Şunun için etiket arşivi: Kök

 “WOMİST –  İstanbul Dünya Müzikleri Festivali”nin üçüncüsü 15 – 29 Kasım 2012 tarihleri arasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün Himayesinde, Pi Production  organizasyonu ile gerçekleştiriliyor.

Işıl ve Manuel Reina’nın birlikte kurduklari FLAMENCO REINA Grubu, izleyicisine sıcak,neşeli, dramatik Flamenco repertuari yanisira tutkulu Flamenco dansları da sunuyor. Her biri Flamenco sanatçısı olan 5 müzisyenden oluşan ekip, her gösterisinde farklı dinamiklerle Flamenco Sanatı’nın sınırlarını aşıyor. İspanya’nın sıcak Endülüs rüzgarlarını Türkiye topraklarında hissettirerek Flamenco Sanatı’na başka bir boyut katıyor.

Manuel Reina – Dan s ve Cajon

Isil Reina – Dans

Pico de Triana – Vokal

Alper Kargin – Gitar

Kerem  Can Ozpekel – Gitar

  • 16 Kasım 2012 20:00
  • İBB BAKIRKÖY CEM KARACA K.M.
  • Giriş Ücretsiz

 Sanat yönetmeni Özdem Petek, Womist’in amacının merkeze odaklı müzik konserlerini İstanbul halkının yararlanabileceği diğer semtlere yaymak olduğunu belirterek, Carla Pires ve Forabandit konserleri dışındaki tüm konserlerin ücretsiz yapılacağını açıkladı.

 Portekiz’in önde gelen fado yorumcularından biri olan Carla Pires,   15 Kasım akşamı Salon İKSV’de yer alacak “3. İstanbul Dünya Müzikleri Festivali”nin açılış konserinde, etkileyici alto sesi ve güçlü sahne performansı ile dinleyicilerine coşkulu bir ‘fado’ gecesi vaat ediyor. Portekiz gitarı, klasik gitar ve akustik bastan oluşan grubu eşliğinde şarkılarını söyleyen Pires, şarkılarındaki hüznü ve sevinci dinleyicilerine aktarmaktaki başarısı ile tanınan, günümüz fadosunun en seçkin temsilcilerinden biri.

16 Kasım Dünya Flamenco günü,  Manuel ve Işıl Reina’nın birlikte kurdukları Flamenco Reina Grubunun sıcak, neşeli, dramatik repertuarı ile kutlanacak. İspanya’nın sıcak Endülüs rüzgarlarını Türkiye topraklarına taşıyarak, Flamenco Sanatı’na başka bir boyut kazandıran topluluğun  konseri,  İBB Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde yer alacak.

Repertuarlarında Arnavut, Türk, Boşnak, Kosova, Makedon, Hırvat, Bulgar, Yunan müziklerini kucaklayan Kosova grubu Kuarteti Pentagram’ın, Funk-jazz, evergeen, klasik ve pop tarzında yorumladıkları eserleri, Anita Ahmeti’nin vokali eşliğinde, 21 Kasım İBB Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde izlenebilir.

Rajastan,  çingenelerin kalbinde kuşaktan kuşağa uzanan zengin ve ünlü müzikal mirasa sahip olan Hindistan’ın bir bölgesi. Dhoad Gypsy Band, Rajastan’ın benzersiz ritmik hızı ve karmaşıklığı içinde,  seyirciyi ve sanatçıyı bir trans halinde buluşturan müziğiyle, tutkulu ve unutulmaz bir deneyim yaşatacak.  Konser 27 Kasım  İBB Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde.

İran’lı Mahsa & Marjan Vahdat’ın müziğinin kökleri, klasik İran şarkı geleneğine uzanıyor. Mahsa, Tahran Üniversitesindeki öğreniminde ve geleneksel müziğin ustalarından aldığı özel derslerde özgün bir şarkı tekniği geliştirdi. Kardeşi Marjan Vahdat da, Mahsa ile aynı yıllarda müzik dünyasına adım attı. Minoo Mohebbi’den piyano, Maleki’den geleneksel İran şarkı tekniği, Romin Kakavanol ve Masoud Shoari’den setar dersleri aldı. Eşşiz bir yorum ve ses rengine sahip olan Mahsa ve Marjan Vahdat, 28 Kasım  İBB Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’ndeki konserlerinde dinleyicilerine mükemmel bir gece vaat ediyor.

 Forabandit,  Fransız, Türk ve İran’lı üç müzisyenin birlikteliğinden doğdu. Fransa’nın güneyi Oksitan dünyasının ozanlarının gazel geleneğine çağdaş bir bakış açısı kazandıran mandolin sanatçısı, şarkıcı Sam Karpenia ve gezgin ozanların temsilcisi Anadolu aşıklarının şarkılarını ölümsüzleştiren Ulaş Özdemir, geleneksel şarkıları yeni bir yorumla sunuyorlar. Bijan Chemirani’nin vurmalı çalgılarda çıkardığı acem ritmi ise, bu iki genç şairin bestelerine ahenk katıyor. Konser, 29 Kasım Fransız Kültür Merkezinde. Konser öncesi, saat 19’da sanatçıların katılacağı “Trubadur ve Aşıkların Dünyasında Şiir ve Müzik”  konulu bir söyleşi var.

 Bilgi için:  [email protected]

 

  3. WOMİST PROGRAMI

– 15 Kasım Perşembe      Salon İKSV

21.00                        Carla Pires “Fadolar” (Portekiz)

– 16 Kasım Cuma            İBB Bakırköy Cem Karaca K.M 

20.00                       “Dünya Flamenko Günü”

                                                  Flamenco Reina  (İspanya- Türkiye )

–  21 Kasım Çarşamba    İBB Kartal Bülent Ecevit K.M.

20.00                        Kuarteti Pentagram (Kosova)

– 27 Kasım Salı               İBB Kartal Bülent Ecevit K.M.

20.00                        Dhoad Gypsy Band  (Rajastan, Hindistan)

– 28 Kasım Çarşamba      İBB Bakırköy Cem Karaca K.M.

20.00                        Mahsa & Marjan Vahdat  (İran)

–  29 Kasım Perşembe      Fransız Kültür Merkezi

19.00                        Söyleşi : Forabandit

20.00                        “Forabandit”

                                                  Sam Karpienia, Bijan Chemirani, Ulaş Özdemir

(Fransa – İran – Türkiye)

 

“Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” projesinin yapıtları Siemens Sanat’ta.

Siemens Sanat’ta 04 Aralık 2012 tarihinde başlayacak olan “Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” sergisi, kıyı bölgeleri tüketim, turizm, ekonomik, politik, çevresel, kent planlaması, küresel politikalara bağlı olarak geliştirilen dış stratejiler için bir oyun alanı olarak kullanılırken, kıyı-kentsel yaşamın sürdürülebilirliğine yönelik gözlemler ve beklentileri bir tartışma alanına taşıyor.

Hollanda merkezli Satellietgroep’ın liderliğinde gerçekleştirilen, Karadeniz ve Kuzey Denizi’ne kıyısı olan ülkelerde sanatçıların, sinemacıların yeni yapıtlar geliştirebilmesi, var olan çalışmalarını değerlendirebilmeleri ve ortaya çıkan yapıtları üretildikleri yerlerde ve diğer ülkelerde sergilemeleri, benzeri projeleri yine işbirlikleri ile hayata geçirebilmelerine yönelik, araştırmaya dayalı programlar geliştirmeyi amaçlayan “Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” projesinin yapıtları Siemens Sanat’ta.

Xentrikarts (Bahanur Nasya & Yılmaz Vurucu), Maurice Bogaert, İmre Azem, Rüya Köksal & Aydın Kudu, Bram Vermeulen/VPRO, Rik Delhaas & Daimon Xantholoulos, Eliane Esther Bots, Aram Tanis & Jacolijn Verhoef, Barbara Hanlo, Fidan Ekiz, Henrik Lund Jorgenson (DK/SE)’un belgesel/video yapıtlarının yer aldığı sergi, 04 Aralık’tan itibaren Siemens Sanat’ta izleyicisiyle buluşuyor.

Küresel bir sorunun yerel sonuçlarını ve bu bağlamdaki süreci araştıran, mimari, sanat ve bilimi bir araya getiren “Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” projesi konuk sanatçı programlarını bir araştırma metodu olarak kullanıyor. Bu proje, yeni perspektifler üretmek amacıyla sanatçıların yerel ortaklarla alan çalışma yapmalarına, plan çıkarmalarına ve kıyı bölgelerindeki dönüşümlerin son durumunu araştırmalarına olanak sağlıyor. Proje, çeşitli sanatsal ve/veya bilimsel metodları kullanarak farklı kıyı bölgelerini, Karadeniz ve Kuzey Denizi çevresindeki ülkeleri, kentleri, oralarda yaşayanları, karşılaştırarak farklı bakış açılarını bir araya getirerek bir diyalog süreci başlatıyor.

Proje ortaklığını Avrupa Kültür Derneği’nin yaptığı, Sinopale (Uluslararası Sinop Bienali) kapsamında gerçekleştirilen “Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” projesi Türkiye Hollanda 400.Yıl programı içinde, Tandem – European Cultural Foundation, MitOst e.V., Centre for Cultural Management, Culture Action Europe, European Commisson (Culture), Robert Bosch Stiftung – SICA, Lahey Belediyesi, Haagse Brug, Stroom, İstanbul Hollanda Başkonsolosluğu, ECF and SfA desteğiyle gerçekleştiriliyor.

“Now Wakes the Sea/Deniz Artık Uyanıyor” sergisi, 04 Aralık 2012 – 25 Ocak 2013 tarihleri arasında, haftanın her günü 10.00 – 19.00 saatleri arasında Siemens Sanat’ta izlenebilir.

Uluslararası Sanatçı Filmleri, 20-25 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da Belleğin Kırılmaları, İlişkisel Bellek ve Tektipleşmebaşlıklı üç tematik gösterim programıyla izleyiciyle buluşuyor.

İstanbul Modern, güncel video, animasyon ve kısa filmleri dünyanın farklı köşelerine taşıyan Uluslararası Sanatçı Filmleri (Artists’ Film International) programını sunuyor. Dünyanın farklı bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla yürütülen gösterim programı, ortak kurumlar tarafından davet edilen 19 sanatçının güncel video, animasyon ve kısa filmlerinden oluşuyor.

Üç farklı başlıktan oluşan Uluslararası Sanatçı Filmleri özel gösterim programlarında Sefer Memişoğlu, Alejandro Cesarco, Corin Sworn, Nguyen Trinh Thi, Liu Chuang, Sriwhana Spong, Liu Chuang, Aleksandar Jestrovic Jamesdin, Aslı Çavuşoğlu, Camila Rocha, Karim Debbagh, Ben Hagari, Bengü Karaduman, Anetta Mona Chişa & Lucia Tkacova, Hatice Güleryüz,  Berat Işık ve Özlem Günyol & Mustafa Kunt’un çalışmaları yer alıyor.

2008 yılında Art in the Auditorium adıyla Londra’nın köklü sanat kurumu Whitechapel Gallery tarafından başlatılan projeye İstanbul Modern, geçmiş yıllarda İnci Eviner, Ergin Çavuşoğlu ve Ali Kazma’nın çalışmalarıyla katılmıştı.  Bu yıl dünyanın farklı  bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla gerçekleştirilen Uluslararası Sanatçı Filmleri için her ortak kendi ülkesinden bir sanatçının video, film veya animasyon çalışmasını seçti. Bu şekilde oluşturulan uluslararası video havuzu, yıl içinde ortak kurumlarda düzenlenen gösterim programları ya da sergilerle izleyiciyle buluşuyor.

Bu yıl Sefer Memişoğlu ve 2011 yapımı BREEZE adlı videosunu seçen İstanbul Modern, proje ortaklarından gelen çalışmalara ek olarak, Türkiye’den başka sanatçıların videolarına da programda yer verdi. Programın küratöryal çalışmasını İstanbul Modern’den Çelenk Bafra ve asistan küratör Senem Sekban yaptı. Ayrıca, 24 Kasım Cumartesi günü saat 16:00’da İstanbul Modern’in konuğu Sefer Memişoğlu’nun videolarının toplu gösterimi yapılacak ve sanatçıyla bir söyleşi düzenlenecek.

Uluslararası Sanatçı Filmleri programının 2012 yılı ortakları arasında, İstanbul Modern’in yanı sıra Whitechapel Gallery, Londra, İngiltere, GAMeC /Galleria d’Arte Moderna, Bergamo, İtalya, Fundacion Proa, Buenos Aires, Arjantin, Ballroom Marfa, Marfa, Texas, ABD, City Gallery Wellington, Wellington, Yeni Zelanda, San Art, Ho Chi Minh City, Vietnam, Para/Site, Hong Kong, Çin, Belgrade Cultural Centre, Belgrad, Sırbistan, Cinematheque de Tanger, Tangier, Fas, New Media Center, Haifa, İsrail, Neuer Berliner Kunstverein Video-Forum, Berlin, Almanya bulunuyor.

  Dubai’deki Emirates Tower Hotel’de yapılacak açık arttırmada, Türk sanatçıların eserleri binlerce dolarlık başlangıç fiyatıyla, sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Dünyanın önemli müzayede evlerinden biri olan Christie’s, Dubai’de düzenleyeceği müzayedesinde Türkiye’den sanatçılara da yer veriyor. Christie’s’in 23 ve 24 Ekim’de Dubai’deki Emirates Tower Hotel’de gerçekleştireceği Türk, Arap, İran Modern ve Çağdaş Sanat Müzayedesi’nde Ahmet Elhan, Azade Köker, Murat Germen, Ramazan Bayrakoğlu’nun da aralarında bulunduğu sanatçıların eserleri satışa sunulacak.
İlk bölümü 23 Ekim akşamı yapılacak olan müzayedeye Türkiye’den katılan önemli eserlerden biri, Ramazan Bayrakoğlu’nun “Sandra” isimli portre çalışması. Sanatçının pleksiglas üzerine endüstriyel akrilik boya ile boyayarak resmi fotoğrafa dönüştürdüğü çalışmasının müzayedeye çıkış fiyatı 30 bin ila 35 bin dolar arasında değişiyor.

Müzayedenin dikkat çeken bir diğer eseri ise Ahmet Elhan’a ait. Sanatçının 2011 tarihli “Yerler” serisinden “Mavi Oda” isimli çalışmasının tahmini satış değeri 50 bin – 80 bin dolar. Elhan, bu fotoğrafını, geniş bir alanın binlerce farklı açıdan çektiği fotoğrafların bir araya getirmesiyle oluşturdu.

Müzayedede ayrıca İrfan Önürmen’in “Gazze” sergisinden isimsiz eseri 30 bin – 40 bin dolar, Murat Germen’in puslu Dubai gökyüzünü tasvir ettiği “Bir Zamanlar Dubai”de isimli fotoğrafı ise 25 bin – 30 bin dolar fiyat aralığında satışa sunulacak.

Drama deyince genelde herkesin aklına ilk anda yaratıcı drama gelmektedir. Sadece gelmekle kalmayıp pek çok kurs ve benzeri eğitim kurumlarında drama eğitimini genel olarak tiyatro kökenli eğitmenlerin verdiğini görmekteyiz. Hatta bu durumun drama eğitimi almamış kişiler tarafından bile verildiğine zaman zaman şahit olmaktayız.

Atık Materyaldan Mum yapımı

Tiyatro eğitimine dahi “Drama Eğitimi” dendiğini de çoğu zaman duymaktayız. Elbette drama eğitiminde Tiyatro eğitimin bazı öğeleri kullanılmaktadır. Fakat drama eğitimi kesinlikle bir tiyatro eğitimi değildir.

Elbette çocuk ve ya veli çocukları için Tiyatro Eğitimi düşünüyorsa hedefi doğrultusunda bir kursa göndermelidir fakat drama eğitimi istiyorsa çocuk için Tiyatro Kursu istenilen faydayı sağlayamayacaktır.

Çocuğumuzu drama eğitimine göndereceksek kesinlikle tüm dallarda olduğu gibi drama konusunda da yeterli eğitim almış, bilgi ve tecrübe düzeyine sahip eğitmenler tercih edilmelidir. Bunun içinde eğitmenin yeterliliği kesinlikle incelenmelidir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında Bakırköy’de bulunan kurumumuzda artık yetkin, tecrübeli ve uzaman eğitmenliği kanıtlanmış sanat eğitimlerimiz ile tüm sanat dallarında Bakırköy, Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Halkalı toplu konutlar, Sefaköy, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı gibi semtler “Eğitici Drama” ile yaz sanat kampımız devam ediyor…

Aşağıda “Eğitici Drama” hakkında kısa bilgiler sunuyoruz. Bunların yanı sıra yaz kampı öğrencilerimiz ile hazırladığımız görselleri bulabilirsiniz.

EĞİTİCİ DRAMA NEDİR ?

Genel olarak “Eğitici Drama” bazen “Pedagojik Drama” olarak adlandırılmaktadır. Çocuğun hemen her konuda eğitiminde kullanılabilen teknikleri içeren bir yöntemdir. Bu açıdan bakıldığında Eğitici Drama diğer drama türlerinden (Psiko Drama ve Yaratıcı Drama)’dan farklılık taşımaktan öte ikisinden de belirli oranda faydalanır. . Çünkü eğitici drama, çocuğun psikolojik yapı ve psikolojik yaşantılar konusunda bilinçlenmesini de, özel bir yetenek olarakyaratıcılığı kazanmasını da amaçlar. Eğitici drama ile yaratıcıdrama arasındaki en önemli fark, eğitici dramanın amacınınoyun yaratmak olmaması ve çocukların konuya eğitim amaçlı olarak katılmalarıdır
Toplumların günün koşullarına uygun insan yetiştirme süreci olan eğitimin, içinde yaşanılan çağa ilişkin olarak o toplumda meydana gelen değişimlerden etkilenmemesi mümkün düşünülemez. Drama etkinlikleri gibi grup süreçleri yolu ile eğitim yaklaşımının, günümüzde tüm dünyada daha da önemsenmeye başlanması, kuşkusuz rastlantı değildir. Bu nedenle

Atık Materyalden Kolaj çalışması

özellikle günümüzde, toplumdaki bazı sosyal gelişmeler, drama yolu ile eğitime ağırlık verişmesinin gerekliliğini açıklama konusunda ele alınmaya değer görülmüştür.

Eğitimde Drama İlkeleri

  1. Eğitimde drama etkinliğinde ödül ya da ceza yoluna başvurulmaz. Sözel takdir aralıklı pekiştireç olarak verilir.
    b. Eğitimde drama çalışmaları asla bir oyuncu eğitimi olarak düşünülemez. Dolayısıyla bu çalışmalar, seyircilere oynanan bir temsil olarak hazırlanamaz. Dramanın oyuncuları aynı zamanda izleyicilerdir. Bu çalışmalarda izleyici bulundurulmaz. Bu çalışmalar sınıfta, holde, bahçede, kütüphanede, yemekhanede uygulanabilir. Çalışmalar sırasında özel bir mekân ve aksesuara ihtiyaç yoktur.
    c. Eğitimde drama çalışmasında öğrencinin ne söyleyeceği değil, neyi nasıl söyleyeceği anlam taşır. Drama bir analiz yöntemi değil, bir sentez yöntemidir. Öğrencinin bütün özgürlüğü de program amacı içinde bir özgürlüktür, ondan daha fazlası istenemez (Gönen ve Dalkılıç, 1999: 74).

Eğitici Dramanın Sağlayabileceği Yararlar

Yaratıcı oyun (drama), ana sınıfından ilköğretimin 8’inci sınıfına kadar her kademede, ortaöğretim ve hatta üniversitelerde (Okulöncesi, Sınıf, Türkçe ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliklerinde) kullanılabilecek bir öğrenme ve öğretme yöntemidir. Amaçlar, bilişsel alanın “bilgi, kavrama, uygulama, çözümleme, bireşim”; duyuşsal alanın “değer verme, örgütleme”; devinişsel alanın “duruma uydurma” basamağından birinde olması gerekir. Bu çalışmalarla öğrencilerin doyum sağlayacakları,

Atık Materyal ile Akvaryum yapımı

işbirliği yaparak öğrenecekleri, etkili ve empatik dinleme becerilerini kazanacakları söylenebilir (Güleryüz, 2002: 327).
Eğitici dramadan okulöncesi ve temel eğitim çağı çocuklarının eğitilmesinde elde edilebilecek yararlar, diğer bir deyişle gerçekleştirilmek istenen genel amaçlar şu maddeler altında toplanabilir (Önder, 1999: 71-83):
a. Çocukta yaratıcılığı ve hayal gücünü geliştirmesi,
b. Zihinsel kapasiteyi geliştirmesi,
c. Kendilik kavramının Gelişmesinde katkı,
d. Bağımsız düşünme ve karar verme,
e. Duyguların farkına varılması ve ifade edilmesi,
f. İletişim becerilerine olumlu katkı,
g. Sosyal farkındalığın artması ve problem çözme yeteneğinin gelişmesi,
h. Demokrasi eğitimine destek,
i. Grup içi süreçlere olumlu katkılar (arkadaşlık),
j. Öğretmenle çocuklar arasında olumlu ilişkilere katkı,
k. Genel öğrenci performansına olumlu etki.

 

Nar Sanat, Eğitici DRAMA Çalışması- Okyanustaki istiridye – Bakırköy

 

65. Cannes Film Festivali yarın akşamı Wes Anderson’un “Moonrise Kingdom” isimli filminin gösterimiyle başlıyor.

65.Cannes Film Festivali Afişi

Festival, Claude Miller’ın “Therese Desqueyroux” isimli filminin gösterimiyle 27 Mayıs’ta sona erecek.

Festivalde “Altın Palmiye” için 4 bin 300 film arasından seçilen 22 film yarışacak.
Başkanlığını İtalyan Nanni Moretti’nin üstleneceği bu yılki jüride Filistinli oyuncu ve yönetmen Hiam Abbass, İngiliz yönetmenAndrea Arnold, Fransız oyuncu Emmanuelle Devos, Alman oyuncuDiane Kruger, İngiliz oyuncu Ewan Mc Gregor, ABD’li yapımcıAlexander Payne, Haitili yönetmen ve yapımcı Raoul Peck yer alıyor.

Monnrise Kingdom Film Afişi

Festivalde 30’a yakın ülkeden 91 film gösterilecek. Festival her yıl olduğu gibi yıldızlar geçidine sahne olacak. Nicole Kidman, Brad Pitt, Bruce Willis gibi yıldızların “kırmızı halıdan” geçeceği festivalin bu yılki logosu 1962’de hayatını kaybeden Hollywood’un efsanevi oyuncusu Marilyn Monroe’un siyah beyaz fotoğrafı olacak.

Kısa metrajlı Türk filmi

Rezan Yeşilbaş

Bu yılki festival, Türk sineması için de ayrı bir önem taşıyan etkinliklere sahne olacak.
65. Cannes Film Festivalinde, kısa metrajlı filmler kategorisinde yarışacak eserler arasına Türk yönetmen Rezan Yeşilbaş‘ın “Sessiz”isimli filmi de yer alıyor. “Sessiz”, yarışmaya gönderilen 4 bin 500 film içinden jürinin seçtiği 10 kısa metrajlı film arasına girmeyi başardı.

Bu arada Fransa’daki Sinema Yönetmen ve Yapımcıları Derneği, festival sırasında 17 Mayıs’ta düzenlenecek bir etkinlikle yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a 2012 “Carossee d’or” sinema ödülünü takdim edecek. Ödül öncesi Ceylan’ın Fransa’da ve Avrupa’da tanınmasını sağlayan “Mayıs Sıkıntısı” filmi de gösterilecek.

Festivalde Türkiye açısından diğer önemli bir gelişmeyse, Türk kökenli Alman yönetmen Fatih Akın’ın “Polluting Paradise” isimli filminin, 18 Mayıs’ta yarışma dışı “özel gösterimler” bölümünde izleyiciyle buluşacak olması.
Festivalin önemli etkinlikleri

Ünlü Amerikalı sinema yönetmeni ve oyuncusu olan aynı zamanda siyasi kimliğiyle tanınan Sean Penn, Haiti’ye yapılacak bağışlarla ilgili düzenlenecek özel bir geceye katılmak üzere Cannes’a gelecek. Fransa’nın ünlü felsefecisi Bernard-Henri Levy, festival sırasında hazırladığı Libya konulu belgeselin gösterimi için festivale katılacak.

Festivalin ‘‘klasikler” bölümünde, yeni tekniklerle çekim kaliteleri düzeltilerek tekrar vizyona sokulan ”Bir Zamanlar Amerika” ve”Tess”in yeniden gösterimi için Robert De Niro, Roman Polanski ve Nastassja Kinski gibi yıldızlar yine Cannes’da olacak.

Ünlü kozmetik devi l’Oreal’in düzenlediği bir etkinlikte Jane Fonda da yine, festivalde boy gösterecek yıldızlar arasında yer alıyor.

Dünyanın en önemli sinema pazarı

Cannes film festivali, ”Altın Palmiye” ve yarışma dışı gösterilecek yeni filmlerin dışında, dünyanın en önemli sinema pazarı olma özelliği taşıyor.

Festival dolayısıyla kurulan 13 bin metrekare genişliğindeki sinema pazarına ise 100’ü aşkın ülkeden 10 bin kişinin katılması bekleniyor. Festival dolayısıyla kurulacak 600 stantta dünyanın dört bir yanından gelen filmler yeni pazarlar için ”görücüye çıkma” şansı bulacak.

Festivali, dünyanın dört bir yanından gelen 4 bin 600 gazetecinin takip etmesi bekleniyor. Festival dolayısıyla 73 bin olan Cannes kentinin nüfusu, iki hafta boyunca yaklaşık 200 bine çıkacak.
 

Dünya Kadınlar Gününde, Mardinli Nasra Kadın (Şimmes)’in yıllara dayalı işleri KOLEKSİYON Galeri’de!

‘’Mardinli Nasra Kadının yüreğinden kumaşa dökülen duygular, öyküler, hayaller, 150  yılı aşan bir sanatın günümüze uzanışını sergiliyor. Mezopotamya’nın gizemli, büyülü öyküleri binlerce yıla dayalı insanın ilk yerleşim geçmişinden kadının, sanatın hikayesi ‘’ Adanmış Bir Yaşam: Nasra Şimmes KOLEKSİYON Galeri’de!

600 yıl boyunca Mardin’e kök salmış, sanatıyla kanatlanıp dünyayı dolaşmış Süryani bir aile…Ressam, heykeltraş bir baba… Ve evin küçük kızı: Nasra.

1924 doğumlu Nasra Şimmes, bir asrı devirmek üzere olan ömrünü, aileden miras aldığı basmacılık (Kalıp Baskı) işine adamış bir sanatçı. Doğduğundan beri hiç terk etmediği Mezopotamya Ovası’na bakan taş ev, hem atölyesi hem yaşam alanı. İsveç, Amerika, Kanada, Mardin ve İstanbul’da yaşayan 5 çocuğu var  Ama o, yalnızca aşığı olduğu Mardin’de nefes alabiliyor.  Ona göre Mardin de, basma sanatı gibi medeniyetleri buluşturuyor; bu şehirde her renkten din, her ırktan dil var. Hiç okula gitmemiş Nasra Şimmes; ne Türkçe biliyor ne de okuma yazma… Ama sanatı, her dilde konuşuyor; herkese bir şey söylüyor.

Nasra Şimmes, babasından kalma ahşap kalıplar, 50 yıldır hiç değiştirmediği fırçalar ve kökboyalarla patiska bezlere motifler çizip boyuyor. İncil’den tasvirlerle süslü rengarenk soyut desenler, kilise perdesi, masa örtüsü, duvar süsü olarak bir Süryani geleneğini yaşatıyor. Büyük boydaki boyamalar için bazen aylarca kendini unutarak çalışıyor Nasra Şimmes. Mardin’den hiç ayrılmasa da, çizgileri Ortadoğu’da, Avrupa’da, Amerika’da birçok Süryani kilisesini süslüyor.

Dünya sanat tarihinin en kadim, en bilinen, en çok çalışılmış sahnelerini, kendinden önceki hiçbir yoruma benzemeyen bir şekilde resmetmek mümkün mü?

Nasra Şimmes, bunu yapıyor. Meryem Ana, İsa, Son Yemek, azizler, melekler, Mardin’in güvercinleri, Şahmaran… Nasra Şimmes’in fırçasında, figürler ürpertici bir sadelikle, Chagal’sı soyutlukta.  Orada bir kadının doğurganlığı, üretkenliği, duyarlılığı var. Kompoziyonları kendi kadar doğal, sıcak, samimi. Göz kamaştıracak canlılıktaki renklerinde, yaşama sevinci ve heyecan; şaşırtıcı bir yalınlık ve beklenmedik bir etki var. Evrensel simgeler, yerel, otantik, özgün bir yorumla ve incelikli soyutlamalarla bambaşka bir çehreye bürünüyor. Onun fırçasından, Anadolu damlıyor. Beyaz patiskaların üzerinde, medeniyetler buluşuyor, kucaklaşıyor, kaynaşıyor, söyleşiyor…  Nasra Şimmes’in işlerinde, Batı’nın mitolojik zenginliğiyle doğunun mistisizmi bir arada. Zorlamasız ve masumca.     Zamanın diliyle bir tasarımcı, bir sanatçı, bir zanaatkar… Ama o adının önüne tek sıfat koyuyor: “ İşleyen Nasra Şimmes.”

Koleksiyon, 40. Yıl buluşmalarının ikinci ayağında, sanatseverleri Nasra Şimmes’le tanışmaya davet ediyor. Şimmes’in dünyanın farklı coğrafyalarına dağılmış eserleri,  ‘’Kadın ve Sanat‘’ temalı bu özel seçki için, Koleksiyon Galeri’de 6 Mart’tan itibaren bir ay süre ile sergilenecek.

Yer : Koleksiyon Tarabya Merkez / Sergi Süresi  : 06 Mart -06 Nisan 2012 / Adres   : Hacıosman Bayırı, Cumhuriyet Mah. Bağlar Cad. No:35 Kefeliköy-Sarıyer 34457 İSTANBUL  / Tel:  0212 363 63 63

kaynak : http://sanat.milliyet.com.tr , http://www.turkishculture.org , http://www.suryaniler.com

 

 

Son yıllarda hayli sıkça duyduğumuz terimlerinden olan “Yaşam Koçluğu”, “Öğrenci Koçluğu”,Kariyer Koçluğu”gibi terimlerin ne anlama geldiğini merak edenleriniz olduğuna eminiz..Çünkü biz de bu konunun tam olarak ne olduğunu merak ettik…Ve araştırdık…

Koçluk kavramının aslında fikir olarak çokta yeni olmadığını söylemek mümkün. Ancak koçluk kavramının da yerli yersiz ve gerekli gereksiz kullanıldığını da söylemek gerekli..Oyuncu koçluğu,imaj koçluğu,alışveriş koçluğu gibi….Hatta koçluğu falcılığa indirgemek bile olası gözüküyorken,bunun çok önemli bir hata olacağını da hemen belirtelim…
Çünkü Coaching-Koçluk özellikle iş dünyasının itibar ettiği ve çok ciddi olarak başvurduğu bir gelişim aracı.
Uluslar arası bir araştırma gösteriyor ki koçluk için yatırılan 1 dolar,5,76 dolar olarak geri dönüyor…Bu da iş dünyasının koçluğu neden bu kadar etkin biçimde kullandıklarını açıklıyor…
Koçluk kişilerin potansiyeline odaklanan , bu potansiyelle çalışan bir sistemdir ve yönü olumluya,geleceğe ve istenene doğrudur.
Koçluk, bir insanın gelişmesine, yeni bir beceri, yetkinlik veya davranış öğrenmesine, kendisi için koyduğu hedeflere ulaşmasına veya bir problemini çözmesine destek olmaktır.
Kimler koç ile çalışır?
•    Yaşamında kendini sorgulayan ve daha iyiyi isteyenler
•    Kaynaklarının neler olduğunu bilmek isteyenler,
•    Liderlik yönünü geliştirmek isteyenler,
•    Motivasyonu hayatlarında hissetmek isteyenler,
•    Kariyer ve özel yaşamlarında vizyon oluşturmak isteyenler,
•    Başarı, mutluluk, huzur, para ve iç sesi dinleme kavramları üzerinde duran ve düşünenler,
•    Potansiyelinin ne olduğu bilmek isteyenler,
•    Hayatının en az bir boyutunda değişiklik ihtiyacı duyanlar,
•    Hayatıyla ilgili eyleme geçmek isteyenler,
•    Risk almayı sevenler,
•    İlerlemeyi sevenler,
•    Kendini keşfetmeyi sevenler
•    Yapmak isteyip de yapamadıkları için nedenini, nasılını sorgulayanlar,
•    Odaklanma sorunu yaşayanlar,
•    İlişkilerinde hep aynı sorunla karşı karşıya kalanlar,
•    Kariyer planlamalarında arayış içinde olanlar,
•    Müşterileri ile ilişki kurmada zorlananlar,
•    Elemanları ile çalışmakta veya anlamakta zorlananlar,
•    Hedeflerini büyütmek isteyenler,
•    İş sahipleri, profesyoneller, öğrenciler, girişimciler, ev kadınları, ebeveynler…
•    Hayatın tüm kesiminden kişiler bir koçla çalışabilir.

Bir koçla çalışmak isteyebileceğiniz gibi bir koç olmak da isteyebilirsiniz…
Bir koçla çalışmak için de doğru bir Koç bulmak gerekir..Koçluk  eğitim,birikim, beceri,deneyim bileşenlerinin sonrasında oluşan bir yetkinliktir.Bu yetkinliğe sahip olmak ise kolay ve sıradan değildir.
Yaşamınıza dair olumlu bir adım atmak isterken bunu en doğru biçimde yapmalı ve huzurlu olmalısınız. Bu nedenle koçluk hizmeti alırken seçici davranmanızı öneririz…
Koç olmak isterseniz ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
İşte bunun cevabı da aslında yukarıda verdiğimiz açıklamaların içinde gizli…
Koç olabilmek için mutlaka eğitim almak, kendinizi geliştirmek ve bu alanda yetkinleşmek durumundasınız. Ben koçum demek bu önemli işi hafife almak ve ciddiyetsiz davranmak olur…
Koçluk eğitimi almak isteyenler için de şöyle bir araştırma yaptık…
Hem eğitim kökenli, hem etik değerlere önem veren hem de farklı koçluk ekollerini harmanlamış bir eğitim programı sunan bir firmaya ulaştık sizin için…
http://www.iddanismanlik.net adresinden ayrıntılı bilgilere ulaşabilecek ve belki de en kısa zamanda koç olacaksınız…Hatta en kısa zaman 19 Şubat Cumartesi..
Unutmayın geleceğin meslekleri arasında sayılan koçluk hem maddi hem de manevi tatmin yarattığından koçluk yapan kişilerin kişisel tatmin düzeyleri oldukça yüksek olmaktadır…

Şunun için etiket arşivi: Kök

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi