lale

lale konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. lale konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. lale konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri lale konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

barok-sanati-nedir

Maniyerizm’den sonra ortaya çıkan Barok Sanatı 16. Yüzyılın sonlarına doğru İtalya’da doğmuştur. Bu akım 18. Yüzyılın başında ise tüm İtalya’ya ve birçok Avrupa ülkesine yayılmıştır. Rönesansta dengeli olan görünüm Barokta bozulmuştur ve anlatım oldukça abartılıdır. Ayrıca Barokta gösteriş ve heyecan vardır. Bunun sonucunda da ortaya gösterişli mimari yapılar ve duygu yüklü eserler çıkmıştır. Bu akımın bilinen en önemli özellikleri görkem, aşırılık ve heyecandır.

Barok sanat akımı özellikle mimaride, heykelcilikte ve resimde görülmektedir.

Barok Resim Sanatı

Barok resim sanatında sıkça işlenen konular arasında azizlerin yaşamı, mitolojik konular, ailelerin tarihi ve kahramanlık öyküleri yer alır. Ayrıca barok sanatında manzaralar ve natürmort ile tek ya da grup portreleri de ön plandadır. Barok resim sanatının ayırt edici özelliklerinden birisi de kuvvetli gelen ışığın yüzeyde gölgeler oluşturacak şekilde yansımasıdır. Bunun sonucunda ise resimdeki duygu ve hareket güçlenir. Bu sanatın önde gelen ressamları arasında Caravaggio(İtalya), Velazquez(İspanya), Rubens(Belgium), Lorrain(Fransa) ve Rembrant(Hollanda) sayılabilir.

barok-sanati-nedir

En önemli Barok Resim Sanatı Eserleri aşağıdaki gibidir:

• Caravaggio – Aziz Thomas’ın şüphesi

• Rembrandt – Gece Devriyesi

• Rubens – Masumların Katli

• Vermeer – İnci Küpeli Kız

• Bernini – Apollo’nun Daphneyi Kaçırması

• Tintorette – Son Akşam Yemeği

• Valezquez – Yumurta Pişiren Yaşlı Kadın

• Murillo – Kavun Yiyenler

• Anthony Van Dyck – Kutsal Aile Dinleniyor

• Carracci – Kasap Dükkanı

• Guido Reni – Tesbihli Madonna

• Tiepolo – Palazzo Labia’daki Kleopatra’nın Ziyafeti

• El Greco – Kont Orgaz’ın Cenazesi

• Ter Borch – Munster Anlaşmasının Onaylanması

• Pieter De Hooch – Anne

• Jacob Van Ruisdael – Wijk Bij Duurstede’deki Yel Değirmeni

• Meindert Hobbema – Middelharnis’deki Yol

• Frans Hals – Toplu Portre

• Titian – Urbino Venüsü

Barok Mimari

Barok sanat akımı mimarlık alanında da ön plana çıkmıştır. Barok sanatının Roma’da doğduğu varsayılır ve İtalya’daki barok sanatının en güçlü mimarları Francesco Borromini ile Lorenzo Bernini’dir. Bu mimarların ardından ise Pietro Berettini Da Cortona, Guarino Guarini ve Baldassare Longhena gelmektedir. Barok mimari sanatının yayıldığı diğer ülkeler ise Fransa, İspanya, Almanya, Polonya, Avurturya, Rusya ve Çekoslavakya’dır.

barok-sanati

Barok mimarisinin en önemli özellikleri şöyledir:

• Renkler ve süsler çok yoğun kullanılmaktadır.

• Görkemli heykeller, fıskiyeli havuzlar, muazzam salonlar, mükemmel duvar işlemeleri, tamamlanmamış mimari öğeler, geniş skalalı tavan freskleri barok mimaride yer alan ana unsurlardır.

• Yumuşak olan gotik tarz tamamen reddedilmektedir.

• Düz hatlar yerine yuvarlak hatlar kullanılmaktadır.

• Sarayların ve diğer büyük yapıların cephelerine çok önem verilmektedir.

Barok döneme ait en önemli mimari yapılar aşağıdaki gibidir:

• Versailles Sarayı

• Palais du Luxemburg

• Belvedere Sarayı

• San Carlo alle Quattro Fontane

• St. Paul Kilisesi

Barok Dönemi Heykelciliği

Bu dönemde hem resim hem heykelde insanların iç dünyasını ve ruh halini aksettirmek ön plandadır. Heykellerdeki kahramanlarda tıpkı resimlerdeki kahramanlarda olduğu gibi çirkine pek yer verilmez. Bunun yanında barok dönemi heykelciliğinin özellikleri ülkeden ülkeye de bir takım değişiklikler göstermektedir.

barok-art

Ülkeden ülkeye değişen bazı özelliklere karşın bu dönemde yapılan heykellerin karakteristik özellikleri şunlardır:

• Tam gerçekçilik

• Büyük ölçüde resimli etkiler

• Teknik üstünlük

Yine İtalya’dan örnek verecek olursak, bu alanda bir deha olan Bernini’den bahsetmemek olmaz. Bernini hem heykeltıraş hem mimardır ancak mimari eserleri de adeta heykellerini vurgulama özelliği taşımaktadır. Bunun en güzel örneği ise Vatikan’da yer alan sütunlardır.

Barok Sanatı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

• Barok kelimesi Portekizce Barucco’dan gelmektedir. Barucco ise düzensiz incilere verilen isimdir.

• Barok sanatı özellikle Roma’da yer alan kiliselerde, Avrupa’daki saraylarda ve şatolarda etkisini göstermiştir.

