Da Vinci

Da Vinci konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Da Vinci konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Da Vinci konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Da Vinci konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

sanat-zanaat

Telaffuzu birbirine bu kadar benzemesine ve birçok kişi tarafından aynı anlamlara geldiği düşünülmesine rağmen aslında sanat ve zanaat aynı şeyler değildir. Birbirleri ile benzerlikleri olmasına karşın ikisi de farklı şeylerdir. Bu yazımızda sizlerle sanatın ve zanaatın ne anlama geldiğini paylaşacak, ardından sanat ile zanaat arasındaki farklara değineceğiz. Ardından sanat ve zanaat hakkında bilinmesi gerekenleri sizlerle paylaşıp, yazımızı dünyaca ünlü sanat eseri örnekleri ile sonlandırcağız.

Sanat Nedir?

Öncelikle sanatın ne anlama geldiği ile başlayalım. Sanat, insanların hayal dünyasında yer alan güzellikleri, duygularını, düşüncelerini, yaşadıklarını ya da hissettiklerini görsel, biçimsel ve sözel yöntemlerle ifade etmesidir. Şiirler, resimler, opera parçaları ya da heykeller sanat eserleri arasında sayılabilir. Günümüzde birkaç şarkısı olan kişilere de sanatçı denilmektedir. Ancak elbette bir sanat eseri ortaya çıkarmak ve sanatçı olarak anılabilmek bu kadar kolay değildir.

Zanaat Nedir?

İnsanların maddeye olan ihtiyaçlarını gidermek için yapılan, eğitim, beceri, deneyim ve ustalık gerektiren işlere ise zanaat denilmektedir. Mobilya ustalığı, ayakkabı ustalığı, kuyumculuk, terzilik, marangozluk, bakırcılık ve çömlekçilik zanaata örnek olarak verilebilir. El becerileri ve ustalıkları sebebiyle tarih boyunca önemli bir yere sahip olan zanaatkârların sayısı, seri üretimin bu denli arttığı günümüzde ne yazık ki azalmıştır.

Sanat ve Zanaat Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sanat ve zanaatın anlamlarından sonra sıra geldi bu iki kavram arasındaki farkların neler olduğuna. Aşağıda sizin için derlediğimiz farkları okuduktan sonra sanat ve zanaatı kolaylıkla ayırt edebileceksiniz.

  • Sanat eserleri genellikle tektir ve eşi yoktur. Leonardo Da Vinci birden fazla Mona Lisa çizmemiş ya da Orhan Veli iki tane İstanbul’u Dinliyorum şiiri yazmamıştır. Zanaat eserleri ise birden fazladır ve istendiği zaman sayısı arttırılabilir. Hatta bir zanaatkârın yaptığı şeyi bir başka zanaatkâr da kolaylıkla yapabilir. Bu sebeple de zanaatte pek de fazla özgünlükten söz edilemez ve birbirinin tamamen aynı olan eserler seri bir şekilde üretilebilir. Dolayısıyla sanatta önemli kavramlar olan orijinal ve kopyadan, zanaatte bahsedilmez.
  • Sanatta yaratıcılık önemli rol oynarken, zanaatte yaratıcılığa gerek yoktur ama eğitim ve ustalık önemli role sahiptir.
  • Sanat eserleri kendine özgüdür ve her sanatçının kendine has bir tarzı vardır. Zanaatte ise aynı şeylerin sürekli olarak yenileri yapılır. Mesela Gaziantep’teki bakırcılara farklı senelerde gittiğinizde aynı ürünleri bulabilirsiniz. Çünkü zanaatkârlar ürünler satıldıkça aynılarını tekrar yapmaktadırlar.
  • Sanatçı eserlerini meydana getirirken hislerine göre hareket eder ve gerekirse eserini değiştirir. Zanaatkar ise belirli bir plan ve program dahilinde eserlerini meydana getirir.
  • Sanat eserinin yapılmasının ana amacı güzellik ve estetikken, zanaatçı eserini bir fayda sağlamak ve para karşılığı satmak için meydana getirir.
  • Sanat eseri para için yapılmaz, ancak zanaat eserinin yapılış amacı para kazanmaktır. Zaten zanaatkârlık bir meslektir ve bu sebeple de zanaatçı doğal olarak para kazanmayı hedefler.

Tüm bu farklılıklara karşın sanat ve zanaat arasında benzerlikler de vardır. Bilinen en önemli benzerlik ise her ikisinin de yetenek gerektirmesi ve el emeği olmasıdır. Ayrıca hem sanat hem de zanaat beceri gerektirir ve yine her ikisinin de temelinde tasarım yatmaktadır.

Sanat ve Zanaat Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Bir kişinin zanaatkâr olarak adlandırılabilmesi için el becerisi gerektiren bir ürünü üretmesi gerekir. Yani böyle bir ürünü sadece satan ama üretmeyen kişiye zanaatkâr denilemez.
  • Ahşap oyma ustası, kumaş boyacısı, taş ustası, terzi, demirci ve silah ustası zanaatkârlara örnek olarak gösterilebilir.
  • Zanaatkârlık insanoğlunun ilk taş aletlerini yapması ile başlamıştır.
  • Sanat anlık bir şöhret elde etme işi değildir ve bir kişinin sanatçı olarak anılabilmesi için kalıcı olması gerekmektedir. Bu anlamda sanatçı denildiğinde bizim ilk aklımıza gelen isimlerden bazıları Pablo Picasso, Fikret Mualla, Mimar Sinan, Abidin Dino, İbrahim Çallı, Van Gogh, Salvador Dali, Auguste Rodin, Leyla Gencer, Pavarotti ve Maria Callas’tır. Peki, sanatçı denildiğinde sizin ilk aklınıza gelen isimler hangileri? Ya da medyada sıkça gördüğümüz isimlerden bazılarına sanatçı diyebilir miyiz?

Dünyaca Ünlü Sanat Eserlerinden Bazıları

  • Mona Lisa – Leonardo Da Vinci
  • Nilüferler – Claude Monet
  • İnci Küpeli Kız – Jan Vermeer
  • Gece Devriyesi – Rembrandt
  • Hz. Davud Heykeli – Michelangelo
  • Son Akşam Yemeği – Leonardo Da Vinci
  • Düşünen Adam – Auguste Rodin
  • Öpücük – Gustav Klimt
  • Belleğin Azmi – Salvador Dali
  • Gold Marilyn Monroe – Andy Warhol
  • Pleta – Müchelangelo
  • Kaplumbağa Terbiyecisi – Osman Hamdi Bey
  • Adada Gezintiye Çıkan Kadınlar – İbrahim Çallı

Türkiye’deki sinema salonlarında bu hafta 5’i yerli 10 film vizyona girecek.

vizyondaki-filmler

“Para Tuzağı”
Jodie Foster’ın yönettiği ve başrollerini George Clooney, Julia Roberts, Jack O’Connell, Dominic West, Caitriona Balfe ile Giancarlo Esposito’nun paylaştığı “Para Tuzağı”, izleyici ile buluşacak.
Senaryosu Jamie Linden, Alan DiFiore ve Jim Kouf tarafından kaleme alınan filmin yapımcılığını Daniel Dubiecki, Lara Alameddine ve George Clooney üstlendi.
Risklerin büyük olduğu, gerçek zamanlı gerilim filminde, oyuncular George Clooney ve Julia Roberts finans televizyonu sunucusu Lee Gates ve yapımcısı Patty Fenn’i canlandırıyor. Gerilim türündeki filmde, televizyonda canlı yayın sırasında Clooney ve Roberts’ın, her şeyini kaybetmiş kızgın bir yatırımcının stüdyoyu zorla ele geçirmesiyle yaşadıklarını konu alıyor.
“Rüzgarın Oğlu” 
Stephan James, Jason Sudeikis, Jeremy Irons ile William Hurt’un oynadığı “Rüzgarın Oğlu”, filminin yönetmen koltuğunda Stephen Hopkins oturuyor.
“Rüzgarın Oğlu”, tarihin en iyi atleti olmak için çıktığı yolda efsanevi bir yıldız olan Jesse Owens’ın gerçek hikayesini anlatıyor.
Dram türündeki film, asıl adı James Cleveland olan Jesse Owens’ın olimpiyat efsanesi olma mücadelesini aktarırken, tipik bir spor filmi sınırlarının ötesine geçerek, o dönemin sosyal ve siyasi ortamını gözler önüne sermeyi amaçlıyor.
“Kronik” 
Michel Franco’nun yönettiği “Kronik” adlı filmde, Tim Roth, Robin Bartlett, Michael Cristofer, Bitsie Tulloch ve Sarah Sutherland rol aldı.
Meksika ve Fransa ortak yapımı film, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor.
Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden” 
James Bobin’in yönetmenliğini yaptığı animasyon türündeki “Alis Harikalar Diyarında: Aynanın İçinden” filminin seslendirmelerini Johnny Depp, Anne Hathaway, Mia Wasikowska ve Helena Bonham Carter yapıyor.
Disney’in yeni yapımında, Lewis Carroll’un sevilen hikayeleriyle unutulmaz karakterlerinin yepyeni ve benzersiz maceraları anlatılıyor. Yeni seride, yeraltının tuhaf dünyasına dönen “Alis”, “Çılgın Şapkacı”yı kurtarmak için zamanda geçmişe yolculuk edecek.
“Kahraman Koala” 
Deane Taylor’un yönettiği “Kahraman Koala” filminin Türkçe seslendirmelerini Yekta Kopan, Elif Acehan ile Ziya Kürküt yaptı.
Klasik Avustralya kitap serisinden “Arı Maya”nın uyarlaması film, Green Patch adında küçük bir kasabada yaşayan bir koalanın, uzun süre önce evden ayrılıp geri dönmeyen babasının hayatta olduğuna ısrarla inanmayı sürdürüp, bulduğu bir ipucunun ardından Avustralya’nın uçsuz bucaksız çöllerinde zorlu bir arayışa girme macerasını konu alıyor.
“Memleket”
Şerif Sezer, Mesut Akusta, Mehmet Karagöz, Osman Sonant ile Melike Zeynep Atış’ın oynadığı “Memleket” filminin yönetmenliğini Murat Saraçoğlu üstlendi.
Anadolu toprağının hikayesini anlatmayı amaçlayan film, ölüm duygusunun ruhlarını giderek daha çok kavradığı iki yaşlı insanın insanlardan uzak küçük evlerinden dünyaya bakışını beyaz perdeye yansıtıyor.
“Abbas’ın Melekleri”
Yusuf Atıcı’nın yönettiği “Abbas’ın Melekleri” filminde Doğan Akkaya, Sinan Bengier, Kayra Şenocak, Dost Elver, Sevil Uyar, Berrak Deniz, Seda Mutlu, Şenol İpek, Bircan İpek, Ferdi Atuner, Aziz Özuysal ile Müjde Beyoğlu gibi isimler rol aldı.
Komedi türündeki film, köşeye sıkışmış pısırık bir mafya babasının başından geçen komik olayları konu alıyor. Aysel Göksu’nun yapımcılığında çekilen ve senaryosu Ahmet Başımoğlu tarafından kaleme alınan filmin sanat yönetmenliğini Zeynep Tekin yaptı.
“Nasıl Yani”
Aykut Elmas, Halil İbrahim Göker, Uğur Can Akgül ile Ferdi Sancar’ın oynadığı “Nasıl Yani” filminin yönetmen koltuğuna Ayhan Özen oturdu. Film, dedelerine Da Vinci’den miras kalan Mona Lisa tablosunu satıp, zengin olma hayalleri kuran üç kardeşin komik hikayesini anlatıyor.
Filmin senaryosu, sosyal medya fenomenleri ve kısa filmleri sayesinde tanınan Aykut Elmas, Uğur Can Akgül ve Halil İbrahim Göker’e ait.
“1 Kezban 1 Mahmut: Adana Yollarında”
Cenk Çelik’in yönetmenliğini yaptığı “1 Kezban 1 Mahmut: Adana Yollarında” adlı filmde Sinan Bengier, Esin Yıldız, Ercan Zincir, Cenk Hakan Köksal ve Necla Özay rol aldı.
Komedi türündeki film, İstanbul’da öğrencilik hayatı yaşayan iki yakın arkadaşın Mersin’den Adana’ya uzanan kız kaçırma hikayesini konu alıyor.
“Cinni: Uyanış”
Yönetmenliğini Müzisyen Emre Aydın’ın yaptığı korku ve gerilim türündeki “Cinni: Uyanış” filmde Eda Köksal, Gökçen Gökçebağ ve Merve Deniz kamera karşısına geçti.
Emre Aydın’ın ilk sinema yönetmenliği denemesi olan ve müzikleri de sanatçının kendisine ait olan film seri olarak devam edecek.

Rönesans döneminde yaşayan İtalyan filozof, astronom, mimar, matematikçi, müzisyen, heykeltıraş, yazar ve ressam Leonardo da Vinci’nin hayatta olan akrabaları bulundu.da-vincinin-hayattaki-akrabalari-bulundu,EZyLaelwY0Cow6D4IKinnQ

BBC’nin haberine göre, ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin soyundan gelen kişilerin kimliğini araştıran İtalyan tarihçiler, ünlü sanatçı ve bilginin 35 yaşayan akrabasının kimliğini tespit etti.

Tarihçiler, hiç evlenmediği ve çocuğu olmadığından Da Vinci’nin akrabalarını bulabilmek için kardeşlerinin soyundan gelenleri araştırdı.

Leonardo da Vinci’nin hayattaki akrabaları arasında ünlü yönetmen Franco Zeffirelli’nin de bulunduğu, akrabalarının büyük bölümünün, Toskana’da yaşadığı kaydedildi.

Rönesans sanatını doruğa ulaştıran, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından ve dehalarından biri kabul eden Leonardo da Vinci, 1452 yılında İtalya’nın Anchiano kabasında dünyaya geldi.

O dönemde genç bir hukukçu olan Piero da Vinci’nin bir çiftçi kızı olan Caterina ile evlilik dışı ilişkisinden dünyaya gelen Leonardo da Vinci’nin en en tanınmış yapıtları arasında Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği bulunuyor.

tarihte-bugun-ne-oldu428 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 148. (artık yıllarda 149.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 217 gün vardır.

Olaylar

  • 1812 – Osmanlı Devleti ve Rusya arasında Bükreş Antlaşması imzalandı, 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı sona erdi.
  • 1830 – ABD Başkanı Andrew Jackson, Amerikan Kızılderililerinin yurtlarından çıkarılmasına ve başka yerlere sürülmelerine olanak tanıyan Yerli İskân Yasası’nı imzaladı.
  • 1862 – Sayıştay kuruldu.
  • 1871 – Paris Komünü düştü.
  • 1902 – Bilim adamı Thomas Edison pili buldu.
  • 1913 – Osmanlı’da ilk feminist örgüt sayılabilecek Teali-i Nisvan kuruldu.
  • 1918 – Tiflis’de Azerbaycan Milli Şurası tarafından Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ilan edildi.
  • 1919 – Mustafa Kemal Paşa, Havza’dan, sivil ve asker yüksek memur ve komutanlıklara, işgallere karşı çıkılan mitingler düzenlenmesini bildirdi.
  • 1919 – İstanbul’da tutuklanan İttihat ve Terakki ileri gelenleri, Malta’ya sürgüne gönderildi. Bu ilk kafilede 66 kişi yer alıyordu. Sürgünler 20 Kasım 1920’ye kadar sürdü.
  • 1928 – Bakanlar Kurulu, Millet Mektepleri açılmasını kararlaştırdı.
  • 1930 – İnşası 2 yıl süren, New York City’nin önemli sembollerinden Chrysler Binası resmen açıldı.
  • 1933 – Nasyonal sosyalistler Almanya Komünist Partisi’nin bütün mallarına el koydu.
  • 1937 – Birleşik Krallık’ta Neville Chamberlain Başbakan oldu.
  • 1937 – Volkswagen otomobil firması kuruldu.
  • 1940 – Belçika ve Hollanda Nazilere teslim oldu.
  • 1953 – Kore’de 28-29 mayıs savaşlarında Türk tugayı 155 şehit verdi.
  • 1952 – Yunanistan’da kadınlara seçme hakkı verildi.
  • 1954 – Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) en çok konuşulan diller arasına Türkçe’yi de aldı.
  • 1958 – Akis dergisi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Ziya Ademhan 3 yıl, Başyazarı Metin Toker 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı; dergi de 3 ay kapatıldı.
  • 1959 – ABD tarafından uzaya gönderilen iki maymun sağ olarak Dünya’ya döndü.
  • 1960 – Milli Birlik Komitesi, Orgeneral Cemal Gürsel’e MBK başkanlığının yanı sıra, başbakanlık, milli savunma bakanlığı ve başkomutanlık görevlerini de verdi. Orgeneral Gürsel aynı gün asker ve sivil üyelerden oluşan bakanlar kurulunu açıkladı. Başbakan Adnan Menderes, Kütahya yolunda tutuklandı. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar ve yedi bakanın Silahlı Kuvvetler gözetiminde olduğu açıklandı.
  • 1961 – Uluslararası Af Örgütü, Londra’da kuruldu.
  • 1981 – Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK ) Genel Başkanı Abdullah Baştürk ve Yürütme Kurulu üyeleri, işçileri suça teşvik ve tahrik ettikleri gerekçesiyle İstanbul Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nde yargılanmaya başladılar.
  • 1983 – Orhan Kemal Roman Ödülü’nü “Cevdet Bey ve Oğulları” adlı romanıyla Orhan Pamuk aldı.
  • 1984 – Bayrampaşa Cezaevi’nden 4’ü Devrimci Sol, 1’i Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) yöneticisi 5 kişi firar etti.
  • 1987 – Batı Alman pilot Mathias Rust küçük uçağıyla Sovyet hava koridorunu delerek Kızıl Meydan’a indi. Hava Kuvvetleri Başkomutanı Koldunov görevden alındı.
  • 1992 – Türkiye ile Nahçıvan’ı birbirine bağlayan Ümit Köprüsü hizmete girdi.
  • 1997 – Sınır ötesi operasyonda ölü ele geçirilen terörist sayısı bin 817’ye ulaştı.
  • 1999 – 57’nci hükümet kuruldu. MHP, DSP ve Anavatan Partisi’nden oluşan koalisyon hükümetinde Başbakan Bülent Ecevit oldu.
  • 1999 – Leonardo da Vinci’nin şaheseri Son Akşam Yemeği adlı tablo, 22 yıl süren restorasyon çalışmalarının sona ermesiyle İtalya’nın Milano kentinde yeniden sergilenmeye başlandı.
  • 2002 – NATO, Rusya’yı sınırlı ortak ilan etti.
  • 2004 – Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, gençlerin imam hatip liselerine yönlenmelerinin özendirilmesi amaçlandığı gerekçesiyle YÖK Kanunu olarak bilinen Yükseköğretim Kanunu ve Yükseköğretim Personel Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu kısmen TBMM’ye iade etti.
  • 2013 – Taksim Gezi Parkı olayları başladı.

Doğumlar

  • 1807 – Louis Agassiz, ABD’li zoolog, glasiyolog ve jeolog
  • 1887 – Jim Thorpe, ABD’li sporcu (ö. 1953)
  • 1893 – Mina Witkojc, Alman yazar (ö. 1975)
  • 1908 – Ian Fleming, James Bond karakterinin yaratıcısı İngiliz gazete yazarı ve romancı (ö. 1964)
  • 1925 – Bülent Ecevit, Türk devlet adamı, gazeteci ve politikacı (ö. 2006)
  • 1944 – Rudy Giuliani, ABD’li siyasetçi ve hukukçu
  • 1954 – João Carlos de Oliveira, Brezilyalı atlet (ö. 1999)
  • 1963 – Zemfira Meftahaddinova, Azeri atıcı
  • 1964 – İskender Över, Küçük İskender mahlasıyla yazı yazan, şair, yazar
  • 1966 – Cemil Özeren, Türk müzisiyen (ö.2012)
  • 1968 – Kylie Minogue, Avustralyalı şarkıcı
  • 1976 – Zaza Enden, Türk basketbolcu, profesyonel güreşçi.
  • 1981 – Uğur İnceman, Türk futbolcu
  • 1985 – Carey Mulligan, İngiliz oyuncu

Ölümler

  • 1787 – Leopold Mozart, Avusturyalı besteci (Wolfgang Amadeus Mozart’in babası) (d. 1719)
  • 1849 – Anne Brontë, İngiliz yazar (d. 1820)
  • 1937 – Alfred Adler, Avusturyalı psikiyatrist (d. 1870)
  • 1952 – Sermet Muhtar Alus, gazeteci, yazar, karikatürist (d. 1887)
  • 1963 – Ion Agârbiceanu, Rumen yazar (d. 1882)
  • 1971 – Audie Murphy, ABD’li aktör (d. 1924)
  • 1978 – Orhan Peker, Türk ressam (d. 1927)
  • 1979 – Mary Pickford, Kanadalı sinema oyuncusu (d. 1893)
  • 1983 – Çiğdem Talu, Türk şarkı sözü yazarı (d. 1939)
  • 1986 – Edip Cansever, Türk şair (d. 1928)

Tatiller ve Özel Günler

  • Azerbaycan Cumhuriyet Günü

dunya-sanat-gunuDünya Sanat Günü, her yıl Nisan ayının 15. günü kutlanan, sanat etkinlikleri düzenlenip cadde ve sokakların sanat eserleri ile süslenildiği bir gün olarak kabul edilir. 2012 yılı itibariyle kutlanmaya başlanılmıştır.

Tarihçe

Türk sanatçı ve Ulusal Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Başkanı Bedri Baykam, International Associations of Art (IAA), (Türkçe:Uluslararası Sanat Derneği)’ın 2011 yılında Meksika’da yapılan genel kuruluna Türkiye temsilcisi olarak katılmıştır. Baykam, toplantıda Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın Dünya Sanat Günü olarak kutlanmasını önerdi. Bu öneri çoğunluk oyu alarak, her yıl 15 Nisan tarihinde World Art Day (WAD) olarak kutlanılması kararı alındı.

Türkiye’de kutlamalar

İlki 15 Nisan 2012 tarihinde yapılan kutlamalar İstanbul ilinde bulunan Abdi İpekçi caddesinde kurulan sahnede yapıldı. Ayrıca Maçka Demokrasi Parkı’nda bulunan UPSD Sanat Galerisi’nde gerçekleşen Dünya Sanat Günü Sergis‘nin ardından Bring your own Bottle (Kendi Şişeni Getir) partisi düzenlenmiştir. Türkiye’nin çeşitli illerinde ise bazı sanatsal etkinliklerle kutlanmıştır. İstanbul ilinde Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği bünyesinde birçok sanat etkinliği her yıl sahneye konuyor. İzmir ilinde Sokak tiyatrosu, dans – müzik, Resim – Fotoğraf – Heykel – Seramik, Sinema, Müzik, Bildiri, Söyleşi, Edebiyat ve Tiyatro sanat dallarında kutlamalar ve gösteriler yapılmıştır.

Leonardo Da Vinci’nin genel olarak uyduğu prensipleri öğrenince başarmak için gereken özellikleri de görmüş oluyoruz adeta.

da-vinci-profile-650x325

 

1) Curiosita (Merak)

1 merak

Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve devamlı öğrenme için acımasız bir arayış anlamına gelir. prensibi açıklayıcı olarak ” büyük beyinler büyük sorular sorarlar” cümlesini kullanabiliriz. Da vinci ruhunun dinamosu devamlı olarak öğrenme arayışında olmaktır. Bunun için hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merakımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir. Leonardo bu konuda ” tıpkı demirin kullanılmama nedeniyle pas tutması ve durgun suyun kokuşması veya soğuğun buza dönüşmesi gibi, kullanılmadığı sürece zekamız ziyan olur.” demiştir.

2) Dimastrazione (İspat)

2 Dimastrazione-ispat

 

Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkarlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenmek tek başına yeterli değildir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir. Bunun için bizden önce ortaya atılmış her türlü teoriye, bize sunulmuş her türlü bilgiye ilk başta şüpheli yaklaşmalı, onu elimizdeki ve elde edebileceğimiz imkanlarla yeniden test etmeli, daha önce yapılmış hataların farkına vardığımızda üstüne giderek doğru bildiğimizi ispata çalışmalıyız.

Tüm zamanların en büyük dahisi kabul edilen leonardo bile büyük hatalar ve şaşırtıcı gaflar yapmıştır. Kendiside bu konuda “bana öyle geliyor ki bütün kesin kanaatlerin anası olan deneye dayanmayan, kökeni veya vasıtaları birinci elden, denenmemiş veya beş duyudan biriyle sınanmamış bilimler yararsız ve hatalarla doludurlar” demiştir. Bunun için hatalardan, önümüze çıkan güçlüklerden ders alarak, öğrendiğimiz her yeni bilginin doğruluğunu mutlaka test edip ondan sonra hafızalarımıza kazımamız gerekir.

3) Sensazione (Hissetme)

3 Sensazione-Hissetme

 

Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. bir önceki bilginin test edilmesinin esas olduğu açıklanmıştı. İşte bu testlerin yapılması insanın görme, duyma, tat alma, dokunma ve hissetme duyuları ile yapılır. Bu testlerin başarılı olması için bu duyguları geliştirmek esas olmalıdır. insanın doğduğu gibi duyularını sabit tutması başarıyı tökezler. Bu amaçla duyularımıza hitap eden her türlü dış etkeni algılama, anlama ve öğrenme çalışmaları, pratikleri yapmalıyız. Mzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalı, canlı, cansız varlıkları hissetmeli, onları tüm beden ve duyularımızla algılamaya çalışmalıyız.

4) Sfumato (Pus)

4 pus

 

Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Güçleri uyandırıp deneyimleri artırırken ve duyular geliştirilip kesinleştirilirken mutlaka bilinmeyenlerle karşılaşılacaktır. İşte insanın zihnini bu belirsizliklere karşı açık bulundurması yaratıcı potansiyelini serbest bırakmasının tek ve en güçlü gizidir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükunetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz. Kısaca koşulların her gün değiştiği dünyamızda her an bir şeylere şaşırmaya, fazla heyecan göstermemeye ortaya belirginlerden çok belirsizlikler çıkacağına kendimizi hazırlamalı ve alıştırmalıyız.

5) Arte/Scienza (Bilim & Sanat)

Arte-Scienza -Bilim -Sanat

 

Bilim ve sanat, mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi, “bütün beyin” ile düşünme anlamına gelir. Prensibin özü kişinin beyninin tümünü kullanmasıdır. Hiçbir insan tek bir yeteneği veya birkaç yeteneği olan biri değildir. her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir. Yaşadığı ortam, koşullar, çevresindeki insanlar, kişinin beyninde ilgili bölümlerin gelişmesine neden olur. Fakat asıl olan insanın kendisinin beyninin tümü ile düşünerek tüm yeteneklerini geliştirmesidir. Bunun için günlük yaşamda yaptığımız her şeyi çok yönlü düşünmeliyiz. onunla ilgili her türlü ince ayrıntıya girmeliyiz. Elimizdeki işi hem bilim hem de sanatsal olarak değerlendirip, bilim ve sanat kurallarına uygun ve aynı zamanda mantık kurallarına uygun ve hayal gücümüzü zorlayıcı şekilde ortaya koymalıyız. Mesela bir at resmi çizeceğimiz zaman hayal gücümüzü çalıştırmalı, mantığımıza uygun çizmeliyiz. Çizerken sanatsal açıdan bakmalı ama bilimsel olarak at anatomisine uygun çizmeliyiz.

6) Corporalita (Vücudi Olma)

Corporalita -Vücudi Olma

 

Zerafetin her iki elide aynı şekilde kullanabilmenin fitressin ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Kişinin başarılı olması için öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etkende insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır. Kısaca tüm organlarının düzenli ve dengeli çalışmasına dikkat etmeli, organlarının kullanım kapasitelerini devamlı ve metotlu olarak geliştirmektir.

7) Connessione (İlişkilendirme)

7 Connessione -İlişkilendirme

Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Bu prensip daha önce sayılan altı prensibin sebep ve sonuçlarını ilişkilendirmeyi, bir arada değerlendirmeyi anlatır. Kısaca yaşadığımız her şeyi bir biriyle olan ilişkisini anlama çalışmalı, her şeyi bir arada değerlendirmeliyiz. Bu bölümde anlatılan yedi da vinci prensibini hayata uygularken şu sorular sorulmalıdır;

– Doğru soruları soruyor muyum?
– Hatalarımdan ve tecrübelerimden ders alma yeteneğimi nasıl geliştirebilirim, düşünme bağımsızlığımı nasıl geliştirebilirim?
– Yaşım ilerlerken duyularımı keskinleştirmek için planım nedir?
– Yaşamın paradokslarını göğüslemek için yaratıcı gerilimi muhafaza yeteneğimi nasıl geliştirebilirim?
– İşte ve evde bütün beynimle düşünebiliyor muyum?
– Vücut ve zihnin dengesini nasıl geliştirebilirim?
– Yukarıdaki bütün unsurlar nasıl birbirine uyar? Her şey her şeye nasıl bağlanır?

Dünyanın uzmanlaşma ve dallarına ayrılma yolunda hızla ilerlediği bir dönemde, yaratıcının verdiği yaratıcılık özelliklerimizi geliştirerek, yaşamımızı kolaylaştırmaya olan ihtiyacımızı bize sağlayacak da vinci ruhunu kullanmak hiçte zor olamayan bir yöntemdir.

Kaynak : habermass.com

“Aptal çocuk, bunu bile mi anlayamadın, hiç kafan basmıyor senin”. Bu sözler size tanıdık geldi mi? Eminim bu yazıyı okuyanların bir çoğu evde ya da okulda bu veya buna benzer gurur kırıcı, utanç verici sözlere defalarca maruz kalmışlardır. Peki hiç düşündünüz mü ya o çocuk gerçekten aptal değil de sadece ona öğretme biçimimiz hatalı ise…

disleksili çocuk

Her çocuk özeldir ve her çocuk mutlaka öğrenir. Başarısızlığın sorumluluğu çocukta değil, onu kalıplara sığdırmaya çalışan okul, öğretmen ve hatta ağırlıklı olarak ebeveynlerdedir.

Evet eğitim sorunlarından bahsetmeyi severiz ve başarısızlığın nedenleri irdelenirken nedense kendimizde hiçbir sorun görmeden işin kolay tarafından okullara yüklenmeyi seçeriz. Zaten daha ne yapabilirdiniz ki, anaokulundan itibaren okul yükünü çektiniz, hatta belki de özel okulda okuttunuz, yetmedi özel dersle takviye aldırdınız, yetmedi dershaneye gönderdiniz…Bir kamyon yüküyle para harcadınız ama içinde yok çocuğun okumuyor zaten sistem kötü, ama sizin vicdanınız rahat…

Peki şimdi bir durup düşünün bakalım, kaçınız çocuğunuzun gerçek yeteneklerini keşfettiniz, öğrenmede yaşadığı zorlukların altında yatan temelleri araştırdınız. Farklı olmasınlar sakın. Onlarca çocuğun derdi olan ve arada kaynayıp giden bir hastalıktan bahsedeceğim size: Disleksi

Önce aşağıdaki yazıyı okumaya çalışınız. ..

disleksisiniz

 

Zorlandınız değil mi, o zaman sorun yok siz disleksi değilsiniz ama bu toplumun % 5 ile 7 arası yani ortalama 30 kişilik bir sınıftaki 2-3 öğrenci bu sorunla boğuşmakta.

Disleksi; okuma, yazma, akıl yürütme, dinleme, konuşma ve matematiksel becerilerin kazanılmasında kendini gösteren bir öğrenme bozukluğu olarak tanımlanmaktadır ve bu hastalığa sahip olanlara ‘dislektik’ denir. Yunanca kökenli bir sözcük olan disleksi  ‘kelime kullanımında yaşanan güçlük’ anlamına gelmektedir. Dislektik olan, yani öğrenme güçlüğü çeken kişiler harfleri birbiriyle karıştırır, okuyamaz, yazamazlar. Okuduklarını kısa süre sonra unutabilir, harflerin seslerini telaffuz etmede güçlük yaşarlar.

Bu çocuklar ve ebeveynleri eğitim hayatlarının ilk anlarından itibaren öğretmenlerinden, “Aslında çok zeki ama…” diye başlayan cümleleri defalarca dinlerler, hatta sıklıkla yaramazlık ve dikkatsizlikle eleştirilirler.

disleksi11

Disleksi, zihinsel bir yetersizlik değildir ve zeka ile ilişkisi yoktur. Hatta zeka düzeyi çok yüksek çocuklarda da görülmektedir. Disleksiklerin zeka düzeyleri  düşük olmadığı gibi özel yeteneklere de sahip olabilirler.

Hepimizin çok yakından tanıdığı Albert Einstein, büyük deha, okulda başarılı ama okuldan nefret eden bir çocuk. Bir disleksi olan Einstein’ın dediği gibi “Aslında herkes zekidir. Fakat bir balığı bir ağaca tırmanma kabiliyetine göre değerlendirirseniz tüm hayatını aptal olduğunu zannederek geçirir.”

Usta bir ressam, desinatör, bilim adamı ve düşünür olan Leonardo Da Vinci’de disleksiden muzdaripdir. Yazıyı tersten, aynadan görünüş imajıyla, yani sağdan sola doğru yazması ve el yazısının karmaşıklığı  ile bilinir. Bunun solak olan dislektiklerin çoğunda rastlanan bir davranış biçimi olduğu öne sürülür. Bitirdiği projelere yeni baştan başlaması da dislektiklerin karakteristik özellikleri arasında sayılmaktadır.

Sadece bu iki isim değil tabi ki, okuma öğrenme güçlüğü çekenler:

*Mozart
*Wright Brothers
*Cher
*Tom Cruise
*Walt Disney
*John Lennon
*Winston Churchill
*Henry Ford
*Stephen Hawkings
*Jules Verne
*Alexander Graham Bell
*Woodrow Wilson
*Hans Christian Andersen
*Nelson Rockefeller
*Thomas Edison
*Agatha Christie
*Whoopi Goldberg
*Rodin
*Dustin Hoffman
*Robin Williams
*Louis Pasteur
*Werner von Braun
*Dwight D.Eisenhower
*F. Scott Fitzgerald-Yazar
*Mariel Hemingway
*George Bernard Shaw
*Beethoven
*Carl Lewis
*Magic Johnson
*Sylvester Stallone

Şaşırtıcı bir liste değil mi, çoğu dahi olarak tanımlayabileceğimiz, başarılı insanlar…

Biraz bilgi ve çokça ilgi ile bu çocukları erken yaşta keşfetmemiz onlar ve toplum için çok şey değiştirebilir.

Taare Zameen Par

 

Evet yazının başlığı “Taare Zameen Par” 2007 yapımı bir filmden alınma. Harfleri sayıları algılama problemi yaşayan ve bu nedenle ailesi ve çevresi tarafından aptal muamelesi gören Ishaan adlı 8 yaşında bir çocuğun, doğru öğretmenle tanışana kadar yaşadığı mutsuzluğu ve çöküşünü anlatan, çocuğu olsun olmasın herkesin seyretmesi gereken ve bazen bir kişinin bile hayatını değiştirmenin karşılığının paha biçilmez olduğunu bize anımsatan bir film.

Yazıyı Ishaan’ın resim öğretmeni olan Ram Shankar Nikumbh ile İshaan’ın sert mizaçlı ve başarı odaklı babası arasında geçen bir replikle bitireyim…

“İlgi çok önemlidir. İyileştirme gücüne sahiptir. Acıya merhem olur. Çocuk ilgilenilmeyi ister. Kucaklamak, sevdiğinizi göstermek için yanağına kondurduğunuz bir öpücük. Oğlum seni seviyorum diyebilmek. Korktuğu zaman size sığınabilmesi. Kaydığı zaman, düştüğü zaman sizi yanında bulabilmesi güven verici. İlgilenmek.”

Yazan:  Sibel Çağlar

Kaynak : Dünyalılar

İsviçre’de bir bankanın kasasında bulunan Leonardo da Vinci’ye ait olduğu iddia edilen tabloya el konuldu.

Isabella d'Este

Leonardo da Vinci’ye ait olduğu iddia edilen Isabella d’Este tablosu

 

 

İsviçre’de, bir bankanın kasasında bulunan ve İtalya’dan yasa dışı yollarla çıkarıldığından şüphelenilen İtalyan ressam Leonardo da Vinci’ye atfedilen bir kadın portresine el konuldu.

İtalya Savcılığından yapılan açıklamada, Leonardo da Vinci’nin eseri olduğu iddia edilen ve ülkenin güneyindeki İtalya sınırında bulunan Ticino kantonunda bulunan Lugano şehrindeki bir özel bankadan ele geçirilen portreye, İtalya polisinin talebiyle ülkeden yasa dışı yollarla çıkarıldığından şüphelenildiği için el konulduğu ifade edildi.

Savcılık açıklamasında, İsviçre’de yaşayan İtalyan bir ailenin, tabloyu 135 milyon dolara satmaya çalıştığı ileri sürüldü.

 

 

 

“Gezegenlere Yolculuk” konulu resm yarışmasına başvurular devam ediyor.

davinci resim yarışması

Yarışmayı düzenleyen kurumun duyurusu şu şekilde.

Sevgili Çocuklar, Değerli Veliler,


Türksat “Gezegenlere Yolculuk” konulu resim yarışması başlıyor. Hemen sizde resimlerinizi hazırlayıp yarışmaya katılın, Space Camp Aile ve Çocuk Programına ücretsiz olarak katılacak 3 aileden biri olun. 

• Bu yarışma 14.04.2014 (Saat 20:00) – 21.05.2014 (Saat 17:00) tarihleri arasında geçerli olacaktır. 

• Türksat Kablo TV aboneleri, 7-11 yaş aralığında ve aşağıda belirtilen boy ve kilo koşullarını taşıyan çocukları adına, yarışmaya başvurabilecektir. 

• Yarışmanın konusu “Gezegenlere Yolculuk” olacaktır. İstenilen resim tekniği ve malzeme kullanılabilecektir. Her müşterimiz yarışmaya bir adet resim ile katılabilir. 

• Yarışmaya katılan müşterilerimiz; Hizmet Numarası veya Müşteri Numarası, Çocuk Ad-Soyad / Yaş / Sınıf bilgilerini, iletişim bilgilerini (tercihen birden fazla) ve adres bilgilerini resimleriyle birlikte göndereceklerdir. Talep edilen bilgilerden herhangi birinin eksik olması halinde resim değerlendirmeye alınmayacaktır. 

• Resmin yapılabileceği en büyük kağıt boyutu 50*70 cm’dir. 

•Yapılan resimlerin; “Çamlıca Mah. Anadolu Bulvarı 149. Sokak No 21/E Yenimahalle Ankara” adresine posta/kargo ile gönderilmesi gerekmektedir. 

• İletişim bilgilerinin güncel ve eksiksiz olması müşterilere ulaşım açısından önemlidir. 

• Jüri üyeleri tarafından resimler değerlendirilip 3 abonemiz ve çocuklarına Space Camp Aile ve Çocuk Programı’na ücretsiz katılım hakkı verilecektir. 

• Resimler 29.05.2014 tarihinde saat 14:00’te Türksat Kablo / Ankara adresinde 5 kişilik jüri tarafından değerlendirilecek olup, 30.05.2014 tarihinde web sitesinde duyurulacak ayrıca telefon yoluyla müşterilere erişim sağlanacaktır. 

• Dereceye girecek olan müşterilerimizin en geç 05.06.2014 Saat 17:00’ye kadar başvuruda bulunması gerekmektedir. Aksi takdirde haklarını kaybedecek olup yedek yarışmacılara bu hak verilecektir. Yedek yarışmacıların da en geç 12.06.2014 Saat 17:00’ye kadar başvuruda bulunması gerecektir. 

• Space kamp programı 13-15.06.2014 tarihinde İzmir’de gerçekleştirilecektir. 

• Space Camp aile çocuk programına katılım, Türkiye içinden İzmir iline ulaşım, İzmir havaalanı ve kamp alanı transfer, sabah öğle akşam yemeği, kamp sonunda kamp yerinden İzmir havaalanına transfer, İzmir ilinden Türkiye içine ulaşım ücretsiz olup, bunun dışında kalan özel harcamalar Aile Çocuk Programına dahil değildir. 

• Resim yarışmasında dereceye giren abone, bu hakkının başkası tarafından kullanılmasını talep edemez, başka bir kişiye devredemez, nakde veya mala çevrilmesini talep edemez. 

• Çocukların simülatörleri kullanabilmek için gerekli olan minimum boy uzunluğu 120 cm, maksimum ağırlık 95 kg olarak belirlenmiştir.

İlgili site için lütfen TIKLAYINIZ

“Ünlü ressamların resimlerini nasıl ayırt edeceğiz” diye pek çoğumuz kendi kendimize sormuşuzdur. Eeee nede olsa hava atmak için ressamlardan azda olsa anlamak lazım. . İlgili haberi görünce bizde size aktaralım da biraz şu sorunu aşmanıza yardımcı olalım istedik.

Haydi! Kısa cümlelerle ressamları ve eserlerinin genel  özelliklerini bakalım nasıl anlayacakmışız?

Resimdeki herkesin, kadın erkek farketmeden popoları kocamansa, kendinizden emin bir şekilde Rubens diyin.

 

RUBENS! (işte böyle)

RUBENS! (işte böyle)

RUBENS! (işte böyle)

RUBENS! (işte böyle)

Resimdeki adamlar hafif şaşı, kıvırcık saçlı kadınlara benziyorsa o resim Caravaggio‘ya ait.

Caravaggio

Caravaggio

Eğer herkesin vücudunda bariz bir tuhaflık varsa Picasso‘yu çakın gitsin.

Picasso

Picasso

Eğer resimde kafanızın çok güzel olduğu bir geceye dair hatıralar var ise Dali.

Picasso

Picasso – “Gözler kalbin aynasıdır” P. Picasso

Eğer resimde kafanızın çok güzel olduğu bir geceye dair hatıralar var ise Dali.

Dali

Dali

Kafanızın çok güzel olduğu bir gecenin sabahı da olabilir.

dali2

 

 

 

Arka plan “Yüzüklerin Efendisi”ni anımsatıyorsa, ortalıkta tuhaf mavi bir sis varsa ve saçlar kıvırcık ise Da Vinci.

 

Leonardo Da Vinci

Leonardo Da Vinci

 

Fön görmemiş saçlar…

Leonardo Da Vinci

Leonardo Da Vinci

Rengarenk boyanmış bir excel sayfası görüyorsanız Mondrian

Mondrian

Mondrian

 

“Yeaaa bunu ben de yaparım” diyorsanız Miro.

Miro

Miro

 

...ve bu da Miro

…ve bu da Miro

 

Tek gördüğünüz tek kaşlı bir kadınsa Frida.

Frida Kahlo

Frida Kahlo

 

İnsan figürü yoksa ve benekli benekli bir doğa anlatımıysa Monet.

Monet

Monet

 

Işıklı ve mutlu parti insanlarının olduğu bir ortam ise Renoir.

Renoir

Renoir

Renoir

Renoir

 

Eğer resim keskin, koyu renkli, hafif mavi ve resimdeki insanlar sakallı ve gıdasızlıkla pençeleşiyormuş gibi görünüyorsa El Greco.

El Greco

El Greco

 

 

Balerin varsa Degas.

Degas'ın meşhur bir kompozisyonu

Degas’ın meşhur bir kompozisyonu

 

                                                                                                                Resimde oraya buraya serpiştirilmiş melekler varsa bu Boucher.

 

Boucher

Boucher

 

Resimdeki kişiler sokak lambasının altındaki bir evsizi hatırlatıyorsa Rembrandt.

Rembrandt

Rembrandt

 

Herkes, kadınlar da dahil Putin’e benziyorsa o bir van Eyck.

arnolfinilerin-dugunu- van Eyck.

 

 

Eğer resimde çok çok fazla insan varsa ve normal görünüyorlarsa Bruegel.

Bruegel

Bruegel

            Resimde yine çok ama çok fazla insan varsa, ama bu kişiler çılgınca şeyler yapıyorsa Bosch.

Bosch

Bosch

 

 

 Kaynak:[-]

İsviçre’de bir banka kasasında ortaya çıkarılan 400 tabloluk koleksiyonda Rönesans döneminin efsanevi ismi Leonardo da Vinci’ye ait olduğu sanılan bir tablo bulundu.

Leonardo- da-Vinci

Yağlıboya tablo, İtalyan ustanın 1499’ta tamamladığı İtalyan asilzade Isabella d’Este’nin portresi ile büyük benzerlik gösteriyor. Da Vinci’nin İtalya’nın Lombardi bölgesinde yaptığı karakalem portre, halihazırda Paris’teki Louvre Müzesi’nde sergileniyor.

Los Angeles’taki California Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Ordinaryüs Prof. Carlos Pedretti, 61×46 santimetrelik eserin da Vinci’nin elinden çıktığına hiçbir şüphe olmadığını söyledi.

Pedretti, İtalyan Corriere della Sera gazetesine yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

“Da Vinci’nin tekniği ve tarzı, özellikle yüz kısmında son derece belirgin. Markiz Isabella d’Este’nin, karakalem çalışmayı gördükten sonra ünlü ustadan portresini yağlıboya olarak da yapmasını istediğini biliyoruz. ‘Bir sanat eseri, asla tamamlanmaz sadece terk edilir’ ifadesini kullanan Da Vinci, zaman yetersizliğinden ya da ilgisini yitirdiğinden eseri tamamlamamış olabilir. Çünkü da Vinci, karakalem portrenin ardından Floransa belediye binası duvarına Anghiari Savaşı’nı çizmeye, 1503’te ise Mona Lisa üzerinde çalışmaya başlamıştı.”

Arizona Üniversitesi laboratuvarında yapılan karbon tarihleme testi de eserin 1460 ve 1650 yılları arasında yapıldığını gösterdi. Bu zaman aralığı, da Vinci’nin döneminin en etkili kadını olan Markiz Isabella d’Este ile tanışıp karakalem portresini yaptığı döneme denk düşüyor.

Kullanılan astar ve boyaların belirlenmesi için yapılan testler de eserin İtalyan ustanın kariyeri boyunca kullandığı malzemelerle yapıldığını kanıtladı.

Bazı sanat tarihi uzmanları ise tablo tuval üzerine boyandığı için da Vinci’ye ait olmadığını ileri sürüyor. Ünlü usta, tahta panoları tercih ediyordu.

Koleksiyon, adı açıklanmayan bir İtalyan aileye ait banka kasasında ortaya çıkarılmıştı.

 Kaynak :[]

Leonardo da Vinci, Mona Lisa’dan önce Isleworth Mona Lisasını yapmış.

Rönesans döneminin efsanevi ismi Leonardo da Vinci‘nin, ünlü tablosu “Mona Lisa“dan önce “Isleworth Mona Lisası” olarak bilinen eserini yaptığı iddia edildi.

Merkezi Zürih’te bulunan Mona Lisa Vakfı, 35 yıl süren araştırmalar sonucu usta ressamın “Isleworth Mona Lisası” adlı eserini başyapıtından yaklaşık 11 yıl önce tamamladığını ileri sürdü.

Regresyon testleri ile matematiksel hesaplamalar yaparak tabloları karşılaştıran ve arşivleri tarayan uzmanlar, elde ettikleri sonuçları “Mona Lisa: Leonardo’s Earlier Version” adlı kitapta topladı.

Kitabın yazarı ve sanat tarihçisi Stanley Feldman, oturur halde resmedilen kadının bedeninin tüm unsurlarının her iki tabloda tamamen ayrı konumda bulunduğunu keşfettiklerini söyledi.  Feldman, “Kadının duruşu, ellerini tutuşu, yüz ifadesi, saçı, örtüsü ve giysisi her iki tabloda bire bir aynı. Öyle ki bu tablolardan birini, ancak diğerini de boyayan kişi yapabilir.

Tablolardaki tek fark, arka plandaki manzara” dedi. Gizemli gülüşüyle genç bir kadını tasvir eden “Isleworth Mona Lisası”, Paris’teki Louvre Müzesi’nde sergilenen başyapıttan biraz daha büyük ve daha canlı renklere sahip. CENEVRE

 Kaynak :[-]