Chick Corea

Chick Corea konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Chick Corea konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Chick Corea konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Chick Corea konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

meola
meolaPiu Live prodüksiyonuyla İstanbul’ a gelecek olan İtalyan asıllı Amerikan sanatçı Al Di Meola, son albümü “Elysium & More” ile mutluluğu yeniden tanımlıyor. Amerikan füzyon cazında akla gelen ilk isimlerinden olan Al Di Meola, gitara dokunuşları ile unutulmaz bir geceye imza atacak.

Küçük yaşlarda davul çalmayı öğrenen Al Di Meola, 9 yaşında Beatles dinlemeye başladıktan sonra gitar ile buluşup, dünyaya adını duyurdu. Caza olan ilgisinin artmasıyla ünlü Berklee Müzik Koleji’ne girdi ve klavyeci Barry Miles’in öncülüğündeki füzyon caz grubu ile çalışmalarının ilk adımlarına başladı.

Profesyonel müzik kariyeri dünyaca ünlü caz ve dünya müziği piyanisti Chick Corea tarafından keşfedilmesiyle başladı. O dönemlerde günde on saat gitar çalan Al Di Meola, ses getirecek solo kariyerinin temellerini inşa etti.

Al Di Meola 1974’te Return to Forever’a katılmasıyla kendi rüyasını yazmaya başladı ve ardından 1976’da ilk albümünü çıkardıktan sonra Paco De Lucia ve John McLaughlin ile bir üçlü oluşturarak Flamenko’nun etkisinin hissedildiği bir albüm çıkardı.

Arjantinli ünlü tango bestecisi ve Bandoneon ustası Astor Piazzolla ile tanışmasının ardından Güney Amerika müziğine olan ilgisi arttı. 1966’da Paco De Lucia ve John McLaughlin’le tekrar bir araya gelen Al Di Meola ‘Guitar Trio’ albümünü çıkardı.

Land of the Midnight Sun ve Elegant Gypsy albümleri bugün hala geniş kitlelerce dinlenen ve tüm zamanların en iyi albümleri arasında gösterilen Al Di Meola, çıkardığı yeni albümü “Elysium & More” ile İstanbul’daki müzik severleri kendine bir kez daha hayran bırakacak.

40 senelik kariyerinde müzik dünyasına adını altın harflerle yazdıran Al Di Meola, 15 Kasım’da İstanbul Zorlu PSM sahnesinde sürprizleri ve gitar şovu ile herkesi büyüleyecek. Al Di Meola konseri biletlerine Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.

Müzik dünyasının saygın ödülleri arasında bulunan ve bu yıl 57’ncisi düzenlenen Grammy ödülleri sahiplerini buldu. Ödül törenine İngiliz şarkıcı Sam Smith damgasını vurdu. Pharrell Williams bu yıl da Grammy’nin yıldızlarından oldu.

sam-smith

Tüm müzik türlerinde 83 kategoride verilen 57’nci Grammy ödülleri için Los Angeles’taki Staples Center’da tören düzenlendi. ABD Başkanı Barack Obama, törene gönderdiği video mesajında aile içi şiddet kültürüne dikkati çekerek, sanatçılardan bu konuyla mücadelede duyarlılık oluşturulması için destek vermelerini istedi.

Bu yılki ödüllerde 23 yaşındaki İngiliz şarkıcı Sam Smith, yılın en iyi yeni sanatçısı, şarkısı ve kaydı ile en iyi pop vokal albümüyle, 4 dalda ödül alarak geceye damgasını vurdu. Gecede Pharrell Williams, Rosanne Cash ve Beyonce de üçer dalda ödül alarak önemli bir başarı elde etti. Ödül töreninde Madonna, Paul McCartney, Rihanna, Beyonce, Kanye West, Katy Perry ve Pharrel gibi birçok sanatçı şarkıları ve sahne şovlarıyla büyük beğeni topladı.

Grammy ödülüne layık görülen kişi ve gruplardan bazıları şöyle:

Yılın Kaydı: “Stay With Me”, Sam Smith

Yılın Albümü: “Morning Phase”, Beck

Yılın Şarkısı: “Stay With Me” Sam Smith

En İyi Yeni Sanatçı: Sam Smith

En İyi Pop Solo Performans: Pharrell Williams, “Happy”

En İyi Pop Düet/Grup Performans: A Great Big World ve Christina Aguilera, “Say Something”

En İyi Pop Vokal Albümü: “In the Lonely Hour”, Sam Smith

En İyi Dans Kaydı: “Rather Be”, Clean Bandit ve Jess Glynne

En İyi Dans/Elektronik Albümü: “Syro”, Aphex Twin

En İyi Geleneksel Pop Vokal Albüm: “Cheek to Cheek,” Lady Gaga ve Tony Bennett

En İyi Rock Performansı: “Lazaretto” Jack White

En İyi Metal Performansı: “The Last In Line”, Tenacious D

En İyi Rock Şarkısı: “Ain’t It Fun” Hayley Williams ve Taylor York

En İyi Rock Albümü: “Morning Phase”, Beck

En İyi Alternatif Albüm: “St. Vincent”, St. Vincent

En İyi R&B Albümü: “Love, Marriage & Divorce”, Toni Braxton ve Babyface

En İyi R&B Performansı: “Drunk in Love”, Beyonce ve Jay Z

En İyi R&B Şarkısı: “Drunk in Love”, Beyonce ve Jay Z

En İyi Çağdaş Urban Albümü: “Girl”, Pharrell Williams

En İyi Rap Performansı: “I”, Kendrick Lamar

En İyi Rap/Sung İşbirliği: “The Monster”, Eminem and Rihanna

En İyi Rap Şarkısı: “I”, Kendrick Lamar

En İyi Rap Albümü: “The Marshall Mathers LP2”, Eminem

En İyi Country Solo Performans: “Something in the Water”, Carrie Underwood

En İyi Country Düet/Grup Performansı: “Gentle on My Mind”, The Band Perry

En İyi Country Şarkısı: “I’m Not Gonna Miss You”, Glen Campbell

En İyi Country Albümü: “Platinum”, Miranda Lambert

En İyi New Age Albümü: “Winds Of Samsara”, Ricky Kej ve Wouter Kellerman

En İyi Enstrümantal Caz Albümü: “Trilogy”, Chick Corea Trio

En İyi Caz Vokal Albümü: “Beautiful Life”, Dianne Reeves

En İyi Blues Albümü: “Step Back”, Johnny Winter

En İyi Reggae Albümü: “Fly Rasta”, Ziggy Marley

En İyi Dünya Müzik Albümü: “Eve”, Angelique Kidjo

En İyi Müzik Video: “Happy”, Pharrell Williams

En İyi Müzik Film: “20 Feet From Stardom”, Darlene Love, Merry Clayton, Lisa Fischer ve Judith Hill.

Kaynak : aljazeera.com.tr

İstanbul’da caz rüzgarı esecek. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Garanti Bankası sponsorluğunda düzenlenen 21. İstanbul Caz Festivali, 1-14 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek.
akbank-caz-21

İKSV’den yapılan yazılı açıklamaya göre, festival, bu yıl da cazın önde gelen isimlerinden güncel müziğin yıldızlarına birçok ismi İstanbul’un farklı mekanlarında ağırlayacak.

“İpek sesli” Katie Melua, Güney Afrikalı Hugh Masekela ve grubu, perküsyon ustası Manu Katche’nin Richard Bona ile oluşturduğu yıldızlar topluluğu, Chick Corea-Stanley Clarke düeti, Danilo Perez, John Patitucci, Brian Blade, Brad Mehldau, Mark Guiliana ve Cecile McLorin Salvant, festivalin bu ağırlayacağı isimlerden bazıları.

Festivalin biletleri, 15 Mart’ta Biletix ve ana gişe İKSV’den satışa çıkacak.

Besteci ve söz yazarı Katie Melua, 10 Temmuz’da Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde olacak. 2006 yılında İngiltere ve Avrupa’nın en çok satan kadın sanatçısı olarak bir rekora imza atan Melua, ilk albümü “Call off the Search”ten bu yana çıkardığı 5 albümü ve son kaydı “Ketevan”a uzanan bir repertuvarla ilk defa İstanbul’da konser verecek.

Bas gitarda Stanley Clarke ile piyanoda Chick Corea, 8 Temmuz’da Haliç Kongre Merkezi’nde 1970’lerden günümüze birlikte ve solo kariyerlerinde yaptıkları bestelerini akustik olarak çalacak.

“Caz İçin Tuhaf Bir Yer” serisinin bu yılki durağı İstanbul Erkek Lisesi Bahçesi olacak. Serinin bu yılki konukları 4 Temmuz’da günümüzün en iyi caz piyanistlerinden biri kabul edilen Danilo Perez, Amerikalı bas üstadı John Patitucci ve davulcu Brian Blade olacak. Üçlüden önce, Amerikalı basçı Derrick Hodge sahne alacak.

Perküsyonu ile büyüleyen Manu Katche, caz müziğinin yaşayan en iyi basçılarından Richard Bona, Avrupa caz sahnesinin önemli saksafoncusu Stefano di Battista ve yetenekli piyanist Eric Legnini, 7 Temmuz’da santralistanbul Kıyı Amfi’de aynı sahnede buluşacak.

Hugh Masekela ve ekibi, 14 Temmuz’da Ortaköy Feriye Restaurant’ta bir konser verecek. Bob Marley’den Paul Simon’a, Fela Kuti’den Antonio Carlos Jobim’e birçok yıldız müzisyenle aynı sahneyi paylaşan efsane isim Masekela’nın kendi orijinal ekibiyle sahne alacağı gece kuşkusuz festivalin en hareketli gecelerinden biri olacak.

Caz piyanisti Brad Mehldau ve davulcu Mark Guiliana, 2011 yılında başlattıkları “Mehliana” projeleri ile festivalin konukları arasında olacak. 8 Temmuz’da Haliç Kongre Merkezi’nde sahne alacak ikili, son albümleri “Taming the Dragon”ın turnesi kapsamında, caz ve elektronik müziği yenilikçi bir şekilde harmanladıkları bestelerini İstanbullu izleyiciye sunacak.

Cecile McLorin Salvant, 11 Temmuz’da Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde İstanbullu izleyicilerle buluşacak. Festivalle ilgili ayrıntılı bilgiye, “caz.iksv.org” adresinden ulaşılabilir.

Türkiye’nin AB üyeliğinin sıkça konuşulmaya başlandığı dönemde İzmir Avrupa Caz Günleri olarak başlayan etkinlik, Gümrük Birliği’ne kabulümüzün ardından hızlanan süreç içinde kapsamı genişletilerek İzmir Avrupa Caz Festivali adını almıştır.

21 CAZ FESTİVALİ İZMİR

4- 20 Mart 2013 tarihlerinde 20’ncisini gerçekleştirdiğimiz Festivalin amacı, Avrupa’nın ve Türkiye’nin kendi alanlarında önemli gelişmeler sağlamış caz sanatçılarını bir araya getirerek bu kültürü geniş kitlelere yaymaktır. İtalya, Fransa, Avusturya, Almanya, Hollanda, Polonya’dan gelen caz sanatçıları İzmirli caz severlerle buluşurken, çok sayıda genç izleyici Avrupa Cazını dinlemek, anlamak, öğrenmek ve sevmek fırsatını bulmaktadır.

İzmir Avrupa Caz Festivali’nin en büyük farkı, eğitim ağırlıklı olmasıdır. Festivale konser vermek için gelen sanatçılar atölye çalışmaları ve ustalık sınıflarıyla İzmirli genç sanatçılara birikimlerini aktarmaktadır. Atölye çalışmalarına katılan başarılı gençlerden ikisi Siena Caz Vakfı ve İKSEV işbirliği ile İtalya’da Siena Yaz Caz Ustalık Sınıfları kurslarına burslu olarak katılmaktadır. Bugüne kadar 18 genç bu olanaktan yararlanmıştır. Ayrıca festivalin resmi afişi, son 11 yıldır, yine genç tasarımcılara yönelik düzenlenen ve tüm Türkiye’den yeteneklerin katıldığı Caz Afiş Yarışması ile seçilmektedir.

FURIO DI CASTRI QUARTET

FURIO-DI-CASTRI-QUARTET

 AÇILIŞ KONSERİ               
          3 Mart, Pazartesi
20:30 AASSM Konser Salonu
Jacopo Albini, tenor saksafon
Fabio Giachino, piyano
Furio di Castri, kontrbas
Ruben Bellavia, davul

Furio Di Castri, Bas

12 Eylül 1955’te Milano’da doğdum. Trompet çalmaya 11 yaşında başladım, daha sonra 13 yaşında elektrobasa geçtim. Önceleri blues ve progressive rock gruplarını ve ritimlerini kendi kendine öğrenen bir müzisyendim. İlk albümümü (Dedalus, Trident records) 1973 yılında yaptım ve o zamandan sonra da kontrbas çalmaya başladım.

1978 yılında Roma’ya taşındım ve orada tenor saksafonist Maurizio Giammarco ve alto sanatçısı Massimo Urbani ile çalmaya başladım. Roma’da bulunduğum sırada Chet Baker ile tanıştım ve 1988’ e kadar  zaman zaman birlikte çaldık. O yıllarda Milano’da Larry Nocella, Luigi Bonafede, Franco d’Andrea ile birlikte çalarak ve Walter Davis jr, Jimmy Knepper, Freddie Hubbard, Art Farmer, Al Grey gibi müzisyenlere katılarak çok aktif bir dönem geçiriyordum.

Şubat 1981’de Enrico Rava’nın kuartetine, birkaç ay sonra da Michel Petrucciani’nin triosuna dâhil oldum. Açıkçası uzun zamandan beri birlikte çalıyoruz. Tam olarak Enrico ile 8 yıl, Michel’le 3 yıldır. Bunun yanı sıra geçmiş yıllarda da birlikte yeni projelere, tur ya da konserlere katılarak veya müzik kayıtları yaptığımız zamanlarda sık sık görüşüyorduk.

1981 yılından bu yana Richard Galliano, Dino Saluzzi, Joe Lovano, Charles Lloyd, Steve Lacy, John Surman, Dave Liebman, Joe Lovano, Pharoah Sanders, Michael Brecker, Sal Nistico, Lee Konitz, Joe Henderson, Franco Ambrosetti, Kenny Wheeler, Charles Tolliver, Ray Anderson, Muhal Richard Abrams, Michel Grailler, Gordon Beck, Franco d’Andrea, John Taylor, Jon Balke,  John Taylor, Paul Bley, Don Friedman, Enrico Pieranunzi, Rita Marcotulli, Stan Tracey, John Abercrombie, Philip Catherine, Paul Motian, Tony Oxley,  Barry Altschul, Daniel Humair, Jon Christensen, Joe La Barbera, Bruce Ditmas, André Ceccarelli gibi birçok harika müzisyenle birlikte çalıyorum.

90’larda trompet sanatçısı Paolo Fresu ile düo olarak sahne almaya başladım. Birlikte 14’ün üzerinde CD kaydettik. Piyanist ve akordiyonist Antonello Salis’in katılımıyla birlikte grubumuz PAF trio halini aldı.

Tüm Avrupa, Rusya, Ortadoğu, ABD, Arjantin, Brezilya ve Çin’de çalmaya devam ediyorum.

1992’den bu yana farklı gruplara ve projelere önderlik ediyorum ve caz müzik atölye çalışmaları, tiyatro, dans ve çağdaş sanatlar için müzik besteliyorum.

1990 yılında Siena Jazz (I) kurumunun yaz dönemi caz müzik atölye çalışmalarında bas ve caz müzik üzerine doğaçlama hakkında ders vermeye başladım ve 1996’da müzik konservatuarında caz müzik profesörü oldum.

Baş ve yardımcı şef olarak 21 albüm kaydettim (Things, Solo, Opale, Unknown Voyage, Evening Song,  What color for a tale, Urlo, Contos,  Chaos, Mythscapes, Scalabrun, Hands, Paf, Wooden  You, Fellini, Morph, L’esigenza di andare verso il basso, Zapping, Il Vino all’Opera, Welcome, Omaggio a Modugno, Memorie di Adriano).

Grup üyesi olarak Enrico Rava, Kenny Wheleer, Paul Bley, John Taylor, Chet Baker, Michel Petrucciani, Paolo Fresu, Dino Saluzzi, Dave Liebman, Aldo Romano ile birlikte 150’den fazla kayıtta yer aldım.

ÖĞRENİMİ:

• Sassari Müzik Konservatuarı (I)  – 1996/ 1998

• Parma Müzik Konservatuarı (I) – 1998/ 1999

• Torino Müzik Konservatuarı (I) –  2000’den bu yana (Kontrbas enstrümanı konusunda öğretim görevlisi, Caz besteleme, Caz orkestra ve topluluğu, Analiz, Caz Bölümü Başkanlığı)

• Siena Yaz Dönemi Caz Atölye Çalışmaları – 1990’dan bu yana (Kontrbas enstrümanı konusunda öğretim görevlisi ve orkestra)

• Aşamalar ve Ustalık Sınıfları:

HeMu Haute ecole de musique – Lausanne (CH)

Newpark School, Dublin (Eire)

Kraliyet Konservatuarı, Den Haag (NL)

DAMS, Bologna (I)

Accademia Chigiana, Siena (I)

BİRLİKTE ÇALIŞTIĞI SANATÇILAR:

• RICHARD GALLIANO: düo, trio, kuartet ve kuintet. 1995’ten itibaren İtalya, Fransa, Avusturya, Almanya, Kanada, Japonya, Malezya ve Endonezya’daki konserler.

• ENRICO RAVA: 1981 – 1988 arasında kuartet ve çeşitli gruplar içerisinde Avrupa’da konser ve turlar.

• JOHN TAYLOR: 1986’dan itibaren trio ve kuartet halinde konserler ve turlar.

• PAUL BLEY: Paul Motian ya da Bill Elgart ile trio halinde konserler (1988 ve1990 yılında), John  Surman ve Tony  Oxley ile 1994’te Avrupa Turnesi

• JOE HENDERSON: Enrico Rava, John Taylor ve Paul Motian ile birlikte Avrupa Turnesi. 1988’de Tony Oxley ile birlikte trio halinde konserler

• CHET BAKER: 1979 – 1987 yılları arasında İtalya konserleri

• MAURIZIO GIAMMARCO: 1978 – 1986 yılları arasında trio, kuartet ve kuintet olarak

• MASSIMO URBANI: 1978 – 1985 yılları arasında trio ve kuartet olarak,

• MICHEL PETRUCCIANI: 1981 – 1984 ve 1985 – 1988 yılları arasında trio olarak

• ALDO ROMANO: 1988 – 1995 yılları arasında konserler ve uluslar arası turneler

• PAOLO FRESU: 1990 yılından itibaren düo, trio, kuartet ve çeşitli gruplar halinde konserler ve turneler

ULRICH DRECHSLER & STEFANO BATTAGLIA DUO

ULRICH DRECHSLER & STEFANO BATTAGLIA DUO

ULRICH DRECHSLER & STEFANO BATTAGLIA DUO

    4 Mart, Salı                           

20:30 AASSM Küçük Salon

Ulrich Drechsler, basklarnet, basset-horn

Stefano Battaglia, piyano

Ulrich Drechsler, Baskarnet

“Müzik sözcüklerle söylenemeyecek şeyleri anlatma gücüne sahiptir. O, herhangi bir insanın tüm varoluşunu, kalbini, ruhunu ve aklını yansıtır. Olması gerektiği kadar net.’’ Ulrich Drechsler

Ulrich Drechsler dokuz yaşındayken kendi şehrindeki sokak grubunda klarnet çalmaya başladı. Klasik Müzik Konservatuarı’na giriş sınavlarına hazırlanmak amacıyla Stuttgart’taki opera binasında klarnet hocalarından biri ile çalıştı. On altı yaşındayken kendi kendine onu daha çok doğaçlama müziğe yönlendiren tenor saksafon çalmayı öğrendi. Sonunda caz öğrenimi göremeye karar verdi ve Avusturya’ya taşındı. 1992 – 1998 yılları arasında Graz’da Güzel Sanatlar Üniversitesine devam etti.

Ulrich Drechsler, 1999 yılından beri serbest besteci ve müzisyen olarak Viyana’da yaşıyor. Ana enstrümanı olarak basklarneti seçti. Öğrencilik yıllarında edindiği sahne deneyimleri onun çok yönlü projelerinde yansımaktadır.

Viyana’ya gelmesinden kısa süre sonra, baterist Alex Deutsch ve basist Oliver Steger ile birlikte uluslar arası sansasyon yaratan Trio Cafe Drechsler grubunu kurdu. Modern elektronik müzik gibi çeşitli müzik tarzlarının stilistik özellikleri, tamamen doğaçlama ve akustik bağlamın içine karışır. Grup üçüncü albümleri ile 2005 yılında Avusturya Amadeus Ödülünü kazanmıştır.

Ulrich Drechsler, “Poesis’’ Kuartetinde kendini klasik müziğe adadı. Grup, 2001 yılında Franz Schubert’in “Die Winterreise’’ adlı şarkı döngüsünün tamamıyla yeni bir uyarlamasını “Nebensonnen’’ adıyla caz kuartet için piyasaya sürdü.

Ulrich Drechsler, Thelonious Monk’un müziğine büyük bir hayranlık besliyordu. Bu doğrultuda “The Monk In All Of Us” grubunu kuran Ulrich, kendisini tamamen caz müzik tarihinin bu müthiş dehasının müzikal sanat eserlerini yorumlamaya adadı. Bas-/kontrbas, klarnet, trompet, telli kontrbas ve davulların egzotik düzenlemesi ile grup, müthiş piyanistin bestelerinin içerisinden bilinmeyen yollara seyahat eder. Onların ilk albümü “Monk In All Of Us”, prestijli Hans Koller Ödülü için 2005’te aday gösterildi.

2005’te kurulan Ulrich Drechsler Kuartet ile Ulrich ilk kez grup lideri olmuştu. Uzun zamandan beri arkadaşları olan Oliver Steger, Jörg Mikula ve sıra dışı Norveçli piyano sanatçısı Tord Gustavsen’in eslik ettiği bu fantastik grup ile Ulrich Drechsler ilk kez kendi bestelerini sundu. Tord Gustavsen ile birlikte fikirlerini mükemmel biçimde özümseyen ve bu fikirleri hiçbir hataya mahal vermeyecek şekilde yönlendiren bir grup üyesi kazanmıştı. İlk albüm “Humans & Places”, dinleyicilerden ve eleştirmenlerden olağanüstü yorumlar aldı.

Altı yıllık yoğun konser turunun ardından, “Café Drechsler”in yerine yeni bir  proje geçti: “Drechsler” yeni oluşturulan kuartetin ismiydi. Onun kadrosu – Ulrich Drechsler’in ardından – Oliver Steger ve döner tablalarda The Great Zuzee tarafından eşlik edilen Jörg Mikula’dan oluşuyordu. Müziğin tanıdık ve dans için olması ve ayrıca da Hiphop, Drum’n’bass, Caz, R&B, Bossa Nova vb.’nin bir karışımı olmasına rağmen, yeni kadrosu sebebiyle tamamıyla yeni, bağımsız ve çağdaş bir müzikal tarz ortaya çıkmıştı. İlk albüm “Fortune Cookies” 2006 yılında piyasaya sürüldü.

Bestelerine yeni ifade biçimleri kazandırmak için gitarist Heimo Trixner ve perküsyonist Jörg Mikula ile 2007 yılında “Daily Mysteries Trio” yu kurdular ve aynı yıl içerisinde “Daily Mysteries” albümünü çıkardılar. Tord Gustavsen’le çalıştığı zamanlardaki müziğe benzer olarak melodiler ve onların yumuşak hareketi baskın bir rolde çalıyordu. Bas klarnetin eşsiz yorumu, gitar ve bateri, ayrıca enstrümanların mutlak dengesi müzisyenlere genel durum içerisinde çok daha özgür hareket edebilme imkânı sunar. Böylece müzik, yükselen bir atmosferik karakter edinir.

2009 yılında “The Big Easy” isimli yeni bir albümle birlikte Ulrich, kendi caz grubu “Drechsler”in yeni bir dizilimini tanıttı. Klavyede Avusturya’dan Benny Omerzell ve tanınmış baterist Jörg Mikula ile birlikte İsviçreli bas müzisyen Patrick Zambonin, son olarak da DJ Zuzee grubun müzikal tarzını tamamıyla canlandırdılar ve yenilediler. Özellikle Klavyedeki Benny Omerzell müziği tamamıyla yeni özellikleri ile vermektedir.

Aynı yıl Ulrich, ilk film müziği çalışmalarını tamamladı. Farklı grup projelerinden müzisyenler ile birlikte, Michael Pfeifenberger tarafından yönetilen Avusturya filmi “Tadespolka” için müziklerin neredeyse tamamını o oluşturdu.

Ön düzenlemeden aşağı yukarı iki yıl sonra, 2010 yılında yeni kuartet projesini ortaya koydu. Aklından geçen, yeni bir ses keşfetmek için en beğendiği enstrümanların ikisini, basklarnet ve çelloyu bir araya getirmekti. Grup, tam anlamıyla eşsiz bir kadroya sahipti: Ulrich – bas klarnet, Jörg Mikula – bateri ve tef ile iki sıra dışı çello sanatçısı Rina Kaçinari ve Christof Unterberger. Yeni Ulrich Drechsler Çello Kuartet’in ilk albümü “Concinnity” ünlü Alman plak şirketi Enja etiketi ile Ağustos 2010’da piyasaya sürüldü.

2012 yılında tekrar Enja plak şirketinden “Beyond Words” albümü çıkartıldı. Kadro; Ulrich – bas klarnet, iki genç Avusturyalı sanatçı Benny Omerzell – piyano ve Lukas Koenig bateri, son olarak da fantastik İsrailli kadın sanatçı Efrat Alony’yi bünyesinde barındırıyordu. “ Beyond Words” albümünde yer alan müzik, samimiyet ve tutku ile karakterize edilmekte ve Ulrich’in bu müzik tarzındaki en iyi çalışmasını ortaya koymaktadır. 2012 yılında ayrıca, Michael Pfeifenberger’in yeni belgeseli “Call me a Jew” için müzik oluşturma sürecinde yer aldı.

2013 ilkbaharında Ulrich, ünlü “Café Drechsler”in yeni bir versiyonunu ortaya koydu. Yeni albüm “Streamer”, Viennese Plak Şirketi tarafından Monkey Music etiketiyle piyasaya sürüldü. Tamamıyla yeni olan elektro-akustik kuintet kadrosu ile Ulrich Drechsler, çağdaş elektronik club müziğindeki etkin görüntüsünü benimsemiş oldu.

Aynı yıl içerisinde İtalyan piyano sanatçısı Stefano Battaglia ile birlikte çalışmaya başladı. “Little Peace Lullaby” isimli yeni düo program, her iki müzisyenin de duygusal, incelikli ve sadece güzel besteleme ve çalmaya olan aşklarını göstermektedir.

2014 yılında bu ikili, birkaç konser turuyla yeni müziklerini insanlara duyuracaklar. Ayrıca yıl ortası için bir albüm kaydı planlanmaktadır. Bunun yanı sıra Ulrich, Enja Yellowbird kayıt şirketi adına yeni bir kayıt projesi için bas klarnet, piyano ve ud’dan oluşan bir trio eşliğinde yeni besteler üzerine çalışmaya devam ediyor. Albümün 2015 ilkbaharında piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Stefano Battaglia, Piyano

1965’te Milano’da doğan Stefano, yedi yaşındayken piyano çalmaya başladı. Onun klasik müzik kariyeri birkaç İtalya ve Avrupa festivali ve solist olarak yüzlerce konserden oluşmaktadır. Özellikle Barok müziği (çoğunlukla Bach, Scarletti ve Haendel), 17. yüzyıl programını ve modern müziği (çoğunlukla Hindemith, Boulez, Messiaen ve Ligeti) çaldı. 1986 yılında Johann Sebastian Bach Festivallerine davet edildi. 1991 yılında Orchestra Giovanile Europea’nın solisti olarak sahne aldı.

Bunun yanı sıra J.S.Bach’ın  Art of the Fugue ve Partitas, ayrıca on altıncı yüzyıldan virginal müzik çalması için (Fitzwilliam Virginal Book), İsviçre ve İtalyan radyo – televizyonlarına davet edildi.

Caz müzik çevrelerince 1988 yılında en iyi yetenek, 1999 yılında ise Musica Jazz dergisi tarafından en iyi İtalyan müzisyen olarak ödüllendirildi. Birlikte çalıştığı kişiler arasında en iyi İtalyan müzisyenler ve Lee Konitz, Kenny Wheeler, D. Redman, Tony Oxley, Barre Philips, Steve Swallow, Enrico Rava, Aldo Romano, Bill Elgart, Dominique Pifarely, Jay Clayton, Pierre Favre ve diğer birçok uluslararası sanatçı yer almaktadır.

Tüm dünyada en önemli festivaller ve birçok uluslararası buluşmalarda doğaçlayıcı kimliğiyle 1000’in üzerinde konserde çaldı. 100’den fazla CD kaydetti (çoğunlukla şef kimliğiyle ve on tanesi solo piyano için), piyano solosu ve trio kayıtları için birçok ödül aldı. Solo performansının yanı sıra, trio formatı (piyano bas ve bateri) ve düo piyano-perküsyon formatı (Tony Oxley, Pierre Favre, Bill Elgart ve Michele Rabbia ile) üzerine yaptığı incelemeye odaklandı.

Aktif olarak 1988’den itibaren Siena Jazz’da caz müzik ustalık sınıfları için ders veriyor ve 1996’dan bu yana da müziğin müzikal anlamda araştırılması, doğaçlanması, bestelenmesi ve oluşturulması üzerine bir atölye çalışması olan Laboratorio Permanente di Ricerca Musicale’e önderlik ediyor.

Rainer Maria Rilke tarafından kaleme alınan Die Sonette an Orpheus eserindeki 56 şiirin hepsini ve Juan de la Cruz’ın (1542-1591) bir metnine (Monte Carmelo’nun Mistik Dağı) dayanan çalışmasını müziğe aktardı.

Şarkının on dördüncü yüzyıldan günümüze kadar geçirmiş olduğu evrimi temel alan ve bundan esinlenen büyük bir program olan The Book of Songs üzerine çalışmalar yaptı.

Alec Wilder’in müziği üzerine çalıştı ve The music of Alec Wilder: Art Songs,Popular Songs isimli monografik bir program yarattı ve bu programı bir besteci olarak Wilder’in geniş ve kapsamlı üretkenliğine dayandırdı.

Popüler ve çağdaş diller yoluyla, Pier Paolo Pasolini ve Rothko resimlerine dikkat çekmek için eklenen birtakım bestelerden oluşan Rothko Rooms’u kutlayan bir opera yarattı.

2004’ten bu yana ECM Plak Şirketi’nin şefi olarak kayıt yapıyor (beş albüm: ikili albüm Raccolto, ikili albüm Re: Pasolini, Pastorale, The River of Anyder, Songways).

JAZZ TIMES

Battaglia, gözüpek özgürlük ve kendinden emin bir dikkatle çalan eşi benzeri az görülen bir sanatçı. En iyi Avrupalı caz müzisyenlerinin İtalya’dan çıkması bunun için kuvvetli delil oluşturabilir. Stefano Battaglia’nın ECM için yaptığı beş albüm, geçen on yıl içerisinde bir ECM piyanisti tarafından çıkarılan en güçlü çalışmaları içermektedir. Thomas Conrad

CADENCE

Devamlı olarak Keith Jarrett ve Cecil Taylor ile karşılaştırılan Battaglia, kendisini Bill Evans’ın müziğine kayıt yapmaya adadı. Kariyerinin bu aşamasında bu tarz kıyaslamalar, stilistik geçmişin konusu olmaktan ziyade, daha çok piyano ile yaptığı çalışmalarda gösterdiği kalitenin izleridir. İster klasik müzik (Arturo Benedetti Michelangeli, Aldo Ciccolini, Maurizio Pollini ve yukarıda adı geçen tüm isimler) olsun isterse caz (Enrico Pieranunzi); en iyi İtalyan piyanistlerde fark edilebilen dikkat, ses kalitesi, zarafet ve gücün aynı oranda karışımıyla,  Battaglia adeta dünyadaki en harika piyanistlerden bir tanesidir. Onun müziği, dinlediklerini kategorize etmekten ziyade daha çok kalite ile ilgilenen tüm piyano müzikseverlerine şiddetle önerilmektedir. Stuard Broomer

DOWNBEAT

Battaglia hiçbir kategoriye girmeyen eşi benzeri az görülen bir piyanist. Onda Paul Bley ve Keith Jarret gibi büyük isimlerin yansımaları var. Melodik olan yerlerdeki vurgu ile uyum içinde olan, ancak geçişlerden ortaya çıkan şarkının yapısı ve standart ahenginin kaybolmasından kaçınan çizgiler için Battaglia bir hediyedir. Bu geçişler, müziğin başlangıcından serializm-sonrasına kadar her şeyi harekete geçirebilirler. Bill Shoemaker

JAZZ JOURNAL INTERNATIONAL

Battaglia hem harika bir dokunuşa hem de çok iyi bir biçimde hükmedilen ve aşırı etkili ritmik hislere sahip. O swingi oldukça iyi işleyebiliyor. Ayrıca müziğini çok daha az senkoplu, diğer bir deyişle daha Avrupa klasik müzik tarzında ifade ediyor. Bir diğer artısı olarak da oda müziğinin çeşitli yapılarına karşı olağanüstü bir duyarlılığa sahip olduğunu söyleyebiliriz: yaratıcılığın olgunluğuna dair güçlü bir kanıt ve ayrıca yaptığı müzik güçlü caz etkileri olan ancak yadsınamayacak şekilde Avrupai bir müzik. Michael Tucker

JAZZ VIEWS

Battaglia çalarken, ana eğilimi olan caz geleneğinden daha çok bir klasik müzik yaklaşımı benimsemiş biçimde doğaçlayıcı bir estetik paylaşıyor. Bir klasik müzik sanatçısı olarak da Battaglia bizleri hiç şaşırtmıyor. Bir taraftan kasvetli ancak huzurlu yerler keşfederken, diğer taraftan güzelliğin algılaması zor ve tuhaf yanını tanımlıyor. John Kelman

BBC MUSIC MAGAZINE

Battaglia, müziğini klasik müzik şekli ve çizgisi içerisinde uygularmışçasına doğaçlıyor: piyanistin tuhaf şarkısal doğaçlamaları sakin, ferah ve hatta cüretkâr. Büyüleyici. Richard Cook

THE GUARDİAN

Başarılı bir klasik müzik konser resitali sunmasını sağlayan ağırbaşlı duyarlılığını fazlasıyla ortaya çıkaran diğer bir hayranlık uyandıran Avrupalı piyanist. Bill Evans, Keith Jarret ve Paul Bley’deki gibi caz kökenine ve onu sık sık serbest doğaçlama üstatları ile çalışırken bulabileceğiniz açık sözlülüğe sahip bir isim.

Onun müziği, açık bir yapı şeklinde ve özlem duyarcasına romantik, tamamı ile klasik müzik bağlılıkları olan, melodik anlamda cesur, ışık saçan bir birikim, ton renklendirmeleri, soprano sesin yavaş yükselişi, geniş doğaçlamalar. JF

JAZZ TIMES

Stefano Battaglia yeni şiirsellik konseptleri yaratıyor ve sunuyor. Bazen notalı şekilde, ancak çoğu zaman asla tekrarlanamayacak ve hayal gücünün spontan hareketleri içerisinde keşfedilen doğaçlamalar. İster yazılı olsun ister doğaçlanmış, Battaglia tarafından çalınan müzik her zaman oradaymış gibi kulağa kaçınılmaz geliyor. Thomas Conrad

FREQUENCY

Başka hiçbir İtalyan müzisyen, Manfred Eicher, ECM yapımcısı ve patronluğun müzikal tecrübesiyle böylesine aynı eksende görünmemişti.Federico Scoppio

ALL ABOUT JAZZ U.S.A

Battaglia’nın esin kaynağı yüzyıllarca yıl geçmişten gelmesine rağmen, yaptığı müzik zamansızdır. John Kelman

CD AUDIO REVIEW

Klasik müzik eğitimi almış piyanist Stefano Battaglia’nın müziksel faaliyeti, modern caz müziği ve çağdaş klasik müzik arasındaki bir birliktelikle karakterize edilmektedir. Bu müzik, yoğun atmosferi, harmonik deneyselliği, karmaşık sesleri ile dinlendiğinde ilk etapta belki eğlendirmeyen ancak devam edildiğinde buna değdiğini görebileceğiniz bir yapıya sahiptir. Diğer bir tabirle ECM müzikal kanonu ile harika bir uyum. Sanatçının önceki çalışmaları daha çok deneysel ve entelektüel bir yapıdaydı. Şuan ise daha çok şiirsel, daha hızlı ve diriliğe sahip ve aynı zamanda Battaglia’nın müzikal fikirleri ve yaklaşımının bilgeliğini ve karmaşıklığını hala korumaya devam eden bir yapıdadır. Eğlencenin ve deneyselliğin harika bir şekilde dengelendiği olgun bir çalışma. A.Zona

JAZZ TIMES

Stefano Battaglia’nın ECM için yapmış olduğu beş albüm, geçen on yıl içerisinde bir ECM piyanisti tarafından çıkarılan en güçlü çalışmaları içermektedir. Thomas 

KALİMA

Laia Genc-Anne Kaftan-Sascha Ley

Laia Genc-Anne Kaftan-Sascha Ley

 5 Mart, Çarşamba                

20:30 AASSM Küçük Salon

Sascha Ley, vokal

Laia Genc, piyano

Anne Kaftan, soprano saksafon, basklarnet

MODERN CHAMBER JAZZ & WORLD (Lüksemburg, Köln)

Sascha Ley’in büyüleyici triosu modern temalarla düşsel folklorun ustaca birleştirilmesinden doğan, serbest ve içten caza cesur yaklaşımıyla şaşırtmakta ve inandırmaktadır. 2010 yılında ilk albümüyle uluslararası bir ilgi görerek, Tremplin Jazz d’Avignon Dinleyici Ödülünü kazanan Trio, orijinal ve yaratıcı müziğini incelikle işlemeye devam etmiştir. Üst derecede melodik çizgi ve dinamik ritmin kesişimi üzerine Kalima’nın incelemeleri ikinci albüm “Everything Within”de bir kez daha şiirselliğini ortaya sermektedir.

DİSKOGRAFİ

Kalima –  2010

Everything Within- 2013 / Label Neuklang / Misafir müzisyen Ramesh Shotham

EN SON ELEŞTİRİLER (2013)

Harika bir trio… Ustaca, ince ince örülmüş, merakla beklenen, ama aynı zamanda rahatlatan ve dinlendiren, bu kelimeler “Kalima” triosunun benzersiz müziğini betimlemekte. Dikkatli kulaklar her yeni dinleyişte, hatta her seferinde yeni keşifler yapacaklar. Melodiva (D) 07/13 (Marion Möhle)

Kalima, dolu dolu müzik yapan yenilikçi bir trio. Başlık trionun mottosunu ortaya koyuyor: Sınırlar olmadan yaşa ve çal. Cesur müziklerden korkmayan ve sürprizlere açık herkes bu yeni cazı sevecek Jazz Flits (NL) 06/13 Hessel Fluitman

Tek kelimeyle müthiş, az bulanan incilerin peşinde, farklı titreşimleri birarayan getiren bir hayal gücünün temelinden doğmuş. Bu albüm fevkalade bir müzik gösterisi D’Zeitung (L)06/13 (Michel Schröder)

CD gerçekten güzel ve her dinleyişte daha da güzelleşiyor. Loboblog 06/13 (Paulo Lobo)

Vokal akrobatı şarkıcı Sascha Ley Kalima triosunun merkezindeyken, piyanist Laia Genc ve Anne Kaftan (basklarnet ve soprano saksafon) kendi enstrümanlarını cesur seslere sürüyorlar Lira (SE) 06/13 (Rasmus Klockljung)

Sascha Ley tüm ses evrenini size sunuyor. Müzik dolu galaksileri. Müthiş bir trio ile beraber. Sürprizlere açık olun. Jazzpodium (D) 05/13 (Jörg Konrad)

…sadece dinlenmesinin güzelliği yanında dikkat çekici sanatsal bir zekâ. Luxemburger Wort (L) Gaston Carré 05/13

Müthiş aranjmanlar…. Muhteşem Kalima grubu. Melodiva (D) Hildegard Bernasconi 04/13

Bütünlük ve çeşitliliğin özel bir karışım, çağdaş müziğin zirvesinde gerçekten olağanüstü bir müzik gösterisi. Jazzzeitung (D) Hans-Jürgen von Osterhausen 04/13

“Dünya müziğine tutkulu vokal caz hayranları bu albüme çıldırmalılar. (…) Yeni sesler, yeni yaklaşımlar ve vokal cazına yeni bir bakış. İnanılmaz yaratıcı.”@CriticalJazz 02/13 (Brent Black)

Muhteşem bir trio. Modern cazla dünya müziğinin muhteşem bileşimi. Bu sıkı kompozisyondan muhteşem melodiler ve ritimler fışkırıyor. Büyük ve çok ilginç bir albüm. Radio Der Belgische Rundfunk (B) 02/13 (Hans Reul)

İnanılmaz farklı müzikleri sunarak, renkli ve gösterişli, yumuşacık ve duyarlı orijinal caz. Kalima’nın müziği inanılmaz eğlenceli. Müziklerine kapılıp gitmeleri gerçek bir zevk. D’Land (L) 02/13 (Marc Fiedler)

“Everything Within” sofistike kompozisyonlarıyla müziksel bir serüven, samimi bir yakınlık oluşturuyor. Laia Genc ve Anne Kaftan virtüöz seviyesinde ve Sascha Ley kontralto sesini muhteşem şekilde katıyor, rahat, hâkim ve doğal söylüyor. Aralarındaki dengenin farkında, müzikal bir diyalog. Telecran (L) 02/13 (Martina Folscheid)

FESTİVALLER Tremplin JAZZ d’Avignon (F), Crest Jazz vocal (F), Nancy Jazz Pulsations (F), JazzfestivalViersen (D), Hüttenjazz Völklingen (D), Jazz Festival Preveza (GR), Berlin Music Week (D), Music Night Cologne (D), Sommermusik Saarbrücken (D), Jazz Festival Trifolion (Festival Echternach), Jazz Rallye

Luxembourg (L), Altrimenti Female Voice Festival (L), Festival der Kulturen (L), Festival Kulturfabrik (L), Jazzkomm, Berlin (D)

KLÜPLER ve Salonlar  e.a. B-Flat Berlin (D), Skwer Warsaw (PL), Palace of

culture, Warsaw (PL), Jazz Dock, Prag (CZ), Wabe, Berlin (D), Hinterhofsalon, Cologne (D), Salon de Jazz, Köln (D), Walhalla, Wiesbaden (D), WG Würzburg (D), Altxerri, San Sebastián (E), Forsans, Gaâs (F), Trinitatis, Bonn (D), JAIL Luxembourg (L), L’Inouï (L), Kulturfabrik (L) …

SANATÇILAR (Lüksemburg  Köln)

Sascha Ley besteci ve vokalist olarak müziksel yolculuğunda cesur adımlar atmaktan hoşlanıyor. Caz, serbest doğaçlama, düşsel folklor ve modern müzikle flörtleri benzersiz tarzına ve etkili sesine ilham veriyor. www.saschaley.net

Laia Genc çalarken ve bestelerken güçlü dokunuşlar yapıyor. Hubert Nuss ve  John Taylor ana akımdan farklı kişisel tarzını geliştirmekte ona destek oldular ve Köln Caz Okulu’nda müziği ve melodik renkler için onun anlayışını şekillendirdiler.  www.laiagenc.de

Anne Kaftan, Charlie Mariano’nun eski öğrencisidir. Klasik müzikten deneysel popa dek müziğe stilistik yaklaşımlar getirdi. Diğer projelerinin yanı sıra, Travelling Light albümünün kaydı ile beraber 2006 yılında Sascha ile çalışmaya başladı.

www.myspace.com/annekaftan

           AÇIK CAZ ORKESTRASI FİNAL KONSERİ     

açık-caz-orkestrası

 6 Mart, Perşembe                 

20:30 AASSM Küçük Salon          

Ücretsiz/ Davetiyeli

21. İzmir Avrupa Caz Festivali Atölyeleri

İzmir Avrupa Caz Festivali’ni benzerlerinden farklı kılan en önemli unsurlardan biri de Festivalin konserlerle sınırlı kalmaması, gençler için aynı zamanda bir ‘caz eğitimi festivali’ niteliği taşımasıdır. 12. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde başlatılan Açık caz Orkestrası Atölyesi çalışmaları 18. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde daha akademik bir kimliğe bürünerek bir haftaya çıkarılmış, Combo sınıflarında, eğitici ve öğrenicinin bire bir çalışabileceği bir eğitim modeli benimsenmiştir. 19. ve 20. İzmir Avrupa Caz Festivallerinde atölyeler çeşitlendirilmiştir.

21. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde; İzmir İtalyan Konsolosluğu işbirliği ile Furio Di Castri Quartet yönetiminde geleneksel “Açık Caz Orkestrası”, Polonya İstanbul Başkonsolosluğu işbirliği ile ressam-grafiker Rafal Olbinski yönetiminde “Grafik Tasarım”, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği işbirliği ile Timuçin Şahin Quartet yönetiminde “Kompozisyon ve Doğaçlama”, Polonya Kültür ve Ulusal Miras Bakanlığı ile Culture PL işbirliği ile Janusz Prusinowski Trio – Adam Strug Monodia Polska-Ewa Grochowska yönetiminde “Şarkıların ve Dansın Hayat Boyu Yolculuğu- Polonya’dan Türkiye’ye Buluşmaları” ve Maciej Obara International Quintet yönetiminde “Doğaçlama”, Goethe Enstitüsü İzmir işbirliği ile Uli Kempendorf Quartet atölyeleri yapılacaktır.

21. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin atölye çalışmaları, İzmirli genç müzisyenler için kendilerini yurt dışında tanıtma fırsatı da olmaktadır. Akademi İKSEV’de yapılacak Caz atölyesi çalışmalarından sonra AASSM Küçük Salonda 6 Mart 2014 Perşembe günü Açık Caz Atölyesi Final Konseri, 18 Mart 2014 Salı günü ise “Şarkıların ve Dansın Hayat Boyu Yolculuğu- Polonya’dan Türkiye’ye Buluşmaları” Final konseri yapılacaktır.

SEMİNER: “CAZ ORKESTRASININ MOTORU: DAVUL”

francesco martinelli

7 Mart, Cuma

14:00   İKSEV Salonu

Konuşmacı: Francesco Martinelli, caz tarihçisi

Ücretsiz / Tercüme edilecektir

Francesco Martinelli

Gazeteci ve caz tarihçisi Francesco Martinelli  1975 yılından beri cazın gelişimiyle ilgilenmektedir.  Anavatanı olan Pisa, İtalya’da yüzlerce konserin yapımcısı olmuştur ve 1997 yılından beri  İtalya Instable Orkestra Festivali’nin sponsorluğunu yürütmektedir. İtalya’da türünün en temel kaynağı ve Avrupa’nın en önemlilerinden birisi olan Siena Caz Arşivinin yöneticisi olarak,  Siena’da New York Üniversitesi Müzik Yaz Okulu’nda caz tarihi, doğaçlama müzik, dil bilimi ve kayıtlı seslerin korunmasıyla ilgili kurslar ve dersler vermektedir. Aynı zamanda New York’ta New York Üniversitesi ile William Paterson Koleji’nde ve İtalya’da pek çok üniversite, konservatuvar ve festivalde dersler vermiştir.  Musica Jazz, World Music, Amadeus ve All About Jazz gibi dergilerde, All Music Guide ve Roots World web sitelerine sürekli olarak yazı yazarak destek veren Francesco Martinelli, dört cilt monografik gramofon kaydı yayınlamıştır. 2003 yılında Pisa şehrinde sürdürdüğü Çevre Mühendisliği görevinden istifa etmiş ve  çalışmalarını müzik yazarı, caz tarihçisi ve destekçisi olarak sürdürmeye karar vermiştir.  Anthony Braxton’s Live in Istanbul  (Braxton House)  konserinin notalarını yazdıktan ve İstanbul Uluslararası Caz Festivali’ne davet edildikten sonra Türk müziğine karşı bir ilgisi oluşmuş ve Türkiye’deki caz festivalleriyle ilgili bir çok makale yazmıştır. 2004 – 2005 yıllarında  İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne bir dönem ders vermek için davet edilmiştir. İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın düzenlediği İzmir Avrupa Caz Festivali’nin de danışmanlığını yürütmektedir.

    SEMİNER: “Jazz Forum-50 yılın ardından”

Paweł Brodowski

10 Mart, Pazartesi 

14:00   İKSEV Salonu

Konuşmacı: Paweł Brodowski, Jazz Forum- The European Jazz Magazin editörü

Ücretsiz / Tercüme edilecektir

Etkinlik, 2014 yılında kutlanan Polonya-Türkiye ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü münasebetiyle düzenlenecek olan kutlamaların kültür programı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.     turkiye.culture.pl

Rafal Olbiński, tanınmış bir ressam ve çizerdir. 1981 sonbaharında Polonya Güzel Sanatlar ve Bilimler Enstitüsü’nde posterlerini sergilemek için Polonya’dan New York’a gitti. New York ziyareti esnasında, 1981 yılının Aralık ayında Polonya’da sıkıyönetim ilan edilmişti. Bu gelişme üzerine Olbiński New York’ta kalmaya karar verdi. Mart 1982’de “Psychology Today” onun ilk Amerikan kapak çalışmasını yayınladı. Bu yayının hemen ardından, aralarında “Time”, “Newsweek”, “Business Week” dergilerinin de bulunduğu diğer birçok dergi için de kapak tasarlamaya başladı. Resimsel çizimleri uzun yıllar efsanevi sanat direktörleri Jerelle Kraus ve Steven Heller ile birlikte çalıştığı “The New York Times”da düzenli olarak yayınlandı. 1990’lı yıllarda New York Şehir Operası için büyük övgü alan bir dizi poster ortaya çıkardı ve bu durum, Amerika ve Polonya’da birçok tiyatro dekoru için sahne setleri ve onun tasarladığı posterleri önemli hale getirdi. En çok bilinen tarafı posterleri ve çizimleri olmasına rağmen, şiirsel sürrealizmi kendi tarzında işleyerek harika işler çıkaran bir ressam olarak da çalışmaya devam etti.

New York ve Los Angeles’taki the Society of Illustrators tarafından kendisine verilen altın ve gümüş madalyalar dâhil olmak üzere bugüne dek toplam 150’nin üzerinde ödül kazanan Olbiński, 1994 yılında Dünya’nın En Unutulmaz Posteri, the “Prix Savignac” için Paris’te International Oscar ile ödüllendirildi. 1995 yılında davet edildiği bir yarışma için tasarladığı poster “New York City – Capital of the World”, New York Belediye Başkanı Rudolf Giuliani’nin liderlik ettiği bir jüri tarafından New York Şehrinin resmi posteri seçildi.

New York’taki uluslararası kariyerine başlamadan önce, Rafał Olbiński on yılını Varşova’da, Polonya caz müzik dergisi “Jazz Forum”un sanat direktörlüğünü yaparak geçirdi. Kapak tasarımları ve düzenlemeler yaptığı bu süre boyunca dergiye eşsiz bir görünüm kazandıran birçok farklı tekniği kullanarak kapak çizimleri ortaya çıkardı. “Jazz Forum” ile çalışması, New York’taki grafik dizayn ve çizim dünyası için Olbiński’nin alt yapısını oluşturmasında yardımcı oldu ve ayrıca sağlam temelli bir dergi olarak Olbiński’nin tekniğinde uzmanlaşmasını sağladı.

Temmuz 2012’de Varşova’daki “Jazz Forum” kapak sergisinin açılışında Rafał Olbiński, “Jazz Forum’da çalıştığım zamanlara dair inanılmaz anılarım var, çünkü orada mutlak bir sanatsal özgürlük keşfetmiştim. Yaptığım şeylere asla karışmayan Jan Byrczek (Jazz Forum’un kurucusu ve ilk baş editörü) ve o zamanki Paweł Brodowski (1979’dan beri baş editör) tarafından bana verilen özgürlüğü dünyadaki başka hiçbir derginin direktörü ya da baş editörü bana vermezdi. Bu sebeple orada çalıştığım zamanlarda farklı tarzlar ve farklı kapak kalitelerini görebileceğiniz birçok deneysel çalışma yapabildim. Sanırım bu uygulamalar olmadan şuan geldiğim noktaya asla ulaşamazdım. “Jazz Forum” bana büyük bir destek verdi.(…) Bu çalışmalardan bazılarının onca yılın ardından hala kendilerini koruyabilmiş olmasına çok şaşırdım.” En sonunda şakayla karışık ekliyor: “ Kendimi oldukça takdir edilmiş hissediyorum ve bu iltifatı sonunda değerli bir şeyler üretmek için bir tür kredi olarak sayıyorum.”

“Jazz Forum”un baş editörü Pawel Brodowski, onun editör ekibinde olduğu dönemde Rafał Olbiński’nin ortaya koyduğu 10 yıllık çalışmalarını anımsadı: “Rafal zaman zaman ofise gelirdi, daima rahat bir şekilde. Çok büyük bir evrak çantası vardı, haliyle o zamanlar bilgisayarlar yoktu henüz. Her zaman çalıştığı materyallerin ve bazı dergilerin etrafında olmasına özen gösterirdi. Bu dergileri alır, inceler ve bunlarda bir şeyi beğendiğinde başka şeylere dikkat etmezdi, hemen büyük bir makas ile bu beğendiği yeri kesip alırdı. Bazen bu duruma karşı çıkardım ama o devamlı endişe etmememi söylerdi. O evrak çantasında bir resim stoku taşıyordu. Bu resimler işine yarar olduğunda, onlardan faydalanıyordu. Bizimle birlikte geçirdiği 10 yıl boyunca tüm kapaklar, daha doğrusu neredeyse hepsi ve tüm düzenlemeler onun eseriydi. O, bu uzun dizgi teknelerini eve götürür ve onları kendi stüdyosunda düzenlerdi. Sadece editörlük ofisinde çalışmıyor, aynı zamanda Pagart ile çalışarak posterler yaratıyordu. Kendisine inanıyordu, çeşitli yarışmalara projelerini gönderiyordu ve neredeyse her zaman ödüller alıyordu. Bu durum onun için hiç de sürpriz olmuyordu. Jan Byrczek Amerika’ya gittiğinde, ben de (Byrczek’ ın ricasıyla) oraya gider ve ona yardım ederdim. Bu zamanlarda Rafal devamlı olarak işin başında duruyordu. 1981 yılına geldiğimizde o henüz uluslararası kariyerinin çok başındaydı. “Jazz Forum”daki işinin, onun ilk atölye çalışması olarak işlev gördüğünü ve Rafal’a, böyle bir kariyer oluşturmasına olanak sağladığını düşünüyoruz. Rafal’ın bir zamanlar bizimle çalışmasından dolayı oldukça gururluyuz. O zamanlar ya da daha sonra tanıştığım insanlar arasından Rafal gerçek bir kariyer yaptı.

Rafał Olbiński tarafından “Jazz Forum” için yapılmış olan tüm kapak çalışmaları www.polishjazzarch.com sitesinden bulunabilir. Bu sitede, derginin dijitalleştirilmiş arşiv düzenlemeleri 1965 – 1989 yılları arası Lehçe, 1967 – 1992 yılları arası İngilizce, 1976 – 1981 yılları arası Almanca olarak da mevcuttur.

Dünyadaki caz müziğin en önemli etkinliklerini 40 yıldan uzun bir süredir sistematik olarak okuyucularına aktarması sebebiyle “Jazz Forum”, uluslar        arası boyutta yer alan eşsiz bir dergidir. 1965 yılında olağanüstü derecede yaratıcı bir birey olan ve o zamana dek 10 yıldır baş editörlük yapan Jan Byrczek tarafından kuruldu. “Jazz Forum” eşsiz bir dergiydi, çünkü Polonya’da komünist rejimin bulunduğu yıllarda İngilizce (1967-1992) ve Almanca (1976-1981) olarak da basılmış olan bu tarzdaki tek dergiydi. Tüm dünyadan 100’ün üzerinde muhabirle çalışan “Jazz Forum”, dünya caz müziğinden haberler sunuyordu.

“Jazz Forum”da Miles Davis, Tomasz Stańko, Zbigniew Seifert, Joe Zawinul, Gil Evans, Chick Corea, Pat Metheny, Jan Garbarek ve bununla birlikte Krzystzof Penderecki, Czesław Niemen, Sting gibi müzik starları ile yapılan ve ayrıca John Coltrane, Charles Mingus, Urszula Dudziak, Krzystof Komeda, Zbigniew Namysłowski gibi müzisyenler hakkında röportajlar; Newport – New York Caz Festivali, Monterey Caz Festivali, Berlin Caz Müzik Günleri, North Sea Caz Festivali, Montreux Caz Festivali, Jazz Jamboree, Jazz nad Odrą ve daha birçok uluslararası festivallerden haberler; Joachim Berendt, Roman Kowal, Andrzej Schmidt, Stefan Zondek gibi isimler tarafından verilen müzikal konferanslar; albüm ve kitap incelemeleri; Avrupa Caz Müziği’nin önde gelen isimleri, çeşitli ülkelerden tanınmış müzisyenlere ait biyografiler; Polonya Halk Cumhuriyeti (PRL) döneminden Rafał Olbiński, Jan Sawka, Edward Lutczyn tarafından oluşturulan grafikler ve eşsiz reklamlar bulunabilir.

Zbigniew Seifert Vakfı (www.zbigniewseifert.org), 2011 yılında “Jazz Forum” un dijitalleştirilmiş arşiv düzenleme projesini tamamladı. Böylece materyaller, www.polishjazzarch.com sitesinden ücretsiz olarak indirilebilmektedir. 2013 yılında Zbigniew Seifert Vakfı, “Jazz Forum” dergisinin seçilmiş 30 kapağı için bir sergi organize etti.

Bu projenin yaratıcısı, Lublin John Paul II Katolik Üniversitesi’nin Sanat Tarihi Bölümü’nden ve Maria Curie-Skłodowska Üniversitesi’nin Sanat Bölümü’nden mezun olan Izabela Gabrielson’dur. Doktora derecesini Varşova’daki Kardinal Stefan Wyszyński Üniversitesi’nden alan Izabela’nin doktora araştırması Rafal Olbiński’nin çalışmalarına ve Polonya çağdaş göçmen sanatının belgelenmesine katkı sağlayanlara adanmıştır.

Izabela Gabrielson şuan Amerika’da yaşamaktadır. Orada Northwest College’ in Sanat ve Dizayn bölümünde ve Seattle’daki the Foster/White Galerisi’nde Güzel Sanatlar bölümünde görev yapmaktadır.

          BENJAMIN HERMAN TRIO       

Ernst Glerum_Joost Patocka_Benjamin Herman

Ernst Glerum_Joost Patocka_Benjamin Herman

10 Mart, Pazartesi        

20:30 AASSM Küçük Salonu

Benjamin Herman, saksafon
Ernst Glerum, kontrbas
Joost Patocka, davul

Benjamin Herman, saksafon

 

Benjamin Herman ilk saksafonuna 12 yaşında sahip oldu. 13 yaşındayken artık profesyonel olarak çalıyordu. Birkaç yıl içerisinde tüm dünyadan farklı gruplarla çalışıyor ve kendi projesini başlatıyordu. Çığır açan New Cool Collective grubunu kurduğunda, 1990’lı yıllarla birlikte ünü caz müzik dünyasında yayıldı. Hala genç bir delikanlıyken solist olarak isim yapmış olan Benjamin Herman, Candy Dulfer’dan Misha Mengelberg’e kadar her tür sanatçıyla yüzü aşkın kayıt yapmıştır. Herman aynı zamanda Hollanda ve yurtdışında besteci olarak da kariyer yapmıştır. New Cool Collective  grubunun yanı sıra daha küçük grubu ile birlikte verdiği konserler caz meraklılarının yanı sıra tüm müzik tarzlarından insanları etkileyerek dans caz, surf ve punk müzik, serbest caz ve tüm dünyadan geleneksel müziklerden esinlenmiştir. Aynı zamanda  Byard, Monk ve Mengelberg gibi bestecilerin repertuarlarını derinlemesine araştırmıştır.

Bugün Benjamin Herman, caz dünyasının sınırlarının ötesini keşfeden Hollanda’nın en üretken ve en özgün caz müzisyenlerinden biridir. 2005 yılında Dox Plak Şirketi ile anlaşma imzaladıktan sonra biri dizi CD ve vinil üretti. Ayrıca “Campert” isimli albümü (Hollandalı şair Remco Campert’ın eşlik ettiği) ile üçüncü Edison ödülünü kazandı. Paul Weller ile kayıt yaptı ve turneye çıktı. Çeşitli festivaller programladı ve Brezilya, Arjantin, Kenya, Rusya, İngiltere, Kanada, Birleşik Krallık, İrlanda ve Japonya’ya turneye çıktı ve Hollanda’da çok sayıda proje üzerinde çalıştı.

2006 yılında prestijli VPRO/ Boy Edgar ödülünü aldı ve Esquire dergisi tarafından “2008 yılı en iyi giyinen Hollandalı Erkek” seçildi.

 

2009 yılında Benjamin ve NCC, 4 CD’lik bir vinyl ve DVD yayımladı. 10. solo albümü Blue Sky Blond ( Paul Weller, Perquisite, Git Hyper, Jesse van Ruller ve daha birçok ismin eşlik ettiği) 2009 yılında Hollanda’da en çok indirilen caz albümü oldu. 2010 yılında dört sesli parçası ile ABD’ye turneye gitti, Şanghay’da 7 vinyl EP kaydetti ve ekstra canlı bir CD ile yaptığı Hypochristmastreefuzz albümünün özel bir sürümünü yayınladı. New Cool Collective grubu 12. albümünü 2011 yılında çıkardı. 2012 Haziran ayında Benjamin’in yeni albümü Deal çıktı. Film yönetmeni Eddy Terstall’ın son filminin müziklerini yazdı. Başlangıçta yalnızca film müziğini yazacaktı ancak senaryoyu okuması tam bir albüm yapması için ilham kaynağı oldu.

“KÜRŞAT AND ANISINA”

KÜRŞAT AND

KÜRŞAT AND

11 Mart, Salı

20:30 AASSM Konser Salonu

IN’N OUT

Eda And Trio

Cazın Ustaları: Sibel Köse, İmer Demirer, Neşet Ruacan, Volkan Hürsever, Ateş Tezer

IN’N OUT:

Mehmet Büyükkeskin, vokal

Alpay Çiftçi, gitar

Yavuz Darıdere, piano,tp

Haldun Özşakar, piano,kontrabas

Emre Kartari, davul

 

Eda AND Trio:

Eda And, piano, kompozisyon

Franz Blumenthal, kontrbas

Jan-Phillip Meyer, davul

 

Cazın Ustaları:

Sibel Köse, vokal

İmer Demirer, trompet

Neşet Ruacan, gitar

Volkan Hürsever, kontrbas

Ateş Tezer, davul

Kürşat And

1964 yılında Ankara’da doğan Kürşat And, müziğe kemanla başladı, İzmir Devlet Konservatuarı Kontrbas Bölümü’nden mezun oldu. Caza okul yıllarında ilgi duydu ve Tuna Ötenel, Ali Perret, Erol Pekcan, Muvaffak Falay, Selçuk Sun, İmer Demirer, Neşet Ruacan, Peter King, Jean Loup Longnon gibi pek çok caz ustasıyla çaldı, konserler verdi, uluslararası festivallerde yer aldı. 20 seneyi aşkın süredir İzmir Devlet Senfoni Orkestrasında görev yapıyordu. Genç caz neslinin idolü, Türkiye’nin Ray Brown’u olarak bilinirdi.

Kürşat İçin

Her ölüm acıdır, her ölüm zamansızdır sevenleri için …”Ateş düştüğü yeri yakar” diye eski bir söz vardır. Ancak gerek sanatı, gerek kişiliğiyle çevresine ışık saçmış öyle değerli insanlar vardır ki, onlar bu dünyadan göçüp gittiğinde ateş yalnızca düştüğü yeri yakmaz… İşte o özel kişilerden biriydi sevgili KÜRŞAT AND… Onu sahnede her dinleyişimde, İzmir’den çıkan bu genç kontrbasçıya hayran kalıyordum… Onunla yolumuz bir kez kesişmişti…1998 yılıydı… İzmir’den İstanbul’a yeni taşınmıştım. Hala İzmir Avrupa Caz Günleri’nin danışmanıydım… O yıl gerçekleşecek caz günleri için bir Türk All-Stars oluşturma olanağını bulmuştum. Caz günlerinin kapanışını da bu topluluk yapacaktı. Ankara’dan piyanist ve alto saksafoncu TUNA ÖTENEL, İstanbul’dan trompetçi İMER DEMİRER, tromboncu ve şarkıcı FATİH ERKOÇ, gitarcı NEŞET RUACAN, davulcu CAN KOZLU, İzmir’den de doğal olarak KÜRŞAT AND’ı bir araya getirdim bu özel proje için… Final gecesi verdikleri konserle, Avrupalı toplulukları gölgede bırakmışlardı. Özellikle KÜRŞAT AND’ın TUNA ÖTENEL ile yarattığı sinerji inanılmazdı. Sevgili İMER, FATİH, NEŞET ve CAN’ın katılımı da bu sinerjiyi doruk noktasına ulaştırmıştı.

Yıllar içinde onun kendini aşmasını uzaktan da olsa izleyebildim. En verimli çağıydı… O zengin, dolgun bas tonuyla, tekniğiyle bütünleşen sıcacık, alçakgönüllü varlığı, çok özlenecek kuşkusuz…  HÜLYA TUNÇAĞ

DAINIUS PULAUSKAS 

DAINIUS PULAUSKAS GROUP

Dainius Pulauskas-Valerijus Ramoska-Liutauras Janusaitis-Kestutis Vaiginis-
Domas Aleksa-Linas Buda

12 Mart, Çarşamba       

20:30 AASSM Küçük Salon

Dainius Pulauskas, keyboard

Valerijus Ramoska, trompet, flugelhorn
Liutauras Janusaitis, tenor saksafon

Kestutis Vaiginis, alto ve soprano saksafon

Domas Aleksa, bas

Linas Buda, davul

Grup Dainius Pulauskas 1996 yılında kuruldu ve bir anda Litvanya’nın önde gelen caz gruplarından ve Litvanya caz müziğinin uluslararası alanda tanınmış temsilcilerinden biri haline geldi. İlk on yıllık süreçte grup, tüm Avrupa’da, ayrıca Çin ve Hindistan’daki caz festivallerinde sahne aldı, 5 albüm ve bir DVD (Trajectories) kaydetti ve kısa süre önce senfoni orkestrasıyla bir program yayınladı. Birkaç yıldır altı kişiden oluşan grup, son yıllarda farklı birleşimler içerisinde sahne aldı. Grubun başarısının sırrı, her bir grup üyesinin sanatsal mükemmelliği, birbirleri ile eşsiz uyumu ve tabi ki müzikleridir. Risto Haapsamo tarafından “modern cazın güçlü nabzı” olarak tanımlanan bu müzik, kendine has ve göz alıcı unsurları bir arada bulundurur. Grubun repertuarı büyük ölçüde grubun lideri Dainius Pulauskas’ın bestelerinden oluşmaktadır. Gerek kuzey ırkının sertliği ile dikkat çeken gerekse enerji ve canlılığı kaynaştıran müziği, müzikal niteliklerin sağlam yapılanmasını ve akustik ve elektronik enstrümanların renkli bir birleşimini devamlı olarak gözler önüne serer.

Litvanya’nın en etkili ve en aktif caz gruplarından biri olan Grup Dainius Pulauskas’ı Litvanya caz müziğinin elçileri olarak adlandırmak yanlış olmaz. Finli caz müzik eleştirmeni Risto Haapsamo, bu birleşmenin deyimsel açıdan zengin yapısından “modern caz müziğinin güçlü nabzı” şeklinde bahsetmiştir.
Grup müzik dünyasına 1996’da giriş yaptı. Kariyerine kuintet olarak Birštonas Caz Festivali’nde başlayan gruba, daha sonra saksafonist Rimantas Brazaitis katıldı ve grup altı kişilik bir yapıya dönüştü. 1997’de grup “Penetration” isimli ilk albümünü çıkardı. Dainius Pulauskas Sekstet oldukça kısa bir sürede Litvanya caz müziği alanında şöhret basamaklarını hızla tırmanarak tüm yerel rekorları kırdı. 1998’de gruba saksafonist Vytautas Labutis katıldı. Son yıllarda Leonid Shinkarenko, Eugenijus Jonavičius, Kestutis Vaiginis, Skirmantas Sasnauskas gibi müzisyenlerin farklı projeler için gruba katılmasıyla, grup listesi daha fazla değişkenlik göstermektedir.

Oldukça tanınmış bir grup olan Dainius Pulauskas, Avrupa ve Asya’da birçok prestijli caz müzik etkinliğine katıldığı için sadece Litvanya’da değil, uluslar arası boyutta da bilinmektedir. Grubun sahne aldığı etkinlikler şunlardır: JazzBaltica (1998 Salzau, Almanya), Pekin, Şanghay ve Çangçun Uluslararası Caz Festivali (1999, Çin), JazzYatra (2001, Hindistan), SKIF-5 (2001, St. Petersburg), Kopenhag Caz Festivali (2002, Danimarka), Stockholm Caz Festivali (2002, İsveç), Oslo Jazz (2004, Norveç), Sibiu Jazz (2005, Romanya), Big Band Jam (2007, Washington, ABD), Cakarta Caz Festivali (2007, Endonezya), Penang Caz Festivali (2009, Malezya), Beishan (Zhuhai) and Shenzhen Caz Festivalleri (2011, Çin), Hong Kong Caz Festivali (2011, Hong Kong), Acacia Caz Festivali, Adis Ababa (2012, Etiyopya), Kahire Caz Festivali (2013, Mısır), Cape Town Uluslar arası Caz Festivali (2013, Güney Afrika), Ottawa Uluslar arası Caz Festivali (2013, Kanada), Garana Caz Festivali (Romanya), Bratislava Caz Günleri (2013, Slovakya), Londra Caz Festivali (2013, İngiltere).

Litvanyalı Müzisyenler Birliği, başarılarını takdir etmek adına 2001 yılında Gruba Altın Disk ödülünü verdi. Ayrıca 2004’te, Litvanya caz müziğine olan katkıları için Litvanya Enstitüsü tarafından “LT Identity” ödülüne layık görüldü.

 ONDREJ KRAJNAK

Ondrej Krajnak

13 Mart, Perşembe    

20:30 AASSM Küçük Salon

Ondrej Krajnak, piyano

Ondrej Krajňák, Piyano

Ondrej Krajňák 1 Mart 1978 tarihinde Levice, Slovakya’da dünyaya geldi.

Genç yaşlardan itibaren kendisini müziğe kaptıran ve bu konuda babasından cesaret alan Ondrej, müzisyen bir aileden geliyordu.

Genç bir virtüöz piyanist, besteci, aranjör, lektör (okutman) ve bir performans sanatçısı olan Ondrej, henüz altı yaşında Levice’deki Güzel Sanatlar İlkokulu’nda piyano dersleri almaya başladı. Çok erken yaşlardan itibaren klasik müzikle ilgilendi ve birkaç yarışmaya katıldı. Ayrıca bu yarışmalardan klasik müzik alanında özel bir ödül kazandı.

Caz müzikle ilk buluşması, on yaşındayken radyoda Oscar Peterson Trio’yu dinlemesiyle oldu. Bu müzikten öylesine etkilenmişti ki Zilina Caz Festivali’ndeki genç bir caz müzik yorumcusunun konserine kendisini götürmesi için babasını ikna etmişti. Kendi triosu ile orada sahne alan Ondrej, “Festivalin Keşfi” olarak bir ödül kazandı. O zamandan beri kendisini aynı anda hem klasik hem de caz müziğine adamıştır.

Güzel Sanatlar İlkokulu’nda öğrenimini tamamladıktan sonra, Macaristan’ın Budapeşte Şehri’nde Erkel Ferenc Caz Akademisi’nde öğrenimine devam etti. Bu süre zarfında Polonya’daki caz müzik yarışmasında yer aldı ve oradan özel bir ödül kazandı. 18 yaşındayken Budapeşte’de düzenlenen Caz müzik piyano yarışmasında okulunu temsil etti ve solo performansıyla ödülü kazandı. Erkel Ferenc Caz Akademisi’nden mezun olduktan sonra kendisine Boston’da (ABD) bulunan prestijli Berklee Müzik Konservatuarı’nda eğitim görmesi için burs önerildi ancak bu öneriye sıcak bakmadı.

Ondrej Krajňák, Çek ve Slovak çevrelerde bulunan en iyi piyanistlerden biri sayılmaktadır. Oscar Peterson, Gonzalo Rubalcaba, Chick Corea ya da Adam Makovic gibi müzisyenlerin onu etkileyen isimler arasında olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca klasik müzik alanında etkilendiği isimler arasında Johann Sebastian Bach, Béla Bartók, Frederyk Chopin ve Sergej Prokofjev bulunmaktadır. Ondrej Krajňák, Slovak ve uluslararası çevrelerden seçkin performans sanatçılarıyla iş birliği içerisinde sayısız projede yer aldı.

 

Çalıştığı projeler:  Banská Bystrica’dan Nothing but Swing Trio’da misafir olarak. Juraj Bartoš & Radovan Tariška -Hot House (BJD 2001, 2003 yılında canlı performans ve 2009 yılında Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yardımı sayesinde Çek Cumhuriyeti Sarayı’ndan Canlı Performans CD’leri), Be connection’da ve CZ/SK Matúš Jakabčic Big Band’de Berco Balogh ile birlikte misafir olarak.

Ondrej daha sonraları Prag’a taşındı. Çek sanatçı Ida Kelarová’ın projesine yaptığı davete bağlı olarak turnede ve konserlerde çaldı. Ayrıca, bu kez sadece Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’nde değil, aynı zamanda Avusturya, Almanya ve Danimarka’da da sahne aldı.

Ondrej, hızla Çek Cumhuriyeti’ndeki caz müzik etkinliklerinde kendini göstermeye başladı ve bu etkinliklerin en iyi müzisyenleriyle beraber bazı projelere imza attı: Çek şarkıcı Oľga Škrancová ile birlikte (CD When I fall in love 2003), Robert Balcar trio’da misafir olarak, Milan Svoboda Big Band ile birlikte, şarkıcı Mirian Bayle’nin projesinde (Brno Caz Festivali 2003).

Daha sonra Gustav Brom Big Band ile ve Slovak efsanesi bateri sanatçısı Jozef  “Dodo” Šošoka (CD Slovak Caz Trio) ile birlikte çalışmaya başladı, Radovan Tariška ile düo olarak (CD Elements 2006) Paris, Varşova, Londra, Almanya’da düzenlenen konserlerde çaldı.

Ardından Slovak şarkıcı Hanka Gregušová birlikte çalışma isteğinde bulundu. (Reflections of my soul 2007). Bazen düo olarak Klaudius Kováč ile çalar, bazen de Tomáš Baroš ve Marián Ševčík’le çaldığı kendi triosu ile. Onun triosu, Avrupa ve dünya efsaneleri Harry Sokal, Igor Butman ve Alex Sipiagin tarafından sık sık davetler almaktadır.

Ida Kelarová & Jazz Famelija projesinin üyesi olan Ondrej, Lucerna ve Prag’da seçkin caz sanatçılarıyla birlikte çaldı: Iva Bittová, Július Baroš, Miriam Bayle, David Doruška, Radovan Tariška, George Mráz, Lamborgini yaylı çalgılar dörtlüsü (DVD Kelarová ve Bittova Jazz). Bu DVD’de ayrıca aranjör olarak çalıştı.

Radovan Tariška Sekstet’in misafir proje üyesi olarak, 2008 Bratislava Caz Günleri’nde usta trompet sanatçısı Ryan Carniaux (ABD) ile birlikte çaldı. Zuzana Lapcikova Kuintet’in üyesi olarak, grubun son kaydı “Parting-Comebacks” isimli son kayıtla, dünya müziği kategorisinde Andel 2011 müzik ödülünü aldı.

Ondrej’in son kaydı Forever Ernest, Temmuz 2013’te piyasaya sunuldu.

GREGORY PRIVAT

GREGORY PRIVAT

                              14 Mart, Cuma                                 

20:30 AASSM Küçük Salon

Gregory Privat, piyano

Grégory Privat, Piyano

Caz piyanisti Grégory Privat Martinique’te doğdu. Malavoi Caribbean Grubu’nun ünlü piyanisti olan babası José Privat’ın müzikal etkisi, Grégory’nin müzisyen olmasında büyük önem taşımaktadır. Daha 16 yaşındayken, en aktif öğrencilerinden biri olduğu lisesinin okuduğu bölümü için müzik bestelemeye başladı.

Klasik piyanodan vazgeçerek caz ve doğaçlamaya yöneldi. Toulouse’da mühendislik eğitim aldığı sırada Grégory, solo olarak ve yerel mekânlardaki caz buluşmalarında bir trio ile çalmaya başladı. Şansına ki, sahnede çalmak için birçok fırsat eline geçiyordu ve Grégory ilk sahne tecrübesini 2005 yılında Martinique’teki Biguine Caz Festivali’nde edindi.

Okulundan yeni mezun olan Grégory, Paris çevrelerini fethetmeye kararlıydı. Jean Emmanuel (Ka) Dommergues ve William Dauber (Ka) ile birlikte bir trio kurdu. Caz müziğin, Karayip melodilerinin ve KA’nın (geleneksel Guadeloupe perküsyonu) bir karışımını çalan grup, güçlü performansına rağmen, birtakım zorluklarla karşı karşıya kaldı ve bir yıl sonra dağıldı. Ancak bunu takip eden yıllarda Grégory birçok değerli grup üyesi ile tanışma fırsatı buldu. Bu isimlere Orlando “Maraca” Valle, Rémi Vignolo, Jacques Schwarz-Bart, Catia Werneck, Sonny Troupé, Guillaume Perret, Stéphane Belmondo dâhildir.

Merakın yanı sıra, müziğinde ilerleme ve mükemmelleşme tutkusu Grégory’i birkaç uluslararası piyano yarışmasına katılması için cesaretlendirdi. Temmuz 2008’de bu merak, Montreux Caz Festivali’nde Caz Piyano Yarışması yarı finaline ve 2010’da Concours Martial Solal’a iki bilet ile ödüllendirildi. Bir müddet sonra Le Baiser Salé, the New Morning, ya da the Duc des Lombards gibi Paris’in büyük caz mekanlarında bestelerini çalmaya başlayan Grégory, kendisi için yeni bir eğitim metodu geliştirdi, daha kişisel ve daha içten bir metot. Bu eğitimin katkısıyla 2011 yılında ‘Ki Kote’ isimli ilk albümünü yaptı.

İlk albümün ardından, medya ve halk tarafından da farkedilen (ayrıca 3000’in üzerinde albüm satan) Grégory Privat, kendi müzikal evreninden yeni eserler sunmak ve 1902 yılında Martinique’in eski başkenti Saint-Pierre’i yerle bir eden Pelée Dağı’nın ölüm saçan patlamasıyla kendi zindanının duvarları etrafında korunan bir mahkum olan Cyparis’in hikayesini sesli bir illüstrasyonunun kurgulamak için artık hazırdır. Tarih, Cyparis’in bu felaketten sağ kurtulan tek kişi olduğu iddiasını destekliyor.

Muhteşem hikaye anlatma kabiliyeti sayesinde, Cyparis istemeden Barnum & Bailey Sirki için bir « sirk ucubesi » haline geldi. Korkunç yanıklarını ve yaralarını göstererek, Barnum & Bailey Sirki ile birlikte tüm dünyayı gezdi. Cyparis’in hikayeleri Plus Loin / Abeille Musique kayıt etiketiyle sonbaharda piyasada satışa sunulacak.

   ULI KEMPENDORFF QUARTET

IMGP0666

                      15 Mart, Cumartesi                         

20:30 AASSM Küçük Salon

Uli Kempendorff, tenor saksafon, klarnet, kompozisyon

Ronny Graupe, gitar

Jonas Westergaard, bas

Oliver Steidle, davul

FIELD

FIELD, Berlinli saksafonist Uli Kempendorff tarafından kurulan bir kuartettir. Grup, liderinin caz ve batı müzik geleneğinden, aynı zamanda Avrupa dışı klasik müzik ve folklorundan esinlenerek yazdığı besteleri çalmaktadır. Çok çeşitli materyallerden faydalanan FIELD, ahenkli bir tını yaratmayı başarmakla kalmayıp, aynı zamanda Berlin Caz Müzik çevrelerinin mizah, içtenlik, yenilik ve yoğunluk gibi duygular uyandıran coşkulu enerjisini bünyesinde barındırmaktadır.

“Berlin Caz çevrelerinden doğan gruplar arasında en çok ümit vaat edenlerden birisi olan Field’in her bir şarkısı, müzikal düşüncelerin, önemli anların ve sürprizlerin bir arada bulunduğu küçük bir evrene sahiptir.” – Jazzthing, 101, Rolf Thomas

“Berlin Caz Çevrelerinde yer alan bu seçilmiş oluşum ile Kempendorff, 21. yüzyıl için bebop gibi bir tür yaratmayı başarıyor. Şarkıları arka arkaya ve karmaşa yüklü biçimde çalma tutkusu dinleyicileri müziğin içerisine çekmeye devam ediyor.”

“Alman Caz Müzik Çevrelerinin bütün umutlarını yükseltecek türden bir katılım.”  (Benno Bartsch, Jazzpodium 06/10)

Uli Kempendorff-Tenor Saksafon, Klarnet, Beste

Berlin’de doğan Kempendorff, 2000-2004 yılları arasında Berlin’de “Hanns Eisler” Müzik Akademisi’nden iki diploma ve DAAD (Alman Akademik Değişim Hizmetleri )öğrencisi olarak bir yıllık burs elde etti ve New York’ta bulunan CCNY’de (City College of New York) okudu. 2010-2012 yılları arasında SRS’de “Serious Series” isimli birtakım konser organizasyonlarının küratörlüğünü ve öncülüğünü yapan Kempendorff, Berlin Sanat Orkestrası’nın kurucu üyesi ve yöneticisiydi. Birlikte çalıştığı ve albüm kaydı yaptığı müzisyenler arasında Uli Gumpert, Tobias Delius, Christian Lillinger, Julia Hülsmann, Gebhard Ullmann, Hendrik Walsdorff, Benjamin Weidekamp, Andrew D´Angelo ve Mike Pride vardır. Berlin şehri tarafından kendisine birkaç kez burs verilen Kempendorff, İsviçre’nin Fribourg şehrinde yapılan Jazz Concours yarışmasında finalist olmuştu.www.ulikempendorff.de

Ronny Graupe-Gitar

Karl-Marx-City’de doğan Graupe, Leipzig’deki “Felix Mendelssohn Bartholdy” Müzik Akademisi’nde ve Danimarka’nın Kopenhag şehrindeki “Rytmisk Musik-konservatorium” de okudu. Birlikte 4 albüm kaydı gerçekleştirdiği ve tüm Avrupa, Afrika, Filipinler, New York ve Venezuela’daki sayısız festivalde sahne alan Hyperactive Kid adlı grubun kurucu üyesidir. “Ronny Graupe´s Spoom” Trio’ya öncülük eden Graupe, Rolf Kühn ve Tri-O, Benjamin Weidekamp Kuartet, Yellow Bird, Pablo Held’in “Glow” Grubu, Berlin Sanat Orkestrası, Symmetry (Nils Wogram ve Henning Sieverts ile birlikte) ve Dejan Tersic’ın Underground grubu ile birlikte çalmaktadır.  ronnygraupe.de

Jonas Westergaard – Bas

Kopenhaglı Westergaard, müzik eğitimini “Rytmisk Musikkonservatorium”da tamamladı. 2006’da Danimarka Ulusal Radyosu’ndan albüm yapmasına ve kendi noneti (dokuzlusu) ile çalmasına olanak sağlayan özel bir burs kazandı. Bu durumun sonucu, 2008’de Stunt Records tarafından piyasaya sürülen “Helgoland” albümünden dinlenebilir. Birlikte sahne aldığı ve albüm kayıtları gerçekleştirdiği isimler arasında George Garzone, Michael Blake, Tim Berne, Steven Bernstein, Mikkel Ploug, Jakob Bro, Lovedale, Henrik Walsdorff, John Tchicai, Christian Lillinger ve Christopher Dell bulunmaktadır.

Oliver Steidle- Bateri

Nürnberg doğumlu Steidle, Nürnberg Müzik Akademisi’nde bateri eğitimi aldı. Grubu SoKo Steidle (w/ Rudi Mahall) ile tüm Avrupa’da festivallerde sahne aldı. Bu kadroyla birlikte albüm kayıtları yaptı ve bunların üçünü piyasaya sürdü. Kalle Kalima´nın “Klima Kalima Trio” ile 2008’de en iyi solist dalında Mannheim Neuer Deutscher Jazzpreis ödülünü kazandı. Yine aynı yarışmada 2006 yılında bu ödüle Der Rote Bereich ile ulaşmıştı. Birlikte sahne aldığı ve albüm kaydı gerçekleştirdiği isimler arasında Alexander von Schlippenbach, Axel Dörner, Daniel Erdmann, Philipp Gropper, Aki Takase, Olaf Rupp, Matthias Schubert, Frank Gratkowskiand Peter Brötzmann bulunmaktadır. myspace.com/oliversteidle

  TİMUÇİN ŞAHİN QUARTET     

timucin_sahin

17 Mart, Pazartesi        

20:30   AASSM Küçük            

Timucin Sahin, gitarlar, kompozisyon

Loren Stillman, alto saksafon

Christopher Tordini, bas

Gene Jackson, davul

Timuçin Şahin, Gitarist, besteci, eğitmen

Timuçin Şahin, San Francisco Bay Guardian, AllaboutJazz, Jazzwise, Downbeat ve Jazz-Times’in yanı sıra diğer birçok yayın tarafından çağdaş caz müziğin günümüzdeki en eşsiz seslerinden biri olarak tanınmaktadır. Perdesiz elektrik gitarla ortaya koyduğu eşsiz melodi ve bestelerindeki duygusal içerik onu kıyaslanamaz bir sanatçı yaparken, müziğinin sınıflandırılmasını da neredeyse imkansız hale getiriyor. Hem besteleri hem de çift saplı gitarı (onun kendine has özelliği) ile gerçekleştirdiği performansı, karşılaştırılamaz bir özgünlük yayıyor.

Sanatçının müziği, bilgi ve tecrübenin geniş çaplı bir yoğunluğundan oluşmuştur. Ayrıca bu müzik, bir gitarist olarak onun önemli becerileriyle şekillenmiştir. Müziğinde doğaçlamalardan faydalanan Timuçin Şahin bunu yaparken, notalı müziği doğaçlamadan ayırabilmek oldukça güçtür. Onun bu müziği, enstrümantal hayal gücü ve elde edilen ritim yoluyla çok fazla esneklik kazanan ritmik yapıların zarafetiyle karakterize edilir.

Müzik tutkunları onun müziğini şu şekilde tanımlıyorlar: “Şahin’in geniş çeşitlilik gösteren tonları ve deneylemelerinde pek çok şey var. Beste ve performansa yaklaşımı aktif bir katılımı zorunlu kılıyor. Bir öğrencinin tek zamanlı bir filmine benzetmekten ziyade, onun müziği tıpkı ardı ardına gelen denemelerde kavrama ve iç görünün oluşmasını sağlayan David Lynch ya da Atom Egoyan filmini irdelemek gibi.”

Türkiye’de doğan Timuçin Şahin, Hilversum ve Amsterdam Konservatuarı’nda caz gitar ve klasik müzik besteleme üzerine eğitim almak için genç yaşlarda Hollanda’ya göç etti. Ardından Manhattan Müzik Okulu’nda çalışmalarına devam etti.

İlk ödülünü 2001 yılında prestijli Hollanda Caz Müzik Yarışması’nda ve bunun ardından diğer ödüllerini 2002 yılında Jur Naessens Müzik Ödülleri’nde ve 2006 yılında Deloitte Caz Müzik Ödülleri’nde elde etti.

Grup şefi olarak çıkardığı üçüncü albüm “BAFA”, günümüz çağdaş caz müziğinin en eşsiz ve en tavizden uzak caz müzik kayıtlarından biri olarak büyük saygınlık kazanmıştır.

Raul d’Gama Rose, All About Jazz’da bunun hakkında şöyle yazıyordu:

“Saksafon ve gitarın konuştukları dil, Coleman’ın Pat Metheny ile giriştiği efsanevi Harmolodic düelloların ardından asla aynı tadı vermemişti. Geçen onca zamandan sonra, Timuçin Şahin Bafa albümüyle, bu noktaya ulaşabilme şansına sahip.”

Son zamanlarda kuintet çalışması “INHERENCE” albümünü çıkartan Şahin’in bu albümü Downbeat tarafından  “oldukça etkileyici, içgüdüsel, hatta ussal ve enerjik bir kuintet albüm” olarak yorumlandı.

Timuçin Şahin’in birlikte çaldığı ve birlikte kayıt yaptığı isimlerden bir kaçını saymak gerekirse, bu isimler Randy Brecker, Greg Osby, Robin Eubanks, Kai Eckhardt, Mike Mainieri, Mark Turner, Tony Moreno, Aydin Esen, Gene Jackson, Dave Kikoski, Ernst Reizeger, John O’ Gallagher, Owen Hart Jr, Donny McCaslin, Tyshawn Sorey, Thomas Morgan, Ralph Alessi, Tom Rainey, Sean Rickman, Loren Stillman, Russ Lossing, Dan Weiss, Concertgebouw Jazz Orchestra’dır.

Timuçin Şahin ayrıca, Amsterdam Percussion Group, Occult Ensemble, Mivos String Quartet, Timetable Percussion Ensemble,Enric Monfort Ensemble, Ere Lievonen, Verso, Amsterdam Conservatory Symphonic Orchestra, Brisk Quartet, TobeSung, Loadbang ve birçok diğer müzik topluluğu için besteler yaptı ve hizmetler verdi.

Bununla birlikte Timuçin Şahin, ustalık sınıfı görevlerinde kendine özgü gitar çalma ve besteleme hakkındaki genel düşüncelerini paylaşmayı sürdürüyor. Bu çalışmalarını icra ettiği belli başlı yerlerden bazıları şunlardır: Manhattan Müzik Okulu – New York (ABD), New York Üniversitesi (ABD), Amsterdam Konservatuarı (NL) ve Tilburg Konservatuarı (NL)

Timuçin Şahin ayrıca NYU Arts and Science kapsamında bir doktora adayıdır ve doktora tezi üzerine çalışmalar yürütmektedir.

   

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO feat. ADAM STRUG  MONODIA POLSKA & EWA GROCHOWSKA VOKAL TOPLULUKLARI & TÜRK KONUKLARI

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO feat. ADAM STRUG

 18 Mart, Salı   

20:30   AASSM Küçük Salon

“Şarkıların ve Dansın Hayat Boyu Yolculuğu

Polonya’dan Türkiye’ye Buluşmalar Konseri”

Ücretsiz/ davetiyeli 

Dofinansowano ze środków Ministra Kultury i Dziedzictwa Narodowego Rzeczypospolitej Polskiej.
Wydarzenie realizowane w ramach programu kulturalnego obchodów 600-lecia polsko-tureckich stosunków dyplomatycznych w 2014 roku.

www.turkiye.culture.pl
Proje, 2014 yılı Polonya-Türkiye ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen kutlamaların kültür programı çerçevesinde ve Polonya Cumhuriyeti Kültür ve Milli Miras Bakanlığı finansal işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir. www.turkiye.culture.pl

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO

Trio’nun benzersiz stili merkez Polonya’nın köylü müziğinin bilgili şekilde yorumlanmasından süzülmüştür. Yeni, genç dinleyicilere mazurkayı -şarkı, oyun, dans ve doğaçlama şekilde- ulaştırmaktadırlar. Mevcut müziklere yönelmeden arkaik ve görünüşte basit melodileri ve ritimleri sunmak ne kadar çağdaş olabilir ki?

Trio’yu dinlerken geleneksel Polonya folk müziğinin neleri yansıttığını veya farklı türlerce yansıtıldığını duyabilirsiniz: melodik kalıpta ve rubato kullanımında Chopin müziği ve ritimsiz müzik, blues ve caz doğaçlamanın ortak aşkı, 20. Yüzyıl klasikleri ile emprovizasyondan doğan tonal olgunluk, rockun enerji ve gücü.
2008 ve 2012 yılları arasında grup birçok Avrupa ülkesi, Asya, Kanada ve ABD’de (Carnegie Hall ve Chicago Symphony Center dâhil) performans sergiledi. Grup Janusz Olejniczak, Tomasz Stanko, Michal Urbaniak ve Alim Qasimov gibi ünlü sanatçılarla beraber çaldı. İki tane eleştirmenlerin takdirini kazanan albüm çıkardılar: Mazurkas (2008), Heart (2010) ve Knee-deep in Heaven (2013).

Ekim 2012’de Janusz Prusinowski Trio Selanik’teki prestijli dünya müzik fuarı WOMEX 2012 (World Music Expo)’de ana sahnede performans sergilemek için resmi olarak seçildi. Grubun 2013’teki başarıları arasında ABD, Almanya, Finlandiya, Rusya, Fransa, Belçika ve Hollanda’daki turları yer almaktadır.

Prusinowski Trio bu turda iki yeni üye ile sahneye çıkacak. Grup, gruba kaç kişi katılırsa katılsın, müziklerinin temeli olan üç vuruşlu metronoma ithafen kendilerini “trio” olarak adlandırmaktadır. Prusinowski Trio aşağıdaki şekilde sahne alacaktır: Janusz Prusinowski, keman, vokal, Polonya akordeonu; Piotr Piszczatowski, baraban davulu, tef; Michal Zak, kaval, zurna, klarnet; Piotr Zgorzelski – kontrbas, dans; Szczepan Pospieszalski, trompet

ADAM STRUG VE MONODIA POLSKA

Adam Strug, kendi ülkesinin (Mazowsze belgesinin kuzeydoğu kısmı) sözel geleneğinden gelen dini ve seküler şarkıları söyleyen bir şarkıcıdır. Repertuarını dedesinden (1880 doğumlu), ninesinden (1913 doğumlu) ve cenazelerde beraber şarkı söylediği, sekiz yıl boyunca eşlik ettiği komşusu bir cenaze şarkıcısından (1914 doğumlu) öğrenmiştir. Strug bugün kullanılan major-minör gamlardan daha eski müzikal şarkılar söylemekte, eski tonları, sesleri ve vokal biçimlerini korumaktadır. Monodia Polska’nın şefidir.

Monodia Polska Polonya’nın Lomza Bölgesi ve Kurpie Zielone bölgesinden Adam Strug tarafından derlenen melodik türlerde eski Polonya dini ve seküler şarkıları söyleşen bir Polonya korosudur. Polonya dilinde ‘monodia’ enstrümansız koro halinde veya laterna gibi geleneksel enstrümanlar eşliğinde şarkı söylemek anlamına gelmektedir. Koro major-minor gamları reddetmektedir, çünkü 18. Yüzyılda org ve opera geleneği baskındı. Koro folk sanatçılarının sözlü geleneğince korunan eski müzik gamlarını, orijinal şarkı söyleme yöntemlerini, vokal tarzını kullanarak antik ilahi ve erken dönem müzikleri yeniden yorumlamıştır.
“Monodia” tarafından devam ettirilen sözel gelenek Polonya şövalye şarkılarını, barok ve on sekizinci yüzyıl dualarını, romantik dini şarkıları, Tanrıya saygı ve bağlılık ifade eden çeşitli folk şarkılarını kapsamaktadır. Monodia’ya ilham veren Kurpian şarkıları Polonya kırsalındaki insanların müzikal ve şiirsel zekasını yansıtmaktadır. Maharetleri bir yandan Orta Doğu vokal sanatını andırması, diğer yandan Polonyalı besteciler Karol Szymanowski ve Henryk Mikolaj Gorecki’nin büyük eserlerine ilham veren Polonya kültürünün bir parçası olmalarıdır.
Monodia Polska şu şekilde sahne alacaktır: Adam Strug, Janusz Prusinowski, Szczepan Pospieszalski, Piotr Piszczatowski

EWA GROCHOWSKA GROUP

Ewa Grochowska -şarkıcı, viyolensel sanatçısı- Przystałowice Małe (merkez Polonya)’den ünlü geleneksel müzisyen Jan Gaca’nın öğrencisidir. Yerel “kajocki” stili çalma üzerine inceleme yapmıştır, bölge dans ve şarkılarının gizemini çözmüştür.
Merkez ve Güneydoğu Polonya’nın geleneksel enstrümantal müziği ve geleneksel şarkıları ana ilgi alanıdır. Doğu-Merkez Avrupa’daki şarkı söyleme tarzları ve stilleri üzerine araştırmalar yapmıştır. Teorik araştırma ve uygulamaları geleneksel müzik anlayışına yöneliktir, çünkü modern kültürün parçası olarak mevcut tarzlar köylü kökenlere ve geçmiş hakkında derin bilgilere saygılı olarak uygulanmaktadır. Bu tarzları kullanırken estetik zevki ile potansiyel enerji ve ruhu sonsuz merakından beslenmektedir.

Ewa Grochowska Group’un şefidir. Ewa Grochowska Group şu şekilde sahne alacaktır: Ewa Grochowska, Kaja Prusinowska, Justyna Piernik, Maniucha Bikont

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO feat. ADAM STRUG  MONODIA POLSKA & EWA GROCHOWSKA VOKAL TOPLULUKLARI

 EWA GROCHOWSKA

EWA GROCHOWSKA

19 Mart, Çarşamba           

20:30   AASSM Küçük Salon

Janusz Prusinowski, keman, vokal, akordeon

Piotr Piszczatowski, baraban davul, bendir

Michal Zak, flüt, klarnet

Szczepan Pospieszalski, trompet

Piotr Zgorzelski, folk bas

“Monodia Polska Vokal Topluluğu”

Adam Strug, Janusz Prusinowski, Szczepan Pospieszalski, Piotr Piszczatowski, vokaller

“Ewa Grochowska Vokal Topluluğu”

Ewa Grochowska, Kaja Prusinowska, Justyna Piernik, Maniucha Bikont, vokaller

Dofinansowano ze środków Ministra Kultury i Dziedzictwa Narodowego Rzeczypospolitej Polskiej.
Wydarzenie realizowane w ramach programu kulturalnego obchodów 600-lecia polsko-tureckich stosunków dyplomatycznych w 2014 roku.

www.turkiye.culture.pl
Proje, 2014 yılı Polonya-Türkiye ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen kutlamaların kültür programı çerçevesinde ve Polonya Cumhuriyeti Kültür ve Milli Miras Bakanlığı finansal işbirliğiyle gerçekleştirilmektedir. www.turkiye.culture.pl

JANUSZ PRUSINOWSKI TRIO

Trio’nun benzersiz stili merkez Polonya’nın köylü müziğinin bilgili şekilde yorumlanmasından süzülmüştür. Yeni, genç dinleyicilere mazurkayı -şarkı, oyun, dans ve doğaçlama şekilde- ulaştırmaktadırlar. Mevcut müziklere yönelmeden arkaik ve görünüşte basit melodileri ve ritimleri sunmak ne kadar çağdaş olabilir ki?

Trio’yu dinlerken geleneksel Polonya folk müziğinin neleri yansıttığını veya farklı türlerce yansıtıldığını duyabilirsiniz: melodik kalıpta ve rubato kullanımında Chopin müziği ve ritimsiz müzik, blues ve caz doğaçlamanın ortak aşkı, 20. Yüzyıl klasikleri ile emprovizasyondan doğan tonal olgunluk, rockun enerji ve gücü.   2008 ve 2012 yılları arasında grup birçok Avrupa ülkesi, Asya, Kanada ve ABD’de (Carnegie Hall ve Chicago Symphony Center dâhil) performans sergiledi. Grup Janusz Olejniczak, Tomasz Stanko, Michal Urbaniak ve Alim Qasimov gibi ünlü sanatçılarla beraber çaldı. İki tane eleştirmenlerin takdirini kazanan albüm çıkardılar: Mazurkas (2008), Heart (2010) ve Knee-deep in Heaven (2013).

Ekim 2012’de Janusz Prusinowski Trio Selanik’teki prestijli dünya müzik fuarı WOMEX 2012 (World Music Expo)’de ana sahnede performans sergilemek için resmi olarak seçildi. Grubun 2013’teki başarıları arasında ABD, Almanya, Finlandiya, Rusya, Fransa, Belçika ve Hollanda’daki turları yer almaktadır.

Prusinowski Trio bu turda iki yeni üye ile sahneye çıkacak. Grup, gruba kaç kişi katılırsa katılsın, müziklerinin temeli olan üç vuruşlu metronoma ithafen kendilerini “trio” olarak adlandırmaktadır. Prusinowski Trio aşağıdaki şekilde sahne alacaktır: Janusz Prusinowski, keman, vokal, Polonya akordeonu; Piotr Piszczatowski, baraban davulu, tef; Michal Zak, kaval, zurna, klarnet; Piotr Zgorzelski – kontrbas, dans; Szczepan Pospieszalski, trompet

ADAM STRUG VE MONODIA POLSKA

Adam Strug, kendi ülkesinin (Mazowsze belgesinin kuzeydoğu kısmı) sözel geleneğinden gelen dini ve seküler şarkıları söyleyen bir şarkıcıdır. Repertuarını dedesinden (1880 doğumlu), ninesinden (1913 doğumlu) ve cenazelerde beraber şarkı söylediği, sekiz yıl boyunca eşlik ettiği komşusu bir cenaze şarkıcısından (1914 doğumlu) öğrenmiştir. Strug bugün kullanılan major-minör gamlardan daha eski müzikal şarkılar söylemekte, eski tonları, sesleri ve vokal biçimlerini korumaktadır. Monodia Polska’nın şefidir.

Monodia Polska Polonya’nın Lomza Bölgesi ve Kurpie Zielone bölgesinden Adam Strug tarafından derlenen melodik türlerde eski Polonya dini ve seküler şarkıları söyleşen bir Polonya korosudur. Polonya dilinde ‘monodia’ enstrümansız koro halinde veya laterna gibi geleneksel enstrümanlar eşliğinde şarkı söylemek anlamına gelmektedir. Koro major-minor gamları reddetmektedir, çünkü 18. Yüzyılda org ve opera geleneği baskındı. Koro folk sanatçılarının sözlü geleneğince korunan eski müzik gamlarını, orijinal şarkı söyleme yöntemlerini, vokal tarzını kullanarak antik ilahi ve erken dönem müzikleri yeniden yorumlamıştır.
“Monodia” tarafından devam ettirilen sözel gelenek Polonya şövalye şarkılarını, barok ve on sekizinci yüzyıl dualarını, romantik dini şarkıları, Tanrıya saygı ve bağlılık ifade eden çeşitli folk şarkılarını kapsamaktadır. Monodia’ya ilham veren Kurpian şarkıları Polonya kırsalındaki insanların müzikal ve şiirsel zekasını yansıtmaktadır. Maharetleri bir yandan Orta Doğu vokal sanatını andırması, diğer yandan Polonyalı besteciler Karol Szymanowski ve Henryk Mikolaj Gorecki’nin büyük eserlerine ilham veren Polonya kültürünün bir parçası olmalarıdır.
Monodia Polska şu şekilde sahne alacaktır: Adam Strug, Janusz Prusinowski, Szczepan Pospieszalski, Piotr Piszczatowski

EWA GROCHOWSKA GROUP

Ewa Grochowska -şarkıcı, viyolensel sanatçısı- Przystałowice Małe (merkez Polonya)’den ünlü geleneksel müzisyen Jan Gaca’nın öğrencisidir. Yerel “kajocki” stili çalma üzerine inceleme yapmıştır, bölge dans ve şarkılarının gizemini çözmüştür.  Merkez ve Güneydoğu Polonya’nın geleneksel enstrümantal müziği ve geleneksel şarkıları ana ilgi alanıdır. Doğu-Merkez Avrupa’daki şarkı söyleme tarzları ve stilleri üzerine araştırmalar yapmıştır. Teorik araştırma ve uygulamaları geleneksel müzik anlayışına yöneliktir, çünkü modern kültürün parçası olarak mevcut tarzlar köylü kökenlere ve geçmiş hakkında derin bilgilere saygılı olarak uygulanmaktadır. Bu tarzları kullanırken estetik zevki ile potansiyel enerji ve ruhu sonsuz merakından beslenmektedir.

Ewa Grochowska Group’un şefidir. Ewa Grochowska Group şu şekilde sahne alacaktır: Ewa Grochowska, Kaja Prusinowska, Justyna Piernik, Maniucha Bikont

 KAPANIŞ KONSERİ         

MACIEJ OBARA INTERNATIONAL QUINTET feat. TOM ARTHURS       

      obara starszy i młodzi

20 Mart, Perşembe

20:30   AASSM Küçük Salon

Maciej Obara, saksafon

Tom Arthurs, trompet

Dominik Wania, piyano

Ole Morten Vaagan, bas

Jon Falt, davul

Etkinlik, 2014 yılında kutlanan Polonya-Türkiye ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü münasebetiyle düzenlenecek olan kutlamaların kültür programı çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. turkiye.culture.pl

Maciej Obara, Saksafon

Polonyalı besteci ve alto saksafonist Maciej Obara 2006 yılında bir anda ünlendi ve müzikal fikirlerini dile getirmek için hemen ideal partner arayışına girdi.

Bu isimlerden bir tanesi, efsanevi Polonyalı trompetçi Tomasz Stańko’nun grubunda çalarken karşılaştığı Dominik Wania’dır. Müzikte, harmonik öğelerin dışına çıkmaktan her zaman kaçınan Obara, uluslararası sanatçılarla iddialı ve iyi hazırlanmış bir proje yaratarak klasik caz trionun henüz oturmamış olan müzikal yönünü zenginleştirmesi konusunda teşvik edilmiş ve Take Five’a (Londra Caz Festivali’nin yapımcılarından olan Serious tarafından organize edilen profesyonel bir Avrupa gelişim projesi) katıldığı sırada bu sanatçılara rastlamıştı.

Obara’nın Take Five’a katılmasının en önemli sonucu; Avrupa’nın uluslar arası bir proje oluşturması ve Obara’nın bu projeye iki Norveçli müzisyeni davet etmesiydi: basist Ole Morten Vågan ve baterist Gard Nilssen.

Obara Internation, For Tune Records adına büyük beğeni toplayan iki kayıt piyasaya sürdü: Komeda ve Live at Manggha. Yeni çıkarılan bu kayıtlarla birlikte Obara, uluslararası konser turnelerinde grupla birlikte çalması için, olağanüstü bir trompet sanatçısı olan Tom Arthurs’a davette bulundu.

Tom ArthursTrompet, kornet, kompozisyon

Tom Arthurs, eski bir BBC New Generation yeteneği ve Avrupa Take Five’ın katılımcısıdır. Arthurs, orkestra ve ayrıca, zengin ve içten içeriğe sahip Oda Müziği ile oldukça deneysel olmasına rağmen başarılı ve etkileyici olan doğaçlama müziği arasında kendisine yer edinmiştir. 2001 yılı Peter Whittingham Ödülü’nün sahibi, BBC Caz Ödülleri’nde üç kez aday gösterilen (En İyi Enstrüman Çalan Müzisyen ve Yükselen Yıldız olarak) Tom, New Generation Projesi’nin bir parçası olarak BBC Radyo 3’te oldukça ön plana çıkartılmıştır.  Ayrıca festival kredileriyle Berlin, North Sea, Cheltenham, Moers, Bath, Jazzd’or, Londra, Manchester, Belfast ve Kudüs dâhil olmak üzere uluslararası düzeyde birçok festivalde sahne almıştır.

Çeşitli özel projeler ve ortak çalışmalarda Tom’un, John Surman, John Taylor, Tom Rainey, Drew Gress, Ingrid Laubrock, Jack DeJohnette, Iain Ballamy, Thomas Strønen, Rudi Mahal, Julia Hülsmann, Nicolas Masson, John Schröder, Matthew Bourne ve Kenny Wheeler dâhil olmak üzere birçok müzisyenle birlikte sahne aldığı görülmüştür.

Dominik Wania, Piyano

Dominik Wania, yerel caz etkinliklerinde birçok ünlü müzisyenle yürüttüğü ortak çalışmalar ve geniş yelpazeli doğaçlama becerisini ortaya koymak için klasik müzik eğitiminden faydalanma yeteneği sayesinde Polonya’da oldukça tanınmaktadır.  Wania ayrıca, Danilo Perez tarafından yönetilen Boston’daki The New England Konservatuarı’nda öğrenim görmesine olanak sağlayan Mloda Polska bursunu almaktadır.

Ole Morten Vågan, Basist, Besteci

İskandinavya’daki en ilginç genç gruplardan birisi olan MOTIF’in şefliğini yapmaktadır. Bu grup ayrıca, (Rudi Mahall, Axel Dörner, Frerdik Ljungkvist ve Jon Fält tarafından seçilen) DnB Nor Kongsberg Caz Ödülleri’nin sahibi Mathias Eick’i de bünyesinde bulundurmaktadır.

Balkan müziğinden stüdyo müziğine kadar farklı müzik tarzlarını temsil eden birçok grup ile birlikte çalışan Vågan, Tore Brunborg, Maria Kannegaard Trio, Håkon Kornstad gibi Norveç’in en temel sanatçılarından bazıları ve Bobo Stenson, Joshua Redman ve John Scofield gibi uluslararası yıldızlar ile birlikte çaldı. Yine de Audun Kleive ve Christian Wallumrod ile birlikte ortaya koyduğu Generator X projesinde örneklerinin görülebildiği gibi onun en çok aidiyet hissettiği tarz, modern doğaçlama müziğidir.

Jon Fält, Bateri

İsveç’teki en beğenilen bateristlerden biridir. 2004 yılı İsveç Caz Müzik Kutlama Festivali kapsamında “Yılın en iyi çıkış yapan sanatçısı” olarak ödül almaya hak kazandı. Hemen ertesi yıl baterist Ronnie Gardiner ondan “Daha geniş çapta tanınmayı hak eden bir baterist” diye söz etmişti. Bugünlerde Jon’un birlikte turneye çıktığı gruplar arasında Bobo Stenson Trio, Yun Kan 3,5 and 10 (İsveçli saksafonist Frerdik Ljungkvist’in grubu), The Deciders, The Stoner, Flux – Windemo Landin Fält ve daha birçok önemli grup yer almaktadır.

“Enstrümanını fazla ortodoksvari kullanmayan ve oldukça zeki ve tamamen kişisel tarzda parçaları renklendirmek için ölçülü çalmaktan vazgeçen Jon Fält, oldukça üstün bir bateristtir.”

“ Fält bateriyi alışılmışın dışında ve heyecan verici bir tarzda çalıyor. Onu çalarken dinlemek, tıpkı çalarken izlemek kadar keyifli.”

(12. CAZ AFİŞİ YARIŞMASI sonuç sergisi)

Ataköy Atletizm Arena’da bu akşam saat 21.00’de Sting konseri izlenebilir.

Müzik

 

sanat duyuru

İSTANBUL

■ Salon İKSV’de cuma günü saat 22.30’da GençOsman dinlenebilir. (0212 334 07 00)

■ Jolly Joker İstanbul’da yarın saat 21.00’de Altan Güngör, çarşamba saat21.00’de Sattas, perşembe günü saat 21.00’de Uriah Heep, cuma günüsaat 22.00’de Zakkum, cumartesi günü MFÖ ise saat 22.00’de. (0212 249 07 49)

■ Babylon’da yarın saat 20.00’de Support Vinyl, çarşamba günü Beat Department saat 21.00’de, Wax Poetic perşembe günü saat 21.30’da cuma günü ise 23.00’te dinlenebilir. (0212 292 73 68)

■ Ghetto’da çarşamba günü saat Jehan Barbur ve perşembe günü Hanne Hukkelberg saat 21.30’da. (0212 251 75 01)

■ Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yarın saat 20.00’de Chick Corea Trio, çarşamba 20.00’de Armağan Durdağ Ensemble, perşembe saat 20.00’de Söz Saz İstanbul, Cosi fan Tutte Operası cuma günü saat 20.00’de. (0212 231 54 97)

■ Ataköy Atletizm Arena’da bu akşam saat 21.00’de Sting konseri izlenebilir.

■ Hayal Kahvesi’nde bu akşam saat 22.30’da Mara ve 00.30’da Flexible, yarın saat 22.30’da Aklan Akdağ ve 00.30’da Fair Play, çarşamba saat 22.30’da Fuat Güner Project sonrasında 00.30’da Özge Fışkın, perşembe saat 22.30’da Peyk ardından 00.30’da RADIOLux, cuma günü saat 22.30’da Suzan Kardeş ve Bekriya Band 00.30’da ise SSCB, cumartesi günü Soul Stuff saat 00.30 ve pazar günü Erdem Akakçe Band saat 00.30’da başlayacak. (0212 245 10 48)

■ İş Sanat’ta yarın Luz Casal saat 20.00’de ve perşembe günü Duman saat 20.00’de dinleyicileriyle buluşacak. (0212 316 10 83)

■ Womist “İstanbul Dünya Müzikleri Festivali”kapsamında Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde yarın Dhoad Gypsy Band, çarşamba günü Mahsa ve Marjan Vahdat Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde ve perşembe günü de Forabandit Fransız Kültür Merkezi’nde olacak.

■ Nardis Jazz Club’da bu akşam 21.30’da Volkan Polat Quartet.

■ Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre Ve Sergi Sarayı’nda cuma günü saat 20.00’de İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Sonbahara Veda Konser’i verecek. (0212 373 11 00)

■ Harbiye’deki Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Salonu’nda Orchestra’Sion şef Orçun Orçunsel yönetiminde Igor Stravinsky’nin ünlü eseri “Askerin Öyküsü”nü yarın akşam saat 19.30’da seslendirilecek. Konsere anlatıcı olarak ünlü oyuncu Ali Poyrazoğlu katılacak.

ANKARA

■ Anadolu Gösteri Merkezi’nde, Sıla’nın konseri 2 Aralık’ta saat 21.00’de, Yalın konseri 8 Aralık’ta saat 21.00’de. (0 312 286 12 11)

■ If Performance Hall’de, Halimden Konan Anlar konseri 28 Kasım’da saat 22.00’de, Zakkum konseri 29 Kasım’da saat 22.00’de, Vega konseri 6 Aralık’ta saat 22.00’de, Oğuzhan Uğur konseri 13 Aralık’ta saat 22.00’de. (0 312 418 95 06)

■ Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde, Jam Session’un vereceği caz konseri 28 Kasım’da saat 20.00’de, Neşet Ertaş’ı anma konseri 30 Kasım’da saat 20.00’de, Mehmet Evren Hacıoğlu’nun vereceği konser 23 Kasım’da saat 20.00’de. (0 312 417 56 59)

■ MEB Şûra Salonu’nda, Kardeş Türküler’in vereceği konser 15 Aralık’ta saat 21.00’de. (0 312 413 14 52)

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef Vakhtang Matchavariani yönetiminde vereceği, Alexander Toradze’nin (piyano) solist olarak yer alacağı konser 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)

■ BSO Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın şef Dmitry Yablonsky yönetiminde vereceği, Toğrul Ganiyev’in (keman) solist olarak yer alacağı konser, 1 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

■ Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi M Salonu’nda, Hacettepe Senfoni Orkestrası’nın şef Erol Erdinç yönetiminde vereceği konser, yarın saat 19.00’da. (0 312 305 11 00)

■ Ankara Üniversitesi Rektörlüğü 100. Yıl Salonu’nda, Ankara Üniversitesi Politik Psikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin düzenlediği “Şiddet ve Terör” konulu panel, bugün 09.30-12.30 saatleri arasında. (0 312 212 60 40)

Sergi

İSTANBUL

■ Gökçe Oflu’nun “Dokuları Duyumsamak” sergisi 27 Kasım – 18 Aralık tarihleri arasında Galeriartist’te.

■ Küba Mozaik sergisi 27 Kasım – 11 Aralık tarihleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi’nde.

■ Aysel Gözübüyük’ün sergisi 28 Kasım – 11 Aralık tarihleri arasında Bahariye Sanat Galerisi’nde. (0216 414 55 06)

■ F. Erdoğan Sarma’nın heykel sergisi 1-29 Aralık tarihleri arasında Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)

■ Suna Tüfekçibaşı’nın “İstanbul’da Uykusuz” isimli sergisi 26 Kasım’a kadar Maçka art&design’da. (0212 343 58 46)

■ International Underground isimli karma sergi 26 Kasım’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)

■ Ozan Oganer’in “Dilemma” isimli sergisi 27 Kasım’a kadar Galeri Merkur’da. (0212 225 37 37)

■ Dilşan Balkancı’nın “Suyla Gelen” isimli sergisi 28 Kasım’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Ruşen Eşref Yılmaz’ın “İçimde Kalanlar” isimli sergisi 28 Kasım’a kadar İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde. (0212 251 46 31)

■ Anna Puig Rosado’nun “Marsilya’nın Kalbi” isimli fotoğraf sergisi 29 Kasım’a kadar Galeri Od’A-Ouvroir D’Art-Sainte Pulchérie Fransız Lisesi’nde.

■ Bir Figür Ustası: Neşet Günal’dan Desenler isimli sergi 30 Kasım’a kadar Galeri Selvin’de. (0212 263 74 81)

■ Feyzullah Baytekin’in fotoğraf sergisi 30 Kasım’a kadar Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde. (0216 564 13 00)

■ Muhammet Şengöz’ün “İç – Seller” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.

■ Suna ve İnan Kıraç Vakfı Atatürk Fotoğrafları Koleksiyonu’ndan fotoğrafların yer aldığı sergi 30 Kasım’a kadar İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde. (212 334 09 00)

■ Altan Çelem, Bedri Baykam, Doğan Paksoy, İrfan Okan, Mehmet Günyeli’nin “Tüm Diğer Durumlar” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 65 35)

■ Sema Maşkılı’nın “Efendiler ve Köleler” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)

■ Serkan Bayer’in “Görünmeyen Medeniyetler” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Galeriartist Çukurcuma’da.

■ Gülyüz Atkovar’ın “EBRUMANİA” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Armando Gutierrez Rabadan’ın “Micro Chrome” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Astoria AVM – Art Minium’da.

■ Nodira İbrahim Öztürk’ün “Kâhinin Renkli Rüyaları” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Vakıfbank İstanbul Genel Müdürlük Fuayesi’nde. (0212 316 70 70)

■ Hattuşa’da 106 Yıl sergisi 30 Kasım’a kadar Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde.

■ Selahattin Taran anısına düzenlenen sergi, 30 Kasım’dan itibaren Yunus Emre Kültür Merkezi’nde. (0212 6611941-43)

■ Rıza Kuruüzümcü’nün sergisi 31 Kasım’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde. (0212 252 05 35)

■ Yerellikten evrenselliğe yolculuk: Neşet Günal sergisi 1 Aralık’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Rasim Konyar’ın “Dokunduklarımız” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)

■ Esra Şatıroğlu’nun “Bana Ait” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Zeynep Perinçek Signoret’in “Keşke” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Galeri Apel’de. (0212-2927236)

■ Abdurruhman Öztoprak anısına yapılan sergi 1 Aralık’a kadar Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde.

■ Fatoş Beykal’ın “Masal Olduk” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Dilay Koçoğulları’nın “Mikro-Makro Kozmos: Algının Uyumu” isimli fotoğraf sergisi 1 Aralık’a kadar Daire Galeri’de.

■ Tan Oral’ın “Çizgilerle Geçmiş Olsun” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Avusturya Sen Jorj Hastanesi’nde.

■ Füsun Onur’un “Çeşitlemeler” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde. (0 212) 240 80 23)

■ Cindy Jansen’in “Sevgiyle” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar The Empire Project’te.

■ Mike Berg’in sergisi 1 Aralık’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Murat İres’in “Tophane Lüleciliği” sergisi 1 Aralık’a kadar Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde.

■ Loris Savino’nun “Sınırlar Arası” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar Poligon Galata’da.

■ Komet, Kezban Arca Batıbeki, Arslan Sükan, Kerem Ozan Bayraktar, Hande Şekerciler, Tayfun Serttaş, Aslı Özdemir ve Sılacan Köseler’in “WARHOLA” isimli sergisi 1 Aralık’a kadar ALAN İstanbul’da. (0212 252 94 53)

■ Kıyamet isimli karma sergi 2 Aralık’a kadar Artgalerim’de.

■ Jerome Symons’un “Mutlu Günler” isimli sergisi 2 Aralık’a kadar PG art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Raziye Cerit Albayrak’ın “Anadolu’yum Ben” isimli sergisi 3 Aralık’a kadar Cihangir Sanat Galerisi’nde. (0 212 244 94 99)

■ Remzi Raşa’nın sergisi 4 Aralık’a kadar Artisan Sanat Galerisi’nde. (0 212 247 90 81)

■ Richard Stipl ve Joseph Zlamal’ın sergisi 5 Aralık’a kadar Krampg Galeri’de. (0212 293 93 14)

■ Arzu Başaran’ın “ağ” isimli sergisi 6 Aralık’a kadar 44A Sanat Galerisi’nde. (0212 233 33 80)

■ Mualla Tetik ve Halil Aydın’ın sergileri 7 Aralık’a kadar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Sanat Galerisi salonlarında.

■ Mehmet Ali Uysal’ın sergisi 8 Aralık’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da. (0212 243 78 53)

■ Memduh Kuzay’ın sergisi 8 Aralık’a kadar Tolga Eti Sanatevi’nde. (0216 368 26 79)

■ İsmet Birsel’in “Şahane Dostlar” isimli resim sergisi 8 Aralık’a kadar tarihleri arasında Hobi Sanat Galerisi’nde. (0212 225 23 37)

■ Cem Turgay’ın “Ertelenmiş Zaman” isimli sergisi 8 Aralık’a kadar C.A.M Galeri’de. (0212 245 79 75)

■ Kesişim isimli sergi 8 Aralık’a kadar Galeri 5’te.

■ Nurdan Likos’un “Aklımdakilar” isimli sergisi 8 Aralık’a kadar Galeri İlayda’da. (0212 227 92 92)

■ İbrahim Balaban’ın sergisi 9 Aralık’a kadar Leonardo Sanat Galerisi’nde. (0212 280 83 94)

■ Tankut Öktem’in “Sıradışı bir usta” isimli retrospektif sergisi 10 Aralık’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi’nde.

■ Sabahat Çıkıntaş’ın “Arka Oda” isimli sergisi 10 Aralık’a kadar Nişantaşı Mine Sanat’ta. (0 212 23 23 813)

■ Dilek Işıksel’in “40 Yıl” isimli sergisi 10 Aralık’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0 216 418 38 06)

■ Ahmet Hıdır’ın “Parçalı Bulutlu” isimli sergisi 13 Aralık’a kadar Bindallı Sanat Galerisi’nde. (0 212 252 79 66)

■ Batu Bozoğlu’nun “Ödev: “Günümü Gün Et” isimli sergisi 14 Aralık’a kadar Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de.

■ Koral Sağular’ın “Suretlerle Sohbet” isimli sergisi 14 Aralık’a kadar ENKA Dr. Clinton Vickers Sanat Galerisi’nde.

■ Olaf Otto Becker’in “Sıfır Noktası Üzerinde” isimli fotoğraf sergisi 14 Aralık’a kadar Elipsis Gallery’de. (0212 249 48 92)

■ Emrah Günay’ın “Bendeki Benler” isimli sergisi 14 Aralık’a kadar Yüksel Sabancı Sanat Merkezi’nde. (0212 383 70 70)

■ Bülent Yavuz Yılmaz’ın sergisi 14 Aralık’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde.

■ Ömer Kaleşi’nin sergisi 15 Aralık’a kadar TEM Sanat Galerisi’nde. (0212 247 08 99)

■ Ahmet Aydın Atmaca’nın “Yeşil Senfoni” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar ALAN İstanbul Proje Odaları’nda. (0 212 252 94 53)

■ Kabuğundan Sıyrılan Fin Tasarımıisimli sergi 15 Aralık’a kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)

■ Tayfun Serttaş’ın “Bazan” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Pilevneli Project’te. (0212 259 03 94)

■ Rasim Aksan’ın “İsimsiz1” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Galerist Tepebaşı’nda. (0212 252 18 96)

■ Su Yücel’in “Artık Şehir” isimli sergisi 16 Aralık’a kadar Adahan İstanbul’da. (0212 243 85 81)

■ Gökhan Deniz’in “Hangisi Daha Gerçek?” isimli sergisi 17 Aralık’a kadar Çağla Cabaoğlu Gallery’de. (0212 291 37 91)

■ Beril Anılanmert’in “Entropi” isimli sergisi 17 Aralık’a kadar Galeri Işık’ta.

■ Işıl Gönen’in sergisi 17 Aralık’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)

■ Nadia Arditti ve Mahmut Karatoprak’ın “Gizem” isimli sergisi 21 Aralık’a kadar Art212’de.

■ Onur Gülfidan’ın “Harika Günler” isimli sergisi 22 Aralık’a kadar .artSümer’de. (0 212 249 1035)

■ Erinç Seymen’in “Tohum ve Mermi” isimli sergisi 22 Aralık’a kadar Rampa’da. (0212 327 08 00)

■ Ahmet Sel’in “Davutpaşa Orta 3” isimli sergisi 23 Aralık’a kadar DEPO’da. (0212 292 39 56)

■ Fikret Otyam’ın “Hoşçakal İstanbul” isimli sergisi 27 Aralık’a kadar Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde.

■ Ekoloji IV Gecenin Günü isimli sergi 29 Aralık’a kadar Açıkekran Yeni Medya Sanatları Galerisi’nde. (0212 230 74 92)

■ Sandra Schafer’in sergisi 29 Aralık’a kadar DEPO’da. (0212 292 39 56)

■ Ahmet Güneştekin’in “Yüzleşme” isimli sergisi 30 Aralık’a kadar Antrepo No 3’te.

■ Aysel Alver’in “Retro” isimli sergisi 30 Aralık’a kadar Galeri İlayda’da. (0212 243 31 00)

■ Korhan Karaoysal’ın sergisi 30 Aralık’a kadar Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi Operation Room’da.

■ Adnan Çoker’in “Minimal Simetri III” isimli sergisi 31 Aralık’a kadar Kare Sanat Galerisi’nde. (0212 240 44 48)

■ Murathan Özbek’in “İN” isimli sergisi 2 Ocak 2013’e kadar The Hall’de. (0212 245 69 22)

■ Altın Çocuklar – 16. – 19. Yüzyıl Avrupası’ndan Portreler isimli sergi 6 Ocak 2013’e kadar Pera Müzesi’nde.

■ Monet’nin Bahçesi isimli sergi 6 Ocak 2013’e kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ DunHuang’ın Renkleri: İpek Yolu’na Açılan Büyük Kapı isimli sergi 7 Ocak 2013’e kadar MSGSÜ Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde.

■ Iván Navarro’nun “Tünelin Ucundaki Işık” isimli sergisi 12 Ocak’a kadar Egeran Galeri’de. (0 212 251 1251)

■ Pawel Althamer’in “6 Heykel” adlı sergisi 12 Ocak’a kadar Galeri Mana’da. (0 212 243 6666)

■ Joachim Schmeisser’in fotoğraf sergisi 19 Ocak 2013’e kadar Immagis Galeri’de.

■ Bakış – Portre Fotoğrafının Değişen Yüzü isimli sergi 20 Ocak 2013’e kadar İstanbul Modern’de.

■ Magdalena Abakanowicz’in “İnsanlık Serüveni” isimli sergisi 30 Ocak’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Bir Başkentin Su Yolları isimli sergi 18 Şubat’a kadar Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde.

■ Çin Hazineleri Sergisi 20 Şubat’a kadar Topkapı Sarayı’nda.

■ Çin mağara sanatı sergisi 20 Şubat’a kadar MSÜ Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde.

■ Joseph Kosuth’un “Uyanma” isimli sergisi 23 Şubat’a kadar Kuad Galeri’de.

■ 1952 – 2012 Sualtına Işık Tutanlar sergisi 28 Şubat’a kadar Rezan Has Müzesi’nde. (0212 533 65 32)

■ Biz bu memleketi seninle sevdik Lefter sergisi 24 Haziran 2013’e kadar Adalar Müzesi’nde.

■ İşte Güneş isimli sergi 14 Temmuz’a kadar Rahmi Koç Müzesi’nde. (0212 369 66 00)

BODRUM

■ Devrim Erbil, Süleyman Saim Tekcan, Hayati Misman’ın sergisi 2 Aralık’a kadar Bodrum Nurol Sanat Galerisi’nde.

ANKARA

■ Sabri Akça – resim – 29 Kasım’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

■ Karma Resim – resim – 30 Kasım’a dek – Mart Koleksiyon’da. (0 312 447 42 52)

■ Mukaddes Kocakök – resim – 29 Kasım’a dek – Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde. (0 312 442 30 50)

■ Mehmet Güleryüz – resim – 30 Kasım’a dek – m1886’da. (0 312 286 00 74)

■ 20. Yüzyıldan 21. Yüzyıla Uzanan Fırçalar – resim – 30 Kasım’a dek – Peker Sanat’ta. (0 312 439 30 03)

■ Merhaba Ankara – karma resim – 30 Kasım’a dek – Valör Resim Galerisi’nde. (0 312 442 00 72)

■ Yaşar Çallı – resim – 30 Kasım’a dek – Galerim Sanat Galerisi’nde. (0 312 235 50 06)

■ Burcu Perçin – özgün baskı – 1 Aralık’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Cevdet Batur – resim – 3 Aralık’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 266 56 57)

■ Mustafa Köseoğlu – suluboya resim – 5 Aralık’a dek – Krişna Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 02 53)

■ Feyza Gürleşen – resim – 6 Aralık’a dek – Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da. (0 312 433 12 35)

■ Jale Yılmabaşar&Sedef Yılmabaşar – resim – 7 Aralık’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

■ Yurdagül Özsavaşçı- geleneksel Türk süsleme sanatları sergisi – 7 Aralık’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

■ Ayşe Bilir – resim – 14 Aralık’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ ‘Mesajınız Var!’ – Kentsel Avustralya’da Yerli Kimliği – resim – 15 Aralık’a dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 310 00 00)

■ Vedat Örs – resim – 30 Kasım -19 Aralık tarihleri arasında – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ Galeri Sanatyapım 30. Yıl Sergisi – resim – 28 Aralık’a dek – Galeri Sanat Yapım’da. (0 312 222 19 06)

■ Van Gogh/Alive – dijital sanat – 3 Ocak’a dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 310 00 00)

■ Aida Arghavanian – resim – 11 Ocak’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

MERSİN

■ Sayım Koç’un, 26. kişisel sergisi MTSO Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergiyi sanatseverler hafta sonuna dek izleyebilecek. (0324 2389500)

İZMİR

■ Art Shop Sanat Galerisi, 15 Aralık’a dek Ekin Balcıoğlu, Mahmut Karatoprak, Soner Göksay ve Ünal Kuş’un eserlerinden oluşan karma resim sergisine ev sahipliği yapacak.

■ Arkas Sanat Merkezi, Ahmet Ertu’un “Sessizliğin Yankısı” adlı fotoğraf sergisini ağırlamayı sürdürüyor.

■ Lale Altınkurt’un son dönem çalışmalarının yer aldığı 12. kişisel resim sergisi, Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi’nde 12 Aralık’a dek görülebilir.

Tiyatro

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00’de, pazar 15.00’te. “Antigone” yarın, çarşamba, perşembe, cuma saat 20.00’de cumartesi 20.00 ve 15.00’te, pazar 15.00’te Cevahir Sahnesi Salon 1’de, “Açıl Kafam Açıl” yarın, çarşamba, perşembe, cuma saat 20.00’de, cumartesi 15.00 ve 20.00’de, pazar 15.00’te Cevahir Salon2’de. “Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk” yarın, çarşamba, perşembe, cuma saat 20.00’de, cumartesi 15.00 ve 20.00 pazar günü 15.00’te Küçük Sahnede. “Sezuan’ın İyi İnsanı” perşembe ve cuma saat 20.00’de, Küçükçekmece DT Sahnesi’nde. “Düğün Şarkısı” çarşamba, cuma, cumartesi saat 20.00’de, pazar ise 15.00’te Üsküdar Stüdyo Sahne’de. “Çehov Makinesi” yarın ve perşembe günü saat 20.00’de, cumartesi ise 15.00’te Üsküdar Tekel Sahnesi’nde. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “İstanbul Hatırası” çarşamba 15.30 ve 20.30’da, perşembe saat 20.30’da, cumartesi 15.30 ve 20.30’da, pazar 15.30’da. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Doğum Günü Partisi” çarşamba 15.30 ve 20.30’da, perşembe ve cuma 20.30’da, cumartesi 15.30 ve 20.30’da, pazar ise 15.30’da. Kadiköy Haldun Taner Sahnesi’nde “Perşembenin Hanımları” çarşamba 15.30 ve 20.30’da, perşembe ve cuma 20.30, cumartesi 15.30 ve 20.30’da, pazar 15.30’da. Kâğıthane Sadabat Sahnesi’nde “İstanbul Efendisi” çarşamba 15.30 ve 20.30, perşembe ve cuma 20.30, cumartesi 15.30 ve 20.30’da, pazar 15.30’da. Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde “İntiharın Genel Provası” çarşamba 15.30 ve 20.30, perşembe ve cuma 20.30, cumartesi 15.30 ve 20.30’da, pazar 15.30’da. Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde “Yüzleşme” çarşamba 15.30 ve 20.30, perşembe ve cuma 20.30, cumartesi 15.30 ve 20.30’da, pazar 15.30’da. Ümraniye Sahnesi’nde “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” çarşamba 15.30 ve 20.30, perşembe 20.30’da, “Sevgili Doktor” cuma 20.30, cumartesi 15.30 ve 20.30’da, pazar 15.30’da. ( 0 212 661 38 94)

■ Bakırköy Belediye Tiyatrosu Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Külhanbeyli Müzikali” perşembe 20.30, “www.askbu-mu.com” cuma 20.30’da ve pazar günü 15.30’da, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00 ve pazar saat 11.00’de , “Hangisi Babası” cumartesi 20.30’da. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde cuma “Şişman Domuz” saat 20.30’da, “Carrar Ana’nın Silahları” cumartesi saat 11.00’de. (0 212 661 38 94)

■ Dostlar Tiyatrosu’unda yarın “Ben Bertolt Brecht” 20.30’da, çarşamba günü “Kerem Gibi” 20.30’da, perşembe günü “İnsanlarım” 20.30’da, cuma “Marx’ın Dönüşü” 20.30’da ve cumartesi günü “Nereye Gidiyoruz” ile saat 20.30’da Caddebostan Kültür Merkezi’nde. (0216 467 36 00)

■ Ortaoyuncular’da “İşsizler Cennete Gider” cuma günü saat 20.00’de. (0 212 251 18 65)

■ Tiyatro Pera’da cuma ve cumartesi akşamı saat 20.00’de, pazar 18.30’da “Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im”. (0 212 245 44 60)

■ Kumbaracı50’de “Lulabay (Bir Cihangir Hikâyesi)” yarın saat 20.30’da, “Kara Sohbet” çarşamba günü 20.30’da, “Katilcilik” perşembe, cuma, cumartesi 20.30’da. (0 212 243 50 51)

■ Oyun Atölyesi’nde cuma ve cumartesi akşamı saat 20.30’da “Antonius ile Kleopatra” izlenebilir. ( 0 216 345 39 39)

■ Mekân Artı’da “Kozalar” cuma günü saat 20.30’da. (0 212 224 57 56)

■ Duru Tiyatro ’da “Sondan Sonra” çarşamba günü saat 20.30’da, perşembe günü saat 20.30’da “Aşk Her Yerde”, cuma günü saat 20.30’da “Bavul”, cumartesi günü saat 20.30’da ise “Aşk Her Yerde” ve “Suç ve Ceza” izlenebilir. (0 216 338 56 36)

■ İkinci Kat’ta bu akşam 20.30’da “Limonata”, yarın ve çarşamba günü “Barselo” 20.30’da, perşembe günü “Disosya” 20.30’da, cuma ve cumartesi günü 20.30’da “Yalnızlar Kulübü” görülebilir. (0 212 292 32 47)

■ Maya Sahnesi’nde “Meymenetsiz Musibet” bu akşam 20.30’da, yarın 20.30’da “Gece Tarlabaşı’ndan Meydana Çıkmak”, çarşamba günü “Üstü Kalsın” 20.30’da, cuma günü 20.30’da “Pencere”, cumartesi günü “Yeni Bir Hayat İçin” saat 20.30’da, “Mitoz” pazar günü 18.00’de. (0 212 252 74 52)

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde , “Bir Delinin Hatıra Defteri” adlı oyun 27, 28, 29 Kasım’da ve 1 Aralık’ta saat 20.00’de, 2 Aralık’ta saat 15,00’te, “33 Varyasyon” adlı adlı oyun 4, 5, 6 Aralık’ta saat 20.00’de, 8 Aralık’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 9 Aralık’ta saat 15.00’te. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda , “Boğaç Han/çocuk oyunu” 9 Aralık’ta saat 11.00’de, “Mirasçılar/İzmir DT” adlı oyun 27, 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de, 1 Aralık’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 2 Aralık’ta saat 15.00’te, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” adlı oyun 4, 5, 6 Aralık’ta saat 20.00’de, 8 Aralık’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da ,“Kerbela” adlı oyun 27 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de, 2 ve 9 Aralık’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde , “Fosforlu Cevriye” adlı müzikal oyun 27, 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de, 1 Aralık’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 2 Aralık’ta saat 15.00’te, “Hürrem Sultan” adlı oyun 5, 6, 7 Aralık’ta saat 20.00’de, 8 Aralık’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 9 Aralık’ta saat 15.00’te. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da , “Ben Ödüyorum” adlı oyun 28 Kasım-8 Aralık tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” adlı oyun 9 Aralık’ta saat 11.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda , “Yosunlar” adlı oyun 27, 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 18.30’da, “Krem Karamel” adlı oyun 4, 5, 6, 7 ve 8 Aralık’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ Stüdyo Sahne’de , “Jerry ve Tom” adlı oyun 27, 30 Kasım’da ve 4, 7 Aralık’ta saat 20.00’de, 2 ve 9 Aralık’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

■ İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi ’nde, “Cesaret Ana ve Çocukları” adlı oyun 5 ve 6 Aralık’ta saat 20.00’de, 8 Aralık’ta saat 15.00’te, “Yastık Adam” adlı oyun 28 ve 29 Kasım’da ve 1 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)

■ Şinasi Sahnesi’nde, “Sırça Kümes” adlı oyun 27, 28, 29 ve 30 Kasım’da saat 20.00’de, 1 Aralık’ta saat 15.00’te, “Yastık Adam” adlı oyun 4, 5, 6 Aralık’ta saat 20.00’de, 8 Aralık’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 9 Aralık’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

■ Ankara Meydan Sahne’de, Uğur Mumcu’nun kaleme aldığı “Sakıncasız” adlı oyun 28 Kasım’da saat 20.00’de. (0 312 431 74 31)

■ ATO Congresium’da, Cem Yılmaz’ın tek kişilik gösterisi “CM101MMXI FUNDAMENTALS” 30 Kasım’da ve 1, 2 Aralık’ta saat 21.00’de. (0 312 285 03 85)

■ Mavi Sahne’de, “Gıres/müzikal” adlı oyun, 7, 8, 21, 22 Aralık’ta saat 20.00’de, 9, 23 Aralık’ta saat 17.00’de, “Tuluatmasyon/Her Şey Doğaçlama Komik Gösteri” adlı oyun 30 Kasım’da ve 1, 15, 29 Aralık’ta saat 20.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” adlı oyun 14 ve 28 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 241 02 33)

■ Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Selamün Kavlen Karakolu” adlı oyun 30 Kasım’da saat 20.00’de. (0 312 417 76 76)

■ Tiyatro Pembe Kurbağa’da, “Hiçyemez Prenses” adlı çocuk oyunu 1, 8, 15 ve 22 Aralık’ta saat 12.00’de, “Bebek Tiyatrosu/Kırmızı Şapkalı Kurbağalar/0-3 yaş arası için” adlı oyun 2 ve 9 Aralık’ta saat 12.00’de, “Bebek Tiyatrosu/Evden Kaçan Soba/0-3 yaş arası için” adlı çocuk oyunu 16 ve 23 Aralık’ta saat 12.00’de. (0 312 418 02 98)

■ Ertan Sahne Sanatları Tiyatrosu’nda, “Anadolu Ekspresi-Göç/müzikal” 28 Kasım’da saat 20.30’da, “Yaşam Oyunu” 29 Kasım’da ve 1 Aralık’ta saat 20.30’da, 2 Aralık’ta saat 14.00’te, “Antik Tiyatro” adlı oyun 30 Kasım’da saat 20.00’de. (0 312 212 32 31)

■ Batı Sinemaları’nda, “Biedermann ve Kundakçılar” adlı oyun 8 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 418 83 23)

■ Yenimahalle Belediyesi Nâzım Hikmet Kültür ve Kongre Merkezi ’nde, “Antonius ile Kleopatra” adlı oyun 15 Aralık’ta saat 20.30’da, 16 Aralık’ta saat 16.00’da. (0 312 444 93 64)

■ ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde, “Adalet, Sizsiniz” adlı oyun 22 Aralık’ta saat 20.30’da, 23 Aralık’ta saat 16.00’da. (0 312 210 41 51)

SAMSUN

■ Samsun Düşevi Oyuncuları, Murat Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Bursa Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Volkan Çetinkaya’nın yönettiği “Sarı Köpek” adlı oyunun galasını 27 Kasım Salı günü saat 19.00’da Gazi Sahnesi’nde Türkiye Eleştirmenler Birliği Başkanı Üstün Akmen, protokol üyeleri, basın mensupları ve sanat çevresinin katılımı ile gerçekleştirecek.

■ Füruzan’ın yazdığı Funda Mete’nin yönettiği “Kış Gelmeden” adlı 1 perdelik tiyatro oyunu Ankara Devlet Tiyatroları oyuncuları tarafından 27-28 Kasım tarihlerinde saat 20.00’de Samsun Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Büyük Salon’da sahnelenecek. (0 362-431 21 00)

ADANA

■ Adana Devlet Tiyatrosu, tiyatroseverlerin beğenisini toplayan, “Ah-u Zelha” adlı oyunu bu hafta da sahneleyecek. Pervin Okur’un yazdığı, Tayfun Erarslan’ın yönettiği oyun, hafta içi hergün 20.00’da, cumartesi günü ise 15.00 ve 20.00’da izlenebilecek. Zeynep Kaçar’ın yazdığı, Fırat Demirağ’ın yönettiği, “Dış Ses” adlı oyunu Fuaye Sahne’de çarşamba, perşembe ve cuma günleri 18.00’de sahnelemeyi sürdürecek olan ADT oyuncuları, çarşamba günü 14.00, pazar günü 11.00’de, “Define Adası” adlı müzikli güldürülü çocuk oyunu ile küçük tiyatroseverlerin karışısında olacak. (0322 3523355)

İSKENDERUN

■ İskenderun Belediyesi Şehir Tiyatrosu Oyuncuları, “İki Karışık Bir Kabare” adlı oyunu çarşamba günü 19.30’da yeniden sahneleyecek. Seyfettin Babat’ın yazdığı, müziklerini Sabit Güldür’ün yaptığı, şarkıları ise Didem Yücelen ve Hakan Koşal’ın seslendirdiği oyunda, Özer Yüksel, Seyfettin Babat, Tamer Aytan, Eda Babat, Birsen Özer, Gamze Çakmak, Lina Arusoğlu, Hakan Koşal, Yonca Karpuz, Utku Palta, Şule Ataman Sayın rolleri paylaşıyor. (0326 6134990)

Antalya Piyano Festivali’nden muhteşem program.

Dünyaca ünlü sanatçıları ve grupları Antalya’da buluşturan, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Antalya Piyano Festivali, muhteşem bir programla Kasım ayında başlıyor. 13’üncü yılında “Şehirde Müzik Var” sloganıyla yola çıkan festival, renkli ve dopdolu içeriği ile dikkat çekiyor. Sanat yönetmenliğini Fazıl Say’ın yaptığı festival, Volkswagen ana sponsorluğunda 16 Kasım – 08 Aralık tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek. Efsane caz sanatçısı Chick Corea bu yıl festivalin sürpriz isimlerinden. Her gecesiyle izleyiciye ayrı bir tat sunacak olan festivalde, sahnedeki konserlerin yanı sıra halk konserleri ve öğrenciler ile sanatçıları bir araya getiren atölye çalışmaları da yer alıyor. “Şehirde Müzik Var” sloganı ile festival, 13’üncü yaşında da sanatseverlere unutulmaz bir müzik şöleni yaşatacak.

Festival açılışında Say’ın “Mezopotamya” Senfonisi
Festivalin bu yılki açılış konserlerinde ünlü besteci ve piyanist Fazıl Say’ın “Bugüne kadar yazdığım en iyi eser” olarak nitelediği ve 2012 yılında bestelediği, “Mezopotamya” başlıklı ikinci senfonisi seslendirilecek. Şaşırtıcı yeniliklerle dolu olan eser “Ovada iki çocuk”, “Dicle”, “Ölüm kültürü üzerine”, “Melodram”, “Ay”, “Güneş”, “Kurşun”, “Fırat”, “Savaş üzerine”, “Mezopotamya Türküsü” başlıklı on farklı bölümden oluşuyor. 130 kişilik dev bir orkestra için kurgulanan senfonide Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nı şef Gürer Aykal yönetecek. Antalya’da ilk kez yorumlanacak eserde solist Carolina Eyck Theremin isimli elektronik çalgısı ile Mezopotamya’daki bir meleği canlandıracak. Bas Blok Flütü ile Çağatay Akyol ve Bas Flütü ile de Bülent Evcil orkestraya eşlik edecek. Say’ın güçlü performansıyla gerçekleşecek açılış konserleri 16 Kasım Cuma ve 17 Kasım Cumartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Sahne genç yeteneklerin…
Türkiye’deki birçok sanatçıyı yetiştiren ve 2006 yılında hayata veda eden piyanist Kâmuran Gündemir anısına her yıl geleneksel olarak düzenlenen “Genç Yetenekler” konseri, bu yıl da başarılı gençleri ağırlamaya devam ediyor. Bu senenin solistleri Cem Esen, Can Çakmur, Victor Maslov ve Merve Akyıldız. Genç piyanistlerin performanslarını sergileyeceği konser 18 Kasım Pazar günü saat 14:30’da Antalya Kültür Merkezi’nde ücretsiz olarak gerçekleşecek.
Andante Gecesi’nde “Midori & Özgür Aydın” 
Klasik müzik dergisi ‘Andante’ adına yapılan gecede, ülkemizi yurtdışında başarıyla temsil eden piyanist Özgür Aydın ve dünyaca ünlü Japon keman sanatçısı Midori Gato birlikte sahne alacak. 2009 yılından bu yana dünyanın farklı şehirlerinde sahne alan ikili için New York Timesgazetesinin ünlü müzik eleştirmeni Vivien Schweitzer “İkilinin sahnedeki uyumu izlemeye değer” yorumunu yapıyor. 20 Kasım Salı günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek “Andante Gecesi”nde ikili, çok özel bir repertuvar sunacak.
Sıra dışı “Diabelli” yorumuyla “Andreas Staier”
Alman piyanist Andreas Staier bu yıl festivalde sahne alacak bir diğer isim. Dünyanın önde gelen orkestralarıyla birlikte solist olarak sahne alan Staier, konser gecesinde izleyicilere özel bir repertuvar sunacak. Sanatçı, Beethoven’ın Viyanalı müzik yayıncısı ve besteci Anton Diabelli’nin bir valsi üzerine yazdığı Diabelli Çeşitlemeleri’ni seslendirecek. Beethoven’ın son dönem eserlerinden olan ve çeşitleme tekniğinin en kusursuz örneklerinden sayılan 33 Çeşitleme’nin seslendirileceği konser, 22 Kasım Perşembe günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi “Buika”
Festivalin bu yılki sürprizlerinden biri de İspanyol aşk şarkılarının tutkulu sesi Buika… “En mi Peil” albümü ile tüm dünyada büyük beğeni toplayan Buika Antalya’da ilk kez festival kapsamında hayranlarıyla buluşacak. Flamenko ile cazı bir araya getiren, flamenkoyu farklı boyutlara taşıyarak dünya müziğine yepyeni bir tarz kazandıran Buika, sahnedeki enerjisi ile de seyirciyi adeta büyülüyor. 24 Kasım Cumartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek konserde İspanyol şarkıcıya dünyaca ünlü piyanist Ivan Melon (piyano), AntonioCuenca (kontrabas) ve Ramon Porrina (vurmalılar) eşlik edecek. Seal ve Nelly Furtado gibi dünyaca ünlü pop yıldızları ile yaptığı düetlerle de dünya listelerine giren Buika, gecedeyönetmen Pedro Almadovar’ın filmlerinde yer alan enfes şarkılarını da seslendirecek.
Piyanonun zarif kraliçesi Gülsin Onay
Dünyaca ünlü Türk piyanist Gülsin Onay bu yıl festivalin en önemli konukları arasında yer alıyor. Hocası Ahmed Adnan Saygun’un dünya çapında en güçlü yorumcusu olarak kabul edilen Onay, önemli orkestralar eşliğinde sayısız ülkede bestecinin eserlerini seslendirdi. Özellikle romantik dönem bestecilerinin eserlerindeki usta yorumuyla tanınan sanatçı bu konserde Saygun ve Beethoven’ın eserlerinin yanı sıra 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden biri olan ve bu yıl 150. doğum yılı kutlanan Fransız besteci Claude Debussy‘nin eserlerini de yorumlayacak. Kaçırılmaması gereken bu konser 26 Kasım Pazartesi günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Cazın efsanesi ismi Chick Corea ‘Trio’su ile festivalde…
Caz müziğin yaşayan efsanesi Chick Corea, festivalin en heyecanlı gecelerinden birine imza atacak. 18 Grammy ödülü olan Amerikalı besteci ve piyanist Chick Corea festival kapsamında trio’suyla birlikte ilk kez konser verecek. Gecede piyanosuyla etkileyici bir şov sunacak olan efsane sanatçıyla birlikte iki ünlü isim daha sahne alacak: basta kendi kuşağının en üstün yeteneklerinden biri olarak kabul edilen ve Sting, Pat Metheny, McCoy Tyner gibi ünlü isimlere eşlik eden Christian McBride ve vurmalılarda, Herbie Hancock, Bob Dylan, Joni Mitchell ve The Wayne Shorter Quartet ile çalışan sıradışı yetenek Brian Blade. Muhteşem performansları ile izleyicilere unutulmaz bir caz gecesi yaşatacak olan Chick Corea Trio’nun heyecanla beklenen konseri 28 Kasım Çarşamba günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.
Atlantik’in öbür yanından “Tzimon Barto” geliyor
Amerikalı piyanist Tzimon Barto, çok özel bir repertuvar ile sanatseverlerin karşısında olacak. Güçlü yorumu ve sahne performansı ile beğeni toplayan piyanist, Atlantik’in diğer yakasından festivale konuk oluyor. New York Filarmoni, Chicago Senfoni ve Houston Senfoni gibi birçok uluslararası orkestra ile birlikte konserler veren Barto, özellikle Chopin, Schumann ve Gershwin yorumlarıyla dikkat çekiyor. Tzimon Barto konseri 30 Kasım Cuma günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Brad Mehldau Trio ile “caz”a doyacaksınız
Dünyanın farklı sahnelerinde verdiği konserlerin yanı sıra Stanley Kubrick’in efsane filmi “Eyes Wide Shut” gibi birçok film müziğinde de ismini sıkça gördüğümüz ünlü piyanist Brad Mehldau da, triosuyla birlikte festivale konuk olan isimler arasında yer alıyor. 2 Aralık Pazar günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek bu keyifli caz gecesinde Mehldau’ya Larry Grenadier (bas) ve Jeff Ballard (vurmalılar) eşlik edecek.
Yunan piyanist Anastasios Pappas da festivalde…
New York basınının “Enstrümanıyla akıllarda kalan gerçek bir müzisyen” olarak yorumladığı Yunan piyanist Anastasios Pappas festivalde izleyicilere unutulmaz bir gece yaşatacak. Pappas 4 Aralık Salı günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceği resitalde, Modest Musorgski, Arjantinli besteci Alberto Ginastera ve Franz Liszt’in eserlerinin yanı sıra Fazıl Say’ın “Kara Toprak” başlıklı eserini de yorumlayacak.
Baltıklardan “Gidon Kremer Trio” rüzgarı
Festival sona yaklaşırken sahne alacak gruplardan biri de “Gidon Kremer Trio” olacak. Letonyalı ünlü keman sanatçısı ve orkestra şefi Gidon Kremer, Gürcü piyanist Khatia Buniatishvili ve Litvanyalı viyolonsel sanatçısı Giedre Dirvanauskaite’den oluşan grup farklı tarzları ve yorumlarıyla dikkat çekiyor. “Gidon Kremer Trio” konserde, Franck ve Çaykovski’nin eserlerinin yanı sıra Gidon Kremer’in geçtiğimiz yıl kaybettiği annesi Marianne Kremer’in anısına yazılan ve Kovacs Tickmayer’in Monteverdi’nin aynı isimli aryasından uyarladığı Lasciatemi Morire isimli eserini de seslendirecek. Konser 6 Aralık Perşembe Günü saat 20:00’de Antalya Kültür Merkezi’nde izlenebilir.
Festival Kapanışı “Spivakov ve Moskova Virtüözleri” ile…
Festivalin son konserinde ise gelenek yine bozulmuyor. Sanat kalitesi ile iddialı bir isme sahip olan ve dünyanın en önemli toplulukları arasında gösterilen Moskova Virtüözleri bu yıl da festival kapanışını gerçekleştirecek. Aynı zamanda festivalin daimi orkestrası olan topluluğu, yine güçlü bir isim olan şef Vladimir Spivakov yönetecek. Geceye solist olarak piyanist Philipp Kopachevsky, flütçü Julia Schasnovich, viyolonselci Dmirtry Prokofiev ve saksafoncu Matvey Sherling katılacak. Sanatseverlere müziğin farklı renklerini sunan festivalin kapanış konseri 8 Aralık Cumartesi günü saat 20.00’de Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.
Halk Konserleri ve Workshop’lar
Halk konserleri devam ediyor
13’üncü yılında “Şehirde Müzik Var” sloganıyla yola çıkan festivalin yelpazesi bu yıl daha da genişledi. Ücretsiz halk konserleriyle Antalya’nın farklı noktalarında sanatseverlerle buluşan festival, bu yıl ilçelere kadar uzanan bir programla hazırlandı. Programda Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşen konserlerin yanı sıra ücretsiz olarak düzenlenecek üç halk konseri de yer alıyor. Konserlerden ilki festivalin sanat yönetmeni olan Fazıl Say konseri. Say, 18 Kasım’daAlanya’da izleyicilerle buluşacak. Piyanonun zarif kraliçesi Gülsin Onay 23 Kasım’da Kepez’de, Yunan piyanist Anastasios Pappas ise 5 Aralık’ta Akdeniz Üniversitesi’nde bir konser verecek. Şehrin uzak bölgelerinde yaşayan ve konserlere gelme şansı olmayanlar, dopdolu bir programa sahip bu üç konserle festivali takip etme şansı yakalayacak.
Sanatçılar festival boyunca öğrencilerle
Festival bu yıl da sanatçıları ve öğrencileri farklı atölye çalışmaları ile bir araya getirmeye devam ediyor. Kalitesi kadar atölye çalışmalarıyla da eğitim alanında güç kazanan festivalde, bu yıl çalışmalar daha da arttırıldı. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen sanatçıların gerçekleştireceği atölye çalışmalarında, öğrenciler sanatçılarla çalışma olanağı yakalayacak. Festival boyunca devam edecek olan atölye çalışmaları Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Antalya Koleji ve ATSO Güzel Sanatlar Lisesi’nde gerçekleşecek.
Biletler 01 Kasım’dan itibaren Biletix’te satışta
16 Kasım-08 Aralık tarihleri arasında Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek 13’üncü Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin biletleri yurtiçinde ve yurtdışında, 01 Kasım’dan itibaren Biletix’te satışta olacak. Festival biletleri Biletix gişelerinden ya da www.biletix.com adresinden alınabilir.
Festivalin Bilet Fiyatları
Balkon    : 35 TL
Salon      : 45 TL
Kombine:  250 TL (Tüm etkinlikleri kapsar)

Bobby McFerrin Ankara’da!

Congresium Ankara, On Grammy Ödüllü Bobby McFerrin’ı ağırlıyor…

İnsan sesinin sınırlarına meydan okuyan dünyaca ünlü ses virtüözü Bobby McFerrin muhteşem konseriyle 27 Mart 2012 Salı saat 20:30 da Congresium Ankara’da müzikseverlerle buluşuyor.Uzun süre dünya listelerinde bir numarada kalan Don’t Worry Be Happy parçası ile bir efsaneye dönüşen McFerrin’ın bu muhteşem konserini sakın kaçırmayın.

Congresium Ankara, dünyaca ünlü sanatçıları Ankaralı müzikseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Günümüzün başarılı ve seçkin sanatçılarına ev sahipliği yapan Congresium Ankara, 27 Mart Salı günü efsanevi sanatçı Bobby McFerrin’i ağırlıyor.
Emprovizasyon yeteneği, dört oktavlık ses genişliği ve eşsiz tekniği ile günümüzün en başarılı ve seçkin vokallerinin başında gelen Bobby McFerrin muhteşem performansıyla müzikseverleri büyüleyecek.

McFerrin, caz, pop, R&B, klasik ve dünya müziği gibi farklı tür müzik stillerini bir araya getirerek yarattığı olağanüstü çeşitlilik, sınırları olmayan ve yaratıcı müzik anlayışı ile milyonların kalbinde taht kurdu. Sanatçı konserlerinde yaratıcı enerjisini dinleyicileri ile muhteşem bir şekilde paylaşarak dinleyicilerine olağanüstü bir deneyim yaşatıyor.

Müzik hayatı boyunca pek çok sanatçı ile başarılı çalışmalara imza atan sanatçının, Bach’ın Ave Maria prelüdünü icrasındaki mükemmellik ve Beatles şarkılarına getirdiği eşsiz yorumlar milyonları bir kez kendisine hayran bırakıyor. Çellist Yo-Yo Ma, piyanist Chick Corea ve aktör Robin Williams ile yaptığı çalışmalar, Viyana Filarmoni’yi yönetişi ve Susam Sokağı’ndaki “Muppet Show”a katılımı McFerrin’ın başarılı ve sıra dışı müzik kariyerinin öne çıkan çalışmalarıdır.

Bobby McFerrin’a bu konserde önemli müzisyenlerimizden Kanun üstadı Tahir Aydoğdu ve Neyzen Bilgin Canaz ile Orfeon Oda Korosu eşlik ediyor. Saz üstadlarımız ile eşsiz doğaçlamalara imza atacak olan Sanatçı, Türk Koro Müziğinin başarılı temsilcilerinin başında gelen ve dünyaca ünlü vokal topluluklarından Swingle Singers ve Cantabile ile başarılı konserlere imza atan Orfeon Oda Korosu ile birlikte kendi kompozisyonlarını ve Türk bestelerini yeniden yorumlayacak.

Bu muhteşem konserin biletleri Biletix ve Congresium Bilet Satış Gişesi’nden satışa sunulmuştur.

Congresium Ankara’da Sanat Dolu Günler Devam ediyor…
Ankara’nın dünyaya açılan kapısı, Avrupa’nın sayılı çok amaçlı etkinlik merkezlerinden biri olan Congresium Ankara, kültür-sanat organizasyonlarında da oldukça iddialı. Modern mimarisi ve tüm konforuyla sanatseverleri ağırlamaya hazır olan Gordion Oditoryum, 3.107 kişilik kapasitesi, 1.200 metrekarelik dev sahnesi, en son teknoloji ses-ışık ve audio-visual altyapısı, dev sinema perdesi ve 900 araç kapasiteli otoparkı ile her türlü kültür-sanat performansına ev sahipliği yapabilecek altyapı düşünülerek tasarlandı.

Congresium Ankara ile sanat dolu günler sizleri bekliyor.

Bobby McFerrin
Yer          : Congresium Ankara, Gordion Oditoryum Salonu
Tarih       : 27 Mart 2012 Salı
Saat       : 20:30
Biletler  : Biletix: www.biletix.com.tr
Congresium Gişe: 0312.286 54 61

Yeşilçam Ödülleri bu yıl düzenlenmeyecek

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, (TÜRSAK) ile birlikte 4 yıldır ortaklaşa gerçekleştirdikleri ”Yeşilçam Ödülleri”ni bu yıl düzenlemeyeceklerini söyledi

Ahmet Misbah Demircan, TÜRSAK Vakfı Başkanı Engin Yiğitgil ile Pera Palace Hotel’de düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, sinema sektörünün 4 yıldır düzenledikleri ”Yeşilçam Ödülleri”ni benimsediği için gurur duyduklarını belirtti.

Gelenekselleşen ödüllerin sinema sektörüne çok önemli maddi ve manevi katkı sunduğunu, Yeşilçam ve ve Türk sineması ile ilgili büyük bir farkındalık oluşturduğunu ifade eden Demircan, şunları söyledi:

”Sinema Meslek Birlikleri ile de sürekli bir irtibat halindeydik. Teknik konulardaki itirazlarını dinledik, dikkate aldık. Bu programa paydaş olmalarını kendilerinden teklif ettik. Sinema meslek birlikleri ile toplantılar yaptık. Çok daha etkin, çok daha güçlü ‘Yeşilçam Ödülleri’ üzerinde devam ederken, hiçbir haberimiz olmadan sinema meslek birlikleri bir basın toplantısı düzenledi. Birliğin geliştirdiği projenin detaylarını basından öğrendik.”

Geleneksel Yeşilçam Ödülleri ile ilgisi olmayan başka bir proje açıkladıklarını dile getiren Demircan, şöyle devam etti: ”Hedeflerimiz arasında bulunan akademi oluşumu da, bu toplantı da birlik tarafından kamuoyu ile paylaşıldı. ‘Yeşilçam Akademi Ödülleri’ ile bizim düzenlediğimiz Yeşilçam Ödülleri arasında isim benzerliği dışında bir ilişki olmadığını gördük. Basın toplantısından sonra yaptığımız görüşmede, Yeşilçam Ödülleri’ne katılımları ile ilgili yaptığımız teklifi kabul etmediklerini, kendilerinin yepyeni bir proje yaptıklarını, istersek bu yeni projede yer alabileceğimizi bizimle paylaştılar. Gelenekselleşmiş bir ödül programız varken, aynı amaca hizmet edeceği var sayılan, bizim dışımızda geliştirilen, açıklanan paydaşları arasında olmadığımızı aynı isimli yeni bir ödül programına katılamayacağımızı kendilerine bildirdik.”

YENİ PROJELERLE KATKI ÜRETMEYE DEVAM EDECEKTİR”

Sinema Meslek Birliklerinin akademi düzeyinde bir oluşum içine girmesinin önemli olduğunu ifade eden Demircan, sözlerine şöyle devam etti:

”Bizim amacımız Yeşilçam’dan nostalji değil, değer üretmektir. Sinema endüstrisinin şehrimize, ülkemize ve insanımıza daha fazla katkı sunmasıdır. Yeşilçam Ödülleri bu amaca büyük katkı sundu. Yeşilçam’ın güçlendirilerek yaşatılmasına, Sinema Meslek Birliklerinin de katkı sunmak istemesi memnuniyet vericidir. Yeşilçam Ödülleri’ni 1 yıl süreyle donduruyoruz. Belediyemiz ve paydaşlarımızın ortak kararıyla Sinema Meslek Birliklerinin düzenleyeceği yeni ödüllere şans vermek amacıyla Yeşilçam Ödülleri’ni bu yıl düzenlemeyeceğiz. Sinema Meslek Birliklerinin vereceği ilk ödülleri takip edip, ardından yeni bir değerlendirme yapacağız. Ödüllerin başarılı olmasını diliyoruz.”

“TÜRK SİNEMASINA DESTEK OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

TÜRSAK Vakfı Başkanı Engin Yiğitgil ise kültür ve sanat yaşamının önderlerinin katılımıyla 1991’de kurulan vakfın, 1000’e yakın kurucusu olduğunu kaydetti.

Beyoğlu Belediyesi ile birlikte Türk sinemasının en iyilerinin seçilmesi için yola çıktıklarını dile getiren Yiğitgil, Yeşilçam Ödülleri ile amaçlarının Yeşilçam Sinema Akademisini oluşturmak olduğunu ifade etti.

Yiğitgil, şöyle devam etti: ”Tüm yönetim kurulumuz bu amaca katkı vermekten onur duydu. 4 yıl süresince Türk sinemasının, o yılki en iyisini seçerken ekonomik katkı sağlamak için bazen TÜRSAK olarak, bazen Beyoğlu Belediyesi ile birlikte sponsorluk bulduk. Biz TÜRSAK Vakfı olarak, Türk sinemasına katkı sunmaya, Türk sinemasına genç sinemacılar yetiştirmeye ve kazandırmaya, Türk sinemasına, sinema okullarından mezun olup gelecek öğrencilere destek sunmaya, üreten Yeşilçam film yapımcı, oyuncu, yönetmenlerine ve diğer katmanlarına destek olmaya, yaratıcılarının gelişimine katkı sunmaya devam edeceğiz.”

Altın Portakal Heyecanı Afiş Yarışmasıyla Başlıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın (AKSAV) düzenlediği 49’uncu Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali heyecanı afiş yarışmasıyla başlıyor.

Altın Portakal Heyecanı Afiş Yarışmasıyla Başlıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın (AKSAV) düzenlediği 49’uncu Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali heyecanı afiş yarışmasıyla başlıyor.

– Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın (AKSAV) düzenlediği 49’uncu Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali heyecanı afiş yarışmasıyla başlıyor.

Tanıtım materyallerinde kullanılacak festival afişi yarışmayla belirleniyor. Yarışmanın birincilik ödülü 5 bin, ikincilik ödülü 2 bin, üçüncülük ödülü bin TL olarak belirlendi. Yarışmaya katılmak için son başvuru tarihi 30 Nisan 2012 olarak açıklandı

Birincilik ödülüne değer görülen afiş 49. Festivalin tanıtım materyallerinde kullanılacakken; sergilenmeye değer görülecek afişler ödüllü afişlerle birlikte festival programı kapsamında açılacak sergide sinemaseverlerle buluşturulacak.

GRAFİK SANATINA PORTAKAL DESTEĞİ

Tasarım dünyasında son yıllarda yaşanan ilerlemeye dikkat çeken Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve AKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akaydın, grafik sanatını desteklemek ve genç sanatçıları büyük projelere özendirmek amacıyla Altın Portakal heyecanını afiş yarışmasıyla başlattıklarını bildirdi.

YARIŞMA JÜRİSİ

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali afişinin seçileceği yarışmanın akademisyen, sanatçı ve iletişim uzmanlarından oluşan jürisinde şu isimler yer alıyor:

Ressam -Grafiker, Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kurucu Dek.Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Süleyman Saim Tekcan, Ressam – Grafiker Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Sanatlar Bölüm Başkanı, Prof. Dr. Hasip Bektaş, Akdeniz Reklamcılar Derneği Başkanı, Cihan İşbaşı, Ressam Grafiker, Orkun-Ozan Medya A.Ş. Sahibi Himmet Öcal, Seramik Sanatçısı-AKSAV Yön. Kur. Üyesi Tufan Dağıstanlı, Antalya Büyükşehir Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Akgün Keskin, Sakarya ve

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Merih Taşkaya.

YARIŞMA TÜM GRAFİKERLERE AÇIK

Grafikerler, meslek kuruluşu üyelerine, grafik tasarım / görsel iletişim tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarına; amatör – profesyonel tüm grafikerlere açık olan yarışmaya gönderilen eserlerin kopya edilmemiş, herhangi bir yayın broşür – çalışma kapsamında kullanılmamış; yurt dışında – yurt içinde herhangi bir yarışmaya katılmamış; bir etkinlik kapsamında sergilenmemiş olması gerekiyor.

Dört renkli baskı teknolojisi ile elde edilen renklerin dışına çıkılmadan hazırlanacak afişlerin, 50×70 cm boyutunda dikey ve yatay olarak çalışılması gerekiyor.

Katılımcılar yarışmaya en fazla bir eserle katılabilecek. Yarışmaya katılmayı düşünen sanatçıların yarışma yönetmeliğine www.altinportakal.org.tr/ adresinden ulaşabileceği, katılım formlarını aynı adresten elde edebilecekleri belirtildi.

Mona Lisa Kopyası Müzede :

Leonardo da Vinci’nin ”Mona Lisa” tablosunun, kopyası Madrid’deki Prado Ulusal Müzesi’nde sergilenmeye başlandı.

Dünyanın en ünlü sanat eserlerinden biri olarak bilinen Leonardo da Vinci’nin ”Mona Lisa” tablosunun, usta ressamın stüdyosunda ve onun bir öğrencisi tarafından yapıldığı ortaya çıkarılan kopyası Madrid’deki Prado Ulusal Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. İlk defa basının ve halkın karşısına çıkartılan tablo, 13 Mart’a kadar Prado’da sergilendikten sonra, 29 Mart-25 Haziran arasında ”Leonardo da Vinci’nin son eseri. Azize Ana” adlı sergi kapsamında Fransa’daki Louvre Müzesi’ne taşınacak. İtalyan ressamın ünlü tablosunun kopyası 14 yıldır Prado Müzesi’nin duvarlarında olmasına rağmen bu zamana kadar sıradan bir kopya olarak biliniyordu. Louvre Müzesi’nde açılacak Leonardo da Vinci ile ilgili sergi dolayısıyla 2 yıl önce araştırma yapan teknik bir heyet, kopya tablonun arkasındaki siyah fonun altındaki peyzajın farkına varınca yapılan restorasyon çalışmalarıyla kopyanın orijinali ortaya çıkarıldı.

Prado Ulusal Müzesi’nin Araştırma ve Koruma Bölüm Müdürü Gabriele Finaldi, ”Bu eserin değeri, orijinali ile aynı anda ve aynı stüdyoda yapılmış olması”

Kaynaklar :  milliyet.com.tr

                             sabah.com.tr

                             A.A.

Flamenkonun efsane gitaristi PACO DE LUCIA 29 Kasım’da İş Sanat’ta! Biletler 22 Eylül’de Şatışta!

http://web03.biletix.com/etkinlik/MLIS8/ISTANBUL/tr

Paco De Lucia Hakkında

Paco De Lucia (Francisco Sanchez Gomez ) 1947 yılında dünyaya geldi. Babası Antonio ve abisi Ramon’dan henüz beş yaşında iken gitar dersleri almaya başlayan sanatçı, Nino Ricardo, Miguel Borrull gibi ustalardan ders alarak kendini yetiştirmeye başladı. İlk kez 11 yaşında sahneye çıkan Paco De Lucia 1959 yılında festivallere katılmaya ve ödüller almaya başladı.

Ailesi Madrid’e taşınınca Jose Greco’nun grubuna gitarist olarak katılan sanatçı 1963 yılında henüz 16 yaşındayken yurtdışında turnelere çıkmaya başladı. 1965 yılında Ricardo Modrego’yla iki albüm kaydeden sanatçı babasının açtığı flamenko kulübünde büyük isimlerle yanyana gelmeye başladı. Caz saksafon ustası Pedro Iturralde ile flamenko ve caz açılımları yakalamaya başlayan sanatçı 1967 yılında Festival Flamenco Gitano grubuyla turneye çıkarken ilk solo albümünü kaydetmiş oldu.

1969 yılında “Fantasia Flamenca” albümünü kaydeden Paco De Lucia 22 yaşındayken kendi tarzını ortaya koyuyordu. 70′lere imzasını attığı gitar resitalleriyle şöhreti tartışılmaz hale gelen sanatçı, 1973 yılında çıkardığı albümü “Fuente y Caudal”de kendisini dünyaca ünlü hale getiren ilk önemli şarkısı “Entre dos Aguas”ı kaydetmişti.

1981 yılında kendi grubunu kuran sanatçı vokallerde Pepe de Lucia ile tüm dünyada büyük bir ilgi görüyordu. 1982 yılından itibaren piyanist Chick Corea ile işbirliği yapmaya başlayan sanatçı, caz sanatçılarıyla flamenko’da yepyeni bir sayfa açıyordu.

1986 yılında tekrar solo çalışmalara dönen sanatçı, J.M Bandera ve J.M Canizares ile 1990 yılına kadar trio olarak devam etti. 1987 yılında Siroco adlı albümünü yayınlayan Paco De Lucia, 1990 yılında tekrar grubuyla biraraya geldi ve Chick Corea ile işbirliği yaptı.

Gitarist John McLaughlin, Larry Coryell ve Al Di Meola gibi caz dünyasının ünlü isimleriyle birlikte konser ve kayıtları olan dev sanatçı, Rodrigo’nun Concierto de Aranjuez’inde klasik müziği Flamenko ile biraraya getirmiştir. 1996 yılında 13 yıldır tanıştığı Al di Meola ve John McLaughlin’le beraber “The Guitar Trio” albümlerini kaydetmiştir. 2 yıl sonra annesine ithafen ‘Luzia’ albümünü yayınlayan sanatçı yepyeni grubuyla dünya turnesine çıkmıştır.

Carlos Saura’nın Carmen’i, Borau’nun La Sabina’sı gibi sinema filmlerinin müziklerine imza atan sanatçı, ünlü Los Tarantos balesinin kayıtlarını gerçekleştirerek İspanya’da hafızalara kazınmıştır.

23 Mart 2007 tarihinde Cadiz Üniversitesi Paco de Lucia’ya müzikal ve kültürel katkılarından dolayı fahri doktora vermiştir.

Sanatçı yepyeni albümünü kaydederken, 2011’de büyük bir dünya turnesine çıkıyor.

Paco de Lucia hakkında daha fazla bilgi, görsel ve röportaj istekleri için;
Pasion Turca Basın Sorumlusu: Cenk Erdem cenk@pasionturca.net – 0212 2744348-0533 499 41 49