Yazılar

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl “Hayat Ters Yüz” temasıyla düzenlenen ve 13 Kasım’da başlayan “23. İstanbul Tiyatro Festivali”, 1 Aralık’a kadar devam edecek.

Festivalde 28 tiyatro oyunu içerisinde 16’sı yerli, 12’si yabancı olmak üzere dans ve performans topluluğunun 78 gösteriminin haricinde okuma tiyatroları, söyleşiler, atölye çalışmaları ve ustalık sınıfları gibi Öğrenme ve Gelişim Programı kapsamında yan etkinlikler gerçekleştirilecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatrolarının bu haftaki programda 9’u yetişkin olmak üzere, 17 oyun yer alacak.
Tuncer Cücenoğlu’nun kaleme aldığı “Matruşka”, 20, 21, 22 ve 23 Kasım’da Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde
İspanya iç savaşında Franco rejimi tarafından rehin alınan iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino’nun yaşadıklarını ela alan “Ay, Carmela” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde
Bu hafta tüm gösterimlerinin bileti tükenen “Cibali Karakolu” müzikali Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde
Chloe Lambert’in yazdığı “Uzlaşma” ise Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde tiyatroseverlerle birlikte olacak.

Aynı tarihlerde Mert Turak’ın tek kişilik performansı “Karıncalar- Bir Savaş Vardı” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde
Nihat Alpteki’nin “Geç Kalanlar” oyunu Ümraniye Sahnesi’nde
Toplumsal kurallar çerçevesinde biçimlenen insan ilişkilerine odaklanan “Kahvede Şenlik Var” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde
İkinci Dünya Savaşı’nda Yugoslavya’da yaşanan açlık ve yokluk içinde umudun ve sevginin anlatıldığı “Ocak’ta Bahar – Underground” adlı oyun Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde izlenebilecek.

19-24 Kasım tarihleri arasında sahnelenecek diğer oyunlar;

  1. “Vahşi Batı”(Sam Shepard’ın ünlü oyunu) (Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi)
  2. “Karagöz Çiftlik Bekçisi” (Fatih Reşat Nuri Sahnesi)
  3. “Üzgün Ağaçlar Ülkesi” (Gaziosmanpaşa Sahnesi)
  4. “Rüya” (Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi)
  5. “Elma Kurdu Kırtık” (Kadıköy Haldun Taner Sahnesi)
  6. “Yaşasın Barış” (Kağıthane Sadabad Sahnesi)
  7. “Bir Kümes Hikayesi” (Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi)
  8. “Pollyanna” (Ümraniye Sahnesi)
  9. “Harikalar Mutfağı” (Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi)
  10. William Shakespeare’in ünlü oyunu “Hamlet” (Cevahir Sahneleri Salon 1’de)
  11. “Bay Z” ( Bülent Usta’nın oyunu) (Mecidiyeköy Stüdyo Sahnesi)
  12. “Alyoşa” (Hayati Çitaklar’ın oyunu )(Üsküdar Stüdyo Sahnesi)
  13. “Uçmak- Hezarfen Ahmed Çelebi” (Mecidiyeköy Büyük Sahnesi)
  14. “80 Günde Devr-i Alem” (Üsküdar Tekel Sahnesi)
  15. “Kendi Gök Kubbemiz (Yahya Kemal)” (Zeytinburnu Sahnesi)

Çocuk oyunları;

  1. “Siz Ne Dersiniz” (Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sahnesi)
  2. “Keloğlan Keleşoğlan” (Cevahir Sahneleri Salon 1’de)
  3. “Turta Girmemiş Orman” Üsküdar Stüdyo Sahne’de tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.

Körebe

Oyuncular arasından bir ebe belirlenir ve gözleri bağlanır. Oyun, adını ebenin gözlerinin bağlanmasından alır. Oyuncular ebe ortada kalacak biçimde bir halka oluşturur.

“Türkü söyler döneriz,
Bil bakalım biz kimiz,
Göster bizi körebe”

sözlerini söyleyerek ve el çırparak ebenin çevresinde dönerler. Ebe bu sırada kollarını öne doğru uzatarak dokunduğu oyuncunun başını, yüzünü ve üstünü elleriyle yoklar. Kim olduğunu anlayabilirse adını söyler. Eğer tanırsa, dokunduğu oyuncu ebe olur. Tanıyamazsa, oyun aynı ebeyle sürer.

Arapsaçı

Oyuna başlamadan önce oyuncular bir daire oluşturacak şekilde yere oturur. Bir oyuncu, elindeki ip yumağını, ipin ucunu bırakmadan bir diğer oyuncuya atar. Yumağı yakalayan kişi ipi tutar ve yumağı başka birine atar. Böylece giderek büyüyen bir ağ oluşur. Oyunun ikinci bölümünde oyuncular düğümü çözmeye çalışır.

 

Çelik çomak

Biri uzun diğeri kısa iki sopa kullanılarak oynanır. Kısa olan ve sürekli yerde kalan sopa, uzun sopayla uç kısmına vurularak havalandırıldıktan sonra, en uzak noktaya ulaştırılmaya çalışılır. Kısa sopaya, üç kez havalandırıp vuramayan oyuncu, sırasını rakibine verir. Sopayı en uzak noktaya atan oyuncu, oyunu kazanmış olur.

 

Kukalı saklambaç

Tüm oyuncular oyun alanında toplanır. Aralarından bir ebe seçilir. Oyunculardan biri ortaya konan topa ya da teneke kutuya vurarak oyun alanından uzak bir noktaya atar. Tüm oyuncular ebe topu tekrar oyun alanına getirene kadar saklanır. Ebe, kukayı getirdikten sonra saklananları ararken, başka oyuncular yeniden kukayı uzağa atabilir. Ebe kimi görürse kukaya basar ve “kukaladım” der. Oyun bu şekilde devam eder.

 

Bülbül kafeste

Oyuncular el ele tutuşarak bir halka oluşturur. Bu halka bülbül kafesi olur. Oyuncular arasından iki-üç ‘bülbül’ seçilir. Bülbüller kafes içinde dolaşır. Oyun sırasında halkadaki oyuncular ellerini bırakarak, “bülbül kafeste” der. Bu sırada bülbüller halkanın dışına çıkmaya çalışır. Halkadaki çocuklar, bülbülleri dışarı çıkarmamak için hemen birbirlerinin ellerini tutar ve kafesin açık yerini kapatır. Kafesten kaçabilen oyuncular, oyunu kazanmış olur.

 Çatlak patlak

Oyuncular ellerini, biri üstte, diğeri altta kalacak şekilde birbirlerinin avuçlarına koyarlar. Her kelimede bir oyuncu yanındaki arkadaşının avucuna vurur ve şu şarkı söylenir:

“Çatlak patlak,
yusyuvarlak,
kremalı börek,
sütlü çörek,
çek dostum çek,
arabanı yoldan çek,
çek amca çek,
burnun kanca,
al sana bir bulmaca,
bulmaca kaç parça,
veriyorum 5 parça,
1, 2, 3, 4, 5”

Birdir bir

Oyuna başlamadan önce bir ebe seçilir. Diğer 9 kişinin, ebeden 20-25 adım ötede duracakları yer belirlenir ve hepsi 3-4 adım aralıklarla dizilir. Ebe eğilip belini kamburlaştırır, atlama yapacak 9 çocuk tekerlemenin kendi numaralarına ait kısmını tam ebenin üzerinden atlarken söyler. Çocuk diğerlerinin üzerinden de atlar, en sona gelindiğinde kendisi de eğilir. Birinci sıradaki, ebenin üzerinden “birdir bir” deyip atlar ve 3-4 adım ileride o da eğilerek sırtını kamburlaştırır. Ardından ikinci sıradaki koşarak ebenin ve diğerinin üzerinden atlar ve en sona geldiğinde o da eğilir.

Devamında sırayla diğerleri de çocukların üzerinden atlar. Bu durum bir çocuğun atlamayı başaramamasına kadar devam eder. Atlayamayıp düşen, ebe seçilir.

 

İstop

Oyuncular bir daire oluşturur. Oyunu başlatmak için çocuklardan biri ebe olur. Ebe, oyunculardan birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Top yere düşerken, adı söylenen oyuncu topu havada yakalarsa, başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya atar.

Topu havada tutamayan çocuk, topu yerden eline aldığında “istop” diye bağırır. Kaçışan oyuncular “istop” denildiği anda oldukları yerde durmak zorundadır. Bu durumda ebe, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Vurulan oyuncu 1 puan kaybeder ve ebe olur. Üç kere vurulmuş olana bir ad takılır ve oyun o isimle devam eder.

Aç kapıyı bezirgânbaşı kapı hakkı…

Bir zamanların en gözde çocuk oyunları arasında yer alır.

Oyuncular tekerleme aracılığıyla aralarından iki kişiyi seçerler. Bunlar bezirgânbaşı olur ve kendilerine bir isim verirler (kırmızı-yeşil, elma-armut, balık-kelebek vb.) Karşılılkı olarak el ele tutuşarak bir kapı oluştururlar.

Daha sonra diğer oyuncular bir kervan misali ardı ardına sıralanırlar ve bu kapının içinden geçerler. Bu sırada oyunun şarkısı söylenir:

“Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı…
Kapı hakkı ne alırsın, ne
verirsin, arkamdaki yadigâr olsun,
yadigâr olsun. 1 sıçan, 2 sıçan,
3’üncü de kapana kaçan.”

Bezirgânlar kapının içine aldığı oyuncuya sorarlar, “Balık mı, kelebek mi?” Kapının içindeki çocuk hangi bezirgânın adını söylerse onun arkasına geçer ve bu durum kervanın son oyuncusuna kadar devam eder.

Oyunun ikinci aşamasında bir halatı tutarak ya da birbirlerine kenetlenerek çekişmeye başlarlar. İlk hangi grup halatı bırakırsa, o grup oyunu kaybeder.

 

İp atlama

İki çocuk karşılıklı olarak ipin ucundan turarak çevirir. Çocuklar sırayla ipten atlamaya çalışırlar. İp atlarken şu tekerlemeleri söylerler:

“Laleli belkız,
İçeriye gir kız,
İpten çık kız,
Dışarıya çık kız.
Denizde dalga, hoş geldin abla,
Eteğini topla, rahat otur abla,
Etek bluz, İngiliz turist,
Nereden çıktı bu iki kız.”

 

Mendil kapmaca

Oyuncular iki eşit gruba ayrılır ve karşılıklı olarak sıra halinde dizilirler. İki sıranın ortasına çizgi çekilir ve kaptan seçilir. Kaptan bu çizginin üzerinde mendili elinde tutarak oyuncuların isimlerini veya sıra numaralarını söyler. İki gruptan da oyuncular koşar ve mendili kapmaya çalışır. Mendili kapamayan oyuncu mendili kapan oyuncuyu kovalar. Mendili kapan oyuncu yakalanmadan eski yerine dönerse, kovalayan oyuncu oyundan çıkar. Eğer yakalanır ve mendili kaptırırsa oyundan kendisi çıkar. Oyun belirlenen tur sayısında biter ve oyuncu sayısı daha fazla olan grup oyunu kazanır.

 

Yedi kiremit

Oyuncular iki eşit gruba ayrılır ve ortaya yedi adet kiremit üst üste dizilir. Oyuna ilk başlayacak grup seçilir. Seçilen gruptaki oyuncu kiremitleri topla devirmeye çalışır. Eğer devirirse, oyuncu diğer grubu topla vurma hakkını kazanmış olur. Bu gruptaki oyuncular topla vurulmamaya çalışırlar ve oyunun sonunda en çok kişi vurmuş olan grup oyunu kazanmış olur. Eskiden beri oynanan ve özellikle erkek çocuklarının sevdiği geleneksel çocuk oyunlarından biridir.

 

Kutu kutu pense

Özellikle okul öncesi çocukların rahatlıkla oynayabileceği oyunlardan biridir. Oyuncular halka şeklini alarak el ele tutuşurlar. Daha sonra oyunun şarkısını söyleyerek sağa ya da sola dönmeye başlarlar: “Kutu kutu pense, Elmayı yense, Arkadaşım (isim), Arkasını dönse”. İsmi söylenen oyuncu arkasını döner ve yine el ele tutuşarak oyuna arkası dönük devam eder. Bütün oyuncular arkasını döndükten sonra şarkı “Bütün çocuklar önüne dönse” şeklinde söylenir ve oyuncular önlerine dönerler. Bu oyunda kazanan/kaybeden olmaz.

 

Yerden yüksek

Bu oyun koşma ve kovalamaca içerdiğinden oldukça hareketlidir. Önce oyun için bir ebe seçilir. Ebe kendiyle aynı yükseklikte olanları ebelemeye çalışır. Kendinden yüksekte olanları ise ebeleyemez. Oyuncular sürekli yer değiştirip ebelenmeden yerden yüksek bir yere kaçmaya çalışırlar. Eğer ebe, oyunculardan birini yakalarsa, yeni ebe yakalanan oyuncu olur. Bu oyun, oyun parkı gibi farklı zemin yükseklikleri olan alanlarda rahatlıkla oynanabilir.

 

Misket

Misket geleneksel oyunların en sevilenlerinden biridir. Özellikle de erkek çocuklar cam veya mermerden yapılan misketlerle oynamayı severler. Bu oyunda oyuncu sınırı yoktur. Misket iki şekilde oynanabilir; yan yana dizmece veya kuyu. Dizmece türünde amaç arka arkaya dizilmiş misketleri bir adet misketle vurmaya çalışmaktır. Çoğunlukla sıranın en başındaki misketi vuran oyuncu, o sıradaki bütün misketleri kazanır. Kuyu türünde ise, toprağa ufak bir kuyu kazılır ve misketler içine yerleştirilir. Oyuncular bir adet misketle kuyunun içindeki misketleri vurarak dışarı çıkarmaya çalışır. Oyuncu dışarıya çıkarabildiği misketleri kazanır.

 

Simit

Ebenin, kendine ayrılan alan içinde her türlü davranabildiği ancak alanından dışarı çıkarken nefesi yettiği kadar simit diye bağırarak diğer oyuncuları yakalamaya çalıştığı oyundur.

Uzun Eşek

4 ve daha fazla insanla oynanır. Ebeler 90 derece eğilip birbirine kenetlenir. En baştaki oyuncu, ayakta ve bir ağaca yada duvara yaslanmış durumdadır. Diğerleri karşıdan koşarak diğerlerinin sırtına binerler. Ve mani okuyarak 1 den 5 e kadar bir rakam tutarlar. Diğerleri rakamı bilirse yer değiştirilir.

Beştaş

En az iki kişiyle oynanır. Oyunun malzemesi 5 adet misket büyüklüğünde yuvarlak taştır. Oyuna başlayan oyuncu beş taşı iki avucunun içine alıp salladıktan sonra yere bırakır. İçlerinden bir tanesini eline aldıktan sonra havaya fırlatır, aynı anda yerdeki taşları birini yerden avuçla alır ve aynı eliyle yukarıya fırlattığı taşı tutar. Önce tüm taşları birer birer; ikinci turda ikişer ikişer; daha sonra üçünü bir, diğerini tek olarak alır. Sonunda da yerdeki dört taşın hepsini bir defa da alır. Sonra bir elinin baş ve orta parmaklarını yere koyarak bir köprü yapar, diğer eliyle taşları yere fırlatır. İçlerinden birini eline alır ve onu yine havaya atarken yerdeki taşları anlaşmalarına göre ( iki ya da üç ) hamlede eliyle kurduğu köprünün altından geçirir. Hepsini geçirdiğinde oyunu kazanır. Bunları yaparken havaya fırlattığı taşı düşürürse, ya da yerdeki taşları alırken diğerlerine temas ederse oyun sırası diğer oyuncuya geçer.

 

Kadıköy Belediyesi’nin tiyatro dünyasına yeni çocuk oyunları kazandırmak amacıyla düzenlediği Çocuk Tiyatro Oyunu Yarışması’nın kazananları belli oldu. Yarışmanın ödülleri 16 Mayıs’da saat 19:00’da Halis Kurtça Çocuk Kültür Merkezi’nde düzenlenecek bir törenle sahiplerini bulacak.

Kadıköy Belediyesi 7-12 yaş grubu çocuklara hitap edecek ödüllü bir Çocuk Tiyatro Yarışması düzenledi. Tiyatronun çocuk oyunları dağarcığını nitelikli oyunlarla zenginleştirmek; çocukların duygusal, düşünsel, sanatsal gereksinimleri doğrultusunda yaşamlarına ulusal ve evrensel anlamda katkıda bulunmak; yazarları bu alanda eserler vermeye özendirmek için başlatılan yarışmaya toplam 85 eserle katılım gerçekleşti.

Kabul edilen eserler alanında uzman akademisyen ve oyuncuların yer aldığı Kadıköy Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü Seçici Kurul Üyeleri tarafından değerlendirildi. Seçici kurulda Süreyya Karacabey, Nihal Kuyumcu, Tekin Özertem, Tülin Sağlam ve Ahmet Somers yer aldı.

Birden çok ve ortaklaşa yapılan eserlerin de kabul edildiği yarışmada, 7-12 yaş grubu çocukların duygularını ve hayal dünyalarını zenginleştirmesi; doğa sevgilerini ve çevre duyarlılıklarını arttırması; bilgi, merak ve ilgi uyandırması ve özgün olması niteliği arandı.

16 Mayıs Çarşamba günü saat 19:00’da Halis Kurtça Çocuk Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törende, seçici kurulun değerlendirmeler sonucu belirlediği 3 eser ödüllendirilecek.