festivale

festivale konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. festivale konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. festivale konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri festivale konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

tiyatro-kursu

tiyatro-kursuBursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) ve ASSITEJ Türkiye Merkezi tarafından bu sene 21’incisi düzenlenen “Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali”, ‘Moliere Efendi’ adlı tiyatro gösterimiyle başladı.
Türkiye’nin en büyük ve en geniş çaplı sahne sanatları festivali olan 21. Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali, 7-22 Ekim tarihleri arasında Türkiye, Meksika, Uruguay, Çek Cumhuriyeti, İran, Rusya, Estonya,Yunanistan ve İtalya’dan olmak üzere toplam 9 ülkeden 24 ekibin iştirakiyle başladı. 17 ilçede yapılacak olan festival kapsamında 28 sahnede 70 gösteri sahneleyecek. 10 atölye çalışmasının yapılacağı festivalin, 10 binin üzerinde çocuk ve gence ulaştırılması hedefleniyor. Merinos AKKM Orhangazi Salonu’nda yapılan açılış törenine, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şükrü Köse, BKSTV Başkanvekili Mehmet Erbak, Assitej Türkiye Başkanı Prof. Dr. Tülin Sağlam, Büyükşehir Belediyesi eski dönem başkanı Ekrem Barışık, öğrenciler ve yabancı davetliler katıldı.
Başkanvekili Şükrü Köse, Bursa’nın tarihi, kültürü ve sosyal hayatıyla Türkiye’yi en iyi şekilde temsil eden şehirlerden birisi olduğunu söyledi. Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’yı Avrupa’nın ve dünyanın en gözde şehirlerinden biri yapmak amacıyla var gücüyle çalıştığını ifade eden Köse, Bursa’da üretilen değerlerinden bunu ispatladığını dile getirerek, “Uluslararası Bursa Festivali, Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması, Kukla ve Gölge Oyunları festivali gibi birçok organizasyonla şehrin kültürel hayatına katkıda bulunuyoruz. Şehir tiyatrosu ve diğer oluşumlar da Bursa’nın sanat hayatına renk katıyor. 1996’da başlatılan ve bu sene 21’incisi yapılan Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali de şehrin simgesi olmuştur. Geniş yelpazeyi kapsayan festivalle, yerli ve yabancı toplulukları 21 senedir Bursa’da buluşturuyoruz. Bu sene 9’u yerli olmak üzere 24 ekip katılmaktadır. 28 sahnede 70 gösteri sahneleyecektir. Festivalin 10 binin üzerinde çocuk ve gence ulaştırılması hedeflenmektedir. Ayrıca kardeş şehirlerimizden gelen konuklar festival havasını ve şehrin dokusunu hissedecektir. Festivalin gençlerimize ve çocuklarımıza yeni ufuklar açmasını diliyorum.
BKSTV Başkanvekili Mehmet Erbak ise, festivalde emeği geçenlere ve dünyanın 7 ülkesinden gençlere teşekkür etti.
Assitej Türkiye Başkanı Prof. Dr. Tülin Sağlam, bir festivalin 21 senedir yapılmasına katkı sunan Büyükşehir Belediyesi’ne, BKTSV’ye ve Assitej Türkiye’ye, festivale katılan sanatçılara ve tiyatroya her zaman destek olan seyirciye ve gençlere teşekkür etti.
Konuşmaların ardından BGST Tiyatro Boğaziçi’nin ‘Moliere Efendi’ adlı tiyatro oyunu sahnelendi. Oyun, öğrenciler tarafından büyük ilgi ve keyifle izlendi.

 

Kaynak: Milliyet

tangonun-krallari-istanbula-geliyor,a6MzkPlPm06zDkYupeG7UA (1)

Aşk, tutku ve özlemin müziği tangonun, günümüzde ki en güçlü temsilcilerinden “Los Reyes Del Tango Orkestrası”  geçen sezon çok beğenilmesi üzerine bir kez daha 6 Mart’ta TİM Show Center’da izleyicisiyle buluşuyor…

Türkçe adıyla “Tangonun Kralları olarak bilinen Arjantinli orkestra, İstanbul’da verecekleri tek konserle TİM Show Center’da müzikseverler ile buluşacak.  Tango tarihine damgasını vurmuş eserlerin seslendirileceği konserde, dünyanın en iyi 6 tango çifti olarak gösterilen dansçılar da orkestraya eşlik ederek izleyenlere muhteşem bir görsel şölen sunacaklar.

EFSANE JUAN D’ARİENZO’NUN İZİNDE

Yaşları 69 ile 82 arasında değişen 8 müzisyenin oluşturduğu “Los Reyes del Tango”, Arjantin’in müzik efsanesi Juan d’Arienzo’nun eşsiz stilini yaşatmaya devam eden tek orkestradır. Orkestra, Arjantin tango dünyasında “Ritmin Kralı” olarak da anılan, tango müziğinin altın çağı sayılan 1940 ve 1950’li yıllara damgasını vuran ve yüzlerce unutulmaz esere imza atan Juan d’Arienzo’nun güçlü müziğini günümüzde en iyi şekilde temsil etmektedir.

İtalya, İspanya, Portekiz, Avustralya, İsviçre, Ekvator, Kolombiya gibi birçok ülkede başarılı performanslar sergileyerek, ayakta alkışlanana orkestra, 1999 yılından itibaren Buenos Aires’te düzenlenen dünyanın en ünlü tango müzik festivali Uluslararası Arjantin Tango Kongresi’ndeki konserlerde sahne almış ve Arjantin halkının gözdesi olmuştur. Seyirci tarafından en saygı duyulan orkestralardan biri haline gelen Los Reyes del Tango festivale katılan tüm ünlü gazetelerden ve müzik eleştirmenlerinden en iyi notları toplamıştır.

Del BUONO (İtalya)

ORKESTRA ÜYELERİ

  • Luciano Rafael Orive (Buenos Aires, 1945) – Bandoneon
  • Anibal Cauda (Buenos Aires, 1940) – Bandoneon
  • Fausto Mario Danesi (Buenos Aires, 1936) – Bandoneon
  • Angel Berrocoso (Buenos Aires, 1938) – Keman
  • Alberto Gancedo (Buenos Aires, 1932) – Keman
  • Armando Solari (Buenos Aires, 1933) – Keman
  • Oscar Enzetti (Buenos Aires, 1938) – Piyano
  • Ricardo Sanchez (Buenos Aires, 1937) – Kontrbas
  • Victor Solari (Buenos Aires, 1933) – Bandoneon

 

ORKESTRAYA EŞLİK EDECEK DANSÇILAR

  • Javier RODRIGUEZ & Moira CASTELLANO (Arjantin)
  • Adrian FERREYRA & Dana FRIGOLI (Arjantin)
  • Sebastian JIMENEZ & Nadia JOHNSON (Arjantin)
  • Carlitos ESPINOZA & Noelia HURTADO (Arjantin)
  • Sebastian ACHAVAL & Roxana SUAREZ (Arjantin)
  • Giampiero CANTONE & Francesca
15. afyonkarahisar caz festivali

afyon-caz-festivaliGenel Sanat Yönetmenliğini Hüseyin Başkadem’in üstlendiği Afyonkarahisar Caz Festivali 1-8 Haziran tarihleri arasında on beşinci yılına merhaba diyecek. Bu yılki Festival 2013 yılında kaybettiğimiz Babylon ve Pozitif’in kurucusu Mehmet Uluğ anısına gerçekleştirilecek. Uluğ, müzik dünyasında Afyon Caz Festivali’ni  ilk yıllarından itibaren destekleyen az sayıdaki isimden biriydi.

Anadolu ’nun bu en uzun soluklu festivaline her yıl olduğu gibi bu yıl da yerli ve yabancı müzisyenler katılıyor. Festival ilk kez dünya cazının en önemli piyanist, orkestra lideri ve bestecilerinden Milan Svoboda’yı ağırlayacak olmanın heyecanını taşıyor. Svoboda kendi adını taşıyan kuartetiyle ve ikili olarak iki farklı konserle Ali Çetinkaya Tren Garı’nda Afyonlu cazseverlerle buluşacak.

 

Hüseyin Başkadem

Bu yılki Festivalin diğer sürprizi ise ülkemizden; kendine özgü yorumculuk tarzıyla büyük şöhret kazanan Öykü Gürman. Gürman değerli müzik adamı Orhan Şallıel ile birlikte gerçekleştireceği konseriyle ilk kez Afyon Caz Festivali’nde olacak.

Açılışta Petra Brabencova ve M.K. Band ile Los Quemados caz topluluklarından iki farklı caz esintisi

Petra Brabencova ve M.K. Band  Caz Altılısı hepsi de önemli müzisyenler olan Petra Brabencova – vokal, Milan Krajic – tenor saksofon/orkestra lideri, Marek Prokop – alto saksofon, Johnnie Balek – klavye, Filip Spaleny – bas gitar ve Michael Nosek‘ten – davul oluşuyor. 2 Haziran’da gerçekleştirilecek Açılış Konseri Festivalin klasikleşen tarihi mekanı Ali Çetinkaya Tren Garı’nda olacak.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası ve Şef Kemal Günüç, Öykü Gürman-Orhan Şallıel ikilisinin konseri, Baturay Yarkın Altılısı festivalin diğer konserler i arasında. Festivalin en fazla sevilen olmazsa olmaz bölümlerinden ‘Okul Söyleşileri’  ve konserleri bu yıl da devam edecek. Ayrıca Yavuz Özkan’ın İstanbul’da Aşk Belgeseli gösterilecek, Ali Çetinkaya Tren Garı’nda Devrim Erbil Resim Sergisi ve Aykut Uslutekin Caz Fotoğrafları Sergisi açılacak.

Bu yıl Festivalin gerçekleştirilebilmesinde kamu kuruluşlarının desteği öne çıkıyor. Desteğini her yıl sürdüren Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın yanı sıra; Afyonkarahisar Valiliği de kurumsal katkılarıyla zayıf kalan yerel desteklere karşın Festivale destek oldu. Ayrıca Afyonkarahisar İl Özel İdaresi, Afyonkarahisar Belediyesi ve TCDD Afyonkarahisar 7. Bölge Müdürlüğü de festivalin destekçileri arasında yer aldı. Pozitif Live ise Festivale destek veren ulusal kuruluşlar asrasında. Yerel sponsorlar ise Nur Lokantası, Genhan, Afyon Mermer ve Özer Band.

 

68. cannes film festivali

cannes-film-festivaliFransa’nın Cannes kentinde yapılan Cannes Film Festivali’nin açılışı 1987 yılından bu yana ilk kez bir kadın yönetmenin filmi ile yapılacak.

Açılışta Emmanuelle Bercot’nun “La Tete Haute” filmi gösterilecek.Dünyanın önemli sinema etkinlikleri arasında yer alan Cannes Film Festivali, 24 Mayıs’ta düzenlenecek Altın Palmiye ödül töreni ile son bulacak.Toplamda 83 filmin yarışacağı festivalin jürisinde Fransız oyuncu Sophie Marceau, Kanadalı sinemacı Xavier Dolan, İngiliz oyuncu Sienna Miller, Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro, İspanyol oyuncu Rossy de Palma, Malili şarkıcı Rokia Traore ile Amerikalı aktör Jake Gyllenhaal yer alıyor. Jüriye bu yıl ünlü yönetmen kardeşler Joel ve Ethan Cohen başkanlık edecek.

Festivalde 2 Türk yönetmen var
Altın Palmiye için ana temada 19 filmin yarışacağı Cannes da bu yıl iki de Türk yönetmen yer alıyor. Ziya Demirel kısa metraj dalında “Salı” ile Deniz Gamze Ergüven ise “Yönetmenlerin 15 Günü” adlı paralel seçkide Fransız yapımı “Mustang” isimli filmiyle festivalde ödül arayacak.

Bu yıl Altın Palmiye’ye aday olan filmler ve yönetmenleri ise şöyle :”Sicario : Denis Villeneuve, The Sea of Trees : Gus Van Sant, Louder Than Bombs : Joachim Trier, Youth : Paolo Sorrentino, Saul Fia : Laszlo Nemes, Mia Madre : Nanni Moretti, Mon Roi : Maiwenn, The Lobster : Yorgos Lanthimos, Macbeth : Justin Kurzel, Umimachi Diary : Hirokazu Kore-Eda, Shan He Gu Ren : Jia Zhang-Ke, Nie Yinniang : Hou Hsiao Hsien, Carol : Todd Haynes, Il Racconto Dei Racconti : Matteo Garrone, Margurite et Julien : Valerie Donzelli, La Loi du Marche : Stephane Brize, Dheepan : Jacques Audiard.”

Croisette Bulvarı Türkiye afişleri ile donatıldı
Cannes Film Festivali’yle özdeşleşen ve dünyanın gözde bulvarları arasında yer alan Croisette Bulvarı’nda ise bu yıl Türkiye tanıtım afişleri etkinliğin dikkat çeken unsurları arasında. Festivale gelenlerin gün boyu gelip geçtiği güzergah üzerine yerleştiren Galata Kulesi, Kapadokya, Alanya Kalesi resimleri ile çeşitli Türkiye içerikli afiş ve reklamlar festival süresince gelenlerin dikkatine sunulacak.

roma-turk-film-festivaliBu yıl 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Film Festivali, Çağan Irmak’ın yönetmenliğini yaptığı “Unutursam Fısılda” filminin gösterimi ve ardından düzenlenen basın toplantısı ile başladı.

Onursal Başkanlığını Ferzan Özpetek’in yaptığı festivalde Hümeyra “Festival Onur Ödülü”ne layık görüldü. Sanatçı ödülünü bu akşam Roma’nın en eski sinema merkezlerinden biri olan Barberini sinemalarında gerçekleştirilecek olan gala gecesinde alacak.

Hümeyra, basın toplantısında yaptığı konuşmada gençliğinde İtalyan filmleri ve şarkıcılarına bakarak bir gün onlar gibi olmayı hayal ettiğini dile getirerek, “Roma benim için çok anlamlı bir şehir, Antonioni’nin, Fellini’nin şehri. Onlar benim akrabalarım, ailem” şeklinde konuştu.

Festivalin açılış filmi “Unutursam Fısılda”nın yönetmeni Çağan Irmak ise, Türk seyircisine en yakın tepkileri Yunan ve İtalyan seyircilerin verdiğini belirtti ve filmi hakkında, “Bu 10 önce yazmaya başladığım bir filmdi. Her zaman müzikal ya da müzikle ilgili bir film yapmak istemiştim. Hatta itiraf etmeliyim ki müziği sinemadan daha çok seviyorum” yorumunda bulundu. Irmak, gelen bir soru üzerine ise Türk sinemasının son durumunu “Türkiye’de ya kişisel filmler ya da gişe filmleri çekiliyor. Bu açıdan tek kaygım ana akım film çekilmesi konusunda eksiklik olması. Ferzan Özpetek bu alanda çok başarılı işler yapıyor” dedi.

Türkiye Roma Büyükelçisi Aydın Sezgin ise, 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Film Festivali’nin gerçekleşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve “Türk sinemasının geldiği yer ile iftihar ediyorum. Festival de Ferzan Özpetek sayesinde kurumsal bir hale geldi. Festivali gelecek yıllarda diğer İtalyan şehirlere de taşımayı umuyoruz. İki toplumdan seyircilerin sinema salonlarında bir araya gelmesi iki toplum arasındaki dostuğun pekiştirilmesi açısından da çok önemli” ifadesinde bulundu.

Festival Onursal Başkanı Ferzan Özpetek ise, Türk filmlerinin ulaştığı gişe rakamlarının İtalyan sinemacıların hayallerini süslediğini belirtti. Özpetek “Türkiye’de yabancı filmler altyazı ile gösteriliyor, İtalya’da ise dublajlı. Türkiye’de kimseye dublajlı bir yabancı film izletemezsiniz. Bu durumun da Türk filmlerine talebi arttırdığını düşünüyorum. Türk filmleri gişede 6-7 milyona ulaşabiliyor” dedi.

Festival Başkanı Serap Engin de festivale her yıl ilginin arttığının altını çizerek, “İlk sene daha küçük salonlarda gösterim yapıyorduk. Seyircilerin salona sığmaması bizi hem sevindiriyordu hem de bir yandan üzüyordu. İkinci seneden itibaren daha büyük salonlara geçtik” ifadesini kullandı.

Bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Roma Türk Filmleri Festivali Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Başbakanlık Tanıtma Fonu’nun katkıları, Türkiye’nin Roma Büyükelçiliği’nin desteği ve SRP İstanbul’un organizasyonuyla gerçekleşiyor.

Kaynak: Oku.net

 27 yıldır aralıksız olarak gerçekleştirilen “İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali” adını ve saygınlığını tüm ülkelere kabul ettirmiş, önemli bir etkinlik olarak varlığını sürdürmektedir.

kısa film

Bu etkinlik, sinema sanatı kapsamında kısa zamanda çok şey anlatma temeline dayanan ve yönetmenlerinin yeteneklerini en özgün biçimde yansıtmalarına olanak tanıyan “kısa film”i desteklemek, ulusal ve uluslararası alanda genç yönetmenlerin seslerini duyurmalarına ortam hazırlamak amacıyla düzenlenmektedir. 

Yarışmaya son katılım tarihi: 31 Temmuz 2015’dir.

Her yıl Kasım ayında gerçekleştirilen ve bir hafta süren festival boyunca Türkiye’den ve yurt dışından yaklaşık 200 seçkin kısa film gösterilmekte, düzenlenen söyleşiler ve atölye çalışmaları ile genç yönetmenlere deneyimli sinemacıların birikimleri aktarılmaktadır.

Uluslararası bölümde sadece film gösterimleri vardır. Yarışmalı bölüm yoktur. Yabancı kültür merkezleri aracılığı ile ya da doğrudan festivale başvurma yoluyla elde edilen filmler, özenli bir elemeden geçirilmekte, Türkçe alt yazı yapılan filmler üç ayrı salonda, ikişer kez, yönetmenin de katılımıyla seyirciye sunulmaktadır.

Ulusal bölümde ise kurmaca, belgesel, canlandırma ve deneysel filmlerin ayrı ayrı değerlendirildiği bir yarışma bölümü vardır. Seçici kurul tarafından, festivale başvuran tüm ulusal filmler izlenmekte, içlerinden gösterim programına alınacak filmler belirlenmekte, yine aynı kurul tarafından her dalın en iyilerine ödül verilmektedir. Bu yarışmada parasal karşılığı olan bir ödül yoktur. Kazananlara “Festival Onur Plaketi” verilmektedir.

Detaylı bilgi ve başvuru için tıklayınız.

istanbul-tiyatro-festivaliİstanbul Tiyatro Festivali’nin 2016 programında yer almak isteyen yerli projeler için başvuru tarihleri 30 Mart – 28 Ağustos 2015 olarak belirlendi.

20. İstanbul Tiyatro Festivali’ne katılmak isteyen yerli topluluklar için proje başvuruları 30 Mart Pazartesi gününden itibaren başlıyor. Başvurular için başvuru formu en geç 28 Ağustos 2015 tarihine kadar İstanbul Tiyatro Festivali Merkezi’ne (Sadi Konuralp Cad. No: 5 Nejat Eczacıbaşı Binası, Şişhane)  teslim edilebilir. Festivale başvuracak yerli yapımların daha önce İstanbul’da sahnelenmemiş olması gerekiyor.

20. İstanbul Tiyatro Festivali’ne seçilecek projeler iki aşamalı bir değerlendirme sonucunda belirlenecek. Değerlendirmeler, danışma kurulu ile birlikte başvuruların sona erdiği 28 Ağustos 2015 tarihinden sonra yapılacak.

İstanbul Tiyatro Festivali, 20. yaşını kutlayacağı 2016 yılında, izleyicilerini uluslararası ve ulusal düzeyde özel yapımlarla buluşturmaya hazırlanıyor. Geçen festivallerde olduğu gibi genç toplulukların gösterilerinin yer aldığı ‘Yeni Dalga’ ve Salon ile İstanbul Tiyatro Festivali ekiplerinin ortak çalışmaları sonucunda hayata geçirilen ‘Oyun Salonu’ projesi de yine festivalin ana programındaki bölümler olacak. Festival, önümüzdeki yıl da dünyaca ünlü tiyatro ve dans toplulukları ile Türkiye’den gösterileri, İstanbul’un farklı mekânlarında izleyiciyle buluşturacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), mart ayını Dünya Kemanları Festivali ile açacak.

dunyanin-kemanlari-festivali

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu, mart ayının ilk haftasında İstanbulluları müzikal anlamda farklı kültürlerin lezzetleriyle buluşturmaya devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), mart ayını Dünya Kemanları Festivali ile açacak.

1 ve 2 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Dünya Kemanları Festivali birçok masterclassa sahne olacak. Festivale; Ara Malikian, Ayla Erduran, Ani Schnarch ve Yarub Smarait’in de içlerinde yer aldığı dünyaca ünlü keman virtüözleri katılacak. Cihat Aşkın’ın koordinatörlüğünü üstleneceği festivalin ilk akşamı Ayla Erduran şerefine Onur Gecesi düzenlenecek. Program, Grammy ödüllü Parker Quartet yaylı çalgılar dörtlüsünün kapanış konseriyle son bulacak.

‘Don’t worry, be happy’ şarkısıyla bir zamanlar tüm dünyaya ‘mutlu ol’ diyen Grammy Ödüllü sanatçı Bobby McFerrin, son albümü olan “Spirityouall” ve en güzel şarkıları ile 3 Mart Salı günü 20.00’de CRR’de İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. Dünyaca ünlü ses virtüözü McFerrin, eşsiz yorumu ve sahne performansı ile dinleyicilere uzun süre hafızalardan silinemeyecek büyülü bir akşam yaşatacak.

Piyano başında bir evliya olarak tanınan dünyanın en önde gelen piyanistlerinden Maria João Pires, önemli bir atılım gerçekleştiren genç kuşak sanatçılarından Miloš Popović ile birlikte 6 Mart Cuma günü 20.00’de CRR’de eşsiz bir resital sunacak. İkili, Schubert ve Beethoven’in piyano için yazılmış dünyaca ünlü unutulmaz eserlerini dinleyicilerle paylaşacak.

Türkiye’nin çeşitli orkestralarının önde gelen; solo, orkestra ve oda müziği kariyerlerine sahip ve alanında virtüöz sanatçılarından Muhittin Dürrüoğlu, Bülent Evcil, Selçuk Akyol, Cihangir Nuvasil, Engin Güngördü ve Cem Akçora’dan oluşan Troia Wind Ensemble, 7 Mart Cumartesi günü 20.00’de muhteşem bir oda müziği konseri sunacak.

Dünya Kadınlar Günü’nde ‘İstanbul’un Hanım Bestekârları’

Türk Sanat Müziği’ne özgün yorumlarıyla zenginlik katan İncesaz Grubu, Dünya Kadınlar Günü için hazırlanan ‘İstanbul’un Hanım Bestekârları’ programını 8 Mart Pazar günü 20.00’de İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda dinleyicilere sunacak. Konserde; Mehveş Hanım, Neveser Kökdeş ve Leyla Saz gibi İstanbul’un en önemli hanım bestekârlarının şarkılarına da yer verilecek. Programda, Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkılara viyolonselde Hakkı Öztürk ve klarnette Evrim Güvemli eşlik edecek.

İşte programın detayları:

1 Mart Pazar

Dünyanın Kemanları Festivali – 1. Gün

Festival Koordinatörü, Cihat Aşkın
Ani Schnarch Ustalık Sınıfı (Masterclass)
Saat:10.00

(Ustalık sınıfına katılım için, 26 Şubat Perşembe günü Saat:16.00’a kadar http://crrkonsersalonu.org/?p=iletisim adresinden müracat edebilirsiniz. Adaylar, yukarıda bulunan linke özgeçmişlerini göndererek katılabilirler, Ustalık sınıfında aktif olarak yer alacak adaylar ise 27 Şubat Cuma günü web sitemiz üzerinden açıklanacaktır. Katılım ücretsizdir.)

Ani Schnarch

Rumen – İsrailli – İngiliz kemancı, birçok prestijli ödülün sahibi olan Schnarch, kuşağının en heyecan verici ve çok yönlü kemancılarından biri olarak anılıyor.

İtalya ve İngiltere’de bulunan New Virtuosi Mastercourse & Festival’i Sanat Danşmanı olan Ani, İsrail’deki ünlü Keshet Eilon keman okulunun da kurucusu ve fakülte üyesi.

Dünyanın Kemanları Açılış Etkinliği
Saat: 14.00

Söyleşi: Dünyanın Kemanları
Moderatör: Cihat Aşkın
Katılımcılar: Emre Aracı, Ertuğ Korkmaz, Ani Schnarch, Amnon Weinstein, Ara Malikian, Yarub Smarait, Mehmet Emin Bitmez

(Dünyanın Kemanları Söyleşisi, Fuaye Alanında Gerçekleştirilecektir. Katılım Ücretsizdir.)

Sergi Açılışı: Kemençe’den Kemana Akdeniz’de Bir Yolculuk (Amnon ve Avshi Weinstein)
Saat: 15.00

Amnon Weinstein

Uluslararası üne sahip büyük usta, keman yapım üstadı ve restoratörü Amnon Weinstein dünyada pek çok yardım ve eğitim amaçlı projenin öncülüğünü yaptı. İsrail ve dünyada pek çok prestijli orkestra ve sanatçı ile çalıştı.
Viyola ve trompet sanatçısı olan Weinstein zanaatını çocukluk yıllarında kendisi gibi keman yapım üstadı olan babasından öğrendi.

Avshalom Weinstein

İsrailli usta bir keman yapımcısı olan babası Amnon Weinstein tarafından yetiştirilen Avhsalom Weinstein, 3. kuşak keman yapımcısıdır.

2006 yılında Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) projesine davet edildi ve o zamandan beri projede yer alıyor. Son iki yıldır usta bir keman ve yay yapımcısı olan Daniel Schmidt ile çalışan Avshalom, kendi atölyesini 2009 yılında İstanbul’da açtı. Atölyede keman, viyola, çello ve yay için satış, yapım, sertifika ve danışma hizmeti sunuluyor.

(Sergi Fuaye Alanında gerçekleştirilecektir. Festival boyunca, ücretsiz gezilebilir.)

Akdeniz’den Tatlar
Saat: 16.00

Ara Malikian, keman
Yarub Smarait, keman
Mehmet Emin Bitmez, ud
Cihat Aşkın, keman
(Konser ücretsizdir.)

Ara Malikian

Ara Malikian şüphesiz ki jenerasyonunun en zeki ve etkileyici kemancılarından biri. Sahip olduğu kendine özgü stili, kökeni ve zengin müzikal tecrübeleri onu müzik dünyasının en özgün ve yenilikçi seslerinden biri yapıyor.

Yarub M. Smarait

1988’de Ürdün’ün başkenti Amman’da doğmuş ve büyümüş olan keman sanatçısı Yarub Smarait, henüz 4 yaşındayken keman dersleri almaya başladı. Amman’daki Ulusal Müzik Konservatuvarı’nda başlamış olduğu derslerden sonra konservatuvar orkestrasına girdiğinde 11 yaşındaydı.
Aynı zamanda bir ses teknisyeni olan Yarub, İspanya’daki Berklee Müzik Okulu’nda modern enstalasyon alanında burslu olarak yüksek lisans yapıyor.

Mehmet Bitmez

Günümüzde dünyadaki ud virtüözlerinden biri olarak gösterilen Bitmez, öğrenim yılları ve sonrasında da Tanburi Cemil Bey’in makam ve icra anlayışını analiz ederek, ileri teknik, üslup ve tavrı üzerine kapsamlı araştırmalar yaptı.
İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak görevini sürdürmektedir.

Cihat Aşkın

Prof. Ayhan Turan’ın sınıfından mezun olan Cihat Aşkın, daha sonra Londra’da Royal College of Music ve The City University’de Mastır ve Doktora programlarını bitirerek yurda döndü.
CAKA, Andante’nin düzenlediği 2011 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’nde Yılın Klasik Müzik Etkinliği ödülüne layık görüldü. Basın tarafından “Bu toprağın kemancısı” olarak onurlandırılan sanatçı, konserlerinde Jean-Baptiste Vuillaume (1846) ve Joseph Gagliano (1796) kemanları ile çalmaktadır.

Vieuxtemps İstanbul’da
Saat: 18.00

19. yüzyılın en önemli keman virtüözlarından biri olan Henri Vieuxtemps’ın İstanbul seyahatinin müzikli anlatımı

Katılımcı Sanatçılar Emre Aracı ve Cihat Aşkın, Roberto Issoglio

(Etkinlik, Fuaye alanında gerçekleştirilecektir. Katılım ücretsizdir.)

Emre Aracı

Müzik tarihçisi, besteci ve orkestra şefi Emre Aracı Edinburgh Üniversitesi’nden BMus (Hons.) ve PhD dereceleri ile mezun oldu.
1987’den beri Birleşik Krallık’ta yaşamakta olan Dr Emre Aracı Türkiye-Avrupa müzik ilişkileri üzerine yoğunlaştığı araştırmalarını Nurol Holding ve Çarmıklı Ailesi desteği ile sürdürmektedir.

Roberto Issoglio

Müzisyen solist olarak ulusal ve uluslararası Oda Müziği topluluklarında çalışmış; 2002’de, BBC Orkestrası ve Londra Filarmoni Orkestrası ve daha sonra Berliner Philharmoniker’ın müzisyenleriyle birlikte çalmıştır.
Roberto Issoglio beş yıldır Pâques de Cervo (IM) Festivali’nin Oda Müziği Geliştirme Kursları’nın Sanat Yönetmenliği’ni ve Mozart İtalya Derneğinin Torino Kürsüsü Başkanlığı’nı yürütmekte, aynı zamanda Marcello Abbado ve çok ünlü başka yorumcularla birlikte ulusal danışmanlık yapmaktadır.

Ayla Erduran Onur Gecesi

Saat: 20.00

Ayla Erduran, keman
Cihat Aşkın, keman
Tatjana Masurenko, viyola
Can Okan, piyano
Rahşan Apay, viyolonsel
Yelda Özgen, viyolonsel

Ayla Erduran

İstanbul’da dünyaya gelen sanatçı, önce annesiyle kemana başlamış, dört yaşında Karl Berger’in öğrencisi olmuş, ilk resitalini on yaşında, Ferdi Ştatzer eşliğinde, Saray Sinemasında vermiştir. 1946-51 yılları arasında Paris Ulusal Konservatuvarı’nda Benedetti ve Benvenuti ile eğitim görerek keman bölümünden mezun olmuştur.

Erduran’ın yaşamını anlatan, Evin İlyasoğlu’nun yazdığı “Ayla’yı Dinler misiniz?” başlıklı biyografik roman Remzi Kitabevi tarafından 2002’de; Erhan Karaesmen’in yazdığı “Evrenimizi İç Işıklarıyla Aydınlatanlar: Ayla Erduran Müzik ve Keman” başlıklı kitap SCA tarafından 2007’de yayımlanmıştır. Amerika’dan Uzakdoğuya, dünyanın her yerinde CD’leri satılan Sanatçı’nın kayıtları ülkemizde “Ayla Erduran Arşiv Serisi” başlığı altında Lila Müzik’ten yayınlanmıştır.

Tatjana Masurenko

Müzik eleştirmenlerinden olumlu tepkiler alan viyola sanatçısı Masurenko, 15 yıldır hem solo hem de oda müziği sanatçısı olarak müziğin içinde.

Can Okan

25 Mart 1986 tarihinde İstanbul’da doğdu. Beylerbeyi Lütfi Erçin İlkokulu’nda öğrenim görmekteyken, piyano öğrenimine 1994 yılında Meliha Doğuduyal ile başladı.
Can Okan, MSGSÜ Devlet Konservatuari’nda Prof. Metin Ülkü ile piyano ana sanat dalındaki doktora eğitimine, orkestra şefliği bölümünde araştırma görevliliğine ve devlet sanatçısı İdil Biret ile düzenli çalışmalarına devam etmektedir.

Yelda Özgen Öztürk

Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel, oda müziği ve orkestra dersleri aldı. Halen İTÜ Türk Musiki Devlet Konservatuvarı’nda yardımcı doçent olarak çalışmakta ve İTÜ Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde Müdür Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

2 Mart Pazartesi
Dünyanın Kemanları Festivali

Dünyanın Kemanları Festivali – 2. Gün
Aşkın Ensemble
Saat: 18.00

Ertuğ Korkmaz, şef
Ani Schnarch, keman
Aşkın Ensemble
Aşkın Ensemble, günümüzün kaliteli müzik ihtiyacına cevap verebilmek, oda müziği projeleri oluşturmak, müziğe sıradışı bir yorum getirmek ve genç müzisyenlerin gelişimlerini desteklemek amacı ile Cihat Aşkın tarafından 09 Mart 2007 tarihinde kuruldu.
Müzik eleştirmenlerinden olumlu tepkiler alan Aşkın Ensemble, en büyük desteğini genç ve yaratıcı müzisyenlerinden almakta ve çalışmalarını bağımsız olarak sürdürmektedir.

Ertuğ Korkmaz

Orkestra Şefi – Kompozitör

11 yaşında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Prof. Mehmet ERTEN ile Trompet çalışmalarına başladı. 1975 yılında Kompozisyon bölümüne kabul edildi ve Prof. Erçivan SAYDAM ile Armoni, Kontrapuan çalışmalarına başladı. 2003 yılında International Rostrum of Composers jürisi seçilen Ertuğ Korkmaz aynı yılın Mart ayında Müzik ve Sahne Sanatları alanında kurucu üye olarak Başkent Üniversitesi kadrosuna katılmıştır. Sanatçı halen Orkestra Akademik Başkent Sanat Yönetmenliği ve Daimi Orkestra Şefliği görevlerini sürdürmektedir.

Ani Schnarch

Rumen – İsrailli – İngiliz kemancı, birçok prestijli ödülün sahibi olan Schnarch, kuşağının en heyecan verici ve çok yönlü kemancılarından biri olarak anılıyor. Romanya doğumlu Schnarch, kemana 7 yaşında başladı ve çalışmalarına İsrail’de devam etti. Bartok ve Ysaye ağırlıklı resital programları büyük alkış alan sanatçının, yine Bartok’un keman ve piyano için yazmış olduğu eşsiz eserlerini seslendirdiği performansı çeşitli ülkelerde radyo, TV ve web üzerinden yayınlanıyor. Yoğun konser takviminin yanı sıra, Ani aynı zamanda Londra Kraliyet Müzik Okulu’nda aranan bir profesör olarak, Avrupa, ABD, Kanada, İsrail ve Japonya’da ustalık sınıfları veriyor, sayısız uluslararası keman yarışmalarına jüri olarak davet ediliyor. İtalya ve İngiltere’de bulunan New Virtuosi Mastercourse & Festival’i Sanat Danşmanı olan Ani, İsrail’deki ünlü Keshet Eilon keman okulunun da kurucusu ve fakülte üyesi.

Dünyanın Kemanları Festivali Kapanış Konseri

Saat: 20.00

PARKER QUARTET

Daniel Chong, keman
Ying Xue, keman
Jessica Bodner, viyola
Kee-Hyun Kim, viyolonsel

Program

S.PROKOFIEV İki numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Fa Majör, Op.92
J. WIDMANN 3 Numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, “Jagdquartett”
J. BRAHMS Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Si bemol Majör, Op. 67

Muhteşem… (New York Times)

Hayal gücü ile dolu bir yorum anlayışı, olağanüstü bir virtüözite, (Washington Post)

Kusursuz bir mükemmeliyet (Boston Globe)

2002’de kurulan Parker Quartet “klasik müziğin laboratuarı” olarak bilinen yaylı çalgılar dörtlüsü oluşumunda, kısa sürede kuşağının önde gelen topluluklarından biri olmuş, başarılı çalışmaları büyük övgülerle, hattâ müzik endüstrisinin en prestijli ödüllerinden Grammy ile taçlandırılmış.
Gördükleri esaslı öğrenimi bir de Cleveland Quartet, Kim Kashkashian, György Kurtág, ve Rainer Schmidt gibi ustalarla pekiştiren topluluk üyeleri bu konserde yaylı çalgılar dörtlüsü için üretilmiş literatürden oldukça farklı kimliklerde üç eser sunacak: Prokofiev, Widmann ve Brahms müzikal gramerleri ve farklı deyişleriyle bu çeşitliliği yansıtacak üç isim.

3 Mart Salı / 20.00

Bobby McFerrin ‘spirityouall’

Bobby McFerrin, vokal
Gil Goldstein, piyano
David Mansfield, keman
Armanda Hirsch, gitar
Jeff Carney, bas
Louis Cato, davul
Madison McFerrin, vokal
Bir zamanlar tüm dünyaya ‘mutlu ol’ diyebilen adam, mesajını tekrarlamak üzere geliyor. Bobby McFerrin 3 Mart’ta İstanbul’da..

Onun davetkar müziğini, şifalı sesini duymak ve ruhlarımızı aydınlatmak için 3 Mart 2015’teki İstanbul konseri çok iyi bir şans.

6 Mart Cuma / 20.00

Maria João Pires, Miloš Popović Dört El ve Solo Piyano Resitali

Program

L.v.Beethoven Piyano Sonatı No 21 “ Op. 53 “Waldstein”
F. Schubert “Lebensstürme” D 947, 4 El Piyano için
F. Schubert “Fantazi” Fa minör, D 940, 4 El Piyano için
L.v.Beethoven Piyano Sonatı No 32 Op.111

Piyano başında bir evliya… Sadece çalışıyla değil, ona özünü veren duyarlılığı, kimliği, duruşuyla da apayrı bir yeri olan, dünyanın en önde gelen piyanistlerinden Maria João Pires, bu dikkat çekici buluşmada genç kuşaktan, 2000’li yıllarla birlikte önemli bir atılım gerçekleştiren Miloš Popović ile birlikte, aynı sahneyi paylaşacak.

Konserdeki partneri Miloš Popović ise, Haydn, Beethoven, Schumann ve Chopin gibi klasiklerin yanı sıra, keman sanatçısı Lorenzo Gatto ile kaydettiği, Enescu, Martinů ve Mokranjac’ın eserlerine yer verdikleri albümle dikkat çekiyor.

7 Mart Cumartesi / 20.00

Troia Wind Ensemble

Muhittin Dürrüoğlu, piyano
Bülent Evcil, flüt
Selçuk Akyol, obua
Cihangir Nuvasil, klarnet
Engin Güngördü, fagot
Cem Akçora, korno

Program

L. Van Beethoven Piyano ve üflemeli dörtlü için Beşli
F. Poulenc Piyano ve üflemeli beşli için Altılı
C. Nielsen Üfelemeli Beşli

Türkiye’nin çeşitli orkestralarının önde gelen; solo ,orkestra ve oda müziği kariyerlerine sahip ve alanında virtüöz sanatçılarından Bülent Evcil, Selçuk Akyol, Cihangir Nuvasil, Engin Güngördü ve Cem Akçora ‘dan oluşan oda müziği topluluğu, ilk kez 2009 yılında bir araya gelmiş ve çalışmalarına başlamıştır. Konserlerinde oda müziği repertuvarının önde gelen büyük bestecilerine yer veren topluluk, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı’nda profesör ve dünyaca ünlü Türk piyano sanatçısı Muhiddin Dürrüoğlu ile de performanslar sergilemektedir. Konser programına devam eden topluluk, İstanbul konseri için; içinde NIELSEN , POULENC ve BEETHOVEN ‘in eserlerinin yer aldığı bir program sergileyecektir.

8 Mart Pazar / 20.00

İncesaz

Ezgi Köker, solist
Bora Ebeoğlu, solist
Cengiz Onural, gitar
Murat Aydemir, tanbur
Taner Sayacıoğlu, kanun
Emre Erdal, klasik kemençe
Volkan Hürsever, kontrbas
Türker Çolak, ritim saz

“İstanbul’un Hanım Bestekârları”

İncesaz bu konserde Cengiz Onural ve Murat Aydemir’in bestelerinden oluşan klasik İncesaz repertuvarının yanı sıra Dünya Kadınlar Günü’ne özel Mehveş Hanım, Neveser Kökdeş, Leyla Saz gibi İstanbul’un en özel hanım bestekarlarının şarkılarına da yer verecek. Son albümleri Geçsin Günler’in solistleri Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkılara Hakkı Öztürk (Viyolonsel) ve Evrim Güvemli (Klarnet) konuk sanatçı olarak katılacak.

65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde (Berlinale) “Altın Ayı” ödülünü İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin “Taksi” adlı filmi kazandı.

altın ayı

Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen festivalin ödülleri, Berlinale Palast’ta yapılan törenle sahiplerini buldu. Tören öncesinde siyaset ve sanat çevresinden bir çok ünlü, kırmızı halıda yürüdü.

Darren Aranofsky’nin jüri başkanlığını yaptığı festivalde “Altın Ayı” ödülünü İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin “Taksi” adlı filmi kazandı. Panahi, ülkesinden çıkması yasak olduğu için törene katılamadı. İranlı yönetmenin yerine ödülünü yeğeni aldı. Sahneye gelen Panahi’nin yeğeni, “Bir şey söyleyemeyeceğim” diyerek, göz yaşlarını tutamadı. Panahi’nin ailesinin de törene katıldığı bildirildi.

Jüri Büyük ödülüne Pablo Larrain’in yönettiği “El Club” filmi layık görülürken, en iyi yönetmen dalında Gümüş Ayı ödülünü “Aferim!” filmiyle festivale katılan Rumen yönetmen Radu Jude ile “Body” filmiyle Polonyalı yönetmen Malgorzata Szumowska paylaştı.

Uluslararası Jüri, en iyi erkek oyuncu ödülünü “45 Years” filminde oynayan Tom Courtenay’a verirken, en iyi kadın oyuncu ödülüne aynı filmindeki rolüyle Charlotte Rampling layık görüldü.

En iyi senaryo dalında Gümüş Ayı ödülünü “El Boton de Nacar” filmiyle Şilili Patricio Guzman alırken, festivalin “Berlinale Shorts” adlı kısa metrajlı film yarışmasında, en iyi film dalında Altın Ayı ödülünü, Güney Koreli yönetmen Na Young-kil’in “Hosanna” adlı filmi kazandı. Yönetmen Na’yı bu yıl Uluslararası Kısa Film Jüri Üyesi olarak görev yapan Halil Altındere takdim etti.

Kısa metrajlı filmler arasında jüri ödülü kategorisinde Gümüş Ayı ödülünü, ABD’li Joanna Arnow’un ”Bad at Dancing” aldı.

65. Altınayı ödüllerinin kategorileri ve kazananlar ise şöyle sıralandı :
En iyi film (Altın Ayı): Jafar Panahi/”Taksi”
Jüri Büyük Ödülü: Pablo Larrain/”El Club”
En iyi yönetmen: Radu Jude/”Aferim!”ve Malgorzata Szumowska/”Body”
En iyi kadın oyuncu: Charlotte Rampling/”45 Years”
En iyi erkek oyuncu: Tom Courtenay/”45 Years”
En iyi senaryo: Patricio Guzman/”El Boton de Nacar”
Alfred Bauer Ödülü: Jayro Bustamante/”Ixcanul”
En iyi ilk film: Gabriel Ripstein/”600 Millas”
En iyi kısa film(Altın Ayı): Na Young-kil/”Hosanna”
Kısa film jüri ödülü: Joanna Arnow/”Bad at Dancing”
Berlin’de 5 Şubat’ta başlayan 65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde 72 ülkeden 441 film gösterilmiş, 19 film “Altın Ayı” ve “Gümüş Ayı” için yarışmıştı.

Dünyadaki ilk film Garden Cafe isimli bir yerde, 28 Aralık 1895 yılında Lumiere Kardeşler tarafından hazırlanmıştır. Bu tarihten sonra film dünyası hızla gelişmiş ve günümüzde teknoloji ile inanılmaz bir sektör haline gelmiştir. Sizlere bu başlıkta film dünyasında tarihte gerçekleşen ilkler hakkında bilgilere yer vermek 

film dünyası

İlk Çizgi Film Kahramanı

Tarihte çizgi filmlerde kullanılan kahramanlardan ilki “Old Duc Yak” isminde bir keçi olmuştur. 1913 yılı Temmuz ayında hazırlanan bu çizgi film, “Feliz the Cat” isimli çizgi film ile devam etmiştir.

İlk Film Ödülü

Tarihte ilk film ödülü 1912 yılında Turin’de verilmiştir. Yapılan bu film ödülünde 25.000 frank değeri ile Ambrosio Film Co. isimli şirketin hazırladığı bir savaş filmine verilmiştir. Ödül alan bu film “50 Yıldan Sonra” ismindeki filmdir ve ilk ödül alan film olmuştur.

İlk Toplu Film Gösterimi

Dünyada ilk defa bir filmin toplu olarak gösterime girmesi 22 Mayıs 1891 yılında  West Orange’daki Edison
laboratuvarlarında gerçekleşti. Kadın Kulüpleri Ulusal Federasyonu bayan Edison’un konuğu olmuş ve bayan Edison kocasının çalışma odasında bulunan “kineteskop” isimli aleti tanıtmıştır.

Tanıtımını yaptığı bu alet ardından The Sun gazetesi olaya yer vermiştir;

Şaşkınlıklarına rağmen memnuniyetleri de yüzlerinden anlaşılan kulüp üyesi hanımefendiler, yerde bir kutu gördüler. Kutunun yanında bazı makaralar ve kayışlar vardı ve bir adam onları çalıştırmak için uğraşıyordu. Kutunun tepesinde de üç santimetre çapında bir delik vardı. Delikten baktıklarında bir adam gördüler. Bu o zamana kadar gördükleri en güzel resimdi. Resimdeki adam, eğildi, gülümsedi ve şapkasını çıkararak kendilerini selamladı.
Üstelik tüm hareketleri kusursuzdu.

İlk Defa Ücret Karşılığı Gösterilen Film

Film dünyası gelişmeye başladığında sadece deneme olarak hazırlanan filmler ardından bu iş ticarete dönüşmeye başladı. 14 Nisan 1984 tarihinde Amerika’nın New York şehrinde 25 sent karşılığında film izletildi. Broadway’de,
Holland Bros’un kineteskop salonunda gerçekleştirilen bu film gösterimi 25 sent karşılığı 5 film olarak bedel biçilmişti. İlk gün yapılan gösterimde 120 dolar hasılat toplanmıştır yani 500 kişi film izlemiştir.

İlk Hayvan Film Kahramanı

Film dünyasında gelişmeler devam ederken filmlerde bir hayvan oynatmak fikri ile hazırlanan “Rover Kurtarıyor” filmi hasılat rekorları kırmıştır. Rover isimli köpek film dünyasında ilk hayvan film kahramanı olmuştur.

Dünyadaki İlk Film Festivali

6-21 Ağustos 1932 tarihlerinde Venedik’te daha çok turristlerin ilgisini çekmek için yapılan festivale oldukça katılım olmuştur. Halk jürisi seçilmiş ve bu jüri, en iyi oyuncuları yönetmen ve filmi seçmiştir. Bu festivalde herhangi bir ödül verilmedi. Yapılan ilk film festivali sonucu Helen Hayes en iyi kadın oyuncu, Frederich March en iyi erkek oyuncu, Nicolai Ekk, Road to Life adlı filmle en iyi yönetmen, Nous la Liberte en eğlendirici film ve Dr. Jekyll and Mr. Hyde en hayalperest film seçildiler.

Filmlerde İlk Çıplak Sahne

Dünyadaki filmlerde geçen ilk çıplak sahne Avusturalya’lı Annette Kellerman tarafından Tanrıların Kızı filminde yer alarak gerçekleşmiştir.

Kaynak : dunyaninilkleri.com 

Akbank 11. Kısa Film Festivali kapsamında düzenlenecek “Kısa Film Yarışması”nda ön elemeyi geçen yapımlar belli oldu.

11.kısa film festivali

Akbank’tan yapılan açıklamaya göre, yarışma, bu yıl 16-26 Mart’ta gerçekleştirilecek festival kapsamında düzenlenecek.

Ön eleme sonuçları belli olan ve bu yıl ilk kez eklenen “Uluslararası Yarışma” kategorisi “Dünyadan Kısalar” bölümüyle kapsamı daha da genişleyen festivale, Papua Yeni Gine’den Meksika’ya, İskoçya’dan Suriye’ye, 6 kıtadaki 37 ülkeden toplam 712 kısa filmin başvurusu yapıldı.

“Yeni fikirleri desteklemeyi, genç sinemacılara kendilerini gösterme olanağı ve kısa film kültürüne katkı sağlamayı” amaçlayan festivalin oyuncu Esme Madra, yönetmenler Erdem Tepegöz ve Selim Evci’den oluşan ön eleme jüri kurulunun değerlendirmesi sonucu, “Festival Kısaları-Ulusal Yarışma Bölümü”ne katılan eserler arasından 14 film, “Dünyadan Kısalar-Uluslararası Yarışma Bölümü”nde 14 film izleyicilerle buluşmaya hak kazandı.

“Festival Kısaları-Uluslararası Yarışma Bölümü”nün ana jüri üyeleri, yönetmen Handan İpekçi, oyuncu-yönetmen Nazan Kesal, Işık Üniversitesi Sinema TV Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Parkan, oyuncu Taner Birsel ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı olarak belirlenirken, “Dünyadan Kısalar-Uluslararası Yarışma Bölümü”nünki ise yönetmen-senarist Jessica Woodworth, Berlin Film Festivali Kısa Film Küratörü Maike Mia Höhne, oyuncu Meltem Cumbul, görüntü yönetmeni Florent Herry ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’dan oluşuyor.

Festival kapsamında ulusal ve uluslararası kategorilerde düzenlenecek yarışmada “En iyi film” seçilecek eserlerin yönetmenleri 5 bin dolarla ödüllendirilecek ve ülkenin çeşitli bölgelerindeki üniversitelerde gösterim turuna çıkacak.

Organizasyonda “Dünyadan Kısalar”, “Festival Kısaları”, “Kısadan Uzuna”, “Deneyimler”, “Belgesel Sinema”, “Yarışma Dışı Seçki” ve “Özel Gösterim” bölümleri alanlarında bu yıl toplam 23 ülkeden 86 kısa film ve 2 uzun metraj film seyirciyle ile buluşacak.

ÖN ELEMEYİ GEÇEN FİLMLER

“Festival Kısaları-Ulusal Yarışma Bölümü”nde ön elemeyi “Ayşe Gülsüm Özel’in Kovalı Süvari, Cansu Boğuşlu’nun Yabani Ot, Anıl Kaya’nın Dün Bugün Yarın, Ferit Karol’un Semer, Cüneyt Karakuş’un Suret, Oğuzhan Kaya’nın Mükemmel Bir Gün, Said Tuğcu ile Sıla Özsoy’un Altın Kızlar, Bedir Afşin’in Ne Topraktır Ne de Asfalt, Yasemin Akıncı’nın Kırmızı/Fransa Çok Güzel, Orhan İnce’nin Adem Başaran, Pelin Kırca’nın Memento Mori, Eylem Şen’in Asfur, Serhat Karaalan’ın Berfeşir/Dondurma, Serdar Önal ile Ömer Çapanoğlu’nun Wong Kar Wai Üzerine Kısa Bir Film” eserleri geçti.

“Dünyadan Kısalar-Uluslararası Yarışma Bölümü”nde ön elemeyi geçen yapımlar ise şöyle:

“Fransa’dan Andrea Baldini’nin Ferdinand Knapp, Polonya’dan Piotr Zlotorowicz’in Matka Ziemia, İsviçre ve Fransa’dan Kaspar Schiltknecht ile Jeremy Rosenthal’ın Le Mal Du Citron, ABD’den Joseph Oxford’un Me+Her, İsviçre’den Ursula Meier’in Tisina Mujo, Fransa’dan Jean-Michel Fete’nin Glissiere, Belçika’dan Jeannice Adriaansens’in Sprintij, Almanya’dan Paul Spengmann’in Unter Uns Das Blau, Almanya ve Azerbaycan’dan Elmar Imanov ile Engin Kundağ’ın Torn, Avusturya’dan Mark Gerstorfer’in Erlösung, Almanya’dan Xaver Xylophon’ın Roadtrip, Brezilya’dan Gustavo Vinagre’nin La Llamada, İspanya’dan Aitor Arregi’nin Zarautzen Erosi Zuen, Almanya’dan Andrej Gontcharov’un Berlin Troika.”

4 yıl önce başlatılan “KısaKes Kısa Film Festivali” bu yıl ilk kez uluslararası arenaya taşınıyor. 26-2728 Ocak’ta gerçekleşecek olan festivale dünyadan ilgi büyük.

altıoklar

Arya Su Altıoklar ve Derya Tezcanlı, idealist ve heyecanlı 2 genç sosyoloji öğrencisi. Arya, Mustafa Altıoklar’ın kızı. Dolayısıyla sinemanın içine doğmuş. Ortaokulda çektiği filmleri paylaşacak bir platform bulamayınca işe kendisi girişmiş. “Sinemaya meraklı gençlerin kendilerini ifade edecekleri bir ortam sağlamak istedim ve ‘Neden böyle bir şey yapmıyoruz’ diye düşünerek yola çıktım” diye anlatıyor. Arya’yla üniversitede tanışan Derya da bu fikri hemen sahiplenmiş ve ortaya “KısaKes” çıkmış. Arya ve Derya, 20 yaşında olmalarına rağmen müthiş bir özgüven ve hâkimiyetle anlatıyorlar KısaKes’i. 2010’dan bu yana gerçekleşen organizasyona bu yıl ilk kez tüm dünyadan üniversite öğrencileri katılacak. Jüri koltuğunda da yurtdışından 2 önemli sinemacı var: Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson ve Venedik Film Festivali ana seçicilerinden Paolo Bertolin. Arya Su ve Derya, 26-27-28 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek olan festivali anlattı.

Neden KısaKes gibi sert bir isim? Ödüller de Altın Makas, Gümüş Makas diye gidiyor…

kısa_kes_kısa_film

Arya: Bir gün dişlerimi fırçalarken aklıma geldi. Sonra festivalin adı ne olsa diye düşünürken önerdim, herkes “İyi fikir” deyince öyle kaldı.

İlk 2 haftada tüm dünyadan 280 başvuru olmuş. Muazzam bir sayı bu, bekliyor muydunuz?

Derya: Sadece New York’ta belli başlı birkaç okula afiş göndermiştik. Onun dışında bir mailing yaptık. Bir de Cannes Film Festivali’ndeki Türkiye çadırına katılmıştık. Oraya da haber saldık, katkısı olmuştur mutlaka. Yine de bu denli bir ilgi beklemiyorduk.

Arya: Aslında Cannes’a kısa filmle ilgili gözlem yapmaya gittik. Oradaki sistemi görmek çok işimize yaradı. Nasıl bir kurgu var, uluslararası bir festival nasıl yapılıyor epey fikir sahibi olduk. Üstüne bir de Altın Portakal’a gittik.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Berlin’de de gösterimler olacak. Neden Berlin?

Arya: Ana sponsorumuz Bahçeşehir Üniversitesi’nin Washington, Berlin dahil birçok yerde kampusu var. Berlin’de gösterim yapılması Enver Yücel hocamızın fikriydi. “Madem uluslararası bir şey yapıyorsunuz, diğer kampusları neden kullanmıyorsunuz” dedi. Enver Hoca’nın vizyonuna hepimiz hayranız zaten, muazzam bir insan. Berlin’le başladık, zamanla daha da açılacağız.

■ Jüri üyeleriniz de iddialı isimler.

Evet. Paolo Bertolin var. Hem sinema eleştirmeni hem de Venedik Film Festivali’nin ana seçicilerinden. Yapımcı ve Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson, Zeynep Özbatur Atakan ve Rezan Yeşilbaş ve Özge Özpirinççi de diğer jüri üyelerimiz.

Eskiden ödül olarak burs ve ekipman sağlıyormuşsunuz, bu sene festival uluslararası, nasıl ödüllendireceksiniz kazananları?

Ödül olarak dünyadan 13 öğrenciyi İstanbul’a getiriyoruz ve onları 1 hafta boyunca burada ağırlıyoruz. Zaten Bangladeş’ten tutun Meksika’ya kadar birçok yerden öğrenci gelecek.

‘Kısa film şiire yakın’

■ Neden “kısa” sizce?

Arya: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tahammül eşiğimiz çok düştü. Her şey anında olsun bitsin istiyoruz. Sinema salonuna girdiğimizde bile telefonla oynamadan, kafamız dağılmadan duramaz hale geldik maalesef. Bu nedenle kısa filmin, içinde bulunduğumuz dönemde daha fazla öne çıkacağına inanıyoruz. Öte yandan kısa filminizi istediğiniz şeyle çekebiliyorsunuz. İster cep telefonu kamerasıyla çekin ister profesyonel kamera kullanın, bunun bizim için bir önemi yok. Fikrin ne olduğu önemli bizim için.

Kısa filmlerin ticari kaygısı olmadığı için sanatsal yönleri ön plana çıkıyor sanki. Roman ve öykü farkı gibi, öykü daha can alıcıdır ya bazen.

Arya: Daha çok şiire yakın gibi geliyor bana. Derya: Bir fikri ne kadar kısa sürede anlatırsan o kadar değerli diye düşünüyorum. Arya: Anlatmak istediğinizi 90’a atıp anlatmak zorundasınız çünkü.

‘Herkes dünyayı kurtarma derdinde’

■ Festivale 87 ülkeden toplam 1389 başvuru yapıldı.

■ En çok ilgi gösteren ülkeler sırasıyla ABD, İngiltere ve İran. Türkiye 6. sırada.

■ Arya ve Derya’yı en çok şaşırtan aşk üzerine hiç film gönderilmemiş olması. Daha çok toplumsal olayları konu alan, biraz da karamsar filmler öne çıkıyor. “Bireye odaklanan film neredeyse yok, herkes dünyayı kurtarma derdinde” diyor Arya ve Derya.

Diğer etkinlikler

KısaKes kapsamında Yekta Kopan, Meltem Cumbul, David Wilkinson ve daha birçok önemli ismin katıldığı atölyeler ve söyleşiler düzenlenecek. Ayrıntılı bilgi için kisakes.org’u ziyaret edebilirsiniz.

Program

KısaKes, 26-27-28 Ocak’ta Saint Benoit Lisesi’nde başlıyor, 2. gün Bahçeşehir Üniversitesi’nde ve Ortaköy Kültür Merkezi’nde film seçkisi var. 3. gün ise Feriye Sineması’nda kapanış kokteyli ve ödül töreni gerçekleşecek.

 

Kaynak : Gizem Sevinç SELVİ, Haberturk.com