• Barok resim sanatında vücut adalelere ve damarlara kadar gösterilmektedir.

• Yine barok resimde durgun yüz ifadeleri yerini hisli ve neşeli, bazen de ıstıraplı ifadelere bırakır.

• Avrupa ile temasların artması sonunda Osmanlı’da da Barok tarzının etkileri görülmeye başlamıştır. Ancak bizim sanatçılarımızın da yorumlarıyla beraber batıdakinden daha farklı eserler ve yapılar ortaya çıkmıştır. İstanbul’da yer alan barok mimarisi eserlerinden bazıları Nuruosmaniye, Ortaköy ve Laleli camileri ile Selimiye Kışlası’dır.

• Katolik ülkelerde veba salgınının bittiğine şükretmek için yapılan Veba Sütunları da barok dönemi eserleri arasında yer almaktadır.

• Barok akımı aynı zamanda edebiyatta, dansta ve müzikte de etkilerini göstermiştir.

ataturkuanma

Atatürk Haftası, 10 Kasım 1938 günü saat 09:05’te yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına düzenlenen; onun yurtseverliği, inkılap ve ilkelerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda Atatürk’ün konuşmalarının kendi sesinden dinletildiği, Atatürk’le ilgili filmlerin gösterildiği haftadır. 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelir.

10 Kasım günü Anıtkabir ziyaret edilmekte, başkent Ankara’da resmi tören yapılmaktadır. Türkiye’nin genelinde de yas tutulmaktadır. Her yıl 10 Kasım günü, saat 09:05’te trafikteki arabalar durur ve 4 dakika korna çalarak anma etkinliklerine destek verirler. Ayrıca, tüm bayraklar 10 Kasım günü yarıya indirilir.

35. İstanbul Film Festivali’nde Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” filmi, Altın Lale Ulusal yarışmada “En İyi Film”, “En İyi Senaryo” ve “En İyi Kadın Oyuncu” ödüllerini kazandı.

35. İstanbul Film Festivali’nde ödül kazananlar belli oldu.

Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen törende, Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülleri için 2015-2016 sezonunda tamamlanan 11 film yarıştı.

Cem Davran’ın sunuculuğunu yaptığı gecede ilk olarak, Jeyan Ayral Tözüm, Şerafettin Gür, Suzan Avcı ve Perran Kutman’a Sinema Onur Ödülleri verilirken, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden yönetmen Ülkü Erakalın’ın ödülü oğlu Murat Erakalın’a takdim edildi.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne Ahu Öztürk’ün “Toz Bezi” adlı filmi layık görüldü.

Ahu Öztürk ödülünü alırken yaptığı kısa konuşmada, “Ben ödülü, Şırnak’ta çocuklarının ölüsünü buzdolabında saklayan annelerden, yurtdışında çocuğuyla vedalaşıp burada tekrar cezaevine gelen sevgili Meral Camcı’ya uzanan o yol adına alıyorum. Savaşlar kadınları ve önce çocukları vuracaksa, barışı da kadınlar kuracak” dedi.

Ulusal yarışma

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül kazanlar şöyle:

En İyi Film: Toz Bezi

En İyi Yönetmen: Mustafa Kara (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kadın Oyuncu: Asiye Dinçsoy (Toz Bezi)

En İyi Erkek Oyuncu: Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)

En İyi Senaryo: Ahu Öztürk (Toz Bezi)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Cevahir Şahin ve Kürşat Üresin (Kalandar Soğuğu)

En İyi Kurgu: Mustafa Kara, Umut Sakallıoğlu ve Ali Aga (Kalandar Soğuğu)

En İyi Özgün Müzik: Doğan Duru (Tarla)

Jüri Özel Ödülü: Rauf (Barış Kaya ve Soner Caner)

Uluslararası Yarışma

Festivalde, Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá’nın “Bin Başlı Canavar” adlı filmi değer görüldü.

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü’nü ise Britanyalı yönetmen Brady Corbet’in “Bir Liderin Çocukluğu” adlı filmi kazandı.

Kısa, mansiyon, belgesel, Seyfi Teoman ödülleri

Ulusal Kısa Film Yarışması’nda En İyi Kısa Film Ödülü’nü Ziya Demirel’in “Salı” adlı filmi kazandı. Ödülü yönetmene jüri üyelerinden Can Evrenol verdi.

Barış Sarhan’ın “Cemil Şov” adlı filmi ise Mansiyon ödülüne layık görüldü.

Ulusal Belgesel Yarışması’nda da En İyi Belgesel Ödülü Onur Bakır ve Panagiotis Charamis’in yönettiği “Hazır Ol!” filmine verildi.

Ayşe Polat’ın yönettiği “Ötekiler” filmi ise Mansiyon’a layık görüldü.

Bu arada, Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü’nü “Çırak” filminin yönetmeni Emre Konuk kazandı.

 istanbul-film-festivali-nde-odulleri-toz-bezi-topladi-128713-5 (1)

GİRİŞ 

Piyano, yedi oktavdan fazla ses alanıyla bütün müzik enstrümanlarının ses rejistrlerini bünyesinde toplayan temel enstrümandır. Solo dışında oda müziği, koro ve orkestrada da işlevi olan tek çalgıdır. Klavye vasıtasıyla çalınan bu sazda aynı anda 12 sesli akor veya cluster denilen ses yığınları elde edilir. Üç pedalı ile sesleri kısmaya, yalnız bas sesi uzatmaya veya bütün sesleri uzatmaya elverişlidir. Konsol adı verilen duvar tipleri ve kuyruklu tiplerin en küçüğü 130 cm. olan, boyu üç metreye kadar uzayan konser piyanoları vardır.

