Şunun için etiket arşivi: Fotoğrafçılık

Bu yıl 20-23 Mart tarihleri arasında düzenlenecek 7.Uluslararası Çukurova Sanat Günleri’nin (UÇSG) bu yılki teması “Bilimin Aydınlığında” olarak belirlendi.

Bu yıl 20- 23 Mart tarihleri arasında düzenlenecek 7. Uluslararası Çukurova Sanat Günleri’nin (UÇSG) bu yılki teması “Bilimin Aydınlığında” olarak belirlendi. Genel sloganı yine “Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele” olan UÇSG’nin bu yıl da özel teması her zaman olduğu gibi “Barış” olarak tespit edildi.

Suriye’deki savaş nedeniyle bu yıl da Ortadoğu ülkelerine kapalı bir etkinlik biçiminde gerçekleştirilecek 7. UÇSG, Çukurova’da Adana, Antakya, Mersin, Tarsus ve Silifke’de eş zamanlı olarak düzenlenecek.

7. UÇSG’de bu yılki sanatsal etkinliklerde ağırlıklı olarak kültür, emek, şiir ağırlıklı bir program hazırlandı.

20 Mart’ta, saat 18.00’de Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonunda yapılacak açılış törenindeTürkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Genel Başkanı Mustafa Köz’le Çukurova Sanat Girişimi adına Çetin Yiğenoğlu, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zihni Aldırmaz birer konuşma yapacak.

Açılış töreninde KAM Müzik Sanatçıları Erdal Akpınar, Hasan Pekyen, Ali Okutan ve Bilal Birol tarafından verilecek konserden sonra Redfotoğrafçılık ve TYS tarafından ortaklaşa hazırlanan “Göz – el Emek – Yorum Fotoğrafları Sergisi” sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Sergi 20-24 Mart 2013 tarihleri arasında açık kalacak.

Fotoğraf hakkında yazı ararken bir blog’da fotoğrafçılara sorulan “Neden Fotoğraf çekiyorsunuz?” sorusuna verilen cevapları gördüm ve sizinle paylaşmak istedim.

Fotoğraf bir tutku olayı benim için. Öncelikle kendim için fotoğraf çekiyorum. Yani anılarımı yaşatacağım, belgeleyeceğim, sevdiklerimle paylaşacağım ve çocuklarıma miras (parayı kendileri kazansın) olarak bırakabileceğim fotoğraflar benim için ön planda. Fotoğraf hayat’ tır diye düşünürüm ve insan öğesi ağırlıklı fotoğrafları, yaşamın ta içinden olanları çok seviyorum.
İşim gereği hayatın içinden fotoğraflar çekmeye vakit bulamasam da çektiklerim benim hayatım hakkında fikir veriyor diyebilirim. Neler yapıyorum, nerelere gidiyorum, nasıl yaşıyorum? Böyle düşününce bencil bir durum da ortaya çıkıyor ama bu tüm fotoğrafçılar için böyle. Özellikle fotoğrafçılığın ticari kısmını bir kenara bırakırsak fotoğraflarla hayata fotoğrafçının gözünden bakmıyor muyuz?,

Serdal GÜZEL

Neden mi fotoğraf çekiyorum… Taraf olduğum için… Ben tarafım… halkımın yanında, onların sorunlarıyla boğuşmasında… Acılarında… Tarafım… Taraf olduğum ve içimi acıttığı için fotoğraf çekiyorum… Zaten içimizi bir şeyler acıtmazsa üretemeyeceğimize inanıyorum… Yazmadıklarımız, söyleyemediklerimiz yâda yazdığımız halde kısa sürede unutulanlar, fotoğraf sayesinde unutulmuyor… belge ayni zamanda fotograf… Devam edeceğim…

Kemal ELİTAŞ

Fotoğraf çekmediğim bazı anlarda o anların bir daha yaşanmayacağına dair kaygı duyuyorum, fotoğraf çekme arzusunun, farklılıkları fark edip o anları dondurma isteği olduğuna inanıyorum…

Yeter YEŞİL

Farklı kişiler, farklı gözler ama hepsinin ortak bir bakışı var fotoğrafa dair…

Tarihte bu söylenenleri fotoğraflarında uygulayabilenler ölümsüzleşmişlerdir çektikleri görüntülerle. Fotoğrafı yaşıyoruz, onda yaşıyoruz. Neden fotoğraf çekeriz sorusunun ardında kendimizi arıyoruz her çekilen fotoğrafta birazda…

 Murat Yazar

Makinenin arkasında duran fotoğrafçının düşünsel alanına denk düşen kareleri yakalayıp sunmasıdır. Düşünsel alan, dünyaya bakış açımız, dünyayı yorumlama çabamızdır. Fotoğraf makinesinin arkasında duran fotoğrafçıyla objektifin önündeki konu bağımsız değildir. Çünkü fotoğraf öncelikle düşünsel alanımızda oluşur. Ben makinenin arkasında durup çekim alanına birileri girsin diye beklerim. Alana gidiyorum, fotoğrafı süre giden hayatın içinden, kendi özgül koşullarıyla çekiyorum. Düş dünyamın ve onu algılayış tarzımın da kareleri bunlar aynı zamanda. Birde hayatla derdimiz olduğu için, taraf olduğum için, hayat ve yaşam felsefemin bir parçası haline geldiği içindir fotoğraf…

red ettiğimiz için…

Paşa İMREK

Kaynak: [-]

 Tüm bunlardan sonra fotoğrafın bulunmasından günümüze kadar geçen süreç ve sonunda artık cep telefonlarında dahi fotoğraf makinesi olması ve kullanılması fotoğrafa olan ilgiyi artırmıştır.

Elbette insanın doğal ihtiyaçlarından değildir Fotoğraf çekmek fakat insan olma ve tarih yazmanın teknolojik yoludur eğer bilgiyi ve olayları bir sonraki nesle ve daha sonraki nesillere aktaramayan toplumlar gelişemez. Tabi sadece aktarmak değil her aktarılışın üzerine ekleyerek yenilik katmak ve ardından tekrar kayıt altına alma arzusu insanın doğasında var.

Gerek kendi ve gerekse başkalarının yaşamı veya eşyaların, şehirlerin, tabiatın, bitkinin, hayvanın, kısaca evrende var olan şeylerin anlık kaydını tutmak ve bazen de bunu sanata dönüştürmek insana has bir özellik.

Bundan yola çıkarak anı fotoğrafı, belgesel fotoğrafı, kurgu fotoğraf, veya reklam fotoğrafı kısaca ne için olursa olsun hepimizde kayıt altına alma ve yayma isteği vardır. Kaldı ki “belgeleyemediğiniz şey asla gerçek kabul edilemez.” Gerçeğinden hareketle bir yerde var olduğumuzu, bir şeylerdeki değişimi veya bir şeylerin oluşmasını ve oluşunu nasıl yorumlarsanız yorumlayın çok az istisnai durum dışında en sağlam hali ile ispatlamanın en sade yolu fotoğraftır. Ve artık fotoğraf hayatımızda. İster üzerinde oynanmış, ister göz yanılmaları ile sabitlenmiş, nasıl ve ne şekilde olursa olsun, fotoğraf şekil değiştirse de tüm bu türlere yeni türler eklenerek ve sanata daha da girerek var olmaya devam edecek.

Tüm teknolojik ürünler gibi analog fotoğraftan dijital fotoğrafa geçiş ile teknolojinin yaygınlaşması ve ulaşılabilir hale gelen fotoğrafın çekim kalitesi söz konusu olduğu andan itibaren ve elbette basitlerden karmaşığa doğru kaydıkça fotoğrafçılığın eğitimini almak bizleri daha kaliteye götürecektir.

İşte bu noktada artık Nar Sanat yanınızda… Kurumsallaşmış bir yapıda tüm eğitimlerinde olduğu gibi M.E.B. onaylı belge ve yeterli eğitim düzeyine sahip ve deneyimli eğitmenleri ile fotoğraf eğitimine sizleri çağırıyor.

Bakırköy’de M.E.B. Onaylı fotoğrafçılık eğitimi vermeye yetkili ilk tek kurumda eğitim almanız sizi bir üst basamağa çıkartacak ve ne tür fotoğraf çekerseniz çekin fark edileceksiniz. Elbette eğitimlerin sonunda seçilen fotoğraflarınızla fotoğraf sergisine de katılacaksınız.

Şu an yeni açılacak olan sınıfımız Pazar günleri saat: 15:00-19:00 arasında.

Biz nerede miyiz?  Tıklayın

 

 

 

Sizler için 2013 yılında pek çok dalda yapılacak yarışmaları derlemeye çalıştık.

Diğer yarışmalar açıldıkça sitemizde zaman zaman duyurmaya çalışacağız.

 

“Taç Bir De Sen Tasarla”

Son katılım tarihi: 22/03/2012

Taç Bir De Sen Tasarla Yarışması’nın konusu “Gençlik”tir. Bu kapsamda yarışmada, gençlerin düşledikleri dünyayı, özgürlük, gelecek ve/veya dönüşüm kavramlarıyla anlattıkları tasarımlar yarışacaktır.

Ev tekstilinde moda yaratabilecek tasarım ve tasarımcıların ortaya çıkmasını sağlamayı hedefleyen ve Zorluteks Tekstil Tic. Ve San. A.Ş. (“Zorluteks“ olarak anılacaktır) tarafından organize edilen “Bir De Sen Tasarla” yarışması, “nevresim desen tasarımı” kategorisinde “gençlik” teması ile düzenlenmektedir.

Ödüller
Birincilik ödülü: 10.000- TL
İkincilik ödülü: 7.000- TL
Üçüncülük ödülü:5.000-TL

Mehmet Zorlu Vakfı Özel Bursu(*): 6 Adet
TETSİAD Özel Ödülü: 1 kişi 3.000- TL
Sosyal Medya Ödülü(**): 1 kişi 3.000- TL
Böylece toplam 11 ödül verilecektir.

Şartname için tıklayınız:

http://www.facebook.com/tacbirdesentasarla/app_283383435045779

 “Dünya Su Günü” Yarışma Başvuruları Başladı…

22 Mart 2013 “Dünya Su Günü” kutlama faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen; Resim, Kompozisyon, Afiş ve Fotoğraf yarışma başvuruları başladı…

uyun giderek artan öneminden dolayı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; 1992 yılında Brezilya’nın başkenti Rio de Janerio’da düzenlenen, Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda her yıl 22 Mart tarihinin “Dünya Su Günü” olarak kutlanmasına karar vermiştir.

1995 yılından bu yana Dünya Su Günü her yıl farklı bir tema vurgusu ile kutlanmaktadır.2013 yılının teması ise  Uluslararası Su İşbirliği Yılı” olarak belirlenmiştir.

 Bu yıl 21. kez düzenlenecek olan Dünya Su Günü, 1996 yılından bu yana ülkemizde de başta Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü olmak üzere, üniversiteler, belediyeler ve Sivil Toplum Kuruluşları tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır.

Bu yıl düzenlenecek kutlama etkinlikleri kapsamında afiş, fotoğraf, resim ve kompozisyon yarışması da düzenlenecektir. Afiş ve Fotoğraf yarışmasında son başvuru tarihi 22.02.2013  olup, DSİ Genel Müdürlüğü’ne posta yoluyla iletilmesi gerekmektedir.

 Birincilik ödülü : Plaket  ve   2500 TL

İkincilik ödülü   : Plaket  ve   2000 TL

Üçüncülük ödülü    : Plaket  ve   1500 TL

Afiş ve fotoğraf yarışması için katılım şartları ve ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Afiş Yarışması

Fotoğraf Yarışması

İlköğretim Okulları 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin katılabileceği Resim ve Kompozisyon yarışmalarında son başvuru tarihi 15.02.2013 olup, bağlı bulundukları DSİ Bölge Müdürlüklerine posta yoluyla iletilmesi gerekmektedir.

Birincilik ödülü : Plaket  ve   1500 TL

İkincilik ödülü   : Plaket  ve   1000 TL

Üçüncülük ödülü          : Plaket  ve   750 TL

Kompozisyon yarışması için Katılım şartları ve ayrıntılı bilgi için tıklayınız…

Kompozisyon Yarışması

 Resim Yarışması

 

KENTSEL DÖNÜŞÜM SENARYO YARIŞMASI

Son Başvuru Tarihi: 22 Şubat 2013 (Uzatıldı !)

Ödüller:

1.lik ödülü: 25.000 TL

2.lik ödülü: 10.000 TL

3.lük ödülü: 5.000 TL

Bulut İnşaat’a reklam filmi hazırlanması amaçlanmaktadır. 22 ocaktan itibaren 2 hafta boyunca halk oylaması yapılacaktır. Halk oylamasıyla seçilen 15 senayo içinden 3 adeti jüri tarafından belirlenecektir.

Ayrıntılar için:
http://www.iamistanbul.tv/yarismalar/odullu/istanbul-senaryo-yarismasi.html

 16. ULUSLARARASI BİLİM ve BAHAR ŞENLİĞİ SENARYO YARIŞMASI

Son Başvuru Tarihi: 4 Mart 2013
 Dereceye girenler şöyle ödüllendirilecektir:
1.lik Ödülü : 5.000,00 (bintürklirası)
2.lik Ödülü : 2.500,00 (ikibinbeşyüztürklirası)
3.lük Ödülü : 1.000,00 (bintürklirası)
Konu: Piri Reis’in hayatı, çalışmaları, eserleri ile ilgili senaryo yarışması
Katılım: Bilimsel kaynaklara uygun bir kurgulama yapılacakYarışmaya yurt içi veya yurt dışından amatör ve profesyonel herkes başvurabilir. Metin dili Türkçedir.

ILDC 2013 – 5. Uluslararası Asansör Tasarım Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 18 Mart 2013 

 Yarışma Teması: Asansörlerde Kasıtlı Kötü Kullanıma Karşı Tasarımlar

Yarışma Amacı:  Asansör sektöründe katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi ve tasarım etkinliklerinin yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu yarışmayla asansör sektörü ve asansör kullanıcıları için yenilikçi tasarımların desteklenmesi amaçlanmaktadır.

Bilindiği gibi asansörler EN81-1 & 2’deki kurallara göre tasarlanır. Ancak kasıtlı tahribata karşı dayanıklı olması istenilen asansörlerde doğal olarak, asansör kullanıcılarının güvenliğini temin etmek üzere daha farklı hususlar da göz önüne alınmalıdır. Bu hususlarla ilgili olarak ekte verilen TS EN81-71 standardının çok iyi özümsenmesi ve hazırlanacak projelerde uygulanabilirliğin sağlanması gerekmektedir.
Asansörlerde karşılaşılabilecek tehlikeler arasındaki “İnsan Davranışı” ile ilgili olan tehlikeler, yukarda sözü edilen standartta belirtilmiş olmasına rağmen ayrıca kısaca bu şartnamenin ekinde de verilmiştir. Ancak bu ekin sadece “hızlı göz atma” (quick reference) için verildiği unutulmamalıdır: Esas ve geçerli olan yine TS EN81-71 standardıdır.
Standardın 10 ve 11 sayfalarında “Kurallara uygunluğun doğrulanması için kullanılacak metotlar” adıyla verilen Çizelge 2’nin çok iyi incelenerek projelerin hazırlanması önemlidir.
Hazırlanacak projelerin, standartta belirtilen hangi asansör kategorisi (Bknz. Ek A Müşteriler/tasarımcılar için kılavuz Çizelge A.1) için hazırlandığı da özellikle belirtilmelidir.
Yarışma sonunda uygulanabilirliği jüri tarafından belirlenen tasarımların üretilerek hayata geçirilmesi hedeflendiğinden, projelerin tasarımcıları ile anlaşılarak telif hakları devir alınacaktır.

Yarışma Takvimi:

  • Proje teslim tarihi : 18 Mart 2013 Pazartesi saat 17:00’ye kadar 
  • Seçici Kurul toplantısı : 30 Mart 2013 
  • Sonuçların ilanı ve ödül töreni : 1 Nisan 2013 
  • Sergi ( Fuar Alanı ) : 4 – 7 Nisan 2013

Yarışma Jürisi: 

  • 9 asil ve 2 yedek üyeden oluşan Seçici Kurul AYSAD, IFO ve ETMK tarafından oluşturulmuştur.

Katılım Koşulları:

  • Yarışmaya Endüstriyel Tasarımcılar, Mimarlar, Đç Mimarlar, Mühendisler ve bu meslek ünvanlarını almak üzere yüksek öğrenimine devam eden öğrenciler katılabilirler.
  • Yarışmaya katılım ücretsizdir.
  • Yarışma uluslararası olup, 4/a. Maddesinde bahsi geçen ünvanlardan birine sahip kişiler bu şartnamede belirtilen koşullara uygun olarak hazırlayacakları proje ve dokümantasyonu belirlenmiş süre içinde Yarışma Sekreteryası’na ileterek katılabilir.
  • Yarışmalara grup olarak katılmak mümkündür. Grubu oluşturan kişilerden en az biri 4/a. maddesinde yer alan ünvanlardan birini taşımalı ve grup en fazla 4 kişiden oluşmalıdır.
  • Çizimler: En çok 2 adet paftadan oluşan, her biri A1 boyutunda, 300 dpi çözünürlükte PDF veya A1 boyutunda 600 dpi çözünürlükte JPEG olarak hazırlanmış ve CD’ye kaydedilmiş olmalıdır. CD olarak teslim edilecek projeler Yarışma Sekreteryası tarafından bastırılacaktır.
  • Rapor: Projeyi 500 kelimeyi aşmayacak şekilde yazılı olarak anlatan, A4 boyutunda Word veya PDF formatında Türkçe ve/veya Đngilizce 1 sayfalık proje raporu ayrıca bir CD’de kaydedilerek teslim edilmelidir.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Posta yolu yada elden teslim yapılır.
  • Adres:  Kore Şehitleri Cad. No: 34 Kat.4, Zincirlikuyu Şişli 34394  İSTANBUL TÜRKİYE

Ödüller:

  • Birincilik ödülü : 5.000 € 
  • İkincilik ödülü : 3.000 €
  • Üçüncülük ödülü : 1.000 €

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği (AYSAD)
  • İFO  İstanbul Fuar Hizmetleri A..Ş

Nurol GYO Tasarım Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 20 Şubat 2013 (Teslime 16 days kaldı)

Yarışma Teması: İstanbul için Hafta sonu Kentini Tasarla

Yarışma Amacı: Nurol Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, farklı fikir ve tasarımlarla, rekabetin hız kazandığı bu dönemde, genç beyinlerin yaratıcı fikir ve özgün tasarımlarının teşvik edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu anlamda, Nurol Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. nezdinde üniversitelerin desteğiyle düzenlenecek olan Nurol GYO Mimarlık Öğrencileri Yarışması ile gençleri desteklemeyi amaçlamaktadır.

İstanbul için Hafta sonu Kentini Tasarla / Desing the weekend city.

20.yüzyıla  çok katmanlı, kozmopolit  ve zengin kent kültürü ile giren İstanbul, diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesi ve kapsamlı bir modernleşme projesini finanse edecek gücünün olmaması nedeniyle  günden güne enerjisini ve çeşitliliğini yitirerek girdi.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında  ise İstanbul’a göç edenler kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldılar  ve  enformel kent  böyle kuruldu. Enformel kentleşme, alt-orta sınıf için modern kent “gecekondulu-minibüslü-seyyar satıcılı” bir yaşam anlamına gelirken , üst-orta sınıfların modern kenti ‘yap-satçı’ müteahhitlerin inşa ettiği bir  apartman denizinden ibaret oldu.
50 sonrası ise hızla büyüyen şehrin inşaa ettiği tek şey ise konut oldu. Bu plansız kentleşme de İstanbul’da kamusal alan inşasını neredeyse unutturdu.
Oysa ki kamusal alan kenti ve kentlileri bir  arada  tutan güçlü bir bağ.
İşte bu kapsamda yarışma katılımcılarından anahtar sözcüklerimizden ilham alarak ve fikir denizlerini genişleterek haftasonu için kente özel tasarımlar geliştirmeleri ve yeni fikirler üretilmesi bekleniyor.

  • Açık alanlar
  • Kıyılar
  • Eğlence / dinlence alanları
  • Yer
  • Boş zaman
  • Aylak / Flaneur
  • Mekansal ve sosyal kutuplaşma

Yarışma Takvimi:

  • Yarışmanın İlanı: 26 Kasım 2012
  • Son Başvuru Tarihi: 20 Şubat 2013
  • Proje Son Teslim Tarihi: 15 Mart 2013
  • Seçici Kurul Değerlendirmesi ve Sonuçların Açıklanması: Nisan 2013

Yarışma Jürisi:

  • Prof. Dr. Ahmet Eyüce / Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı
  • Prof. Dr. Arzu Erdem /  İTÜ Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü Bölüm Başkanı
  • Doç. Dr. Tansel Korkmaz /  Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı
  • Musa Aykaç / Nurol GYO Genel Müdürü
  • Tuğba Ensari / Nurol GYO Genel Müdür Yardımcısı

Katılım Koşulları:

  • Yarışma, tüm Türkiye’deki T.C. üniversitelerinin Mimarlık Bölümlerinin 1.2.3. ve 4. sınıf lisansöğrencilerine açıktır.
  • Yarışmaya grup katılımı serbesttir.Grup üye sayısı 3’ü geçemez
  • Yarışmacılar en fazla iki ayrı öneri ile yarışmaya katılabilirler.
  • Yarışmaya Seçici Kurul üyeleri, raportörler ve Nurol GYO şirket yönetici ve çalışanlarının birinci derece yakınları katılamaz.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Katılım websitesi üzerinden gerçekleştirilecektir. Proje yüklemek için tıklayın.

Ödüller:

  • Birincilik Ödülü : MacBook Pro
  • İkincilik Ödülü : Macbook Air
  • Üçüncülük Ödülü : I-Pad 3

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Nurol GYO

İletişim ve Ayrıntılı Bilgi:

Urla Belediyesi İçmeler Sahil Düzenlemesi Ulusal Öğrenci Kentsel Tasarım Proje Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 15 Mart 2013 (Teslime 39 days kaldı)

Yarışma Teması: Kentsel Tasarım

Yarışma Amacı: Urla Belediyesi tarafından “Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği” kapsamında “Serbest, Ulusal ve Tek Kademeli” olarak yarışmaya çıkarılmıştır.

“Urla Belediyesi İçmeler Sahil Düzenlemesi” konulu fikir projesi yarışması, uzun bir geçmişe sahip olan bölgenin potansiyelleri ile değerlendirilip yeniden kentlilere kazandırılması, bölgenin canlandırılması, çekim merkezi haline gelmesi; hem Urlalıların hem de Urla müdavimlerinin yeniden gözdesi olması doğrultusunda yenilikçi, sürdürülebilir, işlevsel ve ekonomik fikirlerin ortaya çıkmasını amaçlamaktadır. Öncelikle yarışmacıların bölgeyi ve Urla’yı araştırmaları, yöreye özgü turizm dinamiklerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda proje ile ilgili kavramsal yaklaşımların ve tasarım fikirlerinin genç tasarımcılar tarafından ortaya konması hedeflenmektedir.

Bu alan fiziksel sınırları, büyüklüğü, konumu ve potansiyelleri ile çevresindeki mevcut yapılaşmayı doğrudan etkileyecek bir konuma sahiptir. Alan içerisindeki yolların tasarımın içerisinde değerlendirilmesi, yaya ve araç hareketlerine ilişkin önerilerin oluşturulması ve alanın bütünleştirici bir merkez oluşturacak şekilde tasarlanması, sahil hattının kullanımına ilişkin öneriler ile sunulan projelerin enerji ve çevre duyarlılıklarını barındırması, sürdürülebilir olması, engelli vatandaşların kullanımına olanak sağlaması yarışmacılardan beklenmektedir.

Yarışma Takvimi:

  • Yarışmanın İlanı: 08 Ocak 2013 Salı
  • Soruların sorulması için son gün: 18 Ocak 2013 Cuma
  • Cevapların ilanı : 28 Ocak 2013 Pazartesi
  • Projelerin son teslim günü: 15 Mart 2013 Cuma
  • Jüri değerlendirme: 21/24 Mart 2013 Per-Cu-Cts-Pzr
  • Sonuçların açıklanması: 27 Mart 2013 Çarşamba
  • Kolokyum ve Ödül Töreni: 14Nisan 2013 Pazar

Yarışma Jürisi:

  • Deniz Erinsel Önder
  • Ebru Yılmaz
  • Ülkü Inceköse
  • Hülya Koç
  • Semahat Özdemir
  • Vecdi Küçükerbaş
  • Emine Malkoç

Katılım Koşulları:

Yarışmaya katılacak yarışmacıların aşağıdaki koşullara uyması şarttır:

  • Yarışmaya Türkiye veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Mimarlık ve Güzel Sanatlar, Tasarım, Mühendislik-Mimarlık Fakültelerinde öğrenim gören mimarlık, şehir planlama, peyzaj mimarlığı ve kentsel tasarım bölümleri lisans öğrencisi olmak.
  • Jüri üyeleri (danışman, asli, yedek) ve raportörlerle bunların birinci dereceden akrabaları, ortakları, yardımcıları ve çalışanları arasında olmamak.
  • Jüri çalışmalarının herhangi bir bölümüne katılmamış olmak.
  • Yarışmaya bireysel ya da ekip olarak katılım mümkündür. Ekip olarak katılımlarda kişi sayısı sınırlaması yoktur. Ekip olarak katılımlarda ekip başının belirtilmesi gerekmektedir. Ekip başı mimarlık, şehir planlama, peyzaj mimarlığı ve kentsel tasarım bölümlerinden herhangi bölümün öğrencisi olabilir.
  • 2012-2013 Eğitim Öğretim Güz yarı yılında mezun olan öğrenciler de yarışmaya katılabilirler.
  • Şartname alıp isim, adres ve iletişim bilgilerini raportörlüğe kaydettirmiş olmak şarttır. (Ekip olarak katılanlardan bir kişinin bu şartı yerine getirmesi yeterlidir.)
  • Yarışmaya katılan her projede özgünlük ve daha önce başka bir yerde yayınlanmamış ya da başka bir yarışmada ödül almamış olması şartı aranmaktadır. Bunun aksi bir durumun tespiti ve bu tespitin, jüri üyelerinin nitelikli çoğunluğu tarafından onaylanması halinde, proje yarışma dışı bırakılır, ödül kazandıysa ödülün tamamı yarışma organizasyonuna iade edilir.
  • Yarışmaya katılım ücretsizdir.
  • Yarışmaya sunulan çalışmaların her türlü fikri hakları, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun hükümleri uyarınca sahiplerine aittir, ancak bu yarışmaya katılmakla projelerinin Urla Belediyesi tarafından sergilenmesi ve her türlü yayın aracıyla yayınlanmasını kabul etmiş sayılacaklardır.
  • Belediye, yarışma sonucu ödül alan projeyi aynen kullanmak zorunda değildir, diğer projelerle birlikte değerlendirerek uygulamaya yetkilidir.
  • Yarışma projeleri iade edilmeyecektir.
  • Yarışmaya katılan öğrenciler, bu şartname hükümlerini kabul etmiş sayılırlar.
  • Kayıt için son tarih soruların cevaplarının yayınlandığı tarihtir.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Elden yada posta yolu ile katılım sağlanabilir.
  • Adres: Hacıisa Mahallesi Bülent Baratalı Caddesi Cumhuriyet Meydanı No:3 Urla / İzmir, 35430

Ödüller:

  • Birincilik ödülü: 4.000.-TL 
  • İkincilik ödülü: 3.000.-TL
  • Üçüncülük ödülü: 2.000.-TL 

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Urla Belediyesi

İletişim ve Ayrıntılı Bilgi:

Annemin İşi Benim Geleceğim: “Borusan Neşe Fabrikası” Mimari Proje Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 12 Nisan 2013

Yarışma Teması: Kente karşı işlenen suçlar

Yarışma Amacı: “Organize Sanayi Bölgelerinde Kreş ve Gündüz Bakımevi Ulusal Mimari Proje Yarışması” konulu mimari tasarım gerçekleştirilirken; kültür, sanat, bilim ve doğa değerlerinin yarışma yolu ile geliştirilmesi, çok sayıda seçenekten uzun vadede gereksinimleri karşılayabilecek nitelikli, özgün, işlevsel, ekonomik ve yenilikçi çözümler seçilmesi ve güzel sanatların teşvikine uygun ortam sağlanmasıdır.

Borusan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile iş birliği içerisinde, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan 10 farklı OSB’de “Borusan Neşe Fabrikası” üst başlığı ile 0-6 yaş arası “Kreş ve Gündüz Bakımevleri” kuracaktır. Pilot bölge olarak Adıyaman OSB seçilmiştir. Yarışmanın konusu, farklı bölgelerde, 75 ile 150 çocuk arası değişen büyüklüklerde 0-6 yaş arası olacak bu Kreş ve Gündüz Bakımevleri’nin mimari tasarımlarına dair bir model oluşturmak ve bu modeli Adıyaman OSB’de verili arsada bulunacak pilot uygulama için mimari proje düzeyinde geliştirilmesidir.

 

Yarışma Takvimi

  • Yarışmanın ilanı: 25 Ocak 2013
  • Soru Sorma Son Tarih: 22 Şubat 2013
  • Soruların Yanıtlanması: 25 Şubat 2013
  • Projelerin Son Teslim Tarihi: 12 Nisan 2013
  • Jüri Değerlendirme Toplantısı: 18-20 Nisan 2013
  • Sonuçların Açıklanması: 22 Nisan 2013

Yarışma Jürisi: 

Asil Jüri Üyeleri (Seçici Kurul)

  •  Durmuş Dilekçi  – Yük. Mim., Uras+Dilekçi Kurucu Ortağı
  • Gökhan Avcıoğlu – Yük. Mim., Uras+Dilekçi Kurucu Ortağı
  • Prof. Hakkı Önel (jüri başkanı)  – Yük. Mim., YTÜ Öğretim Üyesi
  • Yrd. Doç. Dr. Hikmet Sivri Gökmen – Yük. Mim., DEÜ Öğretim Üyesi
  • H. Sinan Omacan – Yük. Mim., Atölye Mimarlık Kurucusu
  • Yrd. Doç. Dr. Murat Uluğ – Yük. Mim. KOÜ Öğretim Üyesi
  • Sinan Kafadar – Mim., Metex Design Ortağı

Katılım Koşulları:

  • Yarışmaya tüm TMMOB Mimarlar Odası üyeleri tek başlarına veya ekip olarak katılabilirler.
  • Ekip olarak katılımlarda TMMOB Şehir Plancıları Odası, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB İçmimarlar Odası ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Üyeleri, üyeliklerini belgelemek şartıyla yer alabilirler.
  • Ayrıca farklı disiplinlerden danışman ve yardımcı olarak ekip üyesi olunabilir.
  • Projelerin son teslim tarihine kadarwww.anneminisi.org adresinden kayıt formu doldurmak koşuluyla yarışmaya başvurulabilir.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Adres: Fulya Mah. Yeşilçimen Sok. No:12/430 34394, Fulya / İstanbul

Ödüller:

  • Birincilik Ödülü: 40.000 TL
  • İkincilik Ödülü: 30.000 TL
  • Üçüncülük Ödülü: 20.000 TL
  • Eş mansiyonlar (3 adet): 10.000 TL
  • Satın Alma (Gereğinde Jüri kullanımı için): 15.000 TL

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Borusan

İletişim ve Ayrıntılı bilgi:

Karşılama-Sergi-Sunu Mekanı Ulusal Öğrenci Mimari Proje Yarışması 2013

Son Başvuru Tarihi: 26 Şubat 2013 (Teslime 22 days kaldı)

Yarışma Teması: Karşılama ve kayıt kabul standı tasarımı

Yarışma Amacı: Türkiye’de de insan – çevre ilişkileri açısından yaşanan gelişmeler, oluşan dinamikler, çevreye verilen önemin giderek arttığını göstermektedir. Sürdürülebilirlik çerçevesinde gelişen kavramlar, gerek bilimsel, gerekse toplumsal zeminlerde ağırlığını giderek daha çok hissettirmekte, özellikle kamu kuruluşlarına, meslek örgütlerine, eğitim kurumlarına önemli sorumluluklar yüklemektedir.

Bu bağlamda; Mimarlar Odası Bursa Şubesi de sürdürülebilir çevre oluşum sürecine meslek insanlarının katkıda bulunmasını temel hedef olarak görmekte ve geleceğin mimarlarından, 25. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi için “Mimarlar Odası” nın sürdürülebilirlik ile ilgili duruşunu anlamlandıracak özgün tasarımlar elde etme amaçlı karşılama ve kayıt kabul standı yarışması düzenlemektedir.
Yarışmanın amacı ”Mimarlık, Peyzaj Mimarlığı, Mühendislik, Kentsel Tasarım Projeleri, Şehir ve Bölge Planlama ve Güzel Sanat Eserleri Yarışmaları Yönetmeliği” kuralları içinde kültür, sanat, bilim, çevre ve etik değerleri dikkate alarak güzel sanatları teşvik etmektir.
Dünya ile hatta giderek evren ile insanın aynı bedeni paylaştığının bilincine ulaşmaktır. Çünkü aynı bedeni paylaşan bir sağ el, sol ele zarar vermez.
Hoyratça tükettiğimiz doğal kaynakların sonsuz olmadığı, dikkatlice kullanılmadığı ve yaşamsal döngünün önü kesildiği takdirde erkenden yok olacağı bilinmelidir. Medeniyetin bedeli ise, yok edilen bir dünya değildir. Bir yaşamı sürdürebilir kılmak; yenilenebilir enerjiler kullanarak yaşam sürdürürken, en az atık üretmek hedefine giden bir yolda ilerlemektir. Fakat unutmamalıdır ki, yaşam bir alışveriştir. Sıfır atık; atık üretmemek değil, tasarımın işlevi bittiğinde, malzemesinin dönüşebilir, yani tekrar yaşamsal döngüye dahil edilebilir olması demektir…
Temel soru ise; dönüştürmek zorunda olduğumuz malzemelere aslen mahkum olup olmadığımızdır. Alternatif bir yaşam ve üretim tekniği, tüm tasarımlarımızın en önemli ve öncelikli araştırması olmalıdır. Başını sonunu sorgulamadığımız malzemelerle bir yaşam kurmaya kalkarsak unutmamalıyız ki; yaşam da “bir kez” kaybedilir.

Yarışma Takvimi:

  • Yarışmanın İlanı: 15 Ocak 2013  
  • Soru Sorma İçin Son Tarih: 15 Şubat 2013
  • Proje Teslimi: 26 Şubat 2013 Saat 17.00
  • Jüri Değerlendirmesi: 02 Mart 2013
  • Sonuçların İlanı: 04 Mart 2013
  • Ödül Töreni: 27 Mart 2013
  • Sergi:27-31 Mart 2013
Yarışma Jürisi:
  • Prof.Dr. Nilüfer AKINCITÜRK – Uludağ Üniversitesi Müh. Mim Fak. Mimarlık Bölümü
  • Prof.Dr. Ataman DEMİR – MSGSÜ / Işık Üniversitesi Güzel San. Fak. İç Mim. Böl.
  • Prof.Dr. H.Semih ERYILDIZ – Gebze Yüksek Tek.Ün.Mim.Fak.Mim.Böl.
  • Doç.Dr. Arzu ÇAHANTİMUR – Uludağ Üniversitesi Müh.Mim.Fak.Mimarlık Bölümü
  • Öğr.Gör.Dr. Göktürk GÜLTEK – Gazi Üniversitesi Mim.Fak.Mim.Böl. / Atılım Ün.İç.Mim.Çev.Tas.Böl.
  • Y.Mim. Çelik ERENGEZGİN – Serbest Mimar
  • Y.Mim. İhsan DUYGULU – Serbest Mimar

İhtiyaç Program:

Bursa Tüyap Sergi ve Fuar alanı yapısı giriş holünde;
  • Karşılama ve kayıt kabul standı ……………………………           toplam 24 m2
Mimarlar Odası’nın kurumsal kimliği yanında sürdürülebilirlik temasını da içeren, hızlı ve kolay imal edilebilecek,sökülebilir-takılabilir, gelecek yıllarda da Fuar ve Kongrelerde karşılama amaçlı olarak kullanılabilecek stantta aşağıdaki temel fonksiyonlar bulunmalıdır:
  • Karşılama Bankosu(dört kişilik) 16 m2
  • Mimarlık Vakfı Standı(bir kişilik ) 4 m2
  • Kongre kitapçıkları ve çantaları için depo mekanı 2 m2
  • Kitap ve CD satış alanı 2 m2
Kazanan proje 27 Mart 2013 tarihinde başlayacak olan fuar alanında uygulanacağından; tasarımlar kısa sürede imal edilebilecek ve kolaylıkla monte edilecek sistemde ele alınmalıdır.
  • Sponsor firmalar için mekan kurgusu (giriş holü içinde müellif önerecektir)
  • Sergi alanı
Yaklaşık 50 adet (A0) pafta sergilenebilmelidir.(giriş holü içinde müellif önerecektir)
  • İşlik (25 kişilik)
Devingenliği ile, atölye kullanıcısının tasarımına göre değişime olanak veren mekan kurgusu içermelidir (giriş holü içinde müellif önerecektir).
Katılımcının öngördüğü senaryo doğrultusunda programla ilgili çeşitli esneklikler kazandırılabilir.

Katılım Koşulları:

  • Yarışmaya Türkiye veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Mimarlık öğrenimi gören lisans öğrencileri bireysel ya da grup olarak katılabilirler.
  • Bireysel katılımlarda bizzat katılımcının, grup katılımlarında ekip başının Mimarlık Bölümünden olması zorunludur. Grup katılımlarında kişi sayısı sınırlaması yoktur.
  • Katılımcılar; Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nden veya www.bursamimar.org.tr internet adresinden ücretsiz şartname alarak yarışma raportörlüğüne kayıt olacaklardır. (Ekip olarak katılanlardan bir kişinin bu şartı yerine getirmesi yeterlidir)
  • Üniversitelerin 2011 Bahar Yarıyılı Eğitim-Öğretim Dönemi ve sonrasında mezun olan öğrenciler de yarışmaya katılabilirler.
  • Yarışmaya katılan her projede özgünlük ve daha önce başka bir yerde yayınlanmamış ya da başka bir yarışmada ödül almamış olması şartı aranmaktadır.
  • Yarışmaya katılım ücretsizdir.
  • Yarışmaya sunulan çalışmaların tüm hakları Mimarlar Odası Bursa Şubesi’ne aittir. Yarışma projeleri iade edilmeyecektir (Paftalar sergi amaçlı kullanılacaktır).

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Elden yada posta ve kargo yolu ile yarışmaya başvuru yapılabilir.
  • Adres: Mimarlar Odası Bursa Şubesi / Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi / Odunluk Mahallesi Akademi Cad. No:8 A-3 Blok Nilüfer/ Bursa

Ödüller:

  • Birincilik ödülü:  3.000.-TL.
  • İkincilik ödülü: 2.000 TL
  • Üçüncülük ödülü: 1.000 TL
  • Mansiyon: 3 x 500 TL

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

  • Mimarlar Odası Bursa Şubesi

İletişim ve Ayrıntılı Bilgi:

EİB VIII. Moda Tasarım Yarışması’nda Finalistler Belli Oldu

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EİB) tarafından bu yıl 8. kez düzenlenen EİB Moda Tasarım Yarışması‘nın finalistlerinin belli oldu. 393 başvurunun yapıldığı yarışmada 140 tanesi jüriye sunuldu ve jüri aşağıdaki 10 tasarımcıyı final için seçti.

Finalistler:

  • Aslı Mescit
  • Gökçe Nur Özbek
  • Gökhan Yavaş,
  • Mahmut Ağaç
  • Meriç Canatan
  • Nadir Zadeoğulları
  • Ruhi Tamer Çoğal
  • Özlem Yazan
  • Sercan Arıcı
  • Talha Feyyaz Türker

Otomotiv Tasarım Yarışması 2013

Son Başvuru Tarihi: 1 Nisan 2012

Yarışma Teması: Otomotiv Tasarımı

Yarışma Amacı:  Bu yarışma otomotiv endüstrisinin gereksinimlerine karşılık gelecek, farklılık, yaratıcılık ve yenilikçilik içeren projelerin teşvik edilmesi ve değerlendirilmesi için öğrenci ve profesyonel katılımcılara yönelik olarak ikinci kez düzenlenmektedir. Her kategoride katılımcılardan sektörün katma değer yaratma becerilerini artıracak özgün ve yenilikçi komponent bazlı  projelerin geliştirilmesi beklenmektedir.

Yarışma komponent bazında ergonomi, emniyet, yenilebilir enerji ve çevre, mekanik/fonksiyonellik olmak üzere 4 ayrı grupta katılıma açıktır.

Yarışma Kategorileri:

  • Serbest Katılım
  • Öğrenci
  • Ergonomi
  • Emniyet
  • Mekanik Fonksiyonellik
  • Yenilenebilir Enerji ve Çevre

Yarışma Takvimi:

  • Son Başvuru tarihi: 1 Nisan 2013, saat 17.00’a kadar
  • Ödül Töreni : 17-18 Nisan 2012 – Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi

Yarışma Jürisi: 

  • Jüri üyeleri, OİB tarafından oluşturulacaktır.

Katılım Koşulları:

Serbest Katılım

Yarışmanın serbest katılımı T.C vatandaşı olan, 18 yaşını doldurmuş, otomotiv komponent tasarımı konusunda ilgisi bulunan herkese açıktır.

Öğrenci kategorisi

Yarışmanın öğrenci kategorisi, T.C vatandaşı olan yurtiçinde ve yurtdışında eğitim veren Otomotiv ile ilgili 2 yıllık önlisans programları ile Mühendislik ve Endüstriyel Tasarım bölümlerinin 4 yıllık lisans, yüksek lisans programlarına kayıtlı öğrencilere açıktır.

  • Katılımcı, her bir kategoride en fazla 1 proje ile katılabilir. ( Bir katılımcı en fazla 4 grupta 1’er projeyle, toplamda 4 proje ile katılabilir.)
  • Bir katılımcının aynı grupta birden fazla proje göndermesi durumunda, katılımcıya ait aynı grupta yer alan tüm projeler yarışma dışında kalır.
  • Ekip katılımlarında tüm ekip üyeleri ilgili kategorideki bireysel başvuru koşullarını sağlamalı, bir kişi ekip lideri olarak bildirilmelidir.
  • Projenin, en fazla 4 adet sunum paftasında anlatılması gerekmektedir. Paftalar jpg formatında minimum 1366*768 piksel /72(piksel/inc) – maksimum 1920*1080 piksel /72(piksel/inc) çözünürlükte olmalıdır.
  • Proje raporları Türkçe ve İngilizce yazılmalıdır.
  • Teslim edilecek malzemelerin üzerinde sistem tarafından otomatik olarak atanacak olan numara ile ürün ve katılım kategorisi ve katılım biçimi dışında yarışmacının kimliğini belirtecek bir ibare veya işaret bulunmamalıdır.
Katılım Şekli ve Adresi:
  • Yarışmacılar www.otomotivprojeyarismasi.com websitesine e-mail adresiyle üye olarak sistemde bulunan başvuru formunu dolduracaklardır.
  • Tasarımlar web sitesine yüklenecektir.
  • Online kayıt yaptıranların şarname metnini indirip yazıcı çıktısını alarak ve her sayfanın altı yetkili kişi veya kişiler tarafından ıslak imza ile imzalandıktan sonra posta ya da kargo yolu ile yarışma sekretaryasına gönderilmelidir.
Değerlendirme Ölçütleri:
  • Projenin özgünlüğü ve yeniliği
  • Kullanıcıya sağlayacağı fayda
  • Üreticiye sağlayacağı fayda
  • Katma değeri artıran tekniklerin geliştirilebilirliği ve uygulanabilirliği
  • İhracat Potansiyeli
Ödüller:
 
Her kategoride
Serbest Katılım
Öğrenci
Birinci
10.000
10.000
İkinci
6.000
6.000
Üçüncü
 3.000
3.000
Mansiyon
 2.000
2.000
Ergonomi, yenilebilir enerji ve çevre, emniyet, mekanik/fonksiyonellik kategorilerinde ayrı ayrı yukarıdaki ödüller verilecektir.
Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:
  • Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği

İletişim ve Ayrıntılı Bilgi:

 

İMMİB Endüstriyel Tasarım Yarışmaları 2013

Son Başvuru Tarihi: 05 Nisan 2013

Yarışma Teması: Ev, otel ve restoran kullanımına yönelik “Engelliler, Yaşlılar ve Çocuklar İçin Tasarım” ve İstanbul için hediyelik eşya

Yarışma Amacı:  Metal Ürünler, Plastik Ürünler ve Elektrikli Küçük Aletler sektörlerinde katma değeri yüksek ürünlerin geliştirilmesi, endüstriyel tasarım etkinliklerinin yaygınlaştırılması ve özendirilmesi, bu sektörlerin ihracata yönelik rekabet gücünün arttırılması ve bu bağlamda söz konusu sektörler için yenilikçi tasarımın desteklenmesi hedeflenmektedir.

Yarışma İçeriği:

Yarışmalar;

Ev, otel ve restoran kullanımına yönelik “Engelliler, Yaşlılar ve Çocuklar İçin Tasarım” teması kapsamında;

  • METALDEN MAMUL ÜRÜNLER
  • PLASTİKTEN MAMUL ÜRÜNLER
  • ELEKTRİKLİ KÜÇÜK ALETLER

Ve yine ev, otel ve restoran kullanımına yönelik

  • KONSEPT 2013 : İstanbul İçin Hediyelik Eşya Tasarımı

olmak üzere toplam 4 ayrı kategoride katılıma açıktır.

Engelliler, yaşlılar ve çocukların beslenme, temizlik, eğitim, sağlık, güvenlik, eğlence ve dinlenme gibi  konularda(artırılabilir) özelleşmiş ihtiyaçlarına yönelik ürün tasarımları beklenmektedir.

Ayrıca tasarımlar (herkes için tasarım/design for all anlayışı çerçevesinde)tema kapsamındaki en az bir kullanıcı grubunun ihtiyacını kapsaması koşulu ile tema kapsamında ve dışında kalan tüm kullanıcıların da ortak ihtiyacını karşılar nitelikte olabilir.

Tanımlar :

Engelliler : Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişi. (5378 Sayılı Kanun Tanımı)

Yaşlılar: 65 yaş ve üzeri kişiler.

Çocuklar: 0-12 yaş arası çocuklar.

Yarışma Takvimi

  •  Resmi Duyuru Tarihi :  1 Ocak 2013
  • Proje teslim tarihi : 5 Nisan 2013
  • Seçici Kurul toplantısı : 27 Nisan 2013
  • Ödül töreni : 6 Haziran 2013

Yarışma Jürisi:

Katılım Koşulları:

  • Yarışmanın profesyonel kategorisi, üniversitelerin endüstriyel tasarım, güzel sanatlar, mimarlık bölümleri lisans mezunları ile bu bölümlere ilişkin yüksek lisans/doktora öğrencileri veya mezunlarına ve ETMK üyelerine açıktır. (görsel iletişim tasarımı bölümü dahildir)
  • Yarışmanın öğrenci kategorisi, üniversitelerin endüstriyel tasarım, güzel sanatlar, mimarlık bölümlerine kayıtlı lisans öğrencilerine açıktır. (görsel iletişim tasarımı bölümü dahildir)
  • Yarışmaya grup olarak katılmak mümkündür. Grup katılımında, grup temsilcisi olarak bir katılımcının belirtilmesi gereklidir.
    • Yarışmanın grup profesyonel kategorisinde, grup üyelerinden en az bir kişinin profesyonel kategorisi maddesindeki şartları sağlaması gerekmektedir. Ayrıca diğer grup üyelerinin, üniversitelerin endüstriyel tasarım, güzel sanatlar, mimarlık, mühendislik bölümleri lisans mezunu veya öğrencisi veya bu bölümlere ilişkin yüksek lisans/doktora öğrencisi veya mezunu; veya ETMK üyesi olması gerekmektedir.
    •  Yarışmanın grup öğrenci kategorisinde, grup üyelerinden en az bir kişinin öğrenci kategorisi maddesindeki şartları sağlaması; ayrıca diğer grup üyelerinin tamamının üniversitelerin endüstriyel tasarım, güzel sanatlar, mimarlık, mühendislik bölümleri lisans öğrencisi olması gerekmektedir
  • Katılımcı, her bir kategoride bireysel veya grup üyesi olarak en fazla 1 proje ile katılabilir.

Katılım Şekli ve Adresi:

  • Yarışma başvuruları online olarak internet üzerinden dosya yükleme yolu ile kabul edilecektir.
  • Birinci aşama: tasarim.immib.org.tr adresinden online kayıt yapılması.
  • İkinci aşama: Projelerin verilen tarihler arasında internet sitesine yüklenmesi.
    • Proje yüklenmesinde istenen belgeler ve bilgiler;
      • Fotoğraf
      • Öğrenci ve Mezuniyet Belgesi
      • Proje Çizimleri
      • Proje Raporları ( Türkçe-İngilizce)

Ödüller:

DERECELER PROFESYONEL ÖĞRENCİ
1.’lik ödülü* 15.000 TL 7.000 TL
2.’lik ödülü 10.000 TL 5.000 TL
3.’lik ödülü 7.000 TL 3.000 TL
Mansiyon  4.000 TL 2.000 TL

* Yurt dışında en fazla 2 yıl süre ile eğitim imkanı sağlanabilecektir.

* Ayrıca profesyonel ve öğrenci kategorisinde birincilik ödülü alan yarışmacılar ( grup katılımı durumunda grup üyelerinin ortak mutabakatıyla temsilci olarak bir kişi) yurt dışı fuarlarına götürülebilecektir.

İletişim ve Ayrıntılı bilgi:

  • Yarışma şartnamesi için tıklayınız.
  • Web: tasarim.immib.org.tr
  • Mail: [email protected]
  • Adres:  İMMİB – İSTANBUL MADEN VE METALLER İHRACATÇI BİRLİKLERİ GENEL SEKRETERLİĞİ
    Çobançeşme Mevki, Sanayi Cad. Dış Ticaret Kompleksi A Blok Kat: 6 / Pazara Giriş Şubesi
    Yenibosna 34197 İSTANBUL

 

PosterHeroes3 – Akıllı Şehirler ve Şeffaf Evrim

 

Son Başvuru Tarihi: 18 Şubat 2013 

 

Yarışma Teması: Afiş tasarımı

 

Yarışma Amacı:  Akıllı şehir projesi günümüzde en çok tartışılan, kongreler, gazeteler ve politikalar gibi yöntemlerle en çok desteklenen oluşumlardan biri. Temiz, erişilebilir, şeffaf ve açık katılımlarla bu evrim bize ait. Yarışma bu süreci sorgulamak adına sürdürülebilirliği üretim, sağlık, hareket ve kamusal hayat adına tartışmaya açıyor.

 

  • İnsan ölçekli bir şehir nasıl yaratılabilir?
  • Nasıl fikirler, eylemler ve seçimler kentlerin mevcut durumunu geliştirebilir?
  • Şehirlerin “şeffaf evrimi” için sizin katkınız nedir?

 

Yarışma başlıkları:

 

  • Ekonomi
  • Yaşam
  • Hareketlilik
  • Toplum

 

Yarışma Takvimi

 

  • Projelerin Son Teslim Tarihi: 18 Şubat 2013
  • Sonuçların Açıklanması: 30 Mart 2013

 

Yarışma Jürisi: 

 

  • Ellen Lupton
  • FF3300
  • Toormix
  • Christoph Almasy
  • Vernon Kerr
  • Paula & Aart
  • Joan Vinyets, Onelab
  • Happycentro
  • Heydays
  • Re-public and Thema

 

Katılım Koşulları: Yarışma herkese açıktır.

 

Katılım Şekli ve Adresi:

 

  • 50×70 cm, 150dpi (2953×4134 pixels), dikey pafta kullanılmalıdır.
  • Dosya maksimum 5 MB, jpg veya pdf formatında olmalıdır.
  • Tüm yazılar İngilizce veya İtalyanca olmalıdır.
  • Verilen linke çalışma yüklenirken katılım formundaki tüm bilgiler ve açıklama metni (maksimum 500 kelime) İngilizce olarak doldurulmalıdır.

 

Ödüller:

 

  • Yarışmada ödüllendirme bulunmamaktadır. Seçilecek en iyi 40 çalışma İtalya’daki Demokrasi Bienalinde sergilenecektir.

 

Yarışmayı Düzenleyen Kuruluş:

 

 

İletişim ve Ayrıntılı bilgi:

 

AE 2013 – Bilimkurgu Kısa Öykü Yarışması Duyurusu (Mütevazi bir yarışma)

Yarışma Düzenleme Sebebi

Eskiden, bilgisayarların yeni yeni evlere girdiği ve İnternet’in yaygınlaşmadığı zamanlarda. Öykü yarışmaları için fotokopicilerin kapılarını aşındırırdık. Yarışmanın kaç jürisi varsa o kadar kopya hazırlardık. Bir de bu çıktıların çift satır boşluklu olduğunu düşünsenize. Haliyle o 5 sayfalık öykü oldu mu sana 15 sayfa. 7 jüri varsa 15×7=105 sayfayı postaya ver. Posta olmaz APS daha hızlı ve güvenli zaten son güne kalmışız, nihayetinde üç güne teslim olur. Bu kadar aşamadan sonra gün gelir bir davetiye alırsınız. Davet ödül töreninedir. Törende saf tutarsınız. Bir umut mansiyondan başlar, 3. değil, 2. de değil, yoksa 1. mi olduk? Yok o da değilmişşş haydaa… Sonra başlarsınız jürilerin değerlendirmesini dinlemeye.

İtiraf etmeliyim konuşmaların çoğu bana yol göstermiştir bir şey dışında; ama o şey de bizim gibileri tamamen dışarıda bırakmıştır. Demişlerdi ki “Gençler biraz da yaşadığınız çağa, yöreye uygun hikayeler yazın… Gençlerden bunu bekliyorum gecekondular arasından biri çıkacak apaçık gerçekleri yazacak…”Onlar bekleyedursun biz aklı bir karış havada gençler olarak şevkimiz kırık bir şekilde kös kös geri dönerdik. Birinci seçilen öyküler gayet iyiydi lafım yok; ama tarzımız değildi. Sonra büyüdük artık kendimizi savunacak hale geldik.

Soru: Bilim kurgu nedir?

Ursula Le Guin Hoca der ki ” Bana göre bilim kurgu geleceği öngören kehanetler silsilesi değildir, bilim kurgu derdimi daha rahat anlatma biçimidir.”

Bilimkurgu bir çeşit soyutlamadır. İnsana ait olan her şeyin daha net incelenmesi için bir laboratuvar ortamıdır. Eğer gündelik yaşamdaki bir olgu usta bir şekilde modellenmişse biz ona “güzel bilim kurgu” deriz.

Örneğin: Otostopçunun Galaksi Rehberi (Mizah), Dune (Siyaset), Battlestar Galactica (Sosyoloji), Solaris(Biyoloji), Contact (Din-Bilim), 1984 (Dil), Firefly (Ticaret)… Bu işi iyi başarmış yapıtlar. Kiminin romanı iyidir kiminin dizisi fakat başarılı olduğu zaman keyfine doyum olmaz ve hepsinin kendine has bir bakışı vardır. Verdiği keyif de aslında yine insana dair şeylerin evrensel düzlemde incelenmesidir.

Soru: İyi bir bilim kurgu yazmak için ne gerekir veya size göre iyisini seçerken neye dikkat edersiniz?

Bilim kurgu yazmak, günümüzde geçen bir dramı yazmaktan zordur. Neden çünkü hikayede geçen evreni yeni baştan inşa edeceksiniz demektir. O evrenin dinamikleri de tutarlılık içinde olmalıdır. Bir yerde hiperuzaydan bahsediyorsa diğer tarafta ışık hızını aşılamazlığından bahsetmemelidir. Yani sağlam bir fizik, astronomi, mühendislik gibi doğa bilimi hakimiyeti gereklidir.

 Soru: Peki ne bekliyorsunuz?

Güzel ve nazlı bir kızın vereceği cevapla aynı şeyi bekliyoruz: İlgi. Şaka şaka… Değerlendirmede bizi ilgilendiren üç önemli kriter var:

1.) Yazım: Yani edebiyat dili, yani sözcükleri iyi kullanmak, yani derdini zorlanmadan anlatabilmek. (Genelde akıcı bir şekilde ve okuyucuyu yormayan hikayeler daha avantajlı oluyor. Okuyucuyu yorup da kaçırmayacak hale gelmek için de Orhan Pamuk kariyerine sahip olmak gerekli acele etmeyin.)

2.) Bilim: Başka bir deyişle teknik tutarlılık. Sonuçta bir evren yaratacaksınız ve bu evrensel sabitler okuyucunun kafasında soru işareti yaratmamalı. Hikaye teknoloji ve bilimkurgu ögeleri barındırmalı. Örneğin günümüzdeki teknik imkanlarla yapılması muhtemel bir tüp bebek hikayesi bilimkurgunun gri bölgesinde kaldığından şansınızı zorlamanıza sebep olabilir.

3.) Kurgu: Yani olay örgüsü. Hikayenin başı sonu belli bir bütünlüğe sahip olmalı. Okuduktan sonra bize “Vay bee!” dedirtecek hikayeler “N’oldu şimdi bu kadar mı?” dedirtecek hikayelerden daha avantajlıdır.

Aşağıda ise yarışma koşulları var. Bizim kadar samimi bir yarışma olamadığını bildiğimiz için denemenizde fayda olabilir. Tüm yarışmacı arkadaşlara şimdiden teşekkür ederiz. Ayrıca yarışma sonunda kazanamayan ve ukala olmayan arkadaşlara özel mesajla hikaye yorumlama servisimiz vardır.

Bu üç kritere de uygun bir örnek isterseniz, tam bir ders niteliğinde olan AE2012 birincimizin öyküsünü okuyabilirsiniz. Gururumuz Uzun John: yazım, bilim ve kurgu öğelerini hakkıyla vermiş.

YARIŞMA KOŞULLARI

1. Sonuç ve Ödüller

Yarışmayı kazanan öyküler 31 Ağustos 2013 tarihinde ayevrenkenti.com‘da açıklanacaktır. Ödül olarak AE2012 birincisine Otostopçunun Galaksi Rehberi (5′i bir yerde) hediye ettik. Bu seneki ödülü onun kadar kıymetli bir armağan Bir Uzay Efsanesi (Arthur Clarke) Dörtlemesi. Ayrıca birinci gelen öykü sitemizde yazarın istediği bir isimle gösterime sunulacaktır (Örnek: Sınır). İkinci ve üçüncüye yine bir şey yok, AE2012′ye zaten 10 kişi katıldı, öğrenci mütevazılığıyla düzenliyoruz ama güzel dostluklar ediniyoruz.

2. Katılım Koşulları

  • Yarışmaya AE Rektörlüğü dışında evrendeki her varlık katılabilir. (Yani tutup da ev arkadaşıma kitabı verecek değilim hem zaten onu da jüriye koydum ki ödül bir başkasına gitsin)
  • Öykü Türkçe yazılmalıdır. (Tek doğru dürüst bildiğimiz dil o çünkü. Ayrıca dili kullanma gücünüz çok önemli, yeni kavramlar üretmek bunlara yaparken dilin olanaklarından ne kadar yararlandığınız da önemli)
  • Konu serbesttir. (ama okuduktan sonra hani bunun bilimi, hani bunu kurgusu dememeliyiz ki dedirtenler oluyor)
  • Öykü, daha önce herhangi bir yarışmada ödül almamış olmalıdır. (Fazla rakip de yok zaten.)
  • Her yazar yalnızca bir öyküyle yarışmaya katılabilir. (Bize de acıyın. Cyborg veya Humanoid değiliz.)
  • Bu başvuru formunu mutlaka tam olarak doldurup taratıp öyküsüyle birlikte [email protected] adresine göndermesi yeterlidir. “ae_basvur.doc” adlı belgeyi AE’ye göndermeyen yarışmacılar yarışmaya kabul edilmeyeceklerdir. (Bu aslında bizim için lüzumsuz; fakat sizin ciddiyetinizi anlamamız için önemli bir gösterge.)

3. Seçici Kurul

AE RektörlüğüH.G. WellsJules VerneUrsula K. Le GuinIsaac AsimovPhilip K. DickArthur C. Clarke,George OrwellStainslaw LemDouglas Adams (İlki hariç gerisi bilimkurgu tanrılarıdır. Saygısızlık etmeyin çarpılırsınız.)

4. Biçim

  • Öyküyü yazmak için, Word 2007 açtığınızda karşınıza çıkan ayarlar yeterlidir, “Calibri” fontu ve “11” pounto büyüklükte karakter  seçilerek yazılmalı ve e-postaya ekli olarak gönderilmelidir. (1.15 satır aralığı ve paragraf sonrası 10nk boşluk da zaten halihazırda gelen ayarlardandır. Arial da olur ama kasmayın işte, okunaklı olsun yeter. Ama verdiğimiz ölçülerde olursa artı puan tabi.)
  • Öykü kısa olduğundan mütevellit 5 sayfayı geçmemelidir. (Adı üstünde kısa öykü. Dostoevski gibi cilt cilt kitap yazma devri kapandı, kişiler artık lüzumsuz bir çok şeyle uğraşıyor.)
  • Word dosyasının içinde sadece öykü olmalıdır. Eğer isterseniz kendinize ait çizimler de bulunabilir. Ama yine 5 sayfayı geçmemek kaydıyla.
  • E-postanıza -isteğe bağlı- özgeçmişinizi ekleyebilirsiniz.
  • Yazarın kimlik bilgilerinin bulunduğu dosyanın adına yazarın adı verilmelidir.
  • Kazandığınız takdirde öykünüzü seçtiğiniz bir rumuzla da yayınlayabiliriz.

5. Yapıtın Teslimi

Yaptığınız yapıtı 1 Ağustos 2013 tarihine dek [email protected] adresine gönderilmelidir.

Ayrıca bilgi ve iletişim için tıklayın.

1.Uluslararası İzmir Karikatür Yarışması (02 Nisan 2013)

İZMİR KONAK BELEDİYESİ  NEŞE VE KARİKATÜR MÜZESİ  İZMİR KONULU 1 ULUSLARARASI KARİKATÜR YARIŞMASI ŞARTNAMESİ
1-AMAÇ:
 İzmir Konak Belediyesi 2012 yılında Mizahın en az “eleştirel” gücü kadar, “barışçıl” yani “birleştirici” gücünü de öne çıkarmak ve neşeli bir kültür kurumu yaratabilmek amacıyla Neşe ve Karikatür Müzesi’ni kurmuştur. “Karikatürcü gözüyle İzmir size ne çağrıştırıyor?” diyerek ve İzmir’in turizm açısından gelişmesine, tanıtımına katkıda bulunmak amacı ile “İzmir Konulu 1. Uluslararası Karikatür Yarışması” düzenlenmesine karar verilmiştir.
2-KONU:
 Yarışmanın konusu “İzmir” olup yarışmaya katılacak sanatçı eserinde, İzmir’in güncel veya tarihi öğelerinden en az birini, somut ya da imalı olarak mizahla ele almalı ve görselleştirmelidir.
3-KATILIM ŞARTLARI :
3.1- Yarışmaya, profesyonel, amatör bütün dünya karikatürcüleri katılabilir. Yaş sınırlaması yoktur.
3.2- Karikatürcüler daha önce yayımlanmış ya da eserleriyle daha önce başka bir yarışmaya katılmış olabilirler, ancak ödül almamış ve sanatçının özgün fikri üzerine kurulu olmalıdır Seçici Kurul, taklit, çalıntı, aşırı esinlenme olduğu kanısına vardığı eserleri yarışmadan çıkaracaktır. Ödül aldığı halde bu kusurları taşıdığı sonradan saptanan her bir nesnenin müellifi, ortaya çıkabilecek telif hakkı sorunlarının tek muhatabı olacaktır ve aldığı ödülü geri vermeyi peşinen kabul eder.
3.3-Bir yarışmacı, yarışmaya en çok üç nesne ile katılabilir.
3.4-Yarışmaya katılan eserler iade edilmeyecek, Neşe ve Karikatür Müzesi koleksiyonuna alınacak, ödül alan eserler Konak Belediyesi tarafından afiş ,broşür, her türlü tanıtım materyalinde kültürel amaçlı kullanılabilecektir.
3.5-Yarışmaya katılan karikatürlerden seçici kurul tarafından sergilenmeye değer görülenler sergilenecek ve oluşturulacak albümde yer alacaktır. Sergilenen karikatürlerin sahiplerine birer albüm ve katılım belgesi gönderilecektir.
3.6-Yarışmaya katılan sanatçılar yukarıdaki şartları kendiliğinden kabul etmiş sayılır.
4-ESERLERİN BOYUTU :
Yarışmaya gönderilecek karikatürlerde çizim tekniği serbest olup çalışmalar renkli veya siyah beyaz olabilecektir. Eserlerin orijinal olması lehte bir puan oluşturacaktır. Islak imzalı olması kaydıyla dijital baskılar da değerlendirilmeye alınacaktır. Eserler her iki halde de başka bir zemine yapıştırılmamalıdırlar. Karikatürler en az A4(210×297 mm) en çok A3(297×420 mm) boyutlarında olmalıdır.
5-ESERLERİN İŞARETLENMESİ :
 Eserlerin arkasına sanatçının adı-soyadı telefon numarası,internet ve posta adresleri yazılacak, gönderi zarfına 6×9 cm’den küçük olmayan bir fotoğrafları ile kısa bir yaşam öyküleri eklenecektir.18 yaşından küçük T.C. vatandaşı yarışmacılar doğum tarihlerini,TC kimlik numaralarını,yasal velilerinin şartları kabul ettiğine dair imzalarını eklemelidirler.
6-ESERLERİN ULAŞTIRILMASI :
Eserler, 02.04.2013 tarihine kadar, ilgili adrese, posta ya da kargo ile veya makbuz karşılığı elden teslim edilerek ulaşmış olmalıdır. Teslim alınmadan önce hasar görmüş çalışmalar, yarışmaya alınmayacaktır.
7-ESERLERİN TESLİM YERİ:
 İzmir Konak Belediyesi Neşe ve Karikatür Müzesi
Adres:
Yüzbaşı Selahattin Bey Sk. (Eski 1462 Sk) No : 9 Alsancak/ İzmir
İletişim No : +90 (232) 465 31 05,  [email protected]
8-SEÇİCİ KURUL ÜYELERİ :
Doğan HIZLAN (Gazeteci- Yazar) Rıfat MUTLU (Karikatürcü-:Karikatürcüler Derneği İzmir Temsilcisi) Niyazi YOLTAŞ (Karikatürcü) Tan ORAL (Karikatürcü) Eray ÖZBEK (Müze Yürütme Kurulu Üyesi- Karikatürcü) İzel ROZENTAL (Karikatürcü) Mehmet ASLAN (Ressam- Karikatürcü) Cemalettin GÜZELOĞLU (Karikatürcü) Dilek Maktal Canko (Müze Koordinatörü).
9-DÜZENLEME KURULU:
Dr.Hakan TARTAN – Konak Belediye Başkanı, Veli ŞAKIR – Konak Belediye Başkan Yardımcısı, Bahar AKDOĞAN ŞENGİL – Kütüphane Müdürü
10-YARIŞMA TAKVİMİ:
Son Katılım Tarihi: 02.04.2013
Seçici Kurul Toplantısı: 14.04.2013
Kesin Sonuç Bildirim Tarihi: 25.04.2013
Seçici Kurul seçtiği eserleri www.izmirneselimuze.com ve www.konak.bel.tr adreslerinde yayınlayacak, katılımcılara e-adreslerinden duyuracaktır. Sonuçlar, on gün sonra kesinleşecek ve hem internet hem de basın yolu ile ilan edilecektir.
11-ÖDÜLLER:
Birincilik ödülü: 10.000.- TL,
İkincilik ödülü: 6.000.- TL,
Üçüncülük ödülü: 4.000.- TL.
2 mansiyon ödülü: 2.000.- TL.dir.
12-YARIŞMA SEKRETERYASI:
Yarışma Sorumlusu : Özge AKSOY
Adres: Konak Belediyesi Kütüphane Müdürlüğü
Milli Kütüphane Cd. No:14 SSK Blokları Blok Kat:6 Konak İZMİR
0 (232) 482 10 35 / 7558-7559-7457-7537
E-posta: [email protected] r
Elektronik Ağ: www.konak.bel.tr  .

Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması 2012-2013 Duyuruldu [The Nikon Photo Contest 2012-2013]

Nikon, 2012-2013 için Nikon Uluslararası Fotoğraf Yarışması (The Nikon Photo Contest 2012-2013) başvurularının 1 Aralık 2012 – 28 Şubat 2013 tarihleri arasında kabul edileceğini duyurdu. 1969 yılından beri düzenlenen yarışma, uluslararası anlamda en çok katılımın olduğu yarışmalardan biri olarak kabul edilmektedir. Nikon Corporation dünya çapındaki her yaşta amatör ve profesyonel fotoğrafçıların kültürlerini ve bakış açılarını yansıtmalarına fırsat vermek amacıyla düzenlemiş olduğu bu yarışma sayede fotoğrafçılara duygu ve düşüncelerini tüm dünya ile paylaşarak kendilerini fotoğraflarıyla ifade etme imkanı da tanımaktadır.

Her gün internet üzerinden 1 milyondan fazla fotoğraf paylaşılmaktadır. Bu durum fotoğrafçılık dünyasının geçirdiği büyük değişimin de aynı zamanda bir göstergesidir. Nikon’da tam 43 yıldır 34. kez düzenlemiş olduğu Nikon Fotoğraf Yarışmaları (The Nikon Photo Contest) ile bu dijital devrime uygun olarak kategoriler düzenlemeye her yıl özen göstermektedir. Özellikle son on yılda meydana gelen değişimin etkisiyle Nikon’un düzenlemiş olduğu fotoğraf yarışmalarında da bu teknolojik gelişmenin yansımaları görülmektedir. Nikon bu seneki fotoğraf yarışmasında “fotografik video kategorisi” eklenerek

1969 yılından beri düzenlenen Nikon Photo Contest ‘e yaklaşık 350.000 fotoğrafçı 1.380.000 fotoğrafla katılmıştır. Katılımın ne kadar büyük olduğunu açıklamak için sadece geçen seneki rakamları size verecek olursak 153 ülkeden 23.000 fotoğrafçı 60.000′den fazla fotoğraf göndermiştir.

Nikon Photo Contest 2012-2013 Yarışma Kategorileri

  • A Kategori: Tek kare fotoğraf
  • Kategori B: Kompozit fotoğraflar (2 ila 5 fotoğrafdan oluşan)Birden fazla fotoğrafın tek bir fotoğraf meydana getirecek şekilde bir arada sunulmasından oluşan fotoğrafa kompozit fotoğraf denilmektedir.
  • Kategori C: Fotografik Video (45 saniye uzunluğunda): Herangi bir format dijital fotoğraf makinesi kayıt özelliği kullanarak yaratılmış olabilir. Dosya boyutu 200 MB ve dosya formatı MOV olmalıdır.
  • Kategori D: Motion Snapshot (Bu modda ağır çekim olarak oynatabileceğiniz fotoğraf ile full-HD film birleştiriliyor. Basitçe denklanşöre bastığınızda fotoğraf kaydediliyor, ancak denklanşöre basma zamanından 1 saniye önce ve sonra arasında bir kısa film de çekiyor. Bu filmler Motion Snapshots modunda ağır çekim olarak oynatılabiliyor) Bu özelliğe sahip kameralar olan Nikon 1 ile çekilmiş olma şartı aranmaktadır.
Nikon Photo Contest 2012-2013 Yarışma Ödülleri
Kategori Birinci İkinci Üçüncü
Büyük Ödül Ödül sayısı: 1

  • 12.500 USD değerinde Nikon ürünleri
  • Fotoğraf galerisi katılım.
A Kategoriai: Tek kare fotoğraf Ödül sayısı: 1

  • 6.200 USD değerinde Nikon ürünleri
  • Fotoğraf galerisi katılım.
Ödül sayısı: 5

  • 2,500 USD değerinde Nikon ürünleri
Ödül sayısı: 10

  • 1,250 USD değerinde Nikon ürünleri
Kategori B: Kompozit fotoğraflar Ödül sayısı: 1

  • 6.200 USD değerinde Nikon ürünleri
  • Fotoğraf galerisi katılım.
Ödül sayısı: 5

  • 2,500 USD değerinde Nikon ürünleri
Ödül sayısı: 10

  • 1,250 USD değerinde Nikon ürünleri
Kategori C: Foto-grafik video Ödül sayısı: 1

  • 6.200 USD değerinde Nikon ürünleri
  • Fotoğraf galerisi katılım.
Ödül sayısı: 5

  • 2,500 USD değerinde Nikon ürünleri
Ödül sayısı: 10

  • 1,250 USD değerinde Nikon ürünleri
Kategori D: Motion Snapshot Ödül Sayısı: 3

  • 2,500 USD değerinde Nikon ürünleri
NIKKOR Ödülü Ödül sayısı: 1

  • 1,250 USD değerinde Nikon ürünleri
En Popüler Giriş İçin Katılımcılar Ödülü Ödül sayısı: 1

  • 6.200 USD değerinde Nikon ürünleri

Nikon Photo Contest 2012-2013 Yarışma Takvimi

Başlangıç tarihi: 1 Aralık 2012

Son başvuru tarihi: 28 Şubat 2013

Yarışma Katılımı

Yarışmaya katılım 01 Aralık 2012 tarihinden itibaren http://www.nikon-photocontest.com internet sitesi üzerinden yapılacaktır.

Yarışma Sonucu

  • Kazananlar 2013 yılı Ağustos ayında e-posta yoluyla bildirilecek aynı zamanda Nikon’un resmi sitesinden de duyurulacaktır.
Nikon Photo Contest 2012-2013 Yarışma Jürisi
Nikon Photo Contest yarışma jürisi Chris RainierStefen ChowJulia DurkinTimothy FadekMorten Krogvold,Wang Lei, Larry McNeilMoeketsi MoticoeFumio NanjoRyo Ohwada, Raghu Rai, Aysha RemeithiMarcela TaboadaAmi Vitale oluşmaktadır. Her bir isme tıklayarak jüri üyeleri hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.
Son olarak size 1969 yılında ilk kez düzenlenen ve 2010-2011 yılı büyük ödüllerine sahip olan Nikon Photo Contest’i kazanan fotoğrafları beğeninize sunuyoruz. Yaklaşık yarım asırdır süren bu yarışmanın arşivine http://www.nikon-photocontest.com/en/#/archive adresinden ulaşabilirsiniz.

7.Fotosafari “Her Yönüyle Sultan Sazlığı” Fotoğraf Yarışması

7.Fotosafari “Her Yönüyle Sultan Sazlığı” Fotoğraf  Yarışması

Başlangıç:21/04/2012 08:00

Bitiş:21/04/2013 12:00

7.Fotosafari “Her Yönüyle Sultan Sazlığı” Fotoğraf Yarışması, Kayseri İlinde bulunan Sultan Sazlığı Milli Parkının dört mevsimde ulusal düzeyde tanınması için, yerel yaşamını, fiziki yapısını, doğasını, özelliklerini görüntülemek ve fotoğraf sanatının gelişimine katkıda bulunmaktır. Ayrıca Fotoğraf ve Fotoğrafçı arasındaki ilişkinin niteliğini güçlendirmek adına fotoğrafçıyı ödüllendirmeyi amaçlamaktadır. Yarışma “Genel Doğa” ve “Yerel Yaşam” olmak üzere iki kategoride düzenlenmektedir.

 Yarışma alanı: Sultan Sazlığı Milli Parkı

Yarışma süresi: 21 Nisan 2012 saat: 08.00 da başlar 21 Nisan 2013 saat: 12.00 de sona erer.

 SEÇİCİ KURUL

  • Ali Rıza AKALIN Fotoğraf Sanatçısı
  • Hamit YALÇIN Anadolu Fotoğraf Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
  • Hüseyin TAŞKIN Ulusal Fotoğraf Amatörleri Derneği (UFAD) Başkanı
  • Orhan CEYLAN Orman ve Su İşleri Kayseri Şube Müdürü
  • Recep ÖZKAN Sultan Sazlığı Milli Parkı Çevre Belediyeleri Birliği Başkanı

ÖDÜLLER:

Her iki kategoride ayrı ayrı olmak üzere;

Birinciye : 1.000 TL + Plaket

İkinciye : 750 TL + Plaket
Üçüncüye : 500 TL + Plaket
Sergileme (20 adet): 50 TL

 * Ödüllü ve sergilenmeye değer bulunan Fotoğrafların yer alacağı serginin tarih ve yeri daha sonra yarışmacı ve izleyicilere elektronik posta kanalıyla ve www.sultansazligibirligi.gov.tr internet adresinden duyurulacaktır.

 * Ayrıca her katılımcıya katılım belgesi verilecektir.

 KATKIDA BULUNANLAR

Sultan Sazlığı Milli Parkı Çevre Belediyeleri Birliği
Orman ve Su İşleri Kayseri Şube Müdürlüğü
Kayseri Ulusal Fotoğrafçılar Amatörler Derneği (UFAD)

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu desteklemektedir Onay No: 2012/43
Yarışma süresince TFSF temsilcisi bulunacaktır.

 İLETİŞİM VE YARIŞMA SEKRETERYASI

Yarışma Sekretaryası: Ali ORHAN – Birlik Müdürü
Sultan Sazlığı Milli Parkı Çevre Belediyeleri Birliği Develi Belediyesi Hizmet Binası Develi – KAYSERİ
Tel: 0 352 621 60 41/117 Fax: 0 352 621 24 74 Cep Tel: 0 535 790 40 73 e-mail: [email protected]
Web : www.sultansazligibirligi.gov.tr
Sultan Sazlığı Milli Park İdaresi: Murat AKGÜN – Sultan Sazlığı Milli Parkı Mühendisi-Koordinatör Orman ve Su İşleri Kayseri Şube Müdürlüğü
Tel: 0 352 231 57 21/260 Fax: 0 352 222 13 02 Cep Tel: 0 505 200 86 32 e- mail: [email protected]

Şartnameyi İndirmek İçin      :http://www.ufad.org/sultansazligi2012.pdf
Katılım Formu İndirmek İçin: http://www.ufad.org/s.s.basvuru_formu_2012.jpg

 Başkent Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Haberal 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması

Başkent Üniversitesi Prof. Dr. Mehmet Haberal 1. Ulusal Fotoğraf Yarışması

Başlangıç:30/01/2013 08:00

Bitiş:26/04/2013 17:00

Detaylar için resimlere tıklayınız.

Adana Rotary Kulübü 10. Uluslararası Fotoğraf Yarışması – ‘Bana Öykünü Anlat’

Adana Rotary Kulübü 10. Uluslararası Fotoğraf Yarışması – ‘Bana Öykünü Anlat’

Başlangıç:30/01/2013 08:00

Bitiş:01/05/2013 17:00

Ücret :1 kategori 20 TL (approximately $11)

Organizatör:YARIŞMA ŞARTNAMESİ

Yarışma Adı: 

Adana Rotary Kulübü 10. Uluslararası Fotoğraf Yarışması
Yarışma Teması
‘Bana Öykünü Anlat’ olarak belirlenmiştir
• Her bir katılımcı en az 3 en fazla 10 eserden oluşan bir portfolyo ile katılabilir, eserler tek tek değil, portfolyo olarak değerlendirilecektir.
• Portfolyo için gönderilecek eserlerin kendi içinde bir öyküsü olması gereklidir.
• Portfolyoların bir öyküyü anlatması şartıyla, konusu serbesttir.
• Portfolyolar, siyah/beyaz, renkli veya karışık olabilir.
• Portfolyolarda her türlü teknik serbesttir.
• Adana Rotary Kulübü, katılan portfolyoların Barış Temalı olanlar arasından birisine “Adana Rotary Kulübü Onur Ödülünü” verir. Seçici kurul bu ödül için değerlendirmede, Adana Rotary Kulübü Yönetiminin danışmanlığından yararlanabilir.
• Juri Üyeleri ve I. Dereceden akrabaları yarışmaya katılamaz.
• Yarışmaya sadece www.altinjuri.com adresinden sunulan eserler kabul edilecektir. Baskı, CD veya mail ile katılım kabul edilmeyecektir.
• Yarışmaya gönderilecek fotoğraflar JPEG formatında,(en yüksek sıkıştırılmamış kalite) 300dpi çözünürlükte büyük boy baskıya elverecek şekilde, kısa kenar 2000 pikselden küçük ve 6MB’dan büyük olmayacak boyutta internet adresine yüklenecektir.
• Gönderilen fotograflar hangi isimde yuklenirse yuklensin, sistem tarafından otomatik olarak bir kod numarasına sahip olur ve bu numaralar ile Juri değerlendirmesine girer. Juri hiçbir şekilde eserin veya katılımcının adını göremez.
Juri değerlendirmesi halka açık olacaktır. Her bir jüri üyesi eserleri teknik, öyküsel ve felsefik olarak inceledikten sonra bir puan verecektir. Yarışma sonuçları alınacak toplam puana göre belirlenecektir.
Juri üye sayısının yarısından bir fazlası ile toplanabilir.
• İnternet üzerinden yarışmaya gönderilen fotoğraflarda sistemden veya kullanıcıdan kaynaklı hatalar oluşması halinde [email protected] adresinden iletişime geçilerek bilgi verilmesi halinde problem kısa sürede giderilecektir. Bu email adresi sadece fotoğraf yükleme problemiyle ilgili kullanılabilecektir; bu mail adresine fotoğraf gönderilmesi yarışmaya katılmış olunması anlamında değerlendirilmez ve katılım kesinlikle kabul edilmez.
• Tüm katılımcılara ödül almış ve sergilemeye değer bulunmuş eserlerin yer aldığı bir CD gönderilecektir.
Ödüller
• FIAP Altın Madalya
• UPI Altın Madalya
• FIAP Gümüş Madalya
• UPI Gümüş Madalya
• FIAP Bronz Madalya
 • UPI Bronz Madalya
• 6 adet FIAP Mansiyonu
• 6 adet UPI Mansiyonu
• Adana Rotary Kulübü Onur Ödülü (Barış Konulu Portfolyo Arasından Seçilecektir)
• Altın Oran Özel Ödülü
(Ödül sıralaması yukarıdaki düzenlemeye göre yapılacaktır)
Yarışma Takvimi
• Son gönderim tarihi 1 Mayıs 2013
• Jurinin toplanması; 4 Mayıs 2013
• Sonuçların açıklanması 4 Mayıs 2013
• Ödül töreni  Haziran 2013
Yarışma Sonuçları; www.altinjuri.com adresinden 4Mayıs 2013 tarihinde duyurulacaktır.
Katılım Ödentisi Yarışmaya katılım ücreti 20 tl, dir.
TFSF Temsilcisi 
Tayfun KOCAMAN –  TFSF yarışmaları birimi sorumlusu
Yarışma Sekreteri 
Mustafa GÖKÇEN  [email protected]
Jüri Üyeleri; (Soyadı sırasına göre alfabetik olarak listelenmiştir)
Ali Rıza Akalın
Reha Bilir
Nevzat Çakır
Sina Çoşkun
Sadık Demiröz
Suat Kalfa- Adana Rotary Kulübü Başk.
Sabit Kalfagil
Cengiz Karlıova
İzzet Keribar
Romain Nero – Lüksemburg – FIAP Yön. Kur. Üyesi
Timurtaş Onan
Erol Özdayı
S.Haluk Uygur – Moderator
Gazi Yüksel- KIBRIS / Yakın Doğu Üni Öğretim Gör.
İbrahim Zaman
(S. Haluk Uygur jüriye moderatörlük yapar, görevi jürinin kurallara uygun şekilde çalışmasına yardımcı olmaktır. Kendisi oy kullanmaz)
FIAP  2013/123
TFSF 2013 / 6
UPI  L130008-M1G1S1B.
Adres: Adana Rotary Kulübü Fuzuli Cad. Galeria İş Merkezi 140 / 65 Seyhan ADANA TÜRKİYE Tel : + 90 322 458 33 35

Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013 başvuruları başladı.

Geleceğin yazarlarını müjdeleyen yarışma!

Çocukları ve gençleri edebiyata yakınlaştıran çağdaş kitaplar yayımlayan Günışığı Kitaplığı, ülke çapında tüm 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerini öykü yazmaya çağırıyor. Usta öykücü Zeynep Cemali’nin anısına bu yıl üçüncüsü düzenlenen yarışmanın son başvuru tarihi 15 Mayıs.

İlkgençliğe adım atan çocukların, kendilerini yazarak ifade etmelerini ve edebiyatla yakınlaşmalarını hedefleyen, Türkiye genelinde 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin katılabildiği Zeynep Cemali Öykü Yarışması 2013 için başvurular başladı. Günışığı Kitaplığı tarafından, usta öykücü Zeynep Cemali’nin anısına düzenlenen yarışmanın teması, her yıl yazarın sevilen bir kitabından seçiliyor. Bu yıl tema, Cemali’nin Gül Sokağı’nın Dikenleri adlı öykü kitabındaki “Onların arasında olmak için neler vermezdi,” cümlesinden yola çıkılarak “arkadaşlık” olarak belirlendi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın izniyle ülke genelinde duyurulan bu yılki yarışmanın son başvuru tarihi 15 Mayıs. Öyküleri değerlendirecek 2013 Seçici Kurulu Necati Güngör, Gülsüm Cengiz, Aslı Tohumcu, Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün ve Dr. Müren Beykan’dan oluşuyor.

Bültenin ayrıntılarına ekteki belgeden ulaşabilirsiniz.

İletişim Yöneticisi   Meltem İge  meltemige@gunisigikitapligi.com

 

Benim MS’im Multipl Skleroz Öykü Yarışması

Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr Cavit Boz ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr Murat Terzi, MS hastalarına yönelik ; Benim MS’im, Multipl Skleroz Öykü Yarışması adı altında bir araya geldiler. Bu yarışma; MS hastalarının ya da hasta yakınlarının “hastalık öykülerini” anlatıp paylaşabilecekleri bir projedir.

KATILMA KOŞULLARI
Öykü dili Türkçedir.
Kendisi MS hastası olan ya da birinci derece yakınında MS bulunan 14 yaş üzeri katılımcılar yarışmaya başvurabilirler.
Her katılımcı Times New Roman yazı karakteri ya da okunaklı el yazısı ile hazırlanmış öyküsü ile yarışmaya katılabilir.
Adayların öykülerini en geç 10 Nisan 2013 tarihine kadar;
[email protected] adresine göndererek ya da direkt olarak
Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Nöroloji MS polikliniği,
Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Nöroloji Bölümü MS polikliniğine gönderebilirler.
Dereceye girenler ödüllendirilecektir. Sonuçlar Mayıs 2013’te yapılacak olan ve Ulusal yayın yapan bir televizyon kanalınca canlı olarak “MS hasta okulu” sırasında açıklanacaktır.
Öykülerin yayın hakkı www.turkms.com adresinde olacaktır.
Katılımcılar Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Nöroloji Bölümü MS polikliniğinden bilgi alabilirler.

JÜRİ:
Ömer Turan: Şair-Yazar
Doç.Dr. Murat Terzi: Nöroloji Uzmanı
Prof.Dr. Cavit Boz: Nöroloji Uzmanı

İnsan eline hayvan figürleri çizerek nesli tükenen hayvanları destekleyen İtalyan sanatçı Daniele Guido’nun sergisi, 15 Ocak’a görülebilecek

İtalyan sanatçı Daniele Guido’nun seçmece işlerinden derlenen ”Handimals” başlıklı sergi, Türkiye’deki ilk sergisi olma özelliği taşıyor. Nesli tükenen hayvanlar konusunda duyarlı olunmasını isteyen ve insan eline hayvan figürleri çizerek yeteneklerini sergileyen Guido, serginin açılışı dolayısıyla İstanbul’a gelecek.

Sanatçı 2 Ocak’ta Beylikdüzü Migros Alışveriş Merkezi’nde düzenlenecek açılışta manken Deniz Akkaya’nın eline canlı olarak el boyaması yapacak.

Milano’daki stüdyosunda 1990 yılından bu yana resimler yapan Guido’nun bir eli boyaması 1 ile 10 saat arasında sürüyor. İnsan ellerini tuval gibi kullanarak resimler çizen 61 yaşındaki sanatçı, el boyama dışında vücut boyama, illüstrasyon, fotoğrafçılık gibi sanatlar üzerinde de çalışıyor.

Denizleri ve çevreyi hoyratça kullanıp kirleterek adeta kendi intiharımızı hazırladığımızı haykırmak isteyen Mehmet Turgut, suyun altında intihar fotoğrafları çekti.

Başarılı fotoğrafçının, “Sualtında İntiharlar/Underwater Suicides” sergisi, 27 Eylül 2012, Perşembe günü Haliç kıyısında yer alan tarihi Hasköy Yün İplik Fabrikası’nda açılıyor.

İnsanlığın, “bilinçsiz bir intihar”a doğru sürüklendiğini vurgulamayı amaçlayan sergide; serginin küratörlüğünü üstlenen Ayşegül Dinçkök tarafından çekilen kamera arkası fotoğrafları da sanatseverlere sunulacak.

Doğaya olan hassasiyetini çalışmalarına da yansıtan, bugüne kadar hayvan haklarına ve çevre duyarlılığına dikkat çekmek amacıyla çeşitli projelere imza atan Mehmet Turgut; “Sualtında İntiharlar/Underwater Suicides” sergisiyle sulara sahip çıkacak.

Yavaş yavaş, hissetmeden, hissettirmeden, belki şu an acısız ama sonu bizi öldürecek bir eylemin içinde olduğumuza dikkat çekmek için, sualtında 6 farklı intiharı fotoğraflayan Mehmet Turgut; insanlığın, suları kirleterek, kimyasını bozarak kendisini, geleceğini zehirlediğini vurguluyor.

Yaşananları “bilinçsiz bir intihar” olarak niteleyen başarılı sanatçı, “Suyu kirletmek için attığımız her adım şakağımıza doğrulttuğumuz tabancadaki mermi, boynumuza geçirdiğimiz ilmekteki düğüm, bileklerimizin üzerinde gezinen jilet.” diyor.

Kötü davrandığımız doğanın yaşadığı sorunlara karşı farkındalığı arttırmayı amaçlayan Turgut’un “Sualtında İntiharlar/Underwater Suicides” sergisinde yer alacak fotoğrafları; tüm insanlık olarak bilinçsiz şekilde planladığımız ölümümüze, bu acı sona sert bir gönderme, bir uyarı niteliği taşıyor.

Sualtı fotoğraflarıyla tanınan Ayşegül Dinçkök’ün küratörlüğünü, İpek Sorak’ın sanat yönetmenliğini, Umut Eker’in moda editörlüğünü üstlendiği, tanıtım ve fotoğraf metinlerini Ali Deniz Uslu’nun kaleme aldığı “Sualtında İntiharlar/Underwater Suicides” sergisinin çekimleri; Dinçkök’ün Bodrum’daki evinin havuzunda gerçekleştirildi.

Gece 10 civarında başlayarak sabahın ilk ışıklarına kadar süren çekimlerde, profesyonel dalgıç Selin Beşkardeş Öztunalı sualtında Mehmet Turgut’un objektifine poz verdi.

Ayşegül Dinçkök’ün tüm kamera arkasını fotoğrafladığı çekimlerin belgeseli ise İpek Sorak tarafından kayda alındı.

TEB ÖZEL’in sponsorluğunda, Jack Daniel’s, Kavaklıdere Şarapları, 911, gilanni ve Hasköy Yün İplik Fabrikası’nın destekleriyle düzenlenen sergi; 27 Eylül 2012, Perşembe günü gerçekleşecek açılışının ardından, 4 Ekim 2012 tarihine dek Hasköy Yün İplik Fabrikası’nın etkileyici atmosferinde ziyarete açık olacak.

Kaynak : [-]

Bugün “Fotoğraf Eğitmenimiz”  “ Damla YEDİSAN ” ile fotoğraf ve Fotoğrafçılık Kurslarımıza ait özel bir site ( http://www.fotografcilikkurslarim.com )yapımı ve şekli hakkında telefon görüşmesi yaptık ve ardından siteyi biraz inceledim sonra diğer sanat sitelerine göz atmaya başladım ki fotoğraf sergisi olarak aşağıdaki haberi gördüm… Haberi okuduktan sonra google’da biraz araştırma yapınca sizlerle de paylaşmak istedim.  “Bilgi paylaştıkça büyür.” değil mi?

 

Tina Modotti

İtalya’daki yoksulluktan Hollywood’da başrole… Entelektüellerin gözdesi ‘çılgın’ partilerden Komünist Parti üyeliğine… Vatansızlıktan savaş meydanlarına… Herkesi etkileyen güzellikten ‘hafifmeşreplikle’ damgalanmaya… Tarihin önemli fotoğrafçılarından Tina Modotti’nin fotoğrafları, efsanesine yakıştıramadığımız bir sessizlikle Cihangir Sanat Galerisi’nde bekliyor.

İtalya’da yoksul bir ailede başlayan yaşamı, dünyanın dört bir yanında fena halde fırtınalı biçimde seyrederken, yolu Hollywood’da başrollere de düşmüş Avrupa’da ajanlığa da… Etkisinden kolay kaçınılmayan bir güzelliğe sahipmiş. Yaşamının bir kısmında entelektüel camianın katılmak için can attığı çılgın partilere ev sahipliği yaparken, bir kısmını militan bir komünist olarak geçirmiş, bir kısmında ‘hafifmeşrep’ ve ‘tehlikeli’ bir kadın sıfatıyla damgalanmış…

Dünyanın farklı yerlerinde bulunmasına, vatansız yaşamasına karşın en yaygın iki sıfatıyla belirtirsek; ‘Meksikalı’, ‘devrimci fotoğrafçı’ Tina Modotti’den (1896-1942) söz ediyoruz. Fotoğraf sanatında kalıcı bir iz bırakmış; eserleri önemli müzelerin koleksiyonuna girmiş Modotti’den…

Ölümünden uzunca süre sonra dünyada tekrar hatırlanması 1991’e denk geliyor. O yıl, Modotti’nin 1925’te çektiği ‘Güller’ adlı fotoğrafı açık artırmaya çıktığında, o zamana kadar bir fotoğraf için ödenen rekor fiyata; 165 bin dolara satılmıştı.

SESSİZ SEDASIZ BİR SERGİ  
Modotti’yi bugün hatırlamamızın vesilesiyse İstanbul’da açılan ‘Yeni Bir Bakış’ adlı sergi. ‘Renkli’ hayat hikâyesine sahip önemli bir sanatçının yolu Türkiye’ye düştüğünde çektiği büyük ilgiye; sanatseverliğimizin göstergesi olarak, mesela hikâyesinin sosyal medyada dilden dile dolaşmasına artık alışkınız. Konumuz bu durumu tartışmak değil ama ‘sanatseverlik’ ilgisini fazlasıyla hak eden Modotti’yi İstanbul’a getiren serginin, 19 Temmuz’da Cihangir Sanat Galerisi’nde sessiz sedasız açılması dikkat çekici…

Bu notun ardından iki öneri; sergiye giderken konuya az da olsa çalışmış olmak önemli. Yoksa bir zamanların Meksikasının yoksul yaşamından görüntüler aktaran, küçük siyah beyaz kareler size pek fazla şey ifade etmeyebilir.

Dilerseniz, ‘konuya çalışma’ meselesiyle bağını kurabileceğiniz ikinci önerimizse bir kitap. Margaret Hooks’un Agora Kitaplığı’ndan çıkan, ‘Devrimci Fotoğrafçı Modotti’ adlı kitabı, akıcı bir dille yazılmış, ‘renkli’ bir portreyi aktarıyor. Biz de bu yaşam öyküsünde hızlı bir tur atalım.

İtalya’da altı çocuklu yoksul bir ailenin, küçük yaşta okulu bırakıp fabrikada çalışmak zorunda kalacak ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi Modotti. Babası iş için ABD’ye gittiğinde, 12 yaşındayken bir ipek fabrikasında çalışmaya başlamıştı. 1913’te New York’taki babasının yanına gitmesiyle yeni bir dünya tanıdı; kaldığı ‘Küçük İtalya’ bölgesi aynı zamanda sanatçıların merkeziydi. Modotti böyle bir ortamda vaktinin önemli kısmını tiyatro ve opera izlemeye ayırıyordu. Tanıştığı ABD’li ressam Roubaix de I’Abrie Richey (Robo) sayesinde bir adım daha atıp ‘camiaya’ karışacaktı. 18 yaşına bastığında bazı yerel tiyatrolarda rol alarak yeteneğini gösterme fırsatı bulmuş, küçük çaplı bir üne kavuşmuştu bile.

HOLLYWOOD VE MEKSİKA
Hedefi Robo’yla birlikte Hollywood’a gitmekti. 22 yaşındayken bu hayalini gerçekleştirdi ve bir yıl sonra ‘Kaplanın Postu’ adlı filmde başrolü kaptı. Robo’yla Los Angeles’a gittiğinde evlenmişti. Modotti’nin, entelektüel çevredeki ününün yaygınlaşmasında oyunculuğunun yanı sıra önemli bir neden daha vardı; herkesin hemfikir olduğu güzelliği. Eşiyle birlikte düzenlediği entelektüel tartışma toplantılarında da, eğlenceli partilerde de herkesin odağındaki kişi aynıydı; Modotti.

Âşıklarının sayısı hiç de az değildi. O sıralarda Los Angeles’ın yolunu tutan diğer bir kişi, adı fotoğrafın efsaneleri arasında anılacak Edward Weston’dı.

Modotti, Robo’yla ilişkisindeki duygusal bağ gevşediği sırada Weston’la yakınlaştı. Robo Meksika’ya gitmişti. Modotti de peşinden gitmeyi aklından geçirmeye başlarken, 1922’de onun bir hastalık sonucu hayatını kaybettiğini öğrendi. Ertesi yıl, Hollywood’un kendisine göre olmadığını düşünen Modotti’yle Meksika’ya gitmek Weston’a nasip oldu.

O yıllarda Meksika entelektüeller için cazip bir yerdi. Siyasi devrim yaşanmıştı ve canlanan kültürel ortam dünyanın pek çok yerindeki sanatçıları çekiyordu. Modotti ve Weston, bir tür Rönesans’ın yaşandığı Juarez bölgesine taşındılar. Modotti, Weston’ın önerisiyle fotoğraf çekmeye başlamıştı. Bu alanda da yetenekliydi ve iyi bir fotoğrafçı olarak kabul görmesi için bir yıl yetecekti. Evdeki ‘çılgın partiler’ dönemi tekrar başlamıştı.

Daha çok ‘Frida’ filmiyle birlikte tanıdığımız, büyük ressam Diego Rivera da partilerin konukları arasındaydı. Rivera’yı, büyük aşk yaşadığı diğer ressam Frida Kahlo’yla partilerin ev sahibi Modotti tanıştıracaktı. Filmi izleyenler, bir sahnede Frida’yla etkileyici biçimde tango yapan kadını hatırlayacaktır; işte o ‘bizim’ Modotti’ydi.

Modotti’ye aşina olduğumuz başka bir şeyden söz etmek de mümkün; bizzat Weston’ın çektiği, epey yaygınlaşmış nü fotoğrafları… Öyle ki, “O nü fotoğrafları olmasaydı bugün Modotti’yle ilgilenir miydik?” sorusunu soran sanat tarihçileri vardır. Yanıtı, önceki satırlarda kitabından bahsettiğimiz Hooks veriyor; “Kesinlikle evet. Yoksa 1991’de Sotheby’s’deki açık artırmada, ‘Güller’ fotoğrafı 165 bin dolara satılabilir miydi?”

Tekrar Modotti’nin partilerine ve Weston’a dönelim. Daha doğrusu Modotti’nin bu ikisiyle arasındaki bağın kopmasına, yaşamının bir kez daha radikal biçimde değişmesine… Modotti’nin, evinde partiler düzenlemeyi bırakması, Weston’la arasındaki bağın kopması, politikaya gittikçe daha fazla ilgi duymasıyla aynı günlere denk geliyor. Ve fotoğraf makinesini yoksul Meksikalılara çevirmesiyle…

AJANLIĞA GİDEN YOL
Modotti 1927’de, 31 yaşındayken katıldığı Meksika Komünist Parti’sinde, partinin gazetesi için foto muhabirliği yapmak gibi aktif görevler üstlenmişti. Fakat kötü günler yaklaşıyordu. 1929’da, birlikte yaşadığı sevgilisi, parti üyesi Antonio Mella’nın öldürülmesinden sorumlu tutulduğunda yalnızca tutuklanmadı; komünistleri aşağılayan bir kampanyanın hedefine yerleştirildi ve ‘hafifmeşrep’, ‘tehlikeli’ bir kadın olarak damgalandı. 1930’da, bu kez Meksika başkanına yönelik bir suikasttan sorumlu tutulduğunda ülkeden sürüldü.

Berlin’e gitti. Canlı bir sanat ortamı ve fazlasıyla fotoğrafçı vardı. Avangart sanat ortamında kendisini geliştirecek maddi imkânlara sahip değildi. Bunalıma girdi, fotoğraf çekmeyi bıraktı, komünistler arasında nam sahibi bir arkadaşıyla Moskova’ya geçti. Komünist Parti içinde aktif roller üstlendi ve Sovyetler Birliği’nin, Avrupa’da çalışan gizli görevlileri arasında yer aldı.

Katıldığı İspanya İç Savaşı’nda komünistler yenildiğinde New York’a gitmek istiyordu ama ABD bu isteği kabul etmedi. Kendisini, kimliksiz geldiği, takma isimle yaşayacağı Meksika’da buldu. Sovyetler Birliği ile Nazi Almanyası saldırmazlık anlaşması imzalamıştı ve Modotti, Komünist Parti’ye olan güvenini kaybetmişti. Depresyon dönemi tekrar başlamıştı. 5 Ocak 1942’de, arkadaşlarıyla gittiği akşam yemeğinden dönerken kalp krizi geçirdi. Hemen her efsane kişilik gibi Modotti’nin ardından, ölümünün nedenleri hakkında söylentiler üretildi. Pablo Neruda da şiir yazdı.

SERGİ CİHANGİR OTOPARKINA GİZLENMİŞ GİBİ
Meksika Başkonsolosluğu’nun desteğiyle, Modotti’nin 26 fotoğrafının sergilendiği yer, Beyoğlu Belediyesi’ne ait Cihangir Sanat Galerisi. 15 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Galeri, üstü çocuk parkı olarak düzenlenmiş, bir kısmı yeraltında kalan Cihangir’deki katlı otoparkın içindeki salonlardan birinde kurulmuş. Fakat eğer daha önce galeriye gitmediyseniz bulmanız kolay olmayabilir. Zira Modotti sergisiyle ilgili afişler, işaretler bir yana; galeriyi gösteren herhangi bir işaret de yok. Otoparkın giriş kapısından içeri girip galeriye ulaşmaya çalışırsanız işiniz zor; epey bir dolanıp bulamama ihtimaliniz var. Kısa yol, otoparkın üstündeki, ilk bakışta fark edilmeyen merdivenden aşağı inip galeriye girmek.

 Aşağıda galeride sanatçıya ait fotoğraflardan seçme fotoğrafları bulabilirsiniz.

Kaynak : [-]  Eyüp Tatlıpınar


Anadolu meslek liselerine girmek için sadece puan yeterli değil.

 

Aynı zamanda pek çok meslek lisesi örneğin Grafik Tasarım, Fotoğrafçılık, Seramik, Cam Teknolojileri, Sanat ve Tasarım (İç Mimarlığa Geçiş İçin) ile Ayakkabı ve Sarraciye Teknolojisi ve bir çok meslek lisesi özel yetenek sınavı başarı şartı aramaktadır. Aynı zamanda özel okullarda da aynı şartlar geçerlidir. Bunun için Nar Sanat olarak hızlandırılmış kurslarımıza başvurabilirsiniz.

Kurs Hakkında Lütfen Tıklayınız.

Geleceğe anılarınızı nasıl bırakmak istersiniz ?” sorusuna büyük çoğunluğumuz genelde “fotoğrafla” cevabı verir. “An”ın ölümsüzleştirilmesi veya detayların yakalanması ya da bir haberin aktarılmasında ya da gündelik hayatta her zaman karşılaştığımız ama olağan üstülüğüne dikkat etmediğimiz olay, renk  ve  beklide duyguları aktarma, haberleşme ve sanatlaştırma yöntemlerinden biride elbette  fotoğraf çalışmalarıdır. Kimlik kartımızdan tutunda geleceğe anılarımızı bırakmaya kadar  pek çok açıdan hayatımıza dahil olan bu yöntemin sanat olup olmadığından öte” hangi fotoğrafın” sanat olduğunu tartışmak daha doğru gibi.

Durum böyle olunca artık fotoğraf çekme imkanlarının bu kadar gelişken hale gelmeden önceki durumunu merak ettiğiniz olmadı mı? Aşağıdaki yazımızda fotoğrafın geçmişini bulacaksınız…

Yazıyı okuduktan sonra eğer sizde fotoğraf  konusunda eğitim almak veya aldığınız eğitimi pekiştirmek ve bir ileri düzeye çıkartmak istiyorsanız sizleri de bekliyoruz. Yeni dönem Fotoğraf kursuna ön kayıt yaptırın (Lütfen Tıklayın) ve sizlerde  Nar Sanat Ailesine katılın.. Elbette aldığınız eğitim sonunda M.E.B. Onaylı sertifikanızı da alacaksınız. 

 Fotoğrafın Kısa Geçmişi

 

ilk fotoğraf makinası nicephore 1816-22

Fotoğraf makinesinin öncüsü   sayılabilecek karanlık kutu (Camera Obscura) Rönesans devri sanatçıları tarafından bulundu. Bunun temeli ise Sümerler’den beri bilinen şu ana ilkeye dayanıyordu :  Karartılmış bir odanın duvarında küçük bir delik açılırsa, dışarıdaki görüntü karşı duvara ters olarak düşer. Onyedinci yüzyılda ressamlar bu buluştan yoğun olarak yararlanmaya başladılar. Camera Obscura geliştirildi ve görüntünün arkadaki buzlu cam üzerine düşürülmesi sağlandı. Amaç, gözle görüleni doğru olarak kağıda aktarmaktı.

Sonraları deliğe mercek takılarak, bir ayna yardımıyla da görüntü, yukarıya alınan buzlu cama yansıtıldı. Ondokuzuncu yüzyıla ulaşıldığında Camera Obscura gelişmiş ve yaygın olarak  kullanılan  bir araçtı.

19. yüzyılın hemen başlarında Thomas Wedgewood, beyaz bir deriyi gümüş nitrat eriyiğine batırarak üzerinde siyah mürekkep olan bir camın altına yerleştirdi. Işık gümüşü karartarak, negatif bir görüntü oluşturdu. Ancak Wedgewood reaksiyonu durduracak, gümüşün kararmasını önleyecek bir yol bulamamıştı.

 

 

ilk fotoğraf View_from_the_Window_at_Le_Gras,Joseph_Nicéphore_Niépce

 

Alman bilim adamı Johann Heinrich Schulze, günümüzdeki karanlık oda tekniklerine yakın bir teknikle, duyarlı tabaka üzerine koyduğu yarı saydam maddelerin izlerini elde ederse de, o da bunların kararmasına engel olamamıştır.

Optik ve mekanik yollarla elde edilen görüntülerin kimyasal yöntemlerle saptanması, ilk olarak Fransız Joseph Nicephore Niepce tarafından 1826 (kimi kaynaklar bu tarihi 1827 olarak yazar) yılında gerçekleştirilmiştir. Niépce, üzeri katran türevi bir madde ile kaplanmış pirinç levha üzerinde litografi malzemelerini kullandı. Sekiz saatten fazla bir süre pozladıktan sonra sertleşmemiş bölgeleri lavanta yağı içerisinde yıkayarak çıkardı. Elde edilen kalıptan yapılan litografi baskısı sonucu çıkan ilk görüntü ise tarihe geçti. Sonuçta Niepce bir görüntü elde etti.

Tonlar çok kötü değildi ama iyi bir ayrıntı alınamamıştı. Fotoğraf tarihinin bu ilk örneği bir çok el değiştirmiştir Niépce tarafından 1827’de Londra’daki Royal Society’nin üyesi Dr. Bauer’e teslim edilen eser yüzyıl içinde iki kez açık artırmayla satılır. 1898’de Londra’da sergilendikten sonra, elli yılı aşkın  bir süre ortadan kaybolur. Görüntü bu dönemde  Londra’da emanete verilmiş bir sandıkta unutulmuştur.  Ancak Fotoğraf tarihçisi ve koleksiyoncusu Helmut Gernsheim’ın araştırmaları sayesinde, sonunda unutulduğu  yerden çıkarılır. Gernsheim , eseri 1964’te Texas Üniversitesi’ne bağışlar.

 

ilk fotograflardan

Niépce’in bu araştırmalardan o tarihe doğru haberdar olan Daguerre, dioramalarını geliştirirken yararlandığı karanlık odada elde edilen görüntüleri sabitlemeyi yıllardır düşlemektedir. İki adamın 1827’de tescillenen ortaklığı Niépce’in 1833’de ölmesiyle son bulur. Bunun üzerine Daguerre çalışmalarını tek başına sürdürür ve Eugene Hubert adında genç bir mimar 1836’dan itibaren onun asistanlığını üstlenir. Daguerre, Niépce’in aksine görüntüyü çoğaltmaktan çok netleştirme alanına yönelir.

1837’de yöntemi son biçimini almıştır: Yuda bitümüyle duyarlı kılınmış bir bakır plaka kullanmakta, karanlık odada üzerine ışık düşürülen bu plakadaki gizli görüntüyü daha sonra cıva buharıyla açığa çıkarmakta ve ayrıntılarda çok büyük bir inceliğe ve kesinliğe sahip bir görüntü elde etmektedir.  Ürünü piyasaya sürme konusundaki ilk girişiminde başarısızlığa uğrayan Daguerre, resmi çevrelerden destek almaya çalışır: 1838’de temas geçtiği François Arago, bu yöntem karşısında coşkuya kapılır

Arago’nun 1839’un hemen başında duyurduğu haber, tarihi inanılmaz biçimde hızlandırır. Görüntülerin üretiminde kullanılan  yöntem hakkında hiçbir bilgi sızdırılmaması her türlü spekülasyona kapı açar.  Bazıları sihirden söz ederken, karanlıktaki köşelerinde çıkan kimileri de kendilerini tanıtıp Fotoğraf çekme yöntemini Daguerre’den daha önce bulduklarını iddia ederler; bu durum Daguerre’in icadının çağın havasına ne denli uygun olduğunu ve onu nasıl yansıttığını göstermektedir.

İtirazların en kayda değeri İngiltere’den gelir; William Henry Fox Talbot, 31 Ocak tarihinde Londra’daki Royal Society huzurunda kendi geliştirdiği kağıt üzerine Fotoğraf yöntemini tanıtır. Daguerre ile aynı tarihlerde çalışmalarını sürdüren İngiliz William Henry Fox Talbot, görüntü elde etmede negatif – pozitif yöntemini ortaya çıkararak, aynı görüntünün birden çok baskısının yapılmasını sağlamıştır. İcat ettiği sisteme Latince Calos(Güzel) dan gelen Calotype adını veren Talbot’un yönteminde ise kağıda gümüş nitrat eriyiği emdiriliyor, sonra kamera içine yerleştirilip bir dakika kadar pozlandırıldıktan sonra, tekrar aynı eriyik içinde görüntü güçlendiriliyor ve hiposülfat içinde sabitleştiriliyordu. Talbot’un elde ettiği görüntü ters ve negatifti. Aynı yöntemle duyarlılaştırılan başka bir kağıda günışığı yardımıyla görüntü aktarılıyordu. Bu şekilde sayısız pozitif görüntü elde edilebiliyordu. Talbot’un sistemi Daguerre’inkine göre daha az yaygınlaşabildi. Çünkü kağıt negatifin yapısı, ayrıntıyı yok ediyordu. Elde etmeyi başardığı görüntülerle Fotoğraf tarihinin ilk sergisini açan Talbot, 1842 yılında da ticari amaçla çalışan ilk Fotoğraf stüdyosunu kurmuştur.

 

ilk portret

Ve Daguerre, nihayet 19 Ağustos 1839’da buluşunu tüm dünyaya “Daguerreotype” adıyla duyurdu. Gümüş iyodür kaplı bakır levhayı karanlık kutu içinde objeden yansıyan ışıkla pozlandırıp, cıva buharıyla geliştiriyor ve reaksiyonu durdurmak için ise, tuzlu eriyik içinde yıkıyordu. Bunun  sonucunda oluşan görüntü tek kopya olarak elde edilmekteydi. Eğer Fotoğrafçı özel aynalı bir kamera kullanmıyorsa, Fotoğraf sağ-sol yönünde ters bir şekilde oluşuyordu.

Daguerre, Niépce ile bir ortaklık anlaşması imzaladıktan sonra Chalon’a gelir. Artık Niépce’in  heliografi adını verdiği buluş, ikisinin ortak malıdır. Bu ortaklığa Daguerre olanak  ve ününü koyarken, Niépce buluşunu koymaktadır.  Yine  de Daguerre, Niépce’yi pek yavaş anlayıp desteklemektedir. Halk daha çok Daguerre’in adını anmakta ve buluşu ona maletmektedir.1822’de  Fotoğraf elde edilmişti ve Niépce  1833’de  öldü. Niépce’in ölümü üzerine oğlu, kontratın hukuki ortağı olur. Fakat Daguerre, Isidore’un mali yöndeki zaafından istifade ederek meseleyi halleder. Ayrıca birçok bilgin, bu endüstri çağının  yeni doğan  çocuğuna  ilgi duyarlar. Ocak 1839’da  Daguerre  tekniğini geliştirmiştir. İlk levhalarını Arago’ya gösterir. Yazar Jules Janin, “L’Artiste” dergisinde milletlerarası

tartışmalara yol  açan garip  açıklamalar  yapar. Fakat halk henüz  shiçbir “görüntüyle” karşılaşmamıştır. Aynı dönemde İngiltere’de Fox Talbot, Niépce’ in  heliografilerini  görmüştür ve kağıt  üzerinde  çalışmalarına devam etmektedir. Her ne kadar Daguerre ve Talbot gizlilik içinde çalışıp, bröve peşindilerse  de, başka bilim adamları Fransız  Faraday ve İngiliz Herschal fikirlerini açıklamaktadırlar. Herschal sodyum hiposülfiti tavsiye edip Fotoğrafçılara bu fiksatörü hediye eder.  Bu  sıralarda  Fransız  Hyppolite  Bayard  kağıt  üzerinde çalışmaktadır.

19 Ağustos 1839’da, Paris’de Louis Daguerre’in Fotoğrafik  yöntemini açıklaması herşeyin başlangıcı oldu.

Kısa bir süre sonra kentteki bütün  mağazalar Fotoğraf çekim malzemelerini  ısmarlayan  müşterilerle dolup taştı. Evet, bu sadece bir başlangıçtı. Fotoğrafçılığın popülaritesi o kadar arttı ki, 1847’de, yani on yıldan daha kısa  bir süre içinde, sadece Paris’te 2000 kamera ve yarım  milyondan daha fazla Fotoğraf klişesi satıldı. 1853’de 10.000 Amerikalı  daguerreotypist üç milyon Fotoğraf üretti. Londra’lı  Fotoğrafçılar,  Fotoğraf çekmek için mekanlar ve  onları  geliştirmek için  karanlık  odalar kiraladılar. Londra  Üniversitesi  1856’da müfredatına  Fotoğrafçılığı da ekledi. Böylece yeni bir uğraş  ve yeni bir sanat doğmuş oldu.

Fotoğraf teknik olarak, pek  çok nesnenin  sınırsız  şekilde görüntülenmesi, anların yakalanmasıydı. Bütün meslek alanlarına açıktı.  Herkesin oynayabileceği  bir  oyundu.  Amatör  olarak  başlayan  bir   çok Fotoğrafçı hızla profesyonel oldu. Fotoğrafçılık bilimsel  buluşlarla ve teknolojik gelişmelerle yanyana giden bir sanattı.

Fotoğraf, bir ressamın yapabildiğini daha hızlı,  daha  ucuz ve daha gerçekçi olarak yapabilen  ilginç  bir teknikti.

Ressamların bir çoğu yeni sanatı hemen benimsedi, bazıları resimlerinin ön çalışmalarında kullandı. Bazıları da bu işten resimden  elde ettiğinden daha çok para kazandı. Ve bir çoğu da  bu yöntemin varlığından ürktü. Fotoğrafçıların  gelişiminden  en çok ürkenlerden biri de Maxime Du Camp’dı. Maxime Du Camp, gümüş  nitrat ve hiposülfit için parlak kırmızılarını, canlı renklerini terk eden ve karanlık odaya girmek için paletlerini atanlara “Acemi  ressamlar” diyerek onları küçümsedi.

ilk kadın portresi

Fakat sonuçta  Du  Camp’ ın kendisi de paletini atarak karanlık odaya girdi. Artık  bu tür değişimler  kaçınılmazdı. Sadece yeni sanatın  sağladığı sınırsız çeşitlilikler  değil , aynı zamanda Fotoğrafçılıktan elde  edilen gelir  de bu durumun belirleyicisi oldu. Portre,  Fotoğrafçılığın bir  çok branşından en çok kazançlı olan idi.  1849’da  yaklaşık 100.000 Paris’li Fotoğraflarını çektirdi. Bu yoğun ilgi  eleştirmen  Charles  Baudelaire’e şu sözleri söyletiyordu: “ Bizim  sefil  toplumumuz  bir parça metal üzerindeki  önemsiz  görüntüsüne bakmakta acele ederek Nearcissus gibi davrandı..”

Bütün  popülaritesine  rağmen daguerreotype on yıl  içinde seyrek  olarak kullanılmaya başlandı. Daguerre’nin  yeni buluşunu açıklamasından sadece 3 hafta sonra İngiltere’de  William Henry Fox Talbot bakır klişeler  yerine  görüntünün kalıcı olduğu  kağıtlar  bulduğunu açıkladı. Talbot, birçok deneyden sonra, calotype diye bilinen  yöntemi geliştirdi. Bu yöntem, daha önce de belirttiğimiz gibi modern Fotoğrafçılığın temeli olan  negatif pozitif  işlemini  oluşturdu. Calotype’in görüntüsü, daguerreotype kadar net değildi. Empresyonist resmin erken dönem karşılığı idi, fakat yarattığı yumuşak görüntü bir çekiciliğe sahipti. En önemli avantajı bir negatiften, istenilen sayıda baskı yapılabilmesiydi.

Her  bir daguerreotype sadece bir taneydi ve yeniden  üretilemezdi. Fakat calotype’da, negatifleri cam klişelerde yapmak için metodlar üretildiğinde geçerliliğini yitirdi. Cam negatiflerle daha hızlı baskılar ve belki de en önemlisi daha kısa ışıklama  süresi elde ediliyordu.

 

 

ilk renkli foto

1851’de  diğer  bir İngiliz, Frederick Scott  Archer,  cam üstünde  yayılabilen  ışığa  duyarlı  kimyasal  maddelerle  kaplı yapışkan  bir sıvı olan Collodion’u  buldu. Collodion  klişeleri, kısa  sürede  rutubetle  karşılaşmalı  ve  hemen   geliştirilmeli idi, çünkü  kuruduğunda, ışığa duyarlı olan kaplama  bozulurdu. Bu nedenle “Islak Klişe Yöntemi” diye adlandırıldı.

Bu buluşlar her yıl birbirini  izledi. Fotoğrafçılık  hala deneysel bir uğraştı ve bu işi üstlenen herkes tek başına bu  işi öğrenebilirdi. O  dönemde Fotoğrafçı, solüsyonlarını kendi  yapmak zorundaydı. Aynı zamanda  tozları  ezip  karıştırmak, objektifleri için merceklerini bulmak ve yerleştirmek zorundaydı. Kendi bakır, kağıt  veya cam baskısını kendisi  yapabilmeliydi. Çünkü Fotoğraf araçları  henüz  bir  bütün  olarak  bir  arada  bulunmuyordu. Bu şaşırtacak  kadar çok sayıdaki insan, zanaatkar  oldukları  kadar gerçek  birer sanatçıydılar. Fotoğrafçılığın estetik olanaklarını ve teknik potansiyelini de keşfettiler.

Fotoğrafın  ilk 20 yılında bugün Fotoğrafçıların  repertuarında olan her türden Fotoğraflar çekildi; manzaralar, natürmortlar, belgesel Fotoğraflar ve portreler.. Sonuçlar, şaşırtıcı  şekilde  başarılıydı. Manzaralar, genellikle Gustave Le Gray  tarafından görüntülendi ve Bisson kardeşler daha sonra yapılacak olan çalışmalar kadar dramatik ve çarpıcı Fotoğraflar çektiler.  Bütün bu  insanlar, kötü araçlar ve binbir güçlükle ulaşılan yeni  yöntemlerin zorlamasına rağmen zamanlarının en yüksek standartlarına erişti    1860  ‘lara girerken Fotoğrafçılar makineleriyle neleri yapabileceklerini artık  öğrenmişlerdi. Ve  artık “ne yapılması gerektiği” sorusuna yanıt aramaya  başlamışlardı.

en büyük fotoğraf makinalarından

 

 

Gelecek 20 yılda, Fotoğrafçılar bakış açılarını genişlettiler,  Fotoğrafçılığın  gerçek değerlerini ve  sınırlarını  tartıştılar. Gerçekten Fotoğrafçılığın dünyadaki rolü sorusunun doğrudan, açık ve basit bir cevabı yoktu. Sorunun cevabı, eline  kamerasını alan  her yetenekli insana göre değişiyordu.  Fakat  bu  dönemin uygulayıcıları dört kategoride çok başarılıydılar. Mimarlık, kent manzarası, olaylara tanıklık, portre ve resmi araştıran Fotoğraflar üretme sanat veya zanaatı.

Islak Klişe yöntemiyle mümkün olan daha kısa  ışıklama süresinin yardımıyla Fotoğrafçılar, hareketli konuların Fotoğraflanmasında daha fazla zorlanmayacaklardı.

havadan ilk fotoğraf

Daha fazla esneklik İngiliz fizikçi  Richard  Leach Maddox’ın 1871’de cam yerine jelatini kullanmasıyla  kazanıldı. Bundan sonra klişeler hem duyarlı hem de kuru olacaklardı.

Birçok Fotoğrafçı en iyi çalışmalarını Avrupa ‘da yapıları ve  heykelleri Fotoğraflayarak ortaya koydular. Bu kent  çalışmalarıyla bugün en fazla “şehir planlaması” öğrencilerinin  ilgilenebileceğini söylemek doğru olmasına rağmen bu çalışmaların, varlık ve yayılma dönemindeki Avrupa’nın yüksek yaşam tarzını ve tarihsel  doğruluğunu  kaydettikleri de bir gerçektir

 

Amerika’da  1861’de başlayan iç savaş, maceracı  Fotoğrafçıları,  iyi para getiren Fotoğraf stüdyolarından çıkarıp,  savaş alanlarına gitmelerine neden olmuştur. Bunların bir çoğu da portreci  Mathew B. Brady’nin  önderliğinde  toplanmıştır.  Görüntülü karanlık  oda vagonlarında gezinirken, bu  Fotoğrafçılar  dünyaya savaşın sert mücadelesini yakından izleme imkanını verdiler. Gerçek çatışmaları görüntülemeleri imkansızdı. Çünkü ıslak  klişeler bile olayları durduracak yeterli hıza sahip değildi. Fakat bu Fotoğrafçılar mücadeleyi anlamlı ve dokunaklı ifadelerle  gösterdiler. Terk edilmiş savaş alanlarını, kasabaları, ölüleri ve yaralıları, askeri suçluların infazlarını, her iki tarafın geçici ateşkes  süresince birbirlerini izleyen  askerlerini  görüntülediler. Savaşın zalim paradoksları (kahramanlık ve vahşet)  Fotoğraflarda doğrulukla ve tutkuyla gösterildi. Foto muhabirliği, İngilizcenin kelime dağarcığında henüz yer almıyordu, ama 1860’larda artık tamamıyla gelişmiş bir meslekti.

Birkaç duyarlı Fotoğrafçının ellerinde “portre”, Fotoğrafçılığın  en  etkili ve güncel şekli olduğunu  yeniden  doğruladı. Portre için oturmak birkaç yıl içinde daha kolay bir hale  geldi. Artık Fotoğrafçı, modeli hareketsiz kılmak için kafasına bir destek yaslamak zorunda değildi.

Amerika ve Avrupa’da Brady, Nadar ve Etienne Carjat objektiflerini  zamanın en iyi tanınan insanlarına  çevirdiler. İngiltere’de Julia Margaret Cameron Fotoğrafçılık tarihinin en sıradışı figürü, Viktorya döneminin kapris ve romans tadı veren allegorik manzara ve portrelerini üretti. Bu Fotoğraflar,  tarzından dolayı yağlı boya portrelere benzetildi. Fakat sadece Fotoğraftılar,  resim değil.. Fotoğrafçılık ve resim arasındaki ilişki  karışık  bir  yapıdaydı. Her iki taraf da, karşı tarafın  dost  mu, düşman mı olduğundan emin değildi. Ressamlar, çalışmalarına  katkıda  bulunması için hızla Fotoğrafçılığa yöneldiler. Bir  model, bir  seri  Fotoğraf  için kısa bir süre  poz  veriyordu.  Böylece tekrarlanan  yorucu ve belki de pahalı çalışmalar  önlenmiş  oluyordu. Fransız ressam Edgar Degas kamerayla özel açılar ve  perspektifler elde edebileceğini buldu ve yeni buluşunu  resimlerinde uyguladı. Fakat birçok ressamın kafasında Fotoğrafçılık, bazı durumlarda Fotoğrafçıların da onayladıkları gibi, en iyi  anlatımla yüksek  bir  çağrışıma yardımcı olan mekanik bir yöntem  ve  üvey evlat  gibiydi. Britanya’da bir grup, resim sanatını körü  körüne kameralarını kullanarak taklit ettiler. Sonradan  adlandırılacakları gibi (pictorialistler) resimciler kendi dünyalarını stüdyolarda  yarattılar. İdeal oluşumları resim gibi görünen,  iyi  bir sahnede yaratılan Fotoğraflardı. Halk masalları gibi  allegoriler popüler motifleriydi. Bazen 30 kadar farklı negatif tek bir baskı için  bir araya  getiriliyordu. Bitirilmiş çalışmalar  ise,  tıpkı resim gibi yaldızlı çerçeveler içinde galerilerde sergileniyordu. Bu tip Fotoğraflar, amaçlarının ne olduğu sorgulanmaksızın, hala güçlü bir çekiciliğe  sahiptir. Bunları üreten sanatçılar detayla ilgilenirler ve estetiğin kurallarına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Ve bu  çalışmalarının  Fotoğrafçılığı yücelttiğine insanları ikna etmeye  çalışmışlardır. Fotoğraflarını, onun yapay doğasını yalanlayan bir büyüyle yüklediler. Bu yöntem yaklaşık 20 yıl süresince başarılı olmuş, diğer yöntemler gibi, gelecek kuşak sanatçılar için temel çalışmalarında örnek temsil etmiştir.

1880’lerde bir gurup Fotoğrafçı gerçekliğin araştırılmasını gündeme getirdi. Üçü İngiliz olan bu Fotoğrafçılar, Fotoğrafı resim gibi göstererek sanat çalışmalarına sokmaya çalışmış öncellerine tepki gösteriyorlardı. Yeni gerçekçiler, dünyayı olduğu gibi gösteren Fotoğraflar yaratarak bütünü ile eski resimsel yaklaşımı kötülediler. Bunu tam anlamıyla başaramadılar. Her iki yaklaşımın da diğerine göre göreli yararları hakkında yapılan tartışmalar yıllarca gündemde kaldı. Stüdyolarda özenle  yaratılmış olan görkemli, şık çalışmalarla  engellenmiş olan realizm gibi güçlü bir akımı yeniden kurdular. Aynı dönemde Amerika’da vahşi batının karmaşık  ve heyecan verici devrini açıkça ifade eden  çalışmaların arayışına  giren üç Fotoğrafçı, (H.Jackson,  C.E. Watkins ve A.C.Vroman)  farklı bir gerçekliğe ulaşma yönünde çalışıyorlardı.

Batıya  giden bu Fotoğrafçılar, sınır  bölgelerine  giderek ulusça sabitleşmiş bir düşünceye yanıt veriyorlardı. Genç insanlar bu yeni ülkeye altın, arazi ve macera aramak için, gidiyorlardı. Batı özellikle ilk dönemlerde gerçekten tam bir efsane  ülkesiydi. Kırsal alanların, insanların, boş kasabaların Fotoğrafları hala çok az bulunuyordu. Dedikodular ve söylentiler bu bölge hakkındaki  tek bilgi kaynaklarıydı. Fotoğrafçılar bu durumu  değiştirdiler. Efsane asla ölmeyecekti. Fakat Henry Jackson,  Carleton Eugene Watkins ve Adam Clark Vroman bunu gerçeğe dönüştürmeye çalıştılar. Bu çabalarında Fotoğrafçılar birçok engellerle  karşılaştılar. Bu yeni ülke, insanın aklını başından alacak derecede güzeldi. Fakat atlı arabalarla bile gezmek zordu.  Kızılderililer büyüleyiciydiler fakat dostça davrandıkları söylenemezdi. Kameralar ağır ve hantaldı. O zaman baskı yöntemleri kullanışlı  değildi, bu nedenle geniş hacimli Fotoğraf klişeleri manzaranın ihtişamını yakalamanın  tek  yoluydu. Islak  Klişe ile yapılan  Fotoğrafçılık  için yeterli alet takımı hemen hemen yarım tona yaklaşan  bir ağırlığa sahipti. Fakat  bu   engellerin  üstesinden   gelindi. Bu  sonuca ulaşılmasında  Fotoğrafçıların birbirleriyle rekabet  etmelerinin rolü büyüktü.

Zayıf  fakat güçlü bir adam olan Jackson, ağır  ekipmanlarını katırlarla taşırdı. Fakat panoramik bir çekim yapmak istediğinde, ağır aletlerini sırtına yükleyerek kayalıklara tırmanırdı. Hiç  suyu kalmadığında, negatiflerini geliştirmek için  eritilmiş kar suyu kullanır, trenlerde mürettebatın Fotoğraflarını  çekerek demiryoluyla ücretsiz seyahat ederdi. Watkins’in ve  Jackson’ ın çektiği Fotoğraflar bu bölgelerin ulusal parklara dönüştürülmesinde Kongre’nin kararını etkilemiş ve böylece Batı korunmuştur.

Vroman’ın  Kızılderili kültürünü yansıtan  Fotoğrafları  o dönemde genellikle onaylanmamış, fakat önemli bulunmuştur. Bu harika  topraklarda yüzyıllardır barınmış olan kabileler  kendileri için ayrılmış olan topraklara itilmişlerdi. Kültürleri ve  bölgeleri yeni yerleşenlerin acımasız baskısının altında ezilip, yok edildi. Vroman, Kızılderililerin kaybolan dünyalarında tarihlerini ve diğer  ziyaretçilerin fark edemedikleri yanları yakalayarak  onların yaşam tarzlarını Fotoğraflarla belgeledi.

Aynı  dönemde üç ingiliz Fotoğrafçı, Peter Henry  Emerson, John Thomson ve Paul Martin günlük yaşamın tadlarını kendi  yurttaşlarına tanıtıyorlardı. Emerson bir  liderdi ve  günlük yaşamın sıradan  görüntülerinin  yorulmaz  sözcüsüydü. İyi  eğitim  almış biriydi  ve aldığı eğitimlerin arasında tıp doktorluğu da  vardı. Emerson  ,  aynı  zamanda  optik bilimin  teorisini  de  çok  iyi öğrenmişti.  Fakat en büyük inancı, sanatın ilk ilkesinin  “doğa” olduğu  fikriydi  ve kendi bilgisini o kadar zeki ve  ustaca  bir yolla uyguladı ki, Fotoğrafları insan karakterinin aldatıcı tarzda basit bir dışavurumu olarak ortaya çıktı.

İnsanlığı  yalın ve dürüst olarak  yorumlayan  Fotoğraflarıyla Malaya Yarım Adası’na, Kamboçya ‘ya, Siam Adasına, Tayvan’a ve Çin’e seyahat etmiş olan Thomson’da aynı bakış açısına sahipti.

Üçlünün  bir  diğer  üyesi olan  Paul  Martin,  kamerasını ustalıkla gizleyerek, İngiliz kıyı şeridine yaptığı kısa  gezilerinde yeni tarz bir Fotoğrafçılığın öncülüğünü yaptı.

Bu   Fotoğrafçılar   ve  onları   izleyenler   20.yüzyılın başlangıcına, realizmi canlandırarak geldiler. Onlara ve stüdyo Fotoğrafçısı  olmayanlara  göre  çektikleri  doğal  Fotoğraflarla modern Fotoğrafçılık önemli bir konuma ulaştı.

Yeni   yüzyılın  ilk  yıllarında  Fotoğrafçılık   hakkında insanların kafasında herhangi bir sorun kalmamıştı. Teknik temelleri  kurulmuştu. Çok sayıdaki usta Fotoğrafçı  artık  yaptıkları sanatla  gurur duymaya başlamıştı. George Eastman’ın Kodak  kameraları  Fotoğraf çekmeyi sıradan insanlar için bir hobiye  dönüştürdü. Fakat herkes Fotoğraf çekerse, Fotoğraf sanatçıları ne yapacaktı? Dönemin önemli Fotoğrafçılarından biri olan Alvin Langdon Coburn, bu konudaki  şikayetlerini şöyle ifade  ediyordu; “ Şimdi her  aceminin bir Brownie makinesi var. Fotoğraf bir kutu  kibrit kadar yaygın bir hale geldi. Fotoğraf, rastgele çekimler  yapılabilecek  kadar çok kolaylaştı. Ve sonunda küçümsenmeye  başlandı. Sanatımıza saygınlık kazandırmak için neye ihtiyacımız var? “

Alvin yalnız değildi. En iyi amatörlerin ve profesyonellerin bir çoğu, Fotoğrafın ne olduğu veya olabildiği konusunda  çelişkiye  düştüler. Hepsinin ortak bir düşüncesi  vardı:  Fotoğraf resim  sanatının  kötü bir taklidi ve yaşama  tutulmuş  bir  ayna değildi… O zaman Fotoğraf neydi?

Bu belirsizliği aşma adına ortaya çıkan insanlardan birisi Alfred  Stieglitz  ‘di. Stieglitz, 19.yüzyıl sanat geleneği  ile yetişmiş fakat bu eğitimin gerisinde kişisel tarzını da yaratmıştı. Diğerlerinden farklı olarak Stieglitz, resmin ve heykelin sanatın yasal formları olduğunu fakat Fotoğrafın bu yasallıktan nasibini  almadığını savunan eleştirmen ve  sanatçıların  yarattığı aşağılık  kompleksini yok etmeyi başardı. Fotoğraf sanatının  hak ettiği  yere  gelmesi için verdiği savaşta,  modern  sanat  adına  Amerika’da zaferler kazandı.

Bütün yaptığı işlerde Stieglitz hem sanatçıları desteklemiş hem de kendi özel Fotoğraf çalışmalarında , deneysel  yöntemlerin doğruluğuna olan inancını geleneksel yöntemlerin genel  tatlarına ve  yapısına karşı savunmuş ve sonunda  kazanmıştır.

Yeni yüzyılın değişim için en uygun zaman olduğu ve  bütün sanat dünyasının olgunlaştığı bir gerçektir. Stieglitz’in başarısına  ulaşmak zordu, ama yine de birkaç Fotoğrafçı  yoğun  olarak kişisel  tarzlarını ön plana çıkararak çalışmışlardır.  Bunlardan biri  Clarence H.White’dı. White, etkileyici görüntüler  üzerinde deneysel  çalışmalar yaparak Fotoğraf sınırlarını metodik  olarak genişletti. White’ın ilgilendiği tarzda Stieglitz ve çağdaşı Alvin Longdon Coburn’da çalışmıştı. Bunlar, resmin çekici  niteliklerinin farkındaydılar, ancak resimleri taklit etmek gibi bir  niyetleri yoktu. Bunun yerine, taklitler yapmadan, sanatsal  değerleri olan Fotoğraflar yapmak amacıyla sanatın estetik değerlerini kullandılar. Başarılı çalışmaları bu dönemin ürünleridir.

Aynı dönemde Avrupa’da Fotoğrafla ilgilenen bir grup,  Fotoğrafı  ve resmi oldukça farklı bir yolla birleştirmeye  çalıştılar. Peter Henry Emerson’ın önderlik ettiği natüralist  Fotoğrafçılar resime benzetilmiş Fotoğrafa büyük bir darbe  indirdi. Fakat Robert Demachy’nin liderliğinde bir çok Fotoğrafçı, negatifleri ve baskıları arasına kendi çalışmalarını  koyarak diğer  görsel sanatlarla rekabet edecek farklı  yaklaşımlar araştırmaya  başladılar. Yeni teknikler bularak veya  eski  baskı tekniklerini canlandırarak, dokular ve son baskıların imajlarını bile  değiştirdiler. Demachy ‘nin çalışmalarında olduğu gibi,  bu tarz  Fotoğraflar o güne değin üretilmiş olanlar kadar  grafiksel açıdan karmaşık ve ayrıntılıydı.

Bu  dönemin  bütün Fotoğrafçıları  sanatla  açıkça  ilgili değildi. Eugene Atget ve Lewis W.Hine çevrelerindeki dünyayı  Fotoğraflamak üzere yoğunlaştılar ve yalnızca resimsel kayıtlar olmayan  belgesel Fotoğraflar yaptılar. Atget,  yaşamını  bütünüyle Paris’i  Fotoğraflamaya adamış, katı bir yaşam süren  farklı  bir insandı.  Fotoğrafları, kenti ve kentin insanlarını, sonraki  kuşakların benimsediği belgesel Fotoğrafçılığın yalın ve temiz  örnekleridir.

Hine, endüstrileşmiş  Amerika’da  düşük   ücretle    kötü koşullarda  işçi çalıştıran yerlerdeki göçebelerin  özellikle  de çocukların   ve  işçilerin  sömürülmesini    göstermek   amacıyla Fotoğraflar çekti. Hine, oldukça fazla seyahat eden, yaşamı sorgulayan bir insandı. Fotoğrafçıların sosyal bir eleştirmen olduğunu savunan geleneğin kurucularından biri idi.

Bu gelenek, 1930’ların ekonomik buhran döneminde  Amerika’ nın  en  iyi Fotoğrafsal yorumunu üretti. Aynı  zamanda  sanatsal birçok  kriter Hine’a rehberlik etti;  kompozisyonlarını  formun, çizginin ve dengenin katı ilkelerine göre düzenledi. Fakat  Hine’ ın Fotoğraflarının zorlayıcı gücü klasik sanata olan  bağlılığından  kaynaklanmaz. Aksine Fotoğrafçının konularına olan  sempatisinden kaynaklanır. Benzer duygular ve çalışmalarındaki entelektüel kontrolün yardımıyla, bu dönemin en iyi Fotoğrafçıları,  Fotoğraf sanatını 20.yüzyıla güvenle taşıdılar.

1920-40  döneminin başlarında ve sonunda,  dünya  savaştan yorulmuş ve yıpranmıştı. Bu yıllar arasında, dünya anarşiyi, hayal kırıklığını, yanlış amaçlar ve son olarak savaş için  silahlanma yarışını  yaşıyordu. Bu yirmi yılın en iyi Fotoğrafçılarının  sevimli  görüntülere, resim taklitçiliğine, yapaylığa ve  çelişkili olarak harfi harfine uygulanan realizme karşı gelmeleri şaşırtıcı değildir.

Fotoğrafçılık  bu dönemin başlamasından çok kısa bir  süre önce o sevimli görüntülerden uzaklaşmıştı. Amerikan sanat Fotoğrafçılığının büyük ustası Alfred Stieglitz, bütün bunları  reddetti. Philedelphia’daki Wanamaker sergi salonundaki 1.100  Fotoğraftan  55’ine  ve uzlaşmaz bir realist olan Paul  Strand’e  iki önemli  ödül  verildi. Stieglitz, bu konuyla  ilgili  düşüncesini şöyle ifade etmişti: “Gerçeği aramak benim vazgeçilmez  düşüncemdir.”

Amerika Birleşik Devletleri ordusunda hava Fotoğrafçısı  olarak  görevlendirilmiş olan Edward Steichen, 1.Dünya  Savaşı’ndan geri  döndüğünde bütün Fotoğraflarını yaktı. Kendini yalın  Fotoğrafçılığa  adadı ve o yaz tam bir realizme erişmek  ve  mükemmel  bir  kontrol düzeyini yakalamak için, siyahtan beyaza  derecelendirilmiş  tonların yer aldığı beyaz bir fincan ve tabağı  1.000′ den  fazla  sayıda Fotoğrafladı.

Edward Weston “soft focus”(yumuşak netlemeli) çekim tekniği ve çarpıcı tonal etkiyi yaratan  yıldız  adaylarının portrelerini de  çekerek  bir  hayli yüksek ücretler alan varlıklı bir Fotoğrafçıydı,fakat özel efektlerden  ve rötuşlardan bıkmıştı. Weston “Uzlaştım ve kendimi  sattım” diye yazmıştır. Başka bir zamanda şöyle yazmıştı; “Ben  yalnızca rolümü oynamak için donandım.” Bir gün Weston sahip  olduklarını bir kenara atarak Mexico’ya gitti.

Devrim  sadece Amerika’da değil bütün dünya  Fotoğrafçılığında yaşanıyordu. Almanya’da 1920’lerde   Albert  Renger-Patzsch şöyle diyordu: “Eğer Fotoğraflar gerçekle ilgili nesnel değerler taşımıyorsa hiç bir şeydir.”

Bu dönemde yeni geliştirilen minyatür kamera, farkedilmeyecek derecede küçük, her koşulda Fotoğraf çekilecek kadar hızlıydı. Bu  kameralar, konularını poz vermeden yakalayan Erich Salomon’a foto muhabirliğin  tekniklerine öncülük etmesinde yardımcı  oldu.  Sıkıntı vermeden ve sıklıkla gizlice çalışarak diplomatik  konferansları, devam  eden mahkemeleri, Birleşik Devletler  Anayasa  Mahkemesini bile görüntüledi. Sanatsal değeri olmayan ancak doğal ve  değerli belge Fotoğrafları çekti.

Başka bir grup Fotoğrafçı savaşa isyan etti ve  yeteneklerini,  kalıplara sık sıkıya bağlı olan realizmi rezil  etmek  ve esrarlı  göstermek için kullandılar. Man Ray ve Laszlo Moholy  Nagy kamerayı  bir org gibi kullandılar, bunu çift ışıklamalar,  fotomontajlar, solarizasyonlar kullanarak yaptılar. Dünyaya karşı geliştirdikleri   küçümseyici  bakış açılarını ve onun  sahte,  yüzeysel  değerlerini Fotoğraflarında gösterdiler ve yetersiz  saygınlıklarını  abarttılar.  Yüzeysel görünüşün  altındaki  gerçeği göstermek için yeteneklerini sonuna kadar kullandılar.

 

Nikolay Lenin’in bir zamanlar gözlemlediği  gibi: Devrimler yıktıkları  kadar yaratırlar. Zamanla Fotoğrafik devrim de  kendi kurumlarını  oluşturmaya  başladı. Bunların en  özverili  olanlarından biri de “f/64” grubudur. Bu grup adını bazı kameralarda bulunan en kısık diyafram açıklığından almıştır. Böyle bir diyafram açıklığı  doğal olarak maksimum netlik verir. Grubun  gerçeklikle eşit  saydığı hoş detaylar ve keskinlik bu diyafram açıklığı  ile mümkündü.

Sonraki birkaç yıl içinde ABD hükümeti Fotoğraf  kurumlarını oluşturdu. Ekonomist Roy  Stryker  kiracı  çiftçiler  ve  ürünleriyle borçlarını ödeyen çiftçilere yardım etmek için çağrıldığında, Fotoğrafların en iyi savunma yolu olduğuna karar verir. Stryker, aralarında Dorothea Lange, Walker Evans ve Ben Shan’ın da yer  aldığı  efsanevi Fotoğrafçıları, kırsal kesimin yoksulluğunu  Fotoğraflamak  için gönderdi. Bunlar çiftçilerin kötü  koşulları  ile ilgili  gerçekleri görüntülediler. Fotoğraflar gazete ve  dergilerde geniş bir ilgi uyandırdı. Sadece çiftlik programını  anlatmak  için değil, aynı zamanda diğer Fotoğrafçıların bu  bölgelere gidip gerçeği görüntülemelerine esin kaynağı oluşturmuşlardır.

Tinsel olarak Fotoğrafçılığın bu kuşağı oldukça başarılıydı. Bu insanlar maddi olarak çok az şey kazandı. Weston uzun süre yoksulluğun sınırında yaşadı. Weston’un günlüğü, insanın içini karartan cümlelerle doludur. ”26 Haziran 1927, Pazar, Çok şanssızım. Chandler  alışveriş için verdiğim 5 doları kaybetti. Bu bir  baskıdan  elde ettiğim 10 dolardan  arta kalan paraydı ve  beni  bir hafta idare edebilirdi.”

Andre Kertesz, Vogue, Harper’s Bazaar ve Town  and  Country dergileri için çektiği moda Fotoğrafları ile zenginleşti. Kertesz, iyi  bir gelir sağladığı dergileri bıraktı ve gerçekçi  Fotoğrafa geri döndü. Gerçekçiler, Fotoğrafta belirgin bir görev  duygusuna sahipti.  Dünyaya kendilerini olduğu gibi göstermek istediler  ve iki dünya savaşında olduğu gibi yansıtmakta başarılı oldular.

Louis  Daguerre’in  buluşunu dünyaya ilan  etmesinden  bir yüzyıl sonra, Fotoğraflarla karşılaşmadan geçen bir gün hemen hemen hiç yoktu. Fotoğraflar her yerdeydi. Dergilerin, gazetelerin, kitapların sayfalarında, müzelerin duvarlarında, otobüslerin  kenarlarında ve büyük ilan panolarında, yaşamdan daha parlak  renklerle  kullanılan Fotoğraf, artık yaşamın ayrılmaz bir  parçasıydı. Yüzyılın  ortalarında, İkinci Dünya Savaşını takip eden hızlı gelişme döneminde Fotoğraf makinesi üreten şirketler  milyonlarca doları  kameralara, filmlere, ışık ölçerlere, flaşlara ve her yıl artan oranlarda gelişmekte olan Fotoğraf makinelerine yatırdılar. 1954’de  Amerika’da 17.293 profesyonel Fotoğraf  stüdyosu  vardı. Aynı yıl amatör Fotoğrafçılar iki milyar Fotoğraf çekti.

Peki Fotoğraf sanatı ne durumdaydı? Ustalar neler yapıyorlardı?

Bazen  hiçbir şey kesin olarak yeni gibi görünmüyordu. Hiç bir ikon kırılıp parçalanmadı ve hiçbir yeni ilah ortaya çıkmadı. Çünkü  ana temalar zaten oluşturulmuştu. Şimdi, daha  önce  öncülük etmiş teknikleri  geliştirmek, sadeleştirmek  ve  ilk  yıllardaki buluşları kullanmak zamanıydı. Bu dönemin Fotoğraflarından  bazıları o güne kadar yapılmış olanların en iyilerindendi. Hiçbir fotomuhabiri  olayları anlatan anları Henry  Cartier-Bresson  kadar muhteşem bir şekilde yakalayamamıştı. Bresson, Erich Salamon ve Andre Kertesz tarafından açılmış olan yolda ilerliyordu. Arnold Newman  ve Philippe  Halsman gibi portreciler daguerreotype gibi eski  gelenekleri  devam ettirdiler, fakat bu yönteme yeni  psikolojik  bir derinlik ve teknik yeterlilik kazandırdılar.

Bununla birlikte, yeni şeyler oluşmaya başlıyordu. Bunlardan  biri  Fotoğrafçılığın farklı branşlarının  arasında  yapılan zengin bir çapraz üretimdi. Dergilerin sayfalarında hızla  gelişmekte olan fotomuhabirliği, Fotoğraflarında kişilikleri aktarmaya  çalışan  portre Fotoğrafçılarının yaklaşımını yoğun olarak  etkiledi.  Newman, sanatçıları kendi sanat araçları ile  görüntüledi; Bir  müzisyeni  piyanosuyla, bir ressamı resimleriyle…  Klasik portre ustası olan Yousuf Karsh bile Nikita Krushchev’i, Rus köylüsünün  ölümsüz sembolü olan kürk paltolarla sarıp  sarmalayarak çekti. Deneysel Fotoğraf ustalarından Man Ray ve  Moholy-Nagy’nin miras bıraktığı güçlü bir sürrealist etki, portrecilerin ve fotomuhabirlerinin çalışmalarına renk kattı. Halsman’ın çok  sayıdaki Salvador  Dali portresi, sanatçıyı fantastik, havada asılı  duran ürkütücü bedenlerden yapılmış kabusumsu ortamlarda gösterir. Bill Brandt, yaratıkların, bedenlerin garip ırmakları, Fotoğrafta akar gibi görünen, görsel olarak çarpıtılmış nü Fotoğraflar üretti.

Daha derin bir itici güç, birçok Fotoğrafçının  çalışmalarına egemen olmaya başlamıştı. Yıllardır yaptıkları çalışmalardan  daha bilinçli duygusal Fotoğraflar çektiler, Fotoğrafçılar  şimdi kameralarının önüne kendi duygularını aktaran konularını  yerleştirdiler. Sanatçının kişisel görüş açısı, her zaman muhteşem  Fotoğraflar yapmanın yolu olmuştur.

1930’larda özgün Fotoğrafçılık moda olduğunda Fotoğrafçılar genellikle  kendi  bakış açılarını  konularının seçiminde ifade ettiler; etkileyici bir manzara, aşıklar arasındaki sıcaklık, ekonomik buhranın sıkıntısını yüzünde yansıtan göçmen gibi..Fotoğrafçı seçimini yapınca, görüntüyü kaydetmek üzere  kamerasını kullandı. Aynı yöntemle fotomuhabirleri de nesnel haber Fotoğrafları  ürettiler. Fakat bazı Fotoğrafçılar köşe yazarları gibi kişisel yorumlarını sunmaya başlıyorlardı.

Brandt’ın belgesel Fotoğraflarını dolduran karanlık, kendi içine dönük ve inceleyici özelliği Fotoğraflarını görsel bir  şiire dönüştürüyordu. Başka bir fotomuhabiri de W.Eugene Smith’dir. Smith  insanlığın  kederlerini ve  mutluluklarını  Fotoğraflarken zorlandığından sözeder.

1930’larda  Edward Weston ve Ansel Adams’ın kurduğu  Fotoğraf okulu f/64 grubunun ortaya attığı ilk  kavramdır. Amacı kendi özüne dönüşü anlatan, Fotoğrafların en titizi gibi görünen, dünyayı  teknik olarak mükemmel bir kameranın gördüğü gibi  ifade etmekti.  Fakat grubun üyeleri garip bir şekilde nesnel  olmayan, neredeyse  mistik ifadeler kullanmaya başladılar. Adams,  1948’de şöyle diyordu: “Fotoğraf sevginin ve gizli olanın açığa çıkarılmasının  aracıdır,  aynı zamanda yüzeyin altındakileri  görmeli  ve bütün herşeyde yaşayan insanlığı ve doğayı kaydetmelidir.”

Fakat,  belki en içteki duyguların  dışavurumuna,  dönemin diğer bir Fotoğrafçısı Aaron Suskind tarafından ulaşıldı. Suskind 1952’nin yazında çekilmiş yakın plan Fotoğrafları yorumlaması istendiğinde şöyle der: “Aslında kayalarla ilgilenmiyorum, ben kendimle ilgileniyorum.” Onlarca yıl önce hiçbir Fotoğrafçının yapmayı düşünmemiş olduğu bir açıklamaydı bu. Fakat 1970’lerde o ciddi Fotoğrafçılar bunu tamamen tuhaf olarak yorumladılar.

(Bundan sonraki aşamaları sizler için derleyip yayınlamaya çalışacağız*)

Hazırlayan : Cengiz Oğuz Gümrükçü

Kaynak: http://www.belgeselFotoğraf.com

*Nar Sanat Editör

Not : Yazının orjinalinde fotoğraflar olmayıp editörümüz tarafından yazıya fotoğraflar sonradan eklenmiştir.

 

 

Çektiği ve Çekemediği Fotoğraflarıyla Sabahattin Ali sergisi

Sabahattin Ali’nin yaşamında önemli yeri olan insanlar, gezdiği, gördüğü yerler, görüntülediği fotoğrafların yer aldığı; “Bir Fotoğraf Camı” Çektiği ve Çekemediği Fotoğraflarıyla Sabahattin Ali sergisi açıldı ve ziyaret etmeye değer.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi işbirliği ile düzenlediği “Bir Fotoğraf Camı” sergisinde, 41 yıllık kısa yaşamına çok sayıda eser ve tercüme sığdıran, Türkiye’nin farklı yerlerinde öğretmenlik yaparken öğrencileri üzerinde derin izler bırakan, Ankara’da Devlet Konservatuvarı’nın kuruluşunda ve ilk öğrencilerinin yetişmesinde büyük emeği olan Sabahattin Ali’nin en büyük tutkularından biri olan fotoğrafları, kişisel evrakı ve bazı özel eşyaları sergileniyor.
Sergi, Sabahattin Ali’nin yaşamöyküsünün fotoğraflarla anlatıldığı ilk bölümün ardından, yazarın yaşamından seçilmiş temalarla devam ediyor. Serginin yazarın ailesi, çocukluğu, gençliği, Almanya’da yaşadığı yıllar, öğretmenlik, askerlik, evlilik ve babalık dönemleri gibi başlıklı bölümlerinde ise yazarın fotoğraflarına kişisel evrakı ve eşyaları da eşlik ediyor.

Nâzım Hikmet’in Bursa Hapishanesi’nden gönderdiği mektup ve ilk kez bu sergide görülecek bir fotoğrafı, Orhan Veli Kanık’ın imzalı kitabı, Sabahattin Ali’nin gözlüğü ve Paşakapısı Cezaevi’ndeyken üzerinde olan takım elbisesi de serginin önemli parçalarından… Sabahattin Ali’nin Objektifinden başlıklı bölümde de ilk kez bu sergide görülebilecek fotoğraflar var. Ayrıca sergide yer alan ve Sabahattin Ali’nin 1939 yılında Sivas yolunda çektiği fotoğrafları ile eşi ve kızı Filiz Ali’ye ait fotoğraflar da sanatsal olarak dikkate değer.

Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali’nin annesinin sakladığı evrak ve eşyalar içinden çıkardıklarıyla oluşan bu sergi, usta yazara bir kez daha yakından bakmamızı sağlıyor. Ve bir kez daha faili meçhul cinayetlerle yok olup giden onca insandan biri olarak Sabahattin Ali karşısında bizi suskunluğa davet ediyor.

3 Şubat – 3 Mart 2012 tarihlerinde görülebilecek sergi kapsamında, aynı gün saat 15.00 – 16.30 arasında Filiz Ali ve Sevengül Sönmez ’in katılacağı sergi bağlamında bir de söyleşi gerçekleşecek ve saat 17.00’de Filiz Ali kitap imzalayacak.

A’dan Z’ye Sabahattin Ali kitabından “fotoğrafçılık” maddesi:

Fotoğrafçılık

“Aliye Ali eşinin fotoğraf çekmeye olan düşkünlüğünü şöyle anlatmaktadır: ‘Yazı dışında en büyük merakı fotoğraftı. Nereye giderse gitsin Kodak kutu makinesini ve üç ayağını yanından hiç eksik etmezdi. Evde saatlerce bir lamba ışığı altında fotoğraflarımızı çekerdi.’

Öldürüldüğünde yanındaki fotoğraf makinesinde yola çıkmadan bir gece önce Mehmet Ali Cimcozların evinde çektiği fotoğraflar bulunmaktadır. Mahkeme sırasında makinenin içindeki film tabettirilmiştir. Ölümünden sonra devlete borcu olduğu için eşyaları ailesine verilmeyen Sabahattin Ali’nin fotoğraf makinesi de diğer eşyalarıyla birlikte kaybolup gitmiş. Filiz Ali yıllar sonra Kırklareli’ndeki Kültür Günleri’ne katıldığında yanına yaklaşan genç bir hanım, Sabahattin Ali’nin fotoğraf makinesinin evlerinde olduğunu, babasının makineyi o yıllarda polisten satın aldığını söylemiş. Bu genç hanım Filiz Ali’ye adresini vermediği için ona ve dolayısıyla da Sabahattin Ali’nin fotoğraf makinesine ulaşmak mümkün olmamış.

Sabahattin Ali’nin evrakı içinden yüzlerce fotoğraf çıkmıştır. Hemen hepsini Kodak kutu makinesiyle çektiği bu fotoğraflarda, ailesini, dostlarını ve gezip gördüğü yerleri ölümsüzleştirmiş. 1940’lı yılların Ankarası’na ait fotoğraflar, Efes Harabeleri’nin 1940 öncesi hali ve anılarda kalan İstanbul sokakları, elinde bakraçla yoğurt taşıyan köylü kadını ya da kameranın arkasında babasına gülümseyen Filiz Ali. İsa Çelik Sabahattin Ali’nin fotoğrafçılığını şöyle değerlendirmektedir: ‘Bunlar bir amatör fotoğrafçının fotoğrafları, ama sıradan bir amatörlük değil onunki. Yazılarında belirgin bir biçimde görülen, edebi sanatlara yaslanmak yerine yalın, duru bir dille olayın ya da durumun sosyal ve politik çözümlemelerinden okuyucunun -toplumun- alacağı ‘marjinal fayda’nın önde tutulması kaygısı fotoğraflarında da görülüyor. Elimde bulunan fotoğraflarındaki kompozisyonlar, leke ve ışık değerleri son derece çağdaş.’

Filiz Ali babasının kimi fotoğraflarının halkevlerinde düzenlenen yarışmalarda ödül aldığını söylemektedir.”
 

Sevengül Sönmez, A’dan Z’ye Sabahattin Ali, YKY, İstanbul 2009

 Kynk:  http://www.cumhuriyet.com.tr

DERRICK SANTINI: The Magpie

1.12.2011 – 31.12.2011
Açılış: 1 Aralık 2011 Perşembe, 18:30

SODA, dünyaca ünlü İngiliz fotoğraf sanatçısı Derrick Santini’nin ‘’The Magpie’’ adlı sergisine 1-31 Aralık 2011 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

Judi Dench, Zadie Smith, Clive Owen, Lady Gaga gibi günümüzün ikonlaşmış isimleriyle çalışmış, moda, müzik ve reklam dünyasının aranılan isimi Derrick Santini’nin, başarılı fotoğrafçılık geçmişinin bir uzantısı olarak gerçekleştirdiği ‘’Lenticular Artworks’’ çalışmaları 31 Aralık’a kadar SODA’da.

Fotoğraf karesinde dondurulmuş imajların, dilimlenip lens görevini gören damarlı bir plastik tabakaya basılmasıyla oluşan bu özel teknikteki eserler ışıklı panolara yerleştiriliyor. İzleyenlerin önünden geçtikçe hareket eden, Santini’nin canlı modeller kullanarak gerçekleştirdiği çalışmalar filmsel olduğu kadar seksi ve provakatif de.

DERRICK SANTINI

Derrick Santini 1965’te Scarborough, North Yorkshire’da doğdu. Henüz 14 yaşındayken annesinin eski AGFA kamerasıyla çekmeye başladığı resimlerle fotoğrafa olan ilgisini keşfeden sanatçı Harrogate College ve The London College of Communication’da eğitimlerini tamamladı. ‘’Hayattan kesitler’’ olarak tanımladığı fotoğraflarının her biri birey, toplum, kültür ve özellikle de insan hallerinin bir ifadesi olan anlatımlar taşımakta. New York, Paris, Londra ve Pekin gibi dünyanın bir çok büyük kentlerinde sergileri gerçekleşen sanatçının seçilmiş işlerini topladığı ve Dazed Books tarafından 2005’te yayınlanan,’’Persona’’ adlı bir kitabı da bulunuyor.

Röportaj ve bilgi taleplerinizi [email protected]‘a iletebilirsiniz.

Detay bilgi : http://www.sodaistanbul.com

 

Aşağıda Fotoğrafın kısaca gelişimini okuyacaksınız ve okuduktan sonra Fotoğraf sanatı ile buluşmak ve anlarınızı ölümsüzleştirmek isterseniz veya Fotoğraf Sanatını bir hobi haline getirmek isterseniz Nar Sanat hizmetinizde.

Sizlere sadece fotoğraf makinesinin deklanşörüne basmayı öğretmiyoruz. Kursumuza katıldığınızda Fotoğraf ile sanatın içersinde olmayı,  ölümsüleştireceğiniz her anınıza sanat katmayı öğreneceksiniz.

Bildiğiniz gibi; Florya, Ataköy, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Şirinevler, Zeytinburnu, Küçükçekmece’den  Bakırköy’e tek araçla ulaşabileceğiniz ve Meydana 3 dakika yürüme mesafesinde bulunan M.E.B.  onaylı Sertifika vermeye yetkili olan Kurumumuzda, nitelikli eğitmenler ve huzurlu bir ortamda ders yapmanız ve dönem sonunda M.E.B. Onaylı sertifikanıza da sahip olmanız mümkün.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olmadan Yasadışı ve Kaçak Sanat eğitimi veren yerlerde alacağınız eğitim sizlere bir şey sağlamayacağı gibi resmi bir belgede almanız mümkün değildir. Eğitim alacağınız yerin M.E.B ‘na bağlı bir kurum olup olmadığını hem zamanınız, hem de paranız ve daha da önemlisi alacağınız eğitimin kalitesi açısından lütfen sorgulayınız.

Tüm Branşlarda Sanat Eğitimi Nar Sanat’da.

Ücretsiz Tanıtım Dersi :  Pazar Günü (Yarın) 20 Kasım 2011, Saat : 13:00 – 15:00  Bekliyoruz.

FOTOĞRAF

Fotoğraf, doğada mevcut gözle görülebilen maddi varlık ve şekilleri, ışık ve bazı kimyasal maddeler yardımıyla ışığa karşı duyarlı hale getirilmiş film, kağıt veya her hangi bir madde üzerine saptayan fiziksel ve kimyasal bir işlemdir. Kelime Yunanca ışık anlamına gelen “photos” ve yazı anlamına gelen “graphes” kelimelerinden oluşmaktadır. Yani ışıkla yazmak anlamına gelmektedir. Fotoğrafçılık uluslararası bir dildir ve modern hayatta üçüncü bir göz vazifesi görür. Fotoğrafçılık bakmakla görmenin ayrı ayrı şeyler olduğunu kanıtlar. Fotoğraf bugünkü gelişme devrinde bir bilim ve diğer bilim kollarının da hiç şüphesiz ki en büyük yardımcısıdır.

TARİHÇESİ

Fotoğrafçılığın başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Fotoğraf tarihi karanlık kutu içinde görüntü elde etmenin tarihi olduğu kadar, bu görüntüleri fotokimyasal yollarla saptamanın da tarihidir.

Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam adlı bir Arap’ın Gümüş Nitrat’ın güneş ışığı etkisiyle karardığını bulması ve 15. asırda büyük sanatçı Leonardo da Vinci’nin karanlık odada mevcut ufak bir deliğin dış dünyadaki görünümlerini aksettirmesi fotoğrafçılık tarihindeki önemli başlangıçlardır. Sanatçılar Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular. Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntü görebiliyordu. 18. yüzyılda karanlık kutunun bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam konularak görüntü kutunun dışında görülebilir hale getirildi.

Işığın kimyevi maddeler üzerindeki etkisi ve gümüş tuzlarının görüntü sapma duyarlılığı 200 yıl önceden biliniyordu. 1725 yılında, kireç ve gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğunda kağıt üzerinde bu şeklin bir görüntüsünün meydana geldiği görülmüştür. 19. yüzyılın başında kağıt, gümüş nitrat çözeltisine batırılarak negatiflerin elde edilmesi başarıldı. Fotoğrafçılığın ilk ve esaslı gelişmesi, vernikle saydam hale getirilmiş olan kağıt üzerindeki bir görüntünün kalay levha üzerine getirilmesidir. Daha sonra, Yuda Bitümü ile kaplanmış kalay levha üzerine düşürülen bir görüntüde güneş ışığı düşen yerlerin beyazlaştığı görülmüştür.

Niepce ile başlayan fotoğraf çalışmaları 1829 da Jacques Mande, Daugerre ile birleşip 1837 de Daugerreotype’ı ortaya koymalarıyla birden gelişim göstermeye başladı. Bu işlem gümüşle karıştırılmış bakır bir levhanın sünger tozu ve zeytinyağı ile silindikten sonra 1/16 oranında su ve nitrik asit birleşiminde yıkanıp hafif bir ateşte ısıtılmasını ve ikinci defa nitrik aside batırılmasını gerektiriyordu. Böylece hazırlanan levha iyoda batırılıp makineye yerleştiriliyor, ışık durumuna göre 5 ile 40 dakika poz veriliyordu. Elde edilen görüntü 47.5ºC ısıdaki cıvayı kapsayan bir tepsinin içine konulana kadar ortaya çıkmıyordu.

1840 yılında ışığı 16 kere fazla geçiren bir mercek kullanılarak poz süresi düşürüldü. Daugerre tipi ile elde edilen görüntü çok net olmakta ise de gümüş bakır karışımı levhanın kolayca kırılması ve bu yönden çok pahalı olması fazla gelişmesini önledi.

Aynı süreler içinde Henry Fox Talbot bir takım kimyasal maddelere batırılmış kağıtlar üzerinde görüntü elde etmeyi başardıysa da yavaş yavaş kararması ve görüntünün net olmaması nedeniyle kolayca unutuldu. Ancak Talbot’un bu buluşu için ilk defa “FOTOĞRAF” kelimesi kullanılmıştır. Bir süre sonra da negatiflerin pozitife çevrilmesi başarılmıştır. Böylece modern fotoğrafçılığın temeli atılmıştır.

Daha sonra fotoğraf kağıtları, yumurta akına batırılarak pürüzsüz bir yüzey elde edilmiştir. Ancak bu yöntem ayrıntıları ortaya çıkarmakta başarısız olmuştur. Yumurta akının iyotlaşması ise başarılı sonuç vermiştir. Bundan sonra ıslak levha yöntemi daha donra da kuru levha yöntemi bulunmuştur.

Bu tarihlerde bir fotoğraf çekebilmek için ulaşılabilmiş en büyük poz süresi 1/25 saniye idi.

1852 yılında George Eastman, Kodak makinelerinde 10 poz çekebilen bromür kaplı Jelatin rulolar bulunan Kodak fotoğraf makinelerini piyasaya sürerek çok büyük aletler taşıması gereken fotoğrafçıya kolay hareket imkanı sağladı. Fotoğraf çekildikten sonra makine fabrikaya gönderiliyor ve jelatin film kağıttan ayrıldıktan sonra bir cam üzerine yerleştiriliyor ve sonra yeniden makineye film doldurularak sahibine iade ediliyordu.

1870 de Hermann Vogel emülsiyonları muhtelif banyolara batırılarak duyarlılıklarını arttırma yolunu buldu. 1880 yılında kırmızıya karşı duyarlılığı çok sınırlı olan ortokomatik filmin yanında, pankromatik filmler ortaya çıktı. Fotoğraf 19. ve 20. asırda değişik astigmat merceklerin, selüloz asıllı filmlerin kullanılması, fotoğraf makinesi ve film sanayinde gelişmelerle günümüzdeki durumuna geldi.  Tacettin Teymur (Kaynak : http://www.fotograf.s5.com/fottar.htm)

Şunun için etiket arşivi: Fotoğrafçılık

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi