Şunun için etiket arşivi: İngiltere

Uluslararası Sanatçı Filmleri, 20-25 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da Belleğin Kırılmaları, İlişkisel Bellek ve Tektipleşmebaşlıklı üç tematik gösterim programıyla izleyiciyle buluşuyor.

İstanbul Modern, güncel video, animasyon ve kısa filmleri dünyanın farklı köşelerine taşıyan Uluslararası Sanatçı Filmleri (Artists’ Film International) programını sunuyor. Dünyanın farklı bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla yürütülen gösterim programı, ortak kurumlar tarafından davet edilen 19 sanatçının güncel video, animasyon ve kısa filmlerinden oluşuyor.

Üç farklı başlıktan oluşan Uluslararası Sanatçı Filmleri özel gösterim programlarında Sefer Memişoğlu, Alejandro Cesarco, Corin Sworn, Nguyen Trinh Thi, Liu Chuang, Sriwhana Spong, Liu Chuang, Aleksandar Jestrovic Jamesdin, Aslı Çavuşoğlu, Camila Rocha, Karim Debbagh, Ben Hagari, Bengü Karaduman, Anetta Mona Chişa & Lucia Tkacova, Hatice Güleryüz,  Berat Işık ve Özlem Günyol & Mustafa Kunt’un çalışmaları yer alıyor.

2008 yılında Art in the Auditorium adıyla Londra’nın köklü sanat kurumu Whitechapel Gallery tarafından başlatılan projeye İstanbul Modern, geçmiş yıllarda İnci Eviner, Ergin Çavuşoğlu ve Ali Kazma’nın çalışmalarıyla katılmıştı.  Bu yıl dünyanın farklı  bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla gerçekleştirilen Uluslararası Sanatçı Filmleri için her ortak kendi ülkesinden bir sanatçının video, film veya animasyon çalışmasını seçti. Bu şekilde oluşturulan uluslararası video havuzu, yıl içinde ortak kurumlarda düzenlenen gösterim programları ya da sergilerle izleyiciyle buluşuyor.

Bu yıl Sefer Memişoğlu ve 2011 yapımı BREEZE adlı videosunu seçen İstanbul Modern, proje ortaklarından gelen çalışmalara ek olarak, Türkiye’den başka sanatçıların videolarına da programda yer verdi. Programın küratöryal çalışmasını İstanbul Modern’den Çelenk Bafra ve asistan küratör Senem Sekban yaptı. Ayrıca, 24 Kasım Cumartesi günü saat 16:00’da İstanbul Modern’in konuğu Sefer Memişoğlu’nun videolarının toplu gösterimi yapılacak ve sanatçıyla bir söyleşi düzenlenecek.

Uluslararası Sanatçı Filmleri programının 2012 yılı ortakları arasında, İstanbul Modern’in yanı sıra Whitechapel Gallery, Londra, İngiltere, GAMeC /Galleria d’Arte Moderna, Bergamo, İtalya, Fundacion Proa, Buenos Aires, Arjantin, Ballroom Marfa, Marfa, Texas, ABD, City Gallery Wellington, Wellington, Yeni Zelanda, San Art, Ho Chi Minh City, Vietnam, Para/Site, Hong Kong, Çin, Belgrade Cultural Centre, Belgrad, Sırbistan, Cinematheque de Tanger, Tangier, Fas, New Media Center, Haifa, İsrail, Neuer Berliner Kunstverein Video-Forum, Berlin, Almanya bulunuyor.

İngiltere’nin başkenti Londra’daki dünyanın en çok ziyaret edilen sanat galerisi Tate Modern’de önceki gün büyük bir skandal yaşandı. Rus asıllı Amerikalı ressam Mark Rothko’nun milyon dolarlık “Black On Maroon” isimli 1958 tarihli tablosu “karalandı”.

 

Mark Rothko – Vlademir Umanets

Ziyaretçilerin şaşkın bakışları altında 20’li yaşlarında bir genç, tabloya siyah kalemle İngilizce, “Vladimir Umanets, a potential piece of yellowism (Vladimir Umanets, yellowism’in gizli parçası)” yazdı. Her yıl yaklaşık 5 milyon turistin ziyaret ettiği müze, olaydan sonra kısa süreliğine kapatıldı.

Müzeden gözaltına alınmadan ayrılan Umanets isimli Rus genci, saldırıyı üstlenerek “Tate Modern’deki güvenliğin beni yakalamasını bekliyordum, oradaydım, birçok insanın önünde resme imza attım. Video, kameralar ve her şey var” dedi. Genç, resmi yok etmediğini, çalmadığını, Rotkho’ya hayran olduğunu söyledi.

Rus saldırganın tabloya yazdığı ‘yellowism’, 2010’da kurulan kavramsal sanat hareketi. BBC’nin sanat editörü Will Gompertz, “Galeriye gidip çok sevilen bir sanat çalışmasının üzerini çizmek sanat işi değil, vandalizmdir” dedi. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

Kaynak :[-]

 Efsanevi İngiliz rock topluluğu Jethro Tull, rock müziğin altın çağını simgeleyen albümlerden “Thick As A Brick”i 10 Eylül’de kırk yıllık bir süreden sonra ilk kez canlı çalacak.

İstanbul Rock tarihindeki ilklerden birine tanıklık ederken Jethro Tull’ın beyni Ian Anderson ve arkadaşları Tuborg Gold sponsorluğunda 10 Eylül’de Küçük Çiftlik Park’ta sahne alacak.

Rock altyapısının sağlamlığı, melodik yapısı ve konseptiyle piyasaya sunulduğunda büyük satış rakamlarına ulaşan albüm zaman içinde rock müziğin kült yapıtlarından birine dönüştü.

Yaklaşık iki saat sürecek olan konserin albümün diğer bölümünde 2012’de yayınlanan Thick As A Brick Pt.2’den parçalar ve unutulmaz Jethro Tull klasikleri de seslendirilecek.

1972’den bu yana ilk kez

İngiltere’nin dünya müziğine en büyük katkılarından Jethro Tull’ın “Thick As A Brick”i 1972 yılında yayınlandı ve 44 dakikalık tek bir parçadan oluştu.

Albüm çıktığı hafta Melody Maker, Cashbox, Billboard gibi birçok müzik dergisi tarafından en iyi “progressive rock” yapıtlarından biri olarak ilan edildi ve yılın albümü olarak gösterildi. Albüm ABD ve Almanya dahil birçok ülkede 1 numaraya kadar yükseldi.
 
Ne anlatıyor?

“Thick As A Brick” sözlerini Gerald Bostock (nam-ı diğer “Küçük Milton” ya da Ian Anderson’ın ta kendisi), adındaki hayali bir çocuğun büyümenin zorluklarına ilişkin yazdığı şiirden alıyor.

Ian Anderson’ın hayalinde canlandırdığı Gerald Bostock 40 yıl sonra yeniden ortaya çıktı ve bu yıl “Thick As A Brick Pt.2 – What Happened to Gerald Bostock” adıyla yayınlandı.

“Thick As A Brick” son olarak 1972 yılında Jethro Tull tarafından verilen konserlerde çalındı. Albüm daha sonra bir bütün olarak seslendirilmedi. Yaklaşık 50 yıldır kısa bölümlerle çalınan “Thick As A Brick” ilk kez canlı olarak İstanbul’da dinlenecek.

Konser için bilet satış noktaları, Troya Turizm (Beşiktaş), Mephisto (Taksim)- Mephisto (Kadıköy)- Hammer (Kadıköy) olarak belirlendi.

 

Kaynak :[-]

Bilgi Üniversitesi ‘BİLGİ Moda’yla Fark Yarat’ sloganıyla kendine güvenen ve fark yaratmak isteyen herkesi 6-7 Ağustos’ta eski kıyafetlerinden yeni tasarımlar yaratmaya çağırıyor. Amaç, ‘Farklı Bir Şeyler Yap’ düşüncesiyle farkını ortaya koymak. Siz de bu projeye katılmak isterseniz eskilerinize bir göz atın.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ‘İstanbul Tasarım Bienali Akademi Programı’ 13 Ekim-12 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek. İstanbul Tasarım Bienali, kentsel tasarımdan (çevresel, kentsel ve bölgesel planlama) mimariye, endüstriyel tasarımdan fotoğrafa, grafik, moda, tekstil ve interaktif tasarıma kadar geniş bir yelpazeye sahip olacak. Bienal’in teması, ‘Kusurluluk’ (Imperfection) olarak belirlendi. Bilgi Üniversitesi’nde 6-7 Ağustos tarihlerinde düzenlenen ‘Do Something Different’ da Bianel’in ön çalışmalarından biri aslında.

Bilgi Üniversitesi Moda Tasarımı bölümü, Tasarım Bienali Akademi Programı kapsamında moda tasarımı atölye çalışması düzenliyor. Gerçekleşecek workshop’ta katılımcılar eski kıyafetlerini, aksesuarlarını kullanarak yepyeni bir tasarım oluşturma fırsatı yakalayacaklar. Workshop çalışmasını, moda Tasarımcısı Aslı Jackson ve Bilgi Üniversitesi Moda Tasarımı bölümü hocaları Prof. Ben C. Fletcher ve Prof. Karen Jane Pine yürütecekler.

FARKLI BİR ŞEYLER YAP 
Prof. Fletcher ve Prof. Karen Jane Pine’ın geliştirdiği ‘Do Something Different’ programının insanlara vermek istediği fikir şöyle; ‘Ancak gelecek geçmişin devamı niteliğinde olmaktan çıkıp, daha fazlasını ifade ettiği zaman gelişme kaydedilir. Bu da farklı bir şeyler yapmayı gerektirir.’ İşte katılımcılardan istedikleri tam da bu aslında.

Workshop 6-7 Ağustos’la da sınırlı kalmıyor. Sonrasında katılan öğrencilere SMS ve e-mail ile yaratıcılıklarını teşvik edici mesajlar iletilecek ve sistematik bir şekilde farklı tasarımlar oluşturmaları istenecek. Katılımcıların ortaya çıkardığı tasarımlar jüri tarafından değerlendirilecek ve yeterli görülen tasarımlar ekim-aralık ayları arasında ‘Tasarım Bienali Akademi Programı’ çerçevesinde sergilenecek.

BEN BİR ÇÖPÇÜYÜM
Programın koordinatörlerinden biri olan tasarımcı Aslı Jackson’dan program öncesinde bazı tüyolar aldık.

Jackson, İngiltere’de benzer projelerde yer almış. Avrupa’da tasarımcıların geri dönüşümü arttırmak amacıyla bu tarz koleksiyonlar ürettiğini hatta bunların fiyatlarının normal kıyafetlerden çok daha yüksek fiyatlarda satılabildiğini söylüyor. Çünkü eski ama değerli parçaların bir arada kullanılması ya da tamamen organik kumaşlarla oluşturulan bu tasarımların değeri yüksek. Kendisi de bu tarz tasarımlar yapmaktan keyif alan Jackson; “Ben aslında tam bir çöpçüyüm” diyor.

Program için de çok büyük heyecan duyduğunu belirten Jackson, 2 günlük workshop boyunca katılımcılarla birlikte olacak. Onlara kendi çalışmalarını anlatacak ve hatta bu programa özel hazırladığı çekimi de onlarla paylaşacak. Katılımcıların yaratıcılıklarına kesinlikle müdahale edilmeyecek ve sonrasında SMS ve e-mail yoluyla eğlenceli bilgilendirilmelerle İstanbul Tasarım Bienali içinde yer alacak sergiye kadar destek olacak.

Eğer siz de bu projede yer almak ya da daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız; 0212 311 51 18 numaralı telefonu arayabilir ya da [email protected] adresine e-mail gönderebilirsiniz. Detaylar için tıklayınız.

Kaynak : [-]

İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.

İngiltere’de Kieron Williamson isimli çocuğun yaptığı son 24 resim, Picturecraft galerisinde 15 dakikada satıldı. Adeta kapışılan resimler toplam 250 bin sterline satıldı.
Norfolk’ta yaşayan Kieron Williamson’un 24 resminin tamamı, telefon ve internet üzerinden15 dakika içinde satıldı.
Daha önce de dünyanın çeşitli yerlerinde sergiler açan Williamson’un ABD, Güney Afrika, Japonya, Kanada ve Almanya gibi dünyanın birçok yerinden müşterileri var. Çocuk daha şimdiden servet sahibi oldu.

Ünlü Fransız ressam Claude Monet’ten dolayı ‘Mini Monet’ lakabı takılan sanat dehası, bazı resimleri sadece birkaç dakika içinde yapmış. Williamson, resme 2008’de başlamış. Resme karşı muazzam bir yeteneği olan çocuk, sürekli sanatını geliştirirken bu durum sergilerinde de bariz bir şekilde görülüyor. Williamson genelde manzara resimleri çiziyor.
Çocuk hızla şöhret ve para kazanırken 18 yaşına kadar servetine anne ve babası gözkulak olacak.

 

Kaynak :[-]  Emin ARVAS

29. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nın birincisi 8 bin, ikinciye 5 bin, üçüncüye ise 3.500 dolar ödül verilecek.

29.Aydın Doğan uluslararası Karikatür yarışması

29. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’na 80 ülkeden 944 sanatçının 2.945 karikatür ile katıldığı bildirildi.

Bu yıl 29’uncusu düzenlenen yarışmanın Uluslararası Seçici Kurulu, Bodrum Işıl Kulüp’te toplandı. Toplantıda konuşanAydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, yarışmaya 80 ülkeden 944 sanatçının 2.945 karikatür ile katıldığını söyledi.
Fetvacı, Önseçiciler Kurulu’nun 43 ülkeden 147 sanatçının 175 karikatürünü Uluslararası Seçici Kurul’a sunmaya değer gördüğünü belirterek, yarışmada dereceye girecek karikatürlerin Uluslararası Seçici Kurulu’nun yapacağı değerlendirmenin ardından açıklanacağını kaydetti. 

Uluslararası Seçiciler Kurulu’nun Türkiye ‘den Ercan Akyol, Latif Demirci, Selçuk Demirel, Piyale Madra ve Tan Oral, Portekiz’den Antonio Antunes, Ukrayna’dan Viktor Kudin, ABD’den Stan Mack, İran’dan Firoozeh Mozaffari, İngiltere ‘den Ralph Steadman ve Çin’den Zhu Zizun’dan oluştuğu bildirildi.

Yarışmada birinci olacak sanatçıya 8 bin, ikinciye 5 bin, üçüncüye ise 3.500 dolar para ödülü verilecek. Başarı ödülü kazanan 12 sanatçı ise 500’er dolar alacak. Dereceye giren tüm sanatçılara heykel ve ödül beratının da verileceği yarışmanın ödül töreninin 9 Ekim’de İstanbul’da yapılacağı kaydedildi.

Yarışmada ödül kazanan karikatürler, 6-14 Haziran tarihleri arasında Milta Bodrum Marina Osmanlı Tersanesi Kaymakamlık Sanat Galerisi’nde sergilenecek.

 

Kaynak : [-] http://www.radikal.com.tr


2 Uluslararası Çizgi Film Festivali

Istanbulles Didier PasamonikBerrak Hadımlı ve Jean-Marie Derscheid tarafından 2010 yılında kurulanİstanbul’un ilk uluslararası çizgi roman festivali.

Bu seneki festivalin merkezinde Lucky Luke (Red Kit İstanbul’da sergisi) yer almakla birlikte farklı ülkelerden gelen sanatçıların çalışmalarından oluşan altı sergi daha beğenilerinize sunulacaktır: Türkiye, Belçika (Frankofon ve Flaman), Fransa, Makedonya, Bosna-Hersek, İtalya, Sırbistan, İspanya, ABD… Festival profesyonel veya amatör buluşmalara ev sahipliği yapacak, Avrupa veya Avrupalı olmayan ülkelerin çizgi roman dünyasına bir bakış açısı sunmak için yazar, yayıncı, kültürel etkinlik ve festival organizatörlerini konuk edecek, Belçika, Fransa ve Cezayir’den gelen davetlilerimizi ağırlayacaktır.

Sainte Pulchérie Lisesi’nde Jean-David Moran, Herr Seele ve Çiztanbul ekibi gibi çizgi romanın çok tanınmış isimleri ile buluşmaya hazırlanıyoruz. Bu yazar ve çizerler bizlere çizgi romana tezatlarla dolu bir bakış önermekteler. Fransız Jean-David Moran’ın küreselleşmiş bilim kurgusuna karşılık dünyadaki büyük çizgi roman akımları: manga, Comics ve Fransız-Belçika çizgi romanları.

İspanyol Alberto Jiménez Alburquerque, Makedon Aleksandar Sotirovski, Sırp Aleksandar Zograf, Bosnalılar Amra Hejub, Enis Cisic et Esmir Prlja, Amerikalı Charles Vess, Belçikalı Dany, İtalyan Roberto Diso ve Murat Mıhçıoğlu tarafından yönetilen Stüdya Rodeo’nun Türk çizerlerinden oluşan bir grup sanatçı İstanbul’a dair düşüncelerini anlatıyorlar.

Bu sergiler 23.05.2012 – 08.06. 2012 tarihleri arasında Sainte Pulchérie Lisesi’nde gezilebilir. Sergi salonları çarşamba ve pazar günleri hariç, diğer günler saat 9.00-18.00 arasında açıktır.

23 Mayıs 2012 Açılış Gecesi Programı/ Herkese açık

– 19.00 : Herr Seele piyano performansı, gösteri salonu
– 19.30 : Herr Seele sergisi açılış kokteyli, “Atölyeler” sanat galerisinde
– 19.30 : Jean-David Morvan ve Çiztanbul sergisi açılış kokteyli, “Od’A- Ouvroir d’Art “sanat galerisinde

Konuk Sanatçı: Ergün Gündüz

Çiztanbul sergisinin açılışında, yurt dışından gelen sanatçıların yanırısa, Studio Rodeo’nun bir önceki yıllığı Totem’de çalışmaları bulunan ünlü Türk çizgi romancı Ergün Gündüz de bulunacak ve hayranları için Totem’deki işlerini imzalayacak.

Bu sergiler 23.05.2012 – 08.06. 2012 tarihleri arasında Sainte Pulchérie Lisesi’nde gezilebilir. Sergi salonları çarşamba ve pazar günleri hariç, diğer günler saat 9.00-18.00 arasında açıktır.

Sainte Pulchérie Fransız Lisesi/ Çukurluçeşme sok. no 7 Küçükparmakkapı
BEYOĞLU -34433 ISTANBUL

Sainte Pulchérie Lisesi, WBI, Fransa ve Belçika Genel Konsoloslukları, Flaman Edebiyat Fon, Studio Rodeo’nun katkılarıyla.

Biyografiler

Jean-David Morvan

1969’da Reims’te dünyaya gelen Jean-David Morvan günümüz Fransız senaryo yazarlarının en önde gelenlerinden biridir.

Mesleğine, Glénat’da Akira mangasının etkisinin açıkça hissedildiği çizgi roman senaryoları yazmakla başladı: Kévin Hérault’nun çizdiği HK ve Sylvain Savoia ve Philippe Buchet tarafından çizilen Nomad. Delcourt’da Joann Sfar ile senaryosunu ortaklaşa yazdıkları ve Olivier Boiscommun’un çizdiği Troll serisi ve özellikle de büyük bir başarıyı yakalayan Sillage, Philippe Buchet’nin çizdiği bir Uzay Operası, kariyerini oluşturdular.

Bu başarı birçok yayıncının onunla yakından ilgilenmesini sağladı: Navis ve Spirou ve José-Luis Munuera’nın Fantasio’su bunlardan en önemlileridir. 2009’da, Çinli çizer Huang Jia Wei ile birlikte Uluslar arası Manga Ödülleri kapsamında bir gümüş madalya kazandı, Zaya serisi için Japon hükümeti tarafından verilen bir ödül. Marvel için de kendisine bir Wolverine verilmeli.

Yayıncı, Delcourt ve Ankama yayın direktörü, Jean-David Morvan son yıllarda Reims, Fransa ve Tokyo arasında mekik dokuyor. Avrupa, Çin, Japonya ve ABD’de yayınlanan yüzden fazla çizgi romanın da senaryo yazarı.

Herr Seele

Herr Seele

1959 doğumlu Herr Seele doğu Flaman bölgesinde, Ostende’de yaşamaktadır. Sanatçı bir aileden gelen (annesi ve büyükbabası tanınmış ressamlardır) Seele eğitimini iki alana paylaştırır; Galler’in güneyinden Floransa’ya kadar uzanan bir müzik eğitimi ve Gand Akademisi’nde güzel sanatlar . Akademide büyük mizah ustası Kamagurka ile tanışır. Bu ünlü isim, Fransa’da çizgileri Charlie Hebdo ve Hara Kiri’de yayınlanan, ülkesinde ise Herr Seele ile birlikte yaptıkları televizyon şovları ile olduğu kadar TV dergisi Humo’daki yayınları, yüzbinler satan albümleri ile bu alanda bir otorite sayılmaktadır.

Herr Seele “Popüler Sürrealizm”adını verdiği bir eleştirel düşünce yapısını temel almaktadır. Sürrealizm başlangıçta, birkaç yüz kişiyi ilgilendiren bir burjuva hareketiydi. Kitlelere yönelik gerçeküstücülük ise çizgi roman, tiyatro veya televizyon gibi popüler medyalarla desteklenen bir akımdır. Özellikle de televizyon. 30 yılda, Kamagurka ile ortak oluşturdukları gag bombardımanını ve absürd mizahı keyifle izletmiştir. Basit çizgileri ise büyük bir incelik taşır, Hergé’nin etkileri ile Amerikan Underground’unu birleştirir. Albümleri yakında Frémok yayınevi tarafından basılacaktır.

Sainte Pulchérie Lisesi’ndeki sergisinde, Herr Seele diğerlerinin yanı sıra, pop ikonunu konu alan yirmi kadar orijinal yapıtını da beğenilerize sunacaktır: bu, sıra dışı ve kontrolsüz güdülerle hareket eden sözde kovboy, 1981’den beri klişeleri yıkmakta ve ahlak normlarını altüst etmektedir.

ÇİZTANBUL

Dany Henrotin

CIZTANBUL Dany Henrotin

1943’te Belçika’nın Marche-en-Famenne kentinde doğan Dany Henrotin, çizgi roman dünyasında kısaca Dany olarak tanınıyor.

Dany, kariyerine 1966’da, Tintin dergisi sanatçılarından Mittei’nin asistanı olarak başladı. Kısa zamanda büyük beğeni kazanan çizgileri sayesinde, derginin yöneticisi Greg’in atölyesine dahil oldu ve kendi öykülerini yaratmaya başladı. Greg’in bir fikrinden hareketle ortaya çıkan Olivier Rameau, Dany’nin ününü perçinlemekle kalmadı, en uzun soluklu serisi de oldu. Şiirsel bir masal alemini konu alan bu serinin ardından, Dany, Jean Van Hamme’ın yazdığı Kahramansız Öyküler’i çok daha gerçekçi bir üslupla resimledi.

Ülkemizde Demir Yumruklu Adam olarak tanınan Bernard Prince’in çeşitli maceraları dahil olmak üzere, Dany’nin Frankofon çizgi romana katkıları saymakla bitmez.

Bu büyük usta, Çiztanbul projesi kapsamında İstanbul’u ziyaret edene dek Türkiye’yi hiç görmemişti. Çok etkilendiği kozmopolit şehrimizi, Ayça ismindeki Türk kızına aşık olan bir Belçikalının hikayesine konu etti.

Sergimizde, Dany’nin Çiztanbul için gerçekleştirdiği “İstanbul Rüyası” isimli eserden dört sayfanın yanı sıra, kapak resminin de röprodüksiyonu yer alıyor.

Roberto Diso

Roberto Diso - Totem

1932 Roma doğumlu Diso, İtalyan çizgi romanının efsane ismi.

Diso, kariyerinin büyük bölümünü Avrupa’nın önemli yayıncılarından Bonelli’de geçirdi. Daha ziyade Mister No ve Tex gibi popüler dizilerle tanınıyor. Bizzat yazıp çizdiği Şövalye Rodo isimli post-apokaliptik bilimkurgu çizgi roman ise, kısa süre önce ülkemizde de yayınlandı. Diso’nun çok eskiden İngiliz yayın evleri için de çalışmışlığı var; ancak geçtiğimiz yıl Studio Rodeo projelerinde görev almaya başlayana dek neredeyse yarım asırdır İtalya dışından bir kurumla çalışmamıştı.

“Totem” isimli 2011 Çizgi Roman Yıllığı’nda Murat Mıhçıoğlu’nun yazdığı bir öyküyü çizip, kapaklardan da birini yapmasını takiben, Çiztanbul’da “Yıllar Sonra” isimli çalışmasıyla ve Yerebatan Sarnıcı’nı çizdiği kapakla yer alıyor.

Bu sergideki röprodüksiyonlar arasında, Roberdo Diso’nun Çiztanbul’daki öyküsünden iki sayfanın yanı sıra, kapak resmi de mevcut.

Aleksandar Sotirovski

Çeşitli ülkelerden yayıncılarla çalışan Makedon sanatçı, 1971 Manastır (Bitola) doğumlu.

Üsküp’te yaşayan Sotirovski, Oxford University Press, Cambridge University Press, Person Longman ve Macmillan başta olmak üzere İngiltere merkezli çok sayıda yayıncı için illüstrasyonlar yaptı; Image Comics ve Asylum Press dahil ABD merkezliler içinse daha ziyade çizgi roman çalışmaları gerçekleştirdi. Alman ve Amerikan oyun firmalarına görsel konseptler geliştirdiği gibi, üç sinema filminin storyboard çalışmalarına ve yüzlerce reklam görseline imza attı.

Sotirovski,  2011’deki Studio Rodeo yıllığı Totem için bir kapak çalışması gerçekleştirmişti. Çiztanbul’a ise, sadece kapakla değil, memleketi Manastır’ı İstanbul’a mistik şekilde bağlayan uzun bir fantastik öyküyle de katıldı.

Sergimizde, Sotirovski’nin İstanbul konulu çalışmasından sayfa röprodüksiyonlarının yanı sıra, kapak resmi de yer alıyor.

Aleksandar Zograf

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın yakınlarındaki Pançevo’da yaşayan 1963 doğumlu Aleksandar Zograf’ın gerçek ismi, Saşa Rakeziç. Asıl mesleği gazetecilik olan bu sıradışı sanatçı, gözlem ve içsel sohbetlere dayalı metinlerini naif ve duyarlı bir çizgiyle birleştiriyor.

Özellikle 1990’larda, son Balkan savaşları sırasındaki hislerini ve tespitlerini de kattığı çalışmalarla bağımsız çizgi roman dünyasında tanınır hale gelen Zograf, Weirdo ve Zero Zero gibi yayınlarda Amerikalı okura tanıtılmıştı. Seattle merkezli Fantagraphics tarafından kitapları yayınlanmaya başladığında, dünya çapındaki bilinirliği arttı.

Yaptırımlar Altında Hayat, Psychonaut, Rüya Gözlemcisi ve Sırbistan Bülteni, Zograf’ın belli başlı eserleri arasında sayılabilir. Fransa’da L’Association, İtalya’da PuntoZero, Almanya’da Jochen Enterprises, İspanya’da ise Under Comics, Zograf’ın çalışmalarını bu ülkelerin dillerine kazandırmış yayıncılar.

İstanbul’a ilk kez Çiztanbul projesi kapsamında ayak basan Zograf, “Kediler Arasında” isimli çalışmasından iki örnek sayfa ile sergimizde yer alıyor.

Charles Vess

1951’de Lynchburg, Virginia’da doğan Vess, Amerikan çizgi edebiyatının en saygın isimlerinden biri.

Virginia Commonwealth University mezunu olan sanatçı, bir süre bu eyaletteki çeşitli kuruluşlarda ilüstrasyon ve animasyon çalışmaları yaptıktan sonra 1976’da New York City’e taşındı ve Heavy Metal, Klutz Press, Epic Comics ve National Lampoon gibi periyodik yayınlara katkıda bulunmaya başladı.

Takip eden süreçte, Vess, Marvel (Spider-Man, Raven Banner) ve DC (Books of Magic, Swamp Thing, Sandman) için yaptığı çalışmalarla ödüller aldı. Özellikle Sandman‘de Neil Gaiman’la yakaladığı uyum, çizgi romanın da sınırlarını aşarak, ikiliyi, aralarında Stardust’ın da bulunduğu çeşitli alternatif projelere ve çocuk kitaplarına yöneltti.

Vess’in 175 tablo ile görsel boyut kazandırdığı Stardust, Paramount Pictures tarafından 2007’de Michelle Pfeiffer, Robert DeNiro ve Claire Danes’li oyuncu kadrosu  ile sinemaya uyarlandı.

Çiztanbul projesi kapsamında İstanbul’u ilk kez ziyaret eden Vess, bir tesadüf sonucu kültürümüzdeki yerini öğrendiği Nasreddin Hoca’nın fıkralarından ve genel mizacından çok etkilendi. Vess, bu masal karakterinden de yararlanarak mistik bir üslupla resimlediği “İşte Bu İstanbul” adlı çalışmasından örnek sayfaların yanı sıra, kapak resmiyle de sergimizde yer alıyor.

Alberto Jiménez Alburquerque

1982 Madrid doğumlu İspanyol sanatçı, küçük yaştan beri çizgi romanlara ilgi duydu.

Onsekiz yaşındayken, Madrid’deki  bazı özel sanat okullarında kurslara giderek, yeteneğini bu alanda nasıl geliştirebileceğini keşfetmeye başladı. Bir yandan da İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında üniversite eğitimini sürdüren Alburquerque, kendi ülkesinde çizgi roman üretiminin fazla canlı olmamasından hareketle, daha ziyade Frankofon yayıncılar için çalışmaya başladı. 2007’de Fransa’nın bu alandaki önemli markalarından Soleil için çizmeye başladığından bu yana, eserler vermeye devam ediyor.

Alburquerque’ün bugüne dek imza attığı çalışmalar arasında, H. Rider Haggard’ın klasik macera romanından hareketle gerçekleştirilen She (Elle) adlı albümler serisi, Le Dieu des Cendres, Les Contes de Korrigan, Larmes de Fées ve Les Fugitifs de l’Ombre gibi fantastik çizgi romanlar mevcut.

Alburquerque, İstanbul’u bu projedeki ziyareti sırasında ilk kez gören sanatçılardandı. Sergimizde, Kız Kulesi efsanesinden hareketle yazıp çizen genç İspanyol’un eserinden örnek bir sayfa var.

Enis Cisic

1980 Saraybosna doğumlu Enis Cisic, çocukluğunu savaşın zor yıllarında geçirdiği bu şehirdeki Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun.

Ülkesinin tanınmış medya ajanslarından “Fabrika”da animasyon ve grafik alanında çalışan Cisic, Strip Pressing ve Think Tank gibi yayınlar için çeşitli çizgi romanlar yaptı. Ana dili dışında bugüne dek sadece Türkçe olarak Çiztanbul’daki çalışmasıya yeni okur kitlelerine ulaşan sanatçı, bilimkurgu ve macera türlerinde çeşitli konseptler geliştirmekte.

Video art ve animasyon ağırlıklı kariyerinde çizgi romanları ön plana çıkartmak isteyen Cisic, sergide örnek sayfalarına yer verdiğimiz “Kaç Kurtul İstanbul’dan!” isimli çalışmasında şehrimize distopik bir çerçeveden baktı.

Ermir Prlja & Amra Hejub

1978’de Banja Luka’da doğan Esmir Prlja, halen yaşamakta olduğu Saraybosna’daki  Güzel Sanatlar Akademisi’nden 2009’da mezun oldu.

2004 yılında Publika adlı yayınevinin düzenlediği “en iyi çizgi roman senaryosu yarışması”nda ödül alan Prlja, o tarihten bu yana ülkesindeki çeşitli dergi ve gazetelerde yazıp çizmektedir.

Prlja’nın eşi olan Amra Hejub ise, 1983 Saraybosna doğumlu. Diş hekimi olarak diploma almak üzere olsa da, Hejub, edebiyat alanındaki çalışmalarına hiç ara vermemiş bir isim. Hejub, Prlja’nın çizgi roman kariyerine özellikle dramatik kurgu noktasında katkıda bulunuyor.

Prlja-Hejub çifti, Çiztanbul’da yazıp çizmek üzere İstanbul’a geldiklerinde en çok şehrin karmaşasından ve taksilerin çokluğundan etkilenmişler. Yakın geleceğin İstanbul’unda geçen bir “uçan taksi” öyküsüyle karşımıza çıkan ikilinin eserinden örnek sayfalar sergimizde yer alıyor.

 

Kaynak : [-]

Şehre Mono geliyor!

Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali müzikseverler ile buluşturmaya hazırlıyor.

Mono Festivali

30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival’de müzik dünyasının yenilikçi ve farklı tarzlarıyla dikkat çeken yerli ve yabancı isimleri, gündüz saatlerinden itibaren sahne alacak.
Güneşi, denizi ve kumsalı müzikle birleştiren ve aynı zamanda şehre taşıyan tek festival olan Mono, bu yaz unutulmayacak bir program ile müzikseverlerin karşısında olacak.

30 Haziran Cumartesi günü kapılarını sabah 10:00’da açacak olan Mono Festival’de 4 farklı sahne yer alıyor. Ana sahne ve Burn Electronica & Dubstep sahnesinde izleyeceğimiz dünyaca tanınmış isimler arasında, Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan etkileyici topluluk Gogol Bordello, izleyicilerini ilgi çekici kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına götürecek. Kanadalı New Wave ve Indie rock grubu Metric ise alternatif duruşları ve güçlü sahne performanslarıyla göz dolduracak. Son dönemlerin sıkıcı, monoton ruhundan kurtulmak isteyenlerin aradığı,hayranlarının tüm duyularının uyanmasını sağlayan derin ve vurucu new wave soundlu grup The Horrors ve alegorik tarzıyla seyirciyi büyüleyici, masalsı bir yolculuğa çıkarmayı başaran Danirmarkalı yeni yetenek Oh Land Mono Festival’de müzikseverleri bambaşka bir dünyaya taşıyacak. Yerli gruplardan ana sahnede müzikseverleri bekleyen isimse The Ringo Jets olacak.

80’leri, gerçek sentez ve prodüksiyonla ürettiği elektronika müzikte başarılı bir şekilde tekrar yansıtmayı başaran Com Truise ve 2010’dan beri yayınladığı sıradışı club trackleriyle beğeni toplayan Bok Bok da, Mono festival’de akıllara kazınacak performanslarla festivali doruğa taşıyacak. Grup Ses Beats ise Burn Electronica ve dubstep sahnesinde performans sergileyecek isimler arasında yerini alıyor.

ANA SAHNE

Oh Land

Oh Land

Elektro-pop ve deneysel tarzda şarkılarıyla tanınan müzisyen, söz yazarı ve dansçı Danimarkalı Oh Land, gerçek adıyla Nanna Øland Fabricius, müzik dünyasına 2008’de çıkardığı “Fauna” albümüyle adım attı. Kendi adını taşıyan ve 2011’de çıkardığı ikinci albümü sayesinde Danimarka listelerinde beşinci sıraya kadar yükseldi. Oh Land, opera sanatçısı bir anne ve kilise orgcusu bir babanın kızı olarak yetişti ve bunu müziğine de yansıtmayı başardı. Sahne performansının büyülü dünyasını kutsal olarak nitelendiren Danimarkalı şarkıcı,  alegorik özellikler taşıyan müziği ile konserlerinde seyirciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

 

 

 

 

 

 

Gogol Bordello

Gogol Bordello

Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan Gogol Bordello, sahne enerjisiyle kitleleri harekete geçirip dinleyicilere bol tempolu anlar yaşatmayı başarıyor. Adını ideolojik olarak etkilendiği Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan esinlenerek alan grup 1999 yılında kuruldu ve bir süre Rus düğünlerinde çingene müzikleri çaldı. Gogol Bordello, izleyicilere yaşattığı hiper-kinetik sarsıntılarla kısa sürede New York altkültürünün en popüler isimlerinden biri haline geldi. Roman punk ve roman folk tarzını benimseyen ve Türk seyircisinin de beğenisini kazanmayı başaran Amerikalı grup, izleyecileri olağanüstü kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına davet ediyor. Gogol Bordello, 2006’da Rock’n Coke’ta, 2008’de Efes Pilsen One Love gibi önemli festivallerde sahne aldı.

Metric

Kanadalı indie rock ve New Wave grubu Metric, vokal ve keyboard’da Emily Haines,

Metric

gitarist James Shaw, basist Josh Winstead ve davulcu Joules Scott-Key’den oluşuyor. 1998’de kurulan grup ilk albümleri “Old World Underground, Where Are You Now”u 2003’te çıkardılar ve bu albümle En İyi Alternatif Grup ödülüne aday gösterildiler. Asıl çıkışlarını 2009’da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümleri “Fantasies” ile yapan Metric, Yılın En İyi Alternatif Albümü ve En İyi Grup ödüllerine sahip oldular. Festivallerdeki performanslarıyla seyirciye unutulmayacak anlar yaşatan ve müzik dünyasına kattıkları yenilikçi bakış açısından güç alan Metric, Haziran 2012’de çıkacak yeni albümleri “Synthetica”yı kariyerlerinin en iyi özeti olarak gösteriyor.

The Horrors

The Horrors

The Horrors 2005’te İngiltere’nin Southend on Sea bölgesinde kuruldu. Çıkış albümleri Stange House 2007 yayınlandı ve kısa sürede İngiltere albüm listesinde 37 numaraya ulaştı. 2009’da piyasaya çıkan Primary Colours’la 25’e ulaşan The Horrors, Temmuz 2011’de çıkardıkları Skying albümleriyle listenin 5. Sırasına yerleşti.

Plak ve DJ’liğe olan merakları sayesinde tanışan Rhys Webb, Faris Badwan ve Tom Cowan, 60’lar Garaj Rock, New Wave ve Post Punk’a duydukları ilgi sayesinde bir araya geldi. 2005’te Joshua Hayward ve Joe Spurgeon’ı da yanlarına alarak The Horrors’u kuran grup, çıkış singleları “Sheena Is a Parasite” ile halkın dikkatini çekti ve ikinci single’ları “Death at the Chapel” ile NME’ye kapak olma şansını yakaladı.  Müzik piyasasında hızla yükselen grup, Mart 2012’de İngiltere ve İrlanda’da sahne paylaşmak üzere Florence and The Machine’in Ceremonials turnesine katıldı.

Sahneye çıktıkları anda önce kendilerini, sonra seyirciyi coşturan grup, kaliteli müzikle çılgınlığı bir araya getiriyor.

Com Truise

Com Truise

Seth Haley, sahne adıyla Com Truise, New York ve sonrasında Princeton, New Jersey çıkışlı bir elektronik müzik adamı.

Sentez ve ağır prodüksiyonla yaptığı müziği, 1980’lerin tarzından etkilenmiş. Dinleyiciyle ilk buluşması AM Discs label üzerinden ücretsiz indirlebilen Cyanide Sisters EP’yle gerçekleşen Com Truise, Ghostly International’ın dikkatini çekmeyi başardı ve Cyanide Sisters yeniden basıldı. Hemen ardından Tron: Legacy Reconfigured albümünde bir remixi yer alakn Com Truise, 2011’de ilk albümü Galactic Melt’i piyasaya çıkardı. Neon Indian’ın Sleep Paralysist’ini, Twin Shadow’un Castles In The Snow’unu, Franklin’in  I Know’unu, Ana Lola Roman’ın Klutch’ını remixleyerek gittikçe müzik piyasasında adından söz ettirmeye başlayan Com Truise, Aralık 2011’de yayınladığı Foster the People’ın Helena Beat remixiyle büyük beğeni topladı.

BEACH BUMS

Mabbas

Mabbas

2000 yılından bugüne neredeyse hiç ara vermeden Türkiye’nin en kaliteli radyolarında DJ’lik, müzik dergilerinde yazarlık ve festivallerde direktörlük yapmış Mabbas, tam anlamıyla bir müzik adamı. Sırasıyla Radio Cool, FG 93.7, Radyo 92.3 ve Dinamo 103.8’de tanıştığı dinleyenleriyle  Kasım 2009’dan itibaren Pazar akşamları saat 21.00’de Radyo Eksen 96.2’de buluşan Mabbas, canlı canlı Mono Festival’de.

Club Bangkok

Club Bangkok,gece hayatı boşluğunu görüp şaşıran, sonrasında şaşırmayı bırakıp bir ‘club night’ başlatan üç enerjik gençten oluşmakta. 2010 ortalarında Doğu yanına Hakan Odabaşı ve Onur Yazıcı’yı alarak Bangkok gecelerinin İstanbul ayağına başladı. Bangkok DJ’leri bir yılı aşkın süredir bütün kalpleriyle sevdikleri bir playlist ile gelenlerin yüzünde gülümseme, ertesi gün de vücutlarında müthiş bir hangover bırakmayı başardı. The Clash, The Sonics, Sex Pistols gibi ‘Old-Skool-Indie’yi, 2004 sınıfından terk The Libertines, Futureheads ve arkadaşlarıyla birleştirip, her çalındığında tavandan ter akıtacak derecede dans ettiren Blur, Franz Ferdinand marşlarıyla karıştırınca insanların mutlu olmaması imkânsıza yakın.

Style-ist

Yetenekli DJ, elektro, elektroclash, elektropop ve breakbeat gibi müzik türleriyle önemli festival ve organizasyonlarda kendini kanıtlamış bir isim. Ayrıca dub ve reggae birleşimli sounduyla da sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.

Yakuza

Asıl adı Can Utkan olan DJ Yakuza’nın kariyeri Tokyo’da çaldığı çeşitli kulüplerde başladı. 1999 yılında Türkiye’ye dönen ve Radio Oxigen’de çalmaya başlayan DJ Yakuza, ağırlıkla drum’n bass ve break-beat tarzlarına yönelse de kendine ait farklı ve zengin bir dil yarattı. DJ’liğin yanısıra önemli caz müzisyenleriyle de ortak çalışmalar yapan sanatçı, prodüktör kimliği ile de değişik projelerde yeraldı. Cem Yıldız, Richard Hamer ve Murat Uncuoglu ile birlikte, elektronik altyapıyı Türk folk müziği ve enstrümental biçimlerle harmanlayıp geleneksel vurmalı çalgılarla örülmüş çok sesli ve “jazzy” bir kurgu ortaya çıkardıkları Orient Expressions grubunu kurdu. 2008 yılında DJ olarak ilk çalışması “Labyrint” yayınlandı. Birçok ülkede performans gösteren DJ Yakuza, İstanbul’un en eklektik ve keyifli elektronik müziklerini yapan isimlerden biri olarak gösterilmeye devam ediyor.

DearHead

Kuruldukları 2009 yılı itibari ile İstanbul elektronik müzik piyasasına yeni bir soluk getiren DJ ikilisi DearHead (Bengi Ünsal & Evrim Tüfekçioğlu), bol vokal ve ritimli parça seçimleri, farklı türleri birleştirmekteki ustalıkları ve sahnedeki enerjileri ile gönüllerde taht kurdu.

Dancing Birds Feel The Beat

Kiki, Babylon, Ghetto gibi mekânlarda modern zaman içinde “boogie night”lar yaptı Dancing Birds Feel the Beat ikilisi Sehnaz ve Sine… Biri Screamin’ Jay Hawkins, The Beach Boys, The Trashmen çaldı, diğeri setin başına geçtiğinde tam da bu zamanın kahramanlarını arka arkaya dizdi; Two Door Cinema Club, MGMT, La Roux, Interpol… Bu kez festival güzellemeleriyle setin başına geçecekler, eskiler yeniler bir yana sahnenin ortasına eğlence koyacaklar.

DİNAMO LOUNGE

Cervus

 

Türkiye’nin en geniş katılımlı DJ anketi “DJ Office Best DJs 2005” anketinde yılın en iyi DJ’i seçilen Cervus sahip olduğu yetenek ve vizyonla elektronik müzik piyasasının en sağlam isimlerinden. Başarılı DJ ve yapımcıyı canlı dinlemek isteyenler için harika bir fırsat.

Tutan

Türk müziğinin Barış Manço, Zeki Müren gibi ustalarının şarkılarını kendine has soundıyla mixleyen Tutan, House ve Techno konusundaki cüratkırlığını radyo programına da taşıyıp, her eserinde küçük deneyler yapan bir DJ.

Kaan Düzarat

1980 Eskişehir doğumlu; ama İstanbul’a İngiliz electro house soluğunu getirmesiyle bilinen, yıllardır Dinamo’da DJ’lik yapan ve Vesvese’yle sık sık İstanbul’u sallayan Kaan Düzarat, bu kez de Mono Festival’de.

(((emre)))

DJ’liğe 1997’de Açık Radyo’yla başlayan (((emre))), şimdilerde Dinamo FM’in vazgeçilmezlerinden. Kendisi Magma, Ministry, Captain Hook, Hangar – 2019, Milk, Çubuklu Hayal, Karga Bar, Zihni, Orange, 7th House, The Club 20 – Ankara, Wasp, Juke Box, Solar Beach, Minimüzikhol gibi mekan ve festivallerde çalarak seyircinin favorileri arasına girdi.

Agentorange

Agentorange ya da gerçek adıyla Mete Tavukçuoğlu, 90’lı yıllarda drum’n bass, big beat ve house müziğe ilgi duymaya başladı ve arkadaş partilerinde başlayan DJ’lik serüveni Türkiye elektronik müzik piyasasının en önemli isimlerinden biri olmasıyla devam ediyor. Agentorange’ın müziğinde breakler, techno, elektro ve bol vokal duyacak, ona hayran kalacaksınız.

 

Muzo

Türkiye’nin en sevilen radyocularından, Dinamo’nun çok yönlü ismi.

Bergiten

1993 yılında DJ’liğe başladı. Soulfultechno, Deephouse, Progressive house ve Breakbeat ağırlıklı müziğiyle birçok radyo ve klüpte çaldı. Bugün Dinamo’nun müzik direktörlüğünü yapıyor ve haftada bir dinleyenleriyle buluşup, hızından hiçbir şey kaybetmediğini herkese gösteriyor.

Doğukan İres

Lise yıllarında Depeche Mode’a olan hayranlığı sayesinde başlayan müzik serüveni Londra’nın ve İstanbul’un en popüler klüplerinde çalmasıyla sonuçlanan Doğukan İres, house, tech-house ve deep-house dolu bir performansla Mono Festival’de.

 

Kaynak : [-]

 

Trabzon, 2-15 Mayıs tarihleri arasında, 13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapacak.

13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali

Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından 13 yıldır organize edilen festivale, ev sahibi Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İngiltere, Romanya, Makedonya, Rusya, İtalya, Letonya ve Afganistan’ın tiyatro toplulukları katılacak. Ayrıca, Hollanda ve Avusturya’dan gelecek ekipler de sanatseverlere dans ve müzik gösterileri sunarak, alternatif etkinlikler düzenleyecek.

Açılışı 2 Mayıs Çarşamba günü törenle yapılacak festivalin ilk oyununu Ankara Devlet Tiyatrosu sahneleyecek. ”Barış” adlı oyun Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde saat 20.00’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Festivalin ikinci günü ise Gürcistan’ın Marjanishvili Tiyatrosu ”Aşk Çemberi”, Letonya’nın Rezekne Tiyatrosu ise ”Palavraya Kanma” adlı oyunları sahneleyecek. Yunanistan’ın Anagnosis Tiyatrosu ”İz Sürücüleri”, Afganistan’ın SFACA Tiyatrosu ise ”Burka Ardındaki Maskeler” adlı oyunlarını festivalin üçüncü günü olan 4 Mayıs’ta tiyatroseverlerin beğenisine sunacak.

Festivalin 4. ve 5. gününde İstanbul Devlet Tiyatrosu ”Sidikli Kasabası”, Bursa Devlet Tiyatrosu ise Trabzonlu sanatçı Bedri Rahmi Ebüyoğlu’nun hayatının konu edildiği ”Tek Kişilik Yaşam” adlı oyunu sahneye koyacak.

Macaristan’ın Kompania Tiyatrosu ”Othello Yorum”, Konya Devlet Tiyatrosu ise çocuk oyunu ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunları festivalin 6. ve 7. günlerinde sahneleyecek. Festivalin 8. ve 9. gününde ise İngiltere’nin Stacy Makishi Tiyatrosu ”Uçuşa Geçiş: Gerçek Hikaye”adlı tiyatro oyununu, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu sahneleyecek.
Festivalin 10. gününde Romanya’nın Baia Mare Tiyatrosu ”Barut Fıçısı”, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu tekrar oynayacak.

Festivalin ev sahibi Trabzon Devlet Tiyatrosu ise ”Ben Feuerbach”adlı oyunu, festivalin 11. günü olan 12 Mayıs Cumartesi günü sahneye koyacak. Festivalin 12. gününde Makedonya Devlet Opera ve Balesi”Kapılar”, 13. gününde Rusya’nın Kemedianty Tiyatrosu ”Mumu” adlı oyunu sahneleyecek. Festivalin son günü olan 15 Mayıs’ta ise İtalya Uluslararası Tiyatro Merkezi ”Çıkış” adlı oyunu sahneleyecek ve aynı akşam festival, kapanış töreni ile sona erecek.

Tiyatro oyunları Atapark Haluk Ongan Sahnesi ve Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde 18.00 ve 20.00 saatlerinde, çocuk oyunu ise saat 13.00’de sahnelenecek. Festivalde, Hollanda, Avusturya ve Türk ekipleri de dans ve müzik gibi alternatif etkinlikler sunacaklar.

”Festival seyircimiz 7 bine yaklaştı”

Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürü Fatih Dokgöz, Karadeniz’e Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Festivali adı altında 1999 yılında başlayan festivalin, yıllar içinde büyüdüğünü ve dünyadan ciddi başvurular alan bir festival haline geldiğini söyledi.

Festivale bu yıl 35 ülkenin, 70 oyunla müracaat ettiğini anımsatan Fatih Dokgöz ”Festival oyunlarının biletleri herkes izleyebilsin diye normal oyun fiyatından satışa sunuldu. Festivalimize bütün vatandaşlarımızı davet ediyoruz” dedi.

 

Kaynak : [-]

19 istanbul caz festivali afiş

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından Garanti Bankası’nın sponsorluğunda düzenlenen 19. İstanbul Caz Festivali, yaklaşık 50 konser, 300’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyla 3 – 19 Temmuz 2012 tarihleri arasında yine cazın yıldız haritasını İstanbul’a taşıyacak. İstanbul Caz Festivali konserlerine bu yıl ev sahipliği yapacak 20 mekan arasında Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, İstanbul Modern, Salon ve The Marmara Esma Sultan’ın yanı sıra geçen yıl ilk kez bir konser mekanı olarak kullanılarak büyük ilgi gören Bilgi Üniversitesi santral istanbul Kıyı Amfi’nin yanı sıra bu yıl festival kapsamında ilk kez kullanılacak Haliç Kongre Merkezi ve Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi yer alıyor.

19. İstanbul Caz Festivali’nin programı 26 Nisan 2012 tarihinde SALT Galata’da yapılan basın toplantısıyla tanıtıldı. Toplantıya İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin katıldı.

Bülent Eczacıbaşı “19. yılında festival, dünyanın dört bir yanından güncel müziğin öncü temsilcilerini İstanbul’da ağırlamanın ötesine geçen bir misyonu yükleniyor. Farklı ülkelerden ve geleneklerden sanatçıları özgün üretimler sergileyecekleri konserlerde bir araya getiriyor, genç caz müzisyenlerinin gelişimine katkıda bulunuyor. Festival aynı zamanda cazın yeni ufuklarını keşfetmeye yönelik konserler, bu müziğin yarattığı coşkuyu kent sokaklarına taşıyacak etkinlikler düzenliyor. (…) İKSV’nin 40. yılında, İstanbul Caz Festivali takipçilerinin yakından tanıdığı dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller, İstanbul Caz Festivali için, Türkiye’den usta müzisyenlerle birlikte ‘The Istanbul Project’ adlı yeni bir çalışma hazırladı. İzleyiciyle ilk kez festivalimizde buluşacak bu performansın daha sonra birçok ülkede yeniden sergilenmesini umuyoruz. Böylece vakfımızın dünya kültür-sanat birikimine katkıda bulunma yolunda önemli bir adım daha atacağına inanıyoruz” dedi. Ergun Özen “Bu sene 40. yaşını kutlayan İKSV, düzenlediği festival ve etkinliklerle İstanbulluları ve tüm Türkiye’yi sanatın, kültürün vazgeçilmezliğiyle buluşturdu. Kentimizi, dünya çapında bir kültür sanat merkezi haline getiren önemli çalışmalara imza attı. Bugüne dek, birçok projede birlikte çalıştığımız İKSV ile İstanbul Caz Festivali’ndeki uzun soluklu işbirliğimizin 15. yılına ulaşmasından ise mutluluk duyuyoruz. Bu toplantıyı, kültür kurumumuz SALT Galata’da yapmak ise bizim için ayrı bir övünç kaynağı. (…) 19 yıldır devam eden festival Türkiye’de bir caz kültürü oluşmasını sağladı. Biz de Garanti Bankası olarak ‘Garanti Caz Yeşili’ sloganıyla Türkiye’de caz müziğinin sevilmesine ve yaygınlaştırılmasına uzun yıllardır destek veriyoruz. Bu kapsamda, İKSV ile aynı amaç doğrultusunda 15 yıldır devam eden işbirliğimiz her sene daha da güçleniyor” dedi. Toplantıda daha sonra söz alan İstanbul Caz Festivali Direktörü Pelin Opcin, festival programında yer alan konserlerle ilgili bilgi aktardı.

19.istanbul caz festivali

19. İstanbul Caz Festivali 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreniyle başlayacak. İstanbul Caz Festivali’nin biletleri, 28 Nisan Cumartesi gününden itibaren Biletix satış kanalları ile İKSV’de (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Cad. No:5 Şişhane) satışa sunulacak. 19. İstanbul Caz Festivali bu yıl 30’un üzerinde kurumun desteğiyle gerçekleştiriliyor. Destekçiler arasında Festival Sponsoru Garanti Bankası’nın yanı sıra 7 gösteri sponsoru yer alıyor: Matraş (Erykah Badu konserinin gösteri sponsoru), Coca-Cola (Tünel Şenliği eş-sponsoru), Vodafone Freezone (Tünel Şenliği eş-sponsoru), Volvo Car Türkiye (Caz için Tuhaf Bir Yer konserinin gösteri sponsoru), Passion Travel (Gretchen Parlato / Ambrose Akinmusire konserinin gösteri sponsoru), Türk Pirelli (Lars Danielsson “Libretto” konserinin gösteri sponsoru), DHL (Jamaican Legends konserinin gösteri sponsoru). Festival kapsamındaki çeşitli konserler, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Avusturya ve Finlandiya büyükelçilik, konsolosluk veya kültür merkezlerinin ve Dore Müzik’in (Yamaha) katkılarıyla gerçekleşiyor. Festivale bu yıl katılan Hollandalı sanatçıların konserleri, Hollanda ve Türkiye Arasındaki Diplomatik İlişkilerin 400. Yılı Kutlamaları kapsamında Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu ve Fonds Podium Kunsten’in desteği ile düzenleniyor. Tünel Şenliği ise Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. Bu yıl ayrıca The Marmara İstanbul Caz Festivali’ne konaklama desteği veriyor. 19. İstanbul Caz Festivali, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi tarafından da destekleniyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın tüm festivallerine Öncü Sponsor Eczacıbaşı, Resmi Havayolu Turkish Airlines, Resmi İletişim Sponsoru Vodafone, Resmi Taşıyıcı DHL Express ile Servis Sponsorları Ergo Sigorta ve GFK da destek veriyor. İstanbul Caz Festivali’nin bu yılki tanıtım kampanyasını, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın kırkıncı yılı için, İstanbul Film, Müzik ve Tiyatro Festivalleri’nin de tanıtım kampanyalarını hazırlayan Alametifarika yaptı.

İstanbul Caz Festivali’nin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü gitar tekniği ve ustalığıyla Türkiye’nin en saygın müzisyenlerinden, Türkiye’de cazın gelişimine en çok emek harcamış isimlerden Neşet Ruacan’a takdim edilecek. Neşet Ruacan’a ödülü festivalin, 3 Temmuz Salı akşamı The Marmara Esma Sultan’da gerçekleştirilecek açılış töreninde takdim edilecek. Yaşayan en önemli caz piyanistlerinden, Amerikalı besteci ve müzisyen Keith Jarrett, yıldız ekibiyle 18 Temmuz Çarşamba akşamı İstanbul Caz Festivali’nde! Muhteşem doğaçlamaları ile caz standartları ve klasik müzik eserlerine getirdiği benzersiz yorumuyla tanınan Jarrett, 1996 yılında 3. İstanbul Caz Festivali’nde verdiği konserden sonra ilk kez yine festival için İstanbul’da. Jarrett, 1996’da birlikte çaldığı efsane ekip Jack DeJohnette ve Gary Peacock ile birlikte saat 20.00’de Haliç Kongre Merkezi’nde sahneye çıkacak.

Top of Form Bottom of Form Festival kapsamında bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilecek Tünel Şenliği müzikseverlere “festival içinde festival” sunmaya devam edecek. Farklı mekânlarda ve açık hava sahnelerinde düzenlenecek birçok konser, etkinlik ve atölye çalışmasıyla müziğin coşkusunu kentin kültür-sanat yaşamının nabzının attığı Tünel-Galata-Şişhane hattına yayan Tünel Şenliği, bu yıl da festivalin ilk hafta sonunda önde gelen sanatçı ve topluluklara ev sahipliği yapacak. Coca Cola ve Vodafone Freezone eş sponsorluğu, Beyoğlu Belediyesi işbirliğiyle 7 Temmuz Cumartesi günü saat 18.00’de başlayacak şenlik, Beyoğlu ve Galata bölgesinde sokaklarda ve değişik mekanlarda konserler, atölye çalışmaları, özel sergiler ve ikramlarla gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam edecek. Tünel Şenliği’nin ayrıntılı programı, etkinlik haritası üzerinden takip edilebilecek. Galata ve Tünel’de kurulacak iki ana sahnedeki ücretsiz konserlerle bütün bölgede bir festival atmosferi yaşanırken gece boyunca seyirciler değişik mekanlar ve sahneler arasında mekik dokuyarak, birbirinden farklı etkinliklere katılacaklar. Salon, Nardis, SALT Beyoğlu, Alt, Pera Palace Oteli Balo Salonu, Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi gibi Beyoğlu bölgesinin renkli mekanlarında gece boyunca sahne alacak sanatçılar arasında Phronesis, Jo Stance, Jülide Özçelik, Gevende, Daniel Zamir ile Hollanda ve Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400. yılı kutlamaları kapsamında festivale konuk olacak Eric Vloeimans, New Cool Collective, Lefties Soul Connection, Jungle By Night ve Ntjam Rosie de bulunuyor. Şenliğin en özel mekanlarından, sınırsız biletle girilebilecek Hollanda Konsolosluğu bahçesi de etkinliğe renk katacak.

Her yıl etkileyici programı ile olduğu kadar, sıra dışı mekan seçimleri ve farklı etkinlikleri ile gündeme gelen İstanbul Caz Festivali, geçen yıl başladığı “Strange Place for Jazz” / “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” etkinliğine bu yıl yeni bir mekanda hayat veriyor. Adını ünlü caz topluluğu E.S.T’ye ait bir albümden (Strange Place For Snow) alan “Strange Place for Jazz – Caz için Tuhaf Bir Yer”, bu yıl 14 Temmuz Cumartesi akşamı Emirgan’daki Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde Volvo Car Türkiye sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Saat 20.00’de başlayacak gecede, yenilikçi ve yaratıcı projeleri ile caz müziğine yeni ufuklar kazandıran dünyaca tanınmış gruplar arka arkaya sahne alacak. Gecenin ilk topluluğu, Avrupa cazının en önemli topluluklarından olan E.S.T. grubunun kurucularından perküsyoncu Magnus Öström’ün kendi adını taşıyan yeni grubu olacak. Sonrasında kadrosunda Stefon Harris, David Sanchez ve Nicholas Payton gibi üç usta cazcının yer aldığı Ninety Miles’ın vereceği konserle devam edecek gecenin kapanışını ise, Norveç’in yaratıcı elektronik-caz müzisyenlerinden Bugge Wesseltoft ve “arkadaşları” Erik Truffaz, İlhan Erşahin ve Joaquin “Joe” Claussell’in vereceği konserle tamamlanacak. Üç konserin bir arada gerçekleşeceği bu gece Boğaz kıyısında eşsiz bir konumda yer alan Sakıp Sabancı Müzesi’nin güzel atmosferinde gerçekleşecek. Müzikseverler için son dönemlerin en ilginç ve etkin topluluklarını dinleme veya keşfetme imkanı sağlayan, unutulmayacak bir gece olmaya aday.

Festival izleyicisi tarafından yakından takip edilen dünyaca ünlü müzisyen Marcus Miller, İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında özel bir projeye imza atacak. Marcus Miller’ın İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine bestelediği son eseri, “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, Türkiye’den değerli müzisyenlerin de katılımıyla, 5 Temmuz Perşembe günü Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde saat 21.00’de gerçekleştirilecek. İstanbul Caz Festivali’nin eser siparişi vererek, dünya yıldızları ile Türkiye’den sanatçıların buluşturacağı prömiyerler serisi önümüzdeki yıllarda da devam edecek. Marcus Miller’a bu konserde Türkiye’den önde gelen klarnet virtüözlerinden Hüsnü Şenlendirici, vurmalı çalgılar ustası Burhan Öcal, en basit ritimleri çarpıcı bir anlatıma dönüştüren usta sanatçı Okay Temiz (vurmalı çalgılar), ülkenin yetiştirdiği en iyi caz trompet sanatçılarından İmer Demirer (trompet) ve kendine has tekniği ve ileri seviyedeki müzikal bilgisiyle gitar virtüözü Bilal Karaman (gitar) eşlik edecek. Ekibin diğer üyeleri ise üstün yetenekleri sebebiyle Marcus Miller tarafından desteklenen genç müzisyenler Louis Cato (davul), ve Alex Han’ın (saksafon), yanı sıra Miller’ın üyesi olduğu bir başka topluluk SMV ile birlikte birçok konser veren önemli müzisyen Federico Gonzalez Peña (tuşlu çalgılar).

Günümüzün en önemli seslerinden, çok yönlü sanatçı Antony Hegarty, çok özel bir proje için İstanbul’a geliyor. 2007 yılında yine İstanbul Caz Festivali’nin konuğu olarak tarihi Şan Tiyatrosu’nda hafızalardan silinmeyen bir konser veren Antony and the Johnsons, dinleyicileriyle bu kez 39 kişilik Filarmonia İstanbul Orkestrası ile birlikte Açık Hava’da buluşacak. Antony and the Johnsons, 9 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenecek olan “Cut the World” konserinde bugüne kadar yayımlanmış dört albümünden seçme şarkılarının Nico Muhly, Rob Moose ve Maxim Moston tarafından yapılan senfonik aranjmanlarını Anthony Weeden yönetimindeki Filarmonia İstanbul eşliğinde seslendirecek. Uzun zamandır beklenen bir ilk, 19. İstanbul Caz Festivali kapsamında gerçekleşecek. “Neo-Soul’un kraliçesi”, dört Grammy sahibi Erykah Badu, etkileyici sahne performansı, eklektik müzik arzı, derin, renkli ve özgün sesiyle Matraş sponsorluğunda 13 Temmuz Cuma akşamı saat 21.00’de Açık Hava Sahnesi’nde ilk kez İstanbullu hayranlarının karşısında olacak. Açılışını caz standartları ve özgün besteleri, ipeksi vokaliyle seslendiren Lyambiko’nun yapacağı konserin ikinci yarısında kontrbasın genç dahisi, vokalist ve besteci Esperanza Spalding sahneye gelecek. Bu mükemmel caz gecesi 16 Temmuz Pazartesi akşamı saat 21.00’de Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde gerçekleştirilecek. Gecenin açılışını yapacak, 2003 yılında Boston Globe tarafından “Caz müziğinin uzun zamandır gördüğü en büyük vokal” olarak nitelendirilen Lyambiko, Echo Jazz 2011’de de yılın en iyi kadın şarkıcısı seçildi. Lyambiko’ya piyanoda Marque Lowenthal, bas gitarda usta basçı Robin Draganic ve davulda Heinrich Koebberling eşlik edecek. İngiliz alternatif müziğinin ikonlarından, efsanevi topluluk The Smiths’in kurucusu, duyarlı ve protest şarkıların söz yazarı Morrissey, vereceği konserle festivalin muhteşem finalini gerçekleştirecek. Şiirsel şarkı sözlerinin yanı sıra, güçlü sahne karizması ile İngiltere ve Amerika’da olduğu kadar ülkemizde de geniş bir hayran kitlesine sahip olan sanatçı 19 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’da Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. Konserin açılışını ise genç ozan şarkıcı Kristeen Young yapacak.

Hollanda’nın en başarılı şarkıcılarından Caro Emerald samba, caz, bossa nova ve mambo türlerini birleştiren, 40’lı ve 50’li yılların filmleri ve müziğini harmanlayan sıcak ve hayat dolu şarkılarıyla festivalin bu seneki konuklarından. Caro Emerald, birbirinden göz alıcı sekiz müzisyenle birlikte 10 Temmuz Salı günü saat 21.00’de Bilgi Üniversitesi santralistanbul Kıyı Amfi’de olacak. Soul ve funk’ın efsanevi ismi, James Brown’ın en önemli mirasçısı, Mark Ronson ve Amy Winehouse gibi sanatçıların temsil ettiği sound’un öncüsü Sharon Jones, birlikte muhteşem sahne performanslarını gerçekleştirdiği grubu The Dap-Kings ile İstanbul’u hareketlendirecek. 17 Temmuz Salı akşamı saat 21.00’de santralistanbul Kıyı Amfi sahnesinde olacak olan Sharon Jones & The Dap Kings coşkulu ve dans dolu bir gecede ilk kez İstanbullu hayranlarıyla buluşacak. Jamaika’nın bağımsızlığının 50. yılında gerçekleştirilen bu özel proje ülkenin efsane isimleri Ernest Ranglin, Monty Alexander, Sly & Robbie ve Jamaika kökenli İngiliz reggae sanatçısı Bitty McLean 4 Temmuz Çarşamba akşamı saat 21.00’de DHL sponsorluğunda The Marmara Esma Sultan’ın etkileyici atmosferinde bir araya getirecek. Almanya’nın en çok satan caz albümlerine imza atan, kuşağının en iyi trompetçilerinden Till Brönner 6 Temmuz Cuma günü saat 21.00’de Arkeoloji Müzesi’nde İstanbullu cazseverlerle birlikte olacak İkinci albümü When The Heart Emerges Glistening’i ünlü Blue Note plak şirketinden yayımlayan Ambrose Akinmusire ve onun ardından tutkulu ve berrak sesiyle modern cazın en yaratıcı genç yorumcularından, besteci ve söz yazarı Gretchen Parlato, Passion Travel sponsorluğunda 11 Temmuz Çarşamba akşamı saat 20.45’te Arkeoloji Müzesi sahnesinde dinleyenlere her yönüyle cazın ruhunu yansıtacak bir gece yaşatacak. Çıkışta olan yeteneklere üye festivallerde yer alma imkanını veren Uluslararası Caz Festivalleri Birliği’nin (IJFO) düzenlediği “Talent Opportunity Program” kapsamında ve Passion Travel sponsorluğunda düzenlenecek konser, isimlerini şimdiden geniş kitlelere duyurmaya başlayan, “geleceğin Norah Jones’ları, Joshua Redman’ları” olma yolunda ilerleyen “genç usta”ları gecikmeden tanımak için eşsiz bir fırsat olacak. Kuzey cazının en önemli isimlerinden ünlü kontrbasçı Lars Danielsson festivalin bu yılki konukları arasında. Türk Pirelli sponsorluğunda düzenlenen bu konser 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleşecek. Lirik yorumlarla güçlü ve nefes kesici bir virtüözlüğü bir araya getiren Lars Danielsson’un Anadolu ezgilerinden izler taşıyan son albümü Liberetto sonrasında İstanbul’da vereceği konserde kendisine ünlü Fransız piyanist Yaron Herman ve Magnus Öström de eşlik edecek. İstanbul Caz Festivali kapsamında 2006 yılından bu yana İstanbul’un tarihi mekanlarında düzenlenen ve dünyaca ünlü sanatçıları, yeni ve özgün üretimler sergilemek üzere bir araya getiren “Ustalarla Buluşmalar” konserleri bu yıl yine özel bir projeyle devam ediyor. 19 Temmuz Perşembe akşamı, saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilecek konserde, Tunus avangart müzik sahnesinin en önemli isimlerinden, bugüne dek Bugge Wesseltoft’tan Omar Sosa’ya dek birçok usta isimle düetlere imza atan, udi, besteci ve vokalist Dhafer Youssef, “Dance of the Invisible Dervishes” adını taşıyan konserde, kendi deyimiyle “İstanbul’a aşkını ilan edecek.” Gecede Dhafer Youssef’a, kendi jenerasyonunun en önemli piyanistleri arasında kabul edilen Kristjan Randalu (piyano), Norveç’in en önde gelen gitaristi Eivind Aarset (gitar), bas virtüözlüğünün yanı sıra besteci, aranjör ve eğitimciliğiyle öne çıkan Chris Jennings (bas) ve dünyanın adı en önemli vurmalı çalgılar virtüözleri arasında sayılan Amerikalı Marilyn Mazur eşlik edecek. Türkiye’de klarnet denince akla gelen ilk isim olan, yerel müziği yurtdışına taşıyan isimlerden Hüsnü Şenlendirici ve mükemmel tekniği ve kompozisyonlarıyla dünya çapında tanınan kanun ustası Aytaç Doğan da ayrıca projeye eşlik edecek.

Kanadalı indie rock grubu The Dears, “Yeni Ozanlar” serisinin konuğu olarak ilk kez İstanbul’a geliyor. 12 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de başlayacak konserde The Dears, İstanbul Modern’in avlusunu bir açık hava şölenine çevirecek. 6 kişilik grubun üyeleri, vokal ve gitardaki Murray Lightburn, klavyede Natalia Yanchak ve Robert Benvie, gitarist Patrick Krief, bas gitarist Roberto Arquilla ve perküsyoncu Jeff Luciani’den oluşuyor. The Dears’in zaman zaman kabareye varan sahne şovuyla bu konser, kaçırılmaması gereken bir gece vaat ediyor. Festivalde Türkiye caz sahnesinin başarılı isimlerini Avrupalı ustalarla özel projelerde buluşturan “European Jazz Club” serisi festival boyunca Salon’da devam edecek ve konserler saat 22.30’da başlayacak. European Jazz Club konserleri kapsamında 09 Temmuz Pazartesi akşamı Baki Duyarlar Quartet feat. Eric Vloeimans, 10 Temmuz Salı akşamı Oğuz Büyükberber feat. Simon Nabatov, Wolter Wierbos & Tobias Klein, 11 Temmuz Çarşamba akşamı Bilal Karaman feat. Lars Danielsson ve 17 Temmuz Salı akşamı Ayşe Gencer Band feat. Dimitri Baevsky’in konserleri yer alıyor. Tamer Temel ve Yahya Dai konserlerinin tarihleri ise daha sonra açıklanacak. Son dokuz yıldır genç caz müzisyen ve topluluklarına İstanbul Caz Festivali programında yer alabilecekleri bir platform oluşturan “Genç Caz” Konserler Dizisi, bu yıl da devam ediyor. Bu yıl onuncu kez düzenlenen Genç Caz konserleri 7 Temmuz Cumartesi günü gerçekleştirilecek Tünel Şenliği kapsamında ücretsiz olarak izlenebilecek. “Genç Caz” Konserler Dizisi’ne katılacak gruplar, Salon’da yapılacak değerlendirme konseri ile belirlenecek. 27 Mayıs Pazar günü 13.00’de başlayacak ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek Genç Caz Değerlendirme Konseri’ne tüm cazseverler davetli. Festival kapsamında gerçekleştirilecek Genç Caz konserlerine katılacak grupları seçecek olan kurul, Hülya Tunçağ, Kerem Görsev, Önder Focan, Pelin Opcin, Sevin Okyay, Elif Çağlar ve Ferit Odman’dan oluşuyor. “Genç Caz” Konserler Dizisine 9 yıl içerisinde 100’ün üzerinde caz sanatçısı ve topluluk başvurdu ve 30’un üstünde dünyaca ünlü caz sanatçılarıyla aynı festivalde yer alma imkanı sağlandı. İstanbul’un sevilen caz kulüplerinden Nardis Jazz Club bu yıl festival heyecanına, festivale paralel olarak düzenleyeceği konserlerle dahil olacak. Nardis’te festival süresince tarihleri arasında Türkiye caz sahnesinin önemli isimleri konser verecek.

9. İstanbul Caz Festivali’nin biletleri 28 Nisan Cumartesi günü saat 10.00’da satışa çıkıyor. Festival biletleri: – BİLETİX satış noktaları, – BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00)

İKSV’den (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) alınabilecek.

19. İstanbul Caz Festivali’nin bilet fiyatları 20 TL ile 350 TL arasında değişiyor. Bilet alımlarına kredi kartı geçerli olacak. Festival boyunca konserleri en ucuza dinleme şansı yine Lale Kart sahiplerinin olacak. Lale üyeleri biletlerini öncelikli olarak %25’e varan özel indirimlerle alabilecek.

Lale Kart ve üyelikle ilgili ayrıntılı bilgi için   :  http://www.lalekart.org  
Ayrıntılı bilgi için                                              :  http://caz.iksv.org 

Kaynak : [-]

Türkiye, 16-18 Nisan tarihlerinde Çin’den devralacağı ”konuk ülke statüsü” ile Londra Kitap Fuarı’na katılacak.

londra kitap fuarı 2012

Türkiye, yayıncılık sektörünün önemli buluşma noktalarından birisi ve telif hakları alışverişi açısından büyük önem taşıyan Londra Kitap Fuarı’na katılıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Londra Earls Court’ta 16-18 Nisan tarihlerinde düzenlenecek fuarın son gününde, Ulusal Komite üyelerinin katılımlarıyla Türkiye, ”konuk ülke statüsünü”Çin’den devralacak.

Türkiye fuarda toplam 230 metrekarelik stantla yer alacak. 2012 Londra Kitap Fuarı Türkiye açısından 2013 Konuk Ülke programının şekilleneceği edebi ve profesyonel buluşmalara ev sahipliği yapacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde çalışmalarını yapan Uluslararası Kitap Fuarları Türkiye Organizasyon Komitesi ve İstanbul Ticaret Odası işbirliğinde Türkiye Yayıncılar Birliği ve Basın Yayın Birliği üyesi 20 yayınevi, 7 telif hakları ajansı, sektörel meslek kuruluşları yöneticileri Londra Kitap Fuarı’na katılarak kendilerine ayrılan alanda Türkiye kitap pazarının genişlemesi için görüşmelerde ve tanıtımda bulunacak.
Yayınevleri kendilerine ayrılan bu bölümde eserlerini sergileyecekleri gibi uluslararası paydaşlarıyla görüşmelerini de yapabilecekler.

Londra Kitap Fuarı’na Türkiye heyetini temsilen Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Onur Bilge Kula,Ulusal Koordinatör Ümit Yaşar Gözüm, Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı ve Ulusal Komite Üyesi Metin Celal, Basın Yayın Birliği Başkanı ve Ulusal Komite Üyesi Münir Üstün, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Develioğlu katılacak. Heyet fuar süresince uluslararası yayıncılık dünyasının temsilcilerini ağırlayacak ve yeni konuk ülke programlarının temelini atacak.
Ayrıca, Türk edebiyatı yazarlarının telif haklarının satışında ve TEDA’nın tanıtımında önemli bir rol üstlenen Türk Telif Ajansları’nın fuara katılımlarına Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce destek sağlandı.

Türkiye ulusal standında başta Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın prestij yayınları olmak üzere özel yayınevlerinin son dönem yayınlarından oluşan 2 bin kitaplık geniş açılımlı bir seçki sergilenecek. İTO’nun kurumsal standında İTO yayınlarından bir seçki sergilenecek.
Ayrıca fuar süresince fuar alanında ve Londra Yunus Emre Kültür Merkezi’nde profesyonel etkinlikler düzenlenecek. Ulusal Komite’nin davetlisi olarak fuara katılacak yazar Hakan Günday16 Nisan saat 10.00’da PEN Edebiyat Salonu’nda konuşacak.Ayrıca, yazar 18 Nisan günü saat 19.00’da Yunus Emre Kültür Merkezi’nde okuyucularla buluşacak.

Türk ve İngiliz yayıncıların katılımıyla Türkiye Kitap Pazarı üzerine bir sunumun yanı sıra, İngiltere British Council işbirliğinde Çeviri Edebiyat: Türkiye ve Ötesi başlıklı bir panel ve İngiltere Çevirmenler Merkezi işbirliğinde Çocuk Edebiyatı Çevirilerinin Desteklenmesi başlıklı etkinlik düzenlenecek.

 

TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği’nin işbirliğiyle düzenlenen 17. İzmir Kitap Fuarı kapılarını ziyaretçilere açtı

17.izmir kitap fuarı

İzmir Uluslararası Fuar Alanı’nda düzenlenen 17. İzmirKitap Fuarı, Vali Yardımcısı Nevzat Ergün, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Prof. Dr. Onur Bilge Kula, TÜYAP Kültür Fuarları Danışma Kurulu Başkanı yazar Doğan Hızlan, Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel ve çok sayıda davetlinin katılımıyla açıldı.

Vali Yardımcısı Nevzat Ergün, törende yaptığı konuşmada, kitap fuarının kentin önemli bir ihtiyacı olduğunu ifade etti.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da kişinin bilinçlenmesi için daha fazla kitap okuması gerektiğini, bilinçlendikçe doğruların geliştiğini söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Prof. Dr. Onur Bilge Kula ise Türkiye’de 3 bin 670 yayınevi bulunduğunu, bunlardan bin 300’ünün sürekliliği sağlamış yayınevlerinden oluştuğunu kaydetti. Türkiye’de 2009 yılı verilerine göre, 33 bin 342 kitap için ”ISBN” numarası aldığına kaydeden Kula, bu rakamın İngiltere’de 133 bin, Almanya’da 82 bin, İspanya’da 42 bin, Fransa ve İtalya’da ise 38 bin olduğuna dikkati çekti.

Kula, bakanlık olarak, edebiyatın çevirisine maddi destek verdiklerini, bu kapsamda bin eserin 42 dilde çevirisi yapılarak 52 ülkeye yayımlandığını belirterek, ”Edebiyatın üretiminin desteklenmesi çalışmaları kapsamında, 2013 yılından itibaren kurulacak 8 üyelik komisyonla belirlenen sanatçılara aylık ödemeler yapacağız. Edebiyatta üretkenlik ve çeşitlilik sağlanacak” dedi.
Fuarın bu yılki onur konuğu Yaşar Aksoy
İzmir Kitap Fuarı’nın bu yılki ”onur konuğu yazarı” Yaşar Aksoy ise insanlık tarihinin gelişimi ve etik değerlerine ilişkin 5 eserlik bir seri oluşturulsa bunun ilk sırasında Homeros’un İlyada’sı olacağını ifade ederek, Homeros’un vatanı İzmir’de milyonları kitapla buluşturan bir organizasyonun yapılmasından büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.

Konuşmasında ”Ergenekon” davası kapsamında tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın kendisine gönderdiği mektubu da okuyan Yaşar Aksoy’a tören sonunda, TÜYAP Kültür Fuarları Danışma Kurulu Başkanı Doğan Hızlan ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu tarafından plaket ile Enver Ercan’ın kaleme aldığı ”Ege’de Zaman Yolcusu Yaşar Aksoy” kitabı takdim edildi.

Fuarın açılışının ardından, stantları dolaşan Kocaoğlu ile Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel, İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından oluşturulan ”Balbay’a Özgürlük” standını ziyaret etti. Stantta, CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, CHP Denizli Milletvekilleri İlhan Cihaner ve CHP Parti Meclisi Üyesi Ercan Karakaş, Mustafa Balbay’ın kitaplarını onun yerine imzaladı.

Kocaoğlu, stant ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, adalet istediklerini, bu isteklerinin haksız yere tutuklu bulunan tek kişi kalmayana kadar devam edeceğini söyledi.

Sertel ise Türkiye’de 99 gazetecinin tutuklu bulunduğunu, sürelerinin uzunluğu nedeniyle tutukluluğun cezaya dönüştüğünü savundu.

İzmir’de 22 Nisan’a kadar açık kalacak fuara, 350 yayınevi ve sivil toplum örgütü katılıyor. Çok sayıda yazarın imza günleri ile yer alacağı fuarda, 120 etkinlik düzenlenecek. Fuarda, ayrıca yazar Sabahattin Ali’nin fotoğraflarından oluşan ”Bir Fotoğraf Camı Sergisi” ile ”Çizgilerle Erdal İnönü Karikatür Sergisi” de sanatseverlerle buluşacak.