Şunun için etiket arşivi: Ertuğrul Günay

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay The Sofa’da gerçekleştirilen, TUROB’un Contemporary İstanbul katkılarıyla düzenlediği “Dünyanın Yeni Sanat ve Kültür Turizm Durağı: İstanbul” adlı basın toplantısında otellerdeki sanat eserlerinin kalitesiz, Uzakdoğu ürünlerinden ibaret olmaması gerektiğini söyledi. Günay “Otellerdeki sanat eserlerinin kalitesini 5 yıldız kriterleri arasına sokacağız” dedi. 

Bakanlık otellerdeki sanat eserlerinin kalitesini 5 yıldız kriteri yapacak

Ertuğrul Günay TUROB’un haziran ayı geleneksel öğle yemeğinde düzenlenen basın  toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“TUI ve Thomas Cook gibi dünyanın en büyük tur operatörlerinin yaptığı en iyi 100 otel listelerinde Türkiye artık en az 25 – 30 otelle temsil ediliyor. Hatta bu nedenle jüriler artık bir ülkeden sadece 10 otel listelemeyi tartışmaya başladılar. Otellerimiz teknolojik ve hijyenik açıdan çok yüksek olan standartlarını sanatla da bezemeliler. TUROB’un gündeme getirdiği bu fikir ışığında otellerimiz ve yeme içme tesislerimiz Türk sanatçıların eserleriyle bezensin istiyoruz. Oteller geniş alanlarını sergilere açabilir, ayın sanat eseri yayınlanabilir. Uzakdoğu’dan ucuza getirilen eserlerin otellerde sergilenmesi yanlış. Gerçekten değerli eserleri sergilemeye başlayan oteller var. Point Hotel ve Sofa Hotel bu çalışmalarıyla beni etkiliyor. Otellerde eşin dostun yaptığı eserler değil. Gerçek Türk sanatçılarının, çağdaş sanat eserleri sergilenmeli. Bu eserlerin kalitesini 5 yıldız kriterleri arasına sokacağız. Bu TUROB’un teklifidir, bu noktada TUROB’a teşekkür ediyorum.”

İSTANBUL YÜKSEK BİNALARLA ÇİRKİNLEŞİYOR

Günay konuşmasında İstanbul’daki uçak rötarlarını ve sayısı hızla artan yüksek binaları da eleştirdi:

“”Benim gibi havayoluyla haftada birkaç kez İstanbul’a gelmek zorunda kalanlar bilirler. Bugünlerde sürekli geç kalıyoruz. Bu arada da ne yazık ki İstanbul’un yeni  zenginliklerinin, tepelere çıkma isteğinin güzellikleri nasıl çirkinleştirdiğini görmek zorunda kalıyoruz. Bu rahatsızlığımı dile getirmek istedim.”

İNGİLTERE’Yİ GEÇTİK, 6’INCI OLDUK 

Turizm Bakanı kültür ve turizmin son dönemde yakınlaşmasıyla ilgili olarak ise şunları söyledi:

“Kültür ve turizmin bir araya gelmesi konusu 5 yıl önce telaffuz edildiğinde turizmcilerin ve sanat çevrelerinin uzak durduğu bir fikirdi. Bugün ise inanılmaz bir işbirliği oluşmaya başladı. Türkiye turizmi başarılı sonuçlar elde etmeye devam ediyor. Son verilere göre İngiltere’yi geçerek dünyada altıncı olduk. Gelirde de çok ciddi durumdayız. Bu başarılarımızın farklılaşarak devam etmesi için için turizmin içine çağdaş sanatın da katılması gerekiyor. Tıpkı gastronomi ve mimari gibi. İstanbul’un bir kongre turizmi merkezi olmaması düşünülemez. Bu konuda da iyi gidiyoruz. Şu anda dünyada dokuzuncuyuz. Öte yandan alışveriş turizmi alışkanlığı da yaratılıyor. İstanbul’daki alışverişi geleneksel alışveriş noktalarına yönlendirmek gerekiyor. Bu konuda biraz geç kaldık.”

AKM RESTORASYONU BAŞLADI

“Benim  İstanbul için hayalim hayalim şu. Dünyada Berlin, Londra ve Basel gibi sanat görmeye gidilen kentler var. İstanbul’a da böyle bir merkez olmak çok yakışacaktır. Son yıllarda çağdaş ve plastik sanatlar konusunda İstanbul ciddi bir atılım yaptı. Contemporary İstanbul ve Artistanbul bu anlamda İstanbul’a çok büyük katkı sağlayacaktır. İstanbul’un güzel konumunu kültür ve sanatla bezemeliyiz. İstanbul’un tepelere tırmanan yapılarıyla değil bunlarla gündeme gelmesini umut ediyorum. AVM’ler kadar kültür ve sanat merkezleri de yapmalıyız. Bu konuda çalışmalarımız var. Topkapı Sarayı 2013’te iki misli büyümüş olacak. Darphane İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne katılarak oradaki alanı da iki misli büyütecek. Çok tartışılan AKM’nin restorasyonu nihayet başladı. Şantiye kurulmuş durumda. Belirtmek istediğim bir şey var. Dünya kentlerini gördükten sonra Türkiye’deki yeşil alan bende hep hüsrana yol açıyor. Daha fazla yeşil alan diyorum.”

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay gündemi meşgul eden ‘Ayasofya yeniden cami olsun’ haberleriyle ilgili olarak da şunları söyledi:

“Bu tartışma Türkiye’ye yararlı bir tartışma değil. İslam dünyasının en görkemli, camileri bizde. Burada ibadet edebiliyoruz. Bu tartışma siyaset odaklı. 1500 yıllık Ayasofya 1000 yıl Hristiyanlığa, 500 yıl Müslümanlığa hizmet etmiş. Şimdi de her iki dinin en güzel değerlerini insanlara sunma hizmeti nde. Bu düzen bence böyle devam etmeli.”

BAYINDIR: İSTANBUL OTELLERİNDE KÜLTÜR VE SANATA YER VERECEĞİZ

TUROB Başkanı Timur Bayındır ise konuşmasında, İstanbul’un dünya çapındaki sanat etkinlikleri, sayısı her gün artan sanat kurumları, konumu, kültürel mirası, sermaye ve ekonomik gücü sayesinde son yıllarda çekim merkezi olduğunu belirtti.  Kültür ve sanat bütünlüğünün bir dünya şehri olan İstanbul’un çekim noktası haline gelmesinde büyük etken olduğunu söyleyen Bayındır, “TUROB olarak şehrimiz turizminin baş aktörlerinden biri olan otellerimizde, şehrin kültür ve sanat potansiyelinin tanıtılması, yansıtılması ve farkındalık yaratılmasını amaçlıyoruz” dedi.

GÜRELİ : KONAKLAMA SEKTÖRÜ ÇAĞDAŞ SANATA DESTEK VERECEK

Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ise yaptığı konuşmada, Türkiye’den çağdaş sanatın hem yurtiçi hem dünya çapında tanınması ve gelişmesi ile İstanbul’a özellikle yurtdışından gelen sanatseverler, sanat kurumu yöneticileri ve sanat koleksiyonerlerinin sayısının her geçen sene arttığına dikkat çekti. Bu durumun turizme de oldukça olumlu yönde yansıdığına değinen Güreli,

“Dünyada uluslararası fuarlar, etkinlikler, sanat kurumları ve müzayedeler büyük kitlelerin organizasyonun düzenlendiği ülkeyi ziyaret etmesini sağlamaktadır.  Nitelikli ve belirli gelir düzeyine sahip insanlar olan bu ziyaretçiler, bulundukları süreler içerisinde o bölgeye büyük boyutlarda ekonomik katkı sağlamakta, ülkelerin turizmi çeşitlendirme çabalarına ve tanıtım faaliyetlerine de çok önemli katkılarda bulunmaktadır” dedi.

Türkiye’de sanat piyasasının değerinin yaklaşık 300 milyon doları bulduğunu söyleyen Güreli, ülkemizin sunduğu sosyal, kültürel ve çevresel çeşitlilik ile her geçen gün cazibesini arttırdığını modern & kozmopolit zamanın bir temsilcisi olan İstanbul’un ise sahip olduğu eşsiz kültürel birikim ile büyük bir cazibe noktası olduğunu vurguladı.

İstanbul’a olan ilgiyi arttırmak, dünya çapında çağdaş sanat çevrelerince daha iyi tanınmasını sağlamak ve sanat çevrelerini çekmek için Contemporary Istanbul haftasında İstanbul’daki sanat etkinliklerinin tek bir çatı altında buluşacağı “Art Istanbul” projesinin düzenleneceğini söyleyen Güreli, “Bu sene ilk defa hayata geçecek proje kapsamında 19- 25 Kasım 2012 tarihleri arasında katılımcı kurumların (galeriler, sanat kurumları, müzeler, kültür kurumları, tiyatrolar) düzenlediği tüm etkinlikler ortak bir yapı içinde uluslararası kamuoyuyla paylaşılacaktır. Konaklama sektörü, çağdaş sanatın ziyaretçiler ile buluşmasını destekleyerek İstanbul’un ve İstanbul merkezli çağdaş sanatın tanıtılmasında önemli bir aktör olacak ve İstanbul’un kültür- sanat turizmi aracılığı ile de tanınması yönünde fark yaratacaktır” dedi.

 Kaynak : [-]

“Yeni yasada bize sanatçı değil oyuncu densin’”

 Özerklikle ilgili yasa çalışmaları nedeniyle Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ı ziyaret eden tiyatrocular, oyunculuğun artık meslek olarak yasalaşması gerektiğini söylediler

TOBAV (Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Vakfı), TOMEB (Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği), Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği (DETİS) ve Kültür-Sanat-Sen temsilcileri Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ı ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen ziyarette dernek ve vakıf temsilcileri

Bakan Günay’dantiyatroların özelleştirilmesi sürecinde kendi taleplerinin göz ardı edilmemesini istedi. Görüşmenin detaylarını Habertürk’e anlatan heyet, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Bakan Günay’ın “kapatılma” sözcüğünü kullanmadığını, bazı kişilerin spekülasyon yaratmak için “kapatılma” kelimesini kullandığını söyledi. 
MESLEĞİN ADI OYUNCULUK 
“Alınacak sözleşmeli personel hangi meslek erbabı olarak çalışacak, o mesleğin tanımının yapılması gerekir” diyen dernek üyeleri, “O mesleğin adı da oyunculuktur” vurgusunu yaptı. Oyuncu tanımının yönetmeliğe daha sonra konulmasını istemediklerini ve kavramın yeni yasayla birlikte aynı anda yürürlüğe girmesini istediklerini söyleyen heyet üyeleri Bakan Günay’a şunları iletti: “Oyunculuk meslek tanımı yapılmadığı sürece sözleşmeli personel vasıfsız işçi gibi görünecektir. Türkiye’de yasalar oyunculuk mesleğini kabul etmek zorunda. Türkiye’de oyunculuk hobi olarak yapılıyor gibi anlaşılıyor. Biz profesyoneliz. Profesyonel de meslek erbabı demek. Eğer biz meslek erbabı isek bizim mesleğimizin adı ne? Bunun adı ‘sanatçı’ değil oyuncudur. Bu karmaşa düzelmezse maaş ve vasıf konusu belirsiz, her şey prosedürsüz kalır.”

SİSTEM AB GİBİ OLSUN
Devlet Tiyatroları’nda yapılacak yasal düzenlemenin dünyanın gelişmiş ülkelerindeki örnekleri gibi olmasını isteyen temsilciler, Bakan Günay’a yeni yasal sistemin Avrupa Birliği’ndeki gibi oluşmasını talep ettiklerini belirtti. “Devlet Tiyatrosu’nu özelleştirmek, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı ya da askeri özelleştirmek gibi bir şey” diyen tiyatrocular, ‘Ulusal tiyatronun kapatılması’ gibi sözcüklerin kullanılmasının oyuncuyu ve seyirciyi tedirgin ettiğini ifade etti.

Kaynak : [-]

Aykan ÇUFAOĞLU / ANKARA

 

sanat duyuru

ELAZIĞ

Elazığ’da, Antalya Devlet Tiyatrosu ”Toros Canavarı”, Bursa Devlet Tiyatrosu ise ‘Gönül Avcısı’ adlı oyunu sahneleyecek.
Antalya Devlet Tiyatrosu, Aziz Nesin’in yazdığı ve Ali Meriç’in yönettiği ”Toros Canavarı’ adlı oyunu sahneleyecek. Dekor ve giysi tasarımı Gül Emre’ye, ışık tasarımı ise Namık Gürsoy’a ait oyunda, Fatih Kahraman, Senem Şahin, Kader Gözpınar, Sedat Mayadağ, Gerçek Sağlar, Selim Türkışık ve Ebru Sırkıntı rol alıyor.
Oyunda, karısı, tıp fakültesinde okuyan oğlu ve evde kalmış kızı ile kirada oturan Nuri Sayaner’in, ”Evime az kira ödüyorsunuz” diyen ev sahibi tarafından evden çıkarılmak istenmesi ve gittiği karakoldan ”Toros Canavarı” olarak yakalanmasını ve bunun sefasını sürmesi anlatılıyor.
İki perdelik oyun, bugün saat 20.00’de Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği koro binasında sahneye konulacak.

-”Gönül Avcısı”-

Bursa Devlet Tiyatrosu ise Diego Fabbri yazdığı, Tarık Levendoğlu’nun çevirdiği ve Levent Ulukut’un yönettiği ‘Gönül Avcısı’ adlı oyunu sahneleyecek.
Dekor tasarımı Işın Mumcu’ya, giysi tasarımı Gülümser Erigür’e ve ışık tasarımı Mehmet Yaşayan’a ait oyunda, Emir Çiçek, Ecehan Şarman Çetinkaya, Rüyam Dirin, Demet Oran ve Serkan Kargın rol alıyor.
Karısı, sekreteri ve bir mankeni aynı anda seven bir adamın anlatıldığı iki perdelik oyun, 4 ve 5 Nisan’da saat 20.00’de Elazığ Devlet Klasik Türk Müziği koro binasında sahnelenecek.

Kaynak : [-]

ESKİŞEHİR

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Kanlı Nigar” “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Kanlı Nigar” “Bay Kolpert” ve “Küçük Kara Balık” adlı Oyunlar sahnelenecek.

Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen İranlı yazar Samed Behrengi‘nin ödüllü çocuk masalı “Küçük Kara Balık” Şehir Tiyatroları sanatçısı Ali Eyidoğan tarafından Oyunlaştırıldı.

Dünyaya meraklı küçük bir balığın özgürlüğe uzanan yolculuğunun anlatıldığı Oyunda Emre Demirci, Zuhal Lale, Ozan Çolak, Şayan Noyan, Çisem Erdoğan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Oyun1 Mayıs‘ta saat 14.00’da Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Çocuk Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Aziz Nesin’in öykü, şiir, masal, taşlama ve köşe yazılarından Genco Erkal‘ın sahneye uyarladığı “Azizlikler”Oyununda, Özlem Akdoğan, Hakkı Kuş, Zafer Ergül, Ali Eyidoğan ve İsmail Dündar rol alıyor. Oyun, 2-3 Mayıs’ta Tepebaşı Sahnesi’nde saat 20.00’da izlenebilinecek.

Türk tiyatrosunun klasikleri arasında sayılan Sadık Şendil’in “Kanlı Nigar” adlı Oyunun yönetmenliğini Münir Canar üstleniyor. Emre Basalak, Özlem Boyacı, Mahide Yumbul Cantürk, Murat Danacı, Mustafa Kılıkcı, Alp Sunaoğlu, Tolga Tümer, Elif Melda Yılmaz, Ercüment Yılmaz ve Pınar Bekaroğlu’nun rol aldığıOyun, 28 Nisan‘da saat 20.00’da, 29 Nisan’da ise saat 18.00’da Sanat ve Kültür Sarayı’nda izlenime sunulacak.

Alman tiyatrosunun genç yıldızlarından David Gieselmann’ın “Bay Kolpert” adlı Oyunu ise Mehmet Ergen yönetmenliğinde yarın saat 20.00’da Tepebaşı Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

ZONGULDAK

Ankara Devlet Tiyatrosu, Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında “Haydi Karına Koş” adlı tiyatro Oyununu sahneleyecek.”Haydi Karına Koş” adlı Oyunu, 27-28 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Ankara Devlet Tiyatrosu, Zonguldak’ta kültür-sanat etkinlikleri kapsamında “Haydi Karına Koş” adlı tiyatroOyununu sahneleyecek.

Ankara Devlet Tiyatrosu, Ray Cooney’in yazdığı, Ali Hürol’un yönettiği

“Haydi Karına Koş” adlı Oyunu, 27-28 Nisan tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Şahap Sayılgan, Savaş Tamer, Pelin Dikmenoğlu, Cüneyt Mete, Ünsal Coşar, Şirin Gıobbı ve Mert Gürol’un başlıca rolleri paylaştığı Oyunda, John adlı çapkın erkeğin birbirinden habersiz eşleri Barbra ve Mary arasındaki koşuşturmasını ve beraberinde yaşanan komik olaylar anlatılıyor.

İZMİR

Uluslararası Film Festivali’ne 11 yıl aradan sonra tekrar kavuşan İzmir, bu hafta festivalin dışında çok sayıda kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapacak.

Uluslararası Film Festivali’ne 11 yıl aradan sonra tekrar kavuşan İzmir, bu hafta festivalin dışında çok sayıda kültür sanat etkinliğine ev sahipliği yapacak.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde 22 Nisan Pazar akşamı düzenlenen, Kültür ve Turizm BakanıErtuğrul Günay ve Yönetmen Nuri Bilge Ceylan‘ın da katıldığı törenle başlayan Festival, 28 NisanCumartesi akşamı sona erecek.

İzmir’de 1989-2000 yıllarında kesintisiz düzenlendikten sonra ara verilen Uluslararası İzmir Film Festivali, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), İzmir Kalkınma Ajansıİzmir Büyükşehir Belediyesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın destekleriyle yeniden sinemaseverlerle buluştu.

Festival kapsamında Karaca, İzmir ve Batı sinemaları ile DEÜ Sürekli Eğitim Merkezi (DESEM) ve FransızKültür Merkezi’nde toplam 103 film sunuluyor.

Festivalin ulusal yarışma bölümünde 2011-2012 yapımı 10 Türk filmi, “Aşk ile Devrim”, “Bu Son Olsun”, “Eylül”, “Geriye Kalan”, “İz”,

“Labirent”, “Nar”, “Oğul”, “Ölü Bedenden Fısıltılar” ve “Simurg“, Altın Artemis Ödülü’nü almak için mücadele edecek.

Festivalin yarışma dışındaki gösterimlerine üç filmle katılan Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, festivalin açılışında “Sinemaskop Türkiye” başlıklı fotoğraf sergisini de sanatseverlerle buluşturdu.

Festivalde, ulusal yarışma bölümünün yanı sıra dünya filmleri, kurmaca kısa filmler, belgeseller, DEÜ mezunu sinemacıların çalışmalarından örnekler başlığı altında tüm filmler günde 5’er seanstan ücretsiz izlenebiliyor.

-İZDOB’dan yeni bir prömiyer-

İzmir’de önceki haftalarda “Çakırcalı Efe” dans tiyatrosu ve “Bir Yaz Gecesi Rüyası” balesini ilk kez sanatseverlerle buluşturan İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), bu hafta yeni bir prömiyere imza atacak. Okan Demiriş’in üç perdelik “IV. Murat” operası, 28 Nisan Cumartesi akşamı ilk kez sahnelenecek.

Evin Atik tarafından sahneye konulan, IV. Murat dönemindeki isyan ve çalkantıları, padişahın annesi Kösem Sultan’la ilişkisini, saraydaki iktidar mücadelesini konu alan operada orkestrayı Ercan Yenal yönetecek.

Dekorları Kaan Güreşçi, kostümleri Nursun Ünlü tarafından hazırlanan “IV. Murat” operasında koronun yönetimini Ali Hoca üstlenecek.

Tevfik Rodos’un IV. Murat karakterine hayat vereceği opera, Elhamra Sahnesi’nde, 28 Nisan’daki prömiyerin ardından 1 Mayıs Salı, 3 Mayıs Perşembe ve 8 Mayıs Salı akşamları izlenebilecek.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO), Fransız Kültür Merkezi’nin iş birliğiyle yarın akşam Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde şef Ender Sakpınar yönetiminde konser verecek.

Konserin solistliğini piyanoya 4 yaşında başlayan, ilk konserini 7 yaşında veren, piyanist ve şef olarak dünyanın her yerinde konserlere katılan Jean-Bernard Pommier üstleniyor.

Sanatseverler, bu konserde Camille Saint-Saens ve Georges Bizet’den eserleri dinleme olanağını bulacak.

Kaynak: [-]

ANTALYA

Dünyanın en önemli müzik dehalarından Wolfgang Amadeus Mozart ‘ın eserleri opera sahnesinde izleyicilerle buluşacak.

Antalya Devlet Opera ve Balesi’nde düzenlenecek “Mozart Gecesi” nde Mozart’ın sevilen eserleri seslendirilecek. Sanatseverler 26 Nisan Perşembe akşamı saat 20:00’da Haşim İşcan Kültür Merkezindedüzenlenecek gecede ; Avrupa’nın en üretken ve etkili bestecilerinden biri olan Mozart ‘ın eserleriyleözel bir konser gecesi yaşayacaklar.

OSMANLILARI DA KONU ALAN BESTECİ

Gecede; soprano Aslı Ayan, soprano Heyecan Gizem Yakan ,soprano Özsu Yüksel, Mezzo Soprano Serap Çiftçi, Mezzo Soprano Bilge Yılmaz, Bas Erdem Baydar, Bas Bariton Umut Tarık Akça solist olarak sahne alacaklar. Konserde sanatçılara piyanoda Lilyana Todorova eşlik edecek. 1756 yılındaSalzburg’da dünyaya gelen Wolfgang AmadeusMozart 36 yıllık yaşamı boyunca 626 eser bestelemiştir. Yapıtları senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkilemiştir. Mozart “Saraydan Kız Kaçırma” , “Zaide” gibi Osmanlıları konu alan yapıtlar da vermiştir.

ERZURUM

Erzurum Devlet Tiyatrosu, “Herkes (Mi) Hırsız” oyunu ile “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununu sahneleyecek

Erzurum Devlet Tiyatrosu “Herkes (Mi) Hırsız” adlı oyun ile “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununu sahneleyecek.

Eric Chappel’in yazdığı, Cengiz Toraman’ın yönettiği, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı oyunu, dekor tasarımı Suar Şeylan, giysi tasarımı Özlem Karabay, müzik Engin Bayrak, ışık kumandayı Duran Güngör yaptı.

Eylem Yıldız, Gökhan Kocaoğlu, Yasemin Erbulun, Mehmet Yıldız, Arif Atalay rol aldığı oyunda, zengin bir çiftin evine giren hırsızlardan birinin yakalanmasının ardından gelişen olaylar, insan zaafları, ekonomi, felsefe ve sistem üzerine eğlenceli, düşündürücü, dinamik ve komik bir olay anlatılıyor.

Oyun bugün, yarın 19:30 da, 28 Nisan tarihinde de 14:00 ile 19:30 saatlerinde izleyiciye sunulacak.

Grimm Kardeşler’in yazdığı, Sedat Şenoğlu’nun yönettiği “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk oyununda, Levent Aras, Merve Gül, Fatma Kum rol alıyor.

Redevko Alışveriş Merkezi’nde sahnelenecek oyunda, dört hayvanın duygusal ve naif hikayesi anlatılıyor.

Oyun, 29 Nisan tarihinde 14:00-16:00 da, 30 Nisan tarihinde de saat 14:00’da izlenebilecek.

Kaynak : [-] 

Film maratonu başladı

 200’den fazla filmin gösterileceği 31. Uluslararası İstanbul Film Festivali, dün akşam düzenlenen törenle başladı. Törende, Sevin Okyay, Ali Özgentürk, Ayşen Gruda, Halit Akçatepe ve Terence Davies’e Sinema Onur Ödülü verildi

31-istanbul-film-festivali-basladi

İstanbul’un muhtelif yerlerinde afişler göreceksiniz: Bir film bileti fotoğrafının yanında ‘Değeri Büyük’ yazısı var afişlerde. Bahsedilen değer, İstanbul Film Festivali’nin 30 yılda oluşturduğu bir sinema kültürü aslında. Bu kültür, her geçen yıl daha bir kök salarak, kapsamını genişleterek devam ediyor. İKSV’nin düzenlediği 31. Uluslararası İstanbul Film Festivali dün Lütfi Kırdar’da düzenlenen törenle başladı. Festivalin şimdilerde kapalı olan ana sineması Emek’in hatırlatılmasıyla başladı tören. Sunucu Memet Ali Alabora’nın “Emek Sineması’nın olduğu yerde, ‘moving’ yapılmadan korunması hepimizin en büyük temennisi” demesiyle salonda alkış kıyamet koptu. Törende, festivaldeki bölümler ve filmlerin tanıtılmasının ardından geçen yıl kaybedilen sinemacılar da anıldı. Oscar töreninde anılmayan dünya sinemasının büyük ustası Theo Angelopoulos, Lütfi Akad, Yusuf Kurçenli gibi sinemacılar tek tek hatırlatıldı. Hüseyin Baş ile Paşa Gündoğdu’nun yeni vefat ettiğini de bu esnada öğrendik. 

SİNEMA YAZARLARINA ÖVGÜ 
Bu haberlerin ardından Sinema Onur Ödülleri’nin takdim edilmesine geçildi. İlk ödül, Türkiye’nin ilk kadın sinema yazarı Sevin Okyay’a verildi. Ödülü veren yazar Murathan Mungan, “Sinema yazarları sinemanın görünmez, saklı kahramanlarıdır. Seyrettiğimiz filmleri görmemizi, algılamamızı sağlarlar” diyerek Okyay nezdinde tüm sinema yazarlarını onurlandırdı. İkinci ödül ise Müjdat Gezen elinden yönetmen Ali Özgentürk’e verildi. Ali Özgentürk’ün duygu dolu, manalı ve uyarıcı konuşması salondan alkış aldı. “Bu festival kurtarılmış bir adadır” diyen Özgentürk, bu tür adaların Türkiye’de çoğalması temennisinde bulundu. Türk sinemasının iki unutulmaz oyuncusu Halit Akçatepe ve Ayşen Gruda Sinema Onur Ödülleri’ni birçok filmde beraber rol aldıkları Tarık Akan’ın elinden aldı. Ayşen Gruda, “Oyuncu olmak istemedim, okumak istedim. Babam öldü. Çalışmak zorundaydım. O sırada ablam, ‘bir oyunda hizmetçi kız rolü var. Oynar mısın?’ dedi. O gün bugündür oynuyorum. Bu işin okulunu okumadım ama işi ustalarından öğrendim” diyerek mutluluğunu seyircilerle paylaştı. Bu yılın Onur Konuğu ise ünlü yönetmen Terence Davies’di. Ödül almak için sahneye çıkan Davies, İstanbul’a gelen pek çok yabancı sanatçı gibi şehre iltifatlar yağdırdı ve ödül için teşekkür etti. Terence Davies’in konuşmasında “Bizans’a geldim” demesi salonda espri konusu oldu: ‘Hazır Fetih 1453 filmi vizyondayken, Davies filmi izleyese ya…’ esprisi küçük çaplı gülüşmelere neden oldu. Festivalin açılış törenin ardından söz sırası şimdi sinemaseverlerde. Onlar, 15 günlük maratonun elden geldiğince tadını çıkaracak. Festivalin kalbin yine Beyoğlu’nda atacak. Beyoğlu’nda filmler, Atlas, Fitaş, Beyoğlu sinemaları ve Pera Müzesi’nde gösteriliyor. Nişantaşı’nda ise CityLife (City’s) sinemasında festival filmleri izlenebilir. Anadolu Yakası’nda festivalcilerin tek adresi Kadıköy Rexx Sineması.

FESTİVALİN İLK GÜNÜNDE NE İZLEMELİ
Festival ilk günden yoğun bir programla başlıyor. Komedi arayanlar için 11.00 seansında Norveçli yönetmen Ole Endresen’in Körling Kralı filmi var. 13.30’da ise dün akşam festivalde Sinema Onur Ödülü alan yönetmen Terence Davis’in Aşkın Karanlık Yüzü filminin gösterileceğini hatırlatalım. 16.00’da Slava Ross’un yönettiği Sibirya, Monamur filmi izlenebilir. Film, Sibirya’daki ıssız buz çölü Monamur’da yaşayan yaşlı bir adam ve torununun evlerine iki eşkıya baskın yaptıktan sonra yaşananları anlatıyor. 19.00’da Kadıköy Rexx Sineması’nda Malgowska Szumowska’nın yönettiği Juliette Binoche’un başrolünde oynadığı Kadınlar tavsiye edilir. 2011 Venedik Altın Aslan ödüllü Alexander Sokurov’un Goethe’nin klasik romanından uyarladığı Faust Atlas Sineması’nda 21.30’da gösterilecek. 24 Ocak’ta vefat eden usta yönetmen Theo Angelopoulos ‘un başyapıtlarından Kumpanya, 21.30’da Fitaş’ta olacak. Nişantaşı City’s sinemasında ise 21.30’da emekliliklerini Hindistan’da geçirmeye karar veren bir grup İngiliz’in maceralarını anlatan Marigold Oteli‘nde filmi var.

EMEK’TE BAKAN’IN RİCASI DİKKATE ALINMAMIŞ!
Bir festival daha Emek’siz başlıyor. Bunun için sinemaseverlerin bir burukluk yaşadığını belirtelim. Peki Emek Sineması’nda son durum nedir? Dün Emek Sineması’yla ilgili Kamer İnşaat, SİYAD üyesi sinema yazarlarına yönelik bir bilgilendirme toplantısı düzenledi. SİYAD Yönetim Kurulu bu toplantıya katılmayacaklarını ilan etmişti, üyeler de toplantıya katılmadı. Toplantıda da gazeteciler ve Emeksever vardı. Hararetli geçen toplantı da Kamer İnşaat’ın sahibi Levent Eyüpoğlu, Emek Sineması ile ilgili bilgi verdi. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın SABAH’a yaptığı “Mümkün olduğu kadarıyla tartışmaları azaltacak, Emek’i özgün dokusuyla ortaya çıkaracak olan bazı yeni gayretlerde bulunmalarını rica ettim arkadaşlardan. (Kamer İnşaat yetkilileri)” açıklamadan dolayı Levent Eyüboğlu’na bu teklife karşı yaklaşımlarını sorduk. Eyüboğlu “Projede bir değişiklik yapmak çok zor. Yasa ve hukuksal prosedürler nedeniyle mümkün gözükmüyor” dedi. Ama birtakım yeni gelişmeler de sözkonusu. Mesela Emek Sineması ile aynı katta bir tiyatro binasının da yapılması plana dahil edilmiş. Ayrıca yeni yapılacak yapı dördüncü katına taşınacak. Emek Sineması’nın kontrolünü üstlenecek bir vakfın kurulması da yeni planlar dahilinde. Lakin bütün bunlara rağmen Kamer İnşaat’ten Levent Eyüboğlu, Emek Sineması’nın taşınarak korunması yönündeki ısrarından vazgeçmiyor. Bunun, Emek Sineması’nın yıllarca kendi kendini var etmesi yönündeki en doğru yol olduğu düşünüyor. Bu konuda ise kamuoyu ikna edilmiş değil. Emek’in yerinde korunarak da varlığını sürdürmesi mümkün olduğu biliniyor.

OLKAN ÖZYURT

http://www.sabah.com.tr

Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen verilen Kültür Sanat Büyük Ödülü’ne bu yıl Ara Güler, Sıtkı Fırat, Prof.

Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen verilen Kültür Sanat Büyük Ödülü’ne bu yıl Ara Güler, Sıtkı Fırat, Prof. Sabit Kalfagil ve İzzet Keribar layık görüldü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, 20 Aralık 2011’de Ankara’da toplanan Değerlendirme Kurulu, “fotoğraf sanatının gerek ulusal gerekse uluslararası alandaki en önemli temsilcilerinden olmaları, kendilerine özgü üslupları, bu alanda yaptıkları eğitsel çalışmaları ve üretimleri, fotoğraf gibi görsel bir sanat ögesini kullanarak dimağlarda yeni ufuklar açmaları,Türkiye’yi uluslararası platformlarda başarıyla temsil ederek pek çok ödülü Türkiye’ye getirmeleri hususlarını göz önünde bulundurarak” 2011 yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün Ara Güler, Sıtkı Fırat, Prof. Sabit Kalfagil ve İzzet Keribar’a verilmesini kararlaştırdı.

Ödüllerin, İstanbul’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı bir törenle Kültür ve Turizm BakanıErtuğrul Günay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.

-Kültür Sanat Büyük Ödülü-

Bakanlık tarafından 1979 yılından bu yana verilen Kültür Sanat Büyük Ödülü yurt içinde ya da dışında icra ettiği özgün eser, uygulama, yorum veya bilimsel araştırmalarıyla Türk kültür ve sanatının gelişmesine katkıda bulunanları devlet adına ödüllendirme amacını taşıyor. – Ankara

TBMM Genel Kurulunda, Fikir ve sanat eserlerinin devlet nüshası olarak derlenmesi ve saklanmasını öngören Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu Tasarısı, kabul edilerek yasalaştı.

 Kanun, fikir ve sanat eserleri ile anlaşmalar uyarınca yurt dışında çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin etkin, sağlıklı ve eksiksiz bir biçimde toplanması, gelecek kuşaklara aktarılması, elverişli ortamlarda saklanması, korunması ve toplumun bilgi ve yararına sunulmasını sağlayacak esasları düzenliyor.

Kanuna göre, ülke sınırları içinde basılan ve çoğaltılan; kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler, gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli eserler, afiş, kartpostal, gravür, reprodüksiyon, basılı fotoğraf gibi grafik eserler, slayt, film parçası makara, kaset, kartuş, film ve mikroform gibi materyaller, her türlü bilgisayar, müzik ve video cihazlarında kullanılmak üzere üretilmiş ses, görüntü ve veri içeren optik ve manyetik ortamlara kaydedilerek çoğaltılmış eserler, pul ve kağıt para gibi eserler, coğrafik, jeolojik, topografik ya da meteorolojik harita, plan ve krokiler, yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler, elektronik ortamda üretilerek kullanıma sunulmuş elektronik yayınlar derlenecek.

Yurt dışında Türkçe olarak basılan ve yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler de derleme kapsamına alınacak.

Ülke sınırları dışında derlenecek eserler ise kanunlar ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca, yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilerin Türkiye’deki kütüphane, müze, arşiv ve belgeliklerden yararlanarak hazırladıkları eserler ile Türkiye’de yaptıkları arkeolojik kazı ya da araştırmaların yöntem ya da sonuçlarına ilişkin olarak yurt dışında yayımlamış veya çoğaltmış eserlerden oluşacak.

-Derlenecek eserlerin gönderileceği yerler-

Derleme işleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülecek ve koordine edilecek.

Derleme işlemlerinin ve derlemeyle amaçlanan hizmetlerin etkin bir biçimde yürütülebilmesine ilişkin usul ve esaslar, Kültür ve Turizm Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

Kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler, gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli eserler, yerel gazeteler hariç, 6 nüsha derlenerek Milli Kütüphaneye, TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığına, İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine ve Ankara’da bakanlıkça belirlenecek kütüphaneye gönderilecek.

Diğer eserler ise ikişer nüsha Milli Kütüphane ve İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine gönderilecek. Tasarının görüşmelerinde grupların ortak önergeyle, derlemelerin gönderileceği kütüphaneler arasına İzmir Milli Kütüphane ve İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi de yer aldı.

Kabul edilen başka bir önergeyle, elektronik ortama aktarılan eserlerin bir nüshası, görme engellilerin hizmetine sunulmak üzere Milli Kütüphaneye gönderilecek.

Yerel ve bölgesel gazeteler de Milli Kütüphane ve İl Halk Kütüphanesine gönderilecek.

-Sorumluluk ve yaptırımlar-

Eserlerin derleme nüshaları, çoğaltılmış diğer kopyalarla aynı olması zorunlu olacak. Derleme nüshaları çoğaltma işlemini izleyen 15 gün içerisinde eksiksiz ve hatasız olarak derleme müdürlüğü veya derleme birimine teslim edilecek.

Derleme kütüphanelerinin belirlediği yanlış, eksik ya da ciltsiz nüshaların değiştirilmesi, en geç 15 gün içinde derleme mükelleflerince yerine getirilecek. Kanunda yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükelleflerine, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından yaptırımlar uygulanacak.

Derleme nüshalarını zamanında derleme müdürlüğü veya birimine göndermeyenler, her derleme nüshası için bin TL’den 5 bin TL’ye kadar idari para cezasına çarptırılacak.

Derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedeli, kazancın saptanmasında gider olarak dikkate alınacak. Bu şekilde gider fazlalığından doğan zarar, bir sonraki yıla devredilemeyecek.

-”Uyanlarla yolumuza devam edeceğiz”-

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İzmir Milli Kütüphanesinin, bir müze olabileceğini söyledi. Günay, Ankara’ya da yeni bir milli kütüphane gerektiğini dile getirerek, ”Türkiye’de çok sayıda öğrenci var, nüfusu çok genç. Her ne kadar elektronik ortamları kullansak da kütüphane, hayatımızdan çıkmaması gereken önemli bir kültür varlığı” dedi.

Tarihi eser kaçakçılığıyla mücadele ettiklerini ifade eden Günay, Şanlıurfa Göbeklitepe’de bir heykel kutusunun, kazı heyeti tarafından yeterince korunmadığı için kayıplara karıştığını söyledi. Günay, bunu bir ölçüde kazı heyetine tanzim ettirdiklerini, başka yaptırımlar da düşündüklerini belirterek, şöyle konuştu:

”Maddi karşılıkla bu eserler ölçülemez. Yaptırımlar düşünmemiz nedeniyle kazı heyeti, karşı bilgilendirme kampanyası açtı. Türkiye’de bir kazıyı ister yabancılar, ister bizim hocalarımız, üniversitelerimiz yapsın, herkesin çalıştığı toprağı sevmesi, yeterince zaman ayırması, buluntularla ilgili eserler yazması gibi yeni getirdiğimiz kurallar var. Bu kurallara uyanlar devam edecekler, uymayanların emeklerine teşekkür edeceğiz, uyanlarla yolumuza devam edeceğiz.”

Günay, herhangi bir ayırım yapmaksızın, bütün zenginlikleri yeni kuşaklara taşımaya çalıştıklarını belirterek, bu konuda yaptıkları çalışmalardan bahsetti. Günay, Şeyh Bedreddin üzerine bir çalışma yaptıklarını, ilk kez bir Süryani kitabını Türkçe’ye basmaya çalıştıklarını anlattı. Günay, ”Bu topraklarda hangi renk, çiçekler varsa hiçbiri solmasın, bu toprakların bereketi çoğalsın diye uğraşıyoruz” dedi.

Tasarının yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Meral Akşener, birleşimi yarın saat 13.00’de toplanmak üzere kapattı.

Kanun Tasarısı Şu şekilde:

ÇOĞALTILMIŞ FİKİR VE SANAT ESERLERİNİ

DERLEME KANUNU TASARISI

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

            Amaç

            MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, ülkemizin kültürel varlığı ile bilgi birikimini oluşturan fikir ve sanat eserlerinin basılmış veya çoğaltılmış nüshaları ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca yurt dışında basılan veya çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin etkin, sağlıklı ve eksiksiz bir biçimde toplanması, gelecek kuşaklara aktarılması, elverişli ortamlarda saklanması, korunması, düzenlenmesi ve toplumun bilgi ve yararına sunulmasına ilişkin esasları belirlemektir.

Kapsam

            MADDE 2- (1) Bu Kanun; her çeşit basma, ozalit, teksir, ofset, optik, manyetik, elektronik ve diğer çoğaltma yöntemleri ile satılmak, ya da parasız dağıtılmak üzere üretilen çoğaltılmış fikir ve sanat eserinin derlenmesini, derleme işlemlerini yürütecek birimleri ve derlemeye ilişkin usul ve esasları kapsar.

             Tanımlar

            MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Bakanlık: Kültür ve Turizm Bakanlığını,

b) Derleme kütüphanesi: Bu Kanun uyarınca, derlenen çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin gönderildiği kütüphaneleri,

c) Derleme müdürlüğü: İstanbul’da derleme işlemlerini yapacak olan birimi,

ç) Derleme bürosu: Derleme mükelleflerince illerde ve ilçelerde derleme nüshalarının teslim edildiği birimi,

d) Derleme mükellefi: Derleme nüshalarını derleme müdürlüğüne veya derleme bürolarına vermekle yükümlü gerçek ya da tüzel kişiyi,

e) Derleme nüshası: Bu Kanun kapsamında derlenen fikir ve sanat eserlerini,

ifade eder.

                                                                                                                                                                          İKİNCİ BÖLÜM

Derlenecek Eserler

             Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde derlenecek eserler

            MADDE 4- (1) Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde basılan veya çoğaltılan, aşağıda belirtilen her türlü eser, bu Kanun kapsamında derlenir:

a) Kitap, kabartma harfli kitap, kitapçık, ansiklopedi, albüm, atlas ve nota gibi tek başına ya da bir takımın veya bir dizinin parçası niteliğinde olan ayrı yayımlanmış eserler.

b) Gazete, dergi, yıllık, bülten, takvim gibi süreli yayınlar.

c) Afiş, kartpostal, gravür, reprodüksiyon, basılı fotoğraf gibi grafik eserler.

ç) Veri içeren her türlü slayt, şerit, film parçası, makara, kaset, kartuş, film ve mikroform gibi materyal.

d) Her türlü bilgisayar, müzik ve video cihazlarında kullanılmak üzere üretilmiş ses, görüntü ve veri içeren optik ve manyetik ortamlara kaydedilerek çoğaltılmış eserler.

e) Prospektüsleriyle birlikte blok veya tek olarak pul ve kağıt paralar.

f) Coğrafik, jeolojik, topografik ya da meteorolojik harita, plan ve krokiler.

g) Türkçe olarak yurt dışında basımı veya çoğaltımı yapılarak, yurt içinde satışı ve dağıtımı yapılan eserler.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında derlenecek eserler

            MADDE 5- (1) Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında derlenecek eserler şunlardır:

a) Yürürlükteki kanunlar ile ikili ya da çok taraflı anlaşmalar uyarınca, yabancı uyruklu gerçek ya da tüzel kişilerin Türkiye’deki kütüphane, müze, arşiv ve belgeliklerden yararlanarak hazırlamış oldukları  eserler ile ülkemizde yaptıkları arkeolojik  kazı ya da araştırmaların yöntem ya da sonuçlarına ilişkin olarak yurt dışında yayımlamış veya çoğaltmış oldukları eserler.

b) Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet gösteren derleme mükelleflerinin yurt dışında  basımını, çoğaltılmasını ve yayımlanmasını sağladıkları eserler.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Derleme Esasları ve Uygulanması

             Derleme mükellefleri

            MADDE 6- (1) Derleme mükellefleri şunlardır:

a) 4 üncü maddenin (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilmiş eserler için; gerçek ya da tüzel kişi yayıncı, yayıncının olmadığı durumda basımevi ya da matbaa.

b) 4 üncü maddenin (ç) ve (d) bentlerinde belirtilmiş eserler için; yapımcı ya da üretici gerçek ya da tüzel kişi.

c) 4 üncü maddenin (e) ve (f) bentlerinde belirtilmiş eserler için; kullanmak ya da dağıtmak üzere çoğaltma işlemlerini yapan gerçek ya da tüzel kişi.

ç) 5 inci maddenin (a) bendinde belirtilmiş eserler için; hazırlayan gerçek ya da tüzel kişi.

d) 5 inci maddenin (b) bendinde belirtilmiş eserler için; basım, çoğaltma veya yayımlama işini yaptıran gerçek ya da tüzel kişi.

e) 4 üncü maddenin (g) bendinde belirtilen eserler için, bu eserlerin yurt içinde satışını ve dağıtımını yapan gerçek ya da tüzel kişi.

             Derleme işlerini yürütecek birimler ve görevleri

            MADDE 7- (1) Derleme işleri, Bakanlık tarafından yürütülür ve koordine edilir.

(2) Derleme işlemlerinin ve derleme ile amaçlanan hizmetlerin etkin bir biçimde yürütülebilmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Derleme nüshalarının sayısı ve gönderileceği kütüphaneler

            MADDE 8- (1) Derleme nüshalarının sayısı ve gönderileceği kütüphaneler şunlardır:

a) 4 üncü maddenin (a), (b), (g) ve 5 inci maddenin (b) bendinde belirtilmiş eserler, yerel gazeteler hariç, dört nüsha derlenerek bir adedi Milli Kütüphaneye, bir adedi 2919 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreterliği Teşkilat Kanunu uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Kütüphane Dokümantasyon ve Tercüme Müdürlüğüne, bir adedi İstanbul Beyazıt Devlet Kütüphanesine, bir adedi de Ankara Adnan Ötüken İl Halk Kütüphanesine gönderilir.

b) 4 üncü maddenin (c), (ç), (d), (e) ve (f) bentleri ile 5 inci maddenin (a) bendinde belirtilmiş eserler ve yerel gazeteler birer nüsha derlenerek sadece Milli Kütüphaneye gönderilir.

                                                                                                                                                                 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Sorumluluk ve Yaptırımlar

             Derleme mükelleflerinin sorumlulukları

            MADDE 9- (1) Derleme nüshalarının, çoğaltılmış diğer kopyalarla aynı olması zorunludur. Ciltlemenin basımevinden ayrı bir yerde yapılması, yayınevinin ya da basımevinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

(2) Derleme nüshaları çoğaltma işlemini izleyen onbeş gün içerisinde eksiksiz ve hatasız olarak derleme müdürlüğü veya derleme bürosuna teslim edilir. 4 üncü maddenin (g) bendi ile  5 inci maddede belirtilen eserler için teslim etme süresi altmış gündür.

(3) Derleme kütüphanelerinin belirlediği yanlış, eksik ya da ciltsiz nüshalar, derleme mükelleflerince en geç onbeş gün içerisinde değiştirilir.

(4) 6 ncı maddenin (ç) bendinde belirtilen derleme mükellefleri gerekli izin için başvurduklarında,  kendilerinden bu Kanun hükümlerine uyacaklarına ilişkin imzalı belge alınır.

İdari para cezası

            Madde 10- (1) Bu Kanunda yer alan sorumluluklarını yerine getirmeyen derleme mükelleflerine, derlemenin yapıldığı yerdeki en büyük mülki amir tarafından uygulanacak yaptırımlar şunlardır:

a) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyen derleme mükellefleri, her derleme nüshası için bin Yeni Türk Lirasından beş bin Yeni Türk Lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır. İdari para cezası,  tutanağın tebliğinden itibaren otuz gün içinde ödenir.

b) 6 ncı maddenin (ç) bendinde belirtilmiş derleme mükelleflerinden, 9 uncu maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmeyenler, bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri sürece bir daha izin belgesi alamazlar.

              Cezaya itiraz ve cezaların tahsili

              MADDE 11- (1) Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları hakkında, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uygulanır. Para cezasını ödemiş olmak, derlemeye ilişkin yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

 

              Diğer kanunlara göre derlenen eserler

              MADDE 12- (1) Bu Kanun uyarınca derlenen eserler kütüphane ve arşiv hizmetlerine yöneliktir. 5187 sayılı Basın Kanununun 10 uncu maddesi ile 5681 sayılı Matbaalar Kanununun 4 üncü maddesi gereğince verilen nüshalar, bu Kanun kapsamı dışındadır.

Derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedelinin gider yazılması

              MADDE 13- (1) Derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedeli, kazancın saptanmasında gider olarak dikkate alınır. Bu şekilde gider fazlalığından doğan zarar bir sonraki yıla devredilemez.

Yürürlükten kaldırılan hükümler

              MADDE 14- (1) 21/6/1934 tarihli ve 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu ile 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun ek 5 inci maddesi ve ek 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi yürürlükten kaldırılmıştır.

(2) Diğer mevzuatta, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununa yapılan atıflar, bu Kanuna yapılmış sayılır.    

              Yönetmelik

              GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Kanunda belirtilen yönetmelik, Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlık tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulur. Bu süre içerisinde yapılacak derleme iş ve işlemleri, mevcut mevzuat hükümlerine göre yürütülür.

              Yürürlük

              MADDE 15- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

              Yürütme

              MADDE 16- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

GENEL GEREKÇE

Bir ülkenin kültürel varlığını oluşturan fikir ve sanat eserlerinin toplumun bilgi ve yararına sunulması, arşivlenip korunması ve gelecek nesillere aktarılması o ülkede çoğaltılan fikir ve sanat eserlerinin derlenmesi ile mümkündür.

Milli ve kültürel varlıkları oluşturan fikir ve sanat eserlerinin toplanması, saklanması, duyurulması, istifadeye sunulması ve gelecek kuşaklara aktarılması Devletin en önemli görevlerinden biridir. Bu sebeple, hemen hemen her ülkede derleme kanunları bulunmaktadır. Derleme kanunları devletlerin bu görevlerini etkili ve sağlıklı bir biçimde yerine getirme isteğinin bir sonucudur.

Nitekim, üyesi bulunduğumuz Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO)’nın, Eylül 1977’de Paris’te gerçekleştirdiği Milli Bibliyografyalar konulu milletlerarası kongrede, derleme kanunlarının önemi üzerinde durulmuş ve UNESCO’ya üye olan ülkelerin “derleme” konusunda yürürlükteki yasaları yeniden gözden geçirmeleri ve bunları günün ve geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemeleri kararlaştırılmıştır. Bu önemli ihtiyacı aynı surette hisseden ülkelerin çoğu, “Depot Legal” kanunları ile kendi ülkelerinde yayımlanan bütün fikir eserlerinin belirli bir miktarını, yayımını müteakip, basımevlerinden ve yayımcılardan almakta, milli kütüphanelerinde ve diğer bazı kütüphanelerinde toplamaktadır. Kütüphaneler, bilgisayar otomasyon tekniklerinden faydalanarak yayımladıkları milli bibliyografyalar ile ülkelerinin basılı ve çoğaltılmış fikir eserlerini dünyaya tanıtarak kültürel varlıklarını korumaktadır.

Ülkemizde yayımlanan fikir ve sanat eserlerinin toplanması, saklanması ve kullanıma sunulmasının önemi ve gerekliliği yıllar önce anlaşılmış ve 21/6/1934 tarihinde 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanunu çıkarılarak Türkiyede her türlü baskı yöntemi ile basılıp yayımlanan eserlerin beş nüshası Devlet nüshası olarak derlenerek belirli kütüphanelerde hizmete sunulmuştur. 1934 yılında Atatürk’ün de ilgilenmesi ile kanunlaşan Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununun hazırlanması sırasında eski Fransız “Depot Legal” kanunundan yararlanılmıştır.

Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler sonucunda, yayımcılıkta ve yayım türlerinde çok önemli gelişmeler olmuş; baskı yöntemleri dışında gelişen yeni çoğaltma usulleri ile çok miktarda bilim, fikir ve sanat eseri üretilmiş bulunmaktadır. Mevcut Kanunla bunların Devlet nüshası olarak derlenmesi mümkün olamamaktadır. Bu nedenle, bu tür yeni çoğaltma yöntemleriyle üretilen eserlerin de kapsama alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda benimsenen derleme politikasına göre derleme kütüphanesinin, derleme nüshasının, derleme mükellefinin ve cezai hükümlerinin belirlenmesi,      2527 sayılı Kanunun adının da günümüz koşullarına göre değiştirilmesi gerekli hale gelmiştir.

Yüzyılımızın bilgi çağı olması nedeniyle Dünyada hızlı bir bilgi üretimi ve kullanımı söz konusudur. Bilginin hızlı artışı ülkemizde basılan, yayımlanan ve dağıtılan materyallerin takip edilmesini ve kullanıma hazır hale getirilmesini hem gerekli kılmakta hem de zorlaştırmaktadır. Bu doğrultuda milli koleksiyonların çoğaltılması, kültürel mirasın muhafazası, insan hafızasından silinebilecek bilgileri içeren materyallerin toplanarak ulusal belleğin oluşturulması ve kaynak olarak kullanılması amacıyla Kanun güncelleştirilmekte ve yeni çoğaltma yöntemleri ile üretilen eserler de bu kapsama alınmaktadır.

Bu nedenle, günün ihtiyaçlarına cevap veremeyen yürürlükteki 2527 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılarak teknolojik ve sosyal şartlara uygun yeni bir düzenleme yapılmaktadır. Bu yeni düzenleme ile, 2527 sayılı Kanunda yer alan İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ile İzmir Milli Kütüphanesine derleme nüshaları verme yükümlülüğü, bu kütüphanelerin bütçe, bina ve personel sorunları nedeniyle, amacına uygun hizmet sunamadıkları için kaldırılmaktadır.

Diğer yandan, günümüzde bilgi, fikir ve sanat eserlerinin maliyetlerinin yüksekliği ve derleme nüshası sayısının artırılması, derlemeyi veren basımevlerini ve yayımcıları mali külfete sokmaktadır. Bedelsiz verilen bu nüshaların getireceği mali yükü hafifletmek için verilen eserlerin bedeli, kazancın saptanmasında gider olarak dikkate alınmaktadır.

Temelde bilgi, fikir ve sanat eserlerinin devlet nüshası olarak derlenerek gelecek nesillere aktarılması için korunmasını ve hizmete sunulmasını amaç edinen Tasarı, yukarıda belirtilen hususların ışığı altında günün şartlarına ve yeni ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hazırlanmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ

         MADDE 1– Madde ile; kültürel varlığı oluşturan basılmış veya çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin, ülkemizin kültür birikiminin gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla derlenmesi düzenlenmektedir.

              MADDE 2– Madde ile, çeşitli yöntemlerle basılmış veya çoğaltılmış fikir ve sanat eserlerinin devletçe derlenmesi ile derleme usul ve esaslarının bu Kanunda düzenlendiği belirtilmektedir.

MADDE 3– Madde ile, Kanunda geçen Bakanlık, derleme kütüphanesi, derleme müdürlüğü, derleme bürosu, derleme mükellefi ve derleme nüshası ifadelerinin tanımları yapılmaktadır.

MADDE 4– Maddede, yurt içinde derlenecek basılmış veya çoğaltılmış fikir ve sanat eserleri belirtilmektedir.

MADDE 5– Madde ile; Türkiye’de araştırma yapanlardan, yurt dışında bu araştırmaya dayalı eser yayımlayanların eserleri ile Türkiye sınırları içinde faaliyet gösteren derleme mükelleflerinin yurt dışında basımını, çoğaltılmasını ve yayımlanmasını sağladıkları eserlerin derleneceği belirtilmektedir.

MADDE 6– Madde ile, derleme mükellefleri belirtilmektedir.

MADDE 7– Maddede, derleme işlerinin Bakanlık tarafından yürütülmesi ve koordine edilmesi ile derleme iş ve işlemlerinin çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir.

MADDE 8– Maddede, derleme nüshalarının sayısı ve gönderileceği kütüphaneler belirtilmektedir.  Bu yeni düzenleme ile eski Kanunda yer alan; İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi ile İzmir Milli Kütüphanesine derleme nüshaları verme yükümlülüğü, bu kütüphanelerin bütçe, bina ve personel sorunları nedeniyle, amacına uygun hizmet sunamadıkları için kaldırılmaktadır.

MADDE 9– Maddede, derleme mükelleflerinin sorumlulukları düzenlenmektedir.

MADDE 10– Maddede, derleme yükümlülüklerini yerine getirmeyen derleme mükelleflerine uygulanacak yaptırımlar belirtilmektedir.

MADDE 11– Maddede, derleme mükellefiyetinin yerine getirilmemesinden dolayı verilen cezaya itiraz ve derleme mükelleflerinin yerine getirmedikleri yükümlülükleri nedeniyle verilen cezaların nasıl tahsil edileceği belirtilmektedir.

MADDE 12– Maddede, bu Kanunda öngörülen derlemenin diğer kanunlarla derlenen eserlerle bir ilişkisi olmadığı belirtilmektedir.

MADDE 13– Maddede, derleme nüshası olarak verilen eserlerin maliyet bedellerinin, kazancın tespitinde gider olarak gösterilebileceği, gider fazlalığından doğan zararın bir sonraki yıla devredilemeyeceği belirtilmektedir.

MADDE 14– Maddede, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan mevzuat belirlenmekte, ayrıca mevzuatta 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununa yapılan atıfların bu Kanuna yapılmış sayılacağı hükme bağlanmaktadır.

              GEÇİCİ MADDE 1- Maddede, bu Kanun uyarınca çıkarılacak yönetmeliğin hazırlanma süresi belirtilmektedir.

MADDE 15– Yürürlük maddesidir.

MADDE 16– Yürütme maddesidir.

Kanun Taslağı Kaynak :  www.basbakanlik.gov.tr/docs/kkgm/kanuntasarilari/fikirvesanat.doc
Haber Kynk:  http://www.samanyoluhaber.com

Bir tarih nasıl yok edilir öğrenmek istiyorsanız haberi lütfen okuyunuz. Okurken bir yandan da linke tıklayarak videoyu izleyebilirsiniz.

Videoları izlemek için tıklayınız

Destekleyebilmek için : http://www.emeksinemasiniyasatalim.org/

Emek Sineması’nın yıkılmaması için 18 Nisan Pazar günü saat 17.00′de Taksim meydanından Emek Sineması’nın önüne kadar yürüyüş yapılacak.

Tarihi Beyoğlu Emek Sineması’nın durumuyla ilgili olarak 14 Nisan Çarşamba günü İKSV’de yapılan toplantının ardından Emek Sineması’nı Yıktırmıyoruz Platformu da bir toplantı yaptı.

Alınan kararlara göre 18 Nisan Pazar günü saat 17.00′de Taksim meydanından Emek Sineması’nın önüne kadar yürüyüş yapılacak. Yürüyüşe bir çok oyuncu, yönetmen ve sinemaseverin destek vermesi bekleniyor.

DEVLETİN RESMİ ORGANLARININ YALANI ANLAŞILDI
”(…) Kıssadan hisse: Restoratör mimar Fatih Kesgün, toplantı boyunca orta sahada top çevirmeyi yeğledi ve kendince, Emek’i yok etme projesini bilimsel temellere oturmaya çalıştı. Tezi şuydu: Yapı adası dahilinde asıl korunması gereken yer Cercle d’Orient’ti, Emek Sineması tarihsel gelişimi boyunca zaten birçok değişime ve tadilata uğramıştı (bunu da locaların bulunduğu bölümün 1970 ve şimdiki zamandaki hallerini gösteren fotoğraflarla kanıtlamaya çalıştı), dolayısıyla zaten ‘tarihi bir eser’ değildi, ‘dokunulmaz’ asla değildi. Bunun için de, kendileri Emek Sineması’nı, şimdiki yerinden söküp, yeni projede en üst kata yerleştirmeye karar vermişlerdi. Bu tabii ki mimari açıdan ‘fantastik’ bir hamle. Hiç denenmemiş bir ‘fikir’. Ama akla ziyan bir fikir, ya da dinleyicilerden birini de ifade ettiği gibi aslında Emek’i ‘kaçak kat’a döndürme hamlesi.

Sonuç? Bu haliyle durumu tek bir şekilde açıklamak mümkün, Özcan Alper’in dediği gibi bugüne kadar devletin resmi ağızları bize “Yok canım, korkmayın Emek Sineması’na bir şey olmayacak” diyerek, büyük bir yalana soyunmuşlar. Dünkü toplantıya gelince; bu tür filmlerin ‘kötü adamı’ genellikle gözünü para bürümüş işadamları olur, bir mimarın bu işe hamle etmesi ve bunu ‘koruma’ adına yapıyor olması, yani filmin ‘kötü adamlığına’ soyunması, beni şaşırtmadı ama bir hayli üzdü.” (Uğur Vardan, Radikal)

‘BU PROJENİN TARAFTARI DEĞİLİZ’
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise, konuyla ilgili yaptığı açıklamada Emek Sineması ve çevresindeki kompleksin, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla hiçbir mülkiyet ilişkisi bulunmadığını, başka bir kurumla ilişkili olduğunu kaydetti ve bu projenin tarafı olmadıklarını söyledi.

Emek Sineması’nın özgün yapısının korunmasının, kendisinin en büyük hayallerinden biri olduğunu ifade eden Günay, ”Emek yıkılmasın, olduğu gibi korunsun. Ben de bu dileği tüm içtenliğimle paylaşıyorum ama bilim, teknik, hukuk ne karar verecek, onu hepimiz göreceğiz” dedi.

kynk : http://www.ntvmsnbc.com

 

 

28 . Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nın Ödül Töreni yarın yapılacak. 79 ülkeden 897 sanatçının 2757 karikatür ile katıldığı serbest konulu yarışmada; Birinciliğe İngiliz sanatçı Ross Thomson , İkinciliğe İsrail’den Ilya Katz, Üçüncülüğe ise Almanya’dan Werner Rollow değer görüldü.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katılması beklenen, saat 19.30’da Hilton Convention Center’da başlayacak olan törende, Zafer Gündoğdu-Ceren Gündoğdu  Topluluğu mini bir konser verecek,  sunuculuğunu ise Korhan Abay yapacak.

Ralph Steadman’ın (İngiltere) başkanlığını yaptığı, Ercan Akyol, Steve Bell (İngiltere), Latif Demirci, Selçuk Demirel , Mohamed Effat Abdelazim İsmail(Mısır), Maira Kalman (ABD), Rick Meyerowitz (ABD), Tan Oral ve Hideo Takeda (Japonya)’nın yer aldığı bu yılki Seçiciler Kurulu yine karikatür dünyasının otoritelerinden oluştu.

30 Mayıs 2011’de Bodrum Işıl Club’da (Bodrum) gerçekleştirilen Seçiciler Kurulu toplantısında Birincilik ödülü İngiliz sanatçı Ross Thomson , İkincilik ödülü İsrail’den Ilya Katz, Üçüncülük ödülü ise Almanya’dan Werner Rollow verildi.
Seçici Kurul ayrıca; Nadia Aghabeigi (İran), Sava Babic (Sırbistan), Razvan Tenie Bradean (Romanya), Jerzy Gluszek (Polonya), Jozef Gruspier (Slovakya), Moacir Knorr Gutterres (Brezilya), Viktor Kudin (Ukrayna), Pol Leurs ( Lüksemburg), Angel Ramiro Zapata Mora (Kolombiya), Nikola Listes (Hırvatistan), Oton Anton Reisinger (Hırvatistan) ve Reiner Schwalme (Almanya)’yı Başarı Ödülüne değer gördü.

Yarışmada Birincilik Ödülü 8000 ABD Doları, İkincilik Ödülü 5000 ABD Doları, Üçüncülük Ödülü 3500 ABD Doları, Başarı Ödülü ise 500 ABD Doları’dır.

Ayrıca, yarışmada Birincilik Ödülü alan sanatçıya her yıl olduğu gibi bu yıl da Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir plaket verilecek. Tören sırasında karikatürler de sergilenecek.

Kaynak : Cumhuriyet