Şunun için etiket arşivi: edebiyat

 

tarihte-bugun-ne-oldu4

10 Haziran, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 161. (artık yıllarda 162.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 204 gün vardır.

Olaylar

  • 1190 – Friedrich Barbarossa, Üçüncü Haçlı Seferleri sırasında, Saleph Nehrinde (şu anki Göksu Nehri) boğularak ölmüştür.
  • 1692 – İngiltere’nin Amerikan kolonilerindeki Salem cadı mahkemelerinde suçlu bulunan Bridget Bishop asıldı.
  • 1846 – Meksika-Amerika Savaşı: Kaliforniya Cumhuriyeti, Meksika’dan bağımsızlığını ilan etti.
  • 1909 – Telsizle ilk S.O.S. sinyali, Slavonia adlı İngiliz gemisinden verildi.
  • 1910 – Sadayı Millet Gazetesi başyazarı Ahmet Samim, İstanbul’da öldürüldü.
  • 1916 – Osmanlı yönetimindeki Mekke, Arap isyanı sırasında Arapların eline geçti.
  • 1927 – Gazi Koşusu At Yarışı ilk kez yapıldı. Ankara Hipodromu’ndaki yarışı Mustafa Kemal Paşa da izledi.
  • 1930 – Türkiye ile Yunanistan arasında, Ahali Mübadelesi Antlaşması imzalandı.
  • 1934 – İran Şahı Rıza Şah Pehlevi, Türkiye’yi ziyaret amacıyla Gürbulak’ta Türk sınırına geldi ve törenle karşılandı.
  • 1935 – Mülkiye Mektebi’nin adının Siyasal Bilgiler Okulu olarak değiştirilmesine karar verildi.
  • 1940 – II. Dünya Savaşı: İtalya, Fransa ve İngiltere’ye savaş ilan etti.
  • 1940 – II. Dünya Savaşı: General Erwin Rommel’in komutasındaki Alman birlikleri Manş Denizi’ne ulaştı.
  • 1940 – II. Dünya Savaşı: Kanada, İtalya’ya savaş ilan etti.
  • 1940 – II. Dünya Savaşı: Norveç, Alman kuvvetlerine teslim oldu.
  • 1946 – İtalya’da krallık sona erdi, Cumhuriyet ilan edildi.
  • 1946 – Türkiye Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
  • 1947 – Saab, ilk otomobilini üretti.
  • 1949 – Devlet Tiyatro ve Operası TBMM’de kabul edilen yasayla Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak kuruldu. İlk genel müdür, Muhsin Ertuğrul oldu.
  • 1955 – Yapımı 2,5 yılda tamamlanan 300 odalı, 500 yataklı İstanbul Hilton Oteli açıldı.
  • 1960 – Turan Emeksiz, Nedim Özpolat, Ersan Özey, Ali İhsan Kalmaz ve Sökmen Gültekin, Ankara’da Anıtkabir yamacında toprağa verildi.
  • 1960 – Celâl Bayar ve Adnan Menderes, yargılanmak üzere Yassıada’ya götürüldü.
  • 1967 – Altı Gün Savaşı sona erdi: İsrail ve Suriye ateşkes imzaladı. İsrail; Gazze Şeridi, Golan Tepeleri, Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Sina Yarımadası’nı işgal etti.
  • 1987 – Eskişehir F-16 uçak motor fabrikası, Cumhurbaşkanı Kenan Evren tarafından açıldı.
  • 1990 – Şırnak’ın Çevrimli köyüne saldıran PKK militanları 26 sivili öldürdü.
  • 2000 – Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad öldü. Yerine 17 Temmuz’da oğlu Beşar Esad getirildi.
  • 2001 – Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta düzenlenen 11’inci Dünya Büyükler Boks Şampiyonası’nda, 57 kiloda Ramazan Paliani, Dünya Şampiyonu olarak altın madalya kazandı.
  • 2002 – Ontario’da (Kanada) eşcinsel (eşdeğer) evlilik yasalaştı.
  • 2005 – Orhan Boran’ın 60’ncı sanat yılı ve profesyonel hayatını sona erdirdiği jübile gecesi, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda yapıldı.
  • 2006 – Hatay’da yabancılara gayrimenkul satışı durduruldu. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, ilin yüz ölçümünün binde 5’inden fazlasının yabancılara satılmış olması nedeniyle ikinci emre kadar satışları yasakladı.

Doğumlar

  • 1803 – Henry Darcy, Fransız bilim insanı (ö. 1858)
  • 1914 – Oktay Rifat, Türk şair (ö. 1988)
  • 1915 – Saul Bellow, ABD’li yazar (ö. 2005)
  • 1916 – Peride Celal, Türk yazar (ö. 2013)
  • 1922 – Judy Garland, ABD’li aktris (ö. 1969)
  • 1928 – Maurice Sendak, ABD’li çocuk edebiyatı desinatör ve yazarı (ö. 2012)
  • 1949 – Ozan Ârif, Türk Halk Müziği Sanatçısı
  • 1956 – Mickey Curry, ABD’li müzisyen
  • 1963 – Nadia Hasnaoui,Norveçli Sunucu
  • 1965 – Elizabeth Hurley, İngiliz aktris, model
  • 1976 – Zekiye Keskin Şatır, Türk okçu
  • 1989 – Alexandra Stan,Rumen Şarkıcı
  • 1992 – Kate Upton, Amerikalı Model

Ölümler

  • MÖ 323 – Büyük İskender (d. MÖ 356)
  • 1836 – André-Marie Ampère, Fransız fizikçi (d. 1775)
  • 1923 – Pierre Loti, Fransız romancı (d. 1850)
  • 1965 – Vahap Özaltay, Türk futbolcu (d. 1907)
  • 1966 – Hamdullah Suphi Tanrıöver, İlk Meclis’te Antalya milletvekili, şair ve yazar (d. 1885)
  • 1967 – Spencer Tracy, ABD’li sinema oyuncusu (d. 1900)
  • 1973 – William Inge, ABD’li oyun yazarı (d. 1913)
  • 1982 – Rainer Werner Fassbinder, Alman film yönetmeni (d. 1945)
  • 1984 – Halide Nusret Zorlutuna, Türk şair, yazar (d. 1901)
  • 1988 – Louis L’Amour, ABD’li yazar (d. 1908)
  • 1996 – Jo Van Fleet, ABD’li aktris (d. 1914)
  • 2000 – Hafız Esed, Suriye devlet başkanı (d. 1930)
  • 2002 – John Gotti, ABD’li gangster (d. 1940)
  • 2004 – Ray Charles, ABD’li müzisyen (d. 1930)
  • 2007 – Ufuk Güldemir, Türk gazeteci (d. 1956)
  • 2008 – Cengiz Aytmatov, Kırgız edebiyatçı, çevirmen ve gazeteci (d. 1928)

tarihte-bugun-ne-oldu426 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 146. (artık yıllarda 147.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 219 gün vardır.

Olaylar

  • 1538 – Jean Calvin ve yandaşları Cenevre’den sürgün edildi. Kalvenizm’in kurucusu Fransız din adamı 1541’de tekrar Cenevre’ye dödüğünde katı bir teokratik yönetim kurudu.18 Mayıs 1564’te Cenevre Diktatörü olarak öldü.
  • 1647 – Alse Young adındaki bir kadın Amerikan kolonilerinde cadılık suçlamasıyla idam edilen ilk şahıs olmuştur. Young Hartford, Connecticut’ta asılarak idam edilmişti.
  • 1832 – Quebec’te Asya kolerası salgını: yaklaşık 6000 kişi öldü.
  • 1889 – Eyfel Kulesi’nin ilk asansörü halka açıldı.
  • 1894 – Rusya’nın son çarı II. Nikola taç giydi.
  • 1926 – Milli Mücadele’ye katılmayan memurların görevlerine son verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.
  • 1938 – Atatürk, Ankara’dan son kez ayrıldı.
  • 1938 – Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (HUAC) ilk oturumunu yaptı.
  • 1946 – Belediye seçimleri olaylı geçti. Demokrat Parti, iktidarın seçimde yanlı davrandığı ve seçim güvenliği olmadığı gerekçesiyle seçimlere katılmadı.
  • 1957 – Abant’ta meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi öldü.
  • 1963 – İskenderun Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
  • 1966 – Denizli’de gerçekleşen genel kurul toplantısında Çelik Yeşilspor Gençlik ve Pamukkale Gençlik kulüplerinin katılımlarıyla Denizlispor profesyonel futbol kulübü kuruldu.
  • 1968 – Başbakan Süleyman Demirel, “düzeni değiştirmek isteyenler meczuptur, anarşisttir” dedi.
  • 1970 – Sovyetler Birliği yapımı Tupolev Tu-144 süpersonik uçağı, Mach 2 hızını aşabilen ilk ticari hava taşıt aracı oldu.
  • 1972 – ABD ve SSCB arasında balistik füzelerin sınırlandırılması antlaşması imzalandı.
  • 1973 – Orhan Kemal Roman Ödülü’nü “Büyük Gözaltı” romanıyla Çetin Altan aldı.
  • 1982 – Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı Şerif Gören’in yönettiği ‘Yol’ filmi Cannes Film Festivali’nde büyük ödülü Costa Gavras’ın ‘Kayıp’ filmiyle paylaştı.
  • 1983 – Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu; Genel Başkanlığa Erdal İnönü seçildi.
  • 1992 – Orhan Kemal Roman Ödülü’nü “Köylüler” romanıyla Talip Apaydın aldı.
  • 1993 – Salman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabını yayımlamaya başlayan Aydınlık gazetesi toplatıldı.
  • 1997 – Susurluk’taki kazanın duruşmasında, kamyon şoförü Hasan Gökçe, 6 milyon 420 bin lira para cezası ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak’ın ailesine 100 milyon lira manevi tazminat ödemeye mahkûm edildi.
  • 1999 – Danıştay Sekizinci Dairesi, başı açık görev yapmayı kabul etmeyen baş örtülü memurların, uyarı cezası verilmeden işten çıkarılmasına karar verdi.
  • 2003 – Ukrayna Havayolları’na ait uçak, Trabzon’un Maçka ilçesi yakınlarında düştü. İspanyol Barış Gücü askerlerini taşıyan uçakta 62 asker ile 13 kişilik mürettebat öldü.
  • 2006 – 6.3 büyüklüğündeki Mayıs 2006 Cava Depremi meydana geldi. Depremde en az 5749 kişi öldü, 38,568 kişi yaralandı ve 600,000 kişi evsiz kaldı.[1]

Doğumlar

  • 1566 – III. Mehmet, Osmanlı Sultanı (ö. 1603)
  • 1650 – John Churchill, İngiliz general[2] (ö. 1722)
  • 1689 – Lady Mary Wortley Montagu, İngiliz yazar (Osmanlı toplumu üzerine ayrıntılı gözlemleriyle de bilinir.) (ö. 1762)
  • 1904 – Necip Fazıl Kısakürek, Türk edebiyatçısı (ö. 1983)
  • 1907 – John Wayne, ABD’li aktör (ö. 1979)
  • 1926 – Miles Davis, ABD’li caz trompetçisi ve bestecisi (ö. 1991)
  • 1954 – Alan Hollinghurst, İngiliz yazar
  • 1964 – İlkay Akkaya, müzisyen
  • 1971 – Matt Stone, Yahudi kökenli, ABD’li aktör
  • 1975 – Suat Suna, Türk şarkıcı
  • 1977 – Luca Toni, İtalyan futbolcu
  • 1979 – Mehmet Okur, Türk basketbolcu
  • 1982 – Hasan Kabze, Türk futbolcu[3]
  • 1992 – Jenni Vähämaa, Fin buz patenci

Ölümler

  • 1421 – Çelebi Mehmet, 5. Osmanlı sultanı (d. 1389)
  • 1512 – II. Bayezid, 8. Osmanlı padişahı (d. 1447)
  • 1703 – Samuel Pepys, İngiliz yazar (d. 1633)
  • 1883 – Abdülkadir Cezayiri, Cezayirli halk önderi, din adamı, asker (d. 1808)
  • 1976 – Martin Heidegger, Alman varoluşçu filozof (d. 1889)
  • 1978 – Orhan Peker, Türk ressam (d. 1927)
  • 1991 – İzzettin Ökte, Türk besteci, tanbur sanatçısı (d. 1910)
  • 1995 – Doğan Kasaroğlu, eski TRT Genel Müdürlerinden (d. 1933)
  • 2005 – Eddie Albert, ABD’li aktör (d. 1906)
  • 2008 – Sydney Pollack, Akademi Ödülü sahibi ABD’li yönetmen, yapımcı ve oyuncu (d. 1934)

Tatiller ve Özel Günler

  • Anneler Günü (Polonya)
antalya edebiyat ödülleri

antalya-edebiyat-odulleri

Muratpaşa Belediyesi tarafından, edebiyatımıza katkıda bulunmak, yaratıcılarını ödüllendirip teşvik etmek amacıyla düzenlenen “Antalya Edebiyat Ödülleri” yarışmasında ödüller verildi.

Konferans Salonu’nda düzenlenen ödül töreninde Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, kendi yazdığı “Firuze Tespihimin Taneleri” isimli öyküyü okudu.

Gecede, dramatize edilen öyküler sahneye taşınırken, bestelenen şiirler de seslendirildi. “Öyküler Sahnede” bölümünde, Füruzan’ın “Parasız Öykü”, Sabahattin Ali’nin “İçimdeki Şeytan” öyküleri Özel Antalya Modern Sanat Kursu öğrencileri tarafından dramatize edilip okundu. Sabahattin Ali’nin şiirlerinden bestelenen şarkılar ise “Şiirin Müziği: Sabahattin Ali” başlığı altında İlke Türkdoğan ve Tuğçe Akat tarafından seslendirildi.

Füruzan, Aysu Erden, Ayşegül Tözeren, Faruk Duman, İbrahim Karaoğlu ve Özcan Karabulut’tan oluşan jürinin yaptığı değerlendirme sonucunda “Sonunda Herkes Yalnız” isimli eseri ile En İyi Öykü kitabı seçilen Hasan Özkılıç ödülünü Başkan Ümit Uysal ve usta yazar Füruzan’dan aldı.

Antalya Edebiyat Ödülleri’nin jüri üyeleri arasında bulunan ve etkinliğin Onur Konuğu olan Füruzan’a ise Başkan Uysal plaket sundu. Antalya Edebiyat Günleri’nde birinci seçilen öykü yazarı Hasan Özkılıç 5 bin TL’lik ödülün de sahibi oldu.

Genç Öykü Yarışması’nın üniversite kategorisinde “Issız Bir Gölün Kıyısı” isimli öyküyle Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencisi Hasan Yayan birinci olurken, “İşler” isimli öyküyle Akdeniz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi bölümü öğrencisi Muhammed Demir ikinci seçildi. “Bahar Telaşı” isimli öyküyle Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Hakan Sinek ise üçüncülük ödülünü kazandı. Lise kategorisinde, “Hayal Et Antalya” isimli öyküyle Güzeloluk Anadolu Lisesi’nden Kazım Kava Özbey birincilik, “Geride Kalan Kesitler” isimli öyküyle Hasan Çolak Anadolu Lisesi’nden Hazal Özer ikincilik, “Son Randevu” isimli öyküyle de Antalya Anadolu Lisesi’nden Ecem Coşan üçüncülük ödülünü aldı.

Gecede, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ve Edebiyat Kulübü işbirliğiyle yapılan “Kuşaklar Buluşuyor” projesinin tanıtım filmi de gösterildi. Genç Öykü Yarışması’nda dereceye giren öykülerle, Kuşaklar Buluşuyor projesi kapsamında yazılan öyküler Muratpaşa Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından kitaplaştırılarak edebiyat dünyasına kazandırılacak. Büyük İskender’in ele geçiremediği şehir olarak tarihe geçen Termessos’u edebiyatçılar ele geçirecek. Türkiye’nin en iyi korunmuş antik kentleri arasında yer alan Termessos’ta yarın saat 14.00’de düzenlenecek etkinlik kapsamında öyküler okunacak.

 

tarihte-bugun-ne-oldu421 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 111. (artık yıllarda 112.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 254 gün vardır.

Olaylar

  • MÖ 753 – Romulus ve Remus, Roma’yı kurdular.
  • 1821 – Sadrazam Benderli Ali Paşa görevinden ayrıldı ve 30 Nisan’da idam edildi. Benderli Ali Paşa, padişah emri ile idam edildiği bilinen son sadrazamdı.
  • 1920 – Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in 23 Nisan 1920 günü açılacağını bildiren bir genelge yayımladı.
  • 1930 – Columbus, Ohio’daki bir hapishanede çıkan yangında 320 kişi öldü.
  • 1939 – Hatay, Türk Gümrük Tarifesi’ne dahil oldu.
  • 1944 – Fransa’da kadınlar oy kullanma hakkını elde etti.
  • 1952 – Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşmayla vize formaliteleri kaldırıldı.
  • 1956 – Elvis Presley’nin Heartbreak Hotel isimli şarkısı Billboard dergisinde 1 numaraya ulaşan ilk eseri oldu.
  • 1957 – Muhsin Ertuğrul, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın başına getirildi.
  • 1960 – Brasília resmen Brezilya’nın başkenti oldu. Eski başkent Rio de Janeiro’ydu.
  • 1964 – Rum Patriği Vekili Emilyanos ile Metropolit Canavaris, Türkiye aleyhine faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle sınır dışı edildi.
  • 1964 – Yunanistan, Kıbrıs’taki askeri birliğini, Birleşmiş Milletler Barış Gücü emrine vermeyi kabul etti.
  • 1967 – Yunanistan’da darbe yapıldı. George Papadopoulos liderliğindeki albaylar cuntası yönetime el koydu, yedi yıl sürecek olan askeri rejim başladı.
  • 1968 – Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Rusya, zor durumda kalan astronotları kurtarmak için bir antlaşma imzaladı.
  • 1970 – Hutt River Vilayeti Prensliği Avustralya’dan bağımsızlığını ilan etti.
  • 1975 – Vietnam Savaşı: Güney Vietnam devlet başkanı Nguyen Van Thieu, Saygon’u terketti.
  • 1979 – İstanbul Boğazı’nda Rumen bandıralı Karpati şilebi ile demir yüklü Kemal Kefeli kosteri çarpıştı. Türk gemisi 17 mürettebatı ile battı iki denizcinin cesedi bulundu, beş kişi kayboldu. Rumen şilebi kaçarken polis motoru tarafından yakalandı.
  • 1987 – Sri Lanka’nın başkenti Colombo’da bomba yüklü bir araç infilak etti: 106 kişi öldü.
  • 1994 – İlk Güneş dışı gezegenler Polonyalı gökbilimci Alexander Wolszczan tarafından keşfedildi.
  • 2003 – Irak’taki Saddam Hüseyin iktidarının yıkılmasından sonra Geçici Koalisyon Yönetimi 28 Haziran 2004’e kadar ülkeyi yönetti.
  • 2004 – İsrail’de Mordehay Vanunu 18 yıl sonra hapisten çıktı. 20 Kasım 2005’te yasa dışı olarak Filistin topraklarına girdiği ve tahliye koşullarını ihlal ettiği iddiasıyla yeniden tutuklandı. Fas kökenli fizikçi Vanunu, 1986’da İsrail’in gizli nükleer çalışmalarını belge ve fotoğraflarla ifşa etmişti.
  • 2005 – TBMM Başkanlık Divanı, TBMM 85. Yıl Milli Egemenlik Onur Ödülü’nün Prof. Dr. Gazi Yaşargil’e verilmesini kararlaştırdı.
  • 2008 – Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri, Gece Şahini olarak da anılan radara yakalanmayan uçak F-117 Nighthawk’ları hizmetten çıkardı.

Doğumlar

  • 1488 – Ulrich von Hutten, Alman düşünür ve şair. (ö. 1523)
  • 1774 – Jean-Baptiste Biot, Fransız fizikçi (ö. 1862)
  • 1790 – Manuel Blanco Encalada, Şili’nin ilk devlet başkanı (ö. 1876)
  • 1816 – Charlotte Brontë, İngiliz edebiyatçı (ö. 1855)
  • 1828 – Hippolyte Taine, Fransız tarihçi (ö. 1893)
  • 1864 – Max Weber, Alman toplumbilimci (ö. 1920)
  • 1913 – Şevket Rado, Türk gazeteci, yazar (ö. 1988)
  • 1922 – Şeyh Nazım Efendi Larnaka’da dünyaya geldi
  • 1923 – Bahaeddin Ögel, Türk tarih profesörü. (ö. 1989)
  • 1926 – 2. Elizabeth, İngiltere Kraliçesi
  • 1927 – Ahmed Arif, Türk şair (ö. 1991)
  • 1947 – Iggy Pop, ABD’li müzisyen, şarkıcı, söz yazarı, baterist, aktör
  • 1947 – Barbara Park, ABD’li yazar
  • 1951 – Tony Danza, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1955 – Murathan Mungan, Türk oyun yazarı, şair
  • 1961 – Ulvi Arı, Türk pantomim (mim) sanatçısı, oyuncu, yazar

Ölümler

  • 1073 – Papa II. Aleksander
  • 1142 – Pierre Abélard, Fransız yazar, filozof (d. 1079)
  • 1509 – VII. Henry, İngiltere Kralı (d. 1457)
  • 1699 – Jean Racine, Fransız şair, oyun yazarı (d. 1639)
  • 1714 – Vasily Golitsyn, Rus devlet adamı (d. 1643)
  • 1910 – Mark Twain, ABD’li roman ve mizah yazarı (d. 1835)
  • 1918 – Manfred von Richthofen Alman pilot (Kızıl Baron) (d. 1892)
  • 1938 – Muhammed İkbal, Pakistanlı şair (d. 1877)
  • 1945 – Walter Model, II. Dünya Savaşında görev yapmış Alman mareşali (d. 1891)
  • 1946 – John Maynard Keynes, İngiliz ekonomist (d. 1883)
  • 1965 – Edward Victor Appleton, Nobel Fizik Ödülü sahibi İngiliz fizikçi (d. 1892)
  • 1971 – François Duvalier, Haiti devlet başkanı (d. 1907)
  • 1973 – Kemal Tahir, Türk yazar (d. 1910)
  • 1996 – Cahar Dudayev, Çeçen komutan (d. 1944)
  • 1998 – Jean-François Lyotard, Fransız filozof (d. 1924)
  • 2010 – Juan Antonio Samaranch, Uluslararası Olimpiyat Komitesi başkanlığı yapmış İspanyol spor adamı (d. 1920)

Tatiller ve Özel Günler

  • Bahailik – Rıdvan festivalinin ilk günü.
  • Roma’nın doğum günü
  • Ebeler Haftası
  • Fırtına : Sitte-i Sevirin Başlangıcı

6 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 96. (artık yıllarda 97.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 269 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

 

Olaylar

  • 1326 – Orhan Bey, kuşatma altında tutulan Bursa’yı Bizanslılardan aldı. Bursa, 1326-1361 arasında Osmanlılara başkentlik yaptı.
  • 1453 – İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatıldı.
  • 1814 – Napolyon Bonapart, imparatorluk tahtını bırakarak Elba Adası’na sürgüne gönderildi.
  • 1830 – Joseph Smith, Jr. aracılığıyla İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi kuruldu.
  • 1869 – Selüloit’in patenti alındı.
  • 1872 – Pertevniyal Lisesi, ”Mahmudiye Rüştiyesi” adı altında eğitim-öğretime başladı.
  • 1896 – İlk modern Olimpiyat Oyunları Atina’da başladı.
  • 1909 – Robert Peary ve Matthew Henson’ın Kuzey Kutbu’na ulaştığı ileri sürüldü. Kayıtlarında titizlik göstermemiş olması ve bazı bilgilerin eksikliği uzmanlar arasında kuşkular yarattı ve Kuzey Kutbu’na ulaşıp ulaşmadığı tartışmalara yol açtı.
  • 1909 – ‘Serbesti’ gazetesinde, İttihat ve Terakki Cemiyeti karşıtı yazılar yazan gazeteci Hasan Fehmi öldürüldü.
  • 1917 – ABD, Almanya’ya savaş ilan etti ve Birinci Dünya Savaşı’na müttefiklerin yanında girdiğini açıkladı.
  • 1920 – Anadolu Ajansı kuruldu.
  • 1927 – Amerikalı yüzücü Johnny Weissmuller 100 metre mesafede üç stilde üç dünya rekoru kırdı.
  • 1941 – Mihver devletleri Yugoslavya’yı işgal etti. Almanlar Yunanistan’a girdi, Türk deniz sınırına kadar Doğu Akdeniz’i savaş bölgesi ilan etti. Türkiye, bunun üzerine Edirne ve Uzunköprü’de demiryolu köprülerini havaya uçurdu.
  • 1953 – Türkiye Genç Milli Futbol Takımı dünya üçüncüsü oldu.
  • 1956 – Hayat mecmuası’nın ilk sayısı çıktı.
  • 1972 – Anayasa Mahkemesi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını usulden iptal etti. TBMM’nin idamları yeniden görüşeceği açıklandı.
  • 1973 – Kontenjan senatörü emekli amiral Fahri Korutürk 15’inci turda 365 oyla Türkiye’nin altıncı cumhurbaşkanı seçildi
  • 1979 – Türk atlet Veli Ballı, Atina’da düzenlenen uluslararası maratonda birinci oldu.
  • 1980 – Görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Çankaya Köşkü’nden ayrıldı. Yerine Cumhuriyet Senatosu Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil vekalet etmeye başladı.
  • 1980 – Eskişehir ‘de DİSK’in düzenlediği mitingte olaylar çıktı.5 kişi öldü,4 kişi yaralandı.
  • 1988 – Endonezya’da yapılan Camel Trophy yarışmasını Türkiye’yi temsil eden Ali Deveci-Galip Gürel ekibi kazandı.
  • 1994 – Ruanda Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana ve Burundi Devlet Başkanı Cyprien Ntaryamira’nın bindikleri uçak, bir roket saldırısı sonucu düştü. Suikastın ardından Hutu ve Tutsi kabileleri arasında çıkan çatışmalar, yaklaşık 1 milyon kişinin katledilmesiyle sonuçlandı.
  • 2005 – Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani, Irak cumhurbaşkanlığına getirildi.

Doğumlar

  • 1483 – Raphael, İtalyan ressam ve mimar (ö. 1520)
  • 1903 – Harold Edgerton, ABD’li elektrik mühendisi ve fotoğraf sanatçısı
  • 1915 – Tadeusz Kantor, Polonyalı ressam, asamblaj ressamı, tiyatro yönetmeni. (ö. 1990)
  • 1927 – Gerry Mulligan, (Gerald Joseph) ABD’li caz muzisyeni
  • 1928 – James Watson, DNA yapısını çözen bilimadamı
  • 1929 – Nancy MacKay, Kanadalı atlet.
  • 1941 – Zamfir, Rumen müzisyen.
  • 1969 – Paul Rudd, ABD’li aktör
  • 1975 – Zach Braff, ABD’li aktör, yönetmen ve senarist.
  • 1980 – Tommi Evilä, Finlandiyalı uzun atlamacı.
  • 1983 – Bobbi Starr, ABD’li porno oyuncusu.
  • 1983 – Diora Baird, Birleşik Amerikalı oyuncu ve model.

Ölümler

  • 1199 – I. Richard (Aslan Yürekli Rişar), İngiltere’nin Fransız asıllı kralı (d. 1157)
  • 1490 – Matthias Corvinus, Macaristan kralı (d. 1443)
  • 1520 – Raphael, İtalyan ressam ve mimar (d. 1483)
  • 1528 – Albrecht Dürer, Alman ressam (d. 1471)
  • 1600 – Bâki, Divan edebiyatı şairi (d. 1526)
  • 1828 – Niels Henrik Abel, Norveçli matematikçi (d. 1802)
  • 1886 – William Edward Forster, İngiliz siyaset adamı (d. 1818)
  • 1971 – Igor Stravinsky, Rus besteci (d. 1882)
  • 1992 – Isaac Asimov, ABD’li yazar (d. 1920)
  • 1996 – Greer Garson, İrlandalı aktris (d. 1904)
  • 2000 – Habib Burgiba, Tunus devlet başkanı (d. 1903)
  • 2001 – Haluk Afra, Türk diplomat. (d. 1925)
  • 2005 – III. Rainier, Monako prensi (d. 1923)

tarihte-bugun-ne-oldu24 Mart, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 83. (artık yıllarda 84.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 282 gün vardır.

Olaylar

  • 1394 – Timurlenk Şam’ı işgal etti.[kaynak belirtilmeli]
  • 1721 – Johann Sebastian Bach Brandenburg Markizi Christian Ludwig için yazdığı ve daha sonraları Brandenburg Konçertoları olarak adlandırılan 6konçertolarını sundu.
  • 1882 – Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu. Bu buluşuyla 1905 yılında Tıp alanında Nobel ödülünü alacaktır.
  • 1923 – Mustafa Kemal Paşa, Time dergisine kapak oldu.
  • 1923 – Yunanistan’da cumhuriyet ilan edildi.
  • 1926 – Türkiye’de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun TBMM’de kabul edildi.
  • 1938 – Cumhurbaşkanlığı yatı olarak satın alınan Savarona’ya, İngiltere’nin Southampton Limanı’nda törenle Türk bayrağı çekildi. 1 Haziran’da İstanbul’a getirilen Savarona,Dolmabahçe önüne demir attı. Atatürk, yatı gezerek incelemede bulundu.
  • 1976 – Arjantin Devlet Başkanı Isabel Peron, kansız darbeyle devrildi. Jorge Rafael Videla, Emilio Eduardo Massera ve Orlando Ramon Agosti’den oluşan cunta iktidara el koydu, yedi yıllık diktatörlük döneminde 30 bine yakın kişi kaybedildi.
  • 1978 – Savcı Doğan Öz öldürüldü.
  • 1998 – Hindistan’da çıkan fırtınada 250 kişi öldü 3000 kişi yaralandı.
  • 1999 – NATO, Kosova’daki çatışmalar üzerine, Yugoslavya’ya karşı hava harekâtı başlattı. II. Dünya Savaşı’ndan beri Avrupa’daki en yoğun bombardıman olan Müttefik Gücü Harekatı, Kosova’nın Sırbistan’dan ayrılmasına neden oldu.
  • 2000 – Varan Turizm’e ait otobüs, yolcularıyla kaçırıldı. Olaydan sonra yakalanan üç kişi, 36’şar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
  • 2000 – Genelkurmay Başkanlığı, Talat Aydemir’in idamıyla sonuçlanan 1963’teki darbe girişimine katılan 1459 Harp Okulu öğrencisinin haklarını 37 yıl sonra iade etti.
  • 2001 – Apple şirketi Mac OS X 10.0 (Cheetah)’ı piyasaya sürdü.
  • 2006 – İspanya’daki ETA örgütü süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.
  • 2007 – Türkiye Euro 2008 elemelerinde Yunanistanı futbol maçında 4-1 mağlup etti.
  • 2009 – Ergenekon davasında 21’i tutuklu 56 sanık hakkında hazırlanan 1909 sayfalık ikinci iddianame, davaya bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede emekli Orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon, davanın bir ve iki numaralı sanıkları olarak geçiyor. Eruygur ve Tolon’un, 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor.

Doğumlar

  • 1494 – Georgius Agricola, Alman bilimadamı, “Mineralojinin babası” (ö. 1555)
  • 1607 – Michiel de Ruyter, Hollandalı amiral (ö. 1676)
  • 1834 – William Morris, İngiliz şair, ressam (ö. 1896)
  • 1874 – Harry Houdini, ABD’li illüzyonist (ö. 1926)
  • 1879 – Neyzen Tevfik, Türk neyzen ve şair (ö. 1953)
  • 1884 – Peter Debye, Hollandalı fizikçi (ö. 1966)
  • 1886 – Edward Weston, ABD’li fotoğrafçı (ö. 1958)
  • 1887 – Roscoe Arbuckle, ABD’li komedyen (ö. 1933)
  • 1897 – Wilhelm Reich, Avusturyalı-Alman-ABD’li psikiyatrist ve psikanalist (ö. 1957)
  • 1903 – Adolf Butenandt, Alman biyokimyacı (ö. 1995)
  • 1909 – Clyde Barrow, ABD’li gang (ö. 1934)
  • 1911 – Joseph Barbera, ABD’li çizgi film yapımcısı, animatör, senarist (ö. 2006)
  • 1917 – John Kendrew, İngiliz biyokimyacı (ö. 1997)
  • 1921 – Vasili Smislov, Rus satranç oyuncusu
  • 1926 – Dario Fo, İtalyan yazar Nobel Edebiyat Ödülü sahibi
  • 1930 – Steve McQueen, ABD’li sinema oyuncusu (ö. 1980)
  • 1944 – Vojislav Koštunica, Sırbistan başbakanı
  • 1944 – Han Myeong-sook, Güney Kore başbakanı
  • 1947 – Meiko Kaji, Japon şarkıcı ve aktris
  • 1956 – Steve Ballmer, ABD’li işadamı
  • 1960 – Nena, Alman müzisyen
  • 1965 – The Undertaker, ABD’li güreşçi
  • 1970 – Lara Flynn Boyle, ABD’li aktris
  • 1972 – Christophe Dugarry, Fransız futbolcu
  • 1973 – Jim Parsons, Amerikalı televizyon dizisi ve sinema oyuncusu
  • 1974 – Alyson Hannigan, ABD’li oyuncu
  • 1976 – İnci Türkay, Türk dizi oyuncusu
  • 1977 – Jessica Chastain, ABD’li oyuncu
  • 1978 – Tomáš Ujfaluši, Çek futbolcu
  • 1984 – Chris Bosh, ABD’li basketbolcu
  • 1990 – Keisha Castle-Hughes, Yeni Zelandalı aktris

Ölümler

  • 809 – Harun Reşid, 5. Abbasi halifesi (d. 763)
  • 1455 – V. Nicholaus, papa (d. 1397)
  • 1603 – I. Elizabeth, İngiltere kraliçesi (d. 1533)
  • 1794 – Jacques-René Hébert, Fransız gazeteci ve siyasetçi (d. 1757)
  • 1869 – Antoine-Henri Jomini, Fransız asker (d. 1779)
  • 1882 – Henry Wadsworth Longfellow, ABD’li şair (d. 1807)
  • 1901 – İsmail Safa, Türk yazar (d. 1867)
  • 1905 – Jules Verne, Fransız yazar (d. 1828)
  • 1909 – John Millington Synge, İrlandalı oyun yazarı (d. 1871)
  • 1916 – Enrique Granados, İspanyol piyanist ve besteci (d. 1867)
  • 1946 – Alexander Alekhine, Rus satranç oyuncusu (d. 1892)
  • 1950 – Harold Joseph Laski, İngiliz siyaset bilimcisi ve siyasetçi (d. 1893)
  • 1953 – Mary Teck, Birleşik Krallık kraliçesi (d. 1867)
  • 1962 – Auguste Piccard, İsviçreli fizikçi (d. 1884)
  • 1968 – Alice Guy-Blaché, Fransız film yönetmeni ve yapımcısı (d. 1873)
  • 1969 – Joseph Kasavubu, Kongo Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı (d. 1910, 1913, 1915, 1917)
  • 1971 – Müfide Ferit Tek, Türk romancı (d. 1892)
  • 1971 – Arne Jacobsen, Danimarkalı mimar ve tasarımcı (d. 1902)
  • 1976 – Bernard Montgomery, İngiliz asker (d. 1887)
  • 1978 – Doğan Öz, Türkiye Cumhuriyet savcısı (d. 1934)
  • 1980 – Óscar Romero, El Salvadorlu katolik papaz (d. 1917)
  • 1984 – Sam Jaffe, ABD’li aktör (d. 1891)
  • 1986 – Ertuğrul Yeşiltepe, Türk gazeteci (d. 1933)
  • 1987 – Ekrem Zeki Ün, Türk besteci (d. 1910)
  • 1988 – Turhan Feyzioğlu, Türk hukukçu ve politikacı (d. 1922)
  • 2002 – César Milstein, Arjantinli biyokimyacı (d. 1927)
  • 2008 – Richard Widmark, ABD’li aktör (d. 1914)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Tüberküloz’la Mücadele Günü

Van Gölü sahilindeki 5 bin yıllık antik kentin, koruma altına alınmadığı takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı belirtildi.

5-bin-yillik-antik-kent-

Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 bin yıl önce yerleşim alanı olarak kullanılan ve bir dönem Doğu Anadolu Bölgesi’nde hüküm süren Urartu Krallığı’na da ev sahipliği yapan Van Gölü sahilindeki antik kentin, 1986 yılında Kültür Bakanlığı tarafından tescillendiğini anlattı.

Günümüzde bir bölümü toprak altında, geri kalanı ise gölün içinde bulunan antik kentin, bir şehir ve yerleşim biriminin bütün izlerini bünyesinde barındırdığını vurgulayan Demirtaş, Tatvan’ın tarihini yansıtan alanın, kaçak kazı yapanlardan ve ticari emelleri için kullanmak isteyenlerden korunması gerektiğini söyledi.

vangölüantik kenti

 

Demirtaş, bu anlamda, gerek Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın alanın turizme kazandırılması için harekete geçmesi gerektiğini bildirerek, şöyle konuştu:

“Tatvan’da, ilçenin tarihi olmadığına dair bir yanılgı var. Halbuki bilinenin aksine Tatvan, 5 bin yıllık tarihe sahip bir ilçemiz. Bitlis’in yanı başında olması da bunu ispat ediyor. Geçmişi Bitlis kadar görkemli olmasa da yapılan araştırmalarda M.Ö. 3 bin yıllarına dayananan çok sayıda buluntu elde eldildi. Ayrıca ilçede iki  antik kent var. Bunlardan biri Şahmiran köyünde diğeri ise şu an plaj olarak kullanılan Van Gölü sahilindedir. Resmi kaynaklarda ve yazışmalarda da buraları ‘Tatvan Antik Kenti’ olarak geçiyor. Kayaların üzerine oyulmuş nişler, geometrik şekil, işaret ve resimler var. Bu bulgular antik kent denildiğinde ilk akla gelen özelliklerdir ve bütün bunlar 1986 yılında tescillenmiş.”

van-gölü-taihi-kalıntı

 

Geçmiş yıllardaki araştırmalarda, Van Gölü sahilindeki alanda, kayaların oyulmasıyla yapılan odalar ile çok sayıda arkeolojik kalıntı bulunduğuna değinen Demirtaş, tandır ve silo gibi mahsen görevi gören onlarca yapının ise aradan geçen süre zarfında toprak altında kaldığını ifade etti.

Demirtaş, yapılacak kazı çalışmasıyla antik kentin tamamen ortaya çıkacağını bildirerek, “Buradaki şehir resmi kazılarla ortaya çıkarıldığında sadece Tatvan veBitlis’in değil Türkiye’nin çehresi değişecek. Burası dünyanın ilgi odağı haline gelecek” dedi.

antik kent van gölü

 

Tahribatın önlenmesi gerekiyor

Antik kentin bulunduğu alanın koruma altında olmaması nedeniyle büyük oranda tahrip edildiğine dikkati çeken Demirtaş, şöyle devam etti:

“Alanı imara açmak, burada tatil köyü yapmak, sondajla su çıkarmak isteyenler var. Ayrıca define avcıları da yaptıkları kazılarla alana büyük zarar veriyor. Antik kentin bulunduğu alandaki tahribatın durdurulması için ortak proje hazırlanarak koruma altına alınması gerekiyor. Tarihimiz ve geleceğimiz yok ediliyor. Bunlara sahip çıkamazsak, geleceğimize de sahip çıkamayız. Buranın imara açılması belki 3-5 kişiye fayda sağlar. Ancak bu antik kentin korunması Tatvan’a, bölgeye ve ülkeye fayda sağlar. Bu nedenle burada kapsamlı bir çalışma yapılması ve tahribatın önlenmesi gerekiyor.”

antik

 

Demirtaş, Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 2010 yılında alanda inceleme yapıldığını ve söz konusu bölgenin “birinci derecede arkeolojik sit alanı” olarak kayıt altına alındığına işaret ederek, aynı kurulun 2011 yılında gerçekleştirdiği çalışmada ise “arkeolojk sit alanı değil, doğal sit alanı” olduğu yönünde karar verdiğini kaydetti.

2011 yılında hazırlanan raporun gerçeklik payı bulunmadığını savunan Demirtaş, kendisinin bir süre önce yaptığı incelemelerde bulduğu arkeolojik kalıntıları kamera kaydıyla belgelediğini ve istenildiği takdirde bunu kurulla paylaşabileceğini sözlerine ekledi.

van gölü

van antik

romanEdebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder.

Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır.

1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair

İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu.

2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka

Dönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar.

3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce

Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır.

4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse

Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur.

5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald

Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır.

6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner

Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır.

7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck

Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır.

8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf

Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder.

9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck

Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir.

10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston

Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker.

11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis

Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır.

12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood

Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır.

13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers

Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor.

14. Yabancı (1942) – Albert Camus

Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır.

15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote

Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur.

16. 1984 (1949) – George Orwell

1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır.

1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır.

18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison

Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir.

19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding

Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır.

20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov

Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler.

21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima

İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir.

22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac

Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir.

23. Gece (1958) – Elie Wiesel

Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir.

24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe

Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir.

25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee

Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır.

26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller

Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir.

27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess

Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir.

28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey

Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır.

29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut

Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler.

30. Herzog (1964) – Saul Bellow

Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar.

31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway

Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir.

32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe

Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır.

33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman

Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir.

34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon

II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır.

35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy

Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir.

36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole

Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer.

37. The Color Purple (1982) – Alice Walker

Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor.

38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo

Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar.

39. Watchmen (1986) – Alan Moore

Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır.

40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto

Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır.

41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin

1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır.

42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler

Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır.

43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson

Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür.

44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson

Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir.

45. Life After God (1994) – Douglas Coupland

Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır.

46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk

Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar.

47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee

Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır

48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky

Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır.

49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos

Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir.

50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami

Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır.

Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır.

Bursa 13. Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılacak.

Bursa-13.-Kitap-Fuari

Bu yıl onüçüncü kez kapılarını açmaya hazırlanan Bursa Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında dolu dolu bir programla kitapseverleri konuk edecek. Aralarında İlber Ortaylı, Gülten Dayıoğlu, Can Dündar, Doğan Hızlan, İnci Enginün, Deniz Kavukçuoğlu, Hakan Bıçakçı, Doğu Yücel, Zeynep Oral, Ahmet Şık, Buket Uzuner, Yalvaç Ural, Bengi Semerci, Yekta Kopan, Hakan Akdoğan ve Üstün Dökmen’in de bulunduğu pek çok değerli yazar, şair ve bilim insanı fuar süresince okurlarıyla buluşacak.

300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilecek Bursa Kitap Fuarı’nda dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 80 kültür etkinliği düzenlenecektir.

Çanakkale’nin 100. Yılı

Bursa Kitap Fuarı, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Uluslararası basında Çanakkale Zaferi’nin yansımaları üzerine Timaş Yayınları tarafından “Yüzyıl Öncesinde Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları Sergisi” düzenlenecek ve fuar boyunca çeşitli paneller gerçekleştirilecektir.

Haldun Taner 100 Yaşında

haldun taner

Türk tiyatrosunun önemli ismi Haldun Taner’in 100. yaşı Bursa Kitap Fuarı’nda çeşitli etkinliklerle kutlanacak. 14 Mart Cumartesi günü Haldun Taner’in öykücülüğü Doğan Hızlan, Yavuz Ekinci ve Faruk Duman’ın katılımıyla ele alınacaktır. 21 Mart Cumartesi günü düzenlenecek Haldun Taner’in yaşamı, eserleri, tiyatrosu ve her yönüyle ele alınacağı panele ise eşi Demet Taner, Zeynep Oral, Ömer Naci Topçu ve Kazım Güçlü konuşmacı olarak katılacaklardır. Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi Okuma Grubu tarafından 15 Mart Pazar günü Haldun Taner’in “Timsah” oyunu okunacaktır.

TÜYAP tarafından, tasarımını Sadık Karamustafa’nın üstlendiği bir sergi de düzenlenecektir. Haldun Taner 100 Yaşında “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” sergisinde yazarın yaşamı, fotoğrafları, aile albümü ve eserlerinden metinler okurlarla buluşacaktır.

Yayınlama Özgürlüğü Yolunda

Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın da destekçilerinden biri olduğu “Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Yayınlama Özgürlüğü Alanında Farkındalık Yaratma” projesi kapsamında 15 Mart Pazar günü düzenlenecek “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda” paneline Buket Uzuner, Ahmet Şık, Turhan Günay ve Fatih Erdoğan konuşmacı olarak katılacaktır.

Müzeyyen Senar’ın Ardından

Yakın zamanda kaybettiğimiz Müzeyyen Senar’ı doğum yeri Bursa’da bir panelle anıyoruz. Sanatçının biyografisini yazan Radi Dikici’nin konuşmacı olarak katılacağı söyleşide Müzeyyen Senar’ın yaşamı ve eserleri kitapseverlerle paylaşılacak.

Edebiyatımızda Mehmet Kaplan

Türk edebiyatına önemli katkıları bulunan akademisyen, eleştirmen Mehmet Kaplan, 100. yaşında 14 Mart Cumartesi günü bir panelle Bursa’da anılıyor. İnci Enginün, Zeynep Kerman, Kelime Erdal’ın konuşmacı olarak katılacakları ve Alev Sınar Uğurlu’nun yöneteceği panelde Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatına katkıları ele alınacaktır.

Kadına Karşı Şiddete Karşı Dur-abilmek

Bursa Kitap Fuarı’nda Avukat Hülya Gülbahar ve Hürriyet Gazetesi Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu’nun konuşmacı olarak katılacakları panelde Kadına Karşı Şiddete Karşı Durabilmek hukuki ve pratik boyutlarıyla ele alınacaktır.

Girişin ücretsiz olduğu fuar her gün 10.00-19.30 saatleri arasında (22 Mart 2015 tarihinde saat 19.00’da sona erecektir) ziyaret edilebilir.

 

Fuat hakkında daha fazla detay öğrenmek için lütfen tıklayınız: www.bursakitapfuari.com

Zaman zaman yayınladığımız aforizmalara bir yeni birini daha dahil ediyoruz. Sıradaki aforizmalar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski£ye ait. İyi okumalar…

Not: Herzaman olduğu gibi Yazarımız hakkında bilgiyi Aforizmalardan sonra bulabilirsiniz.

Dostoyevsk

*    Başkaları için kendinizi unutun, o zaman sizi de hatırlayacaklardır.
*    Bazen susarsın. Yenilmiş eksik ve yaramaz sanırlar seni. Unutma, susan bilir ki konuştuğu zaman kimse kaldıramaz..
*    Sadece hayat veren değil, hayat verip hak eden, baba adını taşıyabilir.
*    Çocuk, dünyanın en büyük saadetidir.
*    İnsanoğlu çok derin bir varlıktır.Ben tanrı olsaydım bu kadar derin yaratmazdım.
*    Evlenme-boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikah sağlam kalmazdı.
*    Kadın, her şeyi gören gözü bile aldatır.
*    Kalbi olup da aklı olmayan bir kadın, aklı olup da kalbi olmayan bir kadın kadar mutsuzdur.
*    Herkesin yolu ayrı.
*    Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.
*    Bu dünyadaki en zor şey, kendi kendine sadık kalmaktır.
*    Sevgi her zaman karşılık görür, kin de.
*    Sevgi ile kin kalpte uzun süre barınamaz.
*    İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.
*    Eğer sen, başkalarından kendine saygı beklersen bu onlar için büyük bir şeydir.Sadece kendine saygı duyabilirsen diğerleri de sana saygı duymaya mecbur kalır.(1861)
*    Baş kaldıranları her zaman yenecek üç güç vardır yeryüzünde bunlar; mucize, sır ve otoritedir. (Karamazov Kardeşler, 1880)
*    Acıda hazların en tatlısı saklıdır.
*    Bence, şeytan diye bir şey gerçekte yoksa, kişioğlu uydurmuşsa onu, kendine bakarak, kendisini örnek alarak uydurmuştur. (Karamazov Kardeşler, 1880)
*    Yeni bir adım atma, yeni bir kelime söyleme, insanların en fazla korktuğudur.(Suç ve Ceza, 1866)
*    Bir insanın en iyi tarifi iki ayaklı ve nankör olmasıdır.
*    Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir.
*    Ben hasta bir adamım… Gösterişsiz, içi hınçla dolu bir adamım ben. Sanıyorum, karaciğerimden hastayım. Doğrusunu isterseniz, ne hastalığımdan anladığım var, ne de neremin ağrıdığını tam olarak biliyorum.(Yeraltından Notlar, 1864)
*    Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.
*    Tanrı olmasaydı her şey mûbah olurdu.
*    Rus’u kazıyın, altından kesinlikle Kazak çıkar.
*    İnsanın yalnızca mutluluğa değil ,mutsuzluğa da ihtiyacı vardır.Mutluluk kadar mutsuzluk da gereklidir.
*    Ancak acı çekerek kendimizi bulabiliriz.
*    Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.
*    İnsanın aklı çoğaldıkça can sıkıntısı artar.
*    Yeryüzünde tek bir çocuk dahi acı çekiyorsa , Tanrı yoktur !

Dostoyevsk kimdir?

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский, (d: 11 Kasım 1821, Jülyen: 30 Ekim, Moskova – ö: 9 Şubat 1881, Jülyen: 28 Ocak, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı.

Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Petersburg’taki Mühendis Okulu’na girdi. Babasının ölüm haberini burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü’ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı.[1] Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski’nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski’nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı.

1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapisanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi içinSibirya’da bulunan Omsk Cezaevi’ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg’a yerleşti.

Petersburg’a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı.1862’de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumaranelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasından yürüdü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski’nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi.

Hayatı

dostoyeveskii gençlik

Çocukluğu ve Gençliği :  

Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski’nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova’da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi’nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova’nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski’nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı.

Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova’da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu’na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için “Ateş Fedya” lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg’ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839’daki ani ölümünü burada öğrendi.

Eşinin ölümünden sonra kendisini içkiye daha çok veren babası Mikhail bu olayın ardından sahibi olduğu toprağa çekilmişti. Mikhail’in ölümünün sebebi tam olarak bilinmiyor. İddialardan biri, eşinin ölümünden sonra toprağına çekilen Mikhail’in buradaki köylülere çok kötü davrandığı ve onun kötülüklerine katlanamayan köy halkının en sonunda onu öldürdüğüdür. Bir başka iddia da Mikhail’in tamamen doğal sebeplerden öldüğüdür. Babasının ölümünü Petersburg’ta haber alan Dostoyevski, onun ölümünü istediği düşüncesi yüzünden depresyona girdi. Sara nöbetlerinin ilkini hayatının bu evresinde geçirmeye başladı. Petersburg Mühendis Okulu’ndaki öğrenimini başarıyla bitirerek, asteğmen rütbesiyle Petersburg’taki İstihkâm Müdürlüğü’nde göreve verildi. Ancak bu görevi bir yıl sürdürebildi. Askerlikten nefret eden Dostoyevski görevinden istifa ederek yazarlığa başladı.

İlk yazarlık dönemi

Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski’nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı.[2] Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski’ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. ŞairNikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında “Yeni bir Gogol doğdu” diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti.

1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski’nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi.

Sibirya’ya sürgün

Dostoyevski, 23 Nisan 1849 tarihinde devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiasıyla sekiz arkadaşı ve ağabeyi ile birlikte tutuklandı. Ölüm cezasına çarptırılan Dostoyevski, sekiz ay hapisanede yattıktan sonra diğer dokuz komplocu ile idam edilecekleri yere götürüldü. Tam kurşuna dizilmek üzerelerken af kararı çıktı. İdam cezası, dört yıl kürek ve altı yıl adî hapis cezasına dönüştürüldü. Sibirya’daki Omsk Kalesi’ne sürüldü. Suç ve ceza kavramları ile en yoğun şekilde burada tanıştı.Kürek mahkûmu olduğu süre içinde, kolları damgalandı, kafası tıraş edildi ve taş kırdı. Sara nöbetleri yüzünden birçok kere hastaneye kaldırıldı. Burada geçirdiği yıllar İncil’i ve mahkûmlardaki gönül zenginliğini keşfetmesine olanak sağladı.

Sürgünde geçirdiği dört senenin ardından 1854 yılında kürek cezasından kurtularak er rütbesi ile kışla hizmetine verildi. Semipalatinsk’te zorunlu ikamete mahkûm edildi. Burada bulunan Alayın Yedinci Hat Taburunda beş yıl görev yaptı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılınınŞubat ayında, veremli ve dul Maria Dmitrievna Isayeva ile, subay kocasının ölümünden sonra evlendi. Dostoyevski, Isayeva ile ona acıdığı için evlendi.

İkinci yazarlık dönemi

Dostoyevski - 1863

Dostoyevski – 1863

1859’da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonraPetersburg’a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığıAvrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski,Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz (İgrok) adlı yapıtları1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza‘yı 1858 yılında Semipalatinsk’te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya’dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail’e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında

“Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır. “diye yazdı.

Dostoyevski'nin ikinci eşi Anna

Dostoyevski’nin ikinci eşi Anna

Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov’un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza‘yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski’nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870,  Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi.[9] Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875’te Delikanlı (Podrostok), 1876’da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya) ve 1879’da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler‘de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov’dan ilham aldı  Zosima ve Alyosha’nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı.1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü.[

Temalar

Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar‘dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti.[11]

Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya “Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim” diye açıklamıştı. Ecinniler‘de Stavrogin’i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı.

Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, “Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu” diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov’un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski’nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı.

Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler‘de bulunan temanın Ebedî Koca‘da, Ecinniler‘de ve Karamozov Kardeşler‘da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski’nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti.

Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını vesiyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill’in ekonomik refah için biresel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov’un ağzından eleştirdi.

Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı’dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.

Eserleri

Fyodor-Dostoyevski

Romanlar

  • (1846) Bednye lyudi (Бедные люди); Türkçe yayım adı: İnsancıklar
  • (1846) Dvojnik (Двойник. Петербургская поэма); Türkçe yayım adı: “Öteki”
  • (1849) Netochka Nezvanova (Неточка Незванова); Türkçe yayım adı: Netochka Nezvanova
  • (1861) Unizhennye i oskorblennye (Униженные и оскорбленные); Türkçe yayım adı: Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
  • (1862) Zapiski iz mertvogo doma (Записки из мертвого дома); Türkçe yayım adı: Ölüler Evinden Anılar
  • (1864) Zapiski iz podpolya (Записки из подполья); Türkçe yayım adı: Yeraltından Notlar
  • (1866) Prestuplenie i nakazanie (Преступление и наказание); Türkçe yayım adı: Suç ve Ceza
  • (1867) Igrok (Игрок); Türkçe yayım adı: Kumarbaz
  • (1869) Idiot (Идиот); Türkçe yayım adı: Budala
  • (1872) Besy (Бесы); Türkçe yayım adı: Ecinniler
  • (1875) Podrostok (Подросток); Türkçe yayım adı: Delikanlı
  • (1881) Brat’ya Karamazovy (Братья Карамазовы); Türkçe yayım adı: Karamazov Kardeşler

Kısa Öyküler

  • (1847) Roman v devyati pis’mah (Роман в девяти письмах); Türkçe yayım adı: Dokuz Mektupları Romanı
  • (1847) “Gospodin Prokharchin” (Господин Прохарчин); Türkçe yayım adı: “Mr. Prokharçin”
  • (1847) “Hozyajka” (Хозяйка); Türkçe yayım adı: “Ev Sahibesi”
  • (1848) “Polzunkov” (Ползунков); Türkçe yayım adı: “Polzunkov”
  • (1848) “Slaboe serdze” (Слабое сердце); Türkçe yayım adı: “Bir Yufka Yürekli”
  • (1848) “Chuzhaya zhena i muzh pod krovat’yu” (Чужая жена и муж под кроватью); Türkçe yayım adı: “The Jealous Husband” Kıskanç Koca
  • (1848) “Chestnyj vor” (Честный вор); Türkçe yayım adı: “An Honest Thief” Namuslu Bir Hırsız
  • (1848) “Elka i svad’ba” (Елка и свадьба); Türkçe yayım adı: “A Christmas Tree and a Wedding” Bir Noel Ağacı Ve Düğün
  • (1848) Belye nochi (Белые ночи); Türkçe yayım adı: Beyaz Geceler
  • (1857) “Malen’kij geroj” (Маленький герой); Türkçe yayım adı: “Küçük Kahraman”
  • (1859) “Dyadyushkin son” (Дядюшкин сон); Türkçe yayım adı: “Amcanın Rüyası”
  • (1859) Selo Stepanchikovo i ego obitateli (Село Степанчиково и его обитатели); Türkçe yayım adı: Stepançikovo Köyü
  • (1862) “Skvernyj anekdot” (Скверный анекдот); Türkçe yayım adı: “Tatsız Bir Olay”
  • (1865) “Krokodil” (Крокодил); Türkçe yayım adı: “Timsah”
  • (1870) “Vechnyj muzh” (Вечный муж); Türkçe yayım adı: “Ebedi Koca”
  • (1873) “Bobok” (Бобок); Türkçe yayım adı: “Bobok”
  • (1876) “Krotkaja” (Кроткая); Türkçe yayım adı: “Uysal Bir Ruh”
  • (1876) “Muzhik Marej” (Мужик Марей); Türkçe yayım adı:Köylü Marey
  • (1876) “Mal’chik u Hrista na elke” (Мальчик у Христа на елке); Türkçe yayım adı: Mesih’in Noel ağacı Boy de
  • (1877) “Son smeshnogo cheloveka” (Сон смешного человека); Türkçe yayım adı: “Bir Adamın Düşü”

Kurgusal olmayan eserler

  • Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları (1863)
  • Bir Yazarın Günlüğü (Дневник писателя) (1873–1881)

 

 

Kayaklar : Wikipedia.org

                    narteks.net

 

Japon asıllı İngiliz yazar, distopik bir gelecekte geçen son romanı ‘Beni Asla Bırakma’dan on yıl sonra bu kez fantastik edebiyat türündeki ‘The Buried Giant’ı çıkardı. Roman Kral Arthur sonrası dönemde Britanya’da geçiyor

Kazuo Ishiguro

Çağdaş dünya edebiyatının etkili yazarlarından Kazuo Ishiguro, on yıl aradan sonra yeni romanı ‘The Buried Giant’ ile okurun karşısına çıkacak. Ishiguro’nun 3 Mart’ta Faber etiketiyle yayımlanan ‘The Buried Giant’ bir tür fantastik edebiyat eseri. Daha önceki romanlarında çoğunlukla geçmişe giden, bir önceki romanında ise bilimkurguya göz kırpan Ishiguro şimdi de fantastik bir hikaye kaleme aldı. Roman, Roma İmparatorluğu askerlerinin Britanya’yı terk ettiği günlerde geçiyor. Yerel halktan bir çift, korkunç savaşların sona ermesi üzerine, yıllardır görmedikleri oğullarını görmek üzere mahvolmuş ülkede uzun bir yolculuğa çıkıyor. Bu mistik yolculuk sırasında kendilerine Saksonyalı bir savaşçı da eşlik ediyor. Kitabın İngiliz Guardian gazetesinde çıkan eleştirisi, ‘The Buried Giant’ı ‘Game of Thrones’un vicdanlı versiyonu’ olarak niteliyor.
Kaynak : milliyetsanat.com

1870

İlk öykümüz: Kıssadan Hisse

Ahmet Mithat Efendi

İlk öykümüzün Ahmet Mithat Efendi’nin Kıssadan Hisse’si olduğu kabul edilir.
1890  
İlk uzun öykü: Karabibik
Nabizâde Nazım
Nabizâde Nazım’ın Karabibik adlı uzun öyküsü, öykücülüğümüzde değişimin başlangıç noktasını oluşturur. Nabizâde Nazım, gerçekliğe yaklaşan, tarihsel akışı kavramaya odaklı öyküler vererek bir ilke imza atar.
1892
Latin harfleriyle yayınlanan ilk öykü: Küçük Şeyler
Samipaşazade Sezai
Samipaşazade Sezai’nin “Küçük Şeyler” adlı öyküsü kısa öykünün bir tür olarak tanınmasını sağlar. “Küçük Şeyler”öyküsü ilk defa doğaüstü güçlerden, rastlantılardan arınmış, kişiselliği vurgulamasıyla dönemin ruhunu da ortaya serer. Öykünün ilk günden itibaren Latin harfleriyle yayımlanmış olması bir başka özelliğidir.
1902
Çağdaşlaşmanın başlangıcı: İhtiyarın Tenezzühü
Ömer Seyfettin
Ömer Seyfettin’in ilk öyküsü “İhtiyarın Tenezzühü”yayımlanır. Ömer Seyfettin, öyküye gerekli ağırlığı tanıyan ilk yazarımızdır. Çağdaşlaşma/modernleşme çizgisinin başlangıcı Ömer Seyfettin olarak kabul edilir. Ömer Seyfettin, Türkçülük akımını savunurken, İslamcılık, Osmancılık, Batıcılık akımlarını yermiş, kimi zaman şovenizme yakın bir üslup kullanmıştır.
1918
Selahattin Enis mahkemelik
Selahattin Enis
Selahattin Enis, Fağfur dergisinde yayımlanan“Çingeneler” adındaki öyküsünden dolayı, “eserin gayr-i ahlaki olduğu” gerekçesiyle mahkemeye verilir.
1922
‘Gençliğimiz’
Peyami Safa
Peyami Safa’nın Batılılaşmanın yanlışlığı, doğunun güzelliğine övgü niteliğindeki “Gençliğimiz” adlı uzun öyküsü yayımlanır.
1925
Halikarnas Balıkçısı’nı sürgün ettiren öykü
Halikarnas Balıkçısı
Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir), Hüseyin Kenan müstear adıyla kaleme aldığı “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmağa Nasıl Giderler” adlı öyküsünden ötürü İstanbul İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanır, “Memlekette isyan bulunduğu sırada, askeri isyana teşvik edici yazı yazmak”tan suçlu bulunur. Bodrum’a sürülür. Halikarnas Balıkçısı, Cumhuriyet dönemi öykücülüğüne denizi, balıkçıların yaşamını, Ege’yi anlatan yeni bir soluk getirmiştir.
1928
İlk korku öyküsü
Kenan Hulusi Koray
Kenan Hulusi Koray, ilk korku öyküsünü yazar.
1930
Sabahattin Ali’nin yayımlanan ilk öyküsü
Sabahattin Ali
Sabahattin Ali’nin ilk öyküsü “Bir Orman Hikâyesi”,Resimli Ay dergisinde yayımlanır. Bu öykü toplumsal sorunları ele alış şekliyle de çok önemlidir. Sabahattin Ali 1948’de ÖLDÜRÜLECEKTİR.
1935
Madencileri anlatan ilk öykü
Ahmet Naim Çıladır
Fotoğraf: Ahmet Naim Çıladır ve Tahir Akın Karauğuz, 1950.
Ahmet Naim Çıladır, Türk edebiyatında ilk kez bir öyküde madencilerin dramını, korunmasız yaşamını konu eder.
1938   
Orhan Kemal’e tutuklama
Orhan Kemal
Orhan Kemal, Maksim Gorki ve Nazım Hikmet okuduğu için tutuklanır.
1943   
Abdullah Efendi’nin Rüyaları
Abdullah Efendi
Ahmet Hamdi Tanpınar, Abdullah Efendi’nin Rüyaları ile kişisel kargaşayı dile getirir.
1945
Haldun Taner’in yayımlanan ilk öyküsü
Haldun Taner
“Fikirlerden olay değil, olaylardan fikir çıkaran” Haldun Taner, ilk öyküsü “Töhmet”, Haldun Hasırcıoğlu müstear adıyla yayımlanır.
1946
Mizah dergisi Marko Paşa ve Esendal’ın ilk kötü kitabı yayında
Marko Paşa
• Aziz Nesin, Sabahattin Ali ve Rıfat Ilgaz ile birlikte mizah dergisi Marko Paşa’yı çıkarır.
Öykücülüğümüzün kökten bir değişiklik yaratan yazarı Memduh Şevket Esendal’ın ilk öykü kitabı yayımlanır. Memduh Şevket Esendal’ın öykülerinde dil, ilk kez yalın bir şekilde kullanılmış, günlük konuşmalarla sade ve gerçek bir temele yaslamıştır.
1952 
Dost
Vüs at O Bener
Çağdaş Türk öykücülüğünün en önemli yazarlarından biri olan Vüs’at O Bener’in Dost adlı kitabı yayımlanır.
1954 
Alemdağ’da Var Bir Yılan
Sait Faik
Günümüzde bile en sevilen öykü kitabı kabul edilen, Türk öyküsünün baş tacı Alemdağ’da Var Bir Yılan yayımlanır. Bu kitap Sait Faik’in ölümünden önce yayımlanan son kitabıdır.
1955
İlk Sait Faik Öykü Armağanı
Sait Faik1
Fotoğraf: Sait Faik Abasıyanık
Sait Faik Öykü Armağanı ilk kez verilir. Ödülü; Haldun Taner, On İkiye Bir Var ve Sabahattin Kudret Aksal,Gazoz Ağacı ile alır.
1955
Kemal Tahir’in tek öykü kitabı: Göl İnsanları
Kemal Tahir
Kemal Tahir’in tek öykü kitabı Göl İnsanları yayımlanır. Göl İnsanları, edebiyatımızda o güne dek dile getirilmemiş olanı kurcalar. İçindeki öyküler, cinsel eğilimlerle ekonomik yapı arasındaki bağlantıyı da sorgular.
1959
Bırakılmış Biri
Orhan Duru
Orhan Duru (1933) ilk öykü kitabı Bırakılmış Biri ile öykücülüğümüzde yeni bir açılım sağlar.
1960
Hallaç
Leylâ Erbil
Leylâ Erbil ilk kitabı Hallaç ile alışılmış öykü yazımını farklılaştırır. Yazıya yeni bir biçim getirir.
1956
Yanık Saraylar
Sevim Burak
Sevim Burak’ın Yanık Saraylar’ı yayımlanır. Kurgusuyla, dünyayı anlamaya yeni bakış açıları getirmesiyle, diliyle oldukça farklı bir duruşu vardır öykülerin. Osmanlı İmparatorluğu’ndan o güne kadar gelen azınlık olma sorununun bireye yansımaları Yanık Saray’da gün yüzüne çıkar.
1971
Parasız Yatılı
Füruzan
Füruzan’ın en önemli eserlerinden biri olan Parasız Yatılı yayımlanır. Öyküler, ekonomik düzenin insan hayatına olan etkilerini, yoksulluğu gözler önüne serer.