Şunun için etiket arşivi: ını

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yapılan kazı çalışmalarında, 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden 17 basamaklı tapınak merdivenleri bulundu.

Kocaeli‘nin İzmit ilçesinde yapılan kazı çalışmalarında, 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden 17 basamaklı tapınak merdivenleri bulundu.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İzmit’in Roma İmparatorluğu’na da başkentlik yaptığını, döneminin en görkemli saray heykellerinin yapıldığı bir liman kenti olduğunu söyledi.

Zamburkan, yaklaşık iki ay önce Çukurbağ Mahallesi’ndeki 3. derece sit alanında inşaat için bir vatandaşın sondaj yapmak istemesi üzerine müze müdürlüğü gözetiminde çalışma yapıldığını, bu sırada heykel bulunması üzerine de kazı başlatıldığını anlattı.

Kalıntıları ortaya çıkarıp turizmin hizmetine sunacaklarını vurgulayan Zamburkan, şöyle devam etti:

“Bölgedeki çalışmalar kapsamında 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen mermerden yapılmış 17 basamaklı tapınak merdivenlerine rastlandı. Bu kazının ilk aşamasında da burada bir ‘sağlık tanrıçası’ denilen heykel de çıkmıştı. Bu merdivenlerin yukarıya doğru devam ettiğini görüyoruz. Merdivenlerin alt tarafında da bir tünel kalıntısı var. Yapıların birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. Sahilden kaleye kadar birbiriyle tünellerle bağlantılı olduğunu tahmin ediyoruz. Burası Nikomedia’nın kurulduğu bir alan. Tarihi eserlerin bu bölgede olduğunu düşünüyoruz.”

thumbs_b_c_daa4316762433416c0be4c0a27783c6d

2009’tan bu yana Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde kursiyerlere sanat dersleri veren, Bakırköy Özel Nar Sanat Eğitim Kursu , yaz döneminde Temmuz ayından itibaren ”Çocuk Kursiyerlere” Resim dersi vermeye hazırlanıyor.

Resim dersleri için kayıtlar başladı. Dersin içeriği ise şöyle: Haftada 1 gün 2 ders saati şeklinde olacak olan grup hafta içi Kursiyerlerin talepleri doğrultusunda Resim Grubu ders saatleri Kursiyerler tarafından belirlenerek derslere başlanacaktır.

Resim Sınıfı için yaş ortalaması ise . 4 ila 7 ve 8 ila 12 yaştır.

Çocuklara yönelik başlatılan Resim dersi, eğitmenimiz ”Sevgi GENCAN” tarafından verilecektir.  Yaz sonunda ise, eğitmenimiz Sevgi GENCAN desteği ile öğrencilerin becerilerini ortaya koyarak, sanatsal algının oluşumuna destek vermek ve öğrencilerin motivasyonunu yükseltmek amacıyla çocukların yaptıkları Resimlerden sergi açılacaktır.

Kayıt için son tarih dönemi 30 Haziran’dır.

Türk resim sanatının önemli isimlerinden Fikret Mualla Saygı’nın Paris Sainte-Anne Akıl Hastanesi’nde yaptığı çizimlerin yer aldığı “Sainte-Anne Desenleri” sergisi ziyarete açıldı.

Türk resim sanatının önemli isimlerinden Fikret Mualla Saygı’nın Paris Sainte-Anne Akıl Hastanesi’nde yaptığı çizimlerin yer aldığı “Sainte-Anne Desenleri” sergisi ziyarete açıldı.

Amerikan Hastanesi Operation Room Sanat Galerisi’ndeki sergiye ilişkin AA muhabirine açıklama yapan serginin küratörü Ilgın Deniz Akseloğlu, Fikret Mualla’nın Fransa’da yaşarken 1953, 1956 ve 1957 yıllarında belirli aralıklarla Paris Sainte-Anne Akıl Hastanesi’nde kaldığını ve sergideki desenlerin bu çizimlerden oluştuğunu söyledi.

Sergilenen 43 eserin iki farklı koleksiyondan derlendiğini kaydeden Akseloğlu, “Bir kısmı büyük ölçüde Ferit Edgü’nün kişisel koleksiyonu. Birçok orijinal eseri ondan aldık. Bunun yanı sıra 1992 yılında Metin Deniz’in düzenlediği, galerisindeki bir sergide kullanılan eserlerin aynı basımlarını da çerçeveletip koymak istedik. Sergide 32 tane orijinal eser var.” ifadelerini kullandı.

Sergi, 30 Ağustos’a kadar görülebilecek.

thumbs_b_c_f494c295bd064d39262981f3923e5b36

Muhabir: Hilal Uştuk

“Hababam Sınıfı”nın 41. yılı, arabalı sinema etkinliği ile kutlanacak.

Hababam Sınıfı”nın 41. yılı, arabalı sinema etkinliği ile kutlanacak.

İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği’nden (İKOD) yapılan açıklamaya göre “Yeşilçam’a Saygı” temalı etkinliklerine bir yenisini daha ekleyecek olan İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği, Hababam Sınıfı’nın öğrencilerini yıllar sonra çok farklı bir organizasyonla bir araya getirecek.

Etkinlikte, Özel Çamlıca Lisesi’ne Akil Öğretmeni’ni ziyarete gelen Bakan Bey’in 1957 model aracı da, flama ve resmi plakasıyla birlikte filmden görsellerle süslenmiş şekilde sergilenecek. Film, Hafize Ana’nın ders aralarında çaldığı orijinal zille başlayacak ve oyuncularla birlikte 41. yıl pastası kesilecek.

İstanbul Klasik Otomobilciler Derneği ve Arzu Film iş birliğiyle Fenerbahçe Dalyan Club’da gerçekleştirilecek etkinlikte, Rıfat Ilgaz’ın ölümsüz romanından uyarlanan ve 1975 yılında usta yönetmen Ertem Eğilmez tarafından sinemaya aktarılan Hababam Sınıfı’nın 2. seri filmi “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”, Hayta İsmail, Postal Rıza, Bacaksız gibi çeşitli lakapları olan birçok oyuncusunun ve 2000’li yıllarda çekilen Hababam Sınıfı devam filmlerinin yapımcı yönetmeni Ferdi Eğilmez’in katılımlarıyla, 1960’lı ve 1970’li yıllara ait bir döneme damgasını vurmuş klasik otomobillerden izlenecek.

Arzu Film’in yapımcılığını, Ertem Eğilmez’in yönetmenliğini üstlendiği Hababam Sınıfı’nın İnek Şabanı Kemal Sunal, Hafize Anası Adile Naşit, Domdom Alisi Feridun Şavlı, Paşa Nurisi Sıtkı Akçatepe, Tulum Hayrisi Cem Gürdap ve artık hayatta olmayan diğer oyuncuları, 41 yıl sonra hayatta olan diğer oyuncularıyla anılacak.

thumbs_b_c_90fedffde8fb22188a48a498264bd7ff

Tarihin çözüme kavuşmamış gizemli metinleri görenlerin kafalarını oldukça karıştırıp, büyük merak uyandırıyor..

Tarihte birçok uygarlık kalıcı olma ve geleneklerini gelecek nesillere aktarma adına semboller ve kendilerine ait alfabeler içeren eserler bırakmış.  Ancak onlardan bazıları hala daha gizemlerini korumakta ve sır olarak tutulmakta.

1 – Gregory  Külliyatı 13.yüzyıl

gregory-külliyatı-el-yazması-metinleri

Bir diğer ismi ‘’Smithfield Külliyatı’’ olan bu eser Papa 9. Gregory tarafından yazılmıştır. Bu metinde yazılanlardan çok içerdiği resimler dikkat çekiyor. Dini bir özellik taşımasına rağmen, hayvan başlı insan vücutlu canlılar kanlı işler yaparken resmedilmiş bu kitapta.

2 – Ripley  Metinleri 16.yüzyıl

ripley-metinleri

16.yüzyılda yaşamış olan George Ripley’e ait bu eser. Bir parşömen üzerinde yazılmış bu metin 6 metre uzunluğunda ve şifreler içeriyor. Bilim dünyasında birçok soruya cevap olacağı düşünülen bu eserin ölümsüzlüğün sırrını bile içerdiği söylenmekte.

3 – Voynich  El Yazması 15.yüzyıl

voynich-el-yazması

Polonya’da bir sahaf olan Wilfird M. Voynich’e ait olan bu el yazmalarından bazıları Yale Üniversitesi kütüphanesinde bulunmakta. Birçok uzman bu metinleri çözmeye çalışsa da henüz daha ne alfabesi olduğu bile bulunamamış.

4 – Soyga Kitabı 16.yüzyıl

Soyganın-kitabı-el-yazması-metinleri-book-of-soyga-768x747

Kraliçe Elizabeth’in danışmanı görevinde bulunan John Dee’ye verilmiş olan bu kitapta günümüzde gizemini korumakta. Aynı zamanda dönemin ünlü matematikçi ve simyacılarından olan John, kitabı uzun yıllar boyunca kütüphanesinde saklamış. Ölümünden sonra ise akıbeti bilinmeyen kitap 1994 yılında tekrar bulunuyor. Yunanca anlamı ‘’kutsal’’ olan bu kitabın büyü tarifi içerdiğine inanılıyor.

5 – Popol Vuh 1701

Popol-vuh-Metinleri

Guatemela’da Ximenez isimli misyoner bir rahip tarafından ispanyolcaya çevrilen kitabın sırrı hala daha çözülememiş. Maya uygarlığının kullandığı ‘’Kiçe’’ alfabesiyle yazılmış olan bu kitab ‘’İnsanların Kitabı’’ anlamına geliyor. Anlamına bakınca o dönemlerin birçok ‘’akıllı’’ canlı türüne sahiplik yaptığını düşünmemek elde değil.

6 – Rohonc Metinleri 19.yüzyıl

Rohonc-Metinleri

Kimliği bilinmeyen bir adam tarafından Macar bilim adamlarına bağışlanmış bu metinler tarihin en gizemli metinleri arasında yer alıyor. Sebebi ise 200 farklı sembolden oluşan bir alfabesinin olması ve nereden geldiğinin bilinmemesi.

7 – Vivian Kızların Hikayesi 1973

vivian-kızları-el-yazması-metinleri

Çok eski tarihlere dayanmamasına karşın bu eser oldukça enteresan. Yaklaşık 15.000 sayfadan oluşan eser bir hastane görevlisi olan Henry Darger’ın kütüphanesinde bulunmuş. Bu eseri enteresan kılan özelliklerden biri ise içine sulu boya kullanılarak birçok korkunç görselin çizilmiş olması.

Oyuncu Nesrin Cavadzade, sosyal medya hesabına gönderilen taciz içerikli çıplak fotoğraflarla sergi açmayı düşündüğünü söyledi. Cavadzade, “Kimliklerini de açıkça göstereceğim. Erkek cinselliğini bu şekilde sergilemekte bir sakınca görmüyorsa, kadın da bundan sanat üretmekte sakınca görmemeli” diye konuştu.

Hürriyet’ten Hakan Gence’ye konuşan Nesrin Cavadze’nin açıklamalarından ilgili bölüm şöyle:

“İnstagram’da özelden, mesajdan çıplak fotoğraflarını yolluyorlar. Başlarda çok üzülüyordum. Ama sonra aklıma dâhiyane bir fikir geldi. Şimdi hiçbirini silmiyorum, onlarla sergi açacağım. Kimliklerini de açıkça göstereceğim. Erkek cinselliğini bu şekilde sergilemekte bir sakınca görmüyorsa, kadın da bundan sanat üretmekte sakınca görmemeli. Onların yaptıkları şey bir cinsel taciz. Dolayısıyla ben onlara dava açabilirim. Hiçbirinin penis fotoğrafını zorla almadım. Ne biliyorsun, belki ünlenecekleri için mutlu bile olabilirler. Kadınların da bu kadar pervasız olabilme özgürlüklerinin olması gerektiğini öğrendim.”

oyuncu-nesrin-cavadzade-kendisine-gonderilen-taciz-icerikli-fotograflarla-sergi-acacak-141822-5

Mersin’de düzenlenen 5. Atıf Yılmaz Kısa Film Şenliği Cuma akşamı yapılan törenle sona erdi. Festivalde kurmaca, belgesel ve animasyon dallarında yarışma düzenlendi. Ayrıca çeşitli workshop’lar ve söyleşiler yapıldı. Sinema Yazarları jürisinde Şenay Aydemir ve Ayça Çiftçi ile birlikte görev aldım. Kurmaca dalında birincilik ödülünü paylaştırdık. Emrah Erkanı’nın yönettiği ve travesti bir seks işçisini anlatan Tuhaf Zamanlar ile Süleyman Demirel’in yönettiği ve bir çiftin dramatik bir gününü anlatan Asfalt ödülü paylaştılar.

Belgesel dalında en iyi film ödülünü Ömer Akbaş’ın yönettiği Son Nefes’e verdik. “Son Nefes”, 3 yıl önce Soma’da yaşanan büyük maden kazasını konu alıyordu. Geliyorum denen kaza sırasında ve sonrasında yaşananların unutulmaması ve sorumluların cezalandırılması gerekiyor ki bir daha bu tür kazalar ya da cinayetler yaşanmasın. Animasyon daalında birincilik ödülünü ise Hüseyin Gülgen’in yönettiği “Zirve”ye verdik. Zirve, bir dağ tırmanışı eşini ve bir bacağını kaybeden bir dağcının, protez bacağıyla o zirveye yenideen tırmanışını başarılı bir sinema diliyle anlatıyordu.

Ana jürilerin ödülleri ise şöyle oldu: Kurmaca dalında Azad (Yakup Tekintangaç) ve 7 Santimetre (Methan Şereflioğlu) birinciliğ paylaşırken, Asfalt da mansiyon aldı.

Belgesel dalında Bulut Renas Kaçan’ın “Gezgin”i birinci oldu. Animasyon dalında ise birinciği Metin Vatansever’in “Nefretin Üvey Evlatlarıyız” adlı filmi kazandı.

5-atif-yilmaz-kisa-film-festivalinde-isbirligi-13050

Ölümünün 400. yılında, tüm zamanların en büyük ozanı William Shakespeare’in üzerinden dönen bir gizem hikâyesi “Bir Zamanlar Londra’da”…

“William Ireland için çok tuhaf bir duyguydu bu – William Shakespeare’in doğduğu varsayılan evde olmak, binlerce kez yürüdüğü odada oturmak, bu kasabın yüzünde ünlü ailesinin hatlarını görmek… Yine de hiçbir şey hissetmemek, bir aşinalık sezmemek, bütün cazibeden sıyrılmış olmak – en esrarengiz tarafı da buydu.”bir-zamanlar-londrada,4dO-txZge0WkXLl2cIlixA

Mary Lamb, deli bir baba, baskıcı bir anne ve aklı havada bir kardeşle tıkılı kaldığı evde yitip gitmektedir. William Ireland’la tanışınca, ona bir kurtarıcıya sarılır gibi yapışır. William, babasının kitapçısında çalışan silik bir gençtir. Ne Mary’nin kardeşi Charles Lamb ile Charles’ın Doğu Hindistan Şirketi’ndeki iş arkadaşlarının arasına kaynaşabilmektedir ne de hayatı boyunca gururlandırmaya çalıştığı babasının gözüne girebilmektedir. Tesadüfen tanıştığı bir kadının, merhum eşinin terekesinde bulduğu, Shakespeare’in imzasını taşıyan senedin babasının ve edebiyatseverlerin nazarında kendisine saygınlık kazandıracağını ummaktadır. Senedi mektuplardan şiirlere Shakespeare’in çeşit çeşit belgesinin keşfi izlerken Mary ile William kendilerini etrafları büyük ozanla sarılmış, hayaller içinde yüzerken bulurlar. Asıl soru, bu hayallerin asılsız olup olmadığıdır…

Peter Ackroyd, Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti,Dickens, Poe: Kısacık Bir Hayat gibi kitaplarında İngiliz edebiyatının büyüklerine, The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını) ve London: The Biography’deyse (Londra: Biyografi) bu büyük şehre saygı duruşunda bulunuyor. Bir Zamanlar Londra’da, bu ikisini, Ackroyd’un edebiyat tutkusu ile Londra sevgisini bir araya getiriyor. Ölümünün 600. Yılında Shakespeare’in kitaplarından alıntılar ve büyük ozana göndermelerle dolu kitap aynı zamanda hem on dokuzuncu yüzyıl Londra’sını hem de  Shakespeare dönemini yakından tanıma fırsatı veriyor.

“Shakespeare’in en büyük, en cesur, en deli hayranlarıyla ilgili zarif bir tarihî roman… Tuhaf bir şekilde etkileyici ve bütünüyle eğlenceli.”—The Washington Post Book World

“Döneme sadık kalan ama akıcılığını koruyan harikulade eğlenceli bir kitap… Bu dünyayı Peter Ackroyd’dan iyi tanıyan kimse yok ve geçmişin Londra’sına yaptığı bu son yolculukta kalemi her zamankinden güçlü.”—The Sunday Telegraph

“Dâhice ve büyüleyici… Yanlış gerçekler ve gerçek görünen yalanlarla ilgili baş döndürücü bir roman.”—The San Francisco Chronicle

PETER ACKROYD KİMDİR?

Peter Ackroyd, İngiliz biyografi yazarı, romancı, eleştirmen. 1949’da Londra’dadoğan Ackroyd eğitimini Cambridge Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra özel bir bursla iki yıl Yale Üniversitesi’ne gitti. Ackroyd, başta Londra olmak üzere İngiliz tarihi ve kültürü üzerine kurgu ve kurgu dışı eserleriyle tanınır. Somerset Maugham, Guardian ve Booker ödülleri gibi birçok ödül kazanan yazarın romanları arasında The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını), Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti, Doktor Dee’nin Evi, kurgu dışı kitaplarının arasında iseDickens, London: The Biography (Londra: Biyografi), Shakespeare: A Biography(Shakespeare: Bir Biyografi) ve Poe: Kısacık Bir Hayat sayılabilir.

sairler-eskisehir-de-bulusuyor-141302-5

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması, 26-29 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Açılış, bu akşam saat 18.00’de Özdilek Sanat Merkezi’nde yapılacak ve tüm etkinlikler burada şiir severlerle buluşacak. Direktörlüğünü Şair Haydar Ergülen’in yaptığı şiir buluşmasının bu yılki onur konuğu Ahmet Telli olacak. Telli, açılıştan önce, saat 17.00’de okurları için kitaplarını imzaladı. Tepebaşı Belediye Başkanı Dr.Ahmet Ataç, “Dolu dolu geçeceğine inandığım şiir günlerimize sanatseverleri davet ediyorum” dedi.

ODAK ÜLKE NORVEÇ

6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşması’nın açılışında, şair-müzisyen Muzaffer Özdemir ve sonraki günlerde de Müzik Kutusu birer konser verecek. Buluşma boyunca dört “müzik-şiir okuması” gerçekleştirilecek. Behçet Necatigil, doğumunun 100. yılında şair Mahmut Temizyürek’in hazırladığı bir sunumla anılacak. Yakın tarihlerde aramızdan ayrılan şairler Sennur Sezer, Gülten Akın, Ahmet Oktay ve Ahmet Ada da bir etkinlikle anılacak.

Öte yandan, Onur Konuğu Ahmet Telli’nin şiirinin tartışılacağı bir oturum gerçekleştirilirken yurt dışından gelen konuk şairlerin katılacağı “Şiir ve Barış” ile “Norveç Şiiri” oturumları yapılacak. Bu yıl odak ülke Norveç olacak.

Şiir Buluşmasında her yıl olduğu gibi bu yıl da, çocuklarla bir “Çocuk Şiiri” oturumu yapılacak. Tepebaşı Belediyesi’nin Esentepe’deki Çocuk Sanat Merkezi’nde şairler Mehmet Atilla ve Erol Büyükmeriç konuşacak.

NAZIM ÖDÜLÜ

Şiir Buluşması kapsamında verilen “Nazım Hikmet Araştırma Ödülü, bu yıl Arif Keskiner ve M. Melih Güneş’in Hazırladığı “Nazım’ın evinde, Vera’nın Sofrasında” adlı kitaba verildi. Bu ödül için de bir tören gerçekleştirilecek.

6. Uluslararası Eskişehir Şiir Buluşmasına bu yıl; Fransa, İran, İtalya, Norveç, Polonya, Suriye ve ülkemizden 30 şair katılacak. Şairlerin şiirlerinden oluşan Türkçe-İngilizce bir kitap ile, Türk şiirinin ustalarından Behçet Necatigil’in 100. Yaşı nedeniyle şair Mahmut Temizyürek tarafından hazırlanan bir kitap ve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, Komşu Yayınları tarafından basımı yapılan şiir kitapları şiir severlere ücretsiz dağıtılacak.

Kazakistanlı sinemaseverler, Türk Filmleri Haftası’nın açılış filmi “Ertuğrul 1890”a yoğun ilgi gösterdi.

ertugrul-1890

Kazakistan’da düzenlenen Türk Filmleri Haftası, “Ertuğrul 1890” filminin açılış gösterimiyle başladı.

Etkinliğin koordinatörü Öner Kılıç, açılış gecesi yaptığı konuşmada, Türkiye ve Kazakistan’ın binlerce yıllık ortak kültürel değere sahip iki ülke olduğunu vurgulayarak, Türk Filmleri Haftası’nın sadece gösterimlerle sınırlı olmadığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı‘nın (TÜRKSOY) desteğiyle düzenlenen Türk Filmleri Haftası’nın önemine dikkati çeken Kılıç, şöyle konuştu:

“Pek çok ortak kültürel çalışma yaptığımız Kazakistan’da özellikle bu etkinlikte sinemacılarla bir araya gelmek bizim için değerli. En büyük ortak değerlerimiz olan Hoca Ahmet Yesevi ve Farabi’yi beyazperdeye taşıyarak, Türk ve Kazak sinemacıları bir araya getirmek ve ortak sinema filmleri çekmek en büyük amacımız.”

UNESCO’nun 2016 yılını Ahmet Yesevi yılı ilan ettiği ettiğini hatırlatan Kılıç, Farabi’nin felsefesiyle Ahmet Yesevi’nin inancını birleştiren bir anlayışla Yesevi filmi için Kazak sinemacılarla bir araya gelecekleri bilgisini verdi.

TİKA Başkan Yardımcısı Mehmet Süreyya Er ise bağımsızlıklarını kazandıkları günden beri Türk cumhuriyetlerinin yanında yer aldıklarını belirterek, bu tarz kültürel etkinliklerin desteklenmesiyle kardeş ülkeler arasında her alanda birlikteliğin sağlanmasını arzu ettiklerini dile getirdi.

“Türk filmleri pazarının büyütülmesi gerekiyor”

Ertuğrul 1890” filminin gösteriminin ardından konuşan başrol oyuncusu Kenan Ece, sinemaseverlerin gösterdiği ilgiden büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Türk Filmleri Haftası’nın, Türk- Japon ortak yapımı olan Ertuğrul 1890 filmiyle açılması oldukça anlamlı. Filmimiz iki millet arasındaki dostluğu ve barışı anlatıyor. Tüm dünyaya mesajı olan bir yapım. Gerçekten zor günler geçiriyor dünyamız. Savaşlar, problemler bir türlü bitmiyor. Film de en zor zamanlarda farklı milletlerin birbirine destek olması ve yardım etmesiyle ilgili bir konuyu ele alıyor.” dedi.

“Burada olmak benim için çok güzel bir tecrübe oldu”

Türk dizilerinin dünyanın her tarafında izlendiğini aktaran Ece, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dizilerimiz Güney Amerika’dan Türk dünyasına kadar her yerde izlenip ilgi görürken, filmlerimizin aynı oranda seyirci bulmaması için hiçbir sebep yok. Örneğin Kazakistan’a geldim, televizyonu açtığımda Türk dizisi oynuyordu. Bizim yapımların burada hatırı sayılır bir seyirci kitlesi var. O yüzden bana göre Türk sinemasının buralara ulaşması mümkün. Burada olmak benim için çok güzel bir tecrübe oldu.”

Ilısu Barajı’nın tamamlanması ile su altında kalacak Hasankeyf’teki tarihi eserler yeni yerleşim birimine taşınmaya hazırlanılıyor.

hasankeyf

Ilısu Barajı’nın tamamlanmasıyla suyun altında kalacak Hasankeyf’teki tarihi eserler, yeni yerleşim birimine taşınarak ilçenin tarihi ve kültürel dokusu korunacak.
Ilısu Baraj Gölü altında kalacak tarihi Hasankeyf’in yeni yerleşim yeri ile ilgili çalışmalar sürüyor. Belediye ve İlçe Jandarma Komutanlığı dışında bütün kurumların taşındığı yeni yerleşim yerine Ilısu Barajı ve HES Projesi Kültürel Varlıkları Koruma ve Kurtarma Çalışmaları kapsamında getirilecek tarihi ve kültürel eserler, buradaki Kültür Parkı’nda sergilenecek.
Çalışmalarda El-Rızk Cami minaresi, Kızlar Cami, Sultan Süleyman Han Cami giriş kapıları, Koç Cami, İmam Abdullah Türbesi ve Zaviyesi, Zeynel Bey Türbesi, hamam, kale kapısı gibi tarihi yapılar parça ve bütünsel olarak taşınacak. Taşıma işine ilk olarak kasım ayında Zeynel Bey Türbesi ile başlanacak.
Hasankeyf Kaymakamı Faruk Bülent Baygüven, Zeynel Bey Türbesi’nin taşınmasına ilişkin ihale sürecinin tamamlandığını bildirdi.
Taşınacak eserlerin yeni yerleşim birimindeki Kültür Parkı içerisine veya çevresine yerleştirileceğini kaydeden Baygüven, şöyle konuştu:
“Yeni ilçe de tarihi eserleri bünyesinde barındıracak. Ziyaretçiler gelip, görebilecek. Bu eserler, barajda su tutulmasıyla oluşacak göl havzası kıyısında kalacak. Olayın kültürel ve tarihi boyutu dışında turizm boyutu da olduğu için el sanatlarına yönelik projeler de hayata geçirilecek. Keçe, kilim, kök boya yeniden canlandırılacak. Bununla ilgili esnafımızla görüşüyoruz. Üretilecek yöresel ürünler de satışa sunulacak.”

Kaleme aldığı her metinle yeniden tar
tışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda.

ikinci-dunya-savasinin-sonlarindaki-istanbula-bir-bakis,t4_l-iTbyEmpyGsJeDJM0Q

İlk olarak 1946 yılında tefrika edilmiş olan Sonsuz Panayır yazarın son dönem romanlarından. 1987’den beri baskısı olmayan Sonsuz Panayır’da Halide Edib’in Anadolu hakkındaki değişen görüşleri de göz önüne serilir.  Halide Edib’in bu önemli eserini Seval Şahin’in eserin önemine işaret ettiği sonsözüyle birlikte sunuyoruz…

Ayşe, Şaşırtmaçların arabasıyla bir hayli geç dönerken, bir taraftan iki akşam üst üste arabayla dönmesinin komşularına yapacağı tesiri düşünüyor, bir taraftan da kendi kendine, “Ben de halvetime dönüyorum,” diye gülüyordu. İçinde bir değişiklik olduğuna şüphe yoktu. Fakat nasıl bir değişiklik? Mesela bu köhne eve “halvetim” demek… Acaba Ayşe’nin kafasında hiçbir zaman Ali Bey veyahut Emine Hanım gibi kendi içinde yaşamak ihtiyacı hasıl olmuş muydu? Ayşe bıçak gibi keskin zekâsıyla, her yerde etrafını tetkik eden, hayat panoramasını seyreden, bu panoramanın görebildiği realitelerini yazıylatekrar eden bir stenograftan başka bir şey olabilir miydi?”

“Halide Edib, İkinci Dünya Savaşı yıllarında Anadolu sermayesinin egemen olduğu İstanbul sosyetesini ve eğlence dünyalarını anlatırken romanına Sonsuz Panayır adını verir. Bu eğlence yerleri, panayırlar, eğlencenin işin içine girmesine rağmen hiç bitmeyecek bir olumsuzluğa işaret eder. Bu olumsuzlukta Anadolu daha doğrusu Anadolu sermayesi önemli bir yer kaplar. Halide Edib’in cumhuriyetin ilk yıllarında yazdığı romanlarda Anadolu, eğitilmesi, medeniyetleştirilmesi gereken bir yerken İkinci Dünya Savaşı’nda kentli burjuvaya egemen olmuş Anadolulunun burjuvalaşmış hali yazarı oldukça rahatsız eder. “

SEVAL ŞAHİN

“En nihayet, insanları tamamen şeytanın nüfuz mıntıkasına sokabilecek kudret şunlardır: Kuru gürültü, ahenksiz fakat dinmeyen bir şamata, sonsuz bir söz ve seda anarşisi! Şamata şamata… Manalı manasız, lüzumlu lüzumsuz, ebedî birgümbürtü ve çığlık! Bunları insanlara dinamizm, kudret, hareket diye yutturmak lazım… Ve yutturabilirsiniz, yeter ki insanlarda düşünmeye, iç hayatı yaşamaya mecal bırakmayacak, aman, aralık vermeyecek gümbürtü ve gürültü, günlük bir ihtiyaç haline gelsin.

Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda.

HALİDE EDİB ADIVAR

Halide Edib Adıvar, 1882’de İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde okudu. 1908’de yazmaya başladığı kadın hakları hakkındaki yazılarından dolayı kimi kesimlerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması sırasında Mısır’a kaçmak zorunda kaldı. 1909’dan sonra öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. 1919’da Sultanahmet Meydanı’nda, İzmir’in işgalini protesto mitinginde tarihî bir konuşma yaptı. 1920’de Anadolu’ya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Onbaşı ve üstçavuş rütbeleri aldı. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası’yla fikir ayrılıklarına düştü. Bunun sonucunda 1917’de evlendiği ikinci eşi Adnan Adıvar’la birlikte Türkiye’den ayrıldı. İlerleyen yıllarda konferanslar vermek üzere ABD’ye gitti, Mahatma Gandhi tarafından Hindistan’a çağrıldı. 1939’da İstanbul’a dönen Halide Edib, 1940’ta İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü başkanı oldu, 1950’de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954’te istifa ederek evine çekildi. 1964’te öldü.

Halide Edib Adıvar’ın Can Yayınları’ndaki diğer kitapları:

Ateşten Gömlek, 2007

Handan, 2007

Mor Salkımlı Ev, 2007

Sinekli Bakkal, 2007

Türk’ün Ateşle İmtihanı, 2007

Vurun Kahpeye, 2007

Son Eseri, 2008

Yolpalas Cinayeti, 2008

Tatarcık, 2009

Türkiye’de Şark-Garp ve Amerikan Tesirleri, 2009

Âkile Hanım Sokağı, 2010

Kalp Ağrısı, 2010

Zeyno’nun Oğlu, 2010

Çaresaz, 2011

Sevda Sokağı Komedyası, 2011

Kerim Usta’nın Oğlu, 2012

Dağa Çıkan Kurt, 2014

Yeni Turan, 2014

Hindistan’a Dair, 2014

Ateşten Gömlek (sadeleştirilmiş),2014

Vurun Kahpeye (sadeleştirilmiş),2014

Türkiye’de Şark-Garp ve Amerikan Tesirleri II, 2015

Döner Ayna, 2015

 

Sonsuz Panayır

Yazar: Halide Edib Adıvar

Tür: Roman