Şunun için etiket arşivi: koro

nar sanat etkinlikleri

haftanin-sanat-etkinlikleri1SERGİ

İSTANBUL

– Çağdaş sanatın ikonik ismi Grayson Perry’nin “Küçük Farklılıklar” sergisi ve 20. yüzyılın çok yönlü fotoğrafçılarından Cecil Beaton’ın “Portreler”i 26 Temmuz’a kadar Pera Müzesi’nde.

– Mustafa Ata’nın sergisi 6 Haziran’a kadar Venüs Art Project’te görülebilir.

– Mehmet Güreli’nin “Alope’nin Odası” adlı resim sergisi 20 Temmuz’a kadar Carré d’Artistes Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuyor. (0 212 243 11 30)

– Bahar Akçura’nın resim sergisi 19 Haziran’a kadar İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde görülebilir. (0 212 551 46 31)

– Burhan Doğançay’ın “Picture The World” sergisi 7 Haziran’a kadar Doğançay Müzesi’nde görülebilir. (0212) 244 7770

– “Ressam ve Resim: Mehmet Güleryüz” adlı retrospektif sergi İstanbul Modern’de 28 Haziran’a kadar Süreli Sergiler Salonu’nda görülebilir. (0212) 334 7300

– “Ellerin Büyüsü” adlı resim ve heykel Sergisi, 3-28 Haziran tarihleri arasında İstanbul Odeabank O’Art’da görülebilir. Vasfiye Yağcı Ögrencileri çocuk resim sergisi Kartal’da Anadolu Sanatcılar Derneği galerisinde 5 Haziran’a dek sürecek.

– Mustafa Bora Bodrum’da 6. kişisel sergisi 8 Haziran’a kadar Bodrum Gümbet’te bulunan Mor Sanat Galerisinde gezilebilir.

– Darüşşafaka Ortaokulu 8. sınıf öğrencisi Defne Hadiş’in, üçüncü resim sergisi CEFIC Turkey’in desteğiyle 7 Haziran’a dek Carrefour İçerenköy AVM’de.

– Andy Cano’nun resim sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde 8 Haziran’da sanatseverlerle buluşacak. Sergi, 19 Haziran’a kadar görülebilir.

– Lebin Ebru Çokişler, Çiğdem Keskin, Onur Tekin, Orhan Akkaya, Kadircan Savaşkan, Elif Savaşkan, Selda Uçan Genç, Dinçer Kaymak, Levent Özçelik’in “Paris’te 3 Gün” adlı sergisi 5 Haziran’a kadar İstanbul Gradiva Otel’de görülebilir.

– Ahmet Vehbi Doğramacı, Ardan Özmenoğlu, Bahadır Yıldız, Burcu Aksoy, Çağrı Saray, Dilara Akay, Eda Gecikmez, Esra Carus, Fulya Çetin, Funda Alkan, Gülçin Aksoy, Kaan Kızılgün, Marry Moon, Melike Kılıç, Meltem Sırtıkara, Mustafa Pancar, Neriman Polat, Nilhan Sesalan, Özge Enginöz, Özge Topçu, Seçil Erel, Sıtkı Kösemen, Yeşim Ağaoğlu, Zuhal Aktan’ın yapıtlarının yer aldığı “İnce Ayarlı ve Çoğul” adlı sergi 2 Haziran- 1 Ağustos tarihleri arasında Kuad Galeri’de sergilenecek.

– Gizem Akkoyunoğlu ve Orhan Yıldız’ın işlerini bir araya getiren ‘Gölgenin Hikâyesi’ adlı sergi 25 Temmuz’a kadar Galerist yeni proje mekânı Studio’da sergilenecek.

– Lucien Arkas özel koleksiyonunda yer alan Art-Nouveau cam sanatının öncülerinden Emile Gallé, Daum kardeşler ve René Lalique’nin eserleri 26 Temmuz’a kadar Antik Palace’da görülebilir.

– Beyaz Müzayede, 6 Haziran’da Türkiye’nin önde gelen koleksiyonlarından derlenmiş Türk ve Dünya çağdaş ustalarının eserleri 5 Haziran’a kadar Beyaz Müzayede’nin Nişantaşı’nda yeni açtığı sanat mekânı “Beyaz Space”de sergilenecek.

– ART-İST 5. Karma Suluboya Resim Sergisi”, 2- 10 Haziran tarihleri arasında Galeri FE’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak. (0 216 368 03 78)

– Abdurrahman Kaplan, Devrim Erbil, Ercan Akçetin, Fatih Sarmanlı, Funda İyce Tuncel, Halim Çeliker, Hatice Keten, İ. Hakkı Demirtaş, Meral Oğuzülgen, Neriman Oyman, Ramiz Aydın, Rasim Konyar, Ümit Gezgin ve Zeynep Güldoğdu’nun yapıtlarının yer aldığı “Işık ,Renk, Biçim” adlı karma yaz sergisi 16 Haziran’a dek Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0 216 414 55 06)

– İlk elektronik beyin ve daha onlarca tarihi eşya, Yunus Karma’nın çiçek tasarımlarıyla buluşarak 18 Haziran’a kadar İTÜ RSG’de sergileniyor.

– Fotoğraf sanatçıları İbrahim E. Temo ve Engin Akış’ın uzak gezilerinin fotoğraflarından oluşan ve tüm gelirinin TESYEV’e bağışlanacağı “YABAN” isimli fotoğraf sergisi 6 Haziran’a kadar A karetler 41’de sanatseverlerle buluşacak.

– National Geographic’in dünyanın en iyi 25 harikası arasında gösterilen beton heykellerin fotoğrafları 4-5 Haziran tarihleri arasında Askeri Müze’de 9.00- 16.00 saatleri arasında görülebilir.

– Ali Teoman Germaner’in “Desenler, Resimler, Heykeller” adlı sergisi 3 Haziran’a kadar Bozlu Art Project Nişantaşı’nda.

– ‘Figen – Mehmet Baz Koleksiyon Sergisi II’ 5 Haziran – 16 Eylül tarihleri arasında Ekol Sanat Galerisi’nde izlenebilir.

– Ressam Nerkiz Akçura “kahve bahane, keyifler şahane” adlı sergisi ile 3 Haziran’a kadar, ART212 Sanat Galerisi’nde.

– Galeri Ilayda 29 Mayis-28 Haziran tarihleri arasında Kerim Yetkin’in “Katmanlar/Layers” adlı solo sergisine ev sahipligi yapacak.

– Çağdaş Türk Sanatı’nın ustaları Halil Akdeniz, Bedri Baykam, Bubi ve Yusuf Taktak, “Dört Taraf” isimli sergiyle Mine Sanat Galerisi Bodrum Yalıkavak Palmarina’da…

– “Seni Üzmeme İzin Verme” Stüdyo Açık’ta bir araya gelen 17 sanatçı ve 3 kuramcının sergisi 12 Haziran’a dek görülebilir.

ANKARA

– Yağlıboya Sergi – resim – 10 Haziran’a dek – Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da. (0 312 433 12 35)

– Ankara Rüzgârı/Karma Sergi – resim – 12 Haziran’a dek – Vakıfbank Ankara Genel Müdürlük Sanat Galerisi’nde. (0 312 455 75 75)

– Nursun Sakal – resim – 20 Haziran’a dek – Galeri Akdeniz’de. (0 312 441 29 99)

– Hale Şakar Ürkmezgil – heykel ve desen – 30 Haziran’a dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0 312 418 02 53)

– Tansa Mermerci Ekşioğlu koleksiyonu – resim – 30 Ağustos’a kadar – m1886’da. (0 312 286 00 74)

– Taksim: İstanbul’un Kalbi – fotoğraf – 17 Ekim’e dek – Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) Sergi Salonu’nda. (0 312 417 77 20)

MÜZİK

İSTANBUL

– Anne Sophie Mutter konseri 6 Haziran’da saat 21.00’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi-Turkcell Sahnesi’nde.

– Berlin Filarmoni’nin 12 Çellisti bugün saat 20.30’da Aya İrini Müzesi’nde konser verecek.

– Caz müzisyeni ve besteci Elif Çağlar’ın “Misfit” albümünün ilk konseri 5 Haziran’da saat 22.00’de Salon İKSV’de.

– Borodin Quartet – Boris Berezovsky: 70. Yıl Konseri 4 Haziran’da saat 20.30 Aya İrini Müzesi’nde.

– İstanbul Resitalleri’nde Oliver Schnyder konseri 4 Haziran’da saat 20.00’de Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

– AIMA Festival Orkestrası: Alexander Rudin – Julian Milkis konseri 6 Haziran’da saat 20.30’da St. Antuan Kilisesi’nde.

– Halil Sezai’nin konseri 5 Haziran’da saat 22.00’de Jolly Joker İstanbul’da.

– An Evening with Hugh Jackman bugün saat 21.00’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi-Turkcell Sahnesi’nde.

– Bajar ve protest müzik grubu bANDİSTA konseri 5 Haziran’da saat 22.30’da Kadıköy Sahne’de.

– Rus Mevsimleri ile Amerikan Mevsimleri: Kremerata Baltica – Gidon Kremer konseri yarın saat 20.30’da Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da.

– Piatango yarın saat 22.30’da Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde.

ANKARA

– Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Christopher Warren- Green yönetiminde vereceği, Nikolai Lugansky’in (piyano) solist olarak yer alacağı konser, 4 Haziran’da saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

– Jolly Joker Ankara’da, Selami Şahin’in vereceği konser 30 Mayıs’ta saat 22.00’de, Fettah Can’ın vereceği konser 5 Haziran’da saat 22.00’de, Yıldız Tilbe’nin vereceği konser 6 Haziran’da saat 22.00’de, Halil Sezai’nin vereceği konser 12 Haziran’da saat 22.00’de, Levent Yüksel’in vereceği konser 13 Haziran’da saat 22.00’de, Rachid Taha’nın vereceği konser 30 Ekim’de saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

– Ato Congresium’da, Kızılordu Korosu’nun vereceği konser 15 Haziran’da, saat 20.00’de. (0 312 285 03 85)

İZMİR

– Yeni Türkü’nün konseri 4 Haziran’da saat 21.00’de Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu’nda.

TİYATRO

– Nâzım Hikmet’in, Bursa Cezaevi’ndeki yaşamını ve eşi Piraye Hanım’a olan tutkusunu anlatan oyunda usta oyuncu Genco Erkal’a sahnede Tülay Günal eşlik ediyor. “Yaşamaya Dair – Bursa Cezaevi’nden Mektuplar” 4-5-6 Haziran’da saat 21.00’de Ali Paşa Hanı’nda sahnelenecek. l“#TekBiletleİkiKişi” adlı oyun, 20 Haziran’a kadar ikincikat’ta sahnelenecek.

al-jazeeraMehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) tarafından düzenlenen 4. Genç Yetenekler Klasik Müzik Festivali, açılış konseriyle başladı.

MAKÜ Konferans Salonu’nda düzenlenen konserde, Denizli Hakkı Dereköylü Güzel Sanatlar Lisesi Çoksesli Korosu sevilen türkü ve şarkıları seslendirdi.

Daha sonra genç yeteneklerden Selin Samsar, Koray Çal, Tuna Bilgin, Aksel Başaran, Burcum Sıla Erdoğan, Doğaç Bezdüz, İrem Yalçıner, Duru Erdoğan piyano, Beste Gürkey’in ksilofon, Nilüfer Sude Güçlü, Deniz Şensoy, Ilgın Top keman, Güney Sinemce viyolonsel, Deniz Bayar flüt, Arda Uğur gitar ve Ali Hüseynzade’nin trompet çaldığı konserde ünlü bestecilerin klasik müzik eserleri seslendirildi.

Etkinlik kapsamında, dokuz yaşındaki Selin Samsar, piyanoda seslendirdiği eserlerle ilgi çekti. Yaklaşık iki saat süren konser, büyük beğeni topladı. 22 Mart’ta sona erecek festival kapsamında çeşitli konser ve etkinlikler düzenlenecek.

Kaynak: El Cezire

italyada-bir-turkANTDOB’un bu sezon son kez sahnelediği “İtalya’da Bir Türk” operası yoğun ilgi gördü. Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB) ünlü İtalyan besteci Gioacchino Rossini’nin 2 perdelik eseri “İtalya’da Bir Türk” operasını son kez sahneledi.

Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde, sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği operada Napoli yakınlarındaki bir sahil kasabasında geçen aşk hikayesi anlatılıyor.

Rejisör Mehmet Ergüven tarafından sahneye konulan operanın orkestra şefliğini Gaetano Soliman ve Ömer Yöndem, koro şefliğini ise Mahir Seyrek üstlendi. Eserin dekoru Gürcan Kubilay, kostümü Gülay Korkut, ışığı ise Müfit Özbek imzasını taşıyor.

ANTDOB sanatçılarının yanı sıra Ankara, İstanbul ve İzmir Devlet Opera ve Bale Müdürlüğünden konuk sanatçıların da sahne aldığı yaklaşık 2 saat süren opera, izleyenlerin beğenisini kazandı.

Kaynak: Sabah

Antakya Medeniyetler Korosu, TEV Soma Umut Fonu için şarkı söyleyecek. Koro, 6 Eylül’de Alaçatı Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak.

soma için söyle

Soma faciasının yaraları sarılsın diye birçok yardım etkinliği düzenleniyor. Bunlardan biri de 6 Eylül’de verilecek bir konser. 2012 yılında Nobel Barış ödülü için ismi geçen Antakya Medeniyetler Korosu’nun solistliğindeki konser, Soma’da yakınlarını kaybeden çocukların eğitim bursuna katkıda bulunmak üzere düzenlenecek.

Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) Soma için oluşturduğu TEV Soma Umut Fonu hesabında toplanacak olan bilet gelirleri, Somalı çocukların eğitimi için harcanacak. Antakya Medeniyetler Korosu, Antakya’da bir arada yaşayan farklı din ve inanış mensuplarından oluşuyor. Bu güne dek Türkiye’de ve dünyanın farklı noktalarında konserler veren Antakya Medeniyetler Korosu, konserlerinde müziğin birleştiriciliği ve insanları ortak duygular etrafında buluşturmasının altını çiziyor.

Kaynak: Al Jazeera

turk-sanat-muzigi-konserBakırköy ‘de pek çok sanat etkinliğine ev sahipliği yapan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve Özel Nar Sanat Eğitim Kursu, 26 Ocak Pazar saat : 17:00′de Bakırköy İşadamları Derneği Konser Salonunda Türk Sanat Müziği Korosu konseri verecektir.

Konsere tüm Bakırköy Halkı davetlidir.

Şef Mert ERAĞAN yönetiminde 4 yılı aşkın bir süredir çalışmalarına devam eden koro her geçen gün daha da büyümektedir. Gerek koro olarak gerekse solo olarak söylenecek eserler ile izleyiciler her zaman olduğu gibi yine coşacaklar.

Görev alacak korist adları şu şekilde:

Şef:
Mert ERAĞAN

Sesler:
Perihan GÜRSES
Sevim DEMİRCİ
Nuran URAL
Hatice DÜNDARALP
Yüksel ÇOLAK
Güner GÜLBAĞÇALAR
Sermin ERKOL
Özgür DEMİRALP
Meral MANDACI
Serap ATAKAY
Funda ÜNVER
Haldun SADIK
Mustafa KURT
Cem BUBA
Ali ATAŞ
Tarkan SUBAKAN
Nuray GÜLER
Melek KURHAN
Serpil OKURLU
Arzu AÇIKGÖZ

Sazlar:
Şenol KARAGÖZ – Klarnet
Onur GÜPGÜP – Kanun
Kamuran TERZİOĞLU – Akordeon
Eda GÜLER – Ud
Erdinç ŞEN – Ritm Saz

Adres:
Kartaltepe Mah. İncirli Cad. Yesiladali Sokak No:2/A BAKIRKOY
Telefon: 0212 570 80 98

Türkülerin paylaşılması gereken değerler olduğuna inanan ve bu inançla yola çıkan Nar Sanat, bünyesinde 2013-2014 dönemi Türk Halk Müziği Korosu çalışmalarına başlıyor.

THM-korosu

Sanatın değerini bilen ve doğru aktarılması için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayan Nar Sanat, Türkülerimizi siz sevenleriyle buluşturmak için bir önemli adım daha atıyor ve bünyesinde Türk Halk Müziği Korosu kuruyor.

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni Murat HASGÜN yönetiminde faaliyetlerini Nar Sanat Merkezi’nde sürdürecek olan koro, Türk Halk Müziği’ni sevenleriyle doğru bir şekilde buluşturmanın yanında, zaman zaman yapılacak sahne etkinlikleriyle de mensuplarına sahne tecrübesi edinme fırsatı sunacak.

Unutmayın, Güzel Sanatlar’ın en belirgin yönü olan Müzik, insanların sosyalleşmeleri için çok önemli bir araçtır.

O halde ‘Hep Sanat, Nar Sanat’ diyoruz ve siz Halk Müziği severleri Nar Sanat’a bekliyoruz.

İletişim bilgileri için TIKLAYIN…

Türkülerin paylaşılması gereken değerler olduğuna inandık ve bu inançla yola çıktık.

Ne yapmalıyız diye düşündük ve bizim için en uygun çatının altında, Nar Sanat’ta bir Türk Halk Müziği Korosu kurmaya karar verdik.

Evet, sanatın değerini bilen ve doğru aktarılması için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayan Nar Sanat, Türkülerimizi siz sevenleriyle buluşturmak için bir önemli adım daha atıyor ve bünyesinde bir Türk Halk Müziği Korosu kuruyor.

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni Murat HASGÜN yönetiminde faaliyetlerini her Salı 19.30 – 21.00 saatleri arası Nar Sanat’ta sürdürecek olan koro, Türk Halk Müziği’ni sevenleriyle doğru bir şekilde buluşturmanın yanında, zaman zaman yapılacak sahne etkinlikleriyle de mensuplarına sahne tecrübesi edinme fırsatı sunacak.

Unutmayın, Güzel Sanatlar’ın en belirgin yönü olan Müzik, insanların sosyalleşmeleri için çok önemli bir araçtır.

O halde ‘Hep Sanat, Nar Sanat’ diyoruz ve siz Halk Müziği severleri, her Salı 19.30 – 21.00 saatleri arası Nar Sanat’a bekliyoruz.

İletişim bilgileri için TIKLAYIN… 

 

Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve TSK Mehmetçik Vakfı tarafından Türk Sanat Müziği’nin iki önemli ismi anısına düzenlenen ve yeni sanat müziği yıldızlarının seçileceği 4. Safiye Ayla-Zeki Müren Ses Yarışması’nda ödüller 8 Aralık Cumartesi Günü saat 20.00’de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda konuk sanatçı olarak Melihat Gülses’in de katılacağı özel bir geceyle sahiplerini bulacak.

Tüm Türk sanat müziği severlerin ücretsiz izleyebilecekleri TEV ve Mehmetçik Vakfı’nın Safiye Ayla ve Zeki Müren adına üç yılda bir düzenlenen 4. ses yarışması TRT Müzik kanalından canlı olarak yayınlanacak.

258 başvuru

Bu yıl 258 genç sanatçının başvurduğu Safiye Ayla-Zeki Müren Ses Yarışması’nda, deneyimli jüri kadrosu tarafından değerlendirilen sesler arasından 17 sanatçı Safiye Ayla dalında, 19 sanatçı da Zeki Müren dalında yarı finale kaldı. Sanat Müziği’nin efsanelerinin adlarını yaşatacak 12 genç sanatçı 26 Kasım’da yapılan elemeler sonucunda finale kaldı.

Ünlü ses sanatçısı ve Şef Tülûn Korman’ın başkanlık ettiği, Türkiye’de Türk Müziği konusunda söz sahibi 11 kişiden oluşan jüride; Koro Şefi Süheyla Atmışdört, ses sanatçısı Nesrin Sipahi, ses sanatçısı ve Koro şefi Kutlu Payaslı, Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu Şefi Fatih Salgar, TRT Müzik Dairesi Başkan Yardımcısı Özgen Gürbüz, ses sanatçısı ve Koro Şefi Serap Mutlu Akbulut, ses sanatçısı Münip Utandı, Gazeteci-Yazar Mehmet Barlas, Gazeteci-Yazar Doğan Hızlan, Türk Musikisi Vakfı Başkan Vekili Dr. Osman Simav yer alıyor.

TRT’den canlı yayınlanacak

12 finalist, sanat ve yayın dünyasının ünlü isimlerinden oluşan jüri tarafından sahnede dinlenecek. TRT’nin de canlı yayınlayacağı gecenin sonunda ünlü yorumcu Melihat Gülses de iki ünlü ismin besteleri ve şarkıları ile geceye renk katacak.

Safiye Ayla ve Zeki Müren’in anısına gerçekleştirilecek olan ve yeni sesleri topluma tanıtma amacı ile düzenlenen ses yarışmasına katılacak adaylar, Safiye Ayla ve Zeki Müren adına ayrı dalda yarışacaklar. Yarışma sonucunda birincilere 10.000 TL, ikincilere 7.000 TL, üçüncülere 5.000 TL ve dördüncü, beşinci, altıncılara ise 2,000TL ve plaket ödül olarak verilecek.

 

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB) 2012-2013 sanat yılı sezonunu açmaya hazırlanıyor. Sezonun ilk etkinliği Prof. Rengim Gökmen yönetimindeki “Carmina Burana” adlı sahne kantatıyla gerçekleştirilecek.

MDOB’tan yapılan açıklamaya göre, yeni sanat yılının perdeleri “Carmina Burana” adlı sahne kantatı ile açılıyor. Prof. Rengim Gökmen yönetiminde gerçekleşecek konser, 3 Ekim Çarşamba günü Mersin Marina AVM Amfitiyatrosu’nda ücretsiz olarak seslendirilecek.

Carl Orff’un ölümsüz eseri “Carmina Burana”, aynı zamanda Devlet Opera ve Balesi Genel Müdür ve Genel Sanat Yönetmenliğini de yapan Prof. Rengim Gökmen yönetiminde seslendirilecek.

MDOB Orkestrası ve korosunca seslendirilecek olan konserde Devlet Opera ve Balesi’nin solistleri Ezgi Yıldırım (soprano), Erdem Erdoğan (tenor) ve Orhan Yıldız (bariton) görev alacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen MDOB Müdür ve Sanat Yönetmeni Erdoğan Şanal, MDOB’un 20. kuruluş yılına hazırlandıkları 2012-2013 sanat sezonunda, Prof. Rengim Gökmen ile sahneye çıkacak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, tüm Mersinlileri konsere davet etti.

 

Kaynak: [-]

Bakırköy’ün merkezine; Otobüs duraklarına 5 dakika minibüslere ise 1 dakika mesafede olması açısından sizleri yormayacak ve kolay ulaşabileceğiniz bir sanat merkezi konumundadır. Örneğin Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Sefaköy, Küçükçekmece, Halkalı toplu konutlar, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı, Cennet Mahallesi, Avcılar, Başakşehir, Bahçeşehir gibi semtlerden kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir konumda olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneğine bağlı faaliyet gösteren “Nar Sanat Eğitim Kursumuzun; Çoksesli çocuk korosu kayıtları başladı.

Yetkin eğitmenler eşliğinde tiyatrodan piyanoya, piyanodan bateriye kadar pek çok dalda faaliyet gösteren kursumuzda M.E.B. onaylı sertifikalı çocuk korosu için kayıt almaya başladı. Çocukların hem eğleneceği hem de şarkılar söyleyeceği koro çalışmalarımız için hazır mısınız?

“Adım adım sanat, Nar Sanat” cümlesi ile özetlenebilecek kursumuzda çocukların şarkı söylerken eğleneceği ve birlikte daha güzel vakit geçireceği  sanat ile iç içe olacağı Nar Sanat Merkezimize çocuklarımızı bekliyoruz.

5-12 yaş aralığı çocuklardan oluşacak olan Çocuk Koromuzda çocuklarımız ezgilerle eğlenecek ve sene sonunda kulaklarımızın pası silinecek.

Bekliyoruz. İLETİŞİM

 

 

 

Türk Müziği Tarihi

Türk Müziği Tarihi, dolayısıyla bu tarihe ilişkin dönemlerle ilgilenen ilk kişi, Rauf Yekta (1871-1935)’dır.
Rauf Yekta, 1913 yılında Encylopedie de la Musique et Dictionnaire du Conservatoire adıyla Albert Lavignac (1846-1916) tarafından Paris’te yayınlanan ansiklopediye Turquie başlığı altında, Türk Müziği’ni, genel hatlarıyla ve çok geniş bir özet şeklinde yazmıştır. 1. Dünya Şavaşı’nın 1914 yılında çıkması nedeniyle ancak 1922 yılında yayınlanan bu uzun yazıda, Türk Müziği’nin tarihine de değinen Yekta, ‘Türklerde Mûsıkî Tarihine Bir Bakış’ başlığı altında ele aldığı Türk Müziği Tarihi’ni, dönemlere ayırma gereği duymadan ve genel hatlarıyla özetlemiştir. Rauf Yekta, Şark Mûsıkîsi Tarihi adlı eserinde, Türk Müziği Tarihi dönemlerinden söz etmemiştir.
Rauf Yekta’dan sonra müzik tarihiyle ilgili olarak Ali Rıfat Çağatay’ın (1867-1935) yazmış olduğu Mûsıkî başlıklı makale dikkatimizi çekmektedir. Bu makalede de Türk Müziği Tarihi’ne ilişkin bir dönem anlayışına rastlamıyoruz.
Aynı yıllarda Mahmut Ragıp Kösemihalzade (Gazimihal) (1900-1961) tarafından yazılan Türk Mûsıkîsi Tarihi başlıklı uzun yazıda açıkça belirtilmiş dönemlendirmeye rastlanmasa da, yazıda yer alan ‘Elam-Eti-Sümer’, ‘İç Asya Türklerinin Mûsıkî Mazileri’, ‘İlk Çin Saraylarındaki Türk Mûsıkîleri’, Türkistan Havalisinin Mûsıkîleri Hakkındaki İlk Tarihi Kayıtlar’, ‘Onuncu Asırdan Sonra’, İslamiyetten Sonraki Asırların Klasik Türk Mûsıkîsi’ gibi başlıklardan, Gazimihal’in bu sıkıntıyı duyan ilk insan olduğu anlaşılmaktadır. Türk Müziği Tarihini dönem anlayışı içinde ele alan ilk kişi ise, İhsan Akıner (?-?)’dir.
Mûsıkî Tarihimize Umûmi Bir Bakış başlığı altında Türk Mûsıkîsi Dergisi’ ne yazdığı uzun yazıda, Akıner, Türk Müziği Tarihini, ‘İslamiyetten Önce’ ve ‘İslamiyetten Sonra’ olmak üzere iki döneme ayırmıştır. Kuşkusuz ki, İslamiyet’in Türk Müziği üzerindeki çok önemli etkisi dikkate alındığında, böyle bir ayrımın sağlıklı olduğu hemen anlaşılmaktadır. Ama, İslamiyet’in Türklerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edildiği 10. yy’dan günümüze değin geçen bin yılı aşkın zaman içinde oluşan Türk Müziği’ndeki değişim ve başkalaşımların tümünü aynı zaman dilimi içinde, yani, İslamiyet Sonrası Türk Müziği olarak ele almak, gerçekçi olmadığı gibi, bilimsel de değildir.
Bu yıllardan sonra, seksenli yıllara kadar Türk Müziği Tarihi’nin dönemleri hakkında yayınlanmış herhangi bir görüşe rastlamıyoruz. 1980 yılında ise Prof. Dr. Gültekin Oransay’ın (1930-1989) eğitim enstitülerinin müzik bölümleri için hazırlamış olduğu Mûsıkî Tarihi adlı kitabında, gerçekçi görünümlü bir diğer dönem anlayışına tanık oluyoruz:
Dönem yerine Evre terimini tercih eden Oransay, Geleneksel Türk Sanat Müziği’nin tarihini şu üç evreye ayırmaktadır:

1. Oluşum Evresi (1520 öncesi)
2. Doruk Evresi (1520-1826)
3. Unutulma Evresi (1826’dan beri)

Burada, kilometre taşı olarak ele alınan tarihlerden 1520, Sultan 1. Süleyman’ın tahta geçişinin, 1826 ise, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılış ve Avrupalı geleneğe göre ilk boru takımının kuruluş tarihleridir.
Prof. Dr. Gültekin Oransay, daha sonra ayrıntılı olarak ele alacağımız Türk Müziği Tarihi içinde Geleneksel Sanat Müziği’ne ait 1520 tarihinden önce elimizde hiçbir eser bulunmadığını (?) düşünmesi nedeniyle bu tarihi ele almaktadır. Kuşkusuz ki, 1520 öncesi elimizde eser bulunup bulunmadığı bir yana, yazılı kaynaklarda bulunan tür, çalgı, makam, usul anlayışındaki değişim ve gelişim gözlendiğinde, bırakalım milattan öncesini, milattan sonra geçen 1520 yıllık bir zaman dilimi içinde tekdüze, değişimsiz bir geleneksel müzik olduğu öne sürülmektedir, ki, bu, hiç de gerçekçi bir görüş değildir. Kaldı ki, islamiyet’in kabul edilmesiyle ortaya çıkan müzik günahtır-günah değildir tartışmalarının Türk Müziği üzerindeki etkisi bir yana, en azından câmi müziği türlerinin Türk Müziği içine girmesi dahi, büyük bir değişimdir.
Benzer şekilde, 1826’dan günümüze varolan zaman dilimi içinde de tekdüze bir evre’nin varolduğu görüşü de eleştirilebilir. Her ne kadar, Oransay, yalnızca Geleneksel Türk Sanat Müziği’ni ele alıyorsa da, 19.yy’ın sonunda yer alan Zekâi Dede’den (1825-1897) 20.yy’ın ilk yarısında yaşamış Râkım Elkutlu’ya (1872-1948) değin bir çok besteci, geleneksel sanat müziğinin uygulayıcısı ve üreticisi olmuşlardır. Dolayısıyla, 1826’dan bu yana geçen zaman dilimini bir unutulma evresi olarak nitelemek hiç de gerçekçi değildir.
1984 yılında ise, Emin-Bedia-Hakan Ünkan üçlüsünün hazırlamış olduğu Türk Sanat Mûsıkîsinde Temel Bilgiler adlı yayında yeni bir dönem anlayışına tanık oluyoruz. Adı geçen eserde Türk Mûsıkîsinin Dönemleri başlığı altında şu dönemler yer almaktadır:

1. İlk bilimsel dönem (Başlangıç ve hazırlık dönemi) (900-1450)
2. İlk klasik dönem (1450-1720)
3. Son klasik dönem (1700-1880)
4. Yeni klasik dönem (Neoklasik Dönem / 1850-Günümüz)

Bu dönem anlayışı içinde dikkatimizi çeken ilk olgu, dönemlerin adlandırılmasındaki mantık hatasıdır. Çünkü, bilimsel dönem ile klasik dönem arasında hiçbir organik bağ yoktur. Bir başka deyişle, klasik kelimesi ezgi anlayışı ve biçimsel kurallarla ilgili olmasına karşın, bilimsel kelimesi tümüyle metodoloji ile ilgilidir. Bunun yanında, bilimsel dönem’den sonra gelen klasik dönem adlandırması, bu dönem içinde bilimsellik olmadığını çağrıştırdığı için, bu adlandırmanın yanlış olduğu gerçeği de karşımıza çıkmaktadır. Bu dönem anlayışı içinde dikkatimizi çeken ikinci olgu ise, klasik kelimesidir. Burada, bu kelimenin anlamı üzerinde çok kısa da olsa durmakta büyük yarar vardır:
Bilindiği gibi, dilimize fransızcadan geçmiş olan bu kelimenin iki önemli anlamı bulunmakta olup, ilk anlamı sanatta kuralcı’lığı içermektedir. Bir başka deyişle, bilinen kurallara göre oluşturulmuş olguların genel adı klasik’tir.
Kelimenin ikinci anlamı ise, üzerinden çok zaman geçtiği halde değerinden yitirmeyen olgu olarak açıklanmaktadır. Klasik kelimesinin bu anlamlarını müziğe uygulayacak olursak, klasik şarkı deyişinden, hem bilinen kurallara göre üretilmiş şarkı, yani, A(a+b)+B(c+b) biçimiyle zemin+ nakarat + meyan+nakarat olarak üretilmiş şarkı, hem de, çok eski olduğu halde, değerinden hiçbir şey yitirmemiş, hâlâ hazla seslendirilen ve dinlenebilen şarkı anlaşılır. Buradan hareketle, klasik müzik deyişi de aynı anlamları içerir. Yani, ya kuralları belli olan müzik, ya da eski olduğu halde değerinden yitirmemiş müzik anlamlarını içerir.
Konuyu klasik dönem deyişine yöneltecek olursak, bu kez, kelimenin ilk anlamıyla karşı karşıya kaldığımızı anlarız. Yani, belirtilen dönem içinde, müzik anlayışının yansıması olan müzik üretiminde aynı kuralların egemen olduğu anlaşılır. Bir an için, adları belirtilen dönemler içinde ezgi ve biçim anlayışında aynı kuralların egemen olduğunu varsayarsak (?), Emin-Hakan-Bedia Ünkan’ın dönem anlayışlarında karşımıza çıkan bir diğer çelişki, ilk klasik dönem’ deki ezgi ve biçim anlayışında varolan kuralların, son klasik ve yeni klasik dönemlerde değiştiği düşüncesinin ortaya çıkmasıdır ki, bu anlayış kökünden yanlıştır. Özellikle neoklasik de denilmiş olan ve 1850’den günümüze kadar geçen zaman dilimini kapsayan yeni dönem’in kendi içinde dahi biçim ve ezgi anlayışında yoğun bir değişimin varolduğu dikkate alındığında, bu adlandırmanın yanlışlığı daha da belirginleşir. Örneğin, Rakım Elkutlu-Sadeddin Kaynak-Refik Talat-Şerif Muhiddin Targan aynı ezgi ve biçim anlayışına sahip değildirler. Bunun yanında, ilk klasik dönem ile son klasik dönem arasındaki farkı anlamak da olası değildir. Çünkü, bu adlandırmanın çağrıştırdığı iki olgu vardır. Birincisi, ilk klasik dönem’de var olan ezgi ve biçim anlayışı son klasik dönem’de de devam etmiş ve bu dönemin bitiminde ortadan kalkmıştır, ki, bu durumda ayrı dönem nitelemesi yanlıştır, ya da, son klasik dönem’ de ilk’ine göre yeni bir ezgi ve biçim anlayışı vardır. Bu durumda da, dönemi, yine klasik olarak nitelemek bir başka yanlışlık olarak dikkati çekmektedir.
Kısacası, klasik kelimesiyle adlandırılan dönemlerde, gerek kelimenin içerdiği anlamdan, gerek dönemlerin farklı olması gerekliliğinden kaynaklanan adlandırma yanlışlıkları kaçınılmazdır. Dolayısıyla, yanlıştır. Zaten bu adlandırma, tümüyle batıdan öykünme bir görünümdedir. Yanlışlığın temelinde yatan asıl çelişki de budur. Ulusal bir müzik türünün tarihsel dönemlerini, uluslararası müziğin tarihsel dönemlerine uydurmak, büyük bir yanlışlıktır. Kaldı ki, uluslararası müzikte varolan barok evre, klasik dönem, romantik dönem gibi adlandırmalarda temel mantık, bu adlandırmaların tüm sanat dallarını kapsamasıdır. Örneğin, özü, yoğun süslemeye ve gösterişe dayalı barok evrede varolan sanatın tüm alt türlerinde, yani, resim, heykel, mimari, müzik ve diğer sanat dallarında, yoğun bir süsleme anlayışı egemendir. Evlerdeki möbleden perdelere, duvarlara kadar, yani iç mimaride dahi yoğun bir süsleme anlayışı egemendir. Bundan ötürü bu evre, barok evre olarak adlandırılmıştır. Benzer olarak klasik dönemde de aynı mantık vardır. Bu dönemde, sanatın tüm alt türlerinde biçim ve biçimi oluşturan kurallar egemendir. Güzellik, mutlak biçim anlayışı içinde aranır.
Sonuç olarak, ulusal bir müzik türü olan Türk Müziği’nin dönemlerini, uluslararası müzik tarihini belirleyen dönem anlayışıyla açıklamak gerçekçi değildir.
Ercüment Berker’in 1985 yılında yayınlanan Türk Müziği Tarihi’ne ilişkin dönem anlayışı ise, biraz önce sözünü ettiğimiz Emin-Hakan-Bedia Ünkan üçlüsünün dönem anlayışıyla büyük benzerlikler taşımaktadır.
Ercümet Berker’e göre Türk Müziği Tarihi altı ayrı dönem içinde incelenmelidir. Bu dönemler şunlardır:

1. Başlangıcından Maragalı Abdülkadir’e (1360-1435) kadar uzanan hazırlayıcı dönem.
2. Maragalı Abdülkadir’den Itrî’ye(1435-1712) kadar uzanan ilk klasik dönem.
3. Itrî’den Dede Efendi’ye(1712-1778) kadar uzanan son klasik dönem.
4. Dede Efendi’den Zekâi Dede’ye (1778-1825) uzanan neoklasik dönem.
5. Zekâi Dede’den Hüseyin Sadeddin Arel’e(1825-1955) kadar uzanan romantik dönem.
6. Hüseyin Sadeddin Arel ile başlayıp halen devam etmekte olan reform dönemi (1955-Günümüz).

Görüldüğü gibi, bu dönem anlayışı, Emin-Hakan-Bedia Ünkan üçlüsünün dönem anlayışı ile, özellikle adlandırmalarla ilgili olarak çok büyük benzerlikler göstermektedir. Bu nedenle, bu adlandırmalara ilişkin yaptığımız eleştiri, Ercüment Berker’in dönem anlayışı için de geçerlidir. Dolayısıyla, Berker’in dönem anlayışları da sağlıkı değildir.
1976, 1987 ve 1991 yıllarında yayınlanan Türk Mûsıkîsi Ansiklopedisi ve Türk Mûsıkîsi Teknik ve Tarih adlı kitaplarında, Yılmaz Öztuna, Türk Müziği Tarihi’ni; XIII. asırda Türk Mûsıkîsi, XIV. asırda Türk Mûsıkîsi gibi başlıklar altında, yani, yüzyıllar içinde incelemiştir. Aynı zamanda değerli bir tarihçi olan Yılmaz Öztuna’nın bu yaklaşımı, bu ana kadar eleştirdiğimiz dönemler dikkate alındığında, çok daha gerçekçi ve sağlıklı görünmektedir26.
Son olarak, 1989 yılında yayınlanan Türk Mûsıkîsi Tarihi/Derleme adlı kitabında, Nazmi Özalp’in de, önceden eleştirdiğimiz dönem anlayışıyla hareket ettiğini görüyoruz. Özalp’e göre dönemler şu şekilde sıralanmaktadır :

1. Hazırlık dönemi
2. Klasik dönem
3. Romantik edebiyat dönemi
4. Son dönem

Bu dönemlere ilişkin hiçbir tarih vermeyen Özalp’in bu dönem anlayışı, önceden andığımız dönem anlayışı ile benzerlikler taşımaktadır. Bu nedenle, daha önce yaptığımız eleştiri, Özalp’in yanlış olarak nitelediğimiz yukarıdaki dönem anlayışı için de geçerlidir27. Özalp’in dönem anlayışı ile ilişkili olarak dikkatimizi çeken ikinci olgu ise, adı geçen eserinde, bu dönemlerin adlarını verdikten sonra, Başlangıcından XVI. yüzyıl sonuna kadar Türk Mûsıkîsi, XVII. yüzyılda Türk Mûsıkîsi gibi başlıklar altında, bir bakıma Yılmaz Öztuna’nın belirttiğimiz dönem anlayışı içinde Türk Müziği Tarihi’ni dönemlendirmektedir, ki, bu olgu, Özalp’in, bir bakıma önceden adlandırdığı dönemlere kendisinin de inanmadığını gösteren bir çelişkiden başka bir şey değildir.
Böylece, bu ana kadar yapılagelmiş dönem anlayışlarını eleştirileriyle birlikte açıklamış olduk. Kuşkusuz ki, burada akla gelen soru, ‘Madem ki bu dönem anlayışları ya eksik, ya da yanlış, o halde Türk Müziği Tarihi’nin dönemleri ve bu dönemleri oluşturan tarihler nelerdir ?’ sorusudur.
Bu soruya sağlıklı yanıt verebilmek için, Türk Müziği Tarihi kavramından ne anladığımızı net olarak ortaya koymamız gerekir.
Önceden bir şema halinde de belirttiğimiz gibi, ulusal bir müzik türü olan Türk Müziği, birçok alt türü içerir. Dolayısıyla, Türk Müziği Tarihi denilince, adını andığımız bu türlerin tümünün yer aldığı bir tarih anlaşılmalıdır. Bu nedenle, Türk Müziği Tarihi içinde yer alacak dönemler, adlarını andığımız bu türlerle ilgili tüm olguları, yani; besteci, beste, öğretim kurumları, yazarlar ve eserleri, etkileşimler vd olguları içermelidir. Tarih içinde yer alacak dönemler, dönemlerin adları ve bu dönemlerin bitiş ve başlangıç tarihleri ise, mutlaka, yukarıda saydığımız olguların değişmesine, yeniden oluşmasına ya da yapılanmasına neden olacak olaylarla ilgili olmalıdır. Çünkü, yüzyıllar boyu, ezgi ve usûl anlayışı bağlamında geleneksel ölçülerini koyu bir muhafazakârlık, hatta, akıldışı bir tutuculukla korumuş, dolayısıyla, 19. yy’ın ilk yarısına kadar ezgisel ve ritimsel olarak kesin çizgili bir değişimi gerçekleştirememiş müzik anlayışımızın, bu ana kadar açıkladığımız dönemleri yaratan mantıkların dışında bir mantıkla adlandırılması gerektiği açıktır. Bu mantıkta bulunması gereken temel ilke ise, müziğin organik yapısına ilişkin değişimlerin ötesinde, kuramsal, türsel değişim, yayılım ve yeni atılımların dikkate alınmasıdır İşte, bu nedenle biz, Türk Müziği Tarihi’ni aşağıdaki dönemler içinde ele alarak inceleyeceğiz.

Türk Müziği Tarihi’nde Dönemler
1. Oluşum Dönemi
Bu dönem, insanın dünya üzerinde ilk ortaya çıkışından, Türkler’in İstanbul’u aldığı 1453 yılına kadar geçen zaman dilimini kapsar. Oluşum dönemi, aşağıdaki evreleri içerir :
a) Birinci Evre: İnsanın ilk ortaya çıkışından, Türkler’in oluşturduğu ilk devlet olan Hun Devleti’nin kurulduğu MÖ 3. yy’a kadar geçen zaman dilimini içerir. Bu evre, aynı zamanda tüm ulusların ortak evresi olma özelliğini göstermektedir.
b) İkinci Evre: Hun Devleti’nin kurulduğu MÖ 3.yy’dan, Türkler’in büyük bölümünün islamiyeti kabul ettikleri 10.yy’a kadar geçen zaman dilimini kapsar.
c) Üçüncü Evre: İslamiyetin Türkler tarafından kabul edildiği 10. yy’dan, Osmanlı Devleti’nin kurulduğu 1299 yılına kadar geçen zaman dilimini içerir.
d) Dördüncü Evre: Osmanlı Devleti’nin kurulduğu 1299 yılından, İstanbul’un Türkler tarafından alındığı 1453 yılına kadar geçen zaman dilimini içerir.
2. Gelişim Dönemi
1453 yılından, Lale Devri’nin bitimi olan 1730 yılına kadar geçen zamanı kapsar.
3. Doruk Dönemi
1730 yılından, mehterhane’nin kaldırılarak, yerine, batılı anlamda boru takımının kurulduğu 1826 yılına kadar geçen zaman dilimini içerir.
4. Değişim Dönemi
1826 yılından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılına kadar geçen zaman dilimini kapsar.
5. Atılım Dönemi
1923 yılından, Hüseyin sadeddin Arel’in İstanbul Belediye Konservatuvarı’na atandığı 1943 yılına kadar geçen zaman dilimini içerir.
6. Yeni Dönem
1943 yılından günümüze kadar geçen zaman dilimini kapsar.*

 Kaynak

TSM koro derslerimiz başlamıştır.

Hafta içi ya da hafta sonu grubuna kayıt yaptırmak için lütfen irtibat kurunuz.

 

40. İstanbul Müzik Festivali, “Umut ve Kahramanlar” teması çerçevesinde, 16 Haziran Cumartesi akşamı 20.00’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Mercedes-Benz Türk AŞ’nin sponsorluğunda, Deutsches Symphonie Orchester Berlin’i ağırlıyor.

Orkestra, şef Sir Roger Norrington yönetiminde, festivalin bu yılki Onur Ödülü ‘nün sahibi, uluslararası platformda adından sıkça söz ettiren ünlü piyanist Hüseyin Sermet ‘e eşlik edecek.

Festivalin temasından yola çıkarak belirlenen konser programında, Ravel ‘in, I. Dünya Savaşı ‘nda sağ kolunu kaybeden, her ne koşulda olursa olsun “umudunu asla yitirmeyen” piyanist Wittgenstein için yazdığı “Sol El İçin Piyano Konçertosu” ve Beethoven ‘ın, kahramanlığı hem zaferi hem de trajedisiyle dile getiren 3. Senfoni ‘si “Eroica” yer alacak.

40. İstanbul Müzik Festivali ‘nin açılış töreninde festivalin “Onur Ödülü”nü alan Hüseyin Sermet, 1955 yılında İstanbul ‘da doğdu. Ankara Devlet Konservatuarı ‘nda başladığı eğitimini Paris Konservatuarı ile Alfred Cortot Paris Müzik Eğitim Fakültesi ‘nde Thierry de Brunhoff, Nadia Boulanger ve Maria Curcio ile sürdürdü. Olivier Messiaen ile de kompozisyon çalıştı. Aralarında Diapason d ‘Or ve MIDEM Classical Award ‘ın da bulunduğu pek çok ödüle değer görüldü. Yorumculuğunun yanı sıra besteci kimliğiyle de tanınan Hüseyin Sermet, Lorin Maazel, Mstislav Rostropoviç, Vladimir Jurowski, Semyon Bychkov, David Robertson, Lawrence Foster ve Maria João Pires gibi dünyanın en iyi müzisyenleri ile; Londra Filarmoni, Londra Kraliyet Filarmoni, Paris Orkestrası, Bavyera Radyo Senfoni, NHK, Şanghay, Tokyo ve Detroit Senfoni Orkestraları eşliğinde birçok konser verdi.

Camerata Salzburg, Stuttgart Radyo Senfoni ‘nin ardından Zürih Oda Orkestrası ‘nın birinci şefi olarak görev yapan Sir Roger Norrington, özellikle barok, klasik ve romantik dönem eserlerinin orijinaline tamamen sadık icralarıyla tanınıyor. Sir Roger Norrington, kemancı, tenor ve şef olarak birkaç yıl deneyim edindikten sonra Kraliyet Müzik Koleji ‘nde Adrian Boult ile çalışmalarına geri döndü. 1962 yılında Schütz Korosu ‘nu kurdu ve böylece otantik icrayı keşfetmekle geçen 30 yıllık macera başlamış oldu. Koroyla genellikle 17. ve 19. yüzyıl repertuarını kapsayan pek çok konser verdi ve kayıt yaptı. 1997 yılında “Sir” unvanı verilen Roger Norrington, Berlin, Viyana, Salzburg, Amsterdam, Paris, New York, San Francisco, Los Angeles, Chicago ve Londra ‘daki orkestraları sıklıkla yönetmektedir.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin, 65 yıldır Almanya ‘nın en iyi orkestraları arasında sayılıyor. Almanya ‘nın demokratik ve kültürel değişiminin müjdecisi kabul edilen, gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok ilke imza atan topluluk, 1946 yılında Berlin ‘in Amerikan bölgesinde yayın yapan istasyon tarafından RIAS Senfoni Orkestrası adı altında kuruldu. Topluluk, 2011 yılında En İyi Opera Kaydı dalında Grammy ödülü kazandı.

Deutsches Symphonie Orchester Berlin Konseri biletleri 250, 200, 150, 100, 60 ve 30TL (öğrenci) üzerinden Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00), www.biletix.com, İKSV (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane, Pazar hariç her gün 10.00–18.00 saatleri arasında) ve festival süresince Aya İrini Müzesi’nde bulunan gişeden alınabilir.

Kaynak :[-]

Şunun için etiket arşivi: koro

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi