istanbul üniversitesi

istanbul üniversitesi konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. istanbul üniversitesi konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. istanbul üniversitesi konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri istanbul üniversitesi konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 3-9 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 7. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali 2 Kasım akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılan açılışla başlamış oldu.

Pınar Altuğ ve Yekta Kopan’ın sunduğu gecede konuşan Festival Başkanı Prof Dr. Adem Sözüer festivalin her geçen gün dinamikleşen yapısına ve toplumların adalet ve barış isteğine dikkat çekti. Mültecilerin dünyadaki konumlarına da değinen Sözüer; akademik ve film kısmının her sene özenli bir şekilde hazırlanıp seyircilerin ve katılımcıların dikkatine sunulduğundan da bahsetti.

Festivalde yer alan, yarışan filmlerin ve jürilerinin tanıtımından sonra gece onur ödülü alan sanatçıların takdimiyle devam etti. Akademik dalda adalet üzerine çalışmaları ve bu alana olan bilimsel katkısı nedeniyle, akademik onur ödülü, bu yıl Profesör Doktor Claus Roxin’e verilirken, sinema onur ödülü ise adalet üzerine çektiği filmlerle, Türk sinemasının unutulmaz ismi Erden Kıral’a sunuldu. Erden Kıral ödülünü Menderes Samancılar’ın elinden aldı.

Gece Sam Garbaski imzalı Elveda Almanya – Bye Bye Germany adlı filmin gösterimiyle sona ererken, gösterim öncesinde filmde rol alan Türk oyuncu Tim Seyfi de kısa bir konuşma yaptı.

Festival hem film gösterimlerinden, hem de akademik toplantılardan oluşuyor. Adalet ve “terör ve darbelere karşı hukuk devletinin korunması” konusunda yapılacak olan 20 oturumun yanında, 26 ülkeden 30’u uzun metraj olmak üzere 40 filmin gösterimi yapılacak. Ayrıca bu sene ilk defa, CapTalks adındaki panellerle, sinema dünyası hakkında tartışmalar da gerçekleştirilecek. Festival salonları Atlas ve Nişantaşı City’s sinemaları…

Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışma filmleri
Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması’nda toplam on film yarışıyor. En iyi film10.000 Euro ödül alacak. Seyircilerin yarışma filmleri arasından seçtiği filme ise Habertürk seyirci ödülü verilecek. Uzun metraj jürisinde Feride Çiçekoğlu (Başkan), Demet Evgar, Selman Dursun, Tarık Tufan ve Barry Ward yer alıyor.

Altın Terazi için yarışacak uzun metrajlı filmler şöyle;

-Ayaz- Yönetmen: Dersu Yavuz Altun / Türkiye

-Insyriated / Hayatın İçinde –Yönetmen: Philippe Van Leeuw / Belçika-Fransa

-TheIntruder / Davetsiz Konuk –Yönetmen: Leonardo DiCostanzo / İtalya 2017

-BeautyandThe Dogs/Güzel ve İtler– Yönetmen: KhaledWalidBarsaouİ, Kaouther Ben Hania /Tunus/Fransa/İsveç, 2016

-Directions / Yol Ayrımı – Yönetmen: StephenKomandarev /Bulgaristan/Almanya/Makedonya, 2017

-Geçmişteki Sır – Yönetmen: Raşit Görgülü / Türkiye, 2017

-Hemşire – Yönetmen: Dilek Çolak / Türkiye, 2016

-Hostages / Rehineler – Yönetmen: RezoGigineishvili / Gürcistan/Rusya/Polonya, 2017

-Men Don’tCry / Erkekler Ağlamaz – Yönetmen: AlenDrljevic / Bosna-Hersek/Slovenya/Almanya, 2017

-Mor Ufuklar – Yönetmen: Olgun Özdemir / Almanya/Türkiye, 2016

Altın Terazi Kısa Film Yarışma Filmleri
Altın Terazi Kısa Film Yarışması’nda ön elemeyi geçen on film yarışmaya hak kazandı. Yarışmanın ödülü 2.500 Euro olarak belirlendi. Kısa metrajın ana jürisinde İlksen Başarır (Başkan), Funda Eryiğit ve Faysal Soysal yer alırken, ön jürisi Korhan Bozkurt, Yosi Mizrahi ve Deniz Uğur’dan oluşuyor. Altın Terazi için yarışacak kısa metrajlı filmler ise şöyle;

Cumartesi Düşü–Yönetmen: Alper Kızılboğa / Türkiye 2017

GodDistortion, Yanlış İnanç – Yönetmen: KarrarMousa / Irak, 2017

Güney Kutbu – Yönetmen: Emin Akpınar / Türkiye, 2016

İki Parça – Yönetmen: Murat Uğurlu / Türkiye, 2016

Mirov – İnsan – Yönetmen: Hasan İnce / Türkiye, 2017

İntrospection / İçe Dönüş – Yönetmen: JackWaddell /Avusturalya, 2016

Mutlu Kedi – Yönetmen: Umut HevalÇerkes / Türkiye, 2017

TheOrangeStory / Portakal – Yönetmen: Erika Street / ABD, 2016

#RefugeesWelcome / Mülteciler – Yönetmen: RamiroCantu /Meksika/ABD, 2017

Yeryüzündesin, Bunun Tedavisi Yok – Yönetmen: Umut Beşkırma / Türkiye, 2016

İstanbul Üniversitesi Kadıköy Konservatuarı Öğretim Elemanı Fulya Tezer, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzik ve Piyano Bölümü öğrencilerine “Sanat tıbbı ve piyano” konulu seminer verdi.

İstanbul Üniversitesi Kadıköy Konservatuarı Öğretim Elemanı Fulya Tezer, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzik ve Piyano Bölümü öğrencilerine “Sanat tıbbı ve piyano” konulu seminer verdi.

İstanbul Üniversitesi Kadıköy Konservatuarı Öğretim Elemanı Fulya Tezer, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzik ve Piyano Bölümü öğrencilerine “Sanat tıbbı ve piyano” konulu seminer verdi.

Tezer, konuşmasında sanatçıların yaşadığı fiziksel ve ruhsal hastalıklar ve bunlarla mücadele konusunda yaptıkları çalışmaları anlattı. Genç sanatçı adaylarının katıldığı seminer Devlet Konservatuarı Salon 2003’te düzenlendi. Yurt içi ve yurt dışında sanat tıbbı konusunda çeşitli çalışmalar yapan Fulya Tezer, bir çok sanatçının yaşadığı meslek hastalıklarını çözme konusunda aydınlatıcı bilgiler verdi.

Son 30 yıldır Amerika ve Avrupa’da sanat tıbbının önemli bir aşama kaydederek tıbbın ana dallarından biri olduğunu aktaran Tezer, Türkiye’de de bu konuda çalışmalar yaptığını ifade etti. Yakın zamanda Çapa Tıp Fakültesi hekimleriyle ve tanınmış sanatçılarla ortak bir program hazırladıklarını belirten Tezer “Sanat tıbbı, üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Birçok sanatçı sanat tıbbıyla alakalı bilgiye sahip olmadığı için, fiziksel ve ruhsal problemler yaşıyor. Bizim amacımız hem hekimlerle hem de sanatçılarla birlikte ortak çalışmalar yaparak bu sıkıntıların önüne geçmektir” dedi.

Avrupa’da sanat tıbbının sanatçıların yaşamında önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Tezer, şunları söyledi: ” Türkiye sanat konusunda önemli bir ülke. Birçok sanatçı yetiştiriyoruz ancak yaşadıkları sorunlarla ilgili onlara yardımcı olamıyoruz. Sanat tıbbının sanatçılar tarafından anlaşılması, yaşadıkları sıkıntıları çözmede yardımcı olacaktır”

Kynk: http://www.medya73.com

Niyazi Toptoprak ve Sanatı Hakkında…

” Niyazi Toptoprak, 1950 yılında İstanbul’da doğdu. İlki 1969 yılında olmak üzere şimdiye değin 150 civarında kişisel resim sergisi açtı. Sayısız karma sergiye eser verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitiren sanatçı bazı ödüller ve mansiyonlar kazandı. Niyazi Toptoprak’ın özel, resmi ve yurtdışı koleksiyonlarda birçok eseri bulunmaktadır.

Ressam Niyazi, kendi üslubunu oluşturmuş sanatçılardandır. Öyle ki O’nun resmini imzasına bakmadan da tanıyabilirsiniz. Yağlı boya ve pastel malzemelerini büyük bir ustalıkla kullanır. Doğayı kendi üslubuna uydurur. Hayvan resimleri de yapar ama bunların arasında kediye özel bir yer vermiştir. Bir serginin davetiyesinde şöyle demektedir.

“Kedi resmi yapmamış ressam yoktur denebilir. Çünkü kedi, biçimi, devinimi, yetenekleri ve yetkinlikleri ile resim yapan birinin ilgisinden ve hayranlığından uzak kalamaz. Günlük yaşamını güzelliğin coşkusu ile zenginleştirebilen iyi insanlar için de bu böyledir.

Kedi kraldır. Kedi her zaman güzeldir; kristal bir kadehteki kırmızı şarabı bembeyaz masa örtüsüne devirirken de, ipek bir halıya işerken de, yalnız bir bilge gibi soyluca ölürken de. Görkem ve incelik bir arada olmayı en çok bir kedinin yanındayken sever. Kedi, güzelliğini tartışmaya kalkan sevimsizlerle alay bile etmez.

Kedi resimlerine ayırdığım bu sergimi, bir kedi aşığı olmanın ayrıcalığında gizli keyif ve kendini beğenmişlikle hazırladım. Biliyorum ki o da kendisini artistik ve majestik bir keyifle beğenmektedir. Ve majesteleri bunda çok haklıdır.”

Niyazi Toptoprak’ın hayvan figürlü resimlerinin dışında, stilize ağaçlar, iki boyutlu evler, yayvan ve hemen hemen simetrik tepelere sıkça rastlarsınız. Minyatüral bir istifleme göze çarpar. Kompozisyonlarında kullandığı tarımsal parselasyonlarda renk coşkusu doruğa çıkar. Toptoprak, geçişli yada kontrast renk ayrımlarıyla adeta gökyüzünü de parsellemektedir. Bu özelliği onun resminde, içinde ışık yanıyormuş gibi bir şeffaflık oluşturur.

Ressam Niyazi, kendi resminin gelişimi ve değişimi içinde hep kendi resmini yapar. Kendi olarak kalmayı istediği için de kimseye benzemez. Bu geleceğe yönelik bir tavırdır. Bu nedenle sanatçı, resmin libido enerjisi ile yapıldığı savındadır. Ona göre gelecekte de var olabilmenin enerjisi bu enerjiden başka bir şey değildir. Libido ortadan kalkarsa sanat eylemi de son bulur.

Gerçekte bu görkemli bir sav olmak yerine yalnızca mütevazı bir yaşam tutkusudur. Belki de ölüm korkusu(?). Rengi görmek, rengi görmeye devam ediyor olmanın heyecanını yaşamak, ama ille de yaşamak. Sanatçının yaşamı bitince de bu heyecanı başkalarına yaşatmayı sürdürmek. Yani kalmak. ”

Kaynak : Niyazi TOPTOPRAK  Facebook grubu