Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: Deyan Sudjic

Sanat Haberleri

İstanbul, Tasarım Bianeli başlıyor

İstanbul ilk kez 13 Ekim’de Tasarım Bianeli’ne ev sahipliği yapacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından gerçekleştirilecek İstanbul Tasarım Bianeli’ne 46 ülkeden 200’ün üzerinde tasarımcı ve mimar yaklaşık 100 projesiyle katılacak. Londra Tasarım Müzesi Direktörü ve İstanbul Tasarım Bianeli Danışma Kurulu üyesi Deyan Sudjic tarafından teması ‘Kusurluluk’ (Imperfection) olarak belirlenen İstanbul Tasarım Bianeli’nde, iki ana sergi yer alıyor. Emre Arolat’ın İstanbul Modern’de yer alacak ‘Musibet’ başlıklı sergisinde ‘tasarımın gündelik hayattan uzak, değdiği her şeyi meşrulaştıran bir gücü olmadığı’ fikri, maket, video, fotoğraf ve interaktif oyun gibi çalışmalarla aktarılacak. Joseph Grima’nın Özel Rum İlköğretim Okulu’nda yer alacak ‘Adhokrasi’ başlıklı sergisinde ise ‘tasarımın odağındaki tüketicilerin de artık tasarım ve üretim sürecinin bir parçası olmasının altı çizilecek. Ziyaretçilerin de tasarım sürecini deneyimleyebilecekleri sergide interaktif alanlar yer alacak. İstanbul Tasarım Bianeli’nde iki ana serginin yanı sıra, akademi programı, atölye çalışmaları sergileri, paralel katılımcı etkinlikleri ve tasarım yürüyüşleri yapılacak. İstanbul Tasarım Bienali, 12 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.

27 Eylül 2012/9 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/09/iksv-TASARIM-BIENALI.jpg 1900 1341 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-09-27 16:54:372012-09-27 16:54:37İstanbul, Tasarım Bianeli başlıyor
Sanat Haberleri

1.İstanbul Tasarım Bienali

İstanbul Tasarım Bienali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Eren Holding, Koray Şirketler Topluluğu, Vestel ve VitrA eş sponsorluğunda 13 Ekim–12 Aralık 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek

İstanbul Tasarım Bienali’nin etkinlik programını anlatmak, bienalin teması ve sergi içeriğiyle ilgili bilgileri paylaşmak amacıyla, 12 Mart Pazartesi akşamı Galata özel Rum İlköğretim Okulu’nda bir basın toplantısı düzenlendi.

İstanbul Tasarım Bienali, 13 Ekim- Aralık 2012 tarihleri arasında, Emre Arolat ve Joseph Grima küratörlüğünde, Londra Tasarım Müzesi Direktörü; ve aynı zamanda İstanbul Tasarım Bienali Danışma Kurulu üyesi olan Deyan Sudjic’in önerisi ile belirlenen “Kusurluluk” ; (Imperfection) teması altında gerçekleştirilecek. İstanbul Tasarım Bienali sergileri, kentsel tasarım, mimarlık, endüstiri ürünleri tasarımı, grafik tasarım, moda tasarımı, yeni medya tasarımı gibi başlıca alanlar ve ilgili tüm yaratıcı ürün  ve projeleri kapsayacak. Bienal sergileri, İstanbul Modern ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda yer alırken, etkinlikler şehrin farklı noktalarına yayılacak.

Basın toplantısına, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ve İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Özlem Yalım Özkaraoğlu’nun yanı sıra İstanbul Tasarım Bienali küratörleri Emre Arolat ve Joseph Grima konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda, bienal temasını ayrı ayrı yorumlayarak, bağımsız iki yaklaşım sunacak küratörlerden Emre Arolat “Müsibet” ; Joseph Grima da “Adhokrasi”; başlıklarını taşıyacak sergilerinin detaylarını ilk defa basın mensuplarıyla paylaştı.

Basın toplantısında ayrıca, İstanbul Tasarım Bienali vesilesiyle ilk defa bir  kürel etkinliğe ev sahipliği yapacak Galata Özel Rum İlk Öğretim Okulu adına Yönetim Kurulu Başkanı Meri Komorosano da kısa bir konuşma yaptı.

İstanbul Tasarım Bienali, sektörün yaratıcı ve önde gelen dört firmasının eş sponsorluğuyla gerçekleştirilecek. Bienalin eş sponsorlarından Eren Holding adına Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Eren, Koray Şirketler Topluluğu’nu temsilen Koray İnşaat CEO;su ve Yönetim Kurulu Üyesi M. Şamil Çapar, Vestel adına Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı  Ömer Yüngüm ve VitrA adına Eczacıbaşı Yapı  Ürünleri Grubu Başkanı Hüsamettin Onanç da basın toplantısına katıldı.

İstanbul Tasarım Bienali Hakkında  (Detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz)

Tasarımın üretime, ekonomik kalkınmaya, sosyal ve toplumsal gelişime, kültürel etkileşime ve bireylerin yaşam kalitesine olumlu etkisini vurgulamayı hedefleyen İstanbul Tasarım Bienali’nin ilki 2012 yılında gerçekleştirilecek.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen İstanbul Tasarım Bienali’nin çalışmaları, yurtiçi ve yurtdışında kendi alanlarında önde gelen isimlerden oluşan bir danışma kurulunun katılımı ile yürütülüyor. Yaratıcı endüstrilerde yer alan tüm aktörler belirlenen tema doğrultusundaki fikir, proje, söylem veya ürünleri ile bienale başvuruda bulanabilecekler.

Neden İstanbul?
Türkiye’de son dönemde ivme kazanan ekonomik ve endüstriyel kalkınmayla birlikte yaratıcılık ve yenilikçilik de önem kazandı. Günden güne gelişen potansiyeli ve çokkültürlü yapısıyla İstanbul, yaratıcı endüstrilerin yerel merkezi konumunda bulunuyor; global bir merkez olma yönünde de hızla ilerliyor. İstanbul ve çevresindeki coğrafyadan doğan farklı bakış açılarının küresel çerçevede oluşmuş tasarım söylemlerini zenginleştireceği inancıyla yola çıkan İstanbul Tasarım Bienali, son dönemde hareketlenen yenilikçi ve yaratıcı çalışmalara İstanbul’un katılımını sağlamayı amaçlıyor.
Tasarım Bienali , öncelikli olarak kamuoyundaki “tasarım” farkındalığını arttırmayı, ülke için tasarım ve yenilikçilik politikalarının oluşumuna katkı sağlayacak bir platform oluşturmayı, ulusal ve uluslararası ölçekte bir tasarım arşivinin ve kaynakçasının oluşturulmasına katkıda bulunmayı, global tasarım problemlerine çözümler sunmayı ve bu coğrafyadaki yaratıcı potansiyeli ortaya koymayı hedefliyor.

TASARIM BIENALI TEMASI

Londra Tasarım Müzesi Direktörü ve İstanbul Tasarım Bienali Danışma Kurulu Üyesi olan Deyan Sudjic’in önerisi ile;

İlk İstanbul Tasarım Bienali’nin teması Kusurluluk / Imperfection. Böyle bir temanın içeriğini incelemek için İstanbul’dan daha iyi bir şehir olamaz, çünkü sonsuz katmanları olan bu şehir sürekli gelişen kentsel, sosyal ve kültürel değişimin getirdiği bir canlılığa sahip. Bir şehir olarak İstanbul kusursuzluktan çok uzak, buna karşın dünyadaki en enerji verici ve en hareketli şehirlerden birisi. Bu şehrin kendine has özelliği, bu kusurluluğun doğurduğu belirsizlik ve geçicilik durumu. Bir tema olarak kusurluluk bir yandan İstanbul’un farklı yaratıcı potansiyeline övgü niteliği taşırken, bir yandan da günümüz dünyasında tasarım ile ilgili geniş bir bakış açısının oluşumunu destekleyecek. Dünyaya İstanbul hakkında bir şeyler söylerken çağdaş tasarımın doğası adına keskin bir bakış açısı sunacak. Kusurluluk eski kavramlara yeni bir bakış açısı ile yaklaşıyor. Bir Japon konsepti olan “Wabi”ye, yeni olarak süreksizlik, geçicilik ve kusurluluk katıyor. Yeni nesiller için harekete geçirici olan kusurluluk, aynı zamanda ütopik bir bakış açısından vazgeçtiğimizi, onun yerine gündelik hayatın dağınık gerçekliğiyle çalışmaktan ilham aldığımızı kabullenmek anlamına geliyor.

Makine üretiminin kalitesi göz önünde tutulduğunda, kesinlik veya tekrar gibi kavramların arayışına girmek bir anlam taşımıyor. Bu şekilde, algılanan standartlar ve süreçlerden sapmak olası hale geliyor. Kusurluluk ile çalışmak her zaman kusursuzluk ile çalışmaktan zor olmuştur. Mükemmel bir obje yaratmaya çalışmak, tasarladığınız her birleşim yerinde, attığınız her dikişte, şekillendirdiğiniz her yüzeyde nereye ulaşmanız gerektiğini bilmek demektir. Ancak kusurlulukta olumlu nitelikler ararken bir sürece ya da kavramsal bir çerçeveye gözünüz kapalı bir şekilde inanıp, yalnızca beceri, istikrar ve tutarlılıkla istediğiniz sonuca ulaşmayı bekleyemezsiniz. Her karar kişisel bir seçimdir; bir felsefenin sonucu değildir.

Bir tasarımcı için kusurluluk özelliklerinin arayışında önemli olan nokta, alınan estetik kararları haklı çıkarma gerekliliğidir. Kusursuzluk, bir objenin kolayca sahip olacağı bir nitelik değildir ancak bir kavram olarak açık ve anlaşılırdır. Seri üretim çağında kusursuzluk aynı objeden yüzlerce, binlerce ve belki de milyonlarca üretebilme olasılığının güvencesi haline gelmiştir. Kusursuzluk kelimesinin kendisi, ima ettiği özellikleri taşıyan orijinal bir objenin varlığına işaret eder. Bu tarz objeler, kendine has özellikler taşımaktan ziyade, başka bir şeyin mükemmel kopyaları olarak kabul edilirler.

Seri üretim objeleri, orijinalin olmadığı, prototip ya da modellerin bulunduğu bir çağın ürünüdür. Buradaki odak nokta, objelerin seri olarak üretilmiş olmasının doğasıdır. Bu, belli bir üretime ait tüm Volkswagen’ların birbiriyle aynı olması demektir. Mekanik yeniden üretim çağında, Walter Benjamin’in sanatın “aura”sı adını verdiği özelliğe sahip olan ve diğer objelerden ayırt edilebilecek tek bir ideal obje yoktur. Bunun aksine, çoğunluk için bir performans vaadi vardır. Her araba aynı özelliklere sahiptir; bu da modelin özellikleridir. Bir açıdan da bu, insanın ayırt edici ve kişiye özgü olana yönelik arzularının, yani sahip olduklarımızı yalnızca bize ait kılma içgüdüsünün tam tersidir. Kusursuzluk arayışı, seri üretim çağının erken dönemlerindeki anlayışın bir parçasıdır. Kusurluluk gibi bir kavramın çekim alanını keşfetmek tasarımcıyı çok daha korumasız bir duruma sokar; sanki bir güvenlik ağı yokmuş gibi, tasarım sürecindeki her adım bir karar vermeyi gerektirir.

Şu anda, endüstriyel üretimi yeni bir çok yönlülük seviyesinde kullanma imkânımız var. Bu, makinelerin elle yaratılmış gibi görünen objeler üretmesi demek değil; 19. yüzyılın başından beri üretimin görünen yüzünün arkasında olan bir şey. Makine üretiminin kalitesi göz önünde tutulduğunda, kesinlik veya tekrar gibi kavramların arayışına girmek bir anlam taşımaz. Çeşitlilik ve bireysellik gibi değerleri bu sürece katmak mümkün hale gelir. Parlak yüzeylerin yerini daha az cilalanmış yüzeyler alır. Saf geometri, mümkün olan tek biçim dili olmaktan çıkar. Katkısız renk, yerini bulanık karışımlara bırakır. Simetri, tek seçenek değildir.

Nesnelere bir bireyin sahip olduğu karizmayı kazandırmak üzere seri üretim yöntemleri ile uğraşırken muhtemel belirsizliklerden yararlanmayı çekici kılan da ürettiğiniz her vazonun, her camın ve hatta her sandalyenin diğerlerinden farklı ve bazı açılardan ayırt edilir şekilde kişisel olduğunu açıkça ortaya koymaktır. Bu, endüstriyel olanı yumuşatmak ve evcilleştirmek demektir.

KÜRATÖRLER

Emre AROLAT

1986’da MSÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1986-87 yıllarında ABD Washington D.C.’de Metcalf Mimarlık Bürosu’nda çalıştı. 1987-2004 yılları arasında Arolat Mimarlık’ta, Şaziment ve Neşet Arolat’la birlikte tasarımcı ortak olarak çalışan Emre Arolat, 2004 yılında Gonca Paşolar ile birlikte EAA-Emre Arolat Architects’i kurdu. Proje ve uygulamalarıyla kazandığı ödüller arasında 2005 Mies van der Rohe Award for European Architecture ( Highly Commended), 2006 AR Awards for Emerging Architecture (Highly Commended), 2010 Cityscape Dubai Awards, 2011 MIPIM AR Future Projects Awards, 2011 Green Good Design Awards ve 2011 WAF ( World Architecture Festival) Awards ( Highly Commended) yer alıyor. Atölye yürütücüsü ve jüri üyesi olarak pek çok üniversitede görev alan Emre Arolat, İpekyol Tekstil Fabrikası yapısı ile 2010 yılında Aga Khan Mimarlık Ödülü’nün sahibi oldu. EAA’nın küratörlüğünü üstlendiği “Nazaran…/With regard to…”, “An/Moment” ve ”Fabrika/The Factory” sergileri, ofisin projeleri kadar mimarlık yaklaşımının da geniş kitlelerce paylaşılmasını sağladı. EAA’nın “Emre Arolat-Yapılar/Projeler 1998-2005”, “Dalaman Havalimanı”, “…nazaran” ve “Fabrika” isimli kitapları bulunuyor.

 

 

Joseph GRİMA

Milano’da Çalışmalarını Milano’da sürdüren mimar, editör, yazar ve küratörJoseph Grima, Milano’da Gio Ponti tarafından kurulan ve çağdaş mimari, tasarım ve sanat alanlarında uluslararası bir üne sahip bir dergi olan Domus’un genel yayın yönetmenliğini yürütmektedir. New York’ta bulunan, kâr amacı gütmeyen ve mimarlık ile sanat dallarında yaratıcı pozisyonların gelişmesine adanmış bir galeri ve etkinlik alanı olan Storefront for Art and Architecture’ın eski direktörüdür. Çalışmaları Venedik Mimarlık Bienali, Experimenta ve New York’taki New Museum gibi mekân ve etkinliklerde yer almıştır. Abitare, Volume, Bracket, Urban China ve New Geographies gibi pek çok kitap, dergi ve süreli yayının editörlüğünü üstlenmiş ve katkıda bulunmuştur. En son Moskova’daki Streka Institute of Media, Architecture and Design’da olmak üzere Avrupa ve Amerika’da ders vermiş ve konuşmalar yapmıştır. Vitra Tasarım Müzesi ve Shorefast Foundation’ın danışma kurulu üyeleri arasındadır.

