Şunun için etiket arşivi: Model

Piyano satınalma ve piyano eğitimi alma rehberi. Hangi piyanoyu almalıyım. Nasıl bir piyano almalıyım.

Sizler uzun yıllardır sanat eğitimi veren kurumumuzu süreç içerisinde pek çok kişi piyano ve piyano eğitimi konusunda bilgilenmek için ziyaret ediyor veya arıyor. İster öğrenci adayımız olsun isterse uzak yerlerde olup öğrencimiz olamayacak kişiler olsun pek çoğumuz;  “Piyano ve piyano eğitimi konusunda” bir takım merak edilen konular hakkında sağlıklı bilgi edinemediklerini dillendiriyor. Bizde sizler bir nebzede olsa yardımcı olmak amacıyla  aşağıdaki yazıyı kaleme aldık.

SONY DSC

Hayatınızın herhangi bir döneminde piyano ile tanışma fırsatı bulamamış olabilirsiniz. Ve bir gün siz veya yakınınıza  piyano dersi almaya karar verince sizin uzmanlık alanınız piyano olmadığı için, piyanoları birbirlerinden ayırt etmekte zorlanıyor ve “hangi piyanoyu almalıyım?” diye kafanızda soru işaretleri oluşuyorsa…  Elbette ki çaresiz değilsiniz…

Piyano eğitimini hangi kurumdan ve hangi öğretmenden almalıyız.

Etrafınızda çeşitli kurum ya da kuruluşlardan birinde,  değerli piyano hocası/eğitmeni/öğretmeni ile çalışma fırsatını yakaladınız. Tebrikler.. Ders alacağınız eğitmen hakkında bilgi sahibi olunuz. Tecrübesi, iş deneyimi, pedagojik bilgisi ve enstrüman hakimiyeti hakkında emin olunuz..( Enazından kuruma uğrayınız ve birkaç dakika eğitmenlerle sohbet ediniz hiçbir kurum buna hayır demez) Unutmayın!… Enstrüman eğitiminde yanlış alınan eğitimin düzeltilmesi çok uzun zaman alır ve bazen de öğrenme süreci kadar emek vermek gerekir. Dolaysıyla eğitim alacağınız eğitmen, kurumun motive etme ve donanımları ile sanata yaklaşımını da göz önüne almak gerekir.

Özellikle daha küçük yaştaki çocuklarda bu durum daha önem taşır lütfen eğitmenleri ve kurumu inceleyiniz. Yeterliliklerini ve kuruma çocuğunuzun ilk geldiği andaki intibasını önemseyiniz.

(Çocuğunuza eğitim verecek bir piyano eğitmeni ona sadece notasyon bilgisi vermeyecek, ona hayatı boyunca sahip olacağı bir değeri fark ettirecektir. Piyano çalmak, ciddi sabır gerektiren bir iş olduğu gibi küçük çocuklara piyano öğretmek de bir o kadar sabır gerektirir ve bu alanda öğretmen olmak ayrı bir sanat‘tır.)

Doğru piyano eğitmenini ve kurumu buldunuz, kayıt yaptırdınız. Ya şimdi?

Piyano dersine başladınız. İlk derste nota bilgisi ve piyanoya oturuş ve tuşlar hakkında bilgiler aldınız. Çoğu eğitmen ilk bir kaç ay evde piyano olmamasına pek ses çıkartmaz. Eğitime devam edilip edilmeyeceği konusunda öğrencinin kesin karar vermesini bekler.

– Hocam evde orgum var, tuşları zaten aynı, ne zaman piyano alabilirim bilmiyorum. Acaba piyano alana kadar orgla çalışsam olur mu?

Piyano yok org verelim?

örnek Org/Keybord

Örnek Org/Keybord

 

Çoğu piyano eğitmeni bu gibi sorularla hep karşılaşır. Aslında verilmesi gereken cevap kesinlikle HAYIR dır. (Unutmayınız ki dijital piyano veya klavye asla bir orgla kıyaslanamaz  gayet basit org farklı bir işlevselliğe sahiptir) Ama maddi imkansızlıklar, evin müsait olmayışı, komşuların rahatsız olmaları v.s. gibi bahaneler yüzünden çoğu eğitmen esnek davranmaya çalışır. Cevabın hayır olmasının aslı şudur: Piyano ve org arasında aslında çok fark vardır. Tek benzerlikleri tuş şeklidir. Standart bir piyano 7,5 oktav ve 88 tuştan oluşmaktadır. Orgların ise oktav ve tuş sayısı değişmektedir. Piyanolarda tuş hassasiyeti denilen bir özellik vardır. Eserleri seslendirirken nüans terimlerini bu özellik sayesinde uygulayabiliyoruz. Piyanoların tuşlarının dışı kaplamadır ama içi tamamen ağaçtır, bu önemli bir ayrıntıdır. Çünkü hem tuşların bir mekanizmaya bağlı oluşu ve bu mekanizma ile hareket edişi, hem de içlerinin ağaç olmasından dolayı, tuşlar olması gereken ağırlığa sahip olurlar. Ve bu ağırlık da parmaklarımıza zamanla bir güç ve esneklik kazandırır, bizi geliştirir.  Birkaç marka dışında orgların çoğunda bu özellik olmadığı gibi, çoğu orgların çıkardıkları piyano sesi oyuncağı andırmaktadır. Bu da piyano eğitimi alırken geliştirebileceğimiz kulak eğitimini olumsuz yönde etkilemektedir. Org eğitimi ve piyano eğitimi birbirinden farklı teknik ve metod gerektirir. İleri düzeylerde piyano çalarken işin içine pedal da girecektir ki, orgda pedal yokturPiyanolarda üç pedal vardır. Bunlardan en sağdaki sesi açan, yayan bir etki yaratan, tabiri caizse yankılandıran  pedal, ortadaki pedal, sesi %50-60 oranında azaltmaya yarayan susturucu bir pedaldır, en soldakiyse, bazı eserlerde nüansı (yorumu) etkileyen tuşeyi ve hissiyatı yumuşatan pedaldır.

İşin özü şu: Piyano eğitimi almaya kesin karar veren bir kişi en geç bir iki ay içerisinde özellikle kurum çalışma imkanı sunmuyor veya sizin çalışma imkanı sunan kuruma gidip çalışma için vakit ayıramıyorsanız evinize piyano almanız eğitimin ilerlemezsi anlamında gerçekten önemlidir.

Dijital Piyano alınır mı?             

dijital piyano örneği

Örnek dijital piyano

 

Piyano eğitimi alanların sıkça karşılaştığı bu soruna değinmeden geçemeyeceğiz. Elbette konum, maddi olanaklar ev ve gürültü ile bakım gibi konular devreye girince dijital piyano önplana çıkmaktadır. Tüm bu olanaklar değerlendirilip bakıldığında imkanlar el veriyorsa akustik piyano tercih edilebilir fakat akustik piyanoların fiyatının daha yüksek olması, akort, taşınma v.s. gibi sorunlar (bir sonraki paragraflarda detaylı olarak değineceğiz) bir çoğumuz için dijital piyano ön plana çıkmaktadır.

Dijital piyano alırken neye dikkat etmeliyiz :

Artık bir çok piyano satan galeri sahipleri, alıcıları için kolaylıklar sağlamaktadırlar. Yeni başlayanlar için ya da maddi durumları açısından çok temiz ikinci el piyanolar, komşuları rahatsız olanlar için kulaklıkla çalışılacak dijital piyanolar ( ki bu tarz piyanolar çok rağbet görüyor) mevcuttur. Hatta teknoloji o kadar gelişti ki tellerin üzerine yapılan küçük bir mekanizma ile akustik piyano, dijital hale getirilebiliyor. Yani bu sayede gecenin üçünde bile kulaklıkla akustik piyano çalışabiliyoruz… . (Unutmayınız; Nar Sanat, öğrencilerine  derslikler müsait olduğu sürece sabah 09:00-akşam 21:00 saatleri arsında hiçbir ücret almaksızın piyano ve derslikleri kullanıma açmaktadır.)

Dijital piyanolarda da akustiklerde olduğu gibi fiyat yelpazesi oldukça geniştir. Öncelikle elbette piyano eğitmeninizin önerisini dikkate alın fakat bunun yanı sıra satın alma sonrası teknik destek, tuşelerin sağlamlığı ve basma gücü, bilinirlilik ve daha önce alıp denemiş olanların tavsiyesine kulak asın. Gereksiz düğme kalabalığından uzak durmaya çalışın. (Çok düğme özellikle çocuklarda dikkatin tuşelerden uzaklaşmasına yol açabiliyor)  “Fiyatı daha yüksek olan daha iyidir” mantığının yanlış olabileceğini göz önüne alın. En son teknoloji en uygunu olmaya bilir hatta bazen son modelden öncekiler fiyat/kazanç oranına göre daha uygun bile olabilir. Önemli olan ses ve dokunuşta akustik piyanoya yakınlıktır. Kaldı ki özellikle çocuk öğrenci söz konusuysa piyano eğitiminden vazgeçmeyecek durumunda ise dah üst model veya akustiğe yönelmenizi tavsye ederiz malumunuz piyano gitar değildi çocuğumuz vazgeçerse duvara asalım.

Piyano almadan önce iyice araştırma yapın, marka, model ve fiyat karşılaştırması yapın. Bu işe yıllarını vermiş çok uzman galeriler var. Eğitmeninizin ve galeri sahiplerinin tavsiyelerine kulak verin. Size en uygun piyano elbette vardır.

Akustik piyano, yalnızca piyano çalmayı, olması gereken performansı elde etmeyi, el ve parmak gelişimini doğru düzeyde sağlamayı, gerçekten bir klasik piyanist yaratmayı amaçlar. Tek amaç doğru bir performans, doğru bir tuşe, doğru bir gelişimdir. Akustik bir piyanoda yapılabilecek tek şey çalmak ve çalışmaktır. Çok fazla boşa vakit geçirmezsiniz. Daha önceden öğrendiğiniz bir parçayı o anda çalmak bile parmaklarınızı çalıştırır, size pratik yaptırır.

Org da ise her şey çok farklıdır. Çünkü Org; tuşları son derece hafif olan ve popüler müzik yapmak için tasarlanmış bir enstrümandır. Piyano eğitiminde olduğu gibi 10 parmakla nota çalınmaz! Sağ elimiz notanın ana ezgisini çalarken, sol elimiz de orgun içerisindeki ritimlerle ana ezgiye eşlik edecek akorlara basar. Burada amaç tamamen eğlence müziği yapmaktır. Orgların bol bol düğmesi vardır çünkü içinde çeşitli enstrüman sesleri, çeşitli fonksiyonlar vardır. Bu fonksiyonların hiç birini piyano dersi alırken kullanmadığımızı tekrar hatırlatmak isterim.

Çalış stilleri de, teknik yapıları da, öğrenme şekilleri de birbirinden farklı olan bu iki alet nasıl olur da başlangıç aşamasında birbirlerine alternatif olabilirler? Nasıl çocuğunuz voleybolu basketbol topu ile oynayamazsa, piyano dersini de orgla çalışmak onu son derece yanlış yerlere sürükler. Yanlış teknik oturur, yerleşir ve bu çalışma şeklinin devamlılığı sürdükçe de, ya kolu sakatlanır, ya da bu işi doğru bir şekilde öğrenemez ve zamanla da bir şeyler öğrenemediği için piyano dersinden soğur. 

Orgla piyano çalışmanın sonucunda, yanlış oturmuş ve yerleşmiş bir tekniğe sahip olup, sonrasında onu değiştirmek ve düzeltmekle uğraşmaktansa, ya da çocuğunuzun bu işten soğuyup uzaklaşmasındansa, piyano alabileceğiniz süreye kadar, çocuğunuza piyano dersi aldırmayın, inanın bana çok daha doğru bir şey yapmış olursunuz.  Çünkü piyano çalmayı öğrenirken edinilmesi gereken bazı teknik bilgiler var. Öğrenilmesi ve alışılması gereken bazı temel kurallar var. Bunlar baştan doğru sağlanamazsa , sonrasında yanlışı düzeltmek ya da o yanlış teknikle piyano çalmak çok daha zor.

Akustik piyano alırken nelere dikkat etmeliyim, Nasıl bir piyano almalıyım?

Örnek Akustik Duvar/Konsol Piyano

Örnek Akustik Duvar/Konsol Piyano

Akustik piyanolar konsol ve kuyruklu olmak üzere ikiye ayrılır. Öncelikle konsol piyanolardan bahsedelim:  Konsol Piyano; duvar tipi piyanolara, yani sırtı duvara dayanan piyanolara denir. Tel boyları daha kısa oldukları için, kuyruklu piyanoların aksine dik bir şekilde durur ve daha az yer kaplarlar, sesleri de kuyruklu piyanolar gibi rahatsız edici yükseklikte değildir, ev ortamında rahat çalışabilmeniz için tasarlanmışlardır. Konsol Piyanoların Tel boyları/uzunlukları 108cm den başlar 135cm ye kadar çıkar. Zaten 135cm den sonra da, hem görsel açıdan gözü yormaması adına, hem de mekanizmanın daha sağlıklı işleyebilmesi için yatırılarak, kuyruklu piyano olarak üretilirler. Konsol piyanoların oldukça zengin çeşitleri vardır, her amaca uygun ölçüde ve fiyatlarda üretilmişlerdir. Eğer piyano eğitimini amatör olarak alacaksanız, ya da sadece hobi amaçlı devam ettirecekseniz, çok büyük ölçülerde ve profesyonel bir piyanoya ihtiyacınız olmadığını hatırlatalım. 108 ila 118cm arası konsol piyanolar size yeterli olacaktır. Ama ilerde bir ihtimalde olsa bu eğitimi profesyonel olarak devam ettirme durumu söz konusu ise, bir daha masraf yapmamanız için minimum 118cm lik bir piyano almanızı öneririz. Tabi bu durum piyanonun markasına ve modeline göre de değişiklik gösterecektir. Şöyle düşünün, her 1600 motorluk araba aynı performansı vermiyor öyle değil mi?

Konsol piyanonun seçimi aşamasında, ne kadar zamandır piyano  dersi aldığınızı, ya da bu işte ne kadar hevesli olduğunuzu, yaşınızı ve bu işe ayırdığınız bütçeyi vb. gibi detayları satış elemanlarına ya da piyano öğretmenlerimize anlatırsanız, sizi çok daha iyi yönlendireceklerdir ve sizin için en doğru seçimi göstereceklerdir.  Çünkü konsol piyanolar da kendi aralarında gruplanmaktalar. Sizin için en doğru yolu ancak bu şekilde gösterebiliriz. Bir kuyruklu piyanonun performansını veren konsol piyanolar bile bulunmakta. Amacınız sadece bir hobi eğitimi almak ise, yanlış ürüne yanlış yatırımlar yapmayınız. Apartmanda ses problemi yaşıyorsanız, akustik bir piyanoya silent sistem dediğimiz tamamen sessiz ve kulaklıkla çalışılabilen bir mekanizmayla da sahip olabilirsiniz. Değişik marka piyanolarını incelerken, aynı piyanoların silent olan versiyonlarını da inceleyebilirsiniz. Apartmanlardaki piyanodan kaynaklı ses problemleri silent piyanolar sayesinde artık yaşanmamaktadır. Türkiye’de akustik piyanolara sonradan silent piyano sistemi için makina takan firmalar da var, ama sakın sonradan bu işlemleri yaptırmayınız. Fabrika ortamında değil de sonradan takılan silent sistemlerde, hem piyanonuzun ana garantisini kaybedersiniz hem de piyanonuzun tamamen sökülüp baştan takılması gibi bir durum söz konusu olacağı için, bu aşamada yapılan hatalarda piyanonuzdan çalarken garip sesler (rezonans) elde edersiniz.

Elbette unutmayınız ki her taşınmanızda veya yer değiştirmenizde piyanonuzun akordu değişebilir veya zarar görebilir.  Uzman taşıyıcılardan yardım almanız gerekmektedir.

Akustik piyano çeşitleri hakkında da bilgi sahibi olalım :

Duvar (Konsol) piyanoları boyutlarına göre ayrılır:

  • Küçük piyano:

Küçük boyutlardaki spinet piyanoların boyutu 91.4 cm’dir.

  • Konsol piyano:

Uzunluğu yaklaşık 101.6 cm’dir.

  • Stüdyo piyano:

Uzunluğu yaklaşık 114.3 cm’dir.

  • Profesyonel piyano:

Profesyonel piyanolar 121.9 cm uzunluğunda ve yüksekliğindedir.

Kuyruklu piyano

  • Tam kuyruklu:

Tam kuyruklu piyanolar genellikle tavanı yüksek yerlerde, örneğin otellerde veya büyük sahnelerde kullanılır.

  • Yarım kuyruklu:

Tam kuyruklu ile benzerdir.

  • Çeyrek kuyruklu:

Çeyrek kuyruklu piyano ise evlere girebilir. Ancak kuyruklu piyanolar duvar piyanolarına göre sesi daha iyi ve kuvvetli verdiği için apartman dairelerinde tercih edilmemelidir.

kuyruklu piyano örneğiArtık bir piyanomuz var. Şimdi ne olacak?

(Akustik piyano  nereye nasıl yerleştirmeliyim, nasıl taşımalıyım, nasıl bakım yapılmalı)

Akustik  piyanoyu evde yerleştireceğimiz alana çok dikkat etmeliyiz.  Akustik Konsol Piyanoların ses tahtaları duvara dayandıkları yerde bulunduğundan, piyanonuzu aldıktan sonra duvara çok fazla sıfır gelecek şekilde dayamayınız. Piyanoyu dayadığınız duvarın içinden su borusu geçmemesine dikkat edin, rutubetten, sıcaktan ve soğuktan etkilenmemeleri içinde lütfen piyanonuzu binanızın dış cephe duvarına dayamayınız, iç cephe duvarı olmasına dikkat ediniz. Piyanonuzu peteklerin yada şöminelerin yanına koymayınız ve üstlerine klima çalıştırmayınız.  Piyanoyu, olanaklarınız el verdiği ölçüde yerinde tutun ve çok sık yer değiştirmeyiniz. Her taşınma ve yer değişikliği piyanonuz için bir risk oluşturur. Ama ille de taşınması gerekiyorsa, alanında uzman kişiler tarafından taşınmasına dikkat ediniz. İlk akort kısa sürede düşebilir. Bu akordu yapan kişinin yada galerinin hatası değildir, endişelenmeyin, bu piyanonun kalitesizliğini de göstermez. Sadece çalgının çok ince ayarlanması gereken tellerinin, henüz yerlerine alışamadıklarını gösterir. İlk dönemlerde piyano akordunuzu yılda 2 kere yaptırmanız piyanonuzun markası ne olursa olsun akort ömrünü uzatacaktır. Bir kaç yıl sonra akortlanmaya alışan piyano, daha uzun süre akortlu kalmaya başlayacaktır. Tüm bunlara dikkat ettikten sonra, piyanonuz da kesenize dikkat edecek ve sizi hiç üzmeyecektir.

Hayırlı olsun. Haydi şimdi piyano çalışmaya…

Not: Ürünleri alırken biliyoruz ki satış sonrası desteği de göz önüne alacaksınız.

Bu arada eğitimle ilgili sorularınız olursa istediğiniz zaman kurumumuzu ziyaret ederek destek alabilirsiniz. Yeter ki siz sanatla ilgilenin.

 

Nar Sanat Eğitim Kursu

Ersin SARACİK

Piyano Öğretmeni

 

Dershanelerin kapatılma kararı ve ÖYS ve ÖSS sınavlarında yaşanan olumsuzluklar kurumları yeni arayışlara itti. Asıl olması gereken sisteme doğru hızlı bir gidiş var. Belkide ilk kez doğru adımlar atılarak öğrencinin durumunu değerlendirmek yerine körükörüne eğitim sisteminde köklü bir değişikliğe gidilecek.

oss-giriş-sistemi

Eğer başarılabilirse gerçekten sosyologların deyimiyle ; Kendine  yabancılaşmış ve sınav sistemi ile boğuşan yaratıcılıktan uzak sistemden vaz geçilecek. Geç kalınmış olsa dahi dileriz adil ve iyi, çağdaş bir eğitim için torpil, kayırma ve benzeri durumları bertaraf etmek için okul mezuniyet puanı+Sosyal ve sanatsal eğitim ve etkinlikler+ Üniversitelerin sınav ve mülakatları” ile en az adaletsiz sisteme biran önce geçiş yapılır. Ve elbette denetimli kaliteli eğitim veren sanat kurslarının değeri de anlaşılır olur.

Lise geçiş sistemini değiştiren MEB şimdi de üniversitelere girişte uygulanacak yeni sistem üzerinde çalışıyor

Bu yıl liselere geçişte sistemi değiştiren ve yılda 6 dersten yapılan 12 sınavın sonuçlarının yüzde 70 etkili olması uygulamasını getiren Milli eğitim Bakanlığı (MEB) üniversitelere geçiş için de yeni bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Üzerinde çalışılan sistem “ders dışı etkinliklerin” de dikkate alınmasıyla ABD’deki üniversiteye giriş sistemine benziyor.

DERS DIŞI UĞRAŞLAR

Habere göre, Tarabya İngiliz Okulları’nın düzenlediği “Liseden Üniversiteye Geçişte Farklı Bakış Açıları” paneline katılan MEB Yükseköğrenim ve Yurtdışı Eğitimler Genel Müdürü Yrd. Doç. Dr. Semih Aktekin, yükseköğretime geçişte üzerinde çalıştıkları yeni sisteme dair bilgiler verdi.

Aktekin, “Yükseköğretime geçişte öğrencinin ders dışı uğraşlarını, sanat, spor ve boş zaman etkinliklerini de göz önüne alarak puanlandıracağımız bir sistem düşünüyoruz. Eğitimde bilgiyi önceleyen sistem yerine becerileri de ön plana alan yeni bir sistem kurmanın peşindeyiz” diye konuştu.

Bakanlığın üzerinde çalıştığı bu sistemde yalnızca öğrencinin notları ya da ders dışı etkinlikleri üniversiteye geçişte yeterli olmayacak. Merkezi olarak yapılacak sınav sonuçları da etkili olacak. Üzerinde durulan iki sınav modeli var.

Bunlardan biri tıpkı liselere geçişte 6 dersten toplam 12 sınavın merkezi olarak yapılmasını öngören Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi’nde (TEOG) olduğu gibi liselerde de bazı derslerin merkezi olarak yapılması. 5 ya da 6 dersten merkezi olarak sınavlar MEB tarafından yapılacak ve yerleştirme puanının hesaplanmasında tıpkı liselerde olduğu gibi bu sınav sonuçları etkili olacak.

Bir başka sınav modeli ise Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) yapılması ve bunun sonuçlarının kullanılması. Ancak bu sınavın YGS gibi yılda bir kez değil, ABD üniversitelerine girişte sonuçları dikkate alınan SAT gibi yılda birkaç kez yapılması öngörülüyor.

HEM SINAV SONUCUNA HEM SOSYAL ETKİNLİĞE BAKIYOR

yetenek-sınavları

ABD üniversiteleri kendi şartlarını kendileri belirliyor. Üniversitelere başvurular öğrenci tarafından yapılıyor ve üniversiteler öğrencilerini seçiyor. Yani merkezi bir yerleştirme sistemi yok. Ancak başvuruda iki aşamalı sözel ve matematik becerilerin ölçüldüğü SAT ile İngilizce , matematik, okuma ve bilimsel muhakeme bilgisinin ölçüldüğü ACT (American College Test) sınav sonuçları istenir. Ayrıca lise notları, okul ve sınıf sıralaması, sosyal etkinlikler, niyet mektubu, öğretmenlerin tavsiye mektubu başvuru dosyasında yer alır ve etkilidir. Değerlendirme bu dosya üzerinden yapılır.

Ünlü İtalyan ressam Botticelli’nin iki tablosuna TV8 rejisinin uyguladığı sansür TV8’de gündüz kuşağında program yapan Oylum Talu’yu isyan ettirdi. 

Sandro Botticelli'nin "Venüsün Doğuşu" tablosu

Sandro Botticelli’nin “Venüsün Doğuşu” tablosu

Tv 8’de yaşanan sansür skandalını Milliyet Tv yazarı Sina Koloğlu bugünkü köşesine taşıdı.

Sina Koloğlu’nun yazısının ilgili bölümü şöyle:

TV8’de gündüz kuşağında program yapıyor Oylum Talu. Geçen gün konu Botticelli’nin, ‘Venüs’ün Doğuşu’ ve ‘Primaverra’ adlı iki tablosuna geldi.

Rejideki arkadaşlarından yayına alınmasını istedi bu eserlerin. Ara anonsunda “Arkadaşlar yayına hazırlıyorlar” diye ekledi.

Aradan zaman geçti. Oylum Talu, “Venüs’ün Doğuşu’nu yayınlayamıyoruz. Bizim ekibimiz sanat eserini sansürlemeye karar verdi. Dünyanın gelmiş geçmiş  en önemli eserini sansürleyerek yayınlayacakmışız. ‘Venüs’ün Doğuşu’ sansürleniyorsa,  atalım kendimizi camdan” diye son noktayı koydu.

Bu tabloyu yayınlasa ne olurdu TV8?

RTÜK’e şikayet yağardı, “Çıplak kadın gösteriyorlar” diye. RTÜK de “Gençlerin ve çocukların ayakta olduğu saat diliminde böyle resim gösterilir mi?’ diye oy çokluğuyla ceza kararı alırdı. Büyük olasılıkla Acun Ilıcalı’ya da ‘muhafazakâr’ çevrelerden tepkiler gelirdi. Oylum Talu’nun da işine son verilebilirdi mesela.
Botticelli 1482’de bu resmi yapmış.
Geç bunları geç. O tablo Botticelli’nin, kısaca çizdiğim de bizim tablomuz.

Kaynak :[-]

Sandro Botticelli Kimdir?

Sandro Botticelli.

Sandro Botticelli.

Asıl adı Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi olan, ama daha çok Sandro Botticelli ya da Il Botticello (“Küçük Fıçı”) lakabıyla bilinen İtalyan ressamı (1 Mart 1445 – 17 Mayıs 1510). (“Küçük Fıçı”) lakabı aslında kuyumcu ağabeyi Antonio Filipepi’ye aittir. Ancak resim eğitiminden önce ağabeyinin yanında çıraklık yaptığı süreçte Alessandro da aynı lakap ile anılmaya başlanmıştır. Kuyumcu çıraklığını bırakarak genç yaşta Fra Filippo Lippi’nin atölyesinde resim, desen ve geometri öğrenmiştir. İlk yapıtlarından olan Yudit Öyküleri’nde (1472, Floransa, Uffizi Galerisi) Lippi’nin ve Lippi’den sonra yanlarında çalıştığı Antonio del Pollaiolo ve Verrocchio’nun etkileri görülür.

1470 yılında, henüz ilk tablolarıyla büyük ün kazanmıştır. Özellikle Müneccim Kralların Tapınması (1475-1476, Uffizi Galerisi) ve Madonna (Louvre Müzesi) bunlar arasında sayılabilir.

1481’de Papa IV. Sixtus tarafından Roma’ya davet edilmiş; Rosselli, Ghirlandaio ve Perugino ile birlikte Sistina Şapeli’nin süslemesinde çalışmıştır. Burada Musa’nın yaşamını canlandıran 3 fresk ile Şeytanın İsa’yı Ayartma Çabaları’nı yapmıştır. Bu eserlerinde zengin ayrıntılar görülür.

1480-1490 yıllarında, olgunluk döneminde Floransa’da Lorenzo de’ Medici’nin korumasında sanat çalışmalarını sürdürmüştür. Bu dönemde, Primavera (İlkbahar) (1482, Uffizi), Venüs ile Mars (1483, Ulusal Galeri, Londra), Pallas Athena ile Kentaur (1485, Uffizi) gibi konusunu mitolojiden alan başyapıtlar gerçekleştirmiştir. Bu arada, kiliseler, dinsel dernekler için tablo siparişleri almıştır. Meryem’in Taç Giymesi (1488, Uffizi) bunlardan biridir.

Daha sonra zarif ve özgun kompozisyonlar içeren bir dizi Madonna resmi gerçekleştirmiştir. Bunlar arasında Şamdanlı Madonna (Berlin), Magnificat Madonna’sı (1485, Uffizi) ve Narlı Madonna (1487, Uffizi) sayılabilir. Resimlerinde pastel tonlar kullanır.

1491 yılında tanıştığı Savonarola’dan ve vaazlarından çok etkilenmiştir. Son yapıtlarında bu vaazların yarattığı çelişkilerin etkileri görülür. Pieta (1498, Münih Pinakothek’i), Çarmıha Geriliş (Cambridge, ABD), İsa’nın Doğumu (1500, Londra) bu eserler arasında sayılabilir. Ayrıca yoğun anlatım gücü ve güçlü desenlerle, Dante’nin İlahi Komedya’sını resimlemiştir.

Botticelli, Rönesans resim sanatının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Kendisini deliliğin sınırına sürükleyen kaygısı, sanatına yön vermiştir. Uçucu ve coşkulu figürler çizmiştir. Ayrıca hastalık derecesine varan zerafet duygusu eserlerine kendine özgü, şiirsel bir hava verir. Yapıtlarında hareket ve duruşun inceliği, ince uzun bedenli, uzun boyunlu ve ciddi ifadeli kadının zarifliği zengin bir doku oluşturur. Botticelli dini konu alan tablolar yapmış olsa da, dinsel bir ressam değil, güzelliğe tutkun bir ressam olmuştur.

Venüs’ün Doğuşu Tablosu hakkında

Venüs’ün Doğuşu, İtalyan ressam Sandro Botticelli’nin 1482–1486 yılları arasında tuval üzerine tempera ile çizdiği tablodur. Tabloda, Venüs’ün ergen bir kadın olarak denizden doğarak kıyıya çıkışı betimlenir. Dünyanın en bilinen resimlerinden biri olan tablo, Floransa’daki Uffizi’de sergilenmektedir.

Tablonun Tarihi : 

Girolamo Savonarola

Girolamo Savonarola

Bu büyük resim muhtemelen, tıpkı İlkbahar gibi, Lorenzo di Pierfrancesco de’ Medici’ye ait Villa di Castello için 1482’de ya da belki daha önce çizildi. Ancak bazı araştırmacılara göre, Lorenzo için çizilen ve Giorgio Vasari’nin de sözünü ettiği Venüs tablosu, artık mevcut olmayan başka bir resimdir. Kimi kaynaklarda resmi Muhteşem Lorenzo’nun sipariş ettiği belirtilir. Bazı uzmanlara göre bu tablo, Giuliano di Piero de’ Medici’nin Simonetta Vespucci’ye olan aşkının anısına çizilmiştir. Vespucci, deniz kenarında yer alan ve o bölgedeki inanışa göre Venüs’ün doğduğu yer olan Portovenere adındaki bir kasabada yaşıyordu. Botticelli de aslında eskiden, de’ Medici’nin metresi olan Vespucci’ye aşıktı. Hatta genel inanışa göre Vespucci, bu resim ve İlkbahar da dahil olmak üzere, ressamın birçok resmindeki kadın figürleri için modellik yapmıştı.

Roma Katolik geleneğine uygun sanat eserlerinni üretildiği bir zamanda ve yerde çizilmiş olan tablonun teması açıkça pagan etkileri gösteriyordu. Ressamın pagan etkisine sahip birçok başka eserinin Girolamo Savonarola tarafından yaktırılmış olmasına rağmen bu resim ortadan kaldırılmadı. Bunda Botticelli’nin Lorenzo de’ Medici ile olan yakın dostluğu sebebiyle kilisenin bu eseri sapkın ilan etmemesi rol oynadı.

Tablonun İçeriği : 

Yunan mitolojisinde Kronus, babası Uranüs’ü hadım edip cinsel organını denize atar. Sonuçta deniz döllenmiş olur ve Venüs denizden doğar. Venüs bu tabloda, bir denizkabuğu üzerinde denizden yükselip, sol taraftaki iki rüzgar tarafından kıyıya doğru sürüklenmiş şekilde betimlenir. Tabloya ilham veren antik dönem eserlerinde denizkabuğu, vulvayı simgeler. Çıplak olarak betimlenen Venüs’ün yanında, mevsim tanrıçaları olan Horae’den biri bulunur ve elindeki çiçekli pelerin ile tanrıçanın üzerini örtmeye çalışır. Ayrıca rüzgarlar Venüs’ün üzerine, ortası altın renginde güller dökmektedir.

Venüs’ün anatomisi ve çeşitli ikincil detaylar, o dönemde Leonardo ya da Rafael’in eserlerinde görülen katı klasik gerçekçiliği yansıtmaz. Bunun en belirgin örnekleri, tanrıçanın imkânsız uzunluktaki boynu ve sol omzundaki anatomik olarak mümkün olmayan açıdır. Kimilerine göre bu eser, maniyerizmi öncelemektedir.

Klasik Dönem Etkisi : 

Tabloda Ovid’in Metamorfozlar ve Fasti eserlerinin etkisi görülür. Ayrıca bu tablo Botticelli’nin, Büyük Plinius, Tarentumlu Leonidas, Sidonlu Antipater, Archias ve 2. yüzyıl tarihçisi Lukianos’un, uzun süre önce ortadan kaybolmuş Antik Yunan şaheserlerini tarif ettikleri eserlerinden yola çıkarak çizdiği bir resim serisinin parçasıdır. Örneğin bu yazarlar Apelles’in Venus Anadyomene isimli eserinden bahsederler. Anadyomene, “denizden yükselen” anlamına gelir ve 19. yüzyılda Venüs’ün Doğuşu ismi kullanılmaya başlaya kadar Botticelli’nin tablosu da bu adla anılmıştır.

Tabloda Venüs’ün duruşu, Praxiteles’in Knidos Venüsü heykelinin yanı sıra, Praxiteles ekolünü takip eden biri tarafından yapılan bir başka bronz Venüs heykelinin M.Ö. 1. yüzyıldan kalma mermer kopyası olan Medici Venüsü’nü de andırır.

Kaynaklar :[], []

Bu yıl 19’uncusu düzenlenen Sidney Bienali, aralarında Türkiye’den Meriç Algün Ringborg’un da bulunduğu 90 sanatçıya ev sahipliği yapıyor.

Avustralya’nın Sidney şehrinde düzenlenen 19. Sidney Bienali ‘You Imagine What You Desire (Ne istersen onun hayalini kurarsın)’ teması ile 21 Mart’ta başlıyor. Sanat yönetmeni Juliana Engberg bu yılki bienal programını ‘Prometheus’un ateşi için çarpan kalpler’ ifadesiyle açıkladı.

'Ödünç Alınmamış Kitaplar Kütüphanesi' Meriç Algün Ringborg'un bienalde yer alan çalışması.

‘Ödünç Alınmamış Kitaplar Kütüphanesi’ Meriç Algün Ringborg’un bienalde yer alan çalışması.

19.sidney bienali1976 yılından bu yana gerçekleştirilen Sidney Bienali’nde NSW Galeri (New South Wales) içerisinde sergilenecek 17 sanatçının 39 işinin bienal teması ile örtüşmesinin yanında, ana salonda sergilenen Afganistan hazineleri ile de ilişkilendirildi. Afganistan’ın başkenti Kabil’den getirilen altın eserler arasında çalışmaları bulunan bu 17 sanatçı arasında İsveç’te yaşayan Türk sanatçı Meriç Algün Ringborg da bulunuyor.

‘Ödünç alınmayan kitaplar kütüphanesi’ adını taşıyan enstalasyon çalışmasında Ringborg, Sidney Teknik Üniversitesi kütüphanesinde bulunan ve bugüne dek hiç kimsenin ödünç almadığı ve kütüphaneden çıkarmadığı sanat kitaplarını sergiliyor. İnsanların eğitim ve iş yaşamındaki eğilimlerine odaklanan ve bu odak noktası çerçevesinde sanatla aralarına koydukları mesafenin de altını çizen çalışması, bienal izleyicilerinden bu kitapları ödünç almalarını istiyor.

Bienalde yer alan diğer sanatçıların çalışmaları da insan çeşitliliği, jeopolitik ve kültürel davranışlar, metaforlar, fabllar ve biriktirme kültürü üzerine yoğunlaşıyor.

Mel O’Callaghan, Parade, 2014 (artist model)

Mel O’Callaghan, Parade, 2014 (artist model)

19. Sidney Bienali

Bu yıl 31 ülkeden 90 sanatçının çalışmalarının sergileneceği 19. Sidney Bienali, 9 Haziran tarihine dek devam edecek. Asya-Pasifik ülkelerinde düzenlenen ilk bienal olmasının yanında, en uzun süre açık kalan sanat etkinliklerinden de biri. Yan etkinlikleriyle birlikte yaklaşık yüz ülkeden 1600 sanatçının işlerini gösterebilmesini sağlayan bienal, bağımsız bir sanat oluşumu.

Kaynak: Al Jazeera

Yoğun bir gün mü geçirdiniz? Ev işleri veya iş yerinizde ya da yolda stresle mi doldunuz müşteriniz, patronunuz veya yanınızda çalışanlar mı sizi stres yükledi. Akşamın bu saatinde biraz rahatlamaya ve tebessüme mi ihtiyacınız var. Buyurun sizi rahatlatacak, yüzünüzde tebessümler oluşturacak bu derlemeye bir göz atın.

1. Karaköy ve çevresini avucunuzun içi gibi biliyorsanız,

endüstriyel tasarım

2. Kitsch, rigid gibi kelimelerin anlamlarını biliyorsanız,

25

 

3. Endüstriyel Tasarım ile Endüstri Ürünleri Tasarımı arasındaki farkı hala bilmiyorsanız,

2

 

4. Mühendis size “bu ürün kalıptan çıkmaz” diyorsa,

3

5. Pazarlama Müdürü size “maliyeti düşürelim” diyorsa,

4

6. Genele değil detaylara takılıyorsanız,

5

7. Kapitalist rejimden nefret ederken, kapitalizme fayda sağlayan bir ürün yapıyorsanız,

6

8. 3DSMax dışında modelleme programlarına da hakimseniz. (Catia, Alias, SolidWorks…)

7

9. Gece 5 te Facebook sohbet listendeki online olan kişilerin %80 i Endüstriyel Tasarımcı ise

8

 

10. Bütün dönem yatıp, proje teslim haftası gece gündüz demeden çalışıyorsan,

9

11. Tiner, boya, yapıştırıcı kokusu artık sizde kafa yapmıyorsa,

10

 

12. Etrafta görünen şekilleri, desenleri bir ürün olarak görüyorsanız.

11

13. Ve hala mezun olduktan sonra ne kadar maaş alacağınızı bilmiyorsanız,

12

14. En yakın dostlarınız marangoz, ozalitçi ve çeşitli ustalar ise,

13

15. Her projede farklı bir başlığı araştırmaktan dolayı bir çok konuda gerekli gereksiz bilgi sahibi iseniz,

14

16. Yapı marketlere gittiğinizde el aletleri bölümünde gözlerinizin içi parlıyorsa,

15

17. Kahve türlerinin büyük çoğunluğunun tadına bakmışsanız,

17

18. Teyzenin biri “O bölüm 2 yıllık mı?” diye soruyorsa.

18

 

19. GoldMaster reklamlarından dolayı Seda Sayan’dan nefret ediyorsanız,

19

20. Eskiden sizin için sadece ‘Plastik’ olan şey, artık PoliPropilen, PoliEtilen vb. malzemeler ise,

20

21. Tasarım ve sanatla ilgili bütün fuarlar, sergiler ikinci yuvanız olmuşsa

21

22. Müzik ile uğraşan arkadaş sayınız oldukça fazla ise,

22

23. Teslimlerden sonra bu halde iseniz,

23

24. Renkli saçları olan arkadaşlarınız varsa,

renkli kediler

25. Size verilen brieften hiçbir şey anlamıyorsanız, tasarımcısınız demektir… :)

26Kaynak :Arda ÜLGAY onedio

 

 

Ünlü ressamlardan Van Gogh  , hakkında yazılar okurken gördüğüm bir haber sunucu ünlü ressamın eserlerinden yola çıkarak yapılmış gif formatlı (Hareketli) resimleri gördüm ve bununla ilgili biraz eğlenceli olması düşüncesi ile sizler için görüntüleri derlemeye çalıştık. Amacımız sanatçıyı hafife almak değil sanatın eğlenceli yüzünü göstermek. Bu arada elbette ünlü ressamın hayatı ve tarzını bir kez daha anlatmak isteriz.

 Sanatçının tam adı ” Vincent Willem Van Gogh”  

( D. 30 Mart 1853 – Ö. 29 Temmuz 1890),

van gogh

Vincent Willem Van Gogh
( D. 30 Mart 1853 – Ö. 29 Temmuz 1890),

 Hollandalı ard izlenimci [1] (Post Empresyonizm) ressam. Bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alır. Van Gogh, gençliğini bir sanat simsarlığı firmasında çalışarak geçirmiş, kısa süren bir öğretmenlik deneyiminden sonra da Belçika’da fakir bir madenci kasabasında misyoner olmuştur. Resim kariyerine 1880’den sonra başlamıştır. Başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışan Van Gogh, Paris’te tanıştığı izlenimcilik ve yeni izlenimcilik akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiş; Güney Fransa’da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını geliştirmiştir.

Van Gogh, ömrünün son on yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resmi ve 1100 karakalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise ömrünün son iki yılında yapmıştır. 1888’de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir. Kimi sanat tarihçileri Gauguin ile yaptıkları hareretli bir tartışma sonucu Gauguin’in isteyerek ya da kendini gard amaçlı olarak Van Gogh’un kulağını kestiğini de iddia ederler. Van Gogh, resim kariyeri boyunca kardeşi Theo’dan aldığı maddi destek sayesinde ayakta durabilmiştir. İki kardeşin arkadaşlığı, 1872’den itibaren birbirlerine yazdıkları mektuplarla belgelenmiştir. Van Gogh’un, Theo’ya yazdığı mektup sayısı 600’den fazla iken; Theo’nun, Van Gogh’a yazdığı sadece 40 mektup bulunabilmiştir. 20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve Empresyonizmin öncülerinden kabul edilir.

Mektupları

Vincent_van_Gogh_imzası

31 yaşındaki Theo van Gogh (1888). Theo, kardeşinin ömür boyu hem destekçisi hem de arkadaşı olmuştur. Her ikisinin de mezarları Fransa'nın Auvers-sur-Oise bölgesindedir.

31 yaşındaki Theo van Gogh (1888). Theo, kardeşinin ömür boyu hem destekçisi hem de arkadaşı olmuştur. Her ikisinin de mezarları Fransa’nın Auvers-sur-Oise bölgesindedir.

Van Gogh’un bir sanatçı olarak anlaşılabilmesi için mevcut olan en kapsamlı kaynak, kendisi ile sanat simsarı olan kardeşi Theo van Gogh arasındaki mektup yazışmalarından oluşan koleksiyondur. Sanatçının düşünce yapısı ve inançları hakkında bilinenlerin büyük bir kısmı için temel oluşturan bu mektuplardır. Theo, kardeşine hem finansal hem de duygusal yönden destek sağlamıştır. Onların hayat boyu süren dostlukları ve Van Gogh’un sanat ile ilgili bilinen düşünce ve teorilerinin büyük bir çoğunluğu, iki kardeşin 1872 ila 1890 yılları arasında birbirlerine gönderdikleri yüzlerce mektupta kaydolmuştur: 600’den fazla mektup Vincent’tan Theo’ya, 40 adet mektup Theo’dan Vincent’a.

Birçoğuna tarih atılmamış olmasına rağmen, sanat tarihçileri mektupları genel olarak kronolojik bir sıralamaya koymayı başarmışlardır. Arles’te yaşadığı dönemde arkadaşlarına Flemenkçe, Fransızca ve İngilizce’de 200 mektup yazmış olmasına rağmen, Arles başta olmak üzere, Van Gogh’un yaşamının belirli periyodlarıyla ilgili belirsizlik hala sürmektedir.Vincent’ın Paris’te kardeşi ile birlikte yaşadığı ve bu nedenle mektuplaşma ihtiyacı duymadıkları dönem ise tarihçilerin analiz etmekte en çok zorlandıkları dönemdir. Theo’ya gönderdiği ve Theo’dan gelen mektupların dışında geriye kalan diğer dökümanlar Anthon van Rappard, Émile Bernard, Van Gogh’un kız kardeşi Wil ve Wil’in arkadaşı Line Kruysse ile olan mektuplaşmalarını kapsamaktadır.[8] Mektuplar ilk defa 1913’te Theo’nun dul eşi Johanna van Gogh-Bonger tarafından açıklanmıştır. Bonger, sanatçının yaşamındaki dramın, çalışmalarını gölgelemesini istemediği için mektupları büyük bir korkuyla yayınladığını açıklamıştır.

Van Gogh, diğer sanatçıların biyografilerini okumaya çok düşkündü ve onların yaşamlarının, icra ettikleri sanatın karakteristik özellikleriyle tutarlılık içerisinde olması beklentisindeydi.

Yaşamı

İlk yıllar (1853 – 1869)

van goh gençlikVincent van Gogh, Hollanda’nın güneyindeki Noord-Braband bölgesinde bulunan Zundert kasabasında, Protestan rahibi Theodorus van Gogh ve Anna Cornelia van Gogh’un ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Van Gogh’un doğumundan bir yıl önce, annesi bir ölü doğum yapmıştı. Eğer bu bebek ölmeseydi Vincent ismi ona verilecekti. Bu olayın genç Van Gogh’u derinden etkilediği ve Van Gogh’un sanatındaki kimi öğelerin bu olaydan kaynaklandığı ileri sürülmüştür.Van Gogh dört yaşındayken kardeşi Theodorus (Theo) doğdu. Van Gogh’un Theo dışında bir erkek (Cornelius), üç de kız kardeşi (Elisabeth, Anna, Wil) vardı. Van Gogh, 1864’te Zundert’e 30 km uzaklıktaki Zevenbergen yatılı okuluna yazıldı. 1866’da ise ortaokul için Tinburg’a geçti. 1868’de eğitimini yarıda bırakarak Zundert’e döndü. Sonradan kardeşi Theo’ya yazacağı bir mektupta, çocukluk yıllarını “kasvetli, soğuk ve kısır” olarak betimleyecekti.

Sanat simsarı ve vaiz (1869 – 1889)

1869’da, henüz on beş yaşındayken, amcası Vincent (“Cent”) aracılığıyla Lahey’deki bir sanat simsarlığı firmasında iş buldu, Ocak 1873’te firmanın Brüksel ofisine geçti. Mayıs 1873’te ise firma Van Gogh’u İngiltere’ye yolladı. Londra’nın güneyindeki Brixton bölgesine yerleşen Van Gogh, işindeki başarısı sayesinde kısa sürede babasından çok para kazanmaya başladı. Ev sahibinin kızı Eugénie Loyer’den hoşlandı, fakat ona açıldığında, kız gizlice başka bir kiracıyla nişanlandığını söyleyerek Van Gogh’u reddetti.

İngiltere’de kaldığı süre boyunca giderek içine kapanan ve dindarlaşan Van Gogh, 1875’te firmanın Paris ofisine yollandı. 1876’da ise artık sevmediği simsarlık işini bırakarak İngiltere’ye döndü, ve Londra’nın güneydoğusundaki Ramsgate kasabasında bir yatılı okulda gönüllü öğretmenlik yapmaya başladı. Okul Middlesex’e taşınınca bir süre Isleworth’de başka bir okulda öğretmenlik yapan Van Gogh, Aralık 1876’da Hollanda’ya geri döndü, ve altı ay boyunca Dordrecht’te bir kitapçı dükkânında çalıştıktan sonra, Mayıs 1877’de teoloji okumak amacıyla Amsterdam’a geçti. Temmuz 1878’de bundan da vazgeçerek ailesinin yanına döndü.

Ocak 1879’da ise misyonerlik amacıyla Belçika’da fakir bir madenci bölgesi olan Borinage’a yerleşti. Buradaki madencilerin kötü yaşam koşullarından etkilenen Van Gogh, onlarla daha iyi iletişim kurabilmek için özellikle kötü koşullarda yaşadı, yemek ve kıyafetlerinin çoğunu işçilere verdi, yatak yerine saman üzerinde uyumaya başladı. Temmuz 1879’da, “rahiplik mesleğinin saygınlığını zedelediği” için kilise tarafından işine son verildi, ama Van Gogh bir yıl daha bölgeden ayrılmadı. 1880 sonbaharında, kardeşi Theo’nun tavsiyesine uyarak resimde kariyer yapmaya karar verdi ve sanat eğitimi almak için Brüksel’e gitti. Buradaki Güzel Sanatlar Okulu’na başvurduysa da sonradan fikrini değiştirerek Nisan 1881’de Etten’e, ailesinin yanına döndü.

Etten, Lahey ve Drenthe (1881 – 1883)

Kee Vos-Stricker

Kee Vos-Stricker

Etten’de resim sanatı üzerine kitaplar okuyan ve sık sık resim yapan Van Gogh, bir taraftan da kendisinden yedi yaş büyük olan dul kuzeni Kee Vos-Stricker’den hoşlanmaya başladı. Kee’ye evlenme teklif etti, fakat teklifi “hayır, asla, hiçbir zaman” (niet, nooit, nimmer) sözleriyle reddedildi.[15] Bunun üzerine aşkını saplantıya dönüştüren Van Gogh, Kee kendisini görmeyi reddedince Kee’nin babası (ve kendi eniştesi) Johannes Stricker’le defalarca kez görüşüp Kee’yi istedi, ama eniştesi kızının maddi anlamda bağımsız olmayan bir adamla evlenmesini istemiyordu. Bir keresinde Van Gogh, Kee’yi görebilmek için eniştesine baskı yaparken, elini bir mum alevi üzerinde tutarak “elimi alev üzerinde tutabildiğim müddetçe onu göreyim” dedi, ama eniştesi mumu üfleyerek söndürdü. Kee konusundaki ısrarı ve başka sebepler yüzünden babasıyla kavga eden Van Gogh, Aralık 1881’de bir kez daha aile evinden ayrılıp Lahey’e yerleşti. Van Gogh bir süre Lahey’de yaşayan kuzeni ressam Anton Mauve’un yanında çalıştıysa da Mauve çok geçmeden Van Gogh’la arasına mesafe koydu. Van Gogh’a göre bunun sebebi, kendisinin bir fahişeyle yaşamaya başlamasıydı.

Van Gogh, Sien ismiyle bilinen, fakat asıl adı Clasina Maria Hoornik olan bu hamile kadını Ocak 1882 sonlarında sokakta terk edilmiş bir şekilde bulmuş ve beş yaşındaki Maria isimli kız çocuğuyla beraber kendi evine almıştı. Dedikodular kısa bir sürede tüm kasabaya ulaştı. Vincent, çevresinden sert tepkiler almaya başladı. Bunun üzerine Vincent, kardeşi Theo’ya yazdığı bir mektubunda, şu sözleri ile olaylara sitem etmiştir:

“ İnsanlar beni bir şeylerle suçluyor… Bir şey saklıyor olmalıymışım… Vincent, arkasında utanılacak bir şey saklıyormuş… Pekala, bayım, sana ne sakladığımı anlatacağım: —sen ki ahlakını ve dürüstlüğünü kanıtlamış adam— soruyorum sana: bir kadını terk etmek mi daha erkekçe, ahlaklıca yoksa terk edileni korumak mı? ”

Clasina Maria Hoornik (Sien)'in "Sorrow" isimli resmi. 1882

Clasina Maria Hoornik (Sien)’in “Sorrow” isimli resmi. 1882

Sien Temmuz 1883’te bir erkek çocuk doğurunca (Willem), Van Gogh ona da bakmaya başladı. Willem, Van Gogh’a neşe getirmişti. (Willem sonradan Van Gogh’un oğlu olduğunu iddia etmişse de, tarihler bu iddiayı desteklememektedir.) Van Gogh’un Sien ile ilişkisine ailesi ve destekçileri karşı çıktı. Ailesi Van Gogh’a Sien’i bırakması yönünde baskı yapmaya başladı.

Van Gogh önceleri bu baskıya direndiyse de, Eylül 1883’te Sien ve çocuklarını bırakarak Lahey’den ayrıldı, ve altı hafta boyunca Hollanda’nın kuzeyindeki Drenthe’de dolaşıp resim çizerek yaşadı. 1883 sonlarında ise, Nuenen’e taşınmış olan ailesinin yanına döndü. Van Gogh, Sien ile beraber yaşadığı on dokuz ay boyunca, kadının ve çocuklarının düzinelerce resmini çizmiştir. Sien, Vincent gittikten sonra asıl mesleği olan terzilik yapmaya devam eder. 1901 yılında bir denizci ile evlenir ve 3 yıl sonra 1904 yılında (van Gogh’un intiharından 14 yıl sonra) 54 yaşında iken Rotterdam limanında intihar ederek yaşamına son verir.

Nuenen ve Anvers (Antwerpen) (1883 – 1886)

Van Gogh, Nuenen’de kendini resme verdi. Komşularını, tarlada çalışan işçileri, kulübelerinde kıyafet dokuyan dokumacıları çiziyordu. 1884’ün sonbaharında, Margot Begemann adlı bir komşu kızıyla ilişki yaşamaya başladı, fakat çiftin evlenmesine iki tarafın da ailesi karşı çıktı. Bunun üzerine striknin içerek intihar etmeye teşebbüs eden Margot’u Van Gogh hastaneye yetiştirdi. 26 Mart 1885’te babası bir inme sonucu hayatını kaybedince Van Gogh derin bir yasa girdi. Aynı sıralarda Paris’te Van Gogh’un resimleri ilgi çekmeye başlıyordu. 1885 baharında Van Gogh, bugün ilk önemli eseri kabul edilen Patates Yiyenler’i (De Aardappeleters) bitirdi. Ağustos’ta ise resimleri Lahey’deki bir galeride ilk kez sergilendi. Eylül’de model olarak kullandığı kızlardan birini hamile bırakmakla suçlanınca, kasabanın Katolik rahibi, kasabalıların Van Gogh’a modellik yapmalarını yasakladı. Van Gogh, Nuenen’de çizdiği resimlerde hep doğal ve karanlık renkler kullandı, daha sonraki eserlerinde ağırlıklı olarak kullanacağı canlı renklerden kaçındı. Kardeşi Theo’ya

Sigara İçen İskelet-kanvasa noktalarla yaılan Van Gogh resmi

Sigara İçen İskelet-Van Gogh resmi-1885

yeteri kadar resim satamadığı için sitem ettiğinde, Theo Paris’te renkli izlenimci resimlerin çok sattığını, Van Gogh’un resimlerinin ise fazla karanlık bulunduğunu yazdı.

Nuenen’de geçirdiği iki sene boyunca Van Gogh, pek çok karakalem ve suluboya çalışmanın yanı sıra, 200 kadar yağlıboya resim üretti. Kasım 1885’te Anvers’e taşınıp bir resim galerisinin üst katında yaşamaya başlayan Van Gogh, kardeşi Theo’dan gelen tüm parayı resim malzemelerine ve modellere harcayıp kendi sağlığını ihmal etmeye başladı. Günlerinin çoğunu ekmek, kahve ve sigarayla geçiriyor, bir taraftan da çok fazla absint içiyordu.Muhtemelen vitamin eksikliğinden dişleri gevşeyip ağrımaya başladı. Ocak 1886’da Antwerpen Güzel Sanatlar Okulu’na yazıldıysa da birkaç hafta sonra, kötüleşen sağlık durumu ve akademik sanat eğitimine duyduğu güvensizlik yüzünden okuldan ayrıldı. Şubat ayının çoğunu hasta geçirdikten sonra, Mart 1886’da Paris’e, kardeşi Theo’nun yanına taşındı. Van Gogh, Anvers’de geçirdiği dönemde pek çok müze gezip Peter Paul Rubens gibi eski ustaların resimlerini incelemiş, bu resimlerden etkilenerek paletini biraz genişletmiştir. Aynı dönemde, ukiyo-e adıyla bilinen Japon gravürlerine ilgi duymaya başlamış ve bu tarzı kendi resimlerinde de kullanmıştır.

Paris (1886 – 1888)774

Paris’te bir süre Theo’nun Montmartre’daki dairesinde beraber yaşayan iki kardeş, Haziran 1886’da Rue Lepic üzerinde daha büyük bir daireye taşındı. Bu dönemde iki kardeş arasında yazışma olmadığı için Van Gogh’un Paris’te geçirdiği zaman hakkında elimizde nispeten az bilgi vardır. Van Gogh Paris’te bir süre ressam Fernand Cormon’un atölyesinde çalıştı, ve atölyenin diğer öğrencileri Émile Bernard ve Henri de Toulouse-Lautrec ile yakın arkadaş oldu. Paris’te hakim sanat akımları, izlenimcilik ve henüz yeni filizlenmekte olan yeni izlenimcilik idi. Theo’nun galerisi, Claude Monet, Alfred Sisley, Edgar Degas ve Camille Pissarro gibi izlenimci ressamların eserleriyle doluydu.

Puantilist (noktacı) stilin ustaları Georges Seurat ve Paul Signac, şehrin en ünlü ressamlarıydı. Signac ile bizzat tanışan Van Gogh, arkadaşı Émile Bernard ile beraber noktacı stili denemeye başladı. Bu stilde resimler, çok sayıda ufak renk noktasının sabırla kanvasa işlenmesiyle oluşturuluyordu. Van Gogh kardeşlerin arası, beraber yaşamanın getirdiği problemler yüzünden bir ara açıldıysa da 1887 baharında tekrar düzeldi. Kasım 1887’de Van Gogh, Danimarka’dan Paris’e yeni gelmiş olan ressam Paul Gauguin ile tanıştı ve iki ressam bazı eserlerini değiş tokuş ettiler. Bu arkadaşlık, bir yıl kadar sonra dramatik bir biçimde sona erecekti. Şubat 1888’de, şehir hayatından ve Paris’in soğuk kışlarından bunalan Van Gogh, güneşli Güney Fransa kıyılarına doğru yola koyuldu. Paris’te geçirdiği iki yıl boyunca, yaklaşık 200 resim çizmişti.

Arles (1888 – 1889)

Vazoda Ayçiçekleri- Vincent Van Gogh

Vazoda Ayçiçekleri- Vincent Van Gogh-1888

Van Gogh, Güney Fransa’daki Arles kasabasına, burada ütopik bir sanat kolonisi kurma hayalleriyle yerleşti. Mart ayı boyunca manzara resimleri çizdi, bu resimlerinden üçü Paris Bağımsız Ressamlar Topluluğu’nun o yılki sergisinde sergilendi. Mayıs 1888’in başında, Şubat’tan beri kalmakta olduğu ve fazla pahalı bulduğu Hôtel Carrel’den çıkarak Café de la Gare adlı başka bir otele yerleşti. Yine Mayıs ayında, bugün “Sarı Ev” olarak bilinen boş evin dört odasını tuttu ve atölye olarak kullanmaya başladı. Ağustos ayı boyunca, bugün Ayçiçekleri ismiyle bilinen bir dizi vazolu ayçiçeği resmi yaptı.

Teras Kafe, 1888 Eylül ayında iki tane yatak satın alarak Sarı Ev’e yerleşen Van Gogh, aynı sıralarda Teras Kafe adlı meşhur eserini bitirdi. Sarı Ev’i, kurmak istediği sanat kolonisinin merkezi olarak düşünüyor, koloniye katılmaları için çevre kasabalarda yaşayan ressamlarla (Eugène Boch, Dodge MacKnight gibi) görüşüyordu. Arkadaşı Paul Gauguin’i de Arles’a davet etti. Uzun süre tereddüt ettikten sonra daveti kabul eden Gauguin, Theo’nun parasal desteğiyle Ekim 1888’de Arles’a geldi ve Sarı Ev’de Van Gogh’un kendisi için özel olarak hazırladığı odaya yerleşti. Gauguin ve Van Gogh, Kasım ayı boyunca beraber resim gezilerine çıktılar, değişik resim teknikleri ve anlayışları üzerine uzun tartışmalar yaptılar. İki ressamın da dengesiz duygusal yapısı sayesinde, resim tartışmaları giderek kızışmaya başladı, bozulan havalar ve dar alanda beraber yaşamak ise durumu daha kötü hale getirdi. Ruhsal sağlığı bozulmaya başlayan Van Gogh, Gauguin’in kendisini terk edeceğinden korkmaya başladı. Bu gergin durum, 23

Teras kafe-Van Ggogh

Teras kafe-Van Ggogh

Aralık 1888 gecesi bir krizle sonuçlandı. Bir kavga sonucu hışımla evden çıkan Gauguin’i bir süre takip eden Van Gogh, daha sonra eve döndü ve kendi sol kulağının alt kısmını kesip kopardı.

Kopardığı parçayı bir bez ya da kâğıt parçasına sarıp yerel bir genelevde çalışan Rachel adlı fahişeye verdi.[25] Geneleve çağrılan polisler, baygın halde buldukları Van Gogh’u hastaneye kaldırdılar. Olayı ertesi sabah öğrenen Gauguin, Theo’ya haber verdikten sonra Arles’dan ayrıldı ve bir daha Van Gogh’la görüşmedi. Van Gogh ise kan kaybı ve ruhsal bunalım sebebiyle birkaç hafta hastanede kaldı. Ocak 1889’da hastaneden çıkıp Sarı Ev’e yerleşen Van Gogh, halüsinasyonlar ve zehirlenme paranoyası sebebiyle, Şubat başında hastaneye geri döndü. On gün sonra hastaneden salıverildiyse de, endişeli kasabalıların baskısı sonucunda, Mart başında polis zoruyla tekrar hastaneye kapatıldı. Nisan ayında ise arkadaşı Paul Signac’ın gözetiminde evine dönmesine izin verildi. Kasabada istenmediğinin farkında olan Van Gogh, Theo’nun tavsiyesi üzerine, Arles’a 30 km uzaklıkta bulunan Saint-Rémy kasabasındaki Saint-Paul-de-Mausole akıl hastanesine geçmeyi kabul etti, ve 8 Mayıs 1889’da Arles’dan ayrıldı.

Saint-Rémy ve Auvers-sur-Oise (1889 – 1890)

Van Gogh, Saint-Rémy’de Dr. Théophile Peyron’un gözetiminde resim yapmaya devam etti. Haziran 1889’da en bilinen eserlerinden biri olan Yıldızlı Gece’yi yaptı. Van Gogh, bu eserinde, Güney Fransa’da yattığı akıl hastanesinin penceresinden gördüğü gökyüzündeki öğeleri abartılı bir şekilde resmetmiştir. Temmuz ortasında tekrar bir nöbet geçirip boyalarını yemeye kalkışınca[26] bir süre resim yapmasına izin verilmediyse de, durumu düzelince resim yapmaya devam etti. Zamanının çoğunu odasında geçiriyor, dışarıya ancak doktor gözetiminde kısa yürüyüşler için çıkabiliyordu. Bu yüzden resim konusu bulmakta zorlanınca, Jean-François Millet gibi başka ressamların veya kendisinin daha önceki eserlerinin yeni yorumlarını çizmeye başladı. 1889 sonu ve 1890 başında bir dizi yeni nöbet geçiren Van Gogh, aynı sıralarda Paris’te ünlenmeye başladı. Ocak 1890’da Mercure de France dergisinde çıkan bir yazıda, Van Gogh’dan “dahi” diye bahsediliyordu.

Mayıs 1890’da Van Gogh Saint-Rémy’den ayrılıp Paris yakınlarındaki Auvers-sur-Oise’a geldi. Burada, daha önce ruhsal problemli ressamlarla ilgilenmiş olan Dr. Paul Gachet’nin gözetiminde kalacak, kardeşi Theo’ya da yakın olacaktı. Van Gogh’un Dr. Gachet hakkındaki ilk yorumu “bence benden daha hasta ya da tam benim kadar hasta diyelim” oldu.[27] Fakat sonradan doktorla iyi geçinmeye başlayan Van Gogh, doktorun üç ayrı portresini çizdi. Auvers-sur-Oise’da kaldığı süre boyunca kendini tamamen resme veren Van Gogh, burada geçirdiği 70 günde yaklaşık 70 yağlıboya resim üretti. Annesi ve kızkardeşine yazdığı son mektupta, kafasının geçen yıla göre çok daha sakin ve huzurlu olduğunu yazdı.[28] 27 Temmuz 1890’da resim malzemelerini alıp bir tarlaya yürüyen Van Gogh, kendisini tabancayla göğsünden vurdu. Sendeleyerek kaldığı otele döndü ve yatağına uzandı. Kanamayı farkeden otel sahibi, kasaba doktoru Mazery’yi ve Van Gogh’un doktoru Gachet’yi çağırdı. Doktorlar, mermiyi çıkarmanın çok riskli olacağına kanaat getirip Theo’ya hemen gelmesi için haber yolladılar. Vincent Van Gogh, 29 Temmuz 1890 sabahı 1:30 sularında, kardeşi Theo’nun kollarında öldü, ve Auvers-sur-Oise’a gömüldü. “Mutsuzluğum sonsuza kadar sürer  Vincent van Gogh, ölmeden önce yatağında yatarken.” Vincent’tan altı ay sonra Theo da uzun süredir mücadele ettiği frengi hastalığına yenilerek hayata gözlerini yumdu. Theo’nun naaşı önce Utrecht’e gömüldüyse de, karısı Johanna’nın isteği üzerine 1914’te Auvers-sur-Oise’a getirildi ve Vincent’in mezarının yanına gömüldü. Dr. Gachet’nin bahçesinden alınarak mezar taşlarının arasına dikilen sarmaşık filizi, bugün iki kardeşin mezarlarını tamamen kaplamaktadır.

Hastalığı

Van Gogh’u özellikle hayatının son iki yılında ciddi şekilde etkilemiş olan akıl hastalığı için bugüne kadar 30’dan fazla teşhis veya olası sebep ileri sürülmüştür.[30] Bunlardan bazıları, şizofreni, bipolar bozukluk (eski adıyla manik depresyon), frengi, boya zehirlenmesi (soluma veya yutma yoluyla), Ménière hastalığı ve güneş çarpmasıdır. Kötü beslenme, aşırı çalışma, uykusuzluk ve alkol düşkünlüğü, muhtemelen hastalığın etkilerini artırmıştır. Van Gogh’un özellikle son dönem eserlerinde açıkça görülen sarı renk düşkünlüğünün de tıbbi bir bozukluktan kaynaklandığını ileri sürenler olmuştur. Bu konudaki teorilerden birine göre, Van Gogh’un bolca içtiği absintte bulunan tuyon adlı madde, zaman içinde Van Gogh’un görüşünü bozarak nesneleri sarımtrak renkte görmesine sebep olmuş, bu da ressamın eserlerine yansımıştır. Bir başka teoriye göre, Van Gogh’a hastalığının tedavisi için yüksek dozlarda yüksük otu verilmiştir, ve yüksük otunun sarımtrak görüşe veya sarı lekeler görmeye sebep olduğu bilinmektedir.

Satılan eserlerinin bazıları

Resim Ad Satış tarihi Fiyat Ayrıntılar
Dr. Gachet'nin Portesi Dr. Gachet’nin Portesi 15 Mayıs 1990 $ 82,54 milyon Aynı isimli iki tablo bulunmaktadır. Tablolardan biri Ryoei Saito adlı Japon işadamı tarafından satın alındı. Resme o kadar bağlanmıştı ki öldüğünde kendisi ile yakılmasını istemişti. Ancak sonra fikrini değiştirdi ve tablo devlete geçti.[32]
sakalsız oto portre Sakalsız otoportre 20 Kasım 1998 $ 71,5 milyon New York’taki Christie’s mezatevinde anonim satınalıcı tarafından satın alındı.
van-gogh-vincent-İrisler İrisler 11 Kasım 1987 $ 53,9 milyon New York’taki Sotheby’s mezatevinde satın alındı. Bir süre sonra J. Paul Getty Müzesi’ne tekrar satıldı.
 l Arlésienne Madame Ginoux l’Arlésienne, Madame Ginoux 2 Mayıs 2006 $ 40,3 milyon New York’taki Christie’s mezatevinde satın alındı.

[1] ard izlenimcilik :  Fransa’da, İzlenimciliğin kurallarına tepki olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru doğdu. Ard İzlenimcilik’in temsilcileri olan sanatçılar, sanat yaşamlarına izlenimcilikle başlamışlardır. Ancak bu izlenimcilik akımının kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kendi kişiselliklerini katmak istiyorlardı. Zamanla kişisel anlatım resimlerine yansıdı. İzlenimciliğin canlı ve parlak renkleri yanında, gelenekselin dışına çıkan konu anlayışı da bu sanatçıları etkilemeyi sürdürdü. Ard izlenimcilik daha sonra yerini fovizm ve kübizm’e bırakarak bu yeni akımlara da öncülük etmiştir. Başlıca Temsilciler: Paul Cezanne (1839-1906) Georges Seurat (1859-1891) Paul Signac (1863-1935) Vincent van Gogh (1853-1890) Paul Gauguin (1848-1903) Henri de Toulouse-Lautrec

Çağdaş Sanatta Dünya’da Bir İlk İzmir’de Gerçekleşiyor. Konuklar Normaldışı Hissederek Kadın Temasının Özüyle Karşılaşacak.  “BEING WOMAN – KADIN OLMAK” İnterdisipliner Sanat Sergisi 8 Mart – İKSEV

Ressam ve eğitmen Cengiz Ceylan’ın toplumsal kimlik ve cinsiyet üzerinde duran sergisi “Being woman – Kadın Olmak”, pek çok sanat dalını yöntem olarak kullanarak disiplinlerarası çağdaş sanat olgusuna yeni bir soluk getirmektedir.Dünya’da bir ilki gerçekleştiren sanatçı, revizyonist bir tavırla  “BEING WOMAN – KADIN OLMAK” İnterdisipliner Sanat sergisinin açılış ve performansları  Youtube ve Cengiz Ceylan Resmi Web Sitesi nden tüm Dünya’da canlı yayınlanacaktır.

being woman
Sergide kadının özellikle ulusal konjonktürdeki saptanan konumlarıyla ilgili 10 fotoğraf ve 10 resim çalışmasının yanında, açılış gününde bir teatral gösteri, düşünürlerin kadınla ilgili söylemleri, piyano ve keman ile canlı müzik ve pek çok çağdaş sanat söylemi mizahi ve kinayeli bir dille ifade edilecektir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü hocalarından Prof. Dr. Hülya Nutku koçluğunda ve fotoğrafçı ve yazar Deniz Denizel’in küratörlüğünde ve Yağmur İfan’ın süpervizörlüğünde gerçekleşecek projede sergilenecek performansın metni yazar Harun Baran’a, performansı oyuncu Yağmur Cesur’a, müzikte, keman Ceren Cengiz’e ve piyano performansı ise Murat Aygün’e aittir.

Projenin görsel kimliği grafik tasarımcı Çağrı Akın’a aittir. Tanıtım video kurgusunu Özcan Batçı üstlenmişken photo-edit çalışmalarıysa grafik tasarımcı ve akademisyen Yaşar Ali İşgören’in süpervizyonu altında gerçekleşmiştir.

Serginin içeriğinde, postmodernite olgusu kapsamında özellikle neo-liberalizm ve geç-kapitalizm altında cisimleşen kadın modeli, Avrupa’lının “hanımefendisi” üzerinden kendini
özerkleştiren ve yayılan karakter biçimlerinin yarattığı melodramatik özerklik, geçmişten günümüze medyada yar alan kadın imgesi ve medya tarafından manipüle edilen kadın imajının yaratmış olduğu “bağımsız kadın” sureti, kadın doğasının getirdiği çoklu kişilik sendromları ve onların yarattığı paradoks; aynı zamanda felsefi anlamda kadının konumu disiplinlerarası pek çok sanat dalının yardımıyla işlenerek sanatseverlerin beğenisine sunulacaktır. Serginin ana fikri, genel bağlamda kadın doğasının yeniden tanımlanması üzerinden ifade edilecektir.

Sergide kadın ile erkeği algısal ve mantıksal boyutta birbirlerinden ayıran temel prensiplere de gönderme yapılacak ve durum yine olgusallaştırılarak toplumsal boyutta eleştirilecektir. Bir erkek gerçekliği bölümlere ayrılmış bir biçimde, her şeyi kendi özerkliğinde algılarken, bir kadın her şeyi iç içe, sanki akan bir nehir gibi algılar. Bununla birlikte
erkek birçok olguya mantığıyla bakarken bir kadın pek çok zaman duygularıyla bakar; aynı zamanda erkeğin mantığı bütünüyle doğrusal işlerken, bir kadının mantığı eklektik olarak birbirinden farklı şeyleri seçip bir bütün oluşturma üzerine işler. Kadın Olmak sergisinde kadın ile erkeğin doğalarındaki bu teorik ve temel farklar da işlenecektir. Aynı zamanda postmodern feminizme ve güncel medyada kendini gösteren bazı kadın karakterler üzerinden de çoklu göndermeler yapılacaktır.

Sergi 8 Mart 2014 Saat : 18:00’da İKSEV (İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı)’nda kapılarını açıyor.  

8 Mart 2014 18:00 İKSEV (İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı)
Mithatpaşa Caddesi No :138 Karataş / İZMİR

 

Kaynak : [-]

 5 yıldır Bakırköy’de bulunan  kursumuzda pek çok sanat dalında eğitimler vermekteyiz. Zaman zaman eğitim verilen dallar konusunda sorularla karşılaşmaktayız. Bugün gitarın tarihçesi, gitar türleri, farklılıkları, özellikleri ve daha pek çok konuda kısa kısa bilgilenecek, belkide merak ettiğiniz konularla karşılaşıp merakınızı giderebileceksiniz. İyi okumalar.

Nedir Bu Gitar?

Gitar Tarihi ve Gelişimi

Gitarın ilk atası Orta Asya’da yapılmış olan udtur. İlk başlarda ud gibi olurken Orta Asya’dan göç edip Avrupa’ya giden Orta Doğu Türkleri udu değiştirip başka bir hal almasına neden olmuştur. Gitarın ilk örnekleri İspanya’da ve parmakla çalınırdı. Daha sonra gitara 5 tel takıldı, daha önce sayısı az olan perdeler 10’a çıkarıldı. Teller pesten tize doru “la-re-sol-si-mi” olarak akortlanmaya başlandı. 18.yy’ın sonlarına doğru pes tarafa kalın bir “mi teli” daha eklenerek tel sayısı 6 ya çıkarıldı.

Daha sonra 19. yy. ortalarında Antonio de Torres enstrümana yeni bir biçim verdi. Enstrümanı daha belirgin bir hale getirdi (büyüttü ). Vidalı burgular takıldı; saptaki perde sayısı (fret) arttı; sesi güçlendi, göğüs içindeki balkonlar tek bir merkezden çıkan seslere daha net yön verir oldu.

Daha sonra da gitar şekil olarak değişimlere uğradı. Folk ve caz müziğinde kullanılan gitarlara çelik teller takıldı. 1920 yılında elektro gitar doğdu. Elektro gitar sayesinde gövde rezonans kutusu olmaktan çıkmış enstrümanla dinleyici arasına, amplifikatör denen elektronik bir yükseltici girmiştir. Elektronik gitar doğduktan sonrada Gitarın çeşitleri artmaya başlamıştır. Kendi üzerinde Amplifikatör bulunduran gitarlar,12 telli gitarlar, çiftli gitarlar(üstte 12 telli altta 6-7 telli), 7 telli gitarlar, perdesiz gitarlar, Headless(kafasız) gitarlar çıkmıştır. 16.yy’ a kadar uzanan geçmişi olan klasik gitar, İspanyolların Flamenko tarzında bir enstrümanı olarak ortaya çıkmıştır. Klasik gitarın asıl bugünkü şekliyle popüler olması,19. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır.

Klasik Gitar Bestecileri

Johann Sebastian Bach (1685-1750)

Ferdinando Carulli (1770-1841)

Mauro Giuliani (1781-1828)

Fernando Sorr (1778-1839)

Matteo Carcassi. (1792-1853)

Agustin Barrios (1885-1944)

Heitor Villa-Lobos (1887-1959)

Andres Segovia (1893-1987)

Joaquín Rodrigo Vidre (1901 -1999)

Klasik Gitarın Türkiye’ye Girişi ve Gelişimi

Gitarın ülkemize girişinin çok eskilere dayanmadığı bilinmektedir. Konser vermek için gelen gitaristler, radyo yayınları, çeşitli notaların ve plakların gelmesi gitarın ülkemizde yaygınlaşmasına vesile olmuştur. İlk olarak 1930’lu yıllarda ciddi olarak gitar çalan ve eğitimini veren isimlere rastlanmaktadır. Bunlar arasında Dr. Fazıl Abrak, İlya Ksantapulos, Mario Parodi, Andrea Paleologo, Ertuğrul Şatıroğlu, Can Aybars ve Rıfat Esenbel gibi isimler bulunmaktadır. Andrea Paleologo’nun öğrencilerinden olan Ziya Aydıntan (1904-1980) Ankara’da kurduğu “Gitar Sevenler Derneği” ile ülkemizde gitarın gelişimi adına önemli çalışmalar yapmıştır (Elmas, 2003). Ziya Aydıntan aynı zamanda gitar için yazdığı “Başlangıç Metotları I ve II”, “Konser Albümü”, “Klasik Gitar Albümü”, “Klasik Armoni (Gitar uygulamalı)”, “Okul Şarkıları (çok kolay eşlikli)” gibi çalışmalarını yayınlamıştır (Kanneci, 2001).

 

klasik-gitar

akustik-gitar

Akustik Gitar

Görünüş itibariyle klasik gitarı andıran akustik gitarın gövdesi klasik gitardan biraz daha şişman ve basıktır. Daha dar bir sapa ve çelikten yapılmış tellere sahip olması klasik gitarla arasındaki en büyük farktır. Tellerin çelikten olması akustik gitarın klasik gitardan daha basınçlı gergin bir sapa sahip olmasının nedenidir. Bundan dolayı akustik gitar biraz daha sağlam kasaya sahiptir klasik gitardan ağırdır ve tuşe yapısı daha farklıdır.

Elektro Gitar

elektro-gitar

Elektro Gitar

Katı ve oyulmamış gövdeye sahip olan elektro gitarda tellerden gelen ses manyetikler tarafından elektrik sinyallerine dönüştürülüp yükselticiye yollanır. Genellikle pena ile çalınır. Manyetiklerin titreşimi algılayabilmesi için çelik tel kullanılır.

Elektro gitar çok basit bir tanımla tellerin titreşimini gövdesinde bulunan manyetikler sayesinde elektriğe çeviren ve böylece amfiye bağlandığında yüksek miktarda ses alınabilen gitardır. Diğer gitarlar gibi elektrogitarlar da sap, gövde ve bas olmak üzere üç ana bölümden oluşur. Bu arada bazı elektrogitarlarda bas bulunmayabilmektedir. Gitarda gövde, manyetikleri, sesin tonu ve seviyesini ayarlayan kontrol devrelerini içeren ve tellerin bir ucunun bağlandığı bölümdür. Teller, köprü ad verilen metal bir donanım üstünden geçerek ya gövdeye doğrudan ya da köprünün kendisine bağlanmaktadır. Tellerin hemen altında, köprüyle sap arasında yer alan, tellerin mekanik titreşimini elektriğe çeviren manyetikler, gövdenin içine yerleştirilen elektronik sesi -ton kontrol devresine bağlıdır. Bu devre, manyetiklerden gelen sinyalin, amplifikatöre gitmeden önce tonunda ve ses seviyesinde değişiklik yapmak için kullanılır. Ayrıca yine gövdedeki manyetik seçici anahtar, sesin rengini değiştirmek için istenilen manyetik veya manyetiklerin seçilmesini sağlar. Gövdenin sapla birleştiği yerin alt taraf, sapın gövde içindeki perdelerine kolay ulaşılması için, içeri doğru oyuk olarak yapılabilir (Single Cutaway). Bazı gitarlarda bu oyuk hem altta hem de üstte olabilmektedir (Double cutaway). Gövdenin sekli, gitar oturarak veya ayakta çalınırken en iyi dengeyi sağlayacak şekilde tasarlanır. Daha çok rock müzikte kullanılır, çoğu rockçı elektro gitar kullanır.

Bas Gitar

Bas Gitar

Bas Gitar

Çalışma prensibi elektro gitara benzer. Fakat sesi normal gitarlardan 1 oktav kalındır. Portede bas gitar için Fa anahtarı kullanılır. Değişik çeşitlerde bas gitarlarda bulunmaktadır: 12 telli, 6 telli, 5 telli, perdesiz, kafasız.

7 Telli Gitar

7 telli gitar

Klasik 6 telli gitarlardan pek bir farkı yoktur. Ancak tek nihai fark en üstte bulunan E (mi) telinden sonra B (si) telinin konulmasıdır. Bu sayede gitarda boş tel dizilimi aşağıdan yukarıya E(ince mi) B (Si) G (Sol) D (Re) A (La) E (Kalın Mi) ve “kalın” B (Si) dir.

Klasik Gitar ve Akustik Gitar arasındaki farklar

Klasik gitarı akustik gitardan ayıran en temel özellik ;akustik gitarın bütün tellerinin metal, klasik gitar ın üstteki 3 telinin metal, alt 3 telinin plastik olmasıdır. Diğer bariz bir özellik ise akustik gitar ın gövdesinin klasik gitar a nazaran biraz daha büyük olmasıdır. Tabi ki bu ayırıcı özelliklerinden dolayıdır ki, akustik gitar da çalındığı an metalimsi bir tını gelir, klasik gitar da ise daha soft (yumuşak) bir ses elde edilir.

Klasik Gitar alırken dikkat edilmesi gereken konular

Klasik gitar alınırken bazı konulara dikkat edilmesi gerekmektedir ;bunların asıl olanı mutlaka bir bilen ile almaktır, ancak böyle bir imkan yok ise ;Gitar tellerinin gövdeye yakın olanı tercih edilmelidir,bildik markalar alınması gerekir,tellere vurulduğunda tınlama sesinin odunsu bir ses yerine daha çok tellere vurulma yani metalimsi bir ses olmalı, tını yani sesin bir süre yankılanması gerekir,tellere sırası ile perde perde çalındığında parazit yada cızırtı olmamalı.

Klasik Gitar eğitim yöntemleri ve aşamaları

Klasik gitar eğitimi, müzik eğitiminde olduğu gibi, kişilerin müzik kulağı dediğimiz müzik öğrenme yeteneğine bağlı olmakla beraber, kişinin çalışma ortamına, ders ortamına da bağlıdır.Ancak bütün bunları göz önünde bulundurarak, temel gitar eğitimi 3-4 aylık bir dönemi kapsar, orta seviyedeki bir eğitim ise 6-8 aylık bir dönemi ileri seviyede bir gitar eğitimi bir yıldan fazla bir eğitim devresinde gerçekleşir.Bu verilen süreler genel bir süre olup öğrenciden öğrenciye başarı sonucu olarak değişmektedir.

Klasik gitar egitimi, müzik eğitiminde olduğu gibi, kişilerin müzik kulağı dediğimiz müzik öğrenme yeteneğine bağlı olmakla beraber,kişinin çalışma ortamına,ders ortamınada bağlıdır.Ancak bütün bunları göz önünde bulundurarak, temel gitar eğitimi 3-4 aylık bir dönemi kapsar, orta seviyedeki bir eğitim ise 6-8 aylık bir dönemi ileri seviyede bir gitar egitimi bir yıldan fazla bir eğitim devresinde gerçekleşir.Bu verilen süreler genel bir süre olup öğrenciden öğrenciye başarı sonucu olarak değişmektedir.

Başlangıç/Fundamental Evre üzerine;

Geçtiğimiz yüzyılın sonunda “begin

ner – intermediate – advanced”  (başlangıç – gelişmiş – ileri duzey) olarak üç dalda incelenen geleneksel eğitim bakışına “Asal (fundamental) , Geçitsel (Transitional), Kişiye Özgü (self-acutating)” şeklinde bir alternatif bakış getirildi.

Asal (Fundamental) Evre

Bu etapta öğrencide ilerisi için sağlam bir müzikal ve teknik altyapının oluşturulması esastır ve öğretmen öğrenciden daha fazla yükümlülüğe sahiptir.

Birincil öneme sahip başlıklar sıralarsak:

Postür (enstruman tutuşu ve pozisyon)

Apoyando tekniğinin tanınması

Tirando tekniğinin tanınması (arpej ve akorlar. pim, pima, pmi, pami.)

2 ve 3 katmanlı yazım: melodi, eşlik ve bas çizgilerinin tanınması

Birinci pozisyonda deşifre

Kendini dinleyebilme

Postür

Aslında “tutmak” kelimesinin olayın doğasına aykırı tınladığını düşünüyorum. Çünkü tutma fiili bir güç harcama ifadesi besliyor.Enstrumanlar tutulmaktan ziyade vücudun bir parçası halinde düşünülmelidir.Kolumuzu vücudumuzda tutmak için bir kuvvet harcamadığımız gibi enstrumanımızın da kucağımızda durması için bir kuvvet sarfetmemiz gerekmez.

Bel ve omuzlar için 90 derece kuralına dikkat edilmeli, ayaklık kesinlikle kullanılmalı ve ayna karşısında çalışmanın verimi artıracağı unutulmamalıdır.

Unutmayin ki en iyi metod bile bazen yetersizdir, ogrenciler genelde takviye ogretiye ihtiyac duyarlar.

Fundamental etapta temel olan pratik yapmaktır.

Parçaların kısa olması sürekli tekrarları getireceği için öğrencilerin zorlandıklari noktaları işaretleyip ayrık pasajları calışma disiplinine sahip olmaları için hocaları tarafindan yonlendirilmeleri gerekmektedir.

Öğrencinin gelişme hızının ‘yetenek ve beceriden’ ziyade ‘motivasyon ve olgunlaşmadan’ geçtiğini unutmayın.

Bu etapta tek prensip odaklanmış çalışmadır.

Gitar Akortlama

Gitarı akort etmek için diapazon denilen (bütün sazlara LA sesi veren alet)bir alet kullanılır. Bundan başka ,piyano,org,akordeon v.b. gibi sabit sesli bir sazdan da LA sesi alınabilir.Alınan LA sesine gitarın 5.teli uydurulur. Butelin 5. perdesine basılarak ondan alınacak RE sesiyle 4.tel RE olarak ayarlanır 4.telin 5.perdeside SOL sesini verir. 3.telin doğal olarak vermesi gereken ses de bu SOL sesidir. 3. telin 4. perdesi ikinci telin doğal sesi olan Sİ yi verir. 2.telin 5.perdesi de en alttaki Mİ sesini verir. En kalın tel olan kalın Mİ teli de en alttaki Mİ teline göre 2 oktav pes olarak akortlanır.

Ritm ve Solfej

Muzikte şarkı söylemek esastır..Her enstruman sesimizi taklit etmeye yarayan bir araçtır.Batı dilinde “instrument” kelimesinin araç-gereç anlamına geldiğini de hatırlatayım.

İyi bir performans, kafamızda mırıldandığımız müziğin enstrumanımıza en başarılı şekilde yansıtılmış halinden fazlası olamaz.O yüzden önce sarki söyleyebilmeliyiz, ki bu daha cok solfej derslerinin konusu olsa da gitarcılar çok sesli bir saza sahip olmalarından dolayı çaldıkları parçaların ezgilerini okuyup gitarlarında akorlarla eşlik edebilirler.

Öğrencilerin enstrumanlarında rahat hissetmeleriyle birlikte solfej,  çaldıkları parçalar içinde degerlendirilerek ele alinmalidir. Ses aralıklarını tanıdıktan sonra temel gam arpejler ve akor dereceleri hakkında da bilgilendirmeliler.

Teori ve Yorumlama

Teori işin bir diğer tarafi ve tarih içinde enstrumanlarin gelişimi, muzik tarihi coğrafya, sanat tarihi ve estetik gibi dallarla birlikte incelenmelidir. Öğrenci, çaldığı parçaya yorum katma adına teknik unsurlar dışında eser bestecisinin milliyeti, estetik anlayışı gibi konularda önbilgiye sahip olmalıdır.

Bu etapta öğrenciyle sohbetlere başlamak icin çok uygundur.Unutmayın ki ne yaştan olursa olsun herkesin muzik hakkında söyleyecek birşeyleri vardır.

Öğrencinin ilk çalıştığı eserde dahi soru-cevapları, nefes alma yerlerini gösterebileceğini, hatta AB, ABA çatı formlarını bile işaretleyebileceğini göreceksiniz.

Performans

Hiç bir zaman bir kitleye çalmak için erken değildir.

Diğer teknik unsurlardan ayrı olarak başlı başına ele alınması gereken ve öğrenilmekten ziyade tecrübe edilen bir konu. Öğrencinin öğrendiklerini sergilemesi mutlaka gereklidir.

Son olarak sıkça sorulan gitar ile ilgili soruları başlıklar halinde özetle cevaplamaya çalışalım.

AKORT NEDEN BOZULUR?

Gitar akordunun bozulması için birçok neden olmasına rağmen genellikle gitara yeni başlayan öğrencilerde bu durumla karşılaşılır. Öğrenim döneminde gitar haddinden fazla hırpalandığı için akordun daha çabuk bozulması mümkündür.

Eğer gitar çok sert kullanılıyorsa, bu durum tellerin esnemesine neden olur. Bununla birlikte gitarın çalındığı ve muhafaza edildiği ortam da akort için hayli önemlidir.

Gitarın akort tutmamasının bir diğer sebebi ise; gitarın yapım aşamasında ortaya çıkan problemlerdir. Enstrümanın akort tutmamasının nedeni; gövde, sap ve hatta baş kısmında mevcut olan sorunlar olabilir. Bu durumla karşılaşıldığında profesyonel birinden yardım almak en mantıklısıdır.

GİTAR RİTİMLERİ NELERDİR?

Herhangi bir notada belirli bir tartım kalıbı ve metronomla düzenli bir şekilde tekrarlanan düzene ritim denilmektedir. Gitarda uygulanabilecek ritimlerden bazıları; Vals 1, Vals 2, Folk, Beş Sekizlik, Calipso, Beat, Cha Cha, Boogie, Zeybek, Slow Rock, Swing, Pasadople, Bolero olarak sıralanabilir.

GİTAR TABLARI NASIL OKUNUR?

Tablature kelimesinin kısaltılmış hali; tab’dır. En sağlıklı yol nota okur-yazarlığına kavuşmak olsa da, gitara yeni başlayan birey tab okuyarak çalmaya başlayabilir.

Birçok popüler parçanın tablarını internet üstünde bulmak hayli kolay olsa da, tab okuyabilmek için öncelikle ya tab okumayı öğrenmek ya da tab okuyan bir müzik programı kullanmak gerekir.

Gitardaki altı telin simgesi olarak tabda da altı tane çizgi bulunur. Çizgilerin gitar telindeki karşılığı; E, B, G, D, A, E olarak sıralanır. Bununla birlikte tabların üzerinde görülen numaraların da ayrı bir anlamı vardır. Örneğin; görülen “0” rakamı boş tel tınlatılmasını gerektiğini vurgularken, “3” rakamı o teldeki 3. perdeye basılması gerektiğini gösterir.

BARE NE DEMEKTİR?

Aynı perdedeyken tüm tellere basılmasına bare denilmektedir. Bu sesi/akoru elde etmek için bütün parmakları kullanmak yerine sadece işaret parmağını işlevsel olarak kullanmak gerekir. Barenin iki çeşidi vardır; küçük bare 2 ya da 3 teli kapsarken, büyük bare tellerin tamamını kapsar. Gitar dersi ne yeni başlayanlar için bare basmak zor bir aşamadır. Temiz ses elde edilene kadar, gerekli pratik ve egzersizlerin uygunlanması önemlidir.

BAS GİTAR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Akustik ve elektronik bas olmak üzere bas gitarlar ikiye ayrılır. Bas gitar derslerine elektronik bas gitarla başlamak gerekir. Elektro bas gitarda teller sayesinde amfiye gönderilen elektronik sesler, amfide yeniden sese çevrilerek işitilir.

Akustik bas gitar, aynı akustik gitar gibi büyük ve oyuk bir gövdeye sahiptir. Bu oyuk gövde, sesin güçlenmesini sağlar.

Bas gitarın sesi kontrbastan ince, diğer gitarlardan ise kalındır. Diğer gitarlardan daha kalın tellere ve uzun ölçeğe sahiptir. Ses ve tonu değiştirmeye yarayan araçlar elektro basta önde, akustik basta ise enstrümanın yanındadır.

Sık olarak kullanılan elektro bas, 4 telli ve perdelidir. 12 tele kadar üretimi mevcut olan bas gitarın ince ve kalın ses isteğine göre tel sayısı değişmektedir.

GAM NEDİR?

Majör ve minör kalıpların armonik kurallarına göre sekiz notanın ardışık olarak sıralanmasına gam denir. Sekizinci nota, birinci notanın 6 perde üstünde ya da altında yer almalı, birinci notayla aynı ismi taşıyan notaya ulaşılmalıdır. Gitara yeni başlamış bireyler için gam, biraz daha ileri bir seviye olarak görülür.

GİTAR PARMAKLA MI, PENAYLA MI ÇALINIR?

Bu durum gitaristin çaldığı müzik tarzıyla alakalı olarak farklılık gösterir. Parmakla çalmanın avantajı; aynı anda birçok telden ses elde edebilmektir. Başlangıç aşamasında iken ham parmaklara sahip olan bireyler ise arpej çalmak ya da solo seslendirmek adına penadan yardım alabilirler.

GİTARLA PARMAK ALIŞTIRMASI NASIL YAPILMALIDIR?

Birçok enstrümanda olduğu gibi gitardaki öğrenme aşamasında sabırlı ve gayretli olmak gerekir. Gitardaki parmak alıştırmaları başlangıçta sıkıcı gelse de, gereklidir. Gitarda sol el tutuşunu öğrendikten sonra, bolca parmak egzersizi yapılması önemlidir. Perdelere basıldığında tam ve doğru sesi elde etmeye çalışılmalıdır. Perdeler arasında yukarı-aşağı, sağa-sola olmak üzere çalışmak gerekir. Sağ elin senkronizesi de sol ele eşit gitmelidir. Seviye ilerledikçe, parmak egzersizleri de farklılık gösterir.

GİTARDA MAJÖR AKOR NEDİR?

Klasik batı armonisi kurallarına göre belirlenen ton sisteminden birisi; majör ton sistemidir. Majör akorlar, başladıkları sesin adını taşırlar. Eğer majör dizi do notası ise başlıyorsa, dizi do majör adını alır. Majör dizi kavramını anlamak için, başlangıç seviyesinde armoni bilgisi edinmek gerekir. Uluslararası olarak notalara verilen harflerin büyük karakterle kullanılması ise, o akorun majör basılması gerektiğini gösterir. Örneğin; A harfi la majör tonunu simgeler. Am simgesi ise, la minör akoruna denk düşmektedir.

GİTARDA MİNÖR AKOR NEDİR?

Gitar kursu nda öğreneceğiniz bu akor Klasik batı armonisinde belirlenmiş kurallara göre ton sistemlerinden bir diğeri ise; minör ton sistemidir. Minör tonlar, dizinin başladıkları sesin adını alırlar. Örneğin; dizi mi notası ile başlıyor ise, o tonun ismi mi minör olur. Akor sesleri ise, başlangıç sesinin üzerine 3. ve 5. seslerin eklenmesi ve aynı anda tınlatılmasıyla elde edilir. Yine aynı örnek üzerinden gidilirse; mi notasının ardından 3. ses sol, 5. ses ise si’ye denk gelir.

GİTARDA ARPEJ NASIL YAPILIR?

Akor seslerinin ardı ardına, melodik şekilde çalınmasına arpej ismi verilir. Arpej kelimesi, İtalyanca “arpeggio” kelimesinden evrenselleşmiştir. Gitar üzerinde akor seslerine basılırken, sağ el ile bu sesler teker teker tınlatıldığında arpej sesler elde edilmiş olur.

GİTARDA AKOR NEDİR?

İki ve daha fazla sesin aynı anda seslendirilmesine akor denilmektedir. Hangi akorların, diğerlerini takip edeceği gibi armonik bilgiler ya belirli kurallara ya da kişinin kendi yaratıcılığına göre belirlenir.

Klasik batı armonisine göre akorlar, dizinin başlangıç sesinin üzerine 3. ve 5. sesinin eklenmesiyle elde edilir. Bu üç sesin ton olarak büyük olarak nitelendirilen dizisine majör, küçük olarak nitelendirilen dizisine ise minör ismi verilir. Üç sesli akorlar için gitar üzerinde dört farklı akor çevrimi uygulanabilir.

GİTAR ÇALMAK İÇİN NOTA BİLMEK ŞART MIDIR?

Nota; dünya üzerinde nereye gidilirse gidilsin, önünüze konulduğunda aynı şekilde okunan ve çalınan evrensel bir dilin oluşmasına yarayan sembollerdir. Ülkelere ve ırklara göre farklılık göstermez. Bu açıdan, enstrüman çalan her bireyin, önüne konulan partisyonu çalabilmesi için nota okur-yazarlığına kavuşmuş olması önemlidir.

ELEKTRO GİTAR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Elektro gitarlar, katı ve boş gövdeli olmak üzere iki çeşittir. Katı gövdeli gitarlardan amfi yardımı olmadan ses elde edilmez. Daha ince olmalarına rağmen daha ağırdırlar. Boş gövdeli gitarlarda ise, üzerlerindeki manyetikler sayesinde amfiye ihtiyaç duymadan ses elde edilebilir. Boş gövdeli gitarlar aynı zamanda amfiye de bağlanabilir. Katı gövdeli gitarlara kıyasla, boş gövdeli gitarlar daha hafif ve geniştirler.

PERDELİ VE PERDESİZ GİTAR ARASINDA NE GİBİ FARKLAR VARDIR?

Klasik gitarların sap kısmında görmeye alışık olduğumuz perdelerin kullanılmamasıyla elde edilen bir diğer çeşit; perdesiz gitardır. Perdeli gitarlara kıyasla, perdesiz gitarlarda mikro sesler elde edilir.

Perdesiz gitarlarda kullanılan değişik yöntemlerle yaylı tambur, klasik kemençe, ney gibi enstrümanların tonlarına yakın sesler üretilmiştir. Buğulu ve yüksek tonlu sesler perdesiz gitarlar için aranılan özelliklerdir.

ELEKTRO GİTARLARIN YAPISI NASILDIR?

Bu gitarlar sap, köprü, eşik, manyetik ve tremola kolundan oluşur. Enstrümanın sap kısmında klavye bulunur. Sapların incelik ve kalınlıkları her modele göre değişim gösterir. Köprü ise, tellerin ga bağlandığı kısma verilen addır. Köprü kısmı ise oynayabilir yahut sabir kalabilir. Eşik; gitarların sap kısmında yer alır ve tellerin burgulara gitmeden önce geçtikleri son bölgedir. Manyetik diye adlandırılan kısım ise, sesi elektronik sinyallere çevirip amfiye göndermeye yarar. Tremola koluyla, tellerden farklı sesler elde edilebilir.

GİTARDA DISTORTION NEDİR?

Değişme, bozulma, deformasyon gibi bir anlama sahip olan bu kelime, İngilizce kökenlidir. Rock ve metal müziğin vazgeçilmez unsuru olan distortion, doğal sesin bozulması olarak nitelendirilir. Distortion ses pedallar sayesinde elde edilir. Pedallar ise, gitara sonradan eklenip çıkarılabilen, ayakla kontrol altına alınan parçalardır. İcra edilen müzik türüne göre birçok pedal çeşidi bulunur. Kısacası; distortion pedalı bir efekt aletidir.

BAS GİTARDA TEL SAYISI FAZLALIĞININ NE GİBİ FARKLILIKLARI VARDIR?

On iki tele kadar bas gitar bulunsa bile genellikle kullanılan bas gitarlar dört tellidir. Orkestra adına yardımcı bir enstrüman olarak görülen bas gitar, sonradan ön çalgı olarak değer görmeye başlamıştır. Bas gitarlar orkestranın ritmini belirleyen enstrümanlardan biri olarak da özellik taşıdığı ve aynı zamanda ses ürettiği için çalımı daha zordur.

Genelde jazz ve progressive müzik icracıları tarafından tercih edilen çok telli bas gitarlarla, daha çok ince ve kalın nota elde etmek mümkündür. Bu ses genişliğine rağmen, her müzik tarzında tercih edilmezler.

ELEKTRO GİTARDA TREMOLA KOLU NE İŞE YARAR?

Tellerin gevşemesine ve gerilmesine yarayan yaylı mekanizmaya verilen isimdir. Kol gerildiğinde ses incelir ve gevşetildiğinde ise kalınlaşır. Kolun tele yaslanıp çekilmesi şeklinde kullanılır.

Gitara yeni başlamış olan bireyler, bu kolu aşırı ve bilinçsiz kullandıklarında teli koparabilir ya da akort bozulmasına neden olabilir.

GİTARDA WAH PEDALI NE İŞE YARAR?

Gitara takılı iken boğuk bir ses elde edilmesine neden olan bu pedal, güzel, etkili, sıkça kullanılır. Pedala hafifçe basılıp indirildiğinde sesin inceldiği ve daraldığı gözlenir. Pedala sonuna kadar basıldığında ise, sesin inceldiği fark edilir. Bu pedalı kullanırken önemli olan; nota vuruşlarıyla pedal kullanımının eş zamanlı uygulanmasıdır.

ELEKTRO GİTARDA ENTONASYON AYARI NEDİR?

Entonasyon, enstrüman çalarken basılan notaların doğru ve olması gerektiği gibi tınlaması durumudur.

Profesyonel kişiler tarafından yapılan entonasyon ayarı ise, basılan perdede elde edilmesi gereken sesin ayarlanması durumudur. Ölçekli bir tuner yardımıyla yapılan bu ayar, tellere basılmadan elde edilen sesin, o telin 12. perdesiyle aynı tınlaması sonucu tamamlanır. Küçücük bir kayma bile dalgalanmaya neden olduğu için entonasyon ayarını yapmak kolay değildir.

ELEKTRO GİTAR ÜZERİNDEKİ DÜĞMELERİN İŞLEVİ NEDİR?

Gövdenin alt kısmında yer alan bu düğmeler, volüm ve ton ayarlamaya yarar. Volume düğmesi, gitardaki ses seviyesini dengeler. Elektro gitaristler genellikle bu düğmeyi sonuna kadar kullanır ve yüksek ses elde ederler.

Diğer düğmeler ise, ton ayarlaması için bulunur. Seviyelerine göre ton ve efekt verirler.

ELEKTRO GİTAR ÜZERİNDEKİ SWITCH NE İŞE YARAR?

Elektro gitarların tone ve volume düğmelerinin yanında yer alan switch’in görevi; sesi elektronik sinyallere çeviren manyetiklerin hangisinin çalışması gerektiğini belirlemektir. Çünkü genellikle gitar üzerinde üç manyetik bulunur. Gitara yeni başlayan öğrenciler, üç manyetiği birden kullanmalıdır.

GİTARDA SAP AYARI NASIL YAPILIR?

Gitarın sap kısmının içerisinde demir bir çubuk bulunmaktadır. Bu çubuğa yapılan ayara verilen isim; sap ayarıdır. Sap ayarı, bu demir çubuğun milimetrelerle sıkılaştırılıp gevşetilmesi işlemidir. Her gitarda farklı bir noktadan sap ayarı yapılmaktadır. Bu sap ayarını yapabilmek için gerekli olan aletin ismi ise; Allen Wrench’tir.

Bu aleti edinilmiş olunsa bile, gitara yeni başlanıldıysa sap ayarı yapılması önerilmez. Çünkü enstrüman kullanılmaz hale gelebilir.

ELEKTRO GİTAR TELLERİ NASIL SEÇİLİR?

Tellerin kalitesiyle birlikte seste de farklılıklar gözlenir. Bununla birlikte en ince yani en alttaki telin kalınlığı 0,09 inç olmalıdır. Bu teli takip eden teller sırasıyla 0,11 – 0,14 – 0,28 – 0,38 – 0,49 inç olarak sıralanır. Bu tellerin isimleri ise; mi, si, sol, re, la, mi olarak sıralanır. Düzgün bir ses elde edebilmek için, doğru tel seçimi kadar tellerin doğru takılmış olması da önemlidir.

ELEKTRO GİTARA BAŞLARKEN NASIL BİR GİTAR ALINMALI?

Elektro gitar alırken bütçeniz kadar önemli olan bir detay; çalmak istediğiniz müzik tarzıdır. Çünkü müzik tarzlarına göre üretilen elektro gitarlar, ağaç ve manyetik farkı gösterirler. Enstrümanda aldanılmaması gerekilen durum ise; gitarın şeklidir. Gitara yeni başlayan birisi için orta karar bir elektro gitar yeterli olmaktadır.

BAS GİTAR NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Orkestralarda çalınan kontrbastan esinlenerek ortaya çıkan ilk bas gitar 1951’de, Leo FENDER tarafından Presicion Bass ismiyle üretildi. Bu enstrüman, gitar ailesinden sayılsa da, yaylı çalgılar ailesiyle benzerlikler gösterir.

GİTAR NASIL MUHAFAZA EDİLMELİDİR?

İklim koşulları enstrümanları fazlasıyla etkiler. Sıcak, soğuk, nem, hatta rüzgar bile enstrümanın hassas yapısını etkiler. Nem oranı % 55-75 arasında ise, gitar için mükemmel muhafaza ortamı sağlanmış olur. Nem, enstrümandaki birleşme noktalarının zedelenmesini önler.

Seyahat esnasında ise, gitar özel kılıf ya da çantalarla taşınmalıdır. “Hard case” olarak nitelendirilen sert kalıba sahip çantalar, gitarın dışarıdan gelecek darbelere karşı korunmasını sağlar. Taşınma esnasında hafifliği sebebiyle ”Soft case” lerde tercihler arasındadır.

GİTARIN TELLERİ NEDEN DEĞİŞMELİDİR?

Gitar telleri bulunduğu ortama ve çalınma sıklığına göre dayanıklılık gösterir. Tel kopmaları genellikle gitara yeni başlayan acemi bireyler tarafından gözlenir. Çalış stilinin sert olmasından dolayı teller deformasyon gösterir ve kopar. Deforme olan teller ise, akort bile tutmaz.

Gitar üzerinde 2-4 saat arasında her gün çalışma sergileniyorsa, iki haftada bir tellerin değişmesi sağlıklıdır.

GİTARDA PENA NASIL KULLANILIR?

Gitar gövdesine dik tutularak kullanılan pena, işaret ve baş parmakla tutulur. Çalma esnasında telin alt ve üstüne vurularak ses elde edilir. Pena, ne çok gevşek ne de çok sıkı tutulmalıdır. Bu sırada diğer parmaklar avuç içine kıvrılır ve parmakların tele değmesi önlenir.

BÜTÜN GİTAR ÇEŞİTLERİNİN NOTALARI, KLAVYELERİ VE AKORLARI AYNI MIDIR?

Gitarlardaki perde aralıkları ve akort düzenleri farklılık göstermez. Eğitim sürecinde izlenilen yol da aynıdır. Bu süreçte sadece bas gitara has teknik ve etütler farklılık gösterir. Klasik ve akustik gitar ise, en çok benzerlik gösteren iki gitar çeşididir. Elektro gitar da, klasik ve akustik gitara yakın eğitim süreci izler. Bas gitar ise, bu çeşitlerden en çok elektro gitara yakındır. Yine de, enstrümanların oluşum nedenleriyle alakalı olarak farklı yol ve teknikleri bulunmaktadır.

GİTAR ÇALARKEN NEDEN ELLERDE YARA OLUŞUR?

Öğrenme aşamasında sabır ve özveri gerektiren bu enstrümanda, birçok alıştırma ve etütle birlikte seviye ilerlemesi sağlanır.

Parmak alıştırmalarıyla birlikte, tellere temas eden parmak uçlarından nasırlar oluşmaya başlar. Nasır oluşumu sırasında acı hissedilse bile, sonrasında bu acı ortadan yok olur; nasırlar parmak uçlarında yerleşmiş olur. Diğer gitarlara kıyasla klasik gitarla çalışmalara başlamak daha rahattır; klasik tellerin naylondan elde edilmesi diğer sert tellere alışma sürecinde yardımcı olur.

GİTARDA NASIL SOLO ATILIR?

Solo melodileri oluşturmak için belirli notaların melodik şekilde çalınması gerekir. Bireyin gitarda solo çalabilecek kıvama gelebilmesi için, her iki elini de hızlı kullanabilmesi önemlidir. Enstrümanda belli bir seviyeye geldikten sonra herkes, gitarda solo çalabilir.

 

Sanatla Kalın…

İBRAHİM CAN BAŞARIR

Nar SanatEğitim Kursu

Gitar Eğitmeni

 

KAYNAKÇA

CARCASSİ Matteo- Gitar Metodu

PİŞMİŞOĞLU Raci- Bass Gitar Metod Volume 1

YALÇIN Gökhan Halk Müziğine Dayalı Gitar Eğitimi (Yüksek Lisans) Konya Selçuk Üniversitesi, 2004

http://seratto.wordpress.com

http://www.frmtr.com

 

 

 

Sizler için 2013 yılında pek çok dalda yapılacak yarışmaları derlemeye çalıştık.

Diğer yarışmalar açıldıkça sitemizde zaman zaman duyurmaya çalışacağız.

 

“Taç Bir De Sen Tasarla”

Son katılım tarihi: 22/03/2012

Taç Bir De Sen Tasarla Yarışması’nın konusu “Gençlik”tir. Bu kapsamda yarışmada, gençlerin düşledikleri dünyayı, özgürlük, gelecek ve/veya dönüşüm kavramlarıyla anlattıkları tasarımlar yarışacaktır.

Ev tekstilinde moda yaratabilecek tasarım ve tasarımcıların ortaya çıkmasını sağlamayı hedefleyen ve Zorluteks Tekstil Tic. Ve San. A.Ş. (“Zorluteks“ olarak anılacaktır) tarafından organize edilen “Bir De Sen Tasarla” yarışması, “nevresim desen tasarımı” kategorisinde “gençlik” teması ile düzenlenmektedir.

Ödüller
Birincilik ödülü: 10.000- TL
İkincilik ödülü: 7.000- TL
Üçüncülük ödülü:5.000-TL

Mehmet Zorlu Vakfı Özel Bursu(*): 6 Adet
TETSİAD Özel Ödülü: 1 kişi 3.000- TL
Sosyal Medya Ödülü(**): 1 kişi 3.000- TL
Böylece toplam 11 ödül verilecektir.

Şartname için tıklayınız:

http://www.facebook.com/tacbirdesentasarla/app_283383435045779

 “Dünya Su Günü” Yarışma Başvuruları Başladı…

22 Mart 2013 “Dünya Su Günü” kutlama faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen; Resim, Kompozisyon, Afiş ve Fotoğraf yarışma başvuruları başladı…

uyun giderek artan öneminden dolayı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; 1992 yılında Brezilya’nın başkenti Rio de Janerio’da düzenlenen, Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda her yıl 22 Mart tarihinin “Dünya Su Günü” olarak kutlanmasına karar vermiştir.

1995 yılından bu yana Dünya Su Günü her yıl farklı bir tema vurgusu ile kutlanmaktadır.2013 yılının teması ise  Uluslararası Su İşbirliği Yılı” olarak belirlenmiştir.

 Bu yıl 21. kez düzenlenecek olan Dünya Su Günü, 1996 yılından bu yana ülkemizde de başta Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü olmak üzere, üniversiteler, belediyeler ve Sivil Toplum Kuruluşları tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır.

Bu yıl düzenlenecek kutlama etkinlikleri kapsamında afiş, fotoğraf, resim ve kompozisyon yarışması da düzenlenecektir. Afiş ve Fotoğraf yarışmasında son başvuru tarihi 22.02.2013  olup, DSİ Genel Müdürlüğü’ne posta yoluyla iletilmesi gerekmektedir.

 Birincilik ödülü : Plaket  ve   2500 TL

İkincilik ödülü   : Plaket  ve   2000 TL

Üçüncülük ödülü    : Plaket  ve   1500 TL

Afiş ve fotoğraf yarışması için katılım şartları ve ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Afiş Yarışması

Fotoğraf Yarışması

İlköğretim Okulları 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin katılabileceği Resim ve Kompozisyon yarışmalarında son başvuru tarihi 15.02.2013 olup, bağlı bulundukları DSİ Bölge Müdürlüklerine posta yoluyla iletilmesi gerekmektedir.

Birincilik ödülü : Plaket  ve   1500 TL

İkincilik ödülü   : Plaket  ve   1000 TL

Üçüncülük ödülü          : Plaket  ve   750 TL

Kompozisyon yarışması için Katılım şartları ve ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Kompozisyon Yarışması

 Resim Yarışması

 

KENTSEL DÖNÜŞÜM SENARYO YARIŞMASI

Son Başvuru Tarihi: 22 Şubat 2013 (Uzatıldı !)

Ödüller:

1.lik ödülü: 25.000 TL

2.lik ödülü: 10.000 TL

3.lük ödülü: 5.000 TL

Bulut İnşaat’a reklam filmi hazırlanması amaçlanmaktadır. 22 ocaktan itibaren 2 hafta boyunca halk oylaması yapılacaktır. Halk oylamasıyla seçilen 15 senayo içinden 3 adeti jüri tarafından belirlenecektir.

Ayrıntılar için:
http://www.iamistanbul.tv/yarismalar/odullu/istanbul-senaryo-yarismasi.html

 16. ULUSLARARASI BİLİM ve BAHAR ŞENLİĞİ SENARYO YARIŞMASI

Son Başvuru Tarihi: 4 Mart 2013
 Dereceye girenler şöyle ödüllendirilecektir:
1.lik Ödülü : 5.000,00 (bintürklirası)
2.lik Ödülü : 2.500,00 (ikibinbeşyüztürklirası)
3.lük Ödülü : 1.000,00 (bintürklirası)
Konu: Piri Reis’in hayatı, çalışmaları, eserleri ile ilgili senaryo yarışması
Katılım: Bilimsel kaynaklara uygun bir kurgulama yapılacakYarışmaya yurt içi veya yurt dışından amatör ve profesyonel herkes başvurabilir. Metin dili Türkçedir.

ILDC 2013 – 5. Uluslararası Asansör Tasarım Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 18 Mart 2013 

 Yarışma Teması: Asansörlerde Kasıtlı Kötü Kullanıma Karşı Tasarımlar

Yarışma Amacı:  Asansör sektöründe katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi ve tasarım etkinliklerinin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu yarışmayla asansör sektörü ve asansör kullanıcıları için yenilikçi tasarımların desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Bilindiği gibi asansörler EN81-1 & 2’deki kurallara göre tasarlanır. Ancak kasıtlı tahribata karşı dayanıklı olması istenilen asansörlerde doğal olarak, asansör kullanıcılarının güvenliğini temin etmek üzere daha farklı hususlar da göz önüne alınmalıdır. Bu hususlarla ilgili olarak ekte verilen TS EN81-71 standardının çok iyi özümsenmesi ve hazırlanacak projelerde uygulanabilirliğin sağlanması gerekmektedir.
Asansörlerde karşılaşılabilecek tehlikeler arasındaki “İnsan Davranışı” ile ilgili olan tehlikeler, yukarda sözü edilen standartta belirtilmiş olmasına rağmen ayrıca kısaca bu şartnamenin ekinde de verilmiştir. Ancak bu ekin sadece “hızlı göz atma” (quick reference) için verildiği unutulmamalıdır: Esas ve geçerli olan yine TS EN81-71 standardıdır.
Standardın 10 ve 11 sayfalarında “Kurallara uygunluğun doğrulanması için kullanılacak metotlar” adıyla verilen Çizelge 2’nin çok iyi incelenerek projelerin hazırlanması önemlidir.
Hazırlanacak projelerin, standartta belirtilen hangi asansör kategorisi (Bknz. Ek A Müşteriler/tasarımcılar için kılavuz Çizelge A.1) için hazırlandığı da özellikle belirtilmelidir.
Yarışma sonunda uygulanabilirliği jüri tarafından belirlenen tasarımların üretilerek hayata geçirilmesi hedeflendiğinden, projelerin tasarımcıları ile anlaşılarak telif hakları devir alınacaktır.

Yarışma Takvimi:

  • Proje teslim tarihi : 18 Mart 2013 Pazartesi saat 17:00’ye kadar 
  • Seçici Kurul toplantısı : 30 Mart 2013 
  • Sonuçların ilanı ve ödül töreni : 1 Nisan 2013 
  • Sergi ( Fuar Alanı ) : 4 – 7 Nisan 2013

Yarışma Jürisi: 

  • 9 asil ve 2 yedek üyeden oluşan Seçici Kurul AYSAD, IFO ve ETMK tarafından oluşturulmuştur.

Katılım Koşulları:

  • Yarışmaya Endüstriyel Tasarımcılar, Mimarlar, Đç Mimarlar, Mühendisler ve bu meslek ünvanlarını almak üzere yüksek öğrenimine devam eden öğrenciler katılabilirler.
  • Yarışmaya katılım ücretsizdir.
  • Yarışma uluslararası olup, 4/a. Maddesinde bahsi geçen ünvanlardan birine sahip kişiler bu şartnamede belirtilen koşullara uygun olarak hazırlayacakları proje ve dokümantasyonu belirlenmiş süre içinde Yarışma Sekreteryası’na ileterek katılabilir.
  • Yarışmalara grup olarak katılmak mümkündür. Grubu oluşturan kişilerden en az biri 4/a. maddesinde yer alan ünvanlardan birini taşımalı ve grup en fazla 4 kişiden oluşmalıdır.
  • Çizimler: En çok 2 adet paftadan oluşan, her biri A1 boyutunda, 300 dpi çözünürlükte PDF veya A1 boyutunda 600 dpi çözünürlükte JPEG olarak hazırlanmış ve CD’ye kaydedilmiş olmalıdır. CD olarak teslim edilecek projeler Yarışma Sekreteryası tarafından bastırılacaktır.
  • Rapor: Projeyi 500 kelimeyi aşmayacak şekilde yazılı olarak anlatan, A4 boyutunda Word veya PDF formatında Türkçe ve/veya Đngilizce 1 sayfalık proje raporu ayrıca bir CD’de kaydedilerek teslim edilmelidir.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Posta yolu yada elden teslim yapılır.
  • Adres:  Kore Şehitleri Cad. No: 34 Kat.4, Zincirlikuyu Şişli 34394  İSTANBUL TÜRKİYE

Ödüller:

  • Birincilik ödülü : 5.000 € 
  • İkincilik ödülü : 3.000 €
  • Üçüncülük ödülü : 1.000 €

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği (AYSAD)
  • İFO  İstanbul Fuar Hizmetleri A..Ş

Nurol GYO Tasarım Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 20 Şubat 2013 (Teslime 16 days kaldı)

Yarışma Teması: İstanbul için Hafta sonu Kentini Tasarla

Yarışma Amacı: Nurol Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, farklı fikir ve tasarımlarla, rekabetin hız kazandığı bu dönemde, genç beyinlerin yaratıcı fikir ve özgün tasarımlarının teşvik edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu anlamda, Nurol Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. nezdinde üniversitelerin desteğiyle düzenlenecek olan Nurol GYO Mimarlık Öğrencileri Yarışması ile gençleri desteklemeyi amaçlamaktadır.

İstanbul için Hafta sonu Kentini Tasarla / Desing the weekend city.

20.yüzyıla  çok katmanlı, kozmopolit  ve zengin kent kültürü ile giren İstanbul, diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesi ve kapsamlı bir modernleşme projesini finanse edecek gücünün olmaması nedeniyle  günden güne enerjisini ve çeşitliliğini yitirerek girdi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında  ise İstanbul’a göç edenler kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldılar  ve  enformel kent  böyle kuruldu. Enformel kentleşme, alt-orta sınıf için modern kent “gecekondulu-minibüslü-seyyar satıcılı” bir yaşam anlamına gelirken , üst-orta sınıfların modern kenti ‘yap-satçı’ müteahhitlerin inşa ettiği bir  apartman denizinden ibaret oldu.
50 sonrası ise hızla büyüyen şehrin inşaa ettiği tek şey ise konut oldu. Bu plansız kentleşme de İstanbul’da kamusal alan inşasını neredeyse unutturdu.
Oysa ki kamusal alan kenti ve kentlileri bir  arada  tutan güçlü bir bağ.
İşte bu kapsamda yarışma katılımcılarından anahtar sözcüklerimizden ilham alarak ve fikir denizlerini genişleterek haftasonu için kente özel tasarımlar geliştirmeleri ve yeni fikirler üretilmesi bekleniyor.

  • Açık alanlar
  • Kıyılar
  • Eğlence / dinlence alanları
  • Yer
  • Boş zaman
  • Aylak / Flaneur
  • Mekansal ve sosyal kutuplaşma

Yarışma Takvimi:

  • Yarışmanın İlanı: 26 Kasım 2012
  • Son Başvuru Tarihi: 20 Şubat 2013
  • Proje Son Teslim Tarihi: 15 Mart 2013
  • Seçici Kurul Değerlendirmesi ve Sonuçların Açıklanması: Nisan 2013

Yarışma Jürisi:

  • Prof. Dr. Ahmet Eyüce / Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı
  • Prof. Dr. Arzu Erdem /  İTÜ Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü Bölüm Başkanı
  • Doç. Dr. Tansel Korkmaz /  Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı
  • Musa Aykaç / Nurol GYO Genel Müdürü
  • Tuğba Ensari / Nurol GYO Genel Müdür Yardımcısı

Katılım Koşulları:

  • Yarışma, tüm Türkiye’deki T.C. üniversitelerinin Mimarlık Bölümlerinin 1.2.3. ve 4. sınıf lisansöğrencilerine açıktır.
  • Yarışmaya grup katılımı serbesttir.Grup üye sayısı 3’ü geçemez
  • Yarışmacılar en fazla iki ayrı öneri ile yarışmaya katılabilirler.
  • Yarışmaya Seçici Kurul üyeleri, raportörler ve Nurol GYO şirket yönetici ve çalışanlarının birinci derece yakınları katılamaz.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Katılım websitesi üzerinden gerçekleştirilecektir. Proje yüklemek için tıklayın.

Ödüller:

  • Birincilik Ödülü : MacBook Pro
  • İkincilik Ödülü : Macbook Air
  • Üçüncülük Ödülü : I-Pad 3

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Nurol GYO

İletişim ve Ayrıntılı Bilgi:

Urla Belediyesi İçmeler Sahil Düzenlemesi Ulusal Öğrenci Kentsel Tasarım Proje Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 15 Mart 2013 (Teslime 39 days kaldı)

Yarışma Teması: Kentsel Tasarım

Yarışma Amacı: Urla Belediyesi tarafından “Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği” kapsamında “Serbest, Ulusal ve Tek Kademeli” olarak yarışmaya çıkarılmıştır.

“Urla Belediyesi İçmeler Sahil Düzenlemesi” konulu fikir projesi yarışması, uzun bir geçmişe sahip olan bölgenin potansiyelleri ile değerlendirilip yeniden kentlilere kazandırılması, bölgenin canlandırılması, çekim merkezi haline gelmesi; hem Urlalıların hem de Urla müdavimlerinin yeniden gözdesi olması doğrultusunda yenilikçi, sürdürülebilir, işlevsel ve ekonomik fikirlerin ortaya çıkmasını amaçlamaktadır. Öncelikle yarışmacıların bölgeyi ve Urla’yı araştırmaları, yöreye özgü turizm dinamiklerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda proje ile ilgili kavramsal yaklaşımların ve tasarım fikirlerinin genç tasarımcılar tarafından ortaya konması hedeflenmektedir.

Bu alan fiziksel sınırları, büyüklüğü, konumu ve potansiyelleri ile çevresindeki mevcut yapılaşmayı doğrudan etkileyecek bir konuma sahiptir. Alan içerisindeki yolların tasarımın içerisinde değerlendirilmesi, yaya ve araç hareketlerine ilişkin önerilerin oluşturulması ve alanın bütünleştirici bir merkez oluşturacak şekilde tasarlanması, sahil hattının kullanımına ilişkin öneriler ile sunulan projelerin enerji ve çevre duyarlılıklarını barındırması, sürdürülebilir olması, engelli vatandaşların kullanımına olanak sağlaması yarışmacılardan beklenmektedir.

Yarışma Takvimi:

  • Yarışmanın İlanı: 08 Ocak 2013 Salı
  • Soruların sorulması için son gün: 18 Ocak 2013 Cuma
  • Cevapların ilanı : 28 Ocak 2013 Pazartesi
  • Projelerin son teslim günü: 15 Mart 2013 Cuma
  • Jüri değerlendirme: 21/24 Mart 2013 Per-Cu-Cts-Pzr
  • Sonuçların açıklanması: 27 Mart 2013 Çarşamba
  • Kolokyum ve Ödül Töreni: 14Nisan 2013 Pazar

Yarışma Jürisi:

  • Deniz Erinsel Önder
  • Ebru Yılmaz
  • Ülkü Inceköse
  • Hülya Koç
  • Semahat Özdemir
  • Vecdi Küçükerbaş
  • Emine Malkoç

Katılım Koşulları:

Yarışmaya katılacak yarışmacıların aşağıdaki koşullara uyması şarttır:

  • Yarışmaya Türkiye veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Mimarlık ve Güzel Sanatlar, Tasarım, Mühendislik-Mimarlık Fakültelerinde öğrenim gören mimarlık, şehir planlama, peyzaj mimarlığı ve kentsel tasarım bölümleri lisans öğrencisi olmak.
  • Jüri üyeleri (danışman, asli, yedek) ve raportörlerle bunların birinci dereceden akrabaları, ortakları, yardımcıları ve çalışanları arasında olmamak.
  • Jüri çalışmalarının herhangi bir bölümüne katılmamış olmak.
  • Yarışmaya bireysel ya da ekip olarak katılım mümkündür. Ekip olarak katılımlarda kişi sayısı sınırlaması yoktur. Ekip olarak katılımlarda ekip başının belirtilmesi gerekmektedir. Ekip başı mimarlık, şehir planlama, peyzaj mimarlığı ve kentsel tasarım bölümlerinden herhangi bölümün öğrencisi olabilir.
  • 2012-2013 Eğitim Öğretim Güz yarı yılında mezun olan öğrenciler de yarışmaya katılabilirler.
  • Şartname alıp isim, adres ve iletişim bilgilerini raportörlüğe kaydettirmiş olmak şarttır. (Ekip olarak katılanlardan bir kişinin bu şartı yerine getirmesi yeterlidir.)
  • Yarışmaya katılan her projede özgünlük ve daha önce başka bir yerde yayınlanmamış ya da başka bir yarışmada ödül almamış olması şartı aranmaktadır. Bunun aksi bir durumun tespiti ve bu tespitin, jüri üyelerinin nitelikli çoğunluğu tarafından onaylanması halinde, proje yarışma dışı bırakılır, ödül kazandıysa ödülün tamamı yarışma organizasyonuna iade edilir.
  • Yarışmaya katılım ücretsizdir.
  • Yarışmaya sunulan çalışmaların her türlü fikri hakları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun hükümleri uyarınca sahiplerine aittir, ancak bu yarışmaya katılmakla projelerinin Urla Belediyesi tarafından sergilenmesi ve her türlü yayın aracıyla yayınlanmasını kabul etmiş sayılacaklardır.
  • Belediye, yarışma sonucu ödül alan projeyi aynen kullanmak zorunda değildir, diğer projelerle birlikte değerlendirerek uygulamaya yetkilidir.
  • Yarışma projeleri iade edilmeyecektir.
  • Yarışmaya katılan öğrenciler, bu şartname hükümlerini kabul etmiş sayılırlar.
  • Kayıt için son tarih soruların cevaplarının yayınlandığı tarihtir.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Elden yada posta yolu ile katılım sağlanabilir.
  • Adres: Hacıisa Mahallesi Bülent Baratalı Caddesi Cumhuriyet Meydanı No:3 Urla / İzmir, 35430

Ödüller:

  • Birincilik ödülü: 4.000.-TL 
  • İkincilik ödülü: 3.000.-TL
  • Üçüncülük ödülü: 2.000.-TL 

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Urla Belediyesi

İletişim ve Ayrıntılı Bilgi:

Annemin İşi Benim Geleceğim: “Borusan Neşe Fabrikası” Mimari Proje Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 12 Nisan 2013

Yarışma Teması: Kente karşı işlenen suçlar

Yarışma Amacı: “Organize Sanayi Bölgelerinde Kreş ve Gündüz Bakımevi Ulusal Mimari Proje Yarışması” konulu mimari tasarım gerçekleştirilirken; kültür, sanat, bilim ve doğa değerlerinin yarışma yolu ile geliştirilmesi, çok sayıda seçenekten uzun vadede gereksinimleri karşılayabilecek nitelikli, özgün, işlevsel, ekonomik ve yenilikçi çözümler seçilmesi ve güzel sanatların teşvikine uygun ortam sağlanmasıdır.

Borusan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile iş birliği içerisinde, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan 10 farklı OSB’de “Borusan Neşe Fabrikası” üst başlığı ile 0-6 yaş arası “Kreş ve Gündüz Bakımevleri” kuracaktır. Pilot bölge olarak Adıyaman OSB seçilmiştir. Yarışmanın konusu, farklı bölgelerde, 75 ile 150 çocuk arası değişen büyüklüklerde 0-6 yaş arası olacak bu Kreş ve Gündüz Bakımevleri’nin mimari tasarımlarına dair bir model oluşturmak ve bu modeli Adıyaman OSB’de verili arsada bulunacak pilot uygulama için mimari proje düzeyinde geliştirilmesidir.

 

Yarışma Takvimi

  • Yarışmanın ilanı: 25 Ocak 2013
  • Soru Sorma Son Tarih: 22 Şubat 2013
  • Soruların Yanıtlanması: 25 Şubat 2013
  • Projelerin Son Teslim Tarihi: 12 Nisan 2013
  • Jüri Değerlendirme Toplantısı: 18-20 Nisan 2013
  • Sonuçların Açıklanması: 22 Nisan 2013

Yarışma Jürisi: 

Asil Jüri Üyeleri (Seçici Kurul)

  •  Durmuş Dilekçi  – Yük. Mim., Uras+Dilekçi Kurucu Ortağı
  • Gökhan Avcıoğlu – Yük. Mim., Uras+Dilekçi Kurucu Ortağı
  • Prof. Hakkı Önel (jüri başkanı)  – Yük. Mim., YTÜ Öğretim Üyesi
  • Yrd. Doç. Dr. Hikmet Sivri Gökmen – Yük. Mim., DEÜ Öğretim Üyesi
  • H. Sinan Omacan – Yük. Mim., Atölye Mimarlık Kurucusu
  • Yrd. Doç. Dr. Murat Uluğ – Yük. Mim. KOÜ Öğretim Üyesi
  • Sinan Kafadar – Mim., Metex Design Ortağı

Katılım Koşulları:

  • Yarışmaya tüm TMMOB Mimarlar Odası üyeleri tek başlarına veya ekip olarak katılabilirler.
  • Ekip olarak katılımlarda TMMOB Şehir Plancıları Odası, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB İçmimarlar Odası ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Üyeleri, üyeliklerini belgelemek şartıyla yer alabilirler.
  • Ayrıca farklı disiplinlerden danışman ve yardımcı olarak ekip üyesi olunabilir.
  • Projelerin son teslim tarihine kadarwww.anneminisi.org adresinden kayıt formu doldurmak koşuluyla yarışmaya başvurulabilir.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Adres: Fulya Mah. Yeşilçimen Sok. No:12/430 34394, Fulya / İstanbul

Ödüller:

  • Birincilik Ödülü: 40.000 TL
  • İkincilik Ödülü: 30.000 TL
  • Üçüncülük Ödülü: 20.000 TL
  • Eş mansiyonlar (3 adet): 10.000 TL
  • Satın Alma (Gereğinde Jüri kullanımı için): 15.000 TL

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Borusan

İletişim ve Ayrıntılı bilgi:

Karşılama-Sergi-Sunu Mekanı Ulusal Öğrenci Mimari Proje Yarışması 2013

Son Başvuru Tarihi: 26 Şubat 2013 (Teslime 22 days kaldı)

Yarışma Teması: Karşılama ve kayıt kabul standı tasarımı

Yarışma Amacı: Türkiye’de de insan – çevre ilişkileri açısından yaşanan gelişmeler, oluşan dinamikler, çevreye verilen önemin giderek arttığını göstermektedir. Sürdürülebilirlik çerçevesinde gelişen kavramlar, gerek bilimsel, gerekse toplumsal zeminlerde ağırlığını giderek daha çok hissettirmekte, özellikle kamu kuruluşlarına, meslek örgütlerine, eğitim kurumlarına önemli sorumluluklar yüklemektedir.

Bu bağlamda; Mimarlar Odası Bursa Şubesi de sürdürülebilir çevre oluşum sürecine meslek insanlarının katkıda bulunmasını temel hedef olarak görmekte ve geleceğin mimarlarından, 25. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi için “Mimarlar Odası” nın sürdürülebilirlik ile ilgili duruşunu anlamlandıracak özgün tasarımlar elde etme amaçlı karşılama ve kayıt kabul standı yarışması düzenlemektedir.
Yarışmanın amacı ”Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği” kuralları içinde kültür, sanat, bilim, çevre ve etik değerleri dikkate alarak güzel sanatları teşvik etmektir.
Dünya ile hatta giderek evren ile insanın aynı bedeni paylaştığının bilincine ulaşmaktır. Çünkü aynı bedeni paylaşan bir sağ el, sol ele zarar vermez.
Hoyratça tükettiğimiz doğal kaynakların sonsuz olmadığı, dikkatlice kullanılmadığı ve yaşamsal döngünün önü kesildiği takdirde erkenden yok olacağı bilinmelidir. Medeniyetin bedeli ise, yok edilen bir dünya değildir. Bir yaşamı sürdürebilir kılmak; yenilenebilir enerjiler kullanarak yaşam sürdürürken, en az atık üretmek hedefine giden bir yolda ilerlemektir. Fakat unutmamalıdır ki, yaşam bir alışveriştir. Sıfır atık; atık üretmemek değil, tasarımın işlevi bittiğinde, malzemesinin dönüşebilir, yani tekrar yaşamsal döngüye dahil edilebilir olması demektir…
Temel soru ise; dönüştürmek zorunda olduğumuz malzemelere aslen mahkum olup olmadığımızdır. Alternatif bir yaşam ve üretim tekniği, tüm tasarımlarımızın en önemli ve öncelikli araştırması olmalıdır. Başını sonunu sorgulamadığımız malzemelerle bir yaşam kurmaya kalkarsak unutmamalıyız ki; yaşam da “bir kez” kaybedilir.

Yarışma Takvimi:

  • Yarışmanın İlanı: 15 Ocak 2013  
  • Soru Sorma İçin Son Tarih: 15 Şubat 2013
  • Proje Teslimi: 26 Şubat 2013 Saat 17.00
  • Jüri Değerlendirmesi: 02 Mart 2013
  • Sonuçların İlanı: 04 Mart 2013
  • Ödül Töreni: 27 Mart 2013
  • Sergi:27-31 Mart 2013
Yarışma Jürisi:
  • Prof.Dr. Nilüfer AKINCITÜRK – Uludağ Üniversitesi Müh. Mim Fak. Mimarlık Bölümü
  • Prof.Dr. Ataman DEMİR – MSGSÜ / Işık Üniversitesi Güzel San. Fak. İç Mim. Böl.
  • Prof.Dr. H.Semih ERYILDIZ – Gebze Yüksek Tek.Ün.Mim.Fak.Mim.Böl.
  • Doç.Dr. Arzu ÇAHANTİMUR – Uludağ Üniversitesi Müh.Mim.Fak.Mimarlık Bölümü
  • Öğr.Gör.Dr. Göktürk GÜLTEK – Gazi Üniversitesi Mim.Fak.Mim.Böl. / Atılım Ün.İç.Mim.Çev.Tas.Böl.
  • Y.Mim. Çelik ERENGEZGİN – Serbest Mimar
  • Y.Mim. İhsan DUYGULU – Serbest Mimar

İhtiyaç Program:

Bursa Tüyap Sergi ve Fuar alanı yapısı giriş holünde;
  • Karşılama ve kayıt kabul standı ……………………………           toplam 24 m2
Mimarlar Odası’nın kurumsal kimliği yanında sürdürülebilirlik temasını da içeren, hızlı ve kolay imal edilebilecek,sökülebilir-takılabilir, gelecek yıllarda da Fuar ve Kongrelerde karşılama amaçlı olarak kullanılabilecek stantta aşağıdaki temel fonksiyonlar bulunmalıdır:
  • Karşılama Bankosu(dört kişilik) 16 m2
  • Mimarlık Vakfı Standı(bir kişilik ) 4 m2
  • Kongre kitapçıkları ve çantaları için depo mekanı 2 m2
  • Kitap ve CD satış alanı 2 m2
Kazanan proje 27 Mart 2013 tarihinde başlayacak olan fuar alanında uygulanacağından; tasarımlar kısa sürede imal edilebilecek ve kolaylıkla monte edilecek sistemde ele alınmalıdır.
  • Sponsor firmalar için mekan kurgusu (giriş holü içinde müellif önerecektir)
  • Sergi alanı
Yaklaşık 50 adet (A0) pafta sergilenebilmelidir.(giriş holü içinde müellif önerecektir)
  • İşlik (25 kişilik)
Devingenliği ile, atölye kullanıcısının tasarımına göre değişime olanak veren mekan kurgusu içermelidir (giriş holü içinde müellif önerecektir).
Katılımcının öngördüğü senaryo doğrultusunda programla ilgili çeşitli esneklikler kazandırılabilir.

Katılım Koşulları:

  • Yarışmaya Türkiye veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Mimarlık öğrenimi gören lisans öğrencileri bireysel ya da grup olarak katılabilirler.
  • Bireysel katılımlarda bizzat katılımcının, grup katılımlarında ekip başının Mimarlık Bölümünden olması zorunludur. Grup katılımlarında kişi sayısı sınırlaması yoktur.
  • Katılımcılar; Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nden veya www.bursamimar.org.tr internet adresinden ücretsiz şartname alarak yarışma raportörlüğüne kayıt olacaklardır. (Ekip olarak katılanlardan bir kişinin bu şartı yerine getirmesi yeterlidir)
  • Üniversitelerin 2011 Bahar Yarıyılı Eğitim-Öğretim Dönemi ve sonrasında mezun olan öğrenciler de yarışmaya katılabilirler.
  • Yarışmaya katılan her projede özgünlük ve daha önce başka bir yerde yayınlanmamış ya da başka bir yarışmada ödül almamış olması şartı aranmaktadır.
  • Yarışmaya katılım ücretsizdir.
  • Yarışmaya sunulan çalışmaların tüm hakları Mimarlar Odası Bursa Şubesi’ne aittir. Yarışma projeleri iade edilmeyecektir (Paftalar sergi amaçlı kullanılacaktır).

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Elden yada posta ve kargo yolu ile yarışmaya başvuru yapılabilir.
  • Adres: Mimarlar Odası Bursa Şubesi / Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi / Odunluk Mahallesi Akademi Cad. No:8 A-3 Blok Nilüfer/ Bursa

Ödüller:

  • Birincilik ödülü:  3.000.-TL.
  • İkincilik ödülü: 2.000 TL
  • Üçüncülük ödülü: 1.000 TL
  • Mansiyon: 3 x 500 TL

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Mimarlar Odası Bursa Şubesi

İletişim ve Ayrıntılı Bilgi:

EİB VIII. Moda Tasarım Yarışması’nda Finalistler Belli Oldu

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EİB) tarafından bu yıl 8. kez düzenlenen EİB Moda Tasarım Yarışması‘nın finalistlerinin belli oldu. 393 başvurunun yapıldığı yarışmada 140 tanesi jüriye sunuldu ve jüri aşağıdaki 10 tasarımcıyı final için seçti.

Finalistler:

  • Aslı Mescit
  • Gökçe Nur Özbek
  • Gökhan Yavaş,
  • Mahmut Ağaç
  • Meriç Canatan
  • Nadir Zadeoğulları
  • Ruhi Tamer Çoğal
  • Özlem Yazan
  • Sercan Arıcı
  • Talha Feyyaz Türker

Otomotiv Tasarım Yarışması 2013

Son Başvuru Tarihi: 1 Nisan 2012

Yarışma Teması: Otomotiv Tasarımı

Yarışma Amacı:  Bu yarışma otomotiv endüstrisinin gereksinimlerine karşılık gelecek, farklılık, yaratıcılık ve yenilikçilik içeren projelerin teşvik edilmesi ve değerlendirilmesi için öğrenci ve profesyonel katılımcılara yönelik olarak ikinci kez düzenlenmektedir. Her kategoride katılımcılardan sektörün katma değer yaratma becerilerini artıracak özgün ve yenilikçi komponent bazlı  projelerin geliştirilmesi beklenmektedir.

Yarışma komponent bazında ergonomi, emniyet, yenilebilir enerji ve çevre, mekanik/fonksiyonellik olmak üzere 4 ayrı grupta katılıma açıktır.

Yarışma Kategorileri:

  • Serbest Katılım
  • Öğrenci
  • Ergonomi
  • Emniyet
  • Mekanik Fonksiyonellik
  • Yenilenebilir Enerji ve Çevre

Yarışma Takvimi:

  • Son Başvuru tarihi: 1 Nisan 2013, saat 17.00’a kadar
  • Ödül Töreni : 17-18 Nisan 2012 – Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi

Yarışma Jürisi: 

  • Jüri üyeleri, OİB tarafından oluşturulacaktır.

Katılım Koşulları:

Serbest Katılım

Yarışmanın serbest katılımı T.C vatandaşı olan, 18 yaşını doldurmuş, otomotiv komponent tasarımı konusunda ilgisi bulunan herkese açıktır.

Öğrenci kategorisi

Yarışmanın öğrenci kategorisi, T.C vatandaşı olan yurtiçinde ve yurtdışında eğitim veren Otomotiv ile ilgili 2 yıllık önlisans programları ile Mühendislik ve Endüstriyel Tasarım bölümlerinin 4 yıllık lisans, yüksek lisans programlarına kayıtlı öğrencilere açıktır.

  • Katılımcı, her bir kategoride en fazla 1 proje ile katılabilir. ( Bir katılımcı en fazla 4 grupta 1’er projeyle, toplamda 4 proje ile katılabilir.)
  • Bir katılımcının aynı grupta birden fazla proje göndermesi durumunda, katılımcıya ait aynı grupta yer alan tüm projeler yarışma dışında kalır.
  • Ekip katılımlarında tüm ekip üyeleri ilgili kategorideki bireysel başvuru koşullarını sağlamalı, bir kişi ekip lideri olarak bildirilmelidir.
  • Projenin, en fazla 4 adet sunum paftasında anlatılması gerekmektedir. Paftalar jpg formatında minimum 1366*768 piksel /72(piksel/inc) – maksimum 1920*1080 piksel /72(piksel/inc) çözünürlükte olmalıdır.
  • Proje raporları Türkçe ve İngilizce yazılmalıdır.
  • Teslim edilecek malzemelerin üzerinde sistem tarafından otomatik olarak atanacak olan numara ile ürün ve katılım kategorisi ve katılım biçimi dışında yarışmacının kimliğini belirtecek bir ibare veya işaret bulunmamalıdır.
Katılım Şekli ve Adresi:
  • Yarışmacılar www.otomotivprojeyarismasi.com websitesine e-mail adresiyle üye olarak sistemde bulunan başvuru formunu dolduracaklardır.
  • Tasarımlar web sitesine yüklenecektir.
  • Online kayıt yaptıranların şarname metnini indirip yazıcı çıktısını alarak ve her sayfanın altı yetkili kişi veya kişiler tarafından ıslak imza ile imzalandıktan sonra posta ya da kargo yolu ile yarışma sekretaryasına gönderilmelidir.
Değerlendirme Ölçütleri:
  • Projenin özgünlüğü ve yeniliği
  • Kullanıcıya sağlayacağı fayda
  • Üreticiye sağlayacağı fayda
  • Katma değeri artıran tekniklerin geliştirilebilirliği ve uygulanabilirliği
  • İhracat Potansiyeli
Ödüller:
 
Her kategoride
Serbest Katılım
Öğrenci
Birinci
10.000
10.000
İkinci
6.000
6.000
Üçüncü
 3.000
3.000
Mansiyon
 2.000
2.000
Ergonomi, yenilebilir enerji ve çevre, emniyet, mekanik/fonksiyonellik kategorilerinde ayrı ayrı yukarıdaki ödüller verilecektir.
Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:
  • Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği

İletişim ve Ayrıntılı Bilgi:

 

İMMİB Endüstriyel Tasarım Yarışmaları 2013

Son Başvuru Tarihi: 05 Nisan 2013

Yarışma Teması: Ev, otel ve restoran kullanımına yönelik “Engelliler, Yaşlılar ve Çocuklar İçin Tasarım” ve İstanbul için hediyelik eşya

Yarışma Amacı:  Metal Ürünler, Plastik Ürünler ve Elektrikli Küçük Aletler sektörlerinde katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi, endüstriyel tasarım etkinliklerinin yaygınlaştırılması ve özendirilmesi, bu sektörlerin ihracata yönelik rekabet gücünün arttırılması ve bu bağlamda söz konusu sektörler için yenilikçi tasarımın desteklenmesi hedeflenmektedir.

Yarışma İçeriği:

Yarışmalar;

Ev, otel ve restoran kullanımına yönelik “Engelliler, Yaşlılar ve Çocuklar İçin Tasarım” teması kapsamında;

  • METALDEN MAMUL ÜRÜNLER
  • PLASTİKTEN MAMUL ÜRÜNLER
  • ELEKTRİKLİ KÜÇÜK ALETLER

Ve yine ev, otel ve restoran kullanımına yönelik

  • KONSEPT 2013 : İstanbul İçin Hediyelik Eşya Tasarımı

olmak üzere toplam 4 ayrı kategoride katılıma açıktır.

Engelliler, yaşlılar ve çocukların beslenme, temizlik, eğitim, sağlık, güvenlik, eğlence ve dinlenme gibi  konularda(artırılabilir) özelleşmiş ihtiyaçlarına yönelik ürün tasarımları beklenmektedir.

Ayrıca tasarımlar (herkes için tasarım/design for all anlayışı çerçevesinde)tema kapsamındaki en az bir kullanıcı grubunun ihtiyacını kapsaması koşulu ile tema kapsamında ve dışında kalan tüm kullanıcıların da ortak ihtiyacını karşılar nitelikte olabilir.

Tanımlar :

Engelliler : Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi. (5378 Sayılı Kanun Tanımı)

Yaşlılar: 65 yaş ve üzeri kişiler.

Çocuklar: 0-12 yaş arası çocuklar.

Yarışma Takvimi

  •  Resmi Duyuru Tarihi :  1 Ocak 2013
  • Proje teslim tarihi : 5 Nisan 2013
  • Seçici Kurul toplantısı : 27 Nisan 2013
  • Ödül töreni : 6 Haziran 2013

Yarışma Jürisi:

Katılım Koşulları:

  • Yarışmanın profesyonel kategorisi, üniversitelerin endüstriyel tasarım, güzel sanatlar, mimarlık bölümleri lisans mezunları ile bu bölümlere ilişkin yüksek lisans/doktora öğrencileri veya mezunlarına ve ETMK üyelerine açıktır. (görsel iletişim tasarımı bölümü dahildir)
  • Yarışmanın öğrenci kategorisi, üniversitelerin endüstriyel tasarım, güzel sanatlar, mimarlık bölümlerine kayıtlı lisans öğrencilerine açıktır. (görsel iletişim tasarımı bölümü dahildir)
  • Yarışmaya grup olarak katılmak mümkündür. Grup katılımında, grup temsilcisi olarak bir katılımcının belirtilmesi gereklidir.
    • Yarışmanın grup profesyonel kategorisinde, grup üyelerinden en az bir kişinin profesyonel kategorisi maddesindeki şartları sağlaması gerekmektedir. Ayrıca diğer grup üyelerinin, üniversitelerin endüstriyel tasarım, güzel sanatlar, mimarlık, mühendislik bölümleri lisans mezunu veya öğrencisi veya bu bölümlere ilişkin yüksek lisans/doktora öğrencisi veya mezunu; veya ETMK üyesi olması gerekmektedir.
    •  Yarışmanın grup öğrenci kategorisinde, grup üyelerinden en az bir kişinin öğrenci kategorisi maddesindeki şartları sağlaması; ayrıca diğer grup üyelerinin tamamının üniversitelerin endüstriyel tasarım, güzel sanatlar, mimarlık, mühendislik bölümleri lisans öğrencisi olması gerekmektedir
  • Katılımcı, her bir kategoride bireysel veya grup üyesi olarak en fazla 1 proje ile katılabilir.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Yarışma başvuruları online olarak internet üzerinden dosya yükleme yolu ile kabul edilecektir.
  • Birinci aşama: tasarim.immib.org.tr adresinden online kayıt yapılması.
  • İkinci aşama: Projelerin verilen tarihler arasında internet sitesine yüklenmesi.
    • Proje yüklenmesinde istenen belgeler ve bilgiler;
      • Fotoğraf
      • Öğrenci ve Mezuniyet Belgesi
      • Proje Çizimleri
      • Proje Raporları ( Türkçe-İngilizce)

Ödüller:

DERECELER PROFESYONEL ÖĞRENCİ
1.’lik ödülü* 15.000 TL 7.000 TL
2.’lik ödülü 10.000 TL 5.000 TL
3.’lik ödülü 7.000 TL 3.000 TL
Mansiyon  4.000 TL 2.000 TL

* Yurt dışında en fazla 2 yıl süre ile eğitim imkanı sağlanabilecektir.

* Ayrıca profesyonel ve öğrenci kategorisinde birincilik ödülü alan yarışmacılar ( grup katılımı durumunda grup üyelerinin ortak mutabakatıyla temsilci olarak bir kişi) yurt dışı fuarlarına götürülebilecektir.

İletişim ve Ayrıntılı bilgi:

  • Yarışma şartnamesi için tıklayınız.
  • Web: tasarim.immib.org.tr
  • Mail: [email protected]
  • Adres:  İMMİB – İSTANBUL MADEN VE METALLER İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ
    Çobançeşme Mevki, Sanayi Cad. Dış Ticaret Kompleksi A Blok Kat: 6 / Pazara Giriş Şubesi
    Yenibosna 34197 İSTANBUL

 

PosterHeroes3 – Akıllı Şehirler ve Şeffaf Evrim

 

Son Başvuru Tarihi: 18 Şubat 2013 

 

Yarışma Teması: Afiş tasarımı

 

Yarışma Amacı:  Akıllı şehir projesi günümüzde en çok tartışılan, kongreler, gazeteler ve politikalar gibi yöntemlerle en çok desteklenen oluşumlardan biri. Temiz, erişilebilir, şeffaf ve açık katılımlarla bu evrim bize ait. Yarışma bu süreci sorgulamak adına sürdürülebilirliği üretim, sağlık, hareket ve kamusal hayat adına tartışmaya açıyor.

 

  • İnsan ölçekli bir şehir nasıl yaratılabilir?
  • Nasıl fikirler, eylemler ve seçimler kentlerin mevcut durumunu geliştirebilir?
  • Şehirlerin “şeffaf evrimi” için sizin katkınız nedir?

 

Yarışma başlıkları:

 

  • Ekonomi
  • Yaşam
  • Hareketlilik
  • Toplum

 

Yarışma Takvimi

 

  • Projelerin Son Teslim Tarihi: 18 Şubat 2013
  • Sonuçların Açıklanması: 30 Mart 2013

 

Yarışma Jürisi: 

 

  • Ellen Lupton
  • FF3300
  • Toormix
  • Christoph Almasy
  • Vernon Kerr
  • Paula & Aart
  • Joan Vinyets, Onelab
  • Happycentro
  • Heydays
  • Re-public and Thema

 

Katılım Koşulları: Yarışma herkese açıktır.

 

Katılım Şekli ve Adresi:

 

  • 50×70 cm, 150dpi (2953×4134 pixels), dikey pafta kullanılmalıdır.
  • Dosya maksimum 5 MB, jpg veya pdf formatında olmalıdır.
  • Tüm yazılar İngilizce veya İtalyanca olmalıdır.
  • Verilen linke çalışma yüklenirken katılım formundaki tüm bilgiler ve açıklama metni (maksimum 500 kelime) İngilizce olarak doldurulmalıdır.

 

Ödüller:

 

  • Yarışmada ödüllendirme bulunmamaktadır. Seçilecek en iyi 40 çalışma İtalya’daki Demokrasi Bienalinde sergilenecektir.

 

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

 

 

İletişim ve Ayrıntılı bilgi:

 

AE 2013 – Bilimkurgu Kısa Öykü Yarışması Duyurusu (Mütevazi bir yarışma)

Yarışma Düzenleme Sebebi

Eskiden, bilgisayarların yeni yeni evlere girdiği ve İnternet’in yaygınlaşmadığı zamanlarda. Öykü yarışmaları için fotokopicilerin kapılarını aşındırırdık. Yarışmanın kaç jürisi varsa o kadar kopya hazırlardık. Bir de bu çıktıların çift satır boşluklu olduğunu düşünsenize. Haliyle o 5 sayfalık öykü oldu mu sana 15 sayfa. 7 jüri varsa 15×7=105 sayfayı postaya ver. Posta olmaz APS daha hızlı ve güvenli zaten son güne kalmışız, nihayetinde üç güne teslim olur. Bu kadar aşamadan sonra gün gelir bir davetiye alırsınız. Davet ödül töreninedir. Törende saf tutarsınız. Bir umut mansiyondan başlar, 3. değil, 2. de değil, yoksa 1. mi olduk? Yok o da değilmişşş haydaa… Sonra başlarsınız jürilerin değerlendirmesini dinlemeye.

İtiraf etmeliyim konuşmaların çoğu bana yol göstermiştir bir şey dışında; ama o şey de bizim gibileri tamamen dışarıda bırakmıştır. Demişlerdi ki “Gençler biraz da yaşadığınız çağa, yöreye uygun hikayeler yazın… Gençlerden bunu bekliyorum gecekondular arasından biri çıkacak apaçık gerçekleri yazacak…”Onlar bekleyedursun biz aklı bir karış havada gençler olarak şevkimiz kırık bir şekilde kös kös geri dönerdik. Birinci seçilen öyküler gayet iyiydi lafım yok; ama tarzımız değildi. Sonra büyüdük artık kendimizi savunacak hale geldik.

Soru: Bilim kurgu nedir?

Ursula Le Guin Hoca der ki ” Bana göre bilim kurgu geleceği öngören kehanetler silsilesi değildir, bilim kurgu derdimi daha rahat anlatma biçimidir.”

Bilimkurgu bir çeşit soyutlamadır. İnsana ait olan her şeyin daha net incelenmesi için bir laboratuvar ortamıdır. Eğer gündelik yaşamdaki bir olgu usta bir şekilde modellenmişse biz ona “güzel bilim kurgu” deriz.

Örneğin: Otostopçunun Galaksi Rehberi (Mizah), Dune (Siyaset), Battlestar Galactica (Sosyoloji), Solaris(Biyoloji), Contact (Din-Bilim), 1984 (Dil), Firefly (Ticaret)… Bu işi iyi başarmış yapıtlar. Kiminin romanı iyidir kiminin dizisi fakat başarılı olduğu zaman keyfine doyum olmaz ve hepsinin kendine has bir bakışı vardır. Verdiği keyif de aslında yine insana dair şeylerin evrensel düzlemde incelenmesidir.

Soru: İyi bir bilim kurgu yazmak için ne gerekir veya size göre iyisini seçerken neye dikkat edersiniz?

Bilim kurgu yazmak, günümüzde geçen bir dramı yazmaktan zordur. Neden çünkü hikayede geçen evreni yeni baştan inşa edeceksiniz demektir. O evrenin dinamikleri de tutarlılık içinde olmalıdır. Bir yerde hiperuzaydan bahsediyorsa diğer tarafta ışık hızını aşılamazlığından bahsetmemelidir. Yani sağlam bir fizik, astronomi, mühendislik gibi doğa bilimi hakimiyeti gereklidir.

 Soru: Peki ne bekliyorsunuz?

Güzel ve nazlı bir kızın vereceği cevapla aynı şeyi bekliyoruz: İlgi. Şaka şaka… Değerlendirmede bizi ilgilendiren üç önemli kriter var:

1.) Yazım: Yani edebiyat dili, yani sözcükleri iyi kullanmak, yani derdini zorlanmadan anlatabilmek. (Genelde akıcı bir şekilde ve okuyucuyu yormayan hikayeler daha avantajlı oluyor. Okuyucuyu yorup da kaçırmayacak hale gelmek için de Orhan Pamuk kariyerine sahip olmak gerekli acele etmeyin.)

2.) Bilim: Başka bir deyişle teknik tutarlılık. Sonuçta bir evren yaratacaksınız ve bu evrensel sabitler okuyucunun kafasında soru işareti yaratmamalı. Hikaye teknoloji ve bilimkurgu ögeleri barındırmalı. Örneğin günümüzdeki teknik imkanlarla yapılması muhtemel bir tüp bebek hikayesi bilimkurgunun gri bölgesinde kaldığından şansınızı zorlamanıza sebep olabilir.

3.) Kurgu: Yani olay örgüsü. Hikayenin başı sonu belli bir bütünlüğe sahip olmalı. Okuduktan sonra bize “Vay bee!” dedirtecek hikayeler “N’oldu şimdi bu kadar mı?” dedirtecek hikayelerden daha avantajlıdır.

Aşağıda ise yarışma koşulları var. Bizim kadar samimi bir yarışma olamadığını bildiğimiz için denemenizde fayda olabilir. Tüm yarışmacı arkadaşlara şimdiden teşekkür ederiz. Ayrıca yarışma sonunda kazanamayan ve ukala olmayan arkadaşlara özel mesajla hikaye yorumlama servisimiz vardır.

Bu üç kritere de uygun bir örnek isterseniz, tam bir ders niteliğinde olan AE2012 birincimizin öyküsünü okuyabilirsiniz. Gururumuz Uzun John: yazım, bilim ve kurgu öğelerini hakkıyla vermiş.

YARIŞMA KOŞULLARI

1. Sonuç ve Ödüller

Yarışmayı kazanan öyküler 31 Ağustos 2013 tarihinde ayevrenkenti.com‘da açıklanacaktır. Ödül olarak AE2012 birincisine Otostopçunun Galaksi Rehberi (5′i bir yerde) hediye ettik. Bu seneki ödülü onun kadar kıymetli bir armağan Bir Uzay Efsanesi (Arthur Clarke) Dörtlemesi. Ayrıca birinci gelen öykü sitemizde yazarın istediği bir isimle gösterime sunulacaktır (Örnek: Sınır). İkinci ve üçüncüye yine bir şey yok, AE2012′ye zaten 10 kişi katıldı, öğrenci mütevazılığıyla düzenliyoruz ama güzel dostluklar ediniyoruz.

2. Katılım Koşulları

  • Yarışmaya AE Rektörlüğü dışında evrendeki her varlık katılabilir. (Yani tutup da ev arkadaşıma kitabı verecek değilim hem zaten onu da jüriye koydum ki ödül bir başkasına gitsin)
  • Öykü Türkçe yazılmalıdır. (Tek doğru dürüst bildiğimiz dil o çünkü. Ayrıca dili kullanma gücünüz çok önemli, yeni kavramlar üretmek bunlara yaparken dilin olanaklarından ne kadar yararlandığınız da önemli)
  • Konu serbesttir. (ama okuduktan sonra hani bunun bilimi, hani bunu kurgusu dememeliyiz ki dedirtenler oluyor)
  • Öykü, daha önce herhangi bir yarışmada ödül almamış olmalıdır. (Fazla rakip de yok zaten.)
  • Her yazar yalnızca bir öyküyle yarışmaya katılabilir. (Bize de acıyın. Cyborg veya Humanoid değiliz.)
  • Bu başvuru formunu mutlaka tam olarak doldurup taratıp öyküsüyle birlikte [email protected] adresine göndermesi yeterlidir. “ae_basvur.doc” adlı belgeyi AE’ye göndermeyen yarışmacılar yarışmaya kabul edilmeyeceklerdir. (Bu aslında bizim için lüzumsuz; fakat sizin ciddiyetinizi anlamamız için önemli bir gösterge.)

3. Seçici Kurul

AE RektörlüğüH.G. WellsJules VerneUrsula K. Le GuinIsaac AsimovPhilip K. DickArthur C. Clarke,George OrwellStainslaw LemDouglas Adams (İlki hariç gerisi bilimkurgu tanrılarıdır. Saygısızlık etmeyin çarpılırsınız.)

4. Biçim

  • Öyküyü yazmak için, Word 2007 açtığınızda karşınıza çıkan ayarlar yeterlidir, “Calibri” fontu ve “11” pounto büyüklükte karakter  seçilerek yazılmalı ve e-postaya ekli olarak gönderilmelidir. (1.15 satır aralığı ve paragraf sonrası 10nk boşluk da zaten halihazırda gelen ayarlardandır. Arial da olur ama kasmayın işte, okunaklı olsun yeter. Ama verdiğimiz ölçülerde olursa artı puan tabi.)
  • Öykü kısa olduğundan mütevellit 5 sayfayı geçmemelidir. (Adı üstünde kısa öykü. Dostoevski gibi cilt cilt kitap yazma devri kapandı, kişiler artık lüzumsuz bir çok şeyle uğraşıyor.)
  • Word dosyasının içinde sadece öykü olmalıdır. Eğer isterseniz kendinize ait çizimler de bulunabilir. Ama yine 5 sayfayı geçmemek kaydıyla.
  • E-postanıza -isteğe bağlı- özgeçmişinizi ekleyebilirsiniz.
  • Yazarın kimlik bilgilerinin bulunduğu dosyanın adına yazarın adı verilmelidir.
  • Kazandığınız takdirde öykünüzü seçtiğiniz bir rumuzla da yayınlayabiliriz.

5. Yapıtın Teslimi

Yaptığınız yapıtı 1 Ağustos 2013 tarihine dek [email protected] adresine gönderilmelidir.

Ayrıca bilgi ve iletişim için tıklayın.

1.Uluslararası İzmir Karikatür Yarışması (02 Nisan 2013)

İZMİR KONAK BELEDİYESİ  NEŞE VE KARİKATÜR MÜZESİ  İZMİR KONULU 1 ULUSLARARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAMESİ
1-AMAÇ:
 İzmir Konak Belediyesi 2012 yılında Mizahın en az “eleştirel” gücü kadar, “barışçıl” yani “birleştirici” gücünü de öne çıkarmak ve neşeli bir kültür kurumu yaratabilmek amacıyla Neşe ve Karikatür Müzesi’ni kurmuştur. “Karikatürcü gözüyle İzmir size ne çağrıştırıyor?” diyerek ve İzmir’in turizm açısından gelişmesine, tanıtımına katkıda bulunmak amacı ile “İzmir Konulu 1. Uluslararası Karikatür Yarışması” düzenlenmesine karar verilmiştir.
2-KONU:
 Yarışmanın konusu “İzmir” olup yarışmaya katılacak sanatçı eserinde, İzmir’in güncel veya tarihi öğelerinden en az birini, somut ya da imalı olarak mizahla ele almalı ve görselleştirmelidir.
3-KATILIM ŞARTLARI :
3.1- Yarışmaya, profesyonel, amatör bütün dünya karikatürcüleri katılabilir. Yaş sınırlaması yoktur.
3.2- Karikatürcüler daha önce yayımlanmış ya da eserleriyle daha önce başka bir yarışmaya katılmış olabilirler, ancak ödül almamış ve sanatçının özgün fikri üzerine kurulu olmalıdır Seçici Kurul, taklit, çalıntı, aşırı esinlenme olduğu kanısına vardığı eserleri yarışmadan çıkaracaktır. Ödül aldığı halde bu kusurları taşıdığı sonradan saptanan her bir nesnenin müellifi, ortaya çıkabilecek telif hakkı sorunlarının tek muhatabı olacaktır ve aldığı ödülü geri vermeyi peşinen kabul eder.
3.3-Bir yarışmacı, yarışmaya en çok üç nesne ile katılabilir.
3.4-Yarışmaya katılan eserler iade edilmeyecek, Neşe ve Karikatür Müzesi koleksiyonuna alınacak, ödül alan eserler Konak Belediyesi tarafından afiş ,broşür, her türlü tanıtım materyalinde kültürel amaçlı kullanılabilecektir.
3.5-Yarışmaya katılan karikatürlerden seçici kurul tarafından sergilenmeye değer görülenler sergilenecek ve oluşturulacak albümde yer alacaktır. Sergilenen karikatürlerin sahiplerine birer albüm ve katılım belgesi gönderilecektir.
3.6-Yarışmaya katılan sanatçılar yukarıdaki şartları kendiliğinden kabul etmiş sayılır.
4-ESERLERİN BOYUTU :
Yarışmaya gönderilecek karikatürlerde çizim tekniği serbest olup çalışmalar renkli veya siyah beyaz olabilecektir. Eserlerin orijinal olması lehte bir puan oluşturacaktır. Islak imzalı olması kaydıyla dijital baskılar da değerlendirilmeye alınacaktır. Eserler her iki halde de başka bir zemine yapıştırılmamalıdırlar. Karikatürler en az A4(210×297 mm) en çok A3(297×420 mm) boyutlarında olmalıdır.
5-ESERLERİN İŞARETLENMESİ :
 Eserlerin arkasına sanatçının adı-soyadı telefon numarası,internet ve posta adresleri yazılacak, gönderi zarfına 6×9 cm’den küçük olmayan bir fotoğrafları ile kısa bir yaşam öyküleri eklenecektir.18 yaşından küçük T.C. vatandaşı yarışmacılar doğum tarihlerini,TC kimlik numaralarını,yasal velilerinin şartları kabul ettiğine dair imzalarını eklemelidirler.
6-ESERLERİN ULAŞTIRILMASI :
Eserler, 02.04.2013 tarihine kadar, ilgili adrese, posta ya da kargo ile veya makbuz karşılığı elden teslim edilerek ulaşmış olmalıdır. Teslim alınmadan önce hasar görmüş çalışmalar, yarışmaya alınmayacaktır.
7-ESERLERİN TESLİM YERİ:
 İzmir Konak Belediyesi Neşe ve Karikatür Müzesi
Adres:
Yüzbaşı Selahattin Bey Sk. (Eski 1462 Sk) No : 9 Alsancak/ İzmir
İletişim No : +90 (232) 465 31 05,  [email protected]
8-SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ :
Doğan HIZLAN (Gazeteci- Yazar) Rıfat MUTLU (Karikatürcü-:Karikatürcüler Derneği İzmir Temsilcisi) Niyazi YOLTAŞ (Karikatürcü) Tan ORAL (Karikatürcü) Eray ÖZBEK (Müze Yürütme Kurulu Üyesi- Karikatürcü) İzel ROZENTAL (Karikatürcü) Mehmet ASLAN (Ressam- Karikatürcü) Cemalettin GÜZELOĞLU (Karikatürcü) Dilek Maktal Canko (Müze Koordinatörü).
9-DÜZENLEME KURULU:
Dr.Hakan TARTAN – Konak Belediye Başkanı, Veli ŞAKIR – Konak Belediye Başkan Yardımcısı, Bahar AKDOĞAN ŞENGİL – Kütüphane Müdürü
10-YARIŞMA TAKVİMİ:
Son Katılım Tarihi: 02.04.2013
Seçici Kurul Toplantısı: 14.04.2013
Kesin Sonuç Bildirim Tarihi: 25.04.2013
Seçici Kurul seçtiği eserleri www.izmirneselimuze.com ve www.konak.bel.tr adreslerinde yayınlayacak, katılımcılara e-adreslerinden duyuracaktır. Sonuçlar, on gün sonra kesinleşecek ve hem internet hem de basın yolu ile ilan edilecektir.
11-ÖDÜLLER:
Birincilik ödülü: 10.000.- TL,
İkincilik ödülü: 6.000.- TL,
Üçüncülük ödülü: 4.000.- TL.
2 mansiyon ödülü: 2.000.- TL.dir.
12-YARIŞMA SEKRETERYASI:
Yarışma Sorumlusu : Özge AKSOY
Adres: Konak Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü
Milli Kütüphane Cd. No:14 SSK Blokları Blok Kat:6 Konak İZMİR
0 (232) 482 10 35 / 7558-7559-7457-7537
E-posta: [email protected] r
Elektronik Ağ: www.konak.bel.tr  .

Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması 2012-2013 Duyuruldu [The Nikon Photo Contest 2012-2013]

Nikon, 2012-2013 için Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması (The Nikon Photo Contest 2012-2013) başvurularının 1 Aralık 2012 – 28 Şubat 2013 tarihleri arasında kabul edileceğini duyurdu. 1969 yılından beri düzenlenen yarışma, uluslararası anlamda en çok katılımın olduğu yarışmalardan biri olarak kabul edilmektedir. Nikon Corporation dünya çapındaki her yaşta amatör ve profesyonel fotoğrafçıların kültürlerini ve bakış açılarını yansıtmalarına fırsat vermek amacıyla düzenlemiş olduğu bu yarışma sayede fotoğrafçılara duygu ve düşüncelerini tüm dünya ile paylaşarak kendilerini fotoğraflarıyla ifade etme imkanı da tanımaktadır.

Her gün internet üzerinden 1 milyondan fazla fotoğraf paylaşılmaktadır. Bu durum fotoğrafçılık dünyasının geçirdiği büyük değişimin de aynı zamanda bir göstergesidir. Nikon’da tam 43 yıldır 34. kez düzenlemiş olduğu Nikon Fotoğraf Yarışmaları (The Nikon Photo Contest) ile bu dijital devrime uygun olarak kategoriler düzenlemeye her yıl özen göstermektedir. Özellikle son on yılda meydana gelen değişimin etkisiyle Nikon’un düzenlemiş olduğu fotoğraf yarışmalarında da bu teknolojik gelişmenin yansımaları görülmektedir. Nikon bu seneki fotoğraf yarışmasında “fotografik video kategorisi” eklenerek

1969 yılından beri düzenlenen Nikon Photo Contest ‘e yaklaşık 350.000 fotoğrafçı 1.380.000 fotoğrafla katılmıştır. Katılımın ne kadar büyük olduğunu açıklamak için sadece geçen seneki rakamları size verecek olursak 153 ülkeden 23.000 fotoğrafçı 60.000′den fazla fotoğraf göndermiştir.

Nikon Photo Contest 2012-2013 Yarışma Kategorileri

  • A Kategori: Tek kare fotoğraf
  • Kategori B: Kompozit fotoğraflar (2 ila 5 fotoğrafdan oluşan)Birden fazla fotoğrafın tek bir fotoğraf meydana getirecek şekilde bir arada sunulmasından oluşan fotoğrafa kompozit fotoğraf denilmektedir.
  • Kategori C: Fotografik Video (45 saniye uzunluğunda): Herangi bir format dijital fotoğraf makinesi kayıt özelliği kullanarak yaratılmış olabilir. Dosya boyutu 200 MB ve dosya formatı MOV olmalıdır.
  • Kategori D: Motion Snapshot (Bu modda ağır çekim olarak oynatabileceğiniz fotoğraf ile full-HD film birleştiriliyor. Basitçe denklanşöre bastığınızda fotoğraf kaydediliyor, ancak denklanşöre basma zamanından 1 saniye önce ve sonra arasında bir kısa film de çekiyor. Bu filmler Motion Snapshots modunda ağır çekim olarak oynatılabiliyor) Bu özelliğe sahip kameralar olan Nikon 1 ile çekilmiş olma şartı aranmaktadır.
Nikon Photo Contest 2012-2013 Yarışma Ödülleri
Kategori Birinci İkinci Üçüncü
Büyük Ödül Ödül sayısı: 1

  • 12.500 USD değerinde Nikon ürünleri
  • Fotoğraf galerisi katılım.
A Kategoriai: Tek kare fotoğraf Ödül sayısı: 1

  • 6.200 USD değerinde Nikon ürünleri
  • Fotoğraf galerisi katılım.
Ödül sayısı: 5

  • 2,500 USD değerinde Nikon ürünleri
Ödül sayısı: 10

  • 1,250 USD değerinde Nikon ürünleri
Kategori B: Kompozit fotoğraflar Ödül sayısı: 1

  • 6.200 USD değerinde Nikon ürünleri
  • Fotoğraf galerisi katılım.
Ödül sayısı: 5

  • 2,500 USD değerinde Nikon ürünleri
Ödül sayısı: 10

  • 1,250 USD değerinde Nikon ürünleri
Kategori C: Foto-grafik video Ödül sayısı: 1

  • 6.200 USD değerinde Nikon ürünleri
  • Fotoğraf galerisi katılım.
Ödül sayısı: 5

  • 2,500 USD değerinde Nikon ürünleri
Ödül sayısı: 10

  • 1,250 USD değerinde Nikon ürünleri
Kategori D: Motion Snapshot Ödül Sayısı: 3

  • 2,500 USD değerinde Nikon ürünleri
NIKKOR Ödülü Ödül sayısı: 1

  • 1,250 USD değerinde Nikon ürünleri
En Popüler Giriş İçin Katılımcılar Ödülü Ödül sayısı: 1

  • 6.200 USD değerinde Nikon ürünleri

Nikon Photo Contest 2012-2013 Yarışma Takvimi

Başlangıç tarihi: 1 Aralık 2012

Son başvuru tarihi: 28 Şubat 2013

Yarışma Katılımı

Yarışmaya katılım 01 Aralık 2012 tarihinden itibaren http://www.nikon-photocontest.com internet sitesi üzerinden yapılacaktır.

Yarışma Sonucu

  • Kazananlar 2013 yılı Ağustos ayında e-posta yoluyla bildirilecek aynı zamanda Nikon’un resmi sitesinden de duyurulacaktır.
Nikon Photo Contest 2012-2013 Yarışma Jürisi
Nikon Photo Contest yarışma jürisi Chris RainierStefen ChowJulia DurkinTimothy FadekMorten Krogvold,Wang Lei, Larry McNeilMoeketsi MoticoeFumio NanjoRyo Ohwada, Raghu Rai, Aysha RemeithiMarcela TaboadaAmi Vitale oluşmaktadır. Her bir isme tıklayarak jüri üyeleri hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.
Son olarak size 1969 yılında ilk kez düzenlenen ve 2010-2011 yılı büyük ödüllerine sahip olan Nikon Photo Contest’i kazanan fotoğrafları beğeninize sunuyoruz. Yaklaşık yarım asırdır süren bu yarışmanın arşivine http://www.nikon-photocontest.com/en/#/archive adresinden ulaşabilirsiniz.

7.Fotosafari “Her Yönüyle Sultan Sazlığı” Fotoğraf Yarışması

7.Fotosafari “Her Yönüyle Sultan Sazlığı” Fotoğraf  Yarışması

Başlangıç:21/04/2012 08:00

Bitiş:21/04/2013 12:00

7.Fotosafari “Her Yönüyle Sultan Sazlığı” Fotoğraf Yarışması, Kayseri İlinde bulunan Sultan Sazlığı Milli Parkının dört mevsimde ulusal düzeyde tanınması için, yerel yaşamını, fiziki yapısını, doğasını, özelliklerini görüntülemek ve fotoğraf sanatının gelişimine katkıda bulunmaktır. Ayrıca Fotoğraf ve Fotoğrafçı arasındaki ilişkinin niteliğini güçlendirmek adına fotoğrafçıyı ödüllendirmeyi amaçlamaktadır. Yarışma “Genel Doğa” ve “Yerel Yaşam” olmak üzere iki kategoride düzenlenmektedir.

 Yarışma alanı: Sultan Sazlığı Milli Parkı

Yarışma süresi: 21 Nisan 2012 saat: 08.00 da başlar 21 Nisan 2013 saat: 12.00 de sona erer.

 SEÇİCİ KURUL

  • Ali Rıza AKALIN Fotoğraf Sanatçısı
  • Hamit YALÇIN Anadolu Fotoğraf Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
  • Hüseyin TAŞKIN Ulusal Fotoğraf Amatörleri Derneği (UFAD) Başkanı
  • Orhan CEYLAN Orman ve Su İşleri Kayseri Şube Müdürü
  • Recep ÖZKAN Sultan Sazlığı Milli Parkı Çevre Belediyeleri Birliği Başkanı

ÖDÜLLER:

Her iki kategoride ayrı ayrı olmak üzere;

Birinciye : 1.000 TL + Plaket

İkinciye : 750 TL + Plaket
Üçüncüye : 500 TL + Plaket
Sergileme (20 adet): 50 TL

 * Ödüllü ve sergilenmeye değer bulunan Fotoğrafların yer alacağı serginin tarih ve yeri daha sonra yarışmacı ve izleyicilere elektronik posta kanalıyla ve www.sultansazligibirligi.gov.tr internet adresinden duyurulacaktır.

 * Ayrıca her katılımcıya katılım belgesi verilecektir.

 KATKIDA BULUNANLAR

Sultan Sazlığı Milli Parkı Çevre Belediyeleri Birliği
Orman ve Su İşleri Kayseri Şube Müdürlüğü
Kayseri Ulusal Fotoğrafçılar Amatörler Derneği (UFAD)

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu desteklemektedir Onay No: 2012/43
Yarışma süresince TFSF temsilcisi bulunacaktır.

 İLETİŞİM VE YARIŞMA SEKRETERYASI

Yarışma Sekretaryası: Ali ORHAN – Birlik Müdürü
Sultan Sazlığı Milli Parkı Çevre Belediyeleri Birliği Develi Belediyesi Hizmet Binası Develi – KAYSERİ
Tel: 0 352 621 60 41/117 Fax: 0 352 621 24 74 Cep Tel: 0 535 790 40 73 e-mail: [email protected]
Web : www.sultansazligibirligi.gov.tr
Sultan Sazlığı Milli Park İdaresi: Murat AKGÜN – Sultan Sazlığı Milli Parkı Mühendisi-Koordinatör Orman ve Su İşleri Kayseri Şube Müdürlüğü
Tel: 0 352 231 57 21/260 Fax: 0 352 222 13 02 Cep Tel: 0 505 200 86 32 e- mail: [email protected]

Şartnameyi İndirmek İçin      :http://www.ufad.org/sultansazligi2012.pdf
Katılım Formu İndirmek İçin: http://www.ufad.org/s.s.basvuru_formu_2012.jpg

 Başkent Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Haberal 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması

Başkent Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Haberal 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması

Başlangıç:30/01/2013 08:00

Bitiş:26/04/2013 17:00

Detaylar için resimlere tıklayınız.

Adana Rotary Kulübü 10. Uluslararası Fotoğraf Yarışması – ‘Bana Öykünü Anlat’

Adana Rotary Kulübü 10. Uluslararası Fotoğraf Yarışması – ‘Bana Öykünü Anlat’

Başlangıç:30/01/2013 08:00

Bitiş:01/05/2013 17:00

Ücret :1 kategori 20 TL (approximately $11)

Organizatör:YARIŞMA ŞARTNAMESİ

Yarışma Adı: 

Adana Rotary Kulübü 10. Uluslararası Fotoğraf Yarışması
Yarışma Teması
‘Bana Öykünü Anlat’ olarak belirlenmiştir
• Her bir katılımcı en az 3 en fazla 10 eserden oluşan bir portfolyo ile katılabilir, eserler tek tek değil, portfolyo olarak değerlendirilecektir.
• Portfolyo için gönderilecek eserlerin kendi içinde bir öyküsü olması gereklidir.
• Portfolyoların bir öyküyü anlatması şartıyla, konusu serbesttir.
• Portfolyolar, siyah/beyaz, renkli veya karışık olabilir.
• Portfolyolarda her türlü teknik serbesttir.
• Adana Rotary Kulübü, katılan portfolyoların Barış Temalı olanlar arasından birisine “Adana Rotary Kulübü Onur Ödülünü” verir. Seçici kurul bu ödül için değerlendirmede, Adana Rotary Kulübü Yönetiminin danışmanlığından yararlanabilir.
• Juri Üyeleri ve I. Dereceden akrabaları yarışmaya katılamaz.
• Yarışmaya sadece www.altinjuri.com adresinden sunulan eserler kabul edilecektir. Baskı, CD veya mail ile katılım kabul edilmeyecektir.
• Yarışmaya gönderilecek fotoğraflar JPEG formatında,(en yüksek sıkıştırılmamış kalite) 300dpi çözünürlükte büyük boy baskıya elverecek şekilde, kısa kenar 2000 pikselden küçük ve 6MB’dan büyük olmayacak boyutta internet adresine yüklenecektir.
• Gönderilen fotograflar hangi isimde yuklenirse yuklensin, sistem tarafından otomatik olarak bir kod numarasına sahip olur ve bu numaralar ile Juri değerlendirmesine girer. Juri hiçbir şekilde eserin veya katılımcının adını göremez.
Juri değerlendirmesi halka açık olacaktır. Her bir jüri üyesi eserleri teknik, öyküsel ve felsefik olarak inceledikten sonra bir puan verecektir. Yarışma sonuçları alınacak toplam puana göre belirlenecektir.
Juri üye sayısının yarısından bir fazlası ile toplanabilir.
• İnternet üzerinden yarışmaya gönderilen fotoğraflarda sistemden veya kullanıcıdan kaynaklı hatalar oluşması halinde [email protected] adresinden iletişime geçilerek bilgi verilmesi halinde problem kısa sürede giderilecektir. Bu email adresi sadece fotoğraf yükleme problemiyle ilgili kullanılabilecektir; bu mail adresine fotoğraf gönderilmesi yarışmaya katılmış olunması anlamında değerlendirilmez ve katılım kesinlikle kabul edilmez.
• Tüm katılımcılara ödül almış ve sergilemeye değer bulunmuş eserlerin yer aldığı bir CD gönderilecektir.
Ödüller
• FIAP Altın Madalya
• UPI Altın Madalya
• FIAP Gümüş Madalya
• UPI Gümüş Madalya
• FIAP Bronz Madalya
 • UPI Bronz Madalya
• 6 adet FIAP Mansiyonu
• 6 adet UPI Mansiyonu
• Adana Rotary Kulübü Onur Ödülü (Barış Konulu Portfolyo Arasından Seçilecektir)
• Altın Oran Özel Ödülü
(Ödül sıralaması yukarıdaki düzenlemeye göre yapılacaktır)
Yarışma Takvimi
• Son gönderim tarihi 1 Mayıs 2013
• Jurinin toplanması; 4 Mayıs 2013
• Sonuçların açıklanması 4 Mayıs 2013
• Ödül töreni  Haziran 2013
Yarışma Sonuçları; www.altinjuri.com adresinden 4Mayıs 2013 tarihinde duyurulacaktır.
Katılım Ödentisi Yarışmaya katılım ücreti 20 tl, dir.
TFSF Temsilcisi 
Tayfun KOCAMAN –  TFSF yarışmaları birimi sorumlusu
Yarışma Sekreteri 
Mustafa GÖKÇEN  [email protected]
Jüri Üyeleri; (Soyadı sırasına göre alfabetik olarak listelenmiştir)
Ali Rıza Akalın
Reha Bilir
Nevzat Çakır
Sina Çoşkun
Sadık Demiröz
Suat Kalfa- Adana Rotary Kulübü Başk.
Sabit Kalfagil
Cengiz Karlıova
İzzet Keribar
Romain Nero – Lüksemburg – FIAP Yön. Kur. Üyesi
Timurtaş Onan
Erol Özdayı
S.Haluk Uygur – Moderator
Gazi Yüksel- KIBRIS / Yakın Doğu Üni Öğretim Gör.
İbrahim Zaman
(S. Haluk Uygur jüriye moderatörlük yapar, görevi jürinin kurallara uygun şekilde çalışmasına yardımcı olmaktır. Kendisi oy kullanmaz)
FIAP  2013/123
TFSF 2013 / 6
UPI  L130008-M1G1S1B.
Adres: Adana Rotary Kulübü Fuzuli Cad. Galeria İş Merkezi 140 / 65 Seyhan ADANA TÜRKİYE Tel : + 90 322 458 33 35

Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013 başvuruları başladı.

Geleceğin yazarlarını müjdeleyen yarışma!

Çocukları ve gençleri edebiyata yakınlaştıran çağdaş kitaplar yayımlayan Günışığı Kitaplığı, ülke çapında tüm 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerini öykü yazmaya çağırıyor. Usta öykücü Zeynep Cemali’nin anısına bu yıl üçüncüsü düzenlenen yarışmanın son başvuru tarihi 15 Mayıs.

İlkgençliğe adım atan çocukların, kendilerini yazarak ifade etmelerini ve edebiyatla yakınlaşmalarını hedefleyen, Türkiye genelinde 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin katılabildiği Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013 için başvurular başladı. Günışığı Kitaplığı tarafından, usta öykücü Zeynep Cemali’nin anısına düzenlenen yarışmanın teması, her yıl yazarın sevilen bir kitabından seçiliyor. Bu yıl tema, Cemali’nin Gül Sokağı’nın Dikenleri adlı öykü kitabındaki “Onların arasında olmak için neler vermezdi,” cümlesinden yola çıkılarak “arkadaşlık” olarak belirlendi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın izniyle ülke genelinde duyurulan bu yılki yarışmanın son başvuru tarihi 15 Mayıs. Öyküleri değerlendirecek 2013 Seçici Kurulu Necati Güngör, Gülsüm Cengiz, Aslı Tohumcu, Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün ve Dr. Müren Beykan’dan oluşuyor.

Bültenin ayrıntılarına ekteki belgeden ulaşabilirsiniz.

İletişim Yöneticisi   Meltem İge  meltemige@gunisigikitapligi.com

 

Benim MS’im Multipl Skleroz Öykü Yarışması

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr Cavit Boz ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr Murat Terzi, MS hastalarına yönelik ; Benim MS’im, Multipl Skleroz Öykü Yarışması adı altında bir araya geldiler. Bu yarışma; MS hastalarının ya da hasta yakınlarının “hastalık öykülerini” anlatıp paylaşabilecekleri bir projedir.

KATILMA KOŞULLARI
Öykü dili Türkçedir.
Kendisi MS hastası olan ya da birinci derece yakınında MS bulunan 14 yaş üzeri katılımcılar yarışmaya başvurabilirler.
Her katılımcı Times New Roman yazı karakteri ya da okunaklı el yazısı ile hazırlanmış öyküsü ile yarışmaya katılabilir.
Adayların öykülerini en geç 10 Nisan 2013 tarihine kadar;
[email protected] adresine göndererek ya da direkt olarak
Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Nöroloji MS polikliniği,
Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Nöroloji Bölümü MS polikliniğine gönderebilirler.
Dereceye girenler ödüllendirilecektir. Sonuçlar Mayıs 2013’te yapılacak olan ve Ulusal yayın yapan bir televizyon kanalınca canlı olarak “MS hasta okulu” sırasında açıklanacaktır.
Öykülerin yayın hakkı www.turkms.com adresinde olacaktır.
Katılımcılar Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Nöroloji Bölümü MS polikliniğinden bilgi alabilirler.

JÜRİ:
Ömer Turan: Şair-Yazar
Doç.Dr. Murat Terzi: Nöroloji Uzmanı
Prof.Dr. Cavit Boz: Nöroloji Uzmanı

Almanya’nın Frankfurt kentinde ünlü Alman model Heidi Klum’un sunuculuğunda düzenlenen ödülgecesinde Swift, ”En iyikadın şarkıcı”, ”En iyi canlı performans” ve ”En iyi tarz” dallarında ödüle layık görüldü.

Kanadalı şarkıcı Bieber ise ”En iyi erkek şarkıcı”, ”En iyi pop şarkıcısı” ve ”En iyi dünya sahnesi performansı” dallarında üç ödül topladı.

Ödül törenine katılamayan 18 yaşındaki Bieber, üç ödül kazanmasıdolayısıyla çok heyecanlı olduğunu belirterek, bu ödüllerin kendisinegüven verdiğini ifade etti.
Kanadalı 22 yaşındaki Swift ise hayranlarıyla paylaştığı mesajında ödül töreninin kendisi için şimdiye kadarki en heyecanlı gece olduğunu bildirdi.

Gecede, Koreli şarkıcı Park Jae-Sang’in (PSY) söylediği “Gangnam Style” isimli parçanın klibi ise ”En iyi video” dalında ödül kazandı.Törende, geçen şubat ayında hayatını kaybeden 48 yaşındaki Amerikalı şarkıcı Whitney Houston ise ”Küresel ikon” ödülüne layık görüldü.

MTV Müzik Ödülleri’nde geçen yıl dünyaca ünlü şarkıcı 26 yaşındaki Lady Gaga, en iyi kadın şarkıcı, “Born This Way” şarkısıyla en iyi şarkı ve en iyi video ödüllerinin yanı sıra geçen yıl kez verilen en çok hayrana sahip sanatçı ödülünü kazanmıştı.

MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde birçok kategorideki ödül, internet üzerinden yapılan oylama sonucu dağıtılıyor.

Törende kazanan isimler şunlar:

En iyi kadın şarkıcı: Taylor Swift
En iyi erkek şarkıcı: Justin Bieber
En iyi şarkı: “Call Me Maybe,”/Carly Rae Jepsen
En iyi pop şarkıcısı: Justin Bieber
En iyi dünya sahnesi performansı: Justin Bieber
En iyi video: “Gangnam Style,” PSY
En iyi rock grubu: Linkin Park
En iyi alternatif sanatçı: Lana Del Rey
En çok hayrana sahip sanatçı: One Direction
En iyi hip-hop ödülü: Nicki Minaj
Küresel ikon ödülü: Whitney Houston
En iyi çıkış yapan şarkıcı: Carly Rae Jepsen
En iyi canlı performans: Taylor Swift
En iyi yeni şarkıcı: One Direction
En iyi tarz: Taylor Swift

 

Kaynak : [-]

Türkiye en çok bilet satan ülkeler arasında…

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) tarafından düzenlenen, İstanbul Kalkınma Ajansı tarafında finanse edilen, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ”Telif Hakkı Kimde? Görsel-İşitsel Sektörde Telif Haklarının Hayata Geçirilmesi Destek Projesi”nin sonuç çalıştayı, İstanbul Modern’de yapıldı.

Fiyab Logo

Çalıştayın açılışında konuşan Telif Hakları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Bilge Kılıç, sinema sektöründe kişilerin haklarını toplu bir şekilde aramamasının yanlış olduğunu belirterek, ”Bu alanda kurulmuş meslek birliklerimiz iyi niyetlerine rağmen, bu kadar çalışmalarına rağmen sinema sektörünün mensupları bunlara üye olmuyorlar” dedi.

Telif Hakları yasasında yapılacak yeni düzenlemeler arasında yer alacak ”Yeniden iletim hakkı” kapsamında genişletilmiş lisanslarla bazı alanları meslek birliklerine bağlamak niyetinde olduklarını anlatan Kılıç, ”Sinema sadece sanat anlamında değil, kültürel ürün olarak da çok değerli. Ülkemiz dizi ihracatında sayılı ülke haline gelmeye başladı. Bu işin artık bir mali değeri de var” diye konuştu.

AÇIK VE ADELETLİ TELİF DAĞITIMI
FİYAB Yönetim Kurulu Başkanı Galip Gültekin de sinema alanında faaliyet gösteren meslek birlikleri olarak bu alanda teliflerin alınabilmesi için uzun yıllardır mücadele verdiklerini hatırlatarak, bu projeyle yasal süreci etkileyecek bir başarıya ulaştıklarını kaydetti.

Telif Hakkı Kimde?

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle ilgili yasa tasarısının yürürlüğe girmesiyle birlikte Özel Kopyalama Harçları’nın dağıtımı ve Yeniden İletim’den doğan telifin toplanmasının mümkün olacağını belirten Gültekin, ”Meslek birlikleri olarak projemiz kapsamında incelediğimiz örneklerdeki gibi açık ve adaletli sistemlerle telif gelirlerinin dağıtılmasını sağlayacağız” dedi.

Gültekin, oluşturacakları yeni sistemlerle sadece Türkiye içindeki değil, yurt dışındaki teliflerin de hak sahiplerine ulaştırılabileceğini bildirdi.

TÜRKİYE AVRUPA SİNEMA PAZARINDA EN ÇOK BİLET SATILA 6.ÜLKE
Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY) Dış İlişkiler Sorumlusu Derya Durmaz da Avrupa Konseyi Görsel ve İşitsel Yayınlar Gözlemevi’nin Avrupa’daki sinema gişe hasılatları ile ilgili son raporlarına ilişkin bilgi verdi.

Durmaz, bu rapora göre Türkiye’nin Avrupa sinema pazarında en çok bilet satılan 6. ülke olduğunu belirterek, şunları söyledi:”Türkiye’de sinema bileti satışlarından elde edilen gelir, 380 milyon liralara ulaşıyor. Türkiye aynı zamanda, yüzde 52,9’luk bir oranla ‘sinema piyasasında ulusal filmlerin en fazla paya sahip olduğu Avrupa ülkesi’ unvanını da korumaktadır.”

Sinemanın yanı sıra, Türkiye’de üretilen dizilerin uluslararası başarı kazandığına ve yurt dışı satışlarından büyük gelir elde edildiğine işaret eden Durmaz, ”Böylesine büyük atılımlar kaydeden söz konusu sektörün kurumsallaşması, sektörel üretim ve pazarlama alanında sağlam modeller gelişmesi ve dolayısıyla sektörün sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından ‘Fikri mülkiyet hakları’ hayati önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Kaynak : [-]

 

24. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları, yarın akşam MFÖ konseri, ardından Bilkent Tiyatrosu’nun “Batı Rıhtımı” ve klarnet sanatçısı Serkan Çağrı’nın “Crazy Brassy Balkans” konseriyle devam ediyor.

Batı Rıhtımı

20 Haziran’da Oyun Atölyesi’nin“Antonious ile Kleopatra” oyunu ile başlayan “Silinen Sınırlar, Buluşan Dünyalar” temalı 24. ENKA Kültür-Sanat Buluşmaları 13 Temmuz Cuma akşamı Fazıl Say konseri ile sona erecek. Etkinlik yarın akşam MFÖ konseri, 02 Temmuz Pazartesi Bilkent Tiyatro’nun “Batı Rıhtımı” oyunu 04 Temmuz Çarşamba Serkan Çağrı konseri, 06 Temmuz Cuma MİRCAN “Ustalarla Alemlere Yolculuk” konseri, 09 Temmuz 2012 Pazartesi Folklor Kurumu İstanbul’dan “Bizim Deniz, Kuzey Deniz” gösterisi, 11 Temmuz  Çarşamba Dostlar Tiyatrosu “Azizlikler / Nereye Gidiyoruz?” oyunuyla ENKA Eşref Denizhan Açık Hava Tiyatrosu’nda devam ediyor.

Mazhar Alanson, Fuat Güner, Özkan Uğur’dan oluşan MFÖ konseri 29 Haziran Cuma Saat 21.15’de kendi besteleriyle sahne alacaklar. 24. Yıl ENKA Kültür Sanat Buluşmaları; Bernard-Marie Koltès’in yazdığı, Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği Bilkent Tiyatrosu’nun “Batı Rıhtımı” ile devam ediyor.

Sistemin köşeye sıkıştırdığı vahşi dünyada insanların hayatta kalma mücadelelerini ve çırpınışlarını anlatan “Batı Rıhtımı” günümüz dünyasının ekonomik ve siyasal gerçeklerini gözler önüne seriyor. Koltès’in kaleminden çıkmış her söz, Bilkent Tiyatrosu’nun oyuncuları;Ceren Narinoğlu, Ebru Demirdöven, Efe Erkekli, Emre Eren Turan, Mertcan Semerci, Merve Ünal, Muzaffer Saygı, Sedat Yılmaz, Tunca Soysal, Tunç Efe ‘nin dudaklarında ironik bir tavra bürünüyor. Günümüz gerçeklerine değinen oyunun dekor ve kostüm tasarımını Hakan Dündar üstlenirken, ışık tasarımı Işıl Kasapoğlu ve Yılmaz Ertekin’e ait, oyunu dilimize çeviren isim ise Yiğit Bener.

04 Temmuz akşamı adına özel klarnet modeli üretilen, Vassilis Saleas, George Zamphir, Gypsy Kings Heritage, Giora Feidman, Trilok Gurto, Ian Anderson, Kocani Orkestrası gibi dünyaca ünlü pek çok müzisyenle de ortak sahne çalışmalarında bulunan Serkan Çağrı, “Crazy Brassy Balkans” albümünden eserleri kendisini dinlemeye gelenler için seslendiriyor.

Başlama saati 21.15 olan tüm etkinliklere, isteyen katılımcılar, her etkinlik öncesi saat 20:00’de Taksim-AKM önünden kalkacak ücretsiz servis ile ulaşabiliyorlar. Etkinlik bitiminde ise, ENKA Eşref Denizhan Açıkhava Tiyatrosu’ndan kalkacak servis, konukların Taksim-AKM’ye ulaşımını sağlıyor. Servisten yararlanabilmek için etkinliklerden en az iki gün önce ENKA ile bağlantıya geçerek rezervasyon yaptırılması yeterli.

Broşür indirmek için Lütfen Tıklayın   

Detay bilgi için lütfen Tıklatın        

 

Şunun için etiket arşivi: Model

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi