Yazılar

Antalya’nın Kaş ilçesinin yakınlarında Likya Birliği’nin başkenti Patara Antik Kentinde 30 sezonluk kazı çalışmaları tamamlandı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümü Başkanı olan  Prof. Dr. Havva İşkan Işık işbirliğinde yürütülen kazıların bu seneki kısmında, bir çok profesör ve doçent düzeyinde 67 kişiden oluşan bilim heyeti ile stajyer öğrenciler ve İŞKUR bünyesinden işçiler katıldı.

Prof. Dr. Havva İşkan Işık, yaptığı her kazı sırasında olağan dışı bulgular ve buluntularla bilim dünyasında gündem oluşturan Türkiye’nin en kapsamlı kazılarından Patara’nın 30’uncu yılında da şaşırtmadığını söyledi.

28 Mayıs-14 Kasım tarihleri arasında 171 gün süreyle yapılan yoğun çalışmalar sonucu özellikle Tepecik ve kent surları çalışmalarında ortaya çıkarılan verilerin Likya tarihi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Işık, bu bilgilerin kısa süre içinde kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti.

İznik Müze Müdürü olan Haydar Kalsen, içinden iki adet iskelete rastlanıldığını, mumyalanarak korunduğunu ve aynı şekilde müzeye taşınacağını aktardı.

İznik’in Hisardere nektopolünde, M.S. 3. yüzyılda yapıldığı anlaşılan Roma Dönemine ait sandığa benzer lahit bulundu.

İznik Müze Müdürü Kalsen, Hisardere nekropolünde İznik Müze Müdürlüğünün başkanlığı, Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aygün Ekin Meriç’in bilimsel danışmanlığındaki heyet tarafından 17 Ekim’de kazı çalışması başlatıldığını söyledi.

Burada mozaiklere rastlandığını, söz konusu mozaiklerin Bursa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ve Bursa Restorasyon ve Konservasyon Bölge Laboratuvarı uzmanlarının çalışmasıyla kaldırıldığını anlatan Kalsen, daha sonra lahitle ilgili çalışmalara geçildiğini belirtti.

Kalsen, “Burada Roma dönemine ait bir lahit bulundu. M.S. 3. yüzyıl sandık tipi bir lahit. Bu lahitin kapağı uzman ekip tarafından açıldı. İçinden iki iskelet çıktı. Bunlar olduğu gibi içinde duruyor, mumyalanarak korunmuş, bunları aynen müzeye taşıyacağız. İnceleme ve bilimsel çalışmalar yapılacak.” diye konuştu.

Çorum’un Boğazkale ilçesinde Doç. Dr. Andreas Schachner eşliğinde yürütülen kazı çalışmalarında, ritüellerde kullanıldığı düşünülen 3 bin 500 yıllık içme kabına ulaşıldı. Boğa biçimli içme kabının, üst düzey yöneticiler tarafından kullanıldığı tahmin ediliyor.

Hitit uygarlığına başkentlik yapan Çorum’da Alman Arkeoloji Enstitüsü adına kazı çalışmalarına devam eden Doç. Dr. Andreas Schachner, eserle ilgili yaptığı detaylı açıklamada şu bilgilere yer verdi:

“Günümüzden yaklaşık 3 bin 500 yıl öncesine ait bir eser. Anıtsal bir yapıdaki kazı çalışmaları sırasında molozların altında bulundu. Bu yapı da tahminimize göre Hitit döneminde büyük ritüeller ve kült aktivitelerin yapıldığı bir mekân. Önceki yıllarda buna benzer iki eser daha bulunmuştu.

Bu da aynı binadan çıkarılan üçüncü eserimiz oldu. Ritüeller sırasında Hititlerin ileri gelenlerinin veya üst düzey yöneticilerinin içme kabı olarak kullandığı bir eser olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Hititlerde ‘tanrıyı içmek’ diye bir tabir vardı. Ritüellerde yapılan bir şey. Hititlerin elit kısmındaki insanlar belki de rahipler tanrıyı bu tarz bardaklarda içerlerdi. Eserin bir özelliği de bir bütün olarak bulunmasıdır.”

Kültepe Ören Yeri’nde yapılan kaz çalışmalarında kadınların 4 bin yıl önce ticaret yaptığı ve kendilerine ait anlaşma mühürleri olduğu ortaya çıktı. Kayseri merkeze 24 kilometre uzaklıktaki, Hititlerin Anadolu’da kurduğu ilk kentin kalıntısı olan höyük ve etrafında onu saran Karum’dan oluşan Kültepe Ören Yeri’ndeki kazı çalışmasında Anadolu’nun en eski uluslararası ticaret merkezi, Asur Ticaret kolonisi Kaniş-Karum’da çıkan belgelere göre kadınların 4 bin yıl önce ticari anlaşma yapıp, kendi adlarına mühür bastıkları ortaya çıktı.

Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığında sürdürülen kıza çalışmalarında 4 bin yıl öncesine ait çivi yazılı tabletler Anadolu’da kadının sosyal hayatta, ekonomide nasıl bir rol oynadığını gösteriyor.

Kültepe’deki kazılarda bugüne kadar 23 bin 500 çivi yazılı tablet, ve 20 bin adet arkeolojik eser bulundu. Bu yılki kazılarda 2’si tablet 76 eser ile 4 bin-4 bin 500 yıllarında yapılmış idari yapıların köşeleri ortaya çıkarıldı.

Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, ”Bu çağda Anadolu´da kadın ve erkek eşitliği sosyal hayatın özünü oluşturmaktadır. Kadın, iş ve yönetimde de bu sistem içinde kendine yer bulmuştur. Devletin başında kraliçenin görev alması gibi. Yerliler arasındaki kadın ve erkek eşitliğini kanıtlayan evlenme ve boşanma mukaveleleri karşılıklı anlaşma esasına göre düzenlenmişlerdir.

Evli kadınlar, kendi adlarına anlaşma yapar, onları mühürlerlerdi. Birçok borç belgesi karı-koca tarafından mühürlenmiştir. Alacaklı, borçlunun eşini de borçlu sayar, onun garantisi isterdi. Kadınlar, evli veya bekâr olsunlar, kontrata dayanan anlaşmalara ve hukuki işlere karışırlardı” görüşlerine yer vererek Anadolu’da o tarihlerde kadına verilen değeri ortaya koydu.

İtalya’daki Cressoni Tiyarosu’nda Roma İmparatorluğu dönemine ait kalıntılar bulundu. Kültür Bakanı Bonisoli , bu arkeolojik keşif için ‘İstisnai bir durumun da ötesinde çığı açan tarihi bir an’ sözlerinde bulundu.

İtalya Kültür Bakanı Alberto Bonisoli, ülkenin kuzeyinde Como’daki Cressoni Tiyatrosu’nda Roma İmparatorluğu dönemi ait paralar bulunmasının ardından konuşma yapmak üzere basın toplantısı düzenledi.

Bonisoli, “Benim için bu olay istisnai bir durumun da ötesinde, çığır açan tarihi bir an.” dedi. Görevli arkeologlar bulunan testinin içinde sadece altının olmadığını 3 farklı obje daha çıktığını belirtti.

Yetkililerden biri yaptığı açıklamada, “Bir anlığına kesinlikle bir altın külçe gördük ve iki obje daha ama şu an için sadece 4’er gramlık 27 altın parayı çıkardık. Altınlar, Honorius, 3. Valentinianus, 1. Leo ve Libius Severus dönemlerinde basılmış.” diye konuştu.

Geçen hafta ülkenin Como’daki Cressoni Tiyatrosu’nda yürütülen arkeolojik kazı sırasında Roma İmparatorluğu dönemine ait yüzlerce altın para bulunmuştu. Köpüktaşından yapılmış bir testide bulunan altınlar, daha sonra Kültür Bakanlığının restorasyon laboratuvarına gönderilmişti. Arkeologlar ile restorasyon ve para uzmanları bulgular üzerinde inceleme yapmıştı.