Piyano başlıca batı dillerinde şu terimlerle söylenir: Piano ( Fr. ), Piano (İng.), Pianoforte  (İt.), Klavier  (Alm.)

  1. GENEL YAPISI

Piyano  ya da nadir olarak kullanılan italyanca ismiyle pianoforte tuşlu bir çalgıdır. Piyanoda ses, teller vasıtasıyla elde edilir. Piyanonun tuşlarına basıldığında içindeki tahta çekiç tellere vurarak sesin meydana gelmesine sebep olur. Tahta çekicin tellere vurmasından dolayı piyano vurmalı müzik aleti olarak adlandırılır.

Herhangi bir akustik piyano genellikle ses tahtasını ve metal telleri çevreleyen aynı zamanda koruyan ahşap kasadan oluşmakla birlikte 88 tuşa (52 beyaz tuş, 36 siyah tuş) sahiptir. Piyano, tuşlarına basıldığında içerisindeki teller aracılığıyla ses çıkarır çekildiğinde ise teller damper (titreşim azaltan parça) yoluyla susturulur. Fakat pedallar yardımıyla tuşlardan parmaklar kaldırmasına rağmen sesi uzatmak mümkündür.

Piyanoda herhangi bir tuşa bastığımızda keçe ile kaplanmış çekiç o tuşa ait tellere vurur ardından geri gelir ve çekiç eski konumuna gelmesine rağmen teller titreşmeye devam eder bu titreşme bridge (köprü) yoluyla ses tahtasına iletilir ve ses tahtası sesi yükselttikten sonra havaya yayar. Parmak tuştan çekildiğinde damper ( titreşim azaltan parça ) tellerin titreşmesini durdurur ve sesi keser. Enstrüman sınıflandırma sistemine göre piyano chordophone ( telleri ve onu ileten gövdeleri olan enstrümanlar ) olarak sınıflandırılmıştır. Teknolojik gelişmelerle birlikte chordophone bir enstrüman olan piyano akustik olmasının yanı sıra elektrikli, elektronik ve dijital olacak şekillerde de geliştirilmiştir.

 

piano

 

                1.1.Piyano mekanizmasının parçaları  

Piyanonun çekiç mekanizması: 1) Tuş, 2) tuş ayarı, 3) şövale, 4) eşapman ayarı, 5) eşapman kolu, 6) çekiç kenar vidası, 7) tekrarlama vidası, 8) çekiç sapı, 9) tekrarlama kolu, 10) çekiç başı, 11) çekiç yakalayıcı, 12) susturucu kiriş çatalı, 13) susturucu kirişi, 14) susturucu kaşığı, 15) susturucu, 16) tel, 17) madenî plaka, 18) zımba, 19) akort çivisi, 20) çivi yatağı.

240px-Fortepian_-_mechanizm_angielski.svg

  1. İÇYAPI VE ÖZELLİKLERİ

Atası, klavsenden en önemli farkı, tuşa basarken uygulanan kuvvete göre çıkan sesin şiddetinin de aynı yönde değişken olmasıdır. Duvar piyanosu: Telleri ve armoni tablosu düşey olan piyanodur. Elektro piyano: Rezonansı çalgının mekanizmasına dahil olan ya da dışarıdan bağlanan yükselteçlerin sağladığı piyanodur. Hazırlanmış piyano: Tellerinin arasına Çalgının tınısını değiştirecek nesnelerin (çivi, tahta, maden ya da kauçuk parçaları) yerleştirildiği piyanodur. Kuyruklu piyano: Telleri ve armoni tablosu yatay olan piyanodur. Mekanik piyano: 1880’e doğru Amerika’da icat edilen otomatik piyano (üzerinde dişler bulunan tahta bir silindir, bir zemberekle döndürülür ve çekiçleri hareket ettirir.) Pnömatik piyano: Pirinç ve cetvelin (PanFlür Denir) delikleri ile uyuşan karton bir rulonun deliklerinden çalgının içine hızla giren havanın basıncıyla çekiçlerin hareket ettiği otomatik piyano.

Bir piyano 7 bini geçen parçadan oluşur. Piyanoyu oluşturan parçalar ise preslenmiş yün, çelik, bakır ve tahta parçalarından oluşur. Piyanonun değerli olmasının sebepleri arasında neredeyse tamamen elde yapılması başı çekiyor.

Piyano imalatında 3 materyal kullanılır. Ahşap, metal ve çuha/keçe… Ahşap malzeme hem Armoni (ses) tablası (sound board) olarak, hem iç mekanizma parçalarında hem de dış bölüm de mobilya olarak kullanılır. Çalgının yapımında kullanılan armoni (Ses) Tablası Piyanonun en önemli temel malzemelerindendir. Piyanonun arka bölümünde montajlıdır. Çok kaliteli sedir cinsi özel kurutulmaya tabi tutulmuş çok özel ağaçlardan imal edilir. Piyanonun en nazik malzemelerindendir.

Piyanoda üç pedal (ayaklık) vardır. Sağdaki pedal “Yastık Pedalı” dır. Bu pedala basılırsa bütün yastıklar kalkar ve teller serbestçe titreşebilir. Pedal bırakılınca ise yastıklar yeniden tellere değer. Soldaki pedal; “Yumuşak pedal” da denilen tek tel pedalıdır. Bu pedala basılınca bütün mekanizma olduğu gibi bir parça kayar ve böylece çekiçler her ses için gerilmiş bütün tellere değil yanlızca bir veya iki tele vurabilir. Böylece ses şiddeti azalır. Ortadaki pedal “Uzatma Pedalı” dır. Bu pedal yastık pedalı gibi bütün sesleri değil yanlızca pedala basıldığı sırada çalınmakta olan sesleri uzatır.

Piyanonun bir diğer temel malzemesi de kumaş cinsi çuha ve keçedir. Tokmaklar ve susturucular bu malzemeler kullanılarak elde edilir. Güve ve haşarat için giysilerde kullandığımız naftalin veya bu işi görebilen böceksavar kullanmak gerekir.

Piyanoların ömrü genellikle 30 ile 80 yıl arasındadır. Alman malzeme ile üretilen kaliteli piyanolar tonlarını yıllarca bozulmadan korurlar. İyi bir piyanonun tuş ağırlığı 50-55 gr arasında olmalıdır.

 

  1.   ÇEKİÇLERDEKİ SIR

                Çekiçler keçeyle kaplanmıştır. Çekiçler çok sert yada çok yumuşak olmamalıdır. Yumuşak çekiçler donuk, cansız bir ses oluşturur. Sert çekiçler ise çınlayan, acı bir ses oluşturur. Tuşa basılınca ve çekiç harekete geçince tele değmekte olan bir keçe yastık telin üzerinden kalkar. Tam çekicin tele vurmasından önce, bir kaldıraç çekici tuştan ayırır. Zaten hızlı hızlı hareket etmekte olan çekiç tele doğru hareketine serbestçe devam eder. (Eğer tuşa yavaş yavaş basılırsa çekiç hızlanmaz ve tele vuramaz. Dolayısıyla bir ses oluşmaz.) Tele vurup geri dönen çekiç, geri engeli tarafından (yakalayıcı) yakalanır ve tutulur. Tuş kalkınca, yastık keçe (susturucu keçesi) yeniden telin üzerine inerek susturulur.

  1. GÜNÜMÜZDE

                Günümüzde ses alanı 7,5 oktav ve 88 tuştan oluşan standart piyanolar yapılmaktadır. 218 gerili telin çelik çapraza verdiği güç üç ton civarındadır. En kalın seslerde tek tel, daha sonra iki tel, orta ve ince oktavlarda üç tel kullanılır. Konser salonlarında tercih edilen dünyanın en iyi markaları başta Steinway and Sons, Bösendorfer, Blüthner veya Yamaha’ dır.

                KAYNAKLAR

                Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

Erişim Tarihi: 12.03.16 / 19.30

 

Ahmet Say – Müzik Tarihi ( Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)

Erişim Tarihi: 12.03.16 / 20.00

 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

Erişim Tarihi: 13.03.16 / 20.25

 

http://www.slideshare.net/Serap_Eren/serap-dev

Erişim Tarihi: 16.03.16 / 21.00

 

http://www.piyanogalerisi.com/PiyanoHakkinda

Erişim Tarihi: 16.03.16 / 21.40

 

http://hayalsahnesi.com.tr/piyanonun-tarih%C3%A7esi/

Erişim Tarihi: 19.03.16 /  19.15

 

 

Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

Ahmet Say – Müzik Tarihi ( Müzik Ansiklopedisi Yayınları / 8. Basım)

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

https://tr.wikipedia.org/wiki/Piyano

http://www.slideshare.net/Serap_Eren/serap-dev

http://www.piyanogalerisi.com/PiyanoHakkinda

http://hayalsahnesi.com.tr/piyanonun-tarih%C3%A7esi/

Lale Feridunoğlu – Müziğe Giden Yol ( İnkılap Kitabevi Yayıncılık / 2. Baskı )

 

Hazırlayan: Burcu Işıl Oğuz

 

altın lale

altın laleİstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank’ın desteğiyle 7-17 Nisan tarihleri arasında yapılacak 35. İstanbul Film Festivali Altın Lale yarışmalarının jüri başkanları belirlendi.

35. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanlığını yönetmen Pablo Trapero, Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanlığını ise oyuncu Müjde Ar üstlenecek.

Altın Lale Uluslararası Yarışma jüri başkanı yönetmen Pablo Trapero 1971’de Arjantin’de doğdu. 1999’da ilk uzun metraj filmi olan Mundo Grúa / Crane World ile Venedik, Buenos Aires, Havana, Rotterdam film festivallerinde ödüller kazandı. 2002’de film prodüksiyon firması Matanza Cine’yi kurdu. İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen El Bonaerense’nin (2002) dünya prömiyeri Cannes’da, Familia Rodante’nin (2004) Venedik’te ve Nacido y Criado’nun (2006) ise Toronto’da yapıldı. 2008 yapımı Leonera / Aslan İni, 2010 yapımıCarancho ve 2012 yapımı Elefante Blanco / White Elephant / Beyaz Fil, ilk kez Cannes’da yarıştı. Venedik, San Sebastian ve Locarno gibi birçok önemli festivalde jüri üyeliği yapan yönetmen, 2014’te Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün jüri başkanı olarak görev aldı.Trapero 2015 yılında Fransız Devleti’nin Sanat ve Edebiyat Alanında Şövalye Nişanı’na layık görüldü ve bu nişanı alan Güney Amerikalı ilk sinemacı oldu. Trapero, festival programında da yer alan son filmi El Clan / The Clan / Çete ile Venedik’te En İyi Yönetmen dalında Gümüş Aslan’ı kazandı. Filmlerinde yozlaşma, mülteciler, toplumsal sorunlar gibi konuları ele alanTrapero, 1990’larda gelişen Yeni Arjantin Sineması akımının en yetkin isimlerinden kabul ediliyor.

Pablo Trapero başkanlığındaki Altın Lale Uluslararası Yarışma jürisinin seçtiği filmlerEczacıbaşı Topluluğu tarafından 25.000 avroluk para ödülüyle destekleniyor. Bu ödülün 10.000 avrosu Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 avrosu filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 avrosu ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanacak filmin yönetmenine verilecek. Altın Lale Uluslararası Yarışma’ya “Sinemaya Yeni Bakışlar” temasını izleyen filmler katılıyor.

Altın Lale Ulusal Yarışma jüri başkanı oyuncu Müjde Ar, İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Oraloğlu Tiyatrosu’nda 1962-1963 sezonunda Helen Keller’in yapıtı Karanlığın İçinden oyununda çocuk oyuncu olarak rol aldı. 1975 yılında televizyon dizisiAşk-ı Memnu’daki Bihter rolü ile dikkat çekti. 1980’li yıllarda rol aldığı filmlerle Türkiye sinemasındaki kadın temsilini değiştirdiği gibi kendisinden önceki oyunculuk kalıplarını da yıktı. Özellikle Atıf Yılmaz’ın yönettiği Adı Vasfiye, Asiye Nasıl Kurtulur, Aaahh Belinda ve Başar Sabuncu imzalı Asılacak Kadın, Kupa Kızı gibi kadın filmlerindeki rolleriyle döneme damgasını vurdu. Aaahh Belinda ile 23. Antalya Film Şenliği’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandı. Bu dönem oynadığı diğer önemli filmler Halit Refiğ imzalı Teyzem ve Ertem Eğilmez’in son filmi Arabesk oldu. Başar Sabuncu’nun son filmi Yolcu ile ikinci defa Antalya’dan En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. 2000’lerde Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Komser Şekspir, Eğreti Gelin gibi filmlerde oynadı. 2007-2009 yılları arasında Haydi Gel Bizimle Ol adlı televizyon programını yaptı. Müjde Ar’a, 2004’te İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü takdim edildi.

Müjde Ar başkanlığındaki Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Müzik olmak üzere toplam 9 dalda ödül verecek. En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. Anadolu Efes, bu yıl daOnat Kutlar anısına verilecek Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yapımcısına 60.000 TLtakdim edecek. En İyi Kadın ve En İyi Erkek Oyuncu da 10.000’er TL ile ödüllendirilecek.

11. Altın Elma Finalistleri açıklandı.

altin-elma12 Haziran 2015 Cuma Günü Yeni Yapılan Çelebi Mehmet Kent Meydanı’nda Gerçekleştirilecek Yarışmanın Finalinde Konuk Sanatçı Olarak Ahmet Özhan’in Yer Alacağı Bildirildi.

Amasya Belediyesi’nin bu yıl 11.sini düzenlediği Altın Elma Türk Sanat Müziği Beste Yarışması’nda 10 finalist açıklandı.
183 katılımcı tarafından gönderilen 542 eserden Belediye Başkan Yardımcısı Osman Akbaş’ın da katılımıyla TRT Müzik Daire Başkan Yardımcısı Hasan Özgen Gürbüz, Kadri Şarman, Yılmaz Pakalınlar, Erkan Yüksel, Selçuk Sipahioğlu’ndan oluşan TRT Repertuvar Kurulu’nca yapılan değerlendirme finale kalan 10 eser belirlendi. Toplamda 75 eser TRT repertuarına girmeye hak kazandı.

12 Haziran 2015 Cuma günü yeni yapılan Çelebi Mehmet Kent Meydanı’nda gerçekleştirilecek yarışmanın finalinde konuk sanatçı olarak Ahmet Özhan’ın yer alacağı bildirildi.
Finalde yarışacak eserler ise, güftesi Nedim Saatçioğlu’na, bestesi Suphi İdrisoğlu’na ait ‘Açıldı kapandı kirpik uçlarım’, güftesi Rüştü Okyar’a, bestesi Z. Levent Topçuoğlu’na ait ‘Deli rüzgar beni böyle savurdu’, güftesi ve bestesi Faruk Şahin’e ait ‘Gel hayattan zevk alıp eğlenelim’, güftesi ve bestesi A. Recep Güçlüer’e ait ‘Gönlümün bağına korkmadan girsem’, güftesi Şükrü Ünal’a, bestesi Suat Yıldırım’a ait ‘Gönlümün sultanı ol’, güftesi ve bestesi Abdulah Kantar’a ait ‘Gözlerin deniz mavisi’, güftesi ve bestesi Ferah Çetin’e ait ‘Kuruyan toprak gibi kül oldum’, güftesi Hüseyin Balkancı’ya, bestesi Ömür Gençel’e ait ‘Ne hesabı var hayatın bizimle bilmem’, güftesi N. Alper Tanrıverdi’ye, bestesi Yılmaz Yüksel’a ait ‘Ben Anadoluyum’, güftesi Celalettin Kurt, bestesi Erol Başara’ya ait ‘Unuttum da derdi gamı.’

11 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 101. (artık yıllarda 102.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 264 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

 

Olaylar

  • 491 – Flavius Anastasius, Bizans İmparatoru oldu.
  • 1899 – İspanya, Puerto Rico’yu ABD’ye bıraktı.
  • 1905 – Einstein, İzafiyet Teorisini açıkladı.
  • 1919 – Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kuruldu.
  • 1919 – Singapur, Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı’ndan bağımsızlığını ilân etti.
  • 1919 – 15’inci Kolordu Komutanlığı’na atanan Kâzım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Paşa’yı Şişli’deki evinde ziyaret etti.
  • 1920 – Damat Ferid, Kuva-yi Milliye aleyhinde bildiri yayınladı.
  • 1920 – Meclis-i Mebusan kapatıldı.
  • 1920 – Urfa Fransız işgalinden kurtuldu.
  • 1930 – Sultanahmet’te büyük kadın mitingi yapıldı. Türk Kadınlar Birliği’nin düzenlediği mitingde, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınması kutlandı.
  • 1957 – Halk gazetesi sahibi Ratip Tahir Burak, bir karikatürü nedeniyle tutuklandı.
  • 1963 – Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) Adapazarı Traktör Fabrikası kuruldu.
  • 1965 – ABD’nin orta-batı eyaletlerinde çıkan kasırgalarda 256 kişi öldü.
  • 1965 – TIME dergisi Atatürk’ü küçük düşürdüğü iddia edilen yazıları nedeniyle toplatıldı.
  • 1967 – Kadınlar I-ıh derse adlı oyun İstanbul’da yasaklandı. Başrol oyuncusu Lale Oraloğlu açlık grevine başladı .
  • 1970 – Apollo 13 uzaya fırlatıldı.
  • 1975 – Türk-Irak petrol boru hattının Irak ayağının yapımına başlandı.
  • 1975 – Bursa’da Uludağ, Elazığ’da Fırat, ve Samsun’da 19 Mayıs üniversitelerinin kurulmasına ilişkin kanun yürürlüğe girdi.
  • 1980 – Yazar Ümit Kaftancıoğlu İstanbul’da öldürüldü. Kaftancıoğlu, İstanbul Radyosu Eğitim-Kültür Yayınları’nda programcıydı. Romanlarında, Doğu Anadolu bölgesini anlatan yazar insanın insanla ve doğayla mücadelesine önem verdi. Alevilikteki dedelik kurumunu sorguladığı “Hakullah” röportajıyla Milliyet – Karacan Armağanı’nı kazandı.
  • 1983 – Zonguldak Kozlu Kömür Üretim bölgesinin İhsaniye ocağında onarım çalışmaları sırasındaki patlamada biri mühendis 10 madenci öldü, dokuz kişi yaralandı.
  • 1991 – Terörle Mücadele Yasası kabul edildi.
  • 1995 – Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Harran Ovası’na ilk su verildi.
  • 1997 – Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün, Bosna’da görev yapan Türk Barış Gücü’ne verilmesi kararlaştırıldı.
  • 2001 – Güney Afrika’da bir maçta taraftarlar arasında çıkan arbedede 43 kişi öldü, 100 kişi yaralandı.
  • 2001 – Avustralya ve Amerikan Samoa’sı arasında oynanan maçı Avustralya 31-0 kazandı.
  • 2002 – Tunus’ta bir Sinagog bombalandı; 21 kişi öldü.
  • 2006 – İran Devlet Başkanı Mahmut Ahmedinejad, uranyum zenginleştirdiklerini açıkladı.
  • 2006 – İtalya’da 43 yıldır kayıp olan ünlü mafya babası Bernardo Provenzano Corleone köyünde bir koruma ile sebze çorbası içerken yakalandı.
  • 2009 – Dev-Genç Birliği kuruldu.
  • 2010 – YGS Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nın yapılması.

Doğumlar

  • 1755 – James Parkinson, İngiliz doktor (ö. 1824)
  • 1830 – John Douglas , İngiliz mimar (ö. 1911)
  • 1928 – Ethel Kennedy, Robert F. Kennedy’nin eşi
  • 1953 – Andrew Wiles, İngiliz matematikçi
  • 1954 – Abdullah Atalar, Türk bilim adamı, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Rektörü
  • 1960 – Jeremy Clarkson, İngiliz yazar
  • 1973 – Jennifer Esposito, Amerikalı oyuncu
  • 1974 – Tricia Helfer, Kanadalı oyuncu
  • 1981 – Alessandra Ambrosio, Brezilyalı manken
  • 1994 – Dakota Blue Richards, İngiliz oyuncu

Ölümler

  • 1034 – III. Romanus, Bizans imparatoru (d. 1028)
  • 1896 – Harilaos Trikupis, Yunanistan’ın yedi defa başbakanı (d. 1832)
  • 1970 – John O’Hara, ABD’li yazar (d. 1905)
  • 1977 – Jacques Prévert, Fransız şair ve senarist (d. 1900)
  • 1980 – Ümit Kaftancıoğlu, yazar (d. 1935)
  • 1983 – Dolores del Río, Meksikalı aktris (d. 1905)
  • 1985 – Enver Hoca, Arnavutluk Devlet Başkanı (d. 1908)
  • 1989 – Orhon Murat Arıburnu, Türk şair (d. 1918)
  • 2002 – Giray Alpan, Türk sinema oyuncusu. (d. 1935)
  • 2007 – Kurt Vonnegut, ABD’li yazar (d. 1922)
  • 2011 – Ruşen Hakkı, Türk gazeteci, şair, yazar (d. 1936)

genclik-filmleri-festivaliBu yıl “öteki” temasıyla yola çıkan festivalin açılışı, Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapılacak. Açılışta “Soma: Bir Avuç Kömür İçin Bir Ömür Verenlere” belgeseli, Soma’dan işçilerinin de katılımıyla izleyiciyle buluşacak. Özgecan Aslan ve Yaşar Kemal’in de hatırlanacağı gecede Cahit Berkay, şarkılarını Soma için söyleyecek. Açılışta “Öteki” temalı bir fotoğraf sergisi de yer alacak.

Festival kapsamında 18-20 Mart’ta İstanbul’un birçok üniversitesinde film gösterimleri yapılacak. İstanbul Üniversitesi, “Küçük Kara Balıklar” belgesel gösteriminin ardından Ezel Akay ve Cenk Terbiyeli’nin katılacağı söyleşiye ev sahipliği yapacak.

FESTİVALDE FİLMLER İZLEYİCİYLE BULUŞTURULACAK

Reha Erdem retrospektifinden “Jin” , “A Ay” ve “Şarkı Söyleyen Kadınlar”ın yanı sıra Nazan Kesal’ın “Salıncak”, Aykan Safoğlu’nun “Kırık Beyaz Laleler”, Emel Çelebi’nin “Külkedisi Değiliz”, Cenk Örtülü’nün “O İklimde Kalırdı Acılar”, Veysi Altay’ın “33 Yıllık Direniş: Berfo Ana” ve Suat Eroğlu’nun “Fıtrat” filmleri de festival izleyicisiyle buluşacak.

5. Uluslararası Gençlik Filmleri Festivali kapsamında Eskişehir, İstanbul, İzmir, Ankara, Zonguldak, Kocaeli, Trabzon, Edirne, Karabük, Hopa, Adana, Samsun, Mersin, Kayseri, Kırşehir ve daha birçok il ve ilçede film gösterimleri olacak.
Genç yönetmenlerin ürettikleri filmleri gösterebilmesi ve üniversitelerde gençliğin kendi perdesini açabilmesine olanak sağlamak amacıyla düzenlenen festival, 4 yılda, 17 il ve 30 gösterim yerine ulaştı.

33. İstanbul Film Festivali’nde uluslararası yarışmada Altın Lale’yi Eskil Vogt’un yönettiği Blind kazandı. Ulusal yarışmada ise Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği Ben O Değilim, en iyi film seçildi.

Onur Ünlü, 'İtirazım Var’ filmiyle En İyi Yönetmen seçildi.

Onur Ünlü, ‘İtirazım Var’ filmiyle En İyi Yönetmen seçildi.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği 33. İstanbul Film Festivali’nin ödülleri, cumartesi gecesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılan törenle sahiplerini buldu.

Gecenin ödülleri

Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Uluslararası Yarışma Altın Lale Ödülü’ne, Eskil Vogt’un yönettiği ‘Blind’ (Körlük) filmi layık görüldü.

Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Özel Ödülü, Joanna Kos-Krauze ve Krzysztof Krauze’nin yönettiği ‘Papusza’ (Taş Bebek) adlı filme verildi.

Ulusal Yarışma’da En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü’ne, Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği ‘Ben O Değilim’ filmi layık görüldü.

En İyi Yönetmen dalında Altın Lale, ‘İtirazım Var’ filmiyle Onur Ünlü’ye verildi.

Onat Kutlar anısına verilen Jüri Özel Ödülü’ne, Kazım Öz’ün yönettiği ‘He Bû Tune Bû’ (Bir Varmış Bir Yokmuş) adlı film layık görüldü.

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, ‘Ayhan Hanım’ filmindeki rolüyle Vahide Perçin’in oldu.

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, ‘İtirazım Var’ filmindeki rolüyle Serkan Keskin’in oldu.

En İyi Senaryo Ödülü, ‘Ben O Değilim’ filmiyle Tayfun Pirselimoğlu’na verildi.

En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü, ‘Silsile’ filmiyle Ahmet Sesigürgil’e verildi.

En İyi Müzik Ödülü’nü ‘Were Denge Min’ (Sesime Gel) ile Ali Tekbaş, Serhat Bostancı, A. İmran Erin ve ‘Ben O Değilim’ filmiyle Giorgos Komendakis paylaştı.

En İyi Kurgu Ödülü’nü Şarkı Söyleyen Kadınlar filmiyle Reha Erdem kazandı.

Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü, ‘Nergis Hanım’ filmi yönetmeni Görkem Şarkan’a verildi.

Kapanış etkinlikleri

Ödül töreninin ardından konuklar, festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde Altın Lale Ödülü’nü kazanan Blind (Körlük) filmini izledi.

Etkinliğe, festivalin ulusal ve uluslararası konukları, Altın Lale için yarışan filmlerin oyuncu ve yönetmenleri ile sinema dünyasından çeşitli isimler katıldı.

200 film gümbür gümbür geliyor

31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek ”31. İstanbul Film Festivali”nde, 200’ün üzerinde film sinemaseverlerle buluşacak

Festival direktörü Azize Tan, 8 Mart’ta üniversitelerde ön gösterime başlayacaklarını, 18 üniversiteye gideceklerini ve öğrencileri festival programıyla tanıştıracaklarını söyledi.

Tan, bu yıl festivalde yarışmaların ön plana çıktığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Uluslararası yarışmanın başkanlığını Nuri Bilge Ceylan yapacak. Bu bizim için çok heyecan verici. Dünyaca tanınmış bir Türk yönetmenin bize destek vermesinden çok mutlu olduk. Murathan Mungan da ulusal yarışmamızın jüri başkanı olacak. Bu yıl ulusal yarışmamız çok iddialı olacak çünkü birçok filmin Türkiye ya da dünya prömiyerini ilk kez İstanbul’da yarışma sırasında görecek izleyicilerimiz. Çok sayıda konuk da gelecek. O konuklardan biri de Marjane Satrapi olacak. Animasyon bir yapım olan ”Persepolis” adlı filmiyle ilgi çeken yönetmen, yabancı film Oscar’larında son 5’e kalmıştı. Satrapi’nin son filmi ‘Chicken Plums” da festival kapsamında gösterilecek.”

Gelen ünlü yönetmen ve oyuncuların, sinema sohbetleri, paneller aracılığıyla seyirciyle buluşmasını sağlayacaklarını belirten Tan, ”Bu söyleşiler çok ilgi, görüyor üstelik tüm bunları ücretsiz yapıyoruz. Yine jüri başkanımız olan Nuri Bilge Ceylan da bir sinema dersi verecek” dedi.

Ulusal ve uluslararası Altın Lale yarışmalarının dışında, bir de İnsan Hakları yarışmasının düzenleneceğini dile getiren Tan, ”Belgesellerden çocuk filmlerine, deneysel filmlerden, genç yönetmenlerin filmlerine kadar çok farklı bölümlerimiz olacak. Bu yıl aynı zamanda ‘Çin Yılı’nı kutluyoruz. 2014’te de Çin de ‘Türkiye Yılı’ olacak. Karşılıklı bir işbirliğimiz söz konusu. Çin ile özel bir işbirliği gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

“MÜTEVAZI BİR BÜTÇEYLE FESTİVAL YAPIYORUZ”
Azize Tan, Türkiye’de sürekli yapılan bir organizasyonun dünyadaki benzerleriyle kıyaslandığını, ”Niye biz bir Berlin ya da Cannes olamıyoruz?” diye sorulduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Gönül rahatlığıyla diyebilirim ki, İstanbul Film Festivali, organizasyonun içeriği ve düzenlenmesi açısından yurt dışındaki örnekleriyle hakikaten aynı seviyede, aşağı kalır bir yanı yok. Üstelik bunu da onlara göre çok mütevazı bir bütçeyle yapıyoruz. Ama iş alt yapıya geldiğinde biz ne yazık ki çok geride kalıyoruz. Büyük festivaller, içinde bulundukları belediyeler ve hükümetler tarafından çok ciddi destekler alıyor. Bunların birer festival sarayları var. Mesela Berlin Film Festivalinin 2 bin kişilik bir sarayı var. Ses ve görüntü kalitesi çok iyi.”

“SİNEMALAR TEK TEK KAPANIYOR”
Yıllardır Beyoğlu’ndaki sinemalarda festival düzenlediklerini söyleyen Tan, sinemaların tek tek kapanmasının kendilerini çok etkilediğini belirtti.

Azize Tan, Türk sinemasında çok genç ve dinamik bir kuşağın yetiştiğine dikkati çekerek, ”Çok açıklar, dünya ile irtibat halindeler. Ancak hala Türkiye’de sinemanın endüstrileştiğinden bahsedemeyiz. O anlamda son dönemde Sinema Telif Hakları Müdürlüğünün Sinema ve Telif Hakları Müdürlüğü olarak ikiye ayrılmasını çok anlamlı buluyorum. Böylece tamamen sinemaya odaklanmış yeni bir birimin Kültür Bakanlığı içinde olması çok önemli. Ama hala sinemayla ilgili bazı problemler var. Türkiye de bir film enstitüsünün olmaması Türkiye sinemasının tek bir elden idare edilememesine neden oluyor. Oysa her ülkenin ulusal film enstitüsü bulunuyor. Türk filmlerinin yurt dışı tanıtımları da daha kurumsallaşmış bir şekilde yapılmalı.”

“DİZİ SEKTÖRÜNÜN POPÜLARİTESİ SİNEMAYI TETİKLEYEBİLİR”
Türkiye’de dizi sektörünün önemli bir noktaya geldiğine vurgu yapan Tan, ”Dizi sektöründeki bu başarıyı Türk sineması da yakalayabilir. Dizilerin yarattığı bu popülarite Türk filmlerini destekleyebilir. Bunlar sektörel anlamda birbirini besleyen şeylerdir. İki sektörün güç birliği yapması Türk sinemasını önemli yere getirecektir” dedi.

Azize Tan, 31. Film Festivalinin, İKSV’nin 40. yılına denk gelmesinin de ayrı bir anlam taşıdığını ifade ederek, açılışın Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapılacağını söyledi.

Tan, 31 Mart–15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek festival kapsamında her yıl dağıtılan ”Sinema Onur Ödülleri”nin Türk sinemasına yıllar boyu emek veren yönetmen Ali Özgentürk, oyuncular Ayşen Gruda ile Halit Akçatepe ve Türkiye’nin ilk kadın film eleştirmeni Sevin Okyay’a takdim edileceğini kaydetti.

Festivale 300’ün üzerinde yabancı konuk geleceğini, yabancı gazeteciler ve eleştirmenlerin katılacağını belirten Tan, şunları kaydetti:

”İstanbul Film Festivali her geçen yıl adını biraz daha fazla duyuruyor. O yüzden bir çok önemli konuk kendi isteğiyle gelme, Türk sinemasıyla tanışma talebinde bulunuyor. Ancak siz bu insanları ağırlayacak bir sinema salonuna sahip değilseniz, bütçenizde devlet ve belediye katkısı çok sınırlıysa, sinemanızı geliştirmeniz çok zor oluyor. Elinizdeki olanaklarla yetinmek zorunda kalıyorsunuz. Yapmak istediğimiz çok şey var. Zira İstanbul’un adını taşıyan bu festival için biraz daha destek almak ve mekan sorunlarımızı aşmak istiyoruz. İstanbul bir cazibe noktası haline gelmişken, 31 yıldır başarıyla devam eden bu festivali biraz daha destekle çok daha iyi yerlere getirebileceğimize inanıyorum.”