Yazılar

14. Filmekimi, her yıl olduğu gibi merakla beklenen göz alıcı filmleri bu yıl da izleyiciyle buluşturacak.

2015 film ekimi

 

3-11 Ekim tarihlerinde İstanbul’da yapılacak, ardından Ankara, İzmir, Trabzon, Bursa ve Edirne’yi ziyaret edecek 14. Filmekimi’nin programı açıklandı. Sundance, Berlin, Cannes, Venedik, Toronto gibi saygın festivallerde adından söz ettiren, aralarında Woody Allen, Noah Baumbach, Stephen Frears, Michel Gondry, Todd Haynes, Nanni Moretti, Paolo Sorrentino gibi usta yönetmenlerin son yapıtlarının da olduğu ‘yolunu gözlediğimiz’ 46 film programda.
filmekimi 2015

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından Vodafone FreeZone sponsorluğunda gerçekleştirilecek 14. Filmekimi, her yıl olduğu gibi yolunu gözlediğimiz filmleri sinemaseverlerle buluşturacak.İstanbul ayağı 3-11 Ekim tarihleri arasında yapılacak, ardından Ankara, İzmir, Trabzon, Bursa ve Edirne’yi ziyaret edecek 14. Filmekimi’nde, Sundance, Berlin, Cannes, Venedik, Toronto gibi saygın uluslararası festivallerde adından söz ettiren Woody Allen, Noah Baumbach, Stephen Frears, Michel Gondry, Todd Haynes, Hirokazu Kore-eda, Nanni Moretti, Paolo Sorrentino gibi usta yönetmenlerin son yapıtlarının da aralarında bulunduğu 46 film beyazperdede izlenebilecek. Birkaç gün önce 72. Venedik Film Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan kazanan ‘Uzaktan’ın (Desde Alla) da gösterileceği Filmekimi’nde Can Evrenol’un ‘Baskın’ ve Ben Hopkins’in Hasret filmlerinin Türkiye prömiyerleri yapılacak.

FİLMEKİMİ PROGRAMINDA NELER VAR?
Mantıksız Adam / Irrational Man / Woody Allen
Başrollerini Emma Stone, Joaquin Phoenix ve Parker Posey’nin paylaştığı Woody Allen’ın son filmi Mantıksız Adam / Irrational Man’in merkezinde yaşama arzusunu yeniden kazanmak isteyen felsefe profesörü Abe Lucas var. Hayatta ne zevk ne de bir anlam bulamayan Abe, duygusal açıdan dibe vurmuştur. Ders vermeye başladığı küçük bir kasabadaki üniversitede iki kadınla yakınlaşır: Mutsuz evliliğinde debelenen öğretim üyesi Rita ile en iyi öğrencisi Jill. Talihin bir oyunuyla Abe öyle bir karar vermek zorunda kalır ki tüm dengeleri ve ilişkileri alt üst olur. Mantıksız Adam ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nde yaptı.

Dheepan / Jacques Audiard
Cannes’ın en büyük ödülü Altın Palmiye’yi kazanan Pas ve Kemik ile Yeraltı Peygamberi filmleriyle tanıdığımız Jacques Audiard’ın son filmi Dheepan Paris’te Sri Lankalı üç mülteci üzerinden tüm dünyadaki sığınmacıların çektiği zorlukları ele alıyor. Filme adını veren Dheepan’ı 1980’lerde Tamil Kaplanları’nda çocuk asker olan romancı Antonythasan Jesuthasan canlandırıyor. Sri Lanka’da sona eren iç savaştan kaçabilmek için Dheepan, bir kadın ve bir kız çocuğuyla bir aileymiş gibi davranarak mülteci olarak Fransa’ya gider. Paris dışında bir toplu konuta yerleştirilen üçlü, bir yandan göçmen olarak kültür çatışmasını aşmaya çalışırken bir yandan da gündelik şiddetle ve “ailevi” meselelerle uğraşmak zorunda kalacaktır.

Bayan Amerika / Mistress America / Noah Baumbach
Bu yılki İstanbul Film Festivali’nin en çok izlenen filmlerinden While We Are Young’dan sonra bağımsız yönetmen Noah Baumbach, Frances Ha’nın hem başrol oyuncusu hem de ortak senaristi Greta Gerwig ile birlikte Bayan Amerika’yı yarattı. Başrollerinde Greta Gerwig, Loka Kirke, Heather Lind’in yer aldığı film, efsane bir şehir komedisi olmayı vaat ediyor. İlk gösterimini Sundance’te gerçekleştiren Bayan Amerika, Baumbach’ın en eğlenceli filmi olarak görülüyor. Baumbach ve Gerwig işbirliğiyle ortaya çıkan hınzır senaryosu ve sivri diyaloglarıyla dikkat çeken film, kendi halinde, henüz New York’un ışıltılı hayatına girememiş Tracy ile şehri çok iyi bilen ve maceracı bir kız olan Brooke’un ilişkisini anlatıyor.

İnsanın Değeri / The Measure of a Man / Stephane Brize
Cannes Film Festivali’nde Vincent Lindon’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran İnsanın Değeri / The Measure of a Man, işçi sınıfının sosyolojik yapısını anlatan sosyal gerçekçi dram. Yönetmenliğini Stephane Brize’nin yaptığı film, birden bildiği tüm ahlaki değerlere karşı durmak zorunda kalan bir fabrika işçisinin hikâyesini anlatırken “aslında, insanın değeri nedir?”i sorguluyor. Dardenne Biraderler’i anımsatan açık bir kapitalizm eleştirisi yapan film, özellikle başrolündeki Vincent Lindon’un performansıyla büyük övgü aldı.

Ixcanul / Ixcanul Volcano / Jayro Bustamante
Jayro Bustamante’nin ilk uzun metrajlı filmi olan Ixcanul Guatemala’da gerçek ve aktif bir volkanın eteklerinde çekildi. Kaqchikel Mayaları’ndan, ailesiyle birlikte bir kahve plantasyonunda yaşayan 17 yaşındaki Maria’nın ekseninde gelişen öyküsüyle izleyiciyi, şu ana kadar yılda en fazla 6 film çekilebilmiş Guatemala’dan gelen; gerçek bir karakterin yaşadıklarına dayanan etkileyici ve alışılmışın dışında bir kadın öyküsü. İzleyiciyi Maya kültürü ve gelenekleriyle tanıştıran Ixcanul’un başrollerinde Maria Mercedes Coroy ve Maria Telon var. Film, 2015 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülüne layık görüldü, Guadalajara’da ise En İyi Latin Amerika Filmi seçildi.

Life / Anton Corbijn
Fotoğrafçı ve yönetmen olan Anton Corbijn’ın son filmi Life, Hollywood efsanesi James Dean ile Magnum fotoğrafçılarından Dennis Stock’un, Dean henüz dünya çapında bir yıldız olmadan, 1955 yılındaki yakın arkadaşlığının hikâyesini anlatıyor. Stock, bu başına buyruk, çılgın, neşeli ve yaramaz yeni aktörün fotoğra?arını çekmek için LIFE dergisini ikna eder. İkili, Los Angeles’tan New York’a oradan da Dean’in Indiana’daki aile çiftliğine doğru, kıtayı boydan boya geçen bir fotoğraf gezisine çıkar. Stock’un hayatını değiştirecek bu geziden geriye çağımızın en unutulmaz fotoğra?arı kalacaktır. Berlin Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan Life’ın müzikleri ise geçtiğimiz Aralık ayında Salon’da konser veren Owen Pallett tarafından bestelendi.

Lolo / Julie Delpy
Paris’te İki Gün, New York’ta İki Gün ve Skylab ile sevdiğimiz, en Amerikalı Fransız yönetmen Julie Delpy, başrollerini Dany Boon, Vincent Lacoste ve Karın Viard ile paylaştığı bu romantik komediyle beyazperdeye dönüyor. Lolo, dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nin Venedik Günleri bölümünün ardından Toronto Film Festivali’nde de gösterilecek. Filme adını veren Lolo, annesini aşırı sahiplenen ve bu yüzden de annesinin yeni sevgilisine zorluk çıkartan ergen bir genç.

En Güzel Günlerim / My Golden Days / Arnaud Desplechin
A Christmas Tale ve My Sex Life or How I Got Into an Argument gibi duygusal filmlerin yönetmeni Fransız Arnaud Desplechin’in senaryosunu da kendi yazdığı yeni filmi En Güzel Günlerim / My Golden Days, ergenlik çağındaki gençlerin romantik hikâyesini anlatıyor. Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftasında En İyi Senaryo ödülü alan, Quentin Dolmaire, Lou Roy-Lecollinet gibi isimlerin oyunculuğu ile En Güzel Günlerim hem dokunaklı bir büyüme hikâyesi, hem de sıcacık, hayat dolu, hüzünlü ve nüktedan bir ilk aşk hikâyesi anlatıyor.

The Witch / Robert Eggers
The Witch ile Sundance Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü alan Robert Eggers, insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden, New England’daki cadı avlarından esinleniyor. Hıristiyan inançlarına sıkı sıkıya bağlı William ve Katherine, beş çocuğuyla birlikte, geçit vermez bir ormanın yamacında yaşamlarını sürdürmektedir. Yeni doğan oğulları sırra kadem basıp bir de ekinleri solunca, aile batıl inançlar ile kendi korku ve kaygılarının esiri olur. Başrollerini Anya Taylor Joy, Ralph Ineson’ın paylaştığı ve Sundance’in en ürkütücü filmi olarak övülen The Witch, korku ve endişenin işlendiği, etkileyici bir yapıt. 1922 yılında çekilen ünlü korku filmi Nosferatu’nun yeniden çevrimini Robert Eggers’ın üstleneceği de açıklandı.

Baskın / Can Evrenol
Baskın, beş polisin gece devriyesi sırasında gelen bir yardım çağrısı üzerine destek için gittikleri terk edilmiş tarihi bir Osmanlı karakolunda başlarına gelenleri konu eden bir geceyarısı filmi. Dünya prömiyerini bu ay Toronto Film Festivali’nin “Midnight Madness” seçkisi kapsamında gerçekleştiren Baskın, Can Evrenol’un aynı adlı ödüllü kısa filminden uyarlandı. Baskın’ın Türkiye prömiyeri, Filmekimi’nde yapılıyor.

Kronik / Chronic / Michel Franco
Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun senaristliğini de üstlendiği Kronik, izleyiciyle ilk kez buluştuğu Cannes Film Festivali’nden En İyi Senaryo ödülüyle ayrıldı. Filmin başrollerinde, Reservoir Dogs, Pulp Fiction gibi filmlerde rol alan benzersiz oyuncu Tim Roth, 5 sezondur devam eden Grimm’den hatırlayacağımız Bitsie Tulloch ve ilk kez 2008 yılında Kara Şövalye’de ‘Joker’s Thug’ olarak izlediğimiz David Dastmalchian yer alıyor. Kronik, Tim Roth’un canlandırdığı, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor. Sakince akan bu keskin dram, Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun 2012’de Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün galibi olan ve İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen Lucia’dan Sonra filminden sonraki çalışması.

Son Efsane / The Program / Stephen Frears
Gazeteci David Walsh’ın Seven Deadly Sins kitabından uyarlanan Son Efsane / The Program’ın yönetmen koltuğunda Stephen Frears oturuyor. Ünlü bisikletçi Lance Armstong’un hayatının beyazperdeye aktarıldığı filmde Armstrong’un hakkında çıkan doping haberlerinin ardından 7 kez kazandığı Tour de France şampiyonluklarının elinden alınması ve spordan men edilmesine kadar devam eden tartışmalı süreçleri konu edilmiş. Başrollerini Ben Foster ve Chris O’Dowd’ın paylaştığı Son Efsane kadrosunda Dustin Hoffman, Guillaume Canet ve Jesse Plemons gibi isimler de yer alıyor. Son Efsane, ilk gösterimini bu ay Toronto Film Festivali’nde yapıyor.

Ex Machina / Alex Garland
Never Let Me Go, Gün Işığı, 28 Gün Sonra filmlerinin senaryolarına imza atan, The Beach / Kumsal, Tesseract / Hiper Küp romanlarının yazarı Alex Garland bu kez Ex Machina’da hem yönetmen hem de senarist olarak karşımıza çıkıyor. Yılın en merakla beklenen filmlerinden Ex Machina, “insanlık sonrası fütüristik şok filmi” ve “vizyoner bir bilimkurgu” olarak şimdiden kült filmler arasına girdi. Filmin başrollerinde Oscar Isaac, Domhnall Gleeson ve Alicia Vikander yer alıyor. Yapay zekâ ürünü bir “kadın robot deneyi”ni test eden bilim adamlarının hikâyesini anlatan Ex Machina, çağdaş bir Frankenstein yorumu olarak tanımlanıyor. Müziklerini Ben Salisbury ile Portishead kurucularından Geoff Barrow’un bestelediği filmin ilham kaynakları arasında 2001: A Space Odyssey / 2001: Uzay Macerası (Stanley Kubrick) ile Altered States / Gerçeğin Ötesinde (Ken Russell) yer alıyor.

Bir Varmış Bir Yokmuş / Tale of Tales / Matteo Garrone

Tale-of-Tales

 

İlk gösterimini Cannes’da gerçekleşen, epik bir sinema vizyonuyla Ortaçağ Napoli’si hikâyelerinden esinlenen Bir Varmış Bir Yokmuş / Tale of Tales’in başrollerinde Salma Hayek ve Vincent Cassel yer alıyor. Kendisini çok seven kocasını feda etmeye hazır bir Kraliçe’nin savaşımından, bir Kral’ı baştan çıkarmaya çalışan iki gizemli kız kardeşe, dev bir pireyle uğraşırken kızının kalbini kıran başka bir Kral’a, güzellikle groteski katıştıran bu hikâyeler gotik bir hayal dünyasını çarpıcı ve benzersiz bir şekilde beyazperdeye taşıyor.

Marguerite / Xavier Giannoli
Eylül ayında Venedik Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan Marguerite, Fransız yönetmen Xavier Giannoli’nin son filmi. detone soprano Florence Foster Jenkins’in hikayesinden esinlenen film 1921 yılının Paris’inde geçiyor. Marguerite Dumont’un şatosundaki bir partide, müthiş bir hevesle arya söyleyen Marguerite Marguerite o kadar detone ve kendi durumundan o kadar bihaber ki, dinleyiciler gülmemek için kendilerini zor tutuyorlar. Kışkırtıcı bir gazeteci son performansı hakkında övgü dolu bir yazı yazınca Marguerite de büyük bir resital vermeye ikna oluyor. Filmin oyuncuları arasında Catherine Frot, Andre Marco, Michel Fau ve Christa Theret var.

Ben, Earl & Ölen Kız / Me and Earl and the Dying Girl / Alfonso Gomez
Amerikalı yazar Jesse Andrews’ın aynı adlı romanından uyarlanan, yönetmen koltuğunda Glee ve American Horror Story gibi başarılı dizilerde yönetmen olarak karşımıza çıkan Alfonso Gomez’in olduğu Ben, Earl & Ölen Kız’ın oyuncu kadrosunda Bates Motel’den tanıdığımız Olivia Cooke, Thomas Mann ve RJ Cyler yer alıyor. Sundance Film Festivali’nden, Jüri Büyük Ödülü ve İzleyici Ödülü ile dönen film, lise son sınıfta olan ve okulunu huzurla bitirmek uğruna kimseyle yakınlaşmamayı tercih eden Greg’in kanser hastası sınıf arkadaşı Rachel’a yardımcı olmasıyla birlikte gerçek dostluğu keşfetmesini konu alıyor. Film, Rolling Stone dergisi tarafından şimdiden 2015 yılının en iyi 7 filmi arasında gösteriliyor.

Microbe & Gasoline / Michel Gondry
Michel Gondry’nin Versailles’da geçirdiği çocukluk günlerinden esinlendiği Microbe & Gasoline, geçen Filmekimi’nde de gösterilen Biz ve Ben’deki gibi ergenlerin dünyasına dalan tatlı bir fantezi, ev yapımı bir karavanla Fransız taşrasını kat eden iki ergenin büyüme hikâyesi. Uyumsuz liseliler Mikrop ile Gazolin yakın arkadaş olurlar. Okul bitip yaz tatili başladığında ilk işleri derme çatma bir “tekerlekli ev” inşa edip kendilerini yollara vurmak olur. Elbette yolda hem tuhaf tiplerle karşılaşır hem de ilginç maceralar yaşarlar.

İnatçılar / Rams / Grimur Hakonarson
40 yıldır birbiriyle konuşmayan, hayvancılık yapan iki kardeş, Gummi ve Kiddi’nin koyunlarını kurtarmak amacıyla bir araya geldiği bu film, dokunaklı, insancıl ve kuzeyli mizahını esirgemeyen bir dram. İzlandalı yönetmen Grimur Hakonarson’un kendi ülkesinde yaptığı doğa çekimleriyle birleşen belgesel tadındaki İnatçılar, 2015 Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış ödülüne layık görüldü. Başrollerini Sigurður Sigurjónsson ve Theodór Júlíusson’ın paylaştığı İnatçılar İzlanda’nın Oscar adayı.

Carol / Todd Haynes
Suç ve gerilim romanlarının usta yazarı Patricia Highsmith’in kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı 1952 tarihli romanı, 11 yıllık bir yapım sürecinden sonra beyazperdede. Amerika’da insan ilişkilerinin karanlık yüzüne bakan yönetmen Todd Haynes, şahane kadrosu ve olağanüstü sanat tasarımıyla yılın bu en çok övülen filminde 1950’lerin New York’unda iki kadının yasak aşkını anlatıyor. 2015 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday olan, En İyi Kadın Oyuncu (R. Mara) ve Kuir Palmiye ödülleri kazanan filmin başrollerinde Cate Blanchett ve Rooney Mara yer alıyor.

Hasret / Yearning / Ben Hopkins
Yönetmen Ben Hopkins’in filmi Hasret / Yearning, İstanbul’a film çekmeye gelen küçük bir çekim ekibinin hikâyesini anlatıyor. Yönetmen Hopkins, günden karanlığa, yaşayan şehirden geçmişin şehrine doğru geçerken İstanbul’un birçok yönüne değiniyor. Hasret / Yearning, eski mahallelerin yıkılması ve yenilenmesi, göçmen işçiler, hükümete karşı direniş, şehirde yaşayan çok çeşitli dinler ve topluluklar, İstanbul’un tuhaf derecede melankolik özüne değiniyor.

Emanet / Coin Locker Girl / Han Jun-Hee
Han Jun-Hee’nin ilk yönetmenlik denemesi olan Emanet, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası bölümünde yaptı. Metro istasyonunda terk edilen bir bebeğin bir mafya örgütünün lideri olan kadın tarafından sahiplenilmesini ve kızın yıllar sonra kadının otoritesini ve yetiştirilişini sorgulamasını konu alan bu sert film Kore’de Bucheon Film Festivali ile İtalya’da Griffoni Film Festivali’nde ödüller kazandı.

Umudun Tarifi / An / Naomi Kawase
Geçen yıl Filmekimi’nde gösterilen Dingin Sular filmiyle hatırladığımız Japon yönetmen Naomi Kawase’nin yeni filmi Umudun Tarifi’nin çekimleri Japonya, Fransa, Almanya olmak üzere üç farklı ülkede yapıldı. Küçük bir fırın mutfağında “an” adı verilen fasulye ezmesinin Tokue adında yaşlı bir kadın tarafından yapılmasıyla başlayan bu hikâye, gün geçtikçe fırının sahibi Senataro ile Tokue arasında farklı dostluklara ve geçmişe yapılan yolcuklara kapısını aralıyor. 2015 Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünün açılışını yapan Umudun Tarifi, sunduğu eşsiz görüntüler ile izleyicilere farklı bir atmosfer yaşatıyor.

Küçük Kız Kardeşim / Our Little Sister / Hirokazu Kore-eda
Çağdaş Japon sinemasının ustası Kore-eda’nın son filmi Küçük Kız Kardeşim, Yoshida Akimi’nin aynı adlı çoksatar çizgi romanından uyarlanmış. Büyükannelerine ait bir evde oturan üç yetişkin kız kardeş, yıllardır görmedikleri babalarının cenazesinde onlu yaşlarındaki utangaç üvey kız kardeşleri Suzu’yla tanışırlar. Kızı çok sevip yanların alan kızkardeşler, ailelerine yeni katılan bu kızla gitgide yakınlaşırlar. Klasik Japon tarzını benimseyen bu sakin ve dokunaklı aile dramı, Cannes’da Altın Palmiye için yarışmıştı.

The Lobster / Yorgos Lanthimos
Köpek Dişi, Attenberg ve Alpler’de toplumsal kodları yıkarken izleyicinin aklını karıştıran Yunanlı yönetmen Yorgos Lanthimos’un ülkesi dışında çektiği ilk filmi The Lobster, sinemaseverleri distopik bir geleceğe götürüyor. Hollywood’un en parlak yıldızlarından Colin Farrell, Rachel Weisz, Ben Whishaw, Olivia Colman’ı oyuncu kadrosuna dahil eden The Lobster, dünya prömiyerini yaptığı Cannes Festivali’nden Jüri Ödülü ve Kuir Palmiye Özel Mansiyonu ile döndü. Film, bekâr olmanın yasadışı olduğu ve bu suçu işleyenlerin seçtikleri bir hayvana dönüştürüldüğü tuhaf, gerçeküstü, sıra dışı bir dünyada geçiyor.

El Club / The Club / Pablo Larrain
Berlin’de Büyük Jüri Ödülü alan El Club’un yönetmen koltuğunda Pablo Larrain oturuyor. Oscar’lı No, Altın Lale’li Tony Manero ve Post Mortem filmlerinden tanıdığımız Larrain, bu filmde Katolik Kilisesi’ne sert bir eleştiri yöneltiyor. Filmin başrolünde, Larrain’in önceki filmlerinde de birlikte çalıştığı Alfredo Castro rol alıyor. El Club, Şili’de bir sahil kasabasında işledikleri suçlar yüzünden Kilise’den uzaklaştırılmış bir grup rahibin günahlarıyla yüzleşmesini, karanlık bir atmosfer ve sakince açılan bir hikâye örgüsüyle anlatıyor. Çoğu eleştirmenin özellikle oyunculuk performanslarını övdüğü El Club için Larrain birçok eski kilise yetkilisi ve eski rahiple görüşmeler yapmış.

Mükemmel Bir Gün / A Perfect Day / Fernando León de Aranoa

Perfect_Day

 

Kadrosunda Benicio Del Toro, Tim Robbins, Olga Kurylenko gibi yıldız isimlerin yer aldığı Mükemmel Bir Gün, silahlı çatışmanın sürdüğü bir bölgede, bir su kuyusundan bir cesedi çıkarmaya çalışan insani yardım işçilerini konu eder. Savaşın ortasında kalan işçiler için, kobay fareler gibi çıkış yoktur sanki. Belirsizlik içinde tehlikenin tam ortasındaki işçiler, savaş içinde savaş yaşarlar: Mizah, dram, tehlike, umut… İlk kez Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterilen Mükemmel Bir Gün için yönetmen León de Aranoa şöyle diyor: “Bu filmin kaybedecek, durup düşünecek hiç vakti yok. Müzik olsaydı punk rock olurdu.”

Sakin Batı / Slow West / John Maclean
Sundance Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü’yle dönen Sakin Batı’nın yönetmen koltuğunda, indie rock grubu Beta Band müzisyenlerinden John Maclean oturuyor. 19. Yüzyılın sonlarında, Vahşi Batı’da geçen filmde, sevdiği kadının peşinden Amerika’ya seyahat eden aristokrat bir İskoç ailesinin 16 yaşındaki genç oğulları, bölgenin zorlu şartlarında ona eşlik etmesi için gizemli ve güçlü bir gezginle anlaşır. Filmde, Hunger / Açlık, Shame / Utanç, X-Men ve Soysuzlar Çetesi’nden tanıdığımız çok yönlü oyuncu Michael Fassbender, genç yetenek Kodi Smith-McPhee ve Kara Şövalye Yükseliyor’dan hatırladığımız Ben Mendelsohn yer alıyor.

Knight of Cups / Terrence Malik

Terrence Malick’in Tree of Life / Hayat Ağacı ve To the Wonder / Aşkın İzleri’nin ardından çektiği Knight of Cups’ın ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nde ana yarışmada yapıldı. Oyuncu kadrosunda Hollywood yıldızları Christian Bale, Cate Blanchett, Natalie Portman, Freida Pinto, Imogen Poots, Antonio Banderas’ın yer aldığı filmin ana karakteri Rick, Los Angeles’ta yaşayan, etrafında olup bitene anlam vermeye çalışan bir senaryo yazarıdır. Knight of Cups, kendini sisteme kaptırmış umutsuz bir adamın hikâyesini, nasıl ayartıldığını, şöhretini ve aşırılığı anlatıyor.

Güneş Tepedeyken / The High Sun / Dalibor Matanic
Yönetmen Dalibor Matanic’e Cannes’da Jüri Ödülü kazandıran ve Hırvatistan’ın Oscar adayı olan Güneş Tepedeyken, Yugoslavya iç savaşının üç ardışık döneminde aynı oyuncuların farklı karakterleri canlandırdığı üç imkânsız aşk hikâyesini anlatıyor. Farklı etnik kökenler ve savaşın birbirine yabancılaştırdığı karakterlerin öyküsü, 20 yıllık karşılıklı öfkenin ve geride bıraktığı izlerin bir özeti niteliğinde. Güneş Tepedeyken yakın tarihin belki de en karmaşık kimlik arayışının sınırlarını çiziyor.

Paulina / La Patota / Santiago Mitre
Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası bölümünde Büyük Ödül’e layık görülen Paulina’nın yönetmen koltuğunda Arjantinli yönetmen Santiago Mitre oturuyor. Aldığı ödülün yanı sıra bu yıl Cannes’ın en heyecan verici keşiflerinden olan Paulina, fedakâr ve idealist bir kadın öğretmenin Arjantin’in ücra bir bölgesinde başından geçen olayları anlatan; adalet, dirayet ve fedakârlık kavramlarının sınırlarını yoklayan, cesur bir siyasal gerilim. Paulina’nın oyuncu kadrosunda performansıyla büyük övgü toplayan Dolores Fonzi, Oscar Martinez ve Esteban Lamothe var

Annem / Mia Madre / My Mother / Nanni Moretti
Ferzan Özpetek filmlerinden Cahil Periler, Bir Ömür Yetmez, Şahane Misafir’den hatırladığımız İtalyan oyuncu Margherita Buy ile Amerikalı oyuncu ve yönetmen John Turturro’nun rol aldığı, Cannes’dan Ekümenik Jüri Ödülü’yle dönen Annem / Mia Madre’nin yönetmen koltuğunda ödüllü İtalyan yönetmen Nanni Moretti oturuyor. Film, varoluşsal bir krizin ortasında kalan yönetmen Margherita’nın ölümcül bir hastalıkla uğraşan annesi, huysuz başrol oyuncusu ve ergenlik çağındaki kızıyla baş etmeye çalışmasını izliyor. Nanni Moretti’nin The Guardian’a göre “samimi, hınzır ve akıl çelici” olan bu yarı-otobiyografik filmi, dramla mizahı ustaca harmanlıyor.

Babam / Babai / Visar Morina
Bu yıl Karlovy Vary ve Münih film festivallerinden En İyi Yönetmen ödülü kazanan Visar Morina, Kosova savaşı öncesinde hayatlarını sigara satarak geçindiren bir baba-oğulun hikayesini anlatıyor. Babam, farklı ülkelerde yapılan çekimleri, yönetmen Morina’nın kullandığı sinema dili ve başarılı hikâye anlatımı ile izleyiciden büyük beğeni topluyor. Kosova’nın Oscar adayı film, karmaşık bir düzen içinde aile olmanın önemini vurgulayan bir yapım.

Annemle Geçen Yaz / The Second Mother / Anna Muylaert
Saõ Paulo’da zengin bir evde hizmetçilik yapan Val, mükemmel kanepeler hazırlamaktan evin yeniyetme oğluna dadılık yapmaya kadar, işini son derece ciddiye almaktadır. 13 yıl önce kızını büyükannesi ile bırakıp iş bulmak için Sao Paulo’a gelen Val’in hırslı ve akıllı kızının tekrar hayatına girişiyle evin hassas dengeleri alt-üst olur. İnsanın içini ısıtan Annemle Geçen Yaz, Brezilya’da aile ve sınıf meselelerini yeni, çağdaş ve tempolu bir tarzda ele alıyor. Sundance’te başrollerindeki Regina Casé ve Camila Márdila’ya Jüri Oyunculuk Özel Ödülü kazandıran film, Berlin Panorama bölümünde de İzleyici Ödülü kazanmıştı.

Saul’un Oğlu / Son of Saul / Laszlo Nemes

Cannes’dan Büyük Ödül ve FIPRESCI dahil dört ödülle ayrılan Saul’un Oğlu / Son of Saul, Macar yönetmen Laszlo Nemes’in ilk uzun metraj denemesi. Kısa filmleriyle birçok festivalden ödüle layık görülen Nemes, ilk uzun metrajlı filminde izleyiciyi 1944 yılına, Auschwitz imha kampına götürüyor. Kampta Nazilerle işbirliği yapmaya zorlanan Yahudi mahkûmlardan Saul’un görevi, cesetleri yakmaktır. Bir gün, temizlediği imha fırınında, bir oğlan çocuğunun cesedini görür. O an olanaksız bir ödev üstlenir: Çocuğun cesedini yakılmaktan kurtaracak ve usulünce toprağa verecektir. Başrollerinde Geza Röhrig, Levente Molnar, Urs Rechen’in bulunduğu Saul’un Oğlu, Macaristan’ın 2016 Oscar adayı olarak açıklandı. Saul Ausländer rolünde ilk kez kamera önüne geçen Geza Röhrig, Macar bir yazar ve şair. 35 mm çekilen ve Cannes’da 35 mm kopyasından gösterilen Son of Saul kötülük kavramını benzersiz bir bakış açısıyla sorguluyor.

Aşk Vadisi / Valley of Love / Guillaume Nicloux
Fransa’nın en ünlü ve önemli oyuncularından Isabelle Huppert ile Gérard Depardieu, romancı, yönetmen ve oyuncu Guillaume Nicloux’nun son filminde 35 yıl sonra ilk kez yeniden bir araya geliyor. Huppert ve Dépardieu, kendi adlarını taşıyan, yıllar önce birbirlerinden ayrılmış, çok ünlü bir oyuncu çifti canlandırıyorlar. Filmde, intihar eden oğulları Michael’dan bir mektup alınca yıllar sonra yeniden buluşmayı kabul eden bu acılı çiftin hikâyesi anlatılıyor. Olağanüstü görselliğiyle dikkatleri çeken Aşk Vadisi, bu yıl Cannes’da dünya prömiyerini yaptı ve büyük ilgi topladı.

London Road / Rufus Norris
London Road, 2006 yılında Ipswich’te beş genç kadının canice öldürüldüğü ‘Suffolk Canisi’ cinayetlerinin yankılarını ve etkilerini ele alıyor. Alecky Blythe, mahalle sakinleriyle (yani bir nevi Küçük Britanya ile) yaklaşık 100 saatlik röportajlar yaptı; 2011’de de röportajda sarfedilen sözleri aynen kullanarak müziklerini Adam Cork’un bestelediği ve yine Rufus Norris tarafından sahneye konan bir müzikale dönüştürdü. Müzikalle aynı adı taşıyan beyazperde uyarlaması da aralarından birinin tutuklanmasıyla kendilerini bu trajik olayların tam merkezinde buluveren sıradan insanların hikâyesini müzikle ve kendi sözleriyle anlatıyor. Film ilk gösterimini San Sebastian ve Toronto ?lm festivallerinde yaptı.

Nahid / Ida Panahandeh
2015 Cannes Film Festivali’nde Gelecek Vaad Eden Film Ödülü’ne layık görülen Ida Panahandeh’in ilk uzun metrajlı filmi İran’daki boşanmış kadınların çocukların velayeti ve hülle nikâhı gibi sorunlarını ele alıyor. Bir yandan da Ortadoğu kültürünü, kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi de yansıtan Nahid, İran toplumundaki güçlü kadınların ortak hikâyesi. İranlı yeni nesil yönetmenlerin ödüllü yapıtlarına yepyeni bu örnek, başrolünde Bir Ayrılık filminden hatırladığımız Sareh Bayart dramatik performansıyla büyük övgü aldı.

Hazine / The Treasure / Corneliu Porumboiu
Bükreş’in Doğusu, Bükreş’e Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma, Polis, Sıfat filmlerinin yönetmeni Corneliu Proumboiu’nun alaycı dramlarındaki sıradan kahramanlar, küçük bürokratlar ve Romanya’nın komünist geçmişinin uzun gölgelerini sevenler bu sevimli ve minimalist taşlamadan büyük keyif alacaklar. Hazine’nin ilham kaynağı, filmde Adrian’ı canlandıran Adrian Purcarescu’nun gerçek hazine arama hikâyesi. Romanya’da komünist dönem öncesi arka bahçelerine gömülmüş bir hazineyi bulmak için iki komşunun yaptığı iş birliğini konu alan film, karakterlerin motivasyonlarına karşın olayları ilerleyişinin gösterdiği farklılık ahlak anlayışı, devlet ve bürokrasi gibi birçok etkeni gözler önüne seriyor.

Arjantin / Zonda: Folclore Argentino / Carlos Saura
Kanlı Düğün, Tango, Iberia, Fadolar ve Flamenko, Flamenko gibi müzik ve dans filmlerinde bizi kendine hayran bırakan Carlos Saura, bu kez geleneksel Arjantin müziğinin yüreğini açan bir belgesel sunuyor. Arjantin’in farklı bölgelerinde çekilmiş görüntüler ve ülkenin en iyi müzisyenleri tarafından seslendirilen geleneksel şarkılar sayesinde Arjantin şiirsel, büyüleyici bir nitelik kazanıyor; hem kulaklara hem gözlere hitap ediyor.

Aşka Özgürlük / Freeheld / Peter Sollett

Peter Sollett’in Eylül ayında Toronto Film Festivali’nde prömiyer yapan son filmi Aşka Özgürlük, Laurel Hester ile Stacie Andree’nin gerçek aşk hikâyesiyle eşitlik, adalet ve medeni haklar mücadelesini anlatıyor.. Hem kişisel hem de siyasal bir mücadeleyi ele alan bu dokunaklı cesaret hikayesinin başrollerini Julianne Moore, Ellen Page, Michael Shannon, Steve Carell ve Josh Charles paylaşıyorlar.

Gençlik / Youth / La Giovinezza / Paolo Sorrentino

Youth-la-giovinezza

Paolo Sorrentino’nun, Oscar ödüllü Muhteşem Güzellik filminden sonra çektiği Gençlik, iki eski arkadaşın ilişkileri, gençlik anıları ve hayatlarını gözlerinden geçirmesini anlatıyor. Dünya prömiyerini Cannes’da yapan Gençlik, Sorrentino’nun farklı kamera açıları, çarpık yüzler, stilize görseller ve olağanüstü müzikler geçidiyle izleyiciye nefes kesici bir seyirlik sunuyor. Filmin başrollerini Oscar’lı aktör Michael Caine, 2006’da İstanbul Film Festivali’nde Sinema Onur Ödülü alan Harvey Keitel ve Rachel Weisz paylaşıyor.

Sessiz Çığlık / Louder Than Bombs / Joachim Trier
Tekrar ve Oslo, 31 Ağustos filmleriyle tanıdığımız Joachim Trier’in Cannes’da Altın Palmiye için yarışan son filmi Sessiz Çığlık etkileyici bir psikolojik dram. Üç yıl önce ölen ünlü fotoğrafçı Isabelle’in büyük oğlu Jonah, annesinin anısına düzenlenen bir sergiye katılmak için evine geri döner. Jonah, kardeşi Conrad ve babaları Gene yıllar sonra ilk kez aynı çatı altında zaman geçirecektir. Gene oğullarıyla yeniden yakınlaşmak istese de Isabelle’e karşı besledikleri karmaşık duygular ve farklı anıları durumu zorlaştıracaktır. Senaryosunu Trier ve Eskil Vogt’un ortaklaşa yazdığı Sessiz Çığlık, bir ailenin hayalleri, düş kırıklıkları ve sırlarının portresini çiziyor.

Yeni Ahit / The Brand New Testament / Jaco Van Dormael
Belçikalı oyun yazarı, senarist ve yönetmen Jaco Van Dormael’in 2009 tarihli filmi Bay Hiçkimse’den sonra çektiği ilk film olan bu gerçeküstü komedi, ilk kez Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterildi ve büyük beğeni topladı. Yeni Ahit filminin başrolünde Coco Before Channel filminde performans sergileyen Belçikjalı yönetmen, oyuncu ve komedyen Benoît Poelvoorde yer alıyor. Filmde Tanrı’nın Brüksel’de yaşadığı ve on yaşındaki kızı Ea ile arasındaki huzursuzluğun sıra dışı ve eğlenceli hikâyesine tanıklık ediyoruz.

Saltanatın Mezarlığı / Cemetery of Splendour / Apichatpong Weerasethakul
Altın Palmiye ödüllü Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives / Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor filminin yönetmeni ve 7. İstanbul Bienali sanatçılarından Apichatpong Weerasethakul’un yeni filmi Saltanatın Mezarlığı’nda da gerçeklik, fantastik öğeler, rüyalar, hayaletler ve bilinçaltı iç içe geçiyor. Oyuncu kadrosunda yönetmenin daha önce de beraber çalıştığı Jnejira Pongpas ve Banlop Lomnai’nin yer aldığı filmde Khon Kaen’da yaşayan orta yaşlı bir ev kadınının bir klinikte gizemli bir uyku hastalığına kapılan askerlerle ilgilenmesi konu alınıyor. Prömiyerini Cannes’da yapan filmde yönetmen Weerasethakul, yine çocukluk anılarından, ülkesi Tayland’ın acı olaylarla dolu geçmişinden ve ailesinden ilham alıyor.

Darmadağın / Disorder / Maryland / Alice Winocour
Genç Fransız yönetmen ve senarist Alice Winocour’un ikinci filmi Darmadağın, ilk kez Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde izleyiciyle buluştu. Bu psikolojik gerilimin başrollerini, Diane Kruger ile bu yıl İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen Çılgın Kalabalıktan Uzak’ta izlediğimiz başarılı oyuncu Matthias Schoenaerts paylaşıyor. Filmde, eski bir paralı asker olan Vincent’ın Lübnanlı bir işadamının eşini ve çocuğunu korumak için işe alınması, Vincent’ın savaş travmasıyla paranoyaya kapılması ve sonrasında gelişen olaylar ele alınıyor. Bütün film, Vincent’ın bakış açısından izleniyor. Yönetmen Alice Winocour, aynı zamanda Deniz Gamze Ergüven’in ödüllü Mustang filminin senaristlerinden. Hitchcockvari bir gerilim olarak övgü toplayan filmde kamera tek bir bakış açısını izliyor. Winocour, filmin ilham kaynakları arasında Antonioni’nin filmleri, The Conversation (Coppola) ve Take Shelter (Jeff Nichols) filmlerini sayıyor.

Uzaktan / Desde Alla / Lozenzo Vigas
72. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’a layık görülen Uzaktan / Desde Alla Filmekimi programında. 50 yaşındaki bir adamın 17 yaşındaki bir gençle tanıştıktan sonra hayatındaki sonsuza kadar değişen hayatını konu alan film, Guillermo Arriaga’nın hikayesinden uyarlanıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ilk yönetmenlik deneyimine imza atan Lorenzo Vigas bulunuyor. Filmin rollerini ise Alfredo Castro, Luis Silva ve Jericó Montilla paylaşıyor.

Dağlar Uzaklaştığında / Mountains May Depart / Jia Zhang-ke
Çinli yönetmen ve senarist Jia Zhang-ke’nin hem yönetmenliğini yaptığı hem de senaryosunu yazdığı filmi Dağlar Uzaklaştığında, ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirdi. Başrollerinde Tao Zhao, Yi Zhang ve Jing Dong Liang’ın olduğu film geçmişten günümüze ve geleceğe uzanıyor. 1999, 2014 ve 2025 yıllarında Çin ve Avustralya’da geçen film, parçalanan bir aile üzerinden kültürel değişim ve tüketici hırsının izlerini sürerek Çin’in ekonomik ve toplumsal dönüşümünü ele alıyor. Dağlar Uzaklaştığında’nın çekimlerine on yıl önce başlandı. Çin’in en önemli çağdaş yönetmenlerinden Jia Zhang-ke’nin bir önceki filmi, “yeni Çin’in” vahşi ve sert bir portresini çizen Günahın Dokunuşu, 2013 Filmekimi’nde gösterilmişti.

BİLETLER 19 EYLÜL CUMARTESİ SABAHI SATIŞTA
İstanbul’da Filmekimi biletleri, 19 Eylül Cumartesi günü 10.30’dan itibaren, Biletix satış noktaları, Biletix internet sitesi (biletix.com), Biletix çağrı merkezi (216 556 98 00) ile Atlas ve Rexx sinemalarında kurulacak gişelerden satın alınabilecek. 24-27 Eylül’de Kurban Bayramı dolayısıyla tüm gişeler kapalı olacak.
Filmekimi’nin Beyoğlu’nda Beyoğlu, Atlas sinemaları, Kadıköy Rexx Sineması’nın yanı sıra Ortaköy’de Feriye Sineması’nda yapılacak İstanbul ayağının biletleri hafta içi gündüz seanslarında (11.00, 13.30, 16.00) sadece 7 TL, hafta sonu gündüz seansları ve tüm 19.00 ve 21.30 seanslarında tam 17, indirimli 12 TL. Tüm 21.30 seansları 17 TL.
Lale Kart üyeleri için ön satış dönemi 16 Eylül’de başlıyor. Siyah ve Beyaz Lale Kart üyeleri 16 Eylül Çarşamba; Kırmızı ve Sarı Lale Kart üyeleri 17 Eylül Perşembe ve 18 Eylül Cuma günlerinde özel indirimlerle biletlerini alabilecek.

BİR BİLET ALANA İKİNCİ BİLET HEDİYE
14. Filmekimi’nin sponsoru Vodafone FreeZone, sinema kampanyasını bu yıl da sürdürecek. Vodafone FreeZone’lu sinemaseverler, Filmekimi’nde bir bilet aldıklarında aynı seans için bir bilet hediye kazanacaklar. Kampanyalı bilet satışları 19 Eylül gününden itibaren Filmekimi ana gişeleri ve biletix.com adresi üzerinden yapılacak. Kampanya koşulları hakkında ayrıntılı bilgi vodafonefreezone.com sitesinde yer alıyor.

TÜRKİYE’Yİ DOLAŞACAK
Filmekimi sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinde de sinema ruhunu yaşatmaya devam edecek. 2011 yılından bu yana gittiği her şehirde büyük ilgi gören Filmekimi, bu yıl da Ankara, İzmir, Trabzon, Bursa ve Edirne’ye uğrayacak.
Filmekimi Ankara Büyülü Fener Kızılay Sineması’nda 2-4 Ekim’de; İzmir Karaca Sineması’nda 9-12 Ekim’de; Trabzon Atapark Avşar Sinemaları’nda 16-18 Ekim’de; Bursa Cinetech Korupark Sinemaları’nda 23-25 Ekim’de ve Edirne Cinemarine Sinemaları Margi Outlet’te 23-25 Ekim’de gerçekleşecek.

Irak ve Suriye’de ardı arkası kesilmeyen terör eylemlerinde  bulunan IŞİD,  geçtiğimiz yaz ayından bu yana birçok arkeolojik bölgeyi
de ortadan kaldırdı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihi  açıdan oldukça önemli yapılar barındıran bölgede devam eden yıkımın ne
yazık ki önüne geçilemiyor.

IŞİD Şubat ayı sonunda, militanların kazma ve balyozlarla binlerce  eseri parçaladığı, Musul Müzesi’ni yerle bir ettiği videoyu
yayınlamıştı. Bunun dışında IŞİD, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan  Roma dönemi metropollerinden Hatra kentini de yıkıma uğratmıştı. IŞİD, ayrıca para kazandıran bir girişim olarak tarihi eser yağmacılığını da teşvik ediyor.

Peki neden yıkımın önüne geçilemiyor? Bölgeden yıkıma ilişkin olarak, arkeologlara raporlar gelse de kapsamlı olarak bir hasar tespiti
yapılabilmiş değil. Musul Müzesi’nden video görüntüsünün dışında hasara ilişkin pek fazla bir bilgi yok. Keza Hatra ve Nimrud metropolleri için de durum bu şekilde. Alman Arkeoloji Enstitüsü Irak saha ofisi direktörü Margarete van Ess de, hasarın büyüklüğüne ilişkin bilgi eksikliğini dile getirmişti.

İşte IŞİD’in, 2014’ün temmuz ayından bu yana Irak ve Suriye’de yıkıma uğrattığı tarihi alanlar;

1-HATRA

1 HATRA

 

1985 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınan bu kent, M.Ö.300  yılında kurulmuş. Kent, Roma İmparatorluğu’nun hakimiyet alanı dışındaki bağımsız krallığın başkentiydi. Hatra’da, Yunan ve Roma’dan etkilenilmiş ve Doğu ile harmanlanmış bir mimari yapı göze çarpıyor. Bu özellik bölgenin İpek Yolu ticaretinde kullanılan bir merkez olduğunu gösteriyor. Kentin, geçtiğimiz yaz aylarında IŞİD tarafından ele  geçirilip cephanelik ve eğitim kampı olarak kullanıldığı söyleniyor. Hatra , Şubat ayının sonlarında buldozerle tahrip edildiği biliniyor.

2- NİNOVA
ninova
Asur, M.Ö.900-600 yılları arasında oldukça yayılmacı bir politika izleyen, Ortadoğu’nun büyük bölümüne yayılan ve antik dönemde imparatorluk olabilme özelliğini tam olarak taşıyabilecek tek devletti. Krallar ülkeyi Kuzey Irak’ta bulunan bir dizi başkentten yürüttü. Ninova da bu başkentlerden birisiydi. Şehir M.Ö.700 yıllarında Sinahheriba döneminde altın çağını yaşadı. Günümüzdeki modern Musul kentinin bir bölümü, bu kalıntıların üzerine kurulmuş.IŞİD bölge de hakimiyeti ele
geçirince Ninova da tehlike altına girdi ve yıkım başladı. Bu kent, ayrıca Musul Müzesi’nde sergilenen birçok eserin kaynağı konumunda.

3- Musul Müzesi ve Kütüphaneler
musul müzesi
IŞİD’in şehri kontrol altına aldığından beri birçok el yazması eseri  ortadan kaldırdığı haberlerde yer bulmuştu. Musul Üniversitesi
kütüphanesi Aralık ayında yakılmıştı. Bunların içinde belki de en önemli yıkım Şubat ayında gerçekleşti. IŞİD, Musul’un simgelerinden olan 1921 yılında inşa edilmiş merkez halk kütüphanesini patlayıcılarla yerle bir etmişti. El yazması birçok eserin yanı sıra Arap bilim insanlarının kullandığı birçok araç gereç de yok olmuştu. Kütüphaneden sonra yıkım sırası Musul Müzesi’ne geldi. Video, oldukça geniş yankı bulmuştu. Militanların, ellerinde çekiçlerle birçok heykel ve tarihi eseri yok ettiği, görüntülerde yer alıyordu. Müze, Bağdat’taki Irak Müzesi’nin ardından ülkenin en büyük ikinci müzesi olma özelliğini taşıyordu. Yıkımdan sonra, yetkililer tarafından yayınlanan demece göre, müzedeki eserlerin çoğunun kopya olduğu, orijinallerinin Irak Müzesi’nde
sergilendiği belirtilmişti.

4- ASUR KENTİ NİMRUD
Asur-kenti-Nimrud
Şehir 3200 yılında kuruldu ve Asur medeniyetine başkentlik yaptı. Kazı  çalışmaları bölgede 1840 yılında İngiliz arkeologlar tarafından başlatıldı. Kazılardan çıkarılan birçok heykel ve antik parça, New York’taki Metropolitan Museum of Art, İngiltere’deki British Museum olmak üzere birçok ülkeye gönderildi. Orijinal parçaların çoğu ise Irak’ta kaldı.

Arkeolojik alan, toprak bir duvarla 3.6 kilometrekarelik bir bölgeyi kapsıyor. Tamamı yeryüzüne çıkarılamayan ve geriye kalan kısımların, yeraltında korunaklı olduğu umulan kente, IŞİD’in tam olarak verdiği zararın boyutu belirlenebilmiş değil.

5- HORSABAD ANTİK KENTİ
HORSABAD
Horsabad kenti, Musul’a birkaç km uzaklıkta bulunuyor.Bu kent de bir  dönem Asur medeniyetine başkentlik yapmış.Kent Asur Kralı Sargon tarafından M.Ö.717-716 yılları arasında yapılmış ve kabartmalar, heykeller çok iyi korunmuş.Asur, kraliyet törenlerini ve zaferlerini anlatan resimler görmek de mümkün. Kabartma ve heykellerin çoğu 1800’lerin ortasında Fransız kazı çalışmaları sırasında Chicago’daki Şark Enstitüsü ekipleri tarafından taşındı.Bazı parçalar da Irak ve Louvre Müzesi’nde bulunuyor.IŞİD’in tarihi kentin tam olarak hangi kısmına zarar verdiği şu an için meçhul. Elde veri olarak sadece, yöre sakinlerinden ve Irak Tarihi Eserler Bakanlığı’ndan gelen bilgiler mevcut.

6- Hz. YUNUS TÜRBESİ
YUNUS TÜRBESİ
Yunus Peygamber Camii hem İncil hem Kur’an’da adı geçen Hz.Yunus adına yapılmış bir camii. İslam’ın oldukça katı yorumunu benimseyen ve Hz. Yunus gibi peygamberlere saygı duymayı günah kabul eden IŞİD, 24 Temmuz’da camiyi boşaltarak patlayıcılarla yerle bir etti. Asur kenti Ninova’yı oluşturan, iki dağdan birinin üzerine yapılmış bir Hristiyan kilisesinin tepesine kurulu olan cami, Irak tarihi açısından oldukça önem taşıyordu.

7- İmam Dur Türbesi
İMAM DUR TÜRBESİ
Samarra kenti yakınlarındaki İmam Dur Türbesi, Ortaçağ İslam mimarisi ve
dekorasyonunun muhteşem bir örneğiydi. Geçtiğimiz Ekim ayında havaya
uçuruldu.

8- APAMEA
apamea
Kent, Roma devrinin zengin ticaret merkeziydi. Bölge aslında IŞİD’ten önce, Suriye iç savaşı sırasında yağmalanmaya başladı. Uydu görüntüleri tarihi alanlarda açılmış çukurların olduğunu gösteriyor. Apamea’da bulunan ve daha önce varlığından haberdar olunmayan Roma dönemine ait mozaiklerin satılmak üzere söküldüğü ve IŞİD’in, satılan parçalardan on milyonlarca dolar elde ettiği söyleniyor.

9- DURA – EUROPOS KENTİ
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Kent Fırat Nehri’nde bir Yunan yerleşimi olan bu kent sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu’na bağlı bir karakol olarak kullanılmış. Europos, farklı mimarisiyle, dünyanın en eski Hristiyan kilisesine, çok sayıda tapınağa ve bir sinagoga ev sahipliği yapıyor. Yağmacıların verdiği zararın boyutunu, kentteki kerpiç duvarların içindeki, oyulmuş halde bulunan arazinin uydu görüntüleri ortaya koyuyor.
10- MARİ KENTİ
MARİ KENTİ
Yaklaşık olarak, MÖ. 5000 yılında kurulan kent, MÖ. 3000-1600 yılları arasında, Tunç Çağı’nda, gelişmeye başladı. Bir Sümer ve Amori kenti
olan bölgede, arkeologlar tapınak, saray ve bölgedeki halkların ilk dönemlerine ışık tutacak, kil tabletlere yazılmış arşivler keşfetti. Mari’nin kaderi de diğer yerlere benziyor. Elde edilen uydu görüntüleri ve yerel halkın verdiği bilgilere göre kent, özellikle kraliyet sarayı,
sistemli bir şekilde yağmalanıyor.
Kaynak : onedio.com

Darülbedayi’den bugüne 100 yıllık bir sanat kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBBŞT) 100 yıllık arşivinin talan edildiği ortaya çıktı.

Darülbedayi, Türkiye’de Batılı anlamda tiyatronun gelişmesinde önemli bir değişimi sağlayan, Osmanlıdaki ilk konservatuvar kurumudur.

Darülbedayi, Türkiye’de Batılı anlamda tiyatronun gelişmesinde önemli bir değişimi sağlayan, Osmanlıdaki ilk konservatuvar kurumudur.

En son “Cibali Karakolu” skandalıyla çalkalanan Şehir Tiyatroları’nda sular durulmuyor. 100 yıllık sanat kurumunun yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivinin üçte birinin talan edildiği ortaya çıktı.

Cumhuriyet’ten Ceren Çıplak’ın haberine göre, kurumun Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu ile Kütüphane Müdürü Enis Kayhan doğruladı.

Yazıcıoğlu, göreve geldiğinde arşivin talan edildiğinin tespit edildiğini, arşivi toparlamak amacıyla da arşivi kapattıklarını açıkladı.

Yazıcıoğlu, “100. yılımızı kutlarken arşivde hiçbir şeye ulaşamadım. Dosyaların içinde en önemli belgeler, kuruluş belgeleri, 1900’lü yılların gelişimini gösteren belgeler, müzelik eşyaların kayıp olduğunu tespit ettik. Vasfı Rıza Zobu ile Bedia Muvahhit’in fotoğrafları da vardı mesela” dedi.

Yazıcıoğlu, “İznim olmadan arşivden hiçbir şey çıkmayacak. Arşiv denetimde olacak. Bu arşiv artık yol geçen hanı değil. Dünyanın en önemli arşivine sahibiz” diye de ekledi.

Şu günlerde envanter oluşturmakla uğraşan Kütüphane Müdürü Kayhan ise yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivde, 1930’lardan kalma nadir Osmanlı el yazmaları, Osmanlıca oyun metinleri, yerli ve yabancı kitaplar, dergiler, afişler, fotoğraf albümleri, piyes metinleri bulunduğunu belirtti.

Kayhan, arşivdeki birçok materyalin de sahaflarda bulunduğunu söyledi. Kayhan’ın arşivin halka açık bir arşiv olmadığını belirtmesi üzerine Yazıcıoğlu da bu nedenle arşivden belgelerin çalınmasının kurum içi çalışanlarla ilgili olabileceğine işaret etti.

Şu günlerde arşivin envanterini hazırladıklarını, kayıp parçaları araştırdıklarını belirten Kayhan, arşivde kayda girmemiş, sağda solda kalmış materyaller de olduğunu vurguladı.

‘Belgeler kiloyla satılmış’

İstanbul Büyükşehir Belediye Şehir Tiyatroları arşivinin talan edildiğinin ortaya çıkması üzerine, Erhan Yazıcıoğlu’ndan önceki genel sanat yönetmenleri Orhan Alkaya ve Hilmi Zafer Şahin’in görüşlerine başvurduk.

Hilmi Zafer Şahin, konuyla ilgili sorumuzu, “Eski süreçleri bilmiyorum. Geçmişteki süreçte yangın, taşınma vb. nedenlerle kayıplar olmuştur. Benim dönemimde arşivdeki materyallerin listesi çıkarıldı. Tarandı, düzenlendi”diye geçiştirdi.

Kendi döneminde arşivdeki materyalleri korumaya almaya çalıştıklarını ve belli bir noktada da önünü kestiklerini belirten Orhan Alkaya ise, “Çalınan, alınıp geri getirilmeyen çok fazla belge var maalesef. Sadece arşivden atılanlar bile paha biçilmez” diyerek arşivdeki talan olayını doğruladı.

Yıllar önce, arşivden çıkarılan 1928 tarihli evrakları hurdacıda bulduklarını, o evrakların kiloyla satıldığını öğrendiklerini açıklayan Alkaya, “Bu dağınıklığı anlatamam. Maalesef Türkiye’de arşiv yok etme alışkanlığı var. Biz elimizden geleni yaptık, en azından eldekileri kurtardık. Koruyoruz artık. Arşivdekiler kayda geçiyor” dedi.

Kaynak : Cumhuriyet | Ceren Çıplak 

Sanat lisesine alınmayan otizmli Cem Gündoğdu’nun ailesi okul yönetimi hakkında suç duyurusunda bulundu. Dilekçe kabul edilirse farklı gelişim gösteren bireyler için ilk kez “eğitimde ayrımcılık davası” açılmış olacak.

cem gündogdu

Bianet’in gündeme getirdiği sanat lisesine alınmayan otizmli Cem Görkem Gündoğdu’nun ailesi ayrımcılık yapılarak eğitim hakkının engellendiği gerekçesiyle okul yönetimi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Bu dilekçe kabul edilirse Türkiye’de farklı gelişim gösteren bireyler için ilk kez “eğitimde ayrımcılık davası” açılmış olacak.

Üç yaşında otizm teşhisi konan 15 yaşındaki Cem, beş yıldır tutkuylapiyano çalıyor. İlkokuldan beri kaynaştırma eğitimle diğer çocuklarla birlikte devlet okulunda okuyan Cem, müzik eğitimine sanat lisesinde devam etmek istedi.

Mersin Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi’ne başvurdu. Ancak normal gelişim gösteren akranlarıyla girdiği yarışı kazanamadı.

Özel sınava tabi tutulmalıydı

Aslında Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer alan maddeye göre, kaynaştırma raporlu öğrencilerin başarı değerlendirmelerinin akranlarıyla birlikte değil, özel durumlarına göre yapılması gerekiyor.

Baba Cezmi Gündoğdu’nun oğlunun rehber eşliğinde dahi sınava girme talebine izin verilmedi. Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Mersin Valiliği’ne yaptığı başvurular da bir sonuç vermedi. Otizm Platformu’nun okul yönetimini arayıp yönetmeliğe uyulması gerektiği yönündeki ikna çabalarına da “bize işimizi öğretmeyin” karşılığı verildi.

Cem şu anda mecburen bir meslek lisesinde bilgisayar okuyor ancak piyano çalmaya devam ediyor. Gündoğdu ailesi, hiçbir yol sonuç vermeyince Otizm Platformu’nun desteğiyle hukuki süreci başlattı.

Bugün İstanbul’da savcılığa verdiği dilekçede, çocuklarının bu yönetmelikte yer alan şartlar sağlanmadan sınava tabi tutulduğunu bu yüzden de “eğitim hakkının ayrımcılık yapılarak engellendiğini” belirtildi.

Baba Gündoğdu, hukuki süreci hem kendi çocuğu hem de diğer otizmli çocukların eğitim hakkının sağlanması adına emsal teşkil etmesi için başlattığını söyledi.

otizmDaha önce reddedilen dilekçe AİHM’de

Cem’in davasını üstlenen Otizm Platformu gönüllü avukatı Sedef Erken’in oğlu Ozan Barış’ın ilkokulda eğitim hakkının engellenmesiyle ilgili verdiği dilekçe savcılıkça reddedilmişti. Dava şu anda AİHM’de.

Erken, “Dilekçemizi bile okumadılar. Çünkü reddettiklerine dair gönderdikleri yazıda hiçbir gerekçe yazmıyordu. Kimseyi muhatap bulamadık. Sadece bir kez karakolda ifademiz alındı. Beni en çok üzen de bu. Cem’in dilekçesi kabul edilirse AİHM’de değil Türkiye’de muhatap alınmış olacağız” dedi.

MEB’e de tazminat davası açılacak

Geçen nisan ayında Otizm Platformu katkılarıyla hazırlanan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın açıkladığı “Otizm Eylem Planı’nda “MEB otizmli çocukların meslek, güze sanatlar ve spor liseslerinden kaynaştırma eğitimi almalarını yetenek sınavları raporları dikkate alınarak yapılmasını sağlamalı” ifadeleri yer alıyor.

Erken, Cem’in davası için MEB’e tazminat davası açacaklarını da belirtti. (NV)

Kaynak : [-]

Bazen görmezlikten gelir yok sayarız bazen görmeyiz, peki “görmezden gelmek” olmadı mı demek?
Kitap Fuarı’yla eş zamanlı olarak Tüyap Beylikdüzü’nde düzenlenen 23. İstanbul Sanat Fuarı’nda açılan ‘Müdahale Var mı?’ sergisinde yer alan bir tablo, Başbakan Erdoğan’a hakaret şikayeti üzerine kaldırıldı.

tüyap kitap-2013Kitap Fuarı’yla eş zamanlı olarak Tüyap Beylikdüzü’nde düzenlenen 23. İstanbul Sanat Fuarı’nda açılan ‘Müdahale Var mı?’ sergisinde yer alan bir tablo, Başbakan Erdoğan’a hakaret şikayeti üzerine kaldırıldı.

 23. İstanbul Sanat Fuarı Artist 2013’te 66 sanatçının katıldığı, çerçevesi sanat politika kamusallık olarak çizilen, video art, tuval resmi, heykel, fotoğraf gibi farklı alanlarda yapıtların yer aldığı ‘Müdahale Var mı?’ adlı bölüme müdahale edildi.

Nova Kosmikova’nın Başbakan’ın portre bir fotoğrafının üzerinde oynayarak petrol ve duble yollar politikasını eleştiren bir çalışması Başbakan’a hakaret olarak algılayan bir sanatseverin şikayetiyle savcılığa intikal etti.

Serginin küratörü Ali Şimşek ve Tüyap’ın Genel Müdür Yardımcısı bugün ifade vermek üzere karakola çağrıldı. Serginin küratörü kendisine sorulan “Bu yapıtın hakaret içerdiğini kabul ediyor musunuz?” sorusunu “Bu bir sanat yapıtı, küratör olarak sanatsal özgürlükler çerçevesinde sanata müdahale etmeye hiç hakkım yok” diye cevapladığını söylüyor.

Türkiye ’de ilk kez bir sanat fuarında bir yapıt bir vatandaşın ihbarı üzerine savcılık tarafından yargıya taşındı. Hukuki süreç başladığı için yapıt artık sergilenemiyor.

Kaynak:[- ]

Sanatseverleri yeni yılın ikinci ayında da oldukça yoğun bir etkinlik takvimi bekliyor.

Sergi

sanat duyuru

İSTANBUL

  • Bir Vizyonun Peşinde – ERA Mimarlık’ın 40 Yılı isimli sergi 3 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane – i Amire’de.
  • Mustafa Karasu’nun “Monolog” adlı sergisi, Art Suites Gallery’de (0212 251 55 61)
  • Çiçekli Oda isimli karma resim sergisi 29 Ocak – 2 Mart tarihleri arasında Galeri Oda’da. (0212 259 22 08)
  • Prix Pictet: Güç isimli sergisi 29 Ocak – 28 Nisan tarihleri arasında İstanbul Modern’de.
  • Nâzım Hikmet’in yolculuk fotoğraflarınden oluşan “Alnımın Çizgilerindesin Memleketim” isimli sergi 30 Ocak – 28 Şubat tarihleri arasında YapıKredi Kültür Merkezi’nde.
  • Halil Vurucuoğlu’nun “İrin” isimli sergisi 30 Ocak – 25 Şubat tarihleri arasında Dirimart’ta. (0 212 291 3434)
  • Duvar Resminden Korkuyorlar isimli sergi 31 Ocak – 21 Nisan tarihleri arasında SALT Beyoğlu’nda. (0212 377 42 00)
  • Büyüleyici Şehir Cenova isimli fotoğraf sergi 31 Ocak – 23 Şubat tarihleri arasında Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde. (0212 249 2610)
  • Javid Tabatabaii’nin suluboya resim sergisi 31 Ocak – 18 Şubat tarihleri arasında GALERİFE’de. (0216 368 03 78)
  • Gülnur Geriş’in seramik sergisi 2 – 23 Şubat tarihleri arasında GaleriTasarım’da. (0212 513 23 14)
  • Jak Baruh, Levent Özçelik ve Maura Sullivan’ın fotoğraf sergisi 1 – 23 Şubat tarihleri arasında Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)
  • Albina Onay ve Fatih Dülger’in sergisi yarına kadar Evin Sanat Galerisi’de. (0 212 265 81 58)
  • Magdalena Abakanowicz’in “İnsanlık Serüveni” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Akbank Sanat’ta.
  • Gogi Çagelişvili’nin “İstanbul” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 2526812)
  • Cengiz Gücük’ün “Hatıraların Kokusu” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Niş Art Galeri’de. (0212 232 2582)
  • Mustafa Ata’nın sergisi 30 Ocak’a kadar Mustafa Kemal Merkezi – Beşiktaş Çağdaş Salonları’nda.
  • Nejat Türkmen’in “Duvarın Diyalektiği” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar C.A.M. Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • Damien Hirst’ün sergisi 31 Ocak’a kadar Portakal Kültür ve Sanat Evi’nde. (0212 225 46 37)
  • Coşkun Sami’nin “Kontrat” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Mabeyn Galeri’de. (0212 261 60 60)
  • Ahmet Müderrisoğlu’nun “Kurt Duruşu” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Galeri Selvin’de. (0212263 74 81)
  • Birgül Erdemir ve Birsen Eraslan’ın “İletişimde Yanlış Kodlamalar” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Galeri Artist LAB’da. (0 212 2276852)
  • Bubi’nin heykel sergisi 31 Ocak’a kadar Artcollection’da.
  • Nermin Ülker’in “Pencerem” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar C.A.M. Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • T.C. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Elemanlarının “Yeni Buluşma” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar ARTİSAN Sanat Galerisi’nde. (0212 247 71 91)
  • Manzara Hakkında isimli karma sergi 31 Ocak’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0212 232 38 13)
  • İsa Çelik’in elli beşinci sanat yılı footoğraf sergisi 31 Ocak’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.
  • Mustafa Ata’nın sergisi 31 Ocak’a kadar Mustafa Kemal Merkezi – Beşiktaş Çağdaş Salonları’nda.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Pesen, Ruzin Gerçin, Saim Dursun’un sergisi 31 Ocak’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)
  • Cemile Bulut’un “Siyah- Beyaz Yolculuk” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Petrol-İş Sendikası’nın Altunizade’deki Genel Merkez Sergi Salonu’nda.
  • Taylan Ünal’ın “Pre-Adaptation” isimli sergisi 1 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212 251 91 63)
  • Pelin Avşar’ın sergisi 1 Şubat’a kadar Ziraat İstanbul Tünel Sanat Galerisi’nde.
  • Mine Tudun’un “Gördüklerim” isimli sergisi 1 Şubat’a kadar Galateaart Sanat Galerisi’nde. (0212 245 80 38)
  • Zahit Büyükişliyen’in retrospektif sergisi 2 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.
  • Karma kış sergisi 2 Şubat’a kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)
  • Deniz Korkmaz Ekici, Evren Karayel Gökkaya, İsmail Tetikçi, Ayşe Balyemez, Emrah Onaran, Yeşim Zümrüt’ün sergisi 2 Şubat’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0 216 418 38 06)
  • Görkem Ergün’ün “Çiğ” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Poligon’da. (0 212 292 59 68)
  • Nuray Özler Yolcu’nun “izleyen-izlenen” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde.
  • Iván Navarro’nun “umutsuzluk” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Egeran Galeri’de. (0 212 251 1 251)
  • İlerlemenin Kutsallığı ve Zorbalığı isimli karma sergi 2 Şubat’a kadar Alanİstanbul’da.
  • nTuba Yalçınkaya’nın “Tüm Güzel Rüyalara” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Pilevneli Project’te. (0212 259 03 94)
  • Bilinmeyen Ara Güler isimli sergi 3 Şubat’a kadar G-Art Galeri’de. (0212 296 08 76)
  • Erdal Ateş’in sergisi 3 Şubat’a kadar Galeribu’da. (0212 243 91 93)
  • Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan “Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri” Hilye-i Şerif ve Tespih sergisi 4 Şubat’a kadar Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda.
  • İrfan Seçkin’in “Akılda Kalanlar” sergisi 5 Şubat’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)
  • Bilal Çınar’ın “Yazılanlar ve Çizilenler” isimli sergisi 6 Şubat’a kadar Galeri Espas’ta. (0212 227 70 17)
  • Metin Telçeker ve Serhan Yavaş’ın “Kaybolan Şehrin Anları” isimli sergisi 6 Şubat’a kadar RenArt Sanat Galerisi’nde. (0212 2413890)
  • Nâzım’ın Sanatı, Sanatçıların Nâzım’ı Sergisi 7 Şubat’a kadar Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi (CKM)’de.
  • Emre Zeytinoğlu’nun “Aydınlanma” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Teşvikiye Galeri/MİZ’de.
  • Dr. Füsun Uzunoğlu’nun “İstanbul Geceleri” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Nurdan Gümüşsoy’un “Gönül Bahçem” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Sevinç Candaş’ın sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Balkan Naci İslimyeli’nin “Kozmos ve Toz” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar EKAV /Eğitim Kültür Araştırma Vakfı’nda.
  • Selma Gürbüz’ün “Uzun Gece. Uzak Yolculuklar” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Rampa’da. (0212 327 08 00)
  • Rauf Tuncer’in “Geleneğe Çağdaş Yorumlar” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde. (0212 415 58 58)
  • Serdar Yılmaz’ın “Yolunu Bul” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)
  • Mustafa Karasu’nun “Monolog” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Art Suites Gallery’de. (0212 251 55 61)
  • Mehmet Sinan Kuran’ın “Kara Kutu” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Çağla Cabaoğlu Gallery’de. (0212 291 37 91)
  • Suat Arıkan’ın sergisi 9 Şubat’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0216 334 73 80)
  • Su Yücel’in sergisi 9 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)
  • Ersan Deveci, Pınar Du Pre ve Ozan Oganer’in sergisi 9 Şubat’a kadar Gallery LiNART’ta. (0212 247 47 29)
  • Çınar Eslek’in “Keskinlikten Uzak” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 293 71 03)
  • Mehmet Çetiner’in “İşaretler, İmgeler, Karşılaşmalar” isimli sergisi 10 Şubat’a kadar Artgalerim’de.
  • Işıl Güleçyüz’ün “Yukarı Bak” adlı sergisi 11 Şubat’a kadar Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)
  • Piri Reis sergisi 11 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı Müzesi’nde.
  • Gülhan Kırdı’nın “güçlü kadınlar” isimli fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar İSO Sanat Galerisi’nde. (0212 251 46 31)
  • Ali Alışır’ın “Sanal Savaşlar” isimli fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Art On İstanbul Galerisi’nde. (0212 259 15 43)
  • Sema Çulam’ın sergisi 15 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 362 18 26)
  • Hasip Pektaş’ın “Resimler, Ekslibrisler” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Galeri Işık Teşvikiye’de. (0212 233 12 03)
  • Erdem Taşdelen’in “Yarı Farkında Özne” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar NON’da. (0 212 249 87 74)
  • Hasip Pektaş’ın “Resimler, Ekslibrisler” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Galeri Işık’ta.
  • Sibel KOcak’aya’nın “Yeni Aygı – Beden ve Sınırlar” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Mixer’de.
  • Gerçeğin Masalı isimli karma sergi 16 Şubat’a kadar Kiplas Sanat Galerisi’nde. (0216 651 49 00)
  • Hale Karpuzcu’nun “İnsan Yavrusu” isimli sergisi 17 Şubat’a kadar Türker Art’ta. (0212 296 53 25)
  • Alpin Arda Bağcık, Egemen Bostancı, Buğra Erol, Dilek Gökçen, Volkan Kızıltunç’un sergisi 17 Şubat’a kadar Plato Sanat’ta. (0212 444 76 96)
  • IAP Özel Koleksiyon-I isimli karma sergi 17 Şubat’a kadar IAP Galeri’de.
  • Bir Başkentin Su Yolları isimli sergi 18 Şubat’a kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “İstanbul Destanı” isimli sergisi 19 Şubat’a kadar Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Sanat Galerisi’nde.
  • Ahmet Elhan, Argun Okumuşoğlu, Esat Tekand ve Sevinç Altan’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Galeri 44a’da. (0212 233 33 80)
  • Pandora’nın sergisi 20 Şubat’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)
  • Kış Karması 2013 sergisi 20 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0212 225 23 37)
  • Çin Hazineleri Sergisi 20 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı’nda.
  • Çin mağara sanatı sergisi 20 Şubat’a kadar MSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde.
  • Düş İçinde Düş isimli karma sergi 20 Şubat’a kadar Asfalt Art Gallery’de. (0 216 418 08 06)
  • Joseph Kosuth’un “Uyanma” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar Kuad Galeri’de.
  • Fulya Çetin’in “nehir altı nehir” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar .artSümer’de. (0 212 249 1035)
  • Seda Hepsev’den “Erkeklerin ‘Askerlik Dönemi’ Egemenliği” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar X-ist Sanat Galerisi’nde.
  • giyim kuşam isimli karma sergi 23 Şubat’a kadar Galeri Apel’de. (0212 292 72 36)
  • Nejad Melih Devrim’in sergisi 23 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)
  • Gülden Artun’un sergisi 23 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde. (0212 2470899)
  • Karma “Karışık” isimli karma sergi 23 Şubat’a kadar Adıgüzel Sanat Galerisi’nde. (0216 456 75 85)
  • Bashir Borlakov, Canan, Cevdet Erek, Katsumi Hayakawa, Emre Hüner, Meltem Işık, Ahmet Doğu İpek, Lee Jinju, Robert Longo, Stefan Thiel, Erinç Seymen, Jennifer Steinkamp, Pae White ve Burcu Yağcıoğlu’nun sergisi 23 Şubat’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)
  • rh+art magazine dergisinin düzenlediği Yılın Genç Ressamı yarışmasında dereceye giren sanatçıların sergisi 23 Şubat’a kadar Planet of Art Gallery’de.
  • Aysun Uygun, Ayşegül Yüksel, Faruk Durmaz, İnci Batuk ve Yılma Doğu fotoğraf sergisi 24 Şubat’a kadar Fotoğraf Vakfı Galerisi’nde. (0212 243 71 87)
  • Neşe Gümüşçüoğlu’nun “Kırmızının Halleri” isimli sergisi 26 Şubat’a kadar Artev Sanat Galerisi’nde. (0216 449 46 75)
  • İsmail Acar’ın “Love of Islam” isimli sergisi 26 Şubat’a kadar Galeri İdil’de. (0212 283 23 83)
  • 1952 – 2012 Sualtına Işık Tutanlar sergisi 28 Şubat’a kadar Rezan Has Müzesi’nde. (0212 533 65 32)
  • Karma Heykel Sergisi 28 Şubat’a kadar Galeri 5’te.
  • Jannis Kounellis’in sergisi 1 Mart’a kadar Galeri Artist’te. (0 212 2276852)
  • NO.2 isimli karma sergi 2 Mart’a kadar Nesrin Esirtgen Collection Mekanında. (0212 243 7853)
  • “Inside” isimli karma sergi 2 Marta kadar Merkur’de. (0212 225 37 37)
  • Erdal Alantar’ın “Hayatının Sevinç’ini” isimli sergisi 2 Marta kadar Art Point Gallery’de.
  • Deniz Sağdıç’ın “Düş ve Gerçek” isimli sergisi 2 Marta kadar Pinelo Galeri’de. (0212 249 78 71)
  • Yassine Mekhnache’nin sergisi 2 Marta kadar Krampf Galeri’de. (0212 293 93 14)
  • Jasper de Beijer’in sergisi 2 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0212 292 59 68)
  • Karma resim, heykel ve seramik sergisi 2 Mart’a kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)
  • Bedri Baykam’ın “Tarihin Röntgencisi” sergisi 3 Mart’a kadar Riramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)
  • Gülçin Günaydın’ın “Sırça Fanus” isimli sergisi 4 Mart’a kadar Arte İstanbul’da.
  • ArtCenter / İstanbul sanatçılarının “Söylenmemiş Yazılmamış: Dördüncü Sergi” isimli sergisi 6 Mart’a kadar Borusan Müzik Evi’nde. (0212 336 32 80)
  • Bill Balaskas’ın “Dünyayı Piyasa Kurtaracak” isimli sergisi 8 Mart’a kadar Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de. (0216 483 90 97)
  • Ayşen Urfalıoğlu’nun “Haz’ın Metastasları” isimli sergisi 9 Mart’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde.
  • Mathias Depardon’un “Sınırların Ötesinde” isimli sergisi 10 Mart’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde Fotoğraf Sergisi’nde. (0212 3938111)
  • Takılabilir Heykel ve Heykel Sergisi 21 Mart’a kadar Simya Galeri’de. (0212 259 77 40)
  • Haset, Husumet, Rezalet isimli karma sergi 7 Nisan’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)
  • Cynthia Madansky ve Angelika Brudniak’ın “1+8” isimli video yerleştirmesi 7 Nisan’a kadar SALT Galata’da. (0212 334 22 45)
  • Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari 1874 – 1954 isimli sergi 20 Nisan’a kadar İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde. (0212 334 09 00)
  • Nickolas Muray’ın “Bir Fotoğrafçının Portresi” isimli sergisi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Çöl ve Deniz Arasında – Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki isimli sergi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Modernlik? Fransa ve Türkiye’den Manzaralar isimli karma sergi 16 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de.
  • El Emeği Göz Nuru isimli sergi 26 Mayıs’a kadar Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 242 38 13)
  • Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.
  • İşte Güneş isimli sergi 14 Temmuz’a kadar Rahmi Koç Müzesi’nde. (0212 369 66 00)

İZMİR
Naci Kalmukoğlu’nun “O, bir yıldızdı” isimli resim sergisi 19 Ocak’tan başlayarak Arkas Sanat Merkezi’nde. (0232 464 66 00)

BODRUM
Mustafa Tunçalp’in seramik sergisi 10 Şubat’a kadar Nurol Sanat Galerisi’nde. (0252 317 00 02)

ANKARA

  • Temuçin Çeviren – yağlıboya resim – 30 Ocak’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)
  • Genç Kuşak Sanatçılar Nâzım’la Buluşuyor – resim – 30 Ocak’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)
  • Derya Ülker – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Metin Kalkızoğlu – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Buluşma V – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Demet Kaya Güngörür&Dinçer Güngörür – heykel – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Yan Yana – karma resim – 31 Ocak’a dek – Peker Sanat Evi’nde. (0 312 439 30 03)
  • Kayıhan Keskinok – resim – 31 Ocak’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)
  • Resim, Seramik – karma resim ve seramik – 31 Ocak’a dek – Galeri Polart’ta. (0 312 439 14 80)
  • Kapadokya Uluslararası Sanat Buluşması – karma resim – 31 Ocak’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 10 92)
  • Marek Brzozowski – resim – 1 Şubat’a – Galeri Sanatyapım’da.nÖlümünün 10. Yılında İsmail Altınok ve Dostları – karma resim – 28 Şubat’a dek – İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde. (0 312 433 30 34)

MERSİN
Türkiye’nin ünlü sanatçıları Mustafa Pilevneli, Fikret Mualla, Kemal Önsoy, Fikret Otyam, Necdet Kalay, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Mehmet Güleryüz, Ahmet Yeşil, Can Göknil, Habip Aydoğdu, Ekrem Kahraman, Serap Demirağ, Gencay Kasapçı, Orhan Taylan, Işıl Özışık, Funda İyce, Gülçin Anıl, Orhan Gürel, Kainat, Alp Bartu, Vahap Demirbaş, Rasin Arsebük ve Zeki Serbest’in eserlerinin yer aldığı, “Karma Resim Sergisi” Altamira Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi, 19 Şubat tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık olacak. (0324 2330312)

ADANA
Eğitim Kültür Araştırma Vakfı (EKAV) ve Adana İş Kadınları Derneği (İŞKAD) işbirliğiyle düzenlenen, “Dikkat! Kadın” adlı sergi Toyota Onatça Plasa’daki Onatça Sanat Galerisi’nde sürüyor. Çağdaş ressamların eserlerinin yer aldığı, küratörlüğünü Denizhan Özer’in yaptığı sergi,15 Şubak tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık tutulacak. (0322 3467171)

 

Müzik

İSTANBUL

  • Süreyya Operası’nda “Bir Şölendir Opera” etkinliğinde Mehmet Ergüven, Haendel’in Jules Cesar Operası’nı anlatıyor bugün saat 18.00’de. (0216 346 15 31 )
  • nAkbank Sanat’ta Jessica Gall ve topluluğunun perşembe günü saat 17.00’de workshop’u, saat 20.00’de caz konseri gerçekleşecek. (0212 252 35 00-01)
  • Borusan Müzk Evi’nde çellist “Reyent Bölükbaşı Anısına…” anma konseri çarşamba akşamı saat 20.00’de, “Yeni Müziğin İstasyonları” Ozan Tunca açıklamalı müzik konseri perşembe akşamı saat 20.00’de. (0212 336 32 71)
  • Caddebostan Kültür Merkezi’nde şef Jurjen Hempel yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası konseri cuma akşamı saat 20.00’de (0216 467 25 68) İş Sanat’ta Kanadalı şarkıcı Ima’nın konser salı akşamı saat 20.00’de. (0212 316 10 83)
  • nBabylon’da bugün saat 19.00’da Social Inclusion Band konseri izlenebilir. (0216 556 98 00)
  • Yarın Bahadır Tatlıöz’ü, Jolly Joker’da saat 21.30’da dinleyebilirsiniz. (0216 556 98 00)
  • Jeansanat Sahne’de yarın 21.30’da Yeşilçam Şarkıları dinlenebilir. (0212 245 55 54)
  • Soner Sarıkabadayı sevenleriyle 30 Ocak Çarşamba günü saat 21.00’de Jolly Joker’da buluşacak. (0216 556 98 00)
  • Babylon’da 30 Ocak Çarşamba günü, 20.30’da Büyük Ev Ablukada sahne alıyor. (0216 556 98 00)
  • Yasemin Mori 31 Ocak Perşembe günü saat 21.30’da Ghetto’da. (0216 556 98 00)
  • Hüsnü Şenlendirici, Fuat Güner’i, 31 Ocak Perşembe 20.30’da Babylon ağırlayacak. (0216 556 98 00)
  • Halil Sezai 1 Şubat Cuma günü Jolly Joker sahnesinde. (0216 556 98 00)
  • Manga 1 Şubat saat 22.00’de Roxy Club’da. (0212 249 12 83)
  • Demet Akalın 2 Şubat Cumartesi saat 21.30’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde. (0216 556 98 00)
  • Jolly Joker’de Yaşar sahne alacak, 2 Şubat günü saat 22.00’de. (0216 556 98 00)
  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler İş Sanat Kültür Merkezi’nde 3 Şubat 15.00’de çocuklarla buluşacak. (0216 556 98 00)

ANKARA
CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Nikolay Alexiev yönetiminde vereceği, Ilian Garnetz’in (keman) solist olarak yer alacağı konser 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)
Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Bujor Hoinic yönetiminde vereceği, dünyaca ünlü piyanistimiz Hande Dalkılıç’ın solist olarak yer alacağı konser 2 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

Opera-Bale

İSTANBUL

  • CKM Orkestrası’nın Peter ve Kurt temsilini 30 Ocak’ta CKM’de dinleyebilirsiniz.
  • Wolfgang ve Lorenzo operası 30 Ocak Çarşamba 20.00’de Devlet Opera ve Balesi’nde.
  • İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde Senfonik Minyatur balesi 2 Şubat cumartesi 16.00’da izlenebilir.

ANKARA

  • Opera Sahnesi’nde, “Karyağdı Hatun/opera” bugün ve 3, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, “Notre Dame’ın Kamburu/bale” 14, 21, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, “Gündüz ve Gece/modern dans” 7 Şubat’ta saat 20.00’de, “Macbeth/opera” 11, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, “Töre/dans” 13 Şubat’ta saat 20.00’de, “20. Yıl Galası/modern dans” 16 Şubat’ta saat 20.00’de, “Harem/bale” 31 Ocak’ta ve 18 Şubat’ta saat 20.00’de, “Saraydan Kız Kaçırma/opera” 23 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

SAMSUN
Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde “Zorba” adlı opera yarın saat 20.00’de AKM Büyük Sahne’de sahnelenecek. (0 362-431 50 00)

Tiyatro

İSTANBUL
Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Zalım Mahmut – Bir Kurtlu Kıssa” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Antigone” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Inishmorelu Yüzbaşı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Kurban” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Ay Ecesi” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Zeytinburnu Sahnesi’nde “Sihirli Hediyeler” cuma 14.00, cumartesi 12.00 ve 14.00, pazar 14.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Düğün Şarkısı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Sessizlik” cumartesi 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Toros Canavarı” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00. perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Büyünün Gözleri” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00 pazar 15.30. Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Şark Dişçisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Kâğıthane Küçük Kemal Sahnesi’nde “Uğur Böceği” perşembe, cuma 14.00. Haldun Taner Sahnesi’nde “Dar Ayakkabıyla Yaşamak” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Doğum Günü Partisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Ü. Müsahipzade Sahnesi’nde “Ateşli Sabır (Postacı)” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Türkiye Kayası” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. (0212 455 39 00)
Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesinde “Külhanbeyli Müzikali” perşembe 20.30. “Hangisi Babası” cuma 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” cumartesi 11.00. “Sıkıyönetim” cumartesi 20.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” çarşamba, cuma 20.30. Altan Erbulak Sahnesi’nde “Çöp Canavarı” cumartesi 14.00. (0212 414 96 47)
Dostlar Tiyatrosu’nun “Sivas 93” oyunu bugün 20.30 Halk Eğitim Merkezi, yarın 20.30 Kozyatağı Kültür Merkezi’nde (0 212 253 67 11)
Ortaoyuncular’da “Ferhangi Şeyler” cuma 20.00, “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)
Kenter Tiyatrosu’nda “Toplu Hikâyeler” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 246 35 89)
Tiyatro Pera’da “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30..
Oyun Atölyesi’nde “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi” salı 20.30, “Anlaşılmaz Konuşmalar” çarşamba 20.30, “Testosteron” perşembe 20.30. (0 216 345 39 39)
Sadri Alışık Tiyatrosu’nun “Küçük Adam Ne Oldu Sana” oyunu cumartesi 20.30, Profilo – K.A.N.O.S
Kumbaracı50’de “6 Üstü Oyun No: 2 Evaristo” bugün ve salı 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30 “İp” çarşamba 20.30. “Haz Makamı”perşembe 20.30, “Gerçek Hayattan Alınmıştır” cuma 20.30, “Barzo ile Konserve” cuma 23.00. (0 212 243 50 51)
İkincikat’ta “Korku Tüneli” bugün, “Barselo” salı, çarşamba, “Disosya” perşembe, “Yalnızlar Kulübü” cuma, cumartesi 20.30. (0 212 292 32 47)
Duru Tiyatro’da “El -Bohem “Fikret Mualla” cumartesi 20.30. “Aşk Her Yerde” cumartesi 20.30, pazar 16.00 “Suç ve Ceza” cumartesi 20.30. (0 216 338 56 86)
Mekân Artı’da “Kozalar” bugün 20.30, “Airswimming” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 224 57 56)
Maya Sahnesi’nde “Lulabay Bir Cihangir Hikâyesi” salı 20.30, “Üstü Kalsın” çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” perşembe 20.30, “Pencere” cuma 20.30, “Kara Sohbet” cumartesi 20.30, “Müsahipzade ile Temaşa” pazar 18.00. (0 212 252 74 52)

ANKARA
Akün Sahnesi’nde, “33 Varyasyon” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 3 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 5, 6, 7, 8 ve 9 Şubat’ta saat 20.00’de, “Pal Sokağı Çocukları/çocuk oyunu” 9 ve 10 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)
Altındağ Tiyatrosu’nda, “Bir Hilal Uğruna” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 3 Şubat’ta saat 15.00’te, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 5, 6, 7 ve 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 9 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 316 59 02)
nBüyük Tiyatro’da, “Hürrem Sultan” 29 Ocak’ta ve 1, 5, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 3 ve 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)
Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Cyrano De Bergerac” yarından itibaren 9 Şubat’a dek saat 20.00’de, “Karlar Kraliçesi/çocuk oyunu” 10 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312  240 00 91)
nKüçük Tiyatro’da, “Soğuk Bir Berlin Gecesi” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 3 Şubat’ta saat 11.00’de, “Ben Ödüyorum” 5, 6, 7, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 9 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 311 11 69)
Oda Tiyatrosu’nda, “Euridice’nin Elleri” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1, 2 Şubat’ta saat 18.30’da, “Krem Karamel” 5, 6, 7, 8, 9 Şubat’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)
Stüdyo Sahne’de, “Jerry ve Tom” 29 Ocak’ta ve 5, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 3, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Cesaret Ana ve Çocukları” 30, 31 Ocak’ta ve 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 ve 9 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
Şinasi Sahnesi’nde, “Yastık Adam” yarından itibaren 3 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)
Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Selamün Kavlen Karakolu” 8, 15, 22, 23 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 16.30 ve 20.00’de, 16 Şubat’ta saat 17.00 ve 20.00’de, “Zübük” 3, 10, 17, 24 Şubat’ta saat 15.30’da, 1 Şubat’ta saat 20.00’de, “Giderayak” 9 Şubat’ta saat 20.00’de, 23 Şubat’ta saat 17.00’de, “Dans Eden Eşek/çocuk oyunu” 20 Şubat’ta saat 10.30’da. (0 312 417 76 76)
Mavi Sahne’de, “Tuluatmasyon/Her şey doğaçlama komik gösteri” 2, 9 ve 23 Şubat’ta saat 20.00’de, “Gıres” 15, 16 Şubat’ta saat 20.00’de, 17 Şubat’ta saat 17.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” 22 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 241 02 33)
Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Tiyatro Pembe Kurbağa oyuncuları tarafından sahnelenecek “Karagöz Düş Zengini” adlı çocuk oyunu 2 ve 16 Şubat’ta saat 10.30’da. (0 312 442 30 50)

ADANA
Adana Devlet Tiyatrosu sahnesinde bu hafta Konya Devlet Tiyatrosu sanatçılarının rol aldığı, Cem Günen’in yazdığı, Tomris Çetinel’in yönettiği, “Suskunlar Kapısı – Bab’ı Hamuşan” adlı oyunu salı, çarşamba, perşembe ve cuma günü 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00 ve 20.00’de Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşturulacak. (0322 3523355)

SAMSUN
Samsun Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Büyük Salon’da İstanbul Devlet Tiyatrosu, Yavuz Özkan’ın yazdığı Hidayet Erdinç’in yönettiği “Herkesin Bildiği Sırlar” adlı 2 perdelik oyunla 29-30 Ocak tarihlerinde Samsunlu sanatseverlerle buluşacak. (0 362-431 21 00)

 Kaynak : [-]

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da “Yaz Geçer” programıyla birbirinden değerli filmlerin ücretsiz gösterimleri yapılacak

Salt Afiş

SALT Beyoğlu Açık Sinema Temmuz ayı boyunca sinemaseverleri farklı filmlerle buluşturacak.

PROGRAM

10 Temmuz Salı
14.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
15.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
16.00 The Man in the Background
18.00 Berlinmuren
18.30 Berlinmuren

11 Temmuz Çarşamba
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background
(20.00’ye kadar tekrarlı gösterim)

12 Temmuz Perşembe
14.00 The Man in the Background
16.00 Berlinmuren
18.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

13 Temmuz Cuma
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background

14 Temmuz Cumartesi
12.00 Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

15 Temmuz Pazar
12.00 The Man in the Background
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

19 Temmuz Perşembe
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

21 Temmuz Cumartesi
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

22 Temmuz Pazar
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

25 Temmuz Çarşamba
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

26 Temmuz Perşembe
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

27 Temmuz Cuma
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

31 Temmuz Salı
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

Restricted Sensation
Deimantas Narkevičius
2011, 45’26”
Litvanyaca, Rusça ve Lehçe; İngilizce altyazılı

Orta Avrupa’da cinsel ve etnik azınlıklar hâlen yaygın şekilde halkın tepkisiyle karşı karşıya. Süregelen siyasi reformlar, kuşaktan kuşağa aktarılan homofobi ve genel anlamda ötekiliğe yönelik hoşgörüsüzlük sorununa çözüm getirmiyor. Sovyet dönemini yaşamış eşcinsellerin tanıklığına dayalı kurgusal bir hikâye olan film, çıkış noktasını bu gerçeklikten alıyor.

Eşcinselliğin suç sayıldığı 1970’lerin Sovyet Litvanya’sı… Filmin ana karakteri Laimonas, eşcinsel olduğundan kuşkulanıldığı için sahne direktörlüğü yaptığı tiyatrodan kovulur. Sovyet Ceza Kanunu’nun 122. Maddesi’ne göre, “iki erkek arasındaki cinsel ilişki” üç yıl hapisle cezalandırılmaktadır. Laimonas tutuklanır ve karakola götürülür. KGB memuru bir müfettiş, sorgulamasını yaparak dava dosyasını hazırlayacağı gözaltındaki bu gence aşık olur.

The Man in the Background
Lene Berg
2006, 20’
Norveççe, İngilizce; İngilizce altyazılı

“Kültürel Özgürlük Kongresi (Congress for Cultural Freedom/CCF), CIA’in Soğuk Savaş dönemindeki gizli operasyonlarının en cesur ve etkili olanlarından biri sayılmaktadır. CCF, Encounter gibi edebi ve politik dergiler yayımlamış, dönemin önde gelen kimi Batılı düşünürlerini bir araya getiren onlarca konferans düzenlemiştir… Egoist, özgür düşünceli ve hatta Amerikan karşıtı görüşlere sahip akademisyen ve sanatçılardan oluşan bu organizasyon bir şekilde, Komünizm’in -tüm iltifatlarına rağmen- sanat ve düşüncenin ölümcül bir düşmanı olduğunu duyurmak üzere Paris’teki merkezinden kitlelere ulaşmayı başarmıştır.”
-CIA’in web sitesi, “On Intelligence”tan alıntı

The Man in the Background, CCF Direktörü Michael Josselson ve eşi Diana’nın 1958’de 8 mm filmle çektiği bir dizi görüntü üzerine kuruludur. Çift, Batı Avrupa seyahatindedir; son durakları, dünyanın her yerinden arkadaşları ve meslektaşlarıyla bir seminere katıldıkları Rodos’tur. Görüntüler her ne kadar birer tatil anısı gibi dursa da, ifşa etmedikleri unsurlar onları sıradan olmaktan çıkarır: Josselson, kültür ve sanat alanında çalışan bir CIA ajanıdır ve çiftin katıldığı seminer CIA tarafından finanse edilmektedir; tıpkı CCF’in 1950 ve 1960’lardaki pek çok etkinliği gibi.

Peki, izleyici bir aşk hikâyesine mi tanıklık etmektedir; yoksa bir gerilim, tarihi bir dram, absürt bir komedi ya da felsefi ve/veya politik bir ikileme mi? Josselson bir kahraman olarak mı addedilir; ya da bir hain, bir kurban, bir dolandırıcı veya gözüpek bir maceraperest mi?

Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
Lene Berg
2008, 31’
İngilizce; altyazısız

Pablo Picasso, arkadaşı Louis Aragon’un isteği üzerine Mart 1953’te Josef Stalin’in bir portresini çizer. Çizim, Les lettres françaises adlı haftalık Fransız komünist dergisinde, aynı tarihe yaşamını yitiren Sovyet liderini öven çeşitli metinler eşliğinde yayımlanır. Bu video, çok sade yöntemler ile çoğunlukla kolaj ve seslendirmeler aracılığıyla az çok hatırlanan bu çizimi ve sebep olduklarını anlatır.

Bir açıdan bakıldığında bu film, 20. yüzyılın görünürde iki karşıt ikonunun, Pablo Picasso ve Josef Stalin’in ortak olan ya da olmayan yönleri çerçevesinde gelişen bir hikâyedir. Başka bir açıdansa, sanat ve sanatsal özgürlük ya da özgür olmayış ile imgelerin, özellikle de tarihi isimlerin görüntülerinin okunma ve kullanılma yöntemlerini ele almaktadır. Soğuk Savaş’ın ilk yıllarından kalma bu anekdotun belki de en ilginç yanı, böyle basit bir karakalem çizimin nasıl bu kadar çok duygu, tartışma ve gizeme yol açmış olduğudur.

Berlinmuren
Lars Laumann
2008, 23’56”
İngilizce; altyazısız

Bu video, oldukça olağandışı bir ilişkinin, İsveçli Eija-Riita Berliner-Mauer’in Berlin Duvarı’na duyduğu aşkın hikâyesidir. 9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışını hayatının en acı günü sayan kadın, İsveç’in kuzeyindeki Liden’de yaşamakta; giyotin ve Berlin Duvarı modelleri sergileyen bir müzenin yöneticiliğini yapmakta; Berlin Duvarı ile insanların nesnelere duydukları aşkı konu alan çeşitli internet sitelerinin moderatörlüğünü yürütmektedir.

Magical World
Johanna Billing
2005, DVD, 06.12’ (Tekrarlı gösterim)
Diyalogsuz

Bu video, 2005 yılında bir Yaz günü, Zagreb’in banliyölerinden Dubrava’da, ücretsiz bir okul sonrası eğitim merkezinde çekilmiştir. Rotary Connection’ın “Magical World” (1968) adlı, sözleri Sidney Barnes tarafından yazılmış şarkısının provasını yapan çocukların tekrarlı, adeta sonu gelmez görüntüleri belirsiz bir gelecek için bir tür marş, dönüşüm sürecindeki bir ülkeden bir kesit niteliğindedir.

Tamamı 1990’ların başındaki Yugoslav savaşlarından sonra doğmuş olan çocuklar, sadelik ve gururla etkileyici ve umut dolu bir performans sergiler. Hırvat çocuklardan biri, yeni öğrendiği ve zar zor konuştuğu İngilizcesiyle gizemli ve meydan okuyan ilk dizeleri söyler: “Beni böyle güzel bir rüyadan neden uyandırmak istiyorsunuz? Uyuduğumu görmüyor musunuz? Büyülü bir dünyada yaşıyoruz…” Kamera, müzik odasının dışına çıkar; eski Yugoslavya’nın yıkılmasından bu yana hâlen toparlanmaya çalışan toplumu yansıtır şekilde görüntülerde, inşasına 1980’lerde başlanan ama tamamlanmadan bırakılan kültür merkezinin yıkık dökük çevresi vardır.

Dammi i colori
Anri Sala
2003, 15’25”
Arnavutça; İngilizce altyazılı
(Edi Rama ile)

“Kent görüntülerini Poughkeepsie’de ilk kez gösterdiğimde, Liam Gillick, ‘Anri, bana gerçeği söyle. Bana bu şehrin var olmadığını söyle. Lütfen bana sanatçı-belediye başkanı bir arkadaşının olmadığını söyle’ demişti.

Kent ölüydü. Sadece bir şeyleri bekleyen birilerinin görülebileceği bir geçiş istasyonuna benziyordu. Sessizce yaşlanan bir bedeni anımsatıyordu; sanki tüm ayaklanmalar, yaşanan her şey yabancı bir ortamda meydana gelmişti. Etrafındakilerden etkilenmeden her şeyi yutan bir yere benziyordu.

Bu çalışma, böyle bir kentin nasıl yaşanabilir bir yer olabileceği ve yaşamaya mahkum olduğun bir yerden yaşamayı seçtiğin bir yere nasıl dönüşebileceğine ilişkin bir sorudur.”
-Anri Sala

Marian Goodman Gallery (New York), Galerie Chantal Crousel (Paris), Hauser & Wirth (Zürih, Londra), Johnen/Schöttle (Berlin, Köln, Münih) izniyle

Salt sitesi için TIKLAYINIZ 

 

Kaynak : [-]  


Sanat ve sizin için çalışıyoruz!

 

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği girişimi ile M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrenci ve velileri ve Sağlık Ordusu üyeleri ile Tüm Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği üyelerine, Bakırköy Büyülü Sahne de oynanacak olan “ Ömürsün Doktor ” adlı oyun % 50 İNDİRİMLİ.

Yapmanız gereken tek şey ekteki 4 kuruma ait logonun çıktısını almak veya Nar Sanat Kitap ayraçlarından biri ile gişeye gitmek.

Yer : Bakırköy Büyülü Sahne (Eski 74 Sineması) Tel : 0212 572 0 444

Tarih : 30 Ekim 2011 Pazar

Saat : 18:00

OYUNDAN :     ÖMÜRSÜN DOKTOR

Öyküler: Anton ÇEHOV

Kurgulayan – Yöneten: Kubilay ZERENER

Oynayanlar: Levent Ünsal, Somer Karvan, Rüzgâr Aksoy, Kerim Yağcı, Nejmi Aykar, Gümeç Alpay, Sedanur Özgün

Anton Çehov, yaşadıklarını ve öykülerini büyük bir samimiyetle seyircisiyle paylaşıyor… Değişik öykülerde, Çehov’un hayatın içinden çıkmış renkli karakterleri eşliğinde yapılan keyifli bir tiyatro yolculuğu… Birbirinden güzel müzikler eşliğinde sergilenen, son derece sıcak ve duygusal bir komedi şöleni… Olaylar Rusya’da mı geçiyor, yoksa Türkiye’de mi? İyi bir yazarın elinden çıkmış iyi bir öykü, yer ve zaman tanımaz. Rusya’da da geçebilir, Türkiye’de de! Çehov’un öyküleri hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı nitekim…