Şunun için etiket arşivi: Kısa film

Belgesel tadınızı değiştirecek filmler

Yaygın belgesel algısını değiştirmek için yola çıkan DOCUMENTARIST, 1-6 Haziran tarihlerinde dopdolu bir programla seyirci karşısına çıkıyor. Belgeselin “ekşi ama bağımlılık yaratan” tadını erikle özdeşleştiren festival, bu yılki poster ve tanıtım filmlerinde ünlüleri erik yerken görüntüledi.

Documentarist

DOCUMENTARIST 5. İstanbul BelgeselGünleri, 1 – 6 Haziran’da altı mekana yayılan dopdolu bir programla 5. yaşını kutlamaya hazırlanıyor.

Belgesel sinemanın en nitelikli ürünlerini bir araya getiren seçkisiyle yaygın belgesel algısını değiştirmeyi hedefleyen festival, bu seneki görsel kampanyasını erik esprisi üzerine kurdu.

Eriğin “ekşi ama bağımlılık yaratan” tadını belgeselle özdeşleştiren festivalin tanıtım filmlerinde, sinemada patlamış mısırkültürüne karşı alternatif olarak erik sunuluyor.

Tanıtım filmlerinde Bülent Emin Yarar, Muhammet Uzuner, Tülin Özen, Türkü Turan, Ayça Damgacı, Derviş Zaim gibisinema ve tiyatro oyuncuları rol aldı.

Haziranda İstanbul’da belgesel konuşulacak

Bu yılki festivalin onur konuğu, yaşayan en önemli belgeselcilerden Heddy Honigmann. Filmlerinden oluşan kapsamlı bir retrospektifle ağırlanan yönetmen, gösterimlere katılıp soruları yanıtlayacak, ayrıca bir “sinema dersi” verecek.

Arap Dünyası’ndan, Kapı Komşumuz: Yunanistan, Belleğin İzinde, Müzik Belgeselleri gibi özel bölümlerin yer aldığı bu seneki programda Uluslararası Panorama başlığı altında son dönemin ödüllü belgesellerinden geniş bir seçki sunulacak. Türkiye’den ise, çoğunluğu genç yönetmenlerin filmlerinden oluşan 25 film yer alıyor.

Yurtdışından 30’dan fazla konuğun katılacağı festivalde, gerçeğin “eriğimsi” tadını andıran 90’a yakın film sunulacak. Festival haftası boyunca Hollandalı eğitmenlerle gerçekleştirilen Yaratıcı Belgesel Geliştirme Atölyesi başta olmak üzere, sinema dersi, panel, söyleşi, multimedia gösterisi gibi pek çok yan etkinlik düzenlenecek.

DOCUMENTARIST’in gösterim ve etkinlikleri, 1-6 Haziran 2012 tarihlerinde Akbank Sanat, Fransız Kültür Merkezi, Aynalı Geçit Etkinlik Mekanı, SALT Beyoğlu, SALT Galata ve Romen Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

Festivalin onur konuğu: Heddy Honigmann

Bugüne kadar belgesel sinemanın pek çok ustasını ağırlayan DOCUMENTARIST’in bu yılki onur konuğu çağımızın en önemli belgeselcilerinden olan Heddy Honigmann.

Lima’nın sokaklarını arşınlayan yoksul taksicinin hikâyesini anlatan “Metal ve Melankoli“,  Rioluların cinselliğe bakışını müthiş bir neşeyle yansıtan “O Amor Natural“,  Paris metrosunda müzik yaparak geçimini sürdüren göçmenlerin dünyasını anlatan “Yeraltı Orkestrası“, dünyanın pek çok çatışma bölgesinde BM Barış Gücü içinde görev yapmış askerlerin yaşadığı travmaları müzikten destek alarak aktaran “Crazy“,  kocalarını iç savaşta kaybetmiş Bosnalı kadınlarla empati kurmamızı sağlayan “İyi Koca, Sevgili Oğul” ve güçlülerin talan ettiği Peru’da, güçsüzlerin unutulmuşluğun zincirini kırma çabasını anlatan “El Olvido” gibi klasikleşmiş filmlerinin yer alacağı geniş kapsamlı bir retrospektifle İstanbul’da ağırlanacak olan yönetmen festivalde bir de sinema dersi verecek.

Dünyanın dört bir yanından en yeni belgeseller DOCUMENTARIST’te

Erik yiyen kedi

DOCUMENTARIST programında, onur konuğu Heddy Honigmann’ın retrospektifinin yanı sıra, dünyadan en yeni belgeselleri izleyiciyle buluşturacak olan “Uluslararası Panorama“, dünyanının gündemine oturan bir coğrafyayı daha yakından tanımaya yardımcı olacak filmlerin buluştuğu “Arap Dünyası: Değişim Rüzgârları“, komşumuzun içinden geçtiği zorlu sürece ayna tutan filmlerin ağırlıkta olduğu “Kapı Komşumuz: Yunanistan“, bellek ve belgesel sinema ilişkisini tartışılacağı “Belleğin İzinde“, müzikle sinemanın mutlu birlikteliğine örnek oluşturan filmlerden oluşan “Müzik Belgeselleri” ve Türkiyeli belgeselcilerin üretimlerini içeren “Türkiye Panorama” gibi bölüm başlıkları altında 90’a yakın belgesel gösterilecek.

DOCUMENTARIST 2012 programında Berlinale, Venedik, IDFA, Selanik, DOK Leipzig, CPH:DOX, Jihlava gibi festivallerden seçilen en yeni ve ödüllü filmlerin yanısıra, “Sınırın Ötesi” gibi klasikler de yerini alacak.

Meksika’dan Polonya’ya, Mısır’dan Lübnan’a, Yunanistan’dan Hollanda’ya dünyanın dört bir köşesinden çarpıcı belgesellerin yer aldığı “Uluslararası Panorama” bölümünde Anja Reiss’in yönettiği ve evlerini terk eden Süryanilerin yıllar sonra bölgeye dönüşlerini konu edinen “Aramilerin Dönüşü“, Frauke Sandig’in yönettiği ve vahşi kapitalizm karşısında yalnızca Mayalar’ın değil, bitkileri ve hayvanlarıyla tüm dünya ve tüm insanlığın yok olduğunu savunan “Gökyüzünün Kalbi, Dünyanın Kalbi“, Nocem Collado tarafından çekilen veAfganistan ve Nepal’de dul kalan kadınların ne gibi zorluklar yaşadığını konu alan “Yalnızlığın Haritası” öne çıkıyor.

Kriz sebebiyle son iki yıldır belgesel üretiminde patlama yaşanan Yunanistan’ın içinden geçtiği zorlu sürece ayna tutan filmlerin ağırlıkta olduğu “Kapı Komşumuz: Yunanistan” başlıklı bölümün öne çıkan filmleri arasında; Myrna Tsapa’nın yönettiği ve Mısır’da yaşayan Yunan kökenli yaşlı bir kadının yaşamından kesitleri anlatan “Katinoula“, Chyrysa Tzelepi ve Tania Hatzigeorgiou’nun yönettiği, çekimleri büyük zorluklar içinde beş yılda tamamlanan ve İmroz Adası’nın (Gökçeada) son kalan Rum sakinlerinin anlatılarını kaydetmeyi amaçlayan “25. Meridyen“, TV belgesel dizisi Docville 2011 için Yannis Misouridis’in çektiği, cinema verite tarzı diyebileceğimiz belgesellerden “280 Kostantinapolis Sk., Selanik“, Christos Georgiou’nun kamerasını Aralık 2008’de Atina’da yaşanan olaylarda polis kurşunuyla öldürülen 15 yaşındaki Alexandros Grigoropoulos’un yakın arkadaşının tanıklığında işsizlik, ekonomik bunalımı, eğitim sistemideki bozuklukları ve hükümet protestolarına çevirdiği “İsyanın Çocukları” ve Nikos Katsaounis ve Nina Maria Paschalidou’nun yönettiği ve yönetmenlerin Yunanistan’da yaşananları belgelemek için 14 fotoğrafçıyla birlikte çıktıkları bir yıllık yolculuğu anlatan “Kriz” yer alıyor.

Bellek ve belgesel ilişkisinin tartışmaya açılacağı “Belleğin İzinde” bölümünde ise, Angelika Levi’nin Nazi kıyımından kurtulan bir kadının hikâyesini konu eden “Hayatım, Bölüm 2” ve bir göçmenlik öyküsü anlatan “Absent-Present” filmleri öne çıkıyor. Levi, festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelerek, fimlerinde neden “Toplumsal Bellek” konusunu işlediğine dair bir sunum yapacak.

Dünyanının gündemine oturan Arap coğrafyasını daha yakından tanımaya yardımcı olacak filmlerin buluştuğu “Arap Dünyası: Değişim Rüzgârları” bölümünde Dahna Abourahme’nin yönettiği ve bir mülteci kampında kadınların dayanışmasını anlatan “Kadınlar Krallığı: Ein El Hilweh“, Soudade Kaadan’ın yönettiği, Şam’daki köklü ailelerin hayat tarzını masalsı bir dille anlatan “Şam Çatıları ve Cennet Bahçeleri“, Marcin Sauter’in yönettiği ve Arapların sözlü hikâye geleneğini anlatan “Hakawati” bulunuyor.

Türkiye’den 25 belgesel DOCUMENTARIST programında

DOCUMENTARIST, çok düşük bütçelerle ve zor koşullarda film üreten Türkiyeli belgeselcilere destek olmayı sürdürüyor. DOCUMENTARIST 2012 programında yer alan filmlerin 25’e yakını Türkiye’den belgeselcilerin son filmlerinden seçildi. Bu filmlerin üçte biri Türkiye’deki gündeme paralel olarak Kürt meselesi ve anadil konularını ele alıyor.

Türkiyeli belgeselcilerin filmlerini seyirciyle buluşturacak olan “Türkiye Panorama” bölümünün öne çıkan filmleri arasında Mizgin Müjde Arslan’ın ilk uzun metrajlı belgesel filmi olan ve İstanbul’dan Mahmur Mülteci Kampı’na uzanan bir yolculuk ile gerilla babasını arayan bir kadının öyküsünü anlatan “Ben Uçtum, Sen Kaldın“, yönetmenliğini Veli Kahraman’ın yaptığı ve Kırmancki dilinin yok olma sürecini konu eden “Anadilim Nerede?“, Murat Bayramoğlu’nun uzunca bir dönem yasaklanan, bilmenin faydadan çok zarar getireceği inancı yerleştirilen bir dilin, farklı kuşaklardaki taşıyıcıları arasında zora dayanarak ve başarıyla hayata geçirilmiş kopuşunun hikâyesini anlatan filmi “Türkçe Pekiyi“, Halil Fırat Yazar ve Metin Çelik’in yönettiği ve KCK operasyonlarını anlatan “Dengê Derî“, Bingöl Elmas’ın çocuk gelinler sorunsalını gözler önüne serdiği filmi “Oyun Evi“, Gülşah Doğan’ın kendi amcası Cemal ve yengesi Emine’nin aşkları üzerinden çocuk yaştaki evlilik konusuna değindiği filmi “Aşkın Kış Mevsimi“, Osman Şişman ve Özlem Sarıyıldız’ın yönettiği ve Erzurum Bağbaşı’ndaki HES inşaatına karşı senelerdir süren hukuki ve fiziki mücadeleyi anlatan “İşte Böyle“, Okan Avcı’nın yönettiği ve müzisyen Erkan Oğur’un sanat yolculuğunu anlatan “Telvin“, Bertan Başaran’ın Barbaros Erköse’nin hayatı üzerinden Türk müziğinin çeşitliliğinin ve eklektik yapısınının analinizi yapan filmi “Sensiz Yaşanmaz“, Angelika Brudniak & Cynthia Madansky’nin yönettiği, Türkiye’nin sekiz komşusunun sınırlarında geçen ve sınırın iki yanındaki insanları bölen ve birleştiren etmenleri ele alan “1+8“, Murat Erün’ün çektiği ve fiziksel engelli iki arkadaşın bir motosiklet ve ona takılı yolcu sepetiyle İstanbul’dan Muğla’ya yaptığı on üç günlük eğlenceli yolculuğu anlatan “800 Km Engelli“, Bülent Öztürk’ün depremden hemen sonra Van’a giderek çektiği filmi “Beklemek“, Evrehmu Baydemîr ‘in yazıp yönettiği ve iklim değişikliği nedeniyle kaybolan bağbozumu gelenekleri ve bağbozumu sırasında kullanılan kelimelerle birlikte Kirmanckî dilinin de silinmesini anlatan “Bağbozumu” bulunuyor.

Özel Gösterimler: “Theo Angelopoulos, Ö. Lütfi Akad ve Seyfi Teoman anısına”

DOCUMENTARIST, yakın dönemde kaybettiğimiz üç yönetmeni özel gösterimlerle anıyor.

Programda, sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden, geçtiğimiz aylarda bir motosiklet kazası sonucu kaybettiğimiz Theo Angelopoulos‘un anısına Nicos Lygouris’in yönettiği “Zamanın Tozu“, Türkiye sinemasının büyük ustası Ö. Lütfi Akad‘ın İstanbul üzerine çektiği “Dört Mevsim İstanbul‘” ve genç yaşta geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden yönetmen Seyfi Teoman‘ın ilk kısa filmi “Apartman” filmleri yer alıyor.

Yeni Yetenek Ödülü artık “JVDK” adıyla verilecek

Hollanda Başkonsolosluğu’nun desteğiyle 2010’dan beri yönetmenlerin ilk ve ikinci filmlerine verilen ve bu seneden itibaren belgesel tarihinin önemli ustalarından Johan van der Keuken (JVDK) adına verilecek olan Yeni Yetenek Ödülü de, üçüncü kez sahibini bulacak.

Festivalde yan etkinlik ve atölyeler

DOCUMENTARIST, festival haftası boyunca programdaki temalara ilişkin atölye, panel, söyleşi, multimedia gösterimi ve sergi gibi pek çok yan etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festivalde, Avrupa’daki saygın sinema okullarından Prag merkezli FAMU, öğrencilerinin ürettiği filmler ve konuklarıyla özel bir bölüme konuk olacak.

DOCUMENTARIST’in yerli ve yabancı belgeselciler için fikir platformu olma özelliği taşıyan, Hollanda’nın saygın belgeselcilerinden John Appel ve Jeroen Berkvens’in eğitmenliğinde düzenlenen ilk etabı mart ayında gerçekleştirilen Yaratıcı Belgesel Geliştirme Atölyesi’nin ikinci etabı 1-4 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşecek. Atölyede, Türkiye’den seçilerek geliştirilen 7 projeye uluslararası yapım olanakları yaratılmaya çalışılacak, atölye sonunda seçilecek iki proje Kasım ayında IDFAcademy’e davet edilecek.

DOCUMENTARIST ve Mode İstanbul işbiriliğiyle DocNext ağı kapsamında genç belgeselcilere yönelik interaktif bir belgesel atölyesi düzenlenecek. Hollanda Başkonsolosluğu, İstanbul Fransız Enstitüsü, Yunan Başkonsolosluğu, Dimitrie Cantemir Romen Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü, Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, SALT, Anadolu Kültür, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Hotel Armada, Zencefil, Picas Studio ve Avam Kahvesi desteğiyle gerçekleşen festivalin medya sponsorluğunu CNN TÜRK; tanıtım desteğini Birgün Gazetesi, Altyazı Sinema Dergisi, Yeni Film, Bianet, Zero İstanbul, Grizine, Fil’m Hafızası, Alternatif-İstanbul ve Filmlerim.com, Ekşi Sinema;  festival mobil uygulama desteğini ise Stüdyo Nord üstleniyor.

Ayrıntılı bilgi için: www.documentarist.org

K aynak : [-]

Festivalin konusu “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” oldu

2. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adem Sözüer’in öncülüğünde, Başakşehir Belediyesiişbirliğiyle düzenlenen adalet, sinema ilişkisini çok kapsamlı bir kültürel etkinlikle gündeme getirmeyi hedefleyen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin ikincisi 27 Eylül – 4 Ekim 2012 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşmek üzere hazırlıklarını sürdürüyor.

Geçen yıl “Darbeler” olan festivalin bu yılki teması, toplumumuzda ve dünyada en önemli sorunlardan biri olması nedeniyle, “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” olarak belirlendi. Festival geçen yıldan farklı olarak bu yıl iki uluslararası yarışma ile programını genişletiyor.

Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması: Festivalin ana teması olan “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” ile bağlantılı kısa filmlerin katılabileceği “Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması”, 01 Ocak 2011 tarihinden sonra çekilmiş tüm kısa filmleri bekliyor. Yarışma kapsamında oluşturulacak jüri kurulu tarafından belirlenecek en iyi kısa filme 6.000 Amerikan Doları para ödülü veriliyor.

Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması: Suç, ceza ve adalet ilişkili uzun metraj filmlerin katılabileceği yarışmaya 01 Ocak 2011 tarihinden sonra çekilmiş uzun metraj filmler başvurabiliyor. Yarışma kapsamında oluşturulacak jüri kurulu tarafından belirlenecek en iyi filme 20.000 Amerikan Doları para ödülü veriliyor.

Festivalin yarışmalı bölümlerine başvuruda bulunacak katılımcıların, internet sitesindeki başvuru formunu doldurarak, ön izleme kopyalarını en geç 16 Temmuz 2012 tarihine kadar festival merkezine ulaştırması gerekiyor.

Kaynaka : [-]

Beyoğlu Belediyesi, düzenlediği “Beyoğlu” konulu kısa film yarışması için, Beyoğlu’nu anlatan, teması Beyoğlu olan, Beyoğlu’nu mekan, oyuncu ya da konu olarak seçtiğiniz kısa filminizi bekliyor.

”Beyoğlu” Kısa Film Yarışması

Dereceye giren ve izlenmeye değer görülen kısa filmler, Kültürlerarası Sanat Diyalogları kapsamında Mannheim Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi işbirliği ile gerçekleştirilecek kısa film günlerinde Beyoğlu Belediyesi adına gösterilecektir.
Jüri değerlendirme sonucu yarışmayı kazanan en iyi kısa filmin yönetmeni Beyoğlu Belediyesi Gençleri Dünyayı Dolaşıyor Projesi kapsamından yurt dışı gezisi kazanacaktır. İlk üç dereceye giren filmlerin yönetmeni de, T20 cep telefonu ile ödüllendirilecektir.

Bir kameranız ve “Beyoğlu” için bir senaryonuz varsa, 14 Mayıs 2012’ye kadar da vaktiniz var. Beyoğlu’nu kısa film yapın, yurt içi ve yurt dışında izleyicilere ulaşma şansı yakalayın.

Başvuru için Tıklayınız

 

Kaynak :[-]

15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Kısa Film Yarışması sonuçlandı .

Yarışma bu sene kısa filmcilere “Size Baba Diyebilir miyim?” sorusunu sordurarak erk ve erkekliğin inşası üzerinden ‘baba’ kavramına odaklandı. Baba kavramına dair çeşitlemelerin üretilmesine dair kısa filmcileri cesaretlendirmeyi amaçlayan kısa film yarışmasında, hikayelerine sadece bir baba figürü koymanın ötesine geçen ve babalığın alt okumalarını yapan filmler jürinin beğenisini kazanmayı başardı.

15.uçan süpürge uluslar arası kadın filmleri festivali

Gülden Treske, Meltem Ağduk, Tayfun Atay, Pelin Aytemiz ve Sevna Somuncuoğlu’ndan oluşan yarışma jürisi 21 kısa film arasından üç filmi ödüle değer buldu, iki film ise festivalde gösterilmeye hak kazandı. Jürinin ödül gerekçesi ve dereceye giren filmler şöyle: Sinematografik açıdan başarılı bulunan ve film gramerini iyi kullanan Musa Ak’ın yönettiği “İs” filmi ve düz anlatımına rağmen animasyon türünün teknik olarak iyi bir örneği olan Reyhan Meral’in yönettiği “Horoz” filmi bu seneki festivalde gösterilmeye değer bulundu. Her ne kadar teknik ve sinematografik yetersizlikleri olsa da, kısa film türünün hakkını vererek kuşak çatışmasını akıllıca anlatan Perihan Türkdoğan yönettiği “Rıfat” filmi yarışmanın üçüncüsü oldu. Gerek sinematografisi ve kurgusu, gerekse işlediği konu itibariyle özenli ve yaratıcı olan, söylemek istediklerini üst ses ile basitçe anlatmak yerine karakterlerini konuşturarak derdinin altını çizen, köyün delisinden bir kahramana dönüşen babanın hikayesini anlatan, Canan Doğramacı’nın yönettiği “Ronahi” filmi ikincilik ödülünü aldı. Babalık hallerini ‘karanlık’ olmayan bir tonla sorgulayan, babanın otoritesini kaybetmenin eşiğindeyken, agresyon göstermeden yeni hayatına uyumlanma çırpınışlarını konu alan ve bunu izleyicinin kalbine dokunan küçük ayrıntılar ile yapan, aynı zamanda belgesel türüne dair de bir arayış içinde olduğunu düşündüğümüz Bilgi Diren Güneş’in yönettiği “Eyvah! Babam Emekli Oldu” filmi birincilik ödülü almaya hak kazandı. Jürinin değerlendirmesi sonucunda dereceye giren filmlerin yönetmenleri festivalin 17 Mayıs akşamı yapılacak kapanış töreninde ödüllerini alacak. Dereceye giren filmler festival programına alınarak ve Alman Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

 

sanat duyuru

ELAZIĞ

Elazığ’da, Antalya Devlet Tiyatrosu ”Toros Canavarı”, Bursa Devlet Tiyatrosu ise ‘Gönül Avcısı’ adlı oyunu sahneleyecek.
Antalya Devlet Tiyatrosu, Aziz Nesin’in yazdığı ve Ali Meriç’in yönettiği ”Toros Canavarı’ adlı oyunu sahneleyecek. Dekor ve giysi tasarımı Gül Emre’ye, ışık tasarımı ise Namık Gürsoy’a ait oyunda, Fatih Kahraman, Senem Şahin, Kader Gözpınar, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Sırkıntı rol alıyor.
Oyunda, karısı, tıp fakültesinde okuyan oğlu ve evde kalmış kızı ile kirada oturan Nuri Sayaner’in, ”Evime az kira ödüyorsunuz” diyen ev sahibi tarafından evden çıkarılmak istenmesi ve gittiği karakoldan ”Toros Canavarı” olarak yakalanmasını ve bunun sefasını sürmesi anlatılıyor.
İki perdelik oyun, bugün saat 20.00’de Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği koro binasında sahneye konulacak.

-”Gönül Avcısı”-

Bursa Devlet Tiyatrosu ise Diego Fabbri yazdığı, Tarık Levendoğlu’nun çevirdiği ve Levent Ulukut’un yönettiği ‘Gönül Avcısı’ adlı oyunu sahneleyecek.
Dekor tasarımı Işın Mumcu’ya, giysi tasarımı Gülümser Erigür’e ve ışık tasarımı Mehmet Yaşayan’a ait oyunda, Emir Çiçek, Ecehan Şarman Çetinkaya, Rüyam Dirin, Demet Oran ve Serkan Kargın rol alıyor.
Karısı, sekreteri ve bir mankeni aynı anda seven bir adamın anlatıldığı iki perdelik oyun, 4 ve 5 Nisan’da saat 20.00’de Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği koro binasında sahnelenecek.

Kaynak : [-]

ESKİŞEHİR

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Kanlı Nigar” “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Kanlı Nigar” “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen İranlı yazar Samed Behrengi‘nin ödüllü çocuk masalı “Küçük Kara Balık” Şehir Tiyatroları sanatçısı Ali Eyidoğan tarafından Oyunlaştırıldı.

Dünyaya meraklı küçük bir balığın özgürlüğe uzanan yolculuğunun anlatıldığı Oyunda Emre Demirci, Zuhal Lale, Ozan Çolak, Şayan Noyan, Çisem Erdoğan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Oyun1 Mayıs‘ta saat 14.00’da Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Çocuk Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Aziz Nesin’in öykü, şiir, masal, taşlama ve köşe yazılarından Genco Erkal‘ın sahneye uyarladığı “Azizlikler”Oyununda, Özlem Akdoğan, Hakkı Kuş, Zafer Ergül, Ali Eyidoğan ve İsmail Dündar rol alıyor. Oyun, 2-3 Mayıs’ta Tepebaşı Sahnesi’nde saat 20.00’da izlenebilinecek.

Türk tiyatrosunun klasikleri arasında sayılan Sadık Şendil’in “Kanlı Nigar” adlı Oyunun yönetmenliğini Münir Canar üstleniyor. Emre Basalak, Özlem Boyacı, Mahide Yumbul Cantürk, Murat Danacı, Mustafa Kılıkcı, Alp Sunaoğlu, Tolga Tümer, Elif Melda Yılmaz, Ercüment Yılmaz ve Pınar Bekaroğlu’nun rol aldığıOyun, 28 Nisan‘da saat 20.00’da, 29 Nisan’da ise saat 18.00’da Sanat ve Kültür Sarayı’nda izlenime sunulacak.

Alman tiyatrosunun genç yıldızlarından David Gieselmann’ın “Bay Kolpert” adlı Oyunu ise Mehmet Ergen yönetmenliğinde yarın saat 20.00’da Tepebaşı Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

ZONGULDAK

Ankara Devlet Tiyatrosu, Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında “Haydi Karına Koş” adlı tiyatro Oyununu sahneleyecek.”Haydi Karına Koş” adlı Oyunu, 27-28 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Ankara Devlet Tiyatrosu, Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında “Haydi Karına Koş” adlı tiyatroOyununu sahneleyecek.

Ankara Devlet Tiyatrosu, Ray Cooney’in yazdığı, Ali Hürol’un yönettiği

“Haydi Karına Koş” adlı Oyunu, 27-28 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Şahap Sayılgan, Savaş Tamer, Pelin Dikmenoğlu, Cüneyt Mete, Ünsal Coşar, Şirin Gıobbı ve Mert Gürol’un başlıca rolleri paylaştığı Oyunda, John adlı çapkın erkeğin birbirinden habersiz eşleri Barbra ve Mary arasındaki koşuşturmasını ve beraberinde yaşanan komik olaylar anlatılıyor.

İZMİR

Uluslararası Film Festivali’ne 11 yıl aradan sonra tekrar kavuşan İzmir, bu hafta festivalin dışında çok sayıda kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapacak.

Uluslararası Film Festivali’ne 11 yıl aradan sonra tekrar kavuşan İzmir, bu hafta festivalin dışında çok sayıda kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapacak.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde 22 Nisan Pazar akşamı düzenlenen, Kültür ve Turizm BakanıErtuğrul Günay ve Yönetmen Nuri Bilge Ceylan‘ın da katıldığı törenle başlayan Festival, 28 NisanCumartesi akşamı sona erecek.

İzmir’de 1989-2000 yıllarında kesintisiz düzenlendikten sonra ara verilen Uluslararası İzmir Film Festivali, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İzmir Kalkınma Ajansıİzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın destekleriyle yeniden sinemaseverlerle buluştu.

Festival kapsamında Karaca, İzmir ve Batı sinemaları ile DEÜ Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM) ve FransızKültür Merkezi’nde toplam 103 film sunuluyor.

Festivalin ulusal yarışma bölümünde 2011-2012 yapımı 10 Türk filmi, “Aşk ile Devrim”, “Bu Son Olsun”, “Eylül”, “Geriye Kalan”, “İz”,

“Labirent”, “Nar”, “Oğul”, “Ölü Bedenden Fısıltılar” ve “Simurg“, Altın Artemis Ödülü’nü almak için mücadele edecek.

Festivalin yarışma dışındaki gösterimlerine üç filmle katılan Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, festivalin açılışında “Sinemaskop Türkiye” başlıklı fotoğraf sergisini de sanatseverlerle buluşturdu.

Festivalde, ulusal yarışma bölümünün yanı sıra dünya filmleri, kurmaca kısa filmler, belgeseller, DEÜ mezunu sinemacıların çalışmalarından örnekler başlığı altında tüm filmler günde 5’er seanstan ücretsiz izlenebiliyor.

-İZDOB’dan yeni bir prömiyer-

İzmir’de önceki haftalarda “Çakırcalı Efe” dans tiyatrosu ve “Bir Yaz Gecesi Rüyası” balesini ilk kez sanatseverlerle buluşturan İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), bu hafta yeni bir prömiyere imza atacak. Okan Demiriş’in üç perdelik “IV. Murat” operası, 28 Nisan Cumartesi akşamı ilk kez sahnelenecek.

Evin Atik tarafından sahneye konulan, IV. Murat dönemindeki isyan ve çalkantıları, padişahın annesi Kösem Sultan’la ilişkisini, saraydaki iktidar mücadelesini konu alan operada orkestrayı Ercan Yenal yönetecek.

Dekorları Kaan Güreşçi, kostümleri Nursun Ünlü tarafından hazırlanan “IV. Murat” operasında koronun yönetimini Ali Hoca üstlenecek.

Tevfik Rodos’un IV. Murat karakterine hayat vereceği opera, Elhamra Sahnesi’nde, 28 Nisan’daki prömiyerin ardından 1 Mayıs Salı, 3 Mayıs Perşembe ve 8 Mayıs Salı akşamları izlenebilecek.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO), Fransız Kültür Merkezi’nin iş birliğiyle yarın akşam Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde şef Ender Sakpınar yönetiminde konser verecek.

Konserin solistliğini piyanoya 4 yaşında başlayan, ilk konserini 7 yaşında veren, piyanist ve şef olarak dünyanın her yerinde konserlere katılan Jean-Bernard Pommier üstleniyor.

Sanatseverler, bu konserde Camille Saint-Saens ve Georges Bizet’den eserleri dinleme olanağını bulacak.

Kaynak: [-]

ANTALYA

Dünyanın en önemli müzik dehalarından Wolfgang Amadeus Mozart ‘ın eserleri opera sahnesinde izleyicilerle buluşacak.

Antalya Devlet Opera ve Balesi’nde düzenlenecek “Mozart Gecesi” nde Mozart’ın sevilen eserleri seslendirilecek. Sanatseverler 26 Nisan Perşembe akşamı saat 20:00’da Haşim İşcan Kültür Merkezindedüzenlenecek gecede ; Avrupa’nın en üretken ve etkili bestecilerinden biri olan Mozart ‘ın eserleriyleözel bir konser gecesi yaşayacaklar.

OSMANLILARI DA KONU ALAN BESTECİ

Gecede; soprano Aslı Ayan, soprano Heyecan Gizem Yakan ,soprano Özsu Yüksel, Mezzo Soprano Serap Çiftçi, Mezzo Soprano Bilge Yılmaz, Bas Erdem Baydar, Bas Bariton Umut Tarık Akça solist olarak sahne alacaklar. Konserde sanatçılara piyanoda Lilyana Todorova eşlik edecek. 1756 yılındaSalzburg’da dünyaya gelen Wolfgang AmadeusMozart 36 yıllık yaşamı boyunca 626 eser bestelemiştir. Yapıtları senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkilemiştir. Mozart “Saraydan Kız Kaçırma” , “Zaide” gibi Osmanlıları konu alan yapıtlar da vermiştir.

ERZURUM

Erzurum Devlet Tiyatrosu, “Herkes (Mi) Hırsız” oyunu ile “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununu sahneleyecek

Erzurum Devlet Tiyatrosu “Herkes (Mi) Hırsız” adlı oyun ile “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununu sahneleyecek.

Eric Chappel’in yazdığı, Cengiz Toraman’ın yönettiği, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı oyunu, dekor tasarımı Suar Şeylan, giysi tasarımı Özlem Karabay, müzik Engin Bayrak, ışık kumandayı Duran Güngör yaptı.

Eylem Yıldız, Gökhan Kocaoğlu, Yasemin Erbulun, Mehmet Yıldız, Arif Atalay rol aldığı oyunda, zengin bir çiftin evine giren hırsızlardan birinin yakalanmasının ardından gelişen olaylar, insan zaafları, ekonomi, felsefe ve sistem üzerine eğlenceli, düşündürücü, dinamik ve komik bir olay anlatılıyor.

Oyun bugün, yarın 19:30 da, 28 Nisan tarihinde de 14:00 ile 19:30 saatlerinde izleyiciye sunulacak.

Grimm Kardeşler’in yazdığı, Sedat Şenoğlu’nun yönettiği “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununda, Levent Aras, Merve Gül, Fatma Kum rol alıyor.

Redevko Alışveriş Merkezi’nde sahnelenecek oyunda, dört hayvanın duygusal ve naif hikayesi anlatılıyor.

Oyun, 29 Nisan tarihinde 14:00-16:00 da, 30 Nisan tarihinde de saat 14:00’da izlenebilecek.

Kaynak : [-] 

21-28 Nisan tarihleri arasında yapılacak Uluslararası İzmir Film Festivali kapsamında bütün gösterimler ve etkinlikler ücretsiz  gerçekleşecek. Film gösterimleri için dağıtılacak yer kuponlarınızı sinema fuayelerinde açılacak festival gişelerinden alabilirsiniz. Yer kuponları günlük dağıtılacaktır. Seyirciler her seans için en fazla iki yer kuponu alabilecektir.

izmir film festivali

FESTİVAL’DE BUGÜN (21 NİSAN CUMARTESİ)

Havai Fişek Gösterisi

21:00-22:00

GÜZELYALI, KONAK İSKELE YANI, GÜNDOĞDU, KADİFE KALE, BAYRAKLI REKREASYON ALANI, ARENA İZMİR, KARŞIYAKA ÖZGÜRLÜK MEYDANI

Karaca Sineması Salon 1

12:00 Theo’nun Bakışı / Theo’s Gaze 59′

14:00 İşte Böyle / Damn The Dams (Yönetmen Osman Şişman ve Özlem Sarıyıldız’ın katılımıyla / with the attendance of the directors Osman Şişman and Özlem Sarıyıldız)

14: 00 Türkçe Pekiyi / Turkish: A (Yönetmen Murat Bayramoğlu’nun katılımıyla / with the attendance of the director Murat Bayramoğlu)

17:30 KURMACA KISA FiLMLER GÖSTERİMİ ve EKİP ÖDÜLLLERİ TÖRENİ / FICTION SHORT FILMS SCREENING AND TEAM AWARDS

12. İzmir Uluslar arası film Festivali Gösterim Programı

21:00 Yalnızlar Rıhtımı / The Lonely Ones Quay  113′

İzmir Sineması Salon 4

12:15 Mutlu Et Yoktur / LoveMEATender 63′

14:15 Charlotte Rampling: Cazibe / Charlotte Rampling: The Look 90′

16:45 Punk Usulü Baba / The Other F Word 99′

18:45 Agarta’nın Çağrısını Duyan Çocuklar / The Children Who Chase Lost Voices from Deep Below 116′

21:15 George Harrison: Fani Dünyaya Karşı / George Harrison: Living in the Material World 208′

İzmir Sineması Salon 3

13:00 Kibarlık Zor Zanaat / It is Hard to Be Nice 102′

15:30 Başım Belada / First On The List 85′ (Yönetmen Roan Johnson’ın katılımıyla / with the attendance of the director Roan Johnson)

18:00 Eva / Eva 94′

20:30 Benim Adım Li / Shun Li and the Poet 100′

Bornova Batı Sineması

13:00 Düzelti / Erratum 95′

15:30 Gönül Laf Dinlemez / Reasons of the Heart 119′

18:00 Hayatta En Önemlisi Ölü Olmamak / The Most Important Thing in Life Is Not To Die 80′ (Yönetmen Pablo Martin Torrado’nun katılımıyla / with the attendance of the director Pablo Martin Torrado)

20:30 Kumpanya / The Travelling Players 230′

Festival Katalogu :  http://www.izmirfilmfest.com/pageFlip2/index.html

Film festivali Duyuruları için :  http://www.izmirfilmfest.com/duyuru.php

 Festivalin Tarihçesi : 

İzmir’de Film Festivali Yolculuğu…

Oğuz Makal*

Sanıldığının aksine, bugün Antalya’da ünlenen Sanat ve Kültür Festivali (Altın Portakal) ve yine bu kapsamda düzenlenen film yarışmasının öncü kenti İzmir’dir.

1961 yılında İzmir, öncekilerin tümü tartışmalı geçen sinema festivali ya da yarışmalara bir katkıda bulunmak istedi. Fuar sırasında düzenlenen “Birinci Sanat Festivali”nde içlerinde rahmetli gazeteci-yazar Özdemir Hazar’ın da olduğu girişimciler, “Fuar Filmleri Yarışması”nın yapılmasına karar verdiler. İstanbul’daki film şirketlerine, sinemayla ilgili kuruluşlara çağrılar yapıldı. Bu olayı aktaran Sn. Erman Şener’e göre, ortada bir sorun vardı, birkaç ay önce İstanbul’da “Türk Filmleri Yarışması” adıyla bir etkinlik düzenlenmişti ve özellikle olumsuz yankıları sürüp gitmekteydi. İzmir ise sinema endüstriden uzak, medya açısından zayıf bir kentti, getireceği mali külfetler nedeniyle de filmcilere çekici gelmemekte. Çok az basılan film kopyasının en azından 4-5 gün gösterimden uzak tutulması onları düşündürtmekteydi. Şener’e (**) göre, “Tabii bunlar birer La Palice gerçeğiydi ve festivali düzenleyenler de bütün bunları mükemmelen biliyorlardı. Bu yüzdendir ki, festivali her türlü koşulun dışında tuttular. Yapılan çağrıda, en küçük bir koşul bile söz konusu değildi. Yani festivali düzenleyenler ne başka bir festivale katılmama şartını ileri sürüyorlardı, ne de katılacak filmin o yıl çevrilme şartını. “Peki, İzmir’deki bu festivale hangi filmler katılmıştı? Sekiz film başvurmuştu: İki Damla Gözyaşı (Nejat Saydam-1961), Gecelerin Ötesi (Metin Erksan-1960), Ayşecik ‘Şeytan Çekici’ (Atıf Yılmaz-1960), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılmaz-1960), Kader Yolcusu (Selahattin Burçkin-1961, Cumbadan Rumbaya (Turgut Demirağ-1960), Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı-1960), Unutamadığım Kadın(Ülkü Erakalın-1961).

Yedi kişilik jüri filmleri izledi. İlk günler her şey düzgün ve sakindi, filmlerin sonuna gelindiğinde ise jüride genel bir hoşnutsuzluk başladı. Bu konuda Erman Şener şöyle yazar: “Jüri -Ne demekse- ‘Seyredilen filmlerin içinde Türk Film ortamını bulan bir film…’ bulamamıştı. Bu yüzden, birincilik ödülünün hiçbir filme verilmeyeceği sanılıyordu. Oysa sonuçlar açıklandığında hayretle görüldü ki, 8 film içinde Türk Film ortamını bulan bir tek film bile bulamayan jüri 6 oyla (evet, mevcudun bir eksiği ile) ‘Denize İnen Sokak’ adlı filmi birinci seçmişti. Anlaşılan jüri, lahana turşusu yemenin perhizi bozmayacağı kanaatindeydi.”

İstanbul’da yapılan bir önceki yarışma kadar ses getirmeyen yarışma, gelip geçecek ve şu ödüller şöyle sıralanacaktır;
En başarılı film: Denize İnen Sokak
En başarılı rejisör: Yok
En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı
En başarılı kameraman: Enver Burçin
En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz
En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur

Bu ilk yarışmanın jürisi gerçekten ilginçtir. Birinci film için oy kullanmayan tek jüri üyesinin kanısı, Şener’in deyimiyle “gerçekten dünya sinema literatürüne girecek değerde birinci”dir ve üstelik bu üye Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan aktör-Yönetmen Ziya Demirel’dir. Ziya Demirel’in Fuar Filmleri yarışmasında ‘Denize İnen Sokak’ adlı filme oy vermemesinin gerekçesi, filmin teatral olmamasıdır. Tiyatrodan daha farklı bir sanat diline sahip olmak için o güne değin elli-altmış yılını vermiş olan sinema sanatından beklentisi teatral olmasıydı. Ona göre, film teatral özellikler taşımadığı için birinci seçilmemeliydi.

Öte yandan, en başarılı filmi seçen jüri, en başarılı yönetmeni bulamamıştı. Belki de nedeni Denize İnen Sokak’ı iyi yöneterek en iyi filmi yapan ancak sinema yönetmeni olmayan Atilla Tokatlı’yı yüceltmemek (!) olabilir…

İzmir, ikinci kez film festivali yarışması için girişimde bulunmayacak, bu sessizlik de Antalya’nın işine yarayacaktır.

İzmir ve Sinema Kulüpleri

İzmir iki kez sinema kulübüyle tanışacaktır. İlki 1960’lı yılların sonunda İstanbul Sinematek derneğinin kurulmasından sonra bir avuç sinema sevdalısının girişimiyle -Esat Balım, Ziya Metin, Necati Doluorman – gerçekleşecek, mekân olarak son yıllara kadar aktif durumda olan Hatay Sineması seçilecektir.

İkincisi İzmir Sinema ve Kültür Derneği (İSKD-1974) girişimidir. 1974’de kurulan bu derneğin başkanı Ali Özgüven, başkan yardımcısı ve sinema etkinlikleri yönetmeni Oğuz Makal’dır. İSKD, ilk film gösterisini Karaca Sineması’nda Bulgar sinemasından “Sevgi” adlı filmle yapar. Açılışı, dönemin Belediye Başkanı Sn. İhsan Alyanak ve o yıllarda doçent olan ve iki yıl sonra İzmir’de bir fakülte içinde ilk Sinema-TV bölümünü kuracak Alim Şerif Onaran birlikte yaparlar. Daha ikinci haftada yaptığı gösterimler derneğin, emniyetin “sıkı gözetim trenine” binmesi için yeterli olacaktır… İSKD’nin “genç” tavrı ve 1960’ların sonlarındaki bağımsız bir sinema hareketi olan “Genç Sinema” hareketi gibi ‘Yeşilçam’ olarak adlandırılan sinemadan uzak kalışı nedeniyle, ilk adı ‘İzmir Bağımsız Film Festivali’ olan etkinliği yaratır. (Türk Sineması’ndan gösterdiği filmler Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç-1964), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu-1965) gibi toplumsal tanıklık filmleridir).

Fuar alanındaki eski Belediye Meclis salonuna kurulan 35 mm’lik gösterim aracıyla Yılmaz Güney’in “Umut”(1970) ve “Endişe”(1974) filmleri sunulur. İstanbul Sinematek Yönetmeni Onat Kutlar “Politik Sinema” konulu bir konferans verir. Yurt dışında, İsveç’te filmler yapan Muammer Özer’in kısa-belgesel filmleri ilk kez İzmir’de gösterilir. Dernek kurulduğunda tam bir sanat çölü olan İzmir’de bu birkaç günlük olayın beklenen sesi verdiğini söylemek zordur.

Uluslararası İzmir Film Festivali’ne doğru…

Sinemanın kenti İstanbul’dur ve İstanbul bir festivale ancak 1983’te “Uluslararası Sinema Günleri” adıyla kavuşacaktır. 1985’ten başlayarak “sinema ve sanatlar” temasını işleyen yabancı ve yerli filmler yarışması açılacak, ‘Altın Lale’ ödülleri verilecektir. İzmir’de ise 1976 yılından itibaren Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü öğrenci almaya başlar. Kentin değişen kültür yaşamının etkileri ve biraz da İstanbul’a duyulan gıptayla – bu arada Oğuz Adanır ve ben, her yıl festival için İstanbul’a koşuşturmaktaydık-,Ankara’da da bir festivalin başlatılmasının gizli tahrikiyle bir adım atıldı: “Uluslararası İzmir Sinema Günleri”. Bu ilk etkinlik tümüyle gösterime yönelikti, yarışma yapma cesareti yoktu, “Altın Artemis” adıyla bir onur ödülü vermeyi planladık, ve ilk ‘Altın Artemis’i yılların ustası Atıf Yılmaz’a sunduk. Köşk Sineması’nda Atıf yılmaz Filmleri toplu gösterimi yapılırken, TAD (Türk-Amerikan Derneği) , Fransız Kültür Merkezi Salonu ve İzmir Sineması’nda Zoltan Fabri’den Ağıt, Andrey Tarkovski’den Stalker, Ayna, Solaris, Andrey Rublev, François Truffaut’dan Neşeli Pazar, Franco Zeffirelli’den Otello, Oshima’dan Furyo, İngmar Bergman’dan Yüzyüze, Jean Luc Godard’dan Adı Carmen, Percy Adlon’dan Bağdat Cafe gibi filmler gösterildi. Ayrıca Bernardo Bertolucci’ye ayrılmış bir toplu gösteri ve “İzmir’de Sinema Kültürü ve Sorunları” başlıklı bir panel gerçekleşti.

Bu ilk etkinlikte, o güne kadar sinema sanatı adına kayda değer hiç bir filmin izlenemediği İzmir’de bir sinema rüzgârı, zengin örnekleriyle estirilmişti. Bugün geriye dönerek bakarsak, sinema sanatı için önemi kaçınılmaz olan Andrey Tarkovski, Bertolucci ve Godard’ı İzmirliler bu ilk festivalde keşfedecekti. Bir yıl sonra Alain Resnais’den Hiroşima Sevgilim, Gece ve Sis, Godard’dan Erkek-Dişi, Robert Bresson’dan (Çok sonra İstanbul’da gösterildi) Rastgele Balthasar, Costas Ferris’ten Rembetiko, Fernando Solanas’dan Güney (bu politik film Yılmaz Güney’e ithaf edilmiştir), Francesco Rosi’den Kırmızı Pazartesi, Krzysztof Kieslowski’den Öldürme Üzerine Küçük Bir Film ve Aşk Üzerine Küçük Bir Film’in yanısıra Mauro Bolognini’nin üç filmi, Stephen Frears’ın Benim Güzel Çamaşırhanem, Zhang Yimou’dan Kızıl Mısır Tarlaları gösterilecektir. O yıl “Altın Artemis Onur Ödülü “Türkan Şoray ve Halit Refiğ’e verilecek, bu nedenle Refiğ’e ayrılmış bir toplu gösterim yapılacaktır. Bir sergi, 6 söyleşi, üç panel (biri Kültür ve Turizm açısından sinema şenlikleri olan) festivali tamamlayacaktır. Üçüncü yılı da başarılı bir çizgide atlatan “Sinema Günleri”, dördüncü yılında “Uluslararası İzmir Film Festivali” olarak, olumlu yankılar alan şu bölümleri açarak ve davet ettiği konuklarıyla canlı tutarak günümüze ulaşacaktır: Kameranın Ardındaki Kadın, Genç Artemis Yarışması, Ülke Sineması gibi.

Geçen on yıllık süreçte dünya sinemasının en önemli ustaları Akira Kurosawa, Andrzej Wajda, Abbas Kiarostami, Lars Von Trier, Istvan Szabo, Doris Dörrie, Salvoteres, Francesco Rosi, Ettora Scola, Wim Wenders, C. Sautet, Claude Chabrol, İdiko Szabo, Leo Carax, C. Miller, Luc Besson, Carlos Saura, Peter Greenaway, B. Biller, David Cronenberg, Federico Fellini, Theodoros Angelopoulos, Mike Figgis, Luis Bunuel, Marco Ferreri, Pier Paolo Pasolini, Agnes Varda, Yılmaz Güney ayrıca Mustafa Altıoklar’dan Kutluğ Ataman’a, Zeki Demirkubuz’a birkaç yıl sonra ünlenecek bizden yönetmenlerin ilk filmlerini keşfetme olanağı bulunmuştur. Sinemamızın değerli kadın yönetmeni Bilge Olgaç yaşarken, sinemanın 100. yılına rastlayan yedinci festivalde o dönemde hayatta olan en önemli sinemacımız Lütfü Ö. Akad, Fikret Hakan, sevgili hocamız Alim Şerif Onaran onurlandırılmıştır. Sinema araştırmacısı ve yazarı Nijat Özön, Agah Özgüç ve Giovanni Scognamillo; Ömer Kavur, Şener Şen, Atilla Dorsay ve kentimizden Hüseyin Baradan değişik zamanlarda “Altın Artemis” alan sinemacılardır. Bunların dışında 9. ve 10. yılında Akdeniz Ülkeleri Film Yarışması’nın başlatılması ayrı bir önem taşır.

Festivalin 11. yılını o yıl yayımlanan “Tarih İçinde İzmir Sinemaları” kitabı ve aynı adlı belgesel filmiyle geride bırakan, yine Oğuz Makal’ın gayretiyle – festivale doğru giden yolda Zuhal Çetin Özkan ve Ragıp Taranç’ın da desteklerini unutmamak gerekir- İEF Sinema Burada Festivali’ni ve Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’ni yaşatan İzmir, sinema sanatı ve kültür tarihinin de bir parçasıdır.

…şimdi İzmir’de yine ve yeni bir sinema festivalini başlatmanın zamanıdır.

* (Prof. Dr. Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

(**) Erman Şener, Festivaller, Anlam Yayını, 1972, İstanbul

41 ülkeden 115 filmle festival için geri sayım başladı!

15.uçan süpürge uluslararası Kadın filmleri festivali

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl 15. yaşını kutluyor. Festival 10 Mayıs gecesi Ankara’da Devlet Opera ve Balesi salonunda yapılacak açılış ve ödül töreniyle başlayacak.

Uçan Süpürge Haber Merkezi
17 Nisan 2012

Açılışta, bu yıl sinemada 40. yılını kutlayan Hale Soygazi “Uçan Süpürge Onur Ödülü”nü alacak. Türkiye sinemasının en üretken kadınlarından Bilge Olgaç’ın anısına düzenlenen Başarı Ödülleri ise oyunculuklarını özgün rollerle taçlandıran Füsun Demirel ve Serra Yılmaz’ın olacak.

Bu yıl festival programı pek çok seçkiyle renklenecek. Bunlardan ilki Faslı feminist yönetmen Farida Benlyazid’in seçkisi olacak. Farida’nın seçtiği filmlerin yönetmenleri film eleştirmeni Alin Taşçıyan eşliğinde izleyiciye Mağrip’i getirecek ve bu bölgede kadınların yönetmenlik deneyimlerini aktaracak. Faslı feminist yönetmen Farida Benlyazid’in Uçan Süpürge için hazırladığı özel seçkide, kendi filmlerinin yanı sıra ülkenin önde gelen sinemacı kadınlarından Selma Bargach, Narjiss Nejjar ve Leila Kilani’nin filmleri de yer alacak.

Festivalin bir başka retrospektifi ve onur konuğu Finlandiya’dan Saara Cantell. Çeşitli festivallerde ödüller aldıktan sonra dünyaca tanınan Cantell’in ödüllü filmlerinin yanı sıra dansı odak alan ama dans filmleri olmayan, duyguları yeri geldiğinde dansla ifade eden ve aynaları önemseyen kısa filmleri de programda. Cantell festival süresince sinemaseverlerle buluşacak.

Yönetmen, besteci, şair, yazar Trinh Minh-ha da festivalin bir diğer konuğu. Vietnam doğumlu bir dünya vatandaşı olan yönetmen filmlerinde ülkesini anlatsa da Avrupa, Asya, Afrika, Avustralya ve Yeni Zelenda da sinema, sanat ve feminizm üzerine dersler vermiş bir akademisyen. Halen Kaliforniya Berkeley Üniversitesi’nde Kadın Çalışmaları Bölümü’nde sinema, retorik ve toplumsal cinsiyet üzerine dersler veriyor. Festival programına retrospektif bir seçki ile katılan Trinh Minh-ha aynı zamanda festivalin onur konuklarından biri. Onun sineması çerçevesinde feminizmden sinemaya, kültür politikalarından sanata söyleşmek imkanı da bulacağız.

Terasa Villaverde, Uçan Süpürge Film Festivali izleyicisinin tanıdığı bir yönetmen. Daha önceki yıllarda Portekiz sinemasını onun kamerasından izlemiştik. Filmleri Cannes, Venedik, Berlin gibi festivallerde gösterilen Teresa Villaverde son filmi Swan (Kuğu) ile Venedik Film Festivali’ne konuk olduktan sonra Uçan Süpürge’nin 15. yılında Ankara’da olacak.  Türkiyeli kadın sinemacılar ile tanışmayı heyecanla beklediğini belirten Villaverde film gösterimlerinden sonra izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.

Yaptıkları her film merakla beklenen, ilgiyle takip edilen Naomi Kawase (Japonya) ve Chantal Akerman (Belçika) da yepyeni filmlerini ilk kez Ankara’da seyircileriyle paylaşacak.

“Kadınlar tarafından, kadınlar hakkında filmler” sloganıyla yola çıkan ve bu yıl 40. yaşını kutlayan Women Make Movies 15. festivalde de Uçan Süpürge için özel bir seçki hazırlayacak. Kadın yönetmenlerin filmlerinin dağıtımını yapan WMM sayesinde festival izleyicisi dünyanın dört bir yanından film izleme şansı yakalayacak.

LGBT sorunlarına değindiğimiz “Pembesiz Mavisiz” bölümünde bu sene İsveç’ten Lasse Persson/Lisa Tulin’i ağırlıyoruz. Animasyon kısalarını gösterdikten sonra izleyicilerle söyleşecek olan Lasse/Lisa gender-bending (karşı cinsiyetin rollerini benimseme) ve yönetmen olarak deneyimleri etrafında gelişen bir program hazırladı.

Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi festival bu sene de bir kısa film yarışması açtı. “Size baba diyebilir miyim?” başlıklı yarışmaya katılan filmlerin erk ve erkeklik inşası üzerinden “baba”yı sorgulaması bekleniyor.

Festival bu yıl bir kez daha çocuk haklarına filmlerle dikkat çekecek. Festival programının “Olay Yeri: Aile” başlıklı bölümünde çocuk gelinler ve ensest temaları öne çıkacak. Reis Çelik’in son filmi “Lal Gece”, Bingöl Elmas’ın yeni belgeseli “Evcilik” ve Uçan Süpürge’nin “Çocuk Gelinler” belgeseli bu bölümün filmlerinden bazıları.

6. festivalde başlayan ve Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği’nin (FIPRESCI) her sene jüri yollayarak bir filme ödül verdiği “Her Biri Ayrı Renk” bölümünün bu yıl daha da özel. FIPRESCI Ödülü için gösterilecek filmleri festivalin 15. yılında Sevin Okyay seçecek.

Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği (FIPRESCI) Jürisi Ödülü ve festivalin bu yıl 4. kez vereceği Genç Cadı Ödülü sahiplerini kapanış töreninde bulacak.

Kızılırmak Sineması ve Goethe Institut’daki film gösterimlerinin yanı sıra söyleşi ve paneller, üniversitelerde özel gösterimler, film okumaları ve atölye çalışmalarıyla dopdolu bir festival Mayıs’ta sinemaseverleri bekliyor.

 

 

İzmirli öğrenciler Cannes’da yarışacak

Bir grup üniversitelinin kurduğu Azizm Sanat Örgütü’nün “Soluş” adlı kısa filmi, festivalin ‘Short Film Corner’ bölümünde gösterilecek

Soluş- Azizm Sanat Örgütü

Bir grup üniversite öğrencisinin ‘Sanat aydınlanma içindir’ sloganıyla kurduğu Azizm Sanat Örgütü’nün İzmir’deki proje ekibi tarafından ortaya çıkarılan ‘Soluş’ isimli kısa film, bu yıl 65’incisi düzenlenecek olan Cannes Film Festivali’nde gösterilecek. Film, Avrupa’nın en önemli film festivali olan ve uluslararası platformda birçok ünlüyü ağırlayan Cannes Film Festivali’nin ‘Short Film Corner’ bölümünde dünya prömiyerini yapacak. Yönetmenliğini ve öyküsünü Onur Keşaplı’nın, senaryo yazarlığını ve sanat yönetmenliğini Selin Süar’ın, görüntü yönetmenliğini Berk Tuğcu’nun gerçekleştirdiği Azizm Sanat yapımı filmin başrollerini Serhat Parıl, Okan Can ve Ceren Bekdemir paylaşıyor.

ÖZVERİ ÖRNEĞİ

Bugüne dek gerçekleştirdikleri kısa film, belgesel, televizyon programı, videoart, reklam, sergi, festival ve eğitim çalışmaları ile sanat alanında birçok başarıya imza atmış olan Azizm Sanat ekibi, en büyük sinema festivalleri arasında yer alan Cannes’da başta İzmir olmak üzere Türkiye’yi temsil edecek olmanın gururunu yaşadıklarını belirtti. Yönetmen Onur Keşaplı, “Herhangi bir yapım şirketi ya da okul desteği olmadığı için küçük ekibimizin her bir çalışanı çok fazla özveride bulundu. Sinemanın hala sağlıklı bir sektör haline gelemediği ülkemizde kısa film, uzun metrajın yavrusu algısından öteye geçemiyor” dedi. Filmin senaryo yazarı ve sanat yönetmenliğini üstlenen Selin Süar ise sinema gibi önemli bir sanat dalı ve propaganda aracı için ülkemizin başlı başına bir fon oluşturması gerektiğini vurguladı.

Filmin konusu
Hayatında dilediği her şeye sahip olan Ulaş, kitap yazma hayali ve yaklaşmakta olan doğum günü sebebiyle doğayla iç içe olacağı bir köye gider. Ancak karakterin, yazma konusundaki başarısızlığı ve arkadaşlarının doğum gününe gelmemelerinin yarattığı sıkıntı üzerine ormanda karşılaştığı gizemli kadın, Ulaş’ın gerçeklikten kopmasına ve soluşuna neden olur. “Nedir kırmızı?” sorusunun peşinden giden film, etkileyici görüntüleri ve şiirsel dokusuyla varoluşçuluk ve gerçeküstücülük arasında seyrediyor.

Kaynak:  http://www.yeniasir.com.tr

Mısır’lı yönetmen: “Sanat, devrimin ne yapacağını bekliyor”

Mısırlı Yöneetmen, Magdy Ahmet Ali

Dünya geçen yıl Arap Baharı’yla oturdu, Arap Baharı’yla kalktı (!). Mısır ve oradaki 18 gün, dünyayı şaşırtan görüntülere sahne oldu. Peki Tahrir’in, Kahire’nin, Mısır’ın arka sokaklarında neler yaşanıyordu? Ankara Film Festivali’nde özel seçkide yer alan filmler, Mısır’daki halk hareketine mercek tutuyor. Mısır Film Merkezi Başkanı Magdi Ahmet Ali de, festival konuğu olarak Ankara’daydı. Mısırlı yönetmen Ali’nin Mısır’daki halk hareketiyle ilgili dikkat çekici tespitlerini yarına bırakıyoruz. Önce devrim ve sinema… (Nar Sanat Editörü : “Arap Baharı mı, Kapitalim Baharı mı?)

Dünyayı şaşırtan 18 güne ve öncesine; Tahrir’e, İskenderiye’ye; Mısır’ın arka sokaklarında, sorgu odalarında, yoksul mahallelerinde, iktidar kulislerinde, işyerlerinde ve otobüslerinde hayatın nasıl olduğunu anlamak için bu filmleri izlemek gerek.

23. Uluslararası Ankara Fİlm Festivali’nin konuk ülke sineması Mısır’dı. “Ekmek, değişim ve sosyal adalet” başlığıyla sunulan seçkideki 6 film; hem geçen yıl yaşananları hem de halk hareketini hazırlayan koşulları anlattı.

Mısır Film Merkezi’nin Başkanı Magdi (Mecdi) Ahmet Ali de, festival konuğu olarak Ankara’daydı. (film söyleşisi-salon)
Ankara’da gösterilen filmlerin hepsi doğrudan ya da dolaylı olarak halk hareketiyle ilgili olsa da; Mısırlı yönetmen Ali, “Sanatçılar, bundan sonra devrimin ülke için ne yapacağını bekliyor” dedi.

Magdy Ahmet Ali: “Bence devrimin Mısır sineması’na henüz tam anlamıyla bir etkisi olmadı. Mısırlı sinemacılar hala “sinema aracılığıyla ne verebilirim?” diye düşünüyor. Ne olduğu konusunda ufuk açmak için düşünmekte biraz geç kaldılar. Biliyorsunuz devrim hala devam ediyor ve edecek. Sonu olan bir şey değil, devrim tamamlanmadı. Bu yüzden bence sanatın tüm kolları devrimin ülke için ne yapacağını bekliyor.”

Peki Mısır’daki değişim öncesinde sinema ne durumdaydı? Değişim, sinemayı bundan sonra nasıl etkiler?

Mısır Film Merkezi Başkanı yönetmen Ali “Bugünkü iktidar, kendimizi ifade etmemize nereye kadar izin vereceğini bilmiyoruz” dedi.

Ali: “Mısır sineması, her zaman krizdeydi. Bu bir şekilde Arap pazarıyla ilgili. Çünkü filmleri ve tv dizilerini onlar finanse ediyor. Bu yüzden dünyadaki ekonomik krizler; Arap dünyasında, özellikle körfez bölgesi’nde yaşananlar Mısır sinema endüstrisini etkiliyor. Devrimden önce ciddi krizler yaşadık ve bunlar elbette güvenlikle de ilgiliydi. Sinemalar kapandı. Gösterilerin sürdüğü yaklaşık 6 ay boyunca tüm sinemalar kapalıydı. Şimdi bu tür şeyler yaşanmıyor. İnsanlar sinemaya gidiyor yeniden. Sinema endüstrisinin gelişmesi için körfez’in müdahalelerine bir son vermeye, direnmeye çalışıyoruz. Fakat zamana ihtiyacımız var.

SORU: Peki içerik olarak nasıldı sinema? Baskı var mıydı? 

Ali: Tabii ki ama farklı bir yolla. Mübarek rejimi özellikle politikaya karşıydı. Seks konusunda fazla sansür yoktu ama politika ve din konusunda gerçekten katı ve muhafazakardık. Elbette toplumun da etkisi vardı bunda. Şimdiki problem ise şu; bugün iktidarda olan müslümanların ne dereceye kadar kendimizi ifade etmemize izin vereceğini bilmiyoruz. Çünkü zafer zamanı bitti. Sanata karşı olan, hayli fanatik söylemleri var. Böyle bir kültürden nefret ediyorlar. Ancak bu kültür, Mısır’ın bir parçası. Bizim sinemamız geçen yüzyılın başında başladı. Tüm bu tarihi iptal edemezler sanırım, o kadar kolay değil.

6 filmlik seçkinin en ilgi çekenlerinden biri, 10 Mısırlı yönetmenin çektiği kısa filmlerden oluşan “18 Gün” adlı yapım. Film, Tahrir Meydanı’na ve onun arka planında yaşananları anlatıyor. Kadını, erkeği, polisi, esnafı, devrimcisi, Mübarek yanlısı, delisi tutuklusu, genci ve yaşlısını Kahire’yi ve aslında tüm Mısır’ı anlatıyor. Kısacası 18 günlük bir zaman diliminde Tahrir Meydanı’ndan koca bir ülkenin portresini çıkarıyor. Film, geçen Mayıs ayında Cannes Film Festivali’ne yetişebilmesi için kısa sürede hazırlanmış. Bu nedenle sinematografik açıdan bazı aksakları olsa da o koşullarda iyi kotarılan bir yapım.

Seçkide yer alan “Tahrir 2011: İyi, Kötü ve Politikacı” ile geçen yıl İstanbul Film Festivali’nde En İyi Yabancı Film seçilen yönetmen Ahmed Abdalla’nın “Mikrofon” adlı filmi de, beyazperde karşısında koltuğunuza mıhlanacağınız Mısır filmlerinden. Yönetmen Muhammed Diab’ın “Kahire 678” adlı filmi de Mısır’da kadına bakış ve cinsel taciz temasına oturan bir çerçevede Mısırlı kadınların Tahrir’de neden direndiği sorularınıza yanıt verecek. Klasik anlatımla hazırlanan filmlerin, Mısır’a özgü bir üslubu yok. Ancak yine de Mısır’da yaşananları dünyaya aktarma işlevini yerine getiriyor.


Kaynak: ulusalkanal.com.tr

Akbank 8. Kısa Film Festivali başlıyor!

20 ülkeden 110 film, 40 seans, 11 söyleşi ve atölye çalışması, sinemadünyasından 21 konuğun yer aldığı festival, 19-29 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Festivale 557 film başvurdu Akbank 8. Kısa Film Festivali, 19-29 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Akbank Sanat’tan yapılan açıklamaya göre, 20 ülkeden 110 film, 40 seans, 11 söyleşi ve atölye çalışması, sinema dünyasından 21 konuğun yer aldığı Akbank 8. Kısa Film Festivali, 10 gün boyunca ücretsiz takip edilebilecek.

Festivalin “Uluslararası Bölüm”ünde bu yıl, Türkiye, AlmanyaABDİspanyaFransa, Belçika,Brezilya, Polonya, Finlandiya, Küba, Polonya, Kolombiya, Arjantin, Avustralya, Norveç, Macaristan, İtalyaİsrail, Güney Kore ve Kanada’dan gelen kısa filmlerin yanı sıra, Cannes, Clermont-Ferrand, Rotterdam, Milano, Berlin, Sydney gibi dünyanın saygın film festivallerinde gösterilen ve ödül alan kısa filmler de sinemaseverlerle buluşacak.

Festivalin “Kısadan Uzuna” bölümü, bu yıl yönetmen Ümit Ünal’ı konuk edecek. Uzun metraj filmlerinden sonra kısa filmler çeken ve kısa filme olan ilgisi ile tanınan Ümit Ünal’ın baştan sona dijital olarak çekilen ilk Türk filmi olan “9” ve kısa filmleri festival kapsamında seyircilerle buluşacak. Ünal Ayrıca “Kısadan Uzuna” başlıklı söyleşide sinema serüvenini kısa filmcilerle paylaşacak.

Can Dündar’a ayrılan “Belgesel Sinema” bölümünde, yönetmen Dündar’ın “Yılmaz Güney”, “Aşk Bu mu” ve “Tan Baskını” isimli belgeselleri gösterilecek. Ayrıca Can Dündar, “Belgesel Sinema” başlıklı söyleşide deneyimlerini paylaşmak üzere festival izleyicileriyle bir araya gelecek.

“Deneyimler” bölümünün konuğu olan Almanyalı görüntü yönetmeni Sebastian Wiegartner, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaptığı “Shooting with HD-DSLR” atölyesi ile festivale derinlik katacak. Sebastian Wiegartner, festivaldeki söyleşisinde, HD-DSLR kameralarla çekim yapmanın inceliklerini ve dijital sinemada görüntü estetiği konularını anlatacak.

“Canlandırma Kısalar” bölümünde, Türkiye’den ve dünyadan 19 canlandırma kısa film örneğine yer verilecek.

Bu yıl belgesellerden oluşan “Özel Gösterim” bölümünde ise Rüya Arzu Köksal’ın “Bir Avuç Cesur İnsan”,Aysim Türkmen’in “Galata Kulesi Sokak No:23”, Mehmet Özgür Candan’ın “Geçmiş Mazi Olmadı” ve Selim Evci’nin “Kırmızıyı Arayan Adam” adlı filmleri izleyicilerle paylaşılacak.

Söyleşiler

Festival, söyleşileri ile de sinema dünyasının ünlü isimlerini sanatseverlerle bir araya getirecek. Yönetmen Aysim Türkmen, Erol Mintaş, Umut ral ve Emre Akay “Kısa Filmde Söz Yönetmenlerin”, Cahit Berkay, Selim Demirdelen ve Murat Ertel “Sinemada Müzik”, avukat Erdem Türkekul, BİROY Başkanı Atilla Engin ve SENDER Başkanı Nilgün Öneş “Telif Hakları”, Laçin Ceylan, Akasya Asıltürkmen, Türkü Turan ve Melih Selçuk “Oyuncu Gözüyle Kısa Film” başlıklı söyleşide sinemaseverlerle buluşacak.

Festival boyunca Akbank Sanat’ta “Işıl Özgentürk ile Senaryo”, “Derya Alabora ile Oyunculuk”, “Bora Gökşingöl ile Kurgu”, “Mehmet Aksın ile Görüntü Yönetmenliği” ve “Sebastian Wiegartner ile Shooting with HD-DSLR” atölye çalışmaları gerçekleştirilecek.

Akbank 8. Kısa Film Festivali jürisi, her yıl olduğu gibi bu yılda üç farklı kategoriden oluştu. Festivalin, 372 filmin başvurduğu yarışmalı bölümü “Festival Kısaları”nı oluşturan ön eleme jüri kurulunda, belgesel yönetmeni Emel Çelebi, kurgucu Bora Gökşingöl ve yönetmen Selim Evci yer aldı.

Festivalin “En İyi Kurmaca Film”ini belirleyecek kurmaca kategorisi jüri kurulu, yapımcı Zeynep Özbatur, oyuncu Uğur Polat, sinema yazarı Cüneyt Cebenoyan, yönetmen Seren Yüce ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’dan oluştu.

“En İyi Belgesel Film”i belirleyecek belgesel kategorisi jüri kurulunda ise yazar Yekta Kopan, belgesel yönetmeni Ethem Özgüven ve Aysim Türkmen, gazeteci ve sinema yazarı Burçak Evren, Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı yer aldı.

“En İyi Kurmaca Film” ve “En İyi Belgesel Film” yönetmenleri Akbank Sanat tarafından 8 bin lira ile ödüllendirilecek.

 

Bu yıl 19-29 Mart 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Akbank Kısa Film Festivali kapsamında gerçekleştirilecek “Kısa Film Yarışması”nın ön eleme sonuçları belli oldu

Festivalin yarışma ve yarışma dışı kategorilerine bu yıl toplam 557 filmin başvurdu.

Belgesel yönetmeni Emel Çelebi, kurgucu Bora Gökşingöl ve yönetmen Selim Evci’den oluşan ön eleme jüri kurulunun değerlendirmesi sonucu, yarışmalı bölüme katılan eserler arasından 20 kurmaca film ve 10 belgesel olmak üzere toplam 30 kısa film “Festival Kısaları” bölümünde izleyicilerle buluşmaya hak kazandı.

Festivalin “En İyi Kurmaca Film”i seçecek Kurmaca Kategorisi Jüri Kurulu; Yapımcı Zeynep Özbatur, Oyuncu Uğur Polat, Sinema Yazarı Cüneyt Cebenoyan, Yönetmen Seren Yüce ve Akbank SanatMüdürü Derya Bigalı’dan oluşuyor.

“En İyi Belgesel Film”i belirleyecek Belgesel Kategorisi Jüri Kurulu’nda ise; Yazar Yekta Kopan, Belgesel Yönetmeni Ethem Özgüven ve Aysim Türkmen, Gazeteci ve Sinema Yazarı Burçak Evren ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı yer alıyor.

Ana jürinin değerlendirmesinin ardından düzenlenecek festivalin ödül töreninde, “En İyi Kurmaca Film” ve “En İyi Belgesel Film” 8.000 TL ile ödüllendirilecek.

20 ülkeden 110 film, 40 seans, 11 söyleşi ve atölye çalışması, sinema dünyasından 21 konuğun yer aldığı Akbank 8. Kısa Film Festivali’nin kapısı 10 gün boyunca herkese açık olacak ve tüm etkinlikler ücretsiz olarak Akbank Sanat’ta izlenebilecek.

Ayrıca film gösterimleri, Akbank Sanat’ın kafesinde de eş zamanlı olarak gösterilecek.

Dünya festivallerinden filmlerle Akbank 8. Kısa Film Festivali’nde buluşmak  ve detaylı bilgi almak için www.akbankkisafilm.com ya da www.akbanksanat.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

Ön elemeyi geçen kurmaca filmler

1. Tolerans- Besi Adut
2. Musa- Serhat Karaaslan
3. Jerry- Kaan Müjdeci
4. Dua- Tuna Balkan
5. Kahverengi ve Siyah- Bedir Afşin
6. Sessiz- L.Rezan Yeşilbaş
7. Gerayîş- Çetin Baskın
8. Korkuluk- Adem Demirci
9. Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlanmıştır- Kerem Keskin
10. Asker- Murat Çetinkaya
11. Saman Makinası- Ersin Mert
12. Tam Ekran- Barış Hancıoğulları
13. Mi Hatice- Denis Metin
14. Başlangıç- Yiğit Evgar
15. La Quatorziéme- Hüseyin Aydın
16. Bağ- Mehmet Kemal Bayrak
17. Onaksibir- Can Emre
18. Baydara “Edra’nın Kaderi”- Can Eren
19. Ali Ata Bak- Orhan İnce
20. Alala- Ahmet Baturay Tavkul

Ön elemeyi geçen belgesel filmler

1. Sahnenin Haykırışı- M. Cengiz Tünay
2. Dinozor – Zümrüt Çavuşoğlu
3. Ben Geldim Gidiyorum- Metin Akdemir
4. Cneydo- Hüdai Ateş
5. Dışardakiler- Hüseyin Aydın
6. Susmaz Sokak- Elif Mermer
7. Ekmeğin Hakkı- Ayhan Aslan
8. Yalnızlığın İki Yüzü- Serhat Çatak
9. Kadim- Okan Avcı
10. Pantolon Balığı- Kurtuluş Yiğit Demiralp, Emre Karakaş

“Yarışma Dışı Gösterim” bölümünde gösterilecek filmler

1. Rüzgarın Çocukları- Ahmet Çadırcı
2. Nolya- M. Cem Öztüfekçi
3. Kelimeler ve Teyze- Nazlı Dönmez
4. Ekmek- Koray Sevindi
5. Gel-git- Akile Nazlı Kaya
6. Kahve Molası- Emre Ergenç
7. Ayn- Nefes Polat
8. Ekmeğim- Hakan Ün
9. Yol Hikayesi- E. Mert Kökver
10. Memur – Mehmet Emin Yıldırım

84. Oscar ödülleri sahiplerini buldu. “The Artist” beş dalda Oscar kazanarak yılın filmi oldu. “Hugo” teknik dallarda beş Oscar aldı. En İyi Kadın Oyuncu ise Meryl Streep seçildi.

Sinema dünyasının akademi ödülleri Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Los Angeles kentinde, Kodak Tiyatrosu’nda yapılan bir törenle açıklandı.

Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi’nce verilen ödüllerin sunuculuğunu Billy Crystal yaptı. Gecede yılın filmi The Artist oldu.

Siyah-beyaz ve sessiz film olan The Artist hem En İyi Film ödülünü kazandı, hem de yönetmeni Michel Hazanavicius ve başrol oyuncusu Jean Dujardin’e Oscar getirdi. 10 dalda aday gösterilen The Artist, beş dalda akademi ödüllerinin sahibi oldu. En İyi Film ödülü 1929’da sessiz film olan Wings’den sonra ilk defa sesiz bir esere verilmiş oldu.

Meryl StreepMargaret Thatcher‘ı canlandırdığı Iron Lady ile en iyi kadın oyuncu seçilerek üçüncü kez Oscar aldı. Streep, bugüne kadar 17 kez Oscar’a aday gösterildi.

Ödüllerin diğer çok beğenilen filmi 11 dalda aday olan Martin Scorsese imzalı Hugo, sadece teknik dallarda beş Oscar kazandı. Hugo, Görüntü Yönetimi, Sanat Yönetimi, Görsel Efekt, Ses Kurgusu ve Ses Miksajı dallarında ödüle layık görüldü.

Yardımcı Oyuncu dalında Oscar ödülleri The Help ileOctavia Spencer‘a ve Beginners ile Christopher Plummer‘a verildi. 82 yaşındaki Christopher Plummer, altın heykeli kazanan en yaşlı oyuncu oldu. Plummer, ödülünü alırken altın heykelciğe, “Biliyor musun, benden sadece 2 yaş büyüksün” dedi.

En İyi Orijinal Senaryo Oscar’ını Midnight in Paris ile Woody Allen, Uyarlama Senaryo Oscar’ını ise The Descendants ile Alexander Payne kazandı.

Yabancı Film dalında Oscar İran’a gitti. Ashgar Farhadi‘nin yönettiği A seperation en iyi yabancı film Oscarı’ını aldı.

3 saat 10 dakika süren 84. Oscar töreni, 225 ülkede canlı yayınladı. (IC)

İŞTE ÖDÜLLER:

En iyi film Ödülü: 
The Artist

En İyi Kadın Oyuncu:
Meryl Streep/The Iron Lady

En İyi Erkek Oyuncu:
Jean Dujardin/The Artist

En İyi Yönetmen:
Michel Hazanavicius/The Artist

En İyi Kısa Animasyon:
The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore/William Joyce, Brandon Oldenburg

En İyi Kısa Metraj Belgesel:
Saving Face/Daniel Junge, Sharmeen Obaid-Chinoy

En İyi Kısa Film:
The Shore/Terry George, Oorlagh George

En İyi Orijinal Senaryo:
Woody Allen/Midnight in Paris

En İyi Uyarlama Senaryo: 
Alexander Payne ve Nat Faxon & Jim Rash/The Descendants

En İyi Şarkı: 
Man or Muppet/The Muppets

En İyi Müzik: 
The Artist/Ludovic Bource

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: 
Christopher Plummer/Beginners

En İyi Görsel Efekt: 
Hugo/Robert Legato, Joss Williams, Ben Grossmann, Alex Henning

En İyi Animasyon: 
Rango/Gore Verbinski

En İyi Uzun Metraj Belgesel:
Undefeated/Daniel Lindsay, T.J. Martin, Rich Middlemas

En İyi Ses Kurgusu: 
Hugo/Philip Stockton, Eugene Gearty

En İyi Ses Miksajı:
Hugo/Tom Fleischman, John Midgley

En İyi Kurgu: 
The Girl With The Dragon Tattoo/Angus Wall, Kirk Baxter

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Octavia Spencer/The Help

En İyi Yabancı Film:
Jodaeiye Nader az Simin (A Separation)/Asghar Farhadi (Iran)

En İyi Makyaj:
The Iron Lady/ Mark Coulier, J. Roy Helland

En İyi Kostüm Tasarımı:
The Artist/Mark Bridges

En İyi Görüntü Yönetmeni:
Hugo/Robert Richardson

En İyi Sanat Yönetmeni:
Hugo/Dante Ferretti, Francesca Lo Schiavo