Şunun için etiket arşivi: edebiyat

Klasikleri okudunuz, çok satanlar listelerini incelediniz, yazarların hayat hikayelerine gözattınız. Ama tüm bunları yapmanız, edebiyat dünyasının magazin haberlerine aşina olduğunuzu göstermez.

 sanat magazin

1- Vladimir Nabokov, Lolita ’yı Amerika’da kelebek toplamak üzere seyahat ederken kartların üzerine not alarak yazmıştı.

2- Karısı Vera Nabokov, yazarı Lolita ’nın tamamlanmamış taslaklarını yakmaktan vazgeçirmişti.

3- Gri’nin Elli Tonu , İngiltere’de tüm zamanların en çok satan kitabı.

4- Üstsüz bir kadın illüstrasyonuna yer verdiği için Waldo Nerede bir dönem ABD’de yasaklıydı.

5- Dan Brown, Da Vinci’nin Şifresi ’ni yazmadan önce pop şarkıcılığı ve söz yazarlığı yapıyordu.

6- Margaret ve H.A. Rey, topladıkları yedek parçalarla bir bisiklet yapıp, Nazi işgali altındaki Paris’ten kaçarken yanlarında Meraklı Maymun (Curious George) ’un taslağını da götürmüşlerdi.

7- Herman Melville’in Moby Dick ’in ilk baskısı matbaa hatası yüzünden sonsözü olmadan yayımlandı.

8- Fareler ve İnsanlar ’a verilen ilk isim Something that Happened idi.

9- Ayrıca Steinbeck’in köpeği eserin orijinal taslağını yemişti.

10- Alexandre Dumas, Üç Silahşörler ’i yazarken yardımcı olması için kendisine gölge bir yazar tutmuştu.

11- Franz Kafka bir arkadaşından bütün eserlerini yakmasını istemişti. Dava , Şato ve Amerika yazarın vasiyeti çiğnenerek yayınlandı.

12- İddiaya göre, Peter Pan, büyüdüklerinde Kayıp Çocuklar’ı öldürdü.

13- Adolf Hitler’in Kavgam eserinin telif ücretleri Bavyera Hükümeti’ne gidiyor.

14- Harry Potter kitapları ABD’de en çok yasaklanan seri.

15- Alice Harikalar Diyarında , eserdeki konuşan hayvanlar nedeniyle Çin’de yasaklanmıştı.

16- Binbir Gece Masalları ’ndaki Alaaddin aslında Çinli.

17- Zil Çalınca dizisindeki Lisa karakteri (Lark Voorhies) gramer hatalarıyla dolu bir roman yazmıştı.

18- Teeny Ted from Turnip Town dünyanın en küçük kitabı.

19- Noah Webster, ilk sözlüğünü 25 yılda yazdı.

20- Joseph Heller’ın Madde 22 kitabının ilk ismi Madde 18’di.

21- Muhteşem Gatsby ’nin ismi Altın Şapkalı Gatsby ile Kırmızı, Beyaz ve Mavinin Altında olarak düşünülmüştü.

22- 80 Günde Devri Alem , George Francis Train’den esinlenilmişti fakat adı hiçbir zaman anılmadı.

23- Sherlock Holmes bütün edebi karakterler arasında filmlerde ve dizilerde en çok yer alan isim oldu.

24- Tom Sawyer , daktiloda yazılan ilk kitap.

25- Wicked, cool, daiquiri ve T-shirt kelimeleri ilk kez Cennetin Bu Yanı’ nda kullanılmıştır.

26- Mars uydularının büyüklüğü ve dönüş hızları gökbilimcilerden yüz yıl önce Gulliver’in Gezileri ’nde tasvir edilmişti.

27- J.R.R. Toliken, Yüzüklerin Efendisi üçlemesini iki parmağıyla yazdı.

28- Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nde insan derisine yazılmış dört hukuk kitabı bulunuyor.

29- Charlotte’un Sevgi Ağı ilk çıktığında Kansas’ta yasaklandı.

30- Ayrıca Winnie-the-Pooh da Birleşik Devletler, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta bir dönem yasaklıydı.

31- The Bay Psalm Book , Amerika’da yazılan ilk eser ve dünyanın en pahalı kitabı.

32- Annie Allen , yazarı Afro Amerikan olan ve Pulitzer kazanan ilk kitap.

33- Dorothy Straight, How the World Began ’ı yazdığında dört yaşındaydı ve dünyanın en geç yazarı olarak anılıyordu.

34- Charles Dickens, Bir Noel Şarkısı ’nı altı haftada yazdı.

35- Aşk ve Gurur’ un ilk adı İlk İzlenimler’di.

36- Robinson Crusoe , İngilizce yazılan ilk roman olarak kabul edilir.

37- This The Prophet Mohamed dünyanın en büyük kitabı

38- Snooki, New York Times’ın en çok satan yazarları arasında yer alıyor.

39- Ayrıca Jessica Alba da bu listede.

40- Rapçi Common da.

41- Justin Bieber da çok satanlar listelerinde yer alıyor.

42- Nathanael West’in 1939 tarihli romanı The Day of the Locust ’ta Homer Simpson isimli bir karakter vardı.

43- Süpermen aslında kel ve megaloman.

44- Amazement, bedroom, advertising, blanket, bump, gloomy, puking, drugged, champion, accused ve addiction kelimelerini ilk kez William Shakespeare kullandı.

45- Joker karakteri aslında Batman ’in ilk sayısında öldürüldü.

46- Venom ilk olarak kadın bir karakter gibi tasarlandı.

47- Barbara Cartland, iki haftada bir roman bitirirdi.

48- Genji’nin Hikayesi yazılan ilk romandır ve tahminen 1007 yılında yazılmıştır.

49- Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık ’ın filme çekilmesine izin vermedi.

50- Elle yazılmış ilk İncil 8 milyon dolar değerinde ve tamamlanması 12 yıl sürmüştü.

Kaynak: BuzzFeed, Sabitfikir | Çeviri Sevgi Demir

 

 

Edebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder.

Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır.

kitaplar ve kitaplar

1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair

İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu.

2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka

kitap ve kitapDönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar.

3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce

Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır.

4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse

Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur.

5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald

Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır.

6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner

Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır.

7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck

Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır.

8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf

Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder.

9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck

Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir.

10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston

Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker.

11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis

Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır.

12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood

Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır.

13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers

Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor.

14. Yabancı (1942) – Albert Camus

Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır.

15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote

Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur.

16. 1984 (1949) – George Orwell

1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır.

1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır.

18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison

Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir.

19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding

Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır.

20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov

Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler.

21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima

İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir.

22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac

Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir.

23. Gece (1958) – Elie Wiesel

Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir.

24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe

Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir.

25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee

Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır.

26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller

Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir.

27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess

Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir.

28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey

Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır.

29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut

Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler.

30. Herzog (1964) – Saul Bellow

Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar.

31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway

Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir.

32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe

Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır.

33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman

Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir.

34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon

II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır.

35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy

Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir.

36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole

Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer.

37. The Color Purple (1982) – Alice Walker

Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor.

38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo

Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar.

39. Watchmen (1986) – Alan Moore

Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır.

40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto

Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır.

41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin

1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır.

42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler

Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır.

43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson

Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür.

44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson

Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir.

45. Life After God (1994) – Douglas Coupland

Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır.

46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk

Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar.

47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee

Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır

48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky

Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır.

49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos

Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir.

50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami

Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır.

Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır.

Kaynak :[-]

TÜYAP Bursa Fuarcılık A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenen Bursa 12. Kitap Fuarı, 15-23 Mart 2014 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını okurlara açmaya hazırlanıyor.

12 kitap fuarı bursa

Bursa’da ‘Kitap Baharı’nı estirecek olan fuara bu yıl, 280 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılıyor. Dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi, okuma saatleri ve çocuk etkinlikleri gibi 80 kültür etkinliği ve imza günlerinde 500 yazar okurlarıyla buluşacak. Doğan Hızlan, Yılmaz Özdil, Gülten Dayıoğlu, Ercan Kesal, Ayşe Kulin, Mustafa Balbay, Deniz Kavukçuoğlu, Canan Karatay, İlber Ortaylı, Canan Tan, Altan Öymen, Yekta Kopan, İpek Ongun, Yalvaç Ural, Nermin Bezmen, Onur Öymen, Ataol Behramoğlu, Cemil Kavukçu, , Erdoğan Aydın, Aret Vartanyan ve Nasuh Mahruki etkinliklere katılacak yazarlar arasında.

ÇOCUK VE GENÇLİK EDEBİYATI ŞÖLENİ

Bursa Kitap Fuarı, bu sene Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Şöleni ile genç okurlarını karşılayacak. Fuar süresince farklı yaş grupları için atölye çalışmaları, yazarların katılımıyla söyleşiler, tiyatro gösterisi, gölge oyunu ve yaratıcı drama gibi 45 etkinlik gerçekleştirilecek. Çocuk ve gençlik edebiyatının değerli isimleri fuar süresince genç okurlarıyla buluşacak. Yalvaç Ural,Süleyman Bulut, Aslı Tohumcu, Mine Soysal, Nilay Yılmaz, Aytül Akal, Nur İçözü, Şaban Akbaba, Gülsüm Cengiz, Simla Sunay, Adnan Özyalçıner, Sennur Sezer, Hakan Akdoğan, Sevgi Özel, Sedat Sever, Selahattin Dilidüzgün ve pek çok değerli isim fuarın konukları arasında.

ISABELLE MILLON FUARIN KONUĞU

isabelle-millonFransız yazar, filozof Isabelle Millon 22 Mart Cumartesi günü fuara bir söyleşi ve ardından imza günü ile konuk olacak . Yirmiden fazla ülkede atölyeler, seminerler düzenleyen Millon, ünlü filozof Oscar Brenifier ile Fransa’da birlikte kurdukları Felsefi Uygulamalar Enstitüsü’nün (Institut de Pratiques Philosophiques) müdürlüğünü yürütüyor.

KIBRIS VE TÜRKİYE ŞAİRLER BULUŞMASI

TÜYAP, ilk kez Bursa’da gerçekleşecek Türkiye ve Kıbrıslı Şairler Buluşması’na ev sahipliği yapıyor. 21 Mart Cuma günü Bursa Kitap Fuarı’nda düzenlenecek etkinliklerle şairler bir araya gelecek. Buluşma kapsamında düzenlenecek söyleşi ve panelde Panos lonnides, Yorgos Moleskis, Neşe Yaşın, Tamer Öncül, Hristos Hadjipapas, C. Hakkı Zariç, Fatma Akhilhoca, Jenan Selçuk, Gürgenç Korkmazel, Arife Kalender ve Sezai Sarıoğlu “Kapılar Açık Kalsın” diyecek.

ORHAN KEMAL 100 YAŞINDA

Orhan Kemal’in doğumunun 100. yılı sebebiyle düzenlenen etkinlikler kapsamında Bursa Kitap Fuarı’nda bir söyleşi ve sergi gerçekleştirilecek. İlk kez Çukurova Kitap Fuarı’nda düzenlenen Orhan Kemal 100 Yaşında sergisi Bursalı okurlarla buluşacak. İçerik danışmanlığını Işık Öğütçü’nün, tasarımının ise Sadık Karamustafa’nın yaptığı TÜYAP tarafından düzenlenen sergide yazarın yaşamı, Bursa Cezaevi’nde geçirdiği zamanlar ve eserlerinden seçme metinlerden oluşuyor. “Orhan Kemal 100 Yaşında” sergisi fuar süresince ziyaret edilebilir.

ÇOCUKLAR İNSANDIR

Yapı Kredi Yayınları tarafından gerçekleştirilen Yaşar Kemal’in “Çocuklar İnsandır” kitabından alıntılardan oluşan sergide Yaşar Kemal’in metinleri, Ara Güler’in fotoğrafları ve Turhan Selçuk’un çizimleri yer alıyor.

Bursa 12. Kitap Fuarı, 15-22 Mart 2014 tarihleri arasında 10.00-19.30, kapanış günü olan 23 Mart 2014 tarihinde ise 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Fuara giriş ücretsizdir.

Eğitim kurumumuzun sahibi olan ” Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği” Yönetim Kurulu Başkanı ve Resim Öğretmenimiz, Heykel Sanatçısı  Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL heykelleri ile Romanya Büyükelçiliğin düzenlediği; Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve  Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisine katılıyor.

hale ürkmezgil (2)

Romanya Büyükelçisi, Radu Onofreia ‘nın çıklaması şu şekilde; Büyükelçiliğimiz kapılarını ikinci defa 2014 Kadın Sanatçılar Günü Sergisini açmaktan son derece mutluyum.

Radu Onofrei

Romanya Büyükelçisi, Radu Onofreia

Bu etkinlik, Romen-Türk kültürel ve sosyal bir etkinlik olup, 1 Mart’ta kutlanan Romen Geleneksel Martişor gününe ve 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar gününe adanmıştır.
Her yıl düzenlenen bu etkinliğin maksadı kadınlar ve cinsiyet eşitliğine üzerine dikkat çekmek ve Romen kültürü ve uluslararası sembolleri estetik bir biçimde, Türk ilhamı ile birleştirerek tanıtmaktır.

Bu etkinliğin en önemli unDAVETİYEsurlarından bir tanesi kadınların yaratma gücünü ve onların insan mutuluğuna ne kadar büyük katkıları olduğunu göstermektir, yani Hayat ve Güzelliğin sesidir bir anlamda. Romen geleneksel Martişor gününü (kadınlara ve baharın gelişine adanan devamlı yenilenmeyi simgeleyen bir folklor festivalidir), üç seçkin Türk bayan sanatçıyı, İstanbullu heykeltıraş Hâle Şakar Ürkmezgil ve Ankaranın en ünlü ressamları olan Çiğdem Bucak Telli ve Didem Durukan‘ı sunmaktan onur duyuyorum.

Üç sanatçımız, kadınları sadece ismen  temsil etmediklerini, kadınsı yaratma gücü ve tarzlarından gelen dünyevi güzelliklerinden ve ilahi mükemmellikle birleşince yer çekiminin
kaybolduğunu hissedersin.  Bu yüzden, Martişor Günü ve Dünya Kadınlar Günü nedeniyle onlara duyduğum sınırsız hayranlığımı ve saygımı sunmak için en iyi fırsat olarak değerlendiriyorum ve tabi ki sanat vasıtası ile.

Katılan Sanatçılar ve haklarında bilgi davetiyede şu şekildedir.

Heykel Sanatçısı Hâle Şakar Ürkmezgil

hale ürkmezgil01949 Ankara doğumlu Hâle Şakar Ürkmezgil, 1973 Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Grafik-Serbest İllüstrasyon

Bölümü’nden mezun oldu. 1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreatif Direktör olarak çalıştı. 1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir. “Nar sanat Eğitim ve Kültür Sanat
Derneği” Kurucularından olup Halen Derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığını da yapmaktadır. Yurtiçinde 18 kişisel, yurtdışında Hannover, Köln, Lefkoşa ve Berlin’de olmak üzere kişisel ve karma sergiler açtı. Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı. Fransa ‘Roumaziéres-Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına(2003) katıldı. Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve
Heykel Müzesi koleksiyonunda ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

“Yeryüzü ile gökyüzü arasına sıkıştığımda duygumu formlaştırmak gibi bir üslubum var. İnsana dair ne varsa; acı, isyan, pişmanlık, muhabbet, sevgi, boşluk, alıp başını gitme, “gitme” hepsi var.” “Ellerimi yönlendiren gözlerim yüreğime “alet” oluyor. Ve kütlenin statik ağırlığı, böylece yer çekiminden arınıyor…İnsana, duygusuna, duyguma yenilmeyi seviyorum, yaşama öykünmem bu yüzden…”

Çiğdem Buçak Telli

Çiğdem Buçak TELLİ - Yüzüm Çiçek Açtı

Çiğdem Buçak TELLİ – Yüzüm Çiçek Açtı

1958 yılında Antakya’da doğdu. 1978 yılında  Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş  Bölümünden mezun oldu. 1975-76 yıllarında  Toprak Su İşlerinde Desinatör olarak çalıştı.  1992 yılında Talim Terbiye Kurulu Resim İhtisas Komisyonu üyeliği yaptı. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden Lisans tamamlama aldı. Birçok eğitim kurumunda resim öğretmenliği yapan sanatçı, 1990-2001 tarihleri  arasında Ankara Güzel Sanatlar Lisesinde
görev aldı. 2008– 2011 yıllarında Ankara Grup Sanat Galerisi’nin kurucu sanat yönetmenliği ve yöneticiliğini üstlendi. Birçok kişisel ve karma

çiğdem bucak tellisergisi olan sanatçının, yurt içi ve yurt dışından aldığı ödüller ile birçok koleksiyon ve müzede eserleri bulunmaktadır. Sanatçı, halen Ankara’da kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Boğazımda düğümlenmiş, bir türlü atamadığım bir tıkaç var. Her biten resimde atma hissi ile rahatlıyorum. Doğuruyorum, doğuruyorum,… tekrar tıkanma,…. ve yeniden doğurganlık. Üretken bedenim ve üretken ellerim… Yaşadıklarımın resmini yapıyorum her seferinde. O resimler ki yaşanmışlığa ait plastik fotoğraflar gibi yeniden somutlaşıyor
hayatımda. Tutup, yaşadıklarımı duvarıma asıyorum, izleyip sorgulamak için yeniden kendimi.

 

 

Didem Durukan

didem durukan

Didem DURUKAN-Bir Erkek

1983 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Anadolu  Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nü ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nü kazandı. Grafik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra lisans üstü eğitimini Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünde yapmaya başladı ancak kendi isteğiyle yarıda bıraktı. Çocuk ders kitapları için illüstratörlük yaptı. Önemli ajanslarda tasarımcı olarak çalıştı. Altı sene boyunca reklam ajansı yöneticiliği ve art direktörlük yaptı.

kav sanat galerisi, adnan turani sergisi. mayatta.com/kultursanatİki buçuk yıl İstanbul’da çoğu önde gelen sanatçıların web sitelerini yaparak dünyanın çeşitli ülkelerinden ödüller kazandı. Birçok yurtiçi ve yurtdışı workshoplara katılan Didem Durukan halen tasarımcı ve ressam olarak, kendi atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

Sizler için 2014 yılında sizler için fotoğraf yarışmalarını derlemeye çalıştık. Tüm katılımcılara şimdiden başarılar diliyoruz.

 

Zorlu Center’ın gurme konulu fotoğraf yarışmasına katılın, sürpriz ödülleri kazanın…

zorlucenterdagurme

İstanbul’un gurme, moda ve sanattaki yeni merkezi Zorlu Center, Şubat 2014 itibariyle başlayan 3 ay boyunca farklı konseptlerde devam edecek instagram fotoğraf yarışmasında, belirlenen hashtaglere fotoğraflarını paylaşan ziyaretçilerine sürpriz ödüller kazandırıyor.

Şubat, Mart ve Nisan aylarında üç farklı konseptteki yarışmanın, Şubat ayı teması “gurme” olarak belirlendi.Zorlu Center’da yer alan restoranlarda mekan veya yemek fotoğraflarını instagramda #zorlucenterdagurme hashtagiyle paylaşan ziyaretçilerin fotoğrafları Murat Germen, Oğuz Meriç ve Sezgin Yilmaz’dan oluşan jüri tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sonucunda yarışmanın birincisi Zorlu Center Beymen mağazasından 1.000 TL’lik hediye çeki, ikincisi Zorlu Center PSM’den iki kişilik etkinlik bileti ve üçüncüsü ise Zorlu Center Jamie’s Italian restoranında iki kişilik yemek kazanacak.

Yarışma, aynı ödüllerle Mart ayında moda konsepti için #zorlucenterdamoda ve Nisan ayında ise sanat konseptleriyle #zorlucenterdasanat devam edecek.

www.zorlucenter.com

facebook.com/zorlucenter

twitter.com/zorlucenter

instagram.com/zorlucenter

Zorlu Gayrimenkul hakkında

Zorlu Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım AŞ, yurtiçinde ve yurtdışında değerli araziler üzerinde nitelikli konut, ofis, iş merkezi, alışveriş merkezi, hastane, otel ve ticari depolar geliştirmek, geliştirdiği gayrimenkuller üzerinde yatırımlar yaparak satmak, kiralamak veya işletimini gerçekleştirmek amacıyla 2006 yılında Zorlu Holding AŞ bünyesinde kurulmuştur. Zorlu Gayrimenkul’ün hedefi; piyasa beklentilerini, müşteri talep ve ihtiyaçlarını doğru analiz etmek suretiyle, değerli araziler üzerinde dünya standartlarında özgün projeler geliştirmek ve eksiksiz müşteri memnuniyeti sağlamaktır.

Bilgi için:

Hill + Knowlton Strategies: 0212 270 52 32

Elif Kupa – [email protected]

ATLAS HALI’DAN BOL ÖDÜLLÜ FOTOĞRAF YARIŞMASI

ATLAS HALI

RENKLERİ YAKALA, ATLAS HALI’YA YOLLA!

Atlas Halı, “Renkleri Yakala -Facebook Fotoğraf Yarışması” ile fotoğraf tutkunlarını hayatın renklerini yakalamaya çağırıyor! Kazananların kullanıcı beğenileri ile belirleneceği yarışmada birinci gelen fotoğrafın sahibi Apple IPhone 5s’in de sahibi olacak.

 Kendi kendini temizleyen ve leke barındırmayan nano halılarıyla doğanın tüm renklerini evinize getiren Atlas Halı, Facebook sayfasında renkli bir kampanya başlatıyor. 16 Mart’a kadar sürecek olan “Renkleri Yakala – Fotoğraf Yarışması”nda katılımcıları birbirinden değerli ödüller bekliyor. Yarışmada kazananı  ise beğeni sayıları belirleyecek.

20 Ocak tarihi itibariyle başlayan ve 18 yaşından büyük herkese açık olan “Renkleri Yakala – Fotoğraf Yarışması” Mart ayının ortasına kadar devam edecek. Katılımcılar, Atlas Halı’nın facebook sayfasında yer alan yarışma uygulamasındaki adımları takip ederek, “Renk” temasına uygun fotoğraflarını yükleyecekler. Katılımın tamamen ücretsiz olduğu ve ticari bir koşul bulunmayan uygulamaya katılım için sadece Atlas Halı’nın facebook sayfasını beğenmek yeterli olacak. Yarışmada oylama da yine facebook kullanıcılarının beğenileri doğrultusunda yapılacak.

 iPhone 5s ve değerli birçok ödül!

Yarışma kapsamında uygulamaya yüklenen fotoğraflar arasından en çok beğeni alan 1. fotoğrafın sahibi Apple iPhone 5s cep telefonu, en çok beğeni alan 2. fotoğrafın sahibi 500 TL değerinde Koçtaş hediye çeki, en çok beğeni alan 3. fotoğrafın sahibi ise 400 TL değerinde Atlas Halı hediye çeki kazanacak. 4. fotoğrafın sahibi Arzum Çaycı, 5. fotoğrafın sahibi Vestel Mix&Go, 6., 7. ve 8. fotoğrafların sahipleri de Schwarzkopf Saç Bakım Paketi kazanacak. Ayrıca her hafta jürinin en beğendiği bir fotoğrafa Atlas Halı hediye edilecek

Kadın Gözüyle Hayattan Kareler ’14 Fotoğraf Yarışmasına Başvurular Başladı

KADIN GÖZÜ İLE

Anadolu Hayat Emeklilik’in bu yıl sekizincisini düzenlediği ‘Kadın Gözüyle Hayattan KarelerFotoğraf Yarışması’na başvurular başladı. Türkiye’nin dört bir yanından kadınların katılabileceği yarışmaya başvurular 12 Mart’a kadar devam edecek.

‘Kadın Gözüyle Hayattan Kareler Fotoğraf Yarışması’na ilk düzenlendiği 2007 yılından bu yana 7 binden fazla kadın 32 bini aşkın fotoğrafla katıldı. Kadınların hayata ve dünyaya bakışlarını fotoğraf kareleri ile yansıtacakları bir platform yaratmak amacıyla düzenlenen yarışma Türkiye’nin en çok ilgi gören fotoğraf yarışmalarından biri haline geldi.

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) danışmanlığında  ‘Hayata Dair’ teması ile düzenlenen yarışmaya 18 yaş ve üzeri tüm amatör ve profesyonel kadın fotoğrafçılar en fazla 5 adet fotoğrafla katılabiliyor. Bu yılki seçici kurulunda Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güler Ertan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nihal Kafalı, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oktay Çolak, Fotoğraf Sanatçısı İsa Çelik ve Anadolu Hayat Emeklilik İletişim Müşaviri Nihan Güney yer alıyor.

Sonuçları 2 Nisan tarihinde Anadolu Hayat Emeklilik’in web sayfasında yayınlanacak olan yarışmanın birincisi 5.000 TL, ikincisi 3.000 TL, üçüncüsü ise 1.000 TL ile ödüllendirilecek. Ayrıca sergilenmeye değer bulunan her esere de 250 TL telif ödenecek. Yarışmada derece

ye giren ve sergilenmeye değer bulunan eserler İstanbul’daki ve Anadolu’daki çeşitli mekanlarda fotoğrafseverlerle buluşacak.

Kadın Gözüyle Hayattan Kareler fotoğraf yarışması hakkında daha detaylı bilgi anadoluhayat.com.tr  adresinden veya0212 317 70 25 numaralı telefondan edinilebilir.

 Posta Adresi:                                                                    

Anadolu Hayat Emeklilik İletişim Müşavirliği İş Kuleleri Kule 2 K:18 Levent- İstanbul
E-posta:

[email protected].tr

Konu: Fotoğraf Yarışması

 Anadolu Hayat Emeklilik hakkında:

Bireysel Emeklilik ve Hayat Sigortaları alanlarında hizmet sunan Anadolu Hayat Emeklilik, 1990 yılında “Türkiye’nin ilk hayat sigortası şirketi” olarak kuruldu. Halka açık ilk ve tek emeklilik şirketi olan Anadolu Hayat Emeklilik, Birikimli Hayat Sigortaları ve Bireysel Emeklilik Sistemi ile en büyük fon yaratan şirket olma özelliğini taşıyor. 700 bini aşan katılımcı sayısıyla Anadolu Hayat Emeklilik, ulaştığı fon büyüklüğü ile Sistemdeki lider pozisyonunu güçlendirmeye devam ediyor. Sistemden emekli olan kişi sayısında da öncü konumunu koruyan Şirket, Sistem emeklilerinin yüzde 44’üne sahip.  Genel Müdürlüğü İstanbul’da bulunan Şirketin; İstanbul, Ankara, Adana, Bursa, İzmir ve Antalya’da Bölge Müdürlükleri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Şubesi bulunuyor. Anadolu Hayat Emeklilik, direkt satış ekibi, 250’ye yakın özel acentesi ve Türkiye İş Bankası, Anadolubank ve Albaraka’nın toplam bin 800’ü aşan banka şubeleri aracılığıyla hizmet sunuyor.

“Tarımda Kadın” Temalı Basın Fotoğraf Yarışması

NE ÇEKERSEN ONU BİÇERSİN

Katılım Koşulları

Nasıl katılacaksınız?

Yarışmaya, bu site üzerinden elektronik ortamda yükleme yapacağınız fotoğraflarla katılabilirsiniz. Bir kişi, en çok 3 eserle yarışmaya katılabilir. Her bir eser için, bu sitede yer alan elektronik katılım formu, ayrı ayrı olarak doldurulup gönderilmelidir.
Kimler katılabilir?

Yarışma; yerel ve ulusal yayın organlarında halen kaşeli olarak çalışanlara, bu kuruluşlara dışarıdan hizmet verenlere veya bu kurumlardan emekli olan tüm gazeteci, muhabir ve foto muhabirlere açıktır.
Teknik bilgiler

  • Fotoğrafların, maksimum kalitesi (12) JPEG formatında, çözünürlük 300 dpi ve kısa kenarı ise en az 2500 piksel olmalıdır.
  • Fotoğraflar renkli ya da siyah beyaz olabilir.
  • Fotoğraflarda EXIF bilgilerinin (fotoğraf kimliği) bulunması zorunludur.
  • Fotoğraf üzerinde renk, kontrast ve kadraj düzenlemeleri dışında, photoshop ile dijital manipülasyon yapılamaz.

 Yarışma Şartnamesi

  • Katılımcı, daha önceden herhangi bir yarışmada ödül almamış ya da sergilenmemiş eserleriyle bu yarışmaya katılmalıdır.
  • Eserlerin her türlü hukuki sorumluluğu katılımcıya aittir. Katılımcı, yarışmaya gönderdiği eserin tümüyle kendisine ait olduğunu ve GÜBRETAŞ’a muvafakat ve kullanım tasarrufu izni verdiğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Ödül alan katılımcılardan bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettiği anlaşılanlardan elde ettikleri ödül ve her türlü kazanımlar geri alınır.
  • Yarışmaya katılan tüm görsel eserler, GÜBRETAŞ (Gübre Fabrikaları T.A.Ş.) firmasının kurumsal arşivine alınarak, şirketin uygun görmesi halinde bu yarışmayla ilgili veya diğer kurumsal sergi, afiş, katalog, broşür, kitap, kitapçık, gazete vb. her türlü tanıtım malzemesi ile kurumsal web sayfasında ayrıca bir izin ve muvafakat almaya gerek olmadan kullanılabilecektir. Ayrıca çeşitli platformlarda sergilenebilecektir.
  • Yarışmada dereceye giremeyen eserlerin bu yarışma dışında kurumsal bir tanıtım malzemesinde kullanımı halinde, GÜBRETAŞ eser sahibine FSEK çerçevesinde bunun için mutabık olunacak bir görsel kullanım telifi ödeyecektir.
  • Bir katılımcı, en çok 3 eserle yarışmaya başvuru yapabilir. Her bir eser için, bu sitede yer alan elektronik katılım başvuru formu, ayrı ayrı olarak doldurulup gönderilmelidir. Fotoğrafların, maksimum kalitesi (12) JPEG formatında, 300 dpi çözünürlüğünde ve kısa kenarı ise en az 2500 piksel olmalıdır. Fotoğraflar renkli ya da siyah beyaz olabilir. Fotoğraflarda EXIF bilgilerinin (fotoğraf kimliği) bulunması zorunludur. Fotoğraf üzerinde renk, kontrast ve kadraj düzenlemeleri dışında, photoshop ile dijital manipülasyon yapılamaz.
  • Yarışma; yerel ve ulusal yayın organlarında halen kaşeli olarak çalışanlara, bu kuruluşlara dışarıdan hizmet verenlere veya bu kurumlardan emekli olan tüm gazeteci, muhabir ve foto muhabirlere açıktır. Yarışmaya, seçici kurul üyeleri ve onların birinci derece yakınları dışında, Türkiye’de ikamet eden tüm gazeteci, muhabir ve foto muhabirleri katılabilir.
  • Yarışmaya son başvuru tarihi 30 Nisan 2014’tür. Bu tarihten sonra gelen eserler değerlendirmeye alınmaz.
  • Tüm yarışmacılar, yarışma koşullarını ve Seçici Kurul kararlarını istinasız kabul etmiş sayılır.
  • Şartnamede her türlü değişiklik hakkı GÜBRETAŞ’a aittir.
  • Yarışmaya katılanlar yukarıdaki şartların tamamını kabul etmiş sayılırlar.

Başvuru ve yarışmayla ilgili detaylar www.butopraginrenkleri.org adresinde yer alıyor.

 2014/5 Mimarlar Odası Bursa Şubesi “Kent Merkezini Yeniden Keşfetmek” Fotoğraf Yarışması – SKT: 20.03.2014  

Düzenleyen Kurum : Mimarlar Odası Bursa Şubesi
TFSF Onay No : 2014/5
Bölümler :
Son Katılım Tarihi : 20.03.2014
Seçici Kurul Toplanması : 22.03.2014
Sonuç Bildirim Tarihi 24.03.2014
İlgili Kişi : Ezgi TOLUNAY
Telefon No : 0 224 453 56 00
@ Posta : [email protected]
Tfsf Temsilcisi Selma Çubukçu
Tfsf Temsilci @ Posta
Türkçe Şartname Linki Katılım Formu (TR)

Yarışma afişi için lütfen TIKLAYINIZ

2014/16 TFSF adına AFSAD “AFSAD Fotoğraf Çalışmaları Yarışması” – SKT: 17.03.2014  

Düzenleyen Kurum : AFSAD
TFSF Onay No : 2014/16
Bölümler :
Son Katılım Tarihi : 17.03.2014
Seçici Kurul Toplanması : 22.03.2014
Sonuç Bildirim Tarihi 25.03.2014
İlgili Kişi :
Telefon No :
@ Posta :
Tfsf Temsilcisi Yunus TOPAL – Kamuran FEYZİOĞLU
Tfsf Temsilci @ Posta
Türkçe Şartname Linki Katılım Formu (TR)

 

‘Zaman Tünelinde Büyük Efes’ Fotoğraf Yarışması

efes oteli

Seçici kurul üyeliğini Yusuf Tuvi (AFIAP),Çerkes Karadağ (Fotoğraf sanatçısı),Gültekin Çizgen (Profesyonel Tanıtım Fotoğrafçıları Derneği),Tahir Ün (Fotoğraf sanatçısı),Salih Kalafatoğlu (Kültür Üniversitesi öğr. gör.),Ömer Vargı (Yönetmen),Ahmet İmançer (Yrd. Doç. Dr. Fotoğraf sanatçısı) ve Zafer Gazi Tunalı’nın (TFSF temsilcisi) yaptığı Büyük Efes Oteli’nin 50 yılını kapsayan süreç içerisinde,yaşanmışlıkları fotoğraf arşivlerinden ve güncel çekimlerden gün yüzüne çıkartmayı ve sergilemeyi amaçlayan “Zaman Tünelinde Büyük Efes” konulu ve 3.000 TL. para ödüllü ve 2 gece konaklamalı fotoğraf yarışması düzenlendi.

Sergi ve ödüller

24 Nisan 2014 saat 17.00′de sona erecek yarışmanın başvuru sonuçları,28 Nisan 2014′te açıklanacak.Birinci; 3.000 TL ve 2 gece konaklama (2 kişi oda+ kahvaltı),

ikinci; Samsung cep telefonu ve 1 gece konaklama (2 kişi oda+ kahvaltı),üçüncü; HTC cep telefonu ve Swissotel Büyük Efes Akvaryum Restaurant’ta 2 kişilik akşam yemeği kazanacak.

Mansiyon; Swissotel Büyük Efes Pürovel Spa & Sport kullanımı ve Swissotel Büyük Efes Akvaryum Restaurant’ta 2 kişilik akşam yemeği,sergileme kazanan 20 adet esere de 100′er TL

verilecek.Sergi açılışı ve ödül töreni de Mayıs 2014 yapılacak.

2008’den itibaren sanatı ve sanatçıyı desteklema kararı alarak çeşitli faaliyetlere başlayan ve yarışma düzenleyen Büyük Efes Oteli’ne rezervasyon yaptırılarak, fotoğraf çekimi de yapılabilen ve Meriç A. Ateş’in sanat yöneticiliğini,Ayşe Karpat’ın İzmir koordinasyonunu üstlendiği yarışma adres ve telefonu şöyle; Swissotel Büyük Efes, Büyük Efes Sanat, Kordon 1-2 Salonu-Gaziosmanpaşa Bulvarı, No.1,35210, Alsancak-İzmir,tel; +90-232-4145176,

E POSTA.[email protected]

Katılım şartları

Fotoğraf yarışması, amatör ve profesyonel tüm fotoğrafçıların katılımına açık ve ücretsizdir. Jüri üyeleri,TFSF temsilcisi ve 1. dereceden akrabaları katılamaz.Yarışmaya en çok 4 adet fotoğraf gönderebililir.Katılımcı,gönderdiği yapıt(lar)ın tümüyle kendisine ait olduğunu, gerekli izinlerin alındığını, diğer hususlarla birlikte kabul ve beyan eder.Ödül kazanan fotoğrafçılardan bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettiği anlaşılanların elde ettikleri ödül, unvan ve her türlü kazanımları geri alınır.

Yarışmada ödül almış fotoğraflar kabul edilmeyecektir.Gönderilen fotoğraf üzerinde, yapıt kendisine ait olmadığı halde, kendisininmiş gibi göstermeye ve seçici kurulu yanıltmaya yönelik her türlü müdahale ve değişikliği yapan; ödül almış fotoğrafların katılımının kısıtlandığı bu yarışmada, böyle bir fotoğraf ile ya da bu fotoğrafın ana unsur olarak kullanıldığı yapıtlarla katılımda bulunan kişilerin, yarışmalara katılımı TFSF yarışma ilkeleri gereğince bir yıl kısıtlanır..

Ad,soyad,adres, telefon, E-posta yazılacak

Her fotoğrafın kodlanmasında katılımcının ad ve soyadının baş harfleri ve T.C. numaranızın son 4 rakamdan oluşan bir “rumuz” ve fotoğrafın sıra numarası kullanılmalıdır. Örneğin:ALI UYANIK için; AU4545-1.jpg, buyukefessanat.com web adresi yarışma bölümünde kayıt yapılarak renkli, negatif veya saydam olarak çekilen fotoğraflar, sayısal ortama aktarılarak ya da sayısal makinelerle çekilen fotoğraf ile başvuru yapılabilir.Fotoğraflarınızı;

a) Sayısal ortamda http://www.buyukefessanat.com adresine uygun koşullarda yükleyebilir;

b) Posta/kargo yolu ile gönderebilirsiniz. Pakete “Sergi için fotoğraf kaydı içermektedir. Ticari değeri yoktur” ibaresi yazılmalıdır. İrtibat bilgileri (Ad, Soyad, Açık Adres, Telefon, E-posta)

yazılı şekilde katılım formunu içeren bir word dosyası oluşturulmalı;fotoğraflar kodlama sırasıyla CD/DVD’ye kayıtlı olarak, JPEG formatında, kısa kenarı en az 2300 piksel, 300 dpi çözünürlükte, kenar çerçevesi olmadan (paspartusuz), üzerinde imza ya da herhangi belirleyici bir not bulunmadan gönderilmelidir.

Nerede,ne zaman çekildiği ve hikâyesi verilecek

Fotoğraflara isim, ne zaman, nerede çekildiği ve hikâyesi ile ilgili kısa bir bilgi verilmeli; kimlik formu ve taahhütname eksiksiz doldurmalı ve imzalanmalıdır. Formlar buyukefessanat.com web veya tfsf.org.tr adresinden temin edilebilir.Eserler 24 Nisan 2014 saat 17.00’ye kadar http://www.buyukefessanat.com adresine yüklenilmeli veya gönderi adresine teslimat en geç,24 Nisan saat 17.00 olacak biçimde posta/kargo ile gönderilmelidir. Gecikmelerden kurum sorumlu değildir.Yarışma sonucunda jüri değerlendirmesi, ödül alan ve sergilenmeye değer görülen fotoğraflar, katılımcıların e-posta adreslerine gönderilerek bildirilecektir. Ayrıca sonuçlar www.buyukefessanat.com adresinde ve www.tfsf.org.tr adreslerinde de duyurulacaktır.

TFSF yayını Almanak 2014’te yer alacak

Ödül alan ve katalogda yer alacak fotoğrafların birer kopyası, bedelsiz olarak Büyük Efes Sanat arşivine alınacak ve gerekli görüldüğü durumlarda isim belirtilerek, afiş, broşür, dergi, kitap vb basılı materyaller ile web sitesi, tanıtım filmi vb prodüksiyonlarda; facebook, twitter vb sosyal medya mecralarında kullanılabilecektir.Yine ödül alan fotoğraflar, TFSF yayını olan Almanak 2014’te yer alacaktır.Tüm ulaşım/transfer ücretleri katılımcı tarafından karşılanacaktır.Yarışma için Büyük Efes Sanat’a ([email protected]) rezervasyon yaptırılarak otel içinde fotoğraf çekimi gerçekleştirilebilir.

İstanbul Rotary Sanat Ödülü Yarışması 2014

İstanbul-Rotary-Sanat

İstanbul Rotary Kulübü’nün 2011 yılında başlattığı “İstanbul Rotary Sanat Ödülü Yarışması ve Sergisi” 2014 yılında da devam ediyor. Genç sanatçıların bu dönemde seçilecek yapıtları 15 Mayıs – 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında, Maslak’taki Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergilenecek. Yarışmada, bir kişiye 15.000.- TL’lık “Büyük Ödül”, üç kişiye ise kişi başına 5000.- TL “Sanat Başarı Ödülü” verilecek.

İstanbul Rotary Kulübü’nün, genç sanatçılarımızı teşvik etmek ve desteklemek amacıyla ilkini 2010-2011 döneminde gerçekleştirdiği İstanbul Rotary Sanat Ödülü Yarışması ve Sergisi’ne 84 genç sanatçı katılmış, bu sanatçılardan Elif Aydoğdu Ağatekin, Ozan Gezer, Seçkin Pirim ve Seyit Mehmet Buçukoğlu ilk dörde girmiş, büyük ödülü Seyit Mehmet Buçukoğlu almıştı.

2011-2012 döneminde ikincisi gerçekleştirilen yarışma ve sergiye ülkemizin dört bir yanından 201 genç sanatçımız başvurdu. Bu sanatçılardan Neda İsmail Atar, Çağdaş Erçelik, Çınar Eslek ve İhsan Oturmak ilk dörde girmiş, büyük ödül İsmail Oturmak’ın olmuştu. Genç sanatçının yapıtları Ekim 2012’de Paris’te Espace Culturel Louis Vuitton’da sergilendi.

2012-2013 döneminde, üçüncüsü gerçekleştirilen yarışmaya ise 239 genç sanatçımız katıldı. Bu sanatçılardan Murat Salcı, Emre – Yunus Tekin, Ahmet Özparlak ve Abdülkerim Bozan ilk dörde girdi, büyük ödül ise Murat Salcı’nın oldu.

2013-2104 döneminde, her yıl artan bir katılımla gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğin dördüncü gerçekleştiriyoruz. Genç sanatçılarımızın bu dönemde seçilecek yapıtları, 15 Mayıs – 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında, Maslak’taki Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergilenecek. Yarışmada, bir kişiye 15.000.- TL’lık “Büyük Ödül”, üç kişiye ise kişi başına 5000.- TL “Sanat Başarı Ödülü” verilecek.

2013-2014 Dönemi İstanbul Rotary

 Sanat Ödülü Yarışması ve Sergisi Şartnamesi

İstanbul Rotary Kulübü Derneği, genç sanatçıların tanıtım, kariyer ve eğitimlerine destek olmak ve ülkemizin sanat alanındaki gelişimine katkı sağlamak amacıyla “İstanbul Rotary Sanat Ödülü” yarışması düzenlemektedir. Yarışmaya katılarak ilk elemeyi geçen sanatçıların eserlerinden oluşacak “İstanbul Rotary Sanat Ödülü Sergisi”, en az 10 gün boyunca ziyarete açık tutulacaktır. Sergi açılışında yapılacak ödül töreni ile “İstanbul Rotary Sanat Büyük Ödülü” ve “İstanbul Rotary Sanat Başarı Ödülleri”ni kazananlar açıklanacaktır. Bu yıl seçici kurul (isme göre alfabetik sırayla) Ayşegül Sönmez, Başak Şenova, Can Elgiz, Haşim Nur Gürel, Prof. Dr. Kaya Özsezgin, Özalp Birol ve İstanbul Rotary Kulübü Derneği 2013-2014 Dönem Başkanı Prof. Dr. Serhat Kutlan’dan oluşacaktır. İşbu şartnamede bundan böyle; “İstanbul Rotary Sanat Ödülü Yarışması”na katılan kişiler

 “Aday” ya da “Adaylar”;

İşbu şartnamenin III. Maddesinde yer alan kişilerden oluşan kurul “Seçici Kurul”; olarak anılacaktır.

I. Yarışmaya Katılma Koşulları

• Adaylar, yarışmaya resim, heykel, fotoğraf, seramik, video-art, performans, dijital sanat, işitsel sanat gibi çağdaş sanatın birçok alanında üretilen tek bir yapıtla katılabilirler. Yapıtlar daha önce sergilenmemiş ve hiçbir yarışmaya katılmamış olmalıdır. Yapıtların daha önce sergilendiğinin ve/veya herhangi bir yarışmaya katılmış olduğunun tespiti halinde ilgili yapıtın adaylığı derhal iptal edilecektir. Bu hususun ödül kazanıldıktan sonra tespiti halinde aday kazandığı ödülü iade ile mükellef olacaktır.

• Kullanılan mecra, malzeme ya da teknikler için hiçbir sınırlama yoktur, eleme aşamasında değerlendirme dosya üzerinden yapılacaktır. Ancak yapıtın, sergilenme aşamasında kapalı bir mekânda yerleştirilebilecek ya da kapalı mekâna uygun olarak düzenlenebilecek boyutlarda olması gerekmektedir.

• Adayların 01 Ocak 1978 tarihinden sonra doğmuş, TC vatandaşı ve Türkiye’de mukim olmaları gerekmektedir.

• Adaylar yarışmaya tek başlarına veya ekip olarak katılabilirler.

• Adaylardan yarışmaya katılan yapıtlarının yanı sıra, önceki eserlerine ilişkin bir portfolyo istenmektedir. Bu portfolyoda resim, heykel, fotoğraf ve seramik alanlarında katılanların en az 10 adet; video-art, performans, dijital sanat, işitsel sanat gibi çağdaş sanatın diğer alanlarında katılanların ise en az 3 adet önceki eserlerine ait yeterli bilgi ve (fotoğraf, dia, CD, broşür, katalog vb.) belge bulunması gerekmektedir.

• Gönderilecek tüm doküman, bilgi, belge vs.nin aşağıda da daha detaylı açıklaması görüleceği üzere aynı CD içinde olması gerekmektedir.

• Yarışmaya ekip olarak katılanların portfolyosu ekip olarak yapılmış eserlerden oluşmalıdır.

• Teslim edilecek dosya dijital olarak hazırlanmalıdır. Adayın bu dosyada yer alan, mesleki ve sanatsal performansını örnekleyen yapıtlarının ve yarışmaya katılacağı yapıtın fotoğrafları jpg, png, tiff ya da PDF dosya olabilir. Önerdiği yapıtın ise mutlaka 2400 X 3500 PIXEL boyutunda, 300 DPI çözünürlükte imgesinin bulunması, hareketli görüntü ile katılıyorsa yine ekran görüntüsünün 2400 X 3500 PIXEL boyutunda, 300 DPI çözünürlükte bir imgesinin de yer alması gerekmektedir. Hareketli görüntüler herhangi bir formatta olabilir. Dosyada, adayın özgeçmişi, adresi, telefon/faks numarası ve e-posta adresinin de bulunduğu bir doküman yer almalıdır.

• Dosya teslimi suretiyle başvuru 01 Nisan 2014 tarihine kadar İstanbul Rotary Kulübü Derneği’nin aşağıdaki adresine elden ya da posta ile ulaştırılmış olmalıdır. Bu tarihten sonra yapılacak başvurular dikkate alınmayacaktır.

• İstanbul Rotary Kulübü Derneği üyelerinin birinci dereceden akrabaları ve yakınları bu yarışmaya katılamaz.

II. Sergilenecek Yapıtların Tespit ve Teslimi

• Seçici Kurul, 18 Nisan 2014 tarihine kadar değerlendirmesini tamamlayarak sergilenmeye değer gördüğü 20 adayı, sergi ve katalogda yer almak üzere davet edecek, yarışmaya katılan diğer adayları da bilgilendirecektir.

• Seçici Kurul’un yapıtlarını ödüle değer gördüğünü bildireceği dört sanatçı, sergiye birden çok yapıt ile katılabilecektir.

• Sergi, 15 Mayıs – 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında, Maslak’taki Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde gerçekleştirilecektir. Serginin tanıtım ve duyurusu İstanbul Rotary Kulübü Derneği tarafından görsel ve yazılı basında yapılacaktır.

• Sergi kataloğu, davet edilen tüm yapıtları içerecek, yaygın tanıtım ve dağıtımı yapılacaktır. Katalog basımı için yapıtların basım kalitesindeki fotoğraflarının (3000 dpi ve 2400 x 3500 piksel çözünürlükte) JPEG dosyası olarak, en geç 30 Nisan 2014 tarihine kadar İstanbul Rotary Kulübü Derneği’ne elden ya da posta ile teslim edilmesi gereklidir.

• Sergiye davet edilen yapıtların, İstanbul Rotary Kulübü Derneği sekreterliği ile randevulaşmak suretiyle, 01-06 Mayıs 2014 tarihleri arasında sergi mekânına ulaştırılması gerekmektedir.

• Dijital sanat ya da işitsel sanat üzerine üretilen yapıtların CD olarak teslim edilmeleri gerekmektedir.

• Mekânsal yerleştirme ya da mekânsal proje önerileri projenin belirtilen tarihte biteceğini belgeleyen detaylı teknik bilgi ve kesin tarihler belirtilerek hazırlanmış proje takvimiyle sunulmalıdır.

III. Seçici Kurul (isme göre alfabetik sırayla)

• Ayşegül Sönmez Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi, Sanat Eleştirmeni, Gazeteci

• Başak Şenova Küratör, Koç Üniversitesi, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü Öğretim Görevlisi

• Can Elgiz Mimar, Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi

• Haşim Nur Gürel Eleştirmen, AICA Türkiye

• Prof. Dr. Kaya Özsezgin Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi, Sanat Yazarı

• Özalp Birol Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü

• Prof. Dr. Serhat Kutlan İstanbul Rotary Kulübü 2013-2014 Dönem Başkanı

IV. Ödüller

• “İstanbul Rotary Sanat Büyük Ödülü” 15.000.- TL’dir (yalnız on beş bin Türk Lirası).

• Büyük ödülün yanı sıra üç adet 5.000.-TL (yalnız beş bin Türk Lirası) tutarında “İstanbul Rotary Sanat Başarı Ödülü” verilecektir. Beheri 5.000.-TL (yalnız beş bin Türk Lirası) tutarındaki üç adet “İstanbul Rotary Sanat Başarı Ödülü”, bütçeleri arzu eden İstanbul Rotary Kulübü üyeleri tarafından karşılanmak koşuluyla, sanatçılara, doğrudan bahse konu üyeler tarafından verilebilir. Böyle bir durumda, ilgili ödüllerin her biri ”İstanbul Rotary (İlgili üyenin adı ve soyadı) Sanat Başarı Ödülü” olarak anılır.

• Eseri kataloğa giren tüm sanatçılara “Katılım Belgesi” verilecektir.

• Ödül alan dört yapıt hukuken devri mümkün tüm haklarıyla birlikte İstanbul Rotary Kulübü Derneği’ne kalacaktır ve bu dört yapıt İstanbul Rotary Kulübü Derneği tarafından hukuken devri mümkün tüm haklarıyla satın alınmış gibi işlem görecektir. Aday, yarışmaya katılmak üzere başvurduğu andan itibaren, ödül kazanması halinde eserini hukuken devri mümkün tüm haklarıyla birlikte İstanbul Rotary Kulübü Derneği’ne devrettiğini gayrikabilirücu beyan ve kabul eder.

• İstanbul Rotary Kulübü Derneği, ödül alan yapıtları ve kataloğa giren diğer 16 yapıtın görsellerini etkinliklerde, eğitim faaliyetlerinde, katalog, broşür, afiş vb. her türlü tanıtım malzemelerinde kullanma ve gösterme, medyada yayınlama hakkı da dahil olmak üzere 5846 sayılı yasadan doğan tüm telif haklarına herhangi bir bedel ödemeksizin sahip olacaktır. Aday bu hususa herhangi bir itirazda bulunmayacağını ve yasal yollara başvurmak hakkından şimdiden gayri kabili rücu feregat ettiğini beyan, kabul ve taahhüt eder.

Dostluk Kareleri Fotoğraf Yarışması 2014

fotopya

Rönesans Gayrimenkul Yatırım bünyesindeki Alışveriş Merkezleri, Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Fotopya işbirliği ile bu yıl ikinci kez fotoğraf yarışması düzenliyor. Bu yılki yarışmanın konusu ise: “Dostluk Kareleri” Yarışmada dereceye giren fotoğraflar Rönesans’ın ülke geneline yayılmış; Optimum Outlet (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana), Kozzy AVM (İstanbul) ve Piazza AVM (Samsun, Kahramanmaraş, Şanlıurfa)’lerinde sergilenecek. “

Geçtiğimiz sene “Gülümseten Kareler” konulu fotoğraf yarışmasına gösterilen yoğun katılım nedeniyle bu sene de yarışmanın ikincisinin düzenlenmesine karar veren Rönesans ve Yaratıcı Çocuklar Derneği, bu yılki yarışmanın konusunu ise “Dostluk Kareleri” olarak belirledi.

Dostlukları, dostluğu hep yaşamak, yaşatmak ve tüm dünya ile paylaşmayı amaçlayan “Dostluk Kareleri” isimli fotoğraf yarışması, üç farklı yaş grubuna yönelik düzenlenecek. “18 yaş üstü”, “Lise 9-12. sınıf öğrencileri” ve “Ortaokul 5-8. sınıf öğrencileri” kategorilerinde yarışacak eserler, “dostluk” kavramını yansıtan karelerden oluşacak. Yarışma sonucunda dereceye girecekler hediye çekleri ile ödüllendirilecek.

 Verilecek ödüller şu şekildedir;

 18 Yaş Üstü Katılımcılar İçin Ödüller:

Birinci : 3.500.- TL’lik Hediye Çeki

İkinci : 2.500.- TL’lik Hediye Çeki

Üçüncü: 1.500.- TL’lik Hediye Çeki

2 Adet Mansiyon Ödülü : 500.- TL’lik Hediye Çeki

20 Adet Sergileme Ödülü : 100.- TL’lik Hediye Çeki

Lise Öğrencileri (Hazırlık, 9 – 12. Sınıflar):

Birinci : 2.000.- TL’lik Hediye Çeki

İkinci : 1.500.- TL’lik Hediye Çeki

Üçüncü: 1.000.- TL’lik Hediye Çeki

2 Adet Mansiyon Ödülü : 250.- TL’lik Hediye Çeki

17 Adet Sergileme Ödülü : 100.- TL’lik Hediye Çeki

 Ortaokul Öğrencileri (5 – 8. Sınıflar):

Birinci : 1.500.- TL’lik Hediye Çeki

İkinci : 1.000.- TL’lik Hediye Çeki

Üçüncü: 750.- TL’lik Hediye Çeki

2 Adet Mansiyon Ödülü : 250.- TL’lik Hediye Çeki

17 Adet Sergileme Ödülü : 100.- TL’lik Hediye Çeki

Ulusal çapta düzenlenecek olan “Dostluk Kareleri” yarışmasına katılım ücretsiz olacak. Yarışmaya katılmak isteyenler eserlerini, www.fotopya.com adresine, 18 Nisan 2014 tarihine kadar gönderilebilecek. Yarışmaya katılmak isteyen çocuk ve gençler isterlerse, yarışmanın son katılım tarihine kadar her gün 1 adet farklı fotoğraf gönderebilecekler.

Yarışmacıların fotoğraflarının değerlendirmeye alınabilmesi için, gönderecekleri karelerin; uzun kenarlarının 1600 pikselden büyük, kısa kenarlarının da 1000 pikselden küçük olmaması gerekiyor. “Dostluk Kareleri” isimli fotoğraf yarışmasının sonuçları ise, seçici kurulun değerlendirmesinin ardından, 12 Mayıs 2014 tarihinde açıklanacak.

Yarışmanın seçici kurulunu oluşturan isimler arasında; Rönesans Holding Yönetim Kurulu Üyesi İpek ILICAK, Yaratıcı Çocuklar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Didem ÇAPA, Foto Muhabiri Ara GÜLER, Yaratıcı Çocuklar Derneği Fotoğraf Komisyonu Başkanı Tuncay BULUZ, Mimar Sinan Üniversitesi – GSF Fotoğraf Bölümü Öğretim Görevlisi Nadir EDE, Fotoğraf Sanatçısı İzzet KERİBAR, Fotopya Fotoğraf Sanatı Portalı Genel Koordinatörü Akın MISIRLIOĞLU, Fotoğraf Sanatçısı Melih AKOĞUL, Hürriyet Gazetesi Fotoğraf Editörü Sebati KARAKURT, Fotoğrafevi Genel Koordinatörü Gölnur CENGİZ ve İFSAK 2009-11/ 2011-13 Dönemi Başkanı Fotoğraf Sanatçısı Tanju AKLEMAN yer alıyor.

Dereceye giren fotoğraflar ve sahipleri, Fotopya-Mag, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu, Yaratıcı Çocuklar Derneği, Optimum Outlet, Kozzy AVM ve Piazza AVM facebook ve twitter sayfaları üzerinden duyurulacak. Ödül töreni ve sergileme ile ilgili detaylar ise, yarışma sonuçlarının açıklandığı tarihte, yer ve zaman belirtilerek Fotopya Fotoğraf Sanatı Portalı üzerinden bildirilecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin tanıtımı için dünyada kendi alanlarında önde gelen isimleri Türkiye’ye davet etmeye devam ediyor. Bakanlık, bu kapsamda son olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nden Nobel Edebiyat Ödül’lü Mo Yan’ı ülkeye davet etti.

Mo Yan

Mo Yan, 17 Aralık’ta Türkiye’de olacak. Nobel’li yazar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2013’te başlattığı “100 Çinli Entelektüel” projesi kapsamında Türkiye’nin güzelliklerini keşfedecek. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik tarafından ağırlanacak olan dünyaca ünlü yazar, bakanlık tarafından kendisi için hazırlanan program kapsamında İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezecek. Program kapsamında Bakan Ömer Çelik’in de görüşmeyi planladığı Mo Yan’ın yanı sıra Türkiye’ye, Çin’de bir milyonun üzerinde aylık satış ortalamasıyla birinci sırada bulunan Çin Coğrafyası dergisinin baş editörü olan Shan Zhiqiang, Çin edebiyat dünyasının tanınan isimlerinden olan Chen Huizhong ve farklı alanlarda kitapları bulunan pek çok yazar da gelecek. Alanlarında etkin bir yere sahip bu isimlerin, ülkelerine döndüklerinde gerek sosyal medyada yapacakları paylaşımlar gerekse televizyon ve gazetecilik dünyasında Türkiye tanıtımı için yararlı alternatif eserler ortaya koyacakları düşünülüyor. Kültür Devrimi sırasında 11 yaşındayken okulu bırakıp önce çiftçi olarak ardından fabrika işçisi olarak çalışan ve bu sırada yazmaya başlayan yazarın gerçek adı Guan Moye. Moye, eserlerinde Çince, ‘konuşma!’ manasına gelen ‘Mo Yan’ mahlasını kullanıyor. Mo Yan, 2012 Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken Çin’de doğan ve Çin’de yaşamayı sürdüren ilk Çinli Nobel ödüllü yazar oldu.

YAYFED’e göre Türkiye, 2014’e kitap okuyarak başladı. YAYFED Başkanı Bayram Murat 2014 yılı Ocak ayı bandrol rakamlarını açıkladı.
kitaplık

Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu (YAYFED) tarafından yapılan açıklamaya göre Ocak ayında satılan bandrol sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15 arttı.

YAYFED Başkanı Bayram Murat, Ocak 2014’te yayımlanan kitap sayısının 2013’ün aynı dönemine göre yüzde15 artış göstererek 24 milyon 276 bin 56’ya ulaştığını söyledi. 48 sayfadan ince kitapların yer almadığı kitap yayım verileri 2013’deki yüzde 13’lük büyüme eğiliminin sürdüğünü gösterdi.

Murat, bandrol sayılarında 2013 yılında yaşanan artışın 2014’ün başında da sürmesinin sektörün güçlenmesinin işaretlerinden olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Türkiye’de artış gösteren bandrol satışları yayıncılık sektörünün büyüklüğünü göstermenin yanında kitaba verilen önemin arttığını da anlatıyor. Diğer yandan korsanla yapılan mücadelede de ilerleme kaydedildiğini ortaya koyuyor. 2014 başında tüm sektör için olumlu bir gösterge olan artış rakamlarının istikrarlı bir seyir ortaya koyduğunu memnuniyetle görüyoruz. 2011 yılının Ocak ayında 19.346.402 olan bandrol satışı 2012’nin aynı döneminde 23.435.121 olmuştu. 2013 Ocak ayında ise 21.387.430’a ulaşmıştı.”

Eğitim yayınları ilk sırada

Ocak 2014’de ilişkin rakamların türlere göre dağılımı ise şu şekilde gerçekleşti: Eğitim içerikli kitaplar 9.325.097,inanç kitapları 6.890.092, edebiyat, inceleme, araştırma 6.047.925, çocuk ve ilk gençlik yayınları 1.531.291, akademik yayınlar 481.651, ithal edilen kitaplar(ağırlıklı akademik yayınlar): 288.737. *Aylar içinde bu rakamlarda dalgalanmalar görülebilecektir.

 Kaynak :[-]

İngiliz ve dünya edebiyatının mihenk taşlarından ünlü yazar William Shakespeare, genel olarak kabul olan biyografisine göre 2014 yılında 450. yaşına girecek. Bu sebeple, dünya sahnelerinin en başarılı isimlerinden olan yazar, tüm dünyada ve Türkiye’de çeşitli etkinliklerle anılacak.

ShakespeareHer yıl olduğu gibi bu yıl da yurt dışında, ünlü aktörlerin âdeta imtihan verdiği Shakespeare oyunları sahnelenecek. Jude Law, 15 Şubat’a kadar “V. Henry” ile West End’de sahnede olacak. Kevin Spaceyli “III. Richard” ile başarılı bir başlangıç yakalayan Sam Mendes’in “Kral Learı” da, yaklaşık bir ay sonra perdelerini açacak.

Yurt içinde Kent Oyuncuları, Şehir Tiyatroları ve İstanbul Devlet Tiyaroları kutlamalara için özel olarak Shakespeare oyunlarından bazılarını sahneleyecek. Ayrıca “Titus Androcinus”, Semaver Kumpanya’nın ses getiren yorumuyla ve yenilenen kadrosu tarafından sergilenirken sezon açılışında da Tiyatro Pera tarafından sergilenecek “Kısasa Kısas” sanatseverlerle buluşacak. Tüm bunlara ek olarak Devlet Tiyatroları, Shakespeare’i Anadolu sahnelerine taşıyacak. Moda Sahnesi’nde açılış oyunu olarak sergilenmeye devam edilen ve kadrosunda Onur Ünsal’ın da yer aldığı “Hamlet”; 4 Ocak Cumartesi, 5 Ocak Pazar, 9 Ocak Perşembe ve 10 Ocak Cuma 2014 tarihlerinde seyirciyle tekrar buluşacak.

Çin’e gitmeye ya da gitmemeye çalışmanın pek yararı yok, Çin zaten her anlamda gelmekte. Bunu bir “Çin Sendromu”na dönüştürmemenin yolu ise bu muazzam ülkeyi tanımaktan, anlamaktan, öğrenmekten geçiyor.

32 kitap fuarıBundan yüzyıllarca önce Bilge Kağan, Orhun Yazıtları’nda Türklere seslenmiş, “Çin’e gitme… Çin seni yutar!” diye uyarıda bulunmuştu. Çok sonraları Napolyon da benzer yaklaşımla, “Bırakın uyusun. Çin uyanırsa yer yerinden oynar!” demişti ama Batı, 19. yüzyılda tüm gücüyle son kez üzerine çullandığı Çin’in 20. yüzyıldaki uyanışını ve büyük silkinişini önleyemedi. Uyuyan dev çoktan uyandı, ayağa kalktı ve artık iyice belli oldu ki Çin’den kaçış yok.

Çin, yayılıyor… Aklınıza hemen dünyanın ikinci büyük ekonomisi ya da ticaret hacmi vb. kavramlar gelmesin. Örneğin denir ki Çin’deki ve yeryüzünün dört yanındaki tüm Çinliler, bir gece aynı anda evlerinin dışında yemek yemeye karar verse, dünyada hepsinin oturabileceği kadar çok sayıda sandalyeye sahip Çin lokantası mevcuttur… Dünyanın tartışmasız en zor dili olan Çincenin ABD ve Avrupa’daki çoğu lise ve üniversitede İspanyolcayı geride bırakıp birinci seçmeli dil dersi haline gelmesinden sayıları her kıtada giderek çoğalan Konfüçyus Enstitüleri’ne kadar, siyasi ve ekonomik alanların yanı sıra kültürel olarak da her geçen gün daha fazla hissedilen bir “Çin ağırlığı” söz konusu. Anlayacağınız, artık Çin’e gitmeye ya da gitmemeye çalışmanın pek yararı yok, Çin zaten her anlamda gelmekte. Bunu bir “Çin Sendromu”na dönüştürmemenin yolu ise bu muazzam ülkeyi tanımaktan, anlamaktan, öğrenmekten geçiyor.

Edebi ilişkiler güçlendirilmeli

Asya’nın en doğusundaki Çin ile batı ucundaki Türkiye arasında kurulan kültürel köprü, 2012’nin “Çin’de Türkiye Yılı” ve 2013’ün “Türkiye’de Çin Yılı” olarak kutlanmasıyla biraz daha sağlamlaştırıldı. Öte yandan Çin’in, bu yıl 32. kez düzenlenen TÜYAP İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı’nın konuk ülkesi olarak belirlenmesiyle iki ülke arasındaki karşılıklı ilişkiler zincirinin halen en zayıf halkalarından biri niteliğindeki edebiyat-yayıncılık alanında da çok ciddi bir adım atılmış olduğuna hiç kuşku yok. Türk edebiyatını 1970’li yılların başlarında Aziz Nesin öykülerinin çevirileriyle tanımaya başlayan (bu öyküler sonradan Nasılİntihar Ettim? başlıklı bir derleme haline getirildi) Çin’de, 1980’lerde de Yaşar Kemal ( İnce Memed ), Sabahattin Ali ( Kürk Mantolu Madonna ), Reşat Nuri Güntekin ( Çalıkuşu ) çevirileri yapılmıştı.

Son yıllarda ise Benim Adım Kırmızı ’nın 2006’da Çin’de Yılın En İyi Romanı seçilmesiyle başlayan süreçte Orhan Pamuk’un diğer kitaplarının ve Ahmet Hamdi Tanpınar ( Huzur ), Can Dündar ( Sarı Zeybek ), Orhan Kemal ( Bereketli Topraklar Üzerinde , Cemile , Avare Yıllar ), Tuna Kiremitçi ( Dualar Kalıcıdır ), Barış Müstecaplıoğlu ( Korkak ve Canavar ), Ahmet Ümit ( Patasana ) çevirileriyle Çinli okurların edebiyatımızı tanıma fırsatları çoğaldı ama bu tablo tabii ki yeterli sayılmamalı. Tabloyu daha da renklendirmek açısından, ajans ve yayınevlerimizin Çin’deki uluslararası kitap fuarlarının önemini biraz gecikerek de olsa anlamaya başlamaları sevindirici. Öte yandan başkentin merkezindeki Xidan semtinde bulunan, Asya’nın en büyük kitabevi niteliğindeki ve dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’de metrekareye düşen insan sayısının en fazla olduğu yerlerden biri “Beijing Books Building”in beş katının herhangi bir koridorunda herhangi bir rafın Türk edebiyatından çeviri eserlere ayrılması, biraz daha zaman alacak gibi.

Çinceden çevirmen ihtiyacı

Benzer durum, Çin edebiyatı ve kültürünün Türkiye’deki yansıması açısından da az çok geçerliyse de Çinli okurlar bize göre daha şanslı sayılabilir. Yazarlarımız Çinceye doğrudan Türkçeden çevrilirken biz Çin edebiyatını çok büyük oranda İngilizce, Fransızca ya da Almanca üzerinden yapılan çevirilerle tanımak zorundayız. Türkçeye edebi düzeyde hâkim “yeterince” Çinli çevirmen varken, Ankara Üniversitesi DTCF Sinoloji Bölümü’nün ünlü hocalarından Prof. Dr. Muhaddere Nabi Özerdim’in 1950’li yıllardaki kimi çevirileri ya da aynı bölümün günümüzdeki anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Bülent Okay’ın çalışmaları dışında, Çince çevirmen eksikliği hissettiğimiz çok açık. Elias Canetti’nin Körleşme ’sinin ünlü kahramanı Prof. Kien gibi olmasa da hayatını Çin dili, yazısı ve edebiyatını araştırmaya adamış bilim ve sanat insanlarımızı artırmaktan başka çaremiz yok.

Beden diliyle anlaşamayız!

Kitapların, bir ülkeyi ve insanını, kültürünü, tarihini, düşünme sistemini tanımak açısından, gezip görmek ve yerinde incelemek kadar verimli kaynaklar olduğuna kuşku yok.

Ancak söz konusu ülke Çin olunca iş biraz zorlaşıyor doğrusu, çünkü beden dilinin en basit örneklerinin bile evrensel olmadığını kanıtlayan, kimi sembollerin, mimiklerin, günlük davranış kalıplarının alabildiğine özgün kaldığı bir ülkeyle karşı karşıyayız. Şöyle söyleyeyim; örneğin iki elinizin avuç içlerini birkaç kez birbirine sürtmek Türkiye’de “İşler çok iyi” demekken, Çin’de “İflas ettim, işler çok kötü” anlamına geliyor! Dolayısıyla bir şiirin, romanın, şarkının ya da filmin içeriğinin tamamıyla anlaşılmasının dünyanın geri kalanı için nerdeyse imkânsız bulunduğu bir ülkeyle karşı karşıyayız. Batılılar boşuna “Çin’de hiçbir şey göründüğü gibi değildir!” demiyor ve Çin sinemasının ünlü temsilcilerinden Chen Kaige, “Çin’le ilgili konuların derinine inemezsiniz, yoksa yabancılar anlamaz. Hong Kong ve Tayvan’dakiler bile anlamıyor!” demekte çok haklı.

cin-li-edebiyatcilar-istanbul-kitap-fuari-ndaİlim Çin’de de olsa…

Yine de uzun yıllardır yalnızca kitaplar aracılığıyla tanıdık ve daha yakın kıldık Çin’i. Kanuni döneminde Çin’e gönderilen birkaç elçi dışında Osmanlı-Çin ilişkilerinin yok denecek kadar az olduğu söylenebilir. 17. yüzyılda Katip Çelebi’nin Cihannüma ’da Çin’e ayırdığı sayfaların dışında entelektüel-edebi ilgiye de hemen hiç rastlanmıyor. Başta İngiltere olmak üzere belli başlı Avrupa hükümetlerinin 1898’in yaz aylarında ülkede yaşanan sömürgecilik karşıtı ünlü Boxer İsyanı’ndan şaşırtıcı biçimde Osmanlı İmparatorluğu’nu sorumlu tutmalarının dışında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1971’de Birleşmiş Milletler’e kabulü ve Türkiye tarafından da tanınmasının öncesinde karşılıklı ilişki, her anlamda son derece zayıf. Ama bir yandan da “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” gerçeği var ve bu da günümüzde çok daha geçerli hale gelmiş durumda.

Romanlardaki Çin, savaş, devrim

Türk okuru, Çin gerçeğiyle öncelikle romanlar sayesinde tanıştı. Binlerce sayfa arasında çıkılacak bir “uzun yürüyüş”, çoğu klasikleşmiş bu romanların önemlerini günümüzde de koruduklarını, bu uzak ülkeyle yakınlaşmak açısından halen işlevsel olduklarını ortaya koyuyor.

Çinli baba ile Belçikalı anneden doğan Han Suyin’in 1955’te William Holden ve Jennifer Jones’lu bir Henry King filmine de dönüştürülmüş olan Aşk Güzel Şeydir romanı, 1956 yılında Altın Kitaplar tarafından sunulmuş okurlarımıza. Çin Devrimi’nin fırtınalı yıllarında Hong Kong’ta evli İngiliz erkek ve âşık olduğu Çinli kadının ilişkileri etrafında gelişen bir aşk öyküsü anlatan roman, yazarın yaşamından gerçeklikler de barındırıyor.

2012’de 86 yaşında ölen Han Suyin’i gene Çin dekorunda geçen Aşka Vakit Yok (Halk Kitabevi, 1967) romanı ve önce Hürriyet, sonra da Berfin Yayınları’nca yayımlanan, iki ciltlik çok başarılı bir Mao Zedung biyografisi olan Sabah Tufanı ’yla da tanımıştık.

Bir Çin köyünü ve kocası kaçıp gidince üç çocuğu ve ihtiyar kaynanasıyla kalan gencecik bir köylü kadını anlatan Pearl S. Buck romanı Ana (Remzi Kitabevi, 1943); devrim öncesinde savaş ağalarının talan ettiği köyünden kaçıp Pekin’e gelen bir çekçekçinin öyküsünün aktarıldığı Çekçek (Konuk Yay., 1975); Japon işgali ve sonrasındaki Kuomintang dönemi ile devrimi, Pekin’deki bir kukla ustasının gözünden öyküleyen enfes Paul Tillard romanı Kuklacı (Cem Yay., 1975), Agnes Smedley’den ünlü Çin Savaşıyor (Bora Yay., 1975), Luo Kuang ve Yang Yi’nin yazdığı, ülkemizde de bir kuşak üzerinde çok etkili olmuş Kızıl Kayalar (Aydınlık Yay., 1978), Attilâ İlhan çevirisiyle okuduğumuz müthiş Andre Malraux romanı Kanton’da İsyan (Yazko, 1981) ya da Bernardo Bertolucci’nin sinemaya da aktardığı, Çin’in sonradan bir yurttaş-bahçıvana dönüşen son imparatoru Pu Yi’nin anıları Son İmparator (Afa Yay., 1988), Çin’in yakın tarihini, Japon işgali, iç savaş, devrim ve Kültür Devrimi dönemlerini ele alarak anlatan yapıtlar olarak öne çıkıyorlar.

Eva Siao’nun Çin: Hayallerim, Hayatım (Afa Yay., 1994) başlıklı sarsıcı anıları da bu kapsamda mutlaka okunması gerekenlerden.

Nobelli iki yazar

Daha yakın dönemlerde, 1990’dan bu yana Fransa’da yaşayan 1972 Pekin doğumlu Shan Sa’nın, Çin tarihindeki tek kadın imparator Wu Zeitang’ın korkunç yaşamını ve 7. yüzyılda Yasak Şehir’de işlerin nasıl döndüğünü son derece etkileyici şekilde anlattığı İmparatoriçe (Doğan Kitap, 2003) ve gene aynı yazarın kaleme aldığı, 1930’larda Japonların işgali altındaki Mançurya’daki direnişçi bir genç kızın öyküsünü anlattığı Go Oyuncusu (Doğan Kitap, 2004) gibi romanlar da Çin tarihi ve kültürünü tanımak için zengin malzeme sunuyorlar.

Parisli bir gazeteci, Teksaslı bir edebiyat profesörü ve Alman bir Sinolog’un Pekin’de çok gizli bir elyazmasının peşine düşmelerini anlatan, Kolombiyalı yazar Santiago Gamboa’nın kaleminden çıkan, özellikle Pekin’i tanımak açısından yararlı Düzenbazlar (Doğan Kitap, 2002) ve “Çin’in yüksek yemek kültürünün gizli dünyasına bir yolculuk” öneren, “Gelenek ve modern dünya arasında sıkışmış bir ülkenin harika bir resmi olarak” nitelendirilebilecek Nicole Mones romanı Son Çinli Şef de (Doğan Kitap, 2007), aşk, yemek ve dostluk üzerine, günümüz Çin’inden çarpıcı kesitler aktaran keyifli bir roman olarak yer alıyorlar listemizde.

Dipnot Yayınları’nın küçük okurlar için hazırladığı masal dizisinin Çin Masalları (2008) durağına da uğrayalım ve kitapta yer alan 19 masalın çok şey anlattığını vurgulayalım.

2012’de Nobel Edebiyat Ödülü kazanan Mo Yan’ın, 1987’de Zhang Yimou tarafından beyazperdeye aktarılan, bir ailenin üç kuşağının öyküsünü anlatarak 1923-1976 arasında Çin’deki önemli toplumsal-siyasi olayları öykülediği Kızıl Darı Tarlaları da (Can Yay.) Çin edebiyatının zorlu lezzetini tatmak isteyenler için iyi bir fırsat.

Çin’e belirgin bir merak, heyecan ve sempatiyle yaklaşan bu örneklerin yanında, 1949’dan bu yana iktidarda bulunan Çin Komünist Partisi’ne açık bir nefretle yaklaşanlar da var. Rejim karşıtlarından, romanları 1989’dan bu yana yasaklı, Fransa’da yaşayan Nobel ödüllü (2000) Gao Xingjian’ın Doğan Kitap’tan çıkan Ruh Dağı (2002) ve Yalnız Bir Adamın Kitabı (2003) ile Anchee Min’in Madam Mao Olmak (Everest Yay., 2005) romanlarının da Çin’e eleştirel-muhalif yaklaşımlarıyla geniş yankı buldukları söylenebilir.

Şiirler ve ideogramlar

Eray Canberk’in titiz bir çalışmayla Türkçeleştirdiği Mao Zedung şiirleri (Cem Yay., 1976) ya da Celal Üster çevirisiyle yayımlanan Mao’nun Kültür Sanat ve Edebiyat Üzerine ’si (Aydınlık Yay., 1978, Berfin Yay., 2005),Klasik Çin Şiirinden Seçmeler (Çev: Erdem Kurtuldu, YKY, 2010), François Cheng’in Boşluk ve Doluluk: Çin Resim Sanatının Anlatım Biçimi (İmge Yay., 2006), “Çince, kaligrafi için yaratılmış dil. Esinli yolu izleyen, esinli yolu ortaya çıkartan dil” diyen Henri Michaux’nun Çince İdeogramlar ’ı (Norgunk Yay., 2010), Roland Barthes’ın 1979’da gittiği Çin’e dair “dağınık” notlarını bir araya getiren Çin Yolculuğu Defterleri (YKY, 2012) gibi kitaplar da Çin sanatının değişik boyutlarına derinlemesine dalan çalışmalar olarak zengin ve öğretici birikim oluşturuyorlar.

Öte yandan bu kapsamda üzerlerinde ayrıca durulması gereken, Çinlilerin nasıl düşündüğünü 5 bin yıllık bir tarih ve kültürün incelikleri üzerinden anlatan Çin Simgeleri Sözlüğü , Savaş Hileleri: Stratagemler veKadim Çin’in Askeri Klasikleri ’nin önemlerini vurgulamadan geçmeyelim.

Çin usulü sosyalizm

Çin’e yönelik genel ilgi her geçen gün biraz daha artmakla beraber, bilgi ve araştırma eksikliğinin en fazla görüldüğü alanın “sosyalizm tartışmaları” olduğu söylenebilir. 1949’un ardından 1966-1976 arasındaki Kültür Devrimi’yle de dünyayı etkileyen Çin, Mao’nun Marksizm-Leninizm’e teorik katkılarıyla birlikte 1970’lerin sonunda ortaya atılan ve Deng Siaoping tarafından geliştirilen “Dört Modernleşme” (tarım, sanayi, bilim, savunma) hareketiyle bugünlere kadar geldi ve uzay çalışmalarına kadar dayanan inanılmaz bir gelişme gösterdi. Çinli teorisyenler, başından beri, her şeyden önce bir geçiş süreci olan sosyalizmin her ülkenin kendi koşullarına göre yaşanması gerektiğini belirtiyor ve ısrarla “Çin Usulü Sosyalizm”e vurgu yapıyorlar. Başta yoksul ve açlık çeken nüfusun azaltılması olmak üzere, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bugünkü Hindistan seviyesinde olan bir ülkenin kaydettiği mucizevi başarıya tanıklık etmemizi sağlayan çok sayıda araştırma-inceleme-anı kitabından söz edilebilir.

Öncelik, efsaneleşmiş kitapların… Edgar Snow’un her ikisi de 1975’te Koral Yayınları’ndan çıkan Çin Üzerinde Kızıl Yıldız ve Uzun Devrim ’inden Alain Peyrefitte’nin Cemal Süreya çevirisi Çin Uyanınca (E Yayınları, 1975) ve M. Antonietta Macciocchi’nin Çin Deyince ’sine (1976), Jan Myrdal’ın Çin Raporu ’na (ABC Yay., 1977) kadar 70’li yıllarda yayımlanan çok sayıda “kızıl kitap” var bize Çin’i anlatan. Mao Zedung sonrası Çin sosyalizminin gidişatı konusunda ise ÇKP 11. Merkez Komitesi Genel Toplantısı tutanaklarını içeren Bugünkü Çin Hangi Yolu İzliyor? (Aydınlık Yay., 1980), özellikle son 30 yıla ışık tutması bakımından, en kısa tanımla temel kitap niteliğinde.

Son birkaç yılda yayımlanan, Çin’in Megatrendleri: Yeni Bir Toplumun Sekiz Dayanağı (Optimist Yay.), Çin’in ünlü milli lideri Sun Yat-sen’in Halkçılık Üzerine (Sadık Usta, Kaynak Yay.) gibi çalışmalar da aslında pek çok açıdan “bize benzeyen” bu ülke ve insanları konusunda bakış açımızı ve ufkumuzu genişletmemize yardımcı oldular hiç kuşku yok ki.

Evet, İtalyan sinemacı Marco Bellocchio’nun 1967 yapımı filmi “La Cina e vicina”nın Türkçe çevirisinde dendiği gibi, Çin yakındır! Kitaplarla ise çok daha yakın!

Türkiye’de Çin’i düşünmek

Kitaplığımızda yer bulan son inceleme-araştırma, Selçuk Esenbel, İsenbike Togan, Altay Atlı tarafından hazırlanan Türkiye’de Çin’i Düşünmek: Ekonomik, Siyasi ve Kültürel İlişkilere Yeni Yaklaşımlar (Boğaziçi Üniversitesi Yay.) oldu.

Tunca Arslan

Kaynak : []

Uğur Yücel’in yönettiği ve başrolünü Beren Saat’le paylaştığı ‘Benim Dünyam’ ve Bosna’da yaşanan katliam sonrası yakınlarını arayan insanların dramatik öyküsünü konu alan ‘Üç Yol’la birlikte bu hafta 7 yeni film gösterime girdi.

İSTANBUL –

‘BENİM DÜNYAM’

benim-dunyam-filmiSenaryosunu Can Yücel ve Uğraş Güneş’in kaleme aldığı, Uğur Yücel’in yönettiği “Benim Dünyam” filminde, Beren Saat, Uğur Yücel, Ayça Bingöl, Hazar Ergüçlü ve Turgay Kantürk izleyici karşısına çıkacak.

Dram türündeki filmde, 2 yaşındayken geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hem kör hem de sağır olan, bu nedenle hiçbir kavramı “bilmeyen”, çevresiyle tamamen uyumsuz bir çocuk olan Ela ve onu iyileştirebilmeye hayatını adayan Mahir Hoca’nın hikayesi izlenebilecek.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ÜÇ YOL’

uc-yolBosna’da yaşanan katliam sonrası yakınlarını arayan insanların dramatik öyküsünü konu alan “Üç Yol” filmi, izleyicilerle buluşacak.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Faysal Soysal’ın üstlendiği filmde, Rıza Akın, Nik Xhelilaj, Turgay Aydın, Kristina Krepela, Alma Terzic rol alıyor.

Türkiye-Bosna ortak yapımı filmin konusu şöyle:

“Bünyamin çocukluğunda kıskançlığı nedeniyle kardeşinin ölümüne sebep olmuş ve bu travmadan yıllarca kurtulamamıştır. Ailesinden kaçma ve insanlara iyilik yapma üzerine kurulu bir hayat yaşayan Bünyamin, bir süredir Bosna’da toplu mezarlardan ceset çıkaran bir kuruluşta çalışmaktadır. Türkiye’ye dönmesine günler kala Mostar Köprüsü’nde intihar etmeye çalışan Zrinka ile tanışır. Genç kadın savaş sırasında tüm yakınları kaybetmiş bir psikologtur. Bünyamin onu hayata geri döndürür ve Zrinka da onun psikolojik travmalarını çözmeye yardımcı olmaya başlar. İkisi arasında başlayan ve birbirlerine açıklamadıkları aşk, Bünyamin’i Hasankeyf’e dönüp ailesiyle yüzleşmeye iter. Bünyamin’den haber alamayan Zrinka da onu bulabilmek için Hasankeyf’e gittiğinde kendilerini ilginç gelişmeler içerisinde bulurlar.”

ask-aglatir‘AŞK AĞLATIR’
Romantik-dram türündeki ”Aşk Ağlatır” filminin senaristliğini ve yönetmenliğini Mehmet Taşdiken yaptı.

Hüzünlü bir aşk hikayesini, hastalık, ihanet ve acı ekseninde ele alan filmin başrollerini Melih Selçuk ve Ceyda Ateş paylaşıyor.

‘ŞEVKAT YERİMDAR’
Komedi türündeki ”Şevkat Yerimdar” filminin yönetmen koltuğunda Bülent İşbilen oturuyor.

Başak Parlak, Özgürcan Çevik, Tarık Papuçcuoğlu, Cezmi Baskın’ın oyuncu kadrosunda bulunduğu filmde, Balat’taki yumurtacı dükkanına arabasıyla giren Şevkat Yerimdar’ın yaşadıkları ve değişen hayatı anlatılıyor.

‘ARADA KALAN’
Yönetmenliğini Scott Mcgehee ve David Siegel’in yaptığı ABD yapımı “Arada Kalan” filminin senaryosunu Carroll Cartwright, Nancy Doyne kaleme aldı.

Julianne Moore, Alexander Skarsgard, Steve Coogan, Emma Holzer ve Samantha Buck’ın rol aldığı dram türündeki filmde, New York’ta yaşayan boşanmış bir ailenin küçük kızı olan Margo’nun hayatındaki değişiklikler işleniyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘KAPTAN PHILLIPS’
captain-phillps
Hikayesini 2009’da yaşanan gerçek bir olaydan alan “Kaptan Phillips” filminin yönetmenliğini Paul Greengrass üstlendi.

ABD yapımı dram türündeki filmde, Tom Hanks, Catherine Keener, Corey Johnson, Max Martini ve John Magaro izleyici karşısına çıkacak.

Filmde, “Maersk Alabama” adlı yük gemisinin Somalili korsanlar tarafından rehin alınması anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘BAŞKA SÖZE GEREK YOK’
Yönetmen koltuğunda Nicole Holofcener’ın oturduğu “Başka Söze Gerek Yok” filmi, komedi severleri salonlara çekmeyi hedefliyor.

Catherine Keener, Toni Collette, James Gandolfini, Julia Louis-Dreyfus ve Ben Falcone’ın oynadığı ABD yapımı filmin konusu şöyle:

“Kızına düşkün Albert, eşinden yeni boşanmıştır, tıpkı masöz Eva gibi. Bir partide tanışan Eva ve Albert, yakınlaşmaya ve sonunda görüşmeye başlarlar. Ne var ki, Eva’nın arkadaş olduğu bir kadın müşterisi, bu tatlı denklemi altüst edecektir: Albert hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri anlatacak olan bu kadın, Albert’ın eski eşidir…”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

GÖSTERİMDEKİ FİLMLER

PARANOYA
paronaya-Gary-Oldman-Josh-Holloway
Hollywood’un tanınan oyuncuları Gary Oldman ve Josh Holloway’in başrollerde yer aldığı ‘Paranoya’, haftanın merakla beklenen filmlerinden biri olarak dikkati çekiyor. Amerika-Fransa ortak yapımı filmin yönetmen koltuğunda, Robert Luketic oturuyor. Amber Heard, Harrison Ford ve Liam Hemsworth’un da oyunculuklarıyla katkı verdiği filmin senaryosunda Jason Dean Hall, Barry Levy ve Joseph Finder’in imzası bulunuyor. Filmin özeti şöyle: Adam Cassidy (Liam Hemsworth) haberleşme devi Wyatt Corporation’da yükselmeye çalışan hırslı bir teknoloji uzmanıdır. Adam, yaptığı büyük bir hatadan sonra CEO Nicholas Wyatt’ın (Gary Oldman) şantajına maruz kalır. Adam’dan Firmanın en büyük rakibi olan ve Wyatt’ın eski akıl hocası Jock Goddard (Harrison Ford) tarafından yönetilen başka bir firmaya giderek casusluk yapması istenmektedir. Adam, kendisini kısa süre sonra hayalindeki hayatı yaşarken bulur. Ancak bu görüntünün arkasında Wyatt’ın güç oyununda sadece bir piyondur ve milyar dolarlık avantajını koruyabilmek için asla durmayacak olan patronundan kurtulmanın bir yolunu bulmak zorundadır.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

BURAYA KADAR
Haftanın komedi türündeki filmi ‘Buraya Kadar’ın yönetmenliğini Seth Rogen ve Evan Goldberg üstlenirken, başrollerinde ünlü aktrit Emma Watson, James Franco, Rihanna, Jason Segel, Seth Rogen bulunuyor.

Yaşanan garip felaket olaylarıyla yıkılan Los Angeles kentinde, altı arkadaşın bir evde mahsur kalmalarını ve yaşadıklarını konu alan filmde, kaderleriyle arkadaşlıkları kesişen 6 kişi, esaretten kurtulmanın gerçek anlamıyla yüzleşmek zorunda kalacak.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

SON AŞK
Sandra Nettelbeck’in yönetttiği ‘Son Aşk’ın oyuncu kadrosu Michael Caine, Clemence Poesy, Gillian Anderson, Jane Alexander ve Justin Kirk’ten oluşuyor.

Filmin senaryosunu ise yönetmen Nettelbeck ve Françoise Dorner yazdı. Paris’te yaşayan ve yalnız bir adam olan Matthew Morgan’ın hikayesini konu alan filmin hikayesi özetle şöyle: Matthew Morgan, bir tesadüf sonucu Pauline ile tanışır ve yaşama gücünü yeniden kazanır. Birlikte gerçek dostluk ve içten bir ilişkiye adım atan ikili, bu süreçte aile olmanın değerini de anımsar. Pauline bir araba kazasında ailesini kaybetmiş ve bu acı olayın sonrasında asla başka biriyle birlikte kendini güvende hissedememiştir. Matthew ise karısının ölümünden sonra çocuklarıyla sarsıcı sorunlar yaşamıştır. Pauline, Matthew’un bu sorunlarının neden olduğu son derece trajik bir olaya tanık olur ve Matthew ve oğlu Miles’ın arasındaki problemleri çözmeye karar verir.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

ONUR SAVAŞI
Bir Danimarka yapımı olan ‘Onur Savaşı’ adlı filmin yönetmenliğini Thomas Vinterberg üstlendi. Ağırlıklı olarak Danimarkalı oyunculardan oluşan kadroda Mads Mikkelsen, Thomas Bo Larsen, Annika Wedderkopp, Troels Thorsen ve Soren Ronholt bulunuyor. Lucas’ın geçirdiği zor boşanma süreci ve ardından yaşadıklarını konu alan filmde Lucas’ın hayatını düzene koyabilme çabaları yer alıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

kesisen-hayatlarKESİŞEN HAYATLAR 
Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya, Almanya ve Fransa ortak yapımı filmin yönetmenliğini Srdan Golubovic yaptı. Leon Lucev, Boris Isakovic, Nebojsa Glogovac, Emir Hadzihafizbegovic ve Jasna Djuricic’in başrollerinde yer aldığı filmin konusu özetle şöyle: Bosna Savaşı sırasında Sırp askeri Marko, silah arkadaşlarının Müslüman bir sivile yaptığı kötü muameleyi durdurmaya çalışırken kendi hayatını tehlikeye atar. Aradan 12 yıl geçer, savaş biter fakat Marko’nun kötü sonuçlanan bu kahramanca hareketinin, babası, nişanlısı, en yakın arkadaşı ve yardım ettiği adamda açtığı derin duygusal yaralar kapanmaz. Aksine bu kadar zaman sonra hepsi bir kez daha bu acı olayla yüzleşmek zorunda kalacak ve bunun onlarda bıraktığı derin izlerle başa çıkmaya çalışacaklardır.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

SEV BENİ
Filmin yönetmenlik koltuğunu Mehmet Bahadır Er ve Maryna Er Gorbach paylaşıyor. Ushan Çakır, Viktoria Spesivtseva, Güven Kıraç, Yavuz Bingöl ve Murat Şeker’in başrollerinde yer aldığı filme mekan olarak Kiev ev sahipliği yaptı. Filmin hikayesi şöyle: Cemal çıktığı yurt dışı seyahatinde genç ve güzel Sasha’yla tanışır, geceyi beraber geçirmek için gece kulübünden ayrılan ikilinin beraberlikleri alışılmışın dışında devam eder. Beyaz Şehir Kiev’in eşsiz güzelliğinde Sasha ve Cemal başlarına gelen zorluklarla mücadele ederken birbirlerini tanır, etkilenirler. Aşk onları beklemedikleri bir zamanda yakalar, her şeye sıfırdan başlamak için ellerine bir şans geçiren ikili birbirlerine söyleyemedikleri gerçekleri aşma konusunda çaba harcayacak.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

GÖZÜMÜN NURU
Melik Saraçoglu ve Hakki Kurtuluş yönetmenlik becerilerini konuştururken, Ahmet Saraçoğlu ile Melik Saraçoglu da oyunculuklarıyla sinemaseverlerin beğenisini bekleyecek. Genç bir sinema sevdalısının film yapma hevesini konu alan filmde üst üste iki retina dekolmanı geçiren ve kör olmanın kıyısından dönen yönetmen adayının 40 günde yaşadıkları anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘YERÇEKİMİ’
Alfonso Cuaron’un yönetmen koltuğunda oturduğu “Yerçekimi” filminde, Sandra Bullock ve George Clooney izleyici karşısına çıkıyor.

Bilim-kurgu türündeki ABD yapımı filmin konusu şöyle:

“Önceleri normal görünen görevde felaketle birlikte uzay gemisi harap olmuş, ilk uzay görevindeki zeki tıp mühendisi Stone ile son görevine çıkan tecrübeli astronat Kowalsky yalnız kalmışlardır. Birbirlerinden başka dayanakları kalmayan ikili uzayın derinliklerinde kaybolmuşlardır. Derin sessizlik onlara dünyayla bütün ilişkilerinin kesildiğini ve kurtulma şanlarının kalmadığını söylerken, eve dönmenin tek yolu uzayın daha da derinliklerine inmektir.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘USTURA DÖNÜYOR’
Ustura-Donuyor
Robert Rodriguez’in yönettiği “Ustura Dönüyor” filmi, sinemaseverlerle buluşacak.

ABD yapımı aksiyon-gerilim türündeki filmde, Danny Trejo, Mel Gibson, Jessica Alba, Alexa Vega, Charlie Sheen rol alıyor.

Filmde, ABD’nin onur listesinde yer alan eski ajan Machete Cortez’in yeni görevi için Meksika’ya gönderilmesi sonucu yaşanan gelişmeler anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘KELEBEĞİN RÜYASI’
Türkiye’nin Oscar aday adayı olan “Kelebeğin Rüyası” filmi, yeniden sinemaseverlerle buluşuyor.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Yılmaz Erdoğan’ın yaptığı filmde, Erdoğan’ın yanı sıra Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Belçim Bilgin ile Farah Zeynep Abdullah rol alıyor.

Çekimleri Zonguldak ve İstanbul’da gerçekleştirilen dram türündeki filmin konusu şöyle:

”Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadır. Belediye Başkanının kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genci ve insanlığı git gide tehdit etmektedir.”

‘KALBİM SENDE’
“Kalbim Sende” filmi, komedi severleri salonlara çekmeyi hedefliyor.

ABD yapımı filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Joseph Gordon-Levitt üstlendi.

Joseph Gordon-Levitt, Scarlett Johansson, Julianne Moore, Tony Danza, Brie Larson’ın oynadığı filmde, bir adamın bir gece kulübünde tanıştığı kadını elde etmek için verdiği mücadele izlenebilecek.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘SON DURAK’
Yönetmenliğini ve senaristliğini Ryan Coogler’ın yaptığı “Son Durak” filmin oyuncu kadrosunda Chad Michael Murray, Kevin Durand, Octavia Spencer, Melonie Diaz, Michael B. Jordan yer alıyor.

Dünya prömiyeri 2013 Sundance Film Festivali’nde gerçekleştirilen filmde, birkaç genç siyahi adamın San Francisco kentinin Oakland bölgesinde yer alan “Fruitvale” adlı geçiş istasyonunda protesto eylemi yapması ve sonrasında yaşanan olaylar konu ediliyor.

‘MOEBIUS’
Ki-duk Kim’ın yönettiği “Moebius” filminde, bir kadının, kendisini aldatan kocasından intikam almak için yaptıkları izlenebilecek.

Güney Kore yapımı dram-gerilim türündeki filmde, Jo, Jae-hyeong, Eun-woo Lee, Young-ju Seo rol alıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘İKİ KAFADAR: CHINESE CONNECTION’

Haftanın yerli yapıtları arasında “İki Kafadar: Chinese Connection” filmi yer alıyor.

Komedi türündeki filmin yönetmen koltuğunda Ömer Gökhan Erkut oturuyor. Filmin oyuncuları arasında İlker Aksum, Murat Akkoyunlu, Settar Tanrıöğen, Gökçe Özyol ve Öykü Çelik bulunuyor.

Senaryosunu Kaan Ertem’in kaleme aldığı filmin konusu şöyle:

“Mahmutpaşa Pasajı’nda girdikleri her işi batıran iki kafadar son çare olarak tefeciden borç alırlar ve tablet işine girerler. Fakat bu tabletler büyük dolandırıcıların GDO’lu mal sevkiyatlarında kullanılmaktadır. İki kafadar bu gerçeği öğrendiklerinde her şey için çok geç olacaktır. Gerçek bir kovalamacanın içine düşen ikilinin komik ve sürekli aksiyon dolu hikayesi, aşk, dostluk ve mafya üçgeninde birçok isimle kesişecektir.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘RIDDICK’
Bilim kurgu, aksiyon ve fantastik türündeki “Riddick” filminin yönetmenliğini  David Twohy üstlendi.

Senaryosunu Jim Wheat ve Ken Wheat’in kaleme aldığı filmde, güneşin kavurduğu bir gezegende ölüme terk edilen Riddick’in, kendini yırtıcı bir uzaylı türüyle karşı karşıya bulması ve başından geçenler konu edilliyor.

Filmde, Vin Diesel, Karl Urban, Katee Sackhoff, Nolan Gerard Funk ve Jordi Molla rol alıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ÇILGIN HIRSIZ 2’
Animasyon ve komedi türündeki “Çılgın Hırsız 2” filminin yönetmenliğini, Pierre Coffin ve Chris Renaud birlikte yaptı.

Orijinal seslendirme kadrosunda Al Pacino, Jason Segel’in yer aldığı filmde, Steve Carell, Kristen Wiig, Russell Brand rol alıyor.

Sinemaseverlerle 2010’da buluşan “Çılgın Hırsız”ın devamı olan filmin konusu şöyle:

“Eski süper kötü Gru, suç dolu geçmişini bir kenara bırakır ve evlatlık edindiği kızları Margo, Edith ve Agnes ile birlikte sakin bir hayata adım atar. Gru, kurduğu işiyle ve ailesiyle vaktini geçirirken, bazı gizemli olaylar yaşanmaya başlar. Anti-Villain League isimli son derece gizli bir örgüt, Gru’yu tehlikeli bir olayı araştırması için göreve çağırır ve ona bu görevde Minyonlar’ın yanı sıra bu organizasyonun en iyi ajanı olan Lucy de yardım edecektir. Gru artık iyi adamlarla anlaşma imzalamış ve dünyanın kurtuluşu için mücadele eden birine dönüşmüştür. Lucy ile birlikte kötücül bir süper gücün peşine düştükleri bu avda, çeşitli suçlularla da mücadele etmek zorunda kalacaklardır.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ZAMANDA AŞK’
Yönetmen koltuğunda Richard Curtis’in oturduğu “Zamanda Aşk” filminde ailesiyle birlikte sıra dışı bir yeteneğe sahip olan genç yaştaki Tim Lake’in, başından geçenler anlatılıyor.

Bilim kurgu, dram ve komedi türündeki filmin oyuncuları arasında Rachel McAdams, Bill Nighy, Lee Asquith-Coe, Domhnall Gleeson, Catherine Steadman bulunuyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘AŞKIN YOLU’
Amerikalı aktör Sam Jaeger’ın yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı “Aşkın Yolu” filmi, komedi ve romantizm tutkunlarıyla buluşacak.

Bree Turner, Victor Garber, Michelle Krusiec, Cristine Rose, Lin Shaye’in rol aldığı filmin konusu ise şöyle:

“Thom işsiz ve beş parasız kaldıktan sonra kirasını bile ödemeyecek duruma gelir ve kısa süreli çözüm olarak illegal yollardan taksicilik yapmaya başlar. Başarılı ve hali vakti yerinde bir iş kadını olan Claire ile tanışması da bu sayede gelişir. Sorunlu bir evlilik dönemini atlatmaya çalışan Claire, babasının hastaneye kaldırıldığı haberini aldıktan sonra kendisini Thom’un taksisinde bulur. Hastaneye yetişmeye çalışan Claire taksiye binip Thom’a sadece sürmesini söyler ve içi geçer. Uyandığında bambaşka bir rotada ilerlerlediklerini fark eden kadın çılgına döner ve aralarında bir tartışma başlar. Zamanla bu gergin atmosfer, iki yetişkinin birbirini tanımaya ve anlamaya çalıştıkları sade bir yol hikayesine dönüşür.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘GÜNCE’
Hüseyin Namık Üstünel’in kaleme aldığı, Mete Şener ve Kemal Uzun’un birlikte yönettiği “Günce” filminin çekimlerinde İstanbul’un farklı semtleri kullanıldı.

Bir baba ile kızı arasındaki ilişkinin üzerinden hayata dair önemsenmeyen ya da fark edilmeyen detayları irdeleyen filmin oyuncu kadrosunda Cemal Hünal, Nisa Melis Telli, Ayça Varlıer ve Haluk Levent  bulunuyor.

‘VAY BAŞIMA GELENLER’
Semra Dündar’ın yönetmenliğini üstlendiği “Vay Başıma Gelenler” filminin çekimleri, İstanbul ve Bergama’da gerçekleşti.

Klarnet virtözü Hüsnü Şenlendirici ile Metin Keçeci, Merve Altınkaya, Sinan Bengier ve Oya Aydoğan’ın rol aldığı komedi türündeki filmin konusu şöyle:

“Ailesi Bergamalı, kendisi ise doğma büyüme İstanbullu olan Murat, en iyi arkadaşı Meto ile birlikte köşeyi dönüp zengin olmanın hayalini kurar. Bir gün hayatta olduğunu bile bilmediği dedesinin hapisten çıktığını öğrenir ve bu haber onu bir gömü haritasının peşinden Bergama’ya sürükler. Tabii yanına kankası Meto’yu da alır ama başlarına gelecek maceralardan haberleri yoktur.”

BENİMLE OYNAR MISIN   
Haftanın yerli yapımlarından yönetmenliğini Aydın Bulut’un üstlendiği ‘Benimle Oynar mısın’ izleyiciyle buluşacak. Oyuncu kadrosunda Uğur Polat, Eyşan Özhim, Rüzgar Boyle, Ertan Saban, Arif Erkin’in yer aldığı filmin senaryosunu Eyşan Özhim ve Aydın Bulut kaleme aldı.

Talihsiz bir olay sonrasında ceza alarak hapishaneye gönderilen Sibel, sekiz yıllık mahkumiyetin ardından özgürlüğüne kavuşur. İlk işi ise bu süreçte yetimhanede barınan kızı Rüya’ya tekrar kavuşmaktadır. Kızını yanına alıp doğduğu günden bu yana yaşadığı Beşiktaş semtinden, Antalya’ya taşınmayı planlar. Ne var ki Rüya’nın bu güzel semti bırakmaya niyeti yoktur. Zira Rüya annesinin yokluğunda Beşiktaş’a sımsıkı sarılmış ve büyüdüğünde Beşiktaş’ta futbol oynayan bir oyuncu olmanın hayallerini kurar olmuştur. Bu nedenle annesiyle başka bir şehre taşınmayı istemeyen Rüya’nın acil olarak yapması gereken daha önemli bir iş vardır: Annesinin hapse düşmesine neden olan babasını bulmak…. Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın önemli bir yer tuttuğu film, İnönü Stadı’nda çekilen son film olma özelliği de taşıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

MAVİ YASEMİN
Woody Allen’ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği ‘Mavi Yasemin’ filminde, Cate Blanchett, Alec Baldwin, Peter Sarsgaard, Charlie Tahan, Sally Hawkins gibi isimler rol alıyor.

Dram-komedi türündeki filmin özeti şöyle: New York’lu çekici ve göz alıcı bir ev kadını, son derece gösterişli bir yaşam sürmektedir. Ancak parasını bu denli cömertçe harcaması nedeniyle büyük bir mali krizin içine sürüklenir ve iflas etmenin eşiğine gelir. Tek çıkış yolu ise San Francisco’da tanıştığı ve kendisine finansal anlamda yardım edeceğini düşündüğü adamı bulmak için San Francisco’ya gitmektir.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

MALAVİTA: BELALI TANIK
Yönetmenliğini ve senaristliğini Luc Besson’ın yaptığı ‘Malavita: Belalı Tanık’ filminde Robert De Niro, Michelle Pfeiffer, Tommy Lee Jones, Dianna Agron, David Belle gibi oyuncular izleyici karşısına çıkacak. Amerikan ve Fransız ortak yapımı filmde, The Manzoni ailesinin diğer aileler tarafından ölüm tehditleri aldıktan sonra koruma programına katılmaları ve Fransa’ya yerleştirilmeleri anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

BÜYÜK KUMAR
Haftanın yabancı filmleri arasında yer alan ‘Büyük Kumar’ filmini Brad Furman yönetti. Amerikan yapımı dram-gerilim türündeki filmin oyuncu kadrosunda, Ben Affleck, Justin Timberlake, Gemma Arterton, Anthony Mackie, Dayo Okeniyi yer alıyor. Filmde, Princeton Üniversitesi son sınıf öğrencisi Richie’nin okulu için kullanması gereken tüm parasını online poker oynatan yasadışı bir kumar sitesinde harcaması sonucu gelişen olaylar izlenebilecek.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

KARNAVAL
Yönetmen koltuğunda Can Kılcıoğlu’nun oturduğu ‘Karnaval’ filminde Tülin Özen, Serdar Orçin, Sait Genay, İpek Bilgin ve Vedat Erincin rol alıyor. Can Kılcıoğlu’nun senaristliğini de üstlendiği filmin konusu şöyle: 30’lu yaşlardaki Ali, babasıyla yaşadığı sorunlar nedeniyle evden kovulur ve arabada yaşamaya başlar. Bu süreçte tek derdi hayatını sürdürebileceği düzenli bir işe girebilmektir. Tam da bu sırada halı yıkama makinesi pazarlamacısı olma şansını elde eder. Sonrasında tesadüf eseri karşılaştığı Demet  ile arasında gelişenler sayesinde hayallerini gerçekleştirme fırsatını yakalarlar.
Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

3 KADIN 3 KADER
Faik Ahmet Akıncı’nın yönettiği ‘3 Kadın 3 Kader’ filminde Esma Ünal, Aleyna Eroğlu, Meltem Telli izleyici karşısına çıkacak. Birbirinden farklı üç kadının kaderlerinin hikayesi ekseninde gelişen
filmde, kadına karşı şiddet konu ediliyor.

ÖYLE SEVDİM Kİ SENi
Yönetmenliğini ve senaristliğini Orhan Tekeoğlu’nun yaptığı ‘Öyle Sevdim Ki Seni’, dram severleri salonlara çekmeyi amaçlıyor. Kayhan Yıldızoğlu, Oktay Gürsoy, Duygu Yıldız, Alma Terzic, Tevfik Erman Kutlu’nun izleyici karşısına çıkacağı filmde, 1900’lü yılların başlarında Trabzon-Gümüşhane sınırına yakın bir yerleşim alanı olan Santa’dan Yalta’ya taş ustası olarak giden Yakup Usta’nın torunu Olga’nın, çalışmak için 1997’de Trabzon’a gitmesi ve sonrasında gelişen olaylar ele alınıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

KATLİAM GECESİ
Gerilim ve korku türündeki ‘Katliam Gecesi’ filminin yönetmenliğini Adam Wingard üstlendi. Oyuncuları arasında Sharni Vinson, Barbara Crampton, Wendy Glenn, Margaret Laney, Ti West’in yer aldığı filmde, katillerden oluşan maskeli bir çetenin Davison ailesinin bir toplantılarını basması konu ediliyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘DIANA’
Paris’te 1997 yılındaki trafik kazasında hayatını kaybeden Galler Prensesi Diana’nın yaşamının son iki yılına ışık tuttuğu belirtilen “Diana” filmi, bu hafta izleyiciyle buluşuyor.

Yönetmenliğini Oliver Hirschbiegel’in üstlendiği ABD yapımı filmde, Galler Prensesi Diana’yı Akademi ödüllü Naomi Watts canlandırıyor. Filmde Watts, başrolü Amerikan televizyon dizisi “Lost”taki Sayid Jarrah rolüyle popüler olan Naveen Andrews ile paylaşıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ZAFERE HÜCUM’
Yönetmenliğini Oscar ödüllü Ron Howard’ın, senaristliğini Peter Morgan’ın yaptığı “Zafere Hücum” filmi, Formula 1 yarışçıları James Hunt ve Niki Lauda arasındaki rekabeti anlatıyor.

Filmde, Chris Hemsworth “karizmatik” İngiliz James Hunt, Daniel Brühl ise “disiplinli ve mükemmeliyetçi” Avusturyalı Niki Lauda rolünde izleyici karşısına çıkıyor.

Aksiyon, biyografi ve dram türündeki ABD yapımı film, yarış pistindeki çekişmeleri, bu iki sıra dışı karakter arasındaki farkı seyirciye aktarıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘VAMPİR KIZ KARDEŞLER’
Franziska Gehm’in romanından sinemaya uyarlanan “Vampir Kız Kardeşler” ise haftanın fantastik komedi filmi.

Filmde, Christiane Paul, Marta Martin, Richy Müller, Jonas Holdenrieder, Laura Antonia Roge rol alıyor.

Yönetmenliğini Wolfgang Groos’ın üstlendiği Alman yapımı filmin konusu özetle şöyle:

“12 yaşındaki vampir kız kardeşler Silvania ve Dakaria, evleri Transylvania’dan ayrılıp Almanya’nın bir kasabasına taşındıklarında büyük bir sorunla karşılaşırlar. Öncelikli sorunları insanların arasında yaşamayı öğrenecek olmalarıdır. Sadece geceyarısından sonra uçabilmekte ve süper güçlerini kullanamamaktadırlar. İnsanların arasında yaşamayı istemeyen Dakaria evlerine geri dönmeleri konusunda ısrar ederken, Silvania bu insancıl yaşama ayak uydurmaya çalışmayı tercih etmektedir. Okul yaşamları oldukça zorlu bir şekilde devam ederken, sürekli beklenmedik sorunlarlarla karşılaşmaktadırlar. Özellikle de komşularından birinin Dirk van Kombast isimli bir vampir avcısı olması işleri iyice zorlaştırır.”

‘ALEX CROSS’
Polisiye, macera ve gerilim türündeki ABD yapımı “Alex Cross” filminin yönetmen koltuğunda Rob Cohen oturuyor.

Tyler Perry, Edward Burns, Matthew Fox, Carmen Ejogo, Cicely Tyson’un rol aldığı filmde, psikoloji eğitimi almış cinayet masası dedektifi Dr. Alex Cross’un bir yakınının öldürülmesi üzerine katilin peşine düşmesi sonucu yaşanan olaylar konu ediliyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘MERYEM’
“Mommo-Kız Kardeşim” filmiyle beğeni toplayan yönetmen Atalay Taşdiken’in “Meryem” filmi seyirciyle buluşacak.

Taşdiken’in yapımcılığını ve senaristliğini de üstlendiği filmde, İsmail Hacıoğlu, Zeynep Çamcı, Mustafa Uzunyılmaz, Mehmet Usta ve Zerrin Sümer rol alıyor.

Dram türündeki filmin konusu şöyle:

“17- 18 yaşlarında, güzelliğiyle tüm kasabanın ilgisini çeken Meryem’e aynı kasabada yaşayan ve oğulları İstanbul’da çalışan bir aile talip olmuş ve 10 gün içerisinde nişan, kına gecesi ve düğün yapılmıştır. Meryem’in kocası Mustafa, düğünden ancak birkaç gün önce gelmiş ve 6 gün evli kaldıktan sonra ‘bir düzen kurar, seni de İstanbul’a alırım’ diyerek yaşadığı şehir olan İstanbul’a dönmüştür. Kayınvalidesi ve kayınpederi ile yaşamaya başlayan Meryem, bir yandan hasret çekerken, bir yandan da umudunu korumaktadır. En önemlisi de evin her türlü hizmetini görmeyi görev saymıştır kendine. Çünkü o evde gelin olarak bulunmasının asıl nedeni iyi hizmet etmesi içindir. Meryem bir yandan da çocuk yapamadığı için üstü örtülü bir dille suçlanmaktadır. Bu arada beklenmedik bir gelişme olur. Askere gitmeden önce Meryem’e aşık olan Murat, terhis olup gelir. Ancak gelen Murat, giden Murat değildir. Askerde yaşadıkları ona ağır gelmiş, uzun süre psikolojik tedavi görmüştür. Murat’ın gelişiyle Meryem’in hayatı değişecektir.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘MENEKŞE’DEN ÖNCE’
menekseden_once_belgesel_film
Gazeteci-yazar Soner Yalçın’ın yönetmen koltuğunda oturduğu “Menekşe’den Önce” belgesel film, haftanın yerli yapımları arasında yer alıyor.

Belgesel filmde, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan olaylar, Madımak Oteli yangınında hiç görmediği ablası Menekşe ve ağabeyi Koray Kaya’yı yitiren Menekşe’nin gözünden anlatılıyor. Filmde, Menekşe’nin, kendisi doğmadan hayatlarını kaybeden ağabeyi ve ablasının ölümünü araştırırken, tanıklarla bir araya gelmesi izlenebilecek.

Belgesel filmin müzikleri, Fazıl Say imzası taşıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

Kaynak : [-]

Maltepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün düzenlediği “Üniversite Reformu ve Hans Reichenbach” başlıklı panel 25 Ekim Cumagünü saat 13.30’da Maltepe Üniversitesi’nin Marmara Eğitim Köyü’nde bulunan F en-Edebiyat Anfisi’nde gerçekleşecek.

Üniversite Reformu ve Hans Reichenbach PaneliProf.Dr. Zekiye Kutlusoy’un yöneteceği panele konuşmacı olarak felsefe alanının saygın isimleri; İstanbulÜniversitesi Felsefe Bölümü’nde uzun yıllarhocalık yapan Prof. Dr. Uluğ Nutku ve Doç.Dr. Tüten Anğ, Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürol Irzık , BilimÇevresi’nin kurucularından Prof.Dr. Yaman Örs katılacak.

 Hans Reichenbach

(26 Eylül 1891, Hamburg, Almanya – 9 Nisan 1953, Los Angeles, ABD) Viyana Çevresi’nin önde gelen temsilcilerinden biri olup, Berlin Mantıksal Olguculuk Okulunun kurucusudur. Fizik, mantık ve felsefe üzerinde çalışan bu Alman düşünür, Stuttgart Teknik Üniversitesindeyüksek öğrenim gördü. Sonra Berlin, Münih ve Göttingen üniversitelerinde felsefe ve mantık okudu. 1915’te olasılık kuramına ilişkin teziyle doktorasını tamamladı. 1920-26 arasında Stuttgart Teknik Üniversitesi’nde dersler vermeye başlayan Reichenbach, 1926 – 33yılları arasında Berlin Üniversitesinde felsefe okuttu ve burada “Gesellsachaft für empirische Philosophie” yi (Ampirik Felsefe Topluluğu) kurdu. Daha sonra 1933 – 38 arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde felsefe tarihi, bilim felsefesi, sembolik mantık dersleri veren filozof, burada Nusret Hızır ile Vehbi Eralp’i yetiştirdi. 1938’de ABD’ye giderek California ve Columbia üniversitelerinde dersler; 1952’de de Fransa’da Sorbonne Üniversitesinde konferanslar verdi. Mantıkçı olgucululuğun önde gelendüşünürlerinden biri olarak “Erkenntnis” dergisinin kurucuları arasındayer aldı. Özellikle, görelilik kuramının ve kuvantum mekaniğinin felsefe üzerin deki etkisini saptayıp değerlendirmeye çalışan Reichenbach; geometrinin temelleri ve fiziğin mantıksal yapısı üzerine araştırmalarısonucunda, zaman ve uzayın apriori olmadığı sonucuna vardı. Kant’tanfarklı olarak, bu kavramların kaynağını, nedensellik ilkesi yerine Einstein’ın görelilik kuramıyla açıkladı ve temellendirdi. Kuvantum mekaniğinin “aykırılıklar”ını gidermek için klasik mantığın yerine bir üçdeğerli mantık koymak gerektiğini ileri süren filozofun felsefeye en önemli katkısı, hiç kuşkusuz, olasılığın gerçekleşme sıklığı üzerine bir kuramı ortaya koyma yolundaki girişimidir. Bu kuramda olasılık  (Wahrscheinlichkeit), sonsuz bir dizi içinde sinir, olma sıklığıyla özdeşleştirilmiştir. Einstein’ın görelilik kuramına dayanarak zaman ve mekanın apriori olmadığına ilişkin düşünce sisteminin öteki önemli temeli sayılan olasılık kuramına göre, bilim ve felsefede tümevarım yöntemiyle, kanıtlamaların doğruluğu ya da yanlışlığı değil, ancak olasılık düzeyibelirlenebilir. Bu bağlamda mantık da olasılık kurallarına bağlıdır ve dolayısıyla olasılık, anlam sorunu bakımından da geçerlidir. Bir cümlenin anlamı, olasılık derecesinin belirlenmesine bağlıdır.
……….
Reicbenbach geliştirdiği felsefe kuramıyla, bağlı bulunduğu Viyana Çevresi’nin görüşlerine bilimsel bir nitelik kazandırmış; özellikle fizik ve matematik ilkelerine dayalı yeni öğretinin yayılmasına olanak sağlamıştır. Onun öğretisini önce benimseyen, sonra eleştiren B. Russell ile olan tartışmaları Viyana Çevresi’ne duyulan ilgiyi arttırmıştır.

Filozofun başlıca yapıtları şunlardır: Axiomatik der relativistischen Raum-Zeit-Lehre (Göreli Uzay- Zaman Öğretisinin Aksiyomatiği, 1920); Ziele und Wege der heutigen Naturphilosophie (Bugünkü Doğa FelsefesininYolları ve Amaçları, 1931); Wahrscheinlichkeitslogik (Olasılık Mantığı, 1932); Wahrscheinlickeitslehre (Olasılık Öğretisi, 1935); Experience and Prediction (Deney ve Öndeyi, 1938); From Copernicus to Einstein (Kopernik’ten Einstein’a, 1942); Philosophical Foundations of Quantum Mechanics (Kuvantum Mekaniğinin Felsefi Temelleri, 1944); Elements of Symbolic Logic (Simgesel Mantığın Öğeleri, 1947); The Rise of Scientific Philosophy (Bilimsel Felsefenin Doğuşu, 1951); ölümünden sonra, Direction of Time (Zamanın Yönü, 1956).

Kaynak: 20. Yüzyıl Düşünce Akımları; Nejat Bozkurt; Sarmal Yayınları Kasım 1995

İTEF 2013-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, 5′inci yılında beş şehre; İstanbul, Ankara, Bursa, Erzurum ve Konya’ya uğrayacak. 30 Ekim-10 Kasım tarihlerinde düzenlenecek festivalin bu yılki teması “Şehir ve Oyun”.

Tanpınar-edebiyat-festivali

Her yıl olduğu gibi bu yıl da okuma ve söyleşiler, sektörel buluşmalar, çocuklarla etkinlikler ve Türkiye edebiyatının uluslararası edebiyat çevrelerine tanıtılmasını amaçlayan edebiyat söyleşilerine ev sahipliği yapacak festival, bu yıl 15 ülkeden 45′i aşkın yazarı ağırlayacak.

İTEF 2013 – Şehir ve Oyun İstanbul’da, çeşitli yerli ve yabancı kurumların işbirliğinde tematik yazar söyleşileri, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle Yazarlar Okullarda programına dahil olan yabancı yazarların okul etkinlikleri, Café Amsterdam programları, edebiyat-performans geceleri, özel bir masa oyunu turnuvası, Fabisad işbirliğinde gerçekleştirilen tematik etkinlikleri, Profesyonel Buluşmalar Fellowship Programı, Dergah Yayınları işbirliğinde Ahmet Hamdi Tanpınar Müze Kütüphanesi’nde Türk edebiyatı etkinlik serisi ve daha pek çok programla takipçilerine bu yıl da unutulmaz bir edebiyat deneyimi yaşatacak. Bütün etkinlikler Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki dilde düzenlenecek.

İTEF 2013 TEMASI: ŞEHİR VE OYUN

itef-yazarİTEF 2013-Şehir ve Oyun’da Türk ve yabancı yazarların okuma ve söyleşi etkinliklerine, fantastik edebiyat panellerine ve masa oyunlarına, festival mekânlarını birer Amsterdam kahvesine dönüştüren Café Amsterdam gecelerine, Cezayir Restaurant konferans salonu, KargArt ve Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi’nde ücretsiz olarak katılmak mümkün olacak.

Vehbi Koç Vakfı’nın ana destekçisi olduğu festival İTEF etkinliklerinde bu yıl, can sıkıntısı, oyun, edebiyat üçgeninde yazar ile okurun ilişkisinden, edebiyatın diğer mecralara taştığı örneklere, edebi kurgunun oyunla ayrılmaz birlikteliğinden, insanca, pek insanca olan hikâye anlatıcılığın ilkel kökenlerine çeşitli konular seçkin yazarlar tarafından ele alınacak.

AVUSTURYA EDEBİYATI MERCEK ALTINDA

Avusturya Kültür Ofisi’nin İstanbul’da kuruluşunun 50. yılı kutlamaları çerçevesinde Avusturya edebiyatının yükselmekte olan üç ismi, Andrea Winkler, Thomas Stangl, Teresa Präauer, Avusturya Kültür Ofisi’nde festivalin açılış okumasını gerçekleştirecekler, açılış programında Türk edebiyatının önde gelen iki sürpriz ismi de eserlerinden bölümler okuyacaklar. Yazarlar aynı zamanda İstanbul’da çeşitli ilk ve orta öğretim kurumlarını ziyaret ederek öğrencilerle söyleşilerde bulunacaklar.

“Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir” etkinlikleri, dünyaca ünlü yazar Alberto Manguel’in Türkiye’nin 5 kentine ikişer günlük ziyaretlerde bulunacağı ve izlenimlerinin proje kapsamında kitaplaştırılıp yayınlanacağı bir edebiyat turudur.

Dünyaca ünlü yazar Manguel’in, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Beş Şehir’ eserinde yer alan İstanbul, Ankara, Bursa ve Erzurum ve Konya’yı Tanpınar’ın ayak izlerini takip ederek ziyaret edecek ve yazarın katılımıyla söz konusu şehirlerde birer söyleşi düzenlenecektir. Bu projenin İstanbul’da Divan Otelleri desteğiyle, Ankara’da Hotel Samm katkılarıyla, Bursa’da Bursa Nilüfer Belediyesi desteğiyle, Konya’da Konya Büyükşehir Belediyesi katkılarıyla gerçekleşmektedir. Yapı Kredi Yayınları ve Kalem Ajans genel katkılarıyla projeye destek vermektedir.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, “Beş Şehir’in asıl konusu hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır” diye yazmasından 70 yıl sonra adım adım izinden giderek, yeni bir Beş Şehir denemesi yazacak olan Manguel, doğunun batıdaki izlerini arayacaktır.

Ahmet Hamdi Tanpınar’a uluslararası bir saygı duruşu niteliğindeki proje kapsamında İstanbul’da başlayıp yine İstanbul’da tamamlanacak olan bu kültürel okuma denemesi 2013 Ekim ayında İTEF-İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali sırasında gerçekleşecek. Proje kapsamında söz konusu şehirlerdeki önemli kütüphaneler, üniversiteler, kitabevleri ve kültür merkezleri de ziyaret edilecek.

2013′ÜN İTEF YAZARLARI

itef-etkinlikAvusturya Kültür Ofisi’nin İstanbul’da kuruluşunun 50. yılı kutlamaları çerçevesinde Avusturya edebiyatının yükselmekte olan üç ismi, birçok edebiyat ödülüne sahip Andrea Winkler, 2004 Aspekte-Pres ödüllü Thomas Stangl, ve yazar kimliğinin yanı sıra başarılı bir çizer olan Teresa Präauer, okurlarıyla buluşacaklar.

İTEF – British Council işbirliği ile İstanbul, Türkiye’de ilk defa yapılacak literary salon etkinliğinde salon etkinliklerin yıldızı Damian Barr okuyucularının karşısına çıkacak. Dünyada ilgiyle karşılanan ve sinemaya da uyarlanan Lanet Takım adlı romanıyla tanınan David Peace, Cartoon Arts Trust Political Cartoonist of the Year ödülüne sahip karikaturist, illustrator ve yazar Martin Rowson bu seneki İngiliz yazarlardan sadece birkaçı.

Hollanda Edebiyat Fonu-Café Amsterdam programı ile Cezayir Restaurant ve Karga Bar bu sene de birer Amsterdam kahvesine dönüşecek. Café Amsterdam etkinliklerinde Hollandalı yazarlar, Türk yazarlarla birlikte okuma ve söyleşilerde yer alacaklar. Barbara Stok, Bibi Dumon Tak, Jan van Mersbergen ve Murat Işık Café Amsterdam programı ile okuyucularıyla buluşacak yazarlar arasındalar.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde Yazarlar Okullarda projesi ile Bibi Dumon Tak öğrencilerle okuma ve söyleşilerde buluşacak. Festivalin dikkat çeken yazarları arasında, Macar Edebiyatı’nın son yıllardaki en iyi isimleri arasında yer alan ve 2012 Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Viktor Horvath var. Israel Cultural Excellence Foundation tarafından sanatta mükemmeliyetin en yüksek ödüllerinden birine layık görülen Eskhol Nevo ile İrlandalı Yazarlar Birliği Başkanı Conor Kostick de ITEF 2013’te bulunacak.

YABANCI YAZARLAR OKULLARDA

itef-etkinlik-yabancı-yazarlarİTEF 2013 yılında İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde Yazarlar Okullarda projesine festivalin yabancı konuklarını dâhil ediyor.

İTEF yazarları İstanbul’un 9 ilçesindeki öğrencilerle buluşacak. İTEF yazarları öğrencilerin yaş gruplarına göre okullarla eşleştirilecek ve festival boyunca toplam 100’ü aşkın etkinlik ile bir ilk yaratarak binlerce ilk ve ortaöğretim öğrencisiyle buluşacaklar.

ASSASIN’S CREED’IN YARATICISI PATRICE DESILETS, AHMET ÜMİT İLE BULUŞACAK

İTEF kapsamında dünyayı kasıp kavuran bilgisayar oyunu Assasin’s Creed’in yaratıcısı Patrice Désilets ve polisiye romanların usta yazarı Ahmet Ümit, İstanbul Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle bir araya geliyor. Bilgisayar oyunu alanında uzmanlaşmış siyaset bilimci ve oyun tasarımcısı Olivier Mauco’nun moderatörlüğünde gerçekleşecek bu buluşmada her iki yazar kent ile ilişkilerini anlatırken izleyicileri İstanbul’u roman ve video oyunlarında (yeniden) keşfetmeye davet edecekler.

DÜNYA YAYINCILIK PROFESYONELLERİ BİR ARADA

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Fellowship programı, dünyanın dört bir yanından yayıncılar, festival organizatörleri, gazeteciler dâhil olmak üzere çeşitli alanlarda faaliyet gösteren 20 yayıncılık profesyoneline Türk yayıncılık sahnesi tanıtılacak.

Ülkenin önde gelen uluslararası edebiyat festivali olan İTEF – İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali, yazarlar, yayıncılar, ajanslar, çevirmenler, gazeteciler, edebiyat fonu yöneticileri, edebiyat festivali koordinatörleri ve yayıncılık ateşine kapılmış olan herkes için bir buluşma noktası olma özelliğini Profesyonel Buluşmalar Programıyla perçinliyor.

İTEF-Profesyonel Buluşmalar Programı, 2013 yılında yurtdışından gelecek olan 20 edebiyat profesyonelini Türkiye’deki meslektaşlarıyla buluşmak üzere Yunus Emre Enstitüsü, Timaş Yayınları ve Yapı Kredi Yayınları’nın destekleriyle İstanbul’da ağırlayacak. Açık çağrı yöntemiyle belirlenen katılımcılarına Türk edebiyat sahnesinin geniş bir panoramasını sunmayı amaçlayan program çerçevesinde festivalin ilk iki günü boyunca grup toplantıları, ofis ziyaretleri ve edebiyat partileri düzenlenecek.

İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali 5. yılındaİTEF 2013 FESTİVAL RESMİ KİTABEVLERİ

Kırmızı Kedi Kitabevi, Aziz Kedi Kitabevi, İnsan Kitap, Robinson Crusoe 389 kitabevlerindeki özel İTEF köşelerinde festival yazarlarının kitaplarını %10 indirimle edinmek mümkün olacak. İstanbul’un bağımsız kitabevlerine uğrayan festival takipçileri 25 Ekim tarihinden itibaren İTEF köşelerinde en sevdikleri yazarların kitaplarını karıştırabilecek, festival etkinliklerinden sonra kitaplarını imzalatabilecekler.

‘SINIF MÜCADELESİ’ TURNUVASI

Festival kapsamında Yordam Yayınları işbirliğiyle, Amerikalı Siyaset profesörü Bertell Ollman’ın masa oyunu, “Marxist Monopoly” diye anılan Sınıf Mücadelesi turnuvası oynanacak.

AHMET HAMDİ TANPINAR EDEBİYAT MÜZE KÜTÜPHANESİ’NDE ÖZEL ETKİNLİKLER

İTEF- İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali çerçevesinde, 2010 yılında yapılan Uluslararası Ahmet Hamdi Tanpınar Sempozyumu’ndan sonra, 2012’de Ahmet Hamdi Tanpınar, yapıtlarına odaklanan özel bir etkinlikler serisi ile anılmış, festival, Dergâh Yayınları’nın değerli katkılarıyla yazarın eserleri üzerine söyleşiler düzenlemişti. Türk yazar, yayıncı ve akademisyenlerin katılımıyla yalnızca Türk edebiyatının masaya yatırıldığı paneller yapılacak.

FABİSAD ETKİNLİKLERİ SERİSİ

Fantazya ve Bilimkurgu Sanatçıları Derneği işbirliğinde düzenlenen etkinlik serisi, festival boyunca 4 akşam boyunca fantastik edebiyat ve bilimkurgu alanında ürünler veren yazar, çizer, oyun yazarı gibi sanatçıların yer aldığı, yalnızca Türk bilimkurgu ve fantastik edebiyatına odaklanarak, dünya edebiyat sahnesine tanıtma amacıyla düzenlenen söyleşiler yapılacaktır.

YAZARLAR BULUŞUYOR

Yalnızca sektör profesyonellerini değil aynı zamanda yerli ve yabancı yazarları da bir araya getirmek ve fikir alışverişine platform sağlamak isteyen İTEF, Yazar-Yazar Buluşması’nı halka kapalı, yalnızca dileyen yazarların katıldığı ve belirlenen tema çevresinde, bir moderatör eşliğinde fikir, deneyim ve yazarlık mesleğinin çeşitli yönlerini tartıştığı oturumlar olarak tasarladı. Festivalin 2014 teması Şehir ve Yolculuk, Yazar-Yazar Buluşması’nda masaya yatırılacak.

Ayrıca, İTEF kapsamında bu yılki paralel etkinlik Cervantes Enstitüsü’nde yapılacak olan film gösterimleri de festival takipçilerinin kaçırmaması gereken programlar arasında. İspanyolca Edebiyatın seçkin örneklerinden uyarlanmış filmlerin gösterileceği program festival süresince ücretsiz olarak Cervantes Enstitüsü’nde takip edilebilir.

 Kaynak :[]