Şunun için etiket arşivi: Cumhuriyet

Müzeler Haftası nedeniyle Kültür Bakanlığına bağlı müzelerle bazı özel müzeler bugün ücretsiz gezilebilecek (Haber tarihi :19 Mayıs 2012)

Müzeler Günü Nedir?

Müze

Dünya kültür mirasının korunması ve Müzeciliğin tanıtılması amacıyla UNESCO tarafından tüm dünyada 18 Mayıs “Müzeler Günü” olarak kutlanmaktadır.

Ülkemizde aynı amaçla 1982 yılından itibaren her yıl “Müzeler Haftası Kutlama Yönergesi” hükümleri kapsamında 18-24 Mayıs tarihleri arasında Bakanlığımız bünyesinde düzenlenen “Müzeler Haftası” etkinlikleri, “Müzeler Günü”nü tüm dünya ülkeleri ile birlikte eşzamanlı olarak kutlamak amacıyla değiştirilmiş ve UNESCO tarafından tüm dünyada “Müzeler Günü” olarak kutlanan 18 Mayıs günü, ülkemizde de “Müzeler Günü” olarak kutlanılmaya başlanmıştır.

Türkiye genelindeki pek çok müze, 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası nedeniyle bugün gece yarısına kadar açık ve ücretsiz gezilebilecek. Aralarında İstanbul Ayasofya, Türk-İslam Eserleri, Ankara Anadolu Medeniyetleri, Ankara Etnografya, Gaziantep Zeugma, Antalya Müzesi’nin de olduğu Kültür Bakanlığı’na bağlı birçok müze, bugün mesai saatleri içinde normal ücretle, mesai saati bitiminden gece saat 23.00’e kadar ise ücretsiz olarak ziyarete açık olacak.

Avrupa’da da kutlanan Müzeler Gecesi uygulamasına İstanbul’daki büyük sanat müzeleri Sabancı, İstanbul Modern ve Pera Müzesi de çeşitli etkinliklerle dahil oluyor.

Radikal’in haberine göre şu sıralar ‘Yeni Yapıtlar, Yeni Ufuklar’ ve ‘Dünden Sonra’ sergilerine ev sahipliği yapan İstanbul Modern bugün saat 22.00’ye kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

‘Rembrandt ve Çağdaşları: Hollanda Sanatının Altın Çağı’, ‘Bir Ülke Değişirken: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk Resmi’ ve yenilenen tasarımıyla ‘SSM Hat Koleksiyonu’ sergilerini ağırlayan Sabancı Müzesi, bugün mesai saatleri içinde ücretsiz gezilebilecek. Sabancı, 19 Mayıs Cumartesi günü ise saat 22.00’ye kadar açık kalacak ve 19 Mayıs Gençlik Bayramı nedeniyle tüm öğrencileri ücretsiz kabul edecek. Ayrıca müze bahçesinde 15.00-16.00 saatleri arasında Sabancı Üniversitesi caz topluluğu Sujazz, 16.00-17.00 arasında rock müziği grubu Shuffle konserleri izlenebilecek.

‘Goya: Zamanının Tanığı’, ‘Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar’ sergilerine ev sahipliği yapan Pera Müzesi de Müzeler Gecesi kapsamında 19 Mayıs Cumartesi günü 24.00’e kadar açık ve öğrencilere tüm gün, diğer ziyaretçilere ise 19.00’dan sonra ücretsiz olacak. Ayrıca müzeyi gezen ilk 200 öğrenciye Pera’da açılan öğrenci sergilerinin katalogları hediye edilecek ve saat 20.00’de Halimden Konan Anlar, 21.15’te ise Bora Çeliker Quartet konserleri gerçekleştirilecek.

 

Kaynak : [-]

Refik Ahmet Sevengil etkinlikleri kapsamında Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi afişlerinin yanısıra Türk Tiyatro Tarihi’ne bakış niteliğinde olan “Tiyatro Afişleri Sergisi” İBB Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde 10 Mayıs – 5 Haziran günleri arasında izlenebilecek.

Tiyatro aşıkları

Tiyatronun topraklarımızda gelişimini, yaptığı derin arşiv araştırmaları ve çalışmalarıyla kitaplaştıran ilk Türk tiyatro tarihi yazarımız Refik Ahmet Sevengil‘in eşsiz koleksiyonundan seçilen el ilanları Osmanlı döneminin bir tarihsel yansımasıyla birlikte tiyatroseverlerle buluşuyor. Refik Ahmet Sevengil’in torunu Nesteren Davutoğlu tarafından hazırlanan Refik Ahmet Sevengil Koleksiyonu’na ait Tiyatro Afişleri, İstanbul Tiyatro Festivali’inin destegiyle bu yıl festivalde açıldı.

Sergiye paralel olarak Refik Ahmet Sevengil İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında bir etkinlikle anılacak. “Refik Ahmet Sevengil’i Anmak”adlı etkinlik 28 Mayıs saat 18:00 de İKSV Salon’da gerçekleşecek. Bu buluşmada Bir Aydınlık Adam adlı belgesel gösteriminin yanısıra Selim İleri, Cemal Ünlü ve Nesteren Davutoğlu’nun konuşmalarına yer verilecek.
Yapım ve evsahipliğini İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın üstlendiği Tiyatro Afişleri Sergisi Refik Ahmet Sevengil’in Türk Tiyatrosu Tarihi isimli kitaplarından bir izlek oluşturarak, bugün tiyatromuzun geldiği yerden geriye doğru açılan bir pencere, bir ses, bir nefes olarak tanımlanabilir. Sergi tiyatronun hayatın, hayata ilişkin meselelerin bir sahne üzerinde canlandırılmasıyla gerçekleşen bir duygu alışverişi, dünyada ne kadar insan hali varsa, bir o kadar eser konusu, anlatım biçimi oluşmuş olduğunu da düşündürüyor.
Serginin, Türk tiyatro geleneğinin köşetaşlarından kabul edilen Darülbedayi’nin günümüzdeki karşılığı olan Şehir Tiyatroları’nın çatısı altında Darülbedayi’nin son Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu’nun projeleri arasında olması da ayrı bir anlam taşımakta.

Kaynak:[-]

Merkez Bankası’nın, 206 tonluk külçe altın rezervinin yanı sıra paha biçilemeyen sanat koleksiyonu da bulunuyor. 104 ressamın eserlerinin yer aldığı bankanın sanat kasasında Osmanlı’dan kalma “efemera” isimli resmi yazışmalar, padişah fermanları ve asırlık hisse senetleri de yer alıyor.

Erdinç ÇELİKKAN

T.C. Merkez Bankası

Merkez Bankası, 206 tonluk külçe altın rezervinin yanı sıra paha biçilemeyen sanat koleksiyonuna da sahip bulunuyor. Banka koleksiyonu arasında Abidin Dino’dan Fikret Mualla’ya, Nuri İyem’den İbrahim Çallı’nın da bulunduğu 104 ressamın eserleri yer alıyor. Merkez’in zengin sanat kasasında Osmanlı’dan kalma “efemera” isimli resmi yazışmalar, padişah fermanları ve asırlık hisse senetleri de bulunuyor.

Cumhuriyetle yaşıt

Merkez Bankası, sanat koleksiyonu Cumhuriyetin ilk yıllarında oluşturulmaya başlandı. 1930’lu yıllarda Halil Paşa, İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi Türk resim sanatının önder isimlerine ait yapıtlarla başlayan çalışma Şeref Adik, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabri Berkel gibi sanatçıların eserleriyle daha da zenginleşti. Merkez’in sanat müzesinde, aralarında Eyüboğlu’nun “Ankara’dan Görünüm”, Mahmut Cuda’nın “Beyaz Vazo”, İbrahim Çallı’nın “Çınaraltı” adlı tablolarının da bulunduğu yüzlerce eser sergileniyor. Türk sanat tarihinde güçlü bir bellek oluşturmayı hedefleyen Merkez Bankası’nın bu koleksiyonu, Türk resim sanatının ulaştığı düzeyi en iyi yansıtan koleksiyonlar arasında sayılıyor.

Hisse senetleri de var

Bankanın sanat kasasında, 1932-1941 yılları arasında Maliye Bakanlığı’nca ihraç edilmiş olan devlet iç borçlanma senetlerinden örnekler, 1902 tarihli Haydarpaşa Limanı AŞ ve Anadolu Demiryolu AŞ’ya ait hisse senedi örnekleri de yer alıyor. Koleksiyonda III. Selim ve II. Murat döneminden kalan değerli altınlar ve diğer padişahlara ait fermanlar da sergileniyor.

Osmanlı altınları ve fermanlar var

MERKEZ Bankası’nın koleksiyonundaki ilginç sanat eserleri de bulunuyor. Bunlar arasında da Osmanlı döneminde halkın Evrek-ı Nakdiye desenlerinde dokuduğu halılar; çeşitli tarihlerde banka şubelerinin kendi arasında yaptığı “efemera” denilen yazışma örnekleri; V. Mehmet Reşad döneminden başlayarak kullanılan kağıt paralar dikkat çekiyor.

Kaynak : [-]

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı sergisini ziyaret etmek için son bir ay!

Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde

Rembrandt

Rembrandt ve Çağdaşları – Hollanda Sanatının Altın Çağı

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı sergisini ziyaret etmek için son bir ay! Rembrandt ve çağdaşlarından öte, daha çok Rembrandt ve öğrencilerinin eserlerinin yer aldığı sergi, “altın çağı”n ışığı ile göz kamaştırıyor adeta. Özellikle güneş ışığı ile içimizin iyiden iyiye ısındığı bu günlerde, müzenin konumundan istifade ederek Boğaz’ın tadını çıkarma fırsatını da kaçırmamak gerek. Emirgan’daki Sabancı Köşkü’nden erguvanlarla renklenmiş, mis kokan manzaraya ‘tepeden’ baktıktan sonra, bu sene 10. Senesini kutlayan Müze, sizi ülkeler ötesi, yüzyıllar öncesi bir yolculuğa davet ediyor. Bu kez ağırlanananlar, Rijksmuseum ile ortak bir çalışmanın sonucunda, Türkiye’de.

Sergideki eserleri seyretmek, tarihte iki galerilik bir yolculuğa çıkmak için, çok detaylı bir resim bilgisine sahip olmak gerekmiyor. Tam da bu noktada atlamadan hatırlatmak gerekir ki, müze girişinde dileyen misafirlere ücretsiz ‘audioguide’ sunuyorlar. Böylece müzedeki 73 tablodan öne çıkan 25’ini detaylı bir şekilde inceleyebiliyorsunuz, gördüklerinizin ötesinde, tablolarda kullanılan metaforlarla ve resim teknikleri ile ilgili bilgiler ediniyorsunuz. Kuşkusuz serginin en öne çıkan eseri, Rembrandt Harmensz van Rijn tarafından, ressamın 28 yaşında resmettiği, Rotterdamlı Bira Üreticisi Dirck Jansz Pesser’in Eşi tablosu. Tablo öyle düşünülerek konumlandırılmış ki, sergide, hemen yamacındaki Frans Hals tablosu, Maritge Claesdr Voogt Portresi ile yanyanalığı tesadüf

Rembrandt çağdaşları

değil. Böylece sadece ‘karanlıkla’ değil ‘gerçekçilikle’ ışığın buluştuğu noktada buluyor insane kendini. Jansz Pesser’in eşi yüzünü size çevirip, sizinle konuşmaya başlayacakmış gibi beklemek çok da şaşılası değil. Bununla beraber “İnci Küpeli Kız” ile zihinlerimizde yer etmiş, Johannes Vermeer’in seçme eserlerini de seyrinize sunan müzede, bu eserlerden en göz dolduranlardan Aşk Mektubu’nu da seyreylerken, dinlemeyi de unutmayın. Perspektifin büyüleyiciliği ve ‘an’a tanıklık ediyormuş hissi sizi adeta resmin içine çekecek. Ailelerin bir çoğunun zamanın ‘fotoğraf albümü’ mantığı ile duvarlarını süslediği portreleri, tarihe tanıklık imkanı sağlarken, aynı dönemde özellikle natürmort tablolarda kullanılan ışık oyunları sayesinde şimdilerde televizyonlarda, sinemalarda deneyimlemeye başladığımız 3. Boyutun yüzyıllar öncesinde keşfini hissediyorsunuz. Renklerin canlılığı ise değme yüksek çözünürlüklü görüntüye rakip çıkıyor. İki katlı sergide, ikinci galeride daha çok denizcilik üzerine tablolar yer alıyor. Her iki katta ise tablolarla bir bütünlük içinde, 18 obje bulunuyor, bir çokları yine öyle güzel takdim ediliyor ki, adeta yanına koyduğu resimin içinden alınmış hissini veriyor. Bir boyut daha katıyor seyir keyfine. Jan Steen de sergide dikkat çeken bir başka isim, özellikle hiciv vurgusu ile insanı betimlemeleriyle de güldürmeyi başarıyor.

Sergide Altın Çağ ile birlikte dönemin yaşantısına, dönemin insanının günlük hayatına da böylece tanıklık edebiliyor, dönemle ilgili bir çok bilgi edinebiliyorsunuz. Altını çizmeden de edemeyeceğim, müzedeki eserlerin konumlandırılması, ve özellikle de tam da sloganına uygun şekilde “karanlıkla ışığın buluşturulması” öyle profesyonelce yapılmış ki, sizi her tablonın adeta içine itiyor, o dünyaya hızlıca girmenizi sağlıyor ve üstelik gezerken sizi hiç mi hiç yormuyor.

Müze’de en alttaki galeride misafirlerin seyrine sunulan bir diğer sergi ise Sakıp Sabancı’nın özel ilgisi sayesinde oluşturulmuş koleksiyon eserlerinden oluşan, “Bir Ülke Değişirken – Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi” sergisi. Burada da zihinlerimize kazınmış bir çok ünlü Türk ressamının eserlerini inceleme fırsatı buluyorsunuz. Özellikle Tanzimat Dönemi ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti ilk dönem eserlerinin seyre sunulduğu bu bölümde; Şehzade Abdülmecid Efendi, Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, İzzet Ziya, İbrahim Çallı gibi önemli şahsiyetlerin eserleri, Türk resim sanatının gelişimine de oldukça ışık tutuyor. Resmin, insanı resmenin “günah” olmaktan çıkarak ve hatta ‘nü’ resmin deneyimlendiği, modernleşen ülke ile parelel bir sanat anlayışına da böylece tanıklık edebiliyorsunuz. Elbette yüzyıllar öncesi Hollandalı dokunuşları seyreyledikten sonra bambaşka bir dönemde ve ülkede olduğunuzu hissettiriyor bu sergideki tablolar.

Emirgan’a kısa bir ziyaret yapıp, köşk’te baharın ve sanatın tadını çıkarmanın tam da vakti. Sonrasında kendinizi Emirgan Korusu’nda çimlere sereserpe bırakabilir ya da sahilde kendinize bir kahve ısmarlayabilirsiniz. Keyfinize keyif katacağı kesin !

Pazartesi günleri hariç, hergün ziyarete açık olan müze, Çarşamba akşamları da ücretsiz gezi imkanı sunuyor. Son tarihse 10 Haziran! Keyifli seyirler, iyi yolculuklar !

 

Kaynak : [-] Ceren Öner

Trabzon, 2-15 Mayıs tarihleri arasında, 13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali’ne ev sahipliği yapacak.

13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali

Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından 13 yıldır organize edilen festivale, ev sahibi Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İngiltere, Romanya, Makedonya, Rusya, İtalya, Letonya ve Afganistan’ın tiyatro toplulukları katılacak. Ayrıca, Hollanda ve Avusturya’dan gelecek ekipler de sanatseverlere dans ve müzik gösterileri sunarak, alternatif etkinlikler düzenleyecek.

Açılışı 2 Mayıs Çarşamba günü törenle yapılacak festivalin ilk oyununu Ankara Devlet Tiyatrosu sahneleyecek. ”Barış” adlı oyun Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde saat 20.00’de sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Festivalin ikinci günü ise Gürcistan’ın Marjanishvili Tiyatrosu ”Aşk Çemberi”, Letonya’nın Rezekne Tiyatrosu ise ”Palavraya Kanma” adlı oyunları sahneleyecek. Yunanistan’ın Anagnosis Tiyatrosu ”İz Sürücüleri”, Afganistan’ın SFACA Tiyatrosu ise ”Burka Ardındaki Maskeler” adlı oyunlarını festivalin üçüncü günü olan 4 Mayıs’ta tiyatroseverlerin beğenisine sunacak.

Festivalin 4. ve 5. gününde İstanbul Devlet Tiyatrosu ”Sidikli Kasabası”, Bursa Devlet Tiyatrosu ise Trabzonlu sanatçı Bedri Rahmi Ebüyoğlu’nun hayatının konu edildiği ”Tek Kişilik Yaşam” adlı oyunu sahneye koyacak.

Macaristan’ın Kompania Tiyatrosu ”Othello Yorum”, Konya Devlet Tiyatrosu ise çocuk oyunu ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunları festivalin 6. ve 7. günlerinde sahneleyecek. Festivalin 8. ve 9. gününde ise İngiltere’nin Stacy Makishi Tiyatrosu ”Uçuşa Geçiş: Gerçek Hikaye”adlı tiyatro oyununu, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu sahneleyecek.
Festivalin 10. gününde Romanya’nın Baia Mare Tiyatrosu ”Barut Fıçısı”, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı oyunu tekrar oynayacak.

Festivalin ev sahibi Trabzon Devlet Tiyatrosu ise ”Ben Feuerbach”adlı oyunu, festivalin 11. günü olan 12 Mayıs Cumartesi günü sahneye koyacak. Festivalin 12. gününde Makedonya Devlet Opera ve Balesi”Kapılar”, 13. gününde Rusya’nın Kemedianty Tiyatrosu ”Mumu” adlı oyunu sahneleyecek. Festivalin son günü olan 15 Mayıs’ta ise İtalya Uluslararası Tiyatro Merkezi ”Çıkış” adlı oyunu sahneleyecek ve aynı akşam festival, kapanış töreni ile sona erecek.

Tiyatro oyunları Atapark Haluk Ongan Sahnesi ve Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde 18.00 ve 20.00 saatlerinde, çocuk oyunu ise saat 13.00’de sahnelenecek. Festivalde, Hollanda, Avusturya ve Türk ekipleri de dans ve müzik gibi alternatif etkinlikler sunacaklar.

”Festival seyircimiz 7 bine yaklaştı”

Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürü Fatih Dokgöz, Karadeniz’e Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Festivali adı altında 1999 yılında başlayan festivalin, yıllar içinde büyüdüğünü ve dünyadan ciddi başvurular alan bir festival haline geldiğini söyledi.

Festivale bu yıl 35 ülkenin, 70 oyunla müracaat ettiğini anımsatan Fatih Dokgöz ”Festival oyunlarının biletleri herkes izleyebilsin diye normal oyun fiyatından satışa sunuldu. Festivalimize bütün vatandaşlarımızı davet ediyoruz” dedi.

 

Kaynak : [-]

Bitlis Sanat Tiyatrosu Bir İlki Gerçekleştirdi

Bitlis Sanat Tiyatrosu

Bitlis Sanat Tiyatrosu, 28.Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali’ne davet edildi.

Bitlis Sanat Tiyatrosu, 28. Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali’ne davet edildi.

Bitlis Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökmen Okdayan, gazetecilere yaptığı açıklamada, Bitlistarihinde bir ilki gerçekleştirerek, uluslararası ölçekte düzenlenen, tiyatro festivaline katılan ilk ekip olduklarını söyledi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, bu festivale davet edilen tek tiyatro ekibi olduklarını kaydeden Okdayan, şöyle konuştu:

“Denizli Belediyesi, her yıl Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali düzenliyor. Bunun uluslararası olması çok önemli. Bitlis tarihinde, uluslararası anlamda düzenlenen tiyatro festivaline davet edilen tek ekip biz olduk. Festivale HollandaKazakistanMakedonyaMacaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,Kosova‘dan tiyatro ekipleri katılacak. Bununla beraber İstanbul, Ankara, Antalya, Denizli, Hatay, Muğla ve Aydın’dan gelen ekipler de festivalde yer alacak. Bu büyük organizasyona Doğu ve Güneydoğu AnadoluBölgelerinden davet edilen tek tiyatro ekibiyiz. Bu büyük bir başarı. Bu ekibimizin ve Oyuncularımızın başarısıdır. Bu anlamda Oyuncularımızı hepsini tek tek tebrik ediyor, hepsine teşekkür ediyorum.”

-“Kısıtlı imkanlarla başarıyı yakaladık”

Bitlis‘te tiyatro faaliyetlerini sürdürmenin çok kolay olmadığını kaydeden Okdayan, çok kısıtlı imkanlara rağmen büyük başarılar yakaladıklarını ifade etti.

Okdayan, şunları dile getirdi:

“Ekibimiz, çok kısıtlı imkanlarla, 20 metre kare bir alanda çalışmalarını sürdürüyor. Sadece OyundanOyuna sahneyi görebilen bir ekibiz. Böyle kısıtlı imkanlarla bu başarıyı elde etmişsek, destek verildiği takdirde, daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum. Bu konuda Bitlisli iş adamlarından ve bürokratlardan destek bekliyoruz. Çünkü daha iyi yerlere gelmek için daha çok desteğe ihtiyacımız var. Tüm bu koşullarda bizden hiçbir zaman desteklerini esirgemeyen, Bitlis Eğitim ve Tanıtım Vakfı (BETAV) başta olmak üzere, Bitlis Belediye Başkanı Fehmi Alaydın ve Kızıltaş Gayri Menkul Yatırım Ortaklığı’na sonsuz teşekkür ediyoruz.”

 

Kaynak : [-]   

Rembrandt ve Çağdaşları sergisi 10 Haziran’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

Sergi

sanat duyuru

İSTANBUL

■ Murat Sarıyar’ın“Varolmayanlar” isimli sergisi 24 Nisan – 15 Mayıs tarihleri arasında Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu.

■ Koray Ariş’in retrospektif sergisi 25 Nisan – 9 Haziran tarihleri arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Lyndl Hall ve Erdem Taşdelen’in sergisi 26 Nisan – 23 Mayıs tarihleri arasında kadar Eski Sanatorium’da.

■ “Anne”lere isimli karma sergi 27 Nisan – 12 Mayıs tarihleri arasında Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Yavuz Tanyeli’nin “Bora’s Blues” isimli sergisi 24 Nisan’a kadar TEM Sanat Galerisi’nde. (0212 2470899)

■ 20 genç ressamın “bir” kavramını yorumladığı sergi 25 Nisan’a kadar Art&Design Gallery’de.

■ Bir isimli karma sergi 25 Nisan’a kadar Armaggan Art Gallery’de.

■ Sabahattin Tuncer’in resim sergisi 25 Nisan’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde. (0212 252 05 35)

■ Maximilian Eder’in sergisi 25 Nisan’a kadar rh+artgallery’de. (0212224 74 31)

■ Ümit Mindek’in “Yansımalar” adlı seramik ve suluboya sergisi 27 Nisan’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ A. Kadir Ekinci’nin “Uzak Işık” adlı fotoğraf sergisi 27 Nisan’a kadar İfsak’ta. (0212 292 42 01)

■ Hunt Slonem’in sergisi 27 Nisan’a kadar Mabeyn Galeri’de. (0212 261 60 60)

■ Ceija Stojka’nın “KZ- KÂBUSLARI” adlı sergisi 27 Nisan’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0 212 249 01 50)

■ No 1 isimli karma sergi 28 Nisan’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da.

■ Luk Berghe’nin “Ütopya Kolleksiyonu” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar Mimarlık Araştırmaları Stüdyosu MARS’ta. (0212 2454850)

■ Temür Köran’ın “Seyir” isimli sergisi 28 Nisan’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde. (0 212 265 81 58)

■ Youssef Nabil’in “Hiç Gitmedin” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar GALERİST’te. (02122324902)

■ Kesintisiz Avangard isimli karma sergi 28 Nisan’a kadar Kuad Galeri’de. (0212 227 00 08)

■ Şule Ulusoy’un “Yaşamın içinden Anlatımlar…” isimli sergisi 28 Nisan’a kadar Terakki Sanat’ta. (0 212 351 00 60)

■ Hesaplaşma adlı karma sergi 28 Nisan’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Ali İbrahim Öcal’ın “Patetik Koridor” isimli ikinci kişisel sergisi 28 Nisan’a kadar DAİRE’de. (0212 252 52 59)

■ Murat Akagündüz’ün “Cennet – Cehennem” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar Galeri Manâ’da. (0212 243 66 66)

■ Mehlika Baş’ın sergisi 28 Nisan’a kadar ARKEOPERA SANAT GALERİSİ’nde. (02122499226)

■ İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Elemanları Sergisi 28 Nisan’a kadar İstanbul Aydın Üniversitesi’nde.

■ Sezin Aksoy’un “Transmutasyon” sergisi 28 Nisan’a kadar Cahalabi Art Gallery’de.

■ Merih Tekin Bender’in sergisi 28 Nisan’a kadar Vakıfbank İstanbul Genel Müdürlük Fuayesi’nde. (0212 316 70 70)

■ Jale Nejdet Erzen’in sergisi 29 Nisan’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 2 1 2 2 3 2 3 8 1 3)

■ Buket Güreli’nin “Bakakalırım…” adlı sergisi 29 Nisan’a kadar Adasanat’ta.

■ Buket Güreli’nin sergisi 29 Nisan’a kadar Adasanat Etkinlik Salonu’nda. (0212 245 56 23)

■ Zeynep Akgün’ün “Koma” isimli sergisi 29 Nisan’a kadar Artgalerim Nişantaşı Sanat Galerisi’nde. (0212 314 23 23)

■ Hale Işık’ın “Düğümler” isimli sergisi 29 Nisan’a kadar Harmony Sanat Galerisi. (0216 553 21 67)

■ Sezgin Sander’in “Yeniden Görmek” isimli sergisi 30 Nisan’a kadar Ayşe Takı Galerisi’nde. (0 2 1 2 343 21 54)

■ Olca Uzunokur’un baskıresim sergisi 30 Nisan’a kadar Galeri FE’de. (0 216 368 63 78)

■ Yiğit Uygur’un fotoğraf sergisi 30 Nisan’a kadar Nuru Ziya Suites’te.

■ Birsel Bosut Gürbüz’ün “Mavi Kareler” isimli sergisi 30 Nisan’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. ( 0216 418 38 06)

■ İsmail Gülgeç’in sergisi 30 Nisan’a kadar İstanbul Karikatür ve Mizah Merkezi’nde.

■ Fatih Merter’in ‘Saklı Senfoni’ isimli sergisi 1 Mayıs’a kadar Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Bjarne Melgaard’ın sergisi 2 Mayıs’a kadar GaleriArtist’te. (0212 227 68 52)

■ Volker März ’ın “Volkan Kadınları / The Woman of The Vulcano” isimli sergisi 4 Mayıs’a kadar Art 350’de. (0216 369 80 50)

■ İsmet Vildan Alptekin’in “Paris’in Çatıları” isimli fotoğraf sergisi 4 Mayıs’a kadar Galeri Işık’ta.

■ Recep Batuk’un sergisi 4 Mayıs’a kadar Galeri Espas’ta. (0212 227 70 17)

■ Erol Akyavaş’ın sergisi 5 Mayıs’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Serap Atala’nın sergisi 5 Mayıs’a kadar Artev Sanat Galerisi’nde. (0216 449 46 75)

■ Şevket Sönmez’in sergisi 5 Mayıs’a kadar Galeri Merkur’de. (212 225 37 37)

■ Aylin Ataç’ın “Devinim” isimli sergisi 5 Mayıs’a kadar Ormo Sanat Galerisi’nde. (0212 252 00 47)

■ La La La İnsan Adımları – Boijmans Van Beuningen Müzesi Koleksiyonundan Ber Seçki isimli sergi 6 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de. (0 212 334 73 53)

■ Şafak Taner’in “Geriye/De/Kalan” isimli sergisi 6 Mayıs’a kadar G-art’ta.

■ Basako, Josef Danner, Cemal Demir, Hüseyin Işık’ın sergisi 6 Mayıs’a kadar Art Suites Gallery’de.

■ Aydemir Ökmen’in “Renk Senfonileri” isimli resim sergisi 6 Mayıs’a kadar Galeri Selvin’de. (212263 74 81)

■ Kat Malikleri Toplantısı isimli karma sergi 6 Mayıs’a kadar GaleriBu’da. (212263 74 81)

■ Serap Atala’nın sergisi 7 Mayıs’a kadar Artev’de. (0216 449 46 75)

■ Elmas Deniz’in “ELMAS” isimli sergisi 8 Mayıs’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde.

■ Zeynep Birced’in “Beats per Unit” isimli sergisi 8 Mayıs’a kadar Gama Sanat Galerisi’nde.

■ Seyit Mehmet Buçukoğlu’nun “Sözün İzi” isimli sergisi 8 Mayıs’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Oyun Alanları: Grafik Tasarımcıların Deneysel Üretimleri Hakkında Bir Sergi isimli sergi 9 Mayıs’a kadar Siemens Sanat’ta. (0212 334 11 04)

■ Figen Batı’nın “der’in” isimli sergisi 9 Mayıs’a kadar Odakule Sanat Galerisi’nde.

■ Charles Csuri’nin “Zamanın Eskiz Defterleri” isimli sergisi 10 Mayıs’a kadar Sabancı Üniversitesi’nde. (0216 483 90 97)

■ Charles Csuri’nin sergisi 10 Mayıs’a kadar Kasa Galeri, Karaköy’de.

■ Jochen Proehl’ın “Unearthed” sergisi 10 Mayıs’a kadar cda Projects’te. (0212 251 12 74)

■ Doğu Çankaya’nın sergisi 12 Mayıs’a kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Gülten İmamoğlu’nun sergisi 12 Mayıs’a kadar Rumeli Cad. Birlik Apartmanı’nda.

■ Lebibe Sonuc’un “Femina” isimli sergisi 12 Mayıs’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)

■ Tarih Nehri ve Segment isimli sergiler 13 Mayıs’a kadar BORUSAN CONTEMPORARY’de.

■ Franz Ackermann’ın “Transit” isimli sergisi 13 Mayıs’a kadar Dirimart’ta. (0212 291 34 34)

■ Ayşe Wilson’ın “biz küçükken” başlıklı sergisi 13 Mayıs’a kadar Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Güzhan Müstecaplıoğlu’nun sergisi 13 Mayıs’a kadar Füsun İnan Art Gallery’de. (0212 232 40 49)

■ Dr. Demir Fıtrat Onger koleksiyonundaki “Paris Ekolü Sanatçıları Sergisi 14 Mayıs’a kadar Maçka Modern Sanat Galerisi’nde.

■ Van Gogh Alive isimli sergi 15 Mayıs’a kadar Karaköy Antrepo 3’te.

■ Gül Erali ’nin Seramik Heykel Sergisi 15 Mayıs’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde.

■ Mehmet Ulusel’in “Meşguliyetle Tedavi 2” isimli sergi 15 Mayıs’a kadar Gallery 2’de. (212 291 37 91)

■ Horasan’ın “Labirent” isimli sergisi 19 Mayıs’a kadar PiArtworks’te. 80212 293 67 09)

■ Mehmet Aksoy’un 50. yıl sergisi 20 Mayıs’a kadar Tophane-i Âmire’de.

■ Esma Paçal Turam’ın “Günlerden Bir Gün” isimli sergisi 20 Mayıs’a kadar Apel’de. (0212 292 72 36)

■ Yılmaz Güney 74. Doğum Yılı Sergisi 22 Mayıs’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde. (0216 386 26 81)

■ Belkıs Balpınar’ın “Artkilim Sergisi” sergisi 22 Mayıs’a kadar Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde. (0212 327 00 12)

■ Nevin Aladağ’ın sergisi 26 Mayıs’a kadar RAMPA’da.

■ Mona Hatoum’un “Hâlâ Buradasın” isimli sergisi 27 Mayıs’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Nevin Aladağ’ın “Sahne” isimli sergisi 27 Mayıs’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Hayal İncedoğan’ın “Rüzgâr Yabanidir” isimli sergisi 27 Mayıs’a kadar Amerikan Hastanesi “Operation Room”da.

■ Musevitoğlu Atölyesi Resim Sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Mustafa Köseoğlu’nun sergisi 31 Mayıs’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Sean Lee’nin “Ev Ödevi” isimli sergisi 2 Haziran’a kadar The Empire Project’te.

■ Dünden Sonra isimli fotoğraf sergisi 3 Haziran’a kadar İstanbul Modern’de. (0 212 334 73 53)

■ Yaşayan, Savaşan Osmanlı ve Dioramaları sergisi 6 Haziran’a kadar Büyük Mabeyn Köşkü’nde.

■ Rembrandt ve Çağdaşları sergisi 10 Haziran’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

■ Goya’nın “Zamanının Tanığı” isimli sergisi 29 Temmuz’a kadar Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde.

ANKARA

■ Minyatür ve Kat’i Sergisi – minyatür, kat’i – 24 Nisan’a dek – ANKÜSEV Sanat Galerisi’nde. (0 312 447 71 67)

■ Ahmet Yeşil – resim – 25 Nisan’a dek – Galeri Soyut’ta. (0312 438 86 70)

■ Mehmet Susuz – yağlıboya, ağaç baskı – 27 Nisan’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

■ Serpil Kapar – resim – 28 Nisan’a dek – Helikon Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 78 01)

■ Erol Akyavaş – resim – 28 Nisan’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Müjgan Özkaya Yılmaz – resim – 30 Nisan’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Ertuğrul Ateş – resim – 30 Nisan’a dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Abdurrahman Kaplan – desen – 4 Mayıs’a dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0 312 418 02 53)

■ Adnan Turani – resim – 5 Mayıs’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

■ Nevzat Akoral – resim – 8 Mayıs’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

İZMİR

■ Tahir Ün’ün “Naylon Barınaklar” konulu fotoğraf sergisi 27 Nisan’a dek Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi’nde izlenimde.

■ Aphrodisias Sanat Merkezi, yarından itibaren 12 Mayıs’a dek “Enerjik Bakış” fotoğraf sergisini ağırlayacak.

■ Sezin Haşıcı’nın özgün baskıresim ve resim sergisi, 16 Mayıs’a dek Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi’nde izlenimde.

■ Emin Özdemir’in özgün baskıresim sergisi, Ege Üniversitesi MÖTBE Kültür Merkezi’nde 4 Mayıs’a dek görülebilir.

■ Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksek Okulu Sanat Galerisi, 27 Nisan’a dek Akademisyen Ressam Hatice Keten’in resim sergisine ev sahipliği yapacak.

■ Engin Tosun Kaytmaz’ın “Objektifime Takılanlar” başlıklı fotoğraf sergisi, 8 Mayıs’a dek İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi ve Galerisi’nde görülebilir.

■ Eren Eyüboğlu’nun retrospektif sergisi 2 Haziran’a dek İş Sanat İzmir Galerisi’nde.

■ Naile Akıncı resim sergisi, 5 Mayıs’a dek Selçuk Yaşar Resim Müzesi ve Sanat Galerisi’nde izlenimde.

■ Kore Resim Sanatı Sergisi 10 Mayıs’a dek Resim Heykel Müzesi Kültürpark Sanat Galerisi’nde izlenimdi.

■ Mustafa Ağatekin’in cam sergisi, 25 Nisan’a dek Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi’nde.

Tiyatro

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Anitan’ın Aşkı ya da Antigone New York’ta” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Ölüleri Gömün” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Sihirli Hediyeler Migros” bugün, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi 12.00 ve 14.00, pazar 14.00. Küçük Sahne’de “Kontrabas” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Kırmızı Şemsiye” salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar 14.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Michelangelo”perşembe, cuma, cumartesi 20.00, pazar 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Çocuktan Al Haberi” salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi 14.00, pazar 12.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Perşembenin Hanımları” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Nekrassov” çarşamba, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Toros Canavarı”çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Haldun Taner Sahnesi’nde “Dullar” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Ümraniye Sahnesi’nde “İstanbul Hatırası” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Üsküdar Musahipzade Sahnesi’nde “Hedda Gabler”çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Ü. Kerem Yılmazer Sahnesi’nde “İntiharın Genel Provası”çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. (0 212 661 38 94)

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Külhanbeyli Müzikali” cuma 20.30, çocuk oyunu “Benim Güzel Pabuçlarım” cumartesi 11.00, “Hangisi Babası” cumartesi 20.30, çocuk oyunu “Hoşu’nun Utancı” pazar 11.00, “www.aşkbu-mu.com” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” salı 20.30, “Medeni Hali: Kadın” çarşamba 20.30. ( 0 212 661 38 94)

■ Ortaoyuncularda “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)

■ Dostlar Tiyatrosu “Ben Bertolt Brecht” Sabancı Üniversitesi salı 20.00, çarşamba 20.30 Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi, perşembe 20.30 Kozzy, cuma 20.30 Muammer Karaca Tiyatrosu, “Kerem Gibi” cumartesi 20.00 Büyükçekmece Belediyesi Kültür Merkezi (0 212 252 59 35)

■ Kenter Tiyatrosu’nun “Kraliçe Lear” oyunu cuma 20.30 Kadıköy Halk Eğitim Merkezi. “Aşk Mektupları” cumartesi 20.00. (0 212 246 35 89)

■ Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu nda “Beni Yeniden Sev” bugün 20.30 Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi, salı 20.30 Kozyatağı Kültür Merkezi, cumartesi 20.30 Caddebostan Kültür Merkezi, (0 212 478 06 00)

■ Kumbaracı50’de “444” bugün 20.30, “Gerçek Hayattan Alınmıştır” salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi 20.30, “Taze Canlandırmalar”pazar 15.00. (0 212 243 50 51)

■ Dot’ta “Süpernova” çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar 21.00 (0 212 232 44 40)

■ Maya Sahnesi’nde “Yeni Bir Hayat İçin” çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” perşembe 20.30, “Van Gogh” cuma 20.30, “Kültürel Çoğulcu Tiyatro” pazar 13.00, “Alem Buysa Kral Übü” pazar 20.30. (0 212 252 74 52)

■ İkincikat’ta “Cam Yapraklar” salı, “Yalnız Batı” çarşamba, “Yok oğlum, biz evdeyiz” perşembe, “Limonata” cuma, cumartesi, “Tetikçi” pazar (0 212 292 32 47)

■ Krek’te “Bayrak” bugün 20.30. (0 212 311 78 24)

ANKARA

■ Büyük Tiyatro’da, “Kerbela” 24 Nisan’da saat 20.00’de, 29 Nisan’da saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Yosunlar” 24-28 Nisan tarihleri arasında saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Tiyatro Pembe Kurbağa tarafından sahnelenecek “Küçük Deniz Kızı” adlı çocuk oyunu 28 Nisan’da saat 10.30’da. (0 312 442 30 50)

■ Mavi Sahne’de, “Mutfak Cadıları” 27, 28 Nisan’da saat 20.00’de, 29 Nisan’da, saat 17.00’de, “Cinfikir/Her Şey Doğaçlama Çocuk Oyunu”29 Nisan’da saat 12.00’de. (0 312 241 02 33)

■ Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Zübük” 25, 27 Nisan’da saat 20.00’de, 22 Nisan’da saat 15.30’da, 29 Nisan’da saat 15.30’da, “Genç Oyuncular Sahnesi/Sur Dibinde/konuk oyun” 29 Nisan’da saat 19.30’da. (0 312 417 76 76)

■ Ertan Gösteri Merkezi’nde, Ankara Deneme Sahnesi’nce sahnelenecek “Kadınları İsyanı” adlı oyun her pazartesi saat 20.00’de. (0 312 212 32 31)

ADANA

■ Devlet Tiyatroları – Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali, bu hafta sonu görkemli bir gösteriyle son bulacak. Bugün ve yarın 20.00’de Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu oyuncularının, Ayşe Bayramoğlu’nun yazdığı, Tilbe Saran’ın yönettiği, ‘Düğün’ adlı oyunla tiyatroseverlerin karşısına çıkmasının ardından Ankara Devlet Tiyatrosu, Tennessee Williams’ın ünlü oyunu ‘Sırça Kümes’ ile çarşamba, perşembe ve cuma günleri 20.00’de sahnede olacak. Festivalin kapanışını ise geçen yıl,‘Malaya’ adlı gösteriyle sıra dışı bir performans sunan Hollandalı ‘Close Act Grubu’ yapacak. Bu yıl da 19.00’da Atatürk Parkı’ndan başlayarak Tren Garı’na kadar olan güzergâhta, ‘Pi Leau’ adlı sokak gösterisini sunacak olan konuk sanatçıların renkli ve görkemli gösterisinde sanatseverleri, zengin görsel şovlarla anlatılan etkileyici bir hikâye bekliyor. (0322 3523355)

■ Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu oyuncuları, Üstün Dökmen’in yazdığı, Ali Hürol’un sahneye koyduğu, ‘Komşu Köyün Delisi’ adlı oyunu, çarşamba günü 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00’te yeniden sahneleyecek. (0322 4580008)

SAMSUN

■ Samsun Devlet Tiyatrosu’nda 24 Nisan Salı ve 25 Nisan Çarşamba günü AKM Büyük Sahne’de Adana Devlet Tiyatrosu’nun hazırladığı“Kayıp Bolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu küçük sanatseverler için sahnelenecek. Ücretsiz oyunun biletleri Devlet Tiyatroları gişelerinden temin edilebilecek. (0 362-431 50 00)

 

Müzik

İSTANBUL

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “23 Nisan Özel Konseri – Suna Kan (keman), İdil Biret (piyano)” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Nardis Jazz Club’ta bugün saat 21.30’da “Eylül Biçer”, yarın saat 21.30’da “Münip Utandı Konseri”, çarşamba günü saat 21.30’da “Şirin Soysal ile Caz Klasikleri”, perşembe günü saat 21.30’da “Önder Focan Quartet”, cuma günü saat 22.30’da “Janusz Szprot ‘Young @ Hearts’”, cumartesi günü saat 22.30’da “Ece Göksu ‘MASAL’” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Akbank Sanat’ta yarın saat 20.00’de “Jazz İst Quartet Feat. Daniel Thomas”, cuma günü saat 20.00’de “Sevil Ulucan Weinstein – Piyanist: Gülnare Şekinskaya” konseri izlenebilir. (0 212 252 35 00)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde yarın saat 20.00’de “Erdem Şimşek & Erkan Oğur”, çarşamba günü saat 20.00’de “Samir Odeh-Tamimi & Hezarfen Ensemble”, perşembe günü saat 20.00’de “Spiral Quartet –Paristanbul”, cuma günü saat 20.00’de “Trio Raro”, cumartesi günü saat 21.30’da “Timuçin Şahin – Mivos Quartet Plays Timuçin Şahin”konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yarın saat 20.00’de “Aylin Şengün Taşçı: Osman Ziyagil”, çarşamba günü saat 20.00’de “Franz Von Chossy” konseri izlenebilir. (0 212 231 54 97)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Lokal Anestezi Special Guest: Tolga Çevik”, çarşamba günü saat 21.30’da “Aydın Esen Grup: Transfusion X”, perşembe günü saat 21.30’da “Elif Çağlar ‘M-U-S-I-C’”, cuma günü saat 22.30’da “Büyük Ev Ablukada”, cumartesi günü saat 22.00’de“Oldies But Goldies 2 Mekânlı Parti” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta çarşamba günü saat 21.00’de “Sixpence None The Richer”, cuma günü saat 22.00’de “Göksel”, cumartesi günü saat 22.00’de “Yaşar” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘Salon’da çarşamba günü saat 21.30’da “Fuat Güner Project”, cuma günü saat 22.30’da “Ida Sand”, cumartesi günü saat 22.30’da “Mystery Jets” konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da çarşamba günü saat 21.00’de “Volkan Konak” konseri izlenebilir. (0 212 286 66 86)

■ ‘Ghetto’da perşembe günü saat 21.30’da “Jehan Barbur”, cuma günü saat 22.30’da “Erkin Koray”, cumartesi günü saat 22.30’da “Movits!”konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Fulya Sanat’ta perşembe günü saat 20.00’de “Borusan Quartet”konseri izlenebilir. (0 212 215 60 29)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde perşembe günü saat 20.00’de“Madredeus” konseri izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da perşembe günü saat 20.00’de“Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası – Leyla Gencer Anısına Carmen”konseri izlenebilir. (0 212 373 11 00)

■ ‘Susanna Baca’nda cuma günü saat 20.00’de “Avea Sıradışı Konserleri” kapsamında Aya İrini Müzesi’nde, cumartesi günü saat 20.30’da Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nde izlenebilir. (0 216 556 98 00)

■ ‘İstanbul Live’da cuma günü saat 21.00’de “Babazula”, cumartesi günü saat 21.30’da “Cem Adrian” konseri izlenebilir. (0 541 889 10 90)

■ ‘Bach, Before and After’ konserleri kapsamında cuma günü saat 20.30’da St. Antuan Kilisesi’nde, cumartesi günü saat 19.30’da Sirkeci Garı Büyük Salon’da “Vladimir Rejlek –Jaroslav Tuma” konseri izlenebilir. (0 212 249 18 39)

ANKARA

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan Doç. Ebru Karaağaç (keman) ve Prof. Dr. Anatol Jagoda’nın (piyano) vereceği konser 28 Nisan’da saat 13.00’te. (0 312 442 30 50)

■ Anadolu Gösteri Sanatları Merkezi’nde, Mustafa Ceceli’nin vereceği konser, 27 Nisan’da saat 21.00’de, Volkan Konak’ın vereceği konser 28 Nisan’da saat 20.00’de. (0 312 286 12 11)

 Kaynak : [-]

Dünyanın en seçkin kuklalarını İstanbul’da buluşturan Uluslararası İstanbul Kukla Festivali (www.istanbulkuklafestivali.com) bu yıl 15’inci yılını 15 farklı ülkeden seçkin grupları ağırlayarak kutluyor. 3 – 13 Mayıs arasında pek çok farklı mekanda düzenlenecek festival kapsamında iki sergi , konferans ve workshop ta yer alıyor.

15.istanbul kukla festivali

İstanbul’u yıllardır rengarenk bir kukla şölenine çeviren Uluslararası İstanbul Kukla Festivali bu yıl 15’inci yılını kutluyor.Cengiz Özek’in Sanat Yönetmenliğinde 3 – 13 Mayıs arasında gerçekleştirilecek festival, masa kuklasından ipli kuklaya, gölge oyunundan video performanslarına, gelenekselden moderne, zengin içeriğiyle seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor.
15’inci Uluslararası Kukla Festivali bu yıl, yaptığı araştırmalarla ‘Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun genç kuşaklara kalmasını sağlayan ve ‘Karagöz’ adlı kitabıyla Karagöz geleneğini ölümsüzleştiren ünlü edebiyatçı Cevdet Kudret anısına düzenleniyor. Ayrıca festivalin Onur Ödülü günümüzün en iyi tasvir yapımcıları arasında yer alan ve kukla sanatını yeni kuşaklara sevdiren Ali Kıyak’a verilecek.

Festival bu yıl 13 Ülkeyi Konuk Ediyor

Endonezya gölge kuklası - Java'nın Sülieti

Kukla Festivali 15’inci Yılında 13 ülkeden seçkin gruplarla Mayıs ayında Fransız Kültür Merkezi, İtalyan Kültür Merkezi, Kukla İstanbul, Kozzy Kültür Merkezi, AFL Kültür Merkezi-Göztepe,Caddebostan Kültür Merkezi, Kenter Tiyatrosu, Pera Müzesi, Oyuncular Sahnesi, Maya Sahnesi, İstanbul Metrosu – Taksim girişi, Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Forum İstanbul, Başakşehir Kültür ve Sanat Merkezi, Marmara Forum ve İstanbul sokaklarında şehri renklendiriyor.
Festival, İtalyan Kültür Merkezinde İtalya’nın en beğenilen kukla gruplarından Walter Broggine’nin ölmek isteyip, bir türlü ölemeyen kuklanın başına gelen komik olayların  sahnelediği Solo adlı performansla açılışını yapıyor.
Bu yıl birbirinden çok özel grupları ağırlayan festivalde ABD’den Company Scoot Land modern varyete şovu, Kolombiya’dan El Bau de la Fantasia masa kuklası tekniği,Peru’dan Jose Navorro yerel özelliklerini içinde barındıran ipli kukla tarzındaki A la Carte adlı varyete, kuklanın başkenti sayılan Çek Cumhuriyeti Prag’tan Karromtogrubunun ipli kukla tekniğindeki inanılmaz görsellikteki sirki, Hollanda Lichtbende adlı grubun dev ekranda şiirsel gölge oyunu, Singapur’dan Mascots and Puppets Specialists grubun pırıltı ve ışıltılarla dolu varyete tekniğindeki gösterisi, Fransa’dan insan ve kukla ilişkisini mükemmel bir görsellikle seyirciyle paylaşan Rue  Barreegrubu, Romanya’nın köklü kukla tiyatrolarından Tandarica’nın Voltaire’in Candite adlı eserinden hareketle hazırladıkları, büyüklere yönelik, zaman zaman cinsellik kokan, eğlenceli oyununu, Şili’den Teatrapo grubunun tango yapan şuh ve cilveli kuklası, İspanya’nın Titeres Cachirulo grubundan masa kuklası tekniğinde enerjik kuklaları Ole Ole yer alıyor.

Festival Çin Yılı’nda Pekin Gölge Tiyatrosunu Konuk Ediyor


Ayrıca bu yıl ülkemizde Çin yılı olması nedeniyle Pekin Gölge Tiyatrosu, festivale çok özel bir gölge oyunuyla konuk oluyor. Türkiye’den ise Tiyatro TemAlem Buysa Kral Übü ve Lahana SarmaAhşap Çerçeve, Dona Rosita’nın Dokunaklı Güldürüsü, Hamlet, Semaver Kumpanya’dan uzun yıllardır sahnelerde kalan Hoca Nasrettin, Bülent Aksu’dan modern bir Karagöz uyarlaması, Kültür AŞ. Gösteri Sanatları merkezinin sahnelediği Leyle ile Mecnun adlı halk hikayesini , Trup adlı grubun son oyunu Küçük Bir Kukla Süiti, Tiyatro Yeniden’den Küçük Prens ve Çiçek’i, Cengiz Özek gölge tiyatrosundan dünyada bir çok ödüle layık görülen, Büyülü Ağaç ve Çöp Canavarı adlı modern yaklaşımlı Karagöz gösterileri yer alıyor.

İki Sergi İki Konferans
Festival kapsamında, Cengiz Özek’in özel koleksiyonundan seçkiyle Endonezya gölge tiyatrosunun seçkin örneklerinden oluşturulan ‘Java’nın Sülieti’ Forum İstanbul’da ilgilileriyle buluşuyor. Dünyanın en tanınmış kuklacılarının fotoğraflarını çekerek büyük ve önemli bir fotoğraf arşivi oluşturan Mario Foli, Ülkemizden de Hayali Torun Çelebi ve Cengiz Özek’in fotoğraflarını arşivine eklemişti…İşte bu büyük Fotoğraf sanatçısının çalışmalarını merak edenler için Mario Foli-Kukla ve Kuklacı başlıklı segisini İstanbul Taksim metrosunda yürüyen yol katında görebilecekler..
Konferans kapsamında ise festivalin konuğu  Romanya’dan Mrs. Carmen Stanciu . ‘Dünya Kuklası’ üzerine vereceği Konferans Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Dekorları ve Kostümü bölümünde gerçekleşerek festivali renklendirecek.

Festival bu yıl festival, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve İtalyan Kültür Merkezi,  Cervantes Kültür Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, ABD İstanbul Başkonsolosluğu, Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu, Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, Romanya İstanbul Başkonsolosluğu, Şehir Hatları, Forum İstanbul, Marmara Forum, Medya Takip, Ulaşım A.Ş Kadıköy, Beşiktaş, Beyoğlu, Küçükçekmece, Başakşehir Belediyeleri işbirliğiyle gerçekleşecek.

Bu yıl Tam 25 TL. Öğrenci 15 TL. den satışa çıkan festival biletleri, www.mybilet.com  adresinden ya da oyunlardan bir saat önce, oyunun oynanacağı salon girişinden alınabilecek.
Geniş bilgi için, www.istanbulkuklafestivali.com adresi yada 0212 234 16 02 –0212 nolu telefonlar aranabilir.

 

Kaynak : 1- [-]  

                   2-[-]

 

Zeki Demirkubuz, Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notları’ndan serbest uyarladığı filmini anlattı.

Zeki Demirkubuz

Demirkubuz’un İstanbul Film Festivali’nden 5 ödülle dönen filmi şimdi sinemalarda. Demirkubuz, “Benim filmimde kötü, iyi, doğru, yanlış yok” diyor. “Gerçek dururken karşıtlardan beslenen bir dil bana çok aşağılık geliyor.”

Lermontov’un “Çağımızın Kahramanı” kitabını anlatırken söylediği sözleri hatırlatıyor Zeki Demirkubuz: “Tatlı yediğiniz yeter. Mideniz bozuldu. Biraz da acı yiyin.” Başrollerinde Engin Günaydın’ın yer aldığı ve İstanbul Film Festivali’nden beş ödülle dönen yeni filmi “Yeraltı”nda yönetmen, yine hiçbirimizin inkâr edemediği karanlık noktalarımıza iniyor.

Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” kitabından esinlenen Demirkubuz filmin baş karakteri Muharrem’le benzeştiğini söylüyor. Film, insanın kötüden de pekâlâ beslendiğini, dibe vurmanın dayanılmaz bir zevke dönüştüğüne odaklanıyor: “İnsan zararına olan bir şeyi yapmaz diyorsak, onu mahveden bir şeyden de aldığı zevk ya da çıkar olabileceğini neden düşünmüyoruz?”

– Murathan Mungan’ın en iyi filmi size vermek için çok çabaladığı konuşuldu. Bu jüriden ödül bekliyor muydunuz?

Yıllar yılı sinemacılardan sıtkı sıyrılmış biri olarak İstanbul Film Festivali’ne, jüride Murathan Mungan’ı görünce katıldım. Özel bir ahbaplığımız yok. Tek kriterim bana garezi olmayan birilerinin olması jüride. İnsanlarda filmlerimden çok kişiliğimle bir etki uyandırıyorum. Özellikle sinema çevresinde (gülüyor). Türk toplumunda adalet duygusu yaratılmış değil. Türk insanı ihtirastan, gizlenmiş “ben” duygusundan hareketle kendini var ediyor. Bunun da en somut karşılığı biraz sanatçılarda, biraz da ‘Yeraltı’ndaki gibi mürekkep yalamışlarda.

– Filmde geçen “Mürekkep yalamışların arasındaki husumet kan davasından daha beterdir” sözü filmin ana cümlelerinden biri mi sizin için de?

Bütün Cumhuriyet tarihi aydınlarının özetidir o cümle. Bir cümle daha var, bulduğumda ve yazdığımda yağlarımı eriten: “Aklın i..leştirdiği insan tipi.” Cinsiyetçilik olarak algılanmasın bu tabii. Bu bir dil. Ahlaktan, gururdan, şereften yoksun bir akıl insanı i..leştirir. Adam çok zekidir. Atom bombasını yapar, gider insanların kafasına atar.

– Muharrem için ne kötü, ne iyi diyebiliyoruz. Herkes gibi karmaşık, biraz da acılarından da beslenen bir tip.

Benim hiçbir filmimde kötü, iyi, doğru, yanlış yok. Gerçek dururken karşıtlardan beslenen bir dil bana çok aşağılık geliyor. Bu ülkedeki dünyayı anlama çabasının, muhakeme etme

Yeraltı - Zeki Demirkubuz Film Afişi

gücünün, aydın duygusunun en aşağılık yanı bu. Her şeyi karşıtlarla anlatmak. Yoksa Muharrem’e biri sapık der, biri kıskanç der. Zaten sistem bizim böyle düşünmemizi istiyor.

– Filmi izlerken ne zaman Muharrem gibi olacağım acaba diye düşünenler çok oldu. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bir mesaj aldım geçen gün. “Senin Allah’ın yok mu? Ben bundan sonra nasıl yaşayacağım. Kendimi kandırıyordum, hayat ne güzel gidiyordu” demiş (gülüyor).

– Diğer filmlerdeki karakterlerinizle çok karşılaştırılıyor Muharrem. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Aksine çok hoşuma gidiyor. 18 senedir aynı şeyi sayıklayıp duran bir adamım. İnsanın muğlaklığı ve belirsizliği. İnsan akılcı bir varlıktır, yararına olmayan bir şeyi yapmaz diyorsak zararına gibi gözüken, onu mahveden bir şeyden de aldığı zevk ya da çıkar olabileceğini neden düşünmüyoruz? Dostoyevski’nin “Ye-raltından Notlar”ı yazmasına neden olan şey de bu. Ben insanları kendileriyle barıştırıyorum. Yoksa ben de insanların gözlerini doldurarak hikâye anlatmasını bilirim. Sen de sıkılmadın mı bu kadar mıymıntılıktan?

Yeraltı’nın Muharrem’i Engin Günaydın, İstanbul FilmFestivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülüne değer görüldü.

Kaynak: Cumhuriyet – AYŞEGÜL ÖZBEK

“İzmir Opera Binası Uygulama Projesi Sözleşmesi törenle imzalandı. Projede yer alan mimarlardan Ertuğ Uçar “Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Aziz Kocaoğlu’na, içinde bulunduğu bu ironik, zor ve yorucu süreçte sarfettikleri müthiş enerji ve efor için çok teşekkür ediyorum” dedi. 

opera binası için imza töreni

İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürü Aytül Büyüksaraç ilk defa bir belediye başkanının sinemadan, düğün salonundan, kütüphaneden bozma değil de gerçekten bir opera binası projelendirerek bir yarışma yaptığını söyleyip ekledi: “Bu projeyle dünya opera otoritelerinin gözü İzmir’de olacak.”

Başkan Aziz Kocaoğlu ise Opera binası projesi biter bitmez ihaleye çıkacak ekonomik güce sahip olduklarını açıkladı.

İzmir’in “kültür-sanat kenti” olması hedefi doğrultusunda önemli bir adım atarak teknik alt yapısıyla “Türkiye’nin en nitelikli konser salonu” olan Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’ni (AASSM) hizmete alan İzmir Büyükşehir Belediyesi, yine üstün niteliklere sahip bir opera binasını kente kazandırmak için uygulama projesi sözleşmesini imzaladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile mimari proje yarışması birincisi Yüksek Mimar Mehmet Kütükçüoğlu ile Yüksek Mimar Ertuğ Uçar’ın imzaladığı sözleşme kapsamında, Cumhuriyet tarihinin “opera sanatına özel” ilk binası İzmir’den yükselecek.

İzmir farkı 
“İzmir Opera Binası”nın sözleşme töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Tarihiyle insanıyla, kültür- sanata olan düşkünlüğüyle öne çıkan, yaşam felsefesi insan sevgisi olan, birlikte yaşama geleneği ile Türkiye’de ayrı bir yaşam biçimine sahip, ayrı bir kimliği ve kişiliği olan bir kentte yaşıyoruz. Böyle bir kentte yaşamaktan ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olmaktan çok büyük bir mutluluk duyuyorum” dedi.
Başkan Aziz Kocaoğlu, “Şimdi yapacağımız opera binası da, tıpkı diğer yatırımlarımız gibi bir alt yapıdır. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi gibi bir binanınız yoksa, gönlünüzün istediği bir orkestrayı davet edemiyorsunuz. Hatta Türkiye’ye davet edemiyorsunuz. Sanatçı önce geleceği mekanın özelliklerini soruyor” şeklinde konuştu.

izmir opera binası önden görünüş

Opera binası yapılmasının planlandığı süreçte binanın yapılacağı yeri Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak ve belediye meclisinin olumlu görüşleri ile satın aldıklarının altını çizen Başkan Aziz Kocaoğlu şöyle devam etti: “Opera binası projesi gerçekleşir gerçekleşmez, bugünkü verilerimize göre proje biter bitmez ihaleye çıkacak durumdayız ve bu dev projeyi gerçekleştirecek ekonomik güce sahibiz. Ama 2013 yılından evvel inşaat ihalesine çıkmak gibi bir şansımız yok. Borçlarımız bu sene bitiyor. Ben projenin temelini atacağıma, benden sonra gelecek başkanın açılışı yapacağına inanıyorum. Temeli atıldıktan sonra İzmirlilerin, sanatçıların, halkın projeye sahip çıkıp, projeyi gerçekleştireceğine inanıyorum. Ayrıca bir kent eğer hizmet, turizm sektöründe büyüyecekse hizmet, fuar, kongre sektörleri kültür ve sanatsız olmaz. ‘Kültür ve sanatımız olmasın fuar, kongreler turizm kenti olalım’ diye bir şey yok.  Bu opera binasını biz başlatacağız. Koşullar ne gösterir bilmiyoruz, İzmirlilerle birlikte açacağız.”

“Emre Arolat’a karşı mahcup oldum”
Başkan Aziz Kocaoğlu, konuşmasında, Büyükşehir Operasyonu ile bağlantılı bir olayı da şöyle anlattı: “Özür dilemek anlamında sizlerle bir şey paylaşmak istiyorum. 2009 yılında ünlü mimarlarımızdan Emre Arolat ile İstanbul’daki ofisinde konuştuk. Bugün 50’ye yakın mimar arkadaşın çalıştığı kıyı tasarımıyla ilgili bir görüşme yaptık. Emre bey daha önce de birkaç başka proje için ziyaret etmişti, tanıyorum. Opera binası jürisinde de çok özverili çalışmalar yaptı. Oradan da hukukumuz oldu. Jürinin çalışmalarına fırsat buldukça ben de katılmıştım. ‘Bu tasarım özel bir şey, Emre Bey’e veya bir şahsa verebilir miyiz?’ diye bürokrat arkadaşlarımızla uzun uzun toplantılar yaptık. İhale mevzuatı maddelerini günlerce tartıştık. En sonunda bu işin olamayacağını, bu ihale mevzuatıyla Belediye’nin tasarım ihalesine çıkamayacağına karar verdik. İşte bizi dinliyorlar, operasyon derken, Polis ilk geldiğinde ‘Emre Arolat’a verdiğiniz ihale dosyasını verin’ dedi. Oysa böyle bir ihale yok. Ama ben Emre Bey’e mahçup oldum, adının bu operasyonda anılması nedeniyle… O günden bugüne de arayamadım, utandım. Çünkü gerçekten kişiliğine güvendiğim, saygı duyduğum bir beyefendi. Bu tür operasyonlar yapılıyor da, böyle yan ürünleri oluyor. Burada Emre Bey’den verdiğimiz rahatsızlık için affını diliyorum.”

İzmir opera binası

İzmir’e çok yakışacak
İmza töreninde Yüksek Mimar Mehmet Kütükçüoğlu’da Barselona, Paris ve Sydney gibi dünya şehirleri ve opera binalarından örnekler vererek İzmir’de uygulayacakları proje detayları hakkında bilgiler aktardı.  Kütükçüoğlu, “Opera binası tipinde yapılar, kent hayatı için çok önemli. Belli bir lezzet için belli bir saatte kentin bir yerinde yaşayan insanlar toplanıyor. Gösteriyi, sunumu paylaşıyorlar; bu çok önemli. Kenti kent yapan en önemli olayların bir tanesidir bu. Öncelik sırasında arkaya atılacak bir şey değil. Opera girişimi çok önemli. Bu amaçla yapılacak ilk bina olacak ve İzmir’e çok yakışacak” dedi

Bu süreçte bu enerji
Yarışmada birincilik kazanan ekipte yer alan Yüksek Mimar Ertuğ Uçar da, İzmir opera binasını “Rüya bir proje” olarak tanımladı. Uçar şöyle devam etti:
“Dünyada her mimarın rüyası olabilir. Ege denizinin en güzel şehrinde bir proje. İşinin ve mimarının üzerine çok titreyen bir belediye ile yapılan proje. Hiçbir ticari kaygı yok. Belediye yapıyor ve programı tamamen kültürel. Sıradan kültürel proje değil, bir opera binası. Bizim için bir rüya gerçekleşti. Belediyemize, Başkan Aziz Kocaoğlu’na, içinde bulunduğu bu ironik, zor ve yorucu süreçte bu işin başlaması için sarfettikleri müthiş enerji ve efor için çok teşekkür ediyorum.”

Dünyanın gözü İzmir’e çevrilecek
İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürü ve Sanat Yönetmeni Aytül Büyüksaraç ise konuşmasında şunları söyledi:  “İzmir Opera Balesi’nin bu yıl 30. yılını kutluyoruz.  Böyle bir zamanda bize verilen en büyük hediye bu olsa gerek. Çok büyük bir hayaldi İzmir’de böyle bir opera binası görebilmek. Biz öğrencilik yıllarımızdan beri hep Sydney operası gibi bir yerde şarkı söyleyebilecek miyiz diye düşündük. Bir çok belediye başkanı geldi, bir çok proje yapıldı ama hiç biri hayata geçmedi. Aziz Başkan’a gerçekten çok inanıyorum. İlk defa bir belediye başkanı sinemadan, düğün salonundan, kütüphaneden bozma değil de gerçekten bir opera binası  projelendirerek bir yarışma yaptı. Çok içimize sinen çok güzel bir proje yarışması yapıldı. Bu yarışmanın sonucunda da çok güzel, dünya çapında, dünya opera otoritelerinin gözünü İzmir’e çevirecek çok güzel projeyle sonuçlandı. İnanıyorum ki, bugünkü adım çok büyük bir adım. İzmir Devlet Opera Balesi, bugün çok güzel bir yere geldi. Türkiye’nin en büyük operası diyebileceğimiz bir konumda. Büyükşehir Belediyesi sayesinde geçeceğimiz yeni opera binasında çok daha iyi şeyler yapacağız. Size bunun sözünü veriyoruz. Çok çalıştık çok azmettik, çok iyi bir yere geldik. Ama Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri olmasa bunları yapamazdık. Aziz Başkan ve ekibine çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.”

Bugüne nasıl gelindi 
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kente kazandırılacak uluslararası nitelikteki opera binası projesini mimari proje yarışması ile belirledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan iki kademeli yarışmanın ilk kademesinde 177 eser değerlendirmeye alındı. Bunlardan 12’si ikinci kademeye kaldı. Jüri üyeleri, final niteliğindeki ikinci kademede 3 gün süren titiz incelemenin ardından 12 adet proje içinden ilk üçü belirledi. Diğer 9 eser ise mansiyon ödülü aldı.
İzmir Opera Binası Ulusal Mimari Proje Yarışması’nda birinciliği Yüksek Mimar Mehmet Kütükçüoğlu başkanlığındaki Yüksek Mimar Ertuğ Uçar, Mimar Mert Üçer ve Mimar Onur Akın’dan oluşan ekip kazandı. Jüri üyeleri seçilen projeye oy birliği ile karar verdi.

Başkanlığını Mimar Doç. Dr. Celal Abdi Güzer’in üstlendiği jüri şu isimlerden oluştu: Asil jüri üyeleri:  Mimar Doç. Dr. Haydar Karabey, Y. Mimar Emre Arolat, Y. Mimar Semra Uygur, Y. Mimar Erkut Şahinbaş, Mimar Yrd. Doç. Dr. Hikmet Gökmen, İnşaat Yüksek MühendisiMuzafferTunçağ.
Danışman Jüri üyeleri: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Genel Sekreter Yardımcıları Serpil Baran ve Ali Rıza Gülerman, Devlet Opera  ve Balesi Genel Müdürü Prof. Rengim Gökmen, İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürü ve Sanat Yönetmeni Aytül Büyüksaraç, Elektronik ve Haberleşme Yüksek Mühendisi-Ses, Işık, Görüntü  Danışmanı   Kemal Suner, Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mimar  Hasan Topal.
Yedek Jüri üyeleri: İzmir Büyükşehir Belediyesi Etüd Projeler Dairesi Başkanı Mimar Sedat Baylan, Mimar -Yrd. Doç. Dr. Seçkin Kutucu, Mimar Dr. Dürrin Süer Kılıç, İnşaat Yüksek Mühendisi Abdullah Uzun.

Projede neler var 
İzmir Opera Binası 25 bin metrekare bir arsa üzerinde kurulacak. İçinde operayı da destekleyecek ve ondan beslenen başka işlevler de yer alacak. 1200 kişilik ana salon, 400 kişilik bir küçük salon yer alacak. İçin de bale ve onunla ilgili atölyeler de bulunacak. Sanatçılar ve jüri üyeleri projeyi “İzmir ile birlikte anılacak, İzmir’i temsil edecek bir yapı” şeklinde tanımlıyor. Gündelik yaşamla sanatın buluşması için de ortam oluşturacağı düşünülüyor.

Yeni filmiyle yine korkuların üzerine giden Weingartner, kapitalizmden şikâyetçi. “Kapitalizm insanın ruhunu elinden alıyor. Bu sistemin içinde yaşamak zorunda değiliz. Kendimizi ondan soyutlayabiliriz” diyor.

edukators - eğitmenler filmi

“Eğitmenler” filmi ile “bazı insanların asla değişmeyeceğini” yüzümüze vuran yönetmen Hans Weingartner İstanbul Film Festivali’ne son filmi “Ormandaki Kulübe” ile konuk oldu.

Weingartner, Zenginlerin evine girip eşyaları ve sistemi altüst eden bir grubu izlediğimiz 2004 yapımı “Eğitmenlerin yarattığı dünya çapındaki etkisinden söz ederek başlıyor konuşmaya. Orjinal adı “Bolluk Günleriniz Sona Erecek olan filmin ardından Arjantin’de, Zürih’te, Kolombiya’da, Hamburg’ta filmdekine benzer türlü eylemler yapılmış. “Hamburg’un elit lokantalarından birinde birkaç kişi filmdeki eylemi yaptılar. Giydikleri tişörtlerde de filmin adı yazıyordu. Bir de bir bankaya dalıp yere “Bolluk Günleriniz Sona Erecek yazanlar olmuştu. Bir filmin sadece izleyenleri eğlendirmekten öte gerçekliğe erişip etkileyip değiştirdiğini görmek muhteşem bir şey. Filminiz ekrandan çıkıp realiteye geçiyor.

Weingartner’ın senaryosunu Almanya’da yaşayan bir Azeri olan Cüneyt Kaya ile birlikte yazdığı yeni filmi ise dostluk ve yine özgürlük üzerine bir film. Doğayla uyum içinde yaşamak, antidepresanlara ihitiyaç olmadığı bir dünya yaratmak üzerine kurulu. Şehir insanının kendi yarattığı korkuları da hedef alan film, “Eğitmenlerdeki “Bazı İnsanlar Asla Değişmez söylemi gibi “Korku Gereksizdir” üzerinden kuruyor yeni cümlesini.

“Ergenliğin de getirdiği heyecanla korkuların karşısında durabilmekten yola çıkan “Eğitmenler”e karşılık “Ormandaki Kulübe”de aslında bu korkunun gerekli olmadığı üzerine bir yaklaşım var. Bu sistemin içinde yaşamak zorunda değiliz. Kendimizi ondan soyutlayabiliriz. Karakter, bu dünyaya ait olmak istemediği için bir nevi kendi dünyasını yaratıp sistemden kaçmak, uzaklaşmak istiyor. Kapitalizmin insanların ruhlarını elinden aldığı üzerine tema edindik diyor Weingartner.

Ruhsal bozukluğu olan bir adam ve bir çocuğun kurdukları dostluğa odaklanan “Ormandaki Kulübe” insanın yaşayabileceği en iyi dünyayı yine kendisinin yaratabileceğini söylüyor. Hastaneden çıkan ve dünyaya yeniden ayak uydurmaya çalışan Martin’in göçmen çocuk Victor ile tanışması, ormanda yaptıkları kulübede, yaşamak istediği hayata başlaması…

ormandaki klübe

Aynı zamanda nörolog olan Weingartner, “Almanya’da antidepresanlar reçetelere 2010’da 2001’e göre tam iki kat fazla yazılmış. Eminim diğer ülkelerde de artış gösteriyordur. İnsanlar çok daha fazla stres altında oldukları için bu ilaçları tüketiyorlar. Ve bu da aslında yine kapitalizmin bir getirisi. Bu filmin de ‘Eğitmenler’ gibi insanların üzerinde etki bırakmasını isterim elbette. Ama çevremize bir bakalım, Türkiye’ye bakalım. Hâlâ sosyal hareketin ve onun bir gücünün olduğunu düşünüyor musunuz?” diyerek de bu sisteme dair umutsuzluğunu vurguluyor.

Kaynak : Cumhuriyet.com.tr

Mimarlar Odası, Mimar Sinan’ın 424. ölüm yıldönümü nedeniyle, tüm birimleriyle birlikte gelenekselleşmiş anma etkinlikleri kapsamında 9 Nisan 2012 (bugün) bir basın bildirisi yayınladı.

Bildiride Türkiye’de kentleşme politikaları ve uygulamaları nedeniyle Koca Sinan’ı anıldığı bugünlerde topluma “uygarlığın esenlikli geleceği” adına güzel şeylerden söz edilemediği belirtildi.

Mimar Sinan’a Saygı
 

mimar sinan

Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan geniş bir coğrafyada dünya mirasına çok sayıda anıtsal eser kazandıran Koca Sinan’ı ölümünün 424. yılında saygıyla anıyoruz.

Mimarlar Odası olarak, Sinan’ın kendi çağından günümüze dek yapıtlarıyla sunduğu mesajı doğru anlayarak bundan dersler çıkarmanın, O’na, toplumumuza ve mimarlığa olan borcumuzun bir gereği olduğu inancıyla meslekî çalışmalarımızı sürdürme çabası içerisindeyiz.

Bu kapsamda öncelikle Koca Sinan’ın tarihsel süreçte ve günümüzün mimarlık ve şehircilik ortamı içerisinde ifade ettiği değerleri bir kez daha anımsıyoruz: “Duru, yalın, dolgun kitleler üzerinde dengelenen ana kubbe ve kubbecikler dizgesini kuran, mühendislik yeteneği ile mimarlık zarafetini bütünleştiren büyük ustanın eserleri, bulunduğu kentlere silüet, estetik, sanat ve kimlik değerleri katmıştır. Yarattığı eserleri çevresiyle, doğayla ve insanla barışık bir yapılaşmanın görkemli anıtsal örnekleri olarak mimarlığın evrensel değerleriyle buluşmuştur. Günümüzde dahi bu yapıtlar, bulundukları kentleri biçimlendirmekte, yaşamımızı etkilemekte ve mimari nitelikleri nedeniyle bilimsel araştırmaların ilgi odağında yer almaktadırlar.”

Büyük Usta’nın bu nitelikleriyle birlikte özgün yaratıcılığının da kamu yönetimleri tarafından gözardı edilerek “içi boş, hamasi nutuklarla”, mimarlık ve şehircilik açısından “çılgın” kararların alındığı bir ortamda anılması, tarih boyunca bu topraklarda yaratılan birikim ve değerlerle bağdaşmamakta ve O’na saygısızlık anlamına gelmektedir.

Öyle ki, tarihî yapıtların “kötü kopyaları”nın ve batıdan alınan demode “postmodern” uygulamaların kamu tarafından kentlere “mimarlık” olarak pazarlandığı koşullarda, mimarlık, kültür ve doğa değerleri yok edilmekte, hatalı yatırım kararları ve niteliksiz uygulamalar ile şehirlerimiz “betonarme çöplüğüne” dönüştürülmektedir.

Aynı anlayış doğrultusunda “Cumhuriyet” dönemi yapıtlarına karşı başlatılan yıkım süreçlerinin sistemli bir şekilde işletilmesi, “uygarlık karşıtı” bu davranışların “ideolojik” niteliğini de açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, özellikle kültür mekânları ile Cumhuriyetin simgesi olan yapı ve meydanların hedef alınması çok anlamlıdır.

Mimar Sinan ve Kemreleri

Yönetimlerin, kent kimliklerini ve silüet görüntülerini yok eden, estetikten yoksun, sosyal, ekonomik ve kamusal kayıplara neden olan, “kent suçları” niteliğindeki uygulamaları karşısında, mimarlığımızın ve kentlerimizin planlı ve sağlıklı gelişmesini sağlamak amacıyla yürütülen hukukî süreçler ve çabalar zayıflatılmak istenmektedir. Buna bağlı olarak, koruma kurulları, bilirkişilik düzeni, üniversiteler ve yargı iktidara bağımlı hale getirilerek, kurumsal güvenceler “bertaraf” edilmekte; Meslek Odalarına yönelik “çağdaş hukuk normları”na yakışmayan “işlevsizleştirme” operasyonları sürdürülmektedir.
Son olarak, tarihî kent merkezlerinde mimarlık değerlerinin, kent dokusunun ve kültür varlıklarının yok edilmesine neden olan 5366 sayılı Yasa ile dayatılan “yenileme” adı altındaki çalışmalardan sonra nihayet bütün ülke topraklarında, TOKİ ve Başbakanlığı “tek imar otoritesi” haline getiren “Dönüşüm Yasası” ile bütün tarihî ve doğal varlıklar ile kentlerimizin sağlıklı geleceğinin “idam fermanı” verilmiştir!

Bu kentleşme politikaları ve uygulamaları nedeniyle Koca Sinan’ı andığımız bugünlerde ne yazık ki toplumumuza “uygarlığımızın esenlikli geleceği” adına güzel şeylerden söz edemiyoruz.

Mimarlar Odası olarak, Koca Sinan’ı ölüm yıldönümü nedeniyle saygıyla anarken, “Sinan’a saygısızlık” olarak nitelediğimiz tüm bu mimarlık ve kentleşme çılgınlıklarından bir an önce vazgeçilmesi için çabalarımızı sürdürmeye kararlı olduğumuzu değerli kamuoyumuza sunarız. Bu çerçevede ülke yöneticilerini, yerel yönetimleri, yatırımcıları ve ilgili tüm kesimleri kentlerimize, Koca Sinan’a ve yarattığı eşsiz değerlere bir kez daha sahip çıkmaya çağırıyoruz.

www.mimarlarodasi.org.tr