Johann Strauss – Yarasa Uvertürü

Johann Strauss – Yarasa Uvertürü konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Johann Strauss – Yarasa Uvertürü konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Johann Strauss – Yarasa Uvertürü konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Johann Strauss – Yarasa Uvertürü konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Bu haberimizde Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak sizlere ünlü klasik müziklerin hikayelerini kısa hikayelerini anlatmak istedik.

Johann Strauss – Yarasa Uvertürü

İlk temsili 5 Nisan 1874’te gerçekleştirilmiş olan eser ilk sergilendiği zaman başarısızlıkla karşılaşmış. Bu eser ilk defa müziksiz oyun olarak Almanca’ya çevrilmiş ve Viyana’da sahnelenmiştir. Ancak bu oyunun dayandığı önemli bir kavram olan bir gece yarısı yemeği (reveillon), Avusturya ve Alman adetlerine uymadığı için pek seyirci kazanamamıştır.

Bu problem Johann Strauss’un liberettocusu tarafından Avusturya geleneklerine uygun bir hale getirildi ve gece yarısı yemek partisinin bir Viyana Balosu ile değiştirilmesi ile oyun sahnelenmeye çok daha uygun duruma getirilmişti. Sonraki yıllarda eserin ünü dünyaya yayılmaya başladı ve sevildi.

Öyle ki; Gustav Mahler bile bu eğlenceli operete, Viyana Operası’nın kapılarını açmıştır. Türkiye’de ilk temsili ise Ankara’da yapılmıştır. Kuzey Amerika’da sahnelenen 20 en popüler opera eseri listesinde 19’uncu sırada yer alır.

Joseph Haydn – Senfoni No:102 ‘Mucize’

Baba Haydn olarak da bilinen, klasik dönem bestekarı Haydn, 1732 yılında Avusturya’da fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Henüz 6 yaşında iken, ailesi tarafından koroya katılmak üzere, Viyana’ya gönderildi. Burada müziğe olan yeteneği fark edildi ve hayatının büyük bölümünde(30 yıldan fazla) zengin bir Macar ailenin baş müzisyeni olarak çalıştı.

Orada kaldığı süre zarfında, birçok orkestra ve opera yönetti. Zamanının sanatkarlarından ayrı, izole bir hayat yaşaması, onu sanat akımlarının etkisinden uzak tutmuştu ve o bu sayede sanatı özgün bir gelişim göstermişti. Kendine has olması bu nedenleydi.

1780’li yıllarda besteleri, tüm Avrupa’ya yayılmıştı.Bestelerinin ünü, büyük Avrupa şehirlerinden davetler almasına neden olmuştur. Bu eserlerinden biri ve en ilginç hikayeye sahip olanı ise ‘Mucize’ eseridir.

O gün, ününün doruğundaki bestekarı dinlemek isteyenler, salonu tıka basa doldurmuştu. Haydn’ın 104 senfonisinden 102.’si olan ve 2 Şubat akşamı Londra Kraliyet Tiyatrosunda sergilenen eser, tıklım tıklım dolu olan salonu adeta büyülemişti.

Dinleyiciler orkestrayı ve Haydn’ı daha yakından görebilmek için sıkışık koltuklarından kalkarak, sahneye doğru ilerledi. Ne olduysa o anda oldu! Büyük bir gürültü ile salondaki dev avize, saniyeler önce seyircilerin oturdukları koltukların üzerine düştü.

Haydn’ın eseri ile büyülenmiş olan dinleyiciler, bu defa yaşadıkları şokla sarsılarak hep bir ağızdan “Mucize, mucize…” diye tempo tutmaya başlamışlardı. En az 30 kişinin hayatını kurtaran bu olağanüstü olay, Haydn’ın 96 numaralı senfonisinin ismine de ilham oldu.