıdaki katagorilerde ödül dağılımı yapılacaktır.

KURMACA DALINDA 1. FİLM

KURMACA DALINDA 2.FİLM

KURMACA DALINDA 3.FİLM

BELGESEL DALINDA 1.FİLM

BELGESEL DALINDA 2.FİLM

BELGESEL DALINDA 3. FİLM

Seçilecektir.

FİLMİN VE BAŞVURU FORMUNUN GÖNDERİLECEĞİ POSTA ADRESİ :

Önemli duyuru..!!!!!!!!!!!

Genç Sanatçılar ve Sanatseverler Derneği Geleneksel Kısa film Yarışmasına katılacak değerli sanatseverler..

Lütfen kargolarınızı PTT Kargo ile Gökhan KARADUMAN – (GSSD) PK 218 Kadıköy Merkez Postahanesi Kadıköy / İstanbul adresine gönderiniz…

İNTERNET ADRESİ : http://www.gencsanatcilar.org

GERİ DÖNÜŞÜM KONULU KISA FİLM YARIŞMASI

1.Katılım sadece İlkadım İlçesi Sınırlarındaki İlköğretim okulları (Devlet ve özel) için geçerlidir.

2.Katılımı Sağlayacak İlköğretim Okulları,15 Mayıs 2012 Tarihine kadar, eserin 2 DVD kopyasını ,filmle ilgili en az iki adet siyah beyaz veya renkli fotoğrafını(filmin afişi veya filmden kare)ve filmin özetini (en fazla 100 kelime ) bir CD içerisinde İlkadım Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü’ne bir zarfın içinde teslim etmeleri gerekmektedir.

3.Katılım okul adına ve okul müdürlüğünün imzası ile istenen evrak ve materyaller İlkadım Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğüne elden teslim edilecektir.

4.Son başvuru tarihinden sonra yapılacak başvurular kesinlikle kabul edilmeyecektir.

5.Filmde rol alacak kişiler okul öğrencilerinden olacaktır. Ana tema içinde yardımcı oyuncular olabilir.

6.Film içerisinde animasyon görüntü kullanılmayacaktır.

7.Belediyemize teslim edilen tüm filmlerin kullanma hakkı belediyemize ait olacaktır. Belediye bu filmleri kendi etkinliklerinde kullanma hakkına sahip olabilecektir.

8.Katılımcı her okul yukarıdaki tüm koşulları kabul etmiş sayılacaktır. Yukarıda belirtilmeyen tüm hususlar için karar mercii yarışma komisyonudur.

9.Bireysel başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.

10.Yarışma sonuçları 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla İlkadım belediyesinin düzenleyeceği programda açıklanacak ve ödüller aynı programda sahiplerine takdim edilecektir.

Daha fazla detay için http://www.ilkadim.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=1907

 

VEFA LİSESİ KISA FİLM YARIŞMASI 2012

Son Başvuru: 11 Mayıs 2012

Katılım Koşulları:

* Yarışmaya İstanbul sınırları içinde ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrenciler katılabilir.

*Yarışmaya 2011 yılından itibaren çekilmiş filmler katılabilir.

*Katılan filmler MEB ilke ve kurallarına, genel ahlak ilkelerine uygunluk göstermek zorundadır.

*Yarışmaya kurmaca, deneysel, animasyon ve belgesel türlerindeki filmler katılabilir.

*Yarışmaya daha önce başka yarışmalara veya festivallere katılmış filmler de katılabilir.

*Yarışmaya katılacak filmler “PAL” sistemi ile kaydedilmiş olmalıdır. Filmler en fazla 15 dk uzunluğunda olabilir.

*Yarışmaya katılan filmlerde kullanılan müzik eserlerinin telif hakkı sahipleri filmin sonunda belirtilmelidir.

*Yarışmaya başvuran her katılımcı, katılım koşullarını kabul etmiş sayılır. Burada belirtilmeyen diğer tüm hususlar için karar yetkisi Vefa Lisesi bilişim kulübünündür.

* Filmin 2 adet DVD kopyasını,

* Film özetini(En fazla 100 kelime) ve filmden en az iki kare veya film afişini(Ayrı bir CDde),

*Yönetmenin öğrenci belgesini

*Yönetmenin cep telefonu ve mail adresi

İletişim:

Dedeefendi cad. Şehzadebaşı sok. No:5 Fatih/İstanbul

http://www.vefalisesi.k12.tr/2012/03/07/vefa-lisesi-2-kisa-film-yarismasi-icin-son-gun-11-mayis/

facebook.com/vefakisafilm

dilansuren@windowslive.com

Tel: 05373528048

ATIF YILMAZ KISA FİLM YARIŞMASI 2012

Sinemanın usta yönetmeni Atıf Yılmaz, ölümünün 6. yıl dönümünde Mersin Üniversitesi işbirliğiyle Forum Mersin’de düzenlenecek “Kısa Film” yarışmasıyla anılacak. Serbest konu ve kurmaca alanında eserlerin kabul edileceği “Kısa Film” yarışmasına başvurular 23 Nisan itibariyle başlayacak.

Sanata verdiği destekle adından sıkça bahsettiren Forum Mersin’in Atıf Yılmaz anısına düzenlediği kısa film yarışması için başvurular 7 Mayıs 2012 tarihinde sona erecek. Yarışma sonuçları 26 Mayıs’ta Forum Mersin Atıf Yılmaz Meydanı’nda düzenlenecek olan ödül töreninde açıklanacak.

Sanata Destek Veren Herkes Forum Mersin’de Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması’nda Buluşuyor…

Forum Mersin’de Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması’na sinema ile ilgilenen amatör ve profesyonel herkes katılabilecek. Yarışmacılar konu sınırlaması getirilmeyen yarışmaya, 2010-2011 yılları veya sonrasında ürettikleri kurmaca eserlerle başvurabilecek. Yarışmacılar için bir başka avantaj ise eserlerinin daha önce başka yarışmalara gönderilmiş veya derece almış olmasının bu yarışmaya katılımda engel oluşturmaması.

Yarışma Facebook Üzerinden de Oylanacak…

Atıf Yılmaz Kısa Film yarışmasının değerlendirmesi Facebook üzerinden de gerçekleştirilecek.www.facebook.com/forummersinavm adresine yüklenecek olan eserler 10-20 Mayıs tarihleri arasında izleyicinin beğenisine sunulacak. En çok “beğeni” alan eser sahibine 2 bin TL ödül verilecek.

Yarışmaya katılacak eserler önce Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cem Pekman, Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Hakan Erkılıç ve Forum Mersin Pazarlama ve Halkla İlişkiler Şefi Murat Telli’nin yer alacağı ön jüri tarafından değerlendirilecek.

Ön jüri tarafından seçilen eserler daha sonra, oyuncu Deniz Türkali, Radikal Gazetesi Yazarı Erkan Aktuğ, Yapımcı-Yönetmen Ezel Akay, Atıf Yılmaz ile uzun yıllar birlikte çalışan Yapımcı-Yönetmen Leyla Özalp ve Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Senem Duruel Erkılıç’ın yer aldığı jüri tarafından değerlendirmeye alınacak.

Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması’nda Birinciye “6.000 TL”…

Atıf Yılmaz Kısa Film Yarışması’nı kazanan birinciye 6 bin TL, ikinciye 3 bin TL üçüncüye ise 2 bin TL ödül verilecek. Jüri değerlendirmesi sonucunda ilk üçe giren filmler haricinde jürinin özel beğenisini kazanan filme 2 bin TL değerinde “Forum Mersin Jüri Özel” ödülü, 10-20 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek “facebook” oylamasında en fazla beğeniyi alan filme ise yine 2 bin TL değerinde “Facebook Beğeni” ödülü verilecek.

Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü işbirliğiyle akademisyenlerin katılacağı “Workshop” etkinlikleri de yapılacak. Senaryo, çekim ve kurgu alanında tekniklerin anlatılacağı ve uygulamaların yapılacağı workshoplar herkese açık olacak.

Yarışmacılar etkinliğe dair tüm detayları www.atifyilmazkisafilm.com adresinden takip edebiliyor.

 Kaynak : [-]

 


Ocak ayını sonlandırıp yeni bir aya girdiğimiz bu haftada sanatseverleri yine yoğun bir etkinlik programı bekliyor.

 Müzik

İSTANBUL

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Piyanolu Kuartet Akşamı” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da “Ayşegül İnci Project”, yarın saat 22.30’da “Bulutsuzluk Özlemi”, çarşamba günü saat 22.30’da “Akustikler”, perşembe günü saat 22.30’da “Doa Band”, cuma günü saat 22.30’da “Metropolis” konseri izlenebilir.

(0 212 244 25 58)

■ ‘Alt.’ta bugün saat 22.30’da “Mercedes Casali Quartet”, yarın saat 22.30’da “Yaşar Kurt” konseri izlenebilir. (0 212 244 85 67)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Serbest Müzisyenler ve Yapımcılar Derneği Destek Konseri”, çarşamba günü saat 21.30’da “Luis Ernesto Gomez – Gülseren & La Descarga”, perşembe günü saat 21.30’da “Kolektif İstanbul”, cuma günü saat 23.00’te “Nekropsi”, cumartesi günü saat 24.30’da “DJ Sarıyılan aka Kaan Sezyum DJ Set” ve saat 20.00’de “Bob Marley Birthday Celebration” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Akbank Sanat’ta yarın saat 20.00’de “Emre Elivar” konseri izlenebilir. (0 212 252 35 00)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta çarşamba günü saat 21.00’de “Model”, cuma günü saat 22.00’de “Gökhan Türkmen”, cumartesi günü saat 22.00’de “Emre Aydın” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde çarşamba günü saat 20.00’de “MFÖ”, perşembe günü saat 21.00’de “Moğollar” konseri izlenebilir.

(0 212 316 10 83)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “solardip”, perşembe günü saat 21.30’da “Nu Park”, cuma günü saat 22.30’da “Mor ve Ötesi AKUSTİK Özel Konuklarla”, cumartesi günü saat 22.30’da “Müslüm Gürses: Meyhanede” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde perşembe günü saat 20.00’de “N-Fesli Quartet – Dört Element”, cuma günü saat 21.30’da “İmer Demirer Ensemble”, cumartesi günü saat 20.00’de “Banu Sözüar – Fantezi ve Prelüdler” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Fulya Sanat’ta perşembe günü saat 20.00’de Fulya Sanat Resitalleri kapsamında “Ensemble Kheops’tan Trio Gecesi” konseri izlenebilir.

(0 212 215 60 29)

■ ‘Caddebostan Kültür Merkezi’nde cuma günü saat 20.00’de “İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası” konseri izlenebilir. (0 216 386 29 49)

■ ‘Roxy’de cuma günü saat 21.30’da “The Jimi Hendrix Show feat Leon Hendrix” konseri izlenebilir. (0 212 249 12 83)

■ ‘Salon’da cuma günü saat 22.30’da “Göksel” konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde cumartesi günü saat 20.30’da “Fatih Erkoç” konseri izlenebilir. (0 216 658 00 15)

■ ‘Bostancı Gösteri Merkezi’nde cumartesi günü saat 21.00’de “Kıraç” konseri izlenebilir.

(0 216 384 72 10)

ANKARA

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Rengim Gökmen yönetiminde vereceği, Stefan Dohr’un (korno) solist olarak katılacağı konser 2, 3 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)

■ Jolly Joker Ankara’da, MFÖ konseri 3 Şubat’ta saat 22.00’de, Yaşar konseri 4 Şubat’ta saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Re Majör Yaylı Çalgılar Dörtlüsü’nün vereceği konser 4 Şubat’ta saat 13.00’te.

(0 312 442 30 50)

İZMİR

■ Bornova Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün düzenlediği Kurtalan Ekspres “Cem Karaca ve Barış Manço Anma Konseri” 1 Şubat’ta saat 20.00’de Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde.

Sergi

İSTANBUL

■ Hayvan isimli karma kukla sergi 1-26 Şubat tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire binasında.

■ Tan Oral’ın “Kıkırdak” isimli sergisi bugün sona eriyor. Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.

■ Didem Dayı’nın “Ne Yazık ki Milyonlarca Kadının Yaptığını Yapmada Tereddüt Ediyordum” isimli sergisi bugün sona eriyor. İMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Galerisi’nde.

■ Taze Kâğıt İşler 5isimli karma sergi bugün sona eriyor. UPSD Sanat Galerisi’nde. (0212 24762 83)

■ Gogi Çagelişvili’nin sergisi bugün sona eriyor. Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 2526812)

■ Yapı Kredi Resim Koleksiyonu / Modern Dönem sergisi bugün sona eriyor. Caddebostan Kültür Merkezi’nde. (0 216 3862681)

■ Volkan Aslan’ın “VOLKAN” adlı sergisi yarına kadar Maçka Sanat Galerisi’nde. (0212 240 80 23)

■ Demir Kardaş’ın “Unique Prints” adlı sergisi yarına kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Fevzi Karakoç’un “Köprü II Sergisi” adlı sergisi yarına kadar Çırağan Palaca Kempinski Sanat Galerisi’nde.

■ Argun Okumuşoğlu’nun “Frottage II” adlı sergisi yarına kadar 44A Sanat Galerisi’nde. (0212 233 33 80)

■ Mahmut Celayir, Mehmet Kısmet’in “Pastoral Diyaloglar” adlı sergisi yarına kadar C.A.M Galeri’de.

■ Şebnem Somel ve Şive Neşe BAYDAR’ın sergisi yarına kadar Mabeyn Gallery’de. (0212 261 6060)

■ Müge Biçen’in “Tuval” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Ütopya Platform Sanat Galerisi’nde. (0216 414 11 87 )

■ Gizem Bentürk – Tara Demircioğlu’nun fotoğraf sergisi 3 Şubat’a kadar Galatea Art Sanat Galerisi’nde. (0212 245 80 38)

■ Kazım Şahbudak’ın “Kalenin Çocukları” fotoğraf sergisi 3 Şubat’a kadar Fotofilm Sanat Merkezi’nde. (0 212 2440495)

■ Hikmet Andaç’ın sergisi 3 Şubat’a kadar TGC Basın Müzesi’nde. (0 212 513 84 58)

■ Hüseyin Ertunç’un sergisi 4 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde. (0212 247 08 99)

■ Naile Akıncı’nın “Hesaplaşmalarım’’ sergisi 4 Şubat’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde. (0212 265 81 58)

■ Sıdıka Atalay’ın “Yılların Getirdikleri” isimli sergisi 4 Şubat’a kadar Artisan Sanat Galerisi’nde. (0212 247 90 81)

■ Gülfidan Özmen’in “Görsel Hafıza II” isimli sergisi 4 Şubat’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde.

■ Süheyla Sabır’ın “Sonsuz Sezgi ve Arada Durumlar” sergisi 4 Şubat’a kadar Art Gallery Niş İstanbul’da. (0212 232 88 48)

■ Sayat Uşaklıgil’in “Yıldızlar Geçidi” adlı kişisel sergisi 5 Şubat’a kadar Artgalerim Nişantaşı Sanat Galerisi’nde.

■ Meltem Yaşar’ın “Afrika’nın Gülen Yüzü” Fotoğraf Sergisi 5 Şubat’a kadar Art & Life Sanat Galerisi’nde.(0212 293 91 50)

■ Selahattin Yıldırım’ın “Şimdi Mümkün” isimli sergisi 5 Şubat’a kadar arte İstanbul’da. (0212 292 8045)

■ Pınar Du Pre’nin “Devam Ettiği Sürece Güzeldi” sergisi 7 Şubat’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Ebru Uygun’un “In Time in Rhythm” sergisi 7 Şubat’a kadar Dirimart’ta. (0 212 291 34 34)

■ Döngüsel Yansımalar isimli karma sergi 8 Şubat’a kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212) 245 02 29)

■ Cenk Akaltun’un “Suda Yaratılışlar” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212) 251 91 63)

■ Şaziye Erel ve Atölye Baraka 15’in karma sergisi 8 Şubat’a kadar Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi’nde.

■ Jale Çelik’in sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist’te. (0212 227 6852)

■ Sema Öcal ’ın “kimsecik” başlıklı sergisi 9 Şubat’a kadar Galeri Espas’da. (02122277017)

■ Sefer Öztürk’ün keçe ve resim sergisi 10 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (216 – 362 18 26)

■ A. Halim Kulaksız’ın “Döngü” isimli sergisi 11 Şubat’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)

■ Cemil Güç’ün “Elma” isimli heykel sergisi 11 Şubat’a kadar Galeri Selvin’de.

■ Ahmet Sel’in “Oryantal İllüzyonlar” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Pi Artworks Galatasaray’da. (0212 2454087)

■ Sami Solmaz’ın “Adalılar” adlı fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Beyoğlu Sismanoglio Megaro (Şişmanoğlu) Binası’nda. (212 219 29 71)

■ Erdinç Babat’ın “Müşkülpesent” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Cep Sanat Galerisi’nde. (0212 292 00 38)

■ Ahmet Merey’in “Serbest Tırmanış” isimli sergisi 12 Şubat’a kadar ART SUİTES Gallery’de. (0 212 251 5561)

■ İbrahim Balaban’ın “Balabanizm” isimli sergisi 14 Şubat’a kadar International Art Center’da. (0 216 310 83 94)

■ Aradığın şeyin ta kendisi isimli karma sergi 15 Şubat’a kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 04 58)

■ Hülya Düzenli’nin “Ortak Bir Acı” isimli sergisi 15 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 212 232 38 13)

■ Yeni İşler isimli sergi 15 Şubat’a kadar Kare Sanat Galerisi’nde. (0212 240 44 48)

■ Züleyha Akbaş’ın sergisi 17 Şubat’a kadar Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde.

■ Ertuğrul Ateş’in sergisi 18 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Sevim Çizer, Zehra Çobanlı, Meltem Kaya Erti, Candan Güngör ve Sibel Sevim’in seramik sergisi 18 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde.(02123510060)

■ Georgios Maroudas’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde. (0212-438 63 50 )

■ İkametgâh Kadıköy isimli karma sergi 19 Şubat’a kadar KargART, Hush Galeri, Piha Kolektif Sanat, Asfalt Art Gallery’de. (0216.3371513)

■ Ferda Pulhan’ın sergisi 21 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0 212 225 23 37)

■ Sevgililere Çizgiler ve Renklerbaşlıklı karma sergi 23 Şubat’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Karlı Oda 2 başlıklı karma resim sergisi 24 Şubat’a kadar Galeri Oda’da. (0 212 259 22 08)

■ Elvan Alpay’ın “Kirpi” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Tunca Subaşı’nın “Kalıntı” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)

■ Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun “Kâğıt Üzerinde Gezinti” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar füsuninanartgallery’de. (0212 232 40 49)

■ Aslımay Altay Göney’in “İstif” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Apel’de.

■ Michael Snow’un “Solosnow” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Salvador Dali’nin “İlahi Komedya”, “Gala ile Akşam Yemeği”, “Sürrealizm İzleri” adlı üç ayrı başlıktaki eserlerinden oluşan sergi 26 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane-i Âmire’de.

■ Berna Erkün’ün “Yakın uçtuk uzaktık, uzaktık yakın geçtik” adlı sergisi 26 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0216 385 12 03)

■ Selçuk Erez Fotoğraf Koleksiyonu’ndan “Görünenler Görünmeyenler” isimli sergi 26 Şubat’a kadar Galeri G-art’ta. (0212 2960876)

■ Sevinç Altan’ın “Ayrıntı’nın Sevinç’li Kapakları” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde. (0212 393 81 11)

■ Tonguç Yaşar’ın “Renkahenk” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karikatür ve Mizah Merkezi’nde. (0212 256 42 58)

■ Adile Gülan, Tülay Oskay Işın, Yusuf Özsarfati, Evrensel Derman ve Nihat Evren Derman’ın karma sergisi 29 Şubat’a kadar Tolga Eti Sanat Evi’nde. (0216 368 26 79)

■ Jose Maria Mellado’nun “Esrarengiz Manzaralar” adlı sergisi 10 Mart’a kadar Elipsis Gallery’de. (0212 244 89 00)

■ Halil’in “Tepme” isimli sergisi 31 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0 212 292 5968)

■ Sultanlar, Tüccarlar, Ressamlar ve Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi Anadolu yakası fotoğrafları sergisi 1 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde. (212 211 41 00)

■ İnci Eviner’in sergisi 6 Nisan’a kadar Salt Galata’da.

■ Kilden Suretler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan Antik Çağ Terrakotta Figürinleri sergisi 15 Nisan’a kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 284 63 63)

■ Musevitoğlu Atölyesi Resim Sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

ANKARA

■ Gür Dalkıran/60 Yıldan Yansıyanlar – resim – 2 Şubat’a dek Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)

■ İrfan Dönmez – resim – 3 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

■ Güldeste VIII – resim – 4 Şubat’a dek – Helikon Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 78 01)

■ Asiye Aytan – resim – 4 Şubat’a dek – Altanay Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 30 76)

■ Ustalar II – resim – 4 Şubat’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

■ Karma sergi – resim – 5 Şubat’a dek – Valör Resim Galerisi’nde. (0 312 442 00 72)

■ World Press Photo 2011/Dünya Basın Fotoğrafları 2011 – fotoğraf – 5 Şubat’a dek – Forum Ankara Outlet’te. (0 312 567 64 00)

■ İmkânsız Galeri – resim – 7 Şubat’a dek – Galeri Kara’da. (0 312 433 12 35)

■ Osman Akbay&Mustafa Cinel&Mustafa Hikmet Malkoç – karma resim – 9 Şubat’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

■ Suat Arıkan – resim – 10 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ Malik Bulut/Yüzleşme – resim – 11 Şubat’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

■ Osman Kerkütlü – resim – 18 Şubat’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Ercan Gülen – resim – 18 Şubat’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Hüseyin Şahbudak – resim – 18 Şubat’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

■ Baran Kamiloğlu – resim – 19 Şubat’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0 312 285 89 98)

■ Serdar Leblebici – resim – 22 Şubat’a değin – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ İbrahim Örs – resim – 25 Şubat’a dek – Takıantika Sanat Galerisi’nde. (0 312 436 37 88)

■ Habip Aydoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Canan Atalay/İçsel Manzaralar – resim – 2 Mart’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

İZMİR

■ Karacasu Vakfı’nın kurduğu Aphrodisias Sanat Merkezi, 4 Şubat’a dek İFOD (İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği) Doğa Fotoğrafı Atölyesi Sergisi, Beytullah Şavkın’ın Türkiye ve İsviçre’den manzaralar içeren sulu boya resim sergisi ve Ayla Gedik’in yağlıboya resim sergisini ağırlayacak.

■ Elvin Öztürk’ün “Kumsal Yansımalarda Aşk” adlı resim sergisi, 2 Şubat’a dek TÖMER İzmir Şubesi Sergi Salonu’nda izlenimde.

■ Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi, Aysen Yılmazu’nun özgün baskı resim sergisini ağırlıyor.

■ Ceyda Kiraz’ın “Koza Mucizesi” adlı resim sergisi 12 Şubat’a dek EÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde izlenimde. Aynı mekân 11 Şubat’a dek Nedim Sönmez’in ebru sergisine de ev sahipliği yapacak.

■ Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar-MÖTBE Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde Erkuter Leblebici’nin seramik sergisi 17 Şubat’a dek görülebilecek.

■ Kedi Kültür Sanat Merkezi yarına dek Prof. Dr. Bedri Karayağmurlar’ın “EL İM DİL İM” resim sergisini ağırlıyor.

■ Reha Yalnızcık Resim Sergisi Selçuk Yaşar Sanat Galerisi’nde 4 Şubat’a dek izlenimde.

■ İzmir Suluboyacılar Derneği Profesyoneller Grubu’nun resim sergisi 25 Şubat’a dek Karabağlar Belediyesi Çalıkuşu Sergi ve Kongre Salonu’nda görülebilir.

■ İzmir Sanat Merkezi 13 Şubat’a dek Sevim Çınar’ın “İçimizdeki Kanatlar” adlı seramik sergisini ağırlayacak.

MERSİN

■ Oberhausen-Arttwin Genç Sanat Yarışması Sergisi, bugün 17.00’de İçel Sanat Kulübü’nde açılacak. Ayşe Uğural-Müfide İlhan Sanat Galerisi’ndeki sergi 17 Şubat’a dek izlenime açık olacak. (0324 238 10 88)

Tiyatro

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Sezuan’ın İyi İnsanı” cuma, cumartesi 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahnesi Salon 1’de “Sidikli Kasabası” yarın, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahnesi Salon 2’de “Vahşet Tanrısı” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Beyoğlu Küçük Sahne’de “Profesyonel” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Kırmızı” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar” çarşamba, cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “At” perşembe, cumartesi 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Perşembenin Hanımları”, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Tehlikeli İlişkiler”, Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Sevgili Doktor”, Haldun Taner Sahnesi’nde “Yüzleşme”, Ümraniye Sahnesi’nde “Lüküs Hayat”, Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “İntiharın Genel Provası”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde “Mutfak Söyleşileri” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Deniz Kızı” perşembe, cuma 10.30 ve 13.30, Kâğ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Boncuk” perşembe, cuma 10.30 ve 13.30. K.Çekmece Sef. KSM’de “Çığ” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.30. (0 212 455 39 00)

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Tersine Dünya” perşembe 20.30, “Hangisi Babası” cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00, “Külhanbeyli Müzikali” cumartesi 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” pazar 11.00, “Aklı Havada” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Medeni Hali: Kadın” çarşamba 20.30. (0 212 661 38 94)

■ Tiyatro Pera’da “Kazaen (Beyoğlu’nda Çarpışmalar)” cuma 20.00, cumartesi 20.30, pazar 18.30

■ Dostlar Tiyatrosunun “Kerem Gibi” oyunu çarşamba 20.30, Yunus Emre Kültür Merkezi, cuma 20.30 Muammer Karaca Tiyatrosu, “Marx’ın Dönüşü” cumartesi 20.30, C.K.M, (0 212 252 59 35)

■ Oyun Atölyesi’nde “Kıyıya Oturmanın Böylesi” yarın 20.30. “Don Juan’ın Gecesi” perşembe, cuma, cumartesi 20.30, pazar 16.00. (0 216 345 39 39)

■ Kumbaracı50’de “Cam Adımlar” bugün 20.30, “444” yarın 20.30 (0 212 243 50 51)

■ Dot’ta DOT’un yeni oyunu “Süpernova” çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi 21.00. (0 212 232 44 40)

■ Kenter Tiyatrosu’nda Kenter Oyuncuları “Zorla Güzellik” perşembe 20.30 Caddebostan Kültür Merkezi, cuma 20.30 Kenter Tiyatrosu, “Çirkin Ördek Yavrusu Müzikali” pazar. (0 212 246 3589)

■ Semaver Kumpanya’nın “Nasreddin Hoca” oyunu pazar 13.00 Çevre Tiyatrosu . (0 212 585 59 35)

■ Tiyatro Kedinin “Koca Sinan” oyunu salı 20.30 Bahçeşehir Kültür Merkezi, “Kaplan Maplan” cumartesi, Pazar 13.00 “Koca Sinan” cumartesi 20.30, pazar 18.30 Tiyatro Kedi Blackout Sahnesi (0 212 257 79 36)

■ İkincikat’ta bugün “Bulanık”, “Cam Yapraklar” yarın, “Yalnız Batı” Çarşamba, “Yok Oğlum, Biz Evdeyiz” perşembe, “Limonata” cuma, cumartesi, “Kainatın En Hızlı Saati” pazar 21.00. (0 212 292 32 47)

■ Maya Sahnesi’nde “Ford Mach 1 Bağdat Caddesi’nde” salı 20.30, “Hastalık Hastası” çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” perşembe, cumartesi 20.30, “Yeni Bir Hayat İçin” cuma 20.30, “Selam Sana Shakespeare” cumartesi 16.00. “Cimri” pazar 18.00. (0 212 252 74 52)

■ Ak’la Kara Tiyatro’da “Sihirbaz” yarın 20.30, “Fare Kapanı” çarşamba, perşembe 20.30, “Tom, Dick & Harry” cuma, cumartesi 20.30, pazar 15.00, “Pizza Ülkesi” cumartesi, pazar 12.00. (0 216 541 43 59)

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde, “Gizler Çarşısı” yarın ve 1-5 Şubat tarihleri arasında, cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Rab Şeytana Dedi ki” 7-12 Şubat tarihleri arasında, cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Kafes Arkasında” yarın ve 1-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 12 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Genç Osman” 3 Şubat’ta saat 20.00’de, 5 Şubat’ta saat 15.00’te, “Kerbela” 7, 10 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Barış” yarın ve 1-4 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Benim Tatlı Meleğim/çocuk oyunu” 5, 12 Şubat tarihlerinde saat 11.00’de, “Kantocu” 7-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Figaro” yarın ve 1-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 5 ve 12 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” yarın ve 1-4 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da, “Hüzzam” 7-11 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ Stüdyo Sahne’de, “Üç Yönetmen Üç Oyun” yarın ve 3, 7, 10, Şubat’ta saat 20.00’de, 5, 12 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

■ Şinasi Sahnesi’nde, “Sırça Kümes” yarın ve 1-5 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Elma Hırsızları” 7-12 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 467 17 44)

■ Mavi Sahne’de, “Oyunun Oyunu” 8, 9, 10, 11, 15, 16, 17, 18, 29 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 ve 19 Şubat’ta saat 17.00’de, “Tuluatmasyon/Her şey doğaçlama komik gösteri” 1, 4, 22, 25 Şubat tarihlerinde saat 20.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” 24 Şubat’ta saat 20.00’de, 26 Şubat’ta saat 17.00’de, “Cin Fikir/Her şey doğaçlama çocuk oyunu” 4, 11, 18, 25 Şubat tarihlerinde saat 12.00’de. (0 312 241 02 33)

ADANA

■ Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Üstün Dökmen’in yazdığı ve Ali Hürol’un yönettiği ‘Komşu Köyün Delisi’ adlı oyunu yarın seyirciyle buluşturacak. (0322 458 93 47)

SAMSUN

■ Samsun Devlet Tiyatrosu’nda Yarın ve 1 Şubat Çarşamba akşamı, Ankara Devlet Tiyatrosu’nca hazırlanan “Soğuk Bir Berlin Gecesi” isimli Oyun sahnelenecek. Barış Eren’in yazdığı ve sahneye koyduğu oyunda, Avrupa’nın ortasında uygar bir kente, uygar insanlar arasında dili, kültürü farklı olduğu için yabancı konumuna düşürülen ve ötekileştirilen Tarık’ın Avrupa insanını sorgulaması anlatılıyor.

■ Samsun Düşevi Oyuncuları, 1 Şubat Çarşamba günü 20.00’de Gazi Sahnesi’nde, “Süreyya” isimli oyunu tekrar sahnelenecek. Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Cem Kaynar’ın sahneye koyduğu oyunda, hayatının sonuna gelmiş bir kadının yarım bıraktığı birçok şeyi ölmeden önce tamamlama çabası anlatılıyor.

Opera-Bale

İSTANBUL

■ Kadıköy Süreyya Operası’nda cumartesi günü saat 16.00’da “Don Kişot” adlı bale gösterisi sahnelenecek. Pazar günü saat 11.00’de ise “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk müzikali seslendirilecek. (0216 346 15 31)

ANKARA

■ Operet Sahnesi’nde, “Özsoy Quartet/konser” yarın saat 20.00’de, “Bir Tenor Aranıyor/müzikal komedi” 5 Şubat’ta saat 16.00’da, “Şarkılarla Yaşamak/müzikli oyun” 7 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

■ Leyla Gencer Sahnesi’nde, “Sihirli Dünya/çocuk müzikali” 5 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 324 68 01)

Gösteri-Söyleşi

İSTANBUL

■ İstanbul Modern Sinema’da “George Lucas ve SİYAD’ın seçtiği beş film” başlıklı seçki, perşembe ve pazar günleri gösterilecek. (0212 334 73 41)

ANKARA

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Prof. Dr. Alpaslan Işıklı’nın vereceği, “Neoliberalizm ve 3. Dünya Savaşı?” başlıklı söyleşi, 4 Şubat’ta saat 14.30’da. (0 312 442 30 50)