Adhokrasi

yazan Joseph Grima

Küratörlüğünü Joseph Grima’nın üstlendiği Adhokrasi, birinci İstanbul Tasarım Bienali’nin iki ana sergisinden birisidir.

Bir sanayileşme ve modernite disiplini olarak tasarım, kuruluşundan itibaren çağdaş varoluşun hemen her cephesine etki etmiş – hatta bu varoluşu tanımlamıştır. Tasarım eylemleri kentlerden, yazıtiplerine, mimariden, taşıtlara, objelere, arayüzlere ve altyapısal sistemlere kadar yaşamlarımıza doygunluk noktasında nüfuz ediyor. Tasarım artık her zaman, her yerde ve bu haliyle neredeyse görünmezliğe bürünmüş durumda. Bulunduğu noktada gündelik hayatın içine öylesine işlemiş ki tasarımın aslında geniş bir etki alanı olan, kaçınılmaz surette politik bir aktivite olduğunu unutuyoruz. Oysa bugün tasarım kısa ve çelişkilerle dolu tarihinin en önemli kavşaklarından birinde duruyor.

Sosyal ve kültürel organizasyonun baskın üslubu olarak “network” (iletişim ağı) modelinin gelişiyle, bugün çok temel bir değişim gerçekleşiyor. Tasarım artık Fordist sanayiciliğin yukarıdan aşağıya modeline uygun şekilde, çoğunluğun kullanması için tüketim ürünleri meydana getiren seçkin azınlığın egemenliğindeki bir alan değil. Kitlesel pazarlar için sabit obje üretimi tanımının ötesine taşındığı bir evrim geçiriyor, coğrafi merkezi Batı’dan başka yerlere kayıyor. Anında bilgi paylaşımı, sayısız uluslarötesi iletişim ağının ortaya çıkışı, yeni üretim teknolojileri ve rekabet kültürü yerine işbirliği kültürüne doğru yönelen kolektif dürtülerin bileşimi tasarım eyleminin ekonomik ve politik bağlamda yeniden yorumlanması gerektiğini öneriyor.

Bu yeni paradigma, tasarımın üstlenebileceği ve henüz başlangıç aşamasında olan bir role işaret ediyor. Tasarıma düşen bu rol, öz-örgütlenme, karşılıklı etkileşim platformları üretme ve kökleşmiş üretim ağlarının güçlendirilmesi gibi alanlarda işlev göstererek toplumu şekillendirme olabilir. Açık-kaynak (open-source) hareketinin ortaya çıkışı; ekonomik mikro-üretim teknolojilerinin devreye girişi; hacker and maker (yetenekli ve zeki bilgisayar kurtları) kültürünün patlaması; Arduino gibi projeler sayesinde teknolojinin demokratikleşmesi ve Kickstarter gibi katılımcı platformlar – tüm bunlar tüketim kültürünün yerleşik geleneklerinden uzaklaşan ideolojik bir dönüşüme, tasarımın toplum içinde yeni bir rol üstlendiğine ve son kullanıcıların yalnızca pasif tüketiciler değil aktif aracılar oldukları yeni bir anlayışın başlangıcına işaret ediyor. Bugün ilk defa, devletlerin veya büyük şirketlerin stratejileri ile bireylerin taktiklerinin etki alanlarında bir denkleşme ihtimali doğdu ve buna karşılık yerleşik iktidar yapıları da süratli bir evrim sürecine girdiler.Birçok açıdan tasarım, dünyanın geleceğine dair hızla gelişen çelişkilerin sahnesi konumunda. Tasarımın kendine ait yeni bir dil arayışı aslında yeni ağ örgüsü içerisinde bir halk tabakası oluşturulma uğraşı niteliğinde.

Adokrasi çağına hoşgeldiniz. Bürokrasinin tam karşıtı olan adokrasi yeni fırsatlar yakalamak, öz-örgütlenmeyi hayata geçirmek, yeni ve beklenmedik üretim metodolojileri geliştirmek için kabullenilmiş gelenekleri ve iktidar yapılarını teğet geçer. “İletişim Ağı”nın yatay ve rizomatik* dünyasında yaşar ve bu dünyada yenilik – becerikli, yıkıcı, dogma karşıtı, spontane – her yerden gelebilir.

Adhokrasi: Başvurular için çağrı

➝ Başkalarının da tasarım yapmalarını, kendi kendilerine organize olmalarını ve işbirliklerine imkan veren projeler arıyoruz.
➝ “Tasarımcı”, “üretimci” ve “tüketici” arasındaki geleneksel, dengeli ve üçgen ilişkiyi sarsan projeler arıyoruz.
➝ Tasarım pratiğinin siyasi etkilerini vurgulayan projeler arıyoruz.
➝ Yenilikçi (innovative) yapım ve üretim metodolojilerine deneysel yaklaşan projeler arıyoruz.
➝ Bir siyasi aktivizm biçimi olarak tasarımı kullanan projeler arıyoruz.
➝‘Network’lerden doğan veya ‘network’lerde işlev gösteren projeler arıyoruz.
➝Geleneklere uymayan* ekonomik modeller öneren projeler arıyoruz.
➝ Açık-kaynak (open-source) hareketinin ve gündelik yaşam üzerine etkilerinin sınırlarını zorlayan projeler arıyoruz.
➝ Geleneksel teknikleri ve uzmanlık bilgi ve becerisini yeni araçlar ve teknolojilerle birleştiren projeler arıyoruz.
➝ Müellifi olmayan veya sayabileceğinizden çok daha fazla müellifi olan projeler arıyoruz.
➝ Dogma karşıtı projeler arıyoruz.
➝ Varolan tasarımları yeni kullanım şekillerine uyarlayan projeler arıyoruz.
➝ Kabullenilmiş tasarım tanımlarına meydan okuyan projeler arıyoruz.

*rhizome: kök, gövde

*geleneklere uymayan: Küratörün orijinal metnindeki terim unorthodox’dur.

Musibet

yazan Emre Arolat

Küratörlüğünü Emre Arolat’ın üstlendiği Musibet, birinci İstanbul Tasarım Bienali’nin iki ana sergisinden birisidir.

Büyük Dönüşüm Ekseninde, Tasarımda Bağlam ve Anti-Bağlam’ın Estetizasyonu

13 Ekim – 12 Aralık 2012 tarihleri arasında İstanbul’da ilk kez düzenlenecek olan İstanbul Tasarım Bienali kapsamında İstanbul Modern’de yer alacak olan serginin kentsel ve mimari tasarım alanındaki omurgasının, ilk bakışta birbirine zıt gibi gözükseler de her birinin son derece güncel ve yaygın olmasıyla birbirlerine şaşırtıcı bir biçimde yaklaşan iki tasarım yönelimi arasında kalan sıkışık alan üzerinden kurgulanmasını öngörülüyor. Bunlardan biri bağlamın ve özgüllüğün, diğeri ise bağlamsızlığın ve yeniciliğin estetizasyonu. İlki bağlamı kudretli yönetimlerin elinde araçsallaştırır ve içini tehlikeli bir sahte-tarihselcilik dayatmasıyla doldururken ikincisi yersizliği parlatmanın peşinde koşuyor. Bu iki kutbu doğuran ve besleyerek günden güne gürbüzleştiren gösteri dünyası ile bu dünyayı temsil eden yaygın tasarım medyasının kritiği bu serginin ana hedeflerinden. Ancak belki daha da önemlisi bu eleştirel pozisyonun kentsel ve mimari tasarımı taze bir özgürleşme alanı olarak açığa çıkarma potansiyeli
Bienal’in eş küratörlerinden olan Emre Arolat tarafından kaleme alınan “Gösteri dünyasında özgül bir seçenek ve belki de bir umut fidesi olarak İstanbul Tasarım Bienali” başlıklı metin, bu potansiyelin kavramsal çerçevesini oluşturmayı amaçlıyor.

Bu çerçeve bağlamında üretilecek işlerin,

• Kavramsal metinde sözü edilen üst başlık ve alt-nişlerde tanımlanan konulara ilişkin araştırma, dokümantasyon, eleştirel okuma, provokasyon ve benzeri yöntemlerin birini ya da bir kaçını içerecek şekilde kurgulanması,

• Konuyu ele alış biçiminin gerektirdiği ifade şekline uygun olarak iki boyutlu görsel/metinsel yüzeylerden üç boyutlu obje üretimine, kısa/uzun metrajlı filmlerden dijital temsil araçlarına kadar burada sayılmayan her türlü medyanın kullanımı konusunda serbest olması ve başvuruda; kullanılan medya ile konu arasındaki ilişkinin tarif edilmesi,

• Herhangi bir sergi mekanında alansal olarak ne kadar yer tutacağı, hangi malzemelerden meydana geleceği, malzemelerin boyutları ve diğer teknik gereksinimleri ile birlikte yaklaşık bir maliyet analizinin sunulması,

• Yukarıdaki koşulları asgari olarak yerine getirecek şekilde kurgulanması ve başvuruların katılımcının uygun gördüğü herhangi bir formatta hazırlanması,beklenmektedir.

KÜRATÖRYEL EKIP

Adokrasi

Küratör
Joseph Grima

Yardımcı Küratör
Elian Stefa
Ethel Baraona Pohl

Grafik Tasarım
Marco Ferrari, Elisa Pasqual

Web Geliştirici
Elian Stefa

Musibet

 Küratör

Emre Arolat

Yardımcı Küratör
Nil Aynalı

Danışma Kurulu

Mehmet Asatekin
George Beylerian
Levent Çalıkoğlu
Prof. Dr. John Heskett
Defne Koz
Faruk Malhan
Sevil Peach
Deyan Sudjic
İlhan Tekeli
Alexander von Vegesack

Mekânlar

İstanbul Modern

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu

 

ETKINLIKLER

Ön Etkinlikler

‘Neden Bienal?’ – Yuvarlak Masa Toplantısı

Atölye Programları

‘Neden Tasarım?’ Uluslararası Tasarımcılarla Soru-Cevap

‘Neden Tasarım, Neden Bienal?’: İstanbul Tasarım Sempozyumu

ETKINLIKLER

Ön Etkinlikler

‘Neden Bienal?’ – Yuvarlak Masa Toplantısı

Atölye Programları

‘Neden Tasarım?’ Uluslararası Tasarımcılarla Soru-Cevap

‘Neden Tasarım, Neden Bienal?’: İstanbul Tasarım Sempozyumu

Üniversite Programı

İstanbul Tasarım Bienali teması “Imperfection/Kusurluluk”, üniversite programı kapsamında, çeşitli tasarım dallarında eğitim veren fakültelerin ilgili bölümlerinin öğrencileri ve liderleriyle yorumlanarak, farklı üniversite projelerinde işlenecek.

Paralel Katılımcılar

Tasarım odaklı firma ve kuruluşlar, Tasarım Bienali süresince kendi mağaza ve stüdyolarında Bienal teması olan “Kusurluluk” ile bağlantılı etkinlikler gerçekleştirebilecekler. Bu etkinliklerin paylaşımcı, katılımcı ve düşündürücü olması hedefleniyor.

Detay için :  http://istanbuldesignbiennial.iksv.org

 

13 Mart 2012/1 Yorum/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/03/İstanbul-Tasarım-Bienali.jpg 826 550 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-03-13 15:07:032012-03-13 15:14:511.İstanbul Tasarım Bienali

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön