leonardo da vinci

leonardo da vinci konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. leonardo da vinci konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. leonardo da vinci konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri leonardo da vinci konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Japonya’da 200 pirinç krakeri üreticisi krakerden Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Mona Lisa tablosunbu yaptı. Dünyanın en büyük kraker Mona Lisa’sı için 32 bin 360 pirinç krakeri kullanıldı. 380 metrelik alana inşa edilen Mona Lisa mozaik tablosu için yedi farklı renkte kraker kullanıldı. Krakerden yapılan tabloyu sosyal medya hesabından da paylaştı.

Mona Lisa tablosunun hikayesi

Leonardo da Vinci tarafından 1505 yılında yapıldığı sanılan Mona Lisa Tablosu, Rönesans kadın portresinin ilk örneği olarak bilinir.

Portre şüphesiz Floransa’da 1503’te başlamıştı. Floransa’daki Gantrardini’nin eşi Francesco del Giocondo adındaki Florentine kumaş tüccarının karısı olduğu düşünüldü.

Kimi rivayetlere göre ise, Da Vinci’nin metresi Mon Salai olduğuydu. Fakat harflerin yerlerini değiştirdiğinizde ortaya Mona Lisa ismi çıkıyor. Tesadüf mü, orasını bilemeyiz.

Birr şüpheli: PABLO PİCASSO

Tartışmalar sanat tarihçileri tarafından hâlâ yapılıyor. Fransa’da, Ouvre Müzesi’nde sergilenen tablo, 1911’de çalındı. Suçlananlar arasında ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso da vardı. Yapılan araştırmalar sonucunda Picasso’nun bir ilgisi bulunulmadığı anlaşılınca ünlü ressam salıverildi.

Neyse ki Mona Lisa tablosu 24 ay sonra Floransa’da bulundu da herkes derin bir oh çekti. Hırsızın gerekçesi ise, İtalyan bir ressamın tablosu neden Fransa’da sergilendiğiydi.

Oysa bilmediği bir gerçek vardı O da, tablonun Da Vinci tarafından Fransa Kralı Francis’e 4 bin altın karşılığında satılmasıydı.

Peki o gülümsemenin sırrı neydi ?

Mona Lisa’nın ünlü gülümsemesi, ardıç dallarının Ginevra Benci’yi temsil ettiği ve erminin portrelerde Cecilia Gallerani’yi sırasıyla Washington ve Krakow’da temsil ettiği şekilde bakıcısı temsil eder.

İtalyanca “gioconda” kelimesinin önerdiği mutluluk düşüncesinin görsel bir temsilidir.Leonardo bu mutluluğu nosyonunu portrenin ana motifi haline getirdi: işi bu kadar ideal yapan bu kavram budur. Peyzajın doğası da bir rol oynar.

Ortadaki, bakıcının göğsüyle aynı seviyede, sıcak renklerdedir. Erkekler bu alanda yaşıyorlar: bir sarma yolu ve bir köprü var. Bu alan, bakıcının ve uzak mesafenin arasındaki geçişi temsil eder.

Burada manzara, vahşi ve ıssız bir yer olan ve suyun ufukta uzanan suyuna dönüşür. Bu, Leonardo’nun bakıcının gözlerinin seviyesine akıllıca çizmiştir.

Mersin Toroslar Belediyesi tarafından başlatılan yeni proje kapsamında Toroslar ilçe Bulvarındaki apartmanların  duvarlarına ünlü ressamların eserleri çiziliyor.

Proje kapsamında Leonardo da Vinci’nin dünyaca ünlü eseri olan Mona Lisa da bir binanın duvarına çizildi. Ressam İlçe bulvarındaki bir apartmana Nazife Bilgin Hazar tarafından çizilen Leonardo da Vinci’nin eseri Mona Lisa, Toroslar halkında yoğun ilgi gördü.

 

Konuyla ilgili açıklama yapan ressam Nazife Bilgin Hazar, Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa eserinin yanı sıra, Vincent Van Gogh, Pablo Picasso, Neşet Günal ve Salvador Dali’nin eserlerinin de içinde olduğu toplamda 17 farklı eseri ilçe bulvarındaki binaların duvarlarına resmettiğinin altını çizerek;

“Mona Lisa’nın çok net renkli çıktısını bir türlü bulamadım. Çok küçük olarak cep telefonundan bakmak zorunda kaldım. Güneş vurduğunda çok net seçemiyordum. Akşam eve göz kapaklarım şişmiş vaziyette gidiyordum. O şartlarda eseri tamamladım” dedi.

8 ay önce başlatılan projede Akbelen Bulvarı’ndaki 34 yıllık binaların dış yüzeylerine Vincent Van Gogh, Pablo Picasso, Neşet Günal ve Salvador Dali’nin eserlerini ‘reprodüksiyon’ yöntemiyle aktaran Hazar, son iki eserden sonra projeyi tamamlayacağını aktardı.

Halkı sanatla buluşturma amacı taşıdığını belirten Hazar, insanların resimlere ilgi gösterdiğini, araştırmalar yaptığını ve gördüklerinde kendilerini iyi hissettiklerini paylaştı.

450 milyon dolara alıcı bulan Leonardo Da Vinci’nin ‘Salvator Mundi(Dünyanın Kurtarıcısı)’ isimli tablo, bir açık artırmada en yüksek fiyata satılan sanat eseri oldu.

Rönesans döneminin ünlü ressamı İtalyan Leonardo da Vinci’nin 450 milyon dolara satılan Hazreti İsa’yı resmettiği tablosu rekor kırarak, bir açık artırmada en yüksek fiyata satılan sanat eseri olma özelliğinin sahibi oldu. Tabloyu satın alan kişinin ismi ise gizli tutuluyor.

1900’lü yıllara kadar ortadan kaybolan tablo daha sonra bir İngiliz sanat koleksiyoncusu tarafından satın alınmış, 1958 yılında ise da Vinci’nin orijinal eseri olmadığı zannedilerek 60 dolara satılmıştı.

Hasar görmüş tablonun 2005 yılından sonra yapılan çalışmalarla da Vinci’nin orijinal eseri olduğu kanıtlanmış, tablo onarılmış ve son olarak Rus milyarder Dmitry Rybolovlev tarafından 127,5 milyon dolara satın alınmıştı.

14 Aralık’ta İstanbul’da dünyanın en kapsamlı ve en büyük Leonardo Da Vinci sergisi açılacak.

Belçika’nın Brugge kentinin ardından ilk olarak İstanbul’da ziyaretçiyle buluşacak olan Dünyanın en kapsamlı Leonardo Da Vinci sergisi Maslak’taki UNIQ Müze’de “Dahi İstanbul’da” adıyla 14 Aralık’da açılacak. Da Vinci’nin orijinal eskizlerinden yola çıkılarak oluşturulan 100 replikasıyla birlikte, orijinal el yazması, tablo ve çizimlerin de dahil olduğu 200’e yakın eseri sergilenecek.

14 Aralık’ta ziyaretçiye açılacak olan Leonardo Da Vinci sergisi, 7 Nisan 2018’e kadar ziyaretçilere açık olacak.

Dünyanın en büyük ‘Leonardo Da Vinci Makineleri Koleksiyonu’nun en önemli özelliklerinden biri, sergide yer alan replikaların orijinal tasarımlara bağlı kalınarak ahşap ve metalden yapılmış olması. Replikalar sanayi tipi hiçbir birleştirici kullanılmadan yapıldı. Replikalarda tek bir vida kullanılmazken, Da Vinci’nin orijinal eskizlerinden yola çıkılarak hayata geçirilmiş olan bu çalışmaların bazıları orijinal boyutlarında olup, bazıları ise ebatları 60 cm ile 5 metre arasında değişen replikalardan oluşuyor.

‘Leonardo Da Vinci Expo: Dahi İstanbul’da’ sergisinde Da Vinci’nin Sultan II. Beyazıt döneminde inşa etmek istediği Haliç Köprüsü’nün replikası da yer alıyor. Köprüsü’nün replikası 7 metre boyutuyla en büyük parçası… 1502′de dünyanın en büyük, en güzel köprüsünü inşa etmek isteyen Da Vinci, Sultan II. Beyazıt’a bu talebiyle ilgili bir mektup göndermiş ancak köprü inşa edilememiştir. 2001′de Norveç’te üstgeçit olarak inşa edilen köprü, küresel ısınmaya dikkati çekmek amaçlı buz maketleriyle de dünyanın çeşitli yerlerinde sergilenmektedir.

Sergi Michelangelo, Albrecht Dürer, Giorgio Vasari, Donatello, Verrocchio, Giambologna, Raphael, Francesco Guardi ve Canaletto gibi Rönesans’ın diğer önemli sanatçılarının Da Vinci eserlerinden ilham alarak sunduğu örneklere ve orijinal belgelere de ışık tutuyor.

sanat-zanaat

Telaffuzu birbirine bu kadar benzemesine ve birçok kişi tarafından aynı anlamlara geldiği düşünülmesine rağmen aslında sanat ve zanaat aynı şeyler değildir. Birbirleri ile benzerlikleri olmasına karşın ikisi de farklı şeylerdir. Bu yazımızda sizlerle sanatın ve zanaatın ne anlama geldiğini paylaşacak, ardından sanat ile zanaat arasındaki farklara değineceğiz. Ardından sanat ve zanaat hakkında bilinmesi gerekenleri sizlerle paylaşıp, yazımızı dünyaca ünlü sanat eseri örnekleri ile sonlandırcağız.

Sanat Nedir?

Öncelikle sanatın ne anlama geldiği ile başlayalım. Sanat, insanların hayal dünyasında yer alan güzellikleri, duygularını, düşüncelerini, yaşadıklarını ya da hissettiklerini görsel, biçimsel ve sözel yöntemlerle ifade etmesidir. Şiirler, resimler, opera parçaları ya da heykeller sanat eserleri arasında sayılabilir. Günümüzde birkaç şarkısı olan kişilere de sanatçı denilmektedir. Ancak elbette bir sanat eseri ortaya çıkarmak ve sanatçı olarak anılabilmek bu kadar kolay değildir.

Zanaat Nedir?

İnsanların maddeye olan ihtiyaçlarını gidermek için yapılan, eğitim, beceri, deneyim ve ustalık gerektiren işlere ise zanaat denilmektedir. Mobilya ustalığı, ayakkabı ustalığı, kuyumculuk, terzilik, marangozluk, bakırcılık ve çömlekçilik zanaata örnek olarak verilebilir. El becerileri ve ustalıkları sebebiyle tarih boyunca önemli bir yere sahip olan zanaatkârların sayısı, seri üretimin bu denli arttığı günümüzde ne yazık ki azalmıştır.

Sanat ve Zanaat Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sanat ve zanaatın anlamlarından sonra sıra geldi bu iki kavram arasındaki farkların neler olduğuna. Aşağıda sizin için derlediğimiz farkları okuduktan sonra sanat ve zanaatı kolaylıkla ayırt edebileceksiniz.

  • Sanat eserleri genellikle tektir ve eşi yoktur. Leonardo Da Vinci birden fazla Mona Lisa çizmemiş ya da Orhan Veli iki tane İstanbul’u Dinliyorum şiiri yazmamıştır. Zanaat eserleri ise birden fazladır ve istendiği zaman sayısı arttırılabilir. Hatta bir zanaatkârın yaptığı şeyi bir başka zanaatkâr da kolaylıkla yapabilir. Bu sebeple de zanaatte pek de fazla özgünlükten söz edilemez ve birbirinin tamamen aynı olan eserler seri bir şekilde üretilebilir. Dolayısıyla sanatta önemli kavramlar olan orijinal ve kopyadan, zanaatte bahsedilmez.
  • Sanatta yaratıcılık önemli rol oynarken, zanaatte yaratıcılığa gerek yoktur ama eğitim ve ustalık önemli role sahiptir.
  • Sanat eserleri kendine özgüdür ve her sanatçının kendine has bir tarzı vardır. Zanaatte ise aynı şeylerin sürekli olarak yenileri yapılır. Mesela Gaziantep’teki bakırcılara farklı senelerde gittiğinizde aynı ürünleri bulabilirsiniz. Çünkü zanaatkârlar ürünler satıldıkça aynılarını tekrar yapmaktadırlar.
  • Sanatçı eserlerini meydana getirirken hislerine göre hareket eder ve gerekirse eserini değiştirir. Zanaatkar ise belirli bir plan ve program dahilinde eserlerini meydana getirir.
  • Sanat eserinin yapılmasının ana amacı güzellik ve estetikken, zanaatçı eserini bir fayda sağlamak ve para karşılığı satmak için meydana getirir.
  • Sanat eseri para için yapılmaz, ancak zanaat eserinin yapılış amacı para kazanmaktır. Zaten zanaatkârlık bir meslektir ve bu sebeple de zanaatçı doğal olarak para kazanmayı hedefler.

Tüm bu farklılıklara karşın sanat ve zanaat arasında benzerlikler de vardır. Bilinen en önemli benzerlik ise her ikisinin de yetenek gerektirmesi ve el emeği olmasıdır. Ayrıca hem sanat hem de zanaat beceri gerektirir ve yine her ikisinin de temelinde tasarım yatmaktadır.

Sanat ve Zanaat Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Bir kişinin zanaatkâr olarak adlandırılabilmesi için el becerisi gerektiren bir ürünü üretmesi gerekir. Yani böyle bir ürünü sadece satan ama üretmeyen kişiye zanaatkâr denilemez.
  • Ahşap oyma ustası, kumaş boyacısı, taş ustası, terzi, demirci ve silah ustası zanaatkârlara örnek olarak gösterilebilir.
  • Zanaatkârlık insanoğlunun ilk taş aletlerini yapması ile başlamıştır.
  • Sanat anlık bir şöhret elde etme işi değildir ve bir kişinin sanatçı olarak anılabilmesi için kalıcı olması gerekmektedir. Bu anlamda sanatçı denildiğinde bizim ilk aklımıza gelen isimlerden bazıları Pablo Picasso, Fikret Mualla, Mimar Sinan, Abidin Dino, İbrahim Çallı, Van Gogh, Salvador Dali, Auguste Rodin, Leyla Gencer, Pavarotti ve Maria Callas’tır. Peki, sanatçı denildiğinde sizin ilk aklınıza gelen isimler hangileri? Ya da medyada sıkça gördüğümüz isimlerden bazılarına sanatçı diyebilir miyiz?

Dünyaca Ünlü Sanat Eserlerinden Bazıları

  • Mona Lisa – Leonardo Da Vinci
  • Nilüferler – Claude Monet
  • İnci Küpeli Kız – Jan Vermeer
  • Gece Devriyesi – Rembrandt
  • Hz. Davud Heykeli – Michelangelo
  • Son Akşam Yemeği – Leonardo Da Vinci
  • Düşünen Adam – Auguste Rodin
  • Öpücük – Gustav Klimt
  • Belleğin Azmi – Salvador Dali
  • Gold Marilyn Monroe – Andy Warhol
  • Pleta – Müchelangelo
  • Kaplumbağa Terbiyecisi – Osman Hamdi Bey
  • Adada Gezintiye Çıkan Kadınlar – İbrahim Çallı

Rönesans döneminde yaşayan İtalyan filozof, astronom, mimar, matematikçi, müzisyen, heykeltıraş, yazar ve ressam Leonardo da Vinci’nin hayatta olan akrabaları bulundu.da-vincinin-hayattaki-akrabalari-bulundu,EZyLaelwY0Cow6D4IKinnQ

BBC’nin haberine göre, ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin soyundan gelen kişilerin kimliğini araştıran İtalyan tarihçiler, ünlü sanatçı ve bilginin 35 yaşayan akrabasının kimliğini tespit etti.

Tarihçiler, hiç evlenmediği ve çocuğu olmadığından Da Vinci’nin akrabalarını bulabilmek için kardeşlerinin soyundan gelenleri araştırdı.

Leonardo da Vinci’nin hayattaki akrabaları arasında ünlü yönetmen Franco Zeffirelli’nin de bulunduğu, akrabalarının büyük bölümünün, Toskana’da yaşadığı kaydedildi.

Rönesans sanatını doruğa ulaştıran, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından ve dehalarından biri kabul eden Leonardo da Vinci, 1452 yılında İtalya’nın Anchiano kabasında dünyaya geldi.

O dönemde genç bir hukukçu olan Piero da Vinci’nin bir çiftçi kızı olan Caterina ile evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelen Leonardo da Vinci’nin en en tanınmış yapıtları arasında Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği bulunuyor.

dunya-sanat-gunuDünya Sanat Günü, her yıl Nisan ayının 15. günü kutlanan, sanat etkinlikleri düzenlenip cadde ve sokakların sanat eserleri ile süslenildiği bir gün olarak kabul edilir. 2012 yılı itibariyle kutlanmaya başlanılmıştır.

Tarihçe

Türk sanatçı ve Ulusal Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Başkanı Bedri Baykam, International Associations of Art (IAA), (Türkçe:Uluslararası Sanat Derneği)’ın 2011 yılında Meksika’da yapılan genel kuruluna Türkiye temsilcisi olarak katılmıştır. Baykam, toplantıda Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın Dünya Sanat Günü olarak kutlanmasını önerdi. Bu öneri çoğunluk oyu alarak, her yıl 15 Nisan tarihinde World Art Day (WAD) olarak kutlanılması kararı alındı.

Türkiye’de kutlamalar

İlki 15 Nisan 2012 tarihinde yapılan kutlamalar İstanbul ilinde bulunan Abdi İpekçi caddesinde kurulan sahnede yapıldı. Ayrıca Maçka Demokrasi Parkı’nda bulunan UPSD Sanat Galerisi’nde gerçekleşen Dünya Sanat Günü Sergis‘nin ardından Bring your own Bottle (Kendi Şişeni Getir) partisi düzenlenmiştir. Türkiye’nin çeşitli illerinde ise bazı sanatsal etkinliklerle kutlanmıştır. İstanbul ilinde Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği bünyesinde birçok sanat etkinliği her yıl sahneye konuyor. İzmir ilinde Sokak tiyatrosu, dans – müzik, Resim – Fotoğraf – Heykel – Seramik, Sinema, Müzik, Bildiri, Söyleşi, Edebiyat ve Tiyatro sanat dallarında kutlamalar ve gösteriler yapılmıştır.

“Aptal çocuk, bunu bile mi anlayamadın, hiç kafan basmıyor senin”. Bu sözler size tanıdık geldi mi? Eminim bu yazıyı okuyanların bir çoğu evde ya da okulda bu veya buna benzer gurur kırıcı, utanç verici sözlere defalarca maruz kalmışlardır. Peki hiç düşündünüz mü ya o çocuk gerçekten aptal değil de sadece ona öğretme biçimimiz hatalı ise…

disleksili çocuk

Her çocuk özeldir ve her çocuk mutlaka öğrenir. Başarısızlığın sorumluluğu çocukta değil, onu kalıplara sığdırmaya çalışan okul, öğretmen ve hatta ağırlıklı olarak ebeveynlerdedir.

Evet eğitim sorunlarından bahsetmeyi severiz ve başarısızlığın nedenleri irdelenirken nedense kendimizde hiçbir sorun görmeden işin kolay tarafından okullara yüklenmeyi seçeriz. Zaten daha ne yapabilirdiniz ki, anaokulundan itibaren okul yükünü çektiniz, hatta belki de özel okulda okuttunuz, yetmedi özel dersle takviye aldırdınız, yetmedi dershaneye gönderdiniz…Bir kamyon yüküyle para harcadınız ama içinde yok çocuğun okumuyor zaten sistem kötü, ama sizin vicdanınız rahat…

Peki şimdi bir durup düşünün bakalım, kaçınız çocuğunuzun gerçek yeteneklerini keşfettiniz, öğrenmede yaşadığı zorlukların altında yatan temelleri araştırdınız. Farklı olmasınlar sakın. Onlarca çocuğun derdi olan ve arada kaynayıp giden bir hastalıktan bahsedeceğim size: Disleksi

Önce aşağıdaki yazıyı okumaya çalışınız. ..

disleksisiniz

 

Zorlandınız değil mi, o zaman sorun yok siz disleksi değilsiniz ama bu toplumun % 5 ile 7 arası yani ortalama 30 kişilik bir sınıftaki 2-3 öğrenci bu sorunla boğuşmakta.

Disleksi; okuma, yazma, akıl yürütme, dinleme, konuşma ve matematiksel becerilerin kazanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğu olarak tanımlanmaktadır ve bu hastalığa sahip olanlara ‘dislektik’ denir. Yunanca kökenli bir sözcük olan disleksi  ‘kelime kullanımında yaşanan güçlük’ anlamına gelmektedir. Dislektik olan, yani öğrenme güçlüğü çeken kişiler harfleri birbiriyle karıştırır, okuyamaz, yazamazlar. Okuduklarını kısa süre sonra unutabilir, harflerin seslerini telaffuz etmede güçlük yaşarlar.

Bu çocuklar ve ebeveynleri eğitim hayatlarının ilk anlarından itibaren öğretmenlerinden, “Aslında çok zeki ama…” diye başlayan cümleleri defalarca dinlerler, hatta sıklıkla yaramazlık ve dikkatsizlikle eleştirilirler.

disleksi11

Disleksi, zihinsel bir yetersizlik değildir ve zeka ile ilişkisi yoktur. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Disleksiklerin zeka düzeyleri  düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler.

Hepimizin çok yakından tanıdığı Albert Einstein, büyük deha, okulda başarılı ama okuldan nefret eden bir çocuk. Bir disleksi olan Einstein’ın dediği gibi “Aslında herkes zekidir. Fakat bir balığı bir ağaca tırmanma kabiliyetine göre değerlendirirseniz tüm hayatını aptal olduğunu zannederek geçirir.”

Usta bir ressam, desinatör, bilim adamı ve düşünür olan Leonardo Da Vinci’de disleksiden muzdaripdir. Yazıyı tersten, aynadan görünüş imajıyla, yani sağdan sola doğru yazması ve el yazısının karmaşıklığı  ile bilinir. Bunun solak olan dislektiklerin çoğunda rastlanan bir davranış biçimi olduğu öne sürülür. Bitirdiği projelere yeni baştan başlaması da dislektiklerin karakteristik özellikleri arasında sayılmaktadır.

Sadece bu iki isim değil tabi ki, okuma öğrenme güçlüğü çekenler:

*Mozart
*Wright Brothers
*Cher
*Tom Cruise
*Walt Disney
*John Lennon
*Winston Churchill
*Henry Ford
*Stephen Hawkings
*Jules Verne
*Alexander Graham Bell
*Woodrow Wilson
*Hans Christian Andersen
*Nelson Rockefeller
*Thomas Edison
*Agatha Christie
*Whoopi Goldberg
*Rodin
*Dustin Hoffman
*Robin Williams
*Louis Pasteur
*Werner von Braun
*Dwight D.Eisenhower
*F. Scott Fitzgerald-Yazar
*Mariel Hemingway
*George Bernard Shaw
*Beethoven
*Carl Lewis
*Magic Johnson
*Sylvester Stallone

Şaşırtıcı bir liste değil mi, çoğu dahi olarak tanımlayabileceğimiz, başarılı insanlar…

Biraz bilgi ve çokça ilgi ile bu çocukları erken yaşta keşfetmemiz onlar ve toplum için çok şey değiştirebilir.

Taare Zameen Par

 

Evet yazının başlığı “Taare Zameen Par” 2007 yapımı bir filmden alınma. Harfleri sayıları algılama problemi yaşayan ve bu nedenle ailesi ve çevresi tarafından aptal muamelesi gören Ishaan adlı 8 yaşında bir çocuğun, doğru öğretmenle tanışana kadar yaşadığı mutsuzluğu ve çöküşünü anlatan, çocuğu olsun olmasın herkesin seyretmesi gereken ve bazen bir kişinin bile hayatını değiştirmenin karşılığının paha biçilmez olduğunu bize anımsatan bir film.

Yazıyı Ishaan’ın resim öğretmeni olan Ram Shankar Nikumbh ile İshaan’ın sert mizaçlı ve başarı odaklı babası arasında geçen bir replikle bitireyim…

“İlgi çok önemlidir. İyileştirme gücüne sahiptir. Acıya merhem olur. Çocuk ilgilenilmeyi ister. Kucaklamak, sevdiğinizi göstermek için yanağına kondurduğunuz bir öpücük. Oğlum seni seviyorum diyebilmek. Korktuğu zaman size sığınabilmesi. Kaydığı zaman, düştüğü zaman sizi yanında bulabilmesi güven verici. İlgilenmek.”

Yazan:  Sibel Çağlar

Kaynak : Dünyalılar

İsviçre’de bir bankanın kasasında bulunan Leonardo da Vinci’ye ait olduğu iddia edilen tabloya el konuldu.

Isabella d'Este

Leonardo da Vinci’ye ait olduğu iddia edilen Isabella d’Este tablosu

 

 

İsviçre’de, bir bankanın kasasında bulunan ve İtalya’dan yasa dışı yollarla çıkarıldığından şüphelenilen İtalyan ressam Leonardo da Vinci’ye atfedilen bir kadın portresine el konuldu.

İtalya Savcılığından yapılan açıklamada, Leonardo da Vinci’nin eseri olduğu iddia edilen ve ülkenin güneyindeki İtalya sınırında bulunan Ticino kantonunda bulunan Lugano şehrindeki bir özel bankadan ele geçirilen portreye, İtalya polisinin talebiyle ülkeden yasa dışı yollarla çıkarıldığından şüphelenildiği için el konulduğu ifade edildi.

Savcılık açıklamasında, İsviçre’de yaşayan İtalyan bir ailenin, tabloyu 135 milyon dolara satmaya çalıştığı ileri sürüldü.

 

 

 

Sanat tarihçisi Thierry Lenain, kitabında sanatta sahtecilik algısının yüzyıllar içindeki değişimini konu alıyor

Aziz Anthony'nin Baştan Çıkarılışı

Michelangeloİtalyan Rönesansı’nın en önemli isimlerinden Michelangelo Buonarroti’nin, çağının tanınmış eserlerinin kopyalarını çıkarıp isle yaşlandırarak orijinalleriyle değiştirdiği ortaya çıktı.

Londra’da bulunan Institut Français’de çalışmalarını sürdüren sanat tarihçisi Thierry Lenain, Michelangelo’nun sahtecilik kariyerini “Art Forgery: The History of the Modern Obsession” adlı kitabında anlattı. Lenain’in kitabına göre ünlü sanatçı, sahiplerinden ödünç aldığı orijinal eserlerin kopyalarını çıkararak kopyaları geri vermek suretiyle orijinal eserlere sahip oluyordu. Bir seferinde gravür sanatçısı Martin Schongauer’e ait bir Aziz Antonio baskısını kopyalayan Michelangelo’nun çıkardığı iş ile orijinalin birbirine son derece yakın olduğu kitapta yer alan ifadeler arasında.

Michelangelo_BuonarrotiSanat tarihi festivali VIEW’da konuşan Lenain, Michelangelo’nun “orijinal eserlere mükemmel oldukları için hayran olduğunu ve onları aşmak istediğini” belirtti.

Rönesans döneminde sanat kopyacılığı anlayışı daha sonraki yüzyıllarda gelişen negatif yaklaşımdan çok farklıydı. Lenain konuşmasında durumu, “Geç-modern dönem sahteciliğinde yaklaşım bir sanat eseri yaratmaktan ziyade bir tuzak kurmak. Rönesans’tan 18. yüzyıla kadar ise bu olaya tam tersi şekilde yaklaşılıyordu. Bunu yapabilen sanatçılar eleştirilmek yerine büyük bir övgüyle karşılanıyordu,” şeklinde açıkladı.

Michelangelo Kimdir?

Michelangelo-Michelangeli di Lodovico Buonarroti Simoni (d. 6 Mart 1475 – ö. 18 Şubat 1564), ünlü İtalyan rönesans dönemi ressam, heykeltıraş, mimar ve şairidir. Tam adı Michelangelo di Lodovico Buonarroti Simoni.

Michelangelo, 6 Mart 1475’te Arezzo yakınlarında Caprese’de doğar. Ailesi, o daha bir aylıkken Floransa’ya taşınır. Annesi, kendisi altı yaşındayken ölen Michelangelo, 13 yaşına geldiğinde Floransa’da Domenico Ghirlandaio’nun yanına öğrenci olarak verilir. Bertoldo di Giovanni’nin zamanında, Medici ailesine ait olan San Marko bahçesinde çalışan genç Michelangelo, bu arada Lorenzo de’ Medici ile tanışır.

Michelangelo, heykeltıraştaki rüştünü kanıtladığı ilk ve en ünlü eseri olan çocuk kral Davud’un heykelini yaptığında henüz 26 yaşındadır. Beş buçuk metrelik bir mermer kütleden çıkaracağı eser için genç dâhi, mermer bloğun yanına bir baraka inşa ederek, yardımcısız bir şekilde, çoğu zaman geceli gündüzlü çalışarak Rönesans sanatının harikalarından biri olarak kabul edilen David’i yaratır.

1505 yılında Papa II. Julius tarafından kendisine, en önemli başarılarından biri olacak Vatikan’ın yanındaki Sistine Şapeli’nin tavan resimlerinin yapılması işi verilir. 3 yıl sonra başlayacağı bu görevi sanatçı, 520 metrekarelik bir alanda yaklaşık dört yıllık bir çalışmanın ürünü olarak bitirir. Ortasının da, her biri Âdem, Havva ve Nuh Tufanıyla ilgili İncil’in Eski Ahit’inden alınma öykülerden esinlenerek yapılan resimlerin bulunduğu dokuz pano bulunan freskin yan unsurları da mitolojik figürlerle bezelidir. Özellikle “Adem’in Yaratılışı” ismindeki sahne batı resim sanatının en canlı tasvirlerinden biri kabul edilir.

Michelangelo-cut_out_black1519 yılında Cosimo de’ Medici’nin soyunun son temsilcisi Lorenzo de’ Medici’nin ölmesiyle Michelangelo, onla birlikte genç yaşta ölen Nemours Dükü Giuliano’nun mezarlarının konulduğu kiliseye iki ünlünün heykelini yapar. 1534’te Papa III. Paulus’un heykeltıraşı ve mimarı yapılan Michelangelo’ya Sistine Kilisesi’nin sunak duvarına bir ‘Kıyamet Günü’ tasviri yapmasını ister. Meryem’in Göğe Yükselişi, İsa’nın Vaftizi ve Musa’nın Hükmü’nün anlatıldığı freskler süsler bu duvarı.

Kıyamet Günü tablosuna başından beri muhalefet eden yeni Papa IV. Paulus ise, tablodaki imgelerin fazlaca müstehcen göründüğünü belirterek Michelangelo’dan tabloyu biraz daha ‘düzgün’ hale getirmesini isteyince, ustanın cevabı şu olur: “Papa’ya söyleyin, bu küçük bir mesele ve kolaylıkla uygun hale getirilebilir. Önce kendisi yaşadığımız bu dünyayı uygun ve yaşanılır bir hale getirsin, sonra da bu tablo da aynı uygunluğa girecektir.” Michelangelo’nun yaşadığı çağ, kendisiyle boy ölçüşebilecek derecede yetkin ressam ve heykeltıraşçılara da tanıktır aynı zamanda.

Bunların başında Rafael ve Leonardo Da Vinci gelir. Bu sanatçılar arasında keskin ancak hoşça bir rekabet vardır. Anlatılan bir öyküye göre, sanatçının rakiplerinden Rafael ve Bramante, işbirliği yaparak Michelangelo’ya Sistine Kilisesinin işini verdirmeye çalışırlar. Böylelikle, kendini ressamdan çok bir heykeltıraş olarak kabul eden Michelangelo, bu işi kabul etmeyerek Papanın gözünden düşecektir. Hayatının son dönemini Roma’daki Aziz Peter Kilisesi’nin mimarı olarak geçiren Michelangelo 18 Şubat 1564’te 89 yaşında ölür.

Rönesans sanatına benzersiz bir etkide bulunan Michelangelo, klasik sanat tekniklerini öğrenmesinin yanı sıra asıl olarak, insan formunu her açıdan tasvir edebilmek için kadavralar üzerinde çalışıp, Yunan ve Roma sanatından devraldığı idealleştirilmiş insan tasarımlarını ulaştığı gerçekçilik boyutunu yakalamaya çalışır. Batı resminin babası olarak bilinen Giotto’nun resmindeki doğallık ve gerçekçilik ile 15. yüzyıl başında tam olarak anlaşılabilen derinlikte perspektif olgusunu geliştirip kendi tarzına temel yapan Michelangelo onlarca heykel, freske imza atıp Roma’nın yeniden inşa ve düzenlenmesinde de önemli görevler almıştır.Onu idolü olarak seçen birçok kişi vardır.

“Ünlü ressamların resimlerini nasıl ayırt edeceğiz” diye pek çoğumuz kendi kendimize sormuşuzdur. Eeee nede olsa hava atmak için ressamlardan azda olsa anlamak lazım. . İlgili haberi görünce bizde size aktaralım da biraz şu sorunu aşmanıza yardımcı olalım istedik.

Haydi! Kısa cümlelerle ressamları ve eserlerinin genel  özelliklerini bakalım nasıl anlayacakmışız?

Resimdeki herkesin, kadın erkek farketmeden popoları kocamansa, kendinizden emin bir şekilde Rubens diyin.

 

RUBENS! (işte böyle)

RUBENS! (işte böyle)

RUBENS! (işte böyle)

RUBENS! (işte böyle)

Resimdeki adamlar hafif şaşı, kıvırcık saçlı kadınlara benziyorsa o resim Caravaggio‘ya ait.

Caravaggio

Caravaggio

Eğer herkesin vücudunda bariz bir tuhaflık varsa Picasso‘yu çakın gitsin.

Picasso

Picasso

Eğer resimde kafanızın çok güzel olduğu bir geceye dair hatıralar var ise Dali.

Picasso

Picasso – “Gözler kalbin aynasıdır” P. Picasso

Eğer resimde kafanızın çok güzel olduğu bir geceye dair hatıralar var ise Dali.

Dali

Dali

Kafanızın çok güzel olduğu bir gecenin sabahı da olabilir.

dali2

 

 

 

Arka plan “Yüzüklerin Efendisi”ni anımsatıyorsa, ortalıkta tuhaf mavi bir sis varsa ve saçlar kıvırcık ise Da Vinci.

 

Leonardo Da Vinci

Leonardo Da Vinci

 

Fön görmemiş saçlar…

Leonardo Da Vinci

Leonardo Da Vinci

Rengarenk boyanmış bir excel sayfası görüyorsanız Mondrian

Mondrian

Mondrian

 

“Yeaaa bunu ben de yaparım” diyorsanız Miro.

Miro

Miro

 

...ve bu da Miro

…ve bu da Miro

 

Tek gördüğünüz tek kaşlı bir kadınsa Frida.

Frida Kahlo

Frida Kahlo

 

İnsan figürü yoksa ve benekli benekli bir doğa anlatımıysa Monet.

Monet

Monet

 

Işıklı ve mutlu parti insanlarının olduğu bir ortam ise Renoir.

Renoir

Renoir

Renoir

Renoir

 

Eğer resim keskin, koyu renkli, hafif mavi ve resimdeki insanlar sakallı ve gıdasızlıkla pençeleşiyormuş gibi görünüyorsa El Greco.

El Greco

El Greco

 

 

Balerin varsa Degas.

Degas'ın meşhur bir kompozisyonu

Degas’ın meşhur bir kompozisyonu

 

                                                                                                                Resimde oraya buraya serpiştirilmiş melekler varsa bu Boucher.

 

Boucher

Boucher

 

Resimdeki kişiler sokak lambasının altındaki bir evsizi hatırlatıyorsa Rembrandt.

Rembrandt

Rembrandt

 

Herkes, kadınlar da dahil Putin’e benziyorsa o bir van Eyck.

arnolfinilerin-dugunu- van Eyck.

 

 

Eğer resimde çok çok fazla insan varsa ve normal görünüyorlarsa Bruegel.

Bruegel

Bruegel

            Resimde yine çok ama çok fazla insan varsa, ama bu kişiler çılgınca şeyler yapıyorsa Bosch.

Bosch

Bosch

 

 

 Kaynak:[-]

İsviçre’de bir banka kasasında ortaya çıkarılan 400 tabloluk koleksiyonda Rönesans döneminin efsanevi ismi Leonardo da Vinci’ye ait olduğu sanılan bir tablo bulundu.

Leonardo- da-Vinci

Yağlıboya tablo, İtalyan ustanın 1499’ta tamamladığı İtalyan asilzade Isabella d’Este’nin portresi ile büyük benzerlik gösteriyor. Da Vinci’nin İtalya’nın Lombardi bölgesinde yaptığı karakalem portre, halihazırda Paris’teki Louvre Müzesi’nde sergileniyor.

Los Angeles’taki California Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Ordinaryüs Prof. Carlos Pedretti, 61×46 santimetrelik eserin da Vinci’nin elinden çıktığına hiçbir şüphe olmadığını söyledi.

Pedretti, İtalyan Corriere della Sera gazetesine yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

“Da Vinci’nin tekniği ve tarzı, özellikle yüz kısmında son derece belirgin. Markiz Isabella d’Este’nin, karakalem çalışmayı gördükten sonra ünlü ustadan portresini yağlıboya olarak da yapmasını istediğini biliyoruz. ‘Bir sanat eseri, asla tamamlanmaz sadece terk edilir’ ifadesini kullanan Da Vinci, zaman yetersizliğinden ya da ilgisini yitirdiğinden eseri tamamlamamış olabilir. Çünkü da Vinci, karakalem portrenin ardından Floransa belediye binası duvarına Anghiari Savaşı’nı çizmeye, 1503’te ise Mona Lisa üzerinde çalışmaya başlamıştı.”

Arizona Üniversitesi laboratuvarında yapılan karbon tarihleme testi de eserin 1460 ve 1650 yılları arasında yapıldığını gösterdi. Bu zaman aralığı, da Vinci’nin döneminin en etkili kadını olan Markiz Isabella d’Este ile tanışıp karakalem portresini yaptığı döneme denk düşüyor.

Kullanılan astar ve boyaların belirlenmesi için yapılan testler de eserin İtalyan ustanın kariyeri boyunca kullandığı malzemelerle yapıldığını kanıtladı.

Bazı sanat tarihi uzmanları ise tablo tuval üzerine boyandığı için da Vinci’ye ait olmadığını ileri sürüyor. Ünlü usta, tahta panoları tercih ediyordu.

Koleksiyon, adı açıklanmayan bir İtalyan aileye ait banka kasasında ortaya çıkarılmıştı.

 Kaynak :[]