Yazılar

Her yıl kadınların deneyimlerini, ürettiklerini ve düşlerini sinemayla, yine sinemada paylaşan Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 14. yolculuğunda “Kadın Dayanışması Yaşatır” diyor. Bu yıl festival programında 30 dilden 70’i aşkın film yer alıyor.

Festival bu yıl da yeryüzünün dört bir yanından kadınları, umutsuzluktan umut çıkaran filmleri ve atölye, panel, söyleşi gibi etkinliklerle sözlerini buluşturacak. Festivalde her yıl yer alan Kadınların Sineması, Kendine Ait Bir Cüzdan ve Cins-Cinsiyet-Cinsiyetler gibi bölümlere ek olarak bu yıl Kadın Dayanışması Yaşatır, ♀ Video-Art Seçkisi, Kadınlar Vardırbölümleri yer alıyor. Ve toplu gösterimler: Fas’tan İran’a uzanan coğrafyadan kadınların perde alacağı Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da Kadınların Sineması Toplu Gösterimi ve Chantal Akerman Toplu Gösterimi: Chantal Hakkında Her Şey.

TOPLU GÖSTERİM: CHANTAL AKERMAN
“CHANTAL HAKKINDA HER ŞEY”

Festival bu yıl toplu gösterimlerinden birini 5 Ekim 2015 günü aramızdan ayrılan, feminist sinemanın ustalarından Belçikalı yönetmen Chantal Akerman’a ayırıyor. İstanbul Modern işbirliği ile yapılan Chantal Akerman toplu gösterimi Chantal Hakkında Her Şey, yönetmenin Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en geniş retrospektifi. 15 yaşındayken Jean Luc Godard’ın Pierrot le Fou filmini izledikten sonra sinema yapmaya karar veren Chantal Akerman feminist sinemanın köşe taşı olacak filmlere imza attı. “İnsanlar benim feminist bir yönetmen olduğumu söylediklerinde, onlara bir kadın olduğumu ve aynı zamanda filmler yaptığımı söylüyorum” diyen Chantal Akerman “annesinin anlatamadıklarını anlatmak” üzere 42 film yaptı.

Chantal Akerman, henüz 18 yaşındayken yaptığı ilk filmi Patlat Şehri / Saute Ma Ville ile kadınlara dayatılan kimlik ve mekanların uçuculuğunu, Jeanne Dielman ile bir kadının rutin içi mesaisinde “cinayetle yemek pişirmenin aynı dehşete sahip olabileceğini”, kişisel olanın politik olduğunu gösterdi.

Programda, bir anne kızın birlikte var olma mücadelesini anlattığı Yarın Taşınıyoruz /Tomorrow We Move, annesiyle olan ilişkisini anlattığı No Home Movie, son kurmaca filmi Budala Almayer / Almayer’s Folly, Proust’tan uyarladığı Tutsak / La Captive’in de içinde bulunduğu 15 Chantal Akerman filmi izleyiciyle buluşacak.

FİLMMOR’UN DAYANIŞMA “ÖDÜLÜ”: MOR KAMERA

Kadınların edilgen, geleneksel, cinsiyetçi olmayan temsillerine, öznelik, öznellik, direnç, eylem ve düşlerine alan açan ilk film/lere verilen bir dayanışma ödülü olan; Mor Kamera Umut Veren Kadın Sinemacı Ödülü festival açılışında açıklanacak.

8. ALTIN BAMYA ÖDÜLLERİ

Türkiye sinemasındaki cinsiyetçiliğe dikkat çekmek amacıyla verilen Altın Bamya anti-ödülleri. 8. kez sahiplerini bulacak ve “Gelecek yıllarda ödül verecek aday bulamamak dileğiyle” yola çıkılan Altın Bamya Ödülleri’ni www.altinbamya.org adresinden bu yıl internet üzerinden oylayarak izleyiciler belirleyecek.

FİLMMOR FESTİVAL KARTI

Festivalin İstanbul mekanlarından Pera Müzesi ve İstanbul Modern’deki filmler 10 TL’lik biletler yanında tüm salonlar ve film gösterimlerinde geçerli olan 50TL’lik Filmmor Festival Kartı ile; diğer şehirlerdeki tüm gösterimler ücretsiz olarak izlenebilecek.

14. YILDA 7 ŞEHİRDE

12-20 Mart’ta İstanbul’da Pera Müzesi, İtalyan Kültür Merkezi, Aynalı Geçit ve İstanbul Modern’de sinemaseverlerle buluşacak olan festival, İstanbul’un ardından 26-27 Mart tarihlerinde Hatay’da olacak. 2-3 Nisan’da Adana’ya, 9-10 Nisan’da Bodrum’a, 16-17 Nisan’da Mardin’e, 23-24 Nisan’da İzmir’e gidecek festivalin yolculuğu 29-30 Nisan’da Van’da sona erecek. 14. Filmmor Kadın Filmleri Festivali, 12 Mart’tan itibaren 7 şehre, dayanışmayla yaşamak ve yaşatmak dileğiyle geliyor.

14-filmmor-kadin-filmleri-festivali-geliyor,-5HQExcOiEiDhHAgEn88Sw

Zaman zaman yayınladığımız aforizmalara bir yeni birini daha dahil ediyoruz. Sıradaki aforizmalar Fyodor Mihayloviç Dostoyevski£ye ait. İyi okumalar…

Not: Herzaman olduğu gibi Yazarımız hakkında bilgiyi Aforizmalardan sonra bulabilirsiniz.

Dostoyevsk

*    Başkaları için kendinizi unutun, o zaman sizi de hatırlayacaklardır.
*    Bazen susarsın. Yenilmiş eksik ve yaramaz sanırlar seni. Unutma, susan bilir ki konuştuğu zaman kimse kaldıramaz..
*    Sadece hayat veren değil, hayat verip hak eden, baba adını taşıyabilir.
*    Çocuk, dünyanın en büyük saadetidir.
*    İnsanoğlu çok derin bir varlıktır.Ben tanrı olsaydım bu kadar derin yaratmazdım.
*    Evlenme-boşanma işi sırf kadınların elinde olsaydı, bir tek nikah sağlam kalmazdı.
*    Kadın, her şeyi gören gözü bile aldatır.
*    Kalbi olup da aklı olmayan bir kadın, aklı olup da kalbi olmayan bir kadın kadar mutsuzdur.
*    Herkesin yolu ayrı.
*    Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur.
*    Bu dünyadaki en zor şey, kendi kendine sadık kalmaktır.
*    Sevgi her zaman karşılık görür, kin de.
*    Sevgi ile kin kalpte uzun süre barınamaz.
*    İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır.
*    Eğer sen, başkalarından kendine saygı beklersen bu onlar için büyük bir şeydir.Sadece kendine saygı duyabilirsen diğerleri de sana saygı duymaya mecbur kalır.(1861)
*    Baş kaldıranları her zaman yenecek üç güç vardır yeryüzünde bunlar; mucize, sır ve otoritedir. (Karamazov Kardeşler, 1880)
*    Acıda hazların en tatlısı saklıdır.
*    Bence, şeytan diye bir şey gerçekte yoksa, kişioğlu uydurmuşsa onu, kendine bakarak, kendisini örnek alarak uydurmuştur. (Karamazov Kardeşler, 1880)
*    Yeni bir adım atma, yeni bir kelime söyleme, insanların en fazla korktuğudur.(Suç ve Ceza, 1866)
*    Bir insanın en iyi tarifi iki ayaklı ve nankör olmasıdır.
*    Bir insanın hayatının ikinci yarısı, ilk yarıda kazanılan alışkanlıkların sürdürülmesinden ibarettir.
*    Ben hasta bir adamım… Gösterişsiz, içi hınçla dolu bir adamım ben. Sanıyorum, karaciğerimden hastayım. Doğrusunu isterseniz, ne hastalığımdan anladığım var, ne de neremin ağrıdığını tam olarak biliyorum.(Yeraltından Notlar, 1864)
*    Bir ağacın önünden onu sevmeden, onun var oluşundan mutluluk duymadan geçilebileceğini aklım almıyor.
*    Tanrı olmasaydı her şey mûbah olurdu.
*    Rus’u kazıyın, altından kesinlikle Kazak çıkar.
*    İnsanın yalnızca mutluluğa değil ,mutsuzluğa da ihtiyacı vardır.Mutluluk kadar mutsuzluk da gereklidir.
*    Ancak acı çekerek kendimizi bulabiliriz.
*    Aşk olduktan sonra saadetsiz yaşanabilir.
*    İnsanın aklı çoğaldıkça can sıkıntısı artar.
*    Yeryüzünde tek bir çocuk dahi acı çekiyorsa , Tanrı yoktur !

Dostoyevsk kimdir?

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский, (d: 11 Kasım 1821, Jülyen: 30 Ekim, Moskova – ö: 9 Şubat 1881, Jülyen: 28 Ocak, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı.

Çocukluğu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Petersburg’taki Mühendis Okulu’na girdi. Babasının ölüm haberini burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü’ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı.[1] Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski’nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski’nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı.

1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapisanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi içinSibirya’da bulunan Omsk Cezaevi’ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg’a yerleşti.

Petersburg’a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı.1862’de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumaranelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasından yürüdü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski’nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi.

Hayatı

dostoyeveskii gençlik

Çocukluğu ve Gençliği :  

Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski’nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova’da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi’nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova’nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski’nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı.

Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova’da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu’na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için “Ateş Fedya” lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg’ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839’daki ani ölümünü burada öğrendi.

Eşinin ölümünden sonra kendisini içkiye daha çok veren babası Mikhail bu olayın ardından sahibi olduğu toprağa çekilmişti. Mikhail’in ölümünün sebebi tam olarak bilinmiyor. İddialardan biri, eşinin ölümünden sonra toprağına çekilen Mikhail’in buradaki köylülere çok kötü davrandığı ve onun kötülüklerine katlanamayan köy halkının en sonunda onu öldürdüğüdür. Bir başka iddia da Mikhail’in tamamen doğal sebeplerden öldüğüdür. Babasının ölümünü Petersburg’ta haber alan Dostoyevski, onun ölümünü istediği düşüncesi yüzünden depresyona girdi. Sara nöbetlerinin ilkini hayatının bu evresinde geçirmeye başladı. Petersburg Mühendis Okulu’ndaki öğrenimini başarıyla bitirerek, asteğmen rütbesiyle Petersburg’taki İstihkâm Müdürlüğü’nde göreve verildi. Ancak bu görevi bir yıl sürdürebildi. Askerlikten nefret eden Dostoyevski görevinden istifa ederek yazarlığa başladı.

İlk yazarlık dönemi

Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski’nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı.[2] Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski’ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. ŞairNikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında “Yeni bir Gogol doğdu” diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti.

1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski’nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi.

Sibirya’ya sürgün

Dostoyevski, 23 Nisan 1849 tarihinde devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiasıyla sekiz arkadaşı ve ağabeyi ile birlikte tutuklandı. Ölüm cezasına çarptırılan Dostoyevski, sekiz ay hapisanede yattıktan sonra diğer dokuz komplocu ile idam edilecekleri yere götürüldü. Tam kurşuna dizilmek üzerelerken af kararı çıktı. İdam cezası, dört yıl kürek ve altı yıl adî hapis cezasına dönüştürüldü. Sibirya’daki Omsk Kalesi’ne sürüldü. Suç ve ceza kavramları ile en yoğun şekilde burada tanıştı.Kürek mahkûmu olduğu süre içinde, kolları damgalandı, kafası tıraş edildi ve taş kırdı. Sara nöbetleri yüzünden birçok kere hastaneye kaldırıldı. Burada geçirdiği yıllar İncil’i ve mahkûmlardaki gönül zenginliğini keşfetmesine olanak sağladı.

Sürgünde geçirdiği dört senenin ardından 1854 yılında kürek cezasından kurtularak er rütbesi ile kışla hizmetine verildi. Semipalatinsk’te zorunlu ikamete mahkûm edildi. Burada bulunan Alayın Yedinci Hat Taburunda beş yıl görev yaptı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılınınŞubat ayında, veremli ve dul Maria Dmitrievna Isayeva ile, subay kocasının ölümünden sonra evlendi. Dostoyevski, Isayeva ile ona acıdığı için evlendi.

İkinci yazarlık dönemi

Dostoyevski - 1863

Dostoyevski – 1863

1859’da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonraPetersburg’a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığıAvrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski,Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz (İgrok) adlı yapıtları1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza‘yı 1858 yılında Semipalatinsk’te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya’dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail’e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında

“Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır. “diye yazdı.

Dostoyevski'nin ikinci eşi Anna

Dostoyevski’nin ikinci eşi Anna

Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov’un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza‘yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski’nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870,  Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi.[9] Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875’te Delikanlı (Podrostok), 1876’da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya) ve 1879’da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler‘de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov’dan ilham aldı  Zosima ve Alyosha’nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı.1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 28 Ocak 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için 31 Ocak 1881 tarihinde yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü.[

Temalar

Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar‘dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti.[11]

Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya “Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim” diye açıklamıştı. Ecinniler‘de Stavrogin’i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı.

Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, “Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu” diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov’un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski’nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı.

Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler‘de bulunan temanın Ebedî Koca‘da, Ecinniler‘de ve Karamozov Kardeşler‘da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski’nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti.

Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını vesiyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill’in ekonomik refah için biresel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov’un ağzından eleştirdi.

Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı’dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.

Eserleri

Fyodor-Dostoyevski

Romanlar

  • (1846) Bednye lyudi (Бедные люди); Türkçe yayım adı: İnsancıklar
  • (1846) Dvojnik (Двойник. Петербургская поэма); Türkçe yayım adı: “Öteki”
  • (1849) Netochka Nezvanova (Неточка Незванова); Türkçe yayım adı: Netochka Nezvanova
  • (1861) Unizhennye i oskorblennye (Униженные и оскорбленные); Türkçe yayım adı: Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
  • (1862) Zapiski iz mertvogo doma (Записки из мертвого дома); Türkçe yayım adı: Ölüler Evinden Anılar
  • (1864) Zapiski iz podpolya (Записки из подполья); Türkçe yayım adı: Yeraltından Notlar
  • (1866) Prestuplenie i nakazanie (Преступление и наказание); Türkçe yayım adı: Suç ve Ceza
  • (1867) Igrok (Игрок); Türkçe yayım adı: Kumarbaz
  • (1869) Idiot (Идиот); Türkçe yayım adı: Budala
  • (1872) Besy (Бесы); Türkçe yayım adı: Ecinniler
  • (1875) Podrostok (Подросток); Türkçe yayım adı: Delikanlı
  • (1881) Brat’ya Karamazovy (Братья Карамазовы); Türkçe yayım adı: Karamazov Kardeşler

Kısa Öyküler

  • (1847) Roman v devyati pis’mah (Роман в девяти письмах); Türkçe yayım adı: Dokuz Mektupları Romanı
  • (1847) “Gospodin Prokharchin” (Господин Прохарчин); Türkçe yayım adı: “Mr. Prokharçin”
  • (1847) “Hozyajka” (Хозяйка); Türkçe yayım adı: “Ev Sahibesi”
  • (1848) “Polzunkov” (Ползунков); Türkçe yayım adı: “Polzunkov”
  • (1848) “Slaboe serdze” (Слабое сердце); Türkçe yayım adı: “Bir Yufka Yürekli”
  • (1848) “Chuzhaya zhena i muzh pod krovat’yu” (Чужая жена и муж под кроватью); Türkçe yayım adı: “The Jealous Husband” Kıskanç Koca
  • (1848) “Chestnyj vor” (Честный вор); Türkçe yayım adı: “An Honest Thief” Namuslu Bir Hırsız
  • (1848) “Elka i svad’ba” (Елка и свадьба); Türkçe yayım adı: “A Christmas Tree and a Wedding” Bir Noel Ağacı Ve Düğün
  • (1848) Belye nochi (Белые ночи); Türkçe yayım adı: Beyaz Geceler
  • (1857) “Malen’kij geroj” (Маленький герой); Türkçe yayım adı: “Küçük Kahraman”
  • (1859) “Dyadyushkin son” (Дядюшкин сон); Türkçe yayım adı: “Amcanın Rüyası”
  • (1859) Selo Stepanchikovo i ego obitateli (Село Степанчиково и его обитатели); Türkçe yayım adı: Stepançikovo Köyü
  • (1862) “Skvernyj anekdot” (Скверный анекдот); Türkçe yayım adı: “Tatsız Bir Olay”
  • (1865) “Krokodil” (Крокодил); Türkçe yayım adı: “Timsah”
  • (1870) “Vechnyj muzh” (Вечный муж); Türkçe yayım adı: “Ebedi Koca”
  • (1873) “Bobok” (Бобок); Türkçe yayım adı: “Bobok”
  • (1876) “Krotkaja” (Кроткая); Türkçe yayım adı: “Uysal Bir Ruh”
  • (1876) “Muzhik Marej” (Мужик Марей); Türkçe yayım adı:Köylü Marey
  • (1876) “Mal’chik u Hrista na elke” (Мальчик у Христа на елке); Türkçe yayım adı: Mesih’in Noel ağacı Boy de
  • (1877) “Son smeshnogo cheloveka” (Сон смешного человека); Türkçe yayım adı: “Bir Adamın Düşü”

Kurgusal olmayan eserler

  • Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları (1863)
  • Bir Yazarın Günlüğü (Дневник писателя) (1873–1881)

 

 

Kayaklar : Wikipedia.org

                    narteks.net

 

Bir düredir aforizmları yayanlamaya başladık. Bugün sıra Buddha’nın Bakalım Gautama Buddha neler söylemiş. Elbette Aforizmaların ardından ‘Buddha Kimdir?’sorusunun cevabını bulabileceksiniz.

buddha

 

*    Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk
*    Kendine bir ışık ol, kendi hakikatının içine doğru tut.
*    İnsanlar arasında nehri geçip karşı kıyıya ulaşan azdır. Büyük bir çoğunluk nehrin kıyısında bir aşağı bir yukarı doğru koşup durur.
*    Formlar, benlik/ruh değildir; algılama benlik değildir, kavrayışlar benlik değildir, mental oluşumlar ve hisler de “ben” değildir, hiçbiri “ben”/”ruh” değildir, bunların hepsi değişime tabiidir ve kalıcı değildir.
*    Nedensellik, etkileşim, koşullar ve ayırt edici algılama…Dört büyük element bunlardandır.
*    Fiziksel objelerin aslında kendilerinden gerçekliklerinin olmadığını öğretiyorum, bunların ancak zihnin ürünleri olduğunu söylüyorum, aslında hepsi bir hayaldir. Bunların duyularla algılandığı ve ayırt edildiği doğrudur fakat aslında diğer yandan hiçbirinin kendiliğinden kendi doğaları, gerçeklikleri yoktur. Onlar gerçekte görülmüyorlar ama zihin tarafından ‘tasarımlanıyorlar’. Bir bakıma kavranabiliyorlar ama bir bakıma da gerçekte kavranamıyorlar.
*    Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir bu ölümsüz kanundur.
*    Öfkeyi sevgiyle, kötülüğü iyilikle yen. Açgözlülüğü cömertlikle, yalanı gerçekle yen.
*    Hınca hınçla cevap verilirse, hınç ortadan kalkar mı?
*    Uykuda yaşayan insanı uyandırmak için belirli şartların yerine getirilmesi gerekir. Belirli şartlar sağlanamazsa farkındalık oluşmaz.
*    İnsan isimlere, formlara ve maddesel dünyaya bağlanır ve onların zihnin bir yanılsaması olduğunu, zihinde oluştuğunu unutur ve hata yapar böylece zihnin özgürlüğü engellenmiş olur.
*    Bizim olan her şey düşüncelerimiz sonucundadır. Düşüncelerimizde kurulur,düşüncelerimizde oluşur. Eğer bir kimse kötü düşünceyle konuşur ya da davranırsa onu tıpkı tekerleğin kağnı çeken bir öküzü izlemesi gibi, acı izler.
*    Nedensellikler, zerreler, en küçük şeyler, madde, fiziksellikler hepsi gerçekte zihinde oluşan, zihnin oluşturduğu şeylerdir.
*    Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Kendi kendinize ışık olun.
*    Bir şeye sırf kulaktan duydunuz diye körü körüne inanmayın, birkaç kuşaktan beri itibar görüyorlar diye, geleneklerin de doğru olduğuna inanmayın. Sırf hocalarınızın ya da rahiplerin otoritesine dayanıyor diye hiçbir şeye inanmayın. Ancak bizzat hissettiğiniz, denediğiniz ve doğru olarak kabul ettiğiniz, kendinizin ve başkalarının hayrına olan şeylere inanın ve tutumunuzu onlara uydurun.
*    Bu dünyayı bir hava kabarcığı bir serap gibi düşün. Dünyayı böyle gören kişiyi ölüm görmez.
*    Damı basit yapılmış bir eve yağmur dolması gibi, derin düşünmeyen beyine de tutku öyle dolar.
*    Derin düşünen bilge kişinin tek bir günlük yaşamı, bilgisiz ve kontrolsüz kişinin bütün bir yaşamından daha değerlidir.
*    Nasıl ki okçu okların düz olmasına özen gösterir,usta da dağınık düşüncelerini öyle toparlayıp yönlendirir.
*    Kimse ‘nasıl olsa bana zararı dokunmaz’ diyerek küçücük de olsa kötülük düşünmesin. Su damlalarının damlaya damlaya su kabını doldurması gibi, budala kimse de azar azar toplayarak kendini kötülükle doldurur.
*    Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.
*    Bizden nefret edenlerden nefret etmeden yaşayalım. Gelin, bizden nefret edenler arasında nefretten kurtulmuş olarak yaşayalım.
*    Sağlık en büyük hediyedir, doyumluluk en büyük zenginlik, güven en iyi akrabalıktır. Nirvana ise en büyük mutluluk.
*    Başkalarının kusurları kolayca görülür ama kendi kusurumuz görülmez; kişi komşusunun kusurlarını ayıklar bulur, kendi kusurlarını ise kumarda hile ile zar saklar gibi saklar.

budha heykeli
*    Yaşayan varlıkların hepsi; zayıf, güçlü, uzun, kısa, büyük, orta veya küçük görünen, görünmeyen; doğmuş olan veya doğmakta olan, hepsi mutlu olsun! Kimse kimseyi aldatmasın, kimse kimseyi küçümsemesin, kimse kimseye öfke ile darılma ile zarar vermek istemesin.
*    Geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan, şu an kim olduğuna bak. Kim olacağını bilmek istiyorsan, ne yaptığına bak.
*    Aklınla ve sağlıklı zihninle uzlaşmıyorsa hiçbir şeye inanma, onu ben demiş olsam bile.
*    Kin taşımak yanan bir kömür parçasını başkasına atmak için eline almak gibidir. Sadece kendini yakarsın.
*    Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.
*    Övmek veya yermek bilge kişinin dengesini bozamaz.
*    Bir derdin varsa, derman bulmaya çalış; bulamıyorsan da, onu dert etme.
*    Buddha denizinin kıyıları yoktur.
*    Bu dünyayı yaratan, zihninizdir.
*    Ne anne, ne baba ne de herhangi bir akraba insana iyi yönetilen bir akıldan daha fazla yararlı olabilir.
*    Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.
*    Bütün biçimler gerçek dışıdır, bunu idrak edebilen kişi acılara tepki vermez; işte bu saflık yoludur.
*    Varlığın öteki kıyısına vardığında önce, sonra ve ortada olandan vazgeç.
*    Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.
*    İnsan hayatı aslında acılardan ibarettir; bu acıların sebebi bencil ve doymak bilmez isteklerdir; insanın bencilliği ve istekleri sona erdirilebilir; sonuçta bütün bu doymak bilmez arzu ve iştah ortadan kaldırıldığında, ulaşılan durum nirvana olarak adlandırılır. Bencillik ve isteklerden kaçışın yöntemi, “Sekiz Katlı Asil Yol” diye adlandırılır: Doğru görüş, doğru niyet, doğru konuşma, doğru hareket, doğru geçim kaynağı, doğru çaba, doğru düşünme ve doğru meditasyon.

Kaynak : narteks.net

Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Zeynep Üçbaşaran ‘Mozart ve Liszt ile Opera” konseri izlenebilir.

SERGİ

İSTANBUL

■ Saim Bugay anısına “Hayvan” isimli karma kukla sergi 26 Şubat’a kadar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire binasında.

■ Alper Bıçaklıoğlu’nun “Yasal Sokak” isimli sergisi 7-28 Şubat tarihleri arası Mabeyn Gallery’de. (0 212 261 6060)

■ What I Love isimli karma sergi 7 Şubat – 21 Mart tarihleri arası Borusan Müzik Evi’nde. (0 212 261 6060)

■ Ahmet Elhan – Esat Tekand’ın “Kıskançlıklar” isimli sergisi 7 Şubat – 7 Mart tarihleri arası 44A Sanat Galerisi’nde. (0 212 233 33 80)

■ Alp Klanten’in “ALP” isimli sergisi 7 Şubat – 20 Mart tarihleri arası Maçka Sanat Galerisi’nde. (0 212 240 80 23)

■ Ebru Döşekçi’nin “Hatırla” isimli sergisi 7 Şubat – 7 Mart tarihleri arası MERKUR’de. (0 212 225 37 37)

■ Kış Karma Sergisi 7 Şubat – 6 Mart tarihleri arası Evin Sanat Galerisi’nde. (0 212 265 81 58)

■ Yusuf Tuvi – Birol Üzmez’in “Oteller Sokağı” isimli fotoğraf sergisi 8 – 29 Şubat tarihleri arası Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0 212 249 01 50)

■ Ali Kabaş’ın “üçücü göz” isimli sergisi 8 Şubat – 3 Mart tarihleri arası Pg Art Gallery’de. (0 212 252 80 00)

■ Ebru Döşekçi’nin “Hatırla” isimli sergisi 8 Şubat – 7 Mart tarihleri arası MERKUR’de. (0212 225 37 37)

■ O Zamanlar Konuşuyorduk isimli sergi 8 Şubat – 22 Nisan tarihleri arası SALT Galata’da. (0212 334 22 00)

■ Remzi Raşa’nın “Yalnızlığı Seçmek” isimli retrospektif sergisi 8 Şubat – 15 Mart tarihleri arası santralistanbul’da. (0212 334 22 00)

■ No 1 isimli karma sergi 8 Şubat – 28 Nisan tarihleri arası Nesrin Esirtgen Collection’da.

■ Cemre Demirgiller, Kadir Tavaz, Sesil Kalaycıyan, Yeliz Cantekin’in “Gençler” isimli heykel sergisi 9 Şubat – 3 Mart tarihleri arası Artisan’da. (0212 247 9081)

■ Murat Durusoy’un “Seyir” isimli sergisi 9 Şubat – 17 Mart tarihleri arası C.A.M Galeri’de. (0212 245 79 75)

■ Hüseyin Rüstemoğlu’nun “Büyütmeyen Masallar” isimli sergisi 9 -24 Şubat tarihleri arası Galeriartist Çukurcuma’da. (0212 251 91 63)

■ İsmail Acar’ın “Aşk” isimli retrospektif sergisi 9 Şubat – 28 Mart tarihleri arası Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde. (0212 326 46 46)

■ Van Gogh Alive isimli sergi 10 Şubat – 15 Mayıs tarihleri arası Karaköy Antrepo 3’te.

■ Yontu Dünyamızdan 7 sergisi 11 Şubat – 6 Mart tarihleri arası Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 38 51)

■ Kainat Barkan P., Orhan GÜREL’in sergisi 11 Şubat – 2 Mart tarihleri arası Bakraç Sanat Galerisi’nde. (216 – 362 18 26)

■ Abdullah Kırbaş’ın Kuşbakışı Muğla Fotoğraf Sergisi 11 – 17 Şubat tarihleri arası Çemberlitaş Basın Müzesi’nde.

■ Pınar Du Pre’nin “Devam Ettiği Sürece Güzeldi” sergisi 7 Şubat’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Ebru Uygun’un “In Time in Rhythm” sergisi 7 Şubat’a kadar Dirimart’ta. (0 212 291 34 34)

■ Döngüsel Yansımalar isimli karma sergi 8 Şubat’a kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)

■ Cenk Akaltun’un “Suda Yaratılışlar” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212) 251 91 63)

■ Şaziye Erel ve Atölye Baraka 15’in karma sergisi 8 Şubat’a kadar Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi’nde.

■ Jale Çelik’in sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist’te. (0212 227 6852)

■ Sema Öcal ’ın “Kimsecik” başlıklı sergisi 9 Şubat’a kadar Galeri Espas’da. (02122277017)

■ Sefer Öztürk’ün keçe ve resim sergisi 10 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (216 – 362 18 26)

■ A. Halim Kulaksız’ın “Döngü” isimli sergisi 11 Şubat’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)

■ Cemil Güç’ün “Elma” isimli heykel sergisi 11 Şubat’a kadar Galeri Selvin’de.

■ Ahmet Sel’in “Oryantal İllüzyonlar” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Pi Artworks Galatasaray’da. (0212 2454087)

■ Sami Solmaz’ın “Adalılar” adlı fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Beyoğlu Sismanoglio Megaro (Şişmanoğlu) Binası’nda. (212 219 29 71)

■ Erdinç Babat’ın “Müşkülpesent” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Cep Sanat Galerisi’nde. (0212 292 00 38)

■ Ahmet Merey’in “Serbest Tırmanış” isimli sergisi 12 Şubat’a kadar ART SUİTES Gallery’de.(0 212 251 5561)

■ İbrahim Balaban’ın “Balabanizm” isimli sergisi 14 Şubat’a kadar International Art Center’da. (0 216 310 83 94)

■ Aradığın Şeyin ta Kendisi isimli karma sergi 15 Şubat’a kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 04 58)

■ Hülya Düzenli’nin “Ortak Bir Acı” isimli sergisi 15 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 212 232 38 13)

■ Yeni İşler isimli sergi 15 Şubat’a kadar Kare Sanat Galerisi’nde. (0212 240 44 48)

■ Züleyha Akbaş’ın sergisi 17 Şubat’a kadar Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde.

■ Asija Radaviciene’nin sergisi 17 Şubat’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 227 92 74)

■ Ertuğrul Ateş’in sergisi 18 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Buğra Erol’un “Gri” isimli sergisi 18 Şubat’a kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Sevim Çizer, Zehra Çobanlı, Meltem Kaya Erti, Candan Güngör ve Sibel Sevim’in seramik sergisi 18 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)

■ Georgios Maroudas’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde. (0212-438 63 50 )

■ İkametgâh Kadıköy isimli karma sergi 19 Şubat’a kadar KargART, Hush Galeri, Piha Kolektif Sanat, Asfalt Art Gallery’de. (0216 337 15 13)

■ Sabri Berkel’in “Etütler” isimli sergisi 21 Şubat’a kadar GaleriFe’de. (0 216 368 03 78)

■ Ferda Pulhan’ın sergisi 21 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0 212 225 23 37)

■ Tolga Boztoprak’ın “Mekânsızlar” sergisi 21 Şubat’a kadar Bindallı Sanatevi’nde. (0 212 252 79 66)

■ Semra Taşdemir’in “Çizgilerin Ötesinde II” sergisi 21 Şubat’a kadar NİŞ Galeri’de. (0 212232 88 48)

■ Sevgililere Çizgiler ve Renkler başlıklı karma sergi 23 Şubat’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Karlı Oda 2 başlıklı karma resim sergisi 24 Şubat’a kadar Galeri Oda’da. (0 212 259 22 08)

■ Elvan Alpay’ın “Kirpi” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Tunca Subaşı’nın “Kalıntı” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)

■ Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun “Kâğıt Üzerinde Gezinti” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar füsuninanartgallery’de. (0212 232 40 49)

■ Aslımay Altay Göney ’in “İstif” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Apel’de.

■ Michael Snow’un “Solosnow” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Sezgin Sander’in “Yeniden Görmek” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Ayşe Takı Galerisi’nde. (0212 343 21 54)

■ Özcan Ağaoğlu’nun “İranabak” isimli fotoğraf sergisi 25 Şubat’a kadar DEPO’da. (0212 292 39 56)

■ Salvador Dali’nin “İlahi Komedya”, “Gala ile Akşam Yemeği”, “Sürrealizm İzleri” adlı üç ayrı başlıktaki eserlerinden oluşan sergi 26 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane – i Amire’de.

■ Gogi Çagelişvili’nin sergisi 26 Şubat’a kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 252 68 12)

■ Berna Erkün’ün “Yakın Uçtuk Uzaktık, Uzaktık Yakın Geçtik” adlı sergisi 26 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0216 385 12 03)

■ Selçuk Erez Fotoğraf Koleksiyonu’ndan “Görünenler Görünmeyenler” isimli sergi 26 Şubat’a kadar Galeri G-art’da. (0212 296 08 76)

■ Yüksel Tamtekin’in sergisi 26 Şubat’a kadar Harmony Sanat Galerisi’nde. (0216 553 21 67)

■ Sevinç Altan’ın “Ayrıntı’nın Sevinç’li Kapakları” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde.(0212 393 81 11)

■ Neşe Gümüşcüoğlu’nun “Özgür Atlarım” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Tonguç Yaşar’ın “Renkahenk” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karikatür ve Mizah Merkezi’nde. (0212 256 42 58)

■ Toprak Turan Kara’nın “Sessiz Kadınlar Korosu” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Apeiron Sanat Galerisi’nde. (0212 234 10 58)

■ Gülay Yüksel’in “Kadının Rengi” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Ortaköy Kültür Merkezi’nde. (0212 23658 01)

■ Adile Gülan, Tülay Oskay Işın, Yusuf Özsarfati, Evrensel Derman ve Nihat Evren Derman’ın karma sergisi 29 Şubat’a kadar Tolga Eti Sanat Evi’nde.(0216 368 26 79)

■ Sümer Sayın’ın “Bir An İçin” isimli sergisi 29 Şubat’a kadar Art ON’da.( 0212 259 15 43)

■ Bir Fotoğraf Camı – Çektiği ve Çekemediği Fotoğraflarıyla Sabahattin Ali sergisi 3 Mart’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi CKM – Sanat Galerisi’nde. (0216 386 26 81)

■ Otoportre isimli karma sergi 3 Mart’a kadar Alanİstanbul’da. (0 2122529453)

■ Sanatla Kırk Bir Yılı Birlikte Yaşadık sergisi 7 Mart’a kadar Tatbiki Sanat Galerisi’nde (0 216 338 98 37)

■ Jose Maria Mellado’nun “Esrarengiz Manzaralar” adlı sergisi 10 Mart’a kadar Elipsis Gallery’de.(0212 244 89 00)

■ Halil’in “Tepme” isimli sergisi 31 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0212 292 5968)

■ Sultanlar, Tüccarlar, Ressamlar ve Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi Anadolu Yakası Fotoğrafları sergisi 1 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde. (0212 211 41 00)

■ İnci Eviner’in sergisi 6 Nisan’a kadar Salt Galata’da.

■ Kilden Suretler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan Antik Çağ Terrakotta Figürinleri sergisi 15 Nisan’a kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 284 63 63)

■ 20 genç ressamın “bir” kavramını yorumladığısergi 25 Nisan’a kadar Art&Design Gallery’de.

■ Musevitoğlu Atölyesi resim sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

ANKARA

■ Osman Akbay&Mustafa Cinel&Mustafa Hikmet Malkoç – karma resim – 9 Şubat’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

■ Suat Arıkan – resim – 10 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ Malik Bulut/Yüzleşme – resim – 11 Şubat’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

■ Osman Kerkütlü – resim – 18 Şubat’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Ercan Gülen – resim – 18 Şubat’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Hüseyin Şahbudak – resim – 18 Şubat’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

■ Baran Kamiloğlu – resim – 19 Şubat’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0 312 285 89 98)

■ Serdar Leblebici – resim – 22 Şubat’a değin – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ İbrahim Örs – resim – 25 Şubat’a dek – Takıantika Sanat Galerisi’nde. (0 312 436 37 88)

■ Cemil Eren – resim – 26 Şubat’a dek – Ankara Sanayi Odası Kültür Merkezi’nde. (0 312 417 12 00)

■ Habip Aydoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Bekir Coşkun’un kalemi ve Hasan Rastgeldi’nin fırçasından/Yazının Rengi – resim, yazı – 29 Şubat’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)

■ Canan Atalay/İçsel Manzaralar – resim – 2 Mart’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

■ Devrim Erbil – resim – 3 Mart’a dek – Helikon Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 78 01)

İZMİR

■ Karacasu Vakfı’nın kurduğu Aphrodisias Sanat Merkezi, 7-18 Şubat tarihleri arasında Prof. Dr. A. Ali Küpelioğlu’nun “Kapı Tokmakları”, İFOD Işıkla Boyama Fotoğraf Atölyesi’nin “Masallar” ve Naile Cimit’in seramik sergilerini ağırlayacak.

■ Ceyda Kiraz’ın “Koza Mucizesi” adlı resim sergisi 12 Şubat’a dek EÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde izlenimde. Aynı mekân 11 Şubat’a dek Nedim Sönmez’in ebru sergisine de ev sahipliği yapacak.

■ Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar-MÖTBE Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde Erkuter Leblebici’nin seramik sergisi 17 Şubat’a dek görülebilecek.

■ İzmir Suluboyacılar Derneği Profesyoneller Grubu’nun resim sergisi 25 Şubat’a dek Karabağlar Belediyesi Çalıkuşu Sergi ve Kongre Salonu’nda görülebilir.

■ İzmir Sanat Merkezi 13 Şubat’a dek Sevim Çınar’ın “İçimizdeki Kanatlar” adlı seramik sergisini ağırlayacak.

■ Yunus Koç ve Erol Özdayı’nın fotoğrafları Urla Fotoğraf Sanat Evi’nde 2 Mart’a dek izlenimde.

MERSİN

■ Oberhausen-Arttwin Genç Sanat Yarışması Sergisi, İçel Sanat Kulübü, Ayşe Uğural-Müfide İlhan Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 17 Şubat’a dek izlenime açık olacak. (0324 2381088)

MÜZİK

İSTANBUL

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Zeynep Üçbaşaran ‘Mozart ve Liszt ile Opera” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Nardis Jazz Club’da bugün saat 21.30’da “Yansımalar”, yarın saat 21.30’da “Serkan Çakıt Quartet”, çarşamba günü saat 21.30’da “Neşet Ruacan Grup”, perşembe günü saat 21.30’da “Ozan Musluoğlu Quartet ‘40th Day’”, cuma günü saat 22.30’da “Önder Focan Projesi – Swing A La Turc”, cumartesi günü saat 22.30’da “Sibel Köse Quartet” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Değer Deniz”, çarşamba günü saat 21.30’da “Alp Ersönmez Cereyanlı feat. İmer Demirer”, perşembe günü saat 20.30’da “HAOSSAA, Soft Gates, Hayvansaray”, cuma günü saat 23.30’da “Burn Dubstep Series: Emika”, cumartesi günü saat 23.00’te “Shantel DJ Set” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “Gürcan Ersoy”, perşembe günü saat 21.30’da “Ali Erel – Lansman Konseri”, cuma günü saat 21.30’da “Ghetto 5. Yıl Özel Hafta Sonu: Bibi Tanga and The Selenites”, cumartesi günü saat 23.30’da “Ghetto 5. Yıl Özel Hafta Sonu: Makossa & Megablast” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta çarşamba günü saat 21.00’de “Ayşe Saran”, perşembe günü saat 21.00’de “Hüseyin Delen”, cuma günü saat 22.00’de “Halil Sezai”, cumartesi günü saat 22.00’de “Yaşar” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde çarşamba ve perşembe günü saat 20.00’de “Russian Chamber Philharmonic St Petersburg” konseri izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘garajistanbul’da Avea Escape to Music kapsamında perşembe günü saat 21.00’de “Cat Power”, cumartesi günü saat 23.00’de “Dead Combo” konseri izlenebilir. (0 212 244 44 99)

■ ‘Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Gösteri Salonu’nda perşembe günü saat 19.30’da “Orçun Orçunsel” konseri izlenebilir. (0 212 219 16 97)

■ ‘Bronx’ta perşembe günü saat 22.00’de “A State of Mind”, cuma günü saat 22.00’de “Kurban”, cumartesi günü saat 21.00’de “Tramvay” konseri izlenebilir. (0 212 293 53 98)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde perşembe günü saat 21.30’da “Konstrukt & A Trio -İstanbul – Beirut”, cuma günü saat 20.00’de “Borusan New Series – Figura Ensemble”, cumartesi günü saat 21.30’da “Burçin Büke – Gözbebeğim” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da cuma günü saat 21.00’de “Melihat Gülses ile Bol Ahenk”, cumartesi günü saat 20.00’de “Okay Temiz – Ritmin Günü” konseri izlenebilir. (0 212 286 66 86)

■ ‘Romeo Juliet İstanbul’da cuma günü saat 21.00’de “Tatavla Keyfi”, cumartesi günü saat 22.00’de “Geveze & Zeliha Sunal ile Neşeli Maşrapa” konseri izlenebilir. (0 212 243 85 80)

■ ‘İstanbul Live’da cumartesi günü saat 21.00’de “Entu” konseri izlenebilir. (0 541 889 10 90)

■ ‘Ora Arena’da cumartesi günü saat 21.00’de “Zülfü Livaneli” konseri izlenebilir. (0 212 640 25 20)

■ ‘Salon’da cumartesi günü saat 22.00’de “Tonbruket” konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘İKÜ Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde pazar günü saat 20.00’de “Gheorghe Zamfir” konseri izlenebilir. (0 212 498 41 41)

ANKARA

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef Raoul Grüneis yönetiminde vereceği, Manfred Bellmann (obua), Iris Rath’ın (flüt) katılacağı konser 10 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)

ADANA

■ Adana Musıki Derneği’nin geleneksel, ‘Türk Sanat Müziği Konseri’ bugün 20.00’de Büyükşehir Belediye Tiyatro Salonu’nda gerçekleşecek. Ali İntizam ve Şükrü Birbaş’ın yöneteceği iki bölümlük konserde, saz ve ses heyeti ünlü bestekârların 26 eserini koro ve solistlerle birlikte seslendirecek. (0322 4579625)

MERSİN

■ İçel Sanat Kulübü’nün, Anadolu Türk Halk Müziği Topluluğu konseri, perşembe günü 19.00’da Akdeniz Belediyesi Konser Salonu’nda gerçekleşecek. O. Nihat Hatipoğlu’nun yöneteceği konserde, Mersin yöresi başta olmak üzere, çeşitli bölgelere ait ezgiler seslendirilecek. İçel Sanat Kulübü’nün, geleneksel, ‘Müzik Akşamları’ sürüyor. İSK Lokali’nde cuma günü 19.00’da gerçekleşecek gecede, Murat Denizeli’nin arşivinden, ‘Mum Işığında Çigan Müziği’ adlı dinleti sunulacak. (0324 2381088)

TİYATRO

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “At” Cuma, Cumartesi 20.00. Cevahir Sahnesi Salon 1’de “Yanık”, Cevahir Sahnesi Salon 2’de “Opera Komik” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Pazar 15.00. Küçük Sahne’de “Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk” Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçük Sahne’de “Temiz Ev” Perşembe, Cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Pazar 15.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar” Çarşamba, Cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Antigone” Salı, Perşembe, cumartesi 20.00, Pazar 15.00. (0 212 455 39 00)

■ Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Ufak Bir Hata”, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Otobüs”, Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Kargaşa”, Kağ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Bocuk”, K. Haldun Taner Sahnesi’nde “Binali ile Temir” , Ümraniye Sahnesi’nde “Aşk Halleri”, Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Rosenbergler Ölmemeli”, Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Günlük Müstehcen Sırlar” Çarşamba, Cumartesi 15.00 ve 20.30, Perşembe, Cuma 20.30, Pazar 15.00. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Uğur Böceği” 10.30 ve 13.30.

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Hangisi Baba” Cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00, “Külhanbeyli Müzikali” cumartesi 20.30, Pazar 15.30 “Benim Güzel Pabuçlarım” Pazar 11.00. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” Salı 20.30, “Medeni Hali: Kadın” Çarşamba 20.30. (0 212 252 59 35)

■ Ortaoyuncular’da “İşsizler Cennete Gider” Cumartesi 20.00, Pazar 18.00. (0 212 251 18 65)

■ Oyun Atölyesi’nde Tiyatroadam “Bölge Hastanesi” Salı 20.30, Oyun Atölyesi “Testosteron” Perşembe, Cuma, Cumartesi 20.30, Pazar 16.00. (0 216 345 39 39)

■ Dot’ta “Öksüzler” Perşembe, Cuma, Cumartesi 21.00, Pazar 17.00. “Süpernova” Perşembe, Cuma, Cumartesi 21.00.

■ Kumbaracı50’de “Sen Balık Değilsin Ki” bugün, “444” yarın, “Araf” Çarşamba, “Sinekler Sevişirken” Perşembe, “Hakiki Gala” Cuma, “Bernarda Alba’nın Evi” Cumartesi 20.30. (0 212 246 3589)

■ Semaver Kumpanya’nın “Paki ve Sevgi Çiçekleri” oyunu Cumartesi 11.30, “Büyük Ev Ablukada” Cumartesi 21.00 Çevre Tiyatrosu’nda. (0 212 585 59 35)

■ Tiyatro Kedi’nin “Kibarlık Budalası” oyunu Çarşamba, Cuma 20.30, “Kaplan Maplan” Cumartesi, Pazar 13.00 Tiyatro Kedi Blackout Sahnesi’nde, (0 212 257 79 36)

■ Duru Tiyatro’da “Sondan Sonra” cumartesi 20.45, (0 216 338 56 36)

■ İkincikat’ta bugün “Bulanık”, yarın ve Çarşamba “Yalnız Batı”, “Yok Oğlum, Biz Evdeyiz” perşembe, “Aut” Cuma, Cumartesi, “Tetikçi” Pazar 21.00. (0 212 292 32 47)

■ Maya Sahnesi’nde “Ford Mach 1 Bağdat Caddesi’nde” salı 20.30, “Psikoz” Çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” Perşembe 20.30, “Troyalı Kadınlar” Cuma 20.30, “Otobüs” Cumartesi 20.30, “Kayıp Eşya Bürosu” Pazar 13.00. (0 212 252 74 52)

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde, “Rab Şeytana Dedi ki” yarından itibaren 12 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Yastık Adam” 14-18 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Camdan Kalp/çocuk oyunu” 19 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Kafes Arkasında” yarından itibaren 11 Şubat’a değin cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 12 Şubat’ta saat 11.00’de, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 14-19 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Kerbela” 7, 10 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Tayyare Serüveni” 17 Şubat’ta saat 20.00’de, 19 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Kantocu” 7-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Benim Tatlı Meleğim/çocuk oyunu” 12 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Figaro” 7-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk tiyatrosu” 12, 19 Şubat’ta saat 11.00’de, “George Dandin” 14-18 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Hüzzam” 7-11 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da, “Kontrabas” 14-18 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da, “Stüdyo Sahne”de, “Üç Yönetmen Üç Oyun” 7, 10 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 Şubat’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 14, 17 Şubat’ta saat 20.00’de, 19 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 311 11 69)

VAN

■ Van Devlet Tiyatrosu, Yunus Emre Gümüş’ün yazdığı, Cem Zeynel Kılıç’ın yönettiği “Entrikalı Dolap Komedyası”nı 7, 8 Şubat saat 20.00’de AKM Samsun Devlet Opera ve Balesi Büyük Salon’da sahneleyecek. (0362-431 50 00)

■ Gazi Sahnesi’nde, Samsun Söz Sanat Merkezi, 6 Şubat Pazartesi ve 8 Şubat Çarşamba günü saat 20.00’de “Geç Kalanlar” adlı oyunu sahneleyecek. 7 Şubat Salı günü saat 20.00’de, Düşevi Oyuncuları’nın hazırladığı, Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Cem Kaynar’ın sahneye koyduğu “Süreyya” isimli oyun tekrar sahnelenecek. (0362-231 78 01)

TRABZON

■ Trabzon Devlet Tiyatrosu, Haluk Ongan Sahnesi’nde “Islık Sever Max” Çarşamba 13.00, Pazar 13.30, “Şahane Düğün” Perşembe ve Cuma 20.00, Cumartesi 15.00, 20.00. (0 462 230 10 44)

■ Trabzon Sanat Tiyatrosu, Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi Sahnesi’nde “Muammer Muammer” 8-14-21-24-28 Şubat’ta saat 20.00. (0 462 321 98 55)

ADANA

■ Adana Devlet Tiyatrosu, daha önce de sahnelediği, Orhan Kemal’in ölümsüz eseri ‘Murtaza’yı yarından itibaren yeniden sahneleyecek. Işıl Kasapoğlu’nun yönettiği oyun hafta içi her gün 20.00’de, cumartesi 15.00 ve 20.00’de yinelenecek. ADT sanatçıları, Harun Özer’in yazdığı ve Ebru Kara’nın yönettiği, ‘Kayıp Bolluk Ülkesi’ adlı çocuk oyununu da yine pazar günleri 11.00, çarşamba günleri ise 14.00’te küçük seyirciler için sahnelemeyi sürdürüyor. (0322 3523355)

OPERA BALE

İSTANBUL

■ Kadıköy Süreyya Opera Sahnesi’nde yarın ve perşembe günleri saat 20.00’de “Don Kişot” adlı bale gösterisi, pazar günü saat 11.00’de ise “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk müzikali seslendirilecek.

(0216 346 15 31)

ANKARA

■ Opera Sahnesi’nde, “Don Giovanni/opera” bugün ve 15 Şubat’ta saat 20.00’de, “Zorba/bale” 9 ve 16 Şubat’ta saat 20.00’de, “Başlangıç/modern dans” 11 Şubat’ta saat 20.00’de, “Çakırcalı Efe/dans tiyatrosu” 13 Şubat’ta saat 20.00’de, “Yusuf ile Züleyha” 18 Şubat’ta saat 20.00’de, “Oda Müziği/konser” 19 Şubat’ta saat 20.00’de.

(0 312 324 68 01)

■ Leyla Gencer Sahnesi’nde, “Sihirli Dünya/çocuk müzikali” 19 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 324 68 01)

MERSİN

■ Mersin Devlet Opera ve Balesi, bugün 14.00’te, piyano eşlikli ‘Şan Konseri’ ile sanatseverlerin karşısında olacak. Çarşamba günü 13.00’te ‘Okul Konseri’ ile öğrencilerin karışısına çıkacak olan MDOB sanatçıları, perşembe günü 20.00’de W. A. Mozart’ın, ‘Cosi Fan Tutte’ adlı 3 perdelik operası ile sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşatacak. (0324 2379130)

SAMSUN

■ Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde 6 Şubat Pazartesi günü saat 20.00’de “La Boheme” adlı opera gösterisi, 9 Şubat Perşembe saat 20.00’de “Amazonlar” adlı bale gösterisi, 10 Şubat Cuma günü saat 14.00’te “Kuklacı” adlı çocuk oyunu sahnelenecek. (0362-431 50 00)

Varlık, E, Hişt, Budala, Yasakmeyve, Başka, Öteki- Siz, Kitaplık, Özgür Edebiyat, No, Kırkaltı Karakalem gibi dergilerde yazı ve şiirleri yayınlanan, edebiyatçılarla yaptığı söyleşilerle ve yazılarıyla da Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinin kitap eklerinde yer alan Şair Deniz DURUKAN ile Kötü Şair Şerafettin ’in sohbet ve şiirleri dinleyiciler için heyecan verici ve zevkliydi.

Özellikle, Müzik alanındaki çalışmalarını Türk Rock 2000 ve Türk Rock 2001 adıyla kitaplaştıran Durukan, 2004 yılında yayınlanan “ İyiler Siyah Giyer “ adlı ilgi uyandıran kitapları hakkında Kötü Şairin ve  katılımcıların sorularını cevapladı.

Söyleşinin ardından kitaplarını imzalayan Şair Deniz DURUKAN ‘ a ve daha önceki programlara katılan ve katılacak olanlara Nar Sanat Olarak teşekkür ederiz.