mozaik

mozaik konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. mozaik konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. mozaik konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri mozaik konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Mardin Müzesi, tarihi eserleri tarih severlerin beğenisine sunarken, binlerce yıllık kültür mozaiğinin sergilendiği müzede tarihi eser ve dolandırıcılardan ele geçirilen sahte eserler de sergilenerek vatandaşlar uyarılıyor.

Mardin Müzesi’nde vatandaşın kandırılmaması için sahte eserler ibretlik olarak tarih severlere sunuluyor. Mardin Müzesi sahte eserler ile dolandırılan vatandaşların dikkatini çekmek için ele geçirilen sahte eserleri müzede oluşturduğu bölümde sergiliyor. Mardin Müzesi tarafından yapılan çalışma ile elinde tarihi eser olan vatandaşların tarihi eser dolandırıcılarının kurbanı olmaması için dikkat çekmesi açısından düzenlenen bölüm ile hem gerçek eserlerin müzelere ulaştırılması gerekliliği hem de sahte eser kurbanı olmamaları için yasal açıklamalar yer alıyor.

Irak ve Suriye’de ardı arkası kesilmeyen terör eylemlerinde  bulunan IŞİD,  geçtiğimiz yaz ayından bu yana birçok arkeolojik bölgeyi
de ortadan kaldırdı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihi  açıdan oldukça önemli yapılar barındıran bölgede devam eden yıkımın ne
yazık ki önüne geçilemiyor.

IŞİD Şubat ayı sonunda, militanların kazma ve balyozlarla binlerce  eseri parçaladığı, Musul Müzesi’ni yerle bir ettiği videoyu
yayınlamıştı. Bunun dışında IŞİD, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan  Roma dönemi metropollerinden Hatra kentini de yıkıma uğratmıştı. IŞİD, ayrıca para kazandıran bir girişim olarak tarihi eser yağmacılığını da teşvik ediyor.

Peki neden yıkımın önüne geçilemiyor? Bölgeden yıkıma ilişkin olarak, arkeologlara raporlar gelse de kapsamlı olarak bir hasar tespiti
yapılabilmiş değil. Musul Müzesi’nden video görüntüsünün dışında hasara ilişkin pek fazla bir bilgi yok. Keza Hatra ve Nimrud metropolleri için de durum bu şekilde. Alman Arkeoloji Enstitüsü Irak saha ofisi direktörü Margarete van Ess de, hasarın büyüklüğüne ilişkin bilgi eksikliğini dile getirmişti.

İşte IŞİD’in, 2014’ün temmuz ayından bu yana Irak ve Suriye’de yıkıma uğrattığı tarihi alanlar;

1-HATRA

1 HATRA

 

1985 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınan bu kent, M.Ö.300  yılında kurulmuş. Kent, Roma İmparatorluğu’nun hakimiyet alanı dışındaki bağımsız krallığın başkentiydi. Hatra’da, Yunan ve Roma’dan etkilenilmiş ve Doğu ile harmanlanmış bir mimari yapı göze çarpıyor. Bu özellik bölgenin İpek Yolu ticaretinde kullanılan bir merkez olduğunu gösteriyor. Kentin, geçtiğimiz yaz aylarında IŞİD tarafından ele  geçirilip cephanelik ve eğitim kampı olarak kullanıldığı söyleniyor. Hatra , Şubat ayının sonlarında buldozerle tahrip edildiği biliniyor.

2- NİNOVA
ninova
Asur, M.Ö.900-600 yılları arasında oldukça yayılmacı bir politika izleyen, Ortadoğu’nun büyük bölümüne yayılan ve antik dönemde imparatorluk olabilme özelliğini tam olarak taşıyabilecek tek devletti. Krallar ülkeyi Kuzey Irak’ta bulunan bir dizi başkentten yürüttü. Ninova da bu başkentlerden birisiydi. Şehir M.Ö.700 yıllarında Sinahheriba döneminde altın çağını yaşadı. Günümüzdeki modern Musul kentinin bir bölümü, bu kalıntıların üzerine kurulmuş.IŞİD bölge de hakimiyeti ele
geçirince Ninova da tehlike altına girdi ve yıkım başladı. Bu kent, ayrıca Musul Müzesi’nde sergilenen birçok eserin kaynağı konumunda.

3- Musul Müzesi ve Kütüphaneler
musul müzesi
IŞİD’in şehri kontrol altına aldığından beri birçok el yazması eseri  ortadan kaldırdığı haberlerde yer bulmuştu. Musul Üniversitesi
kütüphanesi Aralık ayında yakılmıştı. Bunların içinde belki de en önemli yıkım Şubat ayında gerçekleşti. IŞİD, Musul’un simgelerinden olan 1921 yılında inşa edilmiş merkez halk kütüphanesini patlayıcılarla yerle bir etmişti. El yazması birçok eserin yanı sıra Arap bilim insanlarının kullandığı birçok araç gereç de yok olmuştu. Kütüphaneden sonra yıkım sırası Musul Müzesi’ne geldi. Video, oldukça geniş yankı bulmuştu. Militanların, ellerinde çekiçlerle birçok heykel ve tarihi eseri yok ettiği, görüntülerde yer alıyordu. Müze, Bağdat’taki Irak Müzesi’nin ardından ülkenin en büyük ikinci müzesi olma özelliğini taşıyordu. Yıkımdan sonra, yetkililer tarafından yayınlanan demece göre, müzedeki eserlerin çoğunun kopya olduğu, orijinallerinin Irak Müzesi’nde
sergilendiği belirtilmişti.

4- ASUR KENTİ NİMRUD
Asur-kenti-Nimrud
Şehir 3200 yılında kuruldu ve Asur medeniyetine başkentlik yaptı. Kazı  çalışmaları bölgede 1840 yılında İngiliz arkeologlar tarafından başlatıldı. Kazılardan çıkarılan birçok heykel ve antik parça, New York’taki Metropolitan Museum of Art, İngiltere’deki British Museum olmak üzere birçok ülkeye gönderildi. Orijinal parçaların çoğu ise Irak’ta kaldı.

Arkeolojik alan, toprak bir duvarla 3.6 kilometrekarelik bir bölgeyi kapsıyor. Tamamı yeryüzüne çıkarılamayan ve geriye kalan kısımların, yeraltında korunaklı olduğu umulan kente, IŞİD’in tam olarak verdiği zararın boyutu belirlenebilmiş değil.

5- HORSABAD ANTİK KENTİ
HORSABAD
Horsabad kenti, Musul’a birkaç km uzaklıkta bulunuyor.Bu kent de bir  dönem Asur medeniyetine başkentlik yapmış.Kent Asur Kralı Sargon tarafından M.Ö.717-716 yılları arasında yapılmış ve kabartmalar, heykeller çok iyi korunmuş.Asur, kraliyet törenlerini ve zaferlerini anlatan resimler görmek de mümkün. Kabartma ve heykellerin çoğu 1800’lerin ortasında Fransız kazı çalışmaları sırasında Chicago’daki Şark Enstitüsü ekipleri tarafından taşındı.Bazı parçalar da Irak ve Louvre Müzesi’nde bulunuyor.IŞİD’in tarihi kentin tam olarak hangi kısmına zarar verdiği şu an için meçhul. Elde veri olarak sadece, yöre sakinlerinden ve Irak Tarihi Eserler Bakanlığı’ndan gelen bilgiler mevcut.

6- Hz. YUNUS TÜRBESİ
YUNUS TÜRBESİ
Yunus Peygamber Camii hem İncil hem Kur’an’da adı geçen Hz.Yunus adına yapılmış bir camii. İslam’ın oldukça katı yorumunu benimseyen ve Hz. Yunus gibi peygamberlere saygı duymayı günah kabul eden IŞİD, 24 Temmuz’da camiyi boşaltarak patlayıcılarla yerle bir etti. Asur kenti Ninova’yı oluşturan, iki dağdan birinin üzerine yapılmış bir Hristiyan kilisesinin tepesine kurulu olan cami, Irak tarihi açısından oldukça önem taşıyordu.

7- İmam Dur Türbesi
İMAM DUR TÜRBESİ
Samarra kenti yakınlarındaki İmam Dur Türbesi, Ortaçağ İslam mimarisi ve
dekorasyonunun muhteşem bir örneğiydi. Geçtiğimiz Ekim ayında havaya
uçuruldu.

8- APAMEA
apamea
Kent, Roma devrinin zengin ticaret merkeziydi. Bölge aslında IŞİD’ten önce, Suriye iç savaşı sırasında yağmalanmaya başladı. Uydu görüntüleri tarihi alanlarda açılmış çukurların olduğunu gösteriyor. Apamea’da bulunan ve daha önce varlığından haberdar olunmayan Roma dönemine ait mozaiklerin satılmak üzere söküldüğü ve IŞİD’in, satılan parçalardan on milyonlarca dolar elde ettiği söyleniyor.

9- DURA – EUROPOS KENTİ
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Kent Fırat Nehri’nde bir Yunan yerleşimi olan bu kent sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu’na bağlı bir karakol olarak kullanılmış. Europos, farklı mimarisiyle, dünyanın en eski Hristiyan kilisesine, çok sayıda tapınağa ve bir sinagoga ev sahipliği yapıyor. Yağmacıların verdiği zararın boyutunu, kentteki kerpiç duvarların içindeki, oyulmuş halde bulunan arazinin uydu görüntüleri ortaya koyuyor.
10- MARİ KENTİ
MARİ KENTİ
Yaklaşık olarak, MÖ. 5000 yılında kurulan kent, MÖ. 3000-1600 yılları arasında, Tunç Çağı’nda, gelişmeye başladı. Bir Sümer ve Amori kenti
olan bölgede, arkeologlar tapınak, saray ve bölgedeki halkların ilk dönemlerine ışık tutacak, kil tabletlere yazılmış arşivler keşfetti. Mari’nin kaderi de diğer yerlere benziyor. Elde edilen uydu görüntüleri ve yerel halkın verdiği bilgilere göre kent, özellikle kraliyet sarayı,
sistemli bir şekilde yağmalanıyor.
Kaynak : onedio.com

Samsun’daki İlkadım İlçesi’nde altyapı çalışmaları sırasında bulunan taş duvar kalıntılarının yer aldığı bölgede Arkeoloji ve Etnografya Müzesi tarafından yapılan kazı devam ediyor. Çalışmalar sonuçlandığında Evliya Çelebi’nin ‘5 bin adım’ olarak anlattığı Amisos kalesinin ortaya çıkması bekleniyor.

Amisos Kalesi

Karadeniz Turizm Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve geçmiş dönem başkanı Mustafa Yavuz, “Çalışmalar sonuçlandığında kuvvetle muhtemeldir ki; Amisos antik kenti kale duvarlarıyla karşılaşacağız” dedi. Evliya Çelebi’nin 1640’ta kente gelişinde gördüğü kaleyi Seyahatnamesinde 5 bin adım olarak anlattığı belirtildi.

İlkadım İlçesi,Pazar Mahallesi’nde bulunan Şifa Hamamı’nın Buğday Pazarı Caddesi’ne bakan bölümünde 2 ay önce yapılan altyapı çalışmaları yapılırken tarihi duvar kalıntılarının bulunması üzerine 2 hafta önce bölgede Arkeoloji ve Etnografya Müzesi tarafından kazı başlatıldı. Kazıda 2 metre eninde taş duvarlar ortaya çıkarıldı. Bölgede yapılan sondaj kazılarında da duvarın devam ettiği belirlendi. Yapılan ilk çalışmalarda kalıntıların 1192 yılında Danişmentliler döneminde yapılan tarihi kale kalıntıları olabileceği belirtildi. Tarihi duvar kalıntılarının bulunduğu bölgede kazı çalışmaları devam ederken alan da demir bariyerle kapatılarak koruma altına alındı.

Karadeniz Turizm Profesyonelleri Derneği yönetim kurulu üyesi ve geçmiş dönem başkanı Mustafa Yavuz, Samsun’da kazılan her yerden tarih fışkırdığını belirterek şöyle dedi:

“Özellikle antik Amisos kenti bölgesinde yapılan inşaat, kanalizasyon ve yol yapım çalışmalarında, antik dönemlere ait çeşitli eserlerle karşılaşılıyor. Hatırlanılacağı üzere Samsun Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Amisos hazineleri de bir yol çalışması esnasında, mozaikler ise bir inşaat kazısında ortaya çıkmıştı. İlkadım İlçesi’nde birçok antik mezar buluntularına da rastlanmıştı. Son günlerde Saathane Meydanı’nda yapılan çalışmalarda, toprak yüzeyinin yaklaşık 1 metre altında bulunan 2 metre genişliğindeki duvarlar da bu anlamda tüm yetkililerin ve turizmcilerin yoğun ilgisini çekti. Şu an Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Samsun Müze Müdürlüğü denetiminde yapılan çalışmalar sonuçlandığında kuvvetle muhtemeldir ki; Amisos antik kenti kale duvarlarıyla karşılaşacağız. 3 Ağustos 1869 tarihinde meydana gelen Büyük Samsun yangınında, dış kale surları içerisindeki Taşhan, Bedesten ve yüzlerce ahşap ev çok büyük zarara uğramıştı.”

Mustafa Yavuz, devam eden Saathane Meydanı Projesi kapsamında, bu eserlerin restore edilerek kullanıma açılmasının planlandığını söyledi. Yavuz, şöyle konuştu:

“Kale surlarının halen bulunan ve çalışmaların devamında bulunacak yeni bölümlerinin bu proje kapsamına alınması kaçınılmazdır ve Samsun turizmine önemli katkılar sağlayacaktır. 1640 yılında Samsun’a gelen ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde kaleyi ‘Çevresi 5 bin adım, 70 kulesi, 2 bin mazgalı ve kapısı ile leb-i deryada şadadi bina bir sengin abad idi’ sözleri ile anlatmış cami, hamam ve muhtasar bir çarşıya sahip kalenin sağlam ancak harap bir halde olduğunu yazmıştı. 5 bin adımlık bu kaleden bulunacak her kalıntı bizim için çok değerli.”

Kaynak: onedio.com / Yaprak Koçer, DHA

3 Haziran – 15 Haziran 2014 tarihlerinde dördüncüsü gerçekleştirilecek İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali – IST. Festival (ISTANCOOL) herkese açık ve ücretsiz olarak yılda bir kez düzenlenen uluslararası festival, dünyanın en yetenekli ve yaratıcı zihinlerini İstanbul’a getirerek, kültürel ve sanatsal ilişkilerin gelişmesine öncülük eden etkileyici ve eşsiz bir deneyim sunuyor.

istan-cool

Üç güne yayılan programı süresi boyunca takipçilerine açık panel ve konuşmalar, özel gösterimler, workshop etkinlikleri ve sergilere katılma olanağı sunarken; sanatsal işbirlikleri ve performansları da bire bir tecrübe etme imkanını sağlar.

Katılımcıları arasında yazar, yönetmen, oyuncu, yapımcı, müzisyen, tasarımcı, sanatçı ve performans sanatçıları gibi farklı ve yaratıcı disiplinlerinden isimler bulunduran IST. Festival, yaratıcılığı tetikleyen fikir ve duyguların evrensel bir dile dönüşmesine öncülük etme tutkusunu paylaşan yaratıcı zihinleri bir araya getirir.

IST. Festival, 2014 yılında yeni bir adım olarak, “Kültür ve Sanatta Kültürlerarası Diyaloglar” temasını, günümüz küresel toplumunda yer alan farklı coğrafi köken, dil ve kültürlerden gelen yaratıcı insanlar yelpazesini tanımlayan “kültürel mozaik” kavramını vurgulayarak tanıtmaktadır. Festivalin 2014’teki yeni yüzü, kendi kültürel miraslarını, gerek ait oldukları coğrafyanın içinde gerekse dışında, farklılıklarını sürdürerek korumayı ve kökenlerinin özellikleriyle dünyayı etkilemeyi başarmış sanatçıları İstanbul’da buluşturmayı amaçlamaktadır.

Festival, birçok farklı kültürlerden gelen sanatçılar arasındaki münazara ve işbirlikleri aracılığıyla, onların farklı seslerini ortaya çıkartarak, toplumsal farkındalığı ve bu farklı kimliklerin sanatlarına ve sanatları aracılığıyla dünyayı nasıl etkilediklerine dair daha derin bir kavrayış sağlamayı hedeflemektedir. Söz konusu kültürel diyaloglar, yaratıcılığın gelişmesine ve “kültürlerarası” olarak tanımlanabilecek yeni bir dilin oluşmasına öncülük edecektir.

IST. Festival izleyicileri, kendi kültürlerinin değerini, İstanbul gibi Doğu ile Batı’nın yan yana geldiği, yüzyıllardır pek çok farklı medeniyetin buluşma noktası olan özel bir şehirde kavrayıp, bunu hissetme şansına sahip olacaklardır.

Ünlü Ressamlarımızdan Nejat Melih Devrim’in eseri Fransa’da açık artırmada.

nejat  devrim

Açık artırma tarihi: 03/09/14 Le Havre Auctions

EMail: lehavre-encheres@wanadoo.fr

Tel. : +33.2.35.22.54.52,

Kompozisyon Tuval üzerine yağlıboya 130×163

Orjinallik onayı : Maria Devrim Hanım

Ressam Nejat Melih Devrim  Kimdir?

nejad-melih-devrim1923 yılında İstanbul’da doğdu. Yazar İzzet Melih Devrim ile ressam Fahrelnissa Zeid’in oğludur. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde Leopold Levy Atölyesi’nde çalıştı. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Zeki Kocamemi, Nurullah Berk ve Leopold Levy’nin öğrencisi oldu. 1947 yılında Paris’e yerleşti. Aynı yıl Paris’te Allard Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açtı. 22 yıl hayatını bu kentte sürdürdü. Çeşitli Avrupa ülkelerine, Amerika’ya, Uzak ve Yakın Doğu’ya gezilere çıktı. 1968 yılında Varşova’ya, 1980’lerin ortasında da Nowy-Sacz’a yerleşti. 1995 yılında Polonya’da vefat etti.


Nejad Melih Devrim’in Resminin Özellikleri

Prof. Witmore’un yanında öğrendiği Türk hat ve Bizans mozaik sanatı ilk dönem yapıtlarını biçimlendirdi. Doğu sanatı ve Fransız şiirsel soyutlaması etkilendiği başlıca kaynaklar oldu. 1940’lar boyunca canlı renklerle figür, doğa görünümleri ve iç mekan resimleri yaptı. 1950’lerde Paris Okulu içinde yer alan Devrim, bu tarihlerde aynı renkçi yaklaşımıyla bir dizi siyah zeminli resim gerçekleştirdi. 1960’lardan başlayarak 1970’ler boyunca sanatçının giderek çizgiden uzaklaştığı; canlı, ışıltılı renkler ve geniş, coşkulu fırça vuruşlarıyla lirik ve lekeci bir anlatıma yöneldiği görülür. Bu resimlerinde kesik fırça vuruşlarıyla oluşturduğu renk lekelerindeki geçişleri, mozaik sanatının soyutlanmış bir yorumu olarak görmek mümkündür. Sanatçı hiçbir akımın izleyicisi olmadan Paris Okulu’nun esnek bünyesi içinde kendi iç dünyasını renk ve ışık aracılığıyla yansıtarak özgün bir anlatım geliştirdi. Üslubu guaja çok uygun olmakla birlikte, yağlıboyalarında da aynı hafifliği elde etmede büyük bir başarı gösterdi. J. Lassaigne, Nejad Melih Devrim’in “boşluk ve ritim sorunlarına yepyeni ve köklü çözümler” getirdiğini vurgulamıştır.

G. Boudaille, 1960’lı yıllarda Nejad Melih Devrim’in resmini “hareketli, coşkulu, huzursuz ve zarif, karmaşık, çok yönlü ve değişken olan yaratıcısının bir aynası“ olarak tanımlamıştır. Nejad Melih Devrim sanatı soyut resmin bir uzantısı, deneyim ve birikimlerle kazanılmış bir görüşün ve duyarlığın ürünüdür. Resimlerinde renkler, kalın boya ve kısa fırça vuruşlarından oluşan lekelerin kompozisyonu göze çarpar. Nejad Melih Devrim Türk Çağdaş Soyutu’nun yanı sıra uluslararası soyutun da özgün bir temsilcisidir. Eserleri Türkiye’de ve yurtdışında çeşitli müzeler ve önemli koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Nejat Melih Devrim’in hatatı ile ilgili kronolojik bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

nejad-devrimKRONOLOJİK HAYATI

1923 İstanbul’da doğdu.
1936-38 Berlin’de yaşadı.
1940 Galatasaray Lisesi’nde resim yapmaya başladı.
1941 Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi, Leopold Levy’nin öğrencisi oldu.
Kaligrafi ve Bizans Sanatı üzerine çalıştı.
1945 Güzel Sanatlar Akademisini bitirdi.
1946 Paris’e yerleşti. Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Hollanda, Danimarka,
Amerika, Sovyetler Birliği ve Çin’de sanat araştırmaları yaptı.
1955 Tristan Tzara’nın şiir kitabı “Le Temps Naissant’i desenledi.
1960 Paul Elvard’ın şiir kitabı “Sens de Tours Les Instants”i desenledi.
1961 Polonya’ya yerleşti.
1995 Nowy Sacz, Polonya’da öldü.

KİŞİSEL SERGİLER

1944 Taksim Bahçesi, İstanbul
1947 Galerie Allard, Paris
1949 Galerie Saint Georges, Londra
1950 Galerie Lydia Conti, Paris
1951 Galerie Beaune, Paris
1953 Galerie Ex Libris, Brüksel
1953 Galerie Marcel Evard, Lille
1953 Galerie aul Facchetti, Paris
1956 Galerie M.C. Coard, Paris
1956 Galerie B. Birch, Kopenhag
1957 Alexander Zodiac Iolas, New York
1958 Güzel Sanatlar Sarayı, Retrospektif, Brüksel
1958-63 Galerie La Cour d’Ingres, Paris
1957-61-67 Galerie Hybler, Kopenhag
1960 Paris Galerisi, Londra
1960 Ressamlar Birliği, Varşova
1962 Ressamlar Birliği Galerisi, Pekin, Çin
1963 Galerie Westing, Odense-Danimarka
1964 Resim ve Heykel Müzesi, Pekin
1964 K. Kunsthandel Galerisi, Kopenhag
1965 Alman Kültür Merkezi, İstanbul
1967 Amman Belediye Segisi, Ürdün

KARMA SERGİLERİ

1941-43 Yeniler Grubu, İstanbul
1946 Uluslararası UNESCO Sergisi, Paris
1948 Mayıs Salonu Paris
1948 Yeni Gerçeklikler Salonu, Paris
1948 Galerie Maeght, Paris
1948 Galerie Saint-Placide, Eleştiri Ödülü
1949 Mayıs Salonu Paris
1949 Yeni Gerçeklikler Salonu, Paris
1949 Galerie Maeght, Paris
1949 Papalar Sarayı, Duvar Resmi, Avignon
1950 Mayıs Salonu Paris
1950 Yeni Gerçeklikler Salonu, Paris
1950 Galerie Maeght, Paris
1950 Galerie Bedune
1950 ABD ve Fransa’daki Genç Ressamlar, Sidney Janis Galerisi, New York, ABD
1951 Mayıs Salonu, Paris
1951 Yeni Gerçeklikler Salonu, Paris
1952 Galerie Babylone, Paris
1952 Galerie Marcel Evrard, Lille, Fransa
1952 La Hune, Charles Estienne’in “Küfür Gülü”Sergisi, Paris
1952 I Ekim Salonu, Paris
1953 Hanover Galerisi, Londra
1953 Fransız İtalyan Sergisi, Torino
1953 “Genç Paris Okulu”, Modern Sanatlar Müzesi, Madrid
1954 Mayıs Salonu, Paris
1955 Brooklyn Müzesi, New York
1956 Mayıs Salonu, Paris
1959 Galerie La Cour d’Ingres, Paris
1964 “Günümüz Türk Sanatı”, Modern Sanatçılar Müzesi, Paris
1965 Galerie Müzesi
1969 Estetik Müzesi, Torino
1975 Estetik Müzesi, Torino
1987 Türk Resminde Modernleşme Süreci, Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul
1987 Güncel Boyutlarla Resim Sanatımız, Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul
1987 Yahşi Baraz Koleksiyonundan Bir Kesit, Beymen Sanat Galerisi, Ankara
1989 “Büyük Sergi”, Galeri Baraz Organizasyonu, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara
1989 “Büyük Sergi”, Galeri Baraz Organizasyonu, Eskişehir Üniversitesi Sergi Salonu, Eskişehir
1990 “Paristanbul”, Uluslararası Sanat Merkezi, Paris
1990 “Etkinlikler Süresince 15. Yıl”, Galeri Baraz Organizasonu, AKM, İstanbul
1992 Leopold Levy ve öğrencileri, Almelek Sanat Galerisi, İstanbul
1998 “Türk Resminde Soyut Eğilimler”, Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul
1969 Basın Klübü, Varşova
1973-74-75 Gladsaxe Sanat Çevresi, Danimarka
1975 Galerie Isabella Lemarie Dubreuil, Paris
1977 Galerie Krytykow, Varşova
1978 Bedri Rahmi Galerisi, İstanbul
1980 Sutton Place, New York
1981 Bedri Rahmi Galerisi, İstanbul
1981 Galerie Hubert Winter, Viyana
1982 Tiglar Sanat Galerisi, İstanbul
1982 Vakko Sanat Galerisi, Ankara
1983 Galerie MPIK, Krakow
1984 Galerie AEGIDIUS, Randers-Danimarka
1987 Galerie Callu Merite, Paris
1988 Galeri Baraz, İstanbul

Sanatçının Eserlerinin Yer Aldığı Müzeler:

Modern Sanatlar Müzesi, Paris
Belçika Kraliyet Müzesi
Ulusal Müze,Varşova
Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul
Saint-Etienne Müzesi, Fransa
Grenoble Müzesi, Fransa
Aalborg Müzesi, Danimarka
Aarhus Müzesi, Danimarka
Havana Müzesi, Küba
Pekin Müzesi, Çin
Tuborg Vakfı, Kopenhag

Kaynaklar : 

1- catalogue.gazette-drouot.com

2- Biyografi

3- nejaddevrim.com

Market zinciri BİM’in Kemalpaşa’da depo yapmak istediği arsada bulunan tarihi mozaiklerin taşınmasına karar verildiği ortaya çıktı. Ancak Batı’nın Zeugma’sı olarak da adlandırılan mozaiklerle ilgili yapılan görüşmeler, kamuoyuna “Urla Villaları”yla ilgili olarak yansıdı.

Urla Villaları

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, görevi devrettiği Bakan Ömer Çelik ve BİM’in ortaklarından işadamı Latif Topbaş’ın kamuoyuna da yansıyan konuşmalarındaki mozaiklerin aslında bu tarihi kalıntılarla ilgili olduğunu söyledi.

2012 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay mozaiklere hayran kalmıştı

Günay, Hürriyet gazetesinden Banu Şen’e  şu bilgileri verdi:

“Ben Kemalpaşa’daki mozaiklerin bulunduğu alanı 2012’nin son aylarında gidip görmüştüm. Gerek mozaikler, gerekse çevresindeki duvar kalıntıları önemli bir yerleşim merkezi olduğunu açıkça gösteriyor. Gördüklerimiz bizi çok heyecanlandırdı ve Ege Bölgesi’nde önemli bir Zeugma keşfettiğimizi düşündük. Bu düşüncelerimizi de basınla paylaştım. Ancak bu buluntulardan yaklaşık üç ay sonra görevimden ayrılmak zorunda kaldım. Bu alan o zamanki tespitlerime göre 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak işaretlenmesi gereken bir alandır. Şimdi burada yeni bir yapılaşma gerçekleştirmek için sürdürülen çalışmaları dikkatle takip ediyorum ve ayrıntıları öğrenmeye çalışıyorum. Daha ayrıntılı bilgi edindikten sonra bu konuda veİzmir’de SİT alanlarında yapılmaya çalışılan başka alanlarla ilgili detaylı açıklama yapacağım. Yalnız bir şey var ki o da bun alana kesinlikle depo yapılamaz.”

Önce taşınamaz sonra taşınsın kararı

Süreç şöyle gelişti:

2012’de Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Ulucak mevkii 7 No’lu parselinde perakende zinciri BİM depo amaçlı inşaat yapmak üzere çalışmalara başladı.

Sondaj çalışmaları sırasında arkeolojik buluntular ortaya çıktı.

Alan, İzmir 2 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından mozaikler ve duvarlara ulaşılmadan, ilk etapta 3. Derece SİT olarak tescillenip korumaya alındı.

Alanda kurtarma kazıları başladı.Bu kazılarda Anadolu parsı ve aslanı gibi nesli tükenen hayvanlara ait mozaikler ve büyük bir yerleşim kompleksi ortaya çıktı.

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay o günlerde, alanda bir basın toplantısı yaparak, buranın “Batı’nın Zeugması” olacak değerde önemli bir arkeolojik bölge olduğunu söyledi.

Bu arada BİM sanayi inşaatı yapmak istediğini, alanın ya üzerinin örtülmesini ya da mozaikler ile duvar kalıntıların kaldırılmasını talep etti. Ancak kurtarma kazıları tamamlandığında mozaikler ve duvarların olduğu alanın 1. Derece, diğer kısımların ise 3.Derece olarak tescillenmesi, bu nedenle de mozaik ve duvarların kaldırılmadan yerinde korunmasına karar verildi.

BİM; kurulun 12.06.2013’te aldığı bu karara iki kez itiraz etti. Bu kez itirazlar Ankara’ya, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’na gitti. 12 Aralık 2013’te toplanan kurul, BİM’in itirazlarını değerlendirdi.

Müze müdürlüğünün raporu ile BİM’in yaptığı itiraz başvurusuna ek olarak sunulan ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünden Prof. DR. Ersin Doğaner ve Yrd.Doç. Emine Tok tarafından hazırlanan raporları dikkate alan Yüksek Kurul, mozaiklerin taşınmasına karar verdi. Plan veren duvarların bulunduğu alana ilişkin ise Koruma Yüksek Kurulu’nun 37 sayılı ilke kararları hükümleri göz önünde bulundurularak hazırlanacak projelerin, İzmir 2 Nolu Koruma Kurulu’nca değerlendirilmesi kararı çıktı.

Koruma altında

Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi içindeki alan, koruma altına alındığı günden bu yana sürekli polis gözetiminde tutulurken, 550 metrekarelik villanın 11 odasının altısında bulunan mozaiklerin ise toprakla kaplanarak koruma altına alındığı görüldü. Kalıntılar arasında duvarlar, sütunlar ve mezarlar da dikkat çekti.

Takdir kurulun

Kurtarma kazılarını gerçekleştiren İzmir Arkeoloji Müzesi’nin Müdürü Mehmet Tuna, özellikle mozaiklerin bulunduğu alanın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı olduğunu belirtirken Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Antik Smyrna Kazı Başkanı Yrd.Doç.Akın Ersoy buluntuları değerlendirdi:

“İpuçlarından MS.4.yy yüzyıl sonralarından 7.yy’a kadar kullanıldığı anlaşılıyor. O dönemde kırsalda olan merkezi mekanlı villalara benziyor. Ya zengin Nyphaion’li (Kemalpaşa) ya da Smrynalı (İzmir) bir aristokrata ait bir villa olabilir. 200 yıllık yaşam süren bir yapı. Kente Müslüman Arap saldırıları olduğu sırada burada yaşamın sona erdiğini söylemek mümkün. Şu an görünen malzemeler orijinal. Kamu yararı söz konusu olduğunda kimi zaman kurullar müzede sergilenmesi yönünde böyle kararlar alabilir. Ancak bu şekliyle baktığımızda 1. Derece Arkeolojik SİT alanı olmaya aday bir alan. Ama takdir yine de koruma kurulunundur.”

Alanın en son durumu ile görüşlerine başvurulan İzmir 2 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, internet sitelerindeki arıza nedeniyle en son yüklemeyi 2 Eylül 2010’da yaptıklarını daha sonra başvurumuza yazılı olarak yanıt vereceklerini belirtti.

Batı’nın Zeugması

Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 20 Ekim 2012’de “İzmir’e bayram öncesinde herkesi çok şaşırtacak ve görenlerin şaşkınlığını gizleyemeyeceği büyük bir arkeolojik müjde vereceğiz” şeklinde açıklamasıyla gündeme gelmişti. Milattan sonra 4’ncü yüzyıla ait antik bir Roma kenti olduğu düşünülen alanda yapılan kurtarma kazısı sonrasında geniş çaplı kazı çalışmaları başlamış ve yine o dönemin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü, “Anadolu’da kayıp kentlerin olduğu biliniyor. Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak. Burada ‘Batı’nın Zeugması’ denebilecek bir yapılaşma var” demişti.

Süslü, “Alan sadece villadan oluşmuyor. Sondaj kazılarıyla arazi genelinde yapılara rastlamakla beraber zaman içinde zengin verilere de rastlayacağımız aşikar. Bir kent ya da yerleşim birimi olup olmadığı belirlendikten sonra buranın durumu netlik kazanacak” demişti.

BİM: GERİ ALINMASI İÇİN BAŞVURACAĞIZ

BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:

Sosyal medya üzerinden yayıldığı tespit edilen tapelerle, mülkiyeti şirketimize ait bu arazi arasında hiçbir ilişki yoktur. Şirketimize ait İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 40.000 m² büyüklüğünde bir arazi bulunmaktadır. Söz konusu araziye ilişkin son durum bilgileri kronolojik olarak şu şekildedir:

1- 26 Ocak 2012 tarihinde bu arazi üzerinde bir depo yapımı için proje hazırlanmış ve yerel yönetimin onayına sunulmuştur.

2- Bunu takiben 13 Mart 2012 tarihinde kuralına uygun olarak başlatılan hafriyat çalışmaları esnasında bazı kalıntıların varlığı tarafımızca tespit edilmiş ve gecikmeksizin İzmir Müze Müdürlüğü bilgilendirilmiştir.

3- 23 Mart tarihinde müze arkeologları yerinde yaptıkları inceleme sonucunda söz konusu kalıntılar ile ilgili bir tespit tutanağı düzenlemişlerdir. Bunun akabinde 23 Mayıs 2012 tarihinde İzmir 2 No’lu Koruma Kurulu tarafından mülkiyetimizde olan bu arazi 3. derece sit alanı ilanı edilmiştir.

4- 3 Eylül 2012 tarihinde ise Müze Müdürlüğü tarafından öncelikle sondaj kazıları başlatılmış ve devamında 26 Eylül tarihinde kurtarma kazıları başlatılmıştır. Keza 29 Ekim 2012 tarihinde kazı alanı dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından ziyaret edilmiş; bulunan tarihi eserler basında haber olarak yer almıştır.

5 – 5 Nisan 2013 tarihinde kurtarma kazısı tamamlanmış, müze uzmanları tarafından hazırlanan rapor temelinde İzmir 2 No’lu Koruma Kurulu, 12 Haziran 2013 tarihinde eserlerin bulunduğu bölüm için 1. derece sit diğer kalan kısım için 3. derece sit alanı kararı almıştır.

6- 20 Ağustos 2013 tarihinde şirketimiz, bulunan tarihi eserlerin müzeye taşınması hususunda ilgili Üst Kurula bir başvuruda bulunmuştur. Üst Kurul Ege Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak 12 Aralık 2013 tarihinde bulunan mozaiklerin müzeye taşınması ve diğer kalan duvar kalıntılarının yerinde korunması şartıyla araziyi

3- derece sit alanı ilanı olarak karara bağlamıştır.

Bugün bulunulan noktada, şirketimiz tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na söz konusu arazinin maliyet fiyatı üzerinden kamu tarafından geri alınması için yazılı müracaatta bulunma kararı alınmış bulunmaktadır.

Kaynak :[-]

Karkamış kazılarında Babil Kralı Nebukadnezzar’ın dünyada örneği bulunmayan steli bulundu. Kazılarda Arabistanlı Lawrence’nin yaşadığı tahmin edilen evinde ise 300’ün üzerinde heykel ve mozaik bulundu.

arabistanlı_awrence

 

Suriye sınırındaki Gaziantep’in Karkamış İlçesi’nde kazı çalışmaları süren antik kentte, Kudüs’ü tahrip etmekle suçlanan, Tevrat ve İncil’de adı geçen Babil Kralı Nebukadnezzar’ın dünyada örneği bulunmayan steli bulundu. Kazılarda, Karkamış Kralı Katuva’nın sarayından heykeller, M.Ö. 800 yılından ilginç çivi yazılı tablet, 1911 ile 1914 yılları arasında Karkamış’ta çalışan Arabistanlı Lawrence’nin yaşadığı tahmin edilen evinde ise 300’ün üzerinde heykel ve mozaik ile Luvi Hiyeroglifli yazıt parçaları gün yüzüne çıkarıldı.

 LAWRENCE’NİN EVİNDE 300 HEYKEL

Bologna Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nicolo Marchetti başkanlığında, Türk-İtalyan ekibi tarafından Türkiye-Suriye sınırında bulunan Karkamış Höyüğü’nün üçüncü sezon kazıları tamamlandı. Kazılarda yüzlerce önemli tarihi eser gün yüzüne çıkarılırken, kalıntılar arasında Milattan Önce 605 yılında Karkamış’ı ele geçiren ve Asya’nın bir bölümünde hüküm süren Babil Kralı Nebukadnezzar’a ait stel bulundu. Büyüklük oranında dünyada eşi bulunmadığı ifade edilen stelin Nebukadnezzar tarafından Asur ve Mısırlılara karşı kazandığı zaferin anısına yaptırdığı tahmin ediliyor. Kazı ekibi, ayrıca Karkamış Kralı Katuva’nın sarayından heykeller ile Milattan Önce 800 yılından kalan ilginç çivi yazılı tablete de ulaştı. 1911 ile 1914 yılları arasında Karkamış’ta çalışan Arabistanlı Lawrence’nin evinde yapılan kazılarda da 300’ün üzerinde heykel ve Luvi Hiyeroglifli yazıt parçası bulundu.

Kazı heyeti, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Kazı heyeti başkanı Bologna Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nicolo Marchetti, bulunan stelin, Asur ve Mısırlılara karşı kazanılan zaferin anısına yaptırıldığını düşündüklerini söyledi.

Kazı heyeti başkanı Doç. Dr. Nicolo Marchetti’nin yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Hasan Peker ise bulunan eserlerin tarihe ışık tuttuğunu anlatarak, şunları kaydetti:

mezopotamya“Nebukadnezzar, yeni Babil döneminin en önemli kralıydı. Belgelerde sadece kendi yazdıkları yok. Babil Kralı Nebukadnezzar, Kudüs’ün ve tapınak bölgesinin tahrip edicisi. Bu, şu bilgiye götürüyor bizi: Tek tanrılı dinlerden çoğunun kitabında tanınan birisi. Tevrat ve İncil’de adı geçiyor. Dönemin iki büyük gücü, koalisyonu olan Asur ve Mısırlıları alt edecek kadar güçlü bir kralla karşı karşıyayız. Onlar da dönemin savaş makinesi. Bir başka savaş makinesi Babil’de bunu sona erdiriyor. Yani denge haliyle barışı getiriyor.”

Toplantıya katılan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey de dünyanın ilk yazılı barış anlaşmasının burada yazıldığını ifade etti. Güzelbey, “Aradan geçen 4 bin yıla rağmen hala insanların birbirini yediği, kardeş kanının aktığı bölgede Kadeş Antlaşması’nın yapılmış olması bugün için çok ayrı bir önem arz etmektedir” dedi.

Heyetin kazı çalışmalarına ilkbaharda devam edeceği bildirildi.

Hatay’da inşaat çalışması süren yeni müze binası, yıllardır depoda ve toprak altında bekletilen eserlere ev sahipliği yapacak.
 Hatayda-yeni-muze

Çok sayıda medeniyeti barındıran ve her karış toprağından tarih fışkıran “Hoşgörü Kenti” Hatay’da inşaatı süren yeni müze binası, bugüne kadar teşhir edilememiş eserlere de ev sahipliği yapacak.

Kent merkezinde yer alan mevcut müzenin yetersizliği nedeniyle bugüne kadar gün yüzüne çıkarılan eserlerin bir kısmının sergilenebildiği Hatay, 29 Ekim’de açılması planlanan yeni müzeyle depolarda bekletilen eserlerle ziyaretçileri tarihte yolculuğa çıkaracak.

Mevcut müzedeki mozaiklerin taşınmasının devam ettiği çalışma kapsamında, tespit edilen ancak yer darlığı nedeniyle toprak altından çıkarılamayan mozaikler de usta eller tarafından gün ışığına çıkarılarak, müzeye taşınıyor. Mozaiklerin yeniden restore edilmesinin yanı sıra geçmişte yerleşim yerleri olan Üçağız Mağarası ile Tell Tayinat ve Aççana höyükleri de müzede inşa ediliyor.

Hatay Arkeoloji Müzesi teşhir ve tanzim işinden sorumlu restoroter Celalettin Küçük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından projelendirilen ve İl Özel İdaresi tarafından ihalesi yapılan 50 bin metrekare alan üzerine kurulacak yeni müze inşatına 2011’in Haziran ayında başlandığını söyledi.

Yeni müzede 11 bin 700 metrekarelik sergi alanı bulunacağını ifade eden Küçük, burayı ziyaret edenlerin teknolojiyle tarihi bir arada bulacağını kaydetti.

Müzenin 29 Ekim’e yetiştirilmesi için işçisinden arkeoloğuna herkesin büyük gayretle çalıştığını vurgulayan Küçük, şöyle devam etti:

” Hatay Arkeoloji Müzesi diyince akla ilk mozaikler geliyor. Mevcut müzenin içerisindeki mozaikler restore edilirken, arazide daha önce belirlenen mozaikler de buraya getiriliyor. İlk etapta 2 bin 500 metrekarenin üzerinde mozaik sergisi düşünüyoruz. Proje uzun soluklu, bu çerçevede başka eserlerin de gelmesi söz konusu. Mevcut müze içerisinde bugüne kadar sergilenmemiş, arkeolojik açıdanHatay sikke koleksiyonu söz konusu. Sikke koleksiyonuyla ilgili yeni yerimizde bölüm oluşturuyoruz. Bunlar müzenin önemli noktaları. Müzenin planlamasını yaparken belirli odak nokları seçtik. Gezen insanlar, M.Ö 45 binden günümüze kadar değişimi çok rahat görebilecek, o dönemdeki insanların yaşadıkları yerlerin mimarisi, eserleri nasıl kullandıkları konusunda çok ciddi bir bilgi sahibi olacaklar. Bugüne kadar sergilenmemiş çok çarpıcı eserler var. Sergilenmemiş değerli mozaikler var, her biri simge olabilecek nitelikte. Bu anlamda çok yankı uyandıracak müze olacak. Yeni müzemizde teknolojiyi de kullanarak, M.Ö. 45 binden günümüze olan değişimi canlandırmalarla, yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunacağız.”

Hedef, dünyada ilk 5 müze arasında yer almak

Her karış toprağından tarih fışkıran Hatay’ın önemli konuma sahip olduğunu ve yapılacak müzenin de bu anlamda dikkat çekeceğini ifade eden Küçük, hedeflerinin hem eserleri hem de bilimselliğiyle dünyada adından söz ettiren ve ilk beş arasında yer alacak bir müze açacaklarını belirtti.

Eserlerin restorasyonu konusunda kazı ekipleriyle işbirliği içerisinde olduklarını belirten Küçük, bu kapsamda ABD, İngiltere, İtalya ve Türkiye’deki üniversitelerden ekiplerin ortak çalışma yürüttüklerini söyledi.

Arkeoloji Müzesi Müdürü Nilüfer Sezgin ise yeni müzenin zamanında açılması ve eserlerin taşınması için çalışmaların devam ettiğini, Harbiye beldesi başta olmak üzere Erzin, Kırıkhan, Arsuz, Dörtyol gibi yerlerde daha önce kazısı yapılmış ancak yer darlığı nedeniyle toprak altında bekletilen yaklaşık 400 metrekare mozaiğin müzeye naklini sürdürdüklerini kaydetti.

Mevcut müzede yer alan bin 165 metrekare mozaiğik de büyük bölümünün nakledildiğini belirten Sezgin, depolarda bulunan yaklaşık 550 metrekare ile sergilenen 650 metrekare mozaiğin de büyük bir bölümünün yeni müzeye getirildiğini söyledi.

2 bin 300 yıl önce yazılmış oyun

Arkeolog Ömer Çelik ise 1997’de tespiti yapılan, 2007’de kazı çalışmasıyla gün yüzüne çıkarılan Helenistik dönemde yaşamış oyun yazarı Menander’in 4 panodan oluşan oyun tasvir ettiği mozaiğin yeni müzeye taşındığını ve burada restorasyonunun devam ettiğini belirterek, “Bu oyunların 2 bin 300 yıl önce yazıldığını ve yazılmasından yaklaşık 600 yıl sonra MS 3. yüzyılda Romalılar tarafından mozaiğe yansıtıldığını tespit ettik. 2009 yılında da bölgede kazı çalışmalarımızı devam ettirdik. Yeni müze çalışmalarıyla toprak altında bekletilen ve üzerinde oyunların isimlerinin yer aldığı yazı ve figürlerden oluşan mozaik panoları buraya taşıdık. Ekiplerimiz bu mozaiklerin restorasyonunu yapıyor” diye konuştu.

Kaynak :  onedio.com

HATAY – İsmihan Özgüven

 

Antalya’nın Demre İlçesi’nde UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Aday Listesi’ne alınan Noel Baba Müzesi’nde restorasyon ve onarım çalışmaları başladı. Yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan çalışmalarla Noel Baba Müzesi’nin Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilmesi hedefleniyor.

Antalya’da turizmin en büyük gelir kaynakları arasında yer alan Noel Baba Müzesi’nde restorasyon ve onarım çalışmaları Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sema Doğan başkanlığında yürütülüyor.

2010 yılında Dünya Kültür Mirası Aday Listesi’ne alınan Noel Baba Müzesi’ni 2011 yılında 586 bin 590 kişi ziyaret etti. Bu yılın 8 aylık döneminde ise 355 bin 526 kişinin ziyaret ettiği Nole Baba Müzesi, 2 milyon 877 bin 969 lira gelir elde etti. Noel Baba Müzesi, Hıristiyanlarca da kutsal sayılıyor.

Noel Baba Müzesi’nin restorasyon çalışmalarına önem verdiklerini ve tarihi yapının Dünya Kültür Mirası ilan edilmesini istediklerini belirten Prof.Dr. Sema Doğan, restorasyon planlarının ünlü mimar Cengiz Kabaoğlu tarafından hazırlandığını söyledi.

Kemerler yeniden inşa ediliyor

Çalışmalarda 2 bilim insanı, 5 restoratör, 5 arkeoloji bölümü öğrencisi ve 8 işçinin görev aldığını kaydeden Prof.Dr. Doğan, çalışmaların müzenin giriş bölümünden itibaren başladığını belirtti.

Dış duvarlar ve dış bölümdeki kemerlerde derzlerin temizlendiğine değinen Prof.Dr. Doğan, tarihi yapının sağlamlaştırılacağına işaret etti. Yıkılan kemerlerin aslına uygun yeniden inşa edildiğini de vurgulayan Prof.Dr. Doğan, “Yıkılan tonozlar ve kubbeler onarılıyor. Opussectile (zemindeki yer döşemeleri, mozaikler ve dekoratif panolar) onarılıyor, restore ediliyor. Bu alanda restoratörler, çok dikkatli bir çalışma yapıyor” dedi.

Noel Baba mezarına özel koruma

FOTO: Ahmet ACAR

Yapının galeri katı olarak nitelendirilen ikinci katında daha önceki kazılarda ortaya çıkarılan buluntuların tasnif edilip, geçici depoya alındığına dikkati çeken Prof.Dr. Doğan, “Müzede yeni bir ziyaretçi gezi güzergahı oluşturuldu. Duvar resimleri ve önemli bölümlerin korunması ve elle dokunulmasının önüne geçmek için bariyerler konuldu. Kilisenin kutsal alanı olan Bema bölümüne geçiş yasaklandı. Duvar resimleri için açıklayıcı panolar, gezi güzergahı için broşür hazırlanıyor. Noel Baba’nın mezarı olan yapı, özel cam koruyucu ile korumaya alındı. Dokunulması önlendi” diye konuştu.

Hedefimiz yapıyı ayakta tutmak

Türkiye’nin zengin kültürel mirası arasında yer alan Aziz Nicolaus Kilisesi’nin (Noel Baba Müzesi) özellikle Ortadoks dünyası tarafından çok önemsendiğini vurgulayan Prof.Dr. Doğan, “Yıllık 500 bini aşkın insan tarihi yapıyı ziyaret ediyor. Türk turizmi açısından önem taşıyor. Çalışmalarımızda öncelikle yapıyı ayakta tutmaya, sağlamlaştırmaya çalışıyoruz. Noel Baba Müzesi şu anda UNESCO Dünya Kültür Mirası Aday Listesi’nde yer alıyor. Bizim asıl hedefimiz yapıyı esas listeye aldırmak” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın restorasyon için 270 bin lira kaynak gönderdiği Noel Baba Müzesi’ndeki çalışmalar yıl sonuna kadar sürecek.

 

Kaynak : [-]

“Dünyanın en eski kenti” Şanlıurfa’da “Türkiye’nin En Büyük Mozaik Müzesi”nin temeli bugün atılıyor

Savaşçı Amazon Kraliçeleri

Birkaç yıl önce Haleplibahçe semtindeki Temalı Park Projesi’nin temel kazıları sırasında MS 5. ve 6. yüzyıllarda yapıldığı sanılan, Roma dönemine ait yönetici sarayının tabanında “Savaşçı Amazon Kraliçeleri”nin av ve savaş sahnelerinin tasvir edildiği mozaikler bulundu. Bilimsel danışma kurulunun eserlerin başka bir yere nakli sırasında zarar görebileceği endişesi üzerine, projede değişikliğe gidildi. Alanda yapılması kararlaştırılan ve bir süredir üzerinde çalışılan Arkeoloji Müzesi, Arkeopark ve Mozaik Müzesi Projesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla hızlandırıldı. 200 bin metrekarelik alana inşa edilecek proje 38 milyon TL’ye mal olacak.

Temel atma töreni Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katılacağı törenle bugün yapılacak.Şanlıurfa Kültür ve Turizm Müdürü Selami Yıldız, 26 bin metrekarelik alana Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi, 4 bin metrekarelik alana ise Edessa Mozaik Müzesi’nin yapılacağını, her iki müze arasında 29 bin metrekaralik arkeoparkın yer alacağını bildirdi.

Yıldız, “Toplam 60 bin metrekare ile Türkiye’de ve bölgede en büyük müze kompleksine sahip olacağız’’ dedi. Yıldız, mozaik bakımından Türkiye’de İstanbul, Gaziantep ve Hatay’ın ön plana çıktığına değinerek, müzenin yapılmasıyla birlikte Şanlıurfa’nın bu kentlerden açık ara öne geçeceğini savundu.

 

İstanbul’da bulunan müzelerin adreslerini ve haklarında ki bilgileri aşağıda bulabilirsiniz. (Diğer Müzeler ile ilgili yazı yarın yayınlanacaktır)

Yahya Kemal Müzesi

Yahya Kemal’in özel eşyalarıyla eserlerinin sergilendiği, İstanbul Fetih Cemiyeti içindeki Yahya Kemal Müzesi hafta içi her gün 09.30-17.00 arasında ziyarete açık. Giriş ücretsiz. 212-638 61 45 Beyazıt

Proje 4L / Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi

2001 yılında “Proje4L İstanbul Güncel Sanat Müzesi” adıyla Türkiye’deki güncel sanatı ve sanatçıları desteklemek amacıyla kurulan ve inşaat döneminden itibaren bir müze olarak tasarlanan mekân yaklaşık 2000 metrekarelik alanda, pek çok sanatçıya yaratıcılıklarını sanatsal üretime dönüştürebilme imkânı sundu. Kısa sürede uluslararası standartlara ulaşan ve Türk çağdaş sanatının yurt dışında saygınlık kazanmasına önemli katkıda bulunan Proje4L, genç sanatçılarımızın dünya çağdaş sanat platformunda tanınmalarına destek oldu.

Müze, 2005 yılından itibaren, “Proje4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi” adı altında Elgiz Koleksiyonu’nu kalıcı olarak sergilemeye başladı. Artık Maslak’taki yeni mekânında yine “özel koleksiyon müzesi” kimliğiyle faaliyetini sürdürmektedir.

Dinamizmini, “Artvarium” adı ile kurduğu proje odasını süreli projeler için sanatçıların kullanımına sunarak sürdüren Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, ayrıca düzenlediği koleksiyonculuk eksenli konferans ve paneller aracılığıyla çağdaş-sanat-severlerini buluşturan bir paylaşma ortamı yaratıyor.

Müze Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri saat 10:00 – 17:00 arasında, Cumartesi günleri 10:00 – 16:00 arasında ve Salı günleri randevu ile ziyaretçiye açıktır. Giriş ücretsizdir.

Meydan Sokak, Beybi Giz Plaza B Blok, Maslak
Tel: 0212 290 25 25
Fax: 0212 290 25 26

Can Geyran Deniz Kabukları Merkezi

Dünya ve özellikle Türkiye denizlerindeki çok farklı deniz kabuklarını kapsayan, 300’e yakın türün 400 metrekarelik bir alanda sergilendiği Can Geyran Deniz Kabukları Merkezi’nin amacı öncelikle deniz kabuklarını tanıtarak deniz kültürünün gelişmesine ve sualtı yaşamının tanıtılmasına katkıda bulunmak ve koleksiyonerlerin bir araya gelip bilgi alışverişinde bulunabilecekleri sosyal bir mekan oluşturmaktır.  Ticari bir amaç gütmeyen merkezin koleksiyonunda 1000’den fazla tür deniz kabuğu bulunmakta olup, 500’den fazla yayının bulunduğu bir de kütüphanesi vardır.

Can Geyran Deniz Kabukları Merkezi Salı, Çarşamba ve Pazar günleri saat 11.00-17.00 arasında açık. Giriş ücretsiz 216-383 16 62 Dragos

Orhan Kemal Müzesi

Orhan Kemal’in tüm yaşamı ve eserlerinin sergilendiği, Kemal’in eserlerinin satıldığı ve konukların dinlendiği, kitap okuyup, bir şeyler yiyebileceği “İkbal Kahvesi”nin de içinde olduğu müze Pazar hariç, her gün açık. Giriş ücretsiz.

Tel: 0212-292 92 45
Faks: 0212 243 67 82
Akarsu caddesi No:32 Cihangir 80060 İstanbul

TÜRVAK Tiyatro Müzesi

Müzede, yaklaşık 250 yıllık bir geçmişe sahip Türk Tiyatrosu’nun başlangıcından bugününe sahne almış tiyatro topluluklarının afiş, broşür ve fotoğrafları, imzalı maaş bordroları, mask ve oyun aksesuarları, Darülbedayi’nin turnelerinde kullandığı aksesuar sandığı, Osmanlıca ve Türkçe el ilanları, bilet ve davetiyelerin yanı sıra geleneksel tiyatromuzun örneklerini oluşturan Ortaoyunu Bölümü, Akbank Kültür Koleksiyonu Karagöz ve Hacivat tiplemeleri, Darülbedayi Tepebaşı Dram Sahnesi Salonu iç ve dış maketleri, Devlet Tiyatrosu, Altan Erbulak ve Jeyan Tözüm gibi sanatçıların oyun kostümleri, yaşayan ve aramızdan ayrılmış tiyatro insanlarımızın portreleri ile, sinemamızın olduğu gibi tiyatromuzun da kurumsal ve akademik bir kimliğe kavuşmasında öncülük görevini üstlenen Muhsin Ertuğrul’a ait bireysel eşya ve özel belgelerin sergilendiği önemli ve tiyatro tarihimize ışık tutan bölümler yer almaktadır.

Pazar günü dışında her gün sabah 10.00, akşam 17.00 saatleri arasında açık. Giriş ücretsiz.

Tel: 0216 425 19 00 (10 hat)
Fax: 0216 425 19 18
TÜRVAK – Türker İnanoğlu Vakfı, Ekinciler Caddesi No:4 34810, Kavacık – Beykoz / İSTANBUL

500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi

Pazartesi – Perşembe arası 10.00 – 16.00, Cuma ve Pazar 10.00 – 14.00 saatleri arasında açık. Cumartesi ve bazı özel günlerde kapalı. Giriş 5 YTL.

Tel: 0212-292 63 33-34
Faks: 0212 244 44 74
Karaköy Meydanı, Perçemli Sok. No.1 (Selanik Pasajı Arkası) 34420 Karaköy / İstanbul
Karaköy

Askeri Müze

Askeri Müze’de 45.000`i aşkın eser arasından seçilen yaklaşık 5.000 eser sergilenmektedir. Dönem, konu gibi değişik açılardan ele alınarak gruplandırılan koleksiyon içinde çeşitli silahlar, askeri kıyafetler, çadırlar, bayraklar ve sancaklar ile benzeri türde çok değişik askeri kültür varlıkları yer almaktadır. Bunlar arasında ahşap ve maden süsleme sanatının güzel örneklerini oluşturan tüfek, tabanca, top ve kılıçlar, zarif süslemeleri ve kitabeleriyle zırhlar, kalkanlar ve miğferler, Osmanlı ordusunun görkemini vurgulayacak nitelikteki altın görünümünde tombaklar ve Osmanlı saray çadırlarının en nadide örnekleri bulunmaktadır.

Dini bayramların birinci günü, 1 Ocak ile Pazartesi ve Salı günleri dışında her gün 09.00-17.00 arasında açık.

Tel : 0 212 233 27 20
Faks: 0 212 296 86 18
Askerî Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Harbiye- Şişli / İSTANBUL

Atatürk Müzesi

Mustafa Kemal’in I. Dünya Savaşı’nın ardından Suriye cephesinden ayrılarak İstanbul’a geldiği 1918’den, Samsun’a hareket ettiği 16 Mayıs 1919’a kadar ikamet ettiği evi, 1942’den bu yana “Atatürk Müzesi” olarak hizmet veriyor.

Müzede Atatürk’ün kişisel eşyaları, Milli Mücadele ile ilgili belgelerin yanı sıra, çeşitli ressamların Atatürk ve Milli Mücadele üzerine verdiği eserler de sergileniyor.

Pazar ve Perşembe günleri  dışında 09:00 – 16:00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Giriş ücretsizdir.

Tel: 0212 240 63 19
Halaskargazi Cad. No. 250 Şişli

İstanbul Modern Sanat Müzesi

İstanbul Modern Sanat Müzesi, Türkiye’nin sanatsal yaratıcılığını kitlelere ulaştırmayı ve kültürel kimliğini uluslararası sanat ortamıyla paylaşmayı amaçlayarak, disiplinlerarası etkinliklere ev sahipliği yapan bir müze.

Türkiye’de modern ve çağdaş sanat sergileri düzenleyen ilk özel müze olarak, 2004 yılında, İstanbul Boğazı’nın kıyısında, 8.000 metrekarelik bir alanda kuruldu.

Bünyesinde barındırdığı süreli ve sürekli sergi salonları, fotoğraf galerisi, video, eğitim ve sosyal programları, kütüphane, sinema, kafe ve tasarım mağazası ile çokyönlü bir hizmet alanı sunuyor.

Salı-Pazar 10.00 – 18.00, Perşembe 10.00 – 20.00. Pazartesileri, dini bayramların ilk günü ve 1 Ocak’ta kapalı.

Meclis-i Mebusan Cad. Liman İşletmeleri Sahası Antrepo No: 4 Karaköy – İSTANBUL
Tel: 0 212 334 73 00
Faks: 0 212 243 43 19
E-Mail : info@istanbulmodern.org

Kariye Müzesi

Adını Yunanca kent dışı (kırsal alan) anlamındaki Khora sözcüğünden alan Kariye Müzesi, günümüze kadar en iyi korunarak gelen Bizans eserleri arasındadır. Yapımı 5. yüzyıla denk gelen kilise,  önemli dini merasimlerde saray şapeli olarak kullanılmıştır. Kariye’deki mozaik ve freskler Bizans resim sanatının son dönemine ait en güzel örneklerdir. Kariye, 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Kilise olarak kullanılmış, 1511 Vezir Hadım Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiştir.1945 yılında müzeye dönüştürülmüş, 1948–1958 yıllarında Amerikan Bizans Enstitüsü’nün yaptığı mozaik ve freskoların üzeri açılarak ortaya çıkarılmıştır.
Çarşamba günleri dışında her gün 09.00–16.30 saatlerinde gezilebilir. Yaz saati uygulaması vardır.
Edirnekapı- Fatih/İSTANBUL
Telefon: (212) 631 92 41 – (212) 522 09 89

İstanbul Arkeoloji Müzesi

19. yüzyıl sonlarında ünlü ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından, İmparatorluk Müzesi olarak kurulan İstanbul Arkeoloji Müzesi, çeşitli kültürlere ait sayısı bir milyonu aşan eseriyle, dünyanın en büyük müzeleri arasında yer almaktadır. Müzenin kolleksiyonu içinde, Balkanlar’dan Afrika’ya, Anadolu ve Mezopotamya’dan Arap Yarımadası’na ve Afganistan’a kadar, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde yer alan medeniyetlere ait eserler bulunmaktadır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç müzeden oluşmaktadır.
1883 yılında Osman Hamdi Bey tarafından ülkemizdeki ilk Sanayi-i Nefise Mektebi (Güzel Sanatlar Akademisi) olarak yaptırılan binanın içinde bulunan Eski Şark Eserleri Müzesi; Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472 yılında yazlık köşk olarak yaptırılan ve ülkemizin en zengin ve önemli Müzesi, 1992 yılında Avrupa’da 45 müzenin katıldığı yarışmada birinci olarak Avrupa Konseyi tarafından “Yılın Müzesi” seçilmiştir.
Telefon: (212) 520 77 40 – 520 77 41

Sakıp Sabancı Müzesi

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, İstanbul’da Boğaziçi’nin en eski yerleşimlerinden Emirgan’da yer almaktadır.

1966 yılında  Sakıp Sabancı tarafından sürekli konut olarak kullanılmaya başlanan Atlı Köşk, uzun yıllar Sakıp Sabancı’nın zengin hat ve resim koleksiyonunu barındırmış, 1998 yılında da içindeki koleksiyon ve eşyalar ile müzeye dönüştürülmek üzere Sabancı Üniversitesi’ne tahsis edilmiştir.

Modern bir galerinin eklenmesiyle 2002 yılında ziyarete açılan Müze’nin sergileme alanları 2005 yılındaki düzenleme ile genişletilerek, teknik düzeyde uluslararası standartlara kavuşmuştur.

Bugün Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi zengin koleksiyonu, kabul ettiği kapsamlı uluslararası geçici sergileri, konservasyon birimleri, örnek eğitim programları, yapılan çeşitli konser, konferans ve seminerleriyle çok yönlü bir Müzecilik ortamı sunmaktadır.

Sakıp Sabancı Cad. No:42, Emirgan – İstanbul
Tel  : 0 212 277 22 00
Fax : 0 212 229 49 14
E-posta adresi : muze@sabanciuniv.edu

Basın Müzesi

Basın Müzesi`nin salonlarında basın teknolojisinin başlangıçtan bu yana geçirdiği evrimi izlemek olasıdır. Taşbaskı örnekleri, düz baskı makinesi, rotatif tipo entertip, prova tezgahları, giyotin, eski daktilolar, teleksler, telefotolar arasında ücretsiz olarak nostaljik bir gezi yapabilirsiniz.

Pazar günleri haricinde her gün 10.00-17.00 saatleri arasında açıktır. Müzeye giriş ücreti alınmamaktadır.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, Divanyolu Cad. No:84 Çemberlitaş İstanbul
Tel: 0212 513 84 58 – 511 08 75
Fax: 0212 513 84 57

İstanbul Deniz Müzesi

Türkiye’nin denizcilik alanında en büyük müzesi olan İstanbul Deniz Müzesi, içerdiği koleksiyon çeşitliliği açısından dünyanın sayılı müzelerinden biridir. Koleksiyonunda yaklaşık 20.000 adet eser bulunmaktadır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı olan Deniz Müzesi, Türkiye’de kurulan ilk askeri müzedir. Ana sergi binası 3 katlı olup,binada bulunan 4 büyük salon ve 17 oda, sergi alanı olarak kullanılmaktadır.

Yılbaşı ve dini bayramların ilk günü ile Pazartesi- Salı günleri dışında her gün 09.00 – 12.30 ile 13.30 – 17.00 arası ziyarete açık.

Barbaros Meydanı, Beşiktaş İstanbul
Tel: 0212 327 43 45

Depo Müze

Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli mimari eserleri olan saraylar ve köşklerin kamusallaştırılması sırasında, yeni dekorasyonlarda kendilerine yer bulamadığı için depolara kaldırılan, gerek günlük yaşamda, gerek özel günlerde kullanıma yönelik eşyalar, artık Depo Müze’de sergileniyor.

Müzede, depolanan eserler arasından seçilen kristal-cam ve metal sofra takımlarına ait objeler, silahlar, muhtelif yazı takımları, porselenler, eski telefonlar, sinema makineleri, mutfak gereçleri, ısıtma araçları, perde kornişleri, ipek dokumalar ve minderler teşhir ediliyor. Müze’ye bağlı Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde ise, dönemsel sergilere yer veriliyor.

Müzenin en önemli özelliği ise, sadece sergilenen eserlerin değil, depolanan eserlerin de ziyaretçilere açık olması. Depo Müze, pazartesi günleri hariç, her gün saat 09.00 – 17.00 arasında gezilebilir.

Bilet Fiyatı: Tam: 2 TL – İndirimli: 1 TL
Fotoğraf çekimi: Tam: 6 TL – İndirimli: 3 TL
Video çekimi:  Tam: 15 TL – İndirimli: 7.5 TL.

Dolmabahçe Caddesi Beşiktaş İstanbul (Eski Dolmabahçe Kültür Merkezi Binası)
Telefon: 0212 236 90 00 / 1339
Fax: 0212 236 90 00 / 1804

Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi)

1491 yılında Beylerbeyi İskender Paşa’nın av çiftliği üzerine inşa edilen Galata Mevlevihanesi, Osmanlı döneminde uzun yıllar boyunca bilim ve edebiyat çevrelerinin önemli bir merkezi olmuştur. Mevlevihanelerin çevresinde toplanan pek çok kişi güzel sanatların pek çok dalında öğrenim görmüş ve bilimsel alanda kendilerinden uzun uzun söz ettirmişlerdir. Beyoğlu semtinde Yüksekkaldırım`a inen yokuşun başında yer alan mevlevihane, İstanbul`un en eski mevlevihanesidir.

Külliye halinde inşa edilmiş olan mevlevihane; semahane, derviş hücreleri, şeyh dairesi ve hünkar mahfeli, bacılar kısmı, kütüphane, sebil, muvakkithane, mutfak, türbeler ve hazineden oluşmaktadır.

Pazartesi hariç 09.30 – 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

Galip Dede Caddesi No:15 Tünel Beyoğlu İstanbul
Telefon: 0212 245 41 41
Fax: 0212 243 50 45

Doğançay Müzesi

Türkiye’nin ilk çağdaş sanat müzesi olan Doğançay Müzesi, kapılarını 2004’te halka açtı. Beyoğlu’nda, 150 yıllık beş katlı tarihi bir binada yer alan müzede Burhan Doğançay’ın eserlerinden küçük bir retrospektifle, babası Adil Doğançay’ın eserleri sergileniyor. Sanatçının müzede yer alan eserleri, onun erken dönem figüratif resimlerinden başlayıp, kent duvarlarından ilham alan işlerine ve fotoğraflarına uzanan elli yıllık sanatsal gelişimini kapsıyor.

Müze hergün 10.00 – 18.00 arası açıktır. Hergün 15.00 – 17.00 arası ücretsiz çay servisi vardır. Giriş ücretsizdir.

Balo Sokak No: 42, Beyoğlu 34335 İstanbul
Tel: 0212 244 77 70 – 71
Fax: 0212 244 74 18

Eski Şark Eserleri Müzesi

Arkeoloji Müzesi bünyesinde yer alan Eski Şark Eserleri Müzesi’nde, I. Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı idaresindeki Mısır ve Orta Doğu ülkelerinden getirilen kültür eserleri, Anadolu uygarlıklarına dair buluntular sergilenmektedir.

Mezopotamya, Mısır ve Anadolu kültürlerine ait eserlerin yanı sıra Eski ve Yeni Sümer çağlarına ait eserlerin yer aldığı müze, 70 bin levhadan oluşan çok zengin, nadide bir çivi yazısı koleksiyonuna da sahip.

Pazartesi günü dışında her gün 09.30-17.00 arasında gezilebilir. Giriş 5 TL, indirimli ücretsiz.

Sultanahmet Meydanı, Topkapı Sarayı bahçesi Sultanahmet İstanbul
Tel: 0212 520 77 40

 

MÜZELERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN…

Vitray tasarımları ve uygulamaları sergisi Sanatçı İzzettin BAKİ ile  02-Nisan-2011/28-Nisan-2011 Tarihleri arasında “Nar Sanat Sergi Salonunda”.

Vitray Hakkında

Dilimize Fransızca’dan gelen ” Vitray ” kelimesinin Türkçe karşılığı “Cam Resmi” dir. Vitray, yapısı gereği ışıkla bütünleşen ve ortaya çıkan malzeme olması nedeniyle, doğru yerde kullanılmalı. Vitrayın dili mimarinin vazgeçilmezi olması yanında, sivil mimaride de yerini doğru tespit etmek şartıyla binaya ayrı bir değer veren yapısı vardır. Vitrayı her cam sanatçısı kendine özgü çalışma stilleri ile üretebilir. Vitray genelde on temel teknik üzerine şekillenir; kurşunlu, tifany, mozaik, alçılı, kumlama, koparma, yığma, cam-altı, asit indirme, füzyon tekniği şeklinde sayılabilir.

Sergiden Görüntüler