kokteyl

kokteyl konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. kokteyl konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. kokteyl konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri kokteyl konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

capacity-resim-sergisi

capacity-resim-sergisiDünden bugüne Bakırköy resimlerinden oluşan ‘’Bakırköy – Makriköy ‘’ sergisi Bakırköylüler Derneğinin organizasyonu ile 29 Mayıs – 11 Haziran tarihleri arasında Capacity Kültür ve Sanat Galerisinde sergilenecek.

Küratörlüğünü Nermin Toy’un üstlendiği Bakırköylü sanatçıların eserlerinden oluşan sergi semt bilincini geliştirmenin ötesinde kültürel değerlerin sanat ile birlikte kalıcı olmasını hedefliyor.

Sergiye katılan sanatçılar; Ali Ergüder, Ayşegül Pekçelen, Çiğdem Güzer, Çiğdem Şenyürek, Emel Örs, Fatoş Çelikel, Hilal Zıllıoğlu, Hülya Gören, İlhan Eren, Müge Yeşilaltay, Meliha Erdiş, Nalan M. Alakent, Nazife Sefer, Nermin Toy, Sabriye Şeker, Ünsal Durukan.

Capacity Sanat Galerisinin ev sahipliğini yaptığı sergi 2.katta yer alacak. 29 Mayıs’ta saat: 17.00 de açılış kokteyli ile başlayacak sergiye tüm sanatseverler davetlidir.

büyükada-resim-sergisi

 

SAKÜDER-Uluslararası Sanat ve Sanatkarlar Topluluğu Kültür Derneği Kuruluşunun 10.yılında düzenlemiş olduğu “İstanbul Büyükada Sanat Buluşması Resim Sergisi” açılışı Büyükada Anadolu Kulübü Fuaye Salonu’nda 25 Temmuz 2015 saat 17:00’de kokteyl eşliğinde açılacak.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emir ve direktifleri ile 31 Ekim 1926 yılında kurulmuş olan Anadolu Kulübü Derneği aynı zamanda 1996 yılında Kamu Yararı Dernek Statüsü kazanmıştır.

 

 

 

arel-uniArel Üniversitesi akademisyenleri, Büyükçekmece Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi İbrahim Çallı Salonu’nda 24 Nisan – 06 Mayıs 2015 tarihleri arasında Arel’li akademisyenler başlığı altında bir karma sergi düzenliyor.

İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı öncülüğünde, Güzel Sanatlar Fakültesi (Grafik Tasarımı ve Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü) ve Meslek Yüksekokulu (Grafik Tasarımı ve Moda Tasarımı Programı) tam zamanlı öğretim elemanlarının ürettikleri eserleri ortak bir başlıkta bir araya getiren sergi, karşılıklı fikir ve sanat paylaşımını sağlamasını amaçlamasının yanı sıra; İstanbul Arel Üniversitesi ve Büyükçekmece Belediyesi arasında kurulmuş olan kültürel ve sanatsal ilişkileri güçlendirerek,  gelecekte Üniversite / Belediye işbirliğinde gerçekleştirilecek daha büyük projeler için bir adım oluşturmak niyetindeler.

Öğretim elemanlarının kişisel görsel dil ve tasarım anlayışları doğrultusunda oluşturdukları eserlerini izleyici ile buluşturacak olan sergi,   Sema Abakay, Candan Akpınar, Cihat Aral, Duygu Atalay, Murat Atukeren, M. Taragay Ayçe, Nesrin ÇEtiner, Evrim Demir, Pınar Eren, Selahattin Ganiz, Ahmet Öner Gezgin, Ahmet Süreyya Koçtürk, Bahattin Odabaşı, Erol Özden, F. Gülnur Özer, Mehmet Özet, Elif Sabancı, Ayten Sürür, Ecehan Toprak, Nilüfer Yeşilyurt, Vural Yıldırım, Simge Yücel’in katılımlarıyla gerçekleşecektir.

Sergi Tarih Aralığı: 24 Nisan- 06 Mayıs 2015

Açılış ve Kokteyl: 24 Nisan 2015, Cuma, Saat 18:00

Sergi Yeri: Büyükçekmece Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi İbrahim Çallı Salonu,
Büyükçekmece – İstanbul

NOT: Sergi, Pazar günleri dışında 09:00-17:00 saatleri arasında gezilebilir.

Kaynak: Medya

4 yıl önce başlatılan “KısaKes Kısa Film Festivali” bu yıl ilk kez uluslararası arenaya taşınıyor. 26-2728 Ocak’ta gerçekleşecek olan festivale dünyadan ilgi büyük.

altıoklar

Arya Su Altıoklar ve Derya Tezcanlı, idealist ve heyecanlı 2 genç sosyoloji öğrencisi. Arya, Mustafa Altıoklar’ın kızı. Dolayısıyla sinemanın içine doğmuş. Ortaokulda çektiği filmleri paylaşacak bir platform bulamayınca işe kendisi girişmiş. “Sinemaya meraklı gençlerin kendilerini ifade edecekleri bir ortam sağlamak istedim ve ‘Neden böyle bir şey yapmıyoruz’ diye düşünerek yola çıktım” diye anlatıyor. Arya’yla üniversitede tanışan Derya da bu fikri hemen sahiplenmiş ve ortaya “KısaKes” çıkmış. Arya ve Derya, 20 yaşında olmalarına rağmen müthiş bir özgüven ve hâkimiyetle anlatıyorlar KısaKes’i. 2010’dan bu yana gerçekleşen organizasyona bu yıl ilk kez tüm dünyadan üniversite öğrencileri katılacak. Jüri koltuğunda da yurtdışından 2 önemli sinemacı var: Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson ve Venedik Film Festivali ana seçicilerinden Paolo Bertolin. Arya Su ve Derya, 26-27-28 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek olan festivali anlattı.

Neden KısaKes gibi sert bir isim? Ödüller de Altın Makas, Gümüş Makas diye gidiyor…

kısa_kes_kısa_film

Arya: Bir gün dişlerimi fırçalarken aklıma geldi. Sonra festivalin adı ne olsa diye düşünürken önerdim, herkes “İyi fikir” deyince öyle kaldı.

İlk 2 haftada tüm dünyadan 280 başvuru olmuş. Muazzam bir sayı bu, bekliyor muydunuz?

Derya: Sadece New York’ta belli başlı birkaç okula afiş göndermiştik. Onun dışında bir mailing yaptık. Bir de Cannes Film Festivali’ndeki Türkiye çadırına katılmıştık. Oraya da haber saldık, katkısı olmuştur mutlaka. Yine de bu denli bir ilgi beklemiyorduk.

Arya: Aslında Cannes’a kısa filmle ilgili gözlem yapmaya gittik. Oradaki sistemi görmek çok işimize yaradı. Nasıl bir kurgu var, uluslararası bir festival nasıl yapılıyor epey fikir sahibi olduk. Üstüne bir de Altın Portakal’a gittik.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Berlin’de de gösterimler olacak. Neden Berlin?

Arya: Ana sponsorumuz Bahçeşehir Üniversitesi’nin Washington, Berlin dahil birçok yerde kampusu var. Berlin’de gösterim yapılması Enver Yücel hocamızın fikriydi. “Madem uluslararası bir şey yapıyorsunuz, diğer kampusları neden kullanmıyorsunuz” dedi. Enver Hoca’nın vizyonuna hepimiz hayranız zaten, muazzam bir insan. Berlin’le başladık, zamanla daha da açılacağız.

■ Jüri üyeleriniz de iddialı isimler.

Evet. Paolo Bertolin var. Hem sinema eleştirmeni hem de Venedik Film Festivali’nin ana seçicilerinden. Yapımcı ve Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson, Zeynep Özbatur Atakan ve Rezan Yeşilbaş ve Özge Özpirinççi de diğer jüri üyelerimiz.

Eskiden ödül olarak burs ve ekipman sağlıyormuşsunuz, bu sene festival uluslararası, nasıl ödüllendireceksiniz kazananları?

Ödül olarak dünyadan 13 öğrenciyi İstanbul’a getiriyoruz ve onları 1 hafta boyunca burada ağırlıyoruz. Zaten Bangladeş’ten tutun Meksika’ya kadar birçok yerden öğrenci gelecek.

‘Kısa film şiire yakın’

■ Neden “kısa” sizce?

Arya: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tahammül eşiğimiz çok düştü. Her şey anında olsun bitsin istiyoruz. Sinema salonuna girdiğimizde bile telefonla oynamadan, kafamız dağılmadan duramaz hale geldik maalesef. Bu nedenle kısa filmin, içinde bulunduğumuz dönemde daha fazla öne çıkacağına inanıyoruz. Öte yandan kısa filminizi istediğiniz şeyle çekebiliyorsunuz. İster cep telefonu kamerasıyla çekin ister profesyonel kamera kullanın, bunun bizim için bir önemi yok. Fikrin ne olduğu önemli bizim için.

Kısa filmlerin ticari kaygısı olmadığı için sanatsal yönleri ön plana çıkıyor sanki. Roman ve öykü farkı gibi, öykü daha can alıcıdır ya bazen.

Arya: Daha çok şiire yakın gibi geliyor bana. Derya: Bir fikri ne kadar kısa sürede anlatırsan o kadar değerli diye düşünüyorum. Arya: Anlatmak istediğinizi 90’a atıp anlatmak zorundasınız çünkü.

‘Herkes dünyayı kurtarma derdinde’

■ Festivale 87 ülkeden toplam 1389 başvuru yapıldı.

■ En çok ilgi gösteren ülkeler sırasıyla ABD, İngiltere ve İran. Türkiye 6. sırada.

■ Arya ve Derya’yı en çok şaşırtan aşk üzerine hiç film gönderilmemiş olması. Daha çok toplumsal olayları konu alan, biraz da karamsar filmler öne çıkıyor. “Bireye odaklanan film neredeyse yok, herkes dünyayı kurtarma derdinde” diyor Arya ve Derya.

Diğer etkinlikler

KısaKes kapsamında Yekta Kopan, Meltem Cumbul, David Wilkinson ve daha birçok önemli ismin katıldığı atölyeler ve söyleşiler düzenlenecek. Ayrıntılı bilgi için kisakes.org’u ziyaret edebilirsiniz.

Program

KısaKes, 26-27-28 Ocak’ta Saint Benoit Lisesi’nde başlıyor, 2. gün Bahçeşehir Üniversitesi’nde ve Ortaköy Kültür Merkezi’nde film seçkisi var. 3. gün ise Feriye Sineması’nda kapanış kokteyli ve ödül töreni gerçekleşecek.

 

Kaynak : Gizem Sevinç SELVİ, Haberturk.com

Los Angeles Fotoğraf Festivali (LAPF), Türkiye’yi temsil eden 100 eseri Amerikalı sanatseverlerle buluşturdu.

losangels turkiye sergisi

2014 yılı teması “Türkiye” olarak seçilen festivalde, jüri heyeti tarafından değerlendirilerek zorlu elemeyi geçen 100 fotoğraf, Los Angeles Downtown Hatakeyama Galeri’de sergilenmeye hak kazandı.

Anadolu’nun dört bir yanından fotoğraf sanatına gönül vermiş amatör ve profesyonel fotoğrafçının katıldığı projede, dünyaca ünlü fotoğrafçılar Roberto Ysais, Vern Evans, Türk fotoğraf sanatçısı Mert Türkoğlu ve Pulitzer ödüllü Associated Press muhabiri Nick Ut jüri üyeliği yaptı.

Oyuncu Didem Erol’un sunumuyla gerçekleşen açılış kokteyline, Türkiye’nin Los Angeles BaşkonsolosuAydın Topçu, jüri üyeleri ile yazar ve sanatçılar katıldı.

Açılışta söz alan AP muhabiri Nick Ut, “Türkiye muhteşem bir buluşma noktası. Yüzlerce yıllık köklü tarihiyle farklı kültürleri içinde barındıran bir mozaiğe sahip. Böyle bir projede yer almaktan ve bu vesileyle Türkiye’yi daha yakın tanımaktan büyük mutlululuk duydum” dedi.

LAPF kurucuları Mert ve Elif Türkoğlu da yaptıkları açıklamada, festivale gösterilen yoğun ilgiden memnuniyet duyduklarını belirtti. İkili, sergiyi Los Angeles’tan sonra New York, San Francisco ve Chicago’ya da taşımayı hedeflediklerini ve sergilenen 100 fotoğraftan oluşan bir albümü Amerika’da yayımlamayı planladıklarını söyledi.

Mert Türkoğlu, “Uluslararası düzeyde bir marka olma yolunda ilerleyen LAPF, Türk fotoğrafçılarına uluslararası platformda kendilerini tanıtma imkanı sağlarken, sanatın evrenselliğinden yola çıkarak farklı kültürleri buluşturmayı ve ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmayı hedefliyor” dedi.

Anadolu kareleriyle şehir, insan, doğa ve obje üzerine kurgulanmış 100 fotoğraftan oluşan sergiyi, yaklaşık 15 bin kişinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Bugüne kadar Türk fotoğrafçılığı adına gerçekleştirilmiş en kapsamlı uluslararası sergi olan “LAPF Konsept Türkiye” Los Angeles’ın ardından, mayıs ayında İstanbul Kanyon Alışveriş Merkezi’nde Türk sanatseverlerle buluşacak.

Kaynak :[-]

sessiz sinemanın Şantaj filmi Piyanoyla Sese Kavuştu, Hakan A. Toker, Hitchcock’un az bilinen dokuz sessiz filminden biri olan “Şantaj”a piyanosuyla yaptığı doğaçlama müzikle ses verdi.

Blacmail-1929

Ankara Sinema Derneği’nce düzenlenen Gezici Festival’in Ankara ayağının açılışı 28 Kasım akşamı; Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde yapıldı.

Alfred HİTCHCOCKBu yıl 19’uncu yaşını kutlayan Gezici Festival’in açılış filmi olan Alfred Hitchcock’un sessiz filmi “Şantaj” (Blackmail) British Council işbirliği ile programda yer aldı.

Gösterim öncesi Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu, British Council Ülke Direktörü Margaret Jack ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul birer konuşma yaptı. Piyanist Hakan A. Toker de film gösterimi sırasında yapacağı müzik hakkında bilgi verdi. Toker; filmdeki oğlan, kız ve şantajcı adam için yaptığı toplamı 10 saniyelik ezgiciklerden örnekler vererek filmin akışı sırasında bu ezgicikleri doğaçlama olarak çalacağını belirtti.

Hakan A. Toker

Hakan Ali TOKER

İngiliz Film Enstitüsü’nün (BFI), “Hitchcock9 Projesi” kapsamında yenilediği Hitchcock’un az bilinen dokuz sessiz filminden biri olan 1929 yapımı “Şantaj”a; Hakan A.Toker’in (Sanatçı hakkında dahafazla bilgi için lütfen adına tıklayınız)piyanosuyla yaptığı doğaçlama müzik ses verdi.

İzleyiciler değişik bir deneyim yaşadıkları bu gösterime olan beğenilerini alkışlarıyla ifade etti. Gezici festival acılış gecesi kokteylle sona erdi.

Şantaj üzerine -sanal alem- notları

* Genç bir kız olan Alice, bir lokantada tanıştığı bir yabancıyla flört ettikten sonra Scotland Yard detektifi olan sevgilisi Frank ile tartışır ve yabancının kolunda oradan ayrılır. Adam, Alice’i resim stüdyosuna davet eder ve o da bu daveti kabul eder. Adam, stüdyoda Alice’e tecavüz etmeye kalkınca, kendini korumaya çalışan Alice ressamı öldürür. Aynı gece Alice’i binadan çıkarken gören birisi, Alice ve dedektif Frank’a şantaj yapar. Detektif Alice’nin katil olduğunu bilmekte ve bu gerçeği üstlerinden saklamaktadır. Şantajcı adam, tanık iken sanık durumuna düşer.

* Sessiz bir film olarak çekilen Şantaj, seslendirme ile yönetmenin ve “İngiltere’nin ilk sesli filmi” olarak sinema tarihine geçmiştir.

* Hitchcock, “Şantaj”da da ışık ve gölgeyle yarattığı gerilimi gündelik yaşamın bir parçası olarak kullanmış;  psikolojik saptamalara ve simgesel anlatımlara yer vermiş.

*Filmde –gösterilmeyen – tecavüz ve cinayetin sahnelerinin sinemasal ifadesi çok etkileyici.

* Her filminde kendine minik bir rol veren Hitchcock, bu filmde metroda gazete okurken küçük bir çocuk tarafından rahatsız edilen yolcu rolünde. (ŞD/HK)

Kaynak :[]  Şadiye DÖNÜMCÜ

 

 Rus kültürü vesanatını en iyi örnekleriyle Türkiye’de tanıtmak, iki ülkenin toplumları arasındaki dostluk ilişkilerini güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında”Rus dansları”, ”Russineması günleri”, sempozyumlar, tiyatro,edebiyat defilesi, ”Rus el sanatları panayırı” ve opera etkinlikleri yapılacak.

rus-halk-danslarıTürk-Rus Kültür Vakfı öncülüğünde, Türkiye ve Rusya kültür bakanlıklarının desteğiyle düzenlenen festival, “İgor Moiseyev”Devlet Akademik Asamblesi’nin 85 kişilik kadrosuyla sergileyeceği Rus halk dansları gösterisiyle açılacak.

Kapanış, Hakan AysevEvgeniya DushinaAsude Karayavuz veMnikolay Efremov’un Rusça ve Türkçe seslendireceği eserlerle yapılacak. Konsere, Rengim Gökmen’in şefliğinde CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek.

Festival kapsamında, Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde düzenlenecek fotoğraf sergisinde, Türkiye ve Rusya arasındakidiplomatik ilişkilere dair fotoğraflar sergilenecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında Sovyetler Birliği tarafından yapılan desteğe dikkat çekilecek.

St. Petersburg Dostoyevski Müzesi tarafından Dostoyevski veKahramanları” konulu teatral defilede, St. Petersburg’un çeşitlitiyatrolarında sahne alan 35 sanatçı, Dostoyevski’nin 24 romankarakterini canlandıracak. Sinemaseverler, Mimar Sinan ÜniversitesiSinema-TV Merkezi’nde gerçekleştirilecek “Rus SinemasıGünleri”nde 5 Rus filmi izleyecek ve 3 yönetmenle tanışacak. Rus yönetmenler Vladimir Menşov, Karen Şahnazarov ve Govoruhin, gösterimden önce seyircilerle sohbet edecek.
Festival kapsamında, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde Dostoyevski’nin “Yer Altından Notlar” adlı romanından festival için tiyatroya uyarlanan tek kişilik oyun sergilenecek.rus-festivali

İmam Adnan Sokak, Rus motifleriyle süslenecek

Taksim İmam Adnan Sokak’ta düzenlenecek “Rus El Sanatları Panayırı”nda, sokağın tamamı Rus motifleriyle süslenecek. 12 çadır ve bir podyumun yer alacağı panayırda, matruşka boyama, hohloma gibi sanatlar uygulamalı olarak gösterilecek.
“Dünya Eğitim Alanında Kültür ve Sanat Üniversiteleri” başlıklı uluslararası sempozyumda, çeşitli başlıklarda 5 oturum, 17 Nisan’da ise 5 master-class yapılacak. İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte ise üniversite öğrencileri, Rus edebiyatının klasiklerinden birini veya bir bölümünü 30-40 dakikalık tiyatro oyunu şeklinde sahneleyecek.

 

İstanbul’da Rusya ve Türkiye Kültür Bakanlıkları ile Türk Rus Kültür Vakfı’nın organizatörlüğünde 15-21 Nisan tarihlerinde “Rus Kültürü Festivali” düzenleniyor. Rus kültürü ve sanatını en iyi örnekleriyle Türkiye’de tanıtmayı, İstanbul’u ve Türk kültürünü Ruslarla buluşturmayı hedefleyen festival kapsamında birçok ünlü Rus sanatçı İstanbul’a gidecek.

Festivalin organizatörleri arasında Rusya Federasyonu’ndan St.Petersburg Yasama Meclisi ve Tataristan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Rusya Parlementosu Kültür Komitesi, Türk Rus Toplumsal Forumu, Türk Rus Kültür Vakfı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm bakanlığı, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi yer alıyor.

Festival Etkinlikleri:

Üniversiteliler arası tiyatro yarışması: Üniversite öğrencileri Rus edebiyatının klasiklerinden birini veya bir bölümünü 30-40 dakikalık bir tiyatro oyunu şeklinde sahneleyecekler. Yapılacak uyarlama genel ahlaki değerlere aykırı olamamalı, siyasi içerik taşımamalı, her hangi bir devlet veya millete yönelik aşağılayıcı ifade veya imalar taşımamalı. Değerlendirme profesyonellerden oluşan 5 kişilik bir jüri tarafından yapılacak. Dereceye giren yarışmacılara çeşitli ödüller verilecek.

TARİH: 4-7 Nisan 2013

YER: İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi

Fotoğraf sergisi: Türkiye ve Rusya arasındaki diplomatik ilişkilere dair fotoğraflar sergilenecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında SSCB tarafından yapılmış olan desteğe dikkat çekilecek. Fotoğraflar Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçiliği tarafından sağlanacak.

TARİH: 9- Nisan, 2013

YER: Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi

Festivalle ilgili basın toplantısı: Toplantı İstanbul Kongre Merkezi’nde, 15 Nisan 2013’te, saat 17.00’da yapılacak. Toplantıya katılacak isimler ve medya kuruluşları Nisan ayı başında netlik kazanacak.

Festivalin açılış kokteyli: Kokteyl bir senaryo çerçevesinde gerçekleşecek ve biri Rus biri Türk olmak üzere iki sunucu tarafından yönetilecek. Açılış kokteyline devlet erkanı, sanatçılar, akademisyenler, iş çevresinden her iki ülkenin önde gelen isimleri davet edilecek. Festivalin açılış konuşmaları 300 davetlinin katılacağı bu kokteylde yapılacak.

TARİH: 15 Nisan 2013 (saat 18.00-19.30)

YER: İstanbul Kongre Merkezi

Rus halk dansları gösterisi: İgor Moiseyev Devlet Akademik Ansamblesi sahne alacak ve Rus halk danslarından örnekler sunacak. Gösteriyi davetli misafirlerin yanı sıra biletli seyirciler de izleme şansı bulacak.

TARİH: 15 Nisan 2013 (başlama saati 20.00)

YER: İstanbul Kongre Merkezi, Harbiye Oditoryum

Rus el sanatları panayırı: Açık havada yapılacak olan panayırda hedef daha geniş halk kitlesini Rus el sanatlarıyla tanıştırmak. Sokağın tamamı kapatılarak Rus motifleriyle süslenecek. 12 çadır ve bir podyumun yer alacağı sokakta matryoşka boyama, hohloma gibi sanatlar uygulamalı olarak gösterilecek. İlgili sanatçılar Rusya’dan gelecek. Yasnaya Polyana Müzesi ve St.Petersburg Dostoyevski Müzesi de birer çadırda sunumlar yapacak. Podyumda ise Rus halk müziği konseri, “Dostoyevski Kahramanları” edebiyat defilesi, “Güneş Nemrut’tan Doğar” moda defilesi, halk dansları gösterisi yapılacak. Festival sponsorlarına panayır alanında kendi tanıtımlarını yapmak üzere birer stand verilecek. Panayır alanının güvenliğini Beyoğlu Belediyesi sağlayacak. Valilikten ek güvenlik tedbirleri talep edilecek. Panayır alanına giriş ücretsiz olacak.

TARİH: 15-21 Nisan 2013rusfestivali (saat 10.00-21.00)

YER: Taksim, İmam Adnan sokak

Rus sineması günleri: Festival boyunca sinemaseverler beş Rus filmi ve üç yönetmenle tanışacak. Sinema günlerine katılmak üzere İstanbul’a gelecek olan Vladimir Menşov, Karen Şahnazarov, Govoruhin filmlerden önce seyircilerle sohbet edecek, onların sorularını cevaplandıracak. Filmlerin gösterileceği mekanda Rus sineması afiş sergisi yapılacak.

TARİH: 15-19 Nisan 2013

YER: Mimar Sinan Üniversitesi Sinema-TV Merkezi

Sempozyum: Bu yıl yedincisi gerçekleşecek olan “Dünya Eğitim Alanında Kültür ve Sanat Üniversiteleri” uluslar arası sempozyumun konusu “Kültürler Arası İletişimde Avrasya Geleneği ve Modernite”. Sempozyumun inisiyatif sahibi Moskova Devlet Kültür ve Sanat Üniversitesi’nin Türkiye’deki partneri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi. 16 Nisan’da çeşitli başlıklarda 5 oturum, 17 Nisan’da ise 5 master-class yapılacak. Sempozyumun katılımcıları için T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı 18 Nisan’da İstanbul gezisi düzenleyecek. Sempozyuma çeşitli ülkelerden 120 akademisyenin katılımı beklenmekte. Sempozyumun koordinatörlüğünü MGUKİ adına İrina Silakova, MSGSÜ adına Prof. Ahmet Taşağıl yapmaktadır.

TARİH: 16-18 Nisan 2013

YER: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Tiyatro: Toplumun farklı kesimlerini çeşitli yollarla Rus kültürüyle tanıştırmayı hedefleyen Festival kapsamında “Yer Altından Notlar” tiyatro oyunu sahnelenecek. Eser Türk Rus Kültür Vakfı’nın siparişiyle Dostoyevski’nin aynı adlı romanından Festival için tiyatroya uyarlandı. Tek kişilik oyunun aktörü Nadir Sarıbacak, yönetmeni Celal Mordeniz. Davetlilerin yanı sıra biletli seyirciler de oyunu izleme imkanı bulacaklar.

TARİH: 16 Nisan 2013 (saat 20.00)

YER: DT Üsküdar Tekel Sahnesi

Rus halk müziği enstrümanları konseri : MGUKİ halk enstrümanları orkestrasından 25 kişi panayır alanında sahne alacak. Rus halk müziğinden ve şarkılarından örnekler sunacaklar.

TARİH: 16 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Edebiyat Defilesi: St.Petersburg Dostoyevski Müzesi tarafından “Dostoyevski ve Kahramanları” konulu teatral defile gerçekleştirilecek. Gösteride St.Petersburg’un çeşitli tiyatrolarında sahne alan 35 sanatçı yer alacak. İzleyiciler Dostoyevski’nin romanlarındaki kahramanları kendi dönemlerine ait kostümleriyle görme fırsatı bulacaklar. Etkinlik açık havada (panayır alanında), halka açık olarak yapılacak.

TARİH: 17 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Moda Defilesi: İstanbul Aydın Üniversitesi Moda Tasarım Bölümü tarafından hazırlanmış olan defile Anadolu medeniyetlerini konu almakta. “Güneş Nemrut’tan Doğar” defilesi canlı renk ve sıra dışı çizgileriyle izleyicileri eski Anadolu’ya götürecek. Defile turistik açıdan Nemrut’a dikkat çekmeyi hedeflemekte. Etkinlik halka açık yapılacak.

TARİH: 18 Nisan 2013 (12.00-13.00 ve 16.30-17.30)

YER: Taksim, İmam Adnan Sokak

Opera Konseri: Kıtaları birleştiren şehir İstanbul’da muhteşem bir buluşma gerçekleşecek. Rus Kültürü Festivali’nin kapanış konserinde operanın usta ismi Hakan Aysev, Rusya’nın pek çok ödül sahibi genç yıldızı Evgeniya Dushina, Türkiye’yi yurt dışında başarıyla temsil eden,İtalya’nın ünlü operası La Scala’da defalarca sahneye çıkmış olan Asude Karayavuz ve Moskova Çaykovski Devlet Konservatuarı Opera Tiyatrosu’nun başarılı sanatçısı Nikolay Efremov programlarıyla dinleyicileri şaşırtmaya hazırlanıyor. Konserde Rusça ve Türkçe eserler de seslendirilecek. Bu coşkulu konsere Rengim Gökmen’in şefliğinde CRR Senfoni Orkestrası eşlik edecek. Konseri davetlilerin yanı sıra biletli seyirciler de izleyebilecek.

TARİH: 19 Nisan 2013 (saat 20.00)

YER: Cemal Reşit Rey Konser Salonu

Detaylı bilgi için http://www.rusfestistanbul.org sitemize bakabilirsiniz.

29. Aydın Doğan Karikatür Yarışması’na 80 ülkeden 944 sanatçının, 2 bin 945 eserinin arasından dereceye girenler ve sergilenmeye layık görülenle Caddebostan Kültür Merkezi’nde açılan sergiyle görücüye çıktı.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde yer alan sergi gerçekleştirilen kokteyl ile sanat severlerle buluştu. Açılış törenine, Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, yarışmada eserleri ilk üç dereceye girenler ile başarı ödülüne layık görülen karikatüristler ve sanat severler katıldı.

Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, sergiyle ilgili yaptığı konuşmasında 29 yıldır bir yarışmayı sürdürebilmenin önemli bir kurumsallığı gösterdiğini belirterek, “Bunun arkasında ciddi bir çalışma var, disiplin var, bir vakfın gücü var. Biz bütün dünya çizerlerinin özgür ifade platformu olmaktan gurur duyuyoruz. Bizim bugüne kadar vakfımıza 70 bin tane karikatür geldi. Dünyanın dört bir yanından karikatürcülerle ilişkimiz var. Her yıl bu tekrarlanarak devam ediyor. Hepsiyle ayrı ayrı diyalog içerisindeyiz” diye konuştu.

ARŞİVİMİZDE 130’DAN FAZLA ÜLKEDEN KARİKATÜRCÜNÜN KARİKATÜRÜ VAR

Yarışmalara katılan karikatürleri web ortamına aktararak web müze kurduklarını ifade eden Fetvacı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bundan sonra yeniliklerle devam edeceğiz. Karikatürcülere daha başka olanaklar da hazırlamaya çalışıyoruz. Çalışmalarımızı bu yönde ilerletiyoruz, geliştiriyoruz. Bu sene bize 2945 karikatür geldi. Bunların elemesi çok zor oluyor. Jüri baya bir zorlanıyor. Çünkü çok kuvvetli çizgiler var. Gördüğünüz gibi 2 tane birinci çıktı. Jüride her sene dünyaca ünlü karikatüristler oluyor. Biz şöyle bir jüri kurmaya çalışıyoruz, her kıtayı temsil eden mutlaka birisi oluyor. Yani hem Asya’dan, Amerika’dan, Avrupa’dan Güney Amerika’dan Afrika’dan mutlaka birer temsilci olsun istiyoruz ve Türkiye’den birkaç temsilci oluyor. Türkiye’den bir de ön jürimiz var. Hepsi yoğun bir çalışma yapıyor. Baya bir tartışarak geliyorlar. Bu gördüğünüz karikatürlerin önünde de saatlerce konuştular düşündüler, gittiler geldiler bir daha baktılar bir daha not verdiler. Öyle çok da bir süreç olmuyor ama başka türlüsü de olamaz herhalde. Jürinin bize söylediği, gelenlerin bize söylediği bu yarışmanın dünyanın sayılı saygın yarışmalarından bir tanesi olması. Biliyorsunuz biz yarışma sırasında ülkelerin isimlerini ve imzalarını kapatıyoruz. Dolayısıyla hangi karikatürü kimin yaptığı belli değil en sonuna kadar. En sonunda kazananlar belli olunca isimleri açıyoruz, isimleri açıyoruz ondan sonra hangi ülke kazanmış hangi çizer kazanmış o zaman ortaya çıkıyor. Bu da bunun ne kadar titizlikle yaklaşıldığının bir başka göstergesi. Arşivimizde 130’dan fazla ülkeden karikatürcünün karikatürü var. Bu sene de 90’a yakın ülkeden 944 karikatürcü 2945 karikatürle katıldı. Her sene artıyor. Artması kadar bizim için kaliteli eserlerin gelmesi de önemli. Son yıllarda özellikle kalitede ciddi bir artış olduğu da bize ifade ediliyor. Biz de onun farkındayız. Bu da çok önemli tabi.”

TABİİ Kİ DÜNYA, BU SAVAŞ ORTAMINDA MİZAHLA GÜLÜMSEMEYLE DAHA GÜZEL OLACAK

Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hulusi Özocak ise Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’na katılan eserlerin ev sahipliğini yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Çünkü 29 yıl dile kolay. Karikatür gibi bir sanata akıl sanatının güzel ürünlerini hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli köşelerinde sergilemek cesaret ister. Hele de günümüzde birçok ayrılıkçı ayrıştırıcı politikaların olduğu yerde bu mizah, bu estetik, bu hoşgörün ev sahipliğini yapmak bize büyük gurur veriyor. Hatta biz Kadıköy’ü tabii ki kültürle, sanatla, eğitimle sağlıkla güzelleştiriyoruz. Yaşam kalitesiyle öne çıkıyor. Gördük ki bir şeyimiz eksik. Geçtiğimiz yıl bir karikatür evi açmaya karar verdik. Hemen belediyemizin yanındaki bir tarihi köşkü yine Türkiye çapındaki, semtimizdeki karikatürcülerimiz orada atölye olarak çalışmalarını yapacaklar, sergilerini yapabilecekler, konferanslarını verebilecekler. Çok güzel bir kompleks. Yerimiz hazır ancak yer anıt eser olduğu için bazı prosedürleri de bu anıtlar kurulu kısa sürede izin verir umarım. Bu sanata özellikle burada bugün birinci olan Türk yurttaşımız Amerika’da yaşıyor ama, onun espri anlayışına onun hoşgörüsüne bir katkı sunmak bizim için bunlara ev sahipliği yapmak çok hoştu. Tabii ki dünya, bu savaş ortamında mizahla gülümsemeyle daha güzel olacak. Onun için de bir çabamız bir umudumuz var olacak. Eğitim kısmı da olacak. Karikatürle uğraşan sanatçılarımıza orayı teslim edeceğiz. Çünkü bir çok sanatsal gönüllülerimiz var, çocuk ruh sağlığı merkezlerimiz var, bunun yanında yine karikatürcülerin yöneteceği hem eğitsel boyutuyla hem atölye çalışması boyutuyla hem de eserlerini taktim edecekleri alanlarıyla güzel bir merkez olacak” diye konuştu.

BU ÖDÜLÜ KAZANMAKTAN ÖTÜRÜ ONUR DUYUYORUM

Yarışmada birincilik ödülünü paylaşan İranlı sanatçı Javad Alizadeh, yarışmanın organizatörlerine teşekkür ederek, “Bu ödül benim için çok prestijli bir ödül. Bu ödülün benim için iki anlamı var. Birinci anlamı, Aydın Doğan Uluslararası Karikatür yarışmasının dünya çapındaki en iyi yarışmalardan biri olması. İkinci nedeni ise ben İranlı bir Türk’üm. Bu ödülü kazanmaktan ötürü onur duyuyorum. Özellikle birincilik ödülü almış olmaktan mutluluk duyuyorum. Dediğim gibi bu güzel festivali organize edenlere çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

DEMOKRASİNİN EN GÜZEL TEMEL ÖZELLİKLERİNDEN BİR DE ELEŞTİRİDİR

Yarışmada birincilik ödülünü kazanan diğer karikatür sanatçısı, Doğan Arslan ise, “Aydın Doğan karikatür yarışması benim için çok önemli. Özellikle sadece karikatürler değil genel sanatla uğraşan biri olarak. Çünkü karikatür sanatında en önemli özellik eleştiri sanatıdır. Böyle uluslararası bir yarışmada eleştiri sanatı hat safhadadır. Bu yarışmada bu en üst seviyededir. Demokrasinin en güzel temel özelliklerinden bir de eleştiridir. Demokrasinin güzelleşmesi ve serpilebilmesi için eleştirinin olması lazım. Dolayısıyla Aydın Doğan Karikatür Yarışması’nın burada demokrasiye ve eleştiriye katkı sağlıyor. Karikatür sanatı ve demokrasinin dolaylı bir ilişkisinin olduğuna inanıyorum. Bu benim için önemli. Bir sanatçı olarak dünyadaki gelişmeler hakkında fikirlerimi beyan etmek istediğimde bu tür kaliteli yarışmalara katılmak benim için zevktir. Bu yarışmadaki karikatürümde belirtmek istediğim, günümüzdeki Arap Baharı ve teknoloji. Bu iki noktanın, politika ve teknolojinin arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştım. Bu tür yarışmaların devam edebilmesi ve çoğalması, Türkiye’de eleştiri sanatını geliştirecek” diye konuştu.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde bulunan sergi, 23 Ekim 2012 tarihine kadar gezilebilecek.

 

Kaynak : [-]

Tür : Tiyatro
Etkinlik Tarihi : 13 Ekim 2012
Sanatçı : Sensation
Yer : Ataköy Atletizm Arena, İstanbul
Adres : Ataköy Atletizm Arena logo Ataköy Atletizm Arena Sinan Erdem Spor Salonu yanı ATAKÖY / İstanbul
Başlama : 21:45
Bitiş : 00:00
Detay : Dünyanın en büyük dans etkinliği nefes kesecek görsel şovuyla Türkiye’ye geliyor!

13 Ekim Cumartesi günü MC Gee’nin ev sahipliğinde house müziğin dev DJ’leri  Mr. White, Dennis Ferrer, Fedde le Grand & Deniz Koyu, Sunnery James & Ryan Marciano, Daniel Sanchez & Juan Sanchez Sensation için İstanbul’da!

House müziğin görsellik, akrobasi, sahne şovu, tiyatro ve koreografiyle buluştuğu benzersiz bir kapalı mekan dans etkinliği olan Sensation 13 Ekim 2012 Cumartesi günü Wicked Wonderland temasıyla Ataköy Atletizm Arena’da!

Eğlencenin başkenti Amsterdam’da 2000 yılından beri düzenlenen, 4 yıl üst üste ”Dünyanın En İyi Etkinliği“ ödülünü alan dünya üzerindeki tek etkinlik olan Sensation 13 Ekim Cumartesi gecesi Ataköy Atletizm Arena’yı herkesin beyaz giydiği dev bir gece kulübüne dönüştürecek!

One Colony organizasyonu, Virgin Radio ve Red Bull’un katkılarıyla Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek Sensation’da house müziğin önde gelen DJ’leri, 7 saat boyunca, “Alice in Wonderland”den tanıdığımız Alice’in hikayesini müzik, dans, koreografi ve görseller eşliğinde anlatacak. Sensation gecesi, bar servislerini verecek olan Türkiye’nin en iyi bar catering hizmet şirketi Alcoholoco’nun sürpriz kokteylleri ise geceye ayrı bir renk katacak!

Dünyadaki tüm Sensation’larda olduğu gibi İstanbul’da da şovun açılışını Mr. White yapacak. Daha sonra sahne alacak DJ’ler ve performans gösterdikleri bazı etkinlikler ise şu şekilde:

Dennis Ferrer: Sensation Amsterdam 2012, Sensation Belgrad 2012,  Mysteryland 2012
Deniz Koyu: Sensation Prag 2012, Sensation Bangkok 2012, Mysteryland 2012, Ultra Music Festival 2012
Fedde le Grand: Sensation Amsterdam 2011, Sensation Sao Paolo 2012, Sensation Seul 2012, Mysteryland 2012, Ultra Music Festival 2012
Sunnery James & Ryan Marciano: Sensation Amsterdam 2010, Sensation Barselona 2011, Sensation Belgrad 2012, Sensation Kaohsiung 2012, Ultra Music Festival 2012
Daniel Sanchez & Juan Sanchez: Sensation Amsterdam 2011, Sensation St. Petersburg 2012, Sensation Antwerp 2012, Mysteryland 2012

Ulaşım:

Gidiş: Katılımcıların Anadolu yakasından alana rahatça ulaşabilmeleri için, etkinlik saatine yakın Anadolu – Avrupa köprü geçiş yoğunluğu göz önünde bulundurularak, etkinlik günü Kadıköy ve Bostancı’dan hareketle varacakları Bakırköy İDO Deniz Otobüsü İskelesi’nden alana ring seferler düzenlenecektir. Avrupa yakasından ulaşım içinse Ataköy-Şirinevler tramvay ile metrobüs duraklarından yine ring seferler düzenlenecektir.

Dönüş:  Katılımcıların alandan rahatça dönebilmeleri için etkinlik alanından belirli bir saatten itibaren Kadıköy ve Mecidiyeköy’e düzenli ring seferler düzenlenecektir. Bunun yanı sıra havalimanı ve diğer çevre taksi duraklarından taksiler sürekli olarak alana yönlendirilecek, ek otobüs ve metrobüs seferleri de belediye tarafından sağlanacaktır.

– Standart Bilet: Standart kategorisi bilet sahipleri, istedikleri takdirde saha içerisinde ya da tribünlerde serbest dolaşım hakkına sahiptir. Aynı zamanda Arena dışarısında bulunan çadırlardaki aktivitelere ücretsiz erişim imkanları olacaktır.
– Deluxe Bilet: Tükendi
Deluxe kategorisi bilet sahipleri; ayrı giriş noktası, vestiyer hizmeti, geniş görüş açılı inşa edilmiş platformda şovu daha iyi izleyebilme, dışarıda bulunan özel çadır altında aktivite katılım-dinlenme, Deluxe Lounge’a geçiş imkânlarından ve ayrıcalıklı yeme-içme noktalarından faydalanabilecektir. Ayrıca, Deluxe Bilet sahipleri istedikleri takdirde saha içerisine giriş yapma hakkına da sahiptirler.

– Exclusive Masalar: Tükendi
En ayrıcalıklı hizmetin ve görüş açısının sunulacağı 6 – 8 kişilik kapasitelerde olan localar ile ilgili talepleriniz için iletişim detaylarınızı içeren bilgileri vip@onecolony.com.tr adresine gönderiniz. Taleplerinize en kısa zamanda cevap verilecektir. Exclusive masa sahipleri aldıkları hizmetlere ek olarak Deluxe ve Standart Bilet sahibi katılımcıların sahip olduğu tüm haklara da sahiptirler.

Detay için TIKLAYINIZ.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Ucube” olarak tanımlanan ve geçen yıl yıkılan “İnsanlık Anıtı”nın heykeltıraşı Mehmet Aksoy’un yeni sergisi bugün açılıyor. Aksoy sergi davetiyesinde “Kimse heykelden korkmasın” diyor

Mehmet Aksoy’un “Zamanın ve Mekânın Suretleri” adlı sergisi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi – Tophane- i Amire’de bu akşam açılıyor. Sergide sanatçının 1979’da yaptığı “Türkiye” adlı gebe kadın heykelinin dikkat çekmesi bekleniyor. Tophane-i Amire Kültür Merkezi ve Mimar Sinan ÜniversitesiOsman Hamdi salonlarında yer alan sergi, bu akşam saat 19.00’daki bir kokteylle sanatseverlerle buluşacak. 50 yıllık sanat yaşamında yaptığı 200’den fazla heykelden yalnızca 75’inin sergide yer alacağını belirten Aksoy “Heykel heybesi gibi bir adam olmuşum. Sergiyi gezenler 50 yıllık sanat geçmişim ve bu süreçte neler olmuş onu fark edecekler. Sanatsal bir hatırlatma olacak. Sergi aynı zamanda ülkede neler olduğunun sosyal politik geçmişimizin bir yansıması olacak” dedi. Aksoy’un sergisindeki “Türkiye” adlı heykel, başörtülü, çıplak ve hamile bir kadını tasvir ediyor. Aksoy, 1979 yılında yaptığı bu eseriyle ilgili olarak şöyle konuştu: “Türkiye adlı bu heykelimde umutlu bir ana var. Çocuğunu doğurmak istiyor. Bu kadın iyi güzel günlere gebe bir kadın. 12 Eylül’de düşük yaptırdılar ama yeniden gebe kaldı.”
‘HEYKELDEN UMUTLUYUM’ 
Sergide Kars’ta yıkılan “İnsanlık Anıtı”nın fotoğrafları da yer alacak. Sergiyi gezenlerin heykelin ucube olup olmadığına bir de fotoğraflardan bakarak karar vereceğini ifade eden Aksoy “O anıt artık tarih oldu. Ama umutsuz değilim. Heykelden çok umutluyum. İnsan olma yolunda bizim de, sanatın da, bir katkısı olduğuna inanıyorum. Yıkımla özgürlük alanına dokunulamaz. Beni hapse de koysan çakıl taşından, kâğıttan yine heykel yaparım” diye konuştu. Mehmet Aksoy, sergi için kaleme aldığı yazısında düşüncelerini “Kimse heykelden korkmasın, heykeli sevsinler istiyorum. Onun form dilinden bir şarkı gibi anlaşılmasını istiyorum. 50 yıldır yaptığım heykellerle belki bunu biraz başarabilmişimdir” diye ifade etti.

Kynk : http://haberturk.com  (Tülay ŞUBATLI)

Niyazi Toptoprak ve Sanatı Hakkında…

” Niyazi Toptoprak, 1950 yılında İstanbul’da doğdu. İlki 1969 yılında olmak üzere şimdiye değin 150 civarında kişisel resim sergisi açtı. Sayısız karma sergiye eser verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitiren sanatçı bazı ödüller ve mansiyonlar kazandı. Niyazi Toptoprak’ın özel, resmi ve yurtdışı koleksiyonlarda birçok eseri bulunmaktadır.

Ressam Niyazi, kendi üslubunu oluşturmuş sanatçılardandır. Öyle ki O’nun resmini imzasına bakmadan da tanıyabilirsiniz. Yağlı boya ve pastel malzemelerini büyük bir ustalıkla kullanır. Doğayı kendi üslubuna uydurur. Hayvan resimleri de yapar ama bunların arasında kediye özel bir yer vermiştir. Bir serginin davetiyesinde şöyle demektedir.

“Kedi resmi yapmamış ressam yoktur denebilir. Çünkü kedi, biçimi, devinimi, yetenekleri ve yetkinlikleri ile resim yapan birinin ilgisinden ve hayranlığından uzak kalamaz. Günlük yaşamını güzelliğin coşkusu ile zenginleştirebilen iyi insanlar için de bu böyledir.

Kedi kraldır. Kedi her zaman güzeldir; kristal bir kadehteki kırmızı şarabı bembeyaz masa örtüsüne devirirken de, ipek bir halıya işerken de, yalnız bir bilge gibi soyluca ölürken de. Görkem ve incelik bir arada olmayı en çok bir kedinin yanındayken sever. Kedi, güzelliğini tartışmaya kalkan sevimsizlerle alay bile etmez.

Kedi resimlerine ayırdığım bu sergimi, bir kedi aşığı olmanın ayrıcalığında gizli keyif ve kendini beğenmişlikle hazırladım. Biliyorum ki o da kendisini artistik ve majestik bir keyifle beğenmektedir. Ve majesteleri bunda çok haklıdır.”

Niyazi Toptoprak’ın hayvan figürlü resimlerinin dışında, stilize ağaçlar, iki boyutlu evler, yayvan ve hemen hemen simetrik tepelere sıkça rastlarsınız. Minyatüral bir istifleme göze çarpar. Kompozisyonlarında kullandığı tarımsal parselasyonlarda renk coşkusu doruğa çıkar. Toptoprak, geçişli yada kontrast renk ayrımlarıyla adeta gökyüzünü de parsellemektedir. Bu özelliği onun resminde, içinde ışık yanıyormuş gibi bir şeffaflık oluşturur.

Ressam Niyazi, kendi resminin gelişimi ve değişimi içinde hep kendi resmini yapar. Kendi olarak kalmayı istediği için de kimseye benzemez. Bu geleceğe yönelik bir tavırdır. Bu nedenle sanatçı, resmin libido enerjisi ile yapıldığı savındadır. Ona göre gelecekte de var olabilmenin enerjisi bu enerjiden başka bir şey değildir. Libido ortadan kalkarsa sanat eylemi de son bulur.

Gerçekte bu görkemli bir sav olmak yerine yalnızca mütevazı bir yaşam tutkusudur. Belki de ölüm korkusu(?). Rengi görmek, rengi görmeye devam ediyor olmanın heyecanını yaşamak, ama ille de yaşamak. Sanatçının yaşamı bitince de bu heyecanı başkalarına yaşatmayı sürdürmek. Yani kalmak. ”

Kaynak : Niyazi TOPTOPRAK  Facebook grubu