Şunun için etiket arşivi: KONSERLER

Sizler için 2014 yılında ülkemizi ziyaret edecek ve konserler verecek bazı müzisyenlerin programlarını derlemeye çalıştık. 

Frodo İstanbul’a Geliyor

dj frodo

Frodo

“Yüzüklerin Efendisi” serisinde canlandırdığı Frodo Baggins rolüyle tanınan Elijah Wood, Türkiye’ye geliyor.

Ünlü oyuncu Wood ve San Francisco’lu DJ Turquoise Wisdom’ın biraraya gelerek oluşturduğu Wooden Wisdom, yarın akşam İstanbul Blue Night Presents: “Bnat Mag. Bonanza” gecesine konuk olacak.

Steve Vai 28 Mart’ta Küçükçiftlik Park’ta

Müzik dünyasının yaşayan efsanelerinden Steve Vai, Gold’N Strings dahilinde unutulmaz performansı ile 28 Mart’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak.

İstanbul’a daha önce de gelen ve her konseriyle hayranlarını coşturan Vai, henüz 12 yaşındayken Joe Satriani’den gitar dersleri Steve Vaialarak müziğe başladı ve 18 yaşına geldiğinde efsanevi müzisyen Frank Zappa ile beraber çalışıyordu.

30 yıllık müzik hayatına, 15 milyonu aşkın albüm satışı ve 3 Grammy ödülü sığdıran Vai TEC Foundation tarafından “En üst düzey müzik simyacısı” olarak anılıyor.

Ünlü Piyanist David Helfgott da İstanbul’a Geliyor!

David Helfgott

David Helfgott

Dünyanın en önemli piyanistlerinden ve hayatı Oscar ödüllü “Shine” filmi ile beyaz perdeye aktarılan David Helfgott, çıkacağı son dünya turnesi kapsamında Türkiye’ye geliyor. David Helfgott, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda, Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 15 Nisan 2014 tarihindeİstanbul Kongre Merkezi’nde vereceği çok özel konser ile hayranlarıyla buluşacak.

Her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılanan David Helfgott’ın konser biletlerine Biletix’ten ulaşılabiliyor.

Albümü 4 milyondan fazla sattı!

Helfgott’ın ‘TheLast Great Romantic, Rahmaninov’ albümü 4 milyondan fazla sattı ve ‘Billboard’ dergisi tarafından en başarılı klasik müzik albümü seçildi.

The Guardian gazetesi Helfgott’dan şu cümlelerle bahsediyor: “Pavarotti futbol fanatiklerine operayı sevdirdi, David Helfgott da hayatı boyunca hiç klasik müzik konserine gitmeyecek olan insanlara piyanoyu ve klasik müziği sevdiriyor.”

David Helfgott kimdir?

David Helfgott, Melbourne’de Polonya asıllı Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz beş yaşındayken, babasının öğretmenliği sayesinde başladığı piyanoda gösterdiği performans ile “harika çocuk piyanist” olarak tanındı.

On yaşına geldiğinde Perth’li piyano öğretmeni Frank Arndt’dan ders almaya başladı ve ablası Margaret ile katıldığı birkaç yerel yarışmada ödül kazandı. Genellikle romantik müzik yapan Helfgott, en zor eserlerden sayılan Rahmaninov’un 3. piyano konçertosunu icra edebilen sayılı sanatçılardan biri.

David Helfgott’ın gerçek hayat hikâyesinden senaryolaştırılan ve Aktör Geoffrey Rush’a “En İyi Erkek Oyuncu Oscar Ödülü” kazandıran “Shine” filminde, ruh sağlığı yerinde olmayan müzik aşığı bir babanın, sahip olamadığı müzisyen kimliğini oğluna kazandırmaya çalışması ve bu süreçte yaşanan dram konu edilmişti.

color tango

Color Tango

Dünya genelinde yaşayan “En İyi Tango Orkestrası” kabul edilen efsanevi “Color Tango”, 7 ve 10 Mart’ta İstanbul’da unutulmaz bir performans sunacak.

Avrupa’nın en büyük Tango festivali kabul edilen ve bu yıl altıncısı düzenlenen “tanGO TO İstanbul” dahilinde Color Tango, Türkiye’ye geliyor.

Tüm dünyada tanınan Arjantinli ve Türk dansçıların gösterileriyle zenginleştirilmiş repertuarıyla sahne alacak olan orkestra, 7 Mart’ta Şişli Kent Kültür Merkezi ve 10 Mart tarihinde Türker İnanoğlu Show Center’da sahne alacak.

İstanbulTANGO okulunun kurucuları Murat Elmadağlı ve Eşref Tekinalp’in 6 yıl evvel ilkini organize etttiği ve bu yıl Avrupa’nın en büyük tango festivali haline gelen “tanGO TO İstanbul 2014” dünya şampiyonu Arjantinli ve Türkiye’nin en iyi yerli çiftlerini konuk edecek.

‘Beirut’ İstanbul’a Geliyor

Beirut

Beirut

Batı Avrupa ve Balkan müziğini kendi yorumlarıyla harmanlayan ‘Beirut’ 17 Ağustos’ta Küçükçiftlik Park’ta performans sunacak.

Daha önce 2 kez ülkemizde sahne alan, grup farklı enstrümanları ve müzikleriyle İstanbullularla bir kez daha buluşacak. Zach Condon, Perrin Clouiter, Jason Poranski, Nick Petree, Kristin Ferebee, Paul Collins, Jon Natchez, Kelly Pratt ve Ben Lanz ile cello, akordiyon, gitar, keman, bateri, tef, ukulele, saksafon ve mandolin gibi bir çok entstürman performansını 17 Ağustos akşamı sahnede buluşturacak olan Beirut, İstanbulluların kulaklarının pasını silecek.

Metallica’nın henüz kesinleşmeyen Türkiye Konseri Hakkında Merak Edilenler

Metallica

Metallica

Metallica’nın henüz resmiyet kazanmayan Türkiye konseri ile ilgili merak ettiklerinizi sizler için cevapladık.

Cengizhan Yeldan tarafından açıklanan Metallica’nın 13 Temmuz’da konser vereceğine dair haber ile ilgili bir çok soru geliyor. Bunları tek bir yazıda toplayıp cevaplamak istedim. Umarım bir takım sorulara cevaplar bulabilirsiniz.

Soru: Metallica’nın geliyor olduğuna dair haberler nereden çıktı?
Cevap: Metallica’yı 2008 yılında Türkiye’ye getiren Purple Concerts firmasının kurucusu Cengizhan Yeldan tarafından konu ile ilgili bir twit atıldı ve grubun 13 Temmuz’da ülkemizde konser vereceğiduyuruldu. Bunun dışında herhangi bir bilgi yer almadı.

Soru: Metallica’dan resmi bir açıklama geldi mi?
Cevap: Hayır gelmedi. Metallica haricinde organizasyon şirketinin kendisinden de bir açıklama gelmedi. Metallica’nın destek hattına mail attım ve gelen cevap şu şekilde oldu: “Şu an açıklanmış olan turne bilgileri dışında herhangi bir bilgiye sahip değiliz”. Bu cevap zaten klasik bir cevap. Henüz resmiyet kazanmamış bir bilgiyi bizimle paylaşmaları garip olurdu öyle değil mi…

Soru: Metallica’nın gelme ihtimali yüksek mi?
Cevap: Evet yüksek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Purple Concerts’in yöneticisi böyle bir açıklama yaptıysa, ortada bir şey var demektir. Muhtemelen görüşmeler devam etmekte ve son aşamaya gelindiği için Cengizhan Yeldan bunu ifşa etme gereği duydu.

Soru: Konser nerede yapılacaktır?
Cevap: 2008’deki son konser Ali Sami Yen’de yapılmıştı. 2010’da yapılan ve Metallica’nın katıldığı Sonisphere Festivali ise İnönü Stadı’nda yapılmıştı. Bildiğiniz üzere bu iki stat şu an yıkılmış durumda. Yeni mekan için öne çıkan alternatifler İTÜ Stadyumu ve TT Arena. Ayrıca üçüncü bir alternatif olarakKüçükçiftlik Park’da düşünülebilir. Bunların dışında bir alternatif yok gibi.

Soru: Konserin bilet fiyatları ne kadar olur?
Cevap: Biraz tuzlu olacaktır. 2008 yılında Metallica’nın tek başına verdiği konserde en pahalı fiyat 350 liraydı. Bu bağlamda organizasyon açısından benzer koşulların olacağını varsayarsak, döviz kuru ve ülkemizin enflasyon oranlarını hesaba katarak paranın zaman değerini hesaplamaya kalktığımızdaçıkan sonuç 900 liraya yakın bir meblağ oluyor. Fakat muhtelen o kadar pahalı olmayacaktır. 300-400 civarı bir fiyat da beklemeyin. En pahalı bilet için (muhtemelen sahne önü olur) en az 500 lirayı gözden çıkartmak gerektiğini aklınızdan çıkartmayın.

Soru: Konserde hangi parçalar çalınacak?
Cevap: Metallica yeni bir uygulamayla konser öncesi setlist’lerin belirlenmesi için dinleyicilerin oy kullanabileceği bir anket oluşturuyor. Bizim konser kesinleştiği zaman bu anket aktif hale gelecektir ve orada oylara göre setlist şekillenecek.

Soru: Alt gruplar hakkında neler dönüyor?
Cevap: Ortada çeşitli spekülasyonlar var fakat muhtemelen bunlar gerçeği yansıtmıyor. Daha konser belli değilken alt grupların ortaya çıkması çok saçma. Yine de biz dönen isimleri yazalım: Dream Theater (hadi oradan, bunu kim uydurduysa), Trivium, Rob Zombie, Ugly Kid Joe. Biraz fanteziye kaçan yorumlar ve söylentiler var fakat akla yatkın olanlar da var… Gönül ister ki 80 Kalibre çıksın.

Soru: Tüm bu haberlerin kesinleşmesi ne kadar zaman alır?
Cevap: Net açıklamanın çok yakın bir zamanda geleceğini düşünüyorum. En geç Mart ayı içerisinde konser resmiyete kavuşacaktır.

Metal All Stars Türkiye’ye Geliyor!

metalallstarsZakk Wylde, Phil Anselmo, Joey Belladona ve daha bir çok ünlü metalcinin yer aldığı Metal All Stars İstanbul’a geliyor.

Headbang’in geçtiğimiz sayısında bu haber verilmişti fakat netlik kazanan bir bilgi olmadığı için pek fazla etrafta lanse edilmedi. Metal All Stars’ın Facebook sayfasında önümüzdeki dönemin turne takvimi yayınlandı ve takvimde Türkiye de yer alıyor.

29 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan organizasyon, metal dünyasından bir çok ünlü ismin tek bir sahnede olması anlamına geliyor. Aşağıda grupta yer alanların tam listesi bulunuyor. Müziği bırakacağını açıklayan Motley Crüe’nun Vince Neil, bu etkinlikte özel konuk olarak yer alacak.

Rock Off Festivali Biletleri Satışta!

Megadeth, Amon Amarth ve WASP’ın sahne alacağı Rock Off Festivali’nin biletleri satışa çıktı.

3-4 Ağustos 2014 tarihleri arasında yapılacak olan Rock Off Festivali’nin indirimli ön satışlarıbaşladı. 3 Ağustos günü WASP ve Amon Amarth, 4 Ağustos günü ise Megadeth’in sahne alacağı festivalin biletleri SOSYOTIX üzerinden satışa çıkarıldı.

Sahne önü kombine bileti 200 lira, genel giriş kombine bileti ise 125 liradan satışa çıktı. Bu fiyatlar adından da anlaşılacağı üzere 2 günlük. Tek günlük bilet satışı yapılmayacak. Buraya tıklayarak bilet satın alabilirsiniz.

2 gün önce biletlerin 185 ve 115 liradan satılacağı duyurulmuştu fakat bugün görüldüğü üzere daha pahalı bir fiyat ile biletler karşımızda. Hakikaten çok ilginç şeyler dönüyor. Açıklanan fiyatların indirimli ön satış fiyatı olduğunu unutmayın, yakın bir zamanda biraz daha pahalılaşacak.

New Age’in Efsane İsmi İlk Kez Türkiye’ye Geliyor

kitaro

Kitaro

New age ve dünya müziğinin önemli isimlerinden Japonyalı Kitaro, dev orkestrası eşliğinde 4 Mart’ta Haliç Kongre Merkezi’nde konser verecek.

Etnik ve elektronik öğeleri bir araya getiren, dünyanın dört bir yanında dinleyenleri felsefi ve derin yolculuklara çıkaran efsanevi müzisyen Kitaro , 4 Mart akşamı Haliç Kongre Merkezi sahnesine konuk olacak.

Pozitif Live tarafından gerçekleşecek gecede, Kitaro’ya 36 kişilik dev bir orkestra eşlik edecek.

Kapıların 17.00’da açılacağı konserin biletleri 3 Şubat Pazartesi günü tüm Biletix gişeleri ve biletix.com’dan satışa sunulacak.

“Gitarın Büyülü Elleri” Türkiye’ye Geliyor

Hollanda Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyesi, dünyaca ünlü gitar virtüözü Enno Voorhorst, sanat yaşamında ilk defa geleceği Türkiye’de genç gitaristlere ders verecek.

Ortaya koyduğu performansla “gitarın büyülü elleri” tanımlamasını elde eden dünyaca ünlü Hollandalı virtüöz Enno Voorrhorst, sanat yaşamında ilk kez geleceği Türkiye’de genç gitaristlere ders verecek.

Hollanda Kraliyet Konservatuvarı öğretim üyesi, dünyaca ünlü gitar virtüözü Voorhost, Ensemble Feverish Music (EFM) Uluslararası Kültür Ajansının Yaşar Ünivesitesi işbirliğiyle düzenleyeceği “Uluslararası Gitar Günleri 2014” etkinliğine katılacak.

EFM Uluslararası Kültür Ajansı Kurucusu Zafer Yümlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ajanslarının 2014 yılı faaliyetleri kapsamında dünyaca ünlü Enna Voorhost’un ilk defa Türkiye geleceğini ve burada genç gitaristlerle “master class” çalışması yapacağını bildirdi.

450 Yıllık Orkestrayla Geliyor

daniel

Daniel Barenboim

Hem piyanist hem de şef olarak klasik müziğin zirvesinde yer alan Daniel Barenboim, 450 yıllık geçmişiyle dünyanın en eski ve saygın orkestralarından Staatskapelle Berlin’le birlikte İstanbul ’a geliyor. 9 Grammy ödüllü Barenboim yönetimindeki Staatskapelle Berlin, İKSV organizasyonuyla 15 Mayıs Perşembe akşamı Zorlu Center PSM’de sahneye çıkacak.

Staatskapelle Berlin, İstanbul konserinde iki bölümünü seslendireceği Wagner’in ‘Tristan ve Isolde’sini ilk kez 1876’da bestecisinin yönetiminde çalmıştı. Wagner’in Tannhauser kaydıyla Grammy ödülü kazanan Staatskapelle Berlin, konserde yine Wagner’in ‘Nürnbergli Usta Şarkıcılar Uvertürü’nü de yorumlayacak.Konser programında ayrıca, Elgar’ın 2. Senfonisi de yer alacak. Prestijli The Guardian gazetesinin “Daniel Barenboim ve Staatskapelle Berlin yüksek beklentileri karşılamakla kalmıyor, onların çok ötesine geçiyorlar” yorumu konserin bu yılın unutulmaz İstanbul konserlerinden biri olacağına dair ipuçları veriyor.

Theodore Kuchar Konseri

Theodore Kuchar yönetiminde 21 Şubat’ta Lütfi Kırdar Auditorium’da gerçekleşecek olan konserde müzikseverler bir araya gelecek.

Dünyanın Kemanları Festivali İstanbul’da Dört Mevsim

Dünyanın Kemanları Festivali kapsamında, İstanbul’da Dört Mevsim CRR Konser Salonu’nda..

Steps Trio Caz

Tenor ve soprano saksofonda Gürtuğ Gök, klavyede Barış Mert Peker ve perküsyonda Riccardo Marenghi. Bu üç yetenekli müzisyenin müzik kimyalarının eksiksiz uyumu hemen göze çarpıyor. Klasik caz repertuarını avangard bir anlayışla ve ilham verici şekilde yorumlayan Steps Trio, 21 Şubat akşamı hakiki bir caz deneyimi yaşatacak.

Istanbul Soul Nights

Istanbul Soul Nights partisi soul, funk ve R&B rüzgarlarıyla ile birlikte 21 Şubat’ta Babylon Lounge’ta. Hustle, 45, Dance Electrik, Bus Stop, Boogaloo, Funky Chicken, Crazy Robot, Shing-a-Ling ve Soul Street Line Dance’in danslarıyla eğleneceğiniz bu partiye görselleri ve müzikleriyle beraber Soul Sendikası ve Vj De-Mode eşlik ediyor.

Jan Blomqvist Konseri

Jan Blomqvist

Jan Blomqvist

Berlin’in son dönemlerdeki en merak uyandıran ve gelecek vadeden isimlerinden olan Jan Blomqvist unutulmayacak bir performans sergilemek için 21 Şubat’ta Cue İstiklal’de! Jan Blomqvist’in müzik serüveni oldukça ilginç. Elektronik müzikle tanışmadan önceki 7 seneyi aşkın bir süre zarfında karanlık ve melodik sounduyla Kuzey Almanya’yı sallayan bir grunge-rock grubunda şarkıcı, bas gitarist ve şarkı sözü yazarı kimliği… Ta ki Berlin’e taşınıp elektronik müziğe olan tutkusunu keşfedene kadar. Bundan sonraki süreç Jan’ın grubu iddialı bi karar vererek bırakması ve elektronik müzik odaklı kariyerine tek başına devam etmesiyle sonuçlanıyor. Şimdiki sound’unu ise Radiohead, Muse, Bodi Bill, Stephan Bodzin ve James Holden’ın müziğinin bir karışımı olarak tarif edilebilir melankolik, melodik elektro-pop ve minimal teknonun müthiş ahengi.

Electropol

Ξlectropol | Istanbul 2014 elektronik dans müziğin en gözde isimlerini İstanbul’da hayranlarıyla buluşturuyor; dünyaca ünlü festivallerin ana sahne DJ’leri 4000 kişilik dev Maslak Arena Festival Çadırı’nda konuk ediliyor.

!f Gökkuşağı Partisi

!f music’in gelenekselleşen Gökkuşağı Partisi bu yıl iki sahneye yayılıyor. ‘Asrın drag queen’i olarak anılan şarkıcı ve oyuncu Divine’ı sık sık hatırlayacağımız geceye drag kostümü ile bekleniyorsunuz. Ortamı kadar müzikleriyle de eşsiz geçecek gecenin yıldızları, kariyerindeki zirveye son hızla tırmanan İngiliz DJ Anthea ve Berlin’in en meşhur underground mekanı Berghain / Panorama Bar’ın resident DJ’i nd_baumecker. Ana sahneyi, Gökkuşağı Parti serisinin vazgeçilmez ikilisi DearHead, alternatif sahneyi ise Duygu Dönmez nam-ı diğer Just-D hareketli house setleriyle ısıtacak. Anthea kim? Yüksek enerjisi ve eşsiz prodüksiyon kabiliyeti sayesinde, en meşhur kulüplerin DJ kabinine girmeyi başaran Anthea, Loco Dice, Guti, Alex Celler, Werner Niedermeier gibi minimal müziğin sınır tanımayan isimleriyle ortaklaşa işlere imza attı. nd_baumecker kim? Yolu Almanya’da pek çok şehirden geçen Baumecker’in şu anki durağı Berlin. Deney alanı olarak tanımladığı dans pistini disco, house, techno, electro, pop ile coşturmayı başaran ND, partneri Sam Barker ile 2010 yılından beri birlikte müzik üretiyor. DearHead kim? Birlikte ilk kez 2009 !f Gökkuşağı Partisi’nde çalan, İstanbul müzik endüstrisinin başarılı iki ismi Bengi Ünsal ve Evrim Tüfekçioğlu bugüne dek festival ve kulüp etkinliklerinde çaldıkları büyüleyici setleriyle dans severlerin favori ismi haline geldi. Just D kim? İstanbul dans ortamlarının neşeli karakteri Duygu Dönmez nam-ı diğer Just D, eski-yeni en güzel house parçalarından oluşturduğu setleriyle dans pisti aşıklarının

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 42. İstanbul Müzik Festivali’nin biletleri 8 Şubat Cumartesi günü satışa çıkıyor.

42.müzik festivali

Klasik müzik hayatının öncü etkinliklerden İstanbulMüzik Festivali, bu yıl 42. kez müzikseverlere kapılarını açıyor. 31 Mayıs – 27 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek festivalde 800’e yakın yerli ve yabancı sanatçı ağırlanacak. 2 dünya ve 2 Türkiye prömiyerinin gerçekleşeceği 42. İstanbul Müzik Festivali’nde bu yıl, baroktan çağdaş müziğe uzanan bir yelpazede senfonik ve oda müziği konserleri, vokal performanslar ve resitaller ile Pazar Klasikleri’ni kapsayan toplam 26 etkinlik yer alacak.
42. İstanbul Müzik Festivali konserlerinin biletleri, 8 Şubat Cumartesi günü saat 10.00’dan itibaren;
Lale Kart sahipleri festival biletlerinde %20–25 oranındaki “Lale üyelerine özel indirim”lerden yararlanabiliyor. Tüm bilet alımlarında kredi kartı geçerli. Öğrenci biletleri ise İKSV gişesinden kimlik kartı gösterilerek satın alınabilecek. Festival biletleri festival süresince Aya İrini Müzesi’nde yer alan gişeden de alınabilir.
42. İstanbul Müzik Festivali program kitapçığı İKSV Ana Gişe’den ve Biletix satış noktalarından temin edilebilir.
Açılış Töreni ve Konserini İzlemek İsteyen Müzikseverler İçin
42. İstanbul Müzik Festivali’nin, 31 Mayıs Cumartesi akşamı Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilecek Açılış Töreni ve Konseri’nin biletleri Biletix ve İKSV Ana Gişe’den satın alınabilir.
Piyanist Gülsin Onay’a 42. İstanbul Müzik Festivali’nin “Onur Ödülü”nün takdim edileceği Açılış Töreni’nde ayrıca festival sponsorlarına ve katkıda bulunan kuruluşlara birer teşekkür plaketi sunulacak. Törenin ardından gerçekleştirilecek konserde, uluslararası yarışmalardan ödüllerle dönen başarılı genç viyolonselcimiz Dorukhan Doruk’a, şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusanİstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek. Orkestra onursal şefi Gürer Aykal yönetiminde, ayrıca festivalin teması olan “Doğanın Şarkısı”na gönderme yapan bir program seslendirecek.

Sizler için araştırdık ve bulduk Türklerin Avrupa’da hayranlık uyandırdığı yıllarda, Mehter Marşı’ndaki ritimden esinlenmiş  Mozart, 1783 yılında 11 numaralı la majör piyano sonatı’nın (K. 311) 3’üncü bölümünde “Ronda alla Turca” (Türk Marşı)’nı besteler.

“MOZART NEDEN TÜRK MARŞI BESTELEDİ?” haberimizi okumak için tıklayın… 


mozart

Bu beste halen, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm özel davetlerinin yanı sıra, ülke tanıtımında kullanılmaktadır.

Ludwig Van Beethoven’ın da Türk Marşı olarak eseri vardır. Turkish March Beethoven (part of Op. 113 No. 4): Die Ruinen von Athen (The Ruins of Athens)

Türk rap sanatçısı Ceza, sonatın üçüncü bölümüne 2012 yılında Türkçe söz yazdı ve parçaya bir klip çekildi.

Mozart Kimdir:

Wolfgang Amadeus Mozart Hayatı
Çarpıcı olaylarla dolu, acı ve hüznün her zaman neşeye dönüştürülerek yaşandığı kısa bir hayatın hikayesi ise şöyledir:

27 Ocak 1756′da Avusturya’da Salzburg şehrinde doğdu. 5 Aralık 1791′de Viyana’da öldü. Babası Leopold Mozart, Salzburg Başpiskoposluğu Saray Orkestrası’nda keman çalan, bir çok besteler ve keman için bir metod yazan bir müzikçiydi. Oğlu Wolfgang üç yaşına geldiği zaman kendisinden beş yaş büyük olan kız kardeşi Maria Anna (Nannerl)’ın çaldığı klavsen parçalarını belleğine yerleştirip kendi kendine çalmaya başlayınca ondaki mucizevi özelliği farketti, hele bir gün minik Wolfgang’ın eline geçirdiği bir nota kağıdına daha kullanmayı bile beceremediği kocaman tüy kalemle konçerto çiziktirdiğini görünce, ona ciddi olarak klavsen dersleri vermeye başladı.

Gerçekten de Wolfgang’ın iyi bir müzikçi olmak için doğuştan olağanüstü özellikleri vardı; kulağı bir kemanda bir notanın sekizde bir kadar akort düşüklüğünü farkedecek derecede hassastı ve çirkin seslere, gürültülere karşı tepkisi ise baygınlık geçirecek ölçüde şiddetlenebiliyordu.

Zaman geçtikçe Mozart’ın müzik yanında aritmetik ve resime de yeteneği olduğu ortaya çıkıyordu. Çevrede bu harika çocuğa karşı ilginin artması üzerine, babası bu erken doğan güneşten faydalanmak, çocuklarının sayesinde para ve şöhret sağlayabilmek için, oğlunu ve kızını yanına alarak Avrupa kentlerini dolaşmaya, konserler vermeye başladı. Wolfgang klavsen, keman ve org çalmadaki ustalığıyla, her şeyden fazla doğaçtan çalışlarıyla dinleyicilerini hayrette bırakıyordu. Müzik aletlerini çalmakta gösterdiği kolaylığa denk bir kolaylıkla beste de yapmaya başladı. Beş yaşında menuet, yedi yaşında konçerto ve sekiz yaşında senfoni meydana getirdi.

Yaşamının ilk on iki yılında babası ve kız kardeşi ile birlikte konserler vererek boydan boya dolaştığı Avrupa’da geçtikleri her kentte hayranlık ve ilgi topladı, saraylarda krallar ve kraliçeler önünde çaldı. Soylular, her defasında yeni bir eserle ortaya çıkan harika çocuk Wolfgang’ı dinlemek için yarıştılar, çağın ünlü ressamları Mozart’ların portre ve resimlerini yaptılar.

O günlerde Wolfgang’ı dinleyen ünlü düşünürler Voltaire ve Goethe, bu küçük çocuğun bir gün sanatının en büyük ustaları arasına katılacağından emin olduklarını söylediler.

On Dört yaşında iken, ilk opera eseri “Lucia Silla” Milano’da çalındığı zaman Mozart kendini opera sahnelerine de, üstelik operanın vatanı İtalya’da, kabul ettirmiş bulunuyordu. Papa tarafından kabul edilerek ona, o güne kadar sadece büyük ustalara layık görülen “Altın Mahmuz” nişanı ve şövalyelik beratı verildi.
Mozart, bilinci salt şarkı ve müzikten oluştuğu için kendisini o günlerdeki bu ihtişamlı olayların cazibesine kaptırmadı; sadece besteleri ile uğraştı, bu uğraşını durmadan inatla, ısrarla yürüttü.
Yirmi beş yaşına kadar rahat ve huzur görmeden o kentten bu kente dolaştı, han köşelerinde barındı, bazen yiyeceksiz kaldı, kar ve yağmur yağarken atlı yolcu arabalarında titreyip durdu. Bu meşakkatli yolculuklar esasen sağlıksız ve zayıf olan bünyesini oldukça yıprattı.

Mozart’ın hayret uyandırıcı; bir başka yönü de birbiri ardına geçirdiği tifo, çiçek ve mafsal romatizması gibi o zamana göre ölümcül olan hastalıkları atlatması, ama buna rağmen ürün vermeye devam etmesi ve keyfini hiç bozmamasıdır. Ablası Nannerl onun bu yolculuklarında “Ben ülkesini teftişe çıkan küçük bir kralım” diyerek kendince bir eğlence yarattğını, geçtikleri kasaba ve köylere bir takım uydurma adlar taktığını anlatır anılarında.

Sanat tarihinin bu eşsiz insanı çocukluk nedir bilmedi, Ölünceye dek kendi çocuk ruhuna bağlanıp kaldı. Bu nedenle Mozart yaşamı boyunca iyi ve saf karakteri yanında çocuksu neşe ve espri (mizah) anlayışını hep muhafaza etti.

Hayatın küçük zevklerinden tat almaya bayılırdı, ümitsizliğe düşmek harcı değildi. İnsanlarla beraber olmaktan ve onlarla neşeli konuşmalar yapmaktan hoşlanırdı. Bilardo oynamak, Türk kahvesi içmek ve dans etmek ona büyük keyifler verirdi.

Kariyeri, onur ve şan yönünden parlak biçimde sürmesine rağmen maddi durumunu düzeltmedi. Yaşamı boyunca sonu gelmeyen para sıkıntısı çekti. Ona övgüler yağdıran krallar bile hasis davrandılar. Sadece dersler vererek ve halk konserleriyle yetinerek hayatını kazanmaya çalıştı.

Mozart’ın otuz altı yaşını doldurmadan vakitsiz ölümünde çocukluğunda geçirdiği ağır hastalıkların ve yapılan yıpratıcı yolculukların etkisinin büyük olduğu kabul edilmektedir.

Cenazesi fakir cenazeler için uygulanan biçimde kaldırıldı. Mezarının nerede olduğu ise bilinmemektedir. Söylenenlere göre, Mozart’ın tanıdığı insanlar arasından sadece altı kişinin katıldığı katedraldeki cenaze duasından sonra bu küçük kafile şiddetli yağmur nedeniyle mezarlığa kadar tabuta eşlik edemeyince cenaze aceleye getirilerek dilenciler için ayrılan bir mezara gömüldü. En fenası, bütün araştırmalara rağmen bu mezarın yeri öğrenilemedi, tabutun nasıl olup ta sahipsiz kaldığı ise ölüm sebebi gibi hiç bir zaman anlaşılamadı.

 

Kaynak :[-]

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda bu yıl “Doğanın Şarkısı” temasıyla düzenlenecek 42. İstanbul Müzik Festivali, 31 Mayıs-27 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek.

Festival programı, düzenlenen toplantıyla açıklandı.

42.müzik festivali

Toplantıda konuşan İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak, “Doğanın Şarkısı” teması üzerine kurgulanan festivalde, doğanın sesinin sadece tematik eserler yoluyla değil, bu yıl ilk kez açık havada gerçekleştirilecek “Pazar Klasikleri” konserleriyle de müzikseverlere ulaştırılacağını söyledi.

Oymak, festivalde bu yıl, senfoni ve oda orkestraları, vokal müzik konserleri, oda müziği ve resitaller olmak üzere baroktan çağdaş müziğe uzanan toplam 26 etkinliğin yer alacağını ifade ederek, “Ayrıca, konser öncesi sohbetler, konser programı üzerine anlatılar da devam edecek. Bu yıl klasik müziği kapalı mekanlardan çıkararak açık havaya taşıyacağız. ‘Pazar Klasikleri’ başlığı altında İstanbul’un çeşitli mekanlarında ücretsiz konserler gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

Festivalin 2011’den bu yana, Türkiyeli ve yabancı bestecilere eser siparişi vererek, çağdaş müzik repertuvarını zenginleştirme yönünde önemli çalışmalar yaptığını anlatan Oymak, birçok festival ve orkestranın artık İstanbul Müzik Festivali’ni eser sipariş eden bir kurum olarak tanıdığını vurguladı.

Oymak, daha sonra festivalin, Güher ve Süher Pekinel ile İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in işbirliğinde hazırlanan afişini de tanıttı.

Borusan Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Borusan Kocabıyık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi de 2014’ün, hem Borusan hem de Borusan Kültür Sanat için büyük önem taşıdığını belirterek, holdinglerinin bu yıl kuruluşunun 70. yılını, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın da 15. yaşını kutladığını söyledi.

Sanatın birleştirici gücünün her zamankinden daha büyük önem taşıdığını düşündüklerini belirten Hamedi, “Borusan’ın toplumun kültür ve eğitim seviyesini yükseltmek adına doğrudan ya da dolaylı olarak gerçekleştirdiği çalışmaların sürekliliğini sağlayabilmek ve bu çalışmaların güzel meyvelerini alabilmek, kurucumuz Asım Kocabıyık’ın vizyonu ve Borusan’ın kurum felsefesinin özüne işleyen anlayışını devam ettirmeyi görev edinen biz ikinci kuşak için gurur verici. 2013 her açıdan ülkemiz için sınayıcı bir yıl oldu. Tüm bu toplumsal hareketliliğin içinden, birlik ve beraberlik duygusuyla farklılıkları hor görmeyen, aksine bunu kucaklayan bir anlayışla çıkmayı diliyoruz. Dileğimiz, festivalimizin bu önemli değerleri sanatla gündemimize başarıyla taşıması” ifadelerini kullandı.

Festival programı

42- İstanbul Müzik Festivali, 31 Mayıs’ta Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilecek açılış konseriyle başlayacak.

Konserde, uluslararası yarışmalardan ödüllerle dönen başarılı genç viyolonselci Dorukhan Doruk’a, şef Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşlik edecek.

sinfonia varsoviaFestival, Steven Isserlis, Isabelle van Keulen, Alexander Raskatov, Nelson Freire, Pepe Romero, Krzysztof Penderecki, Xavier de Maistre, Yuja Wang gibi isimler ile dünyanın önde gelen orkestralarından Sinfonia Varsovia ve Venezüella Teresa Carreno Gençlik Orkestrası’nın da aralarında bulunduğu 800’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak.

Programında senfoni ve oda orkestraları, vokal konserler, resitaller olmak üzere toplam 26 konserin yer aldığı festival, bu yıl farklı mekanlarda dinleyicilerle buluşacak.

Festivale, Burgazada Meydanı’nın yanı sıra Aya İrini Müzesi, Süreyya Operası, Surp Vortvots Vorodman Kilisesi, İş Sanat Kültür Merkezi, Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi ve Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall ev sahipliği yapacak. Festival bu yıl ayrıca “Pazar Klasikleri” başlıklı ücretsiz konserlerle Maçka Cumhuriyet Parkı, İstanbul Oyuncak Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi “Atlı Köşk” bahçesi ve Avusturya Kültür Ofisi bahçesi gibi mekanlarda da müzikseverlere ulaşacak.

Festivalin, 40. yılında ülke çapında genç yetenekleri keşfetmek ve teşvik etmek amacıyla başlattığı “İstanbul Müzik Festivali Genç Solistini Arıyor” projesi bu yıl piyano ana sanat dalında gerçekleştirilecek.

Proje kapsamında, ülke çapında yapılacak seçmeler sonucunda jüri tarafından belirlenen genç bir piyanist, festival kapsamında bir konser vermeye hak kazanacak.

Alexander Raskatov

Alexander Raskatov

Festivalde yer alan bir diğer önemli gençlik projesi ise El Sistema’nın kurucusu Jose Antonio Abreu’nun öncülüğünde başlayan Simon Bolivar Müzik Vakfı’nın orkestra eğitim programının en öne çıkan bileşenlerinden biri olan Venezüella Teresa Carreno Gençlik Orkestrası konseri olacak.

El Sistema’nın içinden yetişmiş yeteneklerden biri olan müzik direktörü Christian Vasquez’in yönetiminde festivale konuk olan 240 kişilik devasa orkestra, İstanbullularla buluşacak.

42- İstanbul Müzik Festivali’nde, 2014’te kutlanan Polonya-Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 600. yıl dönümü kutlamaları kültür programı çerçevesinde üç konser düzenlenecek.

Müzisyen Alexander Raskatov’un, festivalin siparişi üzerine bestelediği “Crying in the Wilderness” adlı yeni yapıtının dünya prömiyerinin yanı sıra Sinfonia Varsovia iki özel konser için festivalin konuğu olacak.

Sinfonia Varsovia, ilk konserde piyanist Piotr Anderszewski’ye eşlik ederken, ikinci konserde Krzysztof Penderecki’nin yönetiminde, bestecinin 2. Senfoni’sinin Türkiye prömiyerinin yanı sıra Julian Rachlin’in katılımıyla Mendelssohn’un keman konçertosunu seslendirecek.

“Yaşam Boyu Başarı” ve “Onur” ödülleri

42- İstanbul Müzik Festivali’nin “Onur Ödülü”, dünyanın önemli orkestraları ve seçkin şefleriyle sürdürdüğü müzik kariyeri ve aynı zamanda Ahmed Adnan Saygun’un eserlerinin dünyaya tanıtılmasına ve sevilmesine öncülük eden Gülsin Onay’a festivalin açılış töreninde takdim edilecek.

Festivalin “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” ise “yaşayan en büyük” orkestra şeflerinden biri olan Zubin Mehta’ya 21 Haziran’da Aya İrini Müzesi’nde verilecek.

Bitirmek üzere olduğumuz yılın şubat ayında Nusret İspir – Selen Akçora Klarnet İkilisi’yle başlayan Küçük Gece Müzikleri konser dizisi 26 Aralık Perşembe akşamı bir “sekizli” olan “Octagon” Üflemeli Çalgılar Topluluğu’nun konseriyle sona erdi. Pera Müzesi’nce düzenlenen, Mehmet Mestçi’nin sanat yönetmenliğini üstlendiği 2013 konserlerinin bir ayırıcı özelliği her ay “üye sayısı bir artan” bir topluluğu müzikseverlerle buluşturmaksa, ikinci ayırıcı özelliği Pera Müzesi’nin ikinci katındaki Sevgi ve Erdoğan Gönül Salonu’nda “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar”sergisinin ortasında yapılmasıydı. Çalınan yapıtların büyük çoğunluğunun tablolarda yansıtılan dönemlerin ürünü olması da, kuşkusuz, konsere ayrı bir boyut katıyordu.

Nusret_İspir-Selen Akçora

Küçük Gece Müzikleri 2013 konser dizisinin son konseri, İstanbul Devlet Senfoni, Borusan Filarmoni, Cumhurbaşkanlığı Senfoni ve Devlet Opera ve Balesi Orkestralarında çalan değerli sanatçıların kurduğu Octagon Üflemeli Çalgılar Topluluğu’nun ise ilk konseriydi. Sezai Kocabıyık (obua), Barkın Balık (obua), Ferhat Göksel (klarnet), Barış Yalçınkaya (klarnet), Cavit Karakoç (fagot), Sertaç Çevikkol (fagot), Cem Akçora (korno) ve Sadi Baruh’dan oluşan (korno) topluluk klasik Batı müziğinin iki büyük ustasının, Mozart ve Beethoven’ın büyük yapıtlarına oranla az çalınan birer yapıtını seslendirdiler.

Mozart’ın “serenattan çok üflemeliler için yazılmış bir senfoni” olarak tanımlanan KV 388 Do Minör Üflemeli Çalgılar için Serenad’ı da, Beethoven’ın “dönemin divertimentolarını geride bırakan bir divertimento olan ve bestecinin sonradan yaylı çalgılar beşlisine dönüştürdüğü” Op.103 Mi Bemol Majör Üflemeli Çalgılar için Sekizli’si de ustaca çalındı. Oda müziğinin güzelliğini yaşatan, keyifli bir konserdi.

Küçük Gece Müzikleri konserleri önümüzdeki yıl da sürecek. Ocak – Mayıs dönemi izlencesinde beş topluluk yer alıyor. 18 Ocak 2014’deki ilk konserde dinleyeceğimiz topluluk Nihan Atalay – Zeynep Keleşoğlu Flüt İkilisi. Konserler yine müzenin ikinci katındaki Sevgi ve Erdoğan Gönül Salonu’nda saat 19:00’da.

 

Garanti Caz Yeşili konserleri, 2014 yılında her ay, farklı bir mekanda cazseverleri buluşturuyor. Yeni yılın ilk durağı Nublu; Ocak ayında MOP MOP ve Nadéah’i hayranlarıyla bir araya getiriyor.

NadéahUzun yıllardır dans müziğinden caza uzanan geniş bir yelpazede üretim yapan İtalyan müzisyen, DJ ve prodüktör Andrea Benini’nin özel projesi MOP MOP, 10-11 Ocak tarihlerinde Nublu sahnesinde yerini alacak.

Caz, funk, latin ve postmodern İtalyan estetiği arasında oldukça özel bir yerde konumlandırılan grup; Woody Allen’ın “To Rome with Love” filminin müziğinde de yer aldı. Son albümleri “Isle of Magic”le bugüne kadarki çalışmalarından çok daha derin ve organik bir sound yakalayan grup, Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında İstanbullu hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

Nouvelle Vague’un solisti olarak ün kazanan Nadéah, Garanti Caz Yeşili konserleri kapsamında, 24-25 Ocak tarihlerinde Nublu sahnesinde olacak.

Annesinin plak koleksiyonu sayesinde Pink Floyd ve Led Zeppelin’i keşfederek rock müzik tutkunu oldu. Genç yaşlarda, vokalini geliştirmeye odaklandı. Leonard Cohen ve Tori Amos gibi isimlerden beslenerek, hayatın zorluklarını kaleme aldığı ve mizahi hikâyelerden beslenen şarkı sözleri yazdı.

Önce “Hollywood Mon Amour” projesine, sonra Nouvelle Vague’a solist olarak katıldı ve grubun 3. stüdyo albümünde yer aldı. Nadéah, kendi yaşam öyküsünden önemli ipuçları taşıyan ilk albümü “Venus Gets Even” ile dikkat çekiyor.

Her iki etkinlik için kapılar 22.00′de açılacak. Gecenin ilk seti 23.30′da, ikinci seti 01.00′de başlayacak. Etkinliğin giriş ücreti ise 40 TL.

ZETE

Kaynak :[-]

Türkiye’nin en büyük opera salonlarından birinin de içinde bulunduğu Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nin İnşaatı 8.748 metrekare kapalı alanı olacak. İçinde opera, konser, tiyatro ve uluslar arası konferans verilebilecek ana salonu da bulunuyor. Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde Ana Salon’da alt salonda ve üst salonda toplam 959 kişi opera ve konser izleyebilecek. Türkiye’deki en fazla izleyici kapasiteli salonlarından biri olacak.

bakırköy operabinası

Ayrıca sahnenin önündeki orkestra çukuru kapanabileceği için aynı salonda 1.026 kişi tiyatro,sinema ve konferansları takip edebilecek. Bu yolla opera ve konserlere nazaran 67 kişi kapasite artabilecek. 391 metrekare sahneye ve farklı aktiviteler için hareketli akustik sistemlerine sahip salonda ayrıca uluslar arası konferansların verilebilmesi için simultane tercüme odaları da bulunacak. 2013 Ekim ayında bitirilmesi planlanan Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde ayrıca dışarıda kalan izleyicilerin aktiviteleri izleyebilmesi için projeksiyon duvarı da konulacak. Merkezimizin dış cephesi de Bakırköy’e adını veren “BAKIR”ı temsil eden metalle kaplanacak. Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde opera binasının yanı sıra sergi salonu,yazlık sinema, su havuzları ve heykeller de bulunacak. Bakırköy Belediyesi Kültür Merkezi’nde 103 araçlık otopark’ta bulunacak.

BELEDİYEDEN YAPILAN AÇIKLAMA ŞU ŞEKİLDE

Tiyatroların kapatıldığı, Emek Sineması gibi simgeleşmiş sinema salonlarının yok edildiği, AKM’nin yıkılmaya terk edildiği, “bağzı” özel tiyatrolara yardımların kesildiği bugünlerde, tam da bu yapılanlara inat, İstanbul’da yeni bir sanat merkezi açılıyor: Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi… Bakırköy Belediyesi’nin gerçekleştirdiği sanat merkezinin açılışını  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yapacak.
Aynı zamanda yaşam merkezi olarak da kullanılacak olan kültür merkezinde sergi alanı ve bir müze de yer alacak. İKSV’nin bulunduğu Deniz Palas’ta yer alan Leyla Gencer Müzesi buraya aktırılacak. Opera danışmanlığını eski İstanbul Opera ve Balesi Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Yekta Kara’nın üstleneceği sanat merkezi 1054 kişilik…
Ön sırada engelliler için tekerlekli koltukların bulunduğu yapı, tüm engellilerin ulaşabilirliği düşünülerek inşa edilmiş. Engelliler için bina cephesine yapılan yürüme rampaları ile katlara bina dışından da ulaşım sağlanıyor. Ayrıca işitme engelliler için üst yazı ekranları da yer alıyor.
Bakırköy’ü sanatın merkezi haline getirmek istediğini söyleyen Bakırköy Belediye Başkanı  Erzen, “Bakırköy, operasıyla, tiyatrosuyla, konserleriyle hiçbir salonda olmayan imkânlarıyla sanatın merkezi olacak. sanat adına birçok şey yapıyoruz zaten. Açılacak opera sahnesinin akustiği muazzam. Isınması ve soğuması yerden yapıldı. Yurtdışındaki salonlar gibi. Devlet Opera ve Balesi’ni kapatmak isteyenlerin olduğu, sanata olan yardımların kesildiği böyle bir dönemde bir opera binası yapmak bizim için önemliydi” diyor.
Leyla Gencer’in konserlerinde çekilmiş fotoğraflarından bir sergi de açacaklarını söyleyen Erzen, Gencer’in bir belgeselini de hazırladıklarını belirtiyor, ama açılışta yer alacak etkinlikler için ipucu bile vermiyor, yalnızca herkesi büyük sürprizlerin beklediğini söylüyor.
Uluslararası Bale Yarışması ve Festivali’nin Leyla Gencer Opera Sanat Merkezi’nde yapılacağını belirten Erzen, “Bale için sahnenin üstünde başka bir malzeme olması gerekiyor. Biz de bakırköy opera binası 2bu malzemenin siparişini verdik Amerika’dan gelecek. Bakırköy’le ilgili hayallerim var; bazılarını gerçekleştirmeye başladım. Bakırköy Klasik Müzik Oda Orkestrası’nın şefi Elşad Bagirov’la bir filarmoni orkestrası oluşturuyoruz” diyor.
300 kişilik balkonuyla, mikrofonik ve canlı ses etkinliklerine yönelik her türlü akustik önlemin alındığı salonda opera, tiyatro, konser gibi etkinlikler gerçekleştirilebilecek. Sahnede, 24 metrelik sofit kulesi, dört farklı yükseklik istasyonuna sahip orkestra çukuru ve 400 metrekarelik döner sahne yer alıyor. Altı derslikli çocuk evi; iki amaca uygun olarak hizmet verecek. Hem çalışan anne babaların 3-6 yaş aralığındaki çocuklarına kreş hizmeti sunacak hem de gece Sanat Merkezi’nde yapılacak etkinliklere katılacak ailelerin, etkinlik boyunca çocuklarını bırakabilecekleri çocuk evi olarak hizmet verecek.
Salondaki etkinlikler binanın dış cephesine yerleştirilen dev ekranda izlenebilecek. Bağımsız açık hava etkinliklerinin de düzenleneceği Sanat Merkezi’nin mimarı Cemal Mutlu, dev ekran sayesinde sanatın kapalı kapılar ardında kalmayacağını söylüyor.
Binanın girişinde Bihrat Mavitan ve Doç. Dr. Ümit Öztürk’ün yaptığı Leyla Gencer heykeli yer alıyor.

Kaynak :[-] Öznur Oğraş Çolak/Cumhuriye [

 

Akbank Sanat, 4-26 Aralık 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Akbank Sanat Caz Günleri ile dünyaca ünlü ustaları ve genç yetenekleri ağırlıyor.

23-Akbank-Caz-Festivali-2013

ERMAN DİRİKCAN

Erman Dirikcan

Yeni nesil Türk cazının en önemli temsilcilerinden biri olan genç müzisyen Erman Dirikcan, bas gitarda Boris Oud, davulda Friso van Wijck’dan oluşan Erman Dirikcan Trio’nun 04 Aralık 2013, Çarşamba günü gerçekleştirecekleri konserle başlayacak olan Akbank Sanat Caz Günleri, 10 Aralık 2013, Salı günü geleneksel İskandinav halk müziğini günümüz caz standartları içinde ustalıkla kullanan, gospel ve Karayip ritmleri ile cool cazı ve hatta funk’ı başarıyla harmanlayan Tord Gustavsen ile devam edecek.

Etkinlik kapsamında geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen JamZZ Genç Yetenekler Yarışması 2012’de “en iyi performans” ödülü sahibi Olgun Açar, 13 Aralık 2013, Cuma günü; Danimarka’nın caz divası Cæcilie Norby ve Kuzey cazının en önemli isimlerinden İsveçli Lars Danielsson, 18 Aralık 2013 Çarşamba günü ve yeni nesil caz müziğinin genç ve yetenekli ismi Uraz Kıvaner, 26 Aralık 203, Perşembe günü Akbank Sanat sahnesinde olacak.

CAZIN GENÇ YILDIZI “ERMAN DİRİKCAN” AKBANK SANAT‘TA

Son yılların en heyecan verici caz gitaristlerinden biri olarak kabul edilen ve yurtdışında yaptığı çalışmalarla yeni nesil Türk cazının en önemli temsilcilerinden biri olan genç müzisyen Erman Dirikcan, bas gitarda Boris Oud, davulda Friso van Wijck’dan oluşan Erman Dirikcan Trio ile 04 Aralık 2013, Çarşamba günü Akbank Sanat’ta unutulmaz bir müzik ziyafeti sunacak. Konserde, “Forces At Work” isimli yeni albümden parçalar, ayrıca sevilen caz standardlarından örnekler sunacak olan Erman Dirikcan Trio, 05 Aralık 2013, Perşembe günü düzenlenecek atölye çalışmasında ise birikimlerini müzikseverlerle paylaşacak ve merak ettikleri soruları yanıtlayacak.

Etkinlik: Konser– ERMAN DİRİKCAN TRİO
Erman Dirikcan, gitar, perdesiz gitar
Boris Oud, bas gitar
Friso van Wijck, davul

Tarih: 04 Aralık 2013, Çarşamba
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

Etkinlik: Masterclass– ERMAN DİRİKCAN TRİO
Tarih: 05 Aralık 2013, Perşembe
Saat: 15:00
Etkinlik ücretsizdir

TORD GUSTAVSEN

Tord GUTAVSEN

Olgun Açar

oLGUN açar

KUZEYDEN LİRİK BİR CAZ ŞAİRİ “TORD GUSTAVSEN”

Geleneksel İskandinav halk müziğini günümüz caz standartları içinde ustalıkla kullanan, gospel ve Karayip ritmleri ile cool cazı ve hatta funk’ı başarıyla harmanlayan Tord Gustavsen, 10 Aralık 2013, Salı günü Akbank Sanat’ta izleyenleri büyüleyecek.

Piyanoda Tord Gustavsen, saksofonda Tore Brunborg, kontrbasda Mats Eilertsen ve davulda Jarle Vespestad’dan oluşan Tord Gustavsen Quartet, 2012 yılında yayınlanan ve “2012’nin En İyi Norveç Caz Albümü” seçilen ve tüm dünyada büyük ilgi ile karşılanan The Well’in dünya turnesi kapsamında müzikseverlerle buluşacak.

Etkinlik: Konser– TORD GUSTAVSEN QUARTET
Tord Gustavsen, piyano
Tore Brunborg, saksofon
Mats Eilertsen, kontrbas
Jarle Vespestad, davul

Tarih: 10 Aralık 2013, Salı
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

“TIDES” AKBANK SANAT CAZ GÜNLERİ’NDE

Akbank Sanat Caz Günleri kapsamında sahne alan sanatçılardan biri de geçtiğimiz yıl JamZZ Genç Yetenekler Yarışması 2012’de “en iyi performans ödülü”nü kazanan Olgun Açar.

Davulda Olgun Açar, tenor saksafonda 2010 çıkışlı albümü “Barcelona” ile beğeni kazanan Tamer Temel, basta Türkiye’nin en önemli bas gitaristlerinden Volkan Topakoğlu ve piyanoda İstanbul’da yaşayan Fransız piyanist Jef Giansly’den oluşan TIDES, 13 Aralık 2013, Cuma günü izleyicilere keyifli bir müzik ziyafeti sunacak.

Etkinlik: Konser – TIDES
Olgun Açar, davul
Tamer Temel, tenor saksafon
Volkan Topakoğlu, bas
Jef Giansly, piyano

Tarih: 13 Aralık 2013, Cuma
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

İSKANDİNAV CAZININ USTA İSİMLERİ AKBANK SANAT CAZ GÜNLERİ’NDE

Geçtiğimiz yıl 22. Akbank Caz Festivali’nde “The Act Jubilee Night” konseri kapsamında müzik tutkunları ile buluşan ve büyük beğeni kazanan, Danimarka’nın caz divası Cæcilie Norby ve Kuzey cazının en önemli isimlerinden İsveçli Lars Danielsson, 18 Aralık 2013, Çarşamba günü Akbank Sanat sahnesinde müzikseverlerin karşısında olacak.

İpeksi ses rengi ve kusursuz yorumuyla dinleyicileri büyüleyen Cæcilie Norby ve enstrümanı kontrbasın sınırlarını yeniden çizen Lars Danielsson, Akbank Sanat için hazırladıkları özel bir konser programı ile cazseverlere unutulmaz bir performans sunacak. Cæcilie Norby ve Lars Danielsson aynı gün konser öncesi düzenlenecek atölye çalışmasında ise birikimlerini müzikseverlerle paylaşacak ve merak ettikleri soruları yanıtlayacak.

Etkinlik: Konser – CAEICILE NORBY & LARS DANIELSSON
Caecilie Norby, vokal
Lars Danielsson, kontrbas, çello
Tarih: 18 Aralık 2013, Çarşamba
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

Etkinlik: Masterclass– CAEICILE NORBY & LARS DANIELSSON
Tarih: 18 Aralık 2013, Çarşamba
Saat: 15:00
Etkinlik ücretsizdir

UrazKivaner

Uraz Kivaner

Akbak Sanat Caz Günleri, piyano çalış tekniğiyle Bill Evans, Oscar Peterson ve Ahmad Jamal’ı, vokaliyle ise Chet Baker’ı andıran yeni nesil caz müziğinin genç ve yetenekli ismi Uraz Kıvaner ile son buluyor. Soprano ve tenor saksofonda Engin Recepoğulları, piyanoda Uraz Kıvaner, kontrbasta Ozan Musluoğlu ve davulda Ferit Odman’dan oluşan Uraz Kıvaner Quartet, 26 Aralık 2013, Perşembe günü gerçekleştirecekleri konserlerinde Uraz Kıvaner’in Mart 2012’de yayınladığı ilk albümü “Pieces”dan parçaları ve sevilen caz standartlarını kendilerine has yorumlarıyla seslendirecek.

Etkinlik: Konser– URAZ KIVANER QUARTET
Engin Recepoğulları, Soprano & tenor saksofon
Uraz Kıvaner, piyano
Ozan Musluoğlu, kontrbas
Ferit Odman, davul
Tarih: 26 Aralık 2013, Perşembe
Saat: 20:00
Yer: Akbank Sanat

Her zaman olduğu gibi sanat eğitimin çocuklar üzerinde ne gibi etkileri olacağı konusunda yazı yazmak için kaynak arayışındayken aşağıda yayınladığımız yazıyı bulduk. Böyle güzel anlatılmış bir yazı varken alıntı yerine olduğu gibi yayınlamanın daha doğru olacağına inanıyoruz.

Sayın Doç.Dr.Ayşe Cakır İlhan*’a teşekkür ederiz.

perküsyon eğitimi ve çocuk

müzik ve çocuk             Çocukları okulöncesi kurumlarda eğitime başlamadan önce oyun oynarken izlersek onlarda var olan yaratıcılık potansiyellerini ne kadar bilinçsizce ve amaçsızca tükettiklerini görürüz. Yetişkinler onlara zaman ve uygun ortam sağlayabilirse çocuklara bu gizil güçlerini ortaya koyma olanağı tanırlar ve onların çevrelerini oyun yoluyla tanıdıklarını ve kendi iç dünyalarını yansıtan hikayeler uydurduklarını, heykeller yaptıklarını, köprüler, barajlar kurduklarını, evler inşa ettiklerini, resimler çizip boyadıklarını hemen fark ederler.

Okulöncesi eğitim kurumları çocuğun fiziksel ve duygusal gelişimine paralel eğitim veren ve vermesi gereken kurumlardır. Okulöncesi eğitiminin en önemli amaçlarından biri çocuğun yaratıcılığının geliştirilmesidir. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat eğitimi programlarının önemli bir yeri vardır. Yaratıcılığın geliştirilmesinde sanat programların hedef kitlenin gereksinimlerini doğrultusunda düzenlenmesi gerekmektedir.

çocuk gelişimi ve çocuk     Buna dayalı olarak okulöncesi çocuklar için düzenlenen sanat programları :

  •  Yaşantılara dayalı olmalı,
  • Uygulamaya olanak vermeli,
  • Sanatsal malzemeleri kullanacak beceri eğitimi sağlamalı,
  • Çocuğun estetik duyarlılığını geliştirmelidir.

Sanat Eğitiminin yukarıda sıralanan dört olmazsa olmaz koşulu okulöncesi sanat programının temel içeriğini oluşturur. Bu sıralanan koşullar birbirleri ile bağlantılı olmalarına karşın zaman zaman ağırlık birine veya ikisine verilebilir.

Çocuklar sanatsal çalışmalar yapmaya her zaman hazırdırlar. Resim, müzik, tiyatro, drama, dans v.b. sanat dalları çocuğun yaşantısında oyun alarak kendini göstermektedir. Sanat, oyunun bir parçası veya kendisi olarak çocuğun yaşamında hep önemli bir yere sahiptir.

Çocuklarla sanatsal çalışmalar yapabilmek için çevre, duyu, duyum, duygu , algı, algı alanı gibi önemli kavramların ne olduğu, ne işe yaradığı konusunda bilgi sahibi olunmalıdır.

çocuk ve anneÖğrenmenin gerçekleşmesinde beş duyunun farkında olunarak kullanılması, duyumsanan şeylerin doğru ve sağlıklı algılanması önemlidir. Bunun için çocuğun farklı alanlarda yaşantılar geçirmesi gerekir. Çünkü çocuk sanat yaparken (resim, heykel, drama, tiyatro, dans v.b.) daha çok günlük yaşantılarından –bir olaydan, bir nesneden, bir duygu ya da etkilendiği bir kişiden- yola çıkar. Çocuğun çevresini gözlemlemesi ve kişisel yaşantıları öğretmene belli bir birikim sağlar.

Küçük çocuklar duygusal anlamda aç gözlüdürler. Şekillerden ve ayrıntılardan etkilenirler. Yerde yürüyen bir böcek, eriyen buzdan damlayan su tanelerini hayretle izlerler. Bu nedenle büyük heyecan yaşatan bu ve benzeri yaşantılar yetişkinler tarafından desteklenmelidir. Yetişkinlerin rolü çocuğun ayrıntıları fark etmesine, zengin obje kavramı oluşturmasına ve bütün duyuları kullanmasına yardımcı olmaktır.

erken dönem sanat eğitimiÇocuklar bu ve benzeri yaşantılardan yola çıkarak sanatsal çalışmalar yaparlar. Örneğin bir resim çalışması için öncesinde bir konu saptanıp, konuşulup canlandırılmadıysa çocuklar şu soru ve sorunları dile getirirler.

* Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi.

  • Öğretmenim ne çizeyim?
  • Ne yapacağımı bilmiyorum.
  • Nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Bunun için saptanan konu önceden konuşulmalı, drama yolu ile canlandırılmalı, resim yaparken kullanılacak teknik hakkında bilgi verilmeli daha sonra resim yapmaya geçilmelidir. Öğretmen ya da yetişkin çocuğun sanatsal çalışmalar yapmasını desteklemeli ona cesaret vermelidir.

Bunun yanında çocuklar, sanat, sanatçı, sanatçıların yapıtları konusunda bilgilendirilmelidir.

  •  Sanat nedir?
  • Sanat niçin yapılır?
  • Sanat yapıtı nedir? gibi sorular çocuklara çok soyut gelebilir, onları şaşırtabilir.

Bu bilgilendirme 5-6 yaşlarda daha etkili olmaktadır. Çünkü 5-6 yaşına gelmiş bir çocuk sanatçıların nasıl değişik insan, hayvan veya nesne çizdikleri konusunu algılayabilir. Sanatçıların sanatlarını üretirken değişik malzemeler kullandıklarını gözlemleyebilir, öğrenebilir. Burada amaç çocuklara sanat tarihi öğretmek değil, onları zengin sanatsal mirasla tanıştırmaktır.

Sanat kültürün bir parçasıdır ve insanlık hakkında bilgi verir.

  • Onlar kimdiler?
  • Nasıl yaşadılar?
  • Neler giydiler?
  • Neler kullandılar?
  • Nasıl iletişim kurdular? v.b.

Sanatı ve sanatçıları tanıyarak büyüyen çocuklar, ayrıca farklı sanat akımlarını da tanıyabilirler, kendi algıları çerçevesinde bu bilgileri kullanabilirler. (gerçekçi sanat soyut sanat, gerçeküstü sanat, kavramsal sanat v.b.)

bele ve sanatSanat ve sanatçılarla tanışan çocuklar hem kendi ürettiklerini, hem de sanatçıların yapıtlarını bir anlamda eleştirmeyi öğrenebilirler. Yetiştiriciler, sanat eleştirisi konusunda çocukları yönlendirebilirler. Örneğin :

 Bu gördüğünüz nedir? (Resim, heykel, fotoğraf, halı.v.b.)

  • Ne gibi biçimsel özellikleri vardır? (büyük, yuvarlak, kare, yumuşak, katı v.b)
  • Nelerden yapılmıştır? (kağıt, boya, metal, kil, kumaş, mermer, tahta v.b)
  • Sanatçı burada ne anlatmaya çalışmıştır?
  • Bu çalışmayı nasıl anlatabilirsin?
  • Sana neler hissettiriyor? (mutluluk, komik, üzüntü, acı v.b.)
  • Bu yapıtı sevdiniz mi? Neden?

Buradaki amaç çocuklara sanatsal bir bakış açısı kazandırmak, yaratıcılığı ve estetik duyarlılığı geliştirmek ve kendi duygularını ifade etmeyi öğrenmektir.

Bilindiği gibi estetik güzelliğin bilmidir ve güzel olanla ilgilenir. Çocuklar güzellik arayışında duygularını ve bedenlerini kullanırlar. Gözleri görsel olarak sanatı araştırırken, kulaklar sesleri ve müzikleri dinleyebilir. Çocuklar sanatsal çalışmalara dokunabilir, güzel kokuları koklayabilir, yiyecekleri tadabilirler. Beden, dans ve hareket yoluyla kendilerini ifade edebilir. Böylece küçük yaştaki çocuğun beş duyusu erken dönemde güzele doğru, güzeli yeğleyecek bir yönde eğitilebilir.

resimle sanat adım adım4Çocuklara bu konuda hem zaman hem de ortam hazırlamak ve onlara fırsat vermek gerekir. Çevreleri estetik nesnelerle donatılmalı, bulundukları ortamlar kaotik, düzensiz, aşırı süslü değil, temiz, aydınlık ve renkli olmalıdır. Duyuları harekete geçirmeli, bakma, dinleme, dokunma, koklama ve tatma konularında onları kışkırtmalıdır. Çiçekler, bitkiler, hayvanlar, yumuşak yastıklar, sallanan sandalyeler, heykeller ortama öğretici ve estetik özellikler katarlar. Sergiler (doğal nesneler, kartpostallar, kolleksiyonlar, sanat kitapları, antikarlar, araç ve gereçler, makine parçaları, çömlekler, posta pulları, paralar v.b.) sanat merkezleri, dans alanları v.b. çocukların estetik imgeler, düşünceler, duygular yeni kavramlar üretmeleri için birer fırsat ortamlarıdır. Yarının estetik ortamıyla, zorlanmadan karşılaşabilecekleri ilk deneyim alanlarıdır.

Çocuklar, sanat merkezlerinde sergi açılışlarına, müze gezilerine, konserlere, performanslara katılabilirler. Sanatçılar (ressamlar, heykeltraşlar, müzisyenler, grafikerler v.b.) çocuklarla çalışarak onların yaşantı dünyalarını zenginleştirebilirler.

Sonuç olarak okulöncesinde sanat eğitimi çalışmaları yapılırken çocukların duygularını geliştirici ortamların önemsenmesi gereklidir. Duyumsama, sanatsal çalışmalar yapma, sanat hakkında bilgi sahibi olma, sanatçıları tanıma ve sanatçıların yöntemlerini öğrenme estetik yaşantılar için ön plana çıkmaktadır. Küçük çocuklar elbetteki sanat tarihçileri gibi eğitilemez, ama sanatçılar ve onların yapıtları ile tanışabilirler. Değişik sanat akımlarını tanıyarak bu doğrultuda çalışmalar yapabilirler. Sanatsal eleştiri konusunda da bilgilendirilebilirler.

Bu konuda yapılabilecek bazı çalışma örneklerini şöyle sıralayabiliriz :

* Bir sanat sergisi, müze veya tıpkı basım sergisi gezilebilir. Bu mekanlarda en fazla iki ya da üç ayrı sanat akımına ait çalışmalar, karşılaştırılabilir. Çocuklar farklı sanat akımlarına ait uygulamalı çalışmalar yapabilirler.

Örneğin belli bir çizim (bu insan, ağaç, ev, meyve v.b. olabilir) iki ya da üç farklı sanat akımında nasıl ele alınmış, akımlar arasında ne gibi farklar ve benzerlikler bulunmaktadır? gibi. Her sanatsal yapıt tek tek ele alınır, üzerinde konuşulur, drama yöntemleri ile canlandırılır, daha sonra uygulamalı çalışmalara geçilebilir.

* Bir sanatçıyla çocuklar tanıştırılabilir. Sanatçının çalıştığı, yaşadığı mekan, giyim tarzı, kokusu, duyguları (nasıl gülüyor, neye kızıyor v.b.) düşünceleri, çocuklara farklı bakış açıları kazandırabilir.

Amaç okulöncesi çocuğunun yaşantılarını, imge dünyasını olanaklar ölçüsünde ve zorlama yapmadan zenginleştirmektir. Sanat; duyu, duyum, duygu, algı eğitiminde vazgeçilmemesi gereken hem zevkli, hem eğlendirici, hem de öğretici, belki de en önemlisi çocuğun yaratıcılığını geliştirici olmazsa olmaz bir alandır.

Kaynak : Robert Schırrmacher. Art and Creative Develepment for Young Children. Çev: Suna Karaküçük Delmar Publishers İnc. New York. 1998

 

Kaynak :[-]

Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan Uluslararası Antalya Piyano Festivali Kasım’da başlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği, sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, Volkswagen ana sponsorluğunda 08 Kasım – 30 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek.

14-antalya-uluslararsı-piyano-festivaliFestivale bu yıl Grammy ödüllü sanatçı Michel Camilo, Vladimir Spivakov, Aziza Mustafa Zadeh gibi önemli isimler konuk olurken; piyano festivalinin siparişi üzerine Muhiddin Dürrüoğlu tarafından bestelenen “Anadolu’dan Sahneler”in de dünya prömiyeri yapılacak. Festivalde ayrıca Fazıl Say’ın Water –Su isimli piyano konçertosu ve Michel Camilo’nun “Piyano Konçertosu No: 1” isimli eseri de Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat sunacak olan festivalde, sahnedeki konserlerin yanı sıra halk konserleri ve öğrenciler ile sanatçıları biraraya getiren atölye çalışmaları da yer alıyor. “Şehirde Müzik Var” sloganı ile festival, 14’üncü yaşında da sanatseverlere unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak.

Fazil SAY-Naci-ÖZGÜÇ-Seranad BAGCAN

Fazil SAY-Naci-ÖZGÜÇ-Seranad BAGCAN

Festival açılışında Fazıl Say’ın yeni eseri “Water” ilk kez seslendirilecek

Festivalin bu yılki açılış konserinde ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın yeni eseri olan ve dünya prömiyeri İsviçre’de yapılan “Water” piyano konçertosu, Türkiye’de ilk kez seslendirilecek. Sanatçının piyano ve orkestra için bestelediği eserin prömiyerinde, sanatçıya şef Naci Özgüç yönetimindeki “Antalya Devlet Senfoni Orkestrası” eşlik edecek. Sanatçının suyun sakinliğini ve gücünü müzikle bir araya getirdiği eser; üç farklı bölümden oluşuyor. Eserin ilk bölümü olan “Mavi Su” dans eden, caz yapan, hüzünlenen, derinleşen sonsuz büyük denizi, ikinci bölümü olan “Siyah Su” gece vakti ay ışığı altında baykuş ve kurbağa seslerinin duyulduğu ormanda bir gölü, son bölüm olan “Yeşil Su” ise akarsuları anlatıyor. Konserin ikinci yarısında ise yine Say besteleri yer alıyor. Sanatçının “İlk Şarkılar” adını verdiği on farklı eser izleyici ile buluşurken, Say’ın piyanosuna solist Serenad Bağcan eşlik edecek. Fazıl Say’ın güçlü performansıyla gerçekleşecek açılış konserleri 08 Kasım Cuma ve 09 Kasım Cumartesi günü saat 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

Hollandalı kemancı, besteci, orkestra şefi ve Johann Strauss Orkestrası’nın kurucusu Andre Rieu, 29 Kasım’da İstanbul’da konser verecek.

Andre-RieuDünya müzik otoritelerince yüzyılın en önemli müzisyenlerinden biri olarak kabul edilen ve her birine 50-60 bin kişinin katıldığı konserlerinin biletleri aylar önce tükenen Andre Rieu, İstanbul’daki konserinde Sinan Erdem Spor Salonu’nda sevenleriyle buluşacak.

“Statlarda konser veren tek klasik müzik sanatçısı” olma özelliği taşıyan Rieu, bugüne kadar dünya müzik listelerinde 30 kez liste birinciliği, 355 Platin Albüm Ödülü, 35 milyon DVD satışı, 2012 dünyanın en çok satan erkek sanatçısı, 2009-2011 Yılın Tur Sanatçısı Top 10 gibi başarıları elinde tutuyor.

Rieu, Pollstar listelerinde de 2012 yılının en çok kazanan müzisyenler listesinde 12. sırada yer aldı.

Rieu hakkında

Andre Rieu, 1949’da Hollanda’nin Maastricht kentinde doğdu. Babası Limburg Senfoni Orkestrası’nda ve Leipzig Operası’nda şef olan sanatçının kardeşleri de müzisyen.

Babasından aldığı keman eğitiminin ardından, Lüttich, Maastricht ve Brüksel konservatuarlarında eğitimine devam eden sanatçı, on yıl boyunca Limburg Senfonu Orkestrası’nın üyesi oldu.

Franz Lehar’ın “Gold and Silver”ını icra eden bir salon grubuna katılması, Rieu’nun müzikal kariyerini bu yönde çizmesinde etkili oldu. Kendi salon orkestrası Maastricht Salon Orkestrası’nı 1978’de kuran sanatçı, 1987’ye kadar çalıştığı bu orkestrası ile albümler yayınladı.

Sanatçı, 1980’lerin başında kurduğu Maastricht Salon Orkestrası ile adını duyurdu.

Özellikle Strauss’un valslerine getirdiği yorumlarıyla “Waltz King” olarak adlandırılmaya başlanan Andre Rieu, 1987’e yılında Johann Stauss Orkestrası’nı kurdu ve başlarda on kişiden oluşan, bugün elliyi aşkın müzisyenin üyesi olduğu bu orkestra ile Strauss’un valslerini 19. yüzyıl ruhu ve atmosferi içerisinde icra ettiği gösterisini, dünyanın büyük kentlerinde sunmaya devam ediyor.

İstanbullu müzik severler için Fransa’dan yepyeni bir festival, ‘XXF- Very Very French’ 1 Kasım’da İstanbul’da başlıyor.

XXF- Very Very FrenchYeni nesil Fransız sanatçıları biraraya getirerek güncel Fransız müziği örneklerini sunacak Festival ‘XXF – Very Very French’, 1-15 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da başlıyor. Fransız Kültür Merkezi tarafından düzenlenen ve bu yıl ilki yapılacak festival kapsamında, farklı mekanlarda toplam 7 konser gerçekleşecek. XXF’in konser mekanları ise Babylon, Ghetto, Nublu İstanbul ve Salon İKSV.

Festivalde yaratıcılıkları ve özgünlükleriyle ünleri çoktan Fransa dışına taşmış yeni nesil Fransız müzisyenlerini ağırlayacak. Fransız Kültür Merkezi’nin girişimiyle düzenlenen ve müzikal güncelliği ile kaçırılmaması gereken Festival XXF – Very Very French, Country’den Caz’a, Funk’tan Indie Rock’a farklı müzik türlerini müzikseverlerle buluşturacak.

Festival, açılışını 1 Kasım Cuma akşamı Babylon’da Moriarty grubuyla yapacak. Müziğini country ve blues temelleri üzerine kuran Moriarty, vokalistleri Rosemary Standley’nin güçlü sesiyle sıradışı hikâyelerini Babylon’un sahnesinden anlatacak.

2 Kasım Cumartesi akşamı ise, Fransa’nın yeni serçesi Mesparrow, Salon İKSV’de sahne alacak. Soul, pop ve elektro müziği harmanlayarak harika bir karışım yaratan Mesparrow, festivalin bir diğer öne çıkan isimleri arasında.

Festival XXF – Very Very French, 8 Kasım Cuma ise Fransa’nın electro/hip hop sahnesinden iki önemli Fransız DJ’i enerji yüklü bir gecede Ghetto’da ağırlıyor: DJ Feadz ve Mr. Flash!

9 Kasım Cumartesi günü Nublu İstanbul’da “Filisrailli” Boogie Balagan ikilisi farklı dillerin içiçe geçtiği eğlenceli ve yüksek tempolu konserleri ile dinleyicileri sınırların olmadığı yepyeni bir dünyaya davet ediyor olacak.

13 Kasım Çarşamba akşamı ise avangard elektro sahnelerinin parlayan yıldızı Chapelier Fou nam-ı diğer Louis Warynski konseri Nublu İstanbul’da izlenebilir.

Festivalin bir diğer sürprizi 14 Kasım Perşembe akşamı Nublu İstanbul’da konser verecek indie müziğine Fransa’dan bir armağan, Poni Hoax grubu.

Günümüz Fransız müzik sahnesinin en göze çarpan temsilcileri arasında yer alan Electro Deluxe ise dilden dile dolaşan sahne performansıyla 15 Kasım Cuma akşamı Babylon’da XXF Very Very French Festivali’nin kapanışını yapacak.

Kaynak :[-]