Kutluğ Ataman

Kutluğ Ataman konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Kutluğ Ataman konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Kutluğ Ataman konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Kutluğ Ataman konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na seçilen filmler belli oldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 10 – 18 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan Festival’de Türkiye sinemasının öncü yönetmenlerinin ve genç temsilcilerinin gelenekten geleceğe bir köprü oluşturan filmleri bir arada yer alacak.

51_ALTIN_PORTAKAL

2011’de konan prömiyer yapma şartının kaldırılması üzerine Festival’e 57 uzun metrajlı film başvuruda bulundu. Alin Taşçıyan,Atalay Taşdiken, Serkan Çakarer ve Sevin Okyay’dan oluşan jüri tarafından yapılan ön eleme sonucu 12 film yarışmaya seçildi. Çağdaş Türkiye sinemasının çeşitliliğini yansıtan seçkide bulunan filmler, 14 daldaAltın Portakal’ın yanı sıra SİYAD, Film-Yön veİzleyici ödülleri için de yarışacak. Bu filmlerden beş tanesi En İyi İlk Film Ödülü’nün de adayları.

51. Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’na katılmaya hak kazanan filmler şöyle sıralanıyor:

  • Balık / Derviş Zaim
  • Çekmeköy Underground / Ayşim Türkmen Keskin  İlk Film, Dünya Prömiyeri
  • Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku / Çiğdem Vitrinel  Dünya Prömiyeri
  • Guruldayan Kalpler / Ömer Uğur  Dünya Prömiyeri
  • İtirazım Var / Onur Ünlü
  • İyi Biri /Ayhan Sonyürek  Dünya Prömiyeri
  • Klama Dayika Min – Annemin Şarkısı / Erol Mintaş  İlk Film, Türkiye Prömiyeri
  • Kumun Tadı / Melisa Önel  İlk Film
  • Kuzu / Kutluğ Ataman  Türkiye Prömiyeri
  • Neden Tarkovski Olamıyorum / Murat Düzgünoğlu
  • Oflu Hoca’yı Aramak – O.H.A. / Osman Levent Soyarslan  İlk Film, Dünya Prömiyeri
  • Sivas / Kaan Müjdeci  İlk Film, Türkiye Prömiyeri

    Kaynak :[-]

İlki 1995 yılında organize edilen Saraybosna Film Festivali, 15 Ağustos 2014 tarihinde Meksikalı yönetmen Inarritu’nun ‘Paramparça Aşklar ve Köpekler’ filmi ile açılmıştı. Uluslararası festivalde 247 film gösterilecek.

sarajevo_film_fest_20

Dünyanın farklı ülkelerinden sinema sanatçılarını ve sinemaseverleri ağırlayan festival kapsamında bu yıl 60 ülkeden 247 film gösterilecek.

Geçen yıl 100 bin kişinin ziyaret ettiği festival bölgesindeki en iyi film festivali olarak tanımlanıyor.

Festival müdürü Mirsad Purivatra, tüm bölgeye yönelik yapılan festivalin başarısını organizasyon ekibinin büyük tutku ve heyecanına bağlıyor.

Purivatra, “Festivalin çok kaliteli bir programı var, Bosna-Hersek ve bölgesel sinematografinin gelişmesine destek olan çok güçlü bir endüstrimiz var. Ayrıca ‘Talent Sarajevo’ eğitim programımız da genç yeteneklerin pratik çalışmaları ve aralarında bir ağ oluşturmalarını sağlıyor” diyor.

saraybosna-film-festivali-2014

Saraybosna’nın Kalbi Onur Ödülü

20. Saraybosna Film Festivali Film Festivali, Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’nun ”Paramparça Aşklar ve Köpekler” filminin de aralarında bulunduğu üç filmle açıldı.

Açılışa özel olarak da  ”Saraybosna’nın Kalbi Onur Ödülü” tasarımcı Agnes B. ve oyuncu Gael Garcia Bernal’e verildi.

İlk filmi olan “Paramparça Aşklar ve Köpekler” filminin dünyada böyle bir ilgi göreceğini tahmin etmediğini belirten Bernal, “Filmi çektiğimiz sıralarda asla Saraybosna’ya filmin tanıtımını yapmaya geleceğimi düşünemezdim fakat bu başarının hayatımı çok fazla değiştirdiğini düşünmüyorum. Burada bulunmak olağanüstü bir his” diye konuştu.

Türk yapımlar da yarışıyor

Festivalde bu yıl Türk yapımlarından Erol Mintaş’ın yönettiği ”Annemin Şarkısı” ve Kutluğ Ataman’ın ”Kuzu” filmleri ”En İyi Film” dalında, Nuri Bilge Ceylan’ın ”Kış Uykusu” filmi ise ”Focus” dalında yarışacak.

Bu yıl da ünlü konukları ağırlama geleneğini sürdürecek olan festivale, sinema ve tiyatro oyuncusu Halit Ergenç, Meksikalı ünlü oyuncu Gael Garcia Bernal ve Oscar ödüllü Bosnalı yönetmen Danis Tanoviç katılacak.

Festival, Güney Koreli Bong Joon-ho’nun yönettiği “Snowpiercer” filmiyle sona erecek.

Cannes ve Venedik gibi sinema dünyasının nabzını belirleyen ve o yüzden dünyanın en önemli üç film festivalinden bir olarak nitelenen Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı’yı sürpriz bir şekilde Çin Halk Cumhuriyeti’nden ‘Bai Ri Yan Huo’ adlı film kazandı.

altın ayı-berlin-2014

Yönetmen; Diao Yinan-Eniyi erkek oyuncu dalında gümüş ayı alan; Fan Liao

Diao Yinan’ın yönettiği ve klasik ‘film noir’ tarzı polisiye filmlere göndermeler yapan ‘Bai Ri Yan Huo’ 1999 yılında Çin’in kuzeyinde yaşanan bir dizi cinayetin eski bir polis tarafından çözülmesi olayını yaratıcı resimler ve sürükleyici bir senaryo ile anlatıyor.

altin-ayi6 Şubat’ta başlayan festivalin ana yarışmasındaki 20 film arasından sıyrılan ‘Bai Ri Yan Huo’nun başrolünde oynayan Liao Fan ise festivalin en iyi erkek oyuncusu seçilerek Gümüş Ayı’yı kazandı.

En iyi kadın oyuncu ödülü ise usta yönetmen Japon Yoji Yamada’nın ‘Chiisai Ouchi’ adlı filmde rol alan Haru Kuroki’ye gitti.

Festivalin en önemli ikinci ödülü Gümüş Ayı’yı festivalin açılış filmi de olan yönetmen Wes Anderson’un ‘Grand Budapest Hotel’ adlı filmi kazandı. Berlinale’nin baştan ön plana çıkan filmlerinden olan ‘Grand Budapest Hotel’, 2. Dünya Savaşı öncesinde ünlü bir Avrupa otelinin kapıcısı Gustave H ile zamanla onun en güvenilir arkadaşı haline gelen lobby-boy Zero Moustafa’nın hikayesini anlatıyor.

Eleştirmenler tarafından Altın Ayı için favori gösterilen Richard Linklater’in ‘Boyhood’u en iyi yönetmen ödülü ile Berlin’den ayrıldı. En son Before Midnight filmiyle izleyici karşısına çıkan Linklater’ın senaryosunu yazıp yönettiği film, Teksaslı bir ailenin ve çocuklarının 6 yaşından itibaren 12 yıl boyunca süren büyüme evresini, bu süreç boyunca yaşananları beyaz perdeye aktarıyor. 400 filmin seyirci ile buluştuğu festivalde İngiliz yönetmen Ken Loach tüm sanat yaşamı için Altın Ayı onur ödülünün sahibi oldu.

64. kez düzenlenen bu yılki Uluslararası Berlin Film Festivali programında Türkiye Sineması’ndan dört uzun, bir de kısa metrajlı film yer aldı. Türk Sineması’nın ilk eseri olarak kabul edilen ‘Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı’ adlı belgeselin çekilişinin 100. yıldönümünde festivalde yer alan Türk filmleri büyük beğeni topladı.

Festivalin ‘forum’ bölümünde, yönetmenliğini Melisa Önel’in yaptığı ve Mira Furlan, Timuçin Esen ile Ahmet Rıfat Şungar’ın rol aldığı ‘Kumun Tadı’ adlı yapım seyirciyle buluştu. Eleştirmenler tarafından çok olumlu tepkiler alan film Karadeniz’de bir sahil kasabasında insan kaçakçılığı yapan Hamit’in, botanik bilimcisi olan yabancı bir kadınla ilişkisi ve kasabada birkaç gün mahsur kalan kaçak göçmenlerle hayatlarının kesişmesinin hikayesini anlatıyor. Semih Kaplanoğlu’nun 2010 yılında Berlinale’yi kazanan ‘Bal’ filmini anımsatan sinema dili ve temposuyla dikkati çeken filmin yönetmeni beyazperdeye farklı anlatımları yansıtmayı amaçladığını belirtiyor.

Kumun Tadı’nın Türkiye’de ilkbahar aylarında vizyona girmesi planlanıyor.

Kutluğ Ataman / Kuzu Filmi

Kutluğ Ataman / Kuzu Filmi

Festivalin Panorama bölümünde ise Kutluğ Ataman’ın Almanya ve Türkiye yapımı ‘Kuzu’ filmi büyük ilgi gördü. Prestijli ‘Cicae Art Cinema Award’ ödülünü kazanan filmde başrolleri paylaşan Nesrin Cavadzade, Cahit Gök ile Erzincanlı küçük oyuncular Mert Taştan ve Sıla Lara Cantürk, Berlinale’deki prömiyerde büyük alkış aldı. Kutluğ Ataman’ın Erzincan’da doğduğu köyde çektiği film, babası İsmail’in sünnet düğününün masraflarını karşılayacak parası olmaması nedeniyle korkular geçiren Mert’in bakış açısından Anadolu’nun birçok yerinde devam eden toplumsal baskılara, gelenek ve törelere eleştirisel bir bakış getiriyor.

Son yıllarda özellikle video enstalasyon alanındaki çalışmaları ile dünya çapında tanınan bir sanatçı olan Ataman bu kez sinemaya yönelmesini beyaz perdenin doğrudan duygulara hitap eden özelliği ile gerekçelendiriyor. ‘Kuzu’ filminin Türkiye’deki ilk gösteriminin Adana Altın Koza Film Festivali’nde yapılması hedefleniyor.

Öte yandan Berlinale’de ‘Generation 14plus’ bölümünde Türkiye, Almanya, Hollanda ve Yunanistan ortak yapımı olan, Zeynep Dadak ile Merve Kayan’ın ‘Mavi Dalga’, ‘Generation Kplus’ bölümünde Türkiye, Almanya ve Fransa yapımı Hüseyin Karabey’in Kürtçe çektiği ‘Were Denge Min’, kısa metrajlı filmler arasında da Hasan Serin’in ‘Ağrı ve Dağ’ filmi de gösterime girdi.

 

Kaynak : [-]

21-28 Nisan tarihleri arasında yapılacak Uluslararası İzmir Film Festivali kapsamında bütün gösterimler ve etkinlikler ücretsiz  gerçekleşecek. Film gösterimleri için dağıtılacak yer kuponlarınızı sinema fuayelerinde açılacak festival gişelerinden alabilirsiniz. Yer kuponları günlük dağıtılacaktır. Seyirciler her seans için en fazla iki yer kuponu alabilecektir.

izmir film festivali

FESTİVAL’DE BUGÜN (21 NİSAN CUMARTESİ)

Havai Fişek Gösterisi

21:00-22:00

GÜZELYALI, KONAK İSKELE YANI, GÜNDOĞDU, KADİFE KALE, BAYRAKLI REKREASYON ALANI, ARENA İZMİR, KARŞIYAKA ÖZGÜRLÜK MEYDANI

Karaca Sineması Salon 1

12:00 Theo’nun Bakışı / Theo’s Gaze 59′

14:00 İşte Böyle / Damn The Dams (Yönetmen Osman Şişman ve Özlem Sarıyıldız’ın katılımıyla / with the attendance of the directors Osman Şişman and Özlem Sarıyıldız)

14: 00 Türkçe Pekiyi / Turkish: A (Yönetmen Murat Bayramoğlu’nun katılımıyla / with the attendance of the director Murat Bayramoğlu)

17:30 KURMACA KISA FiLMLER GÖSTERİMİ ve EKİP ÖDÜLLLERİ TÖRENİ / FICTION SHORT FILMS SCREENING AND TEAM AWARDS

12. İzmir Uluslar arası film Festivali Gösterim Programı

21:00 Yalnızlar Rıhtımı / The Lonely Ones Quay  113′

İzmir Sineması Salon 4

12:15 Mutlu Et Yoktur / LoveMEATender 63′

14:15 Charlotte Rampling: Cazibe / Charlotte Rampling: The Look 90′

16:45 Punk Usulü Baba / The Other F Word 99′

18:45 Agarta’nın Çağrısını Duyan Çocuklar / The Children Who Chase Lost Voices from Deep Below 116′

21:15 George Harrison: Fani Dünyaya Karşı / George Harrison: Living in the Material World 208′

İzmir Sineması Salon 3

13:00 Kibarlık Zor Zanaat / It is Hard to Be Nice 102′

15:30 Başım Belada / First On The List 85′ (Yönetmen Roan Johnson’ın katılımıyla / with the attendance of the director Roan Johnson)

18:00 Eva / Eva 94′

20:30 Benim Adım Li / Shun Li and the Poet 100′

Bornova Batı Sineması

13:00 Düzelti / Erratum 95′

15:30 Gönül Laf Dinlemez / Reasons of the Heart 119′

18:00 Hayatta En Önemlisi Ölü Olmamak / The Most Important Thing in Life Is Not To Die 80′ (Yönetmen Pablo Martin Torrado’nun katılımıyla / with the attendance of the director Pablo Martin Torrado)

20:30 Kumpanya / The Travelling Players 230′

Festival Katalogu :  http://www.izmirfilmfest.com/pageFlip2/index.html

Film festivali Duyuruları için :  http://www.izmirfilmfest.com/duyuru.php

 Festivalin Tarihçesi : 

İzmir’de Film Festivali Yolculuğu…

Oğuz Makal*

Sanıldığının aksine, bugün Antalya’da ünlenen Sanat ve Kültür Festivali (Altın Portakal) ve yine bu kapsamda düzenlenen film yarışmasının öncü kenti İzmir’dir.

1961 yılında İzmir, öncekilerin tümü tartışmalı geçen sinema festivali ya da yarışmalara bir katkıda bulunmak istedi. Fuar sırasında düzenlenen “Birinci Sanat Festivali”nde içlerinde rahmetli gazeteci-yazar Özdemir Hazar’ın da olduğu girişimciler, “Fuar Filmleri Yarışması”nın yapılmasına karar verdiler. İstanbul’daki film şirketlerine, sinemayla ilgili kuruluşlara çağrılar yapıldı. Bu olayı aktaran Sn. Erman Şener’e göre, ortada bir sorun vardı, birkaç ay önce İstanbul’da “Türk Filmleri Yarışması” adıyla bir etkinlik düzenlenmişti ve özellikle olumsuz yankıları sürüp gitmekteydi. İzmir ise sinema endüstriden uzak, medya açısından zayıf bir kentti, getireceği mali külfetler nedeniyle de filmcilere çekici gelmemekte. Çok az basılan film kopyasının en azından 4-5 gün gösterimden uzak tutulması onları düşündürtmekteydi. Şener’e (**) göre, “Tabii bunlar birer La Palice gerçeğiydi ve festivali düzenleyenler de bütün bunları mükemmelen biliyorlardı. Bu yüzdendir ki, festivali her türlü koşulun dışında tuttular. Yapılan çağrıda, en küçük bir koşul bile söz konusu değildi. Yani festivali düzenleyenler ne başka bir festivale katılmama şartını ileri sürüyorlardı, ne de katılacak filmin o yıl çevrilme şartını. “Peki, İzmir’deki bu festivale hangi filmler katılmıştı? Sekiz film başvurmuştu: İki Damla Gözyaşı (Nejat Saydam-1961), Gecelerin Ötesi (Metin Erksan-1960), Ayşecik ‘Şeytan Çekici’ (Atıf Yılmaz-1960), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılmaz-1960), Kader Yolcusu (Selahattin Burçkin-1961, Cumbadan Rumbaya (Turgut Demirağ-1960), Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı-1960), Unutamadığım Kadın(Ülkü Erakalın-1961).

Yedi kişilik jüri filmleri izledi. İlk günler her şey düzgün ve sakindi, filmlerin sonuna gelindiğinde ise jüride genel bir hoşnutsuzluk başladı. Bu konuda Erman Şener şöyle yazar: “Jüri -Ne demekse- ‘Seyredilen filmlerin içinde Türk Film ortamını bulan bir film…’ bulamamıştı. Bu yüzden, birincilik ödülünün hiçbir filme verilmeyeceği sanılıyordu. Oysa sonuçlar açıklandığında hayretle görüldü ki, 8 film içinde Türk Film ortamını bulan bir tek film bile bulamayan jüri 6 oyla (evet, mevcudun bir eksiği ile) ‘Denize İnen Sokak’ adlı filmi birinci seçmişti. Anlaşılan jüri, lahana turşusu yemenin perhizi bozmayacağı kanaatindeydi.”

İstanbul’da yapılan bir önceki yarışma kadar ses getirmeyen yarışma, gelip geçecek ve şu ödüller şöyle sıralanacaktır;
En başarılı film: Denize İnen Sokak
En başarılı rejisör: Yok
En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı
En başarılı kameraman: Enver Burçin
En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz
En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur

Bu ilk yarışmanın jürisi gerçekten ilginçtir. Birinci film için oy kullanmayan tek jüri üyesinin kanısı, Şener’in deyimiyle “gerçekten dünya sinema literatürüne girecek değerde birinci”dir ve üstelik bu üye Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan aktör-Yönetmen Ziya Demirel’dir. Ziya Demirel’in Fuar Filmleri yarışmasında ‘Denize İnen Sokak’ adlı filme oy vermemesinin gerekçesi, filmin teatral olmamasıdır. Tiyatrodan daha farklı bir sanat diline sahip olmak için o güne değin elli-altmış yılını vermiş olan sinema sanatından beklentisi teatral olmasıydı. Ona göre, film teatral özellikler taşımadığı için birinci seçilmemeliydi.

Öte yandan, en başarılı filmi seçen jüri, en başarılı yönetmeni bulamamıştı. Belki de nedeni Denize İnen Sokak’ı iyi yöneterek en iyi filmi yapan ancak sinema yönetmeni olmayan Atilla Tokatlı’yı yüceltmemek (!) olabilir…

İzmir, ikinci kez film festivali yarışması için girişimde bulunmayacak, bu sessizlik de Antalya’nın işine yarayacaktır.

İzmir ve Sinema Kulüpleri

İzmir iki kez sinema kulübüyle tanışacaktır. İlki 1960’lı yılların sonunda İstanbul Sinematek derneğinin kurulmasından sonra bir avuç sinema sevdalısının girişimiyle -Esat Balım, Ziya Metin, Necati Doluorman – gerçekleşecek, mekân olarak son yıllara kadar aktif durumda olan Hatay Sineması seçilecektir.

İkincisi İzmir Sinema ve Kültür Derneği (İSKD-1974) girişimidir. 1974’de kurulan bu derneğin başkanı Ali Özgüven, başkan yardımcısı ve sinema etkinlikleri yönetmeni Oğuz Makal’dır. İSKD, ilk film gösterisini Karaca Sineması’nda Bulgar sinemasından “Sevgi” adlı filmle yapar. Açılışı, dönemin Belediye Başkanı Sn. İhsan Alyanak ve o yıllarda doçent olan ve iki yıl sonra İzmir’de bir fakülte içinde ilk Sinema-TV bölümünü kuracak Alim Şerif Onaran birlikte yaparlar. Daha ikinci haftada yaptığı gösterimler derneğin, emniyetin “sıkı gözetim trenine” binmesi için yeterli olacaktır… İSKD’nin “genç” tavrı ve 1960’ların sonlarındaki bağımsız bir sinema hareketi olan “Genç Sinema” hareketi gibi ‘Yeşilçam’ olarak adlandırılan sinemadan uzak kalışı nedeniyle, ilk adı ‘İzmir Bağımsız Film Festivali’ olan etkinliği yaratır. (Türk Sineması’ndan gösterdiği filmler Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç-1964), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu-1965) gibi toplumsal tanıklık filmleridir).

Fuar alanındaki eski Belediye Meclis salonuna kurulan 35 mm’lik gösterim aracıyla Yılmaz Güney’in “Umut”(1970) ve “Endişe”(1974) filmleri sunulur. İstanbul Sinematek Yönetmeni Onat Kutlar “Politik Sinema” konulu bir konferans verir. Yurt dışında, İsveç’te filmler yapan Muammer Özer’in kısa-belgesel filmleri ilk kez İzmir’de gösterilir. Dernek kurulduğunda tam bir sanat çölü olan İzmir’de bu birkaç günlük olayın beklenen sesi verdiğini söylemek zordur.

Uluslararası İzmir Film Festivali’ne doğru…

Sinemanın kenti İstanbul’dur ve İstanbul bir festivale ancak 1983’te “Uluslararası Sinema Günleri” adıyla kavuşacaktır. 1985’ten başlayarak “sinema ve sanatlar” temasını işleyen yabancı ve yerli filmler yarışması açılacak, ‘Altın Lale’ ödülleri verilecektir. İzmir’de ise 1976 yılından itibaren Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü öğrenci almaya başlar. Kentin değişen kültür yaşamının etkileri ve biraz da İstanbul’a duyulan gıptayla – bu arada Oğuz Adanır ve ben, her yıl festival için İstanbul’a koşuşturmaktaydık-,Ankara’da da bir festivalin başlatılmasının gizli tahrikiyle bir adım atıldı: “Uluslararası İzmir Sinema Günleri”. Bu ilk etkinlik tümüyle gösterime yönelikti, yarışma yapma cesareti yoktu, “Altın Artemis” adıyla bir onur ödülü vermeyi planladık, ve ilk ‘Altın Artemis’i yılların ustası Atıf Yılmaz’a sunduk. Köşk Sineması’nda Atıf yılmaz Filmleri toplu gösterimi yapılırken, TAD (Türk-Amerikan Derneği) , Fransız Kültür Merkezi Salonu ve İzmir Sineması’nda Zoltan Fabri’den Ağıt, Andrey Tarkovski’den Stalker, Ayna, Solaris, Andrey Rublev, François Truffaut’dan Neşeli Pazar, Franco Zeffirelli’den Otello, Oshima’dan Furyo, İngmar Bergman’dan Yüzyüze, Jean Luc Godard’dan Adı Carmen, Percy Adlon’dan Bağdat Cafe gibi filmler gösterildi. Ayrıca Bernardo Bertolucci’ye ayrılmış bir toplu gösteri ve “İzmir’de Sinema Kültürü ve Sorunları” başlıklı bir panel gerçekleşti.

Bu ilk etkinlikte, o güne kadar sinema sanatı adına kayda değer hiç bir filmin izlenemediği İzmir’de bir sinema rüzgârı, zengin örnekleriyle estirilmişti. Bugün geriye dönerek bakarsak, sinema sanatı için önemi kaçınılmaz olan Andrey Tarkovski, Bertolucci ve Godard’ı İzmirliler bu ilk festivalde keşfedecekti. Bir yıl sonra Alain Resnais’den Hiroşima Sevgilim, Gece ve Sis, Godard’dan Erkek-Dişi, Robert Bresson’dan (Çok sonra İstanbul’da gösterildi) Rastgele Balthasar, Costas Ferris’ten Rembetiko, Fernando Solanas’dan Güney (bu politik film Yılmaz Güney’e ithaf edilmiştir), Francesco Rosi’den Kırmızı Pazartesi, Krzysztof Kieslowski’den Öldürme Üzerine Küçük Bir Film ve Aşk Üzerine Küçük Bir Film’in yanısıra Mauro Bolognini’nin üç filmi, Stephen Frears’ın Benim Güzel Çamaşırhanem, Zhang Yimou’dan Kızıl Mısır Tarlaları gösterilecektir. O yıl “Altın Artemis Onur Ödülü “Türkan Şoray ve Halit Refiğ’e verilecek, bu nedenle Refiğ’e ayrılmış bir toplu gösterim yapılacaktır. Bir sergi, 6 söyleşi, üç panel (biri Kültür ve Turizm açısından sinema şenlikleri olan) festivali tamamlayacaktır. Üçüncü yılı da başarılı bir çizgide atlatan “Sinema Günleri”, dördüncü yılında “Uluslararası İzmir Film Festivali” olarak, olumlu yankılar alan şu bölümleri açarak ve davet ettiği konuklarıyla canlı tutarak günümüze ulaşacaktır: Kameranın Ardındaki Kadın, Genç Artemis Yarışması, Ülke Sineması gibi.

Geçen on yıllık süreçte dünya sinemasının en önemli ustaları Akira Kurosawa, Andrzej Wajda, Abbas Kiarostami, Lars Von Trier, Istvan Szabo, Doris Dörrie, Salvoteres, Francesco Rosi, Ettora Scola, Wim Wenders, C. Sautet, Claude Chabrol, İdiko Szabo, Leo Carax, C. Miller, Luc Besson, Carlos Saura, Peter Greenaway, B. Biller, David Cronenberg, Federico Fellini, Theodoros Angelopoulos, Mike Figgis, Luis Bunuel, Marco Ferreri, Pier Paolo Pasolini, Agnes Varda, Yılmaz Güney ayrıca Mustafa Altıoklar’dan Kutluğ Ataman’a, Zeki Demirkubuz’a birkaç yıl sonra ünlenecek bizden yönetmenlerin ilk filmlerini keşfetme olanağı bulunmuştur. Sinemamızın değerli kadın yönetmeni Bilge Olgaç yaşarken, sinemanın 100. yılına rastlayan yedinci festivalde o dönemde hayatta olan en önemli sinemacımız Lütfü Ö. Akad, Fikret Hakan, sevgili hocamız Alim Şerif Onaran onurlandırılmıştır. Sinema araştırmacısı ve yazarı Nijat Özön, Agah Özgüç ve Giovanni Scognamillo; Ömer Kavur, Şener Şen, Atilla Dorsay ve kentimizden Hüseyin Baradan değişik zamanlarda “Altın Artemis” alan sinemacılardır. Bunların dışında 9. ve 10. yılında Akdeniz Ülkeleri Film Yarışması’nın başlatılması ayrı bir önem taşır.

Festivalin 11. yılını o yıl yayımlanan “Tarih İçinde İzmir Sinemaları” kitabı ve aynı adlı belgesel filmiyle geride bırakan, yine Oğuz Makal’ın gayretiyle – festivale doğru giden yolda Zuhal Çetin Özkan ve Ragıp Taranç’ın da desteklerini unutmamak gerekir- İEF Sinema Burada Festivali’ni ve Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’ni yaşatan İzmir, sinema sanatı ve kültür tarihinin de bir parçasıdır.

…şimdi İzmir’de yine ve yeni bir sinema festivalini başlatmanın zamanıdır.

* (Prof. Dr. Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

(**) Erman Şener, Festivaller, Anlam Yayını, 1972, İstanbul

2013 yılında gerçekleştirilecek Venedik Bienali 55. Uluslararası Sanat Sergisi’nde Türkiye Pavyonu’nun küratörlüğünü Emre Baykal üstlenecek.

Emre Baykal

Koordinasyonunu İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın yürüttüğü ve TC Dışişleri Bakanlığı Tanıtma Fonu Kurulu’nun desteğiyle gerçekleştirilen Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nun sponsorluğunu 2011 yılında olduğu gibi 2013 yılında da Fiat üstleniyor.

Venedik Bienali 55. Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu Küratörü Emre Baykal, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Türkiye Pavyonu için oluşturduğu Esra Aysun, Cengiz Çekil, Mine Haydaroğlu, Adriano Pedrosa ve Cristiana Perrella’den oluşan Danışma Kurulu tarafından seçildi.

İstanbul Bienali’nde, 1995-2000 yılları arasında Yönetmen Yardımcılığı yapan Emre Baykal, 2000-2005 yılları arasında ise yönetmen olarak çalıştı.

2005 yılında, Fulya Erdemci’yle birlikte bir kamusal alan projesi olan “İstanbul Yaya Sergileri II: Tünel-Karaköy”ün eşküratörlüğünü üstlendi.

2005-2008 arasında Sergiler Direktörü olarak çalıştığı santralistanbul’da, 1950’li yıllardan 2000’li yıllara Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın tarihine odaklanan “Modern ve Ötesi” başlıklı açılış sergisini yönetti.

2009 yılında davet edildiği Depo’da kısa bir süre Sanat Yönetmeni olarak da görev yapan Emre Baykal, halen bir Vehbi Koç Vakfı projesi olan Arter’de Sergiler Direktörü ve Küratör olarak çalışıyor.

Emre Baykal’ın küratörlüğünü üstlendiği grup sergileri arasında “İkinci Sergi” (Arter, 2010-2011); “Görünmezlik Taktikleri” (Daniela Zyman’la beraber; T-BA21, Viyana; Tanas, Berlin; Arter, İstanbul, 2010-2011); “Mahrem” (Nilüfer Göle’nin “Batı-Dışı Moderniteler Projesi” kapsamında, santralistanbul; Kunsthalle Wien Project Space; Tanas, Berlin, 2007-2008); “Transfer” (NRW Kultur Sekretariat işbirliğiyle ve Başak Doğa Temür eşküratörlüğünde, santralistanbul, 2007); 24. İstanbul Çağdaş Sanatçılar Sergisi (Susan van de Ven ve Marcus Graf’la beraber; Aksanat, 2005); “Ziyaretçi” (Rob Perree’yle beraber; Galerist, 2004) yer alıyor.

Emre Baykal, Mona Hatoum (“Hâlâ Buradasın”, Arter, 2012), Kutluğ Ataman (“Mezopotamya Dramaturjileri”, Arter, 2011), Deniz Gül (“5 Kişilik Bufet”, Arter, 2011) ve Ali Kazma’nın (“Engellemeler”, YKY Kâzım Taşkent Sanat Galerisi, 2010) kişisel sergilerinin de küratörlüğünü üstlendi.

Pek çok yayına ve sergi kataloğuna yazılarıyla katkıda bulunan Emre Baykal, 2008 yılındaYapı Kredi Yayınları Türkiye’de Güncel Sanat dizisinden yayımlanan Kutluğ Ataman, Sen Zaten Kendini Anlat başlıklı monografinin de yazarıdır.

Venedik Bienali Türkiye Pavyonu, 2006 yılından bu yana İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın koordinasyonunda gerçekleştiriliyor.

2007 yılında Venedik Bienali’nde Türkiye’yi Vasıf Kortun küratörlüğünde Hüseyin B. Alptekin, 2009 yılında Başak Şenova küratörlüğünde Banu Cennetoğlu ve Ahmet Öğüt, 2011 yılında ise Fulya Erdemci küratörlüğünde ve Danae Mossman’ın küratöryel işbirlilğiyle Ayşe Erkmen temsil etmişti.