Şunun için etiket arşivi: heyecan

 Türkiye’nin önemli Karagöz ustalarından Suat Veral’ın yetiştirdiği 23 yaşındaki Merve İlken, Türkiye’nin ilk kadın Karagöz ustası olmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 5 yıldır, Suat Veral’ın gösterilerinde ”yardak” olarak çalışan İlken, bu alanda bir ilk olmanın heyecanını yaşıyor.

Merve İlken

30 yıllık Karagöz ustası Suat Veral, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aynı zamanda yeğeni olan Merve İlken’i, Türkiye’nin ilk kadın Karagöz ustası olması için yetiştirdiğini söyledi. Gittikleri bütün fuar, festival ve oyunlarda, İlken’in ”yardak”(yardımcı) olarak görev yaptığını anlatan Veral, ”Ben 30 yıldır bu sanatın içindeyim. Hiçbir zaman ‘tamam’ demedim. Onun için Merve de Ahilik geleneğinden geldiği şekilde yetişmeye devam ediyor” dedi.

Seslendirmeden dolayı Karagöz sanatçılarının bugüne kadar hep erkek olduğunu anımsatan Veral, ”Evin reisi annedir. Dolayısıyla bugün genç kızlarımız, belki bir sanat ve meslek öğrenmek ya da kendilerini eğlendirmek için Karagöz sanatına eğilebilir. Kadınların bu sanat dalında da önlerini açmak gerekiyor. Belki kadınlar, Karagöz’ü çocuklarla daha iyi bütünleştirecek, bizlerden daha iyi diyalog kurabilecek. Karagöz oyununu yaygınlaştırdıkları gibi aile içinde birlik ve beraberliği de oluşturacaklar. Belki bu komşuya da yansıyacak, komşular da bu kültürden istifade edecek. Dolayısıyla, Karagöz ve Hacivat kadınlar da olabilir düşüncesinde Merve bir ilktir. Umarım Merve gibiler çoğalır” dedi.

Hayalinin, Karagöz sanatıyla ilgilenen, tasvirini yapan, oyununu oynatan, kurgulayan, perdesini kuran, seslendirmeyi yapan kişi olduğunu belirten Veral, Merve İlken’in çok küçük eksikleri dışında, hayalinin bütün hünerlerini sergileyebildiğini anlattı.

SUAT VERAL

Merve İlken’in, ileride perdeye yansıtacağı gösterilerinde Karagöz ve Hacivat temasıyla ortaya çıkarak, diğer karakterleri de bir kadın sesiyle perdede oynatabileceğini söyleyen Veral, ”Merve’nin eğitimi için, profesyonel sahnede oyununa ‘Zenne’ karakteriyle giriş yapıyoruz. Merve böylece, yaptığı seslendirmeyle perde hakimiyetine alışmaya başlıyor. Karagöz, takip, yoğrulma ve pişmeyle gelen bir sanat. Usta ne zaman ‘tamam’ derse, o zaman o iş olur. Merve benim yardağım olarak çalışıyor. Yardak, hayalinin yardımcısıdır, defe vurandır. Çıraklık da öyle başlar. Hayalinin yaptığı oyunun ezberi kendisinde de olur ” dedi.

”İlk olmak güzel bir şey”
Merve İlken de, bir aile sanatı olan Karagöz ile 5 senedir ilgilendiğini, eğitim döneminde yalnızca ustası Suat Veral’ı izlediğini, bu dönem bittikten sonra ”Hayali” olmaya karar verdiğini söyledi.

Ustası Suat Veral’ın, desteğiyle çalışmalarına ağırlık verdiğini dile getiren İlken, ”Her işin elbette bir zorluğu var. Karagöz’ün zorlu olduğu kadar, eğlenceli bir tarafı da var. Beş yıl içinde zorlukları aştım. Seslendirme konusundaki çalışmalarım devam ediyor. Ustama göre belki yeterli olabilir ama ben 5-10 yıl daha kendimi eğitebilirim. Temelimin sağlam olmasını istiyorum. Bir, iki ay içinde bu işi öğrenip, ‘ben Karagözcü oldum’ demektense, öğrenmeye devam ediyorum” dedi.

Açıköğretim Fakültesi’nde eğitimine devam ettiğini ifade eden İlken, ”Bu alanda ilk olmak güzel bir şey. Bu sanata başlarken yaptığım araştırmalarda, bu mesleği tamamen erkeklerin üstlendiğini gördüm. Artık kadınların yapmadığı meslek kalmadı. Ben de bu alanda bir ilk olarak Karagöz sanatını uzun yıllar devam ettirmek istiyorum” diye konuştu.

Merve İlken

Yeni Karagöz karakterlerini tasarladığını ancak henüz hayata geçirmediğini anlatan İlken, yakın bir zamanda bu karakterleri de perdeye yansıtmak istediğini belirtti.

Tiyatro bölümünde eğitim alan öğrencilerin, az da olsa Karagöz sanatını derslerinde gördüklerini ifade eden İlken, gençlerin geleneksel sanatlara daha sıkı bağlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak :[-]

“Sanat Dünyasında Yedi Gün”, “Nemesis”, “Sahte”, “Garfield ile Arkadaşları- Odie Aşık”, “Red Kit Toplu Albümleri 4”, “Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı”, “Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk 5- Cadılar” ve aylık edebiyat dergisi Kitap-lık’ın haziran sayısı raflarda yerini aldı.

Sanat Dünyasında Yedi Gün

Sanat Dünyasında Yedi Gün

Sanat tarihçisi ve sosyolog Sarah Thornton, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sanat Dünyasında Yedi Gün kitabında New York, Los Angeles, Londra, Basel, Venedik ve Tokyo gibi çağdaş sanat merkezlerinde geçirdiği yedi günü anlatıyor.

Müzayede’de Christie’s müzayede evinde bir akşam satışına, Eleştiri Dersi’nde CalArts’ta bir seminer dersine konuk oluyor, Fuar’da Basel Sanat Fuarı’ndaki seçkin müşterileri izliyor, Ödül’de Tate’in düzenlediği Turner Ödülü’nün arkasındaki rekabeti anlatıyor, Dergi’de Artforum dergisi ve eleştirmenlerini tanıtıyor, Atölye Ziyareti’nde Takashi Murakami’nin atölyesindeki eğlenceye katılıyor ve Bienal’de Venedik Bienali’ndeki küratörlerin ve sanatçıların dünyasını gözler önüne seriyor.

Sanatı lüks bir tüketim ürünü ya da eğlence aracı olarak gören insanlara, entelektüel bir eylem, bir iş, hatta alternatif bir din olarak tanımlayanların katılımıyla kitap renkli karakterlerle dolu bir dünya gezisine dönüşüyor.

Sanat Dünyasında Yedi Gün kitabı, çağdaş sanat dünyasındaki yaratıcılık, zevk, karar, statü, para ve güzellik arayışının dinamiklerini anlamanın en eğlenceli yolu!

Çeviren: Mine Haydaroğlu
21 TL, 277 Sayfa

Nemesis

Nemesis

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Nemesis’te Philip Roth, insanın varoluşuna dair söyledikleriyle Yunan trajedilerini hatırlatan sarsıcı bir hikâye anlatıyor.

1944 yazında, polio salgını Newark sakinlerinin, ama özellikle de çocukların hayatlarını cehenneme çevirirken, gözleri yeterince iyi görmediği için orduya alınmayan genç beden eğitimi öğretmeni Bucky Cantor, şehrin Yahudi mahallesindeki bir okulun bahçe sorumluluğunu yapmakta ve orada oynayan çocukları hastalıktan korumaya çalışmaktadır. Şehirden ve salgından uzaktaki bir yaz kampında çalışan sevgilisi Marcia’yı bir mutluluk hayali olarak hep aklında bulunduran Bucky, bu hayale bir an önce ulaşmak için acele ettiğinde, bütün hayatını değiştirecek bir seçim yaptığının farkında değildir.

Nemesis, gençlik heyecanları, ölüm korkusu, sorumluluk ve inanç üzerine unutulmayacak bir roman.

Çeviren: Deniz Koç
171 Sayfa, 12 T

Sahte

Sahte

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Sahte kitabında Erte, haşarı bir çocuk olarak büyük
yazarların ‘anlatı laboratuvarı’na giriyor ve her şeyi birbirine karıştırıyor.

Sahte kendisini temsil etmek üzere kurulabilecek bütün cümleleri önceden tasarlayarak yalanlayan, roman olduğunu iddia ederken bir türün altında konumlandırılmamak için her türlü kurgusal düzenlemeden kaçan ve zaaflarının farkına vardığı anda onları silmek, ortadan kaldırmak yerine alay konusu yapan bir metin.

“Bütün fikirler bayağıdır. Geriye sadece üslup kalır. Kalırsa.” diyen bir yazardan.

140 sayfa, 10 TL

Yeraltına Mektuplar

Yeraltına Mektuplar

Yapı Kredi Yayınları’nın aylık edebiyat dergisi Kitap-lık’ın Haziran sayısı “Yeraltına Mektuplar” başlıklı bölümle açılıyor.

İbrahim Yıldırım, Haydar Ergülen, Fatih Özgüven, Müge İplikçi, Ömer Erdem, Behçet Çelik ve Mine Söğüt, bugün hayatta olmayan sevdikleri yazarlara birer mektupla seslendiler. Bu ilginç bölümde Beckett’den Tanpınar’a, Cemal Süreya’dan Nabokov’a, Metin Altıok’tan Thoreau’ya birbirinden farklı yazarlara yazılmış mektuplar yer alıyor.

Thierry Orfila’nın “Baudelaire’de Hastalık İmgesi” başlıklı incelemesi ve Demir Özlü’nün “Çıplak kadın gövdesi görmekten korkan yazarlar roman yazamazlar” savlı yazısı bu sayının dikkat çeken yazıları. Mehmet Müfit, Mehmet Yaşın, Necmi Zekâ, Ali Asker Barut, Elif Sofya, Süleyman Unutmaz şiirleriyle; Tuncer Erdem, Saliha Yadigâr, Ferhat Özkan, Hasan Türksel, Cengiz Kara, Pınar Sönmez ve Ali Teoman öyküleriyle; Uğur Kökden, Mehmet Serdar, Necmi Sönmez, Fazlı Can, Hande Öğüt, Hasan Turgut, Selçuk Uygur, Mustafa Yılmaz yazılarıyla Kitap-lık’talar.
Kitap-lık iyi edebiyatın ve nitelikli okurun adresi olmayı sürdürüyor.

Kitap-lık 161 (Haziran 2012)
7,5 TL

Garfield ile Arkadaşları- Odie Aşık

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Garfield serisinin ikinci mini macerası Odie Âşık, tembel ve obur olduğu kadar bencil de bir kedi olan Garfield’in suçluluk duyarak hatasını telafi etmeye çalıştığı ender olaylardan birini konu alıyor.

Dünyanın en ünlü sarmanı, Jon’un aldığı fırçaya âşık olan ev ve oyun arkadaşı saf köpekçik Odie’nin artık kendisiyle oynamamasına bozularak fırçayı gizlice çöpe atar. Ancak kendisinin “cinayet gecesi” olarak tanımladığı o geceden sonra hiçbir şey eskiye dönmez. Bir yandan pişmanlık, bir yandan da güzeller güzeli kız arkadaşının bile kendisini ayıplaması Garfield’e fırçayı bulmaktan başka seçenek bırakmaz. İşte o an heyecan başlar: Odie’yle birlikte arkasına takıldıkları çöp arabası onları büyük ve korkulu bir maceranın kucağına atacaktır…

Çeviren: Elif Gökteke

Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk 5- Cadılar

Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk 5- Cadılar

Macar yazar Erika Bartos’un yazıp resimlediği, Yapı KrediYayınları’nın yayımladığı Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk’un maceraları devam ediyor.

Önceki maceralar: Arkadaş, Gökkuşağı, Noel Baba, Uçurtma başlıklarını taşıyordu. Yeni maceranın yer aldığı beşinci kitapise: Cadılar.

Bir yaz akşamı gökyüzünde cadıların uçuşmaya başladığını gören Sevecen ile Tomurcuk çok korkarlar. Sonra o cadıların, şaka yapmaya çalışan arkadaşları olduğunu anlayıp onlara güzel bir ders vermeye karar verirler. Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk’un arkadaşları Kelebek Peri ile Arıcık Baltazar’ın eşlik ettiği bu okul öncesi kitabına çocuklar yine bayılacaklar.

5 TL

Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı

Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı, Yalvaç Ural’dan yine çok sevilecek bir kitap… Bu güzel kitabın resimleri ise Feridun Oral’a ait.

Küçük Ayı ile Ahlat Ağacı kitabı, Küçük Ayının Uzun Yolculuğu’nun ardından çıkan bir macera. Annesinin sözünü dinlemeyen Küçük Ayı koşarken düşer ve hızla yuvarlanarak gidip bir ahlat ağacına çarpar. Derdi bu kadarla da bitmez. Çarpmasının hızıyla, olgun ve kocaman bir ahlat düşer kafasına. O sinirle bir tekme sallar ağaca Küçük Ayı. Başının zonklamasına mı yansın, ayağının acıdığına mı?

Yalvaç Ural’ın ilk kez yayımlanan bu güzel okul öncesi kitabını Feridun Oral resimledi.

Resimleyen: Feridun Oral
12 TL

Red Kit Toplu Albümleri 4

Daltonlar dönüyor… Öldükleri ve gömüldükleri sanılan Daltonlar, Goscinny tarafından yeniden canlandırılıyor. Ancak bu defa Yeğen Daltonlar olarak karşımızdalar…

Red Kit ise yine Batı’nın en kötü, en aptal, en komik Kızılderili, haydut, çete reislerine karşı mücadele veriyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Red Kit Toplu Albümler’in dördüncüsünde Red Kit Mavi Ayaklara Karşı, Red Kit Joss Jamon’a Karşı ve Red Kit Daltonların Yeğeni maceraları yer alıyor.

Çizen: Morris
Çeviren: Eray Canberk

İstanbul’74 tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen ‘İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali-Istancool’ bugün başlıyor.

istancool

Festival

25.05.2012 – 27.05.2012
Istanbul

Istanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali
25-27 Mayıs 2012, İstanbulTürkiye

www.istanbul’74.com

İstancool

ISTANBUL’74, Uluslararası yayın grubuVisionaire’in katkılarıyla ’İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali’nde yine Türkiye’nin ve dünyanın en önde gelen yaratıcı isimlerini İstanbul’da buluşturuyor. The Istanbul Edition Hotel’in festival konaklama sponsoru olarak  uluslararası konukları ağırlayacağı organizasyon için heyecanlı bekleyiş ve geri sayım başladı.

Festival kurucu ortağı ve kreatif başkanı Demet Müftüğlu Eşeli ile festival kurucu ortağı ve kuratörüAlphan Eşeli, Sanat ve Kültür Platformu“ISTANBUL’74” çatısı altında, 2010 ve 2011 yıllarında organize ettikleri festivalin üçüncüsünü yine moda, sanat, yayıncılık, müzik, mimari ve sinema alanlarında dünya’nın en yenilikçi ve üretken kurumların işbirliğiyle, içeriği daha da kuvvetlenmiş bir programla, ücretsiz ve herkesin katılımına açık bir etkinlik olarak gerçekleştireceklerdir. 

“İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali”, uluslararası sanatçı, yayıncı, yazar, yönetmen, tasarımcı, oyuncu, müzisyen, mimar ve moda tasarımcılarını, Türkiye’deki meslektaşları ile buluşturarak kültürel bir alışverişin sağlanması, evrensel anlamda zihinleri açmak ve İstanbul’dan farklı ülkelere ilham vermek için çalışmaktadır. Sanatsal deneyimlemeler, yaratıcı keşifler, sergiler, film gösterimleri, söyleşiler ve paneller ile yaşadığımız çağın en önemli ve kritik konularını ele alan ve üzerinde fikir üretmeye yol açan bir dünya festivali olarak, İstanbul’un her anlamda  marka kimliğini güçlendirecek bir amaca yöneliktir.

Festivalde,  dünya sinemasında Türkiye’yi başarıyla temsil eden usta yönetmen FERZAN ÖZPETEK, gerek Türkiye gerek uluslararası alanda ses getiren projelerin sahibi mimar EMRE AROLAT, edebiyat dünyamızın en değerli yazarlarından AYŞE KULİN; ünlü besteci ve piyanist TULUĞ TIRPAN, Türkiye’nin en başarılı oyuncularından MELTEM CUMBUL gibi isimler, başarılı oyuncu PELİN BATU’nun sunumuyla ve moderatörlüğü’nde gerçekleştirilecek panellerde, festivalin uluslararası konukları KARL LAGERFELD, MARIO SORRENTI, RICCARDO TISCI, NATE LOWMAN, CHARLIE SIEM, CARINE ROITFELD, MARK ROMANEK, ZOE CASSAVETES gibi sinema, moda, tasarım ve daha bir çok sanat dalında dünyanın önde gelen isimleriyle festival kapsamında İstanbul’da biraraya gelecek.

Festivalin 2011 yılındaki katılımcıları arasında; Terry Gilliam, Reha Erdem, Tilda Swinton, Riccardo Tisci, Dan Colen, Venice Film Festival director Marco Mueller, Reha Erdem, Courtney Love, Sophie Calle, Murathan Mungan, Ryan McGinley, Haider Ackermann, Michael Stipe, Serra Yilmaz, Jefferson Hack, Sam Taylor-Wood and Kirsten Dunst gibi isimler bulunmaktadır.

2012 yılı için,  önceki yılların başarılarından yola çıkarak İstanbul’un ufku açık bir dünya şehri profilini destekler nitelikte, geniş bir yelpazeye yayılan ve iddialı içeriğe sahip, 3 günlük bir kültürel buluşma programı, sanat ve kültür alanında Türkiye’nin ve dünyanın en önde gelen isimlerini 25 – 27 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da buluşturacak.

 İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali 2012 sponsorları:

VAKKO – Ana Sponsor;

Turizim ve Kültür Bakanlığı – Desteği ile;

Istanbul EDITION – Resmi Konaklama Sponsoru;

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi‘nin Desteği ile;

Vakko Moda Merkezi, Tophane-i Amire – Mekan Sponsorları;

Hallas, Selamlique Istanbul, Ultra RPM – Festival Destekçileri;

Audi – Ulaşım Sponsoru;

Toles Event and Congress – Lojistik;

Prime Class – CIP Servisi;

Basın Ofisi Türkiye: SRP İSTANBUL

Zeynep Sungur / +90 534 826 47 00 / [email protected]

 Detaylı bilgi ve görsel için:

Hande Yedidal / [email protected] / 0212 243 3948 / www.istanbul74.com.

 Basın Ofisi Uluslararası: Adam Abdalla // Erika Oman

Nadine Johnson & Associates, Inc.

T: +1 212 228 5555 E: [email protected] / [email protected]

Daha fazla bilgi için :  www.istanbul74.com

Dormen: Yeteri kadar otel mi yok da tarihi tiyatroyu otel yapıyorsunuz?

Usta sanatçı Haldun Dormen, kendi kurduğu, Türk tiyatrosunda tarihi öneme sahip, Beyoğlu’nda bulunan Cep Tiyatrosu’nun yıkılıp yerine otel yapılması kararına tepkili: Yeteri kadar otel yok mu? 
 İstanbul’daki tarihi sinema ve tiyatro binalarının otele dönüştürülmesine usta tiyatro sanatçısı Haldun Dormen isyan etti. Sabah gazetesinden Fırat Karadeniz’in haberine göre Dormen, “Beyoğlu’nda yapılan değişiklikler beni çok korkutuyor. İstanbul’da yeterince otel mi yok da tiyatro binalarını yıkıp otele dönüştürüyorlar” diyor.
Usta tiyatrocu Haldun Dormen bugünlerde hem biraz üzüntülü hem de heyecanlı. Üzüntüsünün sebebi, 1950’li yıllarda, Beyoğlu’nda kurduğu, Türk tiyatrosunda tarihi bir öneme sahip olan Cep Tiyatrosu sahnesinin yıkılarak yerine otel yapılacak olması. Şimdilerde tiyatro salonunu Ti Performans adlı topluluk kullanıyor. Dün topluluk son kez sahneye çıktı. Dormen bu yaşananları yakından takip ediyor. Beyoğlu’ndaki sanat mekanlarının bir bir yıkılmasından dolayı endişeli. Usta tiyatrocu soruyor: “Yeteri kadar otel yok mu?” Dormen’in heyecanlandıran ise uzun zamandır çalıştığı İstanbul’un fethini anlatacak olan Fatih Müzikali. Eğer sponsor bulunursa yazın müzikal sahnelenecek. Tabii Yapı Kredi Sanat Danışmanı sıfatıyla mesai harcadığı bir diğer iş ise Afife Tiyatro Ödülleri. Ödüller bu yıl 30 Nisan’da düzenlenecek törenle sahiplerini bulacak. Adaylar ise 2 Nisan’da açıklanacak. Ödüller son yıllarda, değerlendirme kriterleri ve jürisinin yapısından dolayı eleştiriliyordu. Bu yıl yapılan değişikliklerle jürinin yapısı yeniden kurgulandı. Fakat beklenen değişiklikler yapılmadı. Haldun Dormen’in kapısını çaldık ve Cep Tiyatrosu’nu, Afife Tiyatro Ödülleri’ni ve Fatih Müzikali’ni konuştuk.
YIKIMA ÇOK ÜZÜLÜYORUM 

“1950’li yıllarda, Beyoğlu, Parmak Sokak’ta kurduğumuz 60 kişilik Cep Tiyatrosu’nun yıkılacak olması beni çok üzüyor. Burası Türkiye’nin ilk cep tiyatrosuydu. Tarihi bir yer orası. O yıllarda Avrupa’da da örneği yoktu böyle bir tiyatronun. Yok olacak olması içimi yakıyor. Biz bu tiyatroyu, tiyatro adına bir şeyler yapabilmek için çaresizlikten kurmuştuk. Mekansızlıktan yaptık. ‘Devrim yapacağız’ düşüncesiyle açmadık. Şimdi oraya otel yapacaklar. Sanki yeteri kadar otel yok gibi. Aslında Beyoğlu’nda yapılan değişikliklerin hepsi beni çok korkutuyor. Emek Sineması’nın durumu belli değil. Ayrıca Saray Sineması yıkıldı. Ortaya çıkan ise tam bir fiyasko.”
JÜRİ YENİDEN KURGULANDI

“İstanbul’da o kadar çok tiyatro var ki… 260’ın üzerinde. Afife Tiyatro Ödülleri’nin jüri üyelerini her oyuna göndermem mümkün değil. Bu yıl jüriyi yeninden kurguladık. Tüm bunlar da yeterli değil. Birkaç ay önce basın mensupları ile bir toplantı yaptık, önerileri dinledik. Önümüzdeki sene gelen önerilere göre yeni düzenlemeler olabilir.”

 

FATİH MÜZİKALİ’NE DESTEK ARIYORUM

“O kadar çok yeni projem var ki, bazen uykularım kaçıyor. Bunlar arasında benim için en önemlisi Fatih Müzikali. Uykularım kaçıyor çünkü müzikal olarak İstanbul’un fethini anlatmak çok zor. Ama ben bir sinopsis çıkardım. Yönetmenliği de ben üstleneceğim. Şu an sponsor aranıyor. Yaz aylarında sahnelemeyi düşünüyoruz. İki büyük problemimiz var. Birincisi kadın karakterlerin çok az olması. Hürrem Sultan gibi bir karakter yok yani. Sadece Fatih’in karısı var, baş cariyesi var, annesi var. İkinci problem de komedi unsurunun eksikliği. Komedi olmazsa müzikal çok zor oluyor. Dramatik bir müzikal olsa bile komedi unsuru gerekiyor. Bu nedenle ben de Cenevizli tüccarları kullanmayı düşündüm. Çünkü İstanbul’un fethi gerçekleşse de gerçekleşmese de onların derdi ticaret. Buradan bir komedi unsuru üretilebilir. Fetih 1453 filmini de izledim. Filmde savaş sahneleri biraz uzun geldi bana. Ama oyuncuları başarılı buldum.”

ESKİŞEHİR ‘DE FESTİVAL DÜZENLENSİN
“Afife Tiyatro Ödülleri ile ilgili her eleştiriye açığım ama ‘neden sadece İstanbul’ sorusuna çok sinirleniyorum. Tüm Türkiye’yi kapsamamız mümkün değil. Dünyanın hiçbir yerinde bu yapılmıyor. ‘Video göndersinler’ deniyor ama ben bir tiyatro oyununun videoyla değerlendirilebileceğine inanmıyorum. Haksızlık olur. Fakat Eskişehir’de tüm Anadolu’yı kapsayacak bir Haldun Taner Ödülleri düzenlemeyi düşünüyoruz. Üç senedir yapamıyoruz, olmuyor. Hem de tüm iyi niyetli desteklere, girişimlere rağmen mümkün olmuyor. Şöyle bir çözüm üretilebilir: Eskişehir’de bir tiyatro festivali düzenlenir. Her şehir, en güvendiği oyunu yollar. Jüri de oyunları Eskişehir’de izler ve kararını verir.”

 

Kaynak : http://www.turizmguncel.com

200 film gümbür gümbür geliyor

31 Mart-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek ”31. İstanbul Film Festivali”nde, 200’ün üzerinde film sinemaseverlerle buluşacak

Festival direktörü Azize Tan, 8 Mart’ta üniversitelerde ön gösterime başlayacaklarını, 18 üniversiteye gideceklerini ve öğrencileri festival programıyla tanıştıracaklarını söyledi.

Tan, bu yıl festivalde yarışmaların ön plana çıktığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Uluslararası yarışmanın başkanlığını Nuri Bilge Ceylan yapacak. Bu bizim için çok heyecan verici. Dünyaca tanınmış bir Türk yönetmenin bize destek vermesinden çok mutlu olduk. Murathan Mungan da ulusal yarışmamızın jüri başkanı olacak. Bu yıl ulusal yarışmamız çok iddialı olacak çünkü birçok filmin Türkiye ya da dünya prömiyerini ilk kez İstanbul’da yarışma sırasında görecek izleyicilerimiz. Çok sayıda konuk da gelecek. O konuklardan biri de Marjane Satrapi olacak. Animasyon bir yapım olan ”Persepolis” adlı filmiyle ilgi çeken yönetmen, yabancı film Oscar’larında son 5’e kalmıştı. Satrapi’nin son filmi ‘Chicken Plums” da festival kapsamında gösterilecek.”

Gelen ünlü yönetmen ve oyuncuların, sinema sohbetleri, paneller aracılığıyla seyirciyle buluşmasını sağlayacaklarını belirten Tan, ”Bu söyleşiler çok ilgi, görüyor üstelik tüm bunları ücretsiz yapıyoruz. Yine jüri başkanımız olan Nuri Bilge Ceylan da bir sinema dersi verecek” dedi.

Ulusal ve uluslararası Altın Lale yarışmalarının dışında, bir de İnsan Hakları yarışmasının düzenleneceğini dile getiren Tan, ”Belgesellerden çocuk filmlerine, deneysel filmlerden, genç yönetmenlerin filmlerine kadar çok farklı bölümlerimiz olacak. Bu yıl aynı zamanda ‘Çin Yılı’nı kutluyoruz. 2014’te de Çin de ‘Türkiye Yılı’ olacak. Karşılıklı bir işbirliğimiz söz konusu. Çin ile özel bir işbirliği gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

“MÜTEVAZI BİR BÜTÇEYLE FESTİVAL YAPIYORUZ”
Azize Tan, Türkiye’de sürekli yapılan bir organizasyonun dünyadaki benzerleriyle kıyaslandığını, ”Niye biz bir Berlin ya da Cannes olamıyoruz?” diye sorulduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Gönül rahatlığıyla diyebilirim ki, İstanbul Film Festivali, organizasyonun içeriği ve düzenlenmesi açısından yurt dışındaki örnekleriyle hakikaten aynı seviyede, aşağı kalır bir yanı yok. Üstelik bunu da onlara göre çok mütevazı bir bütçeyle yapıyoruz. Ama iş alt yapıya geldiğinde biz ne yazık ki çok geride kalıyoruz. Büyük festivaller, içinde bulundukları belediyeler ve hükümetler tarafından çok ciddi destekler alıyor. Bunların birer festival sarayları var. Mesela Berlin Film Festivalinin 2 bin kişilik bir sarayı var. Ses ve görüntü kalitesi çok iyi.”

“SİNEMALAR TEK TEK KAPANIYOR”
Yıllardır Beyoğlu’ndaki sinemalarda festival düzenlediklerini söyleyen Tan, sinemaların tek tek kapanmasının kendilerini çok etkilediğini belirtti.

Azize Tan, Türk sinemasında çok genç ve dinamik bir kuşağın yetiştiğine dikkati çekerek, ”Çok açıklar, dünya ile irtibat halindeler. Ancak hala Türkiye’de sinemanın endüstrileştiğinden bahsedemeyiz. O anlamda son dönemde Sinema Telif Hakları Müdürlüğünün Sinema ve Telif Hakları Müdürlüğü olarak ikiye ayrılmasını çok anlamlı buluyorum. Böylece tamamen sinemaya odaklanmış yeni bir birimin Kültür Bakanlığı içinde olması çok önemli. Ama hala sinemayla ilgili bazı problemler var. Türkiye de bir film enstitüsünün olmaması Türkiye sinemasının tek bir elden idare edilememesine neden oluyor. Oysa her ülkenin ulusal film enstitüsü bulunuyor. Türk filmlerinin yurt dışı tanıtımları da daha kurumsallaşmış bir şekilde yapılmalı.”

“DİZİ SEKTÖRÜNÜN POPÜLARİTESİ SİNEMAYI TETİKLEYEBİLİR”
Türkiye’de dizi sektörünün önemli bir noktaya geldiğine vurgu yapan Tan, ”Dizi sektöründeki bu başarıyı Türk sineması da yakalayabilir. Dizilerin yarattığı bu popülarite Türk filmlerini destekleyebilir. Bunlar sektörel anlamda birbirini besleyen şeylerdir. İki sektörün güç birliği yapması Türk sinemasını önemli yere getirecektir” dedi.

Azize Tan, 31. Film Festivalinin, İKSV’nin 40. yılına denk gelmesinin de ayrı bir anlam taşıdığını ifade ederek, açılışın Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapılacağını söyledi.

Tan, 31 Mart–15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek festival kapsamında her yıl dağıtılan ”Sinema Onur Ödülleri”nin Türk sinemasına yıllar boyu emek veren yönetmen Ali Özgentürk, oyuncular Ayşen Gruda ile Halit Akçatepe ve Türkiye’nin ilk kadın film eleştirmeni Sevin Okyay’a takdim edileceğini kaydetti.

Festivale 300’ün üzerinde yabancı konuk geleceğini, yabancı gazeteciler ve eleştirmenlerin katılacağını belirten Tan, şunları kaydetti:

”İstanbul Film Festivali her geçen yıl adını biraz daha fazla duyuruyor. O yüzden bir çok önemli konuk kendi isteğiyle gelme, Türk sinemasıyla tanışma talebinde bulunuyor. Ancak siz bu insanları ağırlayacak bir sinema salonuna sahip değilseniz, bütçenizde devlet ve belediye katkısı çok sınırlıysa, sinemanızı geliştirmeniz çok zor oluyor. Elinizdeki olanaklarla yetinmek zorunda kalıyorsunuz. Yapmak istediğimiz çok şey var. Zira İstanbul’un adını taşıyan bu festival için biraz daha destek almak ve mekan sorunlarımızı aşmak istiyoruz. İstanbul bir cazibe noktası haline gelmişken, 31 yıldır başarıyla devam eden bu festivali biraz daha destekle çok daha iyi yerlere getirebileceğimize inanıyorum.”

Şunun için etiket arşivi: heyecan

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi