Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: Düğün

Sanat Haberleri

” Nobel, Türk şiirine verilse hangi şaire yakışır? ” Muhabbet aynı ” Sen, ben, bizim oğlan ! “

Pek çok çevrede olduğu gibi sanat çevrelerinde ve özellikle edebiyat çevrelerinde sıkça dile getirilen bir terim olan “Sen, ben, bizim oğlan” terimini hatırlatan bu durum aslında gülünesi bir durumdur. İyi olmak, büyük olmak için “Nobel sahibi mi olmak gerekiyor?  Malum olanları da görüyoruz kimi zaman” demeden geçemedim ve bu haberi yayınladım. Buyurun bizim oğlanlarının düşüncelerini okuyalım. (Editör)

İlber Ortaylı geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada Türk edebiyatının Nobel’i, romanla değil şiirle hak ettiğini söyledi ve bir tartışmanın fitilini ateşledi. Ertuğrul Özkök de köşesinde Ortaylı’ya yüzde 100 katıldığını yazarak tartışmayı alevlendirdi.

Akşam gazetesinden Eyüp Tatlıpınar, Ortaylı’nın bu iddialı açıklamasını edebiyatçılara ve konuyla ilgili kişilere sordu..

İşte “Nobel, Türk şiirine verilse hangi şaire yakışır?” sorusunun yanıtları

“NOBEL ADAYI ŞAİR BİZDE ÇOK”
Şair Ataol Behramoğlu
× Şiirin, Nobel’i daha çok hak ettiği görüşüne katılıyorum. Nedeni çok açık; bizdeki edebiyat geleneğinin en birikimli, en gelişmiş, dünya ölçeğindeki türü şiirdir.
× 19. yüzyılda Tevfik Fikret, biçimi ve ses tonuyla, büyük dünyasıyla Nobel’i hak ediyordu.
× 20. yüzyıl başlarında Yahya Kemal, divan edebiyatı, İstanbul Türkçesi ve Fransız şiirini sentezlemesiyle hak ediyordu.
× Nazım Hikmet, herkesçe bilindiği gibi dünyanın en iyi şairlerinden. Yaklaşık olarak aynı şeyler Fazıl Hüsnü Dağlarca, Melih Cevdet Anday için de söylenebilir.
× Nobel, özellikle son yıllarda postmodern yaklaşımlara, siyasi dalgalanmalara göre veriliyor. Nobel’i Türkiye’ye veren ekibin Türk edebiyatını tanıdığını hiç zannetmiyorum.
× Türkiye’de şiirin günümüzdeki durumu dünyayla paralel gidiyor. Dünyada şiir, deyim yerindeyse moda değil. Edebiyatı gerçekten seven okurun ilgi alanında kalıyor. Dünyada hakim olan değerler parayla, eğlenceyle, hızlı tüketimle ilgili. Şiir de bu dünyaya yabancı.

“İLBER’E KATILMIYORUM”
Yazar, Eleştirmen Necmiye Alpay
× Genel olarak ödül mekanizmalarına karşı olduğum için, Nobel adaylarım yok.
× Sevgili sınıf arkadaşım İlber Ortaylı’nın sözüne gelince. ‘Nobel’i hak etmek’ sözünü ‘değerli olmak’ diye anlayacaksak İlber’e pek katılamıyorum. Türkçe şiir ile roman arasında çok temel bağlar var. Her ikisinin de okuru olan bir kimsenin, yani roman yazarının, şiirdeki duygudan beslenmemiş olması düşünülemez. İlber’in kurduğu bağ bu yönüyle önemli.
× En büyük roman ve öykü yazarları şiirden beslenmiştir, bugün de beslenmektedir: Hayatta olanlardan, Leyla Erbil, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Tahsin Yücel… Öte yandan, özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar’ın o müthiş hesaplaşmasından bu yana, roman olsun, düşünce yazısı olsun Türkçe düzyazıyı şiirden (siz bunu ‘dünya edebiyatından’ diye anlayınız) geri saymanın uzun uzadıya savunulacak bir yanı yok.
× İlber Ortaylı işin bu yanını değil de, Türkçe şiirin değerini vurgulamak istemiş olabilir. Ama bunun için de ödül temelli değer yarıştırmasına girmekten daha iyi yöntemler bulunabilir.

“NOBEL HAK EDENE VERİLMİYOR”
Yazar İnci Aral
× Nobel’e inanmıyorum. Zaten romanda da iyi edebiyata verildiğini düşünmediğim için, hangi türün daha çok hak ettiği tartışması biraz anlamsız. Politik kaygılar, iyi edebiyattan daha önemli bir kriter mesela.
× İyi edebiyata verilecek bir Nobel’den söz edersek Turgut Uyar’a verilebilirdi. Günümüzde Adonis’e verilebilir, ama Türkiye’den yaşayan bir şair ismi veremem.

“TÜRK ŞİİRİNİN NOBEL’DE GÖZÜ YOK”
Şair Ömer Erdem
× Pek katılamıyorum bu görüşe. Türk şiirinin Nobel’de gözü yok bence. Nobel’i dağıtan küresel düzenin karşısında bir yerde konumlandığını düşünüyorum.
× Türkiye’de şiirin geliştiği bir hakikattir ama 2000’lerden itibaren yerini romana terk etti. Şiir, bu dönemde gelişen tüketim kültürüne uygun değil çünkü. Edebi etkinliğin merkezinden uzaklaşmaya devam edecek. Yalnızca Nobel’cilerin değil, Türkiye’de yaşayanların gözünden de uzaklaşacak.
× Nobel için şair adayı istiyorsanız, yılların bir şeyler kattığı yazarları önerebilirim; Sezai Karakoç, Ülkü Tamer, İsmet Özel…

“NOBEL ADAYIM: TURGUT UYAR”
Şair Kaan Koç
× Hem coğrafi, hem sosyolojik olarak Nobel en çok şiire yakışırdı; evet. Bu coğrafyanın dalgalı, çatışmalı halini en iyi şiir yansıtıyor. Yine de şairlerin bir özeleştiri yapması gerekiyor; kendi buhranlarıyla, şairlik unvanıyla daha çok ilgileniyorlar. Doğu’nun kolaycı toplum olmasından… Şairlerin bulunduğu toplumun edebiyat kültürünü, kelime üretimini zenginleştirmesi lazım. Bizde bu eksik.
× Nobel adayım İkinci Yeni’den bir isim olabilir. Mesela Turgut Uyar…

“ŞİİR ROMANA GÖRE DAHA ÖZGÜN”
Tiyatrocu Kenan Işık
× Bizde şiir romana göre daha özgün. Bu coğrafyada binlerce yıl boyunca yer almış uygarlıklarla onların edebi, kültürel üretimleriyle ilişki kurabildiği için. Gazellerle, kasidelerle, rubailerle örneğin…
× Roman için bu durum geçerli değil. Batı’yı model aldı bizim romancılarımız. Roman Batı’da gelişen bir tür olduğu için bu doğaldı. Ama geleneksel metinlerle ilişki kurmayı, özgün olmayı, yerli olma özelliğini kazanamadı.
× Şiir daha özgün ve bu nedenle değerlidir. Nobel’i de çok daha önceden hak etmiştir. Adaylarım, geleneği sürdüren şairler olurdu. Ahmed Arif, Cemal Süreya, Edip Cansever. Değerli şairlerimiz çok. Günümüzden Bejan Matur olurdu.

“KESİNLİKLE FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA”
Şair Küçük İskender
Öncelikle sevgili Orhan Pamuk’un bu ödülü kesinlikle hak ettiğini düşünüyorum. Şiir de, roman da aynı ailenin çocukları, onları birbiriyle tokuşturmamak lazım. Bunun haricinde şiirin de aynı ödülle dönmesi tabii ki güzel bir şey olur. Bu şairi sevindirecek bir şey olmasa bile. Eğer şiirde Nobel’i alacak biri varsa o benim için kesinlikle Fazıl Hüsnü Dağlarca’dır.

“45 YILDIR AYNI SORUYLA KARŞILAŞIYORUM”
Şair Haydar Ergülen
× Nobel, romanla da hak edilerek alındı. Orhan Pamuk’tan önce Yaşar Kemal de almalıydı. Fakat şiir bizim en eski edebi geleneğimizdir. Roman Batı’da, şiir Doğu’da doğan bir tür. Bizde, bir ‘Nobel’i hak etme’ meselesi söz konusuysa en az roman kadar hak ettiği doğrudur.
× Nazım Hikmet ve Fazıl Hüsnü Dağlarca alabilirdi bu ödülü. Günümüzde Gülten Akın önemli bir şair. İnsan hakları konusundaki hassasiyetlerin Nobel jürisi tarafından gözetildiğini görüyoruz. 1980’lerde hapiste yatan oğlu için çabalamış biri Akın. Politik hassasiyetlere sahip…
× 45 yıldır aynı soruyla karşılaşıyorum; ‘Şiir öldü mü?’ Ölmüyor ama biçim değiştiriyor. Şiir organik bir edebi tür. Başka şeylerin içine sızabilir. Günlük konuşma dilinde de şiir kullanabiliriz, sinema filmi çekerken de…

“ANA DİL İKİ DURUMDA ÇOK ÖNEMLİ: SEVİŞME VE ŞİİR”
Gazeteci Ertuğrul Özkök
× Kendimi, geride bıraktığımız 10 yıllık her kuşağa ait hissediyorum aslında. 1970’lerin özelliği şiirle yaşamış olmamızdı. Şimdi Twitter’da kurulan ilişkileri şiirle kuruyorduk. Cemal Süreya’nın bir şiiri kadın-erkek ilişkilerinde bizim için bir parolaydı.
× Şiirin yaşamımızdaki etkisi büyüktür. Hala şiirle konuşuyoruz. Türk müziğinde şiirselliği kuvvetli buluyorum. Doğuş’un, Sezen Aksu’nun şarkı sözlerinde şiirselliğin kuvvetli etkisi var örneğin.
× Ana dil iki durumda çok önemlidir; sevişmede ve şiirde.
× Türk şiirinin insanlar arası ilişkileri açan maymuncuk olduğunu düşünüyorum.
× Romanı çok severim ama bana, ‘Nobel değeri en yüksek edebi ödüldür, kime verelim?’ deseler hiç düşünmeden şairleri gösteririm. Bir isim vermemi istiyorsan benim için Ece Ayhan önce gelir. Cemal Süreya, Melih Cevdet Anday, Sezai Karakoç, Enis Batur, Küçük İskender gibi şairler onu takip eder.
× Nobel jürisinin gözünde politik tavır önemli bir kriter. İnsanların politik tavırları olması elbette gerekli bir şey ama bir edebiyat ödülü için bu kriterin öne çıkarılmasını pek anlamlı bulmuyorum. Şairler politize oldukları ölçüde şiirleri değer kaybediyor. Nazım Hikmet’in en güzel şiirlerinin, kendisiyle hesaplaştığı, sevdiği kadın lara yazdığı şiirler olduğunu düşünüyorum.

“TÜRKİYE’DEN BİRİ ALACAKSA ATAOL BEHRAMOĞLU OLMALI”
Yazar Nazlı Eray
İlber Ortaylı’ya kesinlikle katılıyorum, çok doğru söylemiş. Çok iyi şairlerimiz var. Ama şairler romancılar gibi değiller. ‘Şiirim çok okunsun, çok satsın’ derdine girmez ve halkla ilişkiler çalışması yapmazlar. Zaten çok az yayınevi şiir kitabı yayınlamaya yanaşıyor. Buna rağmen onlar yazdıklarıyla mutludur ve hayranları onları takip eder, onlar hayranlarını değil.
Nobel, genellikle politik görüşlü kişilere veriliyor. Bunun değişmesi gerek. Ayrıca ‘İlla çok kalın bir kitap Nobel alır’ anlayışını da yanlış buluyorum. İncecik bir şiir kitabı birçok kalın romandan çok daha büyük duygular ifade eder. Zaten bu yüzden ‘Şiir almalı’ diyorum. Türkiye’den biri alacaksa bu kişi Ataol Behramoğlu olmalı.
Tabii şunu da unutmamak gerek, Nobel bir kitabın iyi olduğunun kanıtı değildir. Kesinlikle Nobel alması gereken ama almayan değerli edebiyatçılar olduğu gibi, Nobel aldığına kendi bile şaşıran edebiyatçılar var. Nobel’in seçim kriterlerini doğru bulmayan Sartre, Nobel Ödülü’nü geri çevirmiştir. Bunun hem yapıtlarına, hem de politik konumuna zarar vereceğini düşündüğü için.

“YAŞAYAN ŞAİRLERDEN BİR ADAY GÖSTERMEK ZOR”
Şair Utku Özmakas
× Türkiye’de şiir geleneğinin güçlü olduğunu ispat etmek zor değil. Dünya kütüphanelerine bakın; romancılarımız nadir bulunur ama bir Nazım Hikmet dünyanın tüm kütüphanelerinde vardır.
× Roman şiire göre daha hızlı tüketiliyor, ortalama okura hitap etme avantajı var. Şiir, özellikle İkinci Yeni akımından sonra daha fazla kültürel birikim talep eden bir tür haline geldi.
× Yaşayan şairlerden bir aday göstermek kolay değil. Metin Kaçan’ın ‘Ağır Roman’ı örneğindeki gibi, roman alanında bir iyi eser vermen yetebiliyor ama şiirde iyi olmak, istikrarla ilgili bir şey. Bir şair hakkında konuşmak için üzerinden zaman geçmesi lazım. İsim istiyorsanız Nazım Hikmet ve Turgut Uyar’ı söyleyebilirim.
× Bir ara araştırdığımda 1975 ve sonrasında doğan 146 şair saymıştım. Bu sayı, zengin üretimin halen sürdüğünü gösteriyor.

Kaynak :[-]

05 Şubat 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/02/nobel-2013.jpg 532 600 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-02-05 21:09:392013-02-05 21:12:13” Nobel, Türk şiirine verilse hangi şaire yakışır? ” Muhabbet aynı ” Sen, ben, bizim oğlan ! “
Sanat Haberleri

Nerede Olursanız Olun ; 28 Ocak – 04 Şubat Arası Sanatla Olun !

Sanatseverleri yeni yılın ikinci ayında da oldukça yoğun bir etkinlik takvimi bekliyor.

Sergi

sanat duyuru

İSTANBUL

  • Bir Vizyonun Peşinde – ERA Mimarlık’ın 40 Yılı isimli sergi 3 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane – i Amire’de.
  • Mustafa Karasu’nun “Monolog” adlı sergisi, Art Suites Gallery’de (0212 251 55 61)
  • Çiçekli Oda isimli karma resim sergisi 29 Ocak – 2 Mart tarihleri arasında Galeri Oda’da. (0212 259 22 08)
  • Prix Pictet: Güç isimli sergisi 29 Ocak – 28 Nisan tarihleri arasında İstanbul Modern’de.
  • Nâzım Hikmet’in yolculuk fotoğraflarınden oluşan “Alnımın Çizgilerindesin Memleketim” isimli sergi 30 Ocak – 28 Şubat tarihleri arasında YapıKredi Kültür Merkezi’nde.
  • Halil Vurucuoğlu’nun “İrin” isimli sergisi 30 Ocak – 25 Şubat tarihleri arasında Dirimart’ta. (0 212 291 3434)
  • Duvar Resminden Korkuyorlar isimli sergi 31 Ocak – 21 Nisan tarihleri arasında SALT Beyoğlu’nda. (0212 377 42 00)
  • Büyüleyici Şehir Cenova isimli fotoğraf sergi 31 Ocak – 23 Şubat tarihleri arasında Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde. (0212 249 2610)
  • Javid Tabatabaii’nin suluboya resim sergisi 31 Ocak – 18 Şubat tarihleri arasında GALERİFE’de. (0216 368 03 78)
  • Gülnur Geriş’in seramik sergisi 2 – 23 Şubat tarihleri arasında GaleriTasarım’da. (0212 513 23 14)
  • Jak Baruh, Levent Özçelik ve Maura Sullivan’ın fotoğraf sergisi 1 – 23 Şubat tarihleri arasında Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)
  • Albina Onay ve Fatih Dülger’in sergisi yarına kadar Evin Sanat Galerisi’de. (0 212 265 81 58)
  • Magdalena Abakanowicz’in “İnsanlık Serüveni” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Akbank Sanat’ta.
  • Gogi Çagelişvili’nin “İstanbul” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 2526812)
  • Cengiz Gücük’ün “Hatıraların Kokusu” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Niş Art Galeri’de. (0212 232 2582)
  • Mustafa Ata’nın sergisi 30 Ocak’a kadar Mustafa Kemal Merkezi – Beşiktaş Çağdaş Salonları’nda.
  • Nejat Türkmen’in “Duvarın Diyalektiği” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar C.A.M. Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • Damien Hirst’ün sergisi 31 Ocak’a kadar Portakal Kültür ve Sanat Evi’nde. (0212 225 46 37)
  • Coşkun Sami’nin “Kontrat” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Mabeyn Galeri’de. (0212 261 60 60)
  • Ahmet Müderrisoğlu’nun “Kurt Duruşu” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Galeri Selvin’de. (0212263 74 81)
  • Birgül Erdemir ve Birsen Eraslan’ın “İletişimde Yanlış Kodlamalar” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Galeri Artist LAB’da. (0 212 2276852)
  • Bubi’nin heykel sergisi 31 Ocak’a kadar Artcollection’da.
  • Nermin Ülker’in “Pencerem” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar C.A.M. Galeri’de. (0212 245 79 75)
  • T.C. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Elemanlarının “Yeni Buluşma” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar ARTİSAN Sanat Galerisi’nde. (0212 247 71 91)
  • Manzara Hakkında isimli karma sergi 31 Ocak’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0212 232 38 13)
  • İsa Çelik’in elli beşinci sanat yılı footoğraf sergisi 31 Ocak’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.
  • Mustafa Ata’nın sergisi 31 Ocak’a kadar Mustafa Kemal Merkezi – Beşiktaş Çağdaş Salonları’nda.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Pesen, Ruzin Gerçin, Saim Dursun’un sergisi 31 Ocak’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)
  • Cemile Bulut’un “Siyah- Beyaz Yolculuk” isimli sergisi 31 Ocak’a kadar Petrol-İş Sendikası’nın Altunizade’deki Genel Merkez Sergi Salonu’nda.
  • Taylan Ünal’ın “Pre-Adaptation” isimli sergisi 1 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212 251 91 63)
  • Pelin Avşar’ın sergisi 1 Şubat’a kadar Ziraat İstanbul Tünel Sanat Galerisi’nde.
  • Mine Tudun’un “Gördüklerim” isimli sergisi 1 Şubat’a kadar Galateaart Sanat Galerisi’nde. (0212 245 80 38)
  • Zahit Büyükişliyen’in retrospektif sergisi 2 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.
  • Karma kış sergisi 2 Şubat’a kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)
  • Deniz Korkmaz Ekici, Evren Karayel Gökkaya, İsmail Tetikçi, Ayşe Balyemez, Emrah Onaran, Yeşim Zümrüt’ün sergisi 2 Şubat’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0 216 418 38 06)
  • Görkem Ergün’ün “Çiğ” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Poligon’da. (0 212 292 59 68)
  • Nuray Özler Yolcu’nun “izleyen-izlenen” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde.
  • Iván Navarro’nun “umutsuzluk” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Egeran Galeri’de. (0 212 251 1 251)
  • İlerlemenin Kutsallığı ve Zorbalığı isimli karma sergi 2 Şubat’a kadar Alanİstanbul’da.
  • nTuba Yalçınkaya’nın “Tüm Güzel Rüyalara” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Pilevneli Project’te. (0212 259 03 94)
  • Bilinmeyen Ara Güler isimli sergi 3 Şubat’a kadar G-Art Galeri’de. (0212 296 08 76)
  • Erdal Ateş’in sergisi 3 Şubat’a kadar Galeribu’da. (0212 243 91 93)
  • Mehmet Çebi Koleksiyonu’ndan “Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri” Hilye-i Şerif ve Tespih sergisi 4 Şubat’a kadar Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda.
  • İrfan Seçkin’in “Akılda Kalanlar” sergisi 5 Şubat’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)
  • Bilal Çınar’ın “Yazılanlar ve Çizilenler” isimli sergisi 6 Şubat’a kadar Galeri Espas’ta. (0212 227 70 17)
  • Metin Telçeker ve Serhan Yavaş’ın “Kaybolan Şehrin Anları” isimli sergisi 6 Şubat’a kadar RenArt Sanat Galerisi’nde. (0212 2413890)
  • Nâzım’ın Sanatı, Sanatçıların Nâzım’ı Sergisi 7 Şubat’a kadar Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi (CKM)’de.
  • Emre Zeytinoğlu’nun “Aydınlanma” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Teşvikiye Galeri/MİZ’de.
  • Dr. Füsun Uzunoğlu’nun “İstanbul Geceleri” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Nurdan Gümüşsoy’un “Gönül Bahçem” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Sevinç Candaş’ın sergisi 8 Şubat’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi’nde.
  • Balkan Naci İslimyeli’nin “Kozmos ve Toz” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar EKAV /Eğitim Kültür Araştırma Vakfı’nda.
  • Selma Gürbüz’ün “Uzun Gece. Uzak Yolculuklar” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Rampa’da. (0212 327 08 00)
  • Rauf Tuncer’in “Geleneğe Çağdaş Yorumlar” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde. (0212 415 58 58)
  • Serdar Yılmaz’ın “Yolunu Bul” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)
  • Mustafa Karasu’nun “Monolog” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Art Suites Gallery’de. (0212 251 55 61)
  • Mehmet Sinan Kuran’ın “Kara Kutu” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar Çağla Cabaoğlu Gallery’de. (0212 291 37 91)
  • Suat Arıkan’ın sergisi 9 Şubat’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0216 334 73 80)
  • Su Yücel’in sergisi 9 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)
  • Ersan Deveci, Pınar Du Pre ve Ozan Oganer’in sergisi 9 Şubat’a kadar Gallery LiNART’ta. (0212 247 47 29)
  • Çınar Eslek’in “Keskinlikten Uzak” isimli sergisi 9 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 293 71 03)
  • Mehmet Çetiner’in “İşaretler, İmgeler, Karşılaşmalar” isimli sergisi 10 Şubat’a kadar Artgalerim’de.
  • Işıl Güleçyüz’ün “Yukarı Bak” adlı sergisi 11 Şubat’a kadar Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)
  • Piri Reis sergisi 11 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı Müzesi’nde.
  • Gülhan Kırdı’nın “güçlü kadınlar” isimli fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar İSO Sanat Galerisi’nde. (0212 251 46 31)
  • Ali Alışır’ın “Sanal Savaşlar” isimli fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Art On İstanbul Galerisi’nde. (0212 259 15 43)
  • Sema Çulam’ın sergisi 15 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 362 18 26)
  • Hasip Pektaş’ın “Resimler, Ekslibrisler” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Galeri Işık Teşvikiye’de. (0212 233 12 03)
  • Erdem Taşdelen’in “Yarı Farkında Özne” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar NON’da. (0 212 249 87 74)
  • Hasip Pektaş’ın “Resimler, Ekslibrisler” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Galeri Işık’ta.
  • Sibel KOcak’aya’nın “Yeni Aygı – Beden ve Sınırlar” isimli sergisi 16 Şubat’a kadar Mixer’de.
  • Gerçeğin Masalı isimli karma sergi 16 Şubat’a kadar Kiplas Sanat Galerisi’nde. (0216 651 49 00)
  • Hale Karpuzcu’nun “İnsan Yavrusu” isimli sergisi 17 Şubat’a kadar Türker Art’ta. (0212 296 53 25)
  • Alpin Arda Bağcık, Egemen Bostancı, Buğra Erol, Dilek Gökçen, Volkan Kızıltunç’un sergisi 17 Şubat’a kadar Plato Sanat’ta. (0212 444 76 96)
  • IAP Özel Koleksiyon-I isimli karma sergi 17 Şubat’a kadar IAP Galeri’de.
  • Bir Başkentin Su Yolları isimli sergi 18 Şubat’a kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.
  • Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “İstanbul Destanı” isimli sergisi 19 Şubat’a kadar Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Sanat Galerisi’nde.
  • Ahmet Elhan, Argun Okumuşoğlu, Esat Tekand ve Sevinç Altan’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Galeri 44a’da. (0212 233 33 80)
  • Pandora’nın sergisi 20 Şubat’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)
  • Kış Karması 2013 sergisi 20 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0212 225 23 37)
  • Çin Hazineleri Sergisi 20 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı’nda.
  • Çin mağara sanatı sergisi 20 Şubat’a kadar MSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde.
  • Düş İçinde Düş isimli karma sergi 20 Şubat’a kadar Asfalt Art Gallery’de. (0 216 418 08 06)
  • Joseph Kosuth’un “Uyanma” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar Kuad Galeri’de.
  • Fulya Çetin’in “nehir altı nehir” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar .artSümer’de. (0 212 249 1035)
  • Seda Hepsev’den “Erkeklerin ‘Askerlik Dönemi’ Egemenliği” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar X-ist Sanat Galerisi’nde.
  • giyim kuşam isimli karma sergi 23 Şubat’a kadar Galeri Apel’de. (0212 292 72 36)
  • Nejad Melih Devrim’in sergisi 23 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)
  • Gülden Artun’un sergisi 23 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde. (0212 2470899)
  • Karma “Karışık” isimli karma sergi 23 Şubat’a kadar Adıgüzel Sanat Galerisi’nde. (0216 456 75 85)
  • Bashir Borlakov, Canan, Cevdet Erek, Katsumi Hayakawa, Emre Hüner, Meltem Işık, Ahmet Doğu İpek, Lee Jinju, Robert Longo, Stefan Thiel, Erinç Seymen, Jennifer Steinkamp, Pae White ve Burcu Yağcıoğlu’nun sergisi 23 Şubat’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)
  • rh+art magazine dergisinin düzenlediği Yılın Genç Ressamı yarışmasında dereceye giren sanatçıların sergisi 23 Şubat’a kadar Planet of Art Gallery’de.
  • Aysun Uygun, Ayşegül Yüksel, Faruk Durmaz, İnci Batuk ve Yılma Doğu fotoğraf sergisi 24 Şubat’a kadar Fotoğraf Vakfı Galerisi’nde. (0212 243 71 87)
  • Neşe Gümüşçüoğlu’nun “Kırmızının Halleri” isimli sergisi 26 Şubat’a kadar Artev Sanat Galerisi’nde. (0216 449 46 75)
  • İsmail Acar’ın “Love of Islam” isimli sergisi 26 Şubat’a kadar Galeri İdil’de. (0212 283 23 83)
  • 1952 – 2012 Sualtına Işık Tutanlar sergisi 28 Şubat’a kadar Rezan Has Müzesi’nde. (0212 533 65 32)
  • Karma Heykel Sergisi 28 Şubat’a kadar Galeri 5’te.
  • Jannis Kounellis’in sergisi 1 Mart’a kadar Galeri Artist’te. (0 212 2276852)
  • NO.2 isimli karma sergi 2 Mart’a kadar Nesrin Esirtgen Collection Mekanında. (0212 243 7853)
  • “Inside” isimli karma sergi 2 Marta kadar Merkur’de. (0212 225 37 37)
  • Erdal Alantar’ın “Hayatının Sevinç’ini” isimli sergisi 2 Marta kadar Art Point Gallery’de.
  • Deniz Sağdıç’ın “Düş ve Gerçek” isimli sergisi 2 Marta kadar Pinelo Galeri’de. (0212 249 78 71)
  • Yassine Mekhnache’nin sergisi 2 Marta kadar Krampf Galeri’de. (0212 293 93 14)
  • Jasper de Beijer’in sergisi 2 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0212 292 59 68)
  • Karma resim, heykel ve seramik sergisi 2 Mart’a kadar Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)
  • Bedri Baykam’ın “Tarihin Röntgencisi” sergisi 3 Mart’a kadar Riramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)
  • Gülçin Günaydın’ın “Sırça Fanus” isimli sergisi 4 Mart’a kadar Arte İstanbul’da.
  • ArtCenter / İstanbul sanatçılarının “Söylenmemiş Yazılmamış: Dördüncü Sergi” isimli sergisi 6 Mart’a kadar Borusan Müzik Evi’nde. (0212 336 32 80)
  • Bill Balaskas’ın “Dünyayı Piyasa Kurtaracak” isimli sergisi 8 Mart’a kadar Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de. (0216 483 90 97)
  • Ayşen Urfalıoğlu’nun “Haz’ın Metastasları” isimli sergisi 9 Mart’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde.
  • Mathias Depardon’un “Sınırların Ötesinde” isimli sergisi 10 Mart’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde Fotoğraf Sergisi’nde. (0212 3938111)
  • Takılabilir Heykel ve Heykel Sergisi 21 Mart’a kadar Simya Galeri’de. (0212 259 77 40)
  • Haset, Husumet, Rezalet isimli karma sergi 7 Nisan’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)
  • Cynthia Madansky ve Angelika Brudniak’ın “1+8” isimli video yerleştirmesi 7 Nisan’a kadar SALT Galata’da. (0212 334 22 45)
  • Değişen Zamanların Mimarı Edoardo De Nari 1874 – 1954 isimli sergi 20 Nisan’a kadar İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde. (0212 334 09 00)
  • Nickolas Muray’ın “Bir Fotoğrafçının Portresi” isimli sergisi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Çöl ve Deniz Arasında – Ürdün Ulusal Güzel Sanatlar Galerisi’nden Bir Seçki isimli sergi 21 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
  • Modernlik? Fransa ve Türkiye’den Manzaralar isimli karma sergi 16 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de.
  • El Emeği Göz Nuru isimli sergi 26 Mayıs’a kadar Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 242 38 13)
  • Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.
  • İşte Güneş isimli sergi 14 Temmuz’a kadar Rahmi Koç Müzesi’nde. (0212 369 66 00)

İZMİR
Naci Kalmukoğlu’nun “O, bir yıldızdı” isimli resim sergisi 19 Ocak’tan başlayarak Arkas Sanat Merkezi’nde. (0232 464 66 00)

BODRUM
Mustafa Tunçalp’in seramik sergisi 10 Şubat’a kadar Nurol Sanat Galerisi’nde. (0252 317 00 02)

ANKARA

  • Temuçin Çeviren – yağlıboya resim – 30 Ocak’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)
  • Genç Kuşak Sanatçılar Nâzım’la Buluşuyor – resim – 30 Ocak’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)
  • Derya Ülker – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Metin Kalkızoğlu – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Buluşma V – resim – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Demet Kaya Güngörür&Dinçer Güngörür – heykel – 30 Ocak’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)
  • Yan Yana – karma resim – 31 Ocak’a dek – Peker Sanat Evi’nde. (0 312 439 30 03)
  • Kayıhan Keskinok – resim – 31 Ocak’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)
  • Resim, Seramik – karma resim ve seramik – 31 Ocak’a dek – Galeri Polart’ta. (0 312 439 14 80)
  • Kapadokya Uluslararası Sanat Buluşması – karma resim – 31 Ocak’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 10 92)
  • Marek Brzozowski – resim – 1 Şubat’a – Galeri Sanatyapım’da.nÖlümünün 10. Yılında İsmail Altınok ve Dostları – karma resim – 28 Şubat’a dek – İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde. (0 312 433 30 34)

MERSİN
Türkiye’nin ünlü sanatçıları Mustafa Pilevneli, Fikret Mualla, Kemal Önsoy, Fikret Otyam, Necdet Kalay, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Mehmet Güleryüz, Ahmet Yeşil, Can Göknil, Habip Aydoğdu, Ekrem Kahraman, Serap Demirağ, Gencay Kasapçı, Orhan Taylan, Işıl Özışık, Funda İyce, Gülçin Anıl, Orhan Gürel, Kainat, Alp Bartu, Vahap Demirbaş, Rasin Arsebük ve Zeki Serbest’in eserlerinin yer aldığı, “Karma Resim Sergisi” Altamira Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi, 19 Şubat tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık olacak. (0324 2330312)

ADANA
Eğitim Kültür Araştırma Vakfı (EKAV) ve Adana İş Kadınları Derneği (İŞKAD) işbirliğiyle düzenlenen, “Dikkat! Kadın” adlı sergi Toyota Onatça Plasa’daki Onatça Sanat Galerisi’nde sürüyor. Çağdaş ressamların eserlerinin yer aldığı, küratörlüğünü Denizhan Özer’in yaptığı sergi,15 Şubak tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık tutulacak. (0322 3467171)

 

Müzik

İSTANBUL

  • Süreyya Operası’nda “Bir Şölendir Opera” etkinliğinde Mehmet Ergüven, Haendel’in Jules Cesar Operası’nı anlatıyor bugün saat 18.00’de. (0216 346 15 31 )
  • nAkbank Sanat’ta Jessica Gall ve topluluğunun perşembe günü saat 17.00’de workshop’u, saat 20.00’de caz konseri gerçekleşecek. (0212 252 35 00-01)
  • Borusan Müzk Evi’nde çellist “Reyent Bölükbaşı Anısına…” anma konseri çarşamba akşamı saat 20.00’de, “Yeni Müziğin İstasyonları” Ozan Tunca açıklamalı müzik konseri perşembe akşamı saat 20.00’de. (0212 336 32 71)
  • Caddebostan Kültür Merkezi’nde şef Jurjen Hempel yönetiminde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası konseri cuma akşamı saat 20.00’de (0216 467 25 68) İş Sanat’ta Kanadalı şarkıcı Ima’nın konser salı akşamı saat 20.00’de. (0212 316 10 83)
  • nBabylon’da bugün saat 19.00’da Social Inclusion Band konseri izlenebilir. (0216 556 98 00)
  • Yarın Bahadır Tatlıöz’ü, Jolly Joker’da saat 21.30’da dinleyebilirsiniz. (0216 556 98 00)
  • Jeansanat Sahne’de yarın 21.30’da Yeşilçam Şarkıları dinlenebilir. (0212 245 55 54)
  • Soner Sarıkabadayı sevenleriyle 30 Ocak Çarşamba günü saat 21.00’de Jolly Joker’da buluşacak. (0216 556 98 00)
  • Babylon’da 30 Ocak Çarşamba günü, 20.30’da Büyük Ev Ablukada sahne alıyor. (0216 556 98 00)
  • Yasemin Mori 31 Ocak Perşembe günü saat 21.30’da Ghetto’da. (0216 556 98 00)
  • Hüsnü Şenlendirici, Fuat Güner’i, 31 Ocak Perşembe 20.30’da Babylon ağırlayacak. (0216 556 98 00)
  • Halil Sezai 1 Şubat Cuma günü Jolly Joker sahnesinde. (0216 556 98 00)
  • Manga 1 Şubat saat 22.00’de Roxy Club’da. (0212 249 12 83)
  • Demet Akalın 2 Şubat Cumartesi saat 21.30’da Bostancı Gösteri Merkezi’nde. (0216 556 98 00)
  • Jolly Joker’de Yaşar sahne alacak, 2 Şubat günü saat 22.00’de. (0216 556 98 00)
  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler İş Sanat Kültür Merkezi’nde 3 Şubat 15.00’de çocuklarla buluşacak. (0216 556 98 00)

ANKARA
CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Nikolay Alexiev yönetiminde vereceği, Ilian Garnetz’in (keman) solist olarak yer alacağı konser 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)
Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) şef Bujor Hoinic yönetiminde vereceği, dünyaca ünlü piyanistimiz Hande Dalkılıç’ın solist olarak yer alacağı konser 2 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

Opera-Bale

İSTANBUL

  • CKM Orkestrası’nın Peter ve Kurt temsilini 30 Ocak’ta CKM’de dinleyebilirsiniz.
  • Wolfgang ve Lorenzo operası 30 Ocak Çarşamba 20.00’de Devlet Opera ve Balesi’nde.
  • İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde Senfonik Minyatur balesi 2 Şubat cumartesi 16.00’da izlenebilir.

ANKARA

  • Opera Sahnesi’nde, “Karyağdı Hatun/opera” bugün ve 3, 20 Şubat’ta saat 20.00’de, “Notre Dame’ın Kamburu/bale” 14, 21, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, “Gündüz ve Gece/modern dans” 7 Şubat’ta saat 20.00’de, “Macbeth/opera” 11, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, “Töre/dans” 13 Şubat’ta saat 20.00’de, “20. Yıl Galası/modern dans” 16 Şubat’ta saat 20.00’de, “Harem/bale” 31 Ocak’ta ve 18 Şubat’ta saat 20.00’de, “Saraydan Kız Kaçırma/opera” 23 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

SAMSUN
Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde “Zorba” adlı opera yarın saat 20.00’de AKM Büyük Sahne’de sahnelenecek. (0 362-431 50 00)

Tiyatro

İSTANBUL
Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Zalım Mahmut – Bir Kurtlu Kıssa” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Antigone” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Inishmorelu Yüzbaşı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Kurban” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Ay Ecesi” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Zeytinburnu Sahnesi’nde “Sihirli Hediyeler” cuma 14.00, cumartesi 12.00 ve 14.00, pazar 14.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Düğün Şarkısı” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Sessizlik” cumartesi 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)
İstanbul Büyükşehir Belediyesi F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Toros Canavarı” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00. perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Büyünün Gözleri” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00 pazar 15.30. Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde “Şark Dişçisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Kâğıthane Küçük Kemal Sahnesi’nde “Uğur Böceği” perşembe, cuma 14.00. Haldun Taner Sahnesi’nde “Dar Ayakkabıyla Yaşamak” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Doğum Günü Partisi” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Ü. Müsahipzade Sahnesi’nde “Ateşli Sabır (Postacı)” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Türkiye Kayası” çarşamba, cumartesi 15.30 ve 20.00, perşembe, cuma 20.00, pazar 15.30. (0212 455 39 00)
Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesinde “Külhanbeyli Müzikali” perşembe 20.30. “Hangisi Babası” cuma 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” cumartesi 11.00. “Sıkıyönetim” cumartesi 20.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” çarşamba, cuma 20.30. Altan Erbulak Sahnesi’nde “Çöp Canavarı” cumartesi 14.00. (0212 414 96 47)
Dostlar Tiyatrosu’nun “Sivas 93” oyunu bugün 20.30 Halk Eğitim Merkezi, yarın 20.30 Kozyatağı Kültür Merkezi’nde (0 212 253 67 11)
Ortaoyuncular’da “Ferhangi Şeyler” cuma 20.00, “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)
Kenter Tiyatrosu’nda “Toplu Hikâyeler” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 246 35 89)
Tiyatro Pera’da “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30..
Oyun Atölyesi’nde “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi” salı 20.30, “Anlaşılmaz Konuşmalar” çarşamba 20.30, “Testosteron” perşembe 20.30. (0 216 345 39 39)
Sadri Alışık Tiyatrosu’nun “Küçük Adam Ne Oldu Sana” oyunu cumartesi 20.30, Profilo – K.A.N.O.S
Kumbaracı50’de “6 Üstü Oyun No: 2 Evaristo” bugün ve salı 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30 “İp” çarşamba 20.30. “Haz Makamı”perşembe 20.30, “Gerçek Hayattan Alınmıştır” cuma 20.30, “Barzo ile Konserve” cuma 23.00. (0 212 243 50 51)
İkincikat’ta “Korku Tüneli” bugün, “Barselo” salı, çarşamba, “Disosya” perşembe, “Yalnızlar Kulübü” cuma, cumartesi 20.30. (0 212 292 32 47)
Duru Tiyatro’da “El -Bohem “Fikret Mualla” cumartesi 20.30. “Aşk Her Yerde” cumartesi 20.30, pazar 16.00 “Suç ve Ceza” cumartesi 20.30. (0 216 338 56 86)
Mekân Artı’da “Kozalar” bugün 20.30, “Airswimming” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 224 57 56)
Maya Sahnesi’nde “Lulabay Bir Cihangir Hikâyesi” salı 20.30, “Üstü Kalsın” çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” perşembe 20.30, “Pencere” cuma 20.30, “Kara Sohbet” cumartesi 20.30, “Müsahipzade ile Temaşa” pazar 18.00. (0 212 252 74 52)

ANKARA
Akün Sahnesi’nde, “33 Varyasyon” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 3 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 5, 6, 7, 8 ve 9 Şubat’ta saat 20.00’de, “Pal Sokağı Çocukları/çocuk oyunu” 9 ve 10 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)
Altındağ Tiyatrosu’nda, “Bir Hilal Uğruna” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 3 Şubat’ta saat 15.00’te, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 5, 6, 7 ve 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 9 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 316 59 02)
nBüyük Tiyatro’da, “Hürrem Sultan” 29 Ocak’ta ve 1, 5, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 3 ve 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)
Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Cyrano De Bergerac” yarından itibaren 9 Şubat’a dek saat 20.00’de, “Karlar Kraliçesi/çocuk oyunu” 10 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312  240 00 91)
nKüçük Tiyatro’da, “Soğuk Bir Berlin Gecesi” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 3 Şubat’ta saat 11.00’de, “Ben Ödüyorum” 5, 6, 7, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 9 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 311 11 69)
Oda Tiyatrosu’nda, “Euridice’nin Elleri” 29, 30, 31 Ocak’ta ve 1, 2 Şubat’ta saat 18.30’da, “Krem Karamel” 5, 6, 7, 8, 9 Şubat’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)
Stüdyo Sahne’de, “Jerry ve Tom” 29 Ocak’ta ve 5, 8 Şubat’ta saat 20.00’de, 3, 10 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Cesaret Ana ve Çocukları” 30, 31 Ocak’ta ve 6, 7 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 ve 9 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)
Şinasi Sahnesi’nde, “Yastık Adam” yarından itibaren 3 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)
Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Selamün Kavlen Karakolu” 8, 15, 22, 23 Şubat’ta saat 20.00’de, 2 Şubat’ta saat 16.30 ve 20.00’de, 16 Şubat’ta saat 17.00 ve 20.00’de, “Zübük” 3, 10, 17, 24 Şubat’ta saat 15.30’da, 1 Şubat’ta saat 20.00’de, “Giderayak” 9 Şubat’ta saat 20.00’de, 23 Şubat’ta saat 17.00’de, “Dans Eden Eşek/çocuk oyunu” 20 Şubat’ta saat 10.30’da. (0 312 417 76 76)
Mavi Sahne’de, “Tuluatmasyon/Her şey doğaçlama komik gösteri” 2, 9 ve 23 Şubat’ta saat 20.00’de, “Gıres” 15, 16 Şubat’ta saat 20.00’de, 17 Şubat’ta saat 17.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” 22 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 241 02 33)
Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Tiyatro Pembe Kurbağa oyuncuları tarafından sahnelenecek “Karagöz Düş Zengini” adlı çocuk oyunu 2 ve 16 Şubat’ta saat 10.30’da. (0 312 442 30 50)

ADANA
Adana Devlet Tiyatrosu sahnesinde bu hafta Konya Devlet Tiyatrosu sanatçılarının rol aldığı, Cem Günen’in yazdığı, Tomris Çetinel’in yönettiği, “Suskunlar Kapısı – Bab’ı Hamuşan” adlı oyunu salı, çarşamba, perşembe ve cuma günü 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00 ve 20.00’de Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşturulacak. (0322 3523355)

SAMSUN
Samsun Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Büyük Salon’da İstanbul Devlet Tiyatrosu, Yavuz Özkan’ın yazdığı Hidayet Erdinç’in yönettiği “Herkesin Bildiği Sırlar” adlı 2 perdelik oyunla 29-30 Ocak tarihlerinde Samsunlu sanatseverlerle buluşacak. (0 362-431 21 00)

 Kaynak : [-]

28 Ocak 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/03/nar-sanat-duyuru3.jpg 356 376 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-01-28 15:04:232013-01-28 15:07:45Nerede Olursanız Olun ; 28 Ocak – 04 Şubat Arası Sanatla Olun !
Sanat Haberleri

Dünya Yazarlar Birliği (PEN) Türkiye Merkezine, “Gazeteciler Gününde” soruşturma

Piyanist Fazıl Say’ın yargılanmasını eleştiren Dünya Yazarlar Birliği’ne (PEN), ifade özgürlüğüne kısıtlama getiren TCK’nın 301’inci maddesinden soruşturma açıldı. PEN, Fazıl Say’ın yargılanmasını kınamış, “Dünya kamuoyu Türkiye’deki faşist gelişmeler karşısında alarma geçmiş durumdadır” ifadesini kullanmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, PEN Türkiye Merkezi’nin web sitesinde besteci ve piyanist Fazıl Say’ın yargılanmasını eleştiren bir açıklama yapması üzerine soruşturmayı açtı ve PEN Türkiye Yönetim Kurulu üyelerinin ifadelerini aldı. Soruşturmaya konu olan açıklama PEN Türkiye web sitesinde 3 Haziran 2012 tarihinde yayınlanmıştı.

“TÜRKİYE’DEKİ FAŞİST GELİŞMELER…”

PEN’in ifadeye konu olan açıklamasında, Fazıl Say’ın yargılanması eleştirilerek,  “Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi olarak değerli besteci ve piyanistimiz Fazıl Say’ın mahkemeye sevk edilmesini dehşetle karşılıyor, kuvvetle kınıyoruz. Dünya kamuoyu Türkiye’deki faşist gelişmeler karşısında alarma geçmiş durumdadır” ifadesi kullanılmıştı.

GAZETECİLER GÜNÜNDE SAVCIYA İFADE VERDİLER

PEN Türkiye Yönetim Kurulu İstanbul’da savcıya Türkiye’de ‘çalışan gazeteciler günü’ olarak kutlanan 10 Ocak’ta, dün verdi.

Savcılık soruşturmayı, PEN açıklamasındaki ifadelerin TCK’nın 301. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ” TC hükümetini, devletin yargı organlarini, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılamak’ suçuna girdiğine karar vererek, bu maddeden açtı.

 ” TCK 301 TÜRKİYE İÇİN AYIP “

PEN Türkiye temsilciliği, açılan soruşturma konusunda bir açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi:

“25 Aralık 2012 tarihinde bir polis memuru PEN Türkiye Merkezi’nin İstanbul’daki ofisine gelerek Yönetim Kurulu üyelerinin ev adreslerini talep etmiştir. Bu soruşturmanın Adalet Bakanlığı tarafından onaylanması durumunda, PEN Türkiye Başkanı Tarık Günersel, İkinci Başkanı Halil İbrahim Özcan, Genel Sekreteri Sabri Kuşkonmaz, Uluslararası Sekreteri Ahmet Erözenci, Saymanı Tülin Dursun ve Yönetim Kurulu’nun diğer üyeleri Zeynep Oral ile Mario Levi ve ayrıca açıklamayı PEN sitesine aktaran şair ve eleştirmen Nihat Ateş, Türkiye’de bu kanun üzerinden halihazırda yargılanmakta olan çok sayıdaki yazara katılacaklardır.”

“PEN TÜRKİYE YÖNETİM KURULU’NA SALDIRIDIR”

PEN açıklamasında, TCK’nın 301. maddesinin ifade özgürlüğü ilkesi ile taban tabana zıt olduğu belirtilerek, bu maddenin ‘hem Türkiye içinde, hem de bütün dünya tarafından ayıplandığı’ da ifade edildi.

PEN Uluslararası Başkanı John Ralston Saul konuyla ilgili olarak bir açıklama yaparak, “Bu soruşturma, ülkedeki meslektaşları tarafından seçilerek görevlendirilmiş olan PEN Türkiye Yönetim Kurulu’nun tamamına yapılmış bir saldırıdır. Üstelik, yapılmakta olan suçlama, uluslararası ifade özgürlüğü standartları düşünüldüğünde kendisinin de varolmaması gereken bir yasanın yanlış yorumlanması sonucu oluşmuştur” ifadesini kullandı.

 

Haber : Zeynep GÜRCANLI

Kaynak : [-]

12 Ocak 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/01/pen.jpg 254 490 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-01-12 11:38:482013-01-12 11:38:48Dünya Yazarlar Birliği (PEN) Türkiye Merkezine, “Gazeteciler Gününde” soruşturma
Sanat Haberleri

Tarih boyunca ” Kıyamet ” değil ama insanlık hep koptu. Nasıl mı ?

Tarihi belgeler, kıyamet senaryolarının neredeyse insanlık tarihi kadar eski olduğunu, insanoğlunun Dünya’nın yok olmasından her zaman büyük bir dehşet duyduğunu gösteriyor.
Bilinen ilk kıyamet senaryosu, M.Ö. 2800 yılına ait bir Asur tabletinde yer alıyor. Kil tablet, gerçekleşmemiş kıyamet senaryosunu şöyle anlatıyor:“Dünyamız, son günlerde yozlaştı. Dünyanın hızla sonuna yaklaştığını gösteren işaretler var. Rüşvet ve yolsuzluk, aldı yürüdü. Çocuklar, artık ana babalarına itaat etmiyor. Tüm bunlar, Dünya’nın sonunun geldiğini gösteriyor.”

Ancak tablette yazanların aksine sonu gelen Dünya değil, Asur İmparatorluğu oldu. Yakın Doğu’da büyük bir imparatorluk kuran Asurlular, M.S. 612’de Babil ordusu tarafından tarihin karanlık sayfalarına gömüldü.
M.S. 1000

Dünya tarihinin en büyük çaplı kıyamet histerilerinden biri M.S. 1000 yılında yaşandı. Papa II. Sylvester, İsa Peygamber’in doğumunun 1000. yıl dönümünde dünyanın yok olacağını söyledi. Cennete gitmek isteyen Hristiyanlar, mallarını yoksullara dağıttı, günahlarının bağışlanması için kiliselere koştu. 1 Ocak 1000’de beklenen kıyamet kopmayınca Hristiyanlar, bu kez de İsa’nın öldüğü günün yıl dönümünü beklemeye başladı. Ama beklenen olmadı, kıyamet 1033’te de kopmadı.

Kıyameti kendi çıkarları için kullananlar da oldu. Papa III. Innocent, 1213’te Kudüs ve kutsal topraklara 5. Haçlı seferlerini düzenleyebilmek için kıyamet korkusundan yararlandı. Kıyametin İslam’ın yükselişinden 666 yıl sonrasına denk düşen 1284 yılında kopacağı kehanetinde bulunan Papa’ya inanan Hristiyanlar, kutsal toprakları alıp dünyayı kurtarmaya çalışken kendi canlarından oldu. 1284’te kıyamet kopmadı, ama 7 yıl sonra son Haçlı krallığı düştü ve Memluk Sultanı Halil Akka kentini aldı. Dünya ise dönmeye devam etti.
Kıyamet fikri sanatçıları da etkiledi. Sanatın altın çağı olarak bilinen Rönesans, kıyamet kehanetlerinin yeniden tırmanışa geçmesine de sahne oldu. Bu kehanetler, Bizans İmparatorluğu’nun kalbi İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesi gibi bazı “felaketlerin” takvimleri değiştirdiği fikrine dayanıyordu.

Dominikli keşiş Girolamo Savonarola’nın “Tanrı’nın kılıcının, kısa bir süre sonra savaş, veba ve açlık olarak Dünya’nın üstüne geleceği” kehanetinden etkilenen Rönesans’ın önde gelen ustalarından Sandro Botticelli, “Mistik Doğum” adlı tablosunda kayaların altına saklanıp bekleyen küçük iblisler resmetmiş ve resmin altına da kıyametin yakın olduğuna dair not düşmüştü.

Almanya’da inşa edilen tekneler

Bilim adamları da kıyamet fikrinden etkilendi. Alman matematikçi ve astronom Johannes Stöffler, 1499 yılında gezegenlerin hizalanmasını temel alarak yaptığı kehanette 20 Şubat 1524’te meydana gelecek tufanın dünyayı yok edeceğini söylüyordu. Stöffler’in kıyamet kehaneti, basılan 100 kitapçıkla tüm Avrupa’ya yayıldı. Yüzlerce tekne inşa edildi, Alman asilzadesi Kont von Iggleheim, Rhein Nehri’nde üç katlı bir gemi yaptırdı. Gel gör ki kıyamet, 20 Şubat’ta da kopmadı. Aksine 1524 yılı, oldukça kurak geçti. Iggleheim’ın gemisinde yer kapmaya çalışanlar arasında arbede çıktı, yüzlerce kişi öldü. Kalanlar, kıyametin kopmadığını görünce kontu taşlayarak öldürdü.
Stöffler, son bir çaba olarak 1528’i yeni kıyamet tarihi olarak belirledi. O gün de bir şey olmayınca, kendini evine kapattı.

Giza Piramidi’nde saklı kıyamet tarihi

Hem 1641’te İngiliz kahin “Shipton Ana”nın kehanetlerinden, hem de Mısır’daki Giza Piramidi’nin gizemlerinden etkilenen astronom Charles Piazzi Smyth, farklı bir kıyamet tarihi ortaya attı. Piramidin sadece Mısırlılar tarafından değil, aynı zamanda Nuh Peygamber tarafından inşa edildiğini ileri süren ve piramidin dört bir yanında dünyanın sonunu gösteren izler bulduğunu belirten Smyth’e binlerce insan inandı. 5 Ocak 1881’de New York Times, hem Smyth hem de ona inananlarla dalga geçen bir makale yayımladı: “Piramidin ortasındaki galeride tam 1881 çentik var. Bu da son senemize girdiğimizi gösteriyor.”

Halley, dünyaya çarpacak

Tufanlar ve piramitler dünyanın sonunu getirmeyince insanoğlu, umudunu uzaya bağladı.
1910’da Dünya’nın yakınından geçen Halley kuyrukluyıldızı, kıyameti bekleyenlerin ekmeğine yağ sürdü. İngiliz yazarlar, Halley’in Almanya’nın işgalinin habercisi olduğunu ileri sürerken Fransızlar, kuyrukluyıldızın dehşetli bir sele neden olacağını yazdı. ABD’nin Chicago’da kentinde bulunan Yerkez Rasathanesi’nin Şubat 1910’da Halley’in kuyruğunda siyanür olarak bilinen zehirli bir gaz bulunduğunu açıklaması, tuz biber oldu. Sonunda Mayıs ayında Halley, Dünya’nın yakından geçip gitti ve New York Times, “Hala buradayız” diye başlık attı.

Jüpiter Etkisi

1974’te John Gribbin ile Stephen Plagemann, “Jüpiter Etkisi” adlı çok satan kitaplarında gezegenlerin Mart 1982’de Güneş’in aynı tarafında hizalanacağını, bu gök olayının kozmik olaylara neden olacağını ileri sürdü. Böylece yeni bir kıyamet tarihi belirlendi. Gezegenlerin toplam çekim gücünün, Yeryüzü’nün dönüşünü değiştireceği ve yıkıcı depremler olacağı ileri sürülen kitabın, Cambridge mezunu astrofizikçiler tarafından yazılmış olması, güvenirliğini artırıyordu.

Korkulan tarih yaklaşırken, binlerce insan dehşete kapılarak olası çıkış yollarının peşine düştü.

Kıyamet, 1982’de de kopmadı. Gribbin ve Plagemann, 1983’te“Jüpiter’in Yeniden Gözden Geçirilmiş Etkisi” adlı kitaplarını yayımladılar ve yeniden çok satanlar listesine girdiler.
1999, ünlü kahin Nostradamus’un kitabında dünyanın sonu olarak betimleniyordu. Nostradamus, 1999’un yedinci ayında gökten Dehşet Kralının geleceğini ve dünyanın sonuna neden olacağını yazmıştı.

1 Ocak 2000: Elektronik Kıyamet

1 Ocak 2000’de yeni milenyumun başlangıcı da kıyamet iddialarının kurbanı oldu. Bilgisayarların “00” ile biten yılı anlayamayacağını ileri süren felaket tellalları, Dünya’da yaşamın duracağı, hatta nükleer savaşın başlayacağı kehanetinde bulundu. Independent gazetesi, Uluslararası Para Fonu’nun gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kaos yaşanacağını öngördüğünü yazdı. İnsanlar, 1 Ocak yaklaşırken alışveriş merkezlerine akın ederek yiyecek, su ve diğer malzemeleri depoladı. 1 Ocak 2000’de Dünya, tüm kehanetlerin tersine yeni bir yüzyıla girdi.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı

İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ndeki (CERN) Büyük Hadron Çarpıştırıcısı da kıyamet senaryolarından nasibini aldı.

İsviçre-Fransa sınırında yerin 100 metre altında kurulan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın protonları ışık hızına çok yakın bir hıza ulaştırarak çarpıştıracağını öğrenen bazı kesimler, bu tür çarpışmaların mikro kara delikler oluşturarak dünyanın sonunu getireceğini ileri sürdü. Kuantum fizikçilerinin “asla asla deme” eğilimleri, kıyamet söylentilerinin daha da hız kazanmasına neden oldu. Her şeye karşın Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, 10 Eylül’de 2008’de çalıştırıldı. Kıyamet kopmadı, ancak çarpıştırıcı 9 gün sonra teknik bir arıza nedeniyle kapatıldı. İnsanlar, 20 Kasım 2009 ve 30 Mart 2010’daki deneylerden sonra çarpıştırıcının dünyanın sonunu getirmeyeceğine ikna oldu.

Maya takviminin sonu

2012’inin sonuna yaklaşırken yeni bir kıyamet senaryosu ortaya atıldı. Mayaların M.Ö. 3114’te başlayan ve “Baktun” olarak adlandırılan 394 yıllık dönemlere ayrılan takvimine göre 13. baktun, 21 Aralık’ta sona eriyor. 13. baktunun sona erişi, bazı kesimler tarafından Dünya’nın da sonu olarak yorumlanıyor.

Gelecek kıyametler

Eğer Dünya, 21 Aralık’ta da yok olmazsa yedekte tutulan tarihler de bulunuyor.
Örneğin Amerikalı astrolog Jeane Dixon, İsa’nın 2020’de geri gelerek kötülüğe karşı savaş açacağını ve bu savaşın 2037’de sona ereceğini, daha sonra da dünyanın yok olacağını ileri sürdü. Dixon, daha önce kıyametin 4 Şubat 1962’de kopacağını iddia etmişti.

31 Ocak 1990’da Mısır’da doğan, 1974’te KuranıKerim’de 19 Mucizesi olarak bilinen ve İslam dünyasında tartışmalara yola açan “matematiksel sistemi”ni ortaya koyan Mısırlı biyokimyacı Reşad Halife, Dünya’nın sonunun 2280 yılında geleceğini hesapladı.
Yahudilerin kutsal kabul ettiği Talmud kitabına göre ise Mesih, Adem’in yaradılışından 6 bin yıl sonra gelecek ve sonraki bin yıl içinde dünya yok olacak. Talmud’a göre Dünya’nın mahvı, 2240’ta başlayacak ve 3240’ta bitecek.

Bazı bilim adamları göre ise Büyük Patlama’dan 5 milyar yıl sonra Güneş kırmızı bir deve dönüşerek Dünya’yı yok edecek.

2003 yılında “Büyük Son” teorisini ileri süren bilim adamları ise sürekli genişleyen evrenin yaklaşık 22 milyar yıl sonra tamamen yok olacağını ileri sürüyor.

Kaynak : [-]
19 Aralık 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/12/mayalar-kıyamet.jpg 355 640 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-12-19 15:26:472012-12-19 15:44:35Tarih boyunca ” Kıyamet ” değil ama insanlık hep koptu. Nasıl mı ?
Sanat Haberleri

“Angry Birds ” filmi 2016’da gösterime giriyor

Tüm dünyada binlerce kişinin oynadığı “Angry Birds” oyununun animasyon filminin 2016’da gösterime gireceği bildirildi.

Akıllı telefonuygulaması olarak 2009’da piyasa sürülen oyunun yapımcısı Rovioşirketi, 3 boyutlu animasyon filmi için, daha önce “Iron Man (Demir Adam)”, “Despicable Me (Çılgın Hırsız)” ve“Ice Age (Buz Devri)”filmlerinin yapımcılığını üstlenen John Cohen ile anlaştıklarını duyurdu.

Piyasa sürüldüğünden bu yana Angry Birds oyunu oynadığını belirten Cohen, oyunun beyaz perdeye aktarılmasına katkıda bulunacağı için çok mutlu olduğunu kaydetti.

Üç yıl önce piyasaya sürüldükten sonra bir milyardan fazla kez yüklenen Angry Birds’in yan ürünleri de satış rekorları kırıyor. En son piyasa sürülen “Angry Birds Star Wars”da, orijinal Star Wars’a paralel olarak kuşlar asiler, domuzlar ise imparatorluk olarak canlandırılıyor.

Kaynak :[-]

12 Aralık 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/12/angry-birds.jpg 395 538 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-12-12 21:02:492012-12-12 21:02:49“Angry Birds ” filmi 2016’da gösterime giriyor
Sanat Haberleri

Zagreb’te muhteşem “ Sufi & Flamenko – 1300 yıllık dostluk ” isimli sergi ve müzikal etkinlik “ gecesi

T.C Zagreb Büyükelçiliğinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Sufi & Flamenko – 1300 yıllık dostluk” isimli sergi ve müzikal etkinlik“ büyük beğeni topladı. 1500 kişinin izlediği, yaklaşık 2 saat süren etkinliği Hırvatlar, dakikalarca ayakta alkışladı.

Geceye katılan Hırvatistan Parlamento Başkanı Josip Leko, “Dostluk adına bizlere yaşattığınız bu güzel gece ve verdiğiniz anlamlı mesajlar için teşekkür ederiz” dedi.

İzmirli Ressam Derya Var’ın resimleri  ile Tahir Aydoğdu (Kanun), Bilgin Canaz (Ney), Fahrettin Yarkın (Perküsyon), Bilal Demiryürek (Mevlüthan), Engin Kökçü (Semazen), Carlos Denıa Moreno (Flamenko solist), Kika (Flamenco dançısı), Adrian Elissen (Flamenko Gitar), Antal Steıxner (Kahon,perküsyon)’dan oluşan grubun müzikal gösterisi Hırvatistan’tan başkenti Zagrep’te sanatseverlerle buluştu.

Dostluk Köprüsü

Sufi – Flamenko 1300 yıllık dostluk sanat gecesi Hırvatistan’ın en büyük Konser merkezi olan Vatroslav Lisinski Hall’de yapıldı.

T.C Zagreb Büyükelçiliğinin himayelerinde gerçekleşen etkinlikte Büyükelçi Burak Özügergin Türkiye’nin tarihler boyunca ülkelerle olan dostluğuna dikkati çekerek doğu ile batı arasında kültür ve sanatta olduğu gibi her alanda barışı, hoşgörüyü destekleyen bir güç olduğunu vurguladı.

Konuşmasını Mevlana’nın 7 öğüt şiiri “hiddette ve asabiyette ölü gibi ol, ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”ile bitiren büyükelçi büyük beğeni topladı.
Tüm geliri Osijek Otizm Vakfına bağışlanan geceye Hırvatistan Parlamento Başkanı Josip Leko ve eşi, parlamento sözcüsü ile pek çok ülkenin devlet adamları, büyükelçileri de katıldı.

Gösteriden sonra tüm izleyenlerinde katıldığı resepsiyonda çekiliş düzenlendi, kazanan talihliye THY-Zagreb Genel Müdürü Alp Tekin tarafından 2 adet Zagreb – İstanbul uçak biletini ödül olarak verildi.

Sufi & Flamenko

İzmirli Resam Derya Var, Sufi-Flamenko 1300 yıllık Dostluk Projesi’nin, Türkiye ve İspanyaönderliğinde hayata geçirilen medeniyetler ittifakından yola çıkarak dinler ve kültürlerarası diyalogu konu alan bir sanat projesi olarak İzmir’de başladığını anımsattı.

Daha önce Konak Belediyesi’nin desteğiyle Sufi ve Flamenko 1300 Yıllık Dostluk Sanat Gecesi’nin Haziran ayında İzmir’de yapıldığını belirten Derya Var, “Aynı geceyi Zagreb’te gerçekleştirdik. TRT sanatçılarından kanun üstadı Tahir Aydoğdu, neyzen Bilgin Canaz, perküsyon üstadı Fahrettin Yarkın, semazen Engin Kökçü ve solist  Bilal Demiryürek’ in yer aldığı ayrıca Hollanda ve  Barcelona’dan 4 İspanyol sanatçısının eslik ettiği  etkinlikte; 11 ve 12. Yüzyıldan itibaren Anadolu’daki tasavvuf müziğinin gelişimi ile etkilerini anlatan ayin, ilahi ve semalar; aynı yıllarda İspanya’daki Akdeniz Müziği örnekleri ile birlikte gerek dönüşümlü gerekse birbirinin içine girecek şekilde sunuldu. Binlerce kilometre uzaklıkta da olsak, farklı kültür, din, dille de yaşasak, farklılıklarımızın en büyük zenginliğimiz olduğu, bu farklılıkların da bir çatı altında bir araya gelebileceğini Hz. Mevlana’nın ‘Gel, kim olursan ol yine gel’  evrensel felsefesiyle ifade etmek istiyoruz” dedi.

Pek çok ülkeden teklif aldıklarını belirten Derya Var, barış ve hoşgörü mesajlarını sanatın evrensel dili aracılığıyla dünyanın her yerine taşıyacaklarını söyledi.

 

Kaynak :[-]

03 Aralık 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/12/Sufi-Flamenko-zagreb.jpeg 320 670 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-12-03 15:54:522012-12-03 15:54:52Zagreb’te muhteşem “ Sufi & Flamenko – 1300 yıllık dostluk ” isimli sergi ve müzikal etkinlik “ gecesi
Sanat Haberleri

13. Uluslararası Antalya Piyano Festivali

13. Uluslararası Antalya Piyano Festivali Sanat Yönetmeni Fazıl Say, “Klasik müzik, caz müzik gibi çeşitli alanlarda yüksek kaliteli, dünya çapındaki sanatçıları Türkiye’ye, Antalya’ya getirmek istiyoruz, bu da dünya festivalinin programıdır” dedi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı 13. Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin açılışı için Antalya Kültür Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi.

Fazıl Say, toplantıda yaptığı konuşmada, ilk yıllarda festivali Antalya halkıyla, kentiyle kucaklaşan bir festival olarak hayal ettiklerini, gelinen noktaya bakıldığında hayal edilen noktaya ulaşıldığını söyledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğine teşekkür eden Say, “Klasik müzik, caz müzik gibi çeşitli alanlarda yüksek kaliteli, dünya çapındaki sanatçıları Türkiye’ye, Antalya’ya getirmek istiyoruz, bu da dünya festivalinin programıdır. Buradaki sanatçılar dünyanın her yerinde, festivallerde yer alan sanatçılardır” diye konuştu.

Festivalin açılışına kendi eseri olan ve bu yıl bestelediği “Mezopotamya” başlıklı senfonisi ile başlayacağını dile getiren Say, senfoninin 10 bölümlü bir eser olduğunu, 50 dakika sürdüğünü kaydetti.

Senfoninin Antalya’da ilk kez yorumlanacağını ifade eden Say, “Ortadoğu ağıtı, dramı olarak düşündüm, kurguladım. Mezopotamya, günümüz ve tarihsel bakımını kapsayan bir eser” dedi.

Bir gazetecinin “Son günlerde sizin de dahil olduğunuz tartışmalarla ilgili ne söyleyeceksiniz-” sorusunu Say, “Tartışmalara girmek istemiyorum, tartışmaların festivalin önüne geçmesini istemiyorum” şeklinde cevapladı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın da festivalin “Şehirde müzik var” sloganıyla gerçekleştirildiğini, 8 Aralık’a kadar sanatseverlere eşsiz müzik keyfi yaşatılacağını bildirdi. Akaydın, festivalde çok önemli sanatçıların yer aldığını ifade etti.

Fazıl Say’ın dahil olduğu tartışmalara değinen Akaydın, şunları söyledi:

“Geçen yıl yaşadığı, uygar bir ülkede yaşanmaması gereken olaylar ve yargısal facialar nedeniyle Türk halkını temsilen Antalya halkı adına, ülkem adına özür diliyorum. Bu yaşananlardan dolayı utanç duyuyorum. Ama Antalya halkı için Fazıl Say çok önemli bir sanatçıdır. Bu vesileyle ciddi ızdıraplardan dolayı acılarını, hüzünlerini paylaştığımızı ifade etmek isterim.”

Orkestra Şefi Gürer Aykal, bir festivalin düzenlenmesinin zor olduğunu, böyle bir festivalin halka indirgenmesinin ise daha önemli olduğunu kaydetti.

Toplantıya festivalin sponsorluğunu yapan Doğuş Otomotiv temsilcisi Çağrı Öztaş da katıldı.

Toplantı sonrası akşam gerçekleştirilecek “Ovada iki çocuk”, “Dicle’, “Ölüm kültürü üzerine”, “Melodram”, “Ay”, “Güneş”, “Kurşun”, “Fırat”, “Savaş üzerine”, “Mezopotamya Türküsü” başlıklı on farklı bölümden oluşan senfoninin provası yapıldı.

Festival, bugün 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde Fazıl Say’ın bestelediği “Mezopotamya” senfonisinin seslendirilmesiyle başlayacak, 8 Aralık’a kadar devam edecek.

Kaynak :[-]

17 Kasım 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/11/13-Uluslararası-Antalya-Piyano-Festivali.jpg 450 600 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-11-17 16:02:402012-11-17 16:02:5913. Uluslararası Antalya Piyano Festivali
Sanat Haberleri

Diyarbakır kapılarını tiyatro festivali için açıyor

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nca (DDT) bu yıl onuncusu düzenlenen “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali”, 7 yerli yapıma ev sahipliği yapacak.

DDT’nin ev sahipliğinde Diyarbakırlı oyun yazarı Orhan Asena anısına ve 1-17 Kasım’da, bu yıl onuncusu düzenlenen, “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali” kapsamında tiyatroseverler, Ankara, Van, İstanbul, Sivas ve Bursa Devlet Tiyatrolarının seçkin eserleri ile Ankara Opera Balesi’nin de bir temsilini izleme şansı bulacak.

DDT Müdürü Lebip Gökhan düzenlediği basın toplantısında, şu aralar bölgede farklı bir gündemin olmasına rağmen festival gibi etkinliklerin de yapıldığını ifade ederek, DDT bünyesinde Diyarbakırlı bir tiyatro adamı anısına adanan ve onuncusu düzenlenecek “Orhan Asena Yerli Oyunlar Tiyatro Festivali”ni gerçekleştireceklerini söyledi.

Festivalin önemli olduğunu, Devlet Tiyatroları (DT) bünyesinde, DDT’nin gerçekleştirdiği hem yerli yazarlara hem de yerli oyunlara destek anlamında tek yerli oyunlar festivali olduğunu ifade eden Gökhan, bu yıl sadece oyunlarla değil, Diyarbakır’da görev yapmış sanatçılarla da buluşma ve söyleşilerin yapılacağını bildirdi.

Gökhan, kapanışta Ankara Opera Balesi’nin “Töre” adlı temsille sanatseverlerle buluşacağını, açılışı ise küçük bir müzik dinletisinin ardından Orhan Asena’nın yazdığı, Serhat Nalbantoğlu’nun yönettiği “Hürrem Sultan” adlı oyun ile yapacaklarını söyledi.

“Dolu dolu bir festival geçirmeyi diliyoruz” diyen Gökhan, “Bu önemli şehirde, coğrafyada, tiyatro yapmanın keyfini ve mutluluğunu her zaman yaşıyoruz. Bütün seyircilerimizi 1 Kasım’dan itibaren festivale bekliyoruz” dedi.

“Batıda tiyatro yapmak kolay”

Gökhan, sezonu Sadık Şendil’in yazdığı, Volkan Özgömeç’in yönettiği “Kanlı Nigar” oyunuyla açtıklarını anımsatarak, oyunun yoğun ilgi gördüğünü belirtti.

Seyircinin genel olarak komedi ve müzikli oyunlara daha çok ilgi gösterdiğini anlatan Gökhan, şöyle konuştu:

“Ancak, gerçekten iyi anlatılan oyunlar da ilgi görüyor. Diyarbakır’ın harika, özel ve çok duyarlı bir seyircisi var. Tiyatroyu bilen bir seyircisi olduğuna inanıyorum. Bunun nedeni ise burada 24 yıldır DT var. Bu yüzden köklü bir seyircimiz var. Diyarbakır’da uzun yıllar çalışmış biri olarak Diyarbakır’ı başka yerde anlattığımız zaman ‘biz hiç öyle bilmiyoruz, tanımıyoruz” diyorlar. Diyarbakır zaman zaman bazı olumsuzluklara gündeme geliyor. Ama Diyarbakır’da sanat da var. Biz sanatla üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Sanatın her dalıyla, sporun her dalıyla insanlar buluştuğu zaman daha iyi bir şekilde sorunların çözüleceğine inanıyorum. Burası özel bir bölge. Batıda tiyatro yapmak kolay. Önemli olan burada bir şeyler yapmak. Teknik anlamda zorluklar var. İstanbul’da, Ankara veya İzmir’deki herhangi bir sanatçıyla Diyarbakır’daki bir sanatçının durumu farklı. Çünkü diğer yerlerde sanatçılar kendilerine alternatifler bulabiliyorlar. Mesleki açıdan kendimizi geliştirmek için biraz uzağız. Örneğin Van DT, şu an çadırda tiyatro yapıyor. Ama Devlet Tiyatroları her il ve ilçede seyirciyle buluşuyor, buluşmaya da devam edecek.”

Festival programı

Yarın Orhan Asena’nın yazdığı Ankara DT’nin “Hürrem Sultan” oyunuyla başlayacak festivalde, Ankara DT “Keloğlan” adlı oyunuyla ikinci kez tiyatroseverleri selamlarken, Van DT 5-6 Kasım’da, “Mem ile Zin”, İstanbul DT, 8,9,10 Kasım’da “Ay Ecesi”, Sivas DT, 12,13 Kasım’da “İstanbul Efendisi”, Bursa DT de 14,15 ve 16 Kasım’da “Kuzguncuklu Fazilet” oyunlarıyla konuk olacak.

Yetkin Dikinciler, Bülent Emin Yarar ve Engin Altan Düzyatan’ın da söyleşileriyle renk katacağı festival, Ankara Opera Balesi, Turgut Özakman’ın yazdığı, koreografi ve rejisi İhsan Bengier’e ait “Töre’ adlı bale gösterisiyle sona erecek.

 

Kaynak : [-]

31 Ekim 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/10/Devlet-Tiyatrolari.jpg 300 490 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-10-31 16:40:462012-10-31 16:40:46Diyarbakır kapılarını tiyatro festivali için açıyor
Sanat Haberleri

Alacahöyük’ün tarihi 1500 yıl geriye gitti

Tarihi ören yerinde yapılan kazılarda, yerleşimin bilinenden 1500 yıl daha eskiden başladığını kanıtlayan üç ayrı seramik kaba ait parçalar bulundu.

Hitit Uygarlığı’na başkentlik yapan Çorum’un tarihi ören yeri Alacahöyük’teki kazı çalışmalarında, bölgedeki yerleşimin bilinenden 1500 yıl daha eskiden başladığını kanıtlayan üç ayrı seramik kaba ait parçalar bulundu. Böylece, Alacahöyük’ün geçmişinin, günümüzden 8000-9000 yıl önceye, Geç Neolitik Çağ’a uzandığı anlaşıldı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi, Alacahöyük Kazı Alanı Başkanı Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu, yaptığı açıklamada, Alacahöyük’teki kazı çalışmalarının 1935’te Atatürk’ün emriyle başlatıldığını ve 7 yıldır Yüksel İnşaat’ın desteğiyle sürdürüldüğünü belirtti.

Alacahöyük’teki kazı çalışmalarında tarihe ışık tutacak bir gelişme yaşandığını anlatan Çınaroğlu, bölgede yerleşimin bilinenden 1500 yıl daha eskiden başladığını kanıtlayan üç ayrı seramik kaba ait parçalar bulduklarını, bu bulguların höyüğün geçmişinin Geç Neolitik Çağ’a kadar dayandığını ortaya çıkardığını ifade etti.

Kazı çalışmalarıyla 2006’da Anadolu’nun bilinen en eski sulama barajı”Alacahöyük Hitit Barajı”nın yeniden su tutmaya başlayarak, yöre halkının tarımsal sulama amaçlı kullanımına açıldığını hatırlatan Çınaroğlu, şunları kaydetti:

”Kazı çalışmaları sonucunda bölgedeki ilk yerleşimin 7000-7500 yıl öncesine giden Kalkolitik Çağ’a dayandığı biliniyordu. Bu yıl yapılan kazı çalışmalarında bulunan üç yeni parçanın ise yapım tekniği, kaba işçiliği, hamuruna iri kum taneciklerinin karıştırılmış olması ve iyi fırınlanmamış haliyle, günümüzden 8000-9000 yıl öncesi Anadolu Neolitik Dönem seramik repertuvarı özellikleriniyansıttığı anlaşıldı. Böylece Alacahöyük’ün tarihi 1000-1500 yıl kadar geriye taşındı.

Kazı çalışmalarımızda bulunan bu parçalar, Urfa Göbeklitepe taş blokları üzerinde ve Burdur Kuruçay Höyük’teki tam benzerleri gibi Neolitik Dönem seramik repertuvarını yansıtmaktadır. Böylece Alacahöyük’teki ilk iskanın, Geç Neolitik Çağ’a kadar uzandığını anlamış olduk. Alacahöyük’ün geçmişinin günümüzden 8000-9000 yıl önceye dayandığının anlaşılmasısadece bu bölge için değil, Orta Anadolu’nun iskan tarihiaçısından da son derece önemlidir. Kazı çalışmalarında önümüzdeki dönemlerde de Anadolu’nun eski tarihine yenilik getirecek eserlerin bulunacağı kesin gözüküyor.”

Anadolu’nun en eski sulama barajı

Anadolu’nun bilinen en eski sulama barajı Alacahöyük Hitit Barajı, MÖ 1249’da Anadolu’da yaşanan büyük kuraklığın ardından Hitit Kralları tarafından yaptırılan barajlardan biri.

Bu barajlardan Alaca Höyük dışındakiler işlevini yitirdi. Alacahöyük Hitit Barajı ise kaynak suyu gövdesi içinden çıktığı için günümüze kadar akmaya devam etti. Bu barajın, bulunan hiyeroglif kitabeden Kral 3. Hattuşili’nin eşi Pudu-Hepa tarafından Tanrıça Hepat‘a atfen yaptırıldığı anlaşıldı.

Genişliği 15 metre, uzunluğu 135 metre olan barajın gövdesindeki kaya dolgusunun kille kaplandığı, taş dolgu seti inşaat tekniğinin ise bugünkü baraj inşaat tekniğiyle aynı olduğu belirlendi. Ancak Hititler’in çimento yerine kil kullandığı tespit edildi. Baraj tam dolduğu zaman 15 bin metre küp su aldığı tahmin ediliyor.

Saklı kalan tarih, dünya kültür mirasına kazandırılıyor

Hitit uygarlığına başkentlik yapan Alaca Höyük, Çorum’un Alaca İlçesi’ne bağlı Alacahöyük Beldesi’nde, Boğazköy Hattuşaş’ın 25 kilometrekuzeydoğusunda yer alıyor. Atatürk’ün emri, Türk Tarih Kurumu’nun desteğiyle 1935’te başlatılan kazı çalışmaları, Atatürk’ün vefatından sonra maddi ve manevi desteğin giderek azalmasıyla 1982’de durma noktasına geldi.

Kazı çalışmaları, 1997’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu başkanlığındaki ekip tarafından yeniden başlatıldı. Proje, 2005’te yine maddi sıkıntılar yaşanması nedeniyle durma noktasına geldi. Bu tarihte Yüksel İnşaat, tarihin gün ışığıyla buluşturulmasına destek vermeye başladı.

Projeye verilen uzun soluklu maddi ve manevi desteklerle bugün Alaca Höyük’te saklı kalan pek çok tarihi eser gün yüzüne çıkarılarak, dünya kültür mirasına kazandırılıyor.

20 Ekim 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/10/alacahoyuk.jpg 620 600 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-10-20 13:32:392012-10-20 13:32:39Alacahöyük’ün tarihi 1500 yıl geriye gitti
Sanat Haberleri

29’uncu Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması sergisi açıldı

29. Aydın Doğan Karikatür Yarışması’na 80 ülkeden 944 sanatçının, 2 bin 945 eserinin arasından dereceye girenler ve sergilenmeye layık görülenle Caddebostan Kültür Merkezi’nde açılan sergiyle görücüye çıktı.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde yer alan sergi gerçekleştirilen kokteyl ile sanat severlerle buluştu. Açılış törenine, Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, yarışmada eserleri ilk üç dereceye girenler ile başarı ödülüne layık görülen karikatüristler ve sanat severler katıldı.

Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, sergiyle ilgili yaptığı konuşmasında 29 yıldır bir yarışmayı sürdürebilmenin önemli bir kurumsallığı gösterdiğini belirterek, “Bunun arkasında ciddi bir çalışma var, disiplin var, bir vakfın gücü var. Biz bütün dünya çizerlerinin özgür ifade platformu olmaktan gurur duyuyoruz. Bizim bugüne kadar vakfımıza 70 bin tane karikatür geldi. Dünyanın dört bir yanından karikatürcülerle ilişkimiz var. Her yıl bu tekrarlanarak devam ediyor. Hepsiyle ayrı ayrı diyalog içerisindeyiz” diye konuştu.

ARŞİVİMİZDE 130’DAN FAZLA ÜLKEDEN KARİKATÜRCÜNÜN KARİKATÜRÜ VAR

Yarışmalara katılan karikatürleri web ortamına aktararak web müze kurduklarını ifade eden Fetvacı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bundan sonra yeniliklerle devam edeceğiz. Karikatürcülere daha başka olanaklar da hazırlamaya çalışıyoruz. Çalışmalarımızı bu yönde ilerletiyoruz, geliştiriyoruz. Bu sene bize 2945 karikatür geldi. Bunların elemesi çok zor oluyor. Jüri baya bir zorlanıyor. Çünkü çok kuvvetli çizgiler var. Gördüğünüz gibi 2 tane birinci çıktı. Jüride her sene dünyaca ünlü karikatüristler oluyor. Biz şöyle bir jüri kurmaya çalışıyoruz, her kıtayı temsil eden mutlaka birisi oluyor. Yani hem Asya’dan, Amerika’dan, Avrupa’dan Güney Amerika’dan Afrika’dan mutlaka birer temsilci olsun istiyoruz ve Türkiye’den birkaç temsilci oluyor. Türkiye’den bir de ön jürimiz var. Hepsi yoğun bir çalışma yapıyor. Baya bir tartışarak geliyorlar. Bu gördüğünüz karikatürlerin önünde de saatlerce konuştular düşündüler, gittiler geldiler bir daha baktılar bir daha not verdiler. Öyle çok da bir süreç olmuyor ama başka türlüsü de olamaz herhalde. Jürinin bize söylediği, gelenlerin bize söylediği bu yarışmanın dünyanın sayılı saygın yarışmalarından bir tanesi olması. Biliyorsunuz biz yarışma sırasında ülkelerin isimlerini ve imzalarını kapatıyoruz. Dolayısıyla hangi karikatürü kimin yaptığı belli değil en sonuna kadar. En sonunda kazananlar belli olunca isimleri açıyoruz, isimleri açıyoruz ondan sonra hangi ülke kazanmış hangi çizer kazanmış o zaman ortaya çıkıyor. Bu da bunun ne kadar titizlikle yaklaşıldığının bir başka göstergesi. Arşivimizde 130’dan fazla ülkeden karikatürcünün karikatürü var. Bu sene de 90’a yakın ülkeden 944 karikatürcü 2945 karikatürle katıldı. Her sene artıyor. Artması kadar bizim için kaliteli eserlerin gelmesi de önemli. Son yıllarda özellikle kalitede ciddi bir artış olduğu da bize ifade ediliyor. Biz de onun farkındayız. Bu da çok önemli tabi.”

TABİİ Kİ DÜNYA, BU SAVAŞ ORTAMINDA MİZAHLA GÜLÜMSEMEYLE DAHA GÜZEL OLACAK

Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hulusi Özocak ise Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’na katılan eserlerin ev sahipliğini yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Çünkü 29 yıl dile kolay. Karikatür gibi bir sanata akıl sanatının güzel ürünlerini hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli köşelerinde sergilemek cesaret ister. Hele de günümüzde birçok ayrılıkçı ayrıştırıcı politikaların olduğu yerde bu mizah, bu estetik, bu hoşgörün ev sahipliğini yapmak bize büyük gurur veriyor. Hatta biz Kadıköy’ü tabii ki kültürle, sanatla, eğitimle sağlıkla güzelleştiriyoruz. Yaşam kalitesiyle öne çıkıyor. Gördük ki bir şeyimiz eksik. Geçtiğimiz yıl bir karikatür evi açmaya karar verdik. Hemen belediyemizin yanındaki bir tarihi köşkü yine Türkiye çapındaki, semtimizdeki karikatürcülerimiz orada atölye olarak çalışmalarını yapacaklar, sergilerini yapabilecekler, konferanslarını verebilecekler. Çok güzel bir kompleks. Yerimiz hazır ancak yer anıt eser olduğu için bazı prosedürleri de bu anıtlar kurulu kısa sürede izin verir umarım. Bu sanata özellikle burada bugün birinci olan Türk yurttaşımız Amerika’da yaşıyor ama, onun espri anlayışına onun hoşgörüsüne bir katkı sunmak bizim için bunlara ev sahipliği yapmak çok hoştu. Tabii ki dünya, bu savaş ortamında mizahla gülümsemeyle daha güzel olacak. Onun için de bir çabamız bir umudumuz var olacak. Eğitim kısmı da olacak. Karikatürle uğraşan sanatçılarımıza orayı teslim edeceğiz. Çünkü bir çok sanatsal gönüllülerimiz var, çocuk ruh sağlığı merkezlerimiz var, bunun yanında yine karikatürcülerin yöneteceği hem eğitsel boyutuyla hem atölye çalışması boyutuyla hem de eserlerini taktim edecekleri alanlarıyla güzel bir merkez olacak” diye konuştu.

BU ÖDÜLÜ KAZANMAKTAN ÖTÜRÜ ONUR DUYUYORUM

Yarışmada birincilik ödülünü paylaşan İranlı sanatçı Javad Alizadeh, yarışmanın organizatörlerine teşekkür ederek, “Bu ödül benim için çok prestijli bir ödül. Bu ödülün benim için iki anlamı var. Birinci anlamı, Aydın Doğan Uluslararası Karikatür yarışmasının dünya çapındaki en iyi yarışmalardan biri olması. İkinci nedeni ise ben İranlı bir Türk’üm. Bu ödülü kazanmaktan ötürü onur duyuyorum. Özellikle birincilik ödülü almış olmaktan mutluluk duyuyorum. Dediğim gibi bu güzel festivali organize edenlere çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

DEMOKRASİNİN EN GÜZEL TEMEL ÖZELLİKLERİNDEN BİR DE ELEŞTİRİDİR

Yarışmada birincilik ödülünü kazanan diğer karikatür sanatçısı, Doğan Arslan ise, “Aydın Doğan karikatür yarışması benim için çok önemli. Özellikle sadece karikatürler değil genel sanatla uğraşan biri olarak. Çünkü karikatür sanatında en önemli özellik eleştiri sanatıdır. Böyle uluslararası bir yarışmada eleştiri sanatı hat safhadadır. Bu yarışmada bu en üst seviyededir. Demokrasinin en güzel temel özelliklerinden bir de eleştiridir. Demokrasinin güzelleşmesi ve serpilebilmesi için eleştirinin olması lazım. Dolayısıyla Aydın Doğan Karikatür Yarışması’nın burada demokrasiye ve eleştiriye katkı sağlıyor. Karikatür sanatı ve demokrasinin dolaylı bir ilişkisinin olduğuna inanıyorum. Bu benim için önemli. Bir sanatçı olarak dünyadaki gelişmeler hakkında fikirlerimi beyan etmek istediğimde bu tür kaliteli yarışmalara katılmak benim için zevktir. Bu yarışmadaki karikatürümde belirtmek istediğim, günümüzdeki Arap Baharı ve teknoloji. Bu iki noktanın, politika ve teknolojinin arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştım. Bu tür yarışmaların devam edebilmesi ve çoğalması, Türkiye’de eleştiri sanatını geliştirecek” diye konuştu.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde bulunan sergi, 23 Ekim 2012 tarihine kadar gezilebilecek.

 

Kaynak : [-]

11 Ekim 2012/19 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/10/29uncu-aydin-dogan-uluslararasi-karikatur-.jpg 438 620 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-10-11 11:27:352012-10-11 11:27:3529’uncu Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması sergisi açıldı
Sanat Haberleri

AKM’de restorasyon başladı

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) restorasyon çalışmaları için ruhsatın alındığını ve çalışmaların başladığını söyledi…

Günay, restorasyon çalışmalarına ilişkin AKM önünde düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada,AKM’nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında yenilenmesi için geliştirdikleri projenin, yer teslimi safhasında ”girişte müzik ya da kitap satış ünitesi istemiyoruz”, ”altındaki terzihane ve boyahanenin yandaki belediye arsasına götürülmesini istemiyoruz”, ”çatısına İstanbul’un zenginlerinin yararlanacağı bir İstanbul lokantası yapılmasını istemiyoruz” gerekçeleriyle açılan dava sonucunda iptal edildiğini anlattı.

Mütevazi bir iyileştirme projesini 2010 sonuna yetiştirmek istediklerinde de kaynak bulmakta zorlandıklarını aktaran Günay, ”AKM’den daha güzel bir kültür merkezi olamaz mı İstanbul’da? Elbette olması gerekiyor. Türkiye, 30 milyondan fazla yabancı turist ağırlıyorsa, İzmir’in, Antalya’nın, Ankara’nın, İstanbul’un sadece doğasıyla ve tarihiyle değil, sanat etkinlikleri ve merkezleriyle de gündeme gelmesi gerekir ama burada bir kültür merkezi var. 50 yıldan beri bir tartışmanın konusu. Bu merkezi de bir an önce toparlayalım, belli akşamlar ya da her akşam ışığı Taksim’e yansısın. Bunu amaçladık” diye konuştu.

Kaynak için sponsor arayışına girdiklerini belirten Günay, şöyle devam etti: ”İstanbul’da bunu paylaştım bazı arkadaşlarımızla. Akıl veren çok ama para veren yok, ne yazık ki. İstanbul’da veya büyükşehirlerde bu konuları paylaştığınız zaman birçok insan ‘Çevrede rant alanı üretin, o rant alanından size gelir, gelir’ gibi parlak fikirler verebiliyorlar. Başka yerlerle ilgili bu tartışmalara şahit oldum, onun için söylüyorum.”

Bakan Günay, sonuçta Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın bu projeyle ilgili kendilerini 2012 ve 2013 yıllarında 30 milyon lira destekleyeceğini bildirdiğini aktararak, bunun da, ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 40’ını karşıladığını ifade etti.

Şubat ayında gerçekleştirilen anlaşmanın ardından ihalenin başlatıldığını söyleyen Günay, ”Yeni Yapı ve Taca firması ihaleyi 69 milyon lira bir değerle üstlendi” dedi.

Günay, Sabancı Topluluğu’nun verdiği destek karşılığında yalnızca büyük salona ”Sabancı Konser Salonu” ismi verileceğini, bina dışında herhangi bir ibare bulunmayacağını dile getirdi.

Restorasyonun tamamlanma süresinin 540 gün olarak planlandığını ancak 2013 yılı 29 Ekim’inin, Cumhuriyet’in kuruluşunun 90. yılı olduğunu anımsatan Ertuğrul Günay, ”90. yılda perdelerimizi açarsak İstanbul’a ve bu binaya karşı bu gecikmeden doğan sorumluluklarımızı belki o güzel günün hatırına bir miktar bağışlatabiliriz umudundayım” dedi. Günay, bu nedenle ihaleyi kazanan firmalardan proje süresinin kısaltılması, en azından salonun perdelerinin o tarihte açılmasının sağlanması ricasında bulundu

İstanbul’a iki, Ankara’ya bir yeni sanat mekanı

Bakan Günay, başka iki projeye de değindiği konuşmasında, İstanbul’da uzun süredir unutulmuş olan Maslak’taki kültür merkezi için de yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını söyledi. Günay, 5 bin kişilik, her türlü sanat etkinliğinin yapılacağı bir büyük salon, bin 200 kişilik bir konser salonu ve 3 bin metrekare müzeden oluşan merkezin en geç 2014’te açılabileceğini kaydetti.

Ankara’da temeli 1990’lı yıllarda atılmış olan konser salonu için de çalışmaların sürdüğünü aktaran Günay, yüklenicilerin kendi hızlarına yetişmesi durumunda 2013 sonunda Ankara’yı da Avrupa çapında bir konser salonuna kavuşturabileceklerini belirtti.

”Teknik aksamı yenilerken estetik de katacağız”

Toplantının ardından soruları yanıtlayan Bakan Günay, ”Ruhsat alındı ve restorasyon çalışmaları bugün başlıyor. İçinde bin 200 kişilik bir konser salonu, 500 ve 200 kişilik iki ayrı salon var. Hepsi çağdaş teknolojiye uygun şekilde yenilecek” dedi.

Günay, binanın teknik aksamının yenileneceğini, dünyadaki diğer kültür merkezleriyle kıyaslandığında zarafetten yoksun olduğu yakınmalarına karşı binaya biraz daha estetik katmaya da çalışacaklarını anlattı.

Sabancı Topluluğu adına konuşan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Hüsnü Paçacıoğlu ise restorasyondan sonra AKM’nin yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın sayılı kültür merkezlerinden biri haline geleceğine inancını dile getirdi.

16 Temmuz 2012/18 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/07/AKM-Atatürk-kültür-merkezi.jpg 637 850 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-07-16 13:15:392012-07-16 13:15:39AKM’de restorasyon başladı
Sanat Haberleri

Mono Festival’de yerli ve yabancı isimler, gündüz saatlerinde sahne alacak.

Şehre Mono geliyor!

Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali müzikseverler ile buluşturmaya hazırlıyor.

Mono Festivali

30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival’de müzik dünyasının yenilikçi ve farklı tarzlarıyla dikkat çeken yerli ve yabancı isimleri, gündüz saatlerinden itibaren sahne alacak.
Güneşi, denizi ve kumsalı müzikle birleştiren ve aynı zamanda şehre taşıyan tek festival olan Mono, bu yaz unutulmayacak bir program ile müzikseverlerin karşısında olacak.

30 Haziran Cumartesi günü kapılarını sabah 10:00’da açacak olan Mono Festival’de 4 farklı sahne yer alıyor. Ana sahne ve Burn Electronica & Dubstep sahnesinde izleyeceğimiz dünyaca tanınmış isimler arasında, Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan etkileyici topluluk Gogol Bordello, izleyicilerini ilgi çekici kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına götürecek. Kanadalı New Wave ve Indie rock grubu Metric ise alternatif duruşları ve güçlü sahne performanslarıyla göz dolduracak. Son dönemlerin sıkıcı, monoton ruhundan kurtulmak isteyenlerin aradığı,hayranlarının tüm duyularının uyanmasını sağlayan derin ve vurucu new wave soundlu grup The Horrors ve alegorik tarzıyla seyirciyi büyüleyici, masalsı bir yolculuğa çıkarmayı başaran Danirmarkalı yeni yetenek Oh Land Mono Festival’de müzikseverleri bambaşka bir dünyaya taşıyacak. Yerli gruplardan ana sahnede müzikseverleri bekleyen isimse The Ringo Jets olacak.

80’leri, gerçek sentez ve prodüksiyonla ürettiği elektronika müzikte başarılı bir şekilde tekrar yansıtmayı başaran Com Truise ve 2010’dan beri yayınladığı sıradışı club trackleriyle beğeni toplayan Bok Bok da, Mono festival’de akıllara kazınacak performanslarla festivali doruğa taşıyacak. Grup Ses Beats ise Burn Electronica ve dubstep sahnesinde performans sergileyecek isimler arasında yerini alıyor.

ANA SAHNE

Oh Land

Oh Land

Elektro-pop ve deneysel tarzda şarkılarıyla tanınan müzisyen, söz yazarı ve dansçı Danimarkalı Oh Land, gerçek adıyla Nanna Øland Fabricius, müzik dünyasına 2008’de çıkardığı “Fauna” albümüyle adım attı. Kendi adını taşıyan ve 2011’de çıkardığı ikinci albümü sayesinde Danimarka listelerinde beşinci sıraya kadar yükseldi. Oh Land, opera sanatçısı bir anne ve kilise orgcusu bir babanın kızı olarak yetişti ve bunu müziğine de yansıtmayı başardı. Sahne performansının büyülü dünyasını kutsal olarak nitelendiren Danimarkalı şarkıcı,  alegorik özellikler taşıyan müziği ile konserlerinde seyirciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

 

 

 

 

 

 

Gogol Bordello

Gogol Bordello

Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan Gogol Bordello, sahne enerjisiyle kitleleri harekete geçirip dinleyicilere bol tempolu anlar yaşatmayı başarıyor. Adını ideolojik olarak etkilendiği Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan esinlenerek alan grup 1999 yılında kuruldu ve bir süre Rus düğünlerinde çingene müzikleri çaldı. Gogol Bordello, izleyicilere yaşattığı hiper-kinetik sarsıntılarla kısa sürede New York altkültürünün en popüler isimlerinden biri haline geldi. Roman punk ve roman folk tarzını benimseyen ve Türk seyircisinin de beğenisini kazanmayı başaran Amerikalı grup, izleyecileri olağanüstü kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına davet ediyor. Gogol Bordello, 2006’da Rock’n Coke’ta, 2008’de Efes Pilsen One Love gibi önemli festivallerde sahne aldı.

Metric

Kanadalı indie rock ve New Wave grubu Metric, vokal ve keyboard’da Emily Haines,

Metric

gitarist James Shaw, basist Josh Winstead ve davulcu Joules Scott-Key’den oluşuyor. 1998’de kurulan grup ilk albümleri “Old World Underground, Where Are You Now”u 2003’te çıkardılar ve bu albümle En İyi Alternatif Grup ödülüne aday gösterildiler. Asıl çıkışlarını 2009’da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümleri “Fantasies” ile yapan Metric, Yılın En İyi Alternatif Albümü ve En İyi Grup ödüllerine sahip oldular. Festivallerdeki performanslarıyla seyirciye unutulmayacak anlar yaşatan ve müzik dünyasına kattıkları yenilikçi bakış açısından güç alan Metric, Haziran 2012’de çıkacak yeni albümleri “Synthetica”yı kariyerlerinin en iyi özeti olarak gösteriyor.

The Horrors

The Horrors

The Horrors 2005’te İngiltere’nin Southend on Sea bölgesinde kuruldu. Çıkış albümleri Stange House 2007 yayınlandı ve kısa sürede İngiltere albüm listesinde 37 numaraya ulaştı. 2009’da piyasaya çıkan Primary Colours’la 25’e ulaşan The Horrors, Temmuz 2011’de çıkardıkları Skying albümleriyle listenin 5. Sırasına yerleşti.

Plak ve DJ’liğe olan merakları sayesinde tanışan Rhys Webb, Faris Badwan ve Tom Cowan, 60’lar Garaj Rock, New Wave ve Post Punk’a duydukları ilgi sayesinde bir araya geldi. 2005’te Joshua Hayward ve Joe Spurgeon’ı da yanlarına alarak The Horrors’u kuran grup, çıkış singleları “Sheena Is a Parasite” ile halkın dikkatini çekti ve ikinci single’ları “Death at the Chapel” ile NME’ye kapak olma şansını yakaladı.  Müzik piyasasında hızla yükselen grup, Mart 2012’de İngiltere ve İrlanda’da sahne paylaşmak üzere Florence and The Machine’in Ceremonials turnesine katıldı.

Sahneye çıktıkları anda önce kendilerini, sonra seyirciyi coşturan grup, kaliteli müzikle çılgınlığı bir araya getiriyor.

Com Truise

Com Truise

Seth Haley, sahne adıyla Com Truise, New York ve sonrasında Princeton, New Jersey çıkışlı bir elektronik müzik adamı.

Sentez ve ağır prodüksiyonla yaptığı müziği, 1980’lerin tarzından etkilenmiş. Dinleyiciyle ilk buluşması AM Discs label üzerinden ücretsiz indirlebilen Cyanide Sisters EP’yle gerçekleşen Com Truise, Ghostly International’ın dikkatini çekmeyi başardı ve Cyanide Sisters yeniden basıldı. Hemen ardından Tron: Legacy Reconfigured albümünde bir remixi yer alakn Com Truise, 2011’de ilk albümü Galactic Melt’i piyasaya çıkardı. Neon Indian’ın Sleep Paralysist’ini, Twin Shadow’un Castles In The Snow’unu, Franklin’in  I Know’unu, Ana Lola Roman’ın Klutch’ını remixleyerek gittikçe müzik piyasasında adından söz ettirmeye başlayan Com Truise, Aralık 2011’de yayınladığı Foster the People’ın Helena Beat remixiyle büyük beğeni topladı.

BEACH BUMS

Mabbas

Mabbas

2000 yılından bugüne neredeyse hiç ara vermeden Türkiye’nin en kaliteli radyolarında DJ’lik, müzik dergilerinde yazarlık ve festivallerde direktörlük yapmış Mabbas, tam anlamıyla bir müzik adamı. Sırasıyla Radio Cool, FG 93.7, Radyo 92.3 ve Dinamo 103.8’de tanıştığı dinleyenleriyle  Kasım 2009’dan itibaren Pazar akşamları saat 21.00’de Radyo Eksen 96.2’de buluşan Mabbas, canlı canlı Mono Festival’de.

Club Bangkok

Club Bangkok,gece hayatı boşluğunu görüp şaşıran, sonrasında şaşırmayı bırakıp bir ‘club night’ başlatan üç enerjik gençten oluşmakta. 2010 ortalarında Doğu yanına Hakan Odabaşı ve Onur Yazıcı’yı alarak Bangkok gecelerinin İstanbul ayağına başladı. Bangkok DJ’leri bir yılı aşkın süredir bütün kalpleriyle sevdikleri bir playlist ile gelenlerin yüzünde gülümseme, ertesi gün de vücutlarında müthiş bir hangover bırakmayı başardı. The Clash, The Sonics, Sex Pistols gibi ‘Old-Skool-Indie’yi, 2004 sınıfından terk The Libertines, Futureheads ve arkadaşlarıyla birleştirip, her çalındığında tavandan ter akıtacak derecede dans ettiren Blur, Franz Ferdinand marşlarıyla karıştırınca insanların mutlu olmaması imkânsıza yakın.

Style-ist

Yetenekli DJ, elektro, elektroclash, elektropop ve breakbeat gibi müzik türleriyle önemli festival ve organizasyonlarda kendini kanıtlamış bir isim. Ayrıca dub ve reggae birleşimli sounduyla da sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.

Yakuza

Asıl adı Can Utkan olan DJ Yakuza’nın kariyeri Tokyo’da çaldığı çeşitli kulüplerde başladı. 1999 yılında Türkiye’ye dönen ve Radio Oxigen’de çalmaya başlayan DJ Yakuza, ağırlıkla drum’n bass ve break-beat tarzlarına yönelse de kendine ait farklı ve zengin bir dil yarattı. DJ’liğin yanısıra önemli caz müzisyenleriyle de ortak çalışmalar yapan sanatçı, prodüktör kimliği ile de değişik projelerde yeraldı. Cem Yıldız, Richard Hamer ve Murat Uncuoglu ile birlikte, elektronik altyapıyı Türk folk müziği ve enstrümental biçimlerle harmanlayıp geleneksel vurmalı çalgılarla örülmüş çok sesli ve “jazzy” bir kurgu ortaya çıkardıkları Orient Expressions grubunu kurdu. 2008 yılında DJ olarak ilk çalışması “Labyrint” yayınlandı. Birçok ülkede performans gösteren DJ Yakuza, İstanbul’un en eklektik ve keyifli elektronik müziklerini yapan isimlerden biri olarak gösterilmeye devam ediyor.

DearHead

Kuruldukları 2009 yılı itibari ile İstanbul elektronik müzik piyasasına yeni bir soluk getiren DJ ikilisi DearHead (Bengi Ünsal & Evrim Tüfekçioğlu), bol vokal ve ritimli parça seçimleri, farklı türleri birleştirmekteki ustalıkları ve sahnedeki enerjileri ile gönüllerde taht kurdu.

Dancing Birds Feel The Beat

Kiki, Babylon, Ghetto gibi mekânlarda modern zaman içinde “boogie night”lar yaptı Dancing Birds Feel the Beat ikilisi Sehnaz ve Sine… Biri Screamin’ Jay Hawkins, The Beach Boys, The Trashmen çaldı, diğeri setin başına geçtiğinde tam da bu zamanın kahramanlarını arka arkaya dizdi; Two Door Cinema Club, MGMT, La Roux, Interpol… Bu kez festival güzellemeleriyle setin başına geçecekler, eskiler yeniler bir yana sahnenin ortasına eğlence koyacaklar.

DİNAMO LOUNGE

Cervus

 

Türkiye’nin en geniş katılımlı DJ anketi “DJ Office Best DJs 2005” anketinde yılın en iyi DJ’i seçilen Cervus sahip olduğu yetenek ve vizyonla elektronik müzik piyasasının en sağlam isimlerinden. Başarılı DJ ve yapımcıyı canlı dinlemek isteyenler için harika bir fırsat.

Tutan

Türk müziğinin Barış Manço, Zeki Müren gibi ustalarının şarkılarını kendine has soundıyla mixleyen Tutan, House ve Techno konusundaki cüratkırlığını radyo programına da taşıyıp, her eserinde küçük deneyler yapan bir DJ.

Kaan Düzarat

1980 Eskişehir doğumlu; ama İstanbul’a İngiliz electro house soluğunu getirmesiyle bilinen, yıllardır Dinamo’da DJ’lik yapan ve Vesvese’yle sık sık İstanbul’u sallayan Kaan Düzarat, bu kez de Mono Festival’de.

(((emre)))

DJ’liğe 1997’de Açık Radyo’yla başlayan (((emre))), şimdilerde Dinamo FM’in vazgeçilmezlerinden. Kendisi Magma, Ministry, Captain Hook, Hangar – 2019, Milk, Çubuklu Hayal, Karga Bar, Zihni, Orange, 7th House, The Club 20 – Ankara, Wasp, Juke Box, Solar Beach, Minimüzikhol gibi mekan ve festivallerde çalarak seyircinin favorileri arasına girdi.

Agentorange

Agentorange ya da gerçek adıyla Mete Tavukçuoğlu, 90’lı yıllarda drum’n bass, big beat ve house müziğe ilgi duymaya başladı ve arkadaş partilerinde başlayan DJ’lik serüveni Türkiye elektronik müzik piyasasının en önemli isimlerinden biri olmasıyla devam ediyor. Agentorange’ın müziğinde breakler, techno, elektro ve bol vokal duyacak, ona hayran kalacaksınız.

 

Muzo

Türkiye’nin en sevilen radyocularından, Dinamo’nun çok yönlü ismi.

Bergiten

1993 yılında DJ’liğe başladı. Soulfultechno, Deephouse, Progressive house ve Breakbeat ağırlıklı müziğiyle birçok radyo ve klüpte çaldı. Bugün Dinamo’nun müzik direktörlüğünü yapıyor ve haftada bir dinleyenleriyle buluşup, hızından hiçbir şey kaybetmediğini herkese gösteriyor.

Doğukan İres

Lise yıllarında Depeche Mode’a olan hayranlığı sayesinde başlayan müzik serüveni Londra’nın ve İstanbul’un en popüler klüplerinde çalmasıyla sonuçlanan Doğukan İres, house, tech-house ve deep-house dolu bir performansla Mono Festival’de.

 

Kaynak : [-]

 

13 Mayıs 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/05/Mabbas.jpg 168 305 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-05-13 14:25:522012-05-13 14:30:16Mono Festival’de yerli ve yabancı isimler, gündüz saatlerinde sahne alacak.
Page 4 of 512345

Şunun için etiket arşivi: Düğün

Sonuç Bulunamadı

Üzgünüz, hiç bir gönderi kriterinizle eşleşmedi